Yitik Ülke Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yitik Ülke Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/09/2022

Dijital Öykü Dergisi “Kısa ve Öykü”nün 2. Sayısı Yayımlandı

Kasım 09, 2022 2 Yorum
Kısa ve Öykü

     Dijital Öykü Dergisi “Kısa ve Öykü”nün 2. Sayısı Yayımlandı

    Şair-yazar Turgay Kantürk ve Kadir Aydemir’in birlikte yayına hazırladığı yaratıcı dergi projesi “Kısa ve Öykü”, 2. sayısıyla okurlarına merhaba dedi. Kısa ve Öykü’nün bu sayısında mikroöykü örneklerine yer veriliyor. Öykülerin ortak özelliği 200 kelimeyi geçmeyen yapıda olmaları. Kısa ve Öykü, Yitik Ülke Yayınları bünyesinde hazırlanıyor; tasarımı usta isim Savaş Çekiç’e ait. Okurlara ücretsiz olarak dağıtılan dergi, yayınevinin web sitesi www.yitikulke.com üzerinden indirilip okunabilir-paylaşılabilir. Kısa ve Öykü, dünyanın dört bir yanına ulaşan, geniş ilgi gören özel bir çalışma. Dergiye katılım ve detaylı bilgi için www.kisaveoyku.com ziyaret edilebilir. 

  2. sayıda yer alan yazarlar şöyle: Almula Türedi • Altay Öktem • Bade Saba • Barış Çağrı Genç  • Betül Deveci • Burcu Salantur • Cüneyt Uzunlar • Çağdaş Ünbal • Dilek Neşe Açıker • Elmas Şahin • Emirhan Mutlu • Engin Turgut • Gökçenur Ç. • Gönül Demircioğlu • Gülşen Saygılı • Hakan Kulaçoğlu • Mehmet Ali Çelikel • Melike Pehlivan İşler • Melike İnci • Meltem Terzioğlu • Müge Anda • Oscar Wilde (Çeviren: Mehmet Ali Çelikel) • Saltıkov Şçedrin (Çeviren: Merve Ay) • Sedat Mercimek • Sena Arslan Birgül • Serkan Düzgün • Turgay Yılmaz • Uğraş Abanoz • Yeşim Günay • Kadir Aydemir  • Turgay Kantürk

                                                     

4/05/2022

Otların Kalbi -Kadir Aydemir’in Yeni Haiku Kitabı Yayımlandı

Nisan 05, 2022 2 Yorum
Otların Kalbi

Kadir Aydemir’in Yeni Haiku Kitabı Yayımlandı.
 Kadir Aydemir’in yeni kitabı Otların Kalbi, şairin 50 yeni haikusunu bir araya getiriyor. Haiku, dünya edebiyatında bilinen en kısa metin biçimlerinin başında geliyor. Şairin daha önce yayımlanan ve Japonca, Rusça, İngilizce, Fransızca, Bulgarca, Ermenice gibi dünya dillerine çevrilen Sessizliğin Bekçisi ve Soğuk Yazgı adlı eserlerindeki şiirler de bu türe katkı sunan çalışmalardı. Kadir Aydemir’in haikularından biri, AB-Japonya NewSpace2060 Uluslararası Resimli Haiku Yarışması’nı kazandı ve şiir bir uzay mekiği ile uzaya gönderildi. Şiir kitaplarının yanında öykü türünde de eserler veren Aydemir, 2006’da Kadıköy’de yayın hayatına başlayan ve Otların Kalbi’yle 400. kitaba ulaşan Yitik Ülke Yayınları’nın da kurucusu ve editörü. Kitap, naif yapısıyla doğanın ve insanın ruhuna seslenen güçlü bir esinti… Şiirlere, usta tasarımcı Savaş Çekiç’in desenleri eşlik ediyor. Haikuyu, bu şiir türünü merak eden, ilgi duyan herkese; bir solukta okunacak, uzun uzun düşündürecek yeni bir okuma önerisi Otların Kalbi.








                                                     

2/09/2022

İlker Mumcuoğlu’nun Dev Çalışması “Kadıköy Sözlüğü” Yayımlandı

Şubat 09, 2022 3 Yorum
Kadıköy Sözlüğü


İlker Mumcuoğlu’nun Dev Çalışması “Kadıköy Sözlüğü” Yayımlandı

Ünlü bulmacacı, araştırmacı yazar ve öykücü İlker Mumcuoğlu’ndan İstanbul’un en popüler semti Kadıköy’e dair benzersiz bir kült eser Kadıköy Sözlüğü. Kadıköy'ün mimarisini, kültürünü, tarihini, sanatçılarını, ünlü ünsüz sakinlerini, yaşanmış garip ama gerçek olayları ve ayrıntıları merak eden herkes bu arşivlik çalışmayı mutlaka edinmeli.

Mumcuoğlu’nun uzun yıllar üzerinde çalıştığı bu kitap; yazar-şair Turgay Kantürk editörlüğünde yayına hazırlandı. Kadıköylü sanatçı İsmail Taşbiçen de kitap için çektiği Kadıköy fotoğraflarıyla bu çalışmaya katkıda bulundu. İlker Mumcuoğlu’nun vefatının ardından bu vasiyet kitap yayına hazırlanırken İsmail Taşbiçen’i de sonsuzluğa uğurladık… Kadıköy Sözlüğü, bir “kent kültürü sözlüğü” olarak alanındaki ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Kitap, yine Kadıköy’de temelleri atılan Yitik Ülke Yayınları tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlandı ve okurlarıyla buluştu.

İlker Mumcuoğlu, Kadıköy Sözlüğü’nün kapak arkası yazısında okurlarına şöyle sesleniyor: Çocukluğum Gönen ve Laleli’de geçti. Üniversite yıllarında Anadoluhisarı’na taşındım. Orda evlendim, çocuğum oldu. Oben, yedi yaşına gelince iyi bir okulda okusun diye Fenerbahçe’ye taşındık. Nurettin Teksan İlkokulu’na yazıldı. Kısa bir süre sonra Moda’ya kavuşacaktık. Fenerbahçe’deki ev yıkılacaktı. Moda’da ilk taşındığımız ev Moda Şifa Çıkmazı’nda yeşillikler içinde güzel bir evdi. Karşımdaki dairede yayıncı Ferdi Arutan oturuyor, arka bahçemizde Hüseyin Gezer, Atatürk heykelleri yapıyordu. Şifa Çıkmazı, ünlü Dr. Mahmut Ata’nın evinin yanındaki merdivenlerden denize kavuşuyordu. Çok güzel bir sahildi burası. Aşağıdaki güzel çay bahçesinde yaz geceleri oturuyor, oğlumla ve eşimle scrabble oynuyorduk. Sabahları kahvaltımızı masada serçelerle yapıyorduk. Hayatımızda hep Moda yer etmeye başlamıştı. Uzun sahil yürüyüşleri, Moda çay bahçeleri, dondurmacı Ali Usta, Koço, Kafe Kemal hayatımızda vazgeçilmez yerlerini alıyordu. Her gün çay bahçelerinde Buket Uzuner’i ya da Şener Üşümezsoy’u görmezsek işimiz rast gitmiyordu. Sonra Ziverbey’e, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin yan sokağındaki bir eve taşındık. Orda da güzel günlerimiz geçti. Her akşam üstü Fenerbahçe ve Kalamış parklarına “bir tatlı huzur” almaya gidiyorduk. Bafra Pidecisi dibimizdeydi; o güzel pideleri unutamam. Daha sonra Moda Mühürdar’da bir ev aldık. Uzun yıllar oturduk, oğlum burada büyüdü, kuş olup uçtu Türkiye’den. İzel Rozental’ın dediği gibi Moda Sevgilim olmuştu. Güzel Kadıköyümüzün her yeri gibi.

Kadıköy Sözlüğü, Kadıköy meyhanelerinden yeni-eski barlara, magazin dünyasını sarsan olaylardan renkli simaların bilinmeyen yaşamlarına, bir bulmaca çözercesine sizi Kadıköy tarihinde muhteşem bir geziye davet ediyor. Her kitaplıkta bulunması gereken temel eserlerden biri.

Kadıköy Sözlüğü, Hazırlayan: İlker Mumcuoğlu, Editör: Turgay Kantürk, sözlük, Yitik Ülke Yayınları, 350 sf, 60 TLinin yanındaki merdivenlerden denize kavuşuyordu. Çok güzel bir sahildi burası. Aşağıdaki güzel çay bahçesinde yaz geceleri oturuyor, oğlumla ve eşimle scrabble oynuyorduk. Sabahları kahvaltımızı masada serçelerle yapıyorduk. Hayatımızda hep Moda yer etmeye başlamıştı. Uzun sahil yürüyüşleri, Moda çay bahçeleri, dondurmacı Ali Usta, Koço, Kafe Kemal hayatımızda vazgeçilmez yerlerini alıyordu. Her gün çay bahçelerinde Buket Uzuner’i ya da Şener Üşümezsoy’u görmezsek işimiz rast gitmiyordu. Sonra Ziverbey’e, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin yan sokağındaki bir eve taşındık. Orda da güzel günlerimiz geçti. Her akşam üstü Fenerbahçe ve Kalamış parklarına “bir tatlı huzur” almaya gidiyorduk. Bafra Pidecisi dibimizdeydi; o güzel pideleri unutamam. Daha sonra Moda Mühürdar’da bir ev aldık. Uzun yıllar oturduk, oğlum burada büyüdü, kuş olup uçtu Türkiye’den. İzel Rozental’ın dediği gibi Moda Sevgilim olmuştu. Güzel Kadıköyümüzün her yeri gibi.

Kadıköy Sözlüğü, Kadıköy meyhanelerinden yeni-eski barlara, magazin dünyasını sarsan olaylardan renkli simaların bilinmeyen yaşamlarına, bir bulmaca çözercesine sizi Kadıköy tarihinde muhteşem bir geziye davet ediyor. Her kitaplıkta bulunması gereken temel eserlerden biri.

Kadıköy Sözlüğü, Hazırlayan: İlker Mumcuoğlu, Editör: Turgay Kantürk, sözlük, Yitik Ülke Yayınları, 350 sf, 60 TL


                                                     

6/16/2021

33 Yazar “Köpek Öyküleri”nde Bir Araya Geldi

Haziran 16, 2021 0 Yorum
Köpek Öyküleri
33 Yazar “Köpek Öyküleri”nde Bir Araya Geldi

Yazar Kadir Aydemir’in editörlüğünde yayına hazırlanan özel bir derleme kitap “Köpek Öyküleri”. Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlanan kitapta 33 yazar bir arada bulunuyor ve öykülerin ortak bir özelliği var: Her yazar, hayatına dokunan ya da yeryüzünde yolunun kesiştiği bir can dostun hikâyesini kaleme almış. Köpeklere dair bu yaşanmış öyküler, okundukça insanın yüreğine işliyor, insanı alıp başka bir evrene götürüyor. Kadir Aydemir, geçen yıllarda “Kedi Öyküleri” adlı derleme kitap projesine de imza atmıştı. “Köpek Öyküleri” kitabının kapak arkası metninde okura şöyle sesleniliyor: Bazen can dostumuz, bazen bir kardeş, bazen bir yoldaş, bazen sevinçlerimizin ya da dertlerimizin tek ortağı… Belki de yalnızlığın tek şahidi… Konuşamasa da dinleyen, gözlerindeki sevgi dolu bakışlarla bizi anlayan, içinde bir yerde bizi hissettiğini bildiğimiz o güzel can… Köpek… Kimi zaman bir insandan daha yakın değil mi bize?.. Mutlu anların, mutsuz anların, acılarımızın ve düşlerimizin şahidi o… İşte Köpek Öyküleri kitabında, birçok yazarın sahiplendiği, beslediği, birlikte yaşadığı, karşılaştığı ve özlediği o can dostun yüreğe işleyen, yer yer sizi eğlendirecek, yer yer gözyaşlarına boğacak gerçek, yaşanmış öykülerini bir arada bulacaksınız. Yeryüzü onların dostluğuyla daha güzel, daha yaşanası, değil mi?..

ÖYKÜLERİYLE KİTAPTA YER ALAN YAZARLAR:

Dilek Neşe Açıker, Rahim Arslan, Kadir Aydemir, Nazmi Bayrı, Yunus Bektaşoğlu, Onur Birgül, Mizgin Bulut, Ümit Coşkun, Ahmet Çağlayan, Yasemin Çalıkır, Deniz Çöğendezoğlu, Mert Çuhadaroğlu, Açelya Duran, Mehtap Erel, Sema Fener, Deniz Feyzan, Ayşen Gacan Gülbağ, Pınar Gözpınar, Dervişe Güneyyeli, Tülay Güzeler, Turgay Kantürk, Aslı Ilgın Kopuz, Julia Ortay, Burak Sarımehmetoğlu, Ali Deniz Uslu, Cüneyt Uzunlar, Mehmet Ünver, Mustafa Ünver, Atilla Yaşrin, Funda Yıldız, Gül Yıldız, Melih Yıldız, Turgay Yılmaz

“Köpek Öyküleri”, Hazırlayan: Kadir Aydemir, Öykü-Derleme, Yitik Ülke Yayınları, 156 sf, 25 TL










                                                     

6/14/2021

Dünyaca Ünlü Ressam Wassily Kandinsky’nin “Sanatta Maneviyat Üzerine” Adlı Eseri Yayımlandı.

Haziran 14, 2021 0 Yorum
Sanatta Maneviyat Üzerine
Dünyaca Ünlü Ressam Wassily Kandinsky’nin “Sanatta Maneviyat Üzerine” Adlı Eseri Yayımlandı.

 Resim sanatının gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden Wassily Kandinsky’nin sanat ve hayat üzerine derinlikli düşüncelerini bir araya getiren benzersiz bir kitap “Sanatta Maneviyat Üzerine”. Gül Yıldız’ın özenli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan kitap Yitik Ülke Yayınları’nca okurların beğenisine sunuldu. Modern sanatın gelişiminde büyük bir öneme sahip olan bu çalışma, Wassily Kandinsky (1866–1944) tarafından kaleme alındı. Yayımlandığı 1910 yılından bu yana halen günümüzde de sanatta bir rehber niteliği taşıyan bu eser, hem sanatçılara hem de sanatseverlere yol gösteriyor. Sanatı, geleneksel bağlarından koparıp özgürleştiren sanat hareketinin öncü kuramlarının yer aldığı bu yapıtta, resimdeki tinsel devrim olarak adlandırabileceğimiz, maddesel olandan uzaklaşıp soyuta yönelen dışavurumculuğun temelleri atılıyor. Kandinsky, bu kitabında, biçim ve rengin kendine özgü dilini ifşa ediyor. Kandinsky’nin “Sanatta Maneviyat Üzerine” adlı eseri, iyi okur için keyifli ve nitelikli bir okuma pratiği sunuyor. Kandinsky’yi, sanatçının iç dünyasını; sanata, estetiğe, felsefeye, hatta insana ve sokağa bakış açısını merak eden herkes okumalı. Oldukça başarılı ve alanında çığır açan farklı bir eser. Kitaplığınızda bulunsun.

“Sanatta Maneviyat Üzerine”, Wassily Kandinsky, Yitik Ülke Yayınları, Sanat, Çeviren: Gül Yıldız, 116 sf, 26 TL





                                                     

11/15/2020

Olumlama Kitabı - Deniz Feyzan

Kasım 15, 2020 0 Yorum
Olumlama Kitabı
Ülkece zor zamanlardan geçiyoruz. Korona , deprem , paranın değer kaybetmesi ... Bu durumların haricinde herkesin kişisel olarak sorunları  ,sıkıntıları da oluyor doğal olarak. Sıkıntılar bir başladı mıydı insan sanki kısır döngüye giriyor . Bu durumdan çıkmak için bocaladıkça daha da dibe çekildiğini hissediyor. İşte böyle durumlarda aslında derin nefes alarak bir adım geriye gitmeli ve olaylara dışarıdan bir göz gibi bakmayı öğrenmeliyiz . Bazen olaylara dışarıdan bakan bir göz , çıkışı daha rahat görebilir. 

  Deniz Feyzan'ın kaleminden çıkan Olumlama Kitabı da benin nefes almamı sağladı . Kitabı okurken kendime farklı bir göz olarak baktım . Aslında bir çok kişisel gelişim  kitabı okumuş birisi olarak çoğu konuyu biliyor ve uyguluyorum . Ancak bazı zamanlar geliyor ki insan bildiklerini hatırlayamaz hale geliyor ve onu itekleyecek , yönünü bulmasını sağlayacak bir rehbere ihtiyaç duyuyor . İşte Olumlama Kitabı benim için bir rehber oldu . Kapağında da dediği gibi kitap  " bolluk ve bereket bilinci meditasyonları kaynakçası ". 

Deniz Feyzan kitaba giriş bölümünde 7 rakamının önemine değiniyor. Kutsal dinlerde , efsanelerde ve sembollerde 7 rakamına vurgu yapıldığını belirtiyor. Kabe 7 kez tavaf edilir. Hıristiyanlıkta 7 büyük günah vardır. Gökkuşağına bakınca 7 renk görürüz . Dünyanın 7 harikası olması gibi... 

  Kitapta da bizleri tekamül yolculuğuna çıkaracak 7 kapıdan bahsediyor Deniz Feyzan . 

1. Kapı : Öze Güven 

2. Kapı: Duyguları Yönet

3. Kapı : Düşünceleri Aş 

4. Kapı: Teslimiyet 

5. Kapı: Kelimelerin Gücü 

6. Kapı : Uyanış 

7. Kapı: Birlik 

Her kapıda 21 gün boyunca bize eşlik edecek olumlama bölümlerinden oluşuyor . 21 günün sonunda da her kapıdan bize kalan aforizmaların yazılacağı bölümler bırakılmış. 

 Ben kitabı altını çizerek okudum . Kitapta yazan nefes egzersizlerini de yaptım . Her bölümü 21 gün ayırmadım çünkü kitabı bitirip sizlerle paylaşmak ve izlenimlerimi yazmak istedim. Yine de kitap bana iyi geldi . Tekrar kendimi hatırladım ve kendi mutluluğumun , sağlığımın , huzurumun her şeyden değerli olduğunu fark ettim. Zaten bilmiyor muydun demeyim. Hayat öyle bir hale getiriyor ki bizi kendimizi unutuyoruz. Eminim sizlere de oluyordur. Çocukların okulu , kitapları , yemek , temizlik , iş ,... gibi hayat koşturmacasında kendimizi unutuyoruz :((

  Ben kitabı sevdim  . Başucu kaynağı olarak kitaplığımdaki yetini aldı kitap. 

Olumlama Kitabı
Olumlama Kitabından Alıntılar : 

" ... hiçlikten hepliğe ya da sıfırdan bir olmaya giden yolculukta insan atlı araba ise , o yolu inşa eden taşlar , dünyevi deneyimlerimizde sahip olduğumuz şükürlerimizdir. "

"Tüm kapılarını araladığında niyetine bağlı özünde ne istiyorsan OL : Sevgi OL , Özgür OL , Huzur OL, Güven OL, Mutlu OL, Bereket OL. En kıymetlisi de Hayatının Ustası OL ..."

"Bolluk bereket bilincinde hayatta sımsıkı tuttuğun her ne ise ; ilk o senden gider."

"Hayal kırıklığı , kendime dürüst olmam için harekete geçme zamanımın geldiğini anlatır. "

"Pişmanlığım için kendime kızmak yerine şükrederim. Bilirim ki pişman olduğum davranışımı değiştirmek , gelecek için en büyük yatırımdır ."

"Birilerinin hayatına katkı sağlamak ve pozitif etkide bulunmak , iç dünyamın rengini değiştiriyor. "

"Verebilme gücü , alabilme gücüne alan açar. "  

"Ben benim en iyi dostum , sırdaşım , sevdiğim olduğunu unuttuğumda , ıssızlığım başlar . Kendime yabancılaşmamadır ıssızlık . Kendimden ödün verdiğimde , bir başkası için kendim gibi davranmadığımda , kendimi olduğum gibi kabul etmediğimde yalnızlaşırım. "

"Sana söylediklerinden , seni inandırdıklarından ve gördüklerinden çok daha fazlasının."

"Değişimin anahtarı kelimelerimin ve davranışlarımın altındaki düşüncelerimde saklı . "

"Şartlara uyan değil , şartlara yön veren olmayı seçiyorum." 

"Acıdan kaçmak yerine acının merkezinden geçerek içimdeki çocuğu özgürleştirebileceğimi biliyorum. "

"BEN ile ilgili düşüncelerim değişince yaşamım değişir . Hayata bakış açımı istediğim an dönüştürmeye gücüm var." 

"Bedenimin ,bilincimin evi ve koruyucusu olduğunu anımsıyorum. Bedenimi seviyor ve bunu ona hissettiriyorum. "

"Mutluluk ben istediğim müddetçe benimle ..." 

" Her halinle , her yaklaşımınla kendini kabul edebildiğinde hayatın armağanlarını alırsın. "

"Kalbim ile bağlantıyı kuran anahtar ; dilimdeki , zihnimdeki ve duygularımdaki şükürdür."

"Bir başkasının onayına artık ihtiyacım yok . Kalbimin rehberliğini kabul ediyorum. "

"Cesaretim konuşmalarında değil , karşı tarafı yargılamadan dinleyebilmende saklıdır. "

"Kelimeler , benim insanlığımdır. "

"Ben ;dinlemeyi erdem, konuşmayı cesaret bilirim. "

"Bir başkası ile yağacağım kıyaslamanın bir zaman kaybı olduğunu biliyorum. "

" Yeniden tam da istediğim gibi bir başlangıç yapmayı hak ediyorum. Devam etmemi sağlayacak asıl kaynak benim içimde."





Olumlama Kitabı
Kitabın Adı :Olumlama Kitabı 
Yazar :Deniz Feyzan 
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları 
Sayfa Sayısı :110

Kendini bu dünyaya nasıl ifade ediyorsun? Sözcüklerin kimliğini, kimliğin geleceğini inşa eder. Her gün evinde, işyerinde ve sosyal alanda söylediklerin hayatında değiştirmek isteyip de değiştiremediklerine katkı sağlıyor. Avuçlarının içinde tuttuğun Olumlama Kitabı’nda okuyacağın her bir paragraf, sakin ve zarifçe seni bir kapının eşiğinden geçirecek.

1. Kapı: Öze güven 
2. Kapı: Duyguları Yönet 
3. Kapı: Düşünceleri Aş 
4. Kapı: Teslimiyet 
5. Kapı: Kelimelerin Gücü 
6. Kapı: Uyanış 
7. Kapı: Birlik 

 Yaptıkların ve OLduğun yer arasında, kalbinden geçen duyguların ve zihninde dolanan düşüncelerin arasında, niyetlerin ve adımların arasında; uzanan 7 eşiği geçtiğinde her şeyin ne kadar basit ve anlamlı olduğunu deneyimleyeceksin. 

OLumlama kitabı; şu an olduğun yerde, değişimin için seni bekliyor.








Deniz Feyzan Kimdir? 
 
Deniz Feyzan
 










       Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası  İlişkiler bölümünden mezun oldu. Eğitim döneminde kamu ve özel sektörde elde ettiği deneyimler üzerine, yönetim ve organizasyon bölümünde yüksek lisansını devam ettirme kararı alıp insan kaynakları yönetiminde uzmanlığını derinleştirdi. 207 yılından itibaren kariyer planlama, işe alımla ilgili yetkinlik bazlı mülakat ve grup çalışmaları sayesinde Türkiye genelinde binlerce insanla birebir görüşme yapma fırsatı elde etti.Pek çok seminer ve eğitim sonrası profesyonel olarak kurumsal koçluk çalışmalarına devam etme kararı aldı. 2012 yılında The Coaches Training Institute’nün (CTI) merkezi San Rafael’de eğitim gördü.San Francisco’da yoga eğitimleri, nefes çalışmaları ve kişisel gelişim atölyelerine katılım sağladı. 2013 yılında 100 saatlik koçluk çalışmasını heyet kontrolü ile geçip San Rafael’deki eğitim liderlerinin uyguladığı assessment aşamasını tamamladıktan sonra sertifikalı bir koç ve eğitmen olarak kendi kanatlarıyla uçma kararı aldı.2016 yılında ilk kitabını çıkardı.2017 yılında OL Danışmanlık İnsan Kaynakları ve Koçluk Hizmetleri firmasını kurdu. Firma; koçluk, eğitim ve değerlendirme merkezi hizmetlerini vermeye devam ediyor. 13 yılın sonunda 8500 kişiyle mülakat yapmış, yaklaşık 1000 saat koçluk ve mentorluk hizmeti vermiş ve de yüzlerce gelişim değerlendirme merkezi hizmeti sunmuştur. İşe alım simülasyonu yazarlığı yapmasının dışında eğitimlerini destekleyen kitaplar yazmaktadır. 

                                                     

11/10/2020

Sema Fener'den Yeni Roman "Hastanede Cinayet "

Kasım 10, 2020 1 Yorum
Hastanede Cinayet
Polisiye Roman Okurlarına Yeni Bir Öneri: “Hastanede Cinayet” Yazar Sema Fener’in yeni romanı “Hastanede Cinayet”, Yitik Ülke Yayınları etiketiyle yayımlandı. 


  Sema Fener, daha önce “İngilizceden Türkçeye Açıklamalı Sinema, Televizyon, Video Terimleri Sözlüğü”, “Sinemanın Özü Kısa Film” ve “Sinema Senaryoları Nasıl Yazılır?” adlı kitapları kaleme almıştı. Yazar, okurlarını bu kez polisiye ve psikolojik gerilim türünde bir eserle selamlıyor. 

Sürükleyici yapısı ve akıcı diliyle merak uyandıran romanın kapak arkası yazısında okurlara şöyle sesleniliyor: “Kötülüğün eli kolu çok uzundur; inanç ve ülke tanımadan her yere ulaşır, gölge gibi süzülüp çoğalır. Her kılığa girip, her kimliğe bürünebilir. Tuhaf bir çekiciliği vardır onun, bir şekilde çeker insanı. Ne olduğunu anlamadan içine düşersiniz; ya av olursunuz ya da avcı. Kötülük tüm zamanlar boyunca örgütlü ve planlı olmuştur... Bazı insanlara doğuştan ekilen bir tohum gibidir o; bir gün tüm günahların üstünü örtecek bir tarlaya dönüşür bu tohum. Kötü, kötülüğün kefaretini mutlaka öder. Tıpkı hastanemizde olduğu gibi…” 

 Sema Fener’den sürükleyici bir polisiye-gerilim romanı “Hastanede Cinayet”. Polisiye edebiyat okurlarına önerilir. 

 Hastanede Cinayet, Sema Fener, Yitik Ülke Yayınları, polisiye roman, 240 sf, 26 TL








                                                     

11/09/2020

Ürperti - Mehtap Erel

Kasım 09, 2020 0 Yorum
Ürperti


Mehtap Erel sevdiğim ve keyifle okuduğum yazarlardan birisi. Daha önce okuduğum ve yine Yitik Ülke Yayınlarından çıkan " Sır " ve " Yatır " kitaplarını severek okumuştum. 

Gerilim kitaplarını çok severim. Mehtap Erel de gerilim türünde kitaplar yazıyor . Yalnız Mehtap Erel'in kalemi diğer gerilim yazarlarından oldukça farklı . Baştan sonra gerim gerim gerildiğiniz bir kitap değil yazdıkları . Eğlenceli anlatımı ile gerilirken eğleniyor ve kahkaha da atıyorsunuz . Bir duygudan diğer duyguya o kadar hızlı ışınlanıyorsunuz ki bir anda gerilirken diğer tarafta kahkaha atabiliyorsunuz . Bu yüzden çok keyif alıyorum ben Mehtap Erel'in kitaplarını okurken. Yeni kitaplarını da sabırsızlıkla bekliyorum. 

  Mehtap Erel'in diğer kitaplarındaki gibi bu kitapta da baş karakterimiz yazarımızın adaşı Mehtap . Üstelik aynı zamanda da meslektaşı , bir yazar kendisi. O da gerilim kitapları yazıyor. 

Ürperti 'de hem Mehtap'ın yaşamında olanları okurken aynı zamanda da onun yazdığı gerilim kitabını da okumuş oluyoruz  . İki konu paralel ilerlerken sonuçta nasıl bir bağlantı ortaya çıktığını da ilgiyle okudum. 

Mehtap dobra , aklındakini direk söyleyen , bu özelliğini ve eğlenceli kişiliğini çok sevdiğim bir karakter. Yazar kendi karakterini Mehtap'ta yansıttıysa kendisini de çok seveceğimi düşünüyorum. 

Mehtap yeni kitabını yazmaya karar vermiş ancak konuya giriş yapamamakta ve tam olarak kurguyu oluşturamadığı için de strese girmektedir. Bu dönemde aldığı bir telefon aklımı karıştırır. Yaşlı bakımevinden gelen bir telefonla büyükannesinin gelip bir süre onunla yaşamak istediğini öğrenir . Ancak onun bildiği böyle bir büyükannesi yoktur . Annesi ile konuştuğunda annesine çocukken bakan bir kadın olduğunu ve arayanın onu için aradığını öğrenir . Bu konuda kararsız kalan Mehtap bir hafta sonu bakımevine giderek kadını tanımak ve karşılıklı konuşmak ister . İşte bu noktadan sonra da işler tuhaflaşmaya başlar.... 

  Zaten ince olan kitabı okumak isteyenler için ayrıntılı anlatmıyorum tam olarak konuyu . Ancak bazı bölümlerde Japon gerilim filmi seyrediyorum gibi hissettim.  Tuhaf davranan yaşlı bir kadın , onları korumak adına yapılan tuhaf ve herkesin kabul edemeyeceği işlemler , batıl inancınız olmasa bile ya doğruysa kuşkusu .... Bir yandan da Mehtap'ın yazdığı kurgudaki Sevgi ve başına gelenler var.... Ona çok üzüldüm okurken . Düşündüğüm tek şey insanlara selam versen bir türlü vermesen başka türlü olduğuydu. Karşındaki yanlış anlamak istemeye görsün en yaparsan yap yanlış anlıyorlar.... 

Mehtap Erel'in kaleminden " Ürperti" tam da adındaki gibi yer yer ürpererek yer yer de eğlenerek okuyacağınız bir kitap. Yazarın kalemi ile tanışmasıysanız çok şey kaybedersiniz diyorum.... 




Ürperti
Kitabın Adı :Ürperti 
Yazar :Mehtap Erel
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı : 208

"Yatır" ve "Sır" adlı psikolojik gerilim kitaplarının yazarı Mehtap Erel'den yeni bir gizemli roman: "Ürperti"

Her şey beklenmedik bir telefon görüşmesiyle başladı. Hattın diğer ucundaki kadın Mehtap'a büyükannesinin kendisiyle görüşmek istediğini söyledi, oysa Mehtap her iki büyükannesini de yıllar önce kaybetmişti. Gerilim romanları yazan bir yazar, yalnız yaşayan bir kadın ve huzurevine yerleşmiş sırlarla dolu yaşlı bir ebenin hayatı bu telefon görüşmesinin ardından iç içe geçer.

Ürperti; gizemli bir hikâyenin içinde yolunu arayanları, şehrin girmek istemediğimiz tehlikeli sokaklarına davet ederken, umulmadık şekilde hayatları iç içe geçen üç kadının ürkütücü hikâyesini anlatıyor. Gerilim ve gizem türündeki bu roman, okuru ilk satırdan son satıra dek diken üstünde tutuyor.








Mehtap Erel'in Okuduğum Diğer Kitapları : 






                                                     

10/27/2020

Mehtap Erel’den Yeni Bir Gizemli kitap: “Ürperti”

Ekim 27, 2020 1 Yorum
Ürperti


Korku Edebiyatının Kraliçesi Mehtap Erel’den Yeni Bir Gizemli kitap: “Ürperti”

“Yatır” ve “Sır” adlı gerilim romanlarının yazarı Mehtap Erel, yeni romanı “Ürperti” ile okurlarına merhaba diyor. Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlanan eser, korku-gizem ve psikolojik gerilim türünde okumalar yapanlar için çarpıcı ve güçlü bir okuma önerisi. Kitabın arka kapak yazısı şöyle:

“Her şey beklenmedik bir telefon görüşmesiyle başladı. Hattın diğer ucundaki kadın Mehtap’a büyükannesinin kendisiyle görüşmek istediğini söyledi, oysa Mehtap her iki büyükannesini de yıllar önce kaybetmişti. Gerilim romanları yazan bir yazar, yalnız yaşayan bir kadın ve huzurevine yerleşmiş sırlarla dolu yaşlı bir ebenin hayatı bu telefon görüşmesinin ardından iç içe geçer.”

“Ürperti”; gizemli bir hikâyenin içinde yolunu arayanları, şehrin girmek istemediğimiz tehlikeli sokaklarına davet ederken, umulmadık şekilde hayatları iç içe geçen üç kadının ürkütücü hikâyesini anlatıyor. Gerilim ve gizem türündeki bu roman, okuru ilk satırdan son satıra dek diken üstünde tutuyor. Okuma listenize ekleyiniz.

Ürperti, Mehtap Erel, Yitik Ülke Yayınları, Korku-Roman, 208 sf, 24 TL










                                                     

Dilek Neşe Açıker’den Yeni Roman “Yanardöner’in Sıradan Mucizesi”

Ekim 27, 2020 2 Yorum
Yanardönerin Sıradan Mucizesi


Dilek Neşe Açıker’in Yeni Romanı “Yanardöner’in Sıradan Mucizesi” Yayımlandı

Yazar Dilek Neşe Açıker’in yeni eseri “Yanardöner’in Sıradan Mucizesi”, Yitik Ülke Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Açıker, daha önce “Gündüz Kelebeği”, “Şarkısı Güzel”, “Denizin Hikâyesi” gibi romanları yazmış, Bozkurt K. Yılmaz’la beraber “Evladıma Miras Bu Sevda” adlı çok yazarlı bir kitabı yayına hazırlamıştı. Sürükleyici yapısı ve akıcı diliyle dikkat çeken “Yanardöner’in Sıradan Mucizesi”nin kapak arkası yazısında okura şöyle sesleniliyor:

“Eski trapezci, sonra da epey tuhaf işler yapmış ölü bir kocam var ki onun da eski karısı tarihi eser kaçakçısı, çılgın bilim insanı ve katil bir teyze ekleyelim buna, ben de bir kukla yapımcısıyım. Bu kadarını İtalyan edebiyatında bile zor bulursun. Tabii bunlar en üst katmanda görünenler. Alttakilere Dante baksa cehennemine birkaç kat daha eklerdi. Yani ben olsam ben de kendimi takip ederdim.”

“Önyargılı biri değilimdir.”

“Sana haklıydın diyorum Marlin…”

Kocasını öldürmediği anlaşıldıktan sonra nihayet sıradan bir hayata adım atacağını zanneden Mora’yı bekleyen sürprizler vardı. En yakın arkadaşı Sedna, teyzesi Narel, Balıkçı ve hikâyeye zamansız giren Marlin her şeyi altüst etmişti. Üstelik gerçekle kurgu birbirine girmiş, Mora’nın tuhaf kuklalarından daha ucube bir hayatı yaşamaları için önlerine koymuştu. Peki, “Yanardöner’in Sıradan Mucizesi” tüm bunların çözümü olabilir miydi? Cevabı, romanın sayfalarında sizi bekliyor.

Yanardöner’in Sıradan Mucizesi, Dilek Neşe Açıker, Yitik Ülke Yayınları, Roman, 206 sf, 24 TL










                                                     

9/21/2020

Aydınoğulları Beyliği’nin Hikâyesi Tarihi Bir Romana Konu Oldu: “Fetretin Kartalı”

Eylül 21, 2020 2 Yorum
                                Fetretin Kartalı


Aydınoğulları Beyliği’nin Hikâyesi Tarihi Bir Romana Konu Oldu: “Fetretin Kartalı” yayımlandı

  Ege kültürüne, efelik ve Kurtuluş Savaşı dönemine ışık tutan “Mor Cepkenliler” ve “Menderes’in İki Yakası” adlı tarihi romanların yazarı Ahmet Zeki Muslu, yeni romanı “Fetretin Kartalı – Aydınoğlu Cüneyt Bey” ile okurlarının karşısında. Muslu, bu romanında Aydınoğlu Cüneyt Bey’in hayatını ve Aydınoğulları Beyliği’ni romanlaştırırken, okuru tarihin derinliklerine de davet ediyor.

  Türk tarihinin en renkli simalarından biri de Aydınoğlu Cüneyt Bey’dir. Fetret Devri’nin tüm önde gelen şahsiyetleriyle yan yana ya da karşı karşıya gelen tek siyaset ve devlet adamı odur. Yıldırım Bayezid’den Timur’a, Şeyh Bedreddin’den Börklüce Mustafa’ya, Veziriazam Bayezid Paşa’dan Rumeli akıncıları beyi Mihailoğlu Mehmet Bey’e kadar, Fetret Devri’nin pek çok önemli siması ile tanışıklığı, aynı sofrada yemek yemişliği vardır.

  Yıldırım Bayezid’in taht kavgasına tutuşan beş oğlu ile ya işbirliği yapmış ya da çarpışmıştır. Osmanlı’ya boyun eğdiğinde, Ohri’de ve Niğbolu’da sancak beyi olarak görevde de bulunmuştur. Bir dönem Edirne’de yönetimi ele geçiren Şehzade Mustafa’nın “düzmece” vezirliğini de yapmıştır.

  Osmanlıların Anadolu’da yayılma politikasına karşı, en fazla direnen Aydınoğlu Cüneyt Bey’di. Doksan yıla yaklaşan ömrünün son yirmi beş yılını bu mücadele ile geçirdi. Anadolu Türkmen Beyleri arasında, çok saygın bir yeri vardı. Yönetici ve yönlendirici kimliği ile Germiyan, Saruhan, Menteşe ve Karamanoğulları beylerini çevresinde toplamıştır.  

Ahmet Zeki Muslu, Yitik Ülke Yayınları etiketiyle yayımlanan “Fetretin Kartalı” adlı çarpıcı romanında, Aydıneli’nin kartalı olarak bilinen bu ünlü Türkmen Beyi Aydınoğlu Cüneyt Bey’in serüvenden serüvene sürüklenen, siyaset ve kavga ile geçen son yirmi beş yılını bizlere anlatıyor. Tarihi roman okurlarına önerilir.

Fetretin Kartalı – Aydınoğlu Cüneyt Bey, Ahmet Zeki Muslu, Yitik Ülke Yayınları, Tarihi roman, 434 sf, 44 TL

2/22/2020

Hayalperestler ve Günahkarlar - Matthias Göritz

Şubat 22, 2020 2 Yorum
Hayalperestler ve Günahkarlar

  Matthias Göritz'in Robert-Gernhardt Ödülü’nü alan romanı Hayalperestler ve Günahkarlar farklı bir kitap.  Nasıl farklı derseniz roman röportaj ekseninde ilerleyerek sinema dünyasını gözler önüne seriyor. 

Ünlü prodüktör Erlenberg' in Tarantino’ya tokat attığı konuşulmaktadır. Bu olayın perde arkası bilinmemektedir . Bu olayı öğrenmek için bir gazeteci Erlenberg ile röportaj yapacaktır.  

  Röportajda gidişatı belirleyen gazeteci değil Erlenberg olur.  Sinema sektörü , yaşadıklarını , hissettikleri ve özellikle de yeni filminden söz eder.  Başrolde Nicole Kidman vardır... 

  Kitap boyunca gazeteci ve Erlenberg ara ara röportaj yaparlar   . Bu diyaloglarda daha doğrusu Erlenberg'in anlatımları ile film vizyona girmeden neler yapıldığı, izleyicinin dikkatini çekmek için yapılanlar , sinemanın tarihi , siyaset , soykırım gibi farklı konuları okuyoruz.  Gazeteci de bir türlü istediğini tam olarak alamıyor . Peki kitap sonuna kadar alamıyor mu derseniz okuyup görün derim; ) 

  Yavaş olarak okunan kitap farklı konu ve anlatım tarzı ile dikkatimi çekti . İlgiyle okudum kitabı. 





Hayalperestler ve Günahkarlar -  Matthias Göritz
Kitabın Adı :Hayalperestler ve Günahkarlar
Yazar :Matthias Göritz
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Orjinal adı :Träumer und Sünder
Çevirmen :Yasemin Yelbay Yılmaz
Sayfa Sayısı :224


Matthias Göritz’in Robert-Gernhardt Ödülü’ne layık görülen romanı Hayalperestler ve Günahkârlar

Türkçede… Sürükleyici sinema romanı Hayalperestler ve Günahkârlar bir film için perde arkasında yaşananları heyecanla önümüze seriyor.

Genç bir gazeteci, Alman sinemasının önemli figürlerinden biriyle bir röportaj yapma şansı yakalar, bu kişi, artık yaşlanmakta olan ve sektörün renkli simalarından biri olan bir yapımcıdır. Yapımcı, büyük bir hastalık ile mücadele etmektedir, bütün fikirlerini ve mal varlığını İkinci Dünya Savaşı’nın nasıl asılsız bir hikâyeye dayandırılarak çıkarıldığını anlatan “Gleiwitz“ adlı filme yatırmıştır. Ridley Scott’un rejisör koltuğunda olduğu bu filmde başrolü Nicole Kidman oynayacaktır. Proje çeşitli engelleri aşmaya çalışır ve basın film hakkında ön bilgi elde edebilmek için baskıyı gittikçe artırırken yaşlı adam genç röportajcı ile bir kedi-fare oyunu oynamakta, genç adam ise bu işten kendi çıkarlarına uygun bir sonuç elde etmeyi ummaktadır. Gerçekten Tarantino’ya tokat atmış mıdır? Ancak yapımcının hayatındaki sırlar zamanla bir bir ortaya çıkarken yaşlı adamla röportajcı arasında daha sonra bambaşka bir yöne evrilecek bir yakınlık da doğmaya başlar. Bu sürükleyici ve canlı diyalog romanında Matthias Göritz alışılmadık bir baba-oğul hikâyesi etrafında sinema endüstrisinde sanatın, izleyici kitlelerinin ve gerçeğin yerini heyecanlı bir üslupla sorguluyor.




Matthias Göritz Kimdir?

1969 yılında Hamburg’da doğdu. Felsefe ve edebiyat bilimleri eğitimini tamamladıktan sonra uzun süre Moskova, Paris, Şikago ve New York’ta yaşadı. 2001 yılında ilk şiir kitabı Loops yayımlandı. İlk romanı Der kurze Traum des Jakob Voss‘la (2005) Hamburg Edebiyat Ödülü, Bayern Radyosu Jüri Ödülü ve Mara Cassens Ödülü’ne layık görüldü. 2006 yılında ikinci şiir kitabı Pools yayımlandı. Göritz bu şiirlerle Aşağı Saksonya İkinci Kitap Ödülü’ne layık görüldü. Yazar 2008’de Varşova Haiku Yarışması’nı kazandı. 2011 yılında Robert Gernhardt Ödülü’ne layık görüldü. 2013 yılında Hayalperestler ve Günahkarlar adlı romanı yayımlandı. 2014’te ise William Gass Ödülü’ne sahip olan ilk kişi oldu. Matthias Göritz ABD St. Louis Washington Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir. Shangai Blues adlı romanı Vanja Vukovic’in 20 fotoğrafı eşliğinde 2015 yılında yayımlandı. Son romanı Parker ise 2018’de C.H. Beck tarafından yayımlandı. 2016 yılında Tarabya Kültür Akademisi’nin konuk yazarı olan Matthias Göritz 2017 yılında iki ay süreyle yeniden rezidans yazarı olarak İstanbul’da bulundu. Bu süre zarfında Aşk benim dilsizliğim adlı şiir seçkisi, ayrıca 2016 yılında Hayalperestler ve Günahkahlar adlı romanı (Mayıs 2018) Yitik Ülke Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı.




                                                     

12/02/2019

Kış Salkımı - Aslı Ilgın Kopuz

Aralık 02, 2019 1 Yorum
Kış Salkımı

  Yitik Ülke Yayınlarının yeni kitaplarından olan Kış Salkımı , Aslı Ilgın Kopuz'un ilk romanı . Bir ilk roman olmasına rağmen çok çok başarılı ve yazarın kelimelerle oynama kabiliyetini olağanüstü buldum .

  Son zamanlarda üst üste hızla okunan kurgu kitaplar okuyunca Kış Salkımı bir kayaya toslamışım gibi hissettirdi. Hızla okumam kitaplar olunca çok fazla kafa yormaya gerek kalmıyor . Kelimelerden çok konunu özü ve bizi alıp götürmesi ,o heyecanı ya da gerilimi yansıtması önem kazanıyor. Çok fazla kafa yorulmuyor bu tarz kitaplarda aksine dinlendirici oluyor. Kış Salkımı'na başlayınca ise okuduğum diğer kurgulardan oldukça farklı olduğunu ilk sayfadan daha anladım . Yazar kelimeler ile açık açık anlatmıyor kelime oyunları ile okuyucu ile oynuyordu. Bu geçiş aşamasında biraz bocaladım . Bu bocalama da bir kaç sayfadan fazla sürmedi. En iddialı tasvirleri büyük bir sakinlikle okuyan , klasiklerden ayrı bir tat alan ve sıkılmayan ben  mi çok zorlanacağım ?? ( bu noktada biraz kendimi övmüş olayım ... )  Farklı bir tarz ve kalemle tanışmak beni açıkçası çok memnun etti. Sürekli kendini tekrarlardan sıkılıyor insan . Kış Salkımı'ndan klasik kitaplardan aldığım tadı , o edebi ziyafet tadını aldım . Bu nedenle acele etmeden kitabın tadını çıkararak okudum.

Kitabı dört bölümde inceleyebilirim. İlk bölümde , başlangıç bölümünde kitabın baş karakteri olan yazar Güneş ile tanışıyoruz. Yıllar sonra başhekim ile buluşur Güneş . İkinci bölümde Güneş'in geçmişine gidiyoruz , onu tanıyoruz ve onun gözünden olayları okuyoruz. Üçüncü bölümde Güneş'in hayatına dahil olana insanları , geçmişlerini ve o güne kadar olanları okuyoruz . Dördüncü bölümde ise olaylar kaldığı yerden devam ediyor.




Bölümleri biraz üstünkörü anlattım . Çünkü ayrıntıya girecek olsam cümleler çorap söküğü gibi akacak ve bütün kitabı size anlatacağım . Kitabı okumak isteyenlere haksızlık etmemek ve bana kızmamanız için tüm detayları anlatmıyorum .

 Güneş bir yazar . Son zamanlarda tıkanıklık yaşamış bir yazar. Kendisini çok iyi ifade ediyor aslında . Güneş'in kendi kendine konuşmalarını , değerlendirmelerini , etrafa bakış açısını ve çevredeki görünen olayların ötesini ve bu olaylara sebep olanları okurken birden fazla aşk hikayesine de tanık oluyoruz aslında . Kitapta gerçekler var , bu gerçekler de acıtıyor okurken . Acı ve hüzün arasına serpilmiş kısa vadeli mutluluklar var ama çoğunlukla umutsuzluk var.

  Kış Salkımı benim için özel kitaplardan bir tanesi olacak ve yazarın kalemi ile tanıştığım için de çok mutluyum. Kitaptan herkes benim aldığım tadı alabilir mi bilmiyorum o yüzden okumak isteyenlerin önce kitapçıda kitabı incelemesini tavsiye ederim.






Kış Salkımı - Aslı Ilgın Kopuz Kitabın Adı : Kış Salkımı
Yazar : Aslı Ilgın Kopuz
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı : 210


“İşin güzel tarafı yok başhekim. Herkese belli ölçüde izansızlık hakkı var. Hiç olmamış, yaşanmamış gibi bakabilmekle, hatıranın hafızadaki mevcudiyeti silinemiyor. En hakiki delilik boş vermek belki, onu da herkes kolay sanıyor...

İsmi sadece bilim kitaplarıyla doktorların dilinde dolaşan o tek hücre bile uyku güçlüğü çekiyorsa, gamsızlık bedende barınamıyor. Sabıka kaydı, fiziksel suçların çetelesini tutuyor da gözün göremediği yerde açılan yaraların hesabı hiç sorulmuyor. Suç aleti her daim kesici… Ruh hep iç kanama tehdidi altında… Vicdanın azabı iki kadeh sürüyor. Guguk Kuşu aslında acıklı bir aşk filmidir başhekim...

Her şey yıkılırken kaçmayıp orada durdunuz mu hiç? Bir intikamın uzun zamandır beklediğini anladığınızda, elden ne gelir? Bir yerde uzun süredir, sabırla beklemişse eğer, saygı duymak tek çaredir. Kaçmayarak alışırsınız, bir bakmışsınız, içinize tuhaf bir huzur gelmiş ve fakat akıl artık başka telden çalmakta...”
Memleketin yedi diyar, dört ikliminden şehr-i İstanbul'a uçan pervaneler... Kaderleri alevli, alevleri kederli, başları dik, dilleri şen, yaraları her daim açık kadınlar... Önleri arkaları, geçmişleri gelecekleri uçurum... Delilik de ölüm de bir karış ötelerinde... Her ihanetin bir diyeti var. Kıyametin küflü kokusu bu... Ve şehrin tabutuna son çiviyi çakan fareler.
"Kış Salkımı" şiddetli, cüretli ve tavizsiz...
Aslı Ilgın Kopuz'dan sarsıcı bir ilk roman!


                                                            Kozmokitap

8/02/2019

Radde - Barış Çağrı Genç

Ağustos 02, 2019 3 Yorum
 
Radde - Barış Çağrı Genç

  Temmuz ayının ilk okumalarındandı kitap. Fakat bu ay çok fırtınalı geçince okuduklarımı yazmaya ne fırsatım ne de isteğim oldu açıkçası. Bu nedenle geç de olsa sizlerle paylaşıyorum okuduklarımı.

  Barış Çağrı Genç'in okuduğum ikinci kitabı Radde . " İçindeyim " kitabı ile tanıştım yazarın kalemi ile. Aslında Radde yazarın ilk kitabı imiş. Kısa öykülerden oluşuyor kitap. Bendeki 10. yıl özel baskısı . Bu nedenle yazar 10. yıla özel ön sözde kitabın yazılış ve tekrar basıma hazırlanış serüveni yanında kendisinin yazman serüveninden de bahsetmiş. Kitap ilk yayımlandığı zaman içerisinde Cemil Kavukçu'nun öyküleri de yer alırken benin okuduğum baskısında sadece yazarın öyküleri yer almakta.

Kitapta Güneş , Grilenirken Ufuk , Koklanınca Solan Bir Çiçek , Odysseus'un Gözleri , Gri Sokak , Denizin Kolları isimli altı öykü yer almakta. Öykü severler bu öyküleri de okumalılar. Çevremizde gördüğümüz , belki yanından geçtiğimiz ancak fark etmediğimiz. sıradan insanların öyküleri yer alıyor. Sıradan derken öyle basit anlamında kullanmadım. Çevremizde yer alan fakat hayatın koşturmasında fark etmediğimiz , gözümüzden kaçan ancak toplumun her kesiminde yer alan demek istedim.

    Ben her bir öyküyü çok sevsem de Koklanınca Solan Bir Çiçek benim en sevdiğim ve etkilendiğim öykü oldu. Bahçesine topu kaçan çocuklara topu iade etmek için belirlediği kitabı okumalarını şart koşan emekli Türkçe öğretmeni ve çocuklara belirlenen kitabı okumaları için satın alan bir genci ve aralarındaki ilişkiyi anlatıyor öykü . Hayatta böyle insanlarla karşılaşmasam da öykülerde olsun karşılaşmak güzel oluyor.









Radde - Barış Çağrı Genç Kitabın Adı : Radde
Yazar :Barış Çağrı Genç
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :88


“Kitaptaki öyküler, yalnız sergilediği ayrıntıların, getirdiği çağrışımların, önümüze çıkardığı yaşam kesitleri ve insan ilişkilerinin yolculuğu olarak değil, aynı zamanda öykü dünyamızın gelenek zincirine eklenen halkanın ve bu zincire bundan sonra eklenecek yeni halkaların yolculuğu olarak da okunmalı.”

- Kemal Özer-

“Dosyanın ilk öyküsünün ilk cümlesini okuduğumda nasıl bir yolculuğa çıktığımı da anlamıştım. Genç öykücülerin önündeki engellerin en büyüğü birikime dayanmadan yola çıkmaları ve çok aceleci olmaları. Çağrı’nın onlardan biri olmaması rahatlattı beni. Cümle yapısı, sözcük seçimi, ayrıntılarının işlevsel olması, diyaloglardaki doğallık kendi sesine çok yakın olduğunun göstergeleriydi. Birikimli olduğu, öykü üzerine yoğunlaştığı, yazdıklarını dinlendirip farklı süzgeçlerden geçirdiği hemen belli oluyordu. En önemlisi de ilginçlik peşinde koşmayıp kendi öyküsünü aramasıydı. Yazdıklarını doğal ve içten yapan da buydu.”

- Cemil Kavukçu-

Eğilip yerden taş topluyor. Bir, iki, üç… Dördüncüsü kayıp düşüyor elinden. Önemi yok; kalanlar avucunu dolduruyor zaten. Parmaklarının arasındaki taşları birbirine vurmaya başlıyor. Bir ses var artık; kendinin, eşeğin, cırcır böceklerinin dışında bir ses. Yeniden yürüyebilir şimdi; birbirine vuran taşların sesi ağır ağır ilerliyor patikada…


                                                            Kozmokitap

7/06/2019

"Türkiye'den Gitmek: İtalya'ya Uzanan Bir Göç Hikâyesi” Yayımlandı

Temmuz 06, 2019 4 Yorum


Gökhan Kutluer’in yeni kitabı “Türkiye'den Gitmek: İtalya'ya Uzanan Bir Göç Hikâyesi” yayımlandı

  Yaşadığımız günlük koşuşturmacalar içinde, bazen, bir türlü hissedemediğimiz o aidiyet duygusu, hepimizin zaman zaman tadını kaçırmıştır. İç huzursuzluklar, sosyo-kültürel dengesizlikler, temel yaşam haklarına dokunan olaylar ve hepsinin sonunda gelen sonsuz yenilenme arzusu… Bambaşka sabahlarda, bambaşka topraklarda güneşi selamlama isteğiyle içinize dolan; o yeni yerlere ait olma umudu… Her şeyi bırakıp gitme hayalleri… Bunlar kulağa hoş geliyor, ama emin olun ki “gitmek” hiç kolay değil... Hepsi doğup büyüdüğünüz topraklardan yepyeni bir hayata atılma heyecanınızı körükleyen birer sebep olabilir. Ancak önemli olan o zor kararı verebilmektir.

   Bu kararı verenlerden biri olan Gökhan Kutluer, bisiklet öyküleriyle bezediği ilk kitabı “Bulut Fabrikası”ndan sonra, ikinci kitabında da bu kararını verdiği ve uygulamaya koyduğu süreçten tutun, bu sürecin sonuna kadar yaşadığı ve elbette ki yaşamaya da hâlâ devam ettiği her şeyi, tüm detaylarıyla okurlarıyla paylaşıyor. Kimi zaman hayallerinden dem vuruyor; “Pırıl pırıl gecelerde, kayan kaç yıldızın peşine takıldığımı bilmiyorum” diyor, kimi zamansa kaybolduğu anlardan bahsediyor. Okurken yer yer hayatınızdan parçalara da rastlayacağınız “Türkiye’den Gitmek”, hayaller için ısrarcı olmanın yaşattığı zorluklar kadar, onları bir bir gerçekleştirmenin yaşattığı zafer duygusuna da değiniyor.

“Peki, ya ben de gitmek istersem, başımı alıp başka diyarlara…” diye iç geçireceğinizi tahmin eden Kutluer, kitabının ikinci bölümünde, göçmenlik üzerine tecrübelerini bir yol haritası şeklinde okurlara sunuyor. Bu haritayı takip ederken yalnız olmadığınızdan emin olmanız için, o dönemlerde yazmaya devam ettiği günlüklerinin en özel kısımlarını da okurlarıyla paylaşıyor.

Gökhan Kutluer, Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan “Türkiye’den Gitmek” isimli ikinci kitabında, göç etmeyi kafasına koymuş herkes için, doğup büyüdüğü ülkesinden, yabancısı olduğu bambaşka bir kültür ve coğrafyaya uzanan, her satırında yaşanmışlık barındıran, buram buram tecrübe ve duygu yüklü bir göç hikâyesini okurlarıyla buluşturuyor. Özel bir yol arkadaşı bu kitap. Deneyimlerle oluşan, yanınıza bulunması gereken bir kılavuz.

Türkiye’den Gitmek, Gökhan Kutluer, Yitik Ülke Yayınları, Gezi-Anı, 246 sf, 28 TL


Yazarın diğer kitabı "Bulut Fabrikası " tanıtım yazısına buradan bakabilirsiniz. 




                                                            Kozmokitap

4/08/2019

Fürya ile Arp - Tülay Güzeler

Nisan 08, 2019 3 Yorum
Fürya ile Arp


   Radyoloji Uzmanı  olan Tülay Güzeller ile Eskişehir kitap fuarında tanışmıştım. Yazarın Fürya ile Arp ve Çirkin Sesler Korosu kitaplarını aldık fuardan . Çirkin Sesler Korosu benim adıma , Fürya ile Arp da kızımın adına imzalı olarak .   Yazarla tanışma kitabı olarak ilk önce Furya ile Arp'ı okumayı tercih ettim.


Kitap sosyal bilim kurgu  türünde. Şimdi sosyal bilim kurgu nedir diyenler için önce bu konuyu açıklamak istiyorum."Sosyal bilim kurgu" terimi psikoloji, ekonomi, politik bilimler, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimleri esas alan çalışmaları tanımlamak için kullanılabilir.Terim öncelikli olarak karakterler ve duygular üzerine odaklanan hikâyeleri tanımlar.Bilim kurgunun bir alt türü olan Sosyal Bilim Kurgunun ana teması antropolojidir. İleri veya geri zamanda teknoloji, savaş ve romantizm gibi kavramlardan daha çok toplumsal bilim (sosyoloji) üzerine yoğunlaşır, bireyi, iktidarı ve yaşamı sorgular. Ursula LeGuin sosyal bilim kurguyu “mekanik veya fiziksel teknolojik gelişimden öte, bilimin insan ilişkileri üzerine etkilerini, sosyal evrimleşmeyi, değişimi kapsayan vesveseli bir kurgu” olarak tanımlamaktadır.( Kaynak : wikizero)

Kitabı iki bölümde inceleyebiliriz. İlk bölümde Fürya ile Arp'ı tanıyor ve onların hikayesini okuyoruz. İkinci kısımda ise anlatıcı ile tanışıyoruz ve bize olayları , masalcıyı ve yazarı anlatıyor diyebiliriz aynı zamanda da eleştiriyor.

Fürya ile Alp aynı kasabanın çocukları . Farklı ailelerden geliyorlar ve ailelerinin onlara verdikleri değerler de bambaşka. İkisinin tek ortak yanı nüfustaki görevlinin isimlerini yanlış yazması. Aslında bu benim de onlarla ortak yanım. Ben de yıllarca bu yanlışın zorluklarını çektim durdum. Bu yaştan sonra git düzelt diyorlar ki bu yaşa kadar bu isimle yaşadım bu zamanda sonra değiştirmek istemiyorum ben de . Küçük çocukken ailem düzeltseydi şimdi diplomalarımda, banka hesaplarımda ve çocuklarımın nüfusunde farklı yazacaktı. Yanlışlık iki harfin yer değiştirmesi aslında ancak bilgi işlem sırasında bana büyük zorluklar yaşatıyor. Bu iki çocukta bir nevi kendimi gördüm.

Ailesi tarafından yeterli ilgi ve sevgiyi alamayan Fürya hep son plana itilmiş , kendi başının çaresine bakmaya alışmıştır. Büyük abisi kendisi ile ilgilenen tek kişidir. O da savaşa çağırılır ve savaştan dönemez maalesef . Bu acı Fürya'yı yıpratır ve hayatı sorgulamasına neden olur. Neden bir başkası için savaşmak üzere abisi gitmiştir ve ailesi buna ses çıkarmamıştır. İnsanların tepkisini anlamayan Fürya evi terk eder. Kasabadan çıkarken bahçesi ile uğraşan Arp'ı görür. Onunla biraz konuşunca ondan etkilenen Arp da onunla gitmeye karar verir. Ailelerine haber vermeden yola çıkan bu iki gencin maceralarını okuyoruz kitapta. Gittikleri kasabaları , gördüklerini , yaşadıklarını ve hayatı sorgulama biçimlerini görüyoruz. Yetkili olarak gördükleri makamlara sordukları sorular da cevapsız kalır. Cevap vermek yerine onları susturma yoluna giderler.


 Farklı bir kitaptı Fürya ile Alp . Masalsı bir havası vardı. Zaten Fürya ile Arp'ın maceralarını da yıllarca kasabalarda masalcılar anlatmış ve halk tarafından da dilden dile dolaşmışlığı kitaptaki anlatıcı tarafından belirtilmektedir. . Sonuç olarak mı ister masal deyin ister gerçek Fürya ile Arp büyük bir cesaret örneğidir.










Fürya ile Arp - Tülay Güzeller
Kitabın Adı :Fürya ile Arp
Yazar :Tülay Güzeller
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı : 154


“Çirkin Sesler Korosu” adlı bilim kurgu romanıyla dikkatleri üzerine çeken Tülay Güzeler'den yeni bir sosyal bilim kurgu eseri “Fürya ile Arp”.

“Çocukları kapısı olmayan bir odaya çatıdan sarkıtıyorsun, duvarın çatı ile birleştiği yerlere, havalanmayı anca sağlayacak ama ordan çıkış umudunu asla vermeyecek büyüklükte delikler açıyorsun, üstüne görkemli çatıyı oturtuyorsun. O çocuklar kapısızlığın kader olduğunu düşünüyor. Kader bile değil... Neden biliyor musun, çünkü hiç kapı görmemişler. Oysa dışarıda bir hayat var; ormanlar, dereler, akarsular, çağlayanlar... uçurumlar, çıkılamaz sanılan zirveler, karanlıkta kendini ele veren yıldızlar... Söyle bana, dört duvar nedir ki?

Ve sen Fürya, kimselerin hiç görmediği o kapıyı icat ettin öyle mi?

İcat etmedim Arp, bunu yapacak gücüm yok, ben duvarlardan birinde bir oyuk hayal ettim. Annem olacak kadın, sende delilik gücü var, derdi; ki ben buna hayal gücü demesini tercih ederdim.


                                                            Kozmokitap

2/01/2019

Yitik Ülke Tv - Yitik Ülke Yayınları You Tube Kanalı Açıldı

Şubat 01, 2019 5 Yorum
Yitik Ülke TV

  Merhaba arkadaşlar . Kitaplarını severek okuduğum Yitik Ülke Yayınları yeni bir atılım daha yaptı . "Yitik Ülke Tv " adı ile You Tube kanalı açtı . Bu kanala odaklanarak her gün yeni bir video ekliyorlar. Artık paylaşımlarını , çekilişlerini ve kültür -sanat üzerine olan söyleşilerini bu kanal üzerinden takip edeceğiz. Yeni projelerini sabırsızlıkla bekliyorum .

Siz de You Tube kanallarına abone olarak onları destekleyebilir ve etkinliklerinden , paylaşımlarından haberdar olabilirsiniz.

Abone olmak ya da kanalı incelemek isteyenler için linki bırakıyorum :

                        https://www.youtube.com/YitikulkeTV




                                                            Kozmokitap

1/26/2019

Adem Ademoğlu'nun Tek Muzaffer Günü - Gökçe İspi Turan

Ocak 26, 2019 4 Yorum
Adem Ademoğlu'nun Tek Muzaffer Günü

 
    Adem Ademoğlu'nun Tek Muzaffer Günü , Gökçe İspi Turan'ın kalemi ile tanışma kitabın oldu. İnce olmasından dolayı hızlıca bitirilen ve farklı bir tür olmasından dolayı da hayranlığımı kazanan bir kitap. Farklı kitapları okumak kendimi iyi hissettiriyor.  Sıradanlıktan sıkıldığım bir anda bu tarz kitaplar iyi geliyor .

Bir gazete haberi ile başlıyor kitap. Bu haberde yer alan olaya kadar yaşananları okuyoruz kitapta.

Adem farklı bir insandır. Farklı olmasının nedeni akşam yatarken sabah hangi yaşta uyanmak isterse o yaşta uyanmaktadır , ister geçmiş ister gelecek . Bir çeşit zamanda yolculuk ... Olacak olayları görse de bunları müdahale edip değiştirememektedir. Geçmişindeki acı olaya ne kadar müdahale etmek istese de edememiş , yaşadığı tecrübeyi paylaşsa da kimseyi inandıramamıştır. Deli damgası yememek için de bir daha bu olaydan kimseye bahsetmez ve kendi gibi olanların olup olmadığını da bilmemektedir.

Adem Ademoğlu'nun Tek Muzaffer Günü

Bir apartmanda geçici yönetici olarak çalışan Adem'in hayatı apartmana tanışan Serra ile değişir. Aşık olmuştur Serra'ya  . Fakat Serra evlidir ve bir de çocuğu vardır. Aile hayatı ise tam bir kabustur...

Kısa kısa bölümlerden oluşan kitapta her karakterin bakış açısıyla yazılan bölümlerle zenginleştirilmiş. Fantastik , polisiye , dram bu kitapta bir araya getirilmiş.





Adem Ademoğlu'nun Tek Muzaffer Günü
Kitabın Adı :Adem Ademoğlu'nun Tek Muzaffer Günü
Yazar :Gökçe İspi Turan
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :99


Geçmiş ya da gelecek olması hiç fark etmez, istediği zaman dilimlerine uyanabilme yeteneği olan bir adam şu hayatta neler yapamaz, değil mi! Âdem Âdemoğlu, Serra gibi sert bir duvara çarpınca anladı sıradan dünyasının sınırlarını. Aşkı, nefreti, şiddeti, şefkati… Onunla keşfetti en muzaffer anını, kurtuluşunu. Oysa kendi kendine de öğrenebilirdi bunları. İstediği yaza, istediği kışa, isterse çocukluğuna, hatta kendi nihayetine gidebilecek bir adam, hayatın tüm sırlarına birkaç saatlik bir uyku sayesinde ulaşabilecekken, bu sırlara ulaşmayı neden istemez? Bunun cevabını bir tek Âdem bilebilir. Gökçe İspi Turan ilk romanı "Arabada Kim Var"dan sonra bir başka polisiyeyle, bu kez Yitik Ülke etiketliyle, okurlarının karşısında. "Âdem Âdemoğlu'nun Tek Muzaffer Günü", heyecanı, koşturmacayı, gizemi ve pek tabii ki polisiye severleri sayfalarına bekliyor...


                                                            Kozmokitap

12/28/2018

Aslında Maviydi Terk Eden - Çimen Erengezgin || Kitap Yorumu

Aralık 28, 2018 3 Yorum
Aslında Maviydi Terk Eden  - Çimen Erengezgin

  İnstagram sayesinde tanıdığım yazar Çimen Erengezgin 'in daha önce çıkan üç kitabını okumuştum . Kişisel gelişim tarzında ve kısa öykülerden oluşan kitaplarını hızla bitirmiş ve Vay Başına Yoga Gelenleri başucu kitabı yapmıştım. Uzak olduğu halde ve tanışıp yüz yüze gelmeden bir insan sevilebilir mi demeyin ben Çimen Hanım'ı görmeden sevmiştim. Onun o pozitifliği ve ışıltısı fotolardan dışarıya yansıyor adeta. Bu sene Eskişehir'de ilk defa düzenlenen Tüyap Kitap Fuarında kendisi ile yüz yüze tanışma fırsatı buldum ve biraz da sohbet ettik. Fotolardan daha fazla ışıltıya sahip birisi . Siz de fuarlarda gidip tanışın ve sohbet edin derim. Hazır kendisini yakalamışken son kitabını da imzalattım . Benden mutlusu yok şu anda :))))

Aslında Maviydi Terk Eden  - Çimen Erengezgin


Çimen Erengezgin'in dördüncü kitabı Aslında Maviydi Terk Eden aynı zamanda da ilk romanı. Yazar her yazdığı kitapta kendini daha da geliştiriyor. Hızla okunan roman çok da başarılı bana göre.

Toplumsal değil aslında tüm Dünyanın ortak bir sorununa değiniyor Çimen Erengezgin kitabında : Kadına şiddet ... Şiddet deyince aklınıza sadece fiziksel şiddet gelmesin psikolojik olarak da şiddet bir insanı yıkmaya yeter . Kitapta rahatsız edici boyutlarda şiddet görüntüleri resmetmeyen yazar bu şiddetin nelere neden olduğunu ve ne kadar yıkıcı olduğunu gözler önüne seriyor.

 Konuya geçmeden önce kitabın türünden bahsetmek istiyorum. Aslında Maviydi Terk Eden  , fantastik distopya türünde bir kitap. 2030 lu yıllarda geçiyor. Kadına karşı yapılan şiddet ve dışlamanın fantastik dünyada nelere sebep olabileceğini anlatmış yazar. Distopya olarak görünse de aslında çoğu olay aslında yaşanan ya da yaşanabileceklerden oluşuyor.

Bu kadar hassas bir konuyu yazar naif bir biçimde ele alıyor. Baş karakterin ressam olması da naifliği ön plana çıkarıyor . Renkler , sevgi ,insan ve doğa iç içe kitapta.

Kadınlara doğum sonrası üç yıl ücretsiz izin veriliyor önceleri. Bu olay kadınları olduğu kadar erkekleri de memnun ediyor. Fakat daha sonra işten tamamen çıkarmaya varıyor iş . Sonra sokağa yalnız çıkmama derken telefon bile kullanamamaya kadar uzanıyor mesele. Çoğu evde de şiddet baş gösteriyor. Çıkış yolu bulamayan kadınlar önce depresyona giriyor sonra ise intiharlar başlıyor...

Zeynep bir ressam . Murat ile birbirlerini çok sevip evleniyorlar. Her şey çok güzel giderken dünya birden altüst oluyor. Zeynep uğraşıyor didiniyor fakat elinden bir şey gelmiyor . Bir şey yapamayınca gittikçe içine kapanıyor. Çok sevdiği kocasını bile görmek istemiyor , neticede o da bir erkek.

Murat eşini deli gidi seviyor. Evrensel bir delilik olarak görülebilecek bir duruma o da şaşırıyor. O diğer çoğunluktan farklı olarak karısını çok seviyor. Onu korumak istiyor her şeyden . Karısının günden güne uzaklaşıp içine kapanması ise onu çok üzüyor... Elinden bir şey gelir mi dersiniz???

Bir taraftan şiddet olayları artarken diğer tarafta buna karşı bir şey yapmaya çalışan insanlar... Eve kapatılıp hiç bir şey yapamayan kadınlar ... Akla eski dönemlerde ikinci sınıf olarak görülen kadınlar ve onlara yapılanları getiriyor ki kitapta da adı geçen Virginia Woolf'un Kendine Ait Bir Oda kitabı en güzel örnek.

Aslında bütün olayları anlatmak istedim size de bence kendiniz okuyun ve yaşayın birebir yaşananları...
Yazılanlar beni çok etkiledi. Ortada benzer çok son ve maalesef bu konuda kanunlar bazen yetersiz ya da geç kalıyor.

Kitabı okumaya başlarsanız siz de hak vereceksiniz kitap akıp gidiyor. Hele sonu ... Sanki kitabın devamı gelecekmiş gibi hissettim ben . Çünkü sonu öyle bie şekilde bitiyor ki siz de tamamlayabilirsiniz ya da yazar yeni bir kitap ile devamını getirebilir.

  Umarım kitap hakkında sizlere fikir verebildim.




Kitabın Adı :Aslında Maviydi Terk Eden
Yazar :Çimen Erengezgin
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :224


“Gezginname”, “Yeşil Bisikletli Kız”, “Vay Başına Yoga Gelenler” adlı çok sevilen kitapların yazarı Çimen Erengezgin'den sürükleyici ve düşündürücü bir ilk roman “Aslında Maviydi Terk Eden”.

Kadın…

Şiddetin içinde sapasağlam ayakta kalabilir mi?

Cehennemin içinden geçip cennetine ulaşabilir mi?

Aşk, sonsuz kötülüğün içinde, yeşerebilecek kadar güçlü bir filiz olabilir mi?

Renkler varlıklarını siyaha dönüştürebilecek kadar küskün olabilir mi?

Kötülük, iyiliğin doğumuna müsaade eder mi?

Kadın…

Tüm hakları elinden alındığında, kurtuluşu mavi bir kafeste yaşamak mı yoksa?..

“...ve bir sabah uyandıklarında, kadınları yanlarında değildi. Kızlarına seslendiler sonra, annelerini aradılar, komşu teyzenin kapısını çaldılar… Cevap verenleri olmadı. Yoklardı…”


Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

Gezginname 

Yeşil Bisikletli Kız 

Vay Başıma Yoga Gelenler 



                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.