Tanrı Çocuğu Korusun - Toni Morrison || Kitap Yorumu

Tanrı Çocuğu Korusun


    "Bir çocuğa ne yaptığınız önemlidir. Üstelik çocuklar yaptıklarınızı asla unutmayabilir." 

    Afro-Amerikan edebiyatının başarılı ve ödüllü yazarıdır Toni Morrison . Siyah ırkın yaşadıkları, çektikleri ve hissettikleri üzerinedir romanları. Sevilen kitabı ile tanıştım yazarın kalemiyle.  Tanrı Çocuğu Korusun da yazarın okuduğum ikinci kitabı. Kitaba başlamamla birlikte bitirmem uzun sürmedi. Taşkın sular misali engel tanımazcasına aktı gitti kitap .

   Sweetness genlerinin küçük bir bölümünde zenci geni taşıyan beyaz bir kadın. Tüm ailesi de beyaz. Fakat yeni doğan bebeği gecenin en karanlık hali gibi simsiyah... İşte bu gece karası bebeğin doğumu ile başlıyor kitap. Babası bebeği görünce evi terk ediyor. Annenin sevgi ve şefkatini görmeden büyüyor Bride. Başarılı, ışıldayan bir genç bayan oluyor büyüyünce fakat o sevgi eksikliği hiç gitmiyor...

 Kendi bakış açısıyla doğruyu yaptığını düşünen bir anne, anneden biraz olsun ilgi görmek için yapmayacağı şey olmayan bir çocuk, çocuk istismarı, geçmişin yaralarının geleceği nasıl etkilediğini anlatan bir kitap Tanrı Çocuğu Korusun. Son olarak da diyorum ki evet, Tanrı Çocuğu iki ayaklı , kuzu postuna bürünmüş kurtlardan, insan kılığına girmiş canavarlardan korusun.

 " Bir çocuk. Yeni bir hayat. Kötülüklerden, hastalıklardan uzak, kaçırılmayan, dayak yemeyen, tecavüze uğramayan, ırkçılıktan aşağılanmaktan korunan, incitilmeyen, kendinden nefret etmeye itilmeyen, terk edilmeyen bir çocuk. İyilikle. Öfkesiz. "


Tanrı Çocuğu Korusun
Kitabın Adı :Tanrı Çocuğu Korusun
Yazar :Toni Morrison
Yayınevi :Sel Yayınları
Orjinal adı :God Help The Child
Çevirmen : Elif  Ersavcı
Sayfa Sayısı :176


Afro-Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle defalarca ödüllendirilmiş Toni Morrison, son kitabı Tanrı Çocuğu Korusun'da eritme potası ve çok kültürlülük gibi asimilasyon politikalarıyla Amerikanlaştırılmış yeni siyahi kuşağın psikolojisini irdeliyor. İnsanın hikâyesine çocukluğun ne şekilde yön verdiğini ve travmaların bazen onulmaz yaralara dönüşürken, bazen de kişi için nasıl sıçrama tahtası olabildiğini mercek altına alıyor. Başarılı, özgüvenli ve yalnızca beyaz giyinerek teninin rengini özellikle öne çıkaran siyahi genç bir kadının yaşadığı ayrılık, geçmişindeki sevgiden yoksunluk ve kalp kırıklığıyla yüzleşmesine neden olurken, bir varoluş buhranına kapılarak aşkın peşinde gerçek benliğinin izini sürmesine yol açıyor.

Sevilen, En Mavi Göz ve Merhamet gibi etkileyici romanların yazarı Toni Morrison'dan, çocukluktan yetişkinliğe giden yolda sevgi, aile, başarı, arkadaşlık ve güven gibi hatırı sayılır konuları ele alan incelikli bir anlatı... "Bir çocuğa ne yaptığınız önemlidir."


                                                            Kozmokitap

İhanet - Camilla Grebe || Kitap Yorumu

İhanet

Farklı kültür kitapları arasında bu sefer sıra İskandinav psikolojik gerilimine geldi. Daha önce Yitik Ülke tarafından basılan İskandinav Şiirleri Antolojisi kitabını okumuştum fakat polisiyesi okumamıştım. Kitaba geçmeden önce yazar hakkında da bilgi vermek istiyorum.


Camilla Grebe
Camille Grebe : 1958 İsveç doğumlu yazar. 2009 ve 2015 yılları arasında kız kardeşi ile birlikte yazdıkları beş kitaptan oluşan psikolojik gerilim serisi yazmıştır. ( The Siri Bergman Series ) 2015 yılında kendi başına yazdığı ilk romanı İhanet'tir. Kitap eleştirmenler tarafından çok beğenilmiştir ve 22 dile çevrilmiştir. 2016 yılında kitabın film hakkı New Line Cinema tarafından alınmıştır . Yapımcılığını ise Andrew Lazar üstlenecektir. ( Filmin çekilip çekilmediğini ise araştırmamda bulamadım. Herhangi bir gelişme olursa yazımı güncelleyeceğim.  )

Eylül 2017'de yazar ikinci bağımsız romanı olan After She’s Gone yayımlanmıştır. Kitap İsveç Suç Yazarları Akademisi tarafından Yılın En İyi Suç Romanı seçildi. 2018 Yılında Cam Anahtar Ödülüne layık görüldü.

Yazarın üçüncü bağımsız romanı İnertia Ekim 2018'de İsveç'te yayımlanmıştır.


Kitap Yorumu :

Yaşamını herkese emanet edersen, ihanet edenin çok olur.

Etkileyici kapak görseli ve hakkında yazılanlar sonrası merak edip kitaplığıma eklediğim bir kitap İhanet. Tabii yeni bir yazarı tanımak istemem de etkili oldu. YEni bir yazar ve farklı bir kültür okumaya başlayınca tarza alışma süresi oluyor benim için. Öyle hemen kitaba adapte olamıyorum. Bu kitap için de aynı durum oldu. İlk elli sayfa tarza alışma ve kitaba uyum sağlama süreci oldu. Üç farklı karakter tarafından kitabın devam etmesi de kitaba uyum süresini uzattı diyebilirim.

  Bir cinayet ile başlıyor kitap . Genç bir bayan öldürülmüş, kafası da kesilip kapıdan geleni karşılar biçimde kafa yere yerleştirilmiştir. Kadın korkunç görünmektedir. Ev sahibi ise bir şirketin CEO sudur. Onun ortada olmaması bütün şüphelerin ona yönelmesine sebep olur. Olayı araştıran dedektifler on yıl önce işlenen bir cinayete çok benzediğini keşfederler . Eski cinayette danışmanlık yapan Hanne'ye bu olayda da danışmaya karar verirler.

Peter ... Anlatıcılarımızdan bir tanesi ve olayı araştıran polisimiz. Hanne ... O da anlatıcılarımızdan bir tanesi. Eskiden polise danışmanlık yapıyormuş fakat bırakmış. Sevmediği bir adam ile evli ve hasta. Son görev olarak ve kendisini iyi hissetmek için bu işte polise yardım etmeye karar verir. Son olarak da Emma ... Ceo muzun şirketlerinde birinde tezgahtarlık yapmaktadır. Kedisi ile beraber yaşamaktadır.

  Kitap polisiye , psikolojik gerilim türlerinde . Merakla okuduğumu söyleyebilirim fakat gerilmedim. Yavaş tempoda ilerliyor kitap. Konu olarak ilginç , yazarın tarzı farklı ve ilgi çekici , okuyucuyu şaşırtmayı biliyor. Fakat bazı betimlemeler bana fazla geldi. Bu tarz kitaplarda konuya odaklanmayı daha çok seviyorum. Kişisel temizlik sırasında yapılanların her ayrıntısının anlatılmasını değil. Bu bölümler olmasa da olurdu. Kitabı uzatmaktan başka bir işe yaramamış bana göre.

  Yazar olay ve soruşturma dışında karakterlerin geçmişlerine , düşüncelerine , hatalarına ve pişmanlıklarına da yön veriyor. Bu da kitabın çok yönlü olmasını sağlamış.

Etkileyici bir kitap belirttiğim gibi . Fazla heyecan ve aksiyon bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Psikolojik gerilim sevenler ise bu kitabı seveceklerdir.


Kitaptan Alıntılar : 

"Hayat kaybetmek üzerine kuruludur," derdi. Doğduğumuzda hepimizde olan masumiyetin kaybı, sevdiğimiz insanların kaybı; sağlığımızın, fiziksel becerilerimizin ve en sonunda, elbette hayatlarımızın kaybı...

Gerçekte ortak noktamız neydi ki, hayatın umduğumuz gibi olmamasından duyduğumuz acı hissinin dışında?

Eğer birisi sana farklı olduğunu söylerse o kelebeği düşünmeni istiyorum. Farklı 'daha kötü' demek değil. Farklı aynı şekilde 'daha iyi' anlamına da gelebilir. Bunu asla unutmayacağına söz ver.

Henüz hayatının ortasındayken elindeki fırsatı kullan. Sonra ne olduğunu anlamadan hayat bitiveriyor.

      Umut , hasta insanların cesur ve minnetkar bir gülümsemeyle tutnmalarının beklendiği abartılmış bir cankurtaran salıydı . Kendini bırakmaksa yalnızca çılgınlık değil , aynı zamanda vefasızlıktı . 


Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“Etkileyici... Camilla Grebe bu ilk romanıyla zoru başararak İskandinav polisiyesinin başarılı yazarları arasında üst sıradaki yerini alıyor.”

-Kirkus Reviews-

“İskandinav polisiyesi ya da genel olarak cinayet romanı sevenler, Grebe’nin yarattığı bu gergin hikâyeden zevk alacaklardır. Trendeki Kız gibi bir psikolojik gerilim okumak isteyenler için bire bir.”

-Booklist-

“Kesinlikle ününü hak ediyor. Hikâyeyi durmadan hızlanan bir tempoyla, her karakterin gözünden anlatıyor. İskandinav Noir’ının kasvetini köküne kadar yansıtıyor.”
-Daily Mail-

“Okuru içine alan bir hikâye. Bu güvenilmez üç karakter, okurlara gerçeklerin çok ince bir çizgide yürüdüğünü gösteriyor.”
-Sunday Mirror-

“Karmaşık, korkunç ve inanılmaz büyüleyici bir gerilim. Grebe’nin kendi başına yazdığı ilk romanı büyük bir başarı.”
-Crime Scene-



İhanet
Kitabın Adı :İhanet
Yazar :Camilla Grebe
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı : The Ice Beneath Her
Çevirmen : Nazan Arıbaş Erbil
Sayfa Sayısı : 400


Herkes seni tanır ama sen kimseyi tanımazsın.

Herkes arkadaşın olmak ister ama sen kimseye güvenemezsin.

Kimseye...

Kış soğuğunun çöktüğü Stockholm’de polisler korkunç bir cinayetle karşı karşıya gelirler. Kimliği belirsiz bir kadının başı, ünlü bir giyim mağazası zincirinin CEO’su Jesper Orre’nin lüks evinde bulunur. On yıl önce işlenmiş bir cinayetin izlerini taşıyan olayın şüphelisi Orre kayıplara karışmıştır. Kayıp işadamını arayan yalnızca polisler değildir. Zincire bağlı mağazalardan birinde çalışan Emma Bohman, Orre’yle iki ay önce tanışmış ve aralarında bir ilişki başlamıştır. Fakat ilişkileri ne kadar hızlı başladıysa, Orre’nin yok olmasıyla bir o kadar da hızlı bitmiştir. Aynı adamı farklı sebeplerle arayan polis ve Emma’nın yolları saplantıyla, intikamla ve delilikle örülü bir yolda kesişecek; olaylar çözülmeye başladıkça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkacaktır.


                                                            Kozmokitap

Petey - Ben Mikaelsen || Kitap Yorumu

Petey

" Hepimiz , doğduğumuz andan itibaren ölüyoruz . Yaşamak , o yüzden bu kadar önemli . "

Gerçek yaşam öyküsü olan kitapları seviyorum. Daha etkileyici ve ders çıkarmamız gereken kitaplar oluyorlar. Fakat sürekli bu tarz kitapları da okuyamıyorum çünkü belli bir süre sonra depresif bir hale getiriyorlar beni . Ayda bir ya da bilemediniz iki tane bu tarz kitap bana kafi geliyor.

Petey de bir süredir kitaplığımda bekleyenler arasında idi. Kitap almayı seviyorum fakat bir süre ara versem iyi olacak çünkü okunacaklar birikti. Zaten kitap fiyatları fırladığı için de indirime giresiye kadar bekleyeceğim.

Petey gerçek bir yaşam öyküsü , yazarın kendi ifadeleri ile % 90 ı gerçek öykü. Yazar öyküyü kurgu haline getiriyor. Petey Corbin'in gerçek adı Clyde Cothern. 1922 yılında beyin felci ile dünyaya geliyor Petey. Bulundukları çevrede onun durumunun nedenini anlayamadıkları için yanlış teşhis koyuluyor ve zihinsel engelli kabul ediliyor. Ailesi tüm imkanlarını kullanarak iki yaşına kadar ona bakıyorlar. Tüm ilgi Petey'e yönlendiriliyor ve maddi imkanları da sonuna kadar zorlanıyor. Çünkü fizik tedavi ve doktor masrafları onların bütçelerini sarsıyor. Aile ellerindekileri satıyorr yine de çocuklarından vazgeçmiyorlar. Taa ki bir gün diğer çocuklarından birisi " Neden bizi de Petey gibi sevmiyorsun? " diyene  kadar... İşte o noktadan sonra aile yapacak bir şeylerinin olmadığını fark ediyor ve doktorların önerdiği gibi onu Warm Springs Akıl Hastanesi'ne gönderiyorlar.

  Petey çevresindekilerin düşündüğü gibi  olup biteni anlamayan birisi değildir. O kendi vücudu içine hapsolmuş bir insandır. Her şeyi fark ediyor , normal düşünüyor fakat bunları ifade edemiyor ,kaslarını kontrol edemiyordur. Ne kadar zor bir hayat olduğunu az çok tahmin edebilirsiniz. Çevresindeki dikkatli insanlar sayesinde Petey az da olsa iletişim kurma imkanı buluyor. Arkadaş ediniyor , sağlam dostluklar kuruyor. Hayal etmekte bile zorlandığımız bu durumda hayata bağlı , umut dolu bir insan olarak yaşamını sürdürüyor.

Petey'i , hayatını okumak hayata farklı gözlerle bakmayı sağlıyor. Bazen o kadar basit sorunlar yüzünden hayata küsüyoruz ki Petey ve sorunlarını okuyunca aslında bu sorunların  çok da kötü olmadığını fark ediyoruz . Bazen hayatın çarklarına kapılıp şükretmeyi bile unutuyoruz.

  Kapakta da belirtildiği gibi sevgi , umut ve dostluk üzerine sımsıcak bir hikaye Petey. Hayata umutla bakmayı bir kez daha bize hatırlatıyor  , Aynı zamanda da çevremizdeki insanlara karşı daha duyarlı ve daha dikkatli olmamız gerektiğini fark ediyoruz .




Petey - Ben Mikaelsen
Kitabın Adı :Petey
Yazar :Ben Mikaelsen
Yayınevi :Beyaz Balina Yayınları
Orjinal adı : Petey
Çevirmen :Aslı Anar
Sayfa Sayısı :272


Sevgi, inanç ve dostluk üzerine sımsıcak bir hikâye…
Beyin felciyle doğup doktorların yanlış teşhisleri sonucu zihinsel engelli kabul edilen Petey, iki yaşındayken ailesi tarafından, akıl hastanesine gönderilmek üzere terk edilir. Ufacık yaşında terk edilse de hayata sımsıkı tutunur Petey. Ailesi ondan vazgeçmiştir belki ama o, hayattan vazgeçmez. Yeni evinde şartlar ne kadar ağır olursa olsun mutlu olmak için bir neden bulmakta hiç mi hiç zorlanmaz. Ve bu özelliğiyle etrafındaki herkesi kendine hayran bırakır.
Mevsimler değişir, yıllar geçer; Petey büyür, yaşlanır… Dostları istemeyerek de olsa onu birer birer terk eder. Petey de bir daha incinmemek için artık kimseyle arkadaşlık etmek istemez. Ta ki gönderildiği huzurevinde Trevor Ladd adındaki bir çocukla tanışana dek. Çok geçmeden ayrılmaz iki dost olan bu küçük çocuk ve yaşlı adamın birbirlerinden öğrenecekleri çok şey vardır.


                                                            Kozmokitap

İyiler Kaybetmez Kaybedilir - Seda Eroğlu || Kitap Yorumu

İyiler Kaybetmez Kaybedilir



" Sana bir sır vermemi ister misin ? Ömür uçsuz bucaksız ovada uzayıp giden günün, yarınına koşması gibi kovalıyor takvimleri. Fazla zamanımız yok . Yolculuğumuz ise yeni başlıyor. " 


   " Bu yolculukta kendini bulacaksın. Çünkü biz hep benzer durumları yaşarken bunun sadece bizim başımıza gelen bir felaket hali olduğunu sanırız. Büyük yanılgı! Oysa çoğumuzun hikayesi de acıları da benzer. O yüzden bu kitapta kendini bulacaksın " diyor Seda Eroğlu ilk sayfalarda. Sebepler farklı olsa da hepimizin çektiği acılar ve hissedilenler birbirine benzer. Kimi az hisseder kimi çok, fakat hepimiz hissederiz...

  Yazarın  kaleminden heceler damlarken anlamlarının ötesine geçerek kitapta şekil almışlar. Okurken yalnızca hissetmiyor yaşıyorsunuz da. Kah kendiniz kah yakınınız yerine koyuyorsunuz yaşayan ve yaşananları. Bir kitapta beklenenin çok çok ötesini bulmak ne demektir bilir misiniz ?? İşte ben İyiler Kaybetmez Kaybedilir de beklentimin çok ötesine çıkan bir kitap buldum.

İyiler Kaybetmez Kaybedilir

   Okumaya başlayınca ilk sayfasından beni esir alan kelimenin dansı, şiirsel bir büyü ile elimden bırakmama engel oldu. Hele son sayfalarda öyle bir bamtelime dokundu ki yüreğimin acısını kelimelerde buldum. Aynı olmasa da yaşananlar, acılar benzerdi. Sonu da aynı olmasın diye düşünürken , insanın bir başkasının acısına üzülürken bile kendisini ön planda tutup benim için de böyle olmasın dediğini fark ettim. Ne kadar empati sahibi sosyal bir canlı olsak da aslında ne kadar yalnız olduğumuz bir kere daha kanatırcasına beynime yerleşti.

    Okuduğum , okudukça düşündüğüm , düşündükçe hissettiğim ve hissettiklerimi tekrar okuduğum bir kitap oldu İyiler Kaybetmez Kaybedilir.

"İnsan ayakta değil, Hayatta kalır. Çokça düşer, tekrar kalkar; üzülür, ağlar, tekrar güler. . . En sonunda hep güzel günler umut eder. Çünkü umut etmek, insanı hayatta tutan en büyük eylemdir. " 


İyiler Kaybetmez Kaybedilir Kitabın Adı : İyiler Kaybetmez Kaybedilir
Yazar : Seda Eroğlu
Yayınevi : Destek Yayınevi
Sayfa Sayısı :136


Önce olmaz dediklerin olur.

Sonra gitmez dediklerin gider.

En son da ölmeye korktukların ölür.

Sanki her acın bir öncekine nispet eder. Her biri omuzlarındaki yerini aldığında

Ne zaman pes edeceğini merak eden bir düşmandan farksızdırlar.

Bu; hayatın, gücünü sınama şeklidir.




                                                            Kozmokitap

Bülbülü Öldürmek ABD'nın en sevilen romanı seçildi!

Bülbülü Öldürmek


    1961 Pulitzer ödülü , 1962 Altın Küre ve 3 oscar ödülü alan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee'nin ilk romanı. Bülbülü Öldürmek için 20 yüzyılın romanı olarak bahsediliyordu ve bu roman dilimize Sel Yayıncılık tarafından kazandırıldı . Bülbülü Öldürmek ve yazarın elli beş yıl  aradan sonra çıkardığı ikinci romanı Tespih Ağacının Gölgesinde 'yi severek okumuştum. .   (Bülbülü Öldürmek yorumum için →  burayı ←  , Tespih Ağacının Gölgesinde yorumum için ise →  burayı ←  tıklayabilirsiniz. )


   Kamusal Yayın Hizmeti televizyon ağının (PBS) düzenlediği ve milyonlarca okurun katıldığı oylamanın sonuçlarına göre, Bülbülü Öldürmek ABD’nin en sevilen romanı seçildi.


Ülke çapında 4.2 milyon okurun katıldığı ve altı ay süren anket sonucunda, Harper Lee’nin klasik romanı Bülbülü Öldürmek, final oylamasına aday gösterilen 100 kitap arasından ABD okurlarının en sevdiği kurgu eser olarak seçildi. 100 kitaplık oylama listesinde George Orwell, Mark Twain, John Steinbeck, Jane Austen ve Charlotte Brontë gibi isimlerin eserleri de yer alıyordu.


Harper Collins yayın grubundan Amy Baker, haberi heyecanla karşıladıklarını belirtti: “Bülbülü Öldürmek’in Amerika’nın en sevilen romanı olarak seçilmesi, bu kitabın Amerikan edebiyatının en değerli klasiklerinden biri olma vasfını daha da güçlendirdiğine inanıyoruz.” 1961’de Pulitzer Ödülü’ne de layık görülen Bülbülü Öldürmek kırktan fazla dile çevrildi ve dünya çapında 40 milyon kopyadan fazla satıldı. Çağdaş dünya klasiklerinin en önemlilerinden biri olan bu roman, korkunç önyargılarla ve ırkçılıkla zehirlenmiş Güney’de büyüyen bir çocuğun olağanüstü, dramatik ve sürükleyici hikâyesine odaklanıyor; vahşi adaletsizleri ve büyüleyici bir dünyayı, genç bir kızın gözünden inceliyor.




                                                            Kozmokitap

Scroll To Top