Kozmokitap - Kitap Yorumları

Kozmokitap

Kadın ve Her Şey Aynı Kelimelerdir - Ayşen Bozkuş || Kitap Yorumu

Kadın ve Her Şey Aynı Kelimelerdir

   Müptela Yayınları'ndan çıkan Kadın ve Her Şey Aynı Kelimelerdir , Ayşen Bozkuş'un ikinci kitabı. Benim ise yarın kalemi ile tanıştığım ilk kitap oldu. Gerek kapak dizaynı gerekse arka kapak yazısı ile oldukça iddialı bir kitap.

  Arka kapak yazısını okuduktan ve yazarın kaleminin kuvveti hakkında duyduklarımdan sonra kitabı büyük bir merak ile okudum. Kitap güçlü kadın mottosu ile yola çıkıyor. Hal böyle olunca da hayal gücüm son sürat çalışmaya başladı ve güçlü kadınlar canlandı gözümün önünde ve yazar kadının gücünü nasıl anlatacak , hangi kurguya sığdıracak merak ettim.

 Sihir kadının kendisidir.
Eger isterse "her şey" olabilir. 

Ben ortaokuldan beri bu sözü kendime tekrarların . Kitabın içindeki kartta da çıkınca çok sevindim. Ben tek farkla bu sözü tekrarlardım , kadın olarak değil de " insan isterse yapamayacağı yoktur, istediği her şey olabilir"  derdim.

Kitapta iki farklı çift anlatılıyor ve bunların ortak noktaları evliliklerinde mutlu olmamaları. Mutlu olmayan ve sorun olduğunu düşünen eşlerden sadece birisi. Diğer eş hayatından , düzeninden ve rutininden son derece memnun.

  Bir canı dünyaya getirip onun hayatını kuran kadın , kendi hayatına mı yön veremeyecekti? İsteyince yapamayacağı şey yoktu kadının aslında da , farkında değildi. 

  Deniz ve Derin ikisi de evli , ikisi de mutsuz. Birbirlerine aşık oluyorlar ve yasak bir ilişki başlıyor. İkisinin de eşlerinin haberi yok ve ikisinin de eşleri var...  Deniz'in , Derin'i terk etmesi ile başlıyor kitap ve sayfalar ilerledikçe nedenini ve olanları okuyoruz.

  İnsan umudun kıymetini de diğer her şeyde olduğu gibi kaybedince anlıyordu ne yazık ki ... 

  Kitabın büyük çoğunluğu içsel konuşmalarla geçiyor. Neler hissediyorlar , neler düşünüyorlar. Evli ve çocuklu bir kadın , başka bir adam için  , başka bir kadının kocası için acı çekiyor. Diğer taraftan Deniz  de başka bir kadını severken akşam evine karısının ve çocuklarının yanına dönüyor.

  Önemli olan insanın kendisine susmamasıydı. Eğer bir kadın , kendisine susmuşsa , işte o zaman orada ölen bir hayat var demekti. 

  Kitabı okurken yazarın kaleminin gücü , anlatmak istedikleri bir tarafa konuyu hiç sevmedim. Evliliğinde mutlu değilsen ve başa birisini seviyorsan gizli bir ilişki yerine boşan ve istediğini yap. Evli iki insanın ilişkisi ve onların aşkları için çektikleri acıları okumak beni sinir etti. İhanet sadece fiziksel olmaz. Eşinin yanında yatarken bir başkasını düşünmek de ihanettir. Yanındaki insana en önemlisi de kendine biraz saygın varsa boşanır sonra da istediğini yaparsın. Derin'in eşi gerçekten anlayışlı birisi olarak karşımıza çıkıyor. Onun gibi davranan kaç erkek vardır bilemiyorum. Tülay'ın tavır ve düşünce yapısını da hiç sevmedim. Onun gibi düşünen ve davranan kadınlar vardır toplumda , fakat bu düşünce değişmeli artık..

  Kitapta güçlü kadından bahsediliyor. Fakat ben okurken güçlü kadın göremedim. Derin güçlü olsaydı zaaflarına yenik düşmezdi. Mutsuz ise evliliğini devam ettirmezdi. Tülay gibi görmemezlikten gelmezdi. Belki yazar ters köşe yaparak güçsüzü bize göstermiş ve güçlü olmayı bu şekilde göstermeye çalışmış olabilir.

  Son olarak takıldığım bir nokta daha var. - Ben kitap okurken ya da film seyrederken eksik bırakılan konulara çok takılırım .-  İki tarafında çocukları var . Kitap boyunca ikili arasındaki aşk ve içsel konuşmalar o kadar yoğun anlatılmış ki çocukların psikolojik durumu atlanmış. Bu olayda en çok etkilenen onlar aslında. Güçlü kadın kendisi kadar çocuklarını da düşünen ve koruyan kadındır.....






Kadın ve Her Şey Aynı Kelimelerdir - Ayşen BozkuşKitabın Adı :Kadın ve Her Şey Aynı Kelimelerdir
Yazar : Ayşen Bozkuş
Yayınevi :Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı : 208


Tüm Yollarım Sana Çıkıyor kitabının yazarından Kadın ve Her Şey Aynı Kelimelerdir Bir kadının ruhu saniyede kaç kez değişir, kaç şekle girer, kaç renge boyanır? Her kadın sever, sevinir, ağlar, güler, koşar, düşer, tekrar kalkar, savaşır… Ne yaşarsa yaşasın, daha güzel günlerin hayaliyle her rengi umudun mavisine boyar. Çünkü bilse de bilmese de her kadın güçlüdür. Her duyguyu göğüsleyen kadın, tek kelimeyle her şeydir. Ama telaffuzda kulağa tek kelime gibi gelen her şey, ayrı yazılır ve “Kadın, her şeydir,” dendiğinde bile kadın, o kocaman kelimeye dahi sığmaz. Bu kitap, uyanışını gerçekleştirebilecek tüm güçlü kadınlara, Her kadın güçlü olduğuna göre; sana, Kadını anlamaya çalışan ve değer veren tüm adamlara, Her kadının ait olmaktan çok kendi olmaya ihtiyacı olduğuna göre; Kendini arayanlara, “ben”i bulmaya çalışanlara, Sevgiyi kutsal görenlere ve güzel sevenlere… Hepimize…


                                                            Kozmokitap

Denize Hasret İstiridyeler - Ahmet Bayırlı || Kitap Yorumu

Denize Hasret İstiridyeler - Ahmet Bayırlı


"Dürüst bir adam, ölümü göze alır gerçeği her açıklamaya kalkışında..."
                                                                                         Bernard Shaw

   Antakyalı yazar Ahmet Bayırlı'nın ilk kitabı Denize Hasret İstiridyeler. Kitabın editör , kapak tasarımı ve iç dizaynı gibi her aşamasını yazar bizzat kendisi ayarlamış. Büyük puntolarla yazılan kitap rahat okunuyor. Kitabın ilk sayfalarından itibaren Doruk'un dünyasına adım atıyor ve sayfalar ilerledikçe onu daha iyi tanıyor ve sakladığı sırrını öğreniyoruz.

 Kitabın isminde adı geçen ve kitapta da Doruk'un kilitli bir çekmecede sakladığı İstiridye ile yazar bu vanlıların çift cinsiyetli olmasına dikkat çekiyor ve çevremizde gördüğümüz birçok insanın da aslında fark etmediğimiz bir tarafı olabileceğini anlatıyor.

   " Kedi kediyi nerede görse tanır."

Doruk üniversite öğrencisi , yakışıklı bir genç adam. Aynı zamanda okulun radyosunda bir program da yapıyor. Elif , Doruk'un kız arkadaşı . Elif ne kadar yakınlaşmak , ileriye dönük hareket etmek istese de bir noktadan sonra Doruk kendisini hep geri çeker ve uzak durur.

  Elif karakteri ile neşeli , hayatının baharında bir genç kız karakteri çiziliyor. Bu genç kız karşısındaki erkeğe sırılsıklam aşık olmuştur. Karşısındakini aslında kendi görmek istediği gibi görmektedir . Zaten çoğumuzun yaptığı da bu değil midir. Bazen insanlara bir kılıf örerek onları bu kılıfa dahil ederiz ve gerçeklere gözümüzü kapatırız. Elif de hayatından çok memnundur ve bazı şeylere karşı gözü kapalı kalmıştır.

   Doruk çocukluğundan beri farklı olduğunun farkında olan birisidir. Bu gerçeği reddetmek istese de kendi gerçeğini inkar edemez. Bir süre sonra kendisini kabul etse de çevre tarafından kabul görmeyeceğini bildiği için saklamaya çalışır.

   Deniz... İsmi geçtikçe kim olduğunu merak ettiğimiz karakter... Doruk'un gerçeği..

  Yazar kitabı ile toplumsal bir gerçeği kaleme almış . Kitabı yazarken bana göre olduğu gibi anlatması, fazla duyguları işin içine karıştırmaması daha iyi olmuş. Böylece ön yargı olmadan kitabı olduğu gibi okuyoruz.  İşin içine duygusal kısımları fazla dahil etseydi kitap bu kadar başarılı olmazdı. Doruk'u ve yaşadığı  ve hissettiklerini yazarken diğer taraftan etrafındaki insanların ona karşı olan tavırları , bakış açıları ve bunların sonuçlarını da net olarak belirtmiş Ahmet Bayırlı . Bir felakete sürükleyen tepkiler ve sonucunda gelen pişmanlıklar... İnsanlar tepkilerini düşünerek verseler ve şu elalem ne der düşüncesinden vazgeçseler daha mutlu bir toplum olabileceğimizi düşünüyorum.

   Kitapta işlenen konuyu net olarak belirtmek istiyorum kitabı okumak isteyenler için. Eşcinsellik ve eşcinsel olanların yaşadıkları konu alınıyor. Eşcinsel denilince aklımıza filmlerdeki kadınsı tavırlı olanlar ya da travestiler geliyor çoğunlukla. Fakat karşımıza çıkan tavır ve hareketleri normal olan birisi de eşcinsel olabilir. Aynı kitaptaki  Doruk gibi. Kızların dikkatini çeken yakışıklı bir erkek. Fiziksel olarak bir farkı yok tek farkı hissettikleri ve o hisleri kime karşı duyduğu... Kitapta gittikleri psikiyatrist karakteri aracılığı ile yazar olayın psikolojik boyutunu ve bu durumun arkasında olabilecekleri bize aktarıyor. Bu yönü ile de bilimsel gerçekleri dile getirmek istemiş yazar.

   Öncelikle kitabı bitirdikten sonra yazarın kitabı aşırı duyguya boğmadan yazmasını sevdim. Daha önce de belirttiğim gibi duygu yoğunluğu fazla olsaydı kitabı okumazdım. Bu konuda tam kıvamında diyebilirim. Kitabı okumak isterseniz ön yargısız bir biçimde kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bir gencin yaşadığı zorlukları ve onun gerçeğini psikolojik , sosyolojik yönden ele almış yazar. Herkesin bakış açısı ile göstermeye çalışmış. Son olarak  en çok Elif yerinde olsam ne tepki verirdim diye düşündüm ve kesinlikle Elif ile aynı tepkiyi vermezdim. :)))) Ortalık fena dağılırdı !!!!!






Denize Hasret İstiridyeler  - Ahmet Bayırlı
Kitabın Adı : Denize Hasret İstiridyeler
Yazar : Ahmet Bayırlı
Yayınevi : Bayırlı Kitap
Sayfa Sayısı : 311


Seçenekler arasında doğru cevap yoksa sana en mantıklı geleni seçip, onun doğru olduğuna inanmaya başlarsın. Kendi özgür iradenle bir seçim yaptığına inandığın için seçimini kabullenip savunursun. Ama sorgulamaya başladığın an, aslında cevabın değil sorunun hatalı olduğunu anlarsın. Sorusunu bilmediğin cevapları aramaktan vazgeçip sorular sormaya başlarsın. Onların doğrularını ve seçeneklerini bırakır kendi sorularını ve cevap anahtarını hazırlarsın.

Genç bir adamın, Doruk’un; yaşam mücadelesine, savunmasına, duygularına, travmalarına ve kendi olma çabasına tanıklık edeceksiniz.


                                                            Kozmokitap

Dünyanın İlk Başkaldırı Romanı “Oroonoko” Yayımlandı





Aphra Behn'in 1688'de yazdığı OROONOKO aldı unutulmaz roman, Türkçede ilk kez Yitik Ülke'de.

Oroonoko, İngiliz edebiyatının ‘ekmeğini yazarak kazanan’ ilk kadın yazarı Aphra Behn’e ait. “Oroonoko, Jean-Jacques Rousseau’nun yaygınlaştırdığı 'soylu vahşi' temasını işler: Afrikalı bir kralın torunu olan yiğit ve erdemli Oroonoko, kendisi gibi kara ırktan gelen Imoinda ile sevişmektedir. Ne var ki, yüz yaşını aşmış olmasına karşın Imoinda’ya göz koyan dedesi, gençlerin birleşmelerini engeller, kızı köle olarak sömürgecilere satar. Derken, Oroonoko da köle tüccarlarının eline düşer. Tutsak yaşamaya katlanamayan Oroonoko’nun önderliğinde, köleler efendilerine karşı başkaldırırlar. (…)”

2000 yılında kaybettiğimiz çok değerli Prof. Dr. Mîna Urgan, yazar ve eseri üzerine bu yorumda bulunuyor İngiliz Edebiyatı Tarihi adlı eserinde.

1600’lü yıllarda kadınların çalışması, hele de yazar olması çok büyük bir ayıpken, yaşamını bu yolla kazanan Aphra Behn, Oroonoko adlı kısa romanını 1688 yılında yayımlamış. Yazar hayattayken pek rağbet görmeyen eser, günümüzde en başarılı eseri olarak değerlendiriliyor. Sappho’nun halefi olarak da nitelenen Behn, Afrikalıların acımasız Avrupalı sömürgecilerin elinden çektiklerine ilk değinen, öyküsünü anlatırken kullandığı ifadelerden ve canlı betimlemelerinden de anlaşılacağı gibi köleliğe ilk karşı çıkan İngiliz yazar olma özelliğini de taşıyor. Güneş Soybilgen’in başarılı bir çeviriyle Türkçeye ilk kez kazandırdığı “Oroonoko”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Kaçırılmayacak, güçlü bir eser.

“Oroonoko”, Aphra Behn, Çeviri: Güneş Soybilgen, Yitik Ülke Yayınları, Şubat 2018, roman, 92 sf., 14 TL




                                                            Kozmokitap

Sinema ve Ben || Mim



1 ) Sinemada İlk İzlediğin FİLM?

  Sinemaya ilk defa lisedeyken gittim. O zaman kadar hiç gitmedim. Ailemle gitmemiştik , annem de kız olarak tek başıma ya da arkadaşlarımla gitmeme izin vermedi:))) Liseyi yatılı olarak okudum ben. Bir akşam derslerden sonra hocamız götürmüştü bizi. Okul da servis ayarlamıştı . Arkadaşlarla beraber izlemek çok zevkliydi. Filmi söylemeyi unuttum. Richard Gere'in Mr . Jones filmine gitmiştik.


2) Film en güzel ........... evde/sinema'da izlenir?

  En güzel evde seyredilir film. Ayaklarımı uzatacağım, elimde mısırım , yanımda içeceğim .... Oh , değmeyin keyfime. Sinemada büyük ekran seyretmeyi de severim fakat son gittiğim filmlerde insanların seviyesiz davranışları yüzünden mümkün olduğunca gitmemeye çalışıyorum artık. Para vererek sinirlerimi bozdurmama gerek yok. Zaten parasız da bozan bir sürü insan var!...


3) Film İzlerken Olmazsa Olmazın Var Mı? Varsa Neler?

a- Tek başına mı kalabalık mı? Tek başıma... 

Ailemle seyretmeyi seviyorum.


 b- Mısır mı cips mi ?

  Mısırı tercih ederim.))


 c- İki boyutlu mu üç boyutlu mu? 

   Üç boyutlu filmleri seviyorum. Üç boyutlu bluraylarin fiyatlarının çok pahalı olmasından şikayetçiyim.


 d- Avm sineması mı sokak sineması mı? 

   AVM sinemasını tercih ederim. Hem park yeri hem de yiyecek alternatifleri için:))

 e- Filmden önce fragmanını izlemek mi yorumunu okumak mı? 

İkisini de sevmiyorum. Dozunu kaçırıyorlar ve bazen filmin en güzel sahnesini gösteriyor ya da anlatıyorlar.


   Bu postu gören herkes davetlimdir. Beni bu güzel mime etiketleyen Yelda'ma  - HaYELDAmlası -  çoook teşekkür ederim :))))





                                                            Kozmokitap

Mehmet Ünver’den Soluksuz Okunacak Yeni Bir Roman: “Gemi Mezarlığı”



Mehmet Ünver’den Soluksuz Okunacak Yeni Bir Roman: “Gemi Mezarlığı

“Bir Kuzgun Yaz” ve “İzansız Mahalle” adlı unutulmaz romanların yazarı Mehmet Ünver’in yeni romanı “Gemi Mezarlığı”, genç kuşağın dinamik yayınevlerinden Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Romanlarında insanları, tanıklıkları, anıları, eski İstanbul’u nostallik ve başarılı şekilde işleyen Mehmet Ünver, okurlarını iki yaralı ruhun sarsıcı hikâyesiyle baş başa bırakıyor. Akıcı dili ve güçlü kurgusuyla “Gemi Mezarlığı”, şimdiden yılın en iyi romanlarından biri olmaya aday. Kitabın tanıtım metninde okura şöyle sesleniliyor:

Bu koca kentte, küçücük bir çatı odasına sığınmış, yalnız bir kızdı. Sahip olabildiği tek mülkü, bedeniydi ve o bedenin arzularına boyun eğmeyi bir görev olarak kabul ediyordu. Doğduğu topraklarda kol gezen ölümden kaçarken ardına bile bakmamıştı. Uykuları bölündüğünde bedenine sığınıp saatlerce seviştiği erkeğini özlüyordu. Şimdi çıkıp gelse, onunla sevişirken bir haz bulutuna dönüşerek kentin üzerinde uçmaya başlasa, her şey bittiğinde saçaklarda yuvalanmış iki kırlangıç gibi birbirlerine sokulup uyusalar…

“Bir gün sonra ne olacağımızı bilemediğimiz bir dönemdi. İki yaralı beden olarak birbirimize sarıldık ve tek beden olduk. Bundan güzel ne olabilir ki?”

Gemi Mezarlığı: Uzak diyarlardan kopup, bir kurtuluş vahası arayan ağır yaralı iki ruhun olağanüstü öyküsü.

Gemi Mezarlığı, Mehmet Ünver, Yitik Ülke Yayınları, Roman, Şubat 2018, 276 sf, 24 TL






                                                            Kozmokitap

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş || Kitap Yorumu

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


   Üç kitaptan oluşan Abbasiler Serisi'nden tanıdığım İlknur Altıntaş'ın İsmaililer Serisi'nin ilk kitabı Hasan Sabbah & Ölümsüz . Bu kitap da yazarın diğer kitapları gibi tarihi gerçeklerden esinlenerek kurgulanmış . Bulunduğumuz coğrafyanın tarihini anlatması ; bildiğimiz , duyduğumuz şahsiyetlere yer verilmesi ve yazarın şairane anlatımı kitabı daha da etkileyici hale getiriyor.

  Tarihin tozlu sayfalarından çıkan karakterler İlknur Altıntaş'ın kalemi ile tarih derslerinde sıkılanların bile zevkle okuyacağı bir kurguda bir araya geliyor kitapta. Kitabın adı " Hasan Sabbah " olsa da sırf onun hayatı üzerine yoğunlaşmıyor yazarımız . Hasan Sabbah'ın geçmişini ve tarihte iz bırakan bir şahsiyet olarak  nasıl " Hasan Sabbah" olduğunu anlatıyor. Bunu anlatırken de Alamut Kalesi , Melikşah, Kılıçarslan , Nizamülmülk, Ömer Hayyam da kitapta anlatılan tarihi şahsiyetlerden bir kaçı.  Hepimizin şiirleri ile tanıdığımız Ömer Hayyam , matematikçi kimliğinin ağır bastığı bir rolle karşımızda. Kitap okurken bu şahsiyetleri tekrar araştırdım , bu sayede bilgimi tazelediğim gibi bilmediklerimi de öğrendim.

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


  Hasan Sabbah & Ölümsüz sadece bir kurgu değil , büyük bir araştırmanın ürünü. Yazar her karakteri büyük bir titizlikle araştırarak yer ver vermiş kitapta. Kitabı okurken bu durumu hemen fark ediyorsunuz.

 Kitabı okurken yaşayan bir tarihe tanıklık ettim. Kanlı-canlı karşımda duran karakterler, yaptıkları,  davranışları ve nedenleri ... Bazı noktalarda "ben bile bu kadarını tahmin edemezdim " dediğim noktalar da oldu , kahkaha attığım yerler de ...

   Büyük bir zevkle ve merakla okudum kitabı. Diyebilirim ki tarihi sevin ya da sevmeyin bu kitabı seveceksiniz ...

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


 Kitaptan Alıntılar:

* " Amaç bu değil ki ? Övgü mü istiyorsun? Hakikat mi ? Övgü seni dibe çeker , hakikat ise yukarıya , kanatlanırsın! "    - sf 150 -

* " Ordumuzu yetersiz mi görüyorsunuz ? Binlerce asker ... "

" Sayının bir önemi yok , karıncaların da sayısı çok fazla ama en güçlüsü kartal ! Ayrıca önemli olan sadakattir... "  - sf 292 -

" Beden , ruh ve zihin arasında bir bağ vardır . Çoğu insan bunu bilmez , oysaki sessizlik en büyük öğretmendir , tüm sırları fısıldar kulağına ... "   - sf 293 -

* " İsyanlar her zaman olur... "

  " İsyanlar sadece adaletin olmadığı yerde olur..."   - sf 294 -

*  "O bir kapı gibi , nereye açılacağını bilemezsin , sırlarla doludur. Asla kışkırtmak istemeyeceğin bir düşman , hayal bile edemeyeceğin bir dost . Sanki !"

" Sanki efendim..."

"İçindeki karanlıkla savaşmış , onu yenmiş gibi ... Korku yok, endişe yok! Aklın sınırı yok, yapabileceklerinin de ... "   - sf 361-






Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş
Kitabın Adı : Hasan Sabbah & Ölümsüz
Yazar : İlknur Altıntaş
Yayınevi : Anatolia Kitap
Sayfa Sayısı :592


İftiranın Kor Demirleriyle Dövülüp...
Nefretin Soğuk Suyunda Yıkanmış…
Ve...
Adı Kirletilmiş Bir Adam!
Rüzgârın Savurduğu Kum Tanelerinde Acımasız Dillere Düşen...
Öfkenin Ruhu Arsız Sarmaşık Gibi Sardığı, Sahte Sözlerin Büyüttüğü, Korkunun Ete Sindiği...
Ve...
Yalanın Gerçeği Yendiği Zamanlar!
Oysa...
Yağ Gibidir Hakikat!
Suyun İçindedir De Dağılmaz.
Bir Gün Her Şey Bilinir Olur!
“Onlar Yürüdükçe Yer Sallanıyor; Bak, Gök Yere Düşse Askerlerim Mızraklarıyla Tutarlar; Bu Güçle Beni Yenecek Kimse Var Mı, Ha? “
Sultan Alparslan
“Hele Bir Denesin, Bu Devleti Onun Başına Yıkarım. Devlet Benim!”
Nizamülmülk
“Zamanın Rüzgârları Serttir. “
Kiya Buzurg Umid
“Benim Sultanım Karahan Hükümdarı Nasr!”
Yusuf Harzemi
“Sonrası Yaşayacağındır, Senin Kaderindir…”
Ebral
“Gözlerime Bak İhtiyar, Tanrı’nın Benimle İlgili Çok Büyük Planları Var…”
Kılıçarslan
“Günahkâr, Hepiniz Günahkârsınız!”
Gazzali
“Akıl Tanrı’dan Fışkırmıştır”
Abdulmelik Bin Attaş
“İnsanın Kökleri Topraktadır, Ama Gözü Hep Yüksektedir.”
Ebu Mansur Nizar
“Ben Tanrı Değilim! O Affeder, Ben Değil!”
Sholeh
“İnsanlara Önyargıyla Yaklaşmayız, Diğerleri Gibi.”
Halife Mustensir
“Devlet İçinde Devlet Ha?”
Sultan Melikşah
“Ben Bir Şair Değilim, Bir İlim Adamıyım, Bir Matematikçi!”
Ömer Hayyam
“Bu Devlet Yok Vezir! Türk Devleti! Selçuklu Bir Türk Devleti’dir, Türk!”
Terken Hatun
“Eğer Bir Davan Yoksa Hayatının Da Bir Anlamı Yoktur...”
Hasan Sabbah


                                                            Kozmokitap

Seni Severken - Güneş Demirel || Kitap Yorumu

Seni Severken - Güneş Demirel


   " Aşkın ne demek olduğunu bilmediğimi düşünmeyin. Tam tersine, deli gibi aşık gezip, kalp çarpıntımın tavan yaptığı bir çok an yaşadım. Karşılığı olmayan birçok an.. Onun gözlerime asla aşkla bakmayacağını bilirken, ölür gibi aşık baktığım birçok an."

   Güneş Demirel , Seni Severken ile bir dünya yaratıyor ve bu kitap ile bizi bu dünyaya davet ediyor. Yaşadığımız dünyada nasıl tek bir duygu yoksa romantik bir kitap olarak geçen Seni Severken'de de tek bir duygu yok. Romantizm , aşk , sevgi , üzüntü , hasret , kıskançlık , kızgınlık , , öfke , neşe....  Yer yer okuyucunun yüzünü gülümseten mizah öğeleri de yer alıyor kitapta.

  Kitapta önce Deniz'i tanıyoruz . Eczacı olan Deniz genç bir hanımdır. Güzel ve zeki bir hanım olsa da hayatına kimsenin girmesine izin vermez. Çünkü onun içi yıllardır bir başkası için alev alev yanmaktadır. Böyle delicesine aşıkken bir başkasına nasıl evet desin... Bu aşk yıllardır Deniz'in içindedir. Bu muhteşem duyguyu kimseye belli etmeden içinde yaşamalıdır Deniz . Neden mi? Çünkü sevgisi karşılıksızdır , sevdiği adam bir başkası ile evlidir.

Seni Severken - Güneş Demirel


   Deniz'in yayında çalışan Kenan sayesinde tanıyoruz Gülsu'yu da ... Tek başına oğlunu büyütmüş yalnız bir annedir Gülsu. Ne kadar büyük acılar ve üzüntüler yaşamış  olursa olsun dimdik ayaktadır ve oğlu için her şeyi yapmaktadır. Hala geçmişinde kalan birisini sevmektedir o da. Ne kadar zordur gitmiş , geçmişte kalmış birisini sevmek...


   Mutlu olmayı hak eden bu iki kadın mutluluğu bulabilecek mi dersiniz??

“En kötüsü de ne, biliyor musun, Gülsu Abla? Özlemenin bile suç olduğu sevdalar…” “Deniz… Özlemek, insanın hissedeceği en özgür duygudur aslında. Kimse karışamaz.” "Haklısın… Ama en çok can yakanı da o galiba.” “Hayır, Deniz… En çok can yakanı, sana ait olmadığını bilmektir."

  Farklı karakterlerin bir araya geldiği kitabı zevkle okudum. Yeri geldi kızdım yeri geldi eğlendim. Biraz çatlak karaktere sahip olan Deniz ve özellikle Gaye'yi çok sevdim. Deniz'e kızdığım bazı o-noktalar olsa da güçlü bir karakterdi. Kendi yaptığı zayıflıkları fark edip toparlaması çok hoşuma gitti. Erkek karakterler beni birçok noktada kızdırdılar. Feminist duygularım kabardı okurken :))))

  Güneş Demirel'in ilk okuduğum kitabıydı Seni Severken . Yazarın anlatımını ve kaleminin gücünü çok sevdim. Sıkmadan eğlenceli bir biçimde anlatıyor ve tüm duyguları hissettiriyor yazar. Kitabın devamı niteliğinde olan Sensiz Asla kitabını da yakın zamanda temin edip okumayı düşünüyorum.










Seni Severken - Güneş Demirel
Kitabın Adı :Seni Severken
Yazar :Güneş Demirel
Yayınevi :Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı :448



  Karşılıksız Bir Aşka Ömrünüzü Adayabilir Misiniz?
   Deniz, kendini bildiğinden beri âşıktı Ateş’e. Tüm geçmişini dolduran ve geleceğin bile silemeyeceği bir aşka emanet etmişti kalbini. Onun için nefes almak demek, Ateş demekti. Ne yıllar vazgeçirebilmişti onu sevdasından, ne de sevdiği adamın başkasına ait olduğunu bilmek… Her geçen gün umudunu yitirse de, kalbinin pusulası hep Ateş’i gösteriyordu. Peki, vazgeçmemek, çok istemek yeter miydi hayallerin gerçek olmasına?
    Ateş, mükemmel bir yaşama sahip olduğunu düşünürken yanılmıştı. Hiç beklemediği bir anda hayatının yönü değişmiş, bir yaprak gibi savrulmuştu. Kendine yeni bir düzen kurmaya çalışırken, içinde yanan ve yandıkça daha da büyüyen nefret duygusuyla baş edebilecek miydi?
    Kalbinize dokunacak bir aşk hikâyesi okumaya hazır mısınız?

                                                            Kozmokitap

Op Oloop - Juan Filloy || Kitap Yorumu

Op Oloop - Juan Filloy

    2000 Yılında 106 yaşında aramızdan ayrılan Arjantinli yazar Juan Filloy'un romanı olan Op Oloop ilk olarak 1934 yılında yayımlanmıştır. Türkçede ise ilk defa yayımlanan kitap Aylak Adam Yayınları'ndan çıkmıştır. Dip not olarak belirteyim ;  yazarın bir çok kitabının ismi  yedi harften oluşmaktadır . Bu da yazarın farklı bir tarafıdır.

   Op Oloop oldukça farklı , okuyucuyu zorlayan , bittikten sonra düşünmeye sebep olan tabiri caiz ise beyin yakan bir kitap. Okurken bazı cümleleri daha iyi anlayabilmek için iki bazen de üç kez okuduğum oldu. Cümleleri daha iyi algılayabilmek için tekrar tekrar okudum bazı cümleleri . Freud da kitabı okuduktan sonra el yazısı ile bir mektup yazarak kitabı çok beğendiğini söylemiştir yazara.

    Kitapta Optimus Oloop adında bir istatistikçinin farklı geçen bir günü anlatılıyor.  Optimus Oloop'ı kitap boyunca Op Oloop olarak okuyoruz. Op Oloop takıntı düzeyinde titiz ve düzenli bir insandır. Matematikçi olduğu için de çevresindeki her şeyi matematik ve sayılar olarak görmektedir. Her gününü planlamakta ve çizgisinin dışına çıkmamaktadır. Çıktığı zamanda büyük bir rahatsızlık duyar. Kitapta bahsi geçen gün de her gün gibi başlasa da çizgisinden şaşmasına sebep olan bir kaza Op Oloop'ın düzenini altüst edecektir ve onu nerelere sürükleyeceğini de okuyarak göreceğiz.

    Op Oloop'un düzenin dışına çıkması yetmezmiş gibi bir de hissettiği aşk onu daha da dengesiz bir hale getirecektir.

   Kitapta farklı bir güne tanıklık ederken aynı zamanda matematiksel bir zekaya sahip Op Oloop'un duygusal ve psikolojik durumuna da tanıklık ediyoruz.

  Aslında Op Oloop'ın başına gelenler trajikomik . Kendisi de sıkça karşılaşacağımız bir insan tipi değil. Kitabı okurken en çok güldüğüm yer bolca yer kaplayan yemek davetinin sebebini öğrenmem. Kitabı okumak isteyenler için nedenini burada yazmayacağım.

   Kitabı okurken yer alan psikolojik tahliller ve bilgileri görünce Freud'un neden Op Oloop'ı bu kadar sevdiğini anladım.

   Son bölüme kadar oldukça ayrıntılı yazan yazar son bölümde sanki hızlanarak kitabı bir anda bitirdi gibi hissettim. Sanırım biraz daha uzayıp farklı şeyler olacağını tahmin ediyordum .

Op Oloop - Juan Filloy


   Kitapta işaretlediğim bir çok yer oldu . Onlardan birkaç cümleyi buraya not düşüyorum :


" .... huzursuzluğun gizemi, her şeyi anlatma çabasında gizlidir... "

" Siyasette cömertlik , düşmanın gözünde kusur , dostun gözünde hem erdem hem kusurdur. "

" İnsan kazalar dünyasında bir kazadan ibarettir," demiş Nietzsche.

"Sofokles'in , Vergilius'un , Cicero'nun edebi zaferleri aşırı aylaklığın kelimelere dökülmüş halinden başka nedir ki?"

"Geçmişteki güzellikleri sahiplenip bugünün üstünlüklerini küçümseyen bilginleri kınıyorum. "


  Bu farklı kişilikle tanışmalı , bu kitabı okuyarak ona şans vermelisiniz diyorum. Bu derken şunu hatırlatmayı da kendime borç biliyorum " Bu kitap çerezlik bir kitap değil, okurken zorlanabilirsiniz. Fakat bittiğinde farklı bir tat duyumsayacaksınız. "


Kitap Hakkında Yazılanlar: 

   Julio Cortázar Filloy, kendisini Jorge Luis Borges ve hatta Balzac ile kıyaslayan genç yazarlar ve eleştirmenler tarafından tekrar keşfedildi... Freud Op Oloop'u o kadar beğenmişti ki Filloy'a el yazısıyla yazılmış bir tebrik mektubu gönderdi.

                                                   - The Telegraph -


 “Biz Arjantinliler gerçek mizahçılarımızın sonuncusu olan Juan Filloy’u da kaybettik. Filloy, ruhun filozofuydu; 3 asra da tanıklık etmiş bir adamdı o, çünkü zamanın akıntısına kapılmadan nasıl yaşayacağını hep bilmişti.”

                                                 - Luisa Valenzuela -

    “Henry Miller ve Céline'in gösterdikleri üzere, özgürlüğü kullanmak önemli bir meseledir ve bir başka önemli mesele de Filloy'un bunu onlardan önce gerçekleştirmiş olmasıdır.”

                                                 - Bernardo Verbitsky -








Kitabın Adı :Op Oloop
Yazar :Juan Filloy
Yayınevi :Aylak Adam Yayınları
Orjinal adı :Op Oloop
Çevirmen : Zeynep Çelikel
Sayfa Sayısı : 240



1934 yılında yayımlanan romanı Op Oloop, Buenos Aires'te yaşayan Fin istatistikçi Optimus Oloop'un sıradışı bir gününe odaklanıyor. Yaşamını da mesleğinde olduğu gibi ölçerek yaşamaya alışmış kahramanın sıradan bir günü başına gelen bir trafik kazasıyla altüst olur. Filloy'un düzmece dili, Optimus Oloop'un ruhsal çöküşüne giden yolu an be an döşer. Ruhun felsefecisi bir yazardan, çağına olağanüstü bir bakış.




                                                            Kozmokitap

Serdar Çekinmez’in beklenen romanı “Tavuk” yayımlandı

Tavuk


Serdar Çekinmez’in beklenen romanı “Tavuk” yayımlandı

Fransa’da yaşayan, “Hatice” ve “Tayyare” adlı sevilen romanların yazarı Serdar Çekinmez’den muhteşem bir kara mizah örneği daha. Tarih ve kara mizah meraklıları için sürükleyici dili ve çarpıcı konusuyla dikkat çeken “Tavuk”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı.

İkinci Dünya Savaşı, 1942. Stalingrad'da Ruslar Almanlara karşı direniyor. Cephedekiler için en büyük sorun anakaradan bu kadar uzaktaki milyonlarca askerin, nasıl karnını doyuracağıdır. Bu büyük problemin çözümü, on beş günde kesime hazır hale gelen bir tavuk ırkının keşfedilmesiyle sağlanmıştır.

Tanzanya'dan yola çıkan üç tavuk örneği, çoğaltılmak üzere Berlin'e ulaştırılmalıdır. Üçüncü ve son örneği ulaştırma görevi Fransız direnişçilerine verilmişir. Ne var ki, Marsilya limanında direnişçilerin yerine, talihin bir cilvesi olarak Türk denizci Fikret, kendini bu misyonu üstlenmiş bulur. Bütün gizli servisler bu son tavuğun peşindeyken, Fikret gibi bir antimilitarist, bu görevi başarıyla tamamlayabilecek midir?

Fikret'in ve tavuğun başından geçenleri okurken, kendinizi, 1942 Fransası'nda, Fransız direnişçileriyle, mücadele dolu bir yolculuğa çıkmış bulacaksınız.

Tavuk, Serdar Çekinmez'den unutulmaz bir kara mizah örneği.

“Tavuk”, Serdar Çekinmez, Yitik Ülke Yayınları, Roman, 248 sf., Şubat 2018, 23 TL






                                                            Kozmokitap

Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat || Kitap Yorumu

Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat


"Evrenin en parlak yıldızı sadece Kutup Yıldızı değil Nisa. Onu gerçekten görebilmek için hissederek bakmalısın. Ancak o zaman gerçek Kutup Yıldızı 'nı keşfeder ve sana kestirme bir yol göstermesini sağlarsın. "



1994 doğumlu genç yazarlarımızdan birisi Mehtap Fırat. Wattpad sitesinde yazılarını yayımlayan yazarın ilk kitabı Kutup Yıldızı.

Kitabı okumaya başlarken bir ergen kitabı belki basit bir kitap yani yaş grubu olarak küçük yaşlara hitap edebilir diye düşündüm. Kapak ve ciltli olması hoşuma gitse de tereddütlerim vardı. Bu tereddütlerimin yok olması için çok beklememe gerek kalmadı . Birinci bölümü bitirmeden kitabı sevdim ve öyle basit bir kitap olmadığını anladım. Yazarın dili ve duyguyu aktarımı , karakter yerleştirmesi ve onların davranışlarını şekillendirmesini çok başarılı buldum. Konu olarak da ilgi çekici ve duygusal bir kitap Kutup Yıldızı.


" Neden Kutup Yıldızı peki?"
" Çünkü her ne kadar yolumu şaşırıp kaybolmak istesem de ben sadece o inatçı, huysuz keçinin gözlerindeki ışıltıya bakmak istiyorum. "
" Romeo şu halini görse, Shakespeare 'e beni yeniden yaz derdi. "


Yetimhanede büyüyen iki kız Nisa ve Senem. Birbirlerine kardeş kadar yakınlardır. Acıların , sevinçlerini , hayallerini paylaşırlar birbirleri ile. On yedi yaşındadır genç kızlar. Bir gün Senem 'i evlat edinmek isteyen bir aile çıkar. Senem , Nisa olmadan gitmek istemez. İki kızı da evlat edinir aile. Bu iki çok yakın kız artık resmen iki kardeş olmuşlardır ...

Yeni aile, yeni ortam ve yeni okul kızların yaşamlarını nasıl etkileyecektir? Arkadaşlıklarını devam ettirebilmek mi yoksa daha da yakınlaşacaklar mıdır?

Kutup Yıldızı


Evlat edinen aileyi çok sevdiğimi söylemeliyim. Kızların hayatlarında olanları okumak çok keyifliydi. 570 sayfalık kitapta sıkıldığım bir bölüm olmadı. Kitabın başlarında yazar biraz uzatmış diye düşünsem de sayfalar ilerledikçe tarzına alıştım ve her duyguyu , olayı ve detayları anlatmasını sevdim. Bu sayede kitabı gözümde canlandırmak daha kolay oldu.

" İyi geceler Kutup Yıldızı. "
Son cümleyi söylediğimde ondan bir karşılık geleceğini beklemiyordum ama beni yine şaşırttı.
" İyi geceler Kedi Yavrusu. "

Serinin ilk kitabı Kutup Yıldızı. İkinci kitap wattpad de yayımlanıyor şu an . Yakın zamanda kitap olarak ellerime alıp okumak isterim. Kitap öyle bir yerde bitiyor ki az çok devamını tahmin etsem de okumak bambaşka olacak .





Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat
Kitabın Adı : Kutup Yıldızı
Yazar : Mehtap Fırat
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı : 576


Fedakârlık...
Dört hecelik basit bir kelime gibi görünse de, aslında onun hayatında bir dönüm noktasıydı.
Geçmişe dair kırgınlıklarını yetimhanede unutmaya çalışan Nisa, bir gün aynı kaderi paylaştığı arkadaşıyla farklı bir dünyanın kapısını aralar. İki dost, bu kapı aralığından uzatılan sıcacık ellere, kimsesizliğin soğuk rüzgârından korunmak ümidiyle sarılır. Nisa ve Senem sonunda o yetimhane odasının duvarlarına fısıldadıkları hayalleri gerçekleştirme şansı elde ederler.

İki dost, daha önce hiç karşılaşmadıkları sıcaklığın ve zenginliğin onları değiştirmesine izin verecekler mi? Hiç tatmadıkları aşkı yeni hayatlarında bulabilecekler mi?


                                                            Kozmokitap
Scroll To Top