Kozmokitap >> Kitap Blogu

Körleşme - Elias Canneti

Körleşme - Elias Canetti

  Uzun zamandır okumayı istediğim fakat gerek kalınlığından dolayı gerek zor okunduğu düşüncesiyle ön yargıya sahip olduğum için okumayı hep ertelediğim bir kitaptı Körleşme . Zaten bu ön yargılar bizi hep engelleyen . Kalın bir kitap Körleşme kalın olmasına da okunması ise bir o kadar kolay . Yalın ve sade anlatım ile yazılan kitap çok rahat okunuyor . Okurken bizi zorlayan esas unsur karakterler...

  Kitaba geçmeden önce yazar Elias Canneti'den bahsetmek istiyorum. 1905'te Bulgaristan'da doğmuş olan yazar Osmanlı Yahudisi imiş. Zorunu göç sebebi ile birçok ülkeyi gezip oralarda yaşayan yazan kitaplarını Almanca yazmıştır. Körleşme 'yi yazdığında henüz yirmi altı yaşındadır yazar. Kafka'nın Dönüşüm isimli eserinden etkilenerek basit ve yalın bir anlatım ile yazar kitabını . Her ne kadar yalın ve basit bir anlatımı hedeflemiş olsa da kitabının 500 küsur sayfa olmasını engelleyemez. 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü aldığında yazar 76 yaşındadır . Edebiyatçılar tarafından James Joyce ve Dostoyevski ile kıyaslanır Elias Canneti .

Elias Canneti , Körleşme'yi üç bölüme ayırmış. Her bölümü nakış işler gibi işleyerek oluşturmuş yazar. Her bir karakter , karakterlerden beklenen davranışlar ve olan olayları oldukça güzel tasarlamış yazar.

 İlk bölümün ismi “Dünyasız Bir Kafa”  . Bu bölümde kitabın ana karakteri olan Kien'i tanıyoruz. Kien kendi tabiri ile bir kitaplık sahibi , aynı zamanda da dünyanın en iyi sinologu. Tüm zamanını kitap okuyarak , çeviriler yaparak ve makaleler yazarak geçiriyor. Üniversitelerde kendisine bir kürsü vermek isteseler de o kabul etmiyor. Çünkü bir yere bağımlı olmak istemiyor. 25 000 kitabı ile evinde tüm zamanını kendi işlerine vermek istiyor. Para derdi de yok çünkü kendisine kalan miras ile yaşıyor. Belki bu yüzdendir paranın hesabını tutmaması belki de aşırı kitap düşkünlüğünden...   Kien'in hayatta tek önem verdiği şey kitaplardır. Onun dışındakilerin önemi yoktur. Bu anlamda bencildir , insanları cahil olarak görür. Bu nedenle arkadaşı da yoktur. Evinin temizliği ve özellikle de kitaplarının da temizliği için evine bir hizmetçi tutar. 8 yıl yanında çalışan Therese onun huylarını ve zaaflarını öğrenip onun eşi olacaktır. Ah o Therese beni bitirdi kitap boyunca . O davranışları hele de o kolalı mavi eteği ... Olmaz olsun böyle bir karakter. Kİtap boyunca öyle karakterler görüyoruz ki gerçek hayatta bir araya gelmesi neredeyse imkansız karakterler . Yine de çevremizde yok mu böyle insanlar !!!

  Sadece kendisi ve kitapları ile ilgilenen bir adam ve ondan evliliğin gereğini bekleyen bir kadın . Bu kadın ki kitaplarla aslında hiç alakası yok. Bu tuhaf çiftin evliliği ve yaşamını okurken sinir olacaksınız. Kien öyle kendi içine kapanmıştır ki tüm dünyaya karşı körleşmiştir. Yalnızlığı çoğumuz severiz ve ben de kitapları çok severim ama Kien gibi saplantı seviyesinde ya da çevreme karşı körleşecek kadar değil ...

“Körlük, zamanı ve mekânı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları gerek kapsamları bakımından pek yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden bir körlükte bulur. Evrende egemen olan kuram, körlüktür. Körlük, birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yan yana bulunmalarına olanak tanır. Zamanın artık çekilmez olduğu, taşınması olanaksız bir yüke dönüştüğü noktada koparılabilmesi ancak körlüğün yardımıyla düşünülebilir”

İkinci bölüm ise " Kafasız Bir Dünya " . Bu bölümde dışarıya , dış dünyaya açılıyor Kien. Burada Fischerle ile tanışıyor. Bu bölümün öne çıkan karakteri .Kambur bir cüce olarak tarif ediliyor ve en büyük hayali Amerika'ya gidip satranç şampiyonu olmak. Kien'e yardım eder görünüyor bu karakterde fakat aslında yine onun zaaflarını öğrenip onu kandırma derdinde. Aslında kitaptaki çoğu karakter kitapları kullanarak Kien'e yaklaşıp onun parasını alma derdinde.

  Üçüncü ve son bölümde " Kafadaki Dünya " .  Bu bölümde emekli polis memuru ve aynı zamanda da Kien'in kapıcısı  olan Benedikt'i yakından tanıyoruz. Bu karakter de ne sevgi ne de sempati duyabileceğimiz bir karakter. Bu da yardım etmek için Kien'i evine alır . Ancak yaptıkları amacını aşar. Bu arada bu karakterin de geçmişine göz atıyoruz ve aslında ne kadar sevilmeyecek bir karakter olduğunu anlıyoruz. Aslında en başlarda yazar bunun ip uçlarını vermişti bize.

  Kitap boyunca saçma sapan davranışlarda bulunan Kien en mantıklı konuşmalarını kendisine yardım etmek için gelmiş olan kardeşi ile yapar ...

 Basit bir roman gibi karakterler sinir olarak okuyacağımız bir kitap olduğu gibi Körleşme , anlamının dışında metaforik olarak da değerlendirilebilir. Başta Kien olmak üzere her bir karakter bu dünya üzerindeki bir kesimi temsil eder . Ayrıca kitapta dikkatimi çeken bir husus da kadınlara bakış ve davranış tarzları . Kadınları  küçümsemek bir tarafa kadına şiddeti normal hatta gerekli gören karakterler var.   Zaten bu karakterlerin diğer davranışları doğru mu ki bu doğru olsun ... Yine de bu husus beni rahatsız etti. 

 Oğuz Atay'ın tavsiyesi ile dilimize çevrilen kitap kitaplığımın en özel köşelerinden birisine sahip oldu. Olayların farkına varmak ve çevremize özellikle de kendimize körleşmemek dileğiyle ...









Körleşme - Elias Canneti
Kitabın Adı :Körleşme
Yazar :Elias Canneti
Yayınevi : Sel Yayınları
Orjinal adı :Die Blendung
Çevirmen : Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı : 565


Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olduğu tartışmasız kabul edilen Körleşme, Almanya'da edebiyatın, politikanın kirli gölgeleri altında yitip gitmeye yüz tuttuğu bir dönemde yazılmıştır. Ancak, Elias Canetti kurguladığı zaman ve mekân, kullandığı dil ve üslup, karakterlerindeki soyutlamanın isabetliliği ve bunları aktarmadaki başarısı sayesinde sınırları aşmış, evrenselliğin en üst boyutlarına ulaşmıştır.

Çoktandır kendi fildişi kulesine çekilmiş bir aydının trajedisinde cisimleşen Körleşme, insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, son derece özgün bir biçimde ve en uçta sayılabilecek araçlarla tasvir etmeyi başarıyor.

İnsanın gerçeklik karşısında ne ölçüde körleşebileceğini, her dönemde ve her toplumda rastlanabilen "aymaz" aydın karakterinde ustalıkla yansıtan Canetti, düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikâyesini anlatırken yarattığı dehşet atmosferiyle okuru derinden sarsıyor.


                                                            Kozmokitap




Son Nöbet - Stephen King

Son Nöbet


  Her ay bir kitabını okuyarak Bill Hodges üçlemesini bitirmiş bulunuyorum. Yazarın tarzından farklı bulduğum seriyi merakla okudum. Gelen zamlardan sonra iyi ki seriyi zam öncesi aldım diye bittiği zaman da şükrettim. Çünkü indirim yaptığını söyleyen sitelere girdiğim zaman indirimli hali benim aldığım fiyattan daha fazla. Gelir aynı ama giderler fazla maalesef. Bu güdüşle kütüphane yollarını daha fazla aşındıracağız. Bu arada Eskişehir'de İl Halk Kütüphanesi yeni bina inşası halen devam ediyor. Temennim kısa süre içerisinde bitip faaliyete geçmesi. Çünkü geçici yeri çok küçük ve kitapların hepsi bulunmuyor maalesef. Bazı kitaplar depoda bekliyor sanırım.

  Bay Mercedes ile başlayan macera Kim Bulduysa Onundur ile devam etti ve Son Nöbet ile noktayı koydu yazar. Seriyi nasıl sonlandıracağını merak ediyordum açıkçası. Gerçi diğer kitaplarda bazı ip uçları vermişti Stephen King , fakat yine de yazarın sağı solu belli olmaz diyerek tahmin hakkımdan vazgeçmiş ve beni şaşırtmasını beklemiştim.

  İlk kitap olan Bay Mercedes tam anlamıyla gerilim- polisiye türündendi. İkinci kitap olan Kim Bulduysa Onundur ise psikolojik yönü ağır basan bir kitaptı. Son Nöbet ise  polisiye yönünün yanı sıra telekinezi gibi konulara değinerek paranormal alanda da yer alıyor.

  Seriyi okumamış ve okumak isteyenler bu noktadan sonra olan yerleri okumasınlar. Kitap hakkında ip uçları içerir !!

********************************************************************************
 İlk kitabın sonunda Hodges ve ekibi Brady 'yi durdurmuş ve onu hastanelik etmişlerdir. Komada olan Brady için doktarlar umut olmadığını boş bir kabuk olduğunu belirtmişlerdir. Ne derlerse desinler Bill , Brady'nin hala orada bir yerde olduğunu bilmektedir.

 Bill haklıdır. Brady'nin vücudu eski haline gelmemiş olsa da o hastalıklı beyni eskisi gibi çalışmaya başlamış ve bedeninin dışına çıkma yolunu bulmuştur. Bir tablet ve tablette bulunan bir oyun sayesinde. Tek amacı da insanları intihara yönlendirmektir.. .

******************************************************************************

Komadaki bir hasta üzerinde yapılan bir deney , bir tablet ve tabletteki balık oyunu sayesinde insanları etkisi altına alan bir psikopat  ve intihara yönlendirilen insanlar. Bu olanları durdurmaya çalışan emekli polis memuru  Bill Hodges. Bu sefer Hodges'in sağlık durumu da iyi değildir. Kendisinden daha çok Brady'yi durdurmayı düşünmektedir dedektif.

Yine heyecanla okuduğum bir kitap oldu Son Nöbet. Seriyi puanlayacak olursan orta seviyede olduğunu söyleyebilirim ve seri içerisinde de en çok sevdiği kitap ilk kitap olan Bay Mercedes'tir.




Kitabın Adı :Son Nöbet
Yazar :Stephen King 
Yayınevi : Altın Kitaplar 
Orjinal adı : End of Watch
Çevirmen :Esat Ören
Sayfa Sayısı :376
Serisi : Bill Hodges Üçlemesi  #3


“Mercedes Katili” geri döndü. Bu kez düşmanlarını intihara sürükleyip intikam almayı planlıyor. Bill Hodges ve Holly Gibney, Brady Hartsfield’i durdurmanın bir yolunu bulmak zorundalar, yoksa kendileri de onun kurbanı olacaklar. Stephen King, Bay Mercedes ve Kim Bulduysa Onundur ile süren Bill Hodges üçlemesini dehşet verici bir macerayla sonlandırıyor.



Stephen King Kimdir?

Stephen King Stephen Edwin King, 21 Eylül 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Maine eyaletindeki Portland şehrinde dünyaya geldi.1970 yılında Maine Üniversitesi’nde Edebiyat Fakültesi’ne girdi. Kendisi gibi bir yazar olan Tabitha Spruce ile evlendi ve üç çocukları oldu.

Psişik güçlere sahip bir kızı anlattığı ilk romanı Göz (Carrie), 1974 yılında yayımlandı ve büyük başarı elde etti. King, bu başarıyla birlikte kendini tamamen yazmaya adadı. Göz’ün getirdiği başarı, Stephen King’i korku öyküleri dalında zirveye taşıdı. Ardından okuyucular tarafından çok beğenilen diğer kitaplarını yazdı .

Edebiyatta olduğu kadar vizyonda da büyük başarı yakalayan ve övgüyle bahsedilen Stephen King filmleri arasında Yeşil Yol da bulunmaktadır. 1996 yılında yayımlanan eserin Hollywood uyarlamasında Tom Hanks’in etkileyici oyunculuğunu görürürüz. Ayrıca Johnny Depp’in başrolünde oynadığı Gizli Pencere filmi, bir Stephen King uyarlamasıdır. John F. Kennedy süikastini konu aldığı 11/22/63 adlı romanı sinemaya uyarlanan eserleri arasına çoktan girdi bile.
Stephen King kitapları gibi filmlerinde de sayısız ödül kazanmıştır. Hikayelerindeki korku temalarını ve fantastik ögeleri mevcut toplumsal sorunlara ve insan psikolojisine dayandırarak anlatır ve yazarın başarısı bu temaları harmanlama konusundaki üstün yeteneğinden kaynaklanır.






Yazarın Okuduğum Kitapları :

* Kurt adamın Döngüsü 

* Tom Gordon'a Aşık Olan Kız

* Yüzyılın Fırtınası

* Rüyalar ve Karabasanlar 1-2-3

* Ruhlar Dükkanı

* Çılgınlığın Ötesi

* Christine

* Falcı

* Rüya Avcısı

* Doktor Uyku

* Tılsım

* Bay Mercedes 

* Kim Bulduysa Senindir 




                                                            Kozmokitap




Dert Etme Sabret - Bilal Civelek

Dert Etme Sabret

        " Rabbim takdir senindir , sabır benim !" 

   Merhaba , Bilal Civelek'in kalemi ile tanışma kitabım oldu Dert Etme Sabret . Yazarın ismini duymuş ve ondan fazla kitabı olduğunu biliyordum fakat okumak nasip olmamıştı. Bu kitap içinde bulunduğumuz Ramazan ayının ruhuna uygun olduğunu düşündüğüm için bu ay içerisinde okumak istedim ve tam da düşündüğüm gibi Ramazan ruhuna uygun bir kitap çıktı.

  İlk olarak kitabı elime aldığımda kapağına bayıldığımı söylemeliyim. Sade ve çiçek sayesinde çekici bir kitap olmuş. Kitabın içinde de yazıların puntoları büyük olduğu için rahat okunuyor. Yazarın sanırım öğretmen olmasının bir getirisi olarak anlatımı sade ve kolay anlaşılır. Her kesime hitap etmeyi istediği için basit bir anlatımı tercih etmiş yazar.

 Kitap kısa bölümler halinde ilerliyor ve her bölümün başında kısa bir şiir var. Sabır ile ilgili şiirler  şair Murat Kuşçubaşı 'a aitmiş .

Dert Etme Sabret


 Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kitabın ana teması " Sabır " . Çoğu bölümde konu ile ilgili kısa hikayelere yer veriliyor ve arkasında sohbet ediyormuş gibi okuyucu kısa açıklamalarda bulunuyor ; sabrı , sabretme karşılığında daha da olgunlaşacağımızı ve sabrın sonunun güzel olacağından bahsediyor.

        Sabret ve seyret ! Her şey güzel olacak ! 
Hızla okuduğum , şiirleri ve kıssaları sevdiğim bir kitap oldu. Yazarın tasavvufa değinen anlatımı da dediğim gibi ramazan ruhuna uygun düştü.

" Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdular ;
Nasıl yaşarsan yaşa fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin.
 Kimi seversen sev ama unutma ki, bir gün ondan ayrılacaksın.
 Dilediğin gibi davran lâkin şu da her zaman hatırında olsun ki;
 Her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin." 




Kitabın Adı : Dert Etme Sabret
Yazar : Bilal Civelek
Yayınevi : Yediveren Yayınları
Sayfa Sayısı : 168


Ufkunda hüzün doluysa, sabrın kalmamışsa;
Bu kitaba göz at kardeşim!
Bu kitap dert alır, derman satar!
Doksan dokuza olmadı deme can!
Düşen son taştaki, yüzdedir sabır
Ateşe bakıp da küle aldanma,
Külün altındaki közdedir sabır…
Kürsünün sahibi dedi ya sana
Sabredenler için döner bu dünya.
Eyüp’ün canına düşen kurt var ya
Acıyı hak bilen hazdadır sabır.
Bekledi de elmas oldu ya kömür, toprağın içinde, gizdedir sabır
Çok mu oldu derdin, üst üste geldi, yokluğun özünde azdadır sabır.


Bilal Civelek Kimdir ? 

Bilal Civelek
Romancı, çevirmen, eğitimci. 1 Ocak 1963, Elazığ doğumlu. İlk, orta ve liseyi Elazığ’da tamamladı. Çukurova Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Stuttgart Üniversitesinde yüksek lisansını yaptı.

  Almanya’nın Stuttgart şehrinde Alman okullarında Türkçe ve Türk Kültürü öğretmeni olarak beş yıl görev yaptıktan sonra yurda döndü.  Evli ve iki çocuk babası olan Civelek halen öğretmenlik görevine devam etmektedir.




                                                             Kozmokitap




Yargıç - Günay Gafur

Yargıç


Günay Gafur 'un yeni çiçeği burnunda kitabı Yargıç. Yazarın önceki iki kitabı Kuklacı ve Kahin 'ı de okumuş ve bayılmıştım.  Kitapların hak ettiği satış rakamlarına ulaşmaması beni üzdü.  Umarım sesim duyulur ve yazarın kitaplarına bir şans verirsiniz . Yargıç yazarın diğer kitapları gibi Fantastik Kitaptan çıktı. Bu kitabın diğerleri gibi ciltli olmaması kötü olmuş.  Ciltli kardeşlerinin yanında uyum bozulacak :D

Kitap şiir ile başlıyor.  Bir katilimiz var , öldürdüğü insanların sağ ellerini kesiyor ve yanlarına şiir bırakıyor.  Gören yok , ipucu yok , delil yok .  Şiirle başlayan sadece katilin notu değil.  Polisin anlatımı da şiir şeklinde oluyor kitabın başında.  Ben bu anlatımı görünce bir "eyvah " çektim. Kitap sonuna kadar şiir şeklinde ilerliyorsa yandık dedim.  Çünkü ben polisiye gerilim romanı okumak istiyordum , şiir okumak değil.  Arada konuyu,  araştırmayı , polisin özel hayatını anlatsa da yazarımız polisin bazı durumlarını ve bazı bölümleri  şiir şeklinde anlatmasına karar vermiş.  Böyle giderse ben bu kitabı sevemem derken  ve inatla okumaya devam ederken heyecan , aksiyon başladı.  İyi ki kitabı okumaya devam etmişim dedim bitirince.  Gerçi yarım bırakma adetim pek yoktur. Yarım bıraktığım tel kitap ödünç aldığım bir kitaptı.  Sahibine geri verince bitiremedim .

  Gece insanları öldüren katilin dışında uyurgezer olan bir polisimiz var.  Uyanınca kendisini sokakta buluyor ve ne olduğunu hatırlamıyor  . Aynı zamanda geçmişe dair pişmanlık ve üzüntüsü de var ki bugününü de etkiliyor . Yazar diğer  kitaplarındaki gibi okuyucuyu şaşırtmayı hedeflemiş ve bunu başarmış . Sonunda beni şaşırttı.  Bazı şeyleri tahmin etmiş olsam da bir çok konuda şaşırdım .

Kitap bittikten sonra hala diyorum ki şiir olan  bölümleri sevmedim.   O bölümler düz yazı şeklinde olsa ya da şiirler daha kısa olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum.  Bir bütün olarak baktığımda kitabı okuduğuma pişman olmadım . O son bölümler okuduğuma değdi.



" Yargıç "  Hakkında Övgüler :

"Kahin ile zekasına, kalemine ve hayal gücüne hayran kaldığım Günay Gafur, hepimizi şairane bir polisiye ile peşinden sürüklüyor. Tek kelimeyle destansı.”

Ulaş Özkan – Polisiye roman yazarı

“Günay Gafur, yalın anlatımı ve zihnin sınırlarını zorlayan kurgusuyla, sadece Türk polisiyesi için değil, aynı zamanda dünya polisiye edebiyatı için de eşsiz bir olarak anılmayı hak ediyor.”

Emrah Poyraz – Polisiye roman yazarı

“Günay Gafur, ‘Türkler polisiye yazamıyor,’ algısını yerle yeksan etmekle kalmamış, ‘Polisiye nasıl yazılır’ dersi de vermiş. Tek kelime ile HARİKA!”

Doruk Ateş – Ölü Doğanlar ve Mabet kitaplarının yazarı





Yargıç Kitabın Adı : Yargıç
Yazar : Günay Gafur
Yayınevi : Fantastik Kitap
Sayfa Sayısı :288


Başkent sokaklarında artık korku ve şiir kol geziyor. “Bahçıvan’’ tarafından işlenen seri cinayetler ve kurbanların başuçlarına bırakılmış şiirler… Bayan Huzur, Bay Korku, Bayan Hüzün ve Bayan Umut’un ölümünün arkasındaki sebepler…

Zeki bir katilin peşinde soluk soluğa oynanan bir saklambaç oyunu bu. Ekibiyle beraber cinayetleri soruşturan Başkomiser Yavuz, her yeni ipucuyla birlikte hem katile hem kendi karanlığına bir adım daha yaklaşıyor. Kuklacı ve Kâhin’in yazarı Günay Gafur’dan delilikle caniliğin iç içe geçtiği, sizi duygudan duyguya sürükleyecek macera dolu bir polisiye…

Yazık ki bir ceset ve bir dosyadan ibaret sanılacak bu gece. Gecenin gizlediği cellat, yeni doğdu oysa, tek bir hece: BEN!
Beni bulmak için çırpınacak dedektif beyinler, dedektif gözler.
Gözlerden ve düşlerden uzak bir başka gecede, Geceden kara, karanlıktan koyu bir başka şiirle Şiirlerime ve ölülerime yenisini ekliyor olacağım.
Olacağımdan daha fazlası değilim, daha azı da… Azı da çoğu da bir ölümün.
Ölümün geldiği yerden geliyorum ve biliyorum. Biliyorum çünkü BEN ÖLÜMÜM!


                                                            Kozmokitap




Felsefı Dev Eser : Hay Bin Yakzan

Hay bin Yakzan

Bugün ince , ince olmasına rağmen içeriği boyutunu aşan bir kitap ile geldim : Hay Bin Yakzan . Yavaş yavaş , sindire sindire , araştırarak okunması gereken bir kitap. Kitabı okumak isterseniz kafanızın rahat olduğu bir dönemde okumanızı tavsiye ederim.

Kitap iki bölümden oluşuyor . İlk olarak İbn Sina'nın Hay bin Yakzan isimli risalesi yer alırken ikinci bölümde İbn Tufeyl'e ait olan felsefi roman Hay bin Yakzan yer alıyor.

İbn Sina'nın Hay Bin Yakzan'ına geçmeden önce risaleyi daha iyi anlayabilmek için M. Şerefeddin Yaltkaya tarafından giriş kısmı yazılmış . Bu bölümde ayrıca İbn Sina'ya ilham olan Salaman ve Absal isimli öyküye de yer verilmiş. Kitabı daha iyi anlamak adına bu bölümü okumadan geçmemenizi tavsiye ederim .

 Hay bin Yakzan : Yakzan ( uyanık ) oğlu Hay (diri )

  İbn Sina hekim ,  astronom, yazar ve filozoftur .  Buhara yakınlarındaki Efşene köyünde 980 yılında dünyaya gelmiş ve Hamedan şehrinde 1037 tarihinde vefat etmiştir. Tıp ve felsefe alanına ağırlık vererek  değişik alanlarda 200 kitap yazmıştır. Hay Bin Yakzan'ı Hemedan yakınlarındaki Ferdecân Kalesi'nde mahpus bulunduğu dönemde yazmış ve yazarken alegorik bir anlatım  sergilemiştir. Alegorik nedir derseniz bir fikrin, davranışın eylemin, duygunun, bir kavramın ya da bir nesnenin simgelerle, sembollerle ifade edilmesidir. İbn Sina da eserinde yaşlı bir adam ile genç bir adamın konuşmasını paylaşırken alegorik bir anlatım sergiliyor. Kitapta sayfa altlarında açıklama yapılarak yazarın ne söylemiş olabileceği okuyucuya açıklanmıştır.

  Genç bir filozof arkadaşları ile dolaşmaya çıktığında sevimi bir ihtiyar ile karşılaşır. Adının Hay bin Yakzan olduğunu söyleyen  ihtiyarla sohbete başlar. Hay Bin Yakzan evrenleri gezdiğini ve bütün sırları kavradığını söyler ve sohbet felsefe üzerine devam eder. İlk önce feraset bilimi ile başlayan sohbet astronomiye kadar uzanır. Nasıl onun gibi yolculuk edebileceğini soran gence, önce yalnız kalması gerektiğini belirtir. Yanında bulunan arkadaşları ile bulundukça yolculuk edemeyeceğinden bahseder. Gittiği yerleri ve insanları anlatır. Gittiği  bir bölgedeki güzel insanlardan ve onların yöneticisinden övgüyle bahseder.

  Risalenin tamamını yazmak istemiyorum . Okurken alınan tat ve düşündürdükleri bambaşka. Özellikle evreni seyahat ettiği bölümleri okurken yıllar önce okuduğum ve kitaplığımın en özel yerine sahip olan İskender Türe'nin kaleminden  Zülkarneyn isimli kitap geldi. İbn Sina da yazdığı bölümlerde Kuran'daki Zülkarneyn ayetlerinden etkilenmiştir.

Hay Bin Yakzan


   İkinci bölüm de İbn Tufeyl'in yazdığı Hay bin Yakzan'a geçmeden önce İbn Tufeyl'in hayatı ve roman üzerine N. Ahmet Özalp'ın kaleme aldığı yazı yer alıyor.

   İbn Tufeyl,  tıp, felsefe ve astronomi konularına odaklanmıştır. Günümüze ulaşan en önemli eseri, 14. yüzyıldan itibaren tüm dillere çevrilen Hay bin Yakzan ya da diğer adıyla Esrarü’l Hikmeti’l Meşrikiye’dir.  İbn Tufeyl eserini yazarken Salaman ve Absal'dan ve İbn Sina'nın Hay bin Yakzan eserinden ilham aldığını belirtmiştir.

 Felsefi bir roman olan Hay bin Yakzan  tüm dünyada tanınan bir eserdir. Aynı zamanda kitap adasal roman türünün ilk örneğidir. Batıda 14. yy dan itibaren büyük yankılar uyandırmış , en çok okunan kitaplardan birisi olmuştur. Hay bin Yakzan batıda bir çok düşünürü ve sanatçıyı etkiledi ve kitabın taklitleri yazıldı. Bunlar arasında en tanınmışı Francis Bacon'un Yeni Atlantis'idir.  Hatta Daniel Defoe ,Robinson Crusoe 'yu yazarken  Hay bin Yakzan'dan etkilendiği söylenmektedir.

  Peki batıyı kasıp kavuran , düşünürleri ve felsefecileri etkileyen bu kitap Türkçeye ne zaman çevrildi dersiniz? Babanzade Reşit tarafında ilk Türkçe çevirisi 1923 yılında yapılmış , Mihrap isimli bir dergide tefrika edilmiş ve dergi ile birlikte de karanlığa gömülmüştür.

 Batılılaşma süreci içinde " düşünsel göç " , " ruhsal bir uyruk değişimi " olayı yaşayan aydınımızı değerlendirirken Sait Halim Paşa bunların " Bilgisizliğin en kötüsüne , kendini bilmeme" ye düştüklerini söylüyor. 

  İbn Tufeyl'in Hay bin Yakzan'ına gelirsek yazar bu romanda açık yazdığı bilgiler olduğu gibi herkesin anlayamayacağı bilgilerin de yer aldığını belirtiyor. Umarın hakkıyla bir okuma yapıp o bilgilere ulaşmış birisi olurum ben de .

  Hay bin Yakzan'ın dünyaya gelişi hakkında iki varsayımdan bahseder yazar .İki varsayımın sonucunda da ıssız bir adada büyür Hay bin Yakzan . Bir ceylan onu emzirir büyütür. Bu adada hayvanları ve doğayı gözlemleyerek önce çevresini anlamaya başlayan Hay bin Yakzan , sonra düşünce konusunda derinleştikçe gökyüzünü incelemeye , her şeyi var eden tek yaratıcıya ulaşmayı başarır. bu aşamada artık elli yaşına gelmiş olan Hay'ın adasına Absal isimli birisi gelir. İlk defa kendisi gibi bir insan ile karşılaşır Hay... Tek başına ilahi mertebelere yükselen Hay'ın insan ile imtihanıdır belki bu ...

İnsanın ıssız bir ortamda tek başına dil öğrenmeden ve başka insanlar olmadan  hayatta kalmasını , kendisini eğitmesini (otodidakt )  ve gözlem yapıp ilham olarak gelen bilgilerle Allah'ın  varlığına ulaşmasını  ve yüksek mertebelere yükselmesini anlatıyor kitap.

  Kitabin bir çok yerinde Kuran'da yer alan bilgilerden bulabiliriz.  Örneğin Hay bin Yakzan 'ın doğumuna ilişkin ilk varsayımı okuyunca Hz Adem'in yaradılışını, ikinci varsayımı okuyunca da Hz Musa'nın annesinin hükümdarın zulmünden korumak için çocuğunu bir sepetle suya bırakmasını hatırlıyoruz.  Hay bin Yakzan 'ın hayvanları ve kendisini incelemesi sonucunda farklı olduğunu görünce açıkta olan organlarını kapatmak istemesi ve utanması da yine Adem ve Havva'nın cennetten kovulması önce kendilerini örtmek istemelerini hatırlatıyor .

Çevremizde bizi oyalayan ve dikkatimizi dağıtan o kadar olay var ki etrafımızdaki  güzellikleri fark edemiyoruz  . Ya da ilk baktığımızda aşık olduğumuz bir manzara ya da bitki bile bir süre sonra sıradan gelmeye başlıyor. İşte Hay Bin Yakzan ile beraber çevreme daha dikkatli bakmaya başladım. Doğanın uyanışı olan bu bahar mevsiminde her şeyin aslında ne kadar güzel , düzenin ne kadar kusursuz olduğuna bir kez daha tanıklık ettim. Son olarak diyorum ki nefes aldığımız her an bir mucizedir ve bu mucizenin hakkını sonuna kadar verelim...






Hay Bin Yakzan Kitabın Adı :Hay Bin Yakzan
Yazar :İbn Sina / İnb Tufeyl
Yayınevi :Yapı Kredi Yayınları
Orjinal adı :
Çevirmen :Babanzade Reşid / M. Şerefeddin Yaltkaya
Yayına Hazırlayan : N. Ahmet Özalp
Sayfa Sayısı :170


9.yüzyılda Yunancadan Arapçaya çevrilen "Salaman ve Absal" öyküsü, başta İbn Sina'nın "Hay bin Yakzan'ı olmak üzere, birçok İslam düşünürünün yapıtlarına kaynaklık etti. Genellikle alegorik öyküler ya da öykümsü anlatılar olan bu yapıtlardan sadece biri, roman boyutlarına ulaştı ve bütün benzerlerini gölgede bıraktı: 12. yüzyılda Endülüslü İşraki düşünür İbn Tufeyl'in yazdığı "Hay bin Yakzan" ya da "Esrarü'l-Hikmeti'l-Meşrikiye".

Bu ilk "felsefi roman" ve ilk "robinsonad", Tanpınar'ın deyişiyle 'Müslüman aleminin tek romanı', 14. yüzyıldan başlayarak bellibaşlı Avrupa dillerine çevrildi; Defoe, Bacon, Spinoza ve More gibi pek çok düşünür ve sanatçı üzerinde etkili oldu. Doğu, özellikle Osmanlı ise İbn Tufeyl'e ve yapıtına ilgisiz kaldı: Üzerindeki "Hay bin Yakzan" etkileri özel çalışmalara konu olan "Robinson Crusoe" defalarca Türkçe'ye çevrildiği halde, "Hay bin Yakzan, dilimize kazandırılmak için 1923 yılını, kitaplaşabilmek için de 1985 yılını bekleyecekti.

Bu yeni ve genişletilmiş baskıda, İbn Tufeyl'in "Hay bin Yakzan"ına ek olarak -M.Şerefeddin Yaltkaya'nın çevirisi ve İslam dünyasında alegorik öykü geleneğinin tarihçesini ve düşünsel arkaplanını aktardığı giriş yazısıyla İbn Sina'nın "Hay bin Yakzan"ı da yer alıyor.


                                                            Kozmokitap




Scroll To Top