Kozmokitap

8/21/2017

Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby || Kitap Yorumu

Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby

    Merhaba :)) Bu ay matbaadan yeni çıkan , henüz kağıt kokusunu üzerinden atamamış çok yeni bir kitap ile karşınızdayım. Arkadya yayınlarından yeni çıkan Sherlock'un Kadınları....

   Kitabın ismini ilk duyduğum zaman aklıma bir harem görüntüsü geldi :)) İsim öyle ki Sherlock'un Kadınları deyince ona aşık olan kadınlar ya da Sherlock'un sevgilileri geldi aklıma... Orjinal ismi ile kaldaydı kitap " Baker Sokağındaki Ev " olarak böyle yanlış anlaşılmalara olanak vermezdi , diğer yönden de bu isim kadar çarpıcı olmazdı...

   Kitabın kapağına gelirsem ise Arkadya yine harika bir iş başarmış. Kapağı çok sevdim ,içerik ile ilgili her şeyi tek bir karede toplamış.

Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby

   Yazar Michelle Birkby bir Sherlock Holmes hayranıdır ve tüm kitapları defalarca okumuştur. Kitabı tekrar okurken sürekli arka planda kalan Bayan Hudson'ı fark eder ve onun da kendi hikayesini anlatması gerektiğini hisseder. Böylece Sherloc'un Kadınları doğmuş olur.

   Sherlock'un Kadınlarındaki baş kahramanlar Bayan Hudson ve Bayan Watson yani Mary .

  Kitabı okurken Bayan Hudson'un geçmişini , 221B ye geliş öyküsünü ve Sherlock ile tanışmasını da okuyoruz. Yazar konu içerisinde ilerlerken geriye dönüş yaparak bize Watson'un gelişini, Mary ile evlenişini ve evde yaşanan olayları da anlatıyor. Bu şekilde anlatması benim çok hoşuna gitti .

    Konu Sherlock'tan yardım istemeye gelen bir kadın ile başlıyor. İstediği bilgileri tam olarak anlatmadığı için kadın ile ilgilenmez Sherlock. Kadın üzgün bir şekilde ayrılırken konuşulanları mutfak havalandırmasından dinleyen Bayan Hudson ve Mary kadına yardın etmeye karar verirler. İki kadının dedektiflik serüvenleri de böylece başlamış olur.

   Bu olayı kendi başlarına çözmeye kararlıdırlar . Ne Sherlock'tan ne de Dr Watson'dan yardım alacaklardır. Hatta kalkıştıkları bu işten onların haberi dahi olmayacaktır.

   İki kadın dedektifimiz araştırmaya başlayınca olayın çok karışık olduğu ve onları zorlayacakları ortaya çıkar...

  Yazarın anlatım tarzı ve konuyu çok sevdim. Bugüne kadar Sherlock kitabı okumadım fakat tüm dizilerini seyrettim. Çok da severim. Farklı bir bakış açısı ile Sherlock'un geri planda kaldığı bir kitabı okumak çok keyifliydi. Eğlenceli bir anlatım dili var yazarın. Kitabın sonunda yer alan röportaj kısmında kitabın devamının da olduğunu öğreniyoruz.

   Eğlenceli, sürükleyici ve çok güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim:)))





Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby
Kitabın Adı :Sherlock'un Kadınları
Yazar :Michelle Birkby
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı : The House at Baker Street
Çevirmen :Dilek Parsadan
Sayfa Sayısı :352
Etiket Fiyatı :22 TL
Türü :Roman


Her dâhi dedektifin arkasında dâhi bir kadın vardır…

Baker Sokağı sakini Bayan Hudson’ın, sığınağı olarak gördüğü mutfağında yapmayı en çok sevdiği şey, çay demlemek ve kek pişirmektir. Ta ki dâhi dedektif Sherlock Holmes, bir gün ondan yardım istemek için gelen Laura Shirley adında bir kadını geri çevirene dek…

Laura Shirley’nin merdivenin başında ağladığını gören Bayan Hudson, kadını mutfağına davet eder ve ne sıkıntısı olduğunu öğrenir. O an karar verir. Bu zamana kadar güvenli liman olarak gördüğü 221B numaralı evinin mutfağından çıkma vakti gelmiştir. Davanın izini kendisi sürecektir… Doktor John Watson’ın sevgili eşi Mary Watson da ona yardım edecektir. Daha fazla gölgede durmayacak aydınlığa çıkacaklardır. Ancak işler sandıkları gibi kolay gitmez, tamamlamaları gereken yapbozun parçalarını bulmak tehlikeli sulardan geçmeyi gerektirecektir…

Bu bir Bayan Hudson ve Mary Watson macerasıdır… Çayınızı elinize alın ve koltuğunuza kıvrılın. Oyun başlıyor!

Michelle Birkby’nin kaleme aldığı Sherlock’un Kadınları, her işin üstesinden gelebilecek kadınların dayanışmasını, içlerindeki gücü ve merhameti müthiş bir dille anlatıyor. Orijinal hikâyelerin lezzetini aratmayacak olan bu kitaba bayılacaksınız.


                                                            Kozmokitap

8/20/2017

Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig || Kitap Yorumu

Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig


     Bir Zweig hayranı olarak  Ay Işığı Sokağı , İş Bankası Kültür Yayınlarından basılınca hemen almak istedim. Bu isteğimin bir kısmı da 3 al 2 öde kampanyasıydı. Her zaman böyle güzel kampanyalar ile karşılaşmıyoruz.

 
  Ay Işığı Sokağı beş kısa öyküden oluşuyor. Her bir öykü ne kadar kısa olsa da içerdiği duygu yükü ve karamsarlık bakımından kalın bir kitaptan daha yorucu oldu benim için.

   Ay Işığı Sokağı kitapta ilk yer alan öykü. Fırtına yüzünden geciken gemisi yüzünden gece trenini kaçıran birisinin gece için kendisine bir sohbet arkadaşı ararken gördükleri ve yaşadıklarını anlatıyor.

   Leporella da ise kimsesiz Crescentia'nın yaşadığı kasabayı terk edip gittiği yerde hizmetçi olarak yaşaması ve yaşadığı evin sahibine olan aşkını anlatıyor. Sizin hissettiğiniz sevgi karşıdaki insan için korkutucu olabiliyor. Ve hele bu sevginin de sınırı yoksa diğer insanlar da bu sevgiden zarar görüyor. Crescentia 'nın sevgisinin korkutucu yönünü okuyoruz öyküde.

   Nişan ,1810 yılında yapılan savaşta konvoyu saldırıya uğrayan bir albayın gördükleri ve yaşadıkları konu edilmiş.

  Leman Gölü Kıyısında Olay 'da Gölde bir balıkçının bulduğu çıplak bir adamı ve sonrasında yaşananları konu edilmiş.

Avare'de ise Bir öğretmen ve onun rencide etmekten hoşlandığı bir öğrencisinin yaşadıkları anlatılıyor.

  Zweig'in eserlerinde her zaman bir miktar karamsarlık ve onun duygu  çalkantılarını belli eden cümleler bulunur. Fakat şu ana kadar okuduğum Zweigler arasında en karamsar eserin Ay Işığı Sokağı Olduğunu düşünüyorum.

  Bütün öyküler kötü bir sonla bitiyor. Bu öykülerin arasında benim en sevdiğim Leporella oldu.

  Kitabı ince olduğu için şehirler arası otobüs seyahatinde okumak için yanıma almıştım. Yolda bitti kitap ve beni geride bir ağrısı ile bıraktı.

   Benim gibi Zweig severler bu kitabı de sevebilirler diye düşünüyorum.Benim için tüm Zweig kitaplarının gerisinde kaldı kitap.  Fakat yazarı yeni tanıyacaksanız ilk okuyacağınız kitap kesinlikle Ay Işığı Sokağı olmasın.




Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig

Kitabın Adı :Ay Işığı Sokağı
Yazar :Stefan Zweig
Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı : Die Mondscheingasse
Çevirmen :Regaip Minareci
Sayfa Sayısı :74


    Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel. Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…


                                                            Kozmokitap

8/19/2017

Emma - Jane Austen || Kitap Yorumu

Emma - Jane Austen


   Emma , Jane Austen’in ölmeden önce yazdığı son romanıdır ve kendisi en çok sevdiği romanı olduğunu söyler. Benim ise yazara ait okuduğum ikinci kitap Emma. Aşk ve Gurur' u okumuştum daha önce. Kitabı kızım hediye etmişti , onun için onun yeri apayrı bende ;) 


    1800 lü yıllarda küçük bir kasabada geçiyor kitap. Başrolde de Emma var. Emma zeki, zengin , eğitimli ve bekar bir kız. Ailesine son derece bağlı , babası ile ilgilenen, konağı idare eden , kendince iyi bir insan. Sayılı insanlardan oluşan komşularının her birini ise ayrıntılı olarak tanıyoruz kitapta. Dans partileri, ziyaretler, yemekler....

Emma -Jane Austen


    Emma mürebbiyesi Miss Taylor evlendikten sonra çöpçatanlığa kaptırır kendini. Ona göre Miss Taylor ile müstakbel kocasının arasını o yapmıştır. Genç bir kız olan Harriet için çöpçatanlık yapma işine soyunur , yeni hedefini belirlemiş olur böylece ....

   Emma karaterini ben sevdim işin aslı. Çünkü yazar karakteri tam oturtmuş üzerine. Eğrisi doğrusu ile o zamanın üst tabakadan genç kızı. Herkesi kendilerine layık görmeyen ve insanları sınıflara ayıran. Bunun yanında da yardımsever ve dost canlısı.

Emma  - Jane Austen


    O zamanlardan bahsetmişken evliliklerin çoğunda aile , çeyiz ve gelinin kendine ait bir gelirinin olması çok önemli. Çoğu kitapta gördüğüm sevgiden çok statü önemli .... 

Emma - Jane Austen


  Çöpçatanlık işinde Emma başarılı olabilecek mi dersiniz;)) Kitabı sonu ise benim için bir sürpriz olmadı. Bekliyordum böyle bir sonu .... Emma'yı çok sevdim. Fakat yazarın kitapları arasında hala favorim Aşk ve Gurur.
Emma - Jane Austen


Kitabın Adı :Emma
Yazar : Jane Austen
Yayınevi : Can Yayınları
Orjinal adı : Emma
Çevirmen : Nihal Yeğinobalı
Sayfa Sayısı :480


   Jane Austen, 1815’te, 39 yaşındayken tamamladığı Emma’nın en sevdiği romanı olduğu söyler. Aşk ve Gurur ve Mansfield Parkı gibi romanların yazarının gözbebeğidir Emma. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın "gerçek aşk"ı arayışını anlatan roman, bir yandan insan yaradılışının zayıf yönlerini, bir yandan da 19. yüzyıl İngiliz toplumunun katı ve ikiyüzlü geleneklerini inceden inceye alaya alır.
   Büyük İngiliz şairi Lord Tennyson, Jane Austen’ı, "Shakespeare’den sonra en büyük İngiliz yazarı" diye nitelemişti. Jane Austen külliyatı, Sir Winston Churchill’in başucundan eksik olmazdı. Yapıtları çoktan Dünya Klasikleri arasındaki yerini almış olan Austen günümüzde "İngiliz edebiyatının Mozart’ı" olarak tanınıyor. .



                                                            Kozmokitap

8/18/2017

Yeni Kitaplarım || Kitap Alışverişi

Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi

   Merhaba , uzun süredir yeni kitaplarımı paylaşmadığımı fark ettim. Oysa ben yeni kitap yazılarını okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Bu yaz oldukça yoğun olduğum için blogumu ve sizleri biraz ihmal ettim. Fakat bundan sonra bu konularda daha aktif olmaya gayret edeceğim.

   Geçmişe dönük aldığım bütün kitapları burada paylaşıp sizleri sıkmak isteniyorum. Bu nedenle temmuz ve ağustos ayında aldıklarımı ve hediye gelenleri paylaşmak istiyorum. Beni instagramdan takip edenler neler aldığımı daha iyi bilirler. Hemen bir resim çekip iki satır paylaşmak bazen daha kolay geliyor. Blog yazmak daha çok emek gerektiriyor. Bu nedenle ben de blogu olmayanlara blogger denilmesine karşıyım.  Bunu da buraya dipnot olarak bırakayım.


Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi


  İlk olarak Oku Oku alışverişim.  Her ay yaptıkları 9.90 kampanyalarını sabırsızlıkla bekliyorum. İndirime giren kitaplardan istediklerim varsa hemen alıyorum. Bu ay istediğim bir kitap daha vardı fakat sepete eklemeyi umutmuşum ve ağustos ayında farklı bir kampanya başladığı için indirimi kaçırdım. Neyse ben beklemeye devam edeyim. Resimdeki kitaplardan Kapan'ı okuyup yorumladım . Bakmak isterseniz tık tık .. 

  Emma ve Bir Sonraki Hayatımız da bitti . Yorumlarını yakında gireceğim.  Jane Casey'ler her ayın 5 inde yaptığımız fidan için eksik olan kitaplarımdı. Nancy Pickard okumak istediğim bir yazar. Elimde Fırtına Kokusu kitabı da var. Bu ay okumayı planlıyorum da sıra gelirse:)) Liane Moriarty'nin Yeniden Başlamak İçin Güzel Bir Gün kitabını çok sevmiştim. Sırrını Derine Göm kitabını da indirimde görünce dayanamadım ve aldım.  Keyifli bir alışveriş oldu. Gönderilen ayraçlara ve kahveye de bayıldım....

Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi

   Eskişehir'de olanlar İnsancıl Sahaf'ı bilirler. Her çarşıya gittiğimde mutlaka uğrarım. Bir şey almasam bile dolaşmak beni rahatlatıyor. Bu gittiğimde çok çok uygun fiyatlara istediğim kitapları bulunca hemen aldım. Her ayın 25 i bir Reşat Nuri etkinliğinde bu ay son olarak Yaprak Dökümü okuyoruz. Kitabı yeni ve 10 tl ye bulunca hemen aldım. Hayalet çocuk gerçek bir yaşam öyküsü . Kitabı çok sevdim. Yorumum için tık tık.. 
Lauren Kate'in düşüş serisini çok sevmiştim. Bu kitabını da görünce merak edip aldım. Yanlış hatırlamıyorsam 4 tl cıvarında idi.

Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi


Sayfa 6 Yayınlarının instagram hesabından çekiliş le kazandığım kitaplarım . Stephen King çok sevdiğim bir yazardır. Kitapları hele de üçünü birden kazanınca çok sevindim.

Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi


  İş Bankası Kültür Yayınlarında bu ay 3 al 2 öde kampanyası vardı. Hazır indirim varken çok istediğim kitaparı aldım buradan. Sheakspeare ise kızım için. Kendisi Sheakspeare'in eserlerini çok seviyor. İnstagramdan tanıştığım ve çok sevdiğim kitap dostlarım Eskişehir'e geldiler bu ay. Onlarla buluştum ve harika vakit geçirdim. İçimdeki Müzik ve Cam Kent kitapları onlardan hediyeydi. Çok mutlu oldum. New York üçlemesinin diğer iki kitabını da ben aldım ve seriyi tamamlamış oldum:))) İçimdeki Müzik okudum bitti bile. Yorumum için tık tık.. 

Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi


Artık çoğu markette kitap satmaya başladı ve bazen kitaplar kitapçı ve internetten daha ucuza satılıyor. Hal böyle olunca da marketten ekmek almaya gidince bir de kitap alıp çıkıyoruz. Anna da benim bu ayki market ganimetim:))

Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi


Bu ayki Kitap Yurdu.com alışverişim de görselde gördüğünüz kitaplar vardı. Bu kitapların yayında kızıma manga da almıştım fakat o odasına götürdüğü için resme dahil olamadılar. Her ay kitap Yurdundan alışveriş yapınca ayrıcalıklı müşteri kategorisine yükselttiler ve %5 indirim uyguluyorlar. Böyle olunca daha avantajlı bir alışveriş oluyor. Bu hafta Gülün Adı %50 indirimli olunca daha da avantajlı oldu benim için alışveriş. İstediğim bir kitaptı ve indirim bekliyordum. %50 yi görünce hemen aldım ben de :))))

Yeni Kitaplarım  || Kitap Alışverişi


 Sherlock Holmes'i çok severim . Özellikle Benedict Cumberbatch'ın oynadığı Sherlock Holmes dizisi benim için bir numaraydı. Arkadya Yayınlarının yeni gözdesi Sherloc'un Kadınları çıkınca çok merak etmiştim. Kitap daha yeni elime geçti ve yarın okumaya başlamayı düşünüyorum. Bu konuda çok heyecanlıyım , umarım hayal kırıklığına uğramam...

   Okunmayı bekleyen kitaplarım çoğaldı. Azaltmadan başka almayacağım diyorum fakat olmuyor:))) Kitaplarım arasında sizin okuduklarınız var mı? Bana önermek istediğiniz kitaplar olursa yorumlarınızı bekliyorum. Bol kitaplı , mutlu günler!....



                                                            Kozmokitap

8/14/2017

İçimdeki Müzik - Sharon M. Drapper || Kitap Yorumu

İçimdeki Müzik - Sharon M. Drappe

"Herkes kendisini ifade ermek için kelimeleri kullanıyordu. Ben hariç. Ve eminim ki tüm bu insanlar kelimelerin gücünün farkında değildi. Oysa ben farkındaydım."

  Yine harika,  duygusal, öğretici bir kitap okudum. 11 yaşındaki Melody'nin hikayesi....

  Melody beyin felci ile dünyaya geliyor.  Yürüyemiyor, konuşamıyor, desteksiz oturamıyorum ve düşmemesi için tekerlekli sandalyesine bile emniyet kemeri ile bağlanmak zorunda.  Vücudunda tek kontrol edebildiği yer baş parmakları. Beynini saymıyorum çünkü beyni sapasağlam.  Hatta çoğu insandan daha zeki Melody. Fotografik bir hafızası var ve hiçbir şeyi unutmuyor.

İçimdeki Müzik - Sharon M. Drappe


  Bütün zorluklara rağmen mutlu bir çocuk Melody. Anne -babasının bunda büyük payı var. Bir de komşuları Bayan V. Bu insanları çok sevdim.

   Evinde ne kadar mutlu olsa ve ailesi onun kapasitesinin farkında olsa da maalesef çevredeki çoğu insan öyle değil.  Konuşamıyor ve hareket edemiyor diye ona çoğu zaman metal retarde muamelesi yapıyorlar. Okulda arkadaşlarının bazıları tarafından dışlanıyor.  Öğretmenleri onun kapasitesini anlamıyor.

  Tüm zorluklara rağmen yılmıyor  Melody...

  Kitapta hüzün çoğunluklu olsa da mutluluk da çok fazla.  Çalınan müziklerin renklerini gören , neşeli bir kız Melody.  Ondan öğreneceğimiz çok şey var.

  En basitinden içinizde bir sürü kelime biriktirdiğinizi ve onları dışarı çıkaramadığınızı, kimseye ne istediğinizi anlatamadığınızı düşünün.  Her ihtiyacınızı gidermek için bir başkasına bağımlısınız.  Bunları düşündüğünüz zaman Melody'nin neler hissettiğini daha iyi anlarsınız.

  Çoğu zaman ne kadar ön yargılı davranıldığını ve insanların ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha anladım kitabı okuyunca.  Fakat iyiler olduğu sürece umut da daima vardır ....



İçimdeki Müzik - Sharon M. Drappe
Kitabın Adı :İçimdeki Müzik
Yazar :Sharon M. Drapper
Yayınevi : Genç Timaş
Orjinal adı :Out of My Mind
Çevirmen :Zeynep Kürük
Sayfa Sayısı :264


   11 yaşındaki Melody'nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikâye Melody'nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser.
              Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

İngiltere'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış.


                                                            Kozmokitap

8/13/2017

Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş || Kitap Yorumu


Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş


  Haziran ayında Yitik Ülke Yayınlarından çıktı Seçim Seziş'in Anılardan Da Uzak isimli kitabı. Yayınevinin kendisine has kapak tasarımlarını seviyorum. Faklılık yaratıyorlar ve kitap hakkında bize en ufak bir ipucu vermiyorlar. 


  Daha önce iki şiir kitabı yayımlanın Seçim Seziş'in ilk romanı Anılardan Da Uzak . İlk romana göre çok çok başarılı buldum ben romanı.

  İki kadının hayatını ve değişimlerini anlatıyor kitap. 

 İlk önce Candan İle başlıyor. Candan liseden hemen sonra üniversite okumak istemesine rağmen anne ve babası tarafında zengin sayılan bir genç ile evlendirilir. Evlendikten sonra eşine alışan ve onu sevmeye başlayan Candan çok iyi bir ev hanımı olmuştur. Fakat hamile kalması ile birlikte eşindeki değişimler de başlar. Kızları büyümüş okula başlamış fakat Candan'ın hayatında hiçbir değişiklik olmamıştır. Eve geç gelen kocası arada ona şiddet de uygulamaktadır. 

  Arkadaşı Nilsu'dan gelen bir telefon ile hayatı değişecektir Candan'ın. Nilsu ile buluştuklarında iki arkadaş da hayatlarının yollarında gitmediğini birbirlerine itiraf ederler ve tekrar üniversiteye gitmeye karar verirler. 

Nilsu da evli ve iki çocuk annesidir. Koyu solcu olan kocası ve Nilsu üniversitede tanışmış ve aşık olmuşlardır. Hamile kalınca okulu bırakır Nilsu . Kemal ile evlenerek çocuklarını büyütürler. 
  


Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş

  Üniversiteye başlamaları ile iki kadının da hayatı değişir. Şiddet uygulayan ve onu aldatan kocasından boşanır Candan. 

  İki kadının hayatın zorlukları karşısında dimdik durmalarını ve hayatlarını nasıl düzene soktukları anlatılıyor kitapta. Hayatları yoluna giresiye kadar birçok zorluk ve birçok olay onları beklemektedir. 

  Hızla okunan ve anlatımı sade bir kitap Anılardan Da Uzak. Yazarın oluşturduğu karakterleri, onları dimdik ayakta tutmasını ve onlara verdiği rolleri çok sevdim. Kaleminize sağlık Seçim Seziş. 

Alıntılar: 

   * Herkes kendi mutluluğunu belirler. Huzur da mutlulukta bir yerlerde bekler bizi. Onu yaşatmak ise cesaret ister, biraz da kabiliyet.

   * Hayat o kadar kısa ki onu bekle , buna sabret diyerek yıllar geçiyor. Zaten aşk için vakit ayırmaya gerek yok , o kendine zaman ayırır , kendini sağlama alır. Yaşayamadıklarımızsa keşkelerle bizimle dilimizde yaşıyor.

   * Şunu anladım ki hayatta hiçbir şey tesadüf değilmiş. Tesadüf sandıklarımız , hayatta yaşanması önceden kararlaştırılmış şey. Kaderini yazanın kuluna yaşaması için kurduğu planın bir parçasıymış.

   * Haklısın, eskiden bir doğru olduğuna inanırdım. Meğer herkesin kendi kendi doğrusu varmış.

   *Unutmak yıllar alıyordu , hatırlamak ise bir anlıktı




  Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş
Kitabın Adı :Anılardan Da Uzak
Yazar :Seçim Seziş
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :243


  İki kadının kesişen hayatı, karşılaşmalar, hayaller ve acılar… Seçim Seziş; Candan ve Nilsu’nun bir kadın olarak toplumda yaşadığı zorlukları, bunları aşmak için verdikleri çabayı, değişik nedenlerle eşlerinden boşanıp kızlarıyla yeni bir hayat kurmalarını, bu süreçte geçmişten gelen sorunları çözüp geleceği yeniden inşa etmeleri üzerine duygu yüklü bir romanla okurun karşısında.
  "Candan hayatında bir şeylerinin doğru gitmediğini ilk kez itiraf ediyordu. Nilsu yıllardır tanıdığı arkadaşını hiç böyle görmemişti. Israrlı bir sesle, “Hadi anlat, neyin var senin?” dedi. Candan’ın zorlukla, “Hiç,” dediğini duydu. Oysa hiçin içinde koca bir varlık vardı, konuşulmamış, bir çuvala konmuş, ağzı sıkıca kapatılmış sorular, cevaplar, korkular, gözyaşları, sitemler, yalanlar, ihanetler, susturulmuş duygular vardı."


                                                            Kozmokitap

8/12/2017

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius || Kitap Yorumu

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius


 Gerçek yaşam öykülerini okumayı çok seviyorum. Yaşananlar ve yaşanmışlıklar beni çok etkiliyor. Hayalet çocuk da gerçek bir yaşam öyküsünü anlatıyor, Martin Pistorius'un öyküsünü...

  12 yaşına kadar normal bir çocuk Martin. Koşup oynayan , okula giden, arkadaşları olan ve elektronik eşyalere merakı olan. 12 yaşında bir gün hastalanıyor. Önce boğazı ağrımaya başlayan Martin , sonra halsizleşmeye başlıyor. Doktorlara götürüyor annesi. İlaçlar veriyorlar işe yaramıyor. Sonra psikolojik olduğu söyleniyor ... Derken bir dün Martin'in dünyası kararıyor.

   Tamamen bilinçsiz hale gelen Martin için doktorlar fazla yaşamaz diyorlar. Ailesi ne yapacaklarını şaşırsalar da çocuklarını bırakmıyorlar. Tam olarak hastalığının ne olduğu da bilinmiyor.

  Tıbbın anladığı alanın çok dışına yolculuk etmiştim. Ejderhaların uyuduğu diyarda kaybolmuştum ve beni kimse kurtaramadı. 

  Dört yıl evet tam dört yıl bilinçsiz olarak karanlıkların i,çerisinde kalıyor Martin.  Bir gün yüzeyden gelen ışığı fark edesiye kadar. 16 yaşında yavaş yavaş bilinci yerine gelmeye başlıyor. Çevresinde olan biteni duyuyor, onları görüyor . Fakat tepki veremiyor. Vücudu adeta onun için bir hapishane olmuştur.

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius

Çevresinde kimse onun kendisine geldiğini, bilincine kavuştuğunu anlamıyor. Ailesi bile...

         Yedirildim, yatırıldım, silindim ve temizlendim ama hiç fark edilmedim. 

                        Baba! Buradayım! Göremiyor musun? 

   Kaldığı rehabilitasyon merkezinde işkence görüyor. Çimdikleniyor, hakarete uğruyor. Fakat hiç birisine tepki veremiyor. Zorla yemek yediriliyor. Bazen çok sıcak ağzını yakıyor bazen de buz gibi. Zorla ağzına tıkıştırılan yiyecekleri kusacak olsa da kusmuğu yediriliyor ve onun yapabildiği hiçbir şey yok. Hatta taciz ve tecavüze de uğruyor...

   Herkes kötü davranmıyor tabii. Aralarında iyi olanlar da var Virna gibi. İlk olarak Virna fark ediyor Martin'in onları anladığını ve çevresini fark ettiğini.

   İşte o zaman anladım, ailelerin bizi kaldıran kişiler olduğunu ama yabancıların da - hiç farkında olmasalar da - bizi kurtarabileğini. 

  İlk hastalandığından on üç buçuk yıl sonra Martin , Virna'nın gayretleri ile Geliştirici Alternatif  İletişim Merkezi'ne değerlendirmeye giriyor ve orada Martin'in her şey anladığı ortaya çıkıyor. Onun için en uygun iletişim şeklini buluyorlar ve Martin sonunda kendisini ifade etmeye başlıyor....

 Zaman alacak ama en azından çevremdekilere , daha önce düşünmedikleri şeyleri anladığımı gösterebilecektim. Bebekler her gün şikayet etmeden mama , püre yiyebilirdi ama ben yakında birisinden tuzu uzatmasını rica edebilecektim. Hayatımda ilk kez yemeğime tuz ekebilecektim. 

Kitap bu kadar mı ?... Tabii ki değil . Martin 'in hayatı daha yeni başlıyor. Kitapta tam zorluklara rağmen onun ne kadar ilerleme kaydettiğini ve başarılarını okuyoruz. Ona embesil ,  öküz diyenlere inat aslında ne kadar zeki birisi olduğu ortaya çıkıyor.

  Bedenin engelli olması beynin de engelli olduğu anlamına gelmiyor. Bizim hiç düşünmeden çok basit olarak yaptığımız hareketleri Martin'in vücudu yapmıyor. Beynine itaat etmiyor. İtaat eden tek bir el bile olsa bu el ile Martin kendisini anlatmayı başarıyor.

  Çok etkileyici bir kitap Hayalet Çocuk. Okurken çok duygulandım ve Martin'in ilerlemesine ve azmine hayran oldum. Gerçek yaşam öykülerinden hoşlanıyorsanız bu kitabı kaçırmayın.




Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius Kitabın Adı :Hayalet Çocuk
Yazar :Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius
Yayınevi :Pena Yayınları
Orjinal adı : Ghost Boy
Çevirmen : Bige Turan Zourbaki
Sayfa Sayısı :312


Bedenine hapsolan bir çocuğun mucizevi kaçışı. 12 yaşında tekerlekli sandalyeye mahkum olan, hiç hareket edemeyen, konuşamayan ama etrafındaki dünyayı tüm gerçekliğiyle algılayan Martin Pistorius'un mucizevi gerçek hikayesi

12 yaşındaki sıradan bir çocukken, 1988 kışında, basit bir boğaz ağrısıyla başlayan ve anlaşılmaz bir şekilde ilerleyen hastalığı, hareket etme yeteneğini ve konuşma yetisini elinden aldı. Kısa süre içinde bütün yaşamsal fonksiyonlarını kaybetti ve 3 yıl süren bir komaya girdi. Birçok hastalık için tedavi gördü ama doktorlar asıl nedeni hiçbir zaman bulamadı. 16 yaşında mucizevi bir şekilde bilinci tekrar açıldı, vücudunu hareket ettiremese de etrafında neler olduğunu anlayabiliyordu. Kendi bedenine hapsolmuş bir şekilde, orada olduğunu göstermeye çalışarak yıllarca bekledi. Sonunda bir terapist Martin'in onu gerçekten anladığını görebildi. Martin, hâlâ hayatta olduğunu kanıtladığında 25 yaşındaydı.

Bedenim, içinden kaçamadığım bir hapishane: Konuşmaya çalışsam, sessizim; kolumu kaldırmak istesem, yerinden oynamıyor. Zihnim sıçrıyor, atlıyor, parende ve taklalar atarak zincirlerini kırmaya çalışıyor, gri bir dünyada aniden çakan bir şimşek gibi pasparlak renkler çıkarıyor. Ancak kimsenin haberi yok çünkü onlara söyleyemiyorum. Beni boş bir kabuk sanıyorlar.

Yirmi beş yaşındayım fakat geçmişe dair anılarım, kaybolduğum deliğin içinde canlanıp hayata geri döndüğüm dönemden itibaren başlıyor. İnsanların on altıncı yaş günümden bahsedişlerini ve çenemde çıkan sakalları tıraş etsek mi etmesek mi diye konuştuklarını duymak, karanlığın içinde ışıklar yanıp söndüğünü görmek gibiydi. Söylenenleri işitmek beni korkutmuştu çünkü her ne kadar dolu bir geçmişim ya da hatıralarım olmasa da çocuk olduğumdan emindim ve konuşan sesler yakında erişkin olacak bir insandan bahsediyordu. Sonra üstünde tartıştıkları kişinin ben olduğumu anladım, hatta her günün sonunda gördüğüm bir annem ve babam, kız ve erkek kardeşim olduğunu fark ettim. Hani bazı filmler vardır, insanlar hayalet olarak dünyaya geri döner ama öldüklerinden haberleri yoktur. İşte halim aynen öyleydi, insanlar beni görmeden bakıyordu ve nedenini anlayamıyordum.


                                                            Kozmokitap

8/11/2017

Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? - Gamze Berberci Çelik || Kitap Yorumu

Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? - Gamze Berberci Çelik

   Birçoğumuz kişisel gelişim kitaplarından hoşlanmayız. Şunu yap , bunu yapma diye direten, davranış sebeplerini söylemeden ve işi eğlenceli kılmadan belli kalıpları direten kitaplardan çoğu insan hoşlanmaz. Fakat günümüzde kişisel gelişim kitapları ve yazarları da değiştiler. Bize direten kalıplar yerine kısa eğlenceli hikayeler ile neden sonuç ilişkilerini anlatıyorlar ve farkındalık öyküleri ile farkındalık yaratıyorlar. Okurken hem hoş vakit geçiriyoruz hem de yeni bilgiler öğrenmiş oluyoruz. Ya da bazı şeyleri tekrar hatırlıyoruz.


Arkadya Yayınlarından çıkan Gamze Berberci Çelik'in yazdığı "Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? " kitabı da yeni nesil kişisel gelişim kitaplarından.

  Kitabı öyle bir kerede okuyup bitirmenize gerek yok. Bölümlere ayrıldığı için dinlene dinlene okuyabilirsiniz. Aralara serpiştirilmiş kısa hikayeler, soru cevaplar, hikaye tamamlamalar ile kitap ilgi çekici ve okuyucuyu da kitaba dahil ederek dikkat dağılmasını önleyici olmuş.

   Üstelik bu soru cevaplarda yazığımız için tekrar okuduğumuzda ve kendi cevaplarımıza baktığımızda , kendimize ait gözden kaçırdığımız davranış nedenlerini fark edebilir ve kendimizi daha iyi tanıyabiliriz. Kendini tanıyan insan çevresine karşı daha duyarlı ve daha özgüvenli olur.

 Kendini tanımak için ip uçları olan , kadın erkek ilişkilerini anlatan ve başucu niteliğinde olan bir kitap " Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen?".

  Kitap okunmaya başladığı zaman hızla bitebilecek bir kitap. Fakat kitabı daha iyi anlamak ve özümsemek için ben mola vere vere okudum. Bu nedenle okumam bir ayı buldu. Şimdi kitaplığımdaki severek okuduğum kişisel gelişim kitapları arasındaki yerini alacak .

  Kendini tanıma ve ilişkiler üzerine bir kitap arıyorsanız Gamze Berberci Çelik'in Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen?  kitabına bakabilirsiniz. Üstelik ben kitabın içinden çıkan kartlara bayıldım.....



Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen? - Gamze Berberci Çelik
Kitabın Adı :Ben En Çok Kendim Olmayı Sevdim Ya Sen?
Yazar :Gamze Berberci Çelik
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Sayfa Sayısı :336


Sevgilinden mi ayrıldın?
Hayatına hep yanlış insanları çeken bir yanlış ilişkiler mıknatısı mısın? Yılların doğru insan var mı diye merak ederek mi geçti?
 Ömür boyu yalnız kalacağından ya da o kiloları asla veremeyeceğinden mi korkuyorsun?
Boşanmak üzeresin ve bunun üstesinden nasıl geleceğini bilmiyor musun?
Peki, sen en çok kim olmayı seviyorsun?
Haydi, çevir ibreyi sor kendine. Sevgili, eş, kardeş, evlat, dost, anne?

Cevabın ne bilmiyorum ama her şeyden önce kendini sevmeli, kendiyle iyi geçinmeli insan çünkü şu hayatta en uzun ilişkimiz kendimizle. Bu yüzden gel seninle beraber sana doğru bir yolculuğa çıkalım. Korkma, yolculuk boyunca her zaman yanında olacağım. Sorularla, hikâyelerle kaybolan her bir parçanı ve sorularının cevaplarını bulacağız. “Daha yöntemiyle” anlatmayı, anlaşmayı öğrenip, sadece bakış açımızı değiştirerek hayatımıza ve ilişkilerimize bambaşka bir yön vereceğiz. Tek yapman gereken hemen, şimdi başlamak… Haydi, uzat elini, çevir sayfayı, “Bu kitabı kendime adıyorum,” de ve başla!











                                                            Kozmokitap

8/07/2017

Acımasız - Jane Casey || Kitap Yorumu

Acımasız - Jane Casey

   İnsanlar biriyle mutlu olmak konusunda şanslarını denerler ve işlerin iyi gideceğini umarlar.  Hayatını her şeyin kötü gideceği beklentisine göre kurarsan son nefesini  mutsuz ve tek başına verirsin.  

 Her ayın beşi bir Jane Casey etkinliğinde bu ay sıra Acımasız 'daydı.

  Yazarın 5. Kurban ve Ölümün Soğuk Sesi kitaplarını okudum.  İkisi arasındaki favorim 5. Kurban'dı.  Bu kitabı okuyuncaya kadar...

  Bu kitabı ile yazar diğer iki kitabına göre çıtayı daha da yükseltmiş . Polisiye -gerilim hastası bir okuyucu olarak beni şaşırttı ve memnun etti.

  Kitap yine Dedektif Kerrigan serisinden. Maeve Kerrigan bu sefer Dedektif Derwent ile çalışıyor.  Derwent çalışması kolay bir insan değil ve Maeve ondan pek hoşlanmıyor.

Acımasız - Jane Casey


  Üstlerinde çalıştıkları olay pedofili cinayetleridir. Birileri pedofilileri işkence ile öldürmektir.  Kimsenin çalışmak istemedikleri bu dava onlara verilmiştir.  Araştırmaya başladıkça bu olayın buzdağının görünen yüzü olduğu anlaşılır.  Olay derinleşir, soruşturma başka yönlere kaymaya başlar.

   Kitabın başlarında Maeve 'ye çok kızsam da sonuna doğru o da doğru yolu buldu. Kitapta Ron çok sevdiğim bir karakter oldu. Bazı bölümlerin Ron'un ağzından yazılmasına ise bayıldım.

  Olayların yön değiştirmesi, kurgudaki incelik, yazarın anlatım tarzı ve sürükleyicililik benden tam puan aldı.




Acımasız - Jane Casey
Kitabın Adı : Acımasız
Yazar :Jane Casey
Yayınevi :Olimpos Yayınevi
Orjinal adı :The Reckoning
Çevirmen :Selin Yurdakul
Sayfa Sayısı :552


Polis cinayet dedi. O adalet diyor...

Halk için o bir kahraman: mahkum edilmiş pedofilleri hedef alan bir katil. İki adam çoktan öldü. Ölene dek işkenceye maruz kaldılar.

Polis bile bu vakalara öncelik vermiyor. Çoğu iki ölü pedofilin doğru yönde atılmış bir bir adım olduğunu düşünüyor.

Fakat DC Maeve Kerrigan'a göre kimsenin adaleti kendi elleriyle uygulamasına izin verilmemeli. Genç ve deneyimsiz olan Kerrigan, kurban ne suç işlerse işlesin cinayetin cinayet olduğuna inanmak istemektedir. Katilin vahşeti şiddetlendikçe, Kerrigan da adaletin sağlandığından emin olmak için ne kadar ileri gidebileceğiyle yüzleşmek zorundadır...

                                                            Kozmokitap

8/04/2017

Kapan - Simon Beckett || Kitap Yorumu

Kapan - Simon Beckett

  Kaçabilirsin ama gerçekten saklanabilir misin? 


Simon Beckett 'in okuduğum ilk kitabı Kapan. Dağa önce dört kitaptan oluşan bir seri yazmış Simon Beckett . Kapan seriden bağımsız bir kitap olduğu için tercih ettim. Yazarı merak ediyordum ve seri okuma havamda değildim ;))

   Kitabı aldıktan sonra kitabın beğenilmediğini öğrendim.  " Keşke seri kitaplarından alsaydın, onlar çok güzeldi diyenler " oldu. Ben yazarı ya  da diğer kitapları bilmediğim için beklentisiz başladım okumaya. Beklentisiz okuyunca kitaptan daha çok keyif aldığımı belirtmeliyim.

   Sean geçmişini arada bırakarak Fransa'ya kaçmıştır.  Burada kırsal bir bölgede arabasından kurtularak yola yaya olarak  devam eder. Yol kenarındaki bir çiftliğe şu istemek için uğrar , çıkışta ise bir kapana basar.  Bu kocaman metal dişli kapan atağını büyük bir oburlukla kapmıştır, bırakmaya da niyeti yoktur .

Kapan - Simon Beckett


  Çiftlikte bir baba ve iki kızı ile minik torunu yaşamaktadır.  Sean'ı çiftliğe alan büyük kız Mathilde onu tedavi etmeye kararlıdır.

  Yabancıları, özellikle polisleri sevmeyen çiftliktekiler, konuşmayı fazla sevmeyen ve polisten kaçan Sean. Aslında iyi bir ekip olmuş gibi görünüyorlar.

   Bu çiftlikte kimse fazla konuşmuyor ve aslına bakılırsa hepsinin davranışları fazlasıyla garip.  Sean'ın da minik minik detaylarla ara ara öğrendiğimiz bir geçmişi var.  Kitabı sonuna doğru yine bütün gerçeği öğreniyoruz.

   Kitap bir gerilim romanına göre gerilimi hiç yok denecek kadar az.  Kitabın büyük çoğunluğu da yavaş tempoda ilerliyor.  Ben kitaba gerilimden çok dram türüne daha yakın buldum.

   Eskiden pazar filmleri olurdu televizyonda.  Oturup seyrederdik, bir tür deşarj olurduk seyrederken.  Yormazdı ve fazla düşündürmezdi.  Ben kitabı bu filmlere benzettim. Okurken yorulmadım ve dinlendim.  İçindeki o sakinliği sevdim.  Sonuç mu ?? Kitaptaki bir detay hariç hepsi tahmin ettiğim gibi çıktı.

   Ben kitap hakkındaki hislerimi ve düşüncelerimi yazdım.  Okuyup okumamak size kalmış; )





Kapan - Simon Beckett


Kitabın Adı : Kapan
Yazar : Simon Beckett
Yayınevi : İthaki Yayınları
Orjinal adı : Stone Bruises
Çevirmen : Aslıhan Kuzucan
Sayfa Sayısı :344


              Asıl Dehşet Evdedir.
    Dört kitaptan oluşan David Hunter serisinin ardından Simon Beckett, yeni kitabı Kapan'la yeniden, geçmişi arkasında bırakmaya çalışan bir adamın hikâyesini anlatıyor.
    Polisten kaçarken kendisini Fransa'da bulan Sean bir kapana basar ve o andan itibaren, gizem dolu bir dünyanın kapıları ardına kadar açılır. Bir yandan geçmişin sancılarıyla uğraşırken, diğer yandan kuralları sahibinin koyduğu bir çiftlikte, yeni maceralara bulaşmak istemediği halde kendisini ölümcül sırların ortasında bulur. Ortadan kaybolan kişiler, çarpık ilişkiler…
    Simon Beckett Kapan'la birlikte okuyucularına tekinsiz, gerilim dozu yüksek, etkisinden kolayca çıkılamayacak bir deneyim sunuyor.


                                                            Kozmokitap
Scroll To Top