Koridor Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Koridor Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5/18/2020

Körebe - Lee Child

Mayıs 18, 2020 0 Yorum
Körebe - Lee Child

Merhaba , Körebe'yi bitireli çok oldu . Hatta instagramda da kitap hakkında birkaç satır yazdım ancak blogumda yazmaya bir türlü vaktim olmadı . Ramazanda zamanı yakalamıyorum . Öyle hızlı geçiyor ki planladığım işlerin çoğu yetişmedi. Okuma hızım da dolayısı ile dibini buldu . Çocuklar da evde olunca işler hiçten bitmiyor . Bir de onların dersleri var. Üç haftalık yurttan eve gelince kitapların çoğu doğal olarak yurtlarda kaldı . Şimdi şehirler arası yasak da var , gidip rahatça kitapları alamıyoruz. Kızımın kitaplarını amcası yurttan alıp kargoları ancak oğlumun kitapları yurtta kaldı. Yurt görevlileri ile konuşup kitapları hazırlattım . Kargo şirketi müşteri hizmetlerini arayıp yurda kurye istettim ki alıp bana doğru yola çıksın. Hani bu dönemde yardımcı olacaklardı ,evde kalın biz gelip alırız diyorlardı ya !!!! Üç gün üst üste kurye istedim gitmediler. Adres yanlışmış. Küçücük şehirde kampüs içerisinde bir tane yurt var hatta İnternette isminden arayınca Türkiye'de de o isimden sadece bir tane ama bulamamışlar!!!! Üstelik daha önce defalarca o adrese kitap gönderdiğim halde... Şubeyi aradım telefonla açıp alo deyip beklemeye aldılar sürekli . Diğer kargo şirketlerini aradım onlar da telefona bile çıkmadılar.... Nitekim kitaplar gelmedi... Kütüphanelerden de faydalanamıyoruz çünkü bu dönemde onlar da kapalılar ... Yök ün kitap yüklediği sitede bizimkilerin kitapları yok.   Bu dönem netten not aramakla geçti kısacası .


Kitap yorumu diye başlayıp nerden nereye geldim. Sanırım içimi dökmeye ihtiyacım varmış ...

Lee Child 'in kalemi ile yebi tanıştım Körebe kitabı ile . Kitap Jack Reacher serisinin 4. kitabı imiş. Kitabı tek başına da okuyabiliyorsunuz ve bir eksiklik hissedilmiyor . Jack Reacher'ın filmi de varmış . Açıkcası ben birazına bakıp tamamını izlemedim. İşim çıkmıştı sanırım  Kitaptaki Reacher karakteri 185 boyunda 110 kilo civarında iri yarı birisi . Filmde ise karakteri Tom Cruise canlandırmış . Alakası yok diyorum . Biraz daha uygun birini oynatsalar daha iyi olurdu :D

Ordudan emekli birisi Jack Reacher. Bir kız arkadaşı olsa da yalnızlığa ve bağımsız olmaya daha çok önem veriyor  . FBI bir konuda onu gözaltına alırlar. Ancal esas amaçları onu korkutup kendilerine yardım etmesini sağlamaktır . Yalnız normal insanlar için korkutucu olan durumlar Reacher'da işe yaramaz. Konu kız arkadaşına tehdide kadar varınca yardım etmeyi kabul eder ancak bunu onların yanına bırakmayacaktır .

  Orduda tacize uğramış ve daha sonra ordudan ayrılmış olan genç kadınlar öldürülmektedirler. KAtil geride hiçbir ipucu ya da delil , DNA bırakmamaktadır . FBI hiç ilerleme kayıt edemeyince orduda bu konuları araştırdığı için Reacher'ı tercih etmiştir.  Anlaşamayan bu insanlar birlikte bir katili yakalamak için araştırmalara başlarlar.

Farklı ve sürükleyici bir kitaptı . Kitapta yazarın Reacher aracılığı ile FBI ve orada çalışanların zekaları ile dalga geçmesi çok hoşuma gitti. Reacher karakter olarak sevilecek birisi değil bana göre. Her ne kadar bazı kadınlar fiziki olarak çekici bulsalar da bana göre karakter dış görünüşü şekillendirir. Onu ve karakterini sevmemem araştırma ve akıl yürütmesindeki başarısını da taktir etmeyeceğim anlamına gelmiyor . Karakteri sevmedim ancak kurguyu sevdim:))





"Körebe" Hakkında Övgüler :

“Her parçada zekanızı biraz daha zorlayacak bir bulmacayı çözmek gibi.”

                                                                                 -Publishers Weekly-

“Uykusuz geçecek bir geceye ve sonunda soluksuz kalmaya hazır olun.”

                                                                                     -Kirkus Reviews-

“Reacher serisinin en iyi kitabı. Konusu tam bir başyapıt.”

                                                                                       -Booklist-

Jack Reacher  -  Günümüz Kahramanı Hakkında Yazılanlar:

"Clint Eastwood , Mel Gibson ve Bruce Willis bir arada; günümüz Süperman'i... "
                                                                                                                             Irish Times

"Akıllı kızların ideal erkeği "
                                             The Times

"Erkek okuyucuları ona hayran , kadınlarsa onu arzuluyor ..."
                                                                                                 Daily Express

"Zorlu ama Adil "
                         Mirror

"Muhteşem ama Huysuz Kahramanlardan Biri"
                                                                        Independent

"Kolları Temel Reis'in Kollar Kadar Büyük  ..."
                                                                         Independent

"Yalnız kurtların en yalnızı , okulun en havalısı "
                                                                           San Francisco Chronicle

Biraz Robin Hood , biraz goril "
                                                Sunday Times

"Unutulmaz sıkı erkek kahramanlardan biri"
                                                                  Jeffery Deaver

"Jack Reacher'dan bahsediyoruz , hadi ama , adam sizi kahvaltılık gevrek olarak yer!"
                                                                                                                                   Los Angeles Times






Körebe
Kitabın Adı : Körebe
Yazar : Lee Child
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı : Rabia Taş
Çevirmen : Running Blind ( The Visitor)
Sayfa Sayısı :501


Ülkenin dört bir yanında kadınlar öldürülüyor, cesetleri kamuflaj boyasıyla dolu küvetlerde bulunuyor ve katil ardında en ufak bir iz bırakmadan kayboluyor. Ölüm sebebi belli değil. FBI’ın elinde fiziksel bir kanıt yok, tüm soruşturma körlemesine sürüyor. Kurbanların tek ortak noktası, hepsinin Jack Reacher’ı tanıyor olması.

Herkesin aklında, şaşkınlıkla cevabını aradığı aynı sorular var: Katil yüksek güvenlikli bu evlere bir hayalet gibi nasıl girdi? Özel eğitimli asker kadınları, boğuşma yaşanmadan, ölüm sebebi anlaşılamayacak şekilde nasıl öldürebildi? Küvetleri kamuflaj boyasıyla doldurmasının arkasındaki amaç neydi?

Bir anda soruşturmanın kilit noktası haline gelen Jack Reacher, aklında yazdığı cinayet senaryolarını üç haftalık zaman periyotlarında gerçekleştiren ve attığı her adımı en ince detaylarıyla hesaplayan katilin izini sürerken, akrebin yelkovanı yelkovanın akrebi izlediği amansız bir kovalamacanın içine düşer. İçine zorla çekildiği bu oyunun sonunda ya avcı olacaktır ya da av.






Lee Child Kimdir?

Lee Child
Lee Child ya da gerçek adıyla Jim Grant, gerilim kitapları  yazarıdır. 29 Ekim 1954 yılında Coventry, İngiltere'de doğmuştur . Halen New York , Amerika'da yaşamaktadır .

 İlk romanı olan Killing Floor En İyi İlk Roman Anthony Ödülü'nü kazandı. Her romanında Amerika Birleşik Devletleri'i dolaşan eski bir askeri polis olan Jack Reacher'ın maceralarını ele alır.





                                                     

4/15/2020

DNA - Yrsa Sigurdardottir

Nisan 15, 2020 1 Yorum
DNA

“Yarın daha iyi olacak. Bir parça daha iyi. Bir sonraki gün biraz daha iyi olacak. En sonunda dayanılır olacak. Bununla yetinsen iyi olur.”

  Kitabın kapağında James Patterson " İnsanların bu kitaba neden bayıldığını anlayabiliyorum . " diyor ki bu sözlerinde bence de son derece haklı . Kitabı ben de soluksuz bir şekilde okudum. Yazar farklı bir çok karakter ve olayı başarılı bir şekilde bağlamış ve hepsinde de başarılı olmuş. Kitabı çok sevdim bu gerçek  .Kitabı çok sevmem bir kaç nokta hakkında da eleştiri yapmama engel değil . Her zaman dediğim gibi yorumlarımda objektif olmaya çalışırım . Beğendiğim noktayı söylediğim gibi beğenmediğim noktayı da belirtirim. DNA 'da da arada tempo düştü ve bu düşük tempodaki bazı bölümlerde yazarın konuyu biraz uzattığını düşündüm. Birkaç sayfa da olsa bu bölümler okurken sıkıldım. Sonra hemen kendini toparlayarak eski hızına geri döndü.

 Children's House serisinin ilk kitabı DNA . İlk kitap böyleyse diğerleri nasıldır diye merak ettim şimdiden . Bizde serinin diğer kitaplarının çevirisi yok bildiğim kadarıyla. Umarım yakın zamanda çevirilir onlar da .

Üç çocuk sahibi genç bir kadının öldürülmesi ile başlıyor olaylar . Eşi şehir dışında iş gezisindeyken gecenin bir yarısı vahşi bir şekilde öldürülüyor genç kadım. Öldürülme şekli de okuduğum hiç bir kitapta görmemiştim bu güne kadar . Akla hayale gelmeyecek bir alet ve şekilde öldürülüyor. Katil geride hiçbir iz ,kanıt bırakmıyor . Bir tanık dışında !!! Ondan da haberi yok. Bütün olay sırasında yatağın altında saklanan küçük kız bütün olaylara şahit oluyor .

Çocuk Hizmetlerinden Freyja çocuğun gördüklerini anlatması için polis ile işbirliği yapıyor . Küçük kızı konuşturarak gördüğü ve duyduğu şeyleri sağlıklı bir şekilde ondan öğrenmek zorundalar . Yoksa kızın da hayatı tehlikeye girecektir ...

Zamanla ve çaba ile kızın bildiklerini parça parça da olsa öğrenirler . Ancak bu sırada bir cinayet daha işlenir ve artık bu soruşturma bir seri katil  soruşturmasıdır .

Şehrin başka bir noktasında da amatör bir telsizci daha önce denk gelmediği bir frekansta yayın duyar . Bu yayında sadece rakamlar verilmektedir ve bu rakamların gizemini de sadece o çözebilecektir.

Son sayfalara kadar katil budur diyemediğim bir kitap oldu DNA . Bazı şüphelerim oldu . Şüphelerimin olduğu grubun içerisinden çıktı fakat sebebi ve işleyiş tarzı kan donduran cinsten. DNA ile ne alakası var derseniz kitabın sonunda açıklığa kavuşuyor .

Psikolojik gerilim severler bu kitabı seveceklerdir diye düşünüyorum .







DNA
Kitabın Adı :DNA
Yazar :Yrsa Sigurdardottir
Yayınevi :Koridor Yayınları
Orjinal adı :DNA
Serisi : Children's House #1
Çevirmen : Sevda Duman
Sayfa Sayısı :486

Monoton bir hayat süren otuzlu yaşlardaki Elísa bir gün kendi evinde akıl almaz bir biçimde öldürülür ve olayın tek tanığı o geceden sonra hiç konuşmayan yedi yaşındaki kızıdır. Çok geçmeden aynı yöntemle işlenen bir başka cinayeti soruşturan Dedektif Huldar’a göre katilin zihnini çözebilecek ve arkasında neden şifreli mesajlar, anlamsız sayılar ve olasılık hesapları bıraktığını söyleyebilecek tek kişi bu kızdır.

Huldar ve ona yardım eden travma uzmanı psikolog Freyja, küçük bir kızın karanlık hikayesindeki bilinmeyenleri araştırırken şehrin diğer ucunda amatör bir radyo programcısı ölümcül bir paranoyayla karşı karşıyadır: Aldığı gizemli mesajlar onu korkunç bir caninin peşinde av mı yapacaktır avcı mı?








Yrsa Sigurðardóttir Kimdir? 

 Yrsa Sigurdardottir 24 Ağustos 1964 yılında Reykjavik'de dünyaya geldi. Üniversite Lisans eğitimini İzlanda'da aldı, Yüksek Lisans'ını ise Kanada'da (Montreal) bitirdi. 1997 yılında ilk çocuk kitabını yayınlar. 2005 yılında ilk polisiye kitabını "Son Ayinler" (Þriðja táknið) yayınlanır. Bu kitap birçok dile çevrilmiştir.









                                                     

3/30/2020

Obsesif - Chevy Stevens

Mart 30, 2020 5 Yorum
Obsesif - Chevy Stevens

 Okurken son derece beni etkileyen , gerilim türünde bir kitap Obsesif. Yazar kurguda açık bırakmadan , gözünüzde net olarak canlandırmayı başardığı bir kurgu yaratmış . Baştan türü sevenler için tavsiyem olduğunu belirterek yazıma başlayayım.

  Kaçırılma kurbanı olan Annie'nin psikiyatristine olanları anlatmasını ve kendi duygularını paylaştığı seanslarda olanları okuyoruz kitapta. Psikiyatristine olanları anlatıyor desem de karşılıklı bir diyalog olarak ilerlemiyor kitap. Her seansta Annie o an neler hissettiğini anlatıyor ve geçmişe dönerek olanları parça parça anlatıyor.

 İki zamanlı olarak ilerleyen kitapta hiçbir kurgu açıklığı fark etmedim . Yazar bu iki süreci de başarı ile aktarıyor.

Emlak danışmanı olan Annie pazar günü tüm görüşmeleri yaptıktan sonra eve gitmek üzeredir. Son anda gelen bir adam evi görmek istediğini söyler. Erkek arkadaşı ile buluşacak olan Annie bir süre karasız kaldıktan sonra bu son müşteriye de evi göstermeye karar verir. Bu en büyük hatası olacaktı çünkü bu adam onu kaçırarak bir yıl dağ başındaki izole bir kulübede tutacaktır.

  Obsesf birisidir kaçıran kişi  . Bu bir yıl süresince sırf fiziksel değil psikolojik şiddette uygular Annie. Bir şekilde sağ kalmış ve kurtulmuştur ancak o eski kadın haline dönebilecek midir ya da her şey bitmiş midir?

 Annie'nin yaşadıklarını okurken gerçekten tüylerim diken diken oldu . Özellikle bazı bölümlerde gözüm yaşardı . Kimsenin başına böyle bir olayı gelmesini istemem. Hele kitabın sonuna doğru olanları okuyunca siz de hayret edecek ve çok kızacaksınız. Kitap hakkında fazla ipucu vermeden nasıl yazarım bilemiyorum ancak olanlar gerçekten sinir olacağınız ve çok kızacağınız cinsten .

Annie'nin yaşadıkları , başına gelenler ve getirilenler kimsenin başına gelmez umarım ...

Obsesif'tan Alıntılar :

"Kitap okumak hoşuma giden tek şeydi, beni bir insan gibi, kendim gibi hissettiren tek şeydi."

"Ne hissettiğim ile ilgili ne biliyordu ki? Bir de kalkmış bana yalnız olmadığımı söylüyordu. Tabii ki yalnızdım."

'Bazen hayatta zor zamanlar geçirmemiz gerekir.'dedi 'Ama bunlar bir sınavdan ibarettir;güçlü kalmayı başarırsak,en sonunda ödüllendiriliriz"

"..Ama birisi size,mavi olduğunu bildiğiniz halde gökyüzünün yeşil olduğunu söylüyorsa,sürekli olarak buna gerçekten inanıyormuş gibi tekrarlıyorsa,en sonunda gökyüzünün mavi olduğunu düşündüğünüz için çıldırdığınızdan şüphelenmeye başlarsınız."

"Bokların içinde uzun süre debelenirseniz, leş gibi kokusu peşinizi asla bırakmaz.Bulabildiğiniz her türlü sabunu alırsınız, teninizi kızarana dek ovalayabilirsiniz, ama bir gün dışarı çıktığınızda üstünüze bir sinek konuverir.Sonra, bir tane daha ve bir tane daha konar...Çünkü bilirler.O taptaze cildin altında, bok olduğunuzu bilirler.Boktan başka bir şey olmadığınızı bilirler.Dilediğiniz kadar temizlenebilirsiniz ama sinekler her zaman nereye konacaklarını bilirler."

"Ölüm aslında hayatın bir uzantısıdır.Ölüme şahit olursan, bir başka boyutun açıldığını görürsen, kendini bu boyutla sınırlandırmanın ne kadar gereksiz olduğunu anlarsın."

"Gerginim, zihnim dağılmış durumda; yanıtlar, nedenler, tutunacak sağlam ve gerçek bir şeyler arıyorum, ama tam bunları bulduğumu ve kendimi kaybetmeden anladığımı düşünürken, hâlâ paramparça, dağınık ve mahvolmuş olduğumu fark ediyorum."

"Daha yeni dikilmiş bir yara gibiyim; her konuştuğumuzda dikişler atıyor, yara tekrar açılıyor ve yeniden dikmek zorunda kalıyorum."

"Annem,sevgisizliğin de bir taciz olduğunu asla anlamayacak."

"Olabileceğim kadar güvendeyim. Şimdi, lütfen birisi bunu ruhuma da söyleyebilir mi? "

"İnsanlar bir alternatiften haberdar olsalar, kötü olduğunu sandıkları bir olayın aslında hayatlarında oldukça güzel bir olay olduğunu fark etmeleri mümkün değil mi sence ?"








"Obsesif " Hakkındaki Övgüler :

"Bu sadece bir kadının ortadan kayboluşunun değil, aynı zamanda kendine, bağımsızlığa, hayata dönüşünün de hikayesi. Işığın teninize iğne gibi battığını hissettirecek unutulmaz bir hikaye."
                                                -Gillian Flynn, Kayıp Kız'ın yazarı-

"Obsesif, Thomas Harris'in Kuzuların Sessizliği'nden sonra yazılmış en tüyler ürpertici roman."
                                               -Alfred Hitchcock Mystery Magazine-

"Bu kitap öyle büyüleyici ki ilk ve son sayfa arasında tek bir nefes almış gibi hissedeceksiniz."
                                                -Karin Slaughter-

"Gizemle örülü, şaşırtıcı ve büyüleyici."
                                              -Publishers Weekly-


ObsesifKitabın Adı : Obsesif
Yazar :Chevy Stevens
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı : Still Missing
Çevirmen :Belgin Selen Haktanır
Sayfa Sayısı :348


 Otuz iki yaşında bir emlakçı olan Annie O'Sullivan'ın kaçırıldığı gün, yapmayı planladığı üç şey vardı: Bir ev satmak, annesiyle son tartışmasını unutmak ve erkek arkadaşıyla akşamki randevusuna vaktinde yetişmek. O gün evi gezen fazla müşteri olmamıştı, ancak son ziyaretçisi kapıda belirdiğinde o günün şanslı günü olduğunu düşündü.


 Annie bir psikopat tarafından kaçırılıp çok uzak bir dağ kulübesinde alıkonulduğu bir yılı aşkın bir süreyi psikiyatriste anlatmaya karar verir. Bu seanslar onun hayatındaki kopuk parçaları bir araya getirirken olayı araştıran bir dedektifle bulduğu bir ipucu eksik bir puzzle parçası gibi yerine oturduğunda, korkunç bir sürpriz de onu bekliyor olacaktır. Herkes bir sır saklarken kime güvenebilirdi…








Chevy Stevens Kimdir?

Chevy Stevens

1973 Kanada doğumlu olan Chevy Stevens, Vancouver Adasındaki bir çiftlikte büyümüştür. Halen kocası ve kızı ile birlikte adada yaşamaktadır. İlk romanı Stıll Mıssıng, en iyi birinci roman için Uluslararası Thriller Yazarlığı Ödülünü kazanmıştır.








                                                     

11/20/2019

Asi - Monica McCarty

Kasım 20, 2019 2 Yorum
Asi

  Ününü çok duyduğum okuyanların öve öve bitiremediği Monica McCarty ile sonunda tanıştım. Kitapçıda yazarın bazı kitaplarını indirimli görüyordum . Ben almaya kalkınca piyasada kitaplarını bulamaz oldum. Bir gün halk pazarına - bit pazarı da deniyor - gittiğimde sergilerin birinde kitabı gördüm. 3 TL ye aldım kitabı. Pazarlık etmeye de çalıştım ancak 5 kuruş bile inmediler :(

Bir üçlemenin ilk kitabı Asi . Seri kitabı olduğunu bilmeden aldım , şansıma serinin ilk kitabı çıktı. Kitabın türü tarihi aşk romanı . İskoçya'da geçiyor. Sade bir anlatım ve hızla okunan bir kitap. Kitabı okumak isteyenler içinm de +18 bölümlerin olduğunu da belirteyim.

McLeod'lar ve McDonald'lar düşmandırlar. Kral bu düşmanlıkları sonlardırmak için McLeod'ların reisi Rory ile McDonald'ların kızı İsabel evlenmesini istemektedir. Rory ise evlenmeyi istemez fakat bir yıl bir gün nişanlı kalmayı kabul eder. Bu sürenin sonunda ya evleneceklerdir ya da İsabel ailesinin yanına dönecektir. Aslında bu olayın adı nişanlılıktır fakat bu sadece isimdir , evlilik deneyimidir yaşanacak olan . Rory İsabael'den uzak durmaya niyetlidir . Onunla evlenmek istemez. İsabel'in ise bu işi kabul etmesinin arkasında bambaşka bir şey vardır ... Bu iki gencin aklına gelmeyen şey ise "aşk" tır ve bundan kurtuluş yoktur ...

Hızla okudum kitabı. Zaten okurken çok düşünmenize gerek yok , beyninizi de zorlamıyor. Yazar ve anlatımı iyi olsa da illa okumak istediğim bir yazar , ya da kitaplarını mutlaka bulup okumalıyım diyemem . Çünkü bu türde yazan benzer yazarlar da var ve Monica McCarty'nin çok fazla bir üstünlüğü yok onlara bana göre...





Asi - Monica McCarty
Kitabın Adı :Asi
Yazar :Monica McCarty
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı :Higlander Untamed
Serisi : Mcleods Of Skye #1
Çevirmen :Aslıhan H. Bağdatlı
Sayfa Sayısı :352


"Dolu dolu, romantik ve mest edici!"
Teresa Medeiros
Onu kendine aşık etmek için yalnızca bir yılı vardır... Isabel MacDonald, amansız kavgaya bir son vermek için klanının en azılı düşmanı Rory MacLeod ile nişanlanmayı kabul eder. Ancak nişan onun kaleye - ve biraz tahrikle kalbine - girişini kolaylaştırmak için bir paravandır. Ne var ki haince planları hayranlık duyduğu her şeye sahip güçlü ve korkusuz bir Highland reisi olan Rory tarafından sınanır. Şimdi Isabel hep hayal ettiği mutluluğu, tam da ihanet etmesi gereken adamda bulmuş ve ihtirasın, intikamdan çok daha tehlikeli olabileceğini görmüştür. Dostların yakınında olsun ama düşmanların daha da yakında... Rory'nin MacLeod klanının reisi olarak görevi açık ve nettir: Kralın emrine itaat edip MacDonald'ların kızı ile evlenmek - şartları ise kendisi belirleyecektir. Rory nişanın yalnızca bir yıl sürmesine karar verip kızı ailesine teslim ettikten sonra başka biriyle evlilik yapmayı planlar. Fakat bu baştan çıkarıcı güzellikteki kadının, onun çelik gibi dirayetine meydan okuyacağını ve sert görünüşünün altında içten içe kaynayan dizginlenmemiş ihtirası ortaya çıkaracağını tahmin edemez.






Monica McCarty Kimdir ?


Monica McCarty Toronto ABD'de dünyaya gelen Monica McCarty, Downingtown Lisesinden mezun olmuş ve 1995 yılında New York Üniversitesini bitirmiştir. 2005 yılında kadar Shepard Time, Inc. Özel Yayıncılıkta çalıştı ve kurumsal müşterilere özel yaşam tarzı dergileri üretti. 2002-2005 yılları arasında kendi kitaplarını yazmaya başlayan Monica McCarty'ın Prettey Little Liars ve Yalancılık Oyunu adlı eserleri televizyon dizisi haline getirilmiştir. Şu anda ise Pittsburgh içinde yaşamına devam etmektedir.






                                                            Kozmokitap

11/13/2019

Fısıldayan Gölgeler || Jan-Philipp Sendker

Kasım 13, 2019 2 Yorum
Fısıldayan Gölgeler ||  Jan-Philipp  Sendker


Hayat devam ediyor.
Bu kelimelerden nefret ediyordu.Ölümün telaffuz edilemeyen adaletsizliğini ve son derece itici adiliğini somutlaştırıyorlardı.

Koridor Yayınlarının beyaz kapaklı polisiye kitaplarını seviyorum. Kitapçılarda dolanırken Fısıldayan Gölgeler'i indirimde görünce dayanamadım. En sık uğrak yerlerimden birisi zaten Koridor Yayınları standı . Yaz başında almış olsam da kitabı okumaya yeni zaman bulabildim. Daha doğrusu kitabı alıp koyduğum yerden yeni elime geçti ...

    Jan-Philipp  Sendker'in Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler isimli kitabını okumuştum ve çok sevmiştim. O farklı tür bir kitaptı ve okumayanlara kesinlikle okumasını tavsiye ederim.

Fısıldayan Gölgeleri'in  bir serinin ilk kitabı olduğunu okuyup bitirdikten sonra öğrendim. Yazarı da bildiğimi kitap bittikten sonra fark ettim. Bu sıraları kafamın ne kadar karışık olduğunu anlamışsınızdır bu durumdan ...

Dost olmayan ruhlara dostça yaklaşın,çünkü buna en çok onların ihtiyacı var.

Paul  oğlu öldükten sonra kendisini suçlamış ve hayata tutunmayı başaramamıştır. Hayata tutunan eşine de kızmıştır kendi içinden ve evlilikleri de son bulmuştur. Bir adada sessiz , ıssız , herkesten ve her şeyden uzak yaşamaktadır . Birgün Elizabeth isminde bir kadın ile karşılaşır. Kadın iş için Çin'e gelen oğlundan haber alamadıklarını söyler. Hong Kong'da yaşayan bir batılı olarak Paul'den kendisine yardım etmesini ister. Paul başta isteksiz olsa da zamanla kendisini olayların içinde bir dedektif gibi iz sürerken bulur...




 Fısıldayan Gölgeler bir polisiye . Aksiyon dolu bir polisiye değil de ip uçlarının peşinde ağır ağır ilerleyen , yer yer dram ağırlıklı ve duygu yükü fazla olan bir kitap. Birçok farklı duyguyu barındırdığı ve merakla okuttuğu için kitabı sevdim. Heyecan ve sakinlik ... Birbirine tezat gibi görünse de bir arada harika giden ikili oldular bence kitapta.

   Paul'un yasını ve yas ile başa çıkma çabası yanında farklı bir ülke ve kültürde yaşananlar da anlatılıyor. İnsan gittiği yerleri ve ülkeleri tam olarak tanıyamıyor ve kendi bakış açısı ile değerlendiriyor. Çin'de kaybolan  Michael de böyle aslında . Olması gerekeni söylüyor ve düşünüyor. Ancak görünen ve uygulanan her zaman aynı olmuyor. Yazılı hukuk kuralları olsa da onları uygulayan hakimler olsa da düzen bozuk , rüşvet her yerde , korku insanları sindirmiş olunca adalet göstermelik oluyor.

  Kitapta Çin'in geçmişinden , geçmiş ve bugün arasındaki farktan ve insanların düşünce yapısından da oldukça bahsetmiş yazar. Bir kurgunun ötesinden oldukça dolu dolu bir kitaptı bana göre Fısıldayan Gölgeler .  Bu tarz kitapları sevenlere tavsiyemdir .




Fısıldayan Gölgeler ||  Jan-Philipp  Sendker
Kitabın Adı :Fısıldayan Gölgeler
Yazar :Jan-Philipp  Sendker
Yayınevi :Koridor Yayınları
Orjinal adı : Whispering Shadows
Serisi : The Rising Dragon #1
Çevirmen :Çiğdem Balkanlı
Sayfa Sayısı :416


Paul lösemiden kaybettiği oğlunun üçüncü ölüm yıldönümünde, hep onunla gittiği dağ yolunda esrarengiz bir kadınla karşılaşır. Elizabeth bir süredir haber alamadığı ve ünlü bir işadamı olan oğlu için hiç tanımadığı bu adamdan yardım istemektedir.

Yaşadığı trajediden sonra bir adaya yerleşip hayatla ve insanlarla ilişiğini tamamen kesen Paul'e tanıdık gelen ve onu bir dedektif gibi ipuçlarının peşine takan şey neydi? Herkesin sormaktan korktuğu soruların cevaplarını duymaya hazır mıydı?

Her acının bir uyanış ve her uyanışın da sürprizlerle dolu olduğu bir dünyada Paul için geçmişin karanlık koridorlarında kaybolmadan yürümek hiç kolay olmayacaktı çünkü insan ancak başkalarının kalbine kulak verdiğinde kendi kalbinin sesini duyabilirdi.

Kitap Hakkında Övgüler  :

“Polisiye dendiğinde ne bekleyeceğinizi bilirsiniz. Aşk romanlarının sonu da hep bellidir. Fakat Jan-Philipp Sendker, romanında bu ikisinin özgün ve heyecan verici bir karışımına ulaşmış. Bir cinayet hikayesi hiç bu kadar büyüleyici olmamıştı.”

                                    - Caroline Leavitt -


Jan-Philipp Sendker Kimdir ? 




1960 yılında Hamburg'da doğdu.1990-1995 yılları arasında Stern gazetesinin Amerika muhabiri , daha sonra 1995-1999 Asya muhabiriydi . Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler ona dünya çapında ün kazandıran ilk romanıdır.






The Rising Dragon Serisinin Diğer Kitapları :

The Rising Dragon 2 The Rising Dragon 3
                                     


                                                                   Kozmokitap

8/02/2019

Seyyah - John Katzenbach

Ağustos 02, 2019 3 Yorum
Seyyah - John Katzenbach

  Çok sevdiğim yazarlardan birisi olan John Katzenbach'ın yeni kitabı "Seyyah " ile geldim bugün. Koridor Yayınları etiketi ile çıkan kitap yazarın diğer kitapları gibi beyaz zemin üzerine siyah olarak tasarlanmış . Ben bu beyaz kapaklı tasarımları çok seviyorum.

  Sıradaki Sensin , ŞizofreniProfesör ve Psiko-analist yazarın okuduğum diğer kitapları . Psikolojik gerilim türünde usta yazarlardan John Katzenbach . Seyyah'ı da zevkle okusam da diğer kitaplarından bir tık geride kaldığını da belirtmeden edemeyeceğim.



  Dedektif  Mercedes Barren bu sefer farklı bir olay için uyandırılmıştır. Yeğeni bir cinayete kurban gitmiştir. Kendilerinden birisinin akrabası öldürüldüğü için polis daha sıkı çalışarak başka öğrencileri de kampüste öldüren bir seri katili yakalar. Kitabın ilk 100 sayfasında katil yakalanınca ne olacak diye düşündüm . Çok erken değil miydi katilin ortaya çıkması için. Polis katili yakaladığını düşünürken bazı kanıtlar yeğenini bu katilin öldürmediğini düşündürür Merce'ye . Kendisine ne cinayet masası ne de amiri inanır Merce'ye . O da izin alıp gayri resmi olarak kendi araştırmasını yapmaya başlar.

  Diğer tarafta da kadınları öldüren bir katil vardır. Tüm seri katiller gibi kendine güveni tam ve bir narsist. Yakalanmayacağını düşünüyor çünkü en ince detayına kadar planlıyor ve asla planından şaşmıyor.  Artık kendi hayat hikayesinin yazılması gerektiğine karar veriyor. Çünkü o kendi çapında çok zeki olduğunu düşünüyor ve insanların hikayesini ve yaptıklarının detaylarını öğrenmesini istiyor. Bütün seri katiller benzer değil midir? Yaptıkları ile gurur duyarlar ve yakalanmadıkları zaman da bir süre sonra sıkılıp yaptıkları ile övünmek ve herkesin yaptıklarını öğrenmesini isterler. İşte o da biyografisini yazdırmak istiyor.  Bunun için de ince eleyip sık dokuyarak istediğine en uygun olduğunu düşündüğü kişiyi kaçırıyor...

 Bir yandan Merce'nin araştırmalarını okurken diğer taraftan da katilin yaptıklarını okuyor ve adım adım sonuca doğru yaklaşıyoruz.

  Kitabı büyük bir ilgiyle okudum. Sanırım sonundan dolayı bir tık geride buldum kitabı . Farklı bir şekilde sonuçlanacağını umut etmiştim.









Seyyah - John Katzenbach Kitabın Adı : Seyyah
Yazar :John Katzenbach
Yayınevi :Koridor Yayınları
Orjinal adı : The Traveller
Çevirmen : Ender Nail
Sayfa Sayısı :533


Bıçağın sıcak mı yoksa soğuk mu olduğunu anlamanın çok zor olduğunu fark etmiş miydin? Bu, ne tür bir korku yaşadığına göre değişir. Buz gibi soğuk da gelebilir, köz kadar sıcak da. Tıpkı midende ve yüreğinde hissettiğin korku gibi.

Bir adam, bir kadın, bir araba ve bir fotoğraf makinesi… Geçmişe doğru duygusal bir yolculuk... Adam zihnindeki karanlığın ona fısıldadığı isimleri tek tek öldürüyor, fotoğraflarını çekiyor. Kadın ise hikayelerini yazıyor. Çünkü başka bir seçeneği yok. Ya bu psikopatça planın bir parçası olacak ya da ölecek.

Bir tarafta yeğeni de kurbanlardan biri olan, hınç dolu Dedektif Barren ve diğer tarafta katile gölgesi kadar yakın psikiyatrist Martin Jeffers; her ikisinin de iz sürmek için geçerli sebepleri vardır, ancak hesaplanmamış en küçük bir adım onları geri dönüşü olmayan bir yola sürükleyecektir.


                                                            Kozmokitap

3/15/2019

Kendinle Savaşma Sanatı - Fumitake Koga / Ichiro Kishimi

Mart 15, 2019 3 Yorum
Kendinle Savaşma Sanatı


    "Kendinle Savaşma Sanatı " içsel keşif, kendini özgür bırakma ve daha anlamlı bir hayat için mutluluk psikolojisi rehberi olarak belirtiliyor kitapta. Freudyen psikolojinin ön planda olduğu günümüzde ona göre nispeten daha geri planda kalan "Adler Psikolojisi "ni anlatıyor kitap.

Japonya'da 3,5 milyon satan kitap milyonlarca insanın hayatını değiştirmiş. Yazar Fumitake Koga 1999 yılında bir kitapçıda bulduğu ve Ichiro Kishimi 'nin yazdığı Adler Psikolojisine Giriş kitabı ile hayatının değiştiğini belirtiyor. Yirmili yaşlarda okuduğu bu kitap onun için çok özel olmuş. Adler psikolojisi onun ilgisini çekerken onun esas ilgisini çeken Ksihimi ve Adler fikirlerinin karışımı imiş . Bu nedenle Ichiro Kishimi ile bağlantıya geçerek kitap fikriden bahsetmiş . İkili karşılıklı olarak fikir alışverişi ile ortaya Kendinle Savaşma Sanatı çıkmış.


Kendinle Savaşma Sanatı


   İki kişi arasındaki  diyaloglar halinde ilerleyen kitap bu özelliği nedeni ile okuyucuyu sıkmıyor. Genellikle kişisel gelişim , felsefe ya da psikoloji kitapları tür itibari ile pür dikkat okumayı gerektiren ve sıkıcı olabilecek kitaplar oluyorlar. Ben bu tür kitapları beyin yakan kitaplar olarak nitelendiriyorum. Bu kitap bu üç kategori içerisine girse de onlardan farklı olarak sıkmadan , dikkat dağınıklığına sebep olmadan ilerliyor.

   Genç öğrenci sorular sorarken filozof bu sorulara cevaplar veriyor ; cevap ve örneklemeler ile genci aydınlatırken Adler psikolojisini ve temellerini de anlatmış oluyor. Sadece basit bir soru cevap değil kitapta olanlar . Genç her cevabı kabul etmiyor ve sorguluyor, anlamaya uğraşıyor. Ben okuyucu olarak kendimi bazen yanlarında misafir , bazen soru soran ve sorgulayan genç bazen de yol gösteren filozof olarak hissettim.


Kendinle Savaşma Sanatı


Beş gece olarak bölümlenen  kitabı ben de ona uyarak beş günde okudum. Mola vererek ve düşünerek... Ben daha önceden Adler Psikolojisi hakkında bilgi sahibi olduğum için kitap benim için bilgi pekiştirmesi oldu. Psikoloji ve felsefe konuları ilginizi çekiyorsa bu kitaba kesinlikle bakın , bu kitabı  seveceksiniz .




Kitaptan Alıntılar :

"İnsanlar için itici güç , geçmişte aldıkları sonuçlar değil , kendi belirledikleri hedefe doğru ilerlemektir. "

"Değişimin ilk adımı bilmektir."

"Bilgiler er ya da geç atılana dek bilgi olarak birikecek."


Önemli olan kişinin nasıl dünyaya geldiği değil , elindeki malzeme  ile ne yaptığıdır."

Yaşam tarzlarımızı değiştirmeye çalıştığımızda , cesaretimizi sınarız . Değişim endişe yaratır , değişmemekse hayal kırıklığı."

Adler , " Kişinin sorunlarından kurtulmak için yapabileceği tek şey , evrende tek başına yaşamasıdır, " der .

"Şu an" denen bir dizi andan ibarettir. Sadece burada ve şu anda yaşayabiliriz. Hayatımız sadece anlarda var olur.







Kendinle Savaşma Sanatı
Kitabın Adı :Kendinle Savaşma Sanatı
Yazar :Fumitake Koga - Ichiro Kishimi
Yayınevi :Koridor Yayınları
Orjinal adı: The Courage to be Disliked
Çevirmen : Belgin Selen Haktanır
Sayfa Sayısı :296


Bir filozof ve genç bir adamın, Freud ve Jung’la birlikte on dokuzuncu yüzyılın en önemli isimlerinden Avusturyalı psikoterapist Alfred Adler’in önünü açtığı yolda deneyimledikleri beyin fırtınası, Japonya’da milyonlarca insanın hayatını değiştiren bir fenomene dönüştü ve şimdi de size duygularınızdan korkmadan yaşamanız, geçmişin zincirlerini kırarak özgürleşmeniz ve kendiniz olmanın önündeki en büyük engele yani kendinize karşı savaştan galip çıkmanız için gerekli strateji ve felsefeyi sunuyor.

İkili arasında geçen diyaloglarda, kendi içinize dönüp cevaplamak isteyeceğiniz ve her cevapta gerçek ‘siz’ olmaya yaklaşacağınız soruların olduğu bu kitapla, artık rüzgarın önüne kattığı başıboş savrulan bir yaprak gibi hissetmeyecek, kendini tanımanın sonsuz okyanusundaki değerli sırra erişerek yaşam bilgeliğini kavrayacaksınız.


Fumitake Koga :

Fumitake Koga


1973 Japonya doğumlu , ödüllü bir  yazardır. Kurgusal olmayan  , çok satan kitap Kendinle Savaşma Sanatı'nı yazdı. Yirmili yaşlarında karşılaştığı Adler Psikolojisinden derinden etkilendi . Daha sonra Koga , Kishimi'yi Kyoto'da ziyaret etti ve Adler psikolojisinin özünü öğrendi ve  Yunan Felsefesindeki gibi  klasik diyalog yöntemi ile kitabı kaleme aldı.
                                                     




                                                         Kozmokitap

12/06/2018

Fırtınada Yanacaksın - John Verdon || Kitap Yorumu

Aralık 06, 2018 3 Yorum
Fırtınada Yanacaksın - John Verdon

Merhaba sevgili Kozmokitap okuyucuları :)) John Verdon'un son kitabı Fırtınada Yanacaksın çıktığı andan itibaren merak ettiğim bir kitaptı. Sonunda okudum bitti . Sonunda diyorum çünkü okumam çok uzun sürdü . Bunun süresi kitabın kötü olması değil tamamen benim okumaya çok fazla vakit ayıramamış olmam. Evde iki hafta boyunca misafirim vardı bu nedenle  kitabı istediğim hızda okuyamadım : (


Yazarın okuduğum ikinci kitabı Fırtınada Yanacaksın . Daha önce Kurt Gölü'nü okumuştum. ( Kurt Gölü yorumum için → burayı ← tıklayabilirsiniz .)

Kitabı okumaya biraz da tereddütle başladım . Çünkü daha önce okuyanlardan çok fazla olumsuz yorum okudum. Genel olarak ben John Verdon'un tarzını sevmiştim. Bu kitabı çok fazla detayla boğduğu söylenince okumaya başlarken biraz da korktum açıkçası :)) Bitirince gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki ben kitabı sevdim :))


Fırtınada Yanacaksın - John Verdon

Dedektif Gurney yine iş başında. Emeklilik hayatında kendisine heyecan arayan Gurney bahçesinde kazı işleri ile uğraşmaktadır. - Bahçesinde bulduğu arkeolojik kalıntıları araştırır.- O kendi halinde uğraşa dursun White River 'da işer karışmaktadır. Bir polis keskin nişancı tarafından öldürülmüştür ve bu olayı siyahilerin yaptığı düşünülmektedir. Olayın göründüğünden daha karışık olduğunu düşünen savcı Gurney'den yardım ister. Gurney araştırmaya başlar ve işler gerçektende çok karışıktır. Ortaya çıkan yeni cesetler de işleri hiç kolaylaştırmaz...

Yazar ince ince işliyor konuyu ve okuyucuya da fazla ipucu vermiyor. Kitabı okurken herkesten kuşkulanmaya başlıyorsunuz . Hatta bir ara katil Gurney çıkarsa hiç şaşırmam dedim kendi kendime. Okurken paranoyak oluyor ve herkesten her şeyden kuşkulanmaya başlıyorum. Yazar şaşırtmayı sağ gösterip sol vurmayı seviyor. Irkçılık , sadistlik ve kendini beğenmişlik yer alırken karakterlerde alttan alta bambaşka konuları da işliyor. Şaşırtmayı seven bir yazar John Verdon . Bu kitabı ile de beni şaşırtmayı başardı. Birkaç saatlik çerezlik bir kitap değil Fırtınada Yanacaksın. İnce ince işlenmiş konuyu dikkatli bir şekilde okumak gerekiyor.

  Yazarın okumadığım diğer kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Tam almaya karar vermiştim ki kitaplara zam geldi . Dolar bahanesi ile artan fiyatlar doların düşmeye başlaması ile umarım düşer...




Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“John Verdon şaşırtıcı olay örgüsü, katil avı ve akıllıca düşünülmüş karakterler yaratmada kendini kanıtlamış bir usta.”
 -Publishers Weekly- 

 “Bir bulmacanın parçalarını yerleştirir gibi kitabın son sayfasına dek, katili bulacak olmanın tarifsiz hazzını suç romanlarına özgü gerçekçi gözlemlerle nasıl harmanladığına bakılırsa, bu serinin neden bu kadar popüler olduğunu anlamak zor değil.”
 -Kirkus Reviews-


Fırtınada Yanacaksın - John Verdon
Kitabın Adı :Fırtınada Yanacaksın
Yazar :John Verdon
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı :White River Burning
Çevirmen : Ender Nail
Sayfa Sayısı :528

New York’un sessiz sakin kasabası White River’da bir keskin nişancı dehşet saçıyor ve öldürülen polisin telefonuna bir uyarı mesajı geliyor. Kimsenin kimseye güvenmediği soruşturmaya danışmanlık yapması için çağrılan Gurney'in ise elinde gizemli bir nottan başka bir şey yok.

 Bir parktaki oyun alanında ayak tabanlarına üç farklı harf dağlanmış iki cesedin bulunmasıyla işler daha da karmaşık bir hal alırken yetkililerin resmi açıklamalarıyla ters düşen Gurney, kasabayı labirent gibi sarmış olaylar silsilesini tek başına çözmeye kararlı. Yaklaşmakta olan fırtına herkesi yakmadan cevaplaması gereken bir soru var: Bu akıldışı bulmacada gözden kaçırdığı şey ne?



                                                            Kozmokitap

11/13/2017

Öldüm Çık - Perihan Gün || Kitap Yorumu

Kasım 13, 2017 2 Yorum
Öldüm Çık - Perihan Gün



" İnsanın kendine üzülmesi her şeyden daha vahim bir şeymiş. Başımı öne çevirip asansöre bindiğimde dolu gözlerimle aynaya bakarken, gözyaşlarım akmasın diye başımı yukarı kaldırdığımda öğrendim. "

Perihan Gül 'ün kaleminden Öldüm Çık, Koridor Yayınlarının son çıkan kitaplarından. Kitabın ismi onu okumak istemem için en büyük sebep oldu. Ne konuyu araştırdım ne de yazar kimmiş baktım. Kitabın ismini duyduğum an ben kendine çekti ve okudum ...

Gerçek olaylardan esinlenerek yazıldığını okuduğum zaman kitap benim için daha önemli oldu. Gerçek olaylar ve onlardan beslenen kurgular her zaman ilgimi çekmiştir. Eminim aranızda benim gibi düşünenler vardır. Çünkü kurgu bir yere kadar...





Kuzeninin dövülerek ağır yaralanması ve ölmesi ile başlıyor kitap. Bu olay toplumsal olarak büyük bir yaramız. Gerçek hayatta da yazarın kuzeni , platonik olarak ona aşık birisi tarafından öldürülmüş. Acı, tarif edilemez isyanlar, sessiz feryatlar yazarın kalemi ile can buluyor. Hissettiği acı ve veremediği tepkiler okuyucuya kalemi aracılığı ile yansıtılıyor. Yazar kaçışı alkolde buluyor. Herkesin tepkisi ve acıyı yaşama biçimi farklıdır.

Bu olaydan sonra bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyen Perihan iş ve şehir değişikliğine gider ki bu noktada da farklı bir olay ile yüzleşmek zorunda kalır...

Sosyal medyanın ve akıllı telefonların yaşamımızda çok fazla yer kapladığı günümüzde arkadaşlıklar da sanallaştı. Yüzünü görmediğimiz , sesini duymadığınız insanlar ile haberleşiyor, dertleşiyoruz. Her ne kadar bunun tehlikeleri hakkında bas bas bağırsa da , bu uyarıları önemsemeyen bir grup da var. Aman ne olacak ki ??? diyen !!!

Perihan Gün de kitabında bize bu olumsuzlukları kurgulaştırarak anlamış. Bu olumsuzluklardan çevremde denk gelen, birebir tanık olduğum olaylar da oldu. Bu büyülü dünyanın aslında göründüğü gibi olmadığını fark ederek içerinde olursak kendimizi bir nebze korumuş oluruz.

Perihan Gün 'de kitabında bir yerde sosyal medya fenomeni olduğunu belirtmiş. Bu noktaya kadar yazarı araştırmayan ben bu noktada merakımı yenik düşüp araştırdım. Twitter ve instagramda takipçi sayısı fazla imiş kendisinin. Ben kendisinden bu kitap sayesinde haberdar oldum, öncesinde tanımıyorum. Zaten bir kitabı bitirdikten sonra blogda yazmadan önce tüm yazarları araştırırım yanlış bir bilgi vermemek adına.


Öldüm Çık - Perihan Gün


Hızla okunan , akıcı bir kitap olmuş Öldüm Çık. Sevdiğim ve sevmediğim bölümler , katıldığım ve katılmadığım fikirler ve eleştirip kızdığım davranışlar oldu. Genel olarak baktığımda ise günümüz sorununa değindiğini söyleyebilirim.

Son olarak ise benim takıldığım nokta, yazar kitapta " Ve şimdi kitabı elinde tutan diğer okuyanlar... Bir sigara yakıp siz de şarkıyı dinlerseniz, size de teşekkürü borç bilirim. " diye bir paragraf yazmış. Şarkıyı seve seve dinlerim fakat ben sigara kullanmıyorum , vücudumu ve ciğerlerimi seviyorum. Birine sigara teklif eden insanların da dost olmadığını ve onların kötülüğünü düşündüğüne inanan birisi olarak bu paragraf farklı bir şekilde yazılsaydı diye düşünüyorum. Siz ne düşünürsünüz bilemiyorum ¿¿¿¿

Kitabın Adı : Öldüm Çık
Yazar : Perihan Gün
Yayınevi : Koridor Yayınları
Sayfa Sayısı : 296


İnsan hiç görmediği birini özleyebilir mi?

Ben içimden “Kanayıp ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni,” diye mırıldanırken, Özlem’in “Bu şehirden gideceksin,” diyen sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Doktorun “Zamanın daralıyor,” dediği dakikada, Tuana’yı sonsuzluğa uğurladığımız günün her saniyesindeydim. Şimdi ve bundan sonra yapacak hiçbir şeyim kalmadığını ilk defa bu kadar yürekten hissetmiştim.

Güvendiği tüm dağlara karlar yağan Perihan elindeki tek gidişlik bileti, kırık dökük umudunu sığdırdığı bavulu ve sırtına taktığı kemanıyla İstanbul’a gelmişti. Midesinde kelebekler uçuşturan, uykusunu kaçıran bir adamın peşinde saklambaç oyununa dönen hayatını tepetaklak eden soruların tuzağına mı düşecekti yoksa kalbini inatla aynı yerden kıran kadere külahını ters mi giydirecekti?


                                                            Kozmokitap

10/31/2017

Soğuk Kalp - Tami Hoag || Kitap Yorumu

Ekim 31, 2017 2 Yorum
Soğuk Kalp - Tami Hoag


  Bir çok kitabını severek okuduğum Tami Hoag'ın ülkemizde koridor yayınlarından çıkan son kitabı Soğuk Kalp. Tami Hoag'ın 9. Kız kitabının kaldığı yerden devam ediyor kitap.  Fakat bu kitabı okumak için illa 9. Kız kitabını okumanıza gerek yok . Bağımsız olarak da okunabiliyor kitap.

  Yazar gerilim kitaplarında çok başarılı bana göre. Bu kitabında diğer kitaplarına göre farklı olarak bir kurbanın üzerinden anlatıyor olayları yazar.

  Bir seri katilin dokuzuncu kurbanı olan Dana Nolan sağ olarak kurtulmuştur. Fakat artık o eski sevecen ve mutlu kız değildir. Ağır bir beyin travması geçitmiş ve ciddi yaralar almıştır. Başına gelenleri hatırlamasa da zamanla ona anlatılmıştır. Yoğun bir fizik tedavi süreci sonunda ailesinin yanına dönen Dana orada da psikolojik tedavisine devam etmektedir.




   Psikoloğu kendisine bir hedef belirlemesini ve bu hedefi yavaş yavaş yerine getirmesini ister. Dana da geçmişte kaybolan bir arkadaşını hatırlar. Onun başına ne geldiği asla ortaya çıkmamıştır. Arkadaşını bulmak isteyen Dana , kendisi de bir kurban olmasından dolayı belki de onunla kendisini özdeşleştirmiştir. Bu noktadan sonra işler yavaş yavaş karışmaya başlar...

 
  Yazarın bugüne kadar okuduğum diğer kitaplarında gerilimi gerçekten hissetmiş ve kitapların nasıl bittiğini anlamamıştım. Bu kitabı yani Soğuk Kalp diğerlerine göre daha duygusal kalmış. Bir kurbanın psikolojisini ve beyin hasarının sonuçlarını derinlemesine işlemiş yazar. Böyle bir durum olunca bazı konuların sık sık tekrarlanmasına neden olmuş ve diğer kitapları ile kıyasladığımda tempo daha yavaş kaldı.

  Tami Hoag'ın kalemini sevdiğim için kitabı zevkle okudum fakat en sevdiğim kitabı olmadığı da kesin....


  Kitap hakkında yazılanlar: 

“Ürkütücü, cezbedici, trajik ve kışkırtıcı.”

                     -USA Today-

“Hoag’ın kalemi dövüş sanatları kadar hızlı ve keskin, mizahı oldukça gerilimli ve bir seri katilin psikolojisine dair sezgileri kurnazca ve düşündürücü.”

                    -Booklist-

“Birinci sınıf bir psikolojik gerilim.”

                -Kirkus Reviews-




Soğuk Kalp - Tami Hoag
Kitabın Adı :Soğuk Kalp
Yazar : Tami Hoag
Yayınevi :Koridor Yayınları
Orjinal adı : Cold Cold Heart
Çevirmen :Gizem Tezyürek
Sayfa Sayısı : 488


Nefes aldığımız sürece umut vardır.

Dehşet verici bir seri katilin elinden canlı kurtulmayı başarabilmişti ama çocukluğunun geçtiği eve geri döndüğünde bir yıl önce yaşadığı her şey bir kabus gibi geri sarmaya başladı. Ünlü bir haber spikeri olan ve travma sonrası hafıza kaybı ile boğuşan Dana Nolan en iyi arkadaşının ortadan kaybolmasıyla ilgili yıllardır çözülmemiş bir gizemi aydınlatmak için hafızasını geri kazanmalıydı.

Casey liseden mezun oldukları yaz ortadan kaybolmuş ve ondan bir daha haber alınamamıştı. Dana onunla ilgili son günlerini hatırlamaya çalıştıkça kendi geçmişiyle ilgili asla açılmaması gereken bir kapıyı da aralamış olacaktı.

Hiçbir şey hatırlayamayabilirsin ya da her şey bir yapbozun parçaları gibi yavaş yavaş geri gelebilir.


                                                            Kozmokitap

7/01/2017

Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf

Temmuz 01, 2017 1 Yorum
Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf


   Hep okumak istediğim bir yazardı Virginia Woolf. Kitaplığımda Kendine Ait Bir Oda ve Mrs Dalloway okunmayı bekleyen kitapları . Farklı bir yayınevinden almıştım Kendine Ait Bir Oda'yı. Sonra kitap hakkında okumasan da olur gibi yorumlar okuyunca hiç başlayamadım , kitap öylece kaldı. Yazarın intihar ettiğini ve biraz da depresif olduğunu bildiğim için elimdeki diğer kitabı Mrs Dalloway'e de bir türlü başlayamadım. Biraz tırstım da denilebilir. Koridor Yayınları da Kendine Ait Bir Oda çıkarınca üstelik de ciltli -ki ben ciltli kitaplara dayanamıyorum :))) - olunca kitaplığıma ekledim ve korka korka da olsa okumaya başladım...

   Kitaba ramazanda başladığım için bitirmem uzun sürdü. Kitap öyle sürükleyici bir roman değil. Bulunduğu dönemi ve kadınları, erkek egemenliğini eleştiren Woolf'un kelimelerini okumak için sakin ve sağlam bir kafaya ihtiyaç var. Kitabı okuyabilmek için onu sevmeli ve yazdıkları size hitap etmelidir. Ramazanda kan şekerim dibini bulduğu için algı kapasitem düştü ve kitap kötü olduğu için değil ben kötü olduğum için uzun sürdü.

Kendine Ait Bir Oda


   Woolf'tan kadınlar ve kurmaca edebiyat hakkında konuşması isteniyor ve o da bu konu hakkında düşünmeye başlıyor. Bu konu bir konuşma ile anlatılamayacağı için o da bu konuyu uzun uzun ele aldığı bir kitap yazıyor.

    Kurmaca edebiyatta 20.yy başlarında çok fazla kadın yazar karşımıza çıkmıyor. Bu konuda yazan kadınların çoğu da eserlerini bir erkek ismi ile yayımlatıyorlar. Çünkü kadın ismi ile basılırsa okunmayacağını düşünüyorlar ki haklılar. O devirlerde bu konuda ön yargılar had safhadaydı. Bir kadının kütüphaneye girmesi için bile bir refakatçi ya da bir tavsiye mektubu gerekiyordu. Erkekler " sen o güzel aklını yorma , nasıl olsa anlayamazsın " havasında idiler. Bazı kadınlar sınırları zorlamış bazıları ise kaderine razı olmuşlardır. O dönem İngilteresinde kadın kendine mal edinemiyor, kadının olan bütün mallar da evlendiği zaman kocasına ait oluyordu. Kadın da kocasının malı sayılıyordu. Bu kitabı okurken o dönemin şartlarına ve insanların kafa yapılarına sinir olmanız için feminist duyguların ağır basmasına da gerek yok. Haksızlıklar o kadar büyük ki bazı cümleleri sesle okudum ve çocuklar bile bu durumlara sinir oldular....

   Woolf'un bahsettiği gibi her kadının kendisine ait bir odası olması gerekiyor. Bu odada rahatça yazılarını yazabilecek . TAMAMEN KADINA AİT BİR ODA....

   Günümüze bakıldığında o dönemlere göre oldukça rahat bir ortam olsa da hala ailesi tarafından okumasına izin verilmediği için intihar eden kız çocuklarının haberlerini okuyoruz. Demek ki hala yolunda gitmeyen ve değiştirilmesi gereken bazı şeyler var....

 





Kozmokitap
Kitabın Adı :Kendine Ait Bir Oda
Yazar :Virginia Woolf
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı :A Room of One's Own
Çevirmen :Handan Ünlü Haktanır
Sayfa Sayısı :152


Kadınlardan neden Shakespeare gibi bir deha çıkmıyor sorusuna Kendine Ait Bir Oda ile tokat gibi bir cevap veren Virginia Woolf, yaratıcılığın gizemli ama tehlikeli coğrafyasına açılan kapıları aralamış ve kadınların sesini edebiyata kazımıştır.

Kadın özgürlüğünün her anlamda kısıtlandığı bir dönemde yaşamasına rağmen edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en önemli yazarlarından biri olarak anılan Woolf’a göre, dünyanın gidişatını değiştirebilecek güçte eserler bırakmanın anahtarı zihinsel özgürlüktür. Bu da ancak “kendine ait bir oda” ile mümkündür.


Yazarın okuduğum  Kitapları :

* Mrs. Dalloway 

* Deniz Feneri 





Virginia Woolf kimdir ?

Virginia Woolf
 1882 yılında Londra'da doğan Virginia Woolf , Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıdır .  Virginia Woolf, çocukluk yıllarında  kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilmedi. Victoria Devri'nden ve bu devirde olanlardan nefret eden Virginia Woolf  bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayımlatır.

   Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştur ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştur. Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordur. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941’de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.




                                                     

6/13/2017

Sıradaki Sensin - John Katzenbach || Kitap Yorumu

Haziran 13, 2017 1 Yorum
kozmokitap


Merhaba:)) John Katzenbach 'ın kalemini çok seviyorum. Yazdığı psikolojik gerilim kitaplarını ince ince işliyor. Okuyucuyu sıkmadan, gerilimin dozunu abartmadan tam kıvamda yazıyor yazar. Onun yeni kitabı çıkınca dayanamadım ve hemen kitaplığıma ekledim  .

   Sıradaki Sensin' de baş kahramanımız bir muhabir. Elleri arkasından bağlı olarak bir tabanca ile kafasından vurularak öldürülen bir genç kızın haberini yapması ile olaylar başlar. Görgü tanığı ya da herhangi bir ipucu yoktur. Muhabirimiz Malcolm 'un yaptığı haber büyük ses getirir. Bu haberden sonra Malcolm tuhaf bir telefon alır, arayan katildir . Kızı nasıl öldürdüğünün yani sıra biraz kendi geçmişini de anlatır ve bir de haberi vardır : tekrar öldürecektir. ... .

  Malcolm 'un yaptığı haberler, katil ile olan diyalogları, polisin yaptığı araştırma ve telefon görüşmelerinden yakalamaya çalışılan ipuçları ile ilerliyor kitap. Katil kim olabilir ve derdi ne soruları dolandı aklımda kitabı okurken. Benim beklediğimden farklı bir sonla bitti kitap ve aklımdan soru işaretleri kaldı ??? Son kısım daha vurucu olabilirdi diye düşünüyorum .

Kitaptan alıntılar :


 " Kim olduğumu bilmek mi istiyorsun? Söyleyeyim. Ben dünyadaki en kötü şeyim. "

 " Bence kimse güvende değil. Yani gerçek anlamda güvende olmayacak. "

 " ... İlk kurbanım kusursuz bir seçimdi, tamamen şans "

 " İşin özü kurbanların hiçbirinin bana birşey yapmamış olması. Masumlar."




Kitabın Adı :Sıradaki  Sensin
Yazar :John Katzenbach
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı :In the Heat of the Summer
Çevirmen : Seçil Ersek
Sayfa Sayısı :360


O telefonu açtığın için, artık sen de kabusun bir parçasısın.

Bir gazetede muhabir olan Malcolm Anderson şehirdeki cinayetlerin haberlerini yaparken bir gün hiç beklenmedik bir telefon alır. Telefondaki ses ona kısa süre sonra işleyeceği cinayeti tüm detaylarıyla anlatmaya başlar ve tam da söylediği yerde ve saatte cebinde ‘Bir Numara’ yazan bir notla bir gencin cesedi bulunduğunda, bunun muazzam bir zekayla tasarlanmış cinayetlerin ilki olduğu anlaşılır. İzini bir gölge gibi kaybettiren bu psikopat bir anda Malcolm’ın ve tüm şehrin üzerine bir kabus gibi çöker.

Neden yalnızca onunla iletişime geçtiği sorusuyla boğuşan Malcolm, insanların korkularıyla beslenen bu sıra dışı seri katilin zihnini okuyabilmek ve ondan önce adım atabilmek için bir psikologla işbirliği yapar. Ve çok geçmeden hikayeyi tüm akıl almazlığı ve dehşetiyle medyayla paylaşan kişi olmakla kalmaz, aynı zamanda hikayenin kendisi olur.


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.