Kozmokitap >> Kitap Blogu

"Türkiye'den Gitmek: İtalya'ya Uzanan Bir Göç Hikâyesi” Yayımlandı



Gökhan Kutluer’in yeni kitabı “Türkiye'den Gitmek: İtalya'ya Uzanan Bir Göç Hikâyesi” yayımlandı

  Yaşadığımız günlük koşuşturmacalar içinde, bazen, bir türlü hissedemediğimiz o aidiyet duygusu, hepimizin zaman zaman tadını kaçırmıştır. İç huzursuzluklar, sosyo-kültürel dengesizlikler, temel yaşam haklarına dokunan olaylar ve hepsinin sonunda gelen sonsuz yenilenme arzusu… Bambaşka sabahlarda, bambaşka topraklarda güneşi selamlama isteğiyle içinize dolan; o yeni yerlere ait olma umudu… Her şeyi bırakıp gitme hayalleri… Bunlar kulağa hoş geliyor, ama emin olun ki “gitmek” hiç kolay değil... Hepsi doğup büyüdüğünüz topraklardan yepyeni bir hayata atılma heyecanınızı körükleyen birer sebep olabilir. Ancak önemli olan o zor kararı verebilmektir.

   Bu kararı verenlerden biri olan Gökhan Kutluer, bisiklet öyküleriyle bezediği ilk kitabı “Bulut Fabrikası”ndan sonra, ikinci kitabında da bu kararını verdiği ve uygulamaya koyduğu süreçten tutun, bu sürecin sonuna kadar yaşadığı ve elbette ki yaşamaya da hâlâ devam ettiği her şeyi, tüm detaylarıyla okurlarıyla paylaşıyor. Kimi zaman hayallerinden dem vuruyor; “Pırıl pırıl gecelerde, kayan kaç yıldızın peşine takıldığımı bilmiyorum” diyor, kimi zamansa kaybolduğu anlardan bahsediyor. Okurken yer yer hayatınızdan parçalara da rastlayacağınız “Türkiye’den Gitmek”, hayaller için ısrarcı olmanın yaşattığı zorluklar kadar, onları bir bir gerçekleştirmenin yaşattığı zafer duygusuna da değiniyor.

“Peki, ya ben de gitmek istersem, başımı alıp başka diyarlara…” diye iç geçireceğinizi tahmin eden Kutluer, kitabının ikinci bölümünde, göçmenlik üzerine tecrübelerini bir yol haritası şeklinde okurlara sunuyor. Bu haritayı takip ederken yalnız olmadığınızdan emin olmanız için, o dönemlerde yazmaya devam ettiği günlüklerinin en özel kısımlarını da okurlarıyla paylaşıyor.

Gökhan Kutluer, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan “Türkiye’den Gitmek” isimli ikinci kitabında, göç etmeyi kafasına koymuş herkes için, doğup büyüdüğü ülkesinden, yabancısı olduğu bambaşka bir kültür ve coğrafyaya uzanan, her satırında yaşanmışlık barındıran, buram buram tecrübe ve duygu yüklü bir göç hikâyesini okurlarıyla buluşturuyor. Özel bir yol arkadaşı bu kitap. Deneyimlerle oluşan, yanınıza bulunması gereken bir kılavuz.

Türkiye’den Gitmek, Gökhan Kutluer, Yitik Ülke Yayınları, Gezi-Anı, 246 sf, 28 TL


Yazarın diğer kitabı "Bulut Fabrikası " tanıtım yazısına buradan bakabilirsiniz. 




                                                            Kozmokitap




Beria - Cenk Çalışır

Beria - Cenk Çalışır

Oğlak Yayınları , Maceraperest  Kitaplardan çıkan Beria , Çenk Çalışır'ın altıncı romanı. Yazarın adını ve kaleminin başarısını çok duysam da kalemi ile tanışmak nasip olmamıştı. Beria , okuduğum ilk Çenk Çalışır romanı ve söylemeliyim ki son olmayacak.

1967 Balıkesir doğumlu olan Cenk Çalışır  , Gazi Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. Basın ve otomotiv sektöründe farklı departmanlarda görev alan yazar sonra reklam sektörüne yöneldi. Sinema ile de ilgilenen yazarın senaryo grupları ile çalışmaları devam etmektedir.

  Son zamanlarda gündemde sıkça yer alan Suriyeli Mültecilere yer veriyor kitapta yazar. Suriye'de eşi öldürüldükten sonra kızı ile Türkiye'ye gelmek isteyen bir anne ve kızı insan kaçakçılarının ellerine düşerler ...

 Harun polis memurudur. Oğlu trafik kazasında öldükten sonra eşi devam edecek gücü bulamaz ve o da ölür. Acısını yemek yiyerek azaltmaya çalışan Harun hızla kilo alır. İki yüz otuz dört kiloyu gösterdiği zaman tartı malulen emekli olur. O da yaşam isteğini kaybetmiştir. Artık işi de yoktur. Tam yaşamdan ayrılmayı düşündüğü anda sahile vurmuş bir kadın görür. Bu kadın Aişe'dir. Suriye'den kızı ile birlikte kaçmaya çalışan anne . Kendi oğlu için yapacak bir şeyi kalmadığını bilen Harun başka çocuklar için  , Beria için hayata tutunur ve onu arayıp annesine kavuşturmaya karar verir.

Polisiye kurgu türünde harika bir eser olmuş Beria . Yazarın kalemi çok kuvvetli . Konu gelişimi ve karakterlerin yerleştirilmesi muhteşemdi. Ayrıntılı olarak konuya bakarsam içinizi acıtacak cinsten. İnsan kaçakçılarının yeni hedefi çocuklar. Özellikle mültecilerin çocuklarını yurt dışına kaçırmaktır hedefleri. Yaşları çok küçük olan bu çocukları fuhuş sektöründe çalıştıracaklardır. Mide bulandıcı bu olayı yazar ayrıntılara girip daha da mide bulandırıcı yapmadan okuyucuya aktarıyor. Bazı konularda ayrıntıya  girmeden nasıl anlatılır okuyucuya gösteriyor yazar. Ayrıntıya girmeyi edebiyat zanneden yazarlar bu konuda ders almalılar bana göre .

  Kitabı okudukça trafik ışıklarında bekleyen çocuklar gözümün önüne geldi. Hala orada bekleyen , mendil satmaya çalışan çocuklara para verenler var. Bir kez de buradan söyleyeyim o çocuklardan bir şey almayın ki aileleri ya da kim oralarda bekletiyorsa o çocukları göndermekten vazgeçsinler. Bir de artık park yerlerinde ergenler eğitim için deyip para istemeye başladılar. Bu da dilenmenin yeni yolu . Çok üzülüyorum ancak onlara para vermek çözüm değil . İhtiyacı olana el uzatan sosyal kurumlarımız var zaten.

 Polisiye bir kitap olarak çok sevdim kitabı ve yazarın tarzını . Ancak dediğim gibi konu içimi acıttı okurken .











Beria
Kitabın Adı :Beria
Yazar :Cenk Çalışır
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :408


... bir insanın canlı bir insanı ısırarak lokmalar hâlinde koparmasıyla daha önce hiç karşılaşmamıştı. Kadın delinin tekiydi. Kopardığı et parçasını kanlı dişlerinin arasında tutarak doğruldu. Ağzının kenarlarından akan kanlar göğsünü kırmızıya boyamıştı. Bozo, onu daha önce izlediği vampir ya da zombi filmlerindeki yaratıklara benzetti. Aişe gülümseyerek, ağzındaki et parçasını eline tükürdü. ... sol eliyle adamın çenesini sıkarak ağzını açmasını sağladı. Diğer elinde tuttuğu eti adamın ağzından içeri tıktı. İki eliyle çenesini birleştirip yutuncaya kadar bekledi. Bozo işte o anda yanılmadığını anladı. Kadın deli, hatta zırdeliydi.
İnsan ruhunun karanlık kuytularında kaybolmaya hazır mısınız?
Beria, trajik bir mülteci hikâyesinin ekseninde, okudukça dehşete düşürecek insan hallerini yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Bu sarsıcı romanın sayfalarında insanlığımızı tekrar tekrar sorgulayacağız.

Oğlak Yayınları, Cenk Çalışır’ın soluksuz okuyacağınız yeni polisiyesi Beria’yı Maceraperest Kitaplar arasında yayımlamaktan gurur duyar.


                                                            Kozmokitap




Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak - Hakan Urgancı

Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak

  Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak , Hakan Urgancı 'nın kalemi ile tanışma kitabım oldu. Kitabın ismi zaten ilk önce oku beni diyor.

  "Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak" , bu başlığı okuyunca aklıma gelen ilk şey neden elimden bırakayım oldu. Hep bir muhalefet tarafı oluyor insanın , söyleneni hep sorguluyor . İşte Yazar kitabın ismi ile bile olsa bana "Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak" dediği zaman ben de olmaz önce bir okuyayım dedim. Kitabın kapağında bir de anlatılmaması gereken öyküler yazmışlar. İnsan bu kadar de meraklandırılmaz değil mi????

   Kitabın kapağından içine geçemedin diyeceksiniz ama yine kapaktan bahsedeceğim. Kapakta Hakan Urgancı hakkında " Korkulası şeylere güldüren yazar " yazaıyor. Kısacası kapakta bizi merak duygusuna yenik düşürmek için ellerinden geleni yapmışlar. Kimdir bu Hakan Urgancı ? Siz tanıyor olabilirsiniz fakat ben yazarın kalemi ile ilk defa tanıştığım için bir bakayım nete dedim.

  1970 İzmir doğumlu olan yazar . 1994 yılında Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirmiş. Diksiyon ve spikerlik kurslarına da giden yazar bir çok programda spikerlik , belgesellerde ise seslendirme yapmış. Halen TRT de spikerlik yapan Hakan Urgancı kişisel gelişim alanında üniversitelerde seminer vermektedir. Halen Yeni Asır gazetesinde de köşe yazıları yazmaktadır.

Yazarı nette araştırırken Yeni Asır gazetesinden kitabından bahsettiği bir yazısına denk geldim. Kitabı için " Bu kitabımda da sizi korkmanız gereken şeylere güldüren yetişkin masalları sunuyorum. " diyordu. Bu cümle tam da yazarın yazdığı kitabı tarif ediyor.

Yazardan ve kapaktan bu kadar bahsettikten sonra kitabın konusundan bahsedebilirim. Kitap bir öykü kitabı. Birbirinden bağımsız gibi görünen altı öykü görünse de bir nokrada karakterler arasında bağlantıyı fark ediyorsunuz. Onun da ötesinden öyküler bizim toprağımızda geçiyor ve kahramanları bizden birileri...

Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak


  İlk öykü " Geldiler " . Hollywood filmlerinde görürüz , uzaylılar hep Amerka'ya gelir ve kahraman Amerikalılar ise dünyayı kurtarır. Bir kimse de neden hep size geliyorlar demez. İnsanların lideri sorulunca da kendi başkanlarını gösterirler. Fakat bu öyküye Amerikalılar çok bozulacak çünkü ufo bu sefer Türkiye'ye geliyor. Bizim neyimiz eksik değil mi? Biz daha misafirperver bir millet olarak onları daha iyi ağırlarız :D İşte bu öykü de ufonun ülkemizde konuşlanması ve olanları trajıkomik bir biçimde anlatıyor. Tepkiler ve olanlar tam da bizim milletten beklendiği gibi...

İkinci öykü " Can Yoldaşı " nda uzun yol şoförü anlatılıyor. Türkiye'den avrupaya yola çıkan şoför , hayatı , yaşadıkları yer almış bu öyküde. Bize yol durumunu , kendi hayatını anlatırken aldığı otostopçu ve bir radyo programı ile bu yol bambaşka bir yol haline gelecektir.

Üçüncü öykü ise " Bir Halk Kahramanı" . Hiç film veya öykülerdeki süper kahramanlardan Türk olanını gördünüz mü? Bir zamanlar Gazman vardı , başka  da hatırlamıyorum. İşte bizim topraklarımızdan çıkmış ve kendini çoğunlukla gizlemiş bir süper kahramana değiniyor yazar. Artık yetmiş yaşlarına gelmiş kahramanımız bir açılış törenine davet edilir ve orada olanları ise okuyup görebilirsiniz.

Dördüncü öykü " Yeme Beni " . Her yaz yeni çıkan şarkılar eşliğinde dans edilir eğlenilir. Şarkıcıların çoğu hit şarkı peşindedir. İşte beste fabrikası da denilen şarkıcı yaz için yeni yazdığı sözleri için yeni bir yazılımı deneyerek beste yapacak ve onu ilk kez lansmanda çalacaktır. Çalınacağı güne kadar kendisi de tamamını dinlememiştir. İşte o lansmanda olanlara yer veriyor bu öykü. Gerilim - korku filmlerini aratmayan sahneler bizim kahkaha atmamızı sağlıyor. Üstelik bu öyküde yer alan bir çok isim size TV dünyasından tanıdık gelecektir. Ben bir çoğu kim çıkarttım bazılarından ise emin değilim .

Beşinci öykü ise " İstenmeyen Tüyler " . Doğrusu bu öykünün ismi konuya o yapılan işe o kadar uymuş ki çok hoşuma gitti. Bir kuaförün arka odasında yapılan ve bilmek istemeyeceğiniz gizli işleri anlatıyor öykü ...

Son öykü ise " Kaçış Edebiyatı "  Diğer öykülere göre içine girmekte zorlandım bu öykünün. Birkaç sayfa sonra ise kendimi kaptırdım ve nasıl bittiğini anlamadım. Bu öykü birçok film ve gerilim kitapta karşılaştığımız durumun birleştirilerek yeni bir yön verilmiş ve öyküleştirilmiş hali.

  Ben her öyküyü , yazarın anlatım tarzını , öykülerinde gerilim - gizem ve komediyi birleştirmesini çok sevdim.  Bu kitabı öykü sevmeyenlerin bile seveceğini düşünüyorum.





Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak
Kitabın Adı :Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak
Yazar :Hakan Urgancı
Yayınevi :Sola Unitas
Sayfa Sayısı :264


"Geldiler, yakından da baktılar. Yine ikna olmadılar. Bu garip topluluk, uzaylıların varlığından rahatsız olmak bir yana, onlardan kâr bile sağlamıştı. Şimdi tanışma, ödeşme zamanıydı. Beyinlerimize girdiler ve öykülerimize sızdılar. İnsan olmanın, Türk olmanın ne demek olduğunu, anlattıklarımızdan süzüp aldılar. Gündelik hayatla bilinçaltının kesiştiği bir yerde, kocaman gözleri ve olmayan kulaklarıyla kimi zaman komik, kimi zaman korkunç ama çoğu zaman delice olan öykülerimizi sabır ve ilgiyle dinlediler. Bu kitap, o öykülerin geçtiği zaman dilimlerine, o yaşamlara sizi de misafir ediyor. Dinlemek isterseniz, anlatacak tuhaf öykülerimiz var. Belki de anlatılmaması gereken öyküler..."

Dev bir uçan daire, Ankara'yı dünyanın yeni çekim merkezi yapıyor.

Bir tır şoförü, fantastik bir radyo istasyonu ile bağlantıya geçiyor.

Türkiye'nin ilk süper kahramanı, emeklilik töreninde milletvekili danışmanı ile kapışıyor.

Bir pop yıldızının albüm tanıtım gecesi, faciaya dönüşüyor.
Sıradan bir mahalle kuaförü, kadınları istenmeyen tüylerinden kurtarıyor. Hepsinin gitmesi gerektiğinden emin misiniz?
Popüler gazeteci, teknolojik bir otelde hayatının sınavını veriyor.
Bizi korkulası şeylere güldüren Hakan Urgancı, tanıdık kahramanlarını fantastik gerçeklerle çarpıştırarak fena şekilde eğleniyor. Bir yandan da ‘Günümüz Türkiyesi'nin bir portresini çiziyor. Tüyleriniz diken diken olurken kahkaha atmak istiyorsanız başlayın. Yoksa elinizdeki kitabı yavaşça yere bırakın!


                                                            Kozmokitap




Sokratis ve Siyahlı Kadın - Suphi Varım

Sokratis ve Siyahlı Kadın


  Suphi Varım'ın kaleminden Sokratis serisi Sokratis ve Siyahlı Kadın ile devam ediyor. Sokratis serisini merakla beklediğim serilerden oldu. O tarihi atmosferi , hayalimde canlanan siyah beyaz film misali görüntüler beni serinin en büyük takipçisi yaptı .

  Bu kitapta meşhur dedektifimiz birkaç olayı birden çözüyor yine. Konstantinopolis'e gittiği zaman görüştüğü komisyoncu öldürülür. Onun yeğenini karşılayıp onu Smyrna'dan bir gemiye bindirecektir Sokratis. Yeğen bir şairdir ve şiir yazarken dikkati çok dağınık olduğu için bunu Sokratis'ten rica etmiştir. Hem görevini yerine getirmek hem de katili bulabilmek için yeğeni aramaya başlar Sokratis . Onu ararken gizemli siyah peçeli kadın  ile tanışır ve onun için bir iş yapar. Bu olay onun bu siyahlı kadın ile tek karşılaşması olmayacaktır  , Kitapta bu kadının gizemini de çözüyor ve kim olduğunu öğreniyoruz. Bu yeğeni araştırması sırasında tanıştığı bir pansiyon sahibi de Sokratis'ten kocasını bulmasını ister. Kitap boyunca tanıştığı ve denk geldiği insanlar bir şekilde birbirleri ile bağlantılı olurlar.

 Olayın içinde olay olduğu kitapta , Soktaris ile araştırma yapmak , eşi Elenka ile tekrar karşılaşmak çok keyifliydi. Dedektif romanları sevenler bu seriye de baksınlar.



Dedektif Sokratis Serisi :

 1 - Sokratis'in Oyunları
 2- Sokratis Ölülerin Peşinde
 3- Sokratis ve Cinler
 4- Sokratis ve Siyahlı Kadın



Sokratis ve Siyahlı Kadın - Suphi Varım

Kitabın Adı :Sokratis ve Siyahlı Kadın
Yazar :Suphi Varım
Yayınevi :Maceraperest Kitaplar
Sayfa Sayısı :200


Arabadan iner inmez etrafa bakındı. Sarhoş denizcilerle doluydu sokak. Kimisi kusuyor, kimisi yoldan geçenlere sataşıyordu. Dekolte giysili şuh kadınlar, evlerin aralık panjurlarından onlara vücutlarını sergiliyor, cilveyle ve işveyle içeri davet ediyorlardı. Rum kabadayılar ceketlerini omuzlarına atmış, dudaklarında sigara, tespihlerini sallayarak tur atıyorlardı. Çoğunun yüzünde bıçak yarası izi vardı. Muhabbet tellalları, onları saygılı bir tavırla selamlıyorlardı. (...) Şeytan ona akıl vermişken ve hazır fırsat yakalamışken daha beterini yapabilirdi. Ayaklı abajurun yanından geçti, kadının üstüne eğildi. Makası onun sağ yanağına hınçla sapladı ve dişlerini sıkarak geri çekti. Sarsılarak canhıraş bir çığlık attı kadın. Gözleri yuvalarından fırlamış gibiydi. Bir çığlık daha savururken vücudu titredi, tepinmeye başladı. Şuurunu kaybetmişti sanki. (...) Kanlı makası yere atıp odadan çıktı, koşarak merdiveni indi. Sokağı yine boş görünce rahatladı. Karanlık saçak altlarına sığınarak yola devam etti...

Detektif Sokratis, yeni bir maceranın izinde bu kez Smyrna ile Konstantinopolis arasında mekik dokuyor. Acar detektif Sokratis, siyahlı kadının gizemini çözebilecek mi?

Oğlak Yayınları, polisiye edebiyatın usta yazarı Suphi Varım’ın, “Detektif Sokratis Polisiyeleri”nin dördüncü kitabı, Sokratis ve Siyahlı Kadın’ı yayımlamaktan gurur duyar...


                                                            Kozmokitap




Küçük Bir Sıkıntı - Mark Haddon

Küçük Bir Sıkıntı


İyi bir insan olmanın iki kısmı olduğunu düşündü. Bir kısmı diğer insanları düşünmekti. Diğer kısmı da diğer insanların ne düşündüğünü umursamamaktı.

Süper İyi Günler kitabı ile adından sıkça söz ettiren Mark Haddon'un yeni kitabı Küçük Bir Sıkıntı. 15 yaşında otizmli bir genci anlattığı kitabı Süper İyi Günler'i ben de okumuş ve çok sevmiştim. Yoğun bir tempoda olduğum için kitaba blogumda  yer verememiştim maalesef. İş Bankası Kültür Yayınları satış noktasında yazarın yeni kitabını görünce be nedenle hemen aldım. Okuyup sevdiğim kitabı referans noktası oldu benim için.

  Küçük Bir Sıkıntı' da bir aileyi iyisiyle  kötüsüyle ele alıyor yazar . George'u tanıyarak başlıyoruz kitaba . 57 yaşında emekli olmuştur George. Bahçeli evinde karısı Jean ile birlikte yaşamaktadır. Hobi olarak kendisine bahçede atölye inşa etmektedir. Karısı ile aralarında bir sorun yok görünmektedir. Dışarıdan bakanlar için mükemmel bir hayatları vardır . George'un bacağında bir lezyon keşfetmesi ile sorunlar yavaş yavaş kendisini göstermeye başlar .

  Aslında önemli bir olay değildir bu lezyon fakat George bunu kanser olarak niteler ve ölüm korkusu başlar. Öleceğini bilerek doğan ve büyüyen insanda bu ölüm korkusunu anlamak mümkün değildir. Kaçınılamayacak bu olaydan kaçmak için yaşamı kendine zehir edenden tutun da olmayacak işlere kalkışana kadar her çeşidine rastlamak mümkündür. İşte George da bu insanlardan bir tanesidir. Hele bu lezyonu yok etmek için yaptığını okuduğunuz zaman inanamayacaksınız.

  Bu dışarıya mükemmel izlenim veren ailenin iki de çocuğu vardır . Kate 'in bir çocuğu vardır ve ikinci evliliğini yapmak üzeredir. Kitap boyunca yer yer onların düğün hazırlıklarına da yer veriyor yazar. Ray , Kate'in müstakbel eşi. Aile Ray'e onay vermemektedir aslında. Kendilerine göre olmadığını , kaba saba biri olduğunu düşünürler. Aslında ima ettikleri kendilerinde düşük sınıfa ait olduğudur. Kitabı okudukça onların da aslında normal bir aile olmadığını ve kimseyi eleştirmeye hakkı olmadıklarını düşündüm.

Ailenin diğer çocuğu ise Ray. Farklı bir şehirde yaşayıp çalışan Ray bir eşcinseldir. Kendi içinde bile tam olarak bu durumu kabul edemediği için bazı sorunları vardır . Ailesi de bu durumu kabullenmiş değillerdir ve çevreye belli etmemeye uğraşmaktadırlar.

Eş ve anne Jean. O ise George'u , onun eski iş arkadaşı ile aldatmaktadır. Ne demişler aldatan kendini aldatır...

Dış görünüşü ile mükemmel olan bu ailenin içine girdikçe sorunlarını , yaşadıklarını trajikomik bir biçimde okuyoruz. Yer yer sıkıcı olan yerler olsa da genel anlamda düşündürücü , yazarın anlatım tarzı ile hızla okunan bir kitaptır. Kitabı orta seviyede buldum , Süper İyi Günler benim için yazarın en iyi kitabı hala.









Küçük Bir Sıkıntı
Kitabın Adı :Küçük Bir Sıkıntı
Yazar :Mark Haddon
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı :A Spot Of Bother
Çevirmen : Övgü Doğangün
Sayfa Sayısı :504


Elli yedisindeki George, konforlu bir emeklilik için hazırdır. Bahçeli, müstakil evinde küçük bir atölye inşa etmek, caz dinleyerek çizim yapmak, sorumluluklardan ve sorunlardan uzak bir emeklilik yaşamı... Ancak Katie, onun tekinsiz kızı, Ray’le evlenmeye karar verdiklerini açıklar. Bu ikinci evliliği olacaktır. İlk evliliğinden oğlu Jacob’la Ray çok iyi anlaşmaktadır. Ray beceriklidir, Ray güçlüdür ve Ray kültürsüz görünen bir adamdır. Bu yönüyle aile tarafından pek de arzu edilen bir damat değildir. Katie de emin değildir, ona karşı hissettiği aşk mı yoksa minnet duygusu mudur? Jean kızı “özgür ruh” Katie için endişelenirken, bir yandan soluk aldığı ve kendisini özel hissettiği gizli ilişkisini de sürdürür.

Ve bir gün George kalçasına yerleşmiş o sinsi lezyonla karşılaşır. Artık dünya onun için tepetaklaktır.
Süper İyi Günler’in yazarı Mark Haddon, aklını yitirmenin eşiğindeki karakterlerini onların bakış açısından incelemeyi sürdürüyor, edebi yazımını ve mizahı hiç elden bırakmayarak. Haddon kahkaha ve acıyla dolu, müthiş sürükleyici bir romana daha imza atıyor.


Mark Haddon Kimdir ? 

Mark Haddon
Mark Haddon, 1962 yılında İngiltere’de doğdu. Oxford Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Çeşitli yaş gruplarında zihinsel ve bedensel engelli insanlarla ilgili çalışmalar yaptı. Senaryoları ve illüstrasyonlarıyla da tanınan Haddon çocuk kitapları yazdı. 2003’te Whitbread, Guardian, Yılın Romanı ve Yılın Kitabı ödüllerini kazandığı Süper İyi Günler’in ardından Küçük Bir Sıkıntı’yla roman yazarlığını sürdürüyor.



Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları :

Süper İyi Günler





                                                            Kozmokitap




Scroll To Top