2/28/2017

Paranoya - John Rector || Kitap Yorumu

Şubat 28, 2017 4 Yorum
Kozmokitap


    Bir süredir Kitap Dostum android uygulaması ile kitap takası yapıyorumç Takas kitap için seçim yaparken Paranoya dikkatimi çekti. Gerilim kitaplarında beyaz kapak olunca bana albenisi daha fazla geliyor. 2016 basımı görünce kitabı da tamam bu kitap daha yeni , temizdir diye düşünerek takas yapmıştım. Bana gelen kitap 2011 basımı ve kapak kenarları bantlanmıştı. Açıkçası böyle gelince kızdım. Kitabı bitirdiğime göre  geri gönderip farklı kitap isteyeceğim. Ben kitabı kitaplığımda bulundurmaya niyetlenmiştim, bu nedenle biraz hüsran yaşadım....

  Kitap kapağının kenarları zarar görmesin diye bantlanmıştı muhtemelen ve kitapta da problem yoktu. Fakat benim istekte bulunduğum kitap ile bunun basım yılı da farklı gelince isteksizlik oldu bende....

 Kitabın konusu ve yazarın anlatım tarzına gelirsem yazarın tarzını basit buldum. Okuyucuyu yormayan çerez
türü kitaplardandı. Okurken beyninizi yormanız gerekmiyor. Size bir şey katmadığı gibi bir şey de kaybetmiyorsunuz...

Kitabın kahramanı tarafından birinci tekil şahıs ile yazıldığı için kitap daha samimi geliyor. Konu ise biraz yavaş ilerliyor. Çok fazla aksiyon beklemeyin kitaptan. Ayrıca gerilim de yok kitapta. Şahsen ben gerilmedim.)))

   Kızının ölümünden sonra ilaçlarını bırakan bir adam olan Dexter, dengesiz hareketleri yüzünden karısı tarafından da terk edilir. İlaçlarını almadığı zaman kendinden geçen ve hiçbir şey hatırlamayan Dexter bahçesinde ceset bulunca ne yapacağını bilemez ve katili kendisi aramaya karar verir. ...

  Görsel ve işitsel sanrıları olan bir adam ne kadar doğru karar verecektir ve katil kimdir? Gördüğü sanrı da öldürülen kız olunca ceset Dexter için daha da önemli hale gelecektir.

   Hızla okunan , ilginç bir kitap oldu benim için . Kitabın ismi konuya uygun değil bana göre. Paranoya ismini okuyunca daha farklı bir gidişat beklemiştim. O yönden hayal kırıklığı oldu.... Orijinal ismi kitaba daha uygun




Kozmokitap



Kitabın Adı :Paranoya
Yazar :John Rector
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Orjinal adı :The Grove
Çevirmen :Barış Satılmış
Sayfa Sayısı :287


İyileşmiş eski bir hükümlü cinayet işlediğinden kuşkulanırsa ne olur?
   John Rector'un karanlık ve büyüleyici psikolojik gerilim romanı Paranoya'da, Çiftçi Dexter McCray hem şüpheli hem dedektif oluyor. Sorunlu geçmişinden kaçmaya çalışan bu adam, evi terkeden karısını ölümle tehdit ettiğinin ertesi günü mısır tarlasının yanındaki kavak korusunda genç bir kızın cesedini bulur. Masumiyetini kanıtlama umuduyla gerçeği tek başına aramaya çıkar. Şimdi, ailesinden ve arkadaşlarından ayrı ve cinayet sırasında nerede olduğunu kanıtlayacak bir mazeretten yoksunken dağılmış bir hayatın parçalarını toplamasında ona yardım edebilecek tek bir kişi vardır: Ölü kızın kendisi…
  Rector, hikâyenin ve 'Katil kim?' tarzının karmaşıklığını anlamış, okuyucularını hem akılda kalıcı hem de huzursuz edici bir yolculuğa çıkarıyor...

                                                            Kozmokitap

Murakami'nin Kedisi - Aylin Oflaz || Kitap Yorumu

Şubat 28, 2017 2 Yorum
Kozmokitap


   Kitap yurdunun  her hafta yaptığı ilk 100 kitap 5 tl kampanyalarına bayılıyorum. Bu harika kitabı da bu kampanya ile 5 tl ye aldım. Bu hafta farklı bir kitabı daha sipariş verdim bakalım. Onu da çok merak ediyorum.

  Murakami sevdiğim bir yazardır ,şimdiye kadar üç kitabını okudum. En sevdiğim kitabı da Murakami'nin Kedisi'nde de adı geçen Sahildeki Kafka İdi. Kendine has bir tarzı olan yazar bir çok kişi tarafından da çok sevilmektedir.

Kozmokitap

   Murakamin Kedisi iki saatte bitti. Ben da hayret ettim. Kitaba başladım ve bitirmeden bırakamadım. Kitaba başladığınız zaman kelimeler uçuşmaya, etrafınızda dans etmeye başlıyor ve siz de bu büyüye kapılarak kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Aylin Oflaz harika bir iş başarmış ; eğlenceli , komik ve hızla okunan bir kitap yazmış .

  Lal karakteri ilginç ve biraz da bana göre çatlak bir karakter. Böyle olunca da daha sevimli olmuş .En sevdiği yazar 'Murakami ' yüzünden eşi ile tartışan Lal , eşini terk ederek arkadaşının evine gider. Arkadaşı yurt dışındadır , ev ile Lal ilgilenmektedir. Murakami 'nın İstanbul'da olduğunu öğrenen Lal , kaldığı otele gider . Bu macerası Murakami 'nın kedisini çalması ile sonuçlanır ve sonrasında ise.... İşte eğlence de bundan sonra başlar. ...

kozmokitap


 Birbirinden tuhaf ve komik karakteri bir araya getiren kitapta yok yok... Bu kadar ince bir kitaba bu kadar olay nasıl sığdı diyorsanız kitabı okumanız gerekir.Keyifli ve yormayan bir kitap arıyorsanız Murakami'nin Kedisi tam size göre ;)  Tavsiyemdir ...





KozmokitapKitabın Adı :Murakami'nin Kedisi
Yazar :Aylin Oflaz
Yayınevi :Doğan Kitap
Sayfa Sayısı :144


Murakami’nin Kedisi, Beyoğlu’ndan Prag’a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.

O an kendime geldim, resmen ve fiilen Murakami’nin pek mühim kedisini çalmış bulunuyordum. Oh olsun! İçimi bir huşu kapladı, bir kedi çaldığım için kendimi böylesine iyi hissedeceğim hayatta aklıma gelmezdi.

Senaryo yazarı Lal, eşi Umut’a öfkelenip ardına bakmadan evi terk etti. Kendini

Beyoğlu’nda, St. Antoine Kilisesi apartmanlarında buldu. Çok sevdiği yazar Haruki Murakami’nin Pera Palas’ta yapılacak bir panel için İstanbul’da olduğunu öğrenince kulaklarına inanamadı. Otele geldiğinde kapıda bir kargaşa vardı, biricik Murakami ise suratını asmış, lobide öylece oturuyordu. Edebiyat devinin kedisi yer yarılmış, içine girmişti!

Murakami’nin Kedisi, Beyoğlu’ndan Prag’a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.


                                                            Kozmokitap

2/25/2017

Ölüm Çiçekleri - Julia Heaberlin || Kitap Yorumu

Şubat 25, 2017 4 Yorum
kozmokitap

"Sürükleyici bir karakter incelemesi ve psikolojik gerilimin derinliklerine dalmak isteyen okurlar için iyi bir tercih ."  - Booklist- 
    Ne kadar tüm kitapları okumayı  sevsem de  gerilim kitapları bambaşka oluyor. Okurken her an ne olabilir diye pür dikkat kesilirken beynim farklı çalışmaya başlıyor. Bir tür beyin jimnastiği de diyebilirsiniz. Her ne kadar bu kitaplar kurgu olsa da bu tarzı okumaya başladıktan sonra normal hayatta da etrafıma daha dikkatli bakmaya başladım. Dikkatim ve duyularım daha keskinleşti diyebiliriz. Bir yönden bu daha iyi çünkü daha dikkatli hale geliyoruz. Kötü olan  tarafı da hayatı toz pembe görmekten vazgeçmiş oluyoruz.

   Koridor yayınlarının yeni gözdesi Ölüm Çiçekleri de daha çıkar çıkmaz dikkatimi çekti. Zaten Koridor'un gerilim kitaplarını seviyorum. Kapak fon rengini de beyaz yapmalarına bayılıyorum ki bu da kitaplarına müptela olmamda rolü büyük sanırım.

kozmokitap


  Kitabın özgün adı Black-Eyed Susans. Bu bir çiçek ismi. Bizdeki karşılığı da Güneş Şapkası Çiçekleri. Kİtap boyunca çiçeklerin ismi bu şekilde geçiyor. Çiçeklerin orta kısınları koyu ve yuvarlak olunca ismine Black-eyed susans demişler. Bu çiçeğe aynı zamanda Rudbekya da deniliyor.

  Her bölüm bir bulmacanın parçası gibi ilerleyen , okuyucunun çözüme adım adım yaklaştığı bir gerilim romanı. 
   Çoğu gerilim ya da polisiye kitaplarda sonucu hemen tahmin etmeye başladım . Bunun sebepi sanırım bu tarz kitapları çok okumam ve artık yazarların ne düşündüğünü anlayabiliyorum. Bazen bu tahminden sonra okumak sıkıcı olsa da bazı kitaplarda kurgu o kadar güzel oluyor ki " önemli olan sonuç değil yolun kendisidir " deyip zevkle okumaya devam ediyorum .Ölüm Çiçekleri'nde ise hiçbir tahmin yapamadım. Aynı kapakta belirtildiği gibi bir bulmaca gibi ilerliyor kitap. Yazar neredeyse hiç ipucu vermiyor son ana kadar. Böyle olunca tahmin de edilmiyor ve sonuç ne olacak merakı kitabı okutturuyor.

     Polisiye kitaplardaki gibi bir hareketlilik ve tavan yapmış bir heyecan yok kitapta. Psikolojik gerilim olduğu için daha sakin ilerliyor.

"Resimlerim aradığınız sihirli mermi değil ," dedim aniden. " Umutlarınızı elinde bir resim fırçası olan öfkeli bir kıza bağlamayın."
kozmokitap

   İki farklı zamanda anlatılıyor kitap. Tessa onaltı yaşındayken kaçırılmış ve bir tarlaya ölü bir kız ve yine cinayete kurban giden diğer iki kızın kemikleri ile birlikte atılmıştır. Bulunduğunda kalbi o kadar yavaş atıyordur ki onu da ölü zannederler. Tessa'nın bulunduktan sonraki toparlanma süreci ve psikolojik desteği anlatılıyor bölümlerden birisinde. Diğerinde ise Tessa bir çocuk annesi bir kadındır. Aradan uzun yıllar geçmiştir ve Tessa hala geçmişinin o karanlık bölümünü hatırlayamamaktadır. Cinayetlerden yakalanıp hapse atılan kişi yakında idam edilecektir. Bu idamı önlemeye çalışan ve bu kişinin suçsuz olduğunu savunan avukatlar ile birlikte çalışmaktadır Tessa. Çünkü kendisinin de şüpheleri vardır ve yanlış kişinin tutaklandığını düşünmektedir.

"..... Ölüm cezasıyla ilgili daha sert bir duruş da ne demek ? Adamı öldürüyoruz zaten. Ölüm cezasına karşı nasıl daha sert bir duruş sergileyebilirsin ki? Adamı önce gıdıklayacak mısın? Üstüne kaşıntı tozu mu serpeceksin? Elektrikli sandalyeye bir raptiye mi koyacaksın ?" 

   Gerçek suçlunun arama çalışmalarının yanında Tessa'nın en büyük isteği Güneş Çiçeği Kızları olarak anılan diğer kurbanların kimliklerinin tespit edilmesidir.

"Anılar gübre gibi değildir," demişti doktor beni masasına götürürken. Çürümezler. 

Ağır ağır olayları çözmeye çalışan Tessa ile birlikte - neredeyse sıfır ipucuyla - sırları ve karanlık noktaları aydınlatmaya çalışıyoruz kitapta.

                 Sadece özgür olmayı istemiştim. Kelebekler de özgürdü. 

  Farklı bir tarzı olan yazarın anlatım tarzını, sadeliğini sevdim. İpucu vermemiş olması da güzeldi çünkü farklılık yarattı benim için. Çeviri de güzeldi. Psikolojik gerilim sevenler bu kitabı kaçırmayın derim.....




kozmokitap

Kitabın Adı : Ölüm Çiçekleri
Yazar :Julia Heaberlin
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı :Black-Eyed Susans
Çevirmen :Belgin Selen Haktanır
Sayfa Sayısı :424
Kitabın Türü : Psikolojik gerilim
Etiket Fiyatı:  22 TL
Çıkış Tarihi: 13.02.2017


Her bölüm bir bulmacanın parçası gibi ilerleyen, okuyucunun çözüme adım adım yaklaştığı bir gerilim romanı. 

On yedi yaşındaki Tessa, medyanın ona yakıştırdığı isimle “Güneş Şapkası Çiçeği”, azılı bir seri katilin elinden kurtulan tek kişidir. Polise verdiği ifadeyle katilin parmaklıklar ardına gönderilmesine yardımcı olmuştur – en azından o öyle düşünüyordur. Cesetlerle geçirdiği ve hafızasının silindiği travmatik otuz iki saatin ardından terapiye başlar.
   Şimdi, yirmi yıl sonra, yatak odası penceresinin önündeki toprağa ekilmiş olan güneş şapkası çiçekleri, hapishanede olması gereken katilden gelen bir mesaj gibi durmaktadır.
   Tessa, hapisteki kişinin gerçek katil olmayabileceği gerçeğini itiraf etmeye artık hazırdır. Hafızasındaki boşluklardan gerçek katilin izini süren Tessa’nın bu cinayet bilmecesini çözmekten başka şansı yoktur.
 “Psikolojik gerilimin derinliklerine dalmak isteyen okurlar için başarılı bir tercih ve sürükleyici bir karakter incelemesi.”     – Booklist


                                                            Kozmokitap

2/22/2017

Albino Yayın Balığının Gözleri - Necmi Gürsakal || Kitap Yorumu

Şubat 22, 2017 1 Yorum
 
Kozmokitap

  1950 doğumlu, Ekonomi Profesörü, akademisyen ve roman yazarı olan Necmi Gürsakal'ın okuduğum ilk kitabı Albino Yayın Balığının Gözler. Kitabı bana hediye geldi ve yazarı hakkında hiç bilgim yoktu . İtiraf etmeliyim ki yazarın ilk kitabı olarak düşünmüştüm.  Araştırdığım zaman yazarın farklı kitapları da olduğunu gördüm ve daha önce hiç denk gelmemiş olmama şaşırdım.

   1260 ve 2014 yılları arasında geçen Bizans'tan Osmanlı'ya , oradan da Türkiye Cumhuriye'tine uzanan bir macera anlatılıyor kitapta. Bu dönemler arasında gezinen kitap dört bölümden oluşuyor. Kitapta bütün bölümler arasındaki bağlantı noktası İznik. İznik'i çok sevdiğim için kitap bana çok keyifli geldi. uzun süredir İznik'i ziyaret edemedim bu nedenle özlemimi biraz olsun kitapla giderdim.

Kozmokitap


 İlk bölüm 1260 yılında başlıyor ve Yorgo'nun cephesinde olanları , Bizans zamanını okuyoruz. İkinci bölüm Osmanlı zamanında Eyyamzade Hasan Çelebi 'nin ağzından olaylar anlatılıyor. Üçüncü bölümde Madam Brotte'nin oteline gelen bir gazetecinin mektuplarından olaylara göz atıyoruz.  Sonuncu bölümde ise 2014 yılında tarih doktorası yapan Rüzgar ile kitaba son nokta koyuluyor.

 Bu farklı zamanlara yayılan kitabın konusu nedir ki bu kadar uzun bir zaman dilimine yayılmış diye sorarsanız hemen söylüyorum: Bizans döneminde İznik'te görev yapan Yorgo , osmanlı tehdidinden dolayı oradaki değerli eşyaları sandıklara koyup Konstaninopolis'e gönderir. Fakat sandıklar gitmesi gereken yere gitmez ve bu sandıklar bir mağaraya saklanır. İşte bütün bu zaman dilimi boyunca karşımız çıkan ve aranan bu sandıklar ve içindeki değerli eşyalardır. Ortak bir nokta daha var ki bu kitaba ismini de vermiştir: Albino Yayın Balığı Bu balık İznik gölünde yaşamaktadır.

    Kitabın birinci bölümünü okurken sıkıldığımı itiraf ediyorum. Çok fazla isim ve tarih vardı. Sanki tarih kitabı okuyorum da aralara kısa hikayeler serpiştirilmiş gibi hissettim. Birinci bölümü bitirdikten sonra diğer bölümler daha akıcı geldi bana. Dediğim gibi İznik'in adı geçmemiş olsa belki birinci bölümde daha sonra okumak üzere kitabı yarım bırakabilirdim.....





KozmokitapKitabın Adı :Albino Yayın Balığının Gözleri
Yazar :Necmi Gürsakal
Yayınevi : Dora Yayınları
Sayfa Sayısı :148


Neden insanlar mağaralara ilgi duyarlar? Neden mağaraya girmek isterler? İçimizdeki vahşi, derin, uçurumlu yanın bir çağrısı mıdır yoksa bu? Klastrofobiden korkmadığımızı haykırmak için mi, adrenalin tutkusundan mı? Karanlığın içinden, aniden önümüze fırlayacak hayvanlardan korkmadığımızı anlatmak için mi? Yoksa ilk insandan bu yana aktarıla aktarıla gelen ve hâlâ beyinlerimizin en derininde saklanan korku dolu anılar olduğu için mi? "Girmekten korktuğun mağara, peşinde olduğun hazineyi saklıyor" diyor Joseph Campbell. Bunu da Internet'te buldum.




                                                            Kozmokitap

2/21/2017

Paravan - Tim Weaver || Kitap Yorumu

Şubat 21, 2017 4 Yorum
kozmokitap

 
                                              ya ölüm bir son değilse? 

   İsmini çok duyduğum bir yazardı Tim Weawer. Polisiye kitapları çok sevdiğim için kitaplarını   merak etmiştim. Farklı bir kitap aramak için kitapçıya gidince şans eseri elime Paravan denk geldi ve kitabı hemen aldım. Yazarın ilk kitabının Paravan olduğunu bilmiyordum. Aynı zamanda kitap David Raker serisinin de ilk kitabı. Bilmeden doğru kitabı alıp okumaya başladım:))) Merak edenler için belirteyim David Raker serisinin yedi kitabı var şu anda....

  David Raker bir gazeteci. Eşini kanser yüzünden yakın zamanda kaybetmiş ve henüz kendisini toparlayamamıştır. Çok sevdiği karısının arkasından normal hayata uyum sağlamak çok zordur. O günden bu yana yatak odasında bile yatamamaktadır. Psikolojisi kötü durumdadır.

   Eşi ölmeden önce kayıp çocukların bulunmasına yardım eden David tekrar çalışmaya başlamakta zorlanmaktadır. Gazetecilik bağlantıları kullanarak bir tür gayri resmi dedektiflik yapmıştır ve bu işte de başarılıdır.

   Bir gün kapısını komşusu Mary çalar. Bir yıl önce araba kazasında yanarak ölen oğlu Alex'in aslında ölmediğini düşünmektedir. Çünkü oğlunu görmüştür. Oğlunu bulması için David'ten yardım ister. David bu işe şüphe ile yaklaşsa da araştırmaya başladıktan sonra işler umduğundan daha karışık bir hale gelir. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve bu işlerinin arkasında ummadığı insanlar vardır.....

kozmokitap

   Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılıydı. Bu sıraları bir çok yazarın ilk kitabını okudum ve gerçekten başarılıydılar. Bir iki ufak aksaklığı saymıyorum. Sonuçta profesyonel okuyucu olunca bazı hataları daha rahat fark ediliyor:))))

   Anlatım tarzı ve dili sade yazarın. Konuyu işleyişi de merak yandırıcı. Bazı bölümlerde çok fazla aksiyon olmasa da ne olacak  merakı kitabı okutuyor ve kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz.

David Raker'ı ve Tim Weawer'ın ona verdiği karakteri sevdim. Devam kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Kİtapta tek sevmediğim olay kötü karakterlerin ikide bir David'in ölmüş olan karısından bahsetmeleriydi. Kayıb kişiyi  araştırmasını hep karısının geri dönme umuduna bağlayıp sürekli bunu tekrar etmelerini sevmedim. Çünkü bu kadarı fazla oldu. Bunu dışında belirttiğim gibi kitabı çok sevdim. Polisiye severlere tavsiyemdir....





Kozmokitap
Kitabın Adı :Paravan
Yazar :Tim Weaver
Yayınevi :Ephesus Yayınları
Orjinal adı : Chasing The Dead
Çevirmen : Dilek Kodal
Sayfa Sayısı :379


Bir yıl önce, Alex Towne'nın cesedi bulundu.
Bir ay önce, annesi Alex'i sokakta gördü.
Bir hafta önce, David Raker onu aramaya karar verdi.
Şimdi ise, bu kararı almamış olmayı diliyor.

   Mary Towne'nın oğlu Alex, altı yıl önce ortadan kaybolmuştur. Beş yıl sonra nihayet ortaya çıkar, ancak bir arabanın enkazı içindeki yanmış bir ceset olarak. Kayıp insanları araştıran dedektif David Raker işi almak istemez çünkü bunun, oğlunun anılarına takılıp kalmış mutsuz bir annenin yaşadığı göz yanılsaması olduğunu düşünür. Fakat kendi kaybının kapanına kısılmış olan Raker, istemeyerek de olsa işi kabul eder. Büyük bir hata yapmıştır.

   Raker derinlere indikçe Alex'in hayatının, annesinin sandığı gibi masum bir hayat olmadığını keşfeder. Alex'in geçmişinde, hiçbir zaman ortaya çıkmaması gereken bazı sırlar gömülüdür. Ve bu sırları korumak için cinayet işlemeye kararlı, karanlık ve tehlikeli bir adam peşindedir artık.

     Kısa zamanda Raker, ölümden daha beter şeyler olabileceğini öğrenir.


                                                            Kozmokitap

2/20/2017

Cennette Uzun Bir Kış - Barış Tuna || Kitap Yorumu

Şubat 20, 2017 1 Yorum

Kozmokitap

   Size öncelikle bu kitapla ilginç buluşma öyküsünden bahsetmek istiyorum. İlk önce mail kutumun spam klasörünü boşaltırken bir mail dikkatimi çekti.  Mailde kitaplarını gönderdikleri söylenerek keyifli okumalar deniyordu ki spam klasörüne düşünce endişe ettim, uzantıyı açmadım. Bir süre mail kutuma bu sefer "Aile içi cinsel istismar üzerine sarsıcı ve sert bir roman (PDF) olarak bizden size hediye " yazan bir mail geldi.  Gönderen bölümünde Uzun Kış yazıyordu ve yazar göndermişti. Doğrusu bir yazarın bana kitabını göndermesinden çok mutlu  oldum. Fakat konu olarak  "Aile içi cinsel istismar üzerine sarsıcı ve sert bir roman " yazması yüzünden endişe ettim. Bu tarz bir kitap psikolojimi nasıl etkiler, okumak istiyor muyum.... gibi bir çok endişe belirdi. Derken kitap hala mail kutumda beklerken bu sefer üçüncü mail geldi ... Belki de bir şans vermeliyim dedim ve kitabı indirdim....

   Kitabı  samsung için kindle praogramına yükledim ve evden dışarıda iken ya da arada kitabı okumaya başladım.....

   Öncelikle kitaplrta öyle korkacağım ya da endişe duyacağım bölümler olmadığı için sevindim. Öyle bölümler olsa okumaya devam edeceğimi düüşnmüyorum. Kitap dram ağırlıklı. İstismara uğramış ve psikolojisi bozulmuş bireylerin hayata eğri-doğru tutunma çabalarını anlatıyor yazar. Ankaralı olan yazarın kitabı da Ankara'da geçiyor.  13 yılda yazılan kitaba derin duygular ve acılar yerleştirmiş yazar tarafından .

  Kitapta ana olarak üç karakter var. Aslı, Umut, Meral. Bu karakterlerin yaşadıkları zorluklar, aileleri ile olan iletişim kopuklukları, toplum baskısı, görmezden gelinen olaylar gibi derinlermesine acılarla dolu kolar işlenmiş kitapta. 500 küsür sayfalık kitap kendisini okuttu , bitince kitaptan geriye derin bir acı kaldı. Çok sık karşılaşılan karakterler olmasa da kitaptaki karakterler yine sanıyorum toplumda sayıları azımsanacak kadar da  az değil.

  Topluma aykırı gelen kişiliklerin arkasında derin acılar barındırdığını anlatıyor kitap. Hiçbir şey aslında göründüğü kadar basit değildir....




Kitabın Adı :Cennette Uzun Bir Kış
Yazar :Barış Tuna
Yayınevi :Okuyan Us Yayınları
Sayfa Sayısı :524

   Zengin ve tahsilli bir ailenin, yurtdışında okumuş, iki dil bilen, parlak, "başarılı" ve hiçbir işte tutunamayan kızı... Delice planlarını hayata geçirmeden önce geçmişinden getirdiği o karanlık lekeyle yüzleşmeyi başarabilecek mi? Babasının bitmek bilmeyen dayakları ve annesinin "Her şeyi sizin için yaptım ve bakın şimdi ne haldeyim"leri arasında büyümüş, fakir semtin silik, çekingen, uslu delikanlısı... Önüne gelen kurtuluş fırsatını kullanabilecek mi, yoksa kimi zaman neredeyse bilgeliğe varan sünepeliğinin girdabında boğulup gidecek mi?

Mahallelinin gözdesi, delikanlıların "namusu", ailesine ve köklerine karşı duyduğu korkunç tiksintiyle "çıktığı kabuğu beğenmeyen" genç bir hemşire... Olduğu her şeyden sıyrılmak için kendini bıraktığı suç dolu ve fırtınalı hayatta kaç kişinin başını yakacak? ... ve varlığı, aşkı, tutkusu ve bunların tamamından büyük sırrıyla tüm denklemleri altüst eden gizemli bir adam...

Barış Tuna'nın kuvvetli dili, heyecan verici tasvirleri ve her etapta şaşırtmayı başaran kurgusuyla Cennette Uzun Bir Kış son dönemin en başarılı romanlarından biri olmaya aday. Aşk, geleneksel aile yapısı, din-mezhep ayrışmaları, sosyal sınıf problemleri, kapalı kapılar ardında yaşanan cinsel tacizin sonuçlarının hayata yansıması bu sürükleyici hikayede bir araya geliyor.


                                                            Kozmokitap

2/18/2017

Medcezir - Emily Snow || Kitap Yorumu

Şubat 18, 2017 2 Yorum
kozmokitap

   Beyin yakan felsefe kitaplarından sonra kafamı boşaltmak ve ruhsal durumumu normale döndürmek için beni yormayacak ve keyifle okuyacağım bir kitap ararken okunacak kitaplarımın arasında Medcezir gözüme ilişti. Bir süredir bekleyen kitabımın zamanı gelmişti artık.... Evet , ben bazı kitapların zamanı olduğuna inanırım ve zamanı gelen bir kitabı okumak ise muhteşem oluyor:)))


   Öncelikle belirtmem gerekir ki kitabın kapağına aldanıp kitabı okumamazlık yapmayın , artık çoğu kitapta bulunan +18 bölümler yok kitapta. Bu nedenle okumak ayrı bir güzeldi benim için. Çünkü ne hikmetse çoğu kitap artık cinsellik barındırıyor.

kozmokitap

    Genç yaşta ünlü bir Hollywood yıldızı olan Willow çöküş yaşamış ve bağımlılığından kurtulmak için rehabilitasyona yatmıştır. Bu ilk de değildir. Onu bu bağımlılıktan kurtaracak ve yeterli desteği verecek aile ilişkileri de yoktur. Son rehabilitasyon çıkışında onu almaya gelen menajeri ona bir iş teklifi getirmiştir ve bu Willow'un son şansıdır. Beş parası kalmamıştır ve ona kimse iş vermek de istemez. Bu son işi için Havaii'ye gidecek ve sörfçü kızı canlandıracaktır. Ona sörfü öğretecek hocası Cooper ise son derece yakışıklı birisidir. Bu film çekimleri bahanesi ile yakınlaşan  Willow ve Cooper yaralarını birbirleri ile tedavi edeceklerdir...

   Bu soğuk ve kasvetli şubat ayında böyle güzel bir kitabı okumak bana kendimi çok iyi hissettirdi. Şimdi Havaii'de olmak vardı.... Sıcak, dalgalar, güneş..... Kışa kısa bir mola verdim kitap ile.... Bunalan beynim rahatladı. Yazarın anlatım tarzını sevdim . Okuduğum ilk kitabıydı yazarın bu yüzden başlarken biraz endişeli olsam da sonraları bu endişenin yersiz olduğunu fark ettim . Artık okuyacağım yazarların arasında kendisi...







Kitabın Adı :Medcezir
Yazar :Emily Snow
Yayınevi :Novella Yayınları
Orjinal adı :
Çevirmen :Gülfem Çırak
Sayfa Sayısı :304


'Seni Seviyorum Ama Sen Olmadan Da Yaşayabilirim Sadece Sensizliği Reddediyorum'

Willow Avery, çocukluğundan beri oyunculuk yapan ve imrenilecek bir hayat süren, çok yetenekli bir Hollywood yıldızıdır. Ta ki kötü alışkanlıklar edinip her köşe başında küçük suçlar işlemeye başlayana ve dibi boylayana kadar Yatırıldığı rehabilitasyon merkezinden çıktığında Willow'un etrafında kimse kalmamış, ümitleri yıkılmıştır. Kendini yepyeni bir film projesinin içinde bulduğundaysa karşısına sarışın, yakışıklı ve seksi sörf hocası Cooper'ın çıkacağını ve tüm hayatını değiştireceğini henüz bilmiyordur. Tüm dünyanın gözü yine onun üzerine çevrilmişken ve gelecek ona yeni başlangıçlar vaat ederken Willow, kendini dalgaların akışına bırakır ama geçmişindeki sırlar derisindeki yara izi kadar yakınındadır.


                                                            Kozmokitap

2/17/2017

Öyküler - Anton Çehov || Kitap Yorumu

Şubat 17, 2017 2 Yorum
kozmokitap


Anton Çehov okumayı çok istediğim bir yazardı. İnternette öyküleri kitabı üstelik de ciltli olarak çok uygun bir fiyata görünce hemen aldım. Kargo ile minicik bir kitap gelince ilk başta şok olsam da karakter puntosu büyük olunca rahatladım. Aslında çantada rahat taşınır diye sevindim bile:)))

  Kitapta beş adet öykü bulunuyor. Çehov'un anlatım tarzını sevdim. Bazı öyküler vardım bitince havada kalmış gibi bir his bırakır .Çehov'un öykülerinde bunu hissetmedim. Anlatmak istediğini anlatıyor ve olayı noktalıyor. O yönden de benden tam puan aldı.

Kozmokitap

Bu beş adet öyküden en çok ilk iki öyküyü sevdim. İLk öykü kara keşiş'de Bulunduğu çevreden uzaklaşmak için bir tanıdığının çiftliğine giden Edebiyat öğretmeninin çiftliğin kızı ile evlenmesi ve delirmesi konu ediliyor. Asma katlı ev de ise yine bir tanıdığının evine misafirliğe giden kahramanımızın yan evdekiler ile ilişkisi anlatılıyor. Köylüler öyküsü ise en sevmediğim öykü oldu.... Böğürtlen ve Oyuncak Köpekli Kadın ise olmasa da olurdu:)))

   Sanırım içinden çok dışını sevdiğim bir kitap oldu benim için Anton Çehov Öyküler kitabı....




kozmokitapKitabın Adı :Öyküler
Yazar :Anton Çehov
Yayınevi :Epsilon Yayınları
Çevirmen :Mehmet Harmancı
Sayfa Sayısı :238




                                                            Kozmokitap

2/16/2017

Kalbimin Peşinde - Courtney Walsh || Kitap Yorumu

Şubat 16, 2017 4 Yorum

kozmokitap

  Sizleri bilmem ancak ben kapalı havalarda daha duygusal oluyorum. Güneş insanıyım ben... Güneş , aydınlık ve sıcak kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Bu nedenle kış aylarında duygusal kitapları okumayı daha çok seviyorum çünkü ruh halimle daha çok uyuyor. 

  Arkadya Yayınları tam da şubat ayına uyan bir kitap çıkarttı. Duygusal ve kapağı ile de her zamanki gibi dikkat çekici....

Kozmokitap



  2015'in son ayında çıkan ve çok severek okuduğum Kağıttan Kalpler kitabının devam kitabı Kalbimin Peşinde. Aynı karakterin maceraları değil de aynı kasabada geçiyor kitap. Gönül İşleri  Gönüllüleri serisinin ikinci kitabı. Kağıttan Kalpleri de hala okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim sıcacık bir kitaptı o da. 

    Evelyn senatörün eşi ve onun iyi görünebilmesi için elinden geleni yapan bunun için kendi isteklerini ve planlarını bir kenara atmış bir kadın ;  önce babası sonra da da kocası tarafından yönetilmiş ve kendi iradesini asla ortaya koyamamış birisidir. Aslında içten içe hala kendisinin kabul edilmesini isteyen küçük bir kız çocuğu gibidir. Asla sorgulamadan kendisine söyleneni yapan bir kukla haline gelmiştir. Belki bu şekilde yaşamak daha kolaydır , ne dersiniz??? 

Kozmokitap

  Bir gün kapısını FBI çalasıya kadar Evelyn hayatını sorgulamadan yaşamaya devam eder. FBI a göre kocası zimmetine para geçirmiştir ve üstelik de karısını defalarca aldatmıştır.....

 Bu olaydan sonra yıkılan ve çoğu insan tarafından dışlanan Evelyn'e en büyük destek  Trevor tarafından verilir... 

  Bu olaydan sonra kendisini tekrar keşfeden ve geleceğini yönlendirmeye çalışan Evelyn dostluğu , aşkı, gerçekleri bulacak ve bütün sır kapıları ardına kadar aralanacaktır.... 

  Duygusallığın dibine vurduğum bir zamanda okuduğum kitap bana çok iyi geldi. Sımsıcak hisler ile , elimden bırakmak istemeyerek bitirdim kitabı. Kasabayı çok sevdim. Gönül işleri gönüllüleri her işe burunlarını soksalar da çok sevimliler. Bayıldım onlara. Evelyn'nin bunca yıl kendisinin kullanılmış olduğunu fark etmemesine ve bu kadar zayıf olmasına sinir oldum. Neyse ki kendine güveni ve cesareti zamanla kazandı.))
Trevor'un bu kadar soğuk ve kapalı olmasına çok kızdım.... En çok kızdığım da her zamanki gibi iletişim kopuklukları... İnsanlar neden birbirleri ile rahatça konuşamazlar. Duyguları ifade etmek bu kadar zor mu??? Ya da karşımızdakinin fikrini ya da düşüncesini ,nasıl istediğini bilmeden karar vermek!... Etrafta da çokça duyuyorum " tamam tamam ben anladım seni" , " ne düşündüğünü biliyorum" , " sen üzülürsün diye söylemedim" ...  Kusura bakmayın da insanların zihinlerini okuyabiliyor musunuz da onun ne istediğini biliyorsunuz??? İşte kitapta da bu kopukluk beni sinir etti... Bu kitap bir kurgu sonuçta ... Siz siz olun karşınızdakinin düşüncelerini her zaman bildiğinizi iddia etmeyin:))

Kozmokitap


   Sonuç olarak kitabı , kurgusunu çok sevdim. Toplumdan karakter kitaplara konu olduğuna göre sinir olmak normal değil mi?? Asıl her yazılanı sevsek problem olurdu:))))  Yanlış anlaşılmamak için belirteyim ben kitabı çok sevdim , sevmediğim karakterlerin iletişim kopuklukları....







Kitabın Adı :Kalbimin Peşinde
Yazar :Courtney Walsh
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı :Change of Heart
Çevirmen : Oğuz Barış
Sayfa Sayısı :440
Etiket Fiyatı : 20.00 TL
Türü : Roman
Baskı Tarihi : Ocak 2017


Doğduğunuz andan itibaren kimleri takip etmediniz ki… Anneniz, babanız, öğretmeniniz, arkadaşlarınız belki de eşiniz… Peki, ya kalbiniz?

    Gönül İşi Gönüllüleri’nin kendi halinde üyesi Evelyn Brandt, kocası Christopher’ın onun için uygun gördüğü role bürünerek yaldızlarla süslü hayatını yaşamaya devam etmektedir. Ta ki günün birinde kapısı hükümet görevlileri tarafından çalınana dek. Senatör adayı kocasının görevi kötüye kullanma suçuyla tutuklanmasının ardından, Evelyn için her şey değişir ve dünyası bir anda tepe taklak olur. Çünkü kocasının sakladığı sırlar yalnızca bununla sınırlı değildir.

     Çok geçmeden her şeyini kaybeden Evelyn, uzun zamandır birilerinin ona biçtiği rolleri yaşamakla uğraştığından artık kim olduğunu bile bilmiyordur. Gidecek bir yerinin olmadığı en kötü günlerinde ona yardım eli uzatansa lise yıllarında eski kocasıyla ikisinin en yakın dostu olan Trevor Whitney’dir. Trevor, ona yalnızca kalacak bir ev vermekle kalmaz, aynı zamanda korkmadan kalbinin sesini dinlemesi için de yardımcı olmaya kararlıdır.

    Öte yandan unuttuğu bir şey vardır. Kendi kalbinin sesi, asla dile getirmemesi gereken bir gerçeği haykırıyordur. Her şeye rağmen hem kendine hem de Evelyn’e mutluluğa giden yolu gösterebilecek midir?


                                                     
                                                         Kozmokitap

2/09/2017

Sokrates - Fikir Mimarları Serisi #8 || Kitap Yorumu

Şubat 09, 2017 1 Yorum
kozmokitap

   Çünkü benim sokaklarda dolaşarak hepiniz, bedeninize, paraya pula değil, her şeyden önce canını, tinin eğitimine ,yetkinliğine ömen vermeniz gerektiğine inandırmaktan başka bir amacım yok.

   Her ay evde bekleyen felsefe kitaplarımdan bir tanesini okumaya karar verdim. Bazılarını okudum fakat üzerinden yıllar geçtiği için tekrar okumaya karar verdim. Bu ay ki beyin yakan kitaplar arasından sıra Sokrates'e geldi.

    Say Yayınlarından çıkan Sokrates , Fikir Mimarları Serisinden sekizincisi. Geride yazılı bir belge bırakmayan Sokrates'in felsefesini ve düşüncelerini anlamak için öğrencilerinin aktardıklarına bakılmıştır. Bu ne kadar doğru olur bilemiyorum  çünkü bir kimsenin aktardığı kendi anladığıdır. Karşıdaki insanın düşüncelerini ve anlattklarını birebir aktarması beklenemez . Beynimiz duyduklarımızı süzgeçten geçirir ve bunu aktarırken aralara kendi fikirleimizden de serpiştirir.

 Kitap Sokrates'in hayatını, düşüncelerini, öğrencilerinin anlatıklarını sade bir dille aktarmış. Beyin yakan kitaplara göre kitap rahat okunuyor. Yani okurken çok sıkılmadım:))) İlgimi çeken bir felsefeci olduğu için merakla okudun kitabı.

Fiziki görünüşüne en küçük bir değer vermeyen Sokrates, yaz kış, o da sadece örtünme işlevini yerine getirsin diye, ince bir entariyle ve çoğunluk çıplak ayakla dolaşıyordu. 


   Sokrates'in hayatı, karakteri, politika felsefesi , etiği ve mirasından bahsediliyor kitapta ve sonunda Şöleni Kriton ve Sokrates'in Savunmasından da bölümlere yer verilmiş.

   Felsefeye meraklı olanlar ve Sokrates kimdir, felsefesi nedir merak edenler için uygun bir kaynak olduğunu düşünüyorum.






kozmokitap
Kitabın Adı :Sokrates
Yayıma Hazırlayan : Ahmat Cevizci
Yayınevi :Say Yayınları
Sayfa Sayısı :160


Sokrates, feslefe tarihinin önemli filozoflarından biridir. O, aynı zamanda felsefeye kendisiyle bir giriş yapılacak filozofların hiç kuşku yok ki en başında gelir. Ve çok daha önemlisi, kanaatimce Sokrates antik Yunan felsefesini kendisine borçlu olduğumuz filozoftur. Hatta, bu abartılı iddianın biraz daha ötesine gidilerek, Batı kültürünün büyük ölçüde antik Yunan düüncesinden çıktığını dikkate alırsak, onun Batı felsefesinin en önemli kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Prof. Dr. Ahmet Cevizci


                                                            Kozmokitap

2/08/2017

Kahin - Günay Gafur || Kitap Yorumu

Şubat 08, 2017 5 Yorum
kozmokitap

    Günay Gafur'un Kuklacı kitabını okuduktan sonra yazarın anlatım gücüne ve kurguya hayran oldun bir diğer kitabı Kahin'i merak ettim. Tam o sırada bir internet kitap satış sitesinde kitapta acayip bir indirim olduğunu görünce sipariş vererek aldım. Kitabın ciltli olmasını çok sevdim. Yaklaşık 750 sayfalık kalın bir kitap olunca açıkçası bitirmem uzun sürer diye korkmuştum. Kitaba başlayınca bu korkumun yersiz olduğunu anladım çünkü haftasonunda bitirdim kitabı. Haftasonunda diye özellikle belirttim. Bunun nedeni ise haftasonu herkes evde olduğu için birçok işim oluyor , alışverişi de haftalık yapınca günün büyük çoğunluğu dışarıda geçiyor ve bunlara rağmen kitabı bitirdim.....

    Kitap adından da anlaşılacağı gibi gizem, gerilim ve paranormal olayları içeriyor. Bunların yanı sıra bilimsel öğeler özellikle de fizik biliminden yararlanıyor. Yazar kitabı yazarken konuya ve ayrıntılara çok güzel hazırlanmış. Konu ile alakalı en ince olaylara kadar kitapta yer verilmiş ki bu sayfa sayısından da belli oluyor.

   Kitabın büyük çoğunluğu Amerika'da geçiyor. Amerika'da bir gazetede magazin muhabiri olarak çalışan Veronica son röportajından olanlardan sonra kovulacağını düşünürken terfi alır. Buna en çok da kendisi şaşırır. Barbar Türk olarak tanınan Shawn'ın tanında çalışacaktır. Yeni işine başladığını ilk gün Shawn'a bir mail geldiğini öğrenir. Bu tuhaf bir maildir. Kahin isimli birisinden gelmektedir. Kendisi geçmişe ve geleceğe vakıf olduğundan bahsetmekte ve zamanı bükebildiğini söylemektedir. - Bu noktada benim aklıma Avatar son hava bükücü  geldi:))) - Shawn bu mailin kimden geldiği konusunda Veronica'dan - ki kendisine Nica denilmektedir kitap boyunca - yardım ister. Böylece ikili tuhaf olayların içerisinde bulurlar kendilerini. Şifreli mesaj ve mailler ile kendilerine olacak olaylar  , ölecek insanlar bildirilmektedir....

    Kahin'in kim olduğunu tahmin ettin mi diye sorarsanız evet kim olduğunu bildim. Çok fazla polisiye ve gerilim kitapları okuyunca belli bir zaman sonra zor şaşırır hale geliyorsunuz ve çoğunlukla tahminleriniz doğru çıkıyor. Fakat ne demişler " sonuç önemli değildir , önemli olan yolun kendisidir" . Burada da kitapta kurgu harikaydı ve her an acaba ne olacak yeni ipucu nedir diye merakla okutuyor kitap. Kitabın sonunda ise olanları ve açıklamaları ayrıntılı olarak verildiği için akılda hiç soru işareti bırakmıyor yazar.

    Gizemli ve psikolojik gerilim sevenler bu kitaba bayılacaktır diye düşünüyorum. Kitabın kalınlığı sizi aldatmasın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz:)))






kozmokitap

Kitabın Adı :Kahin
Yazar :Günay Gafur
Yayınevi :Fantastik Kitap
Sayfa Sayısı :752


    Gelecekten haberler veren bir yabancı... Fizik ile metafizik arasında yüzlerce yıldır süregelen savaş, ölüm ve karanlık kokan dizelerde son bulan şiirsel bulmacalar... Kuantum fiziği, gizemli parçacıklar ve peş peşe yaşanan esrarengiz ölümler...
 
     Her şey bir e-mail ile başladı. Ürkütücü bir oyundan ve dakikalar sonra olacaklardan bahseden gizemli, esrarengiz cümleler... Bu, Kâhin'in ilk mesajıydı ya da ilk kehaneti... Tıpkı sonraki günlerde gerçekleşecek diğer kehanetler gibi...
      Gerçekliğin kıyısında gezinilen ürkütücü bir yolculuk... Aklın sınırlarını zorlayan kusursuz bir plan, ürkütücü bir oyundan ve dakikalar sonra olacaklardan bahseden eşsiz bir kurgu...


                                                            Kozmokitap

2/07/2017

Berlinli Apartmanı - Yaprak Öz || Kitap Yorumu

Şubat 07, 2017 2 Yorum
Kozmokitap

  Yaprak Öz'ün kalemi ile Şeytan Disko ile tanıştım. Şeytan Dİsko'yu okuduktan sonra vay be dedim kendi kendime. Ben nasıl daha önce keşfetmedim ki bu yazarı!... Yazarı ve kitaplarını araştırdığımda ilk romanının Berlinli Apartmanı olduğunu öğrendim. Mutlaka bu kitabını da okumalıyım deyip okunacak kitaplar listeme ekledim ve sonunda alıp okuyabildim:)))

 Berlinli Apartmanı'nı okumaya başlamadan önce kitap hakkında bir araştırma yapmıştım. Kitaptan tüyleri diken diken eden bir kurgusu olduğundan bahseden olduğu gibi korku öğelerine de yer verildiği söyleyen yorumlar vardı. Şeytan Disko'da ki anlatımı da düşününce az çok kitabın içeriği kafamda canlanmaya başladı.

   Almanya'da çalışan bir Türk yıllarca kenara ayırdığı birikimleri ile Türkiye'de bir apartman yaptırır. Eşine Berlinli dediği için çevresi apartmanlarının ismini de Berlinli koyarlar ve bu apartmanda mutlu bir şekilde yaşamlarını geçirirler. Bu çift ölünce apartmandaki daireler de satılır .

   Oya korku romanları çevirmenliği yapmaktadır . Berlinli apartmanındaki dairelerden birini alan Oya bu daireye yerleşir ve kitabımızın konusu da bu noktada ortaya çıkmaya başlar.

   Oya evinde çeviri yaptığı için sosyal bir hayatı ya da çok çevresi yoktur. Evinde yalnız olmaktan da hoşnuttur. Taşındığı bu yeni apartmanda günümüzde unuttuğumuz komşuluğun yaşandığı, insanların birbirleri ile kaynaştığı bir apartmandır. Oya da kısa sürede komşularını tanır ve onlarla kaynaşır. En çok da karşı komşusu Elif ile samimi olur. Elif yaklaşık kendi yaşlarında bir balerindir. Apartmanı diğer sakinleri de onlara göre yaşları epeyce fazla olan insanlardan oluşmaktadır. Bu sempatik apartmanda bir süre sonra gizemli olaylar olmaya başlar.....

  Kitabı okurken insan arası ilişkiler çok hoşuma gitti. Artık bu şekilde samimiyeti maalesef bulamıyoruz. Satır aralarında ortaya çıkan soru işaretler, ustaca serpiştirilmiş gizem öğeleri , anlatımdaki ustalık yüzünden kitabı elimden bırakamadım. Tüylerimi diken diken edecek korku kitabı değil Berlinli Apartmanı;  daha çok gizemi açığa çıkarmak için araştırma isteği uyandıran bir kitap . Oya'nın anlatımı ile okuduğum kitapta apartmandaki bütün sakinler tek tek tanıtılıyor. Bu gizemin bir kısmı da Oya'nın çevirmen olmasından ve bekli de çevirdiği korku kitaplarının etkisinde kalmasından , geniş bir hayal gücüne sahip olmasından oluşmaktadır. Ve yine olayları ortaya çıkaran da Oya'nın bu kuşkuları ve olayların üstüne gitmesidir.

   Elimden bırakamadım kitabı bitesiye kadar. Dozunda gerilim, uyandırılan merak , samimiyet, aralara serpiştirilen minik espriler sayesinde kitaptan çok keyif aldım. Yazarın şiir kitapları da bulunuyor ve nasıl olduklarını merak ediyorum açıkçası. Romanlarını sevdiğim yazarın şiir kitabını da almayı düşünüyorum...




kozmokitap
Kitabın Adı :Berlinli Apartmanı
Yazar :Yaprak Öz
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :239


Yaprak Öz'den tuhaflıkların kol gezdiği sürükleyici bir ilk roman: Berlinli Apartmanı

Cinayet kitapları çeviren Oya, güzeller güzeli Berlinli Apartmanı'na taşınır. Komşularıyla yakınlaştıkça, tuhaf olaylara şahit olmaya ve korkuya kapılmaya başlar. Acaba Berlinli Apartmanı sanıldığı kadar huzurlu, sakinleri ise göründüğü kadar masum değil midir? Korkusunu yenip şüphelerine mantıklı bir açıklama getirme çabasına girişen Oya, bir süre sonra kendisini Türk usulü bir Agatha Christie hikâyesinin içinde bulur. Kediler, cinler, şeytanlar, ölü çocuklar, yılanlar, kâbuslar, büyüler, oyuncak bebekler ve katillerle dolu bir dünyanın başkahramanıdır artık.


                                                            Kozmokitap

2/04/2017

Pollyanna - Eleanor H. Porter || Kitap Yorumu

Şubat 04, 2017 4 Yorum
Kozmokitap

   Arkadya Yayınlarının Büyüklere Masallar Serisinin üçüncü kitabı Pollyanna . Kapağın renkleri , bez ciltli olması, çevirisinin başarısı kitabı daha albenili hale getiriyor. Yaşımız kaç olursa olsun masal okumaya bayılırız. Hele çocukluğumuzda okuduğumuz kitaplar tekrar okuduğumuz kitapları tekrar okuduğumuzda o günlere döneriz. Sanki tekrar çocukluğumuzun o saf , dertsiz , neşeli ruh haline bürünürüz.

   Çocukluğumuzun neşeli , cıvıl cıvıl kızıdır Pollyanna. Hatırlıyorum da okulumuzda çok fazla kitap yoktu. Benim çocukluğumda bugünkü kadar kitap satan yer de yoktu ve aradığımız çoğu kitabı bulamazdık. Ortaokula giderken 90 lı yılların başında Vadideki Zambak kitabını çok aramıştım ve kitapçılarda bulamamıştım. İLkokula giderken haftanın belirli günü okulun önüne gezici kütüphane gelirdi. Ben o günü sabırsızlıkla bekler gider her hafta kitap alırdım oradan. Pollyanna'yı da ilk olarak oradan alıp okumuştum. Pollyanna , Pollyanna Evleniyor, Pollyanna'nın Çocukları. Çocukları için kısaltılmış versiyonları olsa da çok sevmiştim kitapları. Bugün tekrar Pollyanna'yı okurken o günleri yad ettim. Tek fark bugün okuduğum versiyonu yetişkinler için genişletilmiş versiyon olması.

   Annesini çok küçükken kaybeden Pollyanna babasını da kaybedince hayattaki tek akrabası olan teyzesi onu yanına alır. Çocukları çok sevdiğinden ya da yeğeni olduğu için değil sadece görev bilinci ile bunu yapar. Pollyanna ise oldukça farklı bir çocuktur. Her olayda bir mutluluk kaynağı bulabilir ve buna da mutluluk oyunu demektedir. Bu oyunu ve güler yüzü sayesinde kasabaya neşe getirir bu küçük kız.

  Bu küçük kızın hikayesini tekrar okumak bana kendimi çok iyi hissettirdi. Kitaplığımız baş köşesinde yer alacak olan Büyüklere Masallar serisi birgün kızımın da kitaplığında yerini alacak.....




Kozmokitap
Kitabın Adı :Pollyanna
Yazar :Eleanor H. Porter
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı :Pollyanna
Çevirmen :Dilek Parsadan
Sayfa Sayısı :288


   Annesini ve babasını kaybettikten sonra teyzesi ile yaşamaya gelen küçük Pollyanna’nın hikâyesi, yediden yetmişe herkesin yüreğine dokunacak. Tertemiz kalbi, sonsuz sevgisi ve iyimserliğiyle Pollyanna, yalnızca kasabadaki yeni dostlarına değil, hikâyesini okuyan herkese iyilik var olduğu sürece dünyanın değişebileceğini bir kez daha hatırlatıyor.


                                                            Kozmokitap

2/02/2017

İpeği İşleyen Kız - Kelli Estes || Kitap Yorumu

Şubat 02, 2017 3 Yorum
kozmokitap


Keder kuşlarının başının üzerinde gezinmesini engelleyemezsin ama saçına yuva yapmasını engellersin...

Arkadya'nın yeni gözdesi ve yazarın ilk kitabı İpeği İşleyen Kız. Gerçek olaylara dayanan kitabı okurken etkilenmedim dersem yalan olur. Etkileyici, duygusal ve bazı bölümleri yürek parçalayan cinsten....

    Sarah Jio ya da Kİmberley Freeman kitaplarını okuyanların alışkın olduğu cinsten bir kitap İpeği İşleyen Kız . Tarzdan kastın iki farklı zamanda ilerleyen bir kitap olması. Geçmiş ve günümüzdeki olaylar beraber ele alınıyor kitapta ve bir noktada bu olayların ve kitaptaki karakterlerin birbirleri ile bağlantılı olduğu ortaya çıkıyor.

Filmlerde bu tarz bir geçmiş bir gelecek şeklinde gösterilmesini sevmesem de kitaplarda bu durum beni rahatsız etmiyor aksine seviyorum:))

kozmokitap


1886 yılında Seatle yaşayan ve Amerika'da doğmuş olan bir Çinlidir Mei Lien. O dönemlerde beyaz adamlar çekik gözlüleri ülkelerinde istememektedirler ve onlar için hayatı zorlaştıracak ne varsa yapmaktadırlar. Bazen de aşırıya kaçarlar.

Mei Lien ve ailesi ile birlikte o bölgede  yaşayan bütün Çinliler zorla gemilere bindirilerek ülkeyi terk etmeye zorlanırlar. Bu gemi yolculuğu onarılamaz  yaralar açacaktır Mei Lien üzerinde....

 Günümüzde İnara , Orcas Adasına teyzesinden miras kalan Malikaneye bakmak için gider. Niyeti burayı satmak iken adanın atmosferi ve geçmişten gelen anılar İnara'nın fikrini değiştirir. Artık bu malikaneyi butik otel yapmak istemektedir. Babası her ne kadar ona karşı gelse de o bütün zorluklara karşı elinden geleni yapmak niyetindedir. Teyzesinin evinde gizlenmiş bir kaftan kolu bulunca da işler daha ilginç hale gelecek bu ipucu geçmişin karanlığını aydınlatacaktır.

  Kitabı okurken çok duygulandığımı ve yapılan bazı fedakarlıkların beni çok etkilediğini söylemek isterim. Bir anne olarak bir annenin çocuğundan ayrılmak zorunda kalmasını okurken boğazıma bir yumrunun oturduğunu söylemeliyim. Yazarın yazımının dışında çeviri de harika olunca kitabın bu kadar etkileyici olmasına şaşırmamak gerekir....

kozmokitap

  Kitabın sonunda yazarın röportajına da yer verilmiş . Bu bölümü de okumanızı tavsiye ederim. Bu röportajda yazar " Amerka'nın bütün ırkları, cinsiyetleri, dinleri, cinsel tercihleri ve etnikleri kucaklayan- ya da en azında o yolda ilerleyen- bir döneminde yaşadığım için şükrediyorum diyor. " Günümüzde olanlar ve haberlerde gördüğümüz ülke hakkında ben böyle düşünmüyorum. Bu kitabı okuduktan sonra ben geçmişten bugüne bu ülkedeki büyük bir kesimin düşünce ve eylemlerinde  değişen bir şey olmadığını hissettim....


Kitap tanıtımı yazımı okumak için burayı tıklayınız.



                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.