Özge Erkin 'in kaleminden "Kutsal "

Kutsal - Özge Erkin


   Kutsal bir sevgi romanı ama öyle bildiğiniz , kitaplarda alışık olduğunuz sevgilerden değil. Tüm kitaplardaki gibi bir kadın ve bir adam var . Fakat ikisinden de önemli olan ve sevginin kaynağı olan bir çocuk var ortada. Küçük , masum , baba sevgisine aç bir çocuk , " Kutsal" .

  Özge Erkin'in kaleminden okuduğum ikinci kitap Kutsal. Yazarın şairane anlatımını ve konuyu ele alış biçimini seviyorum. Bana bütün sayfaları ve anlatımı şiirsel bir roman sorsanız hiç düşünmeden derim ki " Kutsal" . Okumuyor adeta cümleleri yudum yudum içiyor, içtikçe de  başınız dönüyor ve bu ahenk sizi sarhoş ediyor.

  Mehveş ... Küçük yaşta yetimhanede bir olay sonucu yolları Tufan Bey ile kesişir ve onun evlat aldığı kızı olur Mehveş. Zorlu bir çocukken zorlu be kimseye baş eğmeyen bir kadına dönüşür Mehveş. Tufan Bey  , Mehveş ve Vural bir aile olmuşlardır. Kan bağı olmasa da yürek bağıdır aralarındaki. Tehlikeli bir alemdir onların iş çevreleri. Hem kendilerini hem de sevdiklerini korumak zorundadırlar.

  Hakim... Cesur ve adaletli birisidir Hakim. O da bu tehlikeli alemde bir isme sahiptir. Yeni hedefi ise Mehveş'in sahip olduğu mekandır . Tabii bu sadece işin görünen kısmı.. Bir de görünmeyen sıcacık , duygu dolu bir kısmı da vardır. Fakat o kısmın ortaya çıkması için de bir zaman lazımdır.

  Kutsal... Mehveş'in küçük oğlu. Sevimli , tatlı . En büyük isteği bir gün babasının dönmesi ve onunla birlikte olmasıdır.

  Harika duygu dolu bir kitap Kutsal. Görünenin bir de görünmeyen yüzü olduğunu , iletişimin ne kadar önemli ve elzem olduğunu okuyoruz ve kan bağı değil gönül bağının kuvvetli olası gerektiğini , Kanından olmayanın canından nasıl daha kıymetli olduğunu okuyoruz kitapta.

  Harika duygusal ve hareketli bir kitap okumak istiyorsanız Kutsal'ı tavsiye ederim. Daha önce Özge Erkin'in kitabını hiç okumamış iseniz de tavsiye ederim.




Kutsal - Özge Erkin


Kitabın Adı : Kutsal
Yazar : Özge Ekin
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı :469


Bu aşk sizi derinden sarsacak çünkü bir adam bir kadinin ilk önce anneliğine vurulacak!
 Bir kadının meneviş gözlerine düşen aşkla sınanacak asi yüreği... Aşkının miladını ise belirleyecek en "Kutsal'ı"...
 Bir adamın gece karası gözlerine düşen aşkla sınanacak cesur yüreği... Aşkının miladını ise belirleyecek onun en "Kutsal'ı"...
                                                                         -HAKİM-
 Yedi düvele sürdüm namımı.
 Eyvallah etmedim, baş eğmedim.
 Bir deli yangına tutuldum da aşka selam durdum.
 Ellerindeki ateşte kavurdum umudumu,
tenindeki alevde doyurdum ruhumu.
Gözlerindeki ay ışığı ile çizdim yolumu.

                                                                      -MEHVEŞ-
 Dimdik ayakta durdum yedi düvele karşı.
Eyvallah ettiler, baş eğdiler.
 Bir deli yangın durdu karşımda da almadım selamını,
 Elimdeki ateşlerle yaktım tüm umutları.
Tenimdeki alev ile aç kaldım ama direnemedim daha fazla
 Gözlerimdeki ay ışığı ile akıttım ruhumu,
 Bir avuç kora efsane yazdım.


                                                            Kozmokitap

Ünlü Kore Dramasının Romanı "Prensesim "

Prensesim


" Yirmi yıl oldu. Ben bu mezarda yatanın kim olduğunu bile bilmeden bu kadar zaman diz çöküp baş eğdim. Sayende artık öğrenmiş oldum. Teşekkür etmeliyim sanırım . "
  " Ne... Ne dediniz? Teşekkür mü? Mezarda yatan sizin babanız değil de benim babam diye teşekkür mü ediyorsunuz? ... " 

  Kore filmlerini oldum olası seyretmeyi çok sevdim. Komikler , ilginçler ve seviyeliler. Ailece oturup seyredebiliyoruz filmlerini. Kitap olarak ise ilk olarak Alice Cheongdamdong'da kitabını okudum , Kore dramasından uyarlama olarak. Kitabı çok eğlenceli buldum hatta devam kitabını sabırsızlıkla bekliyorum . Tabii kitaplar benim değil kızımın kitaplığına gidiyor. Çünkü o uzak doğu kültürünü ve kitaplarını çok seviyor. İkinci olarak ise Prensesim kitabını okudum. Prensesim de Dünyaca ünlü Kore draması My Princess'in romanı.

  Kitapları okumak filmlerini izlemekten çok farklı. Çünkü isimleri bizim isimlere göre çok farklı ve okuması , telaffuzu başlarda zor geliyor. Alice 'i okurken bayağı zorlamıştı beni isimler. Prensesim'i okumaya başlayınca tecrübeli olmak işime yaradı  . Fazla zorlanmadan adapte oldum. Kitabı okumak isteyen arkadaşlara da bu durumu belirtmiş olayım.

Küçükken çoğu genç kız prenses olduğunu hayal etmiştir. Bunun hayal olduğunu bilir yine de hoşumuza giderdi. gerçekleşmeyecek bir hayal . PEKİ BU HAYALİNİZ GÜNÜN BİRİNDE GERÇEĞE DÖNÜŞÜRSE...  İşte Seol'un başına da böyle bir olay gelir.

  Seol küçükken yetimhaneye bırakılmış sonra da bir aile tarafında evlat edinilmiştir. Onu ve yanında Dan'ı da evlat edinen aile iki kıza da öz kızları gibi bakmış , onları çok sevmişlerdir. Bu iki kız aynı ortamda büyüse de karakterleri tamamen farklıdır.


   Üniversitede okuyup  yarı zamanlı işlerde çalışan Seol , kendisinin yıkılan Kore Hanedanlığının son üyesi olduğunu öğrenir ve kendisini sarayda bulur...

 Bu farklı ortama adapte olmak bir kenara sürekli karşısına çıkıp duran Hae Young vardır. İkili arasındaki ilişki trajikomik olarak ilerlemektedir. Hae Young gerçekten Seol'ü bir prenses gibi eğitecek mi yoksa prenses olmasın diye uğraşmaya devam mı edecek? İki arasındaki tuhaf çekim aşka dönüşecek mi? Peki her filmde olan kötü karakterler bu kitapta da var mı??? Bu soruların cevabı da eğlenceli bir biçimde kitapta veriliyor....

  Seol'ün tavırları  , ikilinin diyalogları ve olan olaylar kitabı hızla okumamı sağladı. Bazen sesli kahkaha attım kitabı okurken. Eğlenceli , sıkmadan ilerleyen ve komik bir kitap Prensesim. Özellikle genç-yetişkinler kitabı çok seveceklerdir diye düşünüyorum.

  Kitabın konusunun yanında  kapağını  , ayracını ve içinden çıkan posteri de çok sevdim. Ciltli kitaplara karşı ayrı bir zaafım var :)) Eğlenceli ve farklı bir kitap arayanlar kitaba bakabilirler....









Prensesim
Kitabın Adı : Prensesim
Yazar : Hyun-kyung Sohn
Yayınevi :Olimpos Yayınları
Orjinal adı :My Princess
Çevirmen :Ülker Memmedova
Sayfa Sayısı : 320


Dünyaca ünlü Kore draması My Princess'in romanı şimdi Türkiye'de!

İmparatorluk hanedanında tatlı, eşsiz bir aşk!

Seol hiçbir zaman Kore Krallığı’nın bir prensesi olmayı dilememişti. Aslında birçok part-time işte çalışan bir öğrenciden başka bir şey değildi. Kaderin cilvesiyle Seol, kendisini sarayda bulur ve prenses olma etiği üzerine ders almaya başlar. Sürpriz bir şekilde bu dersleri kendisine veren kişi de daha önce Seol’un başını derde sokan diplomat Hae Young olur.

Görünüşe göre, Hae Young da Seol’a ders verme konusunda çok masum değildir. Kraliyet hazinesine ulaşabilmek adına, Seol’u saraydan atmak için elinden geleni ardına koymayacaktır. Fakat farkında olmadan gün geçtikçe birbirlerine daha yakınlaşır ve bağlanırlar. Acaba Hae Young kraliyet hazinesinin peşinden koşmayı bırakıp Seol’u tercih edecek midir?

Prensesim, hem Güney Kore hem de uluslararası boyutta izleyicileri tarafından çok sevilen tatlı ve unutulmaz bir romantik komedi dizisidir.


                                                            Kozmokitap

Charlotte Brontë 'den Geçmişin Gölgesine Villette

Geçmişin Gölgesinde Villette


"... Bilge insanlar herhangi birinin mükemmel olduğunu düşünmenin akılsızlık olduğunu , sevmeye ve sevmemeye gelince, herkesle arkadaş olmamız ama kimseye tapmamamız gerektiğini söylerler. "

   İngiltere doğumlu olan Charlotte Brontë,  kadınların yazar olarak kabul edilmediği bir dönemde eserler vermiştir. Yazarın en ünlü eseri "Jane Eyre"dir. Kitap ve kitaptan uyarlanan filmler çok sevilmiştir . Brontë’nin yayınlanan romanları şöyledir; “Jane Eyre” (1847), “Shirley” (1849), “Geçmişin Gölgesinde Villette” (1853) ve “Profesör ” (1857). “Profesör ” kitabı, “Jane Eyre”den daha önce yazılmış ancak hiçbir yayınevi tarafından basılmak istenmemiştir. Kitap  Brontë’nin ölümünden sonra, 1857’de basılmıştır. Kitapları yazarın hayatından izler taşımaktadır. Yazarın okuduğum üç kitabını da ayrı ayrı çok sevdim. Okumadığım bir tek " Shirley " kaldı. Umarım kısa sürede bu kitabı da temin edip okurum.

   Geçmişin Gölgesinde Villette 'de baş karakter Lucy Snowe'dur. Lucy ailesini kaybettikten sonra bir süre yakınlarının yanında kalsa da kimseye yük olmak istemeyen özgür bir ruhtur. Ayaklarının üzerinde durmak ve kimseye muhtaç olmamak için ülkesi İngiltere'yi terk ederek Avrupa'daki Villette adında bir kasabaya gelir. Burada bir okulda mürebbiyelik yapmaya başlar.

   Lucy' nin yaşamı ile döneme kısa bir ziyarette bulunuyor ve dönem insanının yaşayışını, hayata bakış açısını öğreniyoruz.

   Her ne kadar bir aşk hikayesi olarak bahsedilse de kitap bana göre dram özelliği daha ağır basıyor.

   Mürebbiyelik yaptığı dönemde genç kızların hal ve davranışlarını anlatırken Lucy olgun birisi gibi gözümde canlandı. Fakat fark ettim ki o dönemde sadece 23 yaşında imiş. Bana göre çok genç olsa da dönemine göre evde kalmış oluyor ...

  Yine okulda kaldığı dönemde geçmişinden gelen karakterle karşılaşması da yalnızlık çeken Lucy'e umut oluyor.

   Yazar yine sakin ve naif anlatımı ile gönlümdeki yerini sağlamlaştırdı.Kitapta yaşam , duygular, aşk ve gizem öğelerine yer vermiş yazar. Bu gizem ve belirsizlik ana karakteri korkutsa da okuyucu olarak ben bu işin arkasından neler çıkacak diye merakla okudum. Kitapta   bazı yerler daha kısa yazılabilirdi kitapta. Öyle ki biraz daha uzasa sıkıcı olacak nitelendirebilirdim. Dönem kitaplarını özellikle de Brontë kitapları sevenler bu kitabı da okumalılar diye düşünüyorum.

Kitaptan alıntılar : 

" Hayaller şeytanın sanrılarıdır. "

"Tam yerinde bir soğukkanlılık gereksiz bir duyarlılıktan daha iyidir. "

"Hissetmek ve birinin ne hissettiğini anlamak farklı özelliklerdir; çok az insan ikisine de sahiptir, bazıları ise hiçbirine. " 

"Sadık kadınlar, Tanrı'nın içinde bir tek kendilerinin sadık olduğunu düşünerek yanılırlar."




Geçmişin Gölgesinde Villette
Kitabın Adı : Geçmişin Gölgesinde Villette
Yazar : Charlotte Brontë
Yayınevi : Kırmızı Kedi Yayınları
Orjinal adı : Villette
Çevirmen : Nevhiz Aksunkur
Sayfa Sayısı : 552


Charlotte Bronte’nin kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bu roman, hem yazarın en önemli kitaplarından biri hem de çağının gerçeklerini en iyi anlatan yapıtlardan biri olma özelliğini taşıyor.

Lucy Snowe, genç yaşta ailesini yitirince vatanı İngiltere’yi terk eder ve kıta Avrupası’ndaki Villette kentinde bir yatılı kız okulunda öğretmenlik yapmaya başlar. Lucy burada yalnızca geçmişin hayaletleriyle değil, geride bırakmayı arzu ettiği, kaçındığı duygularla da yüzleşecektir. Okulu sık sık ziyaret eden Doktor John’a karşı içinde yeşeren duygular, kendisine karşı hep zalimce davranan edebiyat öğretmeni Mösyö Paul ile Müdire Madam Beck ve Villette sosyetesiyle mücadelesi, okulun öğrencileriyle ilişkileri Lucy Snowe’un kendini ve dünyayı tanımasında büyük rol oynar. Protestan bir genç kadın olarak Katoliklerin dünyasında tek başına verdiği yaşam savaşı Lucy Snowe’u nereye götürecektir? Lucy Snowe’un her zorluğu göğüsleyen güçlü karakteriyle bu sorulara verdiği yanıt, mutlu sonla ilgili genel kabulleri altüst ediyor. Charlotte Brontë, çalkantılı ve sürprizli bir yolculuğu anlattığı son romanı Villette ile Jane Eyre’de ulaştığı edebi çıtayı yükseltiyor. Brontë’nin bu otobiyografik romanı, Viktorya dönemi Avrupası’nda, sesini henüz kimseye duyuramayan kadının tek başına ve dimdik ayakta durabileceğinin kanıtı.
                                                            Kozmokitap

Yaprak Öz'den yeni kitap " Sobe Siyah Orkide "


Sobe Siyah Orkide



     Korku edebiyatımızın kraliçesi Yaprak Öz’den nefes kesen yeni bir roman: “Sobe Siyah Orkide

   “Berlinli Apartmanı”, “Şeytan Disko” ve “Tilki, Baykuş, Bakire” adlı romanlarıyla büyük ilgi gören, geniş bir okur kesimine ulaşan yazar Yaprak Öz’ün yeni eseri “Sobe Siyah Orkide”, geçtiğimiz günlerde Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Psikolojik gerilim-korku edebiyatı dalında başarılı ürünler veren Yaprak Öz, aynı zamanda iyi bir şair. Yazarın yeni romanı “Sobe Siyah Orkide”, türün meraklıları için biçilmiş kaftan. Kitabın tanıtımında şöyle sesleniliyor okura: Size çok acı vermiş birinin ölmesini ister misiniz? Aşk kurbanı iki kadın bir araya gelirse ne olur? Bazen korkmamız gereken tek şey, kendi acımız ve bunu dindirmek için yapabileceklerimizdir... Jülide'nin büyük umutlarla taşındığı Işıl Apartmanı'nda ise, asla tahmin edemeyeceği acılar saklıdır. Yaşlı bir hanımefendi ile iki iş kadınının ikamet ettiği, tüm sırları bilen bir vitrin mankeni ile kalbi kırık bir apartman görevlisinin görünüp kaybolduğu Işıl Apartmanı'ndaki saklambaç oyununa hoş geldiniz. İnsan doğasının keskin uçlarına dair ürpertici bir günlükle yapılan hesaplaşmayı anlatan bu sürükleyici korku romanı, Yaprak Öz'ü okurlarıyla bir kez daha buluşturuyor.

       
                                               Kozmokitap

Her Gün İçin Canım Ailem Etkinlikleri

Canım Ailem Etkinlikleri



  " Bir varmış bir yokmuş. Büyük saraylardan birinde bir kral ve üç oğlu yaşarmış. Kralın iki oğlu kendini beğenmiş ve kötüymüş. En küçük oğlu ise çok iyi yürekli bir gençmiş ... "


   Merhaba , harika bir kitap okudum.  Canım Ailem  etkinlikleri her ay için ayrı ayrı planlanmış. Hem mevsime hem de o aydaki özel günlere göre özenle seçilmiş etkinlikler. Tüm aile bir arada olup hem eğlenecek hem öğrenecek ve kaliteli vakit geçirecekler .

   Önce etkinliğe hazırlık ve malzemeler bölümünden sonra etkinliğin yapılışı yazılmış kitapta. Her etkinlikten sonra da etkinlik ile alakalı bir öykü yer alıyor. Ben okurken çok keyif aldım eminim siz ve çocuklarınız da çok keyif alacaklar. Bazı etkinliklerde ben de çocuklarımın küçüklüğüne seyahat edip o günleri gülümseyerek hatırladım. Bazı etkinliklerin ise yaşı yok. Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun beraber yapabilirsiniz.

    Bir anne, sağlıkçı ve çocuklarımın eğitimleri ile birebir ilgilenen birisi olarak #canımailem kitabını herkese tavsiye ederim. Dolu dolu diye tabir edebileceğim bir kitap. Sırf anneler değil anne adayları, babalar ya da büyükanne ve babalar için de harika bir kaynak. Çocuğunuz ile yapabilecek etkinlikler mi arıyorsunuz , bu kitap tam size göre . . .





Her Gün İçin Canım Ailem Etkinlikleri
Kitabın Adı :Canım Ailem Etkinlikleri
Yazar :Aylin Çiftlikli
Yayınevi :Yediveren Yayınları
Sayfa Sayısı :280


    Aile kelimesini duyduğumuzda sıcak bir yuva gelirdi eskiden aklımıza. Bacasından dumanların tüttüğü, bahçesinde rengarenk çiçeklerin açtığı, çocuk gülücüklerinin kuş cıvıltılarına karıştığı masal gibi bir yer...

     Kentleşme ile önce bahçelerimizi feda ettik apartman canavarlarına; popüler kültürle sıcaklığını kaybetmeye başladı yuvalarımız. Herkesin özel televizyonu, bilgisayarı ve telefonu olan teknoloji çöplüğü ve otellere dönüşmeye başladı evlerimiz. Ortak zaman geçirme anlayışımız, alışveriş merkezlerinde mağaza mağaza dolaşmaktan öteye gitmiyor artık.
      Canım Ailem Etkinlikleri ile, yaşam alanı daralan ailelerimize nefes olabilmek için çıktık yola. Ebeveynler ile çocuklar arasındaki etkileşimi ve iletişimi artırarak mutlu bir ailenin temellerini atalım istedik hep birlikte. Mevsimlere, aylara ve günlere özel olarak hazırlanan oyun ve etkinlikler sonrasında yuvanızın nasıl da sıcacık olduğuna siz bile şaşıracaksınız.


                                                            Kozmokitap#kitapyo

Burcu Seçmeer’den yeni öyküler: “Önemli Bir Gün”


Önemli Bir Gün


   Burcu Seçmeer’in yeni öykü kitabı “Önemli Bir Gün”, Yitik Ülke Yayınları etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Yazarın daha önce yayımlanan “Doku” adlı bir öykü kitabı daha bulunmakta. Detayları seven Seçmeer’in şaşırtıcı öyküleri yaratıcı altyapısı ve başarılı diliyle dikkat çekiyor. Yazar Akgün Akova, Burcu Seçmeer’in “Önemli Bir Gün” adlı yeni eseri için şunları kaleme almış kitabın arka kapak yazısında: Bu kitabın yaratıcısı Parlak Yazarlar Kafesi’nde kahvesini DNA’lı içer. Aynı anda yan masada sevgilisine mektup yazan kadının elinin hamurundan bir parça alıp Paulo Coelho böreği de yapabilir. Düş gücüyle bir çulluk sürüsünün kaderini değiştirebilir. Bir incir ağacı ile bir gökkuzgununu Datça’daki eski bir değirmende buluşturduğu gibi, isterse Ege ile Akdeniz’i yanak yanağa getirebilir. Bir sihirbazdan söz ettiğimi sanabilirsiniz. Eh, Burcu Seçmeer biraz öyledir. Ahtapotları pusula olarak kullanan bir yazardır o. Öykülerinde tren düdükleri bile yüksek topukludur. Onları tamamlarken yazdığı harfler marangoz olarak işe aldığı bir siyah karınca sürüsü tarafından zımparalanmış gibidir. Burcu Seçmeer biraz ateş, biraz çağlayan, biraz sis ve epey Alice’tir. Sınır tanımayan düşleri bu dünyaya sığmaz, gökadalar arasında gidip gelir. Bu kitabı okuyanlar da bu yüzden, “Biz bir kitaba binip uçtuk!” diyebilirler. “Çılgınca güzel bir gökyüzü tanığımızdır!”

“Önemli Bir Gün”, edebiyatı seven herkes için keyifli bir okuma önerisi.

                                                            Kozmokitap

Demokan Atasoy'dan doğaüstü bir aşk romanı " Konuşulmayan "

Konuşulmayan - Demokan Atasoy


   Daha önce farklı kitaplarda öykülerini okuduğum ve kalemini çok sevdiğim Demokan Atasay'ın ilk romanı Konuşulmayan. Gerilim türünde olan kitap Maceraperest Kitaplar tarafından yayımlandı.


  Kitap cep kitap boyutlarında ve kapak görseli ile de dikkat çekiyor. Kitabı okumaya başladığınız zaman görselin aslında kitabı ne kadar iyi anlattığını fark ediyorsunuz. Kitap iki farklı karakter tarafından anlatılıyor , Hande ve Dalınç . Dalınç'ın anlattığı bölümler daha fazla , okuyunca nedenini anlarsınız :))

  1980 lerde geçiyor kitabımız.

  Hande manken , uyuşturucu batağında bir genç kız. Evinin hanımı olmasını isteyen annesinden ve geleneksel ailesinden uzaklaşarak kendi yolunu çizmiş birisi.

 Dalınç iyi eğitim almış , iyi bir işi olan genç bir adam. Baskıcı bir anne ile büyümüş ve her ne kadar yetişkin olsa da hala annesinin hükmü altında.

 Morgda kötü bir olay sonucu yolları kesişen iki insan, masallardaki gibi tek bir öpücük ve değişen hayatlar...

İki farklı karakter ve yaşam koşullarına sahip  iki insanın doğaüstü aşkını anlatıyor kitap. Her ne kadar gerilim kategorisine koyulsa da fantastik de diyebiliriz bana göre. Toplumun doğruları ile insanın doğruları çatışırsa sonuç ne olur ? Baskıcı bir ortamda büyüyen Dalınç özgürlüğünü elde etmeye çalıştıkça iç sesi ona emirler vermekte ve onu  sorgulamaktadır.  Bunun dışında konuşmayan ve her şeyi bir noktaya kadar kabul eden bir kadın , her ne kadar bu kadın normal olmasa da. Peki bir erkek , kendisini koca olarak gören bir erkek, karısına ya da sevdiğine onun rızası olmadan her şeyi yapmakta özgür müdür? Ya da istediğini yapabileceğini düşünmesine sebep olan nedir ? Sadece erkek olması mı yoksa koca olma sıfatı mı?

 Yaşanan bu doğaüstü olayı okurken satır aralarında toplumda hala yaşanan , konuşulmayan , konuşulmak istenmeyen ya da sadece fısıldanan konulara da yer veriliyor.

  Farklı ve ilginç bir kitaptı Konuşulmayan , hem karakterleri hem de konusu ile. Kaleminize sağlık diyorum Demokan Atasoy. Daha nice farklı kitaplara....

 








Demokan Atasoy - Konuşulmayan

Kitabın Adı :Konuşulmayan
Yazar :Demokan Atasoy
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı : 256

... mavimtırak dudakları normal bir insanda gülümseme gibi duracağından emin olduğum bir şekle girdi. Aslında, o dudaklar Hande’nin yüzünde, ağzı olmayan bir surete, kör bir bıçakla özensizce kesilerek açılmış bir yara gibi duruyordu. Ama ben gözleriyle ne demek istediğini anlamıştım, belki sadece hissetmiştim...
  ...Öpüşmeye nasıl başladık ya da ben bu şefkat dolu vücutla bir olmak zorunda olduğumu ne zaman anladım onu da bilemiyorum. Ama biliyorum ki sevdiğim kadınla o ilk sevişmem, içimde bir şeyleri değiştirdi...

    “Sıradışı bir aşk, sıradışı karakterler... Demokan Atasoy tekinsiz bir uyuyan güzel masalına davet ediyor okuru. Alacakaranlıkta yapacağınız bu yolculukta aklınızda hep şu soru olacak: Aşk ölümü yener mi?”
  Orkun Uçar
 “Yetenekli yazar Demokan Atasoy, Konuşulmayan romanında bizi var olduğumuz dünyada başka dünyalarla tanıştırıyor, kusursuza yakın betimlemelerle zihnimizi açıyor, Emine Baysal gibi karakterlerle bizi çarpıyor, okuyucuyu iç benliğinin diliyle tanıştırıyor, iyi de yapıyor, iyi ki de yapıyor!”   Uğur Batı
 Oğlak Yayınları, korku öyküleriyle ruhumuza dehşet saçan Demokan Atasoy’un kanınızı donduracak ilk romanı Konuşulmayan’ı yayımlamaktan gurur duyar...


                                                            Kozmokitap

Yüzleşme Serisi - Gonca Çiftçioğulları || Kitap Yorumu

Yüzleşme Serisi - Gonca Çiftçioğulları

  Merhaba , bir süredir blogumda istediğim kadar aktif olamadım ve bazı kitapların yorumunu da doğal olarak zamanında bloga giremedim. Hayatın dikenleri arasında yolumu bulmaya çalışırken bazen bilgisayarı açıp yazı yazmak bile imkansız oluyor. İnstagram bazen daha kolay geliyor ve hiç yorum girmemektense orada bir resim ve biraz yazı ile yorumlarımı girdim. Oradan beni takip edenler okuduğum tüm kitaplara ulaşabilirler.

  Yüzleşme Serisini de şubat ayından itibaren her ay bir kitabını olmak üzere bütün seriyi bitirdim. Kİtap bittikçe instagramda paylaşsan de blogumda hiç bahsetmediğimi fark ettim ve seriyi toplu olarak burada paylaşmayı uygun gördüm.

   Yüzleşme Serisi Dorlion Yayınları tarafından yayımlandı . Eskişehir'de olanlar İnsancıl sahaf ve İnsancı Kitap'ı bilirler. İşte Dorlion Yayınları da İnsancıl Sahafa ait yeni bir yayınevi.


Güneşin Kızı


  Serinin ilk kitabı Güneşin Kızı . Baş karakter olan Leyla başarılı bir polis , cinayet masası şube şefidir. Tam bir işkolik olan Leyla birçok başarılı operasyona imza atmıştır. Babası o yedi yaşındayken cinayete kurban gitmiştir. Babası da bir polistir ve Leyla da babasının izinden gitmektedir. Yıllar sonra babasının şehit olduğu Adıyaman 'a tayinini çıkartır Leyla. Babasının katilini bulmak için çalışma zamanı gelmiştir...

   İzmir ve Adıyaman şehirlerinde geçiyor kitabımız. Bir taraftan babasının cinayetini araştırırken Leyla , diğer taraftan elindeki davalara da bakmaktadır . İsmet onu Adıyaman'da gezdirirken biz de geziyor, yöre ve tarihi yerleri hakkında bilgi alıyor, yöresel lezzetleri tadıyor ve halkı hakkında bilgi sahibi oluyoruz. . Dolu dolu bir kitap okudum. İçerisinde her bir detaya değinilmiş ve konu olarak havada kalan bir nokta olmamış. Kitap polisiye olarak da beni tatmin etti. Merakı ön planda tutan bir kitap ve okuyucunun ilgisini kaybetmemesi için yazar kalemini çok başarılı olarak kullanmış .

 Acaba varlığımız zıtlıkların birlikteliğiyle mi anlam kazanıyordu? İyiliğe ulaşmak için mutlaka kötülük mü olmalıydı? Yoksa güzelliği keşfetmek için mutlaka çirkinliği mi tatmak gerekiyordu? Neden sadece güzellik veya neden sadece iyilik yoktu bu dünyada? 

   Güneş, insanların içine sanki bir umut ışığı gibi doğar, içlerindeki üzüntüleri alır, kendi karanlığına çekerdi. 

Ateşle Dans


  Serinin ikinci kitabı Ateşle Dans . İlk kitabın sonunda seri katil Ateş'in hapisten kaçtığını öğrenmiştik.
Bu kitapta ise  Ateş'in geçmişte nasıl yakalandığını ve hapisten kaçış öyküsünü okuyoruz . İlk kitapta ana karakter Leyla iken bu kitapta Komiser Çetin ön planda yer alıyor. Ateş'in gerçek kimliğini kitabın başında bize verse de yazar polis ile nasıl oynadığını ve yakalanma sürecini okumak keyifliydi.


  Herkes huzur ister. Huzuru kimisi zihinde bulur, kimisi ise davranışlarında, söylemlerinde, çevresinde. Huzur değişken bir kavramdır komiser. Neye ve kime göre farklılık gösterir.



Yüzleşme Serisi

Dostluk da güzellik gibi göreceli bir kavramdır komiser. Kimin ya da neyin dostu olduğunuza göre değişkenlik gösterir . Sizin dost hanenizden çıkardığınız kişi belki de gerçek dostunuzdur ve siz farkında değilsinizdir. 
Serinin son kitabı Ateş de Yanar. Kitabı okumak isteyenler için fazla ipucu vermeden , okumalarının şevkini kırmadan kitaptan bahsetmeye çalışacağım. Bu kitap artık her şeyin belli olduğu , nihayete erdiği bir kitap . Son kitap sonuçta ,olsun o kadar değil mi? Bütün karakterler bu kitapta bir araya geliyorlar. Tuzak içinde tuzak , oyun içinde oyun olduğu ortaya çıkıyor ve gerçekler bir bir ortaya dökülüyor. Bazı olaylara ve karakterlere diğer kitaplardan aşina olduğumuz , söylenenler ve yaşananlardan bazılarını bildiğimiz için tekrar okumuş oluyoruz. Farklı karakterlerin bakış açılarından da aynı olayları tekrarlıyoruz. Bu nedenle bu kitabın bazı bölümleri olmasa ya da son iki kitap beraber olsa da olurmuş hissi uyandırıyor. Yine de kitaptan ve tüm seriden zevk aldım , sevdim. Farklı bir yazarla tanışmış oldum ve Adıyaman'dan İzmir'e seyahat ettim , kültürel gezilere katıldım.  İyi ki okudum dediğim serilerden oldu.



                                                            Kozmokitap

Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz || Kitap Yorumu

Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz


    Bu, uyuyanlar arasında birçok bölüme , parçalara, rapsodilere ayrılan uzun bir hikayedir . Biri susarken öteki hemen onun kaldığı yerden devam eder ve böylece evin odalarında uyuyanlar kurutulmuş bir gelinciğin yaprakları arasındaki tohumlar gibi hareketsiz yatıp solup alıp verdiklerinde gün doğumuna doğru büyürlerken bu hikaye geniş ve epik zigzaglar çizerek devam eder. 

   1892- 1942 yılları arasında yaşamış Polonyalı sanatçı ve yazardır Bruno Schulz . Lvov'da mimari okuyup Viyana'da Güzel Sanatlar Akademisi'ne gitmiştir. Yaşadığı gettoda bir Nazi subay tarafından vurularak öldürülen yazar arkasında iki eser bırakmıştır. İsrailli yazar David Grossman yazarın nazi subay tarafından eğlencesine vurulduğunu yazmıştır. Sonrasında ise vurulmasının gerçek sebebinin asla öğrenilemediğini de belirtir.



Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz
Bruno Schulz - Otoportre


  Yazarı merak edenler için Adam Sikora'nın yönettiği bir belgesel mevcuttur. Sanatçıyı tanıyanlara ulaşılmış ve yapıtları bu belgesel ile hayat bulmuştur.


Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz
Bruno Schulz || Organ-Grinder in the courtyard


   Hayatın koşturmacasına , hızlı yaşam koşullarına ve hızla okunan aksiyon dolu kitaplara alışmış olan ben kitabı alıp okumaya başladığım zaman bir kayaya toslamış gibi hissettim. Bazen düşünmeden o kadar hızlı hareket ediyoruz ki hayatı kaçırıyor ve aslında gözlerimizin önünde olan güzellikleri kaçırıyoruz. Kitabı okumaya başlayınca bana olan da buydu. Aksiyon , gerilim , romantizm kitaplarının arasına o kadar boğulmuştum ki daha yavaş bir tempoda akan ve betimlemelerin dibine vuran bir kitaba başlayınca önce şaşırdım. Sonra ben anlamıyor muyum diye okuduğum sayfayı tekrardan okudum . Sonra derin bir nefes aldım ve sakinle , rahatla , hayatı yavaş tempoya al ve tadını çıkar diyerek kitabı tekrar okumaya başladım....


  Yukarıda yazdıklarımdan anlaşıldığı gibi hızla okunan , olayların bir çırpıda çözüldüğü bir kitap değil Tarçın Dükkanları. Kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Ve her bölüm de öyle inanılmaz birbirinden ilginç , sürükleyici olaylar değil. Sıradan olağan , yaşamın , bir ailenin içinden kesitler anlatılıyor. Bir çocuğun gözünden , onun anlatımı ile... Zaten kitapta ilgi çekici olan , kitaba bağlayan da olaylar ya da tam olarak ne olduğu değil. Yazarın bir sanatçı gözü ile bir çocuğun hayal gücünü birleştirerek bize çevremizin aslında ne kadar olağanüstü olduğunu göstermesi. Gözlerimizin kanıksadığı , beynimizin artık olağan kabul ettiği olaylar ve eşyalar aslında dikkatli bakılınca ne kadar da büyüleyicidirler. Hele de bunlara bir çocuğun gözünden onun hayal gücünü kullanarak bakmayı deneyin. İşte yazar kitapta bize bunu yapıyor. Hayatın bir iki kelimeye sığamayacak kadar zengin ve muhteşem olduğunu , her olayda büyüleyici bir yanı olduğunu zor yoldan da olsa gösteriyor.

  Bu kitap ile muhteşem bir edebiyat ziyafeti çekeceğinizi söyleyebilirim. Herkese hitap eden bir kitap diyemem. Çünkü klasiklerden olduğu kadar bolca tasvir ve edebiyat öğesinden de zevk almayan hoşlanmayanlar vardır. Siz de benim gibi klasik kitapları seviyor , Dostoyevski'nin o zor okunduğu söylenen kitaplarını zevkle okuyorsanız Proust ile karşılaştırılan ve Kafka'nın lehçedeki ruh ikizi olarak görünün Bruno Schulz'un Tarçın Dükkanları kitabını seveceksiniz diyorum.

Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz


Kitap hakkında yazılanlar : 

"Hayal gücü açısından zengin, dünyevi tutkular açısından duygusal, üslupta zarif, nükteli, gizemli bir estetik bakışla desteklenmiş öyküler."
                                  - J.M. Coetzee 


"Schulz kolayca sınıflandırılamaz. Kimi zaman bir gerçeküstücü, bir simgeci, kimi zaman ise bir dışavurumcu, bir modernist olarak adlandırılabilir... Bazen Kafka gibi, bazen Proust gibi yazan Schulz, onların ulaşamadığı derinliklere ulaşmayı başardı."
                               - Isaac Bashevis Singer 

  "Kitaplarımı her açtığımda, evini nadiren terk eden bu yazarın, kendine özgü bir dünyayı ve gerçekliğin alternatif bir boyutunu nasıl yarattığını yeniden keşfetmek beni hayrete düşürüyor."
                         - David Grossman




Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz


Kitabın Adı :Tarçın Dükkanları
Yazar :Bruno Schulz
Yayınevi :Aylak Adam Yayınları
Orjinal adı : Sklepy Cynamonowe & Sanatorium Pod Klepsydra
Çevirmen : Neşe Taluy Yüce
Sayfa Sayısı :304

Bruno Schulz 1942 yılında bir Nazi subayı tarafından katledildiğinde dünya edebiyatı bu erken kaybın henüz farkında değildi. Hayatı boyunca, eserleri hakkında çok az konuşuldu, ancak olağanüstü yetenekleri zamanla kendisine uluslararası bir okur kitlesi kazandırdı. Proust ile karşılaştırılıp Kafka'nın Lehçedeki ruh ikizi olarak da anılan Schulz'un öyküleri, yirminci yüzyılın en yetenekli ve etkili yazarlarından birinin gerçeküstücü üslubunu da gözler önüne seriyor. Tarçın Dükkânları, Neşe Taluy Yüce'nin Lehçe aslından yetkin çevirisiyle Türkçede.



Yazarın hayatını araştırırken kullandığım kaynaklar:

* http://www.vogue.it/en/uomo-vogue/news/2012/01/bruno-schulz

* http://logtv.com/storefront/product/bruno-schulz/

* http://www.artnet.fr/artistes/bruno-schulz/



Kozmokitap




                                                           

Melike İnci’nin ilk öykü kitabı “Örümcek Ağında Çırpınma” yayımlandı

Örümcek Ağında Çırpınma

   Melike İnci’nin öyküleri “Örümcek Ağında Çırpınma”da kitaplaştı  . 

   “O Anda”, “Aşk Sıraya Girmez” ve “Herkes Kırılır” adlı romanların yazarı Melike İnci’nin ilk öykü kitabı “Örümcek Ağında Çırpınma” Yitik Ülke Yayınları etiketiyle yayımlandı. Edebiyat dergilerinde de adına sık sık rastladığımız başarılı yazar Melike İnci, yaşamın içinden süzdüğü güçlü öyküleriyle edebiyat okurlarına iyi bir okuma önerisi sunuyor.

   “Gönül. Kırk iki yaşında. Haftanın altı günü, hayat saat altıya çeyrek kala çalar saatin zırıltısıyla başlar. Yatağından kalktığı gibi banyoya koşar. Hızlıca yüzünü yıkayıp dişlerini fırçalar. Akşamdan kâğıda sardığı saçlarını açar. Buklelerini dikkatlice şekillendirir. Sonra iddialı bulduğu dalgalı saçlarını fırçalayıp sımsıkı bir topuz yapar. Yine yatmadan havalandırmak için balkona astığı giysilerini bir yerinde lekesi var mı, diye kontrol ettikten sonra hızlıca giyinir. Yatağını da hızlıca kapatıp altıyı beş geçe evinin kapısını kilitler.” 

   Gönül, Elif, Nezihe, Aygül, Aslı ve daha birçok kadının hayatla ilişkileriyle/ilişkilenmeleriyle örülmüş ağdaki çırpınmaları birbirine bağlı öykülerde anlatılıyor. Melike İnci’nin yeni kitabı “Örümcek Ağında Çırpınma”, edebiyatımıza adeta can suyu veriyor. Öykü okurları bu güçlü kitabı okuma listelerine eklemeli.









                                                            Kozmokitap
Scroll To Top