Kozmokitap - Kitap Yorumları

Kozmokitap

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley || Kitap Yorumu

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley

       "İstediğin kadar oku,bilgine yakışır şekilde hareket etmezsen 'cahilsin'... "

  Dünyaca ünlü Bioshock oyununun başilangıç hikayesi Bioshock : Rapture Şehri. Kitapta bize Rapture şehrinin kuruluşu ve yıkıma götüren olaylar anlatılıyor.

  Oyunun ismini duydum fakat hiç oynamadım. Kitabı oğlum için almıştım ve yine onun ısrarı ile okudum kitabı. Bir oyunun kitabı olduğu için basit bir kurgu zannetmeyin kitabı. Kitapta felsefi fikirler ve harika bir kurgu var , ben çok sevdim kitabı .

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley

   İkinci Dünya savaşı sırasında 1945 yılından 1959 yılına kadar geçen olaylar anlatılıyor kitapta. Andrew Ryan daha çocukken babası ile Rusya'dan Amerika'ya kaçarlar. Avrupa savaş ile sarsılmakta, Japonya'ya atom bombası atılmış , Rusya'da kızıllar kan dökmektedirler. Özgürlük ve savaştan kaçmak için Amerika'ya gitmişler ve orada fırsatları iyi değerlendiren Ryan zengin bir iş adamı olmuştur. Zengin olmasına olmuştur fakat Amerika'da da aradığı özgürlüğü bulamamıştır. Din , sendikalar, ekonomik sorunlar ,yöneticilerden memnun kalmama Ryan'ın yeni yollar bulmaya itmiş ve Rapture fikri ortaya çıkmıştır.






   Atlantik okyanusunun ortasında , denizin altında, dinden , sendikalardan arınmış, tamamen özgür bir ülke... Asgari ücret yok, istediğini yapmakta özgürsün (cinayet hariç) . İstediğin işi yap , istediğin sanatı icra et...

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


  Şehir inşa edildikten sonra sanatçılar , yatırımcılar, zeki insanlara davet gönderilir bu şehirde yaşamaları için . Daveti kabul edenler şehre gelir , kabul etmeyenlerin de sessizliği istenir. Bu şehirden kimsenin haberi olmamalıdır. Korkunç dış dünyadan soyutlanmış bir cennet, özgürlükler şehri ... Bu şehre herkes kabul edilmez fakat bir kez girdin mi çıkmak da yasaktır.

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


  Baştaki kurulma fikri ne kadar güzel olursa olsun Ryan'ın hesaplayamadığı şey insan faktörüdür. İnsanın vahşi , acımasız , aç gözlü doğası. Kendi özgürlüğünü diğer insanların zararına kullanma potansiyeli. Din ortadan kalkınca vicdan azabının da kalkması ve insanları frenleyen hiçbir yaptırımın olmaması...

   Ütopya olarak başlayan fikrin distopyaya dönüşmesi, insanlar arasındaki sınıf farkının gittikçe artması , bir gözlemci ve yöneticinin diktatöre dönüşmesi ve insanları kurtarmayı vaat eden bir adamın aslında farklı niyetlere sahip olması...

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


   Kitap bize güzel başlayan bir maceranın yavaş yavaş nasıl kabusa dönüştüğünü gösteriyor. İnsanların denetlenmez ve yaptıklarının sonucunda bir yaptırım olmaz ise nasıl raylarından çıktıklarını ve çevresindeki her şeyi - çocuklar da dahil - nasıl kötü niyetleri için kullandığını gözümüze sokarak anlatıyor yazar.

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


   Bir oyunun kitabı olduğu için hızla okuyup bitiririm diye düşünmüştüm başlarken. Fakat öyle olması. Kitabın içindeki alt mesajları kaçırmamak için sabırla , yavaş yavaş , sindire sindire okudum. Sonuç olarak ise çok sevdiğim kitaplar arasına girdi...






Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley
Kitabın Adı : Bioshock  Rapture Şehri
Yazar : John Shirley
Yayınevi : İthaki Yayınları
Orjinal adı : Bioshock : Rapture
Çevirmen : Kerem Ergener
Sayfa Sayısı :424


Dünyanın en çok satan bilgisayar oyunlarından Bioshock'ın başlangıç hikâyesi… Su altı şehri Rapture'ın bilinmeyen gerçekleri… Bir ütopyanın adım adım distopyaya dönüşmesi… II. Dünya Savaşı'nın sonuydu. Franklin D. Roosevelt'in Yeni Düzen'i, Amerika siyasetinin gidişatını değiştirmişti. Vergiler hiç olmadığı kadar yüksekti. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları, tüm dünyaya toplu bir ölüm korkusu saldı. Hükümetlerin gizli ajanlıklarının ve birimlerinin yükselişi, dikkatleri üzerine çekiyordu. Amerika'nın özgürlük anlayışı yok oluyordu ve pek az insan özgürlüklerini kazanmak için savaşmaya hazırdı.

Ancak bu insanlar arasındaki bir hayalperest, zorlu yollardan gelen bir mülteciyken dünyanın en zengin ve en hayranlık uyandırıcı adamlarından birine dönüştü. İşte o adam: Andrew Ryan! Ve kendisi, insanların hep daha iyisini hak ettiğine inanıyor. Bu yüzden dünya üzerinde bir ütopya yaratıp imkânsızı gerçekleştirmeye kararlı. Öyle bir ütopya ki devletten, sansürden, bilim üzerindeki ahlaki sınırlamalardan uzak, emeklerinizin karşılığını aldığınız bir yer. İşte bu fikirle Rapture ortaya çıktı; denizin altındaki o parıltılı şehir… Ancak bu ütopya büyük bir trajediyle yüzleşti. İşte her şey böyle başladı… her şey böyle son buldu.

"Ben Andrew Ryan ve size bir soru sormak için buradayım: Bir insan kendi alınterinde hak sahibi olamaz mı? Hayır, der Washington'daki adam. O ter, fakirlere aittir. Hayır, der Vatikan'daki adam. O ter, Tanrı'ya aittir. Hayır, der Moskova'daki adam. O ter, herkese aittir. Bu cevapları reddettim. Bunlar yerine, başka bir şeyi seçtim. Ben imkânsızı seçtim. Ben… Rapture'ı seçtim. Sanatçıların sansürden korkmayacağı bir şehir. Biliminsanlarının gereksiz bir ahlakla sınırlandırılmadığı bir şehir. Mükemmelin, değersizler tarafından sınırlanmadığı bir şehir... ve alınterinizle, Rapture sizin de şehriniz olabilir."


                                                            Kozmokitap

Masumiyet Çağı - Edith Wharton || Kitap Yorumu

Masumiyet Çağı - Edith Wharton


   Merhaba :)) Her ayın onbeşinde okuduğumuz klasikler fidanının son kitabı Masumiyet Çağı idi. Klasik kitaplar her zaman belirttiğim gibi benim için özeldir ve onları okumayı çok seviyorum. Masumiyet Çağı da çoktandır okumak istediğim bir kitaptı. Fidan listesine dahil edildiği için yaklaşık bir yıldır bu ayı bekliyordum kitabı okumak için. Bu kadar hevese ve beklentiye değdi mi dersiniz??

  Yazarın farklı bir kitabını okumadım. Bu nedenle tarzı hakkında pek bir fikrim yoktu kitabı okumaya başlamadan önce . Kitabın ödüllü olması da ayrı bir cazibeye sahip olmasını sağlıyor. Gerçi bazen ödüllü bazı kitapların ödülü hak etmediğini ve fazla abartıldığını düşünmüyor da değilim:)))





     Masumiyet Çağı bir kapak  altında iki cilt birleştirilmiş bir kitap. Birinci ciltte Amerika sosyetesini , balolarını, akşam eğlencelerini ve kitaptaki karakterleri tanıyoruz. O kadar fazla detaya yer vermiş ki yazar detayların arasında ana konu kayboluyor. Konu ne anlayabilmek için çok fazla dikkat sarf etmem gerekti.

  İkinci ciltte ise detaylar daha az ve yazar ana konuya daha fazla yer vermiş. İlk bölüme göre daha sürükleyici  ve konudan kopmayı engelliyor yazar. Bu bölümü daha çok sevdim diyebilirim.

  Klasik aşığı olan ben kitabı okumaya başlayınca çok zorlandım konsantre olmada. O kadar fazla isim ve karakter anlatılıyordu ki itiraf etmek gerekirse sıkıldım bu bölümlerde. Bitirmek için hırs yapmasan bu bölümde kitabı yarım bırakmak çok kolaydı. Fakat ben inat ederek okumaya devam ettim. İkinci bölüme geçince de tamam artık sevmeye başladım dedim ve okumak daha kolay hale geldi.

Masumiyet Çağı - Edith Wharton


   Konudan da kısaca bahsedersem üç karakter arasında olanlar konu  ediliyor kitapta. Archer güzel May ile nişanlıdır ve evlilik tarihini öne alma çabalarındadır. Bu dönemde eşinden kaçıp ailesinin yanına gelir May'in kuzeni Ellen  . Ellen ve Archer çocukluk arkadaşıdır. Archer bir taraftan evlilik hazırlıkları yaparken diğer taraftan Ellen 'a ilgi duymaktadır. İlgisini çeken Ellen'ın görünüşü müdür yoksa onun çevresindekilerden farklı bir karaktere sahip olması mı? ...

   Masumiyet Çağı adından da anlaşıldığı gibi bir çağı , bir ömre sığan olayları konu alıyor. Beklediğimden farklı bir sonla biterek yazar beni bu noktada şaşırtmayı da başardı.

Klasik kitapları yeni okumaya başlayanlar için uygun bir kitap olmadığını düşünüyorum. Kitabı okumaya karar verdiğinizde  başlarda size de sıkıcı gelirse azmedip bitirmenizi tavsiye ederim. Farklı bir dönemi ve o dönemdeki insan yaşayışlarını görmüş oluyoruz bu tarz kitaplar sayesinde. Kitabı bitirdiğimde tek düşündüğüm iyi ki o devirlerde yaşamadım oldu. O tarz hareketler ve yapmacık konuşmalar asla bana göre değil.....

Masumiyet Çağı - Edith Wharton
Kitabın Adı :Masumiyet Çağı
Yazar :Edith Wharton
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : The Age of Innocence
Çevirmen : Sena Öksüz
Sayfa Sayısı : 426


Bir süre Avrupa'da yaşayan güzel Kontes Olenska'nın, muhafazakâr ve katı âdetlerin hüküm sürdüğü New York'a geri dönüşü sosyetede büyük yankı uyandırır. İyi bir konuma sahip genç avukat Newland Archer ile güzeller güzeli May Welland'ın nişanlandıkları gece ortaya çıkan Kontes Olenska, kocasını terk ediş öyküsü, entelektüel ruhu, özgürlüğe düşkünlüğü ve herkesten farklı olan duruşuyla sosyetenin hayatını renklendiren bir figür haline gelir.

Melankolik bakışları ve ulaşılmaz tavırlarıyla Archer'ın yüreğine hançer gibi saplanan bu genç kadın, özlemini duyduğu duyguların karşılığını da bu genç adamda bulur. Peki, hiçbir şeyin gizli kalmadığı bir toplumda aşkı özgürce yaşama arzusu, iki âşık için mümkün olabilecek midir? 19. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli kadın yazarlarından Edith Wharton'ın Pulitzer Ödülü alan romanı Masumiyet Çağı, gizli bir aşk hikâyesini, toplum yargıları ile insan psikolojisinin kesiştiği bir çerçeveden ele alıyor.


                                                            Kozmokitap

Çekiliş || İnstagram


Çekiliş

Merhaba :)) İnstagramda Uglaa Kitap sponsorluğunda bir çekiliş başlatıyorum. Her kitabını zevkle okuduğum ve anlatım tarzını çok sevdiğim Jose Saramago'nun Körlük kitabı için yapacağız çekilişi. Körlük kitabını ben de henüz okumadım fakat filmini seyrettim ve harikaydı. Fİlm harika ise kitap kesinlikle muhteşemdir. Kitaba aynı zamanda internette fidan da yapacağız. Kitap size çıkarsa fidana katılabilirsiniz:))

   Kİtabın konusunu merak ediyorsanız alta arka kapak bilgilerini bıraktım okuyabilirsiniz.

  Çekilişe katılmak için sizleri instagram hesabıma bekliyorum. @kozmokitap 

  Çekiliş bugün başlıyor ve haftaya çarşamba bitecek. Desteklerinizi bekliyorum....




Çekiliş
Kitabın Adı : Körlük
Yazar : Jose Saramago
Yayınevi : Kırmızı Kedi Yayınları
Orjinal adı : Blindness
Çevirmen : Işık Ergüden
Sayfa Sayısı :336


Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen; bütün körler karantinaya alınır. Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır. Roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiye odaklanır. Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır. Bu yedi kişi, cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verir. Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün simgesi.

Körlük, ürkütücü bir roman, beklenmedik bir felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin ve değer yargılarını yitirdiğinin hikâyesi. Konusunun ürkütücülüğüne rağmen olağanüstü bir şiirsellikle anlatılmış bu unutulmaz roman, usta yazarın belki de en etkileyici yapıtı.


                                                            Kozmokitap

İnci - John Steinbeck || Kitap Yorumu

İnci - John Steinbeck


  Merhaba :))  Yıllar sonra tekrar John Steinbeck  okumak çok iyi geldi . En son ortaokulda Fareler ve İnsanları okumuştum yazarın . Çok sevmiştim , bir ara  tekrar okumayı planlıyorum onu da .


İnce bir kitap İnci ve hemen bitiyor. Fakat anlatmak istedikleri, alttan alttan verdiği mesajlar o kadar güzel ve çok ki yazara hayran olmamak elde değil.

    Sazdan yapılmış bir evde oturan Kino'nun hayatı martı yumurtası büyüklüğünde bir inci bulması ile karmakarışık bir hale gelir. Bir tarafta Kino'nun hayalleri ve umutları diğer tarafta eşinin incinin lanetli olduğuna inanması ve Kino'dan çok çok zengin olan insanların açgözlülüğü, çevresinin beklentileri....

   Beklenmedik bir zamanda bulunan bu inci bize insanların iç yüzünü, medeni görünümlerinin altındaki vahşeti, çıkar söz konusu ise sınır tanımadıklarına gösteriyor.

 Çok keyif aldığım bolca sa üzerinde düşündüğüm bir kitap oldu İnci .  Kasım ayında yazarın Sardalya Sokağını okuyacağız fidan olarak . Katılmak isteseniz kasım 15 e kadar kitaplarınızı hazırlayın:))



İnci - John Steinbeck

Kitabın Adı : İnci
Yazar : John Steinback
Yayınevi :  Remzi Kitabevi
Orjinal adı :The Pearl of the World
Çevirmen :Leyla Özcengiz
Sayfa Sayısı : 93


Dünyanın en büyük mücevherine sahip olmak...


Bu durum, Meksikalı inci avcısı Kino'yu düşler dünyasına sürüklediği kadar kötülük ve felaketlerin de habercisi olacaktır.

Yoksulluk içinde geçen hayatının değişeceğini, karısı Juanna ile evlilik töreni yapabileceğini ve oğlu Coyotito'yu okula gönderebileceğini düşünen Kino, sahip olduğu incinin çevrede kıskançlık uyandırdığını görememektedir.
John Steinbeck, bu kısa romanda insan benliğinin olaylar içinde değişimini yansıtırken, çeşitli toplum katmanlarının davranışlarına da acımasız eleştiriler getirmektedir.


                                                            Kozmokitap

Karanlık Ada - Nick Cutter || Kitap Yorumu

Karanlık Ada - Nick Cutter


   İthaki Yayınları'nın en yenilerinden bir tanesi Karanlık Ada. Kitap çıktığından beri ilgimi çekmişti. Yapılan tanıtımlar , kitabın kapak dizaynı ve korku -gerilim olması kitabı hemen okuma isteği yarattı bendi. En kısa sürede kitabı alıp bekletmeden okudum:))

   Kitabı okumadan önce arka kapağı okumadım. Arka kapak yazıları yüzünden hüsrana uğradığım ve bazı yazılarda da çok fazla konudan bahsettikleri için sinir oldum. Bu nedenle bir süredir arka kapak okumuyorum...

 Öncelikle belirteyim ki kitaptan gerilim filmi olursa çok başarılı olur. Kitap olarak okurken ise ben gerilmedim, korkmadım. Ne hissettiğimi belirteyim mide bulantısı , tiksinme ,sinir olma...  Kitabı okumak istiyorsanız sağlam bir mideye sahip olsanız iyi olur;)






   Kitap bir adada geçiyor. İzci başı Tim ve yanında beş izci çocuk adada vakit geçireceklerdir. Adadan ayrılma zamanları gelince bir kayık gelip onları alacaktır. Bu adada telsiz dışınca dış dünya ile bağlantılarını sağlayacak bir cihaz da yoktur!...

   Gecenin karanlığında adaya bir yabancı gelir. Hastalıklı görünüme sahip bu yabancı bir deri bir kemiktir. Görüntüsünün aksine oldukça iştahlıdır. Çok açtır ve açlığın  bastırması çok zordur. Yiyecek bir şey bulamazsa toprağı bile yemektedir....

   İzci başı Tim bir doktordur aynı zamanda. Yardıma muhtaç bu yabancıyı düşünmeden kulübeye alır. Çocukları korumak için uzak tutsa da olacakları engellemek için çok geç kalmıştır.

   Diğer taraftan bir laboratuvar insanları zahmetsiz zayıflatmak üzere deneyler yapmaktadır. Bu deney için de bağırsak solucanları kullanılıyor ve bu yaratıkların genetikleri ile oynanıyor. Yapılan bu deneyler ve deney sonuçlarının anlatıldığı bölümler , en çok tiksindiğim bölümlerdi.

   Her izci çocuğun farklı bir karakteri olaylar karşısında farklı tepkileri vardı. Fakat içlerinde en garip olanı Shelley'di . Çocuk tam anlamıyla bir sosyopattı...

    Yazar kitapta geçekten farklı bir konu ve anlatış biçimi seçmiş. Ne kadar midem alt üst olsa da sonunda ne olacak diye okumayı bırakamadım. Aralarda dinlenmem ve biraz uzaklaşmam gerekti. Özellikle yemek esnasında kitap aklıma geldi bazen:)))

   Yazarın bazı bölümlerde özellikle çocuklar ile ilgili yerlerde geriye dönüp anılarını yazması biraz fazla geldi bana . Çok fazla geriye dönüş olmasa daha başarılı bulabilirdim.

   Kitabın sonunda ise yazar aklımda soru işaretleri bırakarak gitti. Sonunu isteğime göre tamamlayabilirim. İster güzel bir son ister felaket senaryosu...

   Sonuç olarak farklı bir kitaptı. Fakat tekrar okumak isteyeceğim bir kitap değil...

 Karanlık Ada hakkında neler söylenmiş ... 

Stephen King : “Karanlık Ada’yı okurken ödüm patladı ve elimden bırakamadım. Korku dediğin işte böyle yazılır.”

Jonathan Maberry : “Karanlık Ada, elinizden bırakamayacağınız, mükemmel ve hayli rahatsız edici bir roman. Şiddetle önerilir.”

Mira Grant : “Karanlık Ada’da Nick Cutter korku türüne yeni bir soluk getiriyor. Mükemmel bir roman.”


Satın almak ve incelemek için : The Troop: A Novel




Karanlık Ada - Nick Cutter
Kitabın Adı :Karanlık Ada
Yazar :Nick Cutter
Yayınevi : İthaki Yayınları
Orjinal adı : The Troop
Çevirmen : Burak Eren
Sayfa Sayısı :448


İşe yarar bir diyet hapının dünyayı ne ölçüde değiştireceğini hayal edin. Eğer kilo vermek bir şeker çözeltisinin yapabileceği kadar basit olsaydı ne olurdu? Bunun günlük hayatı nasıl da çarpıcı bir şekilde değiştireceğini bir düşünün. Bu, gerçekten devrim niteliğinde olurdu. Ve elbette bazı insanları da oldukça zengin ederdi...
Doktor Clive Edgerton’ın ilgilendiği ise para değil bilimdi. İnsan taşıyıcılarda kullanılacak bir hidatid üzerinde çalışıyordu. Bir hapla insan sistemine yerleşen ve kirli işini bitirdikten sonra diğerine geçen bir bağırsak solucanı çığır açıcıydı. Peki bu hap başka nelere yol açardı...

İzcibaşı Tim Riggs ve onun izci birliği, Kanada’nın ıssız bir adasında üç gün sürecek bir kamptaydı. Korkutucu zayıflıkta ve rahatsız edici solgunluktaki davetsiz bir misafir kulübelerine çıkageldiğinde işlerin dehşet verici bir hal alacağından habersizlerdi. Kamptakiler, hayatta kalmak ve evlerine dönmek için amansız bir mücadele vermek zorunda kalacaklardı.
Sineklerin Tanrısı ve 28 Gün Sonra’nın bir araya geldiği bu gerilim dolu romanda Nick Cutter, okurları ormanın derinliklerinde hiç unutamayacakları, dehşet dolu bir gezintiye çıkarıyor.


                                                            Kozmokitap

Parafili - Jane Casey || Kitap Yorumu


Parafili - Jane Casey

Her ayın beşinde bir Jane Casey etkinliğinde bu ay sıra Parafili 'deydi.

Her okuduğum kitabı ile yazarı daha çok sevmeye başlıyorum. İlk kitabı bana çok basit, çerezlik bir kitap olarak gelmişti. Okumaya devam ettikçe yazarın kitaptaki karakterler ile birlikte geliştiğini ve ilerlediğini gözlemledim. Kitapları daha çok sevmeye başladım ve bir sonraki ayı sabırsızlıkla bekledim.

Parafili psikolojik bir terimdir ve bir kişinin yoğun fantezi, anormal arzular içinde bulunması anlamına gelir. Kitaba adını veren bu kelime kitabın konusunu kısa ve öz olarak anlatıyor.

Bu sefer Londra'da yine bir seri katil kol gezmektedir. Yalnız yaşayan kadınları hedef alan katil onları boğarak öldürüyor , gözlerini çıkarıyor ve suç mahallini adeta bir tablo haline getiriyor.




Kerrigan bu olayı araştıran küçük gruba dahil edilir ve bu cinayetlerin geçmişte işlenmiş bir cinayet ile benzerlikler taşıdığı fark edilir. Ortada bir ipucu, kanıt yoktur. Fakat şüpheler bir kişi üzerinde yoğunlaşır. O kişi de Kerrigan'ın çok yakından tanıdığı biridir...

Bu kitapta Rob iş seyahatinde olduğu için fazla karşımıza çıkmıyor ve Kerrigan ise daha fazla odaklanmış durumda. Böyle olunca çok fazla kişisel detay olmuyor ve bu kitap için bana göre  artı puan kazandırıyor.

Eylül ayında okuduğumuz Sessiz Kurban 'da çok fazla yazım hatası vardı. Bu kitapta böyle bir sorunla karşılaşmadım.

Okuması keyifli bir kitaptı Parafili. Konu ilerlemeye başlayınca katili tahmin ettim ve doğru çıktı 😄😄 Tahmin hemen oluşmasına rağmen yazar yine de sayfalar ilerledikçe şüphe tohumları ekmeye devam ediyor. Böyle olunca da okumak daha bir keyifli hale geliyor ve sonuca ulaşma beklentisi ile sayfalar hızla çevriliyor. Kitabın sonunda da yazar bir bomba bırakıp kitabı bırakıyor.

Kasım ayında Jane Casey 'nin Sakın Hata Yapma kitabını okuyoruz. Bizimle okumak isterseniz instagrama bekleriz :))





Kitabın Adı :Parafili
Yazar : Jane Casey
Yayınevi : Olimpos Yayınları
Orjinal adı : The Stranger You Know
Çevirmen : Alp Ege
Sayfa Sayısı :448


Doktor, Avukat, Polis Memuru, Seri Katil...
   Kapıyı açmak için hangisine daha çok güvenirdiniz? Maeve Kerrigan üç kadını kendi evlerinde boğarak öldüren bir seri katilin izini sürüyor...İçeriye zorla girildiğine dair hiçbir iz yok, bütün işaretler onu kurbanların kendilerinin içeriye aldığını gösteriyor. Üçüncü cinayette katilin bıraktığı delil, Maeve'in eline onu şaşkına çeviren bir şüpheli verir: Maeve'in ortağı Komiser Josh Derwent. Maeve onun bu işle bir ilgisi olduğuna inanmayı önce reddeder, acaba onu ne kadar iyi tanımaktadır? Çünkü bu Derwent'ın cinayetle suçlandığı ilk olay değildir...
    Belki de katil çok yakınınızda ve siz onu tanıyorsunuz...


                                                            Kozmokitap

Kırmızı Şemsiyeli Kız - Susan Meissner || Kitap Yorumu


Kırmızı Şemsiyeli Kız - Susan Meissner


   Arkadya Yayınları'ndan yeni çıkan Kırmızı Şemsiyeli Kız son derece duygusal ve ruhunun en derin yerlerine kadar işleyen bir kitap.

  Kitabın konusundan çok fazla bahsetmeyeceğim çünkü arka kapakta gereğinden fazla anlatıyor zaten.

    " Ağlamayı hiç sevmiyorum, " dedi Emmy. " Kendimi zayıf hissetmeme sebep oluyor. "
Mac kolunu Emmy'nin beline dolayıp şakağına bir öpücük kondurdu. " Ah, ama bizi insan kılan gözyaşlarımızın ta kendisi , Isabel. "

  İkinci Dünya Savaşını   Nazi Almanya 'sında , hem Yahudilerin gözünden hem de Almanların gözünden okudum bugüne kadar. Çekilen sıkıntıları , yaşanan acıları ve vahşeti göz önüne serdiler gerek yazarlar gerekse yönetmenler. Susan Meissner ise bizi Kırmızı Şemsiyeli Kız ile İngiltere'ye götürüyor. Büyük Baskın zamanına....





Alman uçakları ve savaş korkusu tüm dünyada hissedilirken çocukları korumak için şehirlerden tahliye etmişler. Kırsal bölgelere , oradaki ailelerin yanlarına gönderilmiş çocuklar. İki türlü de bakınca yani çocuk gözü ile de ebeveyn olarak da bir yıkım bu durum. Çocukları bombalardan belki koruyacaklar, peki psikolojik yıkım ne olacak ya da yanlarına verilen aileler ne kadar güvenilir ???? Herkes kitaptaki çocuklar Emmy ve Julia kadar şanslı olup iyi bir aileye düşmeyebilir .

Ama hayat içinde yaşadığın anlardan ibaret, diye düşündü Emmy. Geleceğin getireceği kazançları şimdiden görebilen tek varlık Tanrı'dır.

Kitapta savaşın zorluklarının yanında pişmanlıklar ve düşünülmeden alınan kararların nasıl sonuçlandığı ve sırların asla gizli kalmadığı da vurgulanıyor.

Tarafsız olarak kitaba baktığımda yazarın karakterleri ve onlara verdiği kişiliği oturtmada çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Konuların geçişi, olay örgüsü ve okuyucuya hissettirdiği duygular bakımından tam puan aldı benden :))

     Kitabın sonunda yine yazar ile yapılmış bir röportaj var. Okumanızı tavsiye ederim.

Kitap Hakkında Yazılanlar :

“Muhteşem bir şekilde kaleme alınmış karakterler, yerler ve olaylar… Yeniden ayağa kalkmanın ve kurtarılmanın konusu okuyucuların soluğunu kesecek.”
                           
                                                                             Booklist

" İyi araştırılmış bir hikaye , Büyük Baskın'ın oluşturdukları , kırsalın güzelliği ve acı kayıplar aklınızdan uzun süre silinmeyecek. "

                                                                            RT Book Reviews 

"Seçimlerin ve sonuçların hikayesi , okuyucuları savaş yorgunu Londra yolculuğuna çıkaracak . Etkileyici ve duygusal bir eser . "

                                                                           Historical Novel Society


Kitabın ingilizce versiyonunu Amazondan incelemek ve satın almak için burayı tıklayınız  . Secrets of a Charmed Life

Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayınız : Kirmizi Semsiyeli Kiz



Kırmızı Şemsiyeli Kız - Susan Meissner
Kitabın Adı :Kırmızı Şemsiyeli Kız
Yazar :Susan Meissner
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :Secrets of A Charmed Life
Çevirmen :Bahar Yaldız Çelik
Sayfa Sayısı :488


Geçmişindeki mutsuzlukların gelecekteki mutluluğunu elinden almasına izin verme…

Günümüz İngiltere’sinde, Oxford’da tarih öğrencesi olan Kendra Van Zant, hayatının fırsatını yakalamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda Londra’yı yerle bir eden, tarihlere Büyük Baskın olarak geçen ağır bombardımandan kurtulan bir hanımefendiyle röportaj yapacaktır. Isabel MacFarland hikâyesini anlatmaya karar verir. Yıllarca kalbinde sakladığı sır dolu hikâyesini…

1940, Londra, İngiltere… Savaşın Londra’nın kapısına dayandığı günlerde binlerce çocuk ailelerinden alınarak kırsal bölgede yaşayan gönüllü ailelerin yanlarına yerleştirilir. On beş yaşındaki Emmy Downtree ve küçük kız kardeşi Julia da Cotswolds’da bir kır evinin kanatlarının altına sığınırlar. Emmy kardeşinin sorumluluğunu alsa da onun tek bir hayali vardır. Şehre dönmek ve çizimlerini severek yaptığı gelinliklerini gerçeğe dökerek bir moda tasarımcısı olmak. Ancak bu tutkusu, durmadan çalan siren sesleri ve kopartılan hayatlarla maalesef kâbusu olacaktır…

Kadife Çiçekleri Düşerken kitabının yazarı Susan Meissner, yine tarihin önemli olaylarından biriyle karşımızda…
Kırmızı Şemsiyeli Kız, hayallerimiz uğruna neleri feda ettiğimizi, olayların bazen biz ne kadar çabalarsak çabalayalım olması gerektiği gibi gerçekleştiğini gösteren bir eser.


                                                            Kozmokitap

Bir Başka Gökyüzü - Cath Weeks || Kitap Yorumu

Bir Başka Gökyüzü -  Cath Weeks


                   Aşk gözlerle değil ruhla görülür. Bu yüzden kanatlı aşk tanrısı kördür.
                                                                 William Shakespeare

  Bir Başka Gökyüzü , Cath Weeks'in yedinci romanı olmasına rağmen ülkemizde yayımlanan ilk romanı.

       "Evlat sevgisinin sınırı nedir? Bir anne evladı için neleri göze alabilir? "

  Arka kapakta yazan bu sözler başka bir şeye gerek olmadan kitabı alıp okumama sebep olurdu. Ben de bir anneyim ve annelik duygusunu ve evlet sö konusu olduğunda sınırların nasıl da bulanıklaştığını iyi bilirim.


    Kitabın orjinal adı " Blind "  yani körlük. Kitabın konusunu bir kelime ile açıklamış olsa da ben bizdeki ismini " Bir Başka Gökyüzü" nü daha çok sevdim.

  Kitapta evli bir çift olan Twyla ve Dylan ve onların oğulları Charlie Ross anlatılıyor. Charlie doğduktan kısa bir süre sonra Twyla onun gözlerinde bir tuhaflık olduğunu fark eder. Fakat çeversindeki herkes doktor ve hemşireler dahil onun harika bir bebek olduğunu söylerler. Yine de içinin rahat etmesi için bir uzmana yönlendirirler ve orada Charlie'nin kör olduğunu öğrenirler.



    Genç ve yeni anne , sağlıklı ve normal bir bebek beklerken çocuğunun gökyüzünü göremeyeceğini , bir çok işi kendi başına rahat yapamayacağını öğrenince yıkılır. Bir annenin duygularını kolay kolay kimse anlayamaz. "Tanrı  böyle yaratmış , kaderine razı ol.." demek o anneyi rahatlatmaz. Çünkü hayatın onun için hazırladığı zorlukları bir anda gözünde canlandırabilir bir anne. Ve bu hayatta kaçıracaklarını da fark eder.

    Yeni durum ile baş etmeye çalışan Twyla bir taraftan da oğlu ile bol bol vakit geçirmekte ve onun dünyaya açılan penceresi olmaktadır. Bir gün Keratoprotez ameliyatını duyana kadar.

Bir Başka Gökyüzü -  Cath Weeks

   Keratoprotez deneysel bir ameliyattır. Riskleri vardır fakat işe yararsa da tekrar görmeyi sağlamaktadır.

   Birçok araştırma yapan Twyla sonunda oğluna dünyayı görmesi için bir fırsat vermek ister. Tüm dünya ona karşı olsa ve kocası kararsız olsa da....

   Bir annenin herkese karşı , oğlu için iyi olacağını düşündüğü bir operasyon için , dimdik ayakta durmasını okuyoruz kitapta. Çok zorlu ve yıpratıcı bir süreç olsa da sonuna kadar dayanmaya kararlıdır Twyla.

   Bu zor dönemde kocasından beklediği desteği ve yakınlığı bulamadığını okuyoruz kitapta. Kocası yani Dylan karakterini hiç sevmedim. Böyle zor bir karar aşamasında hiç tanımadıkları insanların bile karşı gelmesini ve bu davranışlarını haklı göstermek için Tanrı'yı alet etmelerini hiç anlayamıyorum. Tanrı onu kör gönderdi o halde tedavi ettirme!!! Bu nasıl bir mantıktır...

   Birbirlerinden sır saklayan çiftler sonunda bir noktada birbirlerinden koparlar. Evlilik ve beraberlik güven üzerine kurulmalıdır. Çünkü hiçbir sır sonsuza kadar gizli kalmaz..

  Güzel ve etkileyici bir kitaptı. Bazı yerlerde Twyla yerine ben olsam ne yapardım diye düşünmeden okuyamadım. Yine de kitapta beklediğimden daha az duygu yoğunluğu vardı. Ben daha duygusal bir kitap bekliyordum ve o duygusallığı bulamadım. Yazar duygu hissettirme konusunda biraz cimri davranmış. Bu nedenle çok fazla hissedemiyor daha çok bir seyirci gibi olaylara bakıyorsunuz kitapta.



Bir Başka Gökyüzü -  Cath Weeks



Kitabın Adı :Bir Başka Gökyüzü
Yazar : Cath Weeks
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı : Blind
Çevirmen :Bahar Yaldız Çelik
Sayfa Sayısı :440


Evlat sevgisinin sınırı nedir? Bir anne evladı için neleri göze alabilir?
Yıllarca beklediği o gün gelip çatana dek Twyla da bu soruya cevap veremezdi. Hatta biricik bebeği Charlie’yi kucağına aldığı o ilk anda bile evlat sevgisinin, onu şimdi olduğu yere getireceğini asla tahmin edemezdi.
Dylan ve Twyla çifti, oğullarını dokuz ay boyunca heyecanla, umutla hayallerle beklemişti. Fakat kader bazen hayallerimizle aynı fikirde olmazdı. Twyla da hayatının bir daha asla eskisi gibi olmayacağını, Charlie doğduktan çok kısa bir süre sonra anlamıştı. Çünkü Charlie kördü.

Twyla ne olursa olsun evladını olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini bilse de, onu böyle bir geleceğin beklediği fikrine bir türlü katlanamıyordu. Evladının gökyüzü kapkaranlıktı. Artık hayattan, onun için bambaşka, masmavi bir gökyüzü istemek dışında hiçbir beklentisi yoktu. Bu da ancak ciddi bir ameliyatla mümkündü. Peki, kendi istekleri minicik bir bebeğin, hem de kendi bebeğinin hayatını riske atmaya değer miydi?

Bazen kader bizi en sevdiklerimizle sınar ve sevgimizin sınırlarını bizi âdeta uçurumun kenarına kadar getirerek ölçer. Bir Başka Gökyüzü, evladı için uçurumun kenarına tutunmaya çalışan bir annenin öyküsü. Hayatında sevgiye yer olan herkesi derinden etkileyecek olan bu kitap, size sevginin gerçek anlamını bir kez daha sorgulatacak.

                                                            Kozmokitap

Gizemli Sular - Andrew Gross || Kitap Yorumu

Gizemli Sular - Andrew Gross

    Andrew Gross New York Times ve uluslararası en çok okunan yazarlardan bir tanesidir. 1952 doğumlu olan yazarın kitapları 25 dile çevrilmiştir. Son romanı " The Sabotuer " 2017 yılında basılmış , ikinci Dünya Savaşında geçen bir korku romanıdır. 

   Yazar ile 15. Saniye romanı ile tanıştım. Yormayan , hızla okunan polisiye bir kitaptı. 15. Saniye yorumumu okumak için burayı tıklayınız.

  Gizemli Sular yazarın Arkadya Yayınlarından çıkan dördüncü romanı. Kitabın kapağına bayıldığımı söylemeliyim. Öyle ki kapağın üzerindeki sular çok gerçekçi duruyor.

   " Hayatta hiçbir zaman bir başkasının tm benliğine güvenme! Çünkü hiç kimse sana tüm benliği ile görünmez."
                                                                                                           Pablo Neruda 

   Kitap çoktandır okumaya hasret kaldığım karışık bir komplo ve harika , adrenalin yüklü bir komplodan oluşuyor. Bu tarz kitaplar okurken beynimin fazla mesai yaptığını hissediyorum ve evimin sıcak ortamından çıkmadan dedektifçilik oynayabiliyorum. Belki de bu tarz kitaplar bu nedenle beni kendilerine çekiyor. R,sk almadan, tehlikeye girmeden kitap kahramanları ile aynı duyguları yaşıyor ve adrenalini son damlasına kadar hissediyorum kitabı okurken. Biraz fazla empati yapıyor olabilirim fakat bunun nedeni biraz da yazarın anlatım gücünün iyi olması. Okumaya başlayınca beni öyle bir kurgunun içerisine çekiyor ki zaman ve mekan kavramı kayboluyor , ben de kitabın bir parçası haline geliyorum . Her hareketi, duyguyu yaşıyorum. Tek farkım dizi izleyen yaşlı ninelerin diziye müdahale etmesi gibi karakterlere müdahale etmiyorum:))





  Friedman'lar standart bir ailedir. Anne , baba ve iki çocuktan oluşan. O sabah da her şey normal başlamıştır. Charles bu sabah farklı olarak arabayı servise bırakacak ve işe tren ile geçecektir. Karen çocuklar okula gittikten sonra rutin olarak yoga kursuna gitmiştir. Bir televizyon haberi hayatlarını değiştiresiye kadar her şey o kadar normaldir ki!!! Trende bombalı bir saldırı olmuştur. Yangın vardır ve çok az kurtulan vardır. Bu haber Karen'ı üzer , her normal insan gibi. Taa ki kocasının da trene bineceğini hatırlayasıya kadar....

Gizemli Sular - Andrew Gross


    Teğmen Hauck bir vur kaç olayında görevlendirilir. Bu vur kaç bir kazadan çok cinayete benzemektedir. Tek ipucu gencin cebinden çıkan isimdir.  " Charles Friedman"

  Birbirlerinden farklı ve bağımsız görünen olayların arkasında korkunç bir bağlantı vardır. Teğmen Hauck ve Karen Friedman birlikte bu komployu ortaya çıkarabilecekler midir? Charles Friedman bu komplonun neresindedir. Çevremizdeki insanları gerçekten tanıyor muyuz yoksa bize gösterdikleri kadarını mı biliyoruz? Gerçekten onların kim olduğunu bilmek ister miyiz? Normal hayatımızda olan küçük ip uçlarını fark ediyor muyuz yoksa işimize gelmediği içi,n görmemezlikten mi geliyoruz? En yakınımızdaki insanları  - eşimizi , sevdiğimizi , .. - gerçekten tanıyor muyuz? ...

    Gerilim kitaplarını okumayı seviyorum fakat her kitap beni daha fazla paranoyak hale getiriyor. Siz ister paranoyaklık deyin ister çevresinin daha fazla farkında olmak ya da gözlerinin açılması. Her kurgunun altında bir gerçeklik yattığına inanırım. Seyrettiğim belgesellerde insanların nasıl birbirlerini tanımadığını ve kandırılmaya ne kadar yatkın olduğunu izliyorum. Bu kitapta da Charles'a sinir oldum. Saul'den nefret ettim. Karen'a da nasıl bu kadar kör olduğu için sinir oldum. Teğmen hakkında ise aklımda hala soru işaretleri var...

     Harika bir kurgu, adrenalin dolu bir macera , sürükleyici bir kitap arıyordanız Gizemli Sular'ı kaçırmayın derim.

https://scontent-frt3-2.cdninstagram.com/t51.2885-15/e35/22070758_157703311485205_2969257981469786112_n.jpg


Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“Merak uyandıran karakterlerin olduğu sürükleyici bir roman. Gross, heyecan yaratmakta hiç hız kesmiyor. “

                              Pittsburgh Tribune Review

“Kendinizi çılgın bir gezintiye hazırlayın... birçok cinayet ve suçun hiç son bulmadığı bir roman.”

                             Library Wetschester Magazine

 “Gross, merak uyandıran karakterlerle nasıl sürükleyici bir olay örgüsü yaratacağını iyi biliyor. Tadını çıkarın. “
                            Journal


Gizemli Sular - Andrew Gross
Kitabın Adı :Gizemli Sular
Yazar :Andrew Gross
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :The Dark Tide
Çevirmen :Murat Kızılkaya
Sayfa Sayısı :488

   En yakınınızdaki insana güvenirken bir kez daha düşüneceksiniz!
   Grand Central İstasyonu’nda yüzlerce insanın öldüğü büyük bir patlama. 
  Patlamada yaşamını kaybeden bir adam. 
Kocasını kaybettikten sonra iki çocuğuyla yaşama tutunmaya çalışan bir kadın
Şehrin patlamanın olduğu istasyonundan çok da uzak olmayan diğer tarafında yaşanan bir vurkaç olayı. 
Ve akıl almaz bir komplo. 
Bu komplonun ortasında kalan Dedektif Ty Hauck, acaba olayların arkasındaki bağlantıları kurup bu inanılmaz komployu açığa çıkarabilecek mi?


                                                            Kozmokitap

Ölüm Yarışı - John Dixon || Kitap Yorumu

Ölüm Yarışı - John Dixon


  " Sadık bir asker , sırf önderi öyle istediği için kendi sonunu hazırlar. Sadakatsiz bir asker ise sırf kendi istediği için önderinin sonunu hazırlar. "

   John Dixon 'ın ikinci romanı Ölüm Yarışı. 2015 yılında Devil's Pocket adıyla yayımlanan roman ülkemizde GO! Kitap tarafından yayımlandı.

Feniks Adası serisinin ilk kitabı olan Ölüm Adası ile yazarın kalemi ile tanıştım. Sürükleyici ve yalın bir anlatımı alan yazar , kitabın konusu ile de ilgimi çekmişti.

Ölüm Adası yorumumu okumak için 👉burayı 👈 tıklayınız.

Feniks Adası serisinin ikinci kitabını sabırsızlıkla bekliyordum ve GO! Kitap beni fazla beklemediği için çok mutluyum.

İlk kitaptan tanıdığımız karakterlerin yanına yeni karakterler de eklenmiş Ölüm Yarışı'nda. Feniks Adası 'ndan kaçmaya çalışan Carl'ı Stark'ın yardımcısı , boyu daha da uzun ve daha kaslı olarak bulunca biraz şaşırdım. Takılan çip sayesinde daha ölümcül bir görünüme sahipolmuş Carl. Kitabı okumaya devam ettikçe aslında tanıdığımız Carl olduğunu ve amaçlarını belli etmemek için rol yaptığını öğreniyoruz.

Ölüm Yarışı - John Dixon


Start tarafından Feniks Adasını temsilen üç dövüşçü ve bir sıhhıyeciyi Cenaze Oyunlarına gönderilir. Bu ekibin başında Carl vardır.

    "Siz eğlenirken zaman aslında uçup gitmez. Genişler. Ve bazen, bir uçurundan atladığınızda , akıntıların arasında yüzdüğünüzde  ya da güzel bir kızla gülüştüğünüzde hepten durur. Yalnızca sonraları geriye dönüp baktığınızda , o anı asla unutmak istemediğinizde , zaman uçup gitmiş gibi görünür. "

Bu oyunlar bana biraz açlık oyunlarını hatırlattı. Format tamamen farklı olsa da çoğu dövüşçünün sonu ölüm olunca ve format görünenden farklı olunca çağrışım yaptım.

   Bu oyunlar bir kafes içerisinde kendi sikletindeki dövüşçülerin karşılaşması şeklinde yapılıyor. Sadece üç kural var : Isırmak , göz çıkarmak ve kasıklara vurmak yok !!! Bunların dışında ise herşey serbest. Round sayısı belli değil ya da puanlama yok. Dövüşçülerden birisi pes edinceye kadar ya da dövüşemeyecek duruma gelesiye kadar dövüş devam edecektir , sonunda ölüm olsa bile... Bu dövüşler orta çağ arenalarını hatırlayor okurken. Carl kendi ve arkadaşlarının nasıl bir işe bulaştığını anlıyor fakat geri dönmek imkansızdır. Çünkü amacına giden yol bu kafeslerden egçmektedir.

Bu yarışlarda Octavia ile de karşılaşır Carl. Fakat Octavia artık farklı bir görünüşe sahiptir. .. Bütün bu eziyetleri Octavia'nın kurtulması için çekmiş olan Carl onu karşısında ve değişmiş bulunca çok şaşırır ve arka planda çok karışık işler döndüğünü anlar....




   Heyecanlı, hızla okunan, adrenalin yüklü ve elinizden bırakmayacağınız bir kitap Ölüm Yarışı. Feniks Adası serisini çok sevdim. İki kitap da , Ölüm Adası ve Ölüm Yarışı tavsiyemdir. Yazar seriyi iki kitapta bırakmış gibi görünüyor. Serinin devamı üçüncü kitap da çıkarsa tereddür etmeden alırım. Carl ve Octavia'nın daha yapacak çok işleri var......


Ölüm Yarışı - John Dixon



Kitabın Adı : Ölüm Yarışı
Yazar : John Dixon
Yayınevi : Go! Kitap
Orjinal adı : Devil's Pocket
Çevirmen :Zehra Uzun
Sayfa Sayısı :447


          ACI YOK. MERHAMET YOK. UMUT YOK.                                                                                              KURTULUŞ YOK. 


                          ÖLÜM YARIŞI'NA 
                                    HOŞ GELDİNİZ


     Bir zamanlar kendisi gibi çocuk suçlularla birlikte Ölüm Adası'nın bir tutsağı olan on altı yaşındaki Carl Freeman vücuduna yerleştirilen mikroçiplerle birlikte artık bir Feniks Gücü askeri olmuştur. O artık Ölüm Adası'nın tutsağı değil bir parçasıdır. Ya da o öyle zannetmelerini istiyordur. Kısa sürede herkesin korkup saygı duyduğu bir asker olan Carl, Komutan Stark tarafından iki takım arkadaşı ile birlikte Feniks Gücü’nü temsil etmek üzere Cenaze Oyunları adı verilen gizli bir dövüş turnuvasına gönderilir. Şeytan Çukuru adındaki bir adada düzenlenen bu kanlı turnuvayı Ölüm Adası'ndan kurtulmak için bir fırsat olarak gören Carl'ı burada bir sürpriz beklemektedir. Zira Stark'tan intikam almak için fırsat kollayan sürpriz bir isim daha turnuvadaki yerini almıştır: Carl'ın adadan kendi elleriyle uğurladığı Octavia. İkisi de artık bambaşka insanlar olsa da bir kez daha birlikte hareket etmeleri gerekecektir çünkü kana susamış bir avuç seçkin tarafından organize edilen bu Ölüm Yarışı bir spor müsabakasından çok daha fazlasıdır.


                                                            Kozmokitap
Scroll To Top