Einstein Aforizmalar || Kitap Yorumu


Einstein Aforizmalar


   Einstein deyince hepimizin aklına deli-dolu bir biliminsanı geliyor. Saçbaş dağılmış haldeki fotoğraflarıdır belleğimize yer eden. Peki gerçekte kimdir bu adam , onu bir de kendi ağzından dinlemek , onun fikirlerini öğrenmek istemez misiniz? Sıkılmadan , eğlenceli bir şekilde okuyacağınız ve en kesin kaynaktan Einstein'in fikirlerini öğrenebileceğiniz bir kitap Einstein - Aforizmalar

  Nobel ödüllü bir bilin insanı Einstein . Ne yaptı ki bu adam diyenler için - ki denileceğini aslında pek düşünmüyorum - bir çok teorileri vardır. 

" Diğer insanların teorilerimi benden daha ciddiye alacakları hiç aklıma gelmemişti. " 

Einstein Aforizmalar


  Sadece teoriler değil aslında araştırınca farklı buluşları olduğunu da gördüm. Esneyen ceket , buzdolabı gibi. 
Her zaman Einstein deyince de tabi ilk aklımıza gelen E=mc² formülüdür. 
" Eğer A hayatta başarılı olmaksa o zaman A eşittir x artı y artı z'dir. x çalışmayı , y dinlenmeyi ve z çenenizi kapalı tutmayı temsil eder. "

Üstelik bize her zaman söylendiği gibi matematikten kalmadığını da kendi sözlerinden anlıyoruz.

" Ben matematikten hiç kalmadım. On beş yaşıma gelmeden diferansiyel ve integral hesaplarında uzman olmuştum bile. " 
Çalışmadan günlük hayata, Tanrıya, bilime ve hayata dair bir çok konuda Einstein'in düşünceleri merak ediyorsanız bu kitabı okuyun derim.

Einstein Aforizmalar


Kitaptan alıntılar: 

* Farklı sonuçlar istiyorsanız , aynı şeyleri tekrarlamayın.

* Her gün , yeni bir mutlu son yaratmak için bir fırsattır.

* Kağıt hatırlamamız gereken şeyler için vardır. Beynimiz ise düşünmek için.

* Hayatın trajedisi , insanlar daha yaşarken kalben ve ruhen ölenlerdir .

* Bilgi ne kadar fazlaysa ego o kadar azdır, bilgi ne kadar azsa ego o kadar fazladır.

* İnsanların söylediğimi iddia ettikleri saçmalıkların yarısını söylemedim.

* Bazen insan en çok parayı bedavaya aldığı şeyler için öder.

* Üniversite  eğitiminin değeri bir çok gerçeği öğrenmek değil zihni düşünmek için eğitmektir.

* Bu denli dünya çapında tanınmak ama bu denli yalnız olmak tuhaf bir şey.

* Deneyimlerine göre ,en yaratıcı işler asla insan üzgünken yapılmaz.






Kitabın Adı : Aforizmalar
Yazar : Albert Einstein
Yayınevi : Zeplin Kitap
Çevirmen :Doğukan Bal
Sayfa Sayısı :192


“Yaşamanın iki şekli vardır: Hiçbir şey mucize değilmiş gibi ya da her şey mucizeymiş gibi yaşamak.”
Tüm hayatın bir mucize olduğuna inanan ve buradan ilham alarak hayatı ve evreni açıklamaya koyulan bir fizikçi… Einstein’ın düşünceleri ve çalışmaları bugün bile bilim dünyasını etkilemeye devam ediyor. Zor bir çocukluk ve eğitim hayatının ardından hayallerinin peşinden giderek büyük şeyler başarmış bir biliminsanı olsa da, Einstein insani değerlerin önemini asla göz ardı etmemiştir. Einstein’a göre, dünyayı ve insanlığı kurtarmak için tek gereken şey yeni bir düşünce biçimidir; evren dediğimiz bütünün bir parçası olan insanın, her canlıyı ve evrenin tüm güzelliklerini kucaklaması gerekmektedir.
“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir,” diyor Einstein. Bu kitap hayal gücünü zekâdan daha üstün tutan bir dehânın dünyaya bakışını ve düşünce dünyasını apaçık gözler önüne seriyor. Şimdi bize düşen ise, hayal gücünün sonsuzluğuna dalıp gitmek.


                                                            Kozmokitap

Tembellik Hakkı - Paul Lafargue || Kitap Yorumu

Tembellik Hakkı - Paul Lafargue


   Karl Marx'ın damadı olan Paul Lafargue Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamıdır. Tıp Fakültesini bitirmesine rağmen doktorluk yapmamıştır . Küba'da doğan Lafargue dokuz yaşındayken ailesi ile birlikte Fransa'ya göç etmiştir. Yetmiş yaşına geldiğinde ise yetmiş yaşından sonra hayatın tadı yoktur diyerek karısı ile birlikte intihar etmiştir.

  Tembellik Hakkı çoktandır okumayı düşündüğüm bir kitaptı. Ara ara felsefe ve düşünce ağırlıklı kitapları okumayı seviyorum. Bu tarz kitapların farklı düşünmeye sevk ederek ufkumuzu açtığını ve farklı bir bakış açısı kazandırdığına inanıyorum. Kocaeli kitap fuarında Aylak Adam Yayınlarının standında kitaba uygun bir kampanya ile denk gelince hiç düşünmeden aldım. Zaten çevirisi ve kitaplarını çok beğendiğim bir yayınevi olur kendileri :))

  Kitabın ismini okuduğumuzda her ne kadar  "TEMBELLİĞİ" övüyor gibi görünse de gözümüze kitap , aslında kapitalist düzene bir başkaldırı niteliğindedir. Louis Blanc'un 1848 yılında tanımladığı " Çalışma Hakkı" na ilişkin eserine bir cevaptır bu kitap.

    Çalışmaktan modern kölelik olarak bahsediyor yazar. - Bu fikrine sonuna kadar katıldığımı belirtmeliyim. -

  Günde üç saat çalışarak daha verimli olunacağını ve insanın kendisine, sevdiklerine daha fazla vakit ayırabileceğini söylüyor. Makineleşme arttıkça insana daha az iş düşeceğini ve insanın daha fazla vakti kalacağından bahsediyor. - İnsanın yerine makineler almaya başladıkça insana daha fazla vakit kalıyor , bu doğru. Çünkü daha fazla insan işsiz kalıyor. İnsanın yerine makine alınca insanı daha az çalıştırıp aynı ücreti alacağını varsaymış ya da öyle olmasının gerektiğini düşünmüş sanırım Lafargue. Bu güzel bir düşünce olsa da günümüz kapitalist toplumlarında parayı ve işi elinde tutanlar az çalışma ve az iş karşılığında insanlara yeterli ücret verebileceğini düşünüyor musunuz ??? -

  Kitapta yer alan fikirlerin bir kısmına katılsam da , bana mantıklı görünse de bir kısmı da maalesef bana çok uç düşünceler gibi geldi.

  İnce bir kitap olsa da iyi anlayabilmek adına yavaş ve üstünden tekrar tekrar geçerek okuduğum bir kitap oldu Tembellik Hakkı .

Kitaptan Alıntılar :

  *  Kapitalist uygarlığın hüküm sürdüğü ulusların işçi sınıflarını bir deliliktir almış gidiyor. Bu delilik de devamında yüz yıllardan beri acı içindeki insanlığa zulmeden toplumsal ve bireysel sefaleti yanında getiriyor. Bu delilik ise çalışma aşkıdır; bireyin kendisinin ve çoluk çocuğunun dahi yaşam enerjisini tüketen aşırı bir çalışma tutkusudur.

*  Her bireysel ve toplumsal sefalet , çalışma tutkusundan kaynaklanmaktadır.

*  Bizim yüzyılımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor ; aslında bu yüzyıl acıların , sefaletin ve yolsuzlukların yüzyılıdır.

*  Çalışın ! Toplumsal sefaleti arttırmak , bireysel sefaletinizi arttırmak adına çalışın proleterler ! Çalışın !

*  Acımasız , katil ve kör çalışma tutkusu insanları özgür kılacak makineyi özgür insanları köleleştiren bir araç haline getirir.

*  Öyleyse , kemerlerini sıkarak işçi sınıfı , aşırı-tüketime mahkum olmuş burjuvazinin midesini aşırı ölçüde büyütmüş oluyordu.

*  Eskiçağ filozofları fikirlerin kökeni konusunda tartışıp dururlardı ama çalışmadan tiksinme konusunda hem fikirlerdi.




Tembellik Hakkı
Kitabın Adı : Tembellik Hakkı
Yazar :Paul Lafargue
Yayınevi :Zeplin Kitap
Orjinal adı :
Çevirmen :Mehmet Köle
Sayfa Sayısı : 70


Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı'nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece "sermaye dinini" ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy'ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.

"Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!"


                                                            Kozmokitap

Bir Kalbin Çöküşü - Stefan Zweig || Kitap Yorumu

Bir Kalbin Çöküşü



   Kısacık bir öykü Bir Kalbin çöküşü. Daha önce Zweig okuyanlar bilir , yazar ın kısacık eserleri bile kapkalın romanlardan daha fazla, daha yoğun duygular içerir. Öyle ki o duyguları , o depresif çıkmazları tüm hücrelerinizde hissedersiniz. İki üç cümle ile basitçe ifade edilecek bir konuyu alır yazar, bize öyle derin psikolojik tahlillerle dolu bir novella haline getirir ki kitap biter etkisi bitmez...

  Bu kitabında Stefan Zweig bir aile babasını anlatıyor. Küçük yaşta çalışmaya başlayan bu adam yıllar boyunca gece-gündüz demeden çalışır. Sırf ailesi mutlu olsun, yüzleri gülsün, hiç eksikleri olmasın diye. Kendisi yorgunluktan zor ayakta dursa da ailesinin mutluluğu ve refahı herşeyden önce gelir onun için. Bu satırları okurken bu adam kah sizsinizdir kah babanız. Onun sizler için ne kadar yorulduğunu düşünür ona minnet duyarsınız. Gittikleri bir tatilde bu yaşlı adam eşi ve kızının kendisinden uzaklaştığını fark eder. Bir olay sonrasında da kendisini , onları ve hayatını sorgulamaya başlar. Biz de kitapta bu zorlu süreci okuyoruz.

  Yine nefis bir Zweig ziyafeti çektim. Her kitapta yazarın kalemini daha fazla sevmeye başlıyorum. Tereddütü olanlar için de ekleyeyim çeviri ve basım çok iyiydi .



Bir Kalbin Çöküşü
Kitabın Adı : Bir Kalbin Çöküşü
Yazar : Stefan Zweig
Yayınevi : Zeplin Kitap
Orjinal adı : Untergang Eines Herzens
Çevirmen : Duygu Bolut
Sayfa Sayısı : 54


STEFAN ZWEIG, BU UZUN ÖYKÜSÜNDE BİZLERİ TEKRAR BİR OTELE GÖTÜRÜYOR. ADI SALOMONSOHN OLAN YAŞLI ADAM ON İKİ YAŞINDAN BERİ ÇALIŞMAKTA, KENDİ MUTLULUĞUNDAN ÇOK AİLESİNİN MUTLULUĞUNU DÜŞÜNMEKTEDİR. KARISIYLA VE ÖZ KIZIYLA OLAN İLETİŞİMİ ÇOKTAN KOPMUŞTUR. ONLARIN GÖZÜNDE YALNIZCA BİR NESNEYE, BİR YÜKE DÖNÜŞTÜĞÜNÜ HİSSETMEKTEDİR. YAŞLI ADAMIN KAYGILARI PARANOYAYA DÖNÜŞECEK VE ARTIK KALBİ ÇÖKTÜĞÜNDE, HER ŞEYİN FARKINA VARACAKTIR. 




                                                            Kozmokitap

Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro || Kitap Yorumu

Beni Asla Bırakma


    Nobel edebiyat ödülü sahibi Kazuo Ishiguro' nun kaleminden Beni  asla Bırakma . Kitap yayımlandığı yıl İngiltere 'de en iyi ilk 100 kitap arasına girmiş.

   Katy H. yi tanıyarak başlıyoruz kitaba. Kendisi 31 yaşında ve bakıcı olduğunu söylüyor . Yaklaşık 12 yıldır bakıcılığı yapıyor ve kendisi kadar uzun süre yapan başkası da yoktur. Fakat ne bakıcılığı yapıyor en başta anlamıyoruz. Eski okulundan arkadaşına bakıcılık yapmaya başlayınca geçmişe dönüyor ve biz de öğreniyoruz...


  Okudukları yatılı okula kaç yaşında geldiklerini ya da ailelerini hatırlamazlar ve kitapta da bahsedilmez. Okulları iyi bir eğitime sahip ve sanata önem vermektedirler. Öğretmenler yoktur bu okulda gözetmenler vardır. Resime , şiire ağırlık verirler... Burada çocuklara özel oldukları söylenmektedir, aslında söylenmeyen de çok şey vardır .


   Distopik bir kitap Beni Asla Bırakma. Bütün okuduğum distopyalarda olduğu gibi kitap başlarda biraz yavaş ilerliyor. Konuyu anlamaya başladıkça ve acaba ne ? Ne olacak sorusu kitabı okutuyor. Durağan ilerleyen fakat bir sihri olan kitap. Yazarın sade anlatım tarzını çok sevdim. Kitap distopya olarak geçse de, distopya mı yoksa ütopya mı olduğu hangi pencereden baktığınıza göre değişiyor. Okursanız beni daha iyi anlayacaksınız .

   Kitabın bir de filmi olduğunu unutmadan ekleyeyim. Kitabı bitirince filmi de seyrettim . Kitapla neredeyse aynı,  birebir bir gilm yapmışlar.  Ben çok başarılı buldum.




Beni Asla Bırakma
Kitabın Adı : Beni Asla Bırakma
Yazar : Kazuo Ishiguro
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Orjinal adı : Nevar Let Me Go
Çevirmen : Mine Haydaroğlu
Sayfa Sayısı : 271


Yatılı okul Hailsham'ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez., Hailsham'dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar. Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma'da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.




                                                            Kozmokitap

Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın - Tümay Özokur || Kitap Yorumu

Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın


     "İyi bir oyuncu olmak için önce iyi bir insan olmak gerekir . "


   Hayatta hepimiz farklı rollerde yol alırız , doğduğumuz andan öldüğümüz ana kadar . Evlat , kardeş, arkadaş, dost, öğrenci, patron, işçi ... Hatta bazen o kadar ileri gideriz ki kendimize karşı bile rol yaparız. Kendimizi kandırmayı ne derece başardığımız ise şaibelidir. Bazen bu rollerde başarılı oluruz bazen de tökezleriz ... Hayat zaten bu değil midir? İnişli çıkışlı bir yol ... Her zaman her işte çok başarılı olduğunu söyleyen aslında kendisini kandırmış olur. Bazen de oynadığımız rollerde o kadar ileri gideriz ki maskeler takmaya başlarız ve belli bir süre sonra maske aslında bizim kişiliğimiz olmaya başlar ve gerçek " ben" i sonsuza kadar kaybedebiliriz.

    Tümay Özokur " Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın" yıllarca edindiği tecrübelerini kitaplaştırarak oyuncu adayları için iyi bir rehber oluyor.  On iki bölümden oluşan kitapta yazar oyuncu olmak ve meslekte iyi bir yer edinebilmek için gereken her aşamayı düşünerek kaleme almış kitabı. Kitap her ne kadar oyuncular için gibi görünse de aslında hayatın her bölümünde faydalanılacak bir bilgi birikimini barındırıyor. Yani kitabı okumak için illa meslek olarak oyunculuk yapmanıza gerek yok. Zaten hayatın her alanında çeşitli roller üstlendiğimiz için her birimize hitap ediyor kitap.

  "Dünyada diploma sorulmayan tek meslek oyunculuktur. - Biket İlhan - " 

   İyi bir kariyer sahibi olmaktan , iyi bir CV hazırlamaya ve iş görüşmesinde nasıl davranılması gerektiğine kadar en ince detayları , hiçbir şey atlamadan kaleme almış yazar.

  Akıcı bir anlatıma sahip olan Tümay Özokur aralarda yer alan çeşitli alıntılar ile de kitabı zenginleştirmiş.

Bu kitabı kendini geliştirmek isteyenlerin yanı sıra , üniversite tercihlerinde "Sinema ve Tiyatro " yazmayı düşünen gençlerimizin de okumasını tavsiye ediyorum. Şimdiden iş ortamları hakkında bilgi sahibi olup rakiplerinin önüne geçebilirler...





Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın

Kitabın Adı :Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın
Yazar : Tümay Özokur
Yayınevi : Destek Yayınları
Sayfa Sayısı : 255


Vazgeçmeyenlerin ve vazgeçmesi gerektiği yeri bilenlerin kitabı...

Hayat bir sahne...
Doğduğun an senin için aralanır perde. Sana yazılan senaryoda ve biçilen süre içerisinde bazen evlat, bazen dost, bazen sevgili, bazen patron, bazen doktor, bazen oyuncu, bazen baba, bazen kardeş ve daha birçok bazen diye başlayan kimlik ya da diğer adıyla rollerinle hayatının başrolünü oynarsın.

Oyunun sonunda takdir görmek ister insan, alkışlanmak, onaylanmak ister. O da olur elbet ama olmayabilir de bazı zaman... Aslında eylemin ne olduğu değil sizin nasıl bir ruhunuz olduğu önemlidir. İyi bir oyuncu olmak için önce iyi bir insan olmak gerekir.

Yirmi yıldır sinema ve dizi sektöründe oyuncu menajeri ve eğitmeni olarak hizmet veren Tümay Özokur’un, birikimlerinden derleyerek kaleme aldığı OYUNCU OLMAK İSTEYEN PARMAK KALDIRSIN, hem oyuncu adaylarına motivasyon ve bilgi kaynağı olarak rehberlik edecek hem de hayatının oyuncusu olarak kalmak isteyenlere mutlu ve başarılı olmanın kapılarını aralayacaktır.

Tümay Özokur şöyle diyor: “Oyunculuk insan gibidir, bazen diptedir bazen gökte, beslenmezse, toprağın altında...”
“Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil!”
-Samuel Beckett-


                                                            Kozmokitap

Scroll To Top