Kozmokitap - Kitap Yorumları

Kozmokitap

İyiliğin Hareket Hali, İyiliğin Bilim Hali - Metin Hara || Kitap Yorumu


İyiliğin Hareket Hali,  İyiliğin Bilim Hali


  Metin Hara'nın Destek Yayınları'ndan son kitapları İyiliğin Hareket Hali ve İyiliğin Bilim Hali gerek kapak tasarımı ve renkleri gerekse içi bakımından pozitif duygular oluşturuyor. Kitap yorumu yaparken iki kitabı bir arada ele almak istedim. Çünkü birbirlerini tamamlıyorlar ve bana göre ayrı düşünülemezler.

  İyiliğin Bilim Hali 'ni yazar " insan doğası kötüdür , kabul et ." sorusuna yanıt vermek için kaleme almış. 210 madde yer alan kitabın sonunda ayrıntılı bir kaynakçaya yer verilerek akılda soru işareti kalmaması sağlanmış ve büyük bir araştırmanın ürünü olduğu da ortaya koyulmuş oluyor.

Yaptığımız her iyilik ve hissettiğimiz pozitif duygular önce bizi etkiliyor. Boşuna dememiş Atalarımız "iyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir " veya " iyilik eden iyilik bulur " diye. İlk önce karşılığını insan kendisi alıyor. Nasıl mı ? Sağlık olarak. Karşılık beklemeden yapılan iyilikler insanı mutlu eder, stresi azaltır. Bu da daha az hastalık demek . Üstelik insan üzerindeki pozitif etkisi de dalga misali yayılır. Önce en yakınımızda olanlardan başlar sonra etrafta tanımadığımız insanlara yayılır.

Kitapta hayatın her alanından örneklere ve araştırmalara yer verilmiş. Bebeklerden annelere, alzheimer hastalığından suyun gücüne, danstan strese kadar. Sonuç olarak yok yok kitapta.

İyiliğin Hareket Hali 'nde ise yazar " Dünyayı tek başına nasıl değiştirebilirsin ki?" sorusuna cevap vermek için kaleme almış. Bedensel sağlık , zihinsel denge, ilişkiler, ekoloji, verimlilik , içsel yolculuk ve iyilik hareketinden oluşan yedi ana alanda oluşturulmuş 210 madde yer alıyor.


İlk sayfayı açar açmaz ne kadar farklı ve renkli bir kitap ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Şekiller ve emojilerle karşılıklı etkileşim sağlanması amaçlanmış. Üstelik bazı maddelerin de İyiliğin Bilim Hali 'ndeki hangi madde ile ilgili olduğu belirtilerek iki kitap arasında dayanışma sağlanmış.



   Kitapta mikro eylemler ile hayatta nasıl farklılık yaratabileceğimiz anlatılmaya çalışılmış. Büyük değişimler birden bire olmaz ufak adımlar ile başlar.

" Koşulsuz, kuralsız, alışverişsiz ve sınırsız sev. "

Her alanda farklı , minik minik tüyolar ile yazar farkındalık yaratmaya çalışıyor. Belki kitapta yazılanların çoğunu biliyoruz fakat bilmek yeterli mi ?? Ne kadarını uygulayabiliyoruz. .. İşte bu durum şaibeli.

İki kitap da tavsiyemdir. Herkesin okuması gereken kitaplar olduğunu düşünüyorum.

Kitaptan alıntılar : 

" Doğa insan olmadan da yaşar ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz. "- Poul Ehrlich-

Ayakkabılarını çıkar, toprağa yalınayak bas. Toprağın cömertliğini teninde hisset.

Daha önce reddedemediğin için kabullendiğin bir şeye bu kez "Hayır!" demeyi dene.

Hayatındaki her canlıya karşı cömertliğini göster.










                                                            Kozmokitap

Şeytanın İzi - Joy Fielding || Kitap Yorumu

Şeytanın İzi


Şeytanın İzi Joy Fielding' in okuduğum ikinci. Daha önce Orada Olmayan Kız kitabını okumuştum ve yazarın anlatım tarzına bayılmışım. Bu kitabına da bu yüzden tereddütsüz başladım. İsminden dolayı kitap ürkütücü olabileceğini düşündürüyor. Aslında ürkütücü değil gerilim , polisiye, çaresizlik var kitapta.

Bailey Carpenter bir avukatlık şirketinde dedektif olarak çalışmaktadır. Bir dava için gözetleme yaparken kimliği bilinmeyen birisi tarafından tecavüze uğrar . Saldırganı görmemiştir ve tek bir ipucu da yoktur . Olaydan sonra kendisini toparlayamaz ,evine kapanır ve dış dünya ile alakasını keser Bailey. Tecavüzcüsü yakalanmadığı için dışarıda gördüğü erkeklerin çoğundan kuşkulanır, ona bakan temas eden ya da belli kriterlere uyan herkes potansiyel tecavüzcüsü olabilir ona göre. Psikolojisi mahvolmuş durumdadır, ona destek olan üvey ablası ve onun kızıdır .

Suç ve araştırma olayından çok kitap  Bailey 'nın psikolojisi, yaşadıkları ve düşündükleri üzerine odaklanmış. Bu yaşadıkları dram olarak değil gerilim tarzında aktarılıyor. Sonucu az çok tahmin etsem de kesin budur diyemedim. Üstelik Bailey için şok edici farklı bir olay daha gizlidir yaşadıklarında.

Yine hızla okuduğum ve sevdiğim bir kitap oldu Şeytanın İzi . Ne yazsa okurum dediğim yazarların arasına giren Joy Fielding 'ın diğer kitaplarını da merakla bekliyorum şimdi....




Şeytanın İzi
Kitabın Adı :Şeytanım İzi
Yazar :Joy Fielding
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı :
Çevirmen :Nihal Akcan
Sayfa Sayısı :488


Pe-şin-de-yim!
Bailey Carpenter, işinde oldukça başarılı bir özel dedektiftir. Bağlı bulunduğu şirketin onu görevlendirdiği araştırma için, birinin evini gözetlemeye başlar. Evin etrafında olanları görmesine yetecek kadar yakın bir arazide, çalıların arasına gizlenir. Ancak onu büyük bir şok beklemektedir. Bir saldırgan!
Tam arkanda!
Gözlerini yeniden açtığında, hafızası, hiç hatırlamak istemeyeceği şeylerle doludur. Korkunç bir saldırıya uğramıştır. Yüzünü göremediği saldırganın ona yaptıkları Bailey'i bir daha asla geri dönemeyeceği karanlık bir yola sürükler.
Yeniden geleceğim!
Saldırganın onu yeniden bulacağından korkan Bailey, kime güveneceğini bilemez. Kendini evine kapatmıştır. Şüphelendiği herkesi teker teker yerel polise şikâyet eder. Bu şikâyetler öyle bir hal alır ki, polis Bailey'i, gördüğü herkesi ona saldıran adam zanneden bir paranoyak olarak görmeye başlar ve ciddiye almaz. İşte tam da bu noktada Bailey yapayalnız kalır. Artık kendinden başka kimsesi yoktur. Ya av olacaktır ya da avcı!


                                                            Kozmokitap

Şeytanın Eli - Jennifer McMahon || Kitap Yorumu


Şeytanın Eli


Bir insan yazdığı tüm kitaplarla da başarılı olabilir mi demeyin olabiliyor . Jennifer Mcmahon okuduğum tüm kitapları ile gönlümü fetheden bir yazar. Her yazdığı kitapla konu olarak farklı bir konu seçse de gerilim öğesi vazgeçilmezidir. Okuyucuyu duygudan duyguya sürüklemeye gerilimi tüm hücrelere kadar hissettirme iyi başarıyor. Bu konuda vazgeçemediğim bir yazar kendisi.

Eva'nın Çığlığı hariç tüm kitaplarını okudum yazarın. Şeytanın Eli 'de kitaplığımda bekleyen bir kitaptı, artık zamanıdır diyerek okudum bitti. Gerek kitabını ismi gerekse kapak görseli ile çok etkileyici bir kitap. Fakat okuduktan sonra içinin çok çok daha etkileyici olduğunu söyleyebilirim, kolay kolay unutulmayacak bir kitap.

Jennifer Mcmahon alışıldık üslubundan vazgeçmeyecek çift zamanlı olarak ilerletiyor yine kitabı . 1908 ve günümüz arasında gidip geliyor . Olaylar merkezi ortak, West Hall kasabası ve kasabanın kıyısındaki orman. Ormanın içerisinde ele benzeyen kayalıklar bulunmaktadır . Bu kayalıklara Şeytanın Eli demektedir kasabalılar. Kitap da ismini bu kayalıklardan almıştır.

Kitapta aslında iki kitabı aynı anda okuyoruz . Jennifer' ın yazdığı Şeytanın Eli kitabını okurken kitabın içerisinde ayrı bir kitap olan Sara'nın günlüğünü de okuyoruz. Sara'nın günlüğü ile 1908 yılında yolculuk yapıp başından geçenleri, gördüklerini ve hissettiklerini öğreniyoruz . Günümüzde ise benzer olaylar tekrarlanarak Sara'nın günlüğü yol gösterici olmaktadır.

Sara küçükken annesini kaybetmiştir . Onlara bakan ve babasına bazen arkadaşlık yapan bir kadın vardır , Sara ona teyze diye hitap etmektedir. Bu kadını ve kadınla olmayı çok seven Sara ondan çeşitli otları, büyü benzeri şeyleri öğrenmenin yanı sıra ölümden kısa süreliğine geri dönen uyuyanları da öğrenir ve nasıl uyandırılacağını da.

Günümüzde Ruthie'nin annesi kaybolmuştur. Ruthie annesini ararken kasabada daha önce kaybolup bulunamayan insanlar gibi olmasından korkmaktadır. Annesini ararken Sara'nın günlüğünün parçaları ile yolları kesişir . Araştırmaları parça parça tüm sırları gerçekleri ve tüyleri diken diken edecek olayları ortaya çıkartacaktır.

Her yörenin kendine ait bir efsanesi vardır. Bu kitabı okurken de çocuklara ormana girmemelerini söyleyen, orada bir canavar yaşadığını vurgulayan anne ile karşılaşıyoruz. Ne kadar çocukları vahşi hayvanlardan korumak için söylediği düşünüyor isek de söylediklerinin arkasında büyük bir gerçek payı vardır . Kitabı okuduktan sonra acaba diye düşünüyor insan , Yöresel tuhaf efsanelerinde gerçeklik payı olabilir mi???

Büyük bir merak gerilim ile okudum kitabı kesinlikle tavsiyemdir. Korkmayı ve gerilmesi göze alıyorsanız mutlaka okuyun derim.

Kitap hakkında yazılanlar : 

"Heyecanlı, gizemli ve korkutucu…"
                       -USA Today-

"Klasik bir hayalet öyküsünde arayacağınız her şey bu kitapta."
                       -Chris Bohjalian-

"Bu yılın en ürpertici romanlarından biri… İnsanı âdeta içine çekiyor."
                       -The Miami Herald-

"Tüylerinizi ürpertecek bir hayalet hikâyesi. Şahsen evimin arkasındaki ormana bir daha asla aynı gözle bakamayacağımı söylemeliyim."
                        -Heather Gudenkauf-





Şeytanın Eli
Kitabın Adı : Şeytanın Eli
Yazar : Jennifer McMahon
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Orjinal adı : The Winter People
Çevirmen : Deniz Beril Bacaklılar
Sayfa Sayısı : 432


West Hall'da insanlar gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor ve bu vakalara dair kasabada çeşitli efsaneler dolaşıyordur. En tuhaf olaysa 1908 yılına dek uzanır. Sara Harrison Shea, biricik kızının ölümünden birkaç ay sonra evinin arkasındaki tarlada ölü bulunur.

Bugünse on dokuz yaşındaki Ruthie, annesi ve kız kardeşiyle birlikte Sara'nın evinde yaşamaktadır. Genç kızın annesi Alice, daima insanlardan uzak olmak konusunda ısrarcı bir tavır sergilemiştir. Ne var ki bu kararı, acı verici sonuçlara yol açar. Ruthie bir sabah uyandığında, annesinin kaybolduğunu fark eder. İpuçlarının peşine düşen genç kız, annesinin yatak odasındaki döşeme tahtalarının altına gizlenmiş bir kitap bulur. İçinde yazılanlar Sara Harrison Shea'ya aittir. Ruthie bu tarihi gizemin içine çekildiğinde, annesini arayan tek kişinin kendisi olmadığını da fark eder.


                                                            Kozmokitap

Gölün Dibindeki Ev - Josh Mallerman || Kitap Yorumu

Gölün Dibindeki Ev

" Yani evet mi diyorsun ?" diye sordu James kızın hareketlerini doğru yorumladığından emin olmaya çalışarak.

Nasıl hayır diyebilirim ki? 
" Nasıl hayır diyebilirim? Hiç tanımadığım biriyle kanoya binmek ister miyim? Evet . Çok isterim. "
    İkisi de on yedi yaşındaydı. İkisi de korkuyordu. İkisi de evet diyordu.


Çok merak ederek aldığım , kapağı ve ismi çok hoşuma giden kitabı sonunda okudum. Kitapları merak edip alıyorum fakat hemen okuyamıyorum. Elimdeki kitap bitmeden okumayayım diyorum sonra gözüme başkası ilişiyor ve kitap sonraya kalıyor maalesef... Bu nedenle artık elimdekilar bitmeden kitap almamaya karar verdim. Kaçamaklar hariç :))

  Josh Mallerman'ın en çok sevilen kitabı Kafes imiş. Ben Kafes'i okumadım. Bir dönem sosyal medyada kitabı o kadar çok gördüm ki okumak içimden gelmedi. Şimdi Gölün Dibindeki Ev bitttiğine göre bir ara o kitabı da alıp okumayı düşünüyorum, çümkü çok merak ettim. Önce Kafes'i okumuş olanlar Gölün Dibindeki Ev'i okuyunca hayal kırıklığına uğramışlar. Ben yazarın kalemini bilmediğim ve baklenti oluşturmadığım için sevdim kitabı.

  Kitap bir gerilim kitabı değil başta belirteyim. Gerilim beklentisi ile okunduğu için hayal kırıklığı yaratmış da olabilir. Bir gizem kitabı demek daha doğru olur.

  İki genç üzerinden işleniyor kitap. On yedi yaşında iki genç , James ve Amelia . Birbirlerinden hoşlanan bu iki genç ilk randevuları için gölde kano ile gezmeye çıkarlar. Göl gezintisi sırasında gizlenmiş bir tünel bulurlar. Bu tünelden kano ile zar zor geçen gençler yeni bir göle geçiş yapmış bulurlar kendilerini. Gözlerden uzak olan bu gölü çok severler. Ençok da gölündibinde gördükleri evi...


Karanlık dediğin ışığın yokluğundan başka neydi ki?


  Gölün dibinde iki katlı ve oldukça iyi durumda olan bir ev vardır. Bu ev çocukların ilgisini çeker ve araştırmaya kara vererek dalış yaparlar. Evin içi oldukça iyi durumda ve aynı zamanda tarif edilemez biçimde tuhaftır. Bu durum o yaştaki gençlerin çok hoşuna gider. Bir çeşit özel alanları olmuştur. Artık vakitlerinin çoğunu gölde ve o tuhaf evde geçirirler.

Delirdik, diye düşündü James. Aşktan delirdik.

  Evi , evin sırrını , olan paranormal olayların kaynağını merak ettiğimi söylemeliyim. Fakat kitaptaki asıl özne ev değil , çocuklar ve onların yaşadıkları. Yazar da onlara yoğunlaşmış ve böylece ev ikinci planda kalmış. Okuyucuları hayal kırıklığına uğratan olay da bu sanırım. Birbirlerinde ilkleri yaşayan iki genç ve onların duyguları, araştırmaları sonunda buldukları anlatılıyor kitapta.

  Bir günde hızla okunan bir kitap. Fazla bir beklentiye girmeden okrsanız hayal kırıklığına uğramazsınız.

Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“Josh Malerman bu işi biliyor.”
                 -Hugh Howey, Silo serisinin çoksatan yazarı- 

 “Josh Malerman ilk aşkın getirdiği o peri masalı havasındaki nostaljiyi ustalıkla yansıtıyor ve biz okurlar da gerilimi hissettiğimizde bile uyarı işaretlerini görmezden gelip, bile isteye o yolda ilerlemeye devam ediyoruz.”                -LitReactor.com- 

 “Gölün Dibindeki Ev, klasik korku anlatılarında çıtayı yükseğe koyuyor. Malerman cüretkâr ve yetenekli bir hikâye anlatıcısı.”
             -Dead End Fullies- 

 “Malerman, bu harikulade korku hikâyesinde, bizi aşk ve büyünün soğuk sularına sokuyor, iki gencin bu sulara açılma macerasını incelikle anlatıyor.”
              -Livius Nedin, Booked, Podcast-





Kitabın Adı :Gölün Dibindeki Ev
Yazar :Josh Mallerman
Yayınevi :İthaki Yayınları
Orjinal adı : A House at the Bottom of a Lake
Çevirmen :Aslı Dağlı
Sayfa Sayısı :184


2015 ve 2016’da Türkiye’nin En Çok Satan Korku Gerilim Kitabı Olan Kafes’in Yazarı Josh Malerman’dan Tüyler Ürpertici, Yepyeni Bir Roman!
İkisi de on yedi yaşındaydı.
İkisi de korkuyordu. İkisi de evet diyordu.
 Mükemmel bir ilk randevuydu: üzerinde kanoyla kürek çekilen göller, sandviçler ve soğuk içecekler... Ama Amelia ve James aniden suyun altında yaşamlarını sonsuza dek değiştiren bir şey keşfettiler.
İki katlı.
Bir bahçeli.
Ve ön kapısı da açık.
Gölün dibinde bir ev.
Amelia ve James için tek bir kural var: Evle ilgili soru sormak yok. Peki böylesine muhteşem bir yerin, belli bir bedelinin olmaması mümkün mü?
  İkili dalgaların altında parıldayan evde vakit geçirirken gerçekler de ortaya çıkmaya başlıyor:
      Bir Evin Boş Olması, Orada Kimse Olmadığı Anlamına Mı Geliyor?



                                                            Kozmokitap





Kocamın Karısı - Jane Corry || Kitap Yorumu

Kocamın Karısı

İlk gördüğüm anda ismi ile beni kendine çeken bir kitap oldu Kocamın Karısı . Hele de kapakta yazan " Üç kişi bir sırrı paylaşabilir ; eğer aralarından ikisi ölmüşse. " yazısını görünce "tamam , işte bu tam benlik :)) " dedim. Dedim demesine de kitabı öyle hemen almadım ...

   D&R mağazasında indirim reyonunda kitabı görünce bahsettiğim gibi kitaba aşırı bir çekim hissettim . Kitabı elime aldım , reyonlar arasında gezerken elimde taşıdım tam kasaya giderken evde okunmayı bekleyen kitaplarım aklıma geldi ve onlar bitesiye kadar uzun bir süre kitap almayacağım diyerek irademi son damlasına kadar kullanarak kitabı yerine koydum... Bu olay bir hafta sonra tekrar yaşandı. Nefis ve iradem arasında yaşanan savaşta iki, hafta üst üste iradem kazandı. Üçüncü hafta tekrar mağaza ziyaretimde kitap tekrar karşıma çıkınca tamam , gel bakalım , sen bana gelmeyi çok istiyorsun deyip kitabı kapıp eve getirdim :)))

  Kitap psikolojik - gerilim türünde. Arka kapakta yazanlar ve dediğim gibi isminden dolayı merak ettiğim ve ilginç olacağını düşündüğüm bir kitaptı " Kocamın Karısı " ...  Okurken her an nerede olaylar ilginçleşecek, hangi sayfada beni şaşırtacak, nerede gerileceğim diye düşünürken bir taraftan da teoriler geliştirdim. Komplo teorileri yürüttüm. Derken hüsrana uğradım. Güzel bir kapak, ilginç bir tanıdım, ilgiyi cezbeden arka kapak yazısı arkasına saklanmış, durgun, heyecanı dibini bulmuş bir kitap ile karşılaştım.

 Lily yeni evlenmiştir ve kocası ile yeni bir başlangıç yapmıştır. Geçmişin sırlarını kocası dahil kimsenin bilmemesini istemektedir. Balayından döndükten hemen sonra avukat olan Lily bir cinayet davasını alır. Bu dava hayatında bir anda ilk plana yerleşir. Kocası geri planda kalır dava ile uğraşırken. Yeni komşularının küçük kızı Carla'ya da arada göz kulak olmaktadır genç çift. Kitabın yarısı dava sürecini , genç çiftin yaşamını ve komşuları Carla ve annesini anlatıyor. Diğer yarısı ise on iki yıl sonrasından devam ediyor. Lily artık başarılı bir avukat , kocası başarılı bir sanatçıdır. Ve geçmişlerindeki küçük Carla artık büyümüş genç bir kız olarak hayatlarına tekrar dahil olur. Ancak bu sefer Carla'nın gizli bir amacı vardır...

   İki farklı bakış acısı ile yazılmış kitap. Lily'nin anlattığı bölümler birinci tekil şahıs dilinde anlatılıyor. Carla'ya ait olan bölümler de bir  tarafından , üçüncü tekil şahıs ağzı ile anlatılıyor. Bu bölümler de Carla'nın ağzından anlatılsa daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.

   Kitabı genel olarak değerlendirmem gerekirse orta şeker diyebilirim:)) Çok beklenti içine girilmeden okunabilecek bir kitap.







Kocamın Karısı
Kitabın Adı :Kocamın Karısı
Yazar :Jane Corry
Yayınevi :Beyaz Baykuş Yayınları
Orjinal adı :My Husband's Wife
Çevirmen :Begüm Kovulmaz
Sayfa Sayısı :424


Genç avukat Lily, Ed ile evlendiğinde yepyeni bir başlangıç yapmaya, yaşamının karanlık dönemine ait sırları geride bırakmaya kararlıydı. Ancak tam da o günlerde hayatında ilk kez bir cinayet davasının savunmasını almak zorunda kaldı ve Joe ile tanıştı. Anlayamadığı bir şekilde kendini bu hüküm giymiş katil zanlısına yakın hissediyor, neler olacağını kestiremiyordu.
   Aynı günlerde Lily’nin hayatına giren biri daha vardı. Yan komşusunun küçük kızı Carla. Henüz dokuz yaşında olmasına rağmen Carla’nın da bildiği bazı sırlar vardı ve bunların ne kadar kuvvetli birer silah olduğunu çok iyi anlıyordu. Sırların ona istediği her şeyi verebileceğini erken öğrenmişti.
   Annesiyle beraber mahalleden taşınan Carla on altı yıl sonra geri dönüp de Lily’yi bulduğunda olaylar zinciri başlayacak ve kimse olacakların önüne geçemeyecekti.


                                                            Kozmokitap

İntibah - Namık Kemal || Kitap Yorumu

İntibah


Namık Kemal'in 1876'da Kaleme aldığı İntibah ilk Türk edebi romanı kabul edilir. Yazar 1873 -1876 yılları arasında sürgün bulunduğu Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'nde kaleme almıştır kitabı. Namık Kemal kitaba " Son Pişmanlık " adını vermiştir. Fakat dönemin Maarif Vekaleti yazara danışmaksòzın kitabın adını "İntibah: Sergüzeşti Ali Bey " koymuştur ve kitabın bazı bölümlerini de sansürlemiştir . Bu nedenle kitabın orijinal metninin tamamı günümüze ulaşmamıştır maalesef.

Romantizm akımının etkisinde kalarak yazılmış İntibah . Kitabı başladığım zaman içine girmekte biraz zorlandım . Belki kitaptaki sansür dolayısıyla olan kopukluktan, belki de benim kan şekerim düştü için dikkat dağınıklığından bilemiyorum . Kitap ilerledikçe konu biraz daha ilginç ilermeye başladı , biraz daha akıcı oldu . Fakat yine de çok akıcı olduğunu söyleyemeyeceğim , kitabın içerisinde giremedim ve karakterlerin duygularını hissedemedim maalesef . İlk edebi eser olarak kitaplığımda baş köşede yer alacak olmasına rağmen benim gönlümde çok sevdiklerim arasında giremedi...

İntibah


İstanbullu iyi eğitim almış genç bir adam olan Ali Bey , Çamlıca'da Mahpeyker adında bir hanım ile tanışır . Ali Bey ne kadar namuslu bir insan ise Mahpeyker de bunun tam tersidir . Aralarındaki bağ kuvvetlendirici kuvvetlerince durumu anlayan annesi Dilaşup adında bir cariye alır eve. Kısa sürede Ali Bey ile birbirlerine çok severler. Ali Bey'i kaybetmeye dayanamayan Mahpeyker aralarını bozmak ve bu insanları mahvetmek için elinden geleni yapar....

Her zaman söylediğim gibi iletişim çok önemlidir. İletişim kopukluğu ve bir anlık öfke yanlış anlamalara, sevdiklerimizi kaybetmemize sebep olmaktadır. İnsan sevdiği ve güvendiği birisine atılan bir iftira ile onunla hiç konuşmadan , gerçeği öğrenmeden , kızgınlıkla sevdiğini üzmekten belki de mahvolmasına sebep olmaktadır. Boşuna dememiş atalarımız öfke ile kalkan zararla oturur. Son pişmanlık fayda etmez. Kitapta da böyle bir durum söz konusu. Peki sevdiğiniz size inanmasa, eziyet etse bile yine onun için fedakarlık yapar hatta canınızı bile verir misiniz? İşte bu şaibeli bir soru .

Kalemini her zaman çok sevdiğim Namık Kemal 'ı tekrar okumak çok güzeldi. Farklı kitaplarını da ara ara okumaya devam edeceğim .







Kitabın Adı : İntibah
Yazar : Namık Kemal
Yayınevi : Dorlion Yayınevi
Sayfa Sayısı :144





                                             


                                            Kozmokitap

Leylak Kızlar : Tarihten Dram Dolu Bir Kesit


Leylak Kızlar


   2. Dünya Savaşı ile ilgili birçok kitap ve roman okudum.  Her bir kitapta vahşetin farklı bir yönü resmedilmişti, her okuduğumda  beni daha derinden etkiledi. İnsan bu tür vahşetleri ne kadar okursa okusun alışamıyor.  Her seferinde daha çok etkilenip acısını taa derinde hissediyor . Leylak Kızlar'da 2. Dünya Savaşı zamanındaki üç kadının öyküsünü anlatıyor . Üç kadın ve bu üç kadının yanında da birçok yan karakter ile kitap zenginleştirilmiş.  Polonya , Almanya ve Amerika üçgeninde geçen kitap gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenilmiş. 1939 yılında Hitler tarafından inşa edilen Ravensbrück kampından geçiyor olayların çoğu. Baş karakter Caroline Ferriday ve Herta gerçekten yaşamış karakterler.  Bunu bilerek okumak ve  büyük bir araştırmanın ürünü olması kitabın daha da etkileyici hale gelmesini sağladı benim için.

  İnsanların kendi milletini sevmesini ve milliyetçi olmalarını anlayabiliyorum ve ben de kendi milletimi çok seviyorum. Fakat kendi milletini diğer tüm insanlardan üstün olduğuna nasıl bir kafadır anlayamıyorum . Hitler'in Almanların en üstün ırk olduğu saplantısı birçok Alman tarafından benimsenmiş ve buna inanmışlardır , Herta da bunlardan birisidir ,  bir tıp doktorudur. Herta  bir doktor olarak asıl amacı insanları kurtarmak olmalıdır , fakat o gittiği Ravensbrück kampında yapılanlara  başta tepki gösterse de zamanla alışmış , nasıl olsa ölecekler diye kamptaki insanların üzerinde akıl almaz deneyler yapılmasına yardım etmiştir. Her ne kadar tarih bilgime göre bu dönemde yapılan vahşeti ,  işkenceleri,  ölüm biçimlerini ve deneyleri duymuş ve belgesellerde seyretmiş olsam da kitapta birebir yaşayan karakterlerin duygularıyla okumak ve onlarla birlikte yaşamak bambaşkaydı. Üzüntü kelimesi duyguları tarif etmek için az geliyor .

    Kamptaki kadınlar ve genç kızlar deneylerde kullanıldığı için onlara tavşan olarak hitap ediyorlar,  tavşan denilmesinin bir diğer sebebi de ayaklarından ameliyat edildikleri için sekerek yürümeleri . Bu ameliyatlarda yapılanlar hiçbir insanın vicdanının alacağı türden değil . Bu yüzden bunları yapanların vicdanlı olduğunu hatta akıl sağlığının yerinde olduğunu düşünmüyorum.

Kasia küçük bir kız çocuğu benim gözümde kendisini genç kız olarak görse de,  ilk aşkın heyecanını yeni yeni hissetmeye başlasa da ... Polonya'da ailesiyle birlikte yaşayan Kasia,  Nazi askerleri tarafından ablası ve annesi ile birlikte tutuklanarak Ravensbrück kampına gönderilir. Çoğu insanın kampa gönderilme sebebi belli de değildir , sorduğunuz bir soru belki de hoşa gitmeyen bir davranış kampa göndermeniz için yeterlidir . Bunun için yahudi  olmanıza da gerek yoktur . Aslında Alman olmamanız yeterlidir... Kasia 'nın , ablasının ve annesinin kampta yaşadıkları, gözlemledikleri ,hissettikleri çok acı ....

  Caroline Ferriday Amerika'da annesi ile birlikte kendi imkanları ile topladıkları yardımları Fransa'daki yetimhanede yetimhanedeki çocuklara göndermektedir. Bekar birisi olan Caroline hayatını insanlara yardım etmeye adamıştır . 2. Dünya Savaşı'ndan sonra da savaş zamanında kobay olarak kullanılmış kadınların tedavisi ve savaş tazminatlarının ödenmesi için bütün kuvvetiyle çalışmış kuvvetli bir kadındır,  yaptıkları takdire şayan gerçekten de.

Leylak Kızlar kalın ve büyük bir kitap olmasına rağmen gerek yazarın anlatım tarzı gerek konunun içeriği gerekse gerçek olaylara dayanması bakımından hızlıca okunuyor. Kitap bitiyor ancak etkisi bitmiyor. Birçok 2. Dünya Savaşı'nı anlatan kitap savaşın sona erip kahramanların kurtulması ile  bitiyor . Leylak Kızların en sevdiğim yanlarından bir tanesi de savaştan sonrasınıda gözler önüne sermesi . Savaş bittikten sonra ailelerine dönenler,  yaşamına devam etmeye çalışanların neler yaşadıkları , savaşın etkilerinin hemen geçmediği , düzen kurulasıya kadar insanların neler çektikleri ve neler hissettiklerini de okuyucuya aktarıyor.  Bu yönüyle de tam puan aldı kitap benden.

Duygudan duyguya sürükleyen bir kitap oldu benim için Leylak Kızlar. Bir karakteri severken diğerine kızdım , onlarla birlikte acı çektim,  onlarla birlikte ağladım, onlarla birlikte güldüm. Bazılarının davranışlarını da hiç anlam veremedim, çünkü normal tabir ettiğimiz sınırlardaki bir insanın davranışlarını uymuyordu maalesef . Birilerine iyi görünmek, birilerine yaranmak ,kendi ırkının daha üstüne olması, kendi askerinin daha başarılı olması için insanlara eziyet etmek,  onları öldürmek,  onları kobay olarak kullanmak hiçbir mantık sınırına sığmıyor maalesef.  Kendi ırkları içerisinde bile ari ırk yaratmak için kendi genç kızlara tecavüz eden insanlardan bahsediyoruz. Büyük bir topluluğu etkisi altına alan bir düşünce olduğuna göre bulaşıcı delilik demek doğru olabilir mi bilemedim sonuç itibarıyla çok etkileyici bir kitaptı tavsiyemdir




Leylak Kızlar

Kitabın Adı :Leylak Kızlar
Yazar :Martha Hall Kelly
Yayınevi :Kanes Yayınları
Orjinal adı : Lilac Girls
Çevirmen :Nil Bosna
Sayfa Sayısı : 496


“Keşke ölsem!” dediğinizde bir ses kulağınıza fısıldar; umut biraz uzakta ama hep var ve orada…
“Keşke ölsem!” dediğinizde bu kitapta okuduklarınızı hatırlayın, nedenlerinizi yeniden değerlendirin.
***
II. Dünya Savaşı sırasında Polonya, Almanya ve Amerika olmak üzere üç farklı coğrafyadan hayatları kesişen üç kadının nefes kesen hikayesi…
Kuzey Almanya'daki bir kadın toplama kampı olan Ravensbrück'te 130.000'den fazla kadın ya hastalıktan ya da açlıktan öldü. Ne yazık ki vahşice infaz edilenler de oldu. Bu kadınlardan bazıları Alman Dr. Herta Oberheuser tarafından insanlık dışı deneylere tabi tutuldu. Dr. Oberheuser, Alman askerlerinin yaşadıklarına karşı misilleme yaptığını düşünüyordu. 1939 Almanya’sında kendince farklı nedenleri vardı. Bu inanılmaz deneylerin kurbanlarına daha sonra Ravensbrück Tavşanları denildi.
New York Fransız Konsolosluğu’ nda çalışan ve insanlara yardım etmeyi hayat felsefesi olarak gören Caroline Ferriday’ın hikayesi; aslında savaşa karşı direnişi, Hitler’in ordusu Polonya’yı işgal edince başladı. Güçlü iradesi, kararlılığı ve muhteşem mücadelesi tarihe not düşüldü.
Tavşanlar’ın ise sahip oldukları tek şey umuttu. Onlara ne olursa olsun hayatta kalma gücü verdi.

Çok acı… Çok umut… Çok gerçek…
Dostluk, sevgi ve bir tadımlık aşk!


                                                            Kozmokitap

Bayram Çekilişi || Sonuçlandı ... ( 05.06.2018)


Bayram Çekilişi


  Selam ... Uzun süredir blogumda çekiliş yapmıyordum.  Çekiliş sonrası kontroller ve bunlar ile uğraşmak inanın hiç kolay değil.  Hele de çekilişlerde çok şart koymadığım halde yine de şartları yerine getirmeyenler olunca üzülüyorum.  Yıpratıcı bir süreç.  Bu nedenle eskiye göre daha az çekiliş yapıyorum.  Kitaplığımı düzenlerken okunmayı bekleyen çok kitabım olduğunu fark ettim ve maalesef hepsini okumaya şu sıralar vaktim yok.  Bu nedenle kitaplıkta duracaklarına bayram öncesi siz  takipçilerime çekiliş ile vermeye karar verdim.

 
  Çekiliş ile vereceğim kitaplar :
* Müptela Yayınlarından Şah-Mat serisinin ilk kitabı Şah (okunmadı )

* Eftalya Yayınlarından Gönül Dostum  ( okunmadı )

* Müptela Yayınlarının en yenilerinden Karaca  ( Kitabı bir kere yorum yapmak için okudum.  Ayracı dahil okunmamış gibi sağlam kitap )


Kitapları ve durumlarını da belli ettiğime göre çekiliş şartlarına geçebilirim :

* Blogumu takip edip , takip ettiğiniz ismi yoruma yazmak.

* Blogumda hangi tarz kitapları daha çok görmek istiyorsanız yorumda belirtmenizi istiyorum.

* Çekiliş sonunda kazanırsanız size ulaşabilmem için mail adresinizi bırakın.

Ek hak isteyenler herhangi bir sosyal medya hesabında çekilişi paylaşabilir. Bana paylaşım linkinizi bırakmayı unutmayın.  Paylaşım linki olmalı , profil linki bırakanlara ek hak vermeyeceğim.  Çekiliş bittiği zaman kontrol edeceğim.  Lütfen son ana kadar paylaşımlarınızı silmeyin.


Çekiliş zamanı :  28 Mayıs - 3 Haziran

Kontrollerden sonra en kısa zamanda sonuçları yine bu postta açıklayacağım.  Herkese bol şans dilerim :))

Çekiliş Sonucu :  05.06.2018 

  Merhaba, çekilişime katılan herkese teşekkür ediyorum. 
Yeni kitaplık yaptırıyorum . Yeni kitaplığım yapıldığı zaman yerleştirirken bazı kitaplarım için tekrar çekiliş yapmayı planlıyorum. Takipte kalın:)) 

Çekilişin kazananı : Zeynep Şimşek 

Yedek Kazanan . Özlem Tuna 

 Kazanan arkadaş 24 saat içerisinde bana iletişim bilgilerini mail atarsa en kısa zamanda kitaplarını kargoya vereceğim. 

Çekiliş Kazananı




                                                            Kozmokitap

Başucu kitabı : Anne Baba Lütfen Beni Anla

Anne Baba Lütfen Beni Anla


    Yıllarca gerek eğitimim sırasında gerekse sonrasında anne olunca birçok kişisel gelişim , çocuk yetiştirme ve büyüme -gelişme alanında kitap okudum. Okuduğum kitapların çoğu teoriden ibaret kalıyordu veya bir iki örnek ile kitap bitirilmişti. Kitaplar ne yazarsa yazsın ya da gittiğim staj yerlerinde ne görürsem göreyim anne olunca anladım ki her çocuk özeldir, birbirinden farklıdır ve kendi karakteri ile doğar. Bazı çocuk oyun hamuru gibidir , şekillendirebilirsin; bazısı ise kaya gibidir çok az yontabilirsin. Şimdiki anneler daha şanslı çünkü daha fazla kaynak var rehber olacak nitelikte. "Anne Baba Lütfen Beni Anla "da o kaynakların başında geliyor.


    İki çocukluk arkadaşının kaleme aldığı kitap hem kendi çocuklarından hem de toplantı grubundaki anne ve babaların yaşadığı örneklerle zenginleştirilmiş. Öyle sürekli şunu yapın bunu yapın diyen bir kitap değil aksine yaşanmış örnekler ve sonuçları ile tam bir hazine niteliğinde.

   Her bölümde önce sorunlara yönelik örnekler veriliyor, sonra doğru ve yanlış hareket karikatür olarak gösteriliyor ve son olarak ise hatırlatma bölümünde kısa bir özet geçiliyor. Her türlü soruna değinildiğini gördüm kitabı okurken. Küçük çocukları olanlar, ebeveyn olacak olanlar ve büyükanne ve büyükbabalar için harika bir kaynak. Hatta çocuk bakıcılığı yapanların da kitaptan çok faydalanacaklarını düşünüyorum. Böyle eşsiz bir kaynak her kitaplıkta bulunmalı.  Üstelik okuması da çok zevkli . Daha ne olsun değil mi ?






Kitabın Adı : Anne Baba Lütfen Beni Anla
Yazar : Joanna Faber & Julia King
Yayınevi :  Beyaz Balina Yayınları
Orjinal adı :How to Talk so Little Kids Will Listen: A Survival Guide to Life with Children Ages 2-7
Çevirmen : Esra Çetin
Sayfa Sayısı :464



Uyumayı, banyo yapmayı, dişlerini fırçalamayı reddeden, araba koltuğuna oturmak istemeyen, markette, toplu taşımada çığlıklar atan, kardeşiyle anlaşamayan, sebze yemeyi reddeden çocukları… İki, üç, dört, beş, altı yaş derken asla bitmek bilmeyen sendromları unutun!  
  Çocuklarınızı yetiştirirken nefes almayı başarabileceğiniz, yorulmadan, bağırmadan ve çıkmaza girmeden onlarla işbirliği içinde olabileceğiniz bir alan var: Çocuklarınızın duygularını anlamak ve onların da sizi anlamasını sağlamak. Alanlarının en iyilerinden olan ebeveyn koçları Joanna Faber ve Julie King, bu kitapta sizlere çocuklu hayatın en büyük problemlerinin üstesinden gelebilmek için birbirinden pratik yöntemlerle dolu bir acil durum çantası sunuyor. Anne Baba Lütfen Beni Anla, anlayarak, anlaşarak, kavgasız, gürültüsüz çocuk yetiştirmek isteyen herkes için bir baş ucu kitabı. 
  “Bu harika kitap çocukların iç dünyasına açılan eşsiz bir kapı. Birbirinden faydalı öneriler ve eğlenceli çizimleri sayesinde çocuklarımızın gelişimsel süreçleri boyunca onlara yol gösterebilmemizi kolaylaştırıyor. Anlayarak ve anlaşarak büyümüş, kendinden emin, güçlü ve nazik bir nesil yetiştirmek isteyen herkes bu kitabı okumalı.”

     Daniel J. Siegel – Bütün Beyinli Çocuk kitabının yazarı


                                                            Kozmokitap

Matthias Göritz’dan Yeni Roman " Hayalperest ve Günahkar "


Matthias Göritz’in Robert-Gernhardt Ödülü’nü kazanan yeni romanı “Hayalperestler ve Günahkârlar” Türkçede.


Hayalperest ve Günahkar


     Alman edebiyatının başarılı ve tanınmış yazarlarının başında gelen Matthias Göritz’in ödüllü yeni romanı “Hayalperestler ve Günahkârlar”, Yasemin Yelbay Yılmaz’ın özenli çevirisiyle Yitik Ülke Yayınları’ndan yayımlandı.

   Matthias Göritz, bu eseriyle edebiyat alanındaki saygın ödüllerden Robert-Gernhardt Ödülü’ne layık görülmüştü. “Hayalperestler ve Günahkârlar” sürükleyici ve şaşırtıcı bir sinema romanı. Bir film için perde arkasında yaşananları heyecanla önümüze seriyor bu eser.

   Kitabın konusu kısaca şöyle: Genç bir gazeteci, Alman sinemasının önemli figürlerinden biriyle bir röportaj yapma şansı yakalar. Bu kişi sektörün renkli simalarından, artık yaşlanmakta olan bir yapımcıdır. Yapımcı ciddi bir hastalıkla mücadele etmektedir, bütün fikirlerini ve mal varlığını İkinci Dünya Savaşı’nın nasıl asılsız bir hikâyeye dayandırılarak çıkarıldığını anlatan “Gleiwitz” adlı filme yatırmıştır. Ridley Scott’ın rejisör koltuğunda olduğu bu filmde başrolü Nicole Kidman oynayacaktır. Proje çeşitli engelleri aşmaya çalışır ve basın film hakkında ön bilgi elde edebilmek için baskıyı gittikçe artırırken yaşlı adam genç röportajcı ile bir kedi-fare oyunu oynamakta, genç adam ise bu işten kendi çıkarlarına uygun bir sonuç elde etmeyi ummaktadır. Gerçekten Tarantino’ya tokat atmış mıdır? Ancak yapımcının hayatındaki sırlar zamanla bir bir ortaya çıkarken yaşlı adamla röportajcı arasında daha sonra bambaşka bir yöne evrilecek bir yakınlık da doğmaya başlar.

   Bu sürükleyici ve canlı diyalog romanında Matthias Göritz alışılmadık bir baba-oğul hikâyesi etrafında sinema endüstrisinde sanatın, izleyici kitlelerinin ve gerçeğin yerini heyecanlı bir üslupla sorguluyor.


                                                            Kozmokitap
Scroll To Top