7/31/2014

Milena'ya Mektuplar - Franz KAFKA

Temmuz 31, 2014 0 Yorum
   
Milena'ya Mektuplar - Franz KAFKA


    Milena Jesenska 23 yaşında yetenekli bir kadındır. O dönemde 36 yaşında olan Kafka'nın eserlerini Çekçeye çeviriyordu. Tanışmaları da bu vesile ile olmuştur. Başlangıçta sadece iş amacı ile olan bu yazışmaları zamanla kişiselleşmiş ve aralarında bir bağ oluşmasına sebep olmuştur. Yazışmaların olduğu dönemde Milena evlidir. Bu durum birbirlerini sevmelerine engel olmamıştır. Kafka mektuplarında günlük hayatından, hastalığından ( Kafka verem hastasıdır. Milena da bu hastalıktan muzdariptir. ) , Milena'ya duyduğu sevgiden ve özlemden bahsetmektedir, Mektuplarından birisinde "  Kalbimde sen varsan her şeye katlanabilirim " demektedir. 1920-1924 yılları arasında yazışmaları sürmüştür. Bu süre zarfında sadece 3 kez yüz yüze görüşmüşlerdir. Milena'nın mektuplarının akıbeti tam olarak bilinmediği için kitapta sadece Kafka'nın mektuplarına yer verilmiş. Milena'nın duygularının yansımalarını Kafka'nın yanıtlarından biraz anlıyoruz. "Evet , haklısın onu seviyorum. Ama Franz seni de seviyorum . " dediğini yine Kafka'nın mektubundan anlıyoruz. Kitabı okurken bu sebeple bir yarım kalmışlık , eksiklik hissi oluşuyor. Kafka'nın kendi monoloğu gibi geliyor bazen. Bazı bölümlerde Milena'nın bir sorusuna cevap yazdığı için konuya tam olarak adapte olunmuyor. "Korku ile ilgili yazmaya söz verdiğin şey beni de biraz korkutuyor." gibi. Burada yazmaya söz verdiği şey ne anlayamıyoruz. Kitabın sonunda 3 Haziran 1924'te ölen Kafka için yazdığı anma yazısı ve Max Brod'a yazdığı mektuplar sayesinde az da olsa Milena'nın sesini duymuş oluyoruz.

Milena'ya Mektuplar - Franz KAFKA

    Bu kitabı okurken bir roman ya da bir hikaye olmadığını unutmamak gerekiyor. Bu bir insanın en içten duygularını dile getirdiği özel mektuplarıdır. Bu nedenle sürükleyicilik beklenmemelidir. Doğruyu söylemek gerekirse kitabın başlarında sıkılmadım dersen yalan olur. Yaklaşık 40-50 sayfa okuduktan sonra bu tek yönlü  mektuplar beni etkilemeye başladı. Bizden yaklaşık 90 yıl önce yaşamış bir insanın özel yaşamını , duygularını öğrenmek biraz tuhaf bir duygu....

Kitabın Adı :Milena'ya Mektuplar
Yazar :Franz Kafka
Yayınevi :Tutku  Yayınları
Orjinal adı :Briefe an Milena
Çevirmen : Derya Öztürk
Sayfa Sayısı :392

Kafka Prag'da tanıştığı gazeteci Milena'nın öykülerini Çekçe'ye çevirmesini ister. Kafka'nın bu isteği ilişkilerinin başlangıcı ve aralarındaki yazışmaların toplandığı "Milena'ya Mektuplar" adlı eserin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kafka'nın hayatının sonuna kadar süregelen ve bir roman havasında ortaya çıkan bu yazışmalar ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanmışlığın tasvirine dönüşmüştür.

Kafka'nın de altını çizdiği gibi, "Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, çünkü onlarda aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşamaz, hayaletler yolda yalayıp yutarlar onları."







Franz Kafka Kimdir ? 

Franz Kafka Yahudi asıllı Praglı yazar 3 Temmuz 1883 yılında doğdu. Liseden 1901 yılında mezun oldu ve ardından Prag’taki Karl-Ferdinand Üniversitesine girdi. Kafka, Hukuk tahsilli yazarlardan biriydi. Eserlerinde suç, özgürlük, yabancılaşma gibi dönemin edebiyatında sıklıkla işlenen temalara ve konulara değindi. Despot bir babası vardı ve Kafka’nın babasıyla ilişkisinin etkileri eserlerine yansımaktaydı. Kafka, 3 Haziran 1924’te 40 yaşında öldüğünde ardında birkaç eser bıraktı. Bu eserlerden en çok bilinenleri Dava, Dönüşüm, Şato ve Milena’ya Mektuplar adlı eserleriydi.

Kafka, yakın arkadaşı Max Brod’a eserlerinin hepsini yakmasını vasiyet etti. Kafka’nın vasiyetini yerine getirmeyen Max Brod, Kafka’nın dünya edebiyatında önemli bir konuma gelmesini sağladı.


 Franz Kafka'nın Okuduğum Diğer Kitapları :

Milana'ya Mektuplar 

Aforizmalar



                                                            Kozmokitap

7/28/2014

İyi Bayramlar

Temmuz 28, 2014 0 Yorum
kozmokitap

        Umutla , özlemle beklediğimiz  Ramazan Bayramı nihayet geldi. Bu güzel günde sevdiklerimize onları bir kez daha ne kadar çok sevdiğimizi söyleyelim. Küslerin barıştığı, savaşların sona erdiği, çocukların artık ölmediği, barış içerisinde bir bayram diliyorum. BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN....

kozmokitap


7/24/2014

Kitap Mimi

Temmuz 24, 2014 1 Yorum

mim


   Sevgili Kitap Keyfim beni mimlemiş. Çok keyifli sorulardan oluşan bu mime katılmamak olur mu? Keyif alarak cevapladım soruları. Bir kez daha Kitap Keyfim'e teşekkür ediyorum.
    Şimdi soruları cevaplamaya geçelim. Umarım okurken siz de benim kadar keyif alırsınız:))
 
-Ne sıklıkla kitap okursunuz?
Her gün az da olsa okuyorum.


-En sevdiğiniz yazarlar?
Tess Gerritsen, Lisa Gardner, Ted Dekker.

-En beğendiğin kitaplar?
Güneş Çavması, Cerrah, Tess birkaç tane daha var da şimdilik bunlar aklıma gelenler.

-Yerli/yabancı hangi yazarların kitaplarını tercih edersin?
Yabancı yazarların kitapları bana daha yakın geliyor.

-Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?
Rizzoli ve Isles serisi.

-Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?
Tıbbi-gerilim kitaplarını çok seviyorum.

-En son hangi kitabı okudun?
Ölümsüz Juliet.

-Şu an hangi kitabı okuyorsun?
Sttefan Zweig - Santranç bugün okumaya başlıyorum.

-Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?
Kitap bloglarını takip etmeyi ve okumayı seviyorum. Kitap okumuyoruz denilen ülkemizde aslında kitap okuyan büyük bir kesim olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Kitap bloglarının sayısı arttıkça seviniyorum.

-Kitap okumak sizin için neyi ifade ediyor?
Yaşamı ifade ediyor. Yaşam kadar güzel , yaşam kadar zorunlu...

Daha önce kimseyi mimlememiştim. Bu sefer mimi  Elvan'ın Kitap Rüyası ve figend06(kitaplık) size paslıyorum:)))


                                                     

7/21/2014

Şans - Karen Kingsbury

Temmuz 21, 2014 4 Yorum
 
kozmokitap

Bu kitap ile Karen Kingsbury ile tanışmış oldum. Yazarın yayınlanış 40 tan fazla romanı varmış, tanışmamız maalesef biraz geç oldu :(  Dilindeki sadeliği, konuyu okuyucuyu sıkmadan anlatış tarzını ve romandaki tüm duyguları bana hissettirmesini sevdim. İtiraf etmeliyim ki kitabın sonlarına doğru gözyaşlarımı tutamadım. Benim hassas bir dönemime mi denk geldi , kitap duyguları çok iyi mi yansıtıyor karar veremedim. Artık

7/17/2014

Sessiz Oda - Lori Schiller

Temmuz 17, 2014 0 Yorum
    Konusu hakkında bilgi sahibi olmadan, arka kapak yazısını okumadan sadece kapak resminden etkilenip aldığım nadir kitaplardan birisidir. Doğruyu söylemek gerekirse gerilim romanı olduğunu düşünerek almıştım ki bu konuda yanılmışım.
kozmokitap

   Kitabın yazarı olan Lori aynı zamanda kitabın baş kahramanı. Lori gerçek öyküsünü tedaviler sanrası hatırlayabildiği kadarıyla dile getirmiş. Hatırlayamadığı kısımlarda ise ailesi, arkadaşları ve doktorlar devreye giriyor. Lori sağlıklı bir genç kızken bir gün sesler duymaya başlar. Bu şizofrenin başlangıcıdır. Evet Lori bir şizofren hastasıdır ve bize bu hastalığı tanımamız, şizofren hastası olanların neler hissedebileceğini göstermek

7/14/2014

Son Kamelya - Sarah Jio

Temmuz 14, 2014 3 Yorum
    Sarah Jio'nun son kitabı olan Son Kamelya'yı biraz gecikmeli de olsa sonunda okuyup bitirdim. Bu kadının kalemini seviyorum. Okumaya başlayınca bütün dertler , sorunlar bitiyor ve farklı bir aleme dalıyorum sanki.
kozmokitap
    Kitabın kapak tasarımı her zamanki  gibi çok hoş. Yazarın ilk olarak Böğürtlen Kışı romanını okuduğum zaman çok etkilenmiştim. Zamanla diğer kitaplarını da okudukça tarzına alıştım sanırım. Bu yazarın okuduğum dördüncü romanı ve beni çok da şaşırtmadı. Aynı melodinin üzerine yazılmış  farklı sözleri olan bir müzik bestesi gibi. Hoş vakit geçirmek için güzel bir kitap fakat beklentinizi fazla yüksek tutmamanızı öneririm.

7/12/2014

Soğuk Taşlar - Osman Aysu

Temmuz 12, 2014 0 Yorum
       
    Başlamışken elimdeki bütün ( 2 adet) Osman Aysu kitaplarını sırası ile bitireyim dedim. Kitapları okurken çok fazla kafa yormaya gerek olmadığı için su gibi akıyorlar. Bu kitabı da bir günde bitirdim. Yine polisiye-gerilim tarzında bir kitap Soğuk Taşlar. Arada birkaç nadir kullanılan kelime ( örneğin kaşane )olsa da genel olarak sade bir dille yazılmış. Sıkılmadan okunacak bir kitap.

kozmokitap

7/10/2014

Casus - Osman Aysu

Temmuz 10, 2014 0 Yorum
    Casus
    
   Osman Aysu ile ilk defa At Kuyruklu Adam kitabı ile tanıştım. Çok sevdiğim Türk yazarlardan birisidir kendisi. Anlatım tarzındaki sadeliği, konuyu gereksiz uzatmamasını seviyorum. Gereksiz tasvirler ya da karakterlerin en ince ayrıntısına kadar anlatımı yok. Mühim olan konunun aslı ve onu da çok güzel anlatmış yazar.

     Casus polisiye-gerilim türünde bir kitap. Baş kahramanımız Samim ismimde yirmi yıl önce MİT' ten emekli olmuş yetmiş yaşında birisi. Eski bir KGB ajanının ülkede olduğu düşünülüyor ve Samim Beyden onu teşhis etmesi isteniyor ve maceramız böylece başlıyor. Bu KGB ajanı otuz yıl önce Samim Beye bir hafta inanılmaz işkenceler yapan bir sadist. Ajanı teşhis etmesinin sonrasında Samim eski bir arkadaşının kızı olan MİT ajanı Hazal'ın yardım istemesi ile birlikte olayların ve bir sürek avının içerisinde kendisini bulur. Sonrasında ise olaylar farklı pencerelerden bize aksettiriliyor. Samim'in gözünden olaylara bakarken farklı bir bölümde Hazalın ya da peşlerinde oldukları kimselerin gözünden olayları görüyoruz. Sıkılmadan, keyifle okuyacağınız bir kitap olmuş. Ben bir günde kitabı bitirdim. Başlayınca sizi yormadan akan bir öykü. Tavsiye edilir:)))







Kitabın Adı : Casus
Yazar : Osman Aysu
Yayınevi : Sonsuz Kitap
Sayfa Sayısı :320


“…Onu tanıyamamak sinsi bir korku gibi yüreğini kapladı. Aradan otuz sene geçmişti; zamanın yaratacağı değişiklik inkâr edilemeyecek kadar önemliydi. Onu KGB’nin sorgu odasındaki son hâliyle gözlerinin önünde canlandırdı. Beklediği kişi o tarihlerde gencecik bir görevliydi. ince, zayıf ve sarışın. Ama tanıdığı en acımasız ve gaddar ajanlardan biriydi. Tam bir hafta kendisini sorgulayıp, işkence etmişti…” Emekli ve yaşlı bir ajan: Samim Vardar. Teşkilat ondan bir şüpheliyi teşhis etmesini istiyor. şüpheli, bir işkence tezgâhında ona hayatının en büyük kâbusunu yaşatan kişi olabilir. Ve Samim Vardar, geçmişte yarım kalmış gibi görünen hesapların, bir gün tamamen kapanmak üzere insanın karşısına çıkabileceğinin gerçeğiyle yüzleşiyor.


                                                            Kozmokitap

7/07/2014

İlk Gün - Marc Levy

Temmuz 07, 2014 0 Yorum

  Marc Levy'nin okuduğum ilk kitabıdır İlk Gün. Son olur mu hayır. Bir kitapçıda 5 tl lik kitapların arasında görüp arka kapağını çok beğendiğim için aldığım bir kitap. Böyle güzel bir kitabı değerinin çok altında almış olduğum için çok mutluyum.

    Kitabın kapak tasarımı çok etkileyici. Beni kendisine çeken de biraz kapak oldu. Ben kapak tasarımını çok başarılı buluyorum.

    " Gün doğumu nerede başlar ? " kitap bu soru ile başlıyor. Astrofizikçi olan Adrian'ın günlüğünü okuyoruz kitapta. Çocukluğundan beri Adrian'ın aklındaki sorudur bu "gün doğumu nerede başlar " . Astrofizikçi olunca da bu konuyu araştırmaya başlar, evrendeki ilk gün ışığını. Bir paleoantropolog olan Keira  Endenozya'da Omo Vadisinde kazı çalışmaları yürütmektedir. O da ilk insanı bulabilmek için çalışmalarını yürütmektedir. Bu bölgede yaşayan küçük bir çocuk olan Harry , Keira 'ya bir kolye hediye eder. Hikayemizin merkezinde Adrian , Keira ve kolye yer alır. Bir vakfın, seçilen araştırmalara ödenek sağlayacağı  bir toplantıda Adrian ve Keria karşılaşırlar. Bu karşılaşma ikisinin de hayatını değiştirir. Keira'nın kolyesinin gizemini çözebilmek için Omo Vadisinden Londra'ya, Paris'ten Yunanistan'a,oralardan da Çin'e macera dolu bir yolculuk yaparlar. Bu tehlikeli bir maceradır, peşlerinde de uluslararası bir örgüt vardır. İlk yapraktan son yaprağa kadar insanı esir eden, peşinden sürükleyen bir kitap.Heyecan , aksiyon, gerilim, gizem ve biraz da  romantizm . Hepsini kitapta bulabilirsiniz.  Kitabı şahsım adına ben çok sevdim. Bittiği zaman bir yarım kalmışlık hissi yarattı ki araştırınca yazarın kitabın devamı niteliğinde olan bir kitabı daha olduğunu öğrendim. Diğer kitabı olan "İlk Gece " yi mutlaka alıp okumayı düşünüyorum. Umarım en kısa zamanda devam kitabını bulabilirim.

İlk Gün
Le Premier Jour
Marc Levy
Çeviren: Ayça Sezen
Can Yayınları
421 sf

7/02/2014

Gördüğüne Asla İnanma - Mario Mazzanti

Temmuz 02, 2014 1 Yorum
kozmokitap


    Şah Mat'ın yazarının ikinci kitabı olur kendileri. Yazarımızın tıp doktoru olduğunu biliyor muydunuz? Tıp fakültesinden her şey çıkar kırk yılda bir de doktor çıkar derlerdi haklılarmış. Mario Mazzanti  severek okuduğum ikinci doktor yazar. Diğeri ise Tess Gerritsen. İtalya'da tüm üniversite bitirenlere doktor denildiğini biliyor muydunuz? Kitabı okurken bu yüzden şaşırmayın , herkese kitapta doktor diye hitap ediyorlar.

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.