Tuğla Harmanı - Muazzez Çörtelek || Kitap Yorumu

Tuğla Harmanı - Muazzez Çörtelek


   Tuğla harmanı Yitik Ülke Yayınları'nın en yeni kitaplarından. Muazzez Çörtelek 'ın kaleme aldığı Tuğla Harmanı kitabını ilk elime aldığımda kitabın isminin bir ironi olabileceğini düşünmüştüm . Çünkü harman denilince benim aklıma buğday harmanı geliyor . Belki de İç Anadolu'da yaşadığım ve bolca duyduğum harman sözcüğünün hep buğdayı ifade etmesi yüzünden olabilir .


   Kitabı okumaya başladığım zaman gerçekten de tuğla harmanından bahsettiğini anladım. Benim gibi bilmeyenlerin "tuğla harmanı da nasıl olurmuş" diye düşündüklerini tahmin edebiliyorum. Bildiğimiz, evlerin yapıldığı kırmızı tuğlaların, fabrikalaşma öncesinde toprak ve suyu karıştırarak uygun bir çamur haline getirilip , şekillendirilip kurutulması ile oluşturuluyor tuğlalar. Kitabı okuduğum zaman daha önce izlediğim bir belgesel gözümde canlanmaya başladı. Belgeseli izlediğimi bile unutmuştum . Tuğlanın yapılışı, bunu yapan insanlar ve harcadıkları emekler anlatılıyordu belgeselde.

   Kitapta bir tek tuğla harmanı mı anlatılıyor demeyin. Kitap bir çocuğun gözünden anlatılıyor. Bu çocuk da gittiği tuğla harmanını , orada çalışan insanları, kendi aile yapısını , ailesinin çektiği zorlukları , anne ve babasının evi geçindirmek için uğraşlarını , birbirleriyle ve çevreyle olan ilişkilerini anlatıyor. Bir çocuk dilinden ve gözünden anlatıldığı içinde kitap sakin ve dinlendirici olarak ilerliyor. Çocuklar çoğu yerde yok sayılır fakat onlar etraflarında olup bitenleri en ince detayına kadar fark ederler. Hatta bazı yetişkinlerin göremediği ,fark etmediği detaylar bile çocuklar tarafından fark edilir . Bu nedenle çocuk gözünden anlatılan bir kitap en ufak detayları bile fark etmemizi sağlarken, onun o masum duygularını da hissetmemizi sağlıyor. 

   Ben kitabın sakin tonda ilerlemesini, çocuk gözünden anlatılmasını ve çok yoğun olduğum bu dönemde beni dinlendirmesini çok sevdim . Tavsiyemdir ...


Tuğla Harmanı - Muazzez Çörtelek
Kitabın Adı :Tuğla Harmanı
Yazar : Muazzez Çörtelek
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı : 171


İnsanlığı yücelten emeğin belleğin derinliklerine gömülüp gitmesine izin vermemek için yazıyor Muazzez Çörtelek. İlk bakışta, bir tuğla harmanını anlatıyor gibi görünse de, aslında bu kitapta orta sınıftan bir ailenin bir dönemdeki sosyolojik haritasını çıkarıyor bir çocuğun gözünden. Bunu yaparken de İstanbul’un içme sularından memlekete gelen ilk kuluçka makinelerine, çizgi roman kahramanlarından takım yıldızlara kadar uzanan yalın ama etkileyici roman yaratıyor: Çamurla sıvanmış bir çocuk şarkısı güzelliğinde…
 - Akgün Akova


                                                            Kozmokitap

Dolanık Aşıklar - Halil İbrahim Irklı || Kitap Yorumu


Dolanık Aşıklar

Bir kitabın son bölümü kitap hakkındaki fikrinizi tamamen değiştirebilir mi, Evet, değiştirebilir !!! Bu kitabı okuduktan sonra buna tamamen inandım. Dolanık Aşıklar dört bölümden oluşuyor . İlk bölümde Selin'in hayatına konuk oluyor ve onu yakından tanıyoruz . İkinci bölümde ise Steven ile karşılaşıyor ve onun hayatından bir kesite misafir oluyoruz. Üçüncü bölümde ise bu iki gencin karşılaşmasını okuyoruz, son bölüm ise sürpriz olsun ... Benim en çok sevdiğim ve kitabı sevmeme sebep olan bölüm bu bölüm oldu.

Selin Fransız bir baba ve Türk bir anneye sahiptir . Annesi o küçükken ölmüş , babası ise bu acıyı bir türlü atlatamamış ve alkole umut bağlamıştır. Selin ise babasına göz kulak olmaktan başka kendi hayatına dair pek bir şey yapamamıştır. Bir gün tanıştığı bir turist ile yakınlaşmış ve ona karşı bir şey hissetmiş ya da hissettiğini zannetmiştir. Hayatında artık bardağın taşma noktasına geldiğini anlayınca her şeyi geride bırakarak yurt dışında bu tek gecelik ilişkisinin yanına kaçmıştır. Yurtdışına gittiği zaman onu bambaşka olaylar beklemekte ve bu olayların sonucunda da hayatı farklı bir yol almaya başlar...

Steven Londra 'da yaşamakta ve bir bar işlemektedir. Kalabalık arasında yalnız bir adamdır aslında.

Bu iki gençin yolu tesadüfler sonucu kesişir ve onlar fark etmese de hayatın onlar için başka planları vardır...

Selin karakterini sevemedim bir türlü. Davranışları ve düşünce tarzı bana hitap etmedi. Steven 'ın anlatıldığı bölümde de takıldığım noktalar oldu. Örneğin Steven Londra’da yaşıyor, ingilizce konuşuyor ve ingilizce düşünüyor. Biz okurken de Türkçe okuyoruz çünkü kitap Türkçe. Buraya kadar herşey normal. Peki metrodaki anons neden İngilizce yazılıyor . Sayfa sonunda da Türkçesi belirtiliyor. Zaten karakter İngiliz.... Birkaç yerde daha benzer bir durum vardı. Farklı bir ülkeye gider karakter ve oranın dili ile anons yapılır bu o dille belirtilir anlatım da kendi ülkesindeki bir karakterin her konuşması Türkçe iken anons neden İngilizce ??

Dediğim gibi kitabın benim gözümde farklı olmasını ve puanının artmasını sağlayan tek bölüm son bölüm o da iki sayfa...

Farklı bir yazar ile tanıştım kitap ile. Yazarın ikinci kitabıymış. Yolu açık olsun diyorum. Genel olarak bakarsam kitap bana hitap etmedi...

Dolanık Aşıklar
Kitabın Adı : Dolanık Aşıklar
Yazar :Halil İbrahim Irklı
Yayınevi :Trend Yayınevi
Sayfa Sayısı :208


Bilgiye göre, başlangıçta düşünceydik. Sonra ruh olduk. Ardından bölündük, iki ruh... Zaman geçti. Zaman daha da geçti... Ötelerden, Dünya denen bu gezegene gelip burayı deneyimlemek istedik. Yolumuz belliydi, plan tamamdı. Sonra insan olduk. Ardından iki insan. Ama buraya gelince hakikati unuttuk. Ve ortaya bir güçlük çıktı: BİZ Selin'in Cunda'da başlayan öyküsü Midilli'ye, İstanbul'a, Düsseldorf'a , Paris'e, Londra'ya dek uzanırken tüm duraklarda hayatın ona sunduğu derslerin sürprizlerine şahitlik etmek 'BİZ'i hatırlatmaya yetecek mi?

Hayat dediğimiz illüzyon akıp giderken, ötelerde yaptığımız kontrat, karanlıkta gizlenen bir sır olarak mı kalacak yoksa gerçekleşecek mi?


                                                            Kozmokitap

Minik Öpücükler - Lloyd Schwartz || Kitap Yorumu

Minik Öpücükler


Şiir eski bir edebiyat biçimidir. Değişik sanat anlayışlarına bağlı olarak çeşitli tanımları yapılmış , son olarak ise şiirin tanımlanamayacağı öne sürülmüştür.

Şiirin tam olarak tanımak yapılsın ya da yapılmasın bana göre şiir hissettikleri ile ölçülür ve tanımlanır . Sürekli şiir okuyan ya da şiirsiz yapamayan birisi değilim. Fakat bazen hissettiklerimi ya da ruhsal durumumu en iyi dile getiren edebiyat biçimi şiirlerdir.

Bir kitaptaki bütün şiirleri sevdiğimi iddia edemem bazen kitaptaki bir şiir ya da şiirdeki bir dizidir beni benden alan . Sade ve hayattan ilham alan şiirleri severim bu şiirlerle hisseder ve onların temasını yaşarım. Mühim olan kafiye ya da bolca edebi dizeler değil benim gönlüme fethetmeleridir.

Lloyd Schwartz ın kaleminden Minik Öpücükler, Yitik Ülke Yayınları 'nın en yenilerinden. Çeviri şiirlerin sevilmesindeki başarının büyük bölümü çevirmenlere aittir. Bu kitapta da çeviri çok başarılı. Okurken rahatsız olmadım ve kitaptaki şiirlerin yarıdan çoğunu çok beğendim.

En zor yorum yaptığım kitaplar şiir kitaplarıdır. Her şiir ayrı bir dünyadır ve o dünyaların hepsi bize uygun olacak diye birşey söz konusu değildir . Ben genel olarak Lloyd 'un şiirlerini ve tarzını sevdim. Kitabın ilk yarısındaki şiirler tam da sevdiğim tarzdı. Size de en sevdiğim şiirden birkaç dize bırakıyorum :



Annem güneşi deli oluyor.

Nefret ediyor hatta , yine de her gün yeni bir gün.

Bakımevinde tekerlekli sandalyesiyle terk edildiğini düşünüyor.

Arkadan bağrışan kadınlar -telefonda dediklerimi zar zor anlıyor.

Oğluyla konuştuğunun farkında değil.

Ona hatırlatmam gerekiyor.



"Ama, yalnız değilmişim meğer, bir oğlum var."

     " Lütfen unutma bunu. "

" Nasıl unuturum !... Peki ya sen , sen kimsin?"




Kitabın Adı :Minik Öpücükler
Yazar :Lloyd Schwartz
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Çevirmen :Efe Duyan , Melike İnci
Sayfa Sayısı :86


Pulitzer Ödüllü, Amerikalı ünlü yazar-şair ve eleştirmen Lloyd Schwartz’ın Türkçede yayımlanan ilk şiir kitabı “Minik Öpücükler”. Şiir okurları için, Efe Duyan ve Melike İnci’nin özenli çevisiyle dilimize kazandırılan önemli bir eser.

Evet, merhaaaba! Burada olduğumu nerden bildin?
Benim oğlum bu, değil mi?
Benim içimden çıktın. Senin annenim.
Öyle, değil mi?
Sakallıyken bile yakışıklı.
Annenim ben, nasıl görünürsen görün, seviyorum seni.
Sevmez miyim hiç.
Hadi minik bir öpücük ver, ver’micen mi ha?
Neler neler kaçıracaksın, ona göre ha.
Bak sen şu işe, hiç istenmez mi
Kaybedecek bir şey mi var sanki
Hadi bana bir öpücük ver
Ver’cek misin ha?
Ki sana hemen karşılığını vereyim
Bak şarkıyı ezberden söyleyebiliyorum.
(Büyük ihtimalle yarın hatırlamayacağım.)


                                                            Kozmokitap

Fırtınada Yanacaksın - John Verdon || Kitap Yorumu

Fırtınada Yanacaksın - John Verdon

Merhaba sevgili Kozmokitap okuyucuları :)) John Verdon'un son kitabı Fırtınada Yanacaksın çıktığı andan itibaren merak ettiğim bir kitaptı. Sonunda okudum bitti . Sonunda diyorum çünkü okumam çok uzun sürdü . Bunun süresi kitabın kötü olması değil tamamen benim okumaya çok fazla vakit ayıramamış olmam. Evde iki hafta boyunca misafirim vardı bu nedenle  kitabı istediğim hızda okuyamadım : (


Yazarın okuduğum ikinci kitabı Fırtınada Yanacaksın . Daha önce Kurt Gölü'nü okumuştum. ( Kurt Gölü yorumum için → burayı ← tıklayabilirsiniz .)

Kitabı okumaya biraz da tereddütle başladım . Çünkü daha önce okuyanlardan çok fazla olumsuz yorum okudum. Genel olarak ben John Verdon'un tarzını sevmiştim. Bu kitabı çok fazla detayla boğduğu söylenince okumaya başlarken biraz da korktum açıkçası :)) Bitirince gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki ben kitabı sevdim :))


Fırtınada Yanacaksın - John Verdon

Dedektif Gurney yine iş başında. Emeklilik hayatında kendisine heyecan arayan Gurney bahçesinde kazı işleri ile uğraşmaktadır. - Bahçesinde bulduğu arkeolojik kalıntıları araştırır.- O kendi halinde uğraşa dursun White River 'da işer karışmaktadır. Bir polis keskin nişancı tarafından öldürülmüştür ve bu olayı siyahilerin yaptığı düşünülmektedir. Olayın göründüğünden daha karışık olduğunu düşünen savcı Gurney'den yardım ister. Gurney araştırmaya başlar ve işler gerçektende çok karışıktır. Ortaya çıkan yeni cesetler de işleri hiç kolaylaştırmaz...

Yazar ince ince işliyor konuyu ve okuyucuya da fazla ipucu vermiyor. Kitabı okurken herkesten kuşkulanmaya başlıyorsunuz . Hatta bir ara katil Gurney çıkarsa hiç şaşırmam dedim kendi kendime. Okurken paranoyak oluyor ve herkesten her şeyden kuşkulanmaya başlıyorum. Yazar şaşırtmayı sağ gösterip sol vurmayı seviyor. Irkçılık , sadistlik ve kendini beğenmişlik yer alırken karakterlerde alttan alta bambaşka konuları da işliyor. Şaşırtmayı seven bir yazar John Verdon . Bu kitabı ile de beni şaşırtmayı başardı. Birkaç saatlik çerezlik bir kitap değil Fırtınada Yanacaksın. İnce ince işlenmiş konuyu dikkatli bir şekilde okumak gerekiyor.

  Yazarın okumadığım diğer kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Tam almaya karar vermiştim ki kitaplara zam geldi . Dolar bahanesi ile artan fiyatlar doların düşmeye başlaması ile umarım düşer...

Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“John Verdon şaşırtıcı olay örgüsü, katil avı ve akıllıca düşünülmüş karakterler yaratmada kendini kanıtlamış bir usta.”
 -Publishers Weekly- 

 “Bir bulmacanın parçalarını yerleştirir gibi kitabın son sayfasına dek, katili bulacak olmanın tarifsiz hazzını suç romanlarına özgü gerçekçi gözlemlerle nasıl harmanladığına bakılırsa, bu serinin neden bu kadar popüler olduğunu anlamak zor değil.”
 -Kirkus Reviews-


Fırtınada Yanacaksın - John Verdon
Kitabın Adı :Fırtınada Yanacaksın
Yazar :John Verdon
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı :White River Burning
Çevirmen : Ender Nail
Sayfa Sayısı :528

New York’un sessiz sakin kasabası White River’da bir keskin nişancı dehşet saçıyor ve öldürülen polisin telefonuna bir uyarı mesajı geliyor. Kimsenin kimseye güvenmediği soruşturmaya danışmanlık yapması için çağrılan Gurney'in ise elinde gizemli bir nottan başka bir şey yok.

 Bir parktaki oyun alanında ayak tabanlarına üç farklı harf dağlanmış iki cesedin bulunmasıyla işler daha da karmaşık bir hal alırken yetkililerin resmi açıklamalarıyla ters düşen Gurney, kasabayı labirent gibi sarmış olaylar silsilesini tek başına çözmeye kararlı. Yaklaşmakta olan fırtına herkesi yakmadan cevaplaması gereken bir soru var: Bu akıldışı bulmacada gözden kaçırdığı şey ne?



                                                            Kozmokitap

Usta - Özge Erkin || Kitap Yorumu

Usta - Özge Erkin

Merhaba sevgili Kozmokitap okuyucuları : )) Kalemini çok sevdiğim Özge Erkin'in son kitabı Usta ile geldim bugün. Yazarın okuduğum dördüncü kitabı Usta. Destan ve Kutsal kitabının yer aldığı serinin ise devamı ...

Destan ve Kutsal'da karşımıza çıkan tespih ustası Tahir vardı. Kişiye özel yaptığı tespihleri teslim etmeden önce üç soru soruyor ve sorularına uygun cevap verenlere teslim ediyordu tespihleri. El emeği tespihler aynı zamanda bileğine takan kişinin yaşamını da temsil ediyor ve çok önemli bir yere sahip oluyordu. İşte bu tespihleri yapan zanaatkar ile yakinen tanışıyor ve onun hayatının ayrıntılarını , nasıl " Usta" ya dönüştüğünü okuyoruz kitapta.

Bugüne kadar tespihlere hiç alıcı göz ile bakmamış ve açıkçası çok da değer vermemiştim. Tamam el emeği - göz nuru olanları incelemeyi ve bazen de satın almayı sevsem de bu kitaptan sonra bakış açım değişti. Tespihin imamesinin bambaşka bir öneme sahip  , tespihin şerefi olduğunu okudukça öğrenmek bir kenara nedenleri ile anladım. Tüm taşlar imame olmadan aslında bir anlam ifade etmiyorlar.

Usta - Özge Erkin


"Tespih bir adamın ömrüne ortak olur . Sabır çektirir , ah çektirir ama hep çektirir. Tıpkı kader gibi. "

Doğuştan acı ile ortak  yaşamaya alışmış olan Tahir ergenlik çağında henüz on yedi yaşında hayattaki en büyük acıyı tadar. Hayat ona vurdukça o ayağa kalkmasını , içindeki iyi insanı korumasını bilir. Her tekmede daha güçlü ayağa kalkar  . Bir şekilde hayata tutunmayı başardığı gibi sarsılmaz dostluklar kurmayı da bilir . Tam her şey yoluna giriyor derken aşk ateşi ile karşılaşır. Bir çift kehribar yakacaktır gönlünün ateşini. Bu aşk gönüllere düşmeye görsün , dikenli yollarda çıplak ayakla yürüseler de her tarafları çizik içinde kalsa da birbirlerinden vazgeçmeyeceklerdir....

Yazarın okuduğum tüm kitaplarını çok sevsem de Usta bambaşkaydı benim için. Özge Erkin yine şiirsel anlatımını konuşturmuş kitapta. Usta'yı yalnızca okumadım aynı zamanda yaşadım, hissettim ve özümsedim. Demem odur ki artık tespih gördüğüm zaman asla eskisi gibi bakamam. Ardındaki anlamları , yapan zanaatkarı ve anlattıklarını düşünmeden edemem.

Kitaptan Alıntılar : 

"Eğer iki gönül birbirine akarsa ne acısına kayıtsız kalabilirsin ne de mutluluğuna . Ömürlük bir ortaklıktır sevda ... Yara da belli şifa da..." 

"Tespih koskoca bir yaşamın taşlarla  bir araya geldiği bir simgedir. Taneler hayatındaki değerlerdir. Vazgeçilmeyenlerdir. "

"Ama hayat dediğin , kara gökyüzündeki tek bir yıldızın ışığında bile yönünü bulabilmekti . " 

"Seni kimsenin kimseyi sevemeyeceği kadar değil , bir erkeğin bir kadını sevebileceği en güzel şekilde seviyorum. Sadece aşık değilim sana ; muhtacım , aitim, meftunum , sevdalıyım ... "



Usta - Özge Erkin

Kitabın Adı : Usta
Yazar : Özge Erkin
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı : 320


Bozkır ayazına tutulmuşçasına uyuşur parmaklarınız da yine ruhunuzun o ince aksine tepkisiz kalamazsınız. Nefesinizden üfler, nefsinizden yontarsınız onu. Her seferinde şekil alır kırık dökük vicdanınız. Af dilersiniz birbiri ardına…

Tespih bu; sabır çektirir, ah çektirir. Ama hep çektirir. Tıpkı kader gibi. Hep size çektirir.
Rengini yârin gözlerinden alır kimi zaman, kimi zamansa zifiri karanlıktan. Ama huzuru her daim Yaradan'dan.

Hayatın ayazını ciğerine çekmiş, kendi gibi soğuk taşlarda deva bulan bir usta.
Soğuk taşları gönlünün ateşinde ısıtan bir kadın.
Ve tespihe dizilir gibi ardı ardına dizilen kehribar rengi acılar...
Usta'nın aşkı size sabrı öğretecek ince ince.

Yazara ait okuduğum diğer kitaplar : 

Ebedi Yansıma 

Kutsal

Destan 



                                                            Kozmokitap

Scroll To Top