Pena Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pena Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/12/2017

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius || Kitap Yorumu

Ağustos 12, 2017 2 Yorum
Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius


 Gerçek yaşam öykülerini okumayı çok seviyorum. Yaşananlar ve yaşanmışlıklar beni çok etkiliyor. Hayalet çocuk da gerçek bir yaşam öyküsünü anlatıyor, Martin Pistorius'un öyküsünü...

  12 yaşına kadar normal bir çocuk Martin. Koşup oynayan , okula giden, arkadaşları olan ve elektronik eşyalere merakı olan. 12 yaşında bir gün hastalanıyor. Önce boğazı ağrımaya başlayan Martin , sonra halsizleşmeye başlıyor. Doktorlara götürüyor annesi. İlaçlar veriyorlar işe yaramıyor. Sonra psikolojik olduğu söyleniyor ... Derken bir dün Martin'in dünyası kararıyor.

   Tamamen bilinçsiz hale gelen Martin için doktorlar fazla yaşamaz diyorlar. Ailesi ne yapacaklarını şaşırsalar da çocuklarını bırakmıyorlar. Tam olarak hastalığının ne olduğu da bilinmiyor.

  Tıbbın anladığı alanın çok dışına yolculuk etmiştim. Ejderhaların uyuduğu diyarda kaybolmuştum ve beni kimse kurtaramadı. 

  Dört yıl evet tam dört yıl bilinçsiz olarak karanlıkların i,çerisinde kalıyor Martin.  Bir gün yüzeyden gelen ışığı fark edesiye kadar. 16 yaşında yavaş yavaş bilinci yerine gelmeye başlıyor. Çevresinde olan biteni duyuyor, onları görüyor . Fakat tepki veremiyor. Vücudu adeta onun için bir hapishane olmuştur.

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius

Çevresinde kimse onun kendisine geldiğini, bilincine kavuştuğunu anlamıyor. Ailesi bile...

         Yedirildim, yatırıldım, silindim ve temizlendim ama hiç fark edilmedim. 

                        Baba! Buradayım! Göremiyor musun? 

   Kaldığı rehabilitasyon merkezinde işkence görüyor. Çimdikleniyor, hakarete uğruyor. Fakat hiç birisine tepki veremiyor. Zorla yemek yediriliyor. Bazen çok sıcak ağzını yakıyor bazen de buz gibi. Zorla ağzına tıkıştırılan yiyecekleri kusacak olsa da kusmuğu yediriliyor ve onun yapabildiği hiçbir şey yok. Hatta taciz ve tecavüze de uğruyor...

   Herkes kötü davranmıyor tabii. Aralarında iyi olanlar da var Virna gibi. İlk olarak Virna fark ediyor Martin'in onları anladığını ve çevresini fark ettiğini.

   İşte o zaman anladım, ailelerin bizi kaldıran kişiler olduğunu ama yabancıların da - hiç farkında olmasalar da - bizi kurtarabileğini. 

  İlk hastalandığından on üç buçuk yıl sonra Martin , Virna'nın gayretleri ile Geliştirici Alternatif  İletişim Merkezi'ne değerlendirmeye giriyor ve orada Martin'in her şey anladığı ortaya çıkıyor. Onun için en uygun iletişim şeklini buluyorlar ve Martin sonunda kendisini ifade etmeye başlıyor....

 Zaman alacak ama en azından çevremdekilere , daha önce düşünmedikleri şeyleri anladığımı gösterebilecektim. Bebekler her gün şikayet etmeden mama , püre yiyebilirdi ama ben yakında birisinden tuzu uzatmasını rica edebilecektim. Hayatımda ilk kez yemeğime tuz ekebilecektim. 

Kitap bu kadar mı ?... Tabii ki değil . Martin 'in hayatı daha yeni başlıyor. Kitapta tam zorluklara rağmen onun ne kadar ilerleme kaydettiğini ve başarılarını okuyoruz. Ona embesil ,  öküz diyenlere inat aslında ne kadar zeki birisi olduğu ortaya çıkıyor.

  Bedenin engelli olması beynin de engelli olduğu anlamına gelmiyor. Bizim hiç düşünmeden çok basit olarak yaptığımız hareketleri Martin'in vücudu yapmıyor. Beynine itaat etmiyor. İtaat eden tek bir el bile olsa bu el ile Martin kendisini anlatmayı başarıyor.

  Çok etkileyici bir kitap Hayalet Çocuk. Okurken çok duygulandım ve Martin'in ilerlemesine ve azmine hayran oldum. Gerçek yaşam öykülerinden hoşlanıyorsanız bu kitabı kaçırmayın.




Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius Kitabın Adı :Hayalet Çocuk
Yazar :Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius
Yayınevi :Pena Yayınları
Orjinal adı : Ghost Boy
Çevirmen : Bige Turan Zourbaki
Sayfa Sayısı :312


Bedenine hapsolan bir çocuğun mucizevi kaçışı. 12 yaşında tekerlekli sandalyeye mahkum olan, hiç hareket edemeyen, konuşamayan ama etrafındaki dünyayı tüm gerçekliğiyle algılayan Martin Pistorius'un mucizevi gerçek hikayesi

12 yaşındaki sıradan bir çocukken, 1988 kışında, basit bir boğaz ağrısıyla başlayan ve anlaşılmaz bir şekilde ilerleyen hastalığı, hareket etme yeteneğini ve konuşma yetisini elinden aldı. Kısa süre içinde bütün yaşamsal fonksiyonlarını kaybetti ve 3 yıl süren bir komaya girdi. Birçok hastalık için tedavi gördü ama doktorlar asıl nedeni hiçbir zaman bulamadı. 16 yaşında mucizevi bir şekilde bilinci tekrar açıldı, vücudunu hareket ettiremese de etrafında neler olduğunu anlayabiliyordu. Kendi bedenine hapsolmuş bir şekilde, orada olduğunu göstermeye çalışarak yıllarca bekledi. Sonunda bir terapist Martin'in onu gerçekten anladığını görebildi. Martin, hâlâ hayatta olduğunu kanıtladığında 25 yaşındaydı.

Bedenim, içinden kaçamadığım bir hapishane: Konuşmaya çalışsam, sessizim; kolumu kaldırmak istesem, yerinden oynamıyor. Zihnim sıçrıyor, atlıyor, parende ve taklalar atarak zincirlerini kırmaya çalışıyor, gri bir dünyada aniden çakan bir şimşek gibi pasparlak renkler çıkarıyor. Ancak kimsenin haberi yok çünkü onlara söyleyemiyorum. Beni boş bir kabuk sanıyorlar.

Yirmi beş yaşındayım fakat geçmişe dair anılarım, kaybolduğum deliğin içinde canlanıp hayata geri döndüğüm dönemden itibaren başlıyor. İnsanların on altıncı yaş günümden bahsedişlerini ve çenemde çıkan sakalları tıraş etsek mi etmesek mi diye konuştuklarını duymak, karanlığın içinde ışıklar yanıp söndüğünü görmek gibiydi. Söylenenleri işitmek beni korkutmuştu çünkü her ne kadar dolu bir geçmişim ya da hatıralarım olmasa da çocuk olduğumdan emindim ve konuşan sesler yakında erişkin olacak bir insandan bahsediyordu. Sonra üstünde tartıştıkları kişinin ben olduğumu anladım, hatta her günün sonunda gördüğüm bir annem ve babam, kız ve erkek kardeşim olduğunu fark ettim. Hani bazı filmler vardır, insanlar hayalet olarak dünyaya geri döner ama öldüklerinden haberleri yoktur. İşte halim aynen öyleydi, insanlar beni görmeden bakıyordu ve nedenini anlayamıyordum.


                                                            Kozmokitap

1/04/2017

Kelebek Adası - Sarah Jio || Kitap Yorumu

Ocak 04, 2017 2 Yorum
Kozmokitap

  Sarah Jio ile Böğürtlen Kışı kitabı ile tanıştım. Yazarın anlatım tarzı ve kitabın konusuna bayılınca yazarın üç kitabını daha aldım ve okudum. Arada zaman bıraksaydı daha iyi olurdu. Üst üste aynı yazarın kitaplarını okuyunca , konular farklı olsa da tarz aynı olunca bir molaya ihtiyaç duyuluyor. Çünkü bir nokta da yazar kendisini tekrar ediyormuş gibi hissettim.

   Bu durumdan sonra neredeyse bir yıldır hiç Jio kitabı okumadım. Kelebek Adası yayımlandığı zaman yazarı özlediğimi fark ettim ve hemen kitabı aldım.

   Yazarın belirgin bir tarzı var kitaplarında. Geçmiş ve bugünde geçen iki farklı olay ve farklı karakterler anlatılıyor ve bir noktada bu olaylar birbirleri ile bağlanıyor. Kelebek Adası'nda ise yine geçmiş ve gelecek var fakat bu kitaptaki farklılık hep aynı karakterden bahsedilmesi. Bu farklılık benim hoşuma gitti. Üstelik kitabın başında yazarın Türk okuyuculara sevgilerini göndermesine bayıldımmmm..... Üstelik yazarın kitabı ilk önce Türkiye'de yayımlanmıştır....

  Charlotte yeni evlenmiş ve balayı için gemi seyahatine çıkmıştır. Eşini deniz tuttuğu için balayı çok da istedikleri gibi gitmemiştir. Bermuda da mola verir gemileri. Burada bir tekne ile korsan gemisi gezisine katılacaklardır. Son anda eşi gemide unuttuğu bir eşyayı almak için gemiye dönünce Charlotte   geziye yalnız katılır. Bu noktada benim antenler çalışmaya başladı ve aklıma eşini bu gezide öldürteceğini düşündüm. Genelde balayı katilleri görülmemiş olay değildir. O kadar polisiye okuyunca bunu düşünmem çok olası değil mi? Fakat bu bir polisiye değil romantik bir kitap:)))) Bunu unutmamak gerekiyor.... :DDD  Geziye çıktıkları tekne kaybolur ve bu teknede sadece Chorlotte  ve Grey sağ olarak kurtulurlar ve kendilerini gizemli bir adada bulurlar.....

   Romantik , hızla okunan, okurken sıkılmadığım ve çok sevdiğim bir kitap oldu Kelebek Adası . Kalemine sağlık Sarah Jio .....


Kelebek Adası - Sarah Jio 

Kitabın Adı :Kelebek Adası
Yazar :Sarah Jio
Yayınevi :Pena Yayınları
Orjinal adı : Back To You
Çevirmen :F. Zeynep Öztürk
Sayfa Sayısı :288


Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, "Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum," diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gündoğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.


                                                           
Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.