Maceraperest Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maceraperest Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/10/2020

İkinci İntikam - Deniz Gürsoy

Nisan 10, 2020 3 Yorum
İkinci İntikam

  Gurme kitapların yazarı olan Deniz Gürsoy bu alanda da çokça kitaba imza atmıştır. Komiser Nazlı Polisiyeleri ile de roman yazmaya başlamıştır. Serinin ilk kitabı Birinci İntikam polisiye türünde ve yazarın da ilk romanıdır. İkinci İntikam , Komiser Nazlı Polisiyeleri serisinin ikinci kitabı .

  Seriyi direk ikinci kitabından okumaya başlayan birisi olarak bir eksiklik hissetmedim. Yazar çoğu bilgiyi veriyor kitapta. Yine de ileride ilk kitabı da alıp okumak isterim.

  Komiser Nazlı şehit edilmiş bir babanın kızı . Çocukluğu yetiştirme yurtlarında geçmiş. Şimdi de çok iyi bir polis , iyi bir keskin nişancı . Kendisi ayrına KR ( Kare ) adında bir teşkilatın da içerisinde bulunuyor . Emniyet içerisine yerleşmiş cemaatçilerden , kanunsuz yapılan tutuklamalar ve atamalardan rahatsız olan emniyet mensupları bir lider altında toplanıp bu teşkilatı kurmuşlar. Nazlı da bu teşkilatta henüz alt kademelerden birisinde bulunuyor.

  Bu teşkilat için bazı işleri yaparken aynı zamanda da bir cinayet soruşturmasını yürütüyor. Bunların yanında da geçmişin intikamı için iz sürüyor Nazlı. Kitaptaki olayları takip ederken onun acılı geçmişini de öğreniyor ve intikamında ne kadar da haklı olduğunu okuyoruz.

Hızla biten bir kitaptı . Yazarın farklı bir tarzı var ve en bu tarzı sevdim. Farklı kitap ve anlatımlar hayal gücümüzü besler.







İkinci-İntikam
Kitabın Adı :İkinci İntikam
Yazar :Deniz Gürsoy
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :248


‘‘…Silahı bıraktı ve kollarını açarak dairesel üç hareket yapıp tekrar silahı kaptı. İşe yaramıştı. Nefes verdi, biraz aldı ve tuttu, hazırdı. Zamanı gelmişti. Gözünü dürbüne yaslayıp parmağını tetiğin üzerine yerleştirdi. An meselesiydi. …Acı tazeyken, kenarları keskin bir bıçak gibi etrafındaki sinirleri, yani gerçekle bağlantını kesiyor olmalı ki, pek bir şey hissetmiyorsun. Ama zamanla o acı kalıcı hâle geldiğinde, gerçekçi düşünebiliyorsun ve bedel ödetmek istiyorsun. İşte o anda içinde bir yerlerde intikam ateşi yanıyor ve yemin ediyorsun intikam almaya, bu da ikinci intikamım oldu.’’ Komiser Nazlı ikinci kez intikam alma peşinde, kaldığı yerden devam ediyor. Bir yandan teşkilatın içinde ilerleme kaydederken, diğer yandan gizemli bir cinayeti aydınlatmaya çalışıyor…







Deniz Gürsoy Kimdir?

Deniz-Gürsoy 1949 yılında İstanbul’da doğdu. 1968’de Robert Academy’yi, 1972’de Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli şirketlerde üst düzey yöneticilik ve Genel Müdürlük görevlerinde bulundu.

1987’de STFA grubunda, Hizmet ve İşletmecilik AŞ’de Genel Müdürlük görevine getirildi. 1992’den, emekliye ayrıldığı 2007 yılına kadar Sofra Yemek ve Üretim ve Hizmet AŞ’de Genel Müdür olarak çalıştı.

Deniz Gürsoy, Oğlak/Yemek dizisindeki yeme içme kültürüyle ilgili “Tiridine, Tiridine, Suyuna da Bandım...”, Baharat ve Güç, Çilingir Sofrasında Rakı, Çilingir Sofrasında Rakı Mezeleri, Demlikten Süzülen Kültür Çay, Aşkın İlacı Çikolata, Midenin Cilası Çorba, Yöresel Mutfağımız, gibi çoksatan kitapları ile Tespih, Parmak Uçlarındaki Huzur, Bir Nefes Keyif, Nargile ve Puro, Mavi Dumandaki Lezzet adlı kitaplarının yanı sıra yemek sanayiine yönelik Yemek ve Yemekçiliğin Evrimi ve Toplu Yemek Üretimi gibi kitapları ve Maceraperest Kitaplar’dan çıkan İlk Kan / Komiser Nazlı Polisiyeleri adlı kitabıyla da tanınıyor.

                                                     

4/09/2020

Benim Canım Ailem - Çağatay Yaşmut

Nisan 09, 2020 3 Yorum
Benim Canım Ailem


  Başkomiser Galip Polisiyelerinden ilk okuduğum kitap Moda Cinayetleri oldu . Kitabı ve Çağatay Yaşmut'un kalemini çok sevdim.  Serini yeni kitabı çıkınca kitaplığıma hemen ekledim fakat okumak şimdiye nasip oldu .

Benim Canım Ailem diğer kitap gibi tek bir olayın anlatıldığı bir roman değil , üç uzun öyküyü barındıran bir kitap. Üç farklı olay çözüme ulaştığı için daha farklı ve eğlenceli olmuş. Polisiye kitaplara eğlenceli dediğim için kızanlar olabilir fakat sevdiğim bir tür olduğu için bu tabiri kullanmayı tercih ettim.

 İlk hikaye kitaba da adını veren Benim Canım Ailem . İstanbul'da bir taksici öldürülmüş bulununca bu olayı hemen araştırmaya başlarlar . Olay geçmişin karanlık sayfalarını araladıkları zaman çözülecektir. Okumaya başladığımda farklı teorilerim vardı fail hakkında . Sayfalar ilerledikçe öyle bir yere geldi ki ben bunu bir yerlerden hatırlıyorum dedim. Bir film ya da bir kitap olabilir . O olayın benzerini hafızama kaydetmiştim. Yaşadığım deja-vu hissi ile beraber tamam olayı çözdüm , katil bu dedim. Yanılmadım tabii ki !!!

İkinci hikaye ise Yabancılar . Bu da keyifle okuduğum bir öykü oldu . Buradaki olayda da hafızam hemen benzerini gözümün önüne getirdi ve bu olabilir dedi. Zaten ilerleyen sayfalarda da benim gözümün önüne geleni Galip'e söylediler ve olayı çözdüler. Bu olay da bana bir puan daha kazandırdı :D

Son öykü ise Can Sıkıntım . Bana farklı gelen tek öykü bu oldu . Gidişat ve olanlar beni şaşırtmasa ve baştan yapanı tanısak da kitabın sonu sürpriz oldu benim için . Dünya küçük derler ya kitabın sonunda ne kadar küçük olduğunu okuyoruz.

Bütün öyküleri hızla okudum ben . Üç ayrı öykü olduğu için zamana yayarak da okuyabilirsiniz. Keyifli bir okuma süreci oldu benim için.




Benim Canım Ailem
Kitabın Adı :Benim Canım Ailem
Yazar :Çağatay Yaşmut
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :248


Ökkeş ile Hüseyin taşıdıkları kişiyi raya yatırdılar. Ökkeş saatine baktı. Ardından raylardan aşağıya inerek gözden kayboldular. Mümtaz bir süre daha bekleyip gittiklerinden emin olunca, gizlendiği ağacın arkasından çıkarak rayda yatanın yanına koştu.

Ökkeş’in kızı Zeliha’yı kanlar içinde buldu. Başında koca bir yara vardı.

Demek ki, Ökkeş ile Hüseyin, aile meclisi kararıyla Abdullah’tan sonra zavallı Zeliha’yı da öldürmüşlerdi. Kızı raylara yatırarak suçu trene atacaklardı. Sözüm ona, intihar süsü vererek ceza almaktan yırtacaklardı.

Vay kurnazlar vay! Vay katiller vay!







Çağatay Yaşmut Kimdir ?

Çağatay Yaşmut 1968 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Ekonometri okudu. Başta bankacılık ve finans olmak üzere, birçok sektörde uzun süre çalıştı. Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümünde yüksek lisans yaptı.

2008 yılında Beyoğlu’nun arka sokaklarını anlattığı Beyoğlu Çıkmazı, romanıyla yarattığı Başkomiser Galip tiplemesini, Şarkılar Susunca, Beni Yavaş Öldür, Kadıköy Cinayetleri ve Moda Cinayetleri romanları ile yine Başkomiser Galip maceralarının anlatıldığı Doktor Ceyda’yı Kim Öldürdü? adlı hikâye kitabıyla sürdürdü.

Kadıköy Cinayetleri romanı 2012 yılında “Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”ne layık görüldü. Halen çeşitli dergilerde hikâyeleri yayımlanmakta.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesi olan yazar, evli ve İstanbul’da yaşıyor.

Başkomiser Galip Polisiyesi Serisi :

 1- Beyoğlu Çıkmazı
 2- Kadıköy Cinayetleri
 3- Beni Yavaş Öldür
 4- Doktor Ceyda'yı Kim Öldürdü
 5- Şarkılar Susunca
 6- Moda Cinayetleri
7- Benim Canım Ailem



                                                     

3/24/2020

Villa Şakayık - Yaprak Öz

Mart 24, 2020 3 Yorum
Villa Şakayık

Yaprak Öz'ün kaleminden Yıldız Alatan'ın maceraları Villa Şakayık ile devam ediyor .

Bir Yıldız Alatan Serisinin ikinci kitabı Villa Şakayık . Serinin ilk kitabı Fahranaz'ın Çiçeği ile Yıldız Alatan İle tanışmıştım . Kimdir bu Yıldız Alatan ? Yıldız Alatan ellili yaşlarda kendi halinde bir ev hanımı . Dikiş dikmeyi sevdiği için terzilik yapmaya başlıyor sitedekilere ve torununa . Bu işte oldukça da başarılı . Polisiye roman okumaya da bayılıyor . Okuduklarından öğrendikleri , meraklı ve dikkatli kişiliği sayesinden de ilk kitapta bir olayı çözmüştü.

 Bu kitap da ilk kitaptan 5 yıl sonra olanları anlatıyor . 1984 yılı sonları ...

Yıldız Alatan ve eşi Ziya o yaz değişiklik olarak Karasu'nun tenha bir köşesinde bir villa kiralarlar . Villa Şakayık . Dört evden oluşan bu siteyi gördükleri zaman bayılırlar . Yazı onlarla geçirecek torunları için de güzel bir yer olduğunu düşünürler. Her zamanki dikkatli  kişiliği sayesinde Yıldız Alatan bazı gariplikler fark eder. Bu gariplikler konusunda haklı mıdır yoksa şüpheci kişiliği ona oyunlar mı oynuyordur okuyup görüyoruz.

Villa Şakayık


Yazar Yıldız Alatan ile sempatik bir karakter yaratmış . Karakter yaratmada o kadar başarılı ki yazar villada komşu olan iki kardeşi tanıyınca sinir oluyorsunuz . O cümlede ne kadar sinir bozucu kişiliklere sahip olduklarını anlıyorsunuz.  Aslında o kadar yazacağım sinir olduğum durum var ki yazamıyorum - spoiler - olur diye!!! Okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Yaprak Öz'ün bu kitabını da zevkle okudum . Hem gülüp eğlendim hem de Yıldız Alatan ile birlikte dedektifliğe soyundum. Bu kitapta Yıldız Alatan'ın eşine bayıldığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Şiir ezberleyip eşinin kulağına bu şiirleri fısıldamasına bayıldım. Eşinin yaptıklarına ve okuduklarına dikkat edip sonra da kendisini düzenlemeye çalışan bir adam Ziya. Benden kocaman bir alkış aldı :)))




Villa Şakayık - Bir Yıldız Alatan Macerası
Kitabın Adı :Villa Şakayık
Yazar :Yaprak Öz
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Serisi : Bir Yıldız Alatan Macerası
Sayfa Sayısı :344

Kocası Ziya’nın tüm endişelerine rağmen detektiflik macerasına kaldığı yerden devam ediyor Yıldız Alatan.
Bu kez gizemli olaylar, seksenli yıllarda, Villa Şakayık adlı bir yazlık sitede yaşanıyor.
 Polisiye romanlara düşkün Alatan, usta bir terzi, dört dörtlük bir ev kadını, tatlı bir komşu, iyi bir dost ve eğlenceli bir anneannedir.
En büyük hayali, çözüme kavuşturduğu gizemli olaylarla ilgili yazdıklarının bir gün yayımlanmasıdır.
Türk polisiyesinin usta kalemlerinden Yaprak Öz’ün, bu yeni macerasında Yıldız Alatan’la birlikte sırların peşinden gitmeye hazır mısınız?






Yaprak Öz Kimdir?

Yaprak Öz  1973 yılında dünyaya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde öğrenimini tamamlamış, şiirleri çeşitli şiir dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar ikinci şiir kitabı olan Şiirli Müzik Kutusu 2009 yılında yayımlanmış ve bu kitabıyla Cemal Süreya Başarı Ödülüne layık görülmüştür. Yurt içi ve dışında çeşitli edebiyat festivallerine konuk olan Yaprak Öz, çağdaş Avrupalı yazar ve şairlerin pek çok eserini Türkçeye çevirmiş ve bu çevirilerin bir kısmı çeşitli yayınlarda yer almıştır.





Yaprak Öz'ün Okuduğum Diğer Kitapları :

Şeytan Disko

* Berlinli Apartmanı

* Tilki, Baykuş, Bakire

* Sobe Siyah Orkide

* Fahranaz'ın Çiçeği


                                                     

3/23/2020

Fahranaz'ın Çiçeği - Yaprak Öz

Mart 23, 2020 1 Yorum
Fahranaz'ın Çiçeği

Yıldız Alatan serisinin ikinci kitabı olan Villa Şakayık'ı okurken serinin ilk kitabı Fahranaz'ın Çiçeği'ni sadece instagramda yayımladığımı burada da sadece 2019 yılında  " Mayıs Ayında Okuduğum Kitaplar " yazısında bahsettiğimi fark ettim . Bu harika kitap için ayrı bir post yazmadığımı fark edince hemen yazıyı kaleme almaya karar verdim.


  Ne yazsa tereddüt etmeden alıp okuduğum ve okuduğuma asla pişman olmadığım yazarlardan Yaprak Öz.  Her kitabı ile farklı bir olay örgüsü ve yaşamlara bizi götüren Yaprak Hanım bu kitabı ile de bizi Zonguldak 'a Kılıç Sitesine götürüyor.

 1970 'li yılların sonu ve hala sıcacık komşuluk ilişkilerinin olduğu bir yer. Sizin oralar nasıldır bilemiyorum ancak buralarda artık o sıcak ve çıkarsız ilişkiler kalmadı. Kitabın baş karakteri Yıldız Alatan. 50 li yaşlarda , ev hanımı, bir eş, anne, anneanne, iyi bir komşu , terzi, sıkı bir kitap okuyucu ve acemi dedektif. Gerçi kitapta polislerin bile çözemediği olayları çözdü. Artık acemi olmaktan çıkarır bu onu. Mühendis ve doktorların yaşadığı ,  Amerikan tarzı evlerin yer aldığı bir sitede yaşanıyor olaylar . Herşey çok güzel gibi görünürken siteye nazar değiyor sanki ve sitede korkunç olaylar yaşanmaya başlıyor. Bu olayların sonuncusu ise herkesi çok etkiler...

   Kitap sıcacık ilişkileri, doğal yaşamı, dönem olaylarını da içinde barındırıyor. Keyifle, yüzümde gülümseme ile okudum kitabı.






Fahranaz'ın Çiçeği
Kitabın Adı : Fahranaz'ın Çiçeği
Yazar :Yaprak Öz
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Serisi:  Bir Yıldız Alatan Macerası
Sayfa Sayısı :264


Yetmişli yılların sonunda, Zonguldak'ta korkunç cinayetler işlenir. Cinayet mahalline yakın oturan Yıldız Alatan, kurban ile katili bir araya getiren rastlantının ardındaki gizemi araştırmaya karar verir. Polisiye romanlara düşkün Yıldız Alatan, usta bir terzi, dört dörtlük bir ev kadını, tatlı bir komşu, iyi bir dosttur ve en büyük hayali, günün birinde gizemli bir olayı çözüme kavuşturmaktır.
Kolları sıvayan Yıldız'ın detektiflik macerası giderek karmaşıklaşacak, ancak dostlarının da yardımıyla en içinden çıkılamaz durumlarda bile pes etmeyecektir.

Yıldız Alatan ve tamamı ev kadınlarından oluşan arkadaşlarının sırlarla dolu macerasına hazır mısınız? Türk kadın polisiye yazarları arasında her yeni kitabıyla yerini daha da sağlamlaştıran Yaprak Öz'den, okuru başından sonuna kadar karanlık bir gizemin içinde heyecanla sürükleyecek yeni bir dizi...








Yaprak Öz Kimdir?

Yaprak Öz  1973 yılında dünyaya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde öğrenimini tamamlamış, şiirleri çeşitli şiir dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar ikinci şiir kitabı olan Şiirli Müzik Kutusu 2009 yılında yayımlanmış ve bu kitabıyla Cemal Süreya Başarı Ödülüne layık görülmüştür. Yurt içi ve dışında çeşitli edebiyat festivallerine konuk olan Yaprak Öz, çağdaş Avrupalı yazar ve şairlerin pek çok eserini Türkçeye çevirmiş ve bu çevirilerin bir kısmı çeşitli yayınlarda yer almıştır.





Yaprak Öz'ün Okuduğum Diğer Kitapları :

Şeytan Disko

* Berlinli Apartmanı

* Tilki, Baykuş, Bakire

* Sobe Siyah Orkide



                                                     

2/05/2020

Ayaz - Işıl Beril Tetik

Şubat 05, 2020 3 Yorum
Ayaz

Baştan tavsiyem olduğunu belirtmek istiyorum Ayaz için . 5 üzerinden 6 verdiğim , tek kelime ile muhteşem bir kitap. Polisiye -gerilim , üstelik de bizden .

 Işıl Beril Tetik, Ayaz ile harika bir polisiye seriye başlıyor. Seri olarak muhteşem olacağına eminim ancak tek başına da çok çoook güzel !!!!  benim gönlüme taht kurdu şimdiden .

Seri cinayetler , adeta bir sanat eseri gibi süslenip sergilenen cesetler, gizli ve sırlı bir geçmiş... Bol karakterli, bol olaylı bir kitap Ayaz. Karakterin ve olayın çok olmasına rağmen kurguda boşluk yok ve her karakter tam oturmuş . Okumak çok keyifliydi. Bazı ipuçlarını yakaladığımı gururla söyleyebilirim . Yine de olayların %90 nı benim için sürpriz oldu. Bir kitaptan beni bu kadar şaşırtması dışında ne isteyebilirim ki !!! Polisiye sever dostlarım bu kitabı kaçırmayın.

Not: Yorumu kısa yazdım diye sakın yanlış anlamayın . Yazamaya başlarsam bütün kitabı anlatırım diye kendimi zor tutuyorum . Kendiniz okuyup kitabı tecrübe etmeniz için konuya girmedim.







Ayaz - Işıl Beril Tetik
Kitabın Adı : Ayaz
Yazar :Işıl Beril Tetik
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :560


Kadın, ağacın yaşlı ve geniş gövdesinin tam ortasına yerleştirilmişti. Bedenini saran incecik, şeffaf simli kumaş dışında çırılçıplaktı. Yüzü de dahil olmak üzere, bütün vücudu gümüş beyaz bir boyayla boyanmış, cılız gün ışığında ara ara metalik bir ışıltıyla parıldıyordu.

Gözkapağının üstü de çeşitli tonlarda maviyle boyanmıştı. Gümüş rengi kaşların altında koyu maviyle başlıyor, aşağı doğru rengi açılarak kirpik diplerinde beyazla bitiyordu. Aynı biçimde beyaza boyanmış kirpikler, takma kirpik kadar uzun ve gürdü. Uçlarına kar yağmış gibi beyaz bir madde toplanmıştı.

Kirpiklerinin gölgelediği gözleriyse sanki özlem dolu bir ifadeyle donakalmış, üstünü kaplayan sütümsü tabakanın altında, mavi mavi hiçliğe dalmıştı. Karla ıslanmış çürük yaprakların kapladığı toprak zeminde, ıslak ıslak parlayan, koyulu açıklı bir yığın vardı; genç kadının bedeninin tam ortası oyulmuş, o boşlukta her ne varsa çıkarılmış, yere, tam önüne yem gibi atılmıştı.

Soluk güneşin altında gümüşten bir tanrıçayı andıran genç kadının ölümü, manzarayla bütünleşmiş ama bir o kadar da akıllara durgunlukverecek bir vahşetle sergilenmişti.





Işıl Beril Tetik Kimdir?

Işıl Beril Tetik 1970 yılında Edinburgh, İskoçya’da doğdu. Isle College of Art-Moda Tasarım bölümünden mezun oldu. İlk fantastik kurgu öyküsü “Galgalin-Venianis’in Kehaneti” Derinden Gelen Sesler adlı seçkide yayımlandı. Aynı yıl Jules Verne Öykü Ödülleri-Hayalgücünün Merkezine Seyahat’te fantastik kurgu dalında birincilik ödülü alan “Tanrı Sorpien’in İnkarı” adlı öyküsüyle birlikte “Kara Kalp” ve “Buyruk Zinciri” adlı fantastik kurgu öyküleriyle yer aldı. Gizemli.com için yaptığı araştırmalar ve Kangüncesi/Gölge çevrimiçi dergisinde yazdığı öykülerle çalışmalarını yoğunluklu olarak çocukluktan beri merak duyduğu korku türüne odakladı. Anadolu Korku Öyküleri 1’de “Gelin Otu”, Anadolu Korku Öyküleri 2’de “Zifir Karanın Mavisi”, Anadolu Korku Öyküleri 3 YILGAYAK’ta “Taş Uyur” adlı öyküleriyle yer aldı. Aşkın Karanlık Yüzü adlı seçkiye “Gumiho”, Karanlık Yılbaşı Öyküleri adlı seçkiye “Yolculuk” ve Karanlıktaki Kadınlar adlı seçkiye “Yılanın Rüyası” adlı öyküleriyle katıldı. Kendi öykülerinden derlediği Kara Kara Kapkara adlı öykü kitabıysa 2017 yılında yayımlandı. Ayrıca Yabani Çizgi Roman Dergisi’nin yanı sıra Lemur Dergi gibi web dergilerinde öyküleri yayımlandığı gibi, Rabarba Şenlik adlı sinema dergisinde de inceleme yazıları bulunmakta. Yazmak haricinde özellikle korku türü için araştırmalar yapmayı seven yazar, 2014 yılından bu yana “Gerisi Hikâye-Korku Konuşmaları” adlı çevrimiçi radyo programında iki ortağıyla beraber türe ait her detay üzerine konuşmaya devam ediyor.

                                                     

1/06/2020

Kesik Baş - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Ocak 06, 2020 3 Yorum
Kesik  Baş  - Hüseyin Rahmi Gürpınar

   Maceraperest Kitaplar'ın Klasik Maceraperestler dizisinden Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Kesik Baş romanı . Polisiye türünde olan Kesik Baş  1921 yılında İkdam Gazetesi'nde tefrika , ardından yirmi bir yıl sonra , 1942 yılında Hilmi Kitabevi tarafından roman olarak yayımlanır.

Yazıldığı dönemde polisiye ,korku ,gerilim vb türler gerçekçi edebiyatçılar tarafından ciddiye alınmaz . Ancak bu Hüseyin Rahmi'nin polisiye türünde yazmasına engel olmadığı gibi kitap olarak basılacağı zaman yayımcısından ısrarla kitabın kapağına," Bu bir zabıta romanıdır " yazılmasını talep eder. Talebi gerçekleşir ve roman, kapağında bu yazıyla basılır . Böylece Hüseyin Rahmi polisiye romanları kendi adıyla yayımlanan nadir yazarların arasına girer.

  Kesik Baş romanı adından da anlaşılacağı gibi sarhoş halde evine dönmeye uğraşan Nafiz Efendinin düştüğü kuyuda kesik bir baş bulması ile başlıyor . Bu kısımlar oldukça eğlenceli bir dil ile anlatılmış .

Kesik  Baş  - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Kesik Baş bulunduktan sonra iki polis Remzi Efendi ve Seyit Efendi cinayeti araştırmaya başlarlar. İlk önce başın kime ait olduğunu araştırırlarken sonra da katilin kim olduğunu araştırmaya başlarlar . Biri aceleci yapıya sahipken diğeri daha sakin ve analitik bir düşünce yapısına sahiptir .

  1920 lerin İstanbul'u olduğu için araştırmalar da sadece sorgulama , yorumlama üzerinedir. Hal böyle olunca bulunan kanıtların çoğu da tesadüf eseridir.

  Biraz mizah biraz da düşündürücü olaylarla devam eder kitap . O yılların İstanbul'undan  , insanların yaşam ve düşünce tarzlarından da izler görüyoruz kitapta.

 Hüseyin Rahmi'nin kalemini seviyorum. Polisiye kitapta da oldukça başarılı bir yazar. Bu konudaki tecrübesinin bir kısmını da çevirdiği polisiye romanlardan aldığı söyleniyor.

 Maceraperest Kitap serisinin klasik kitaplara da el atması çok hoşuma gitti .Gerek kitap kapaklarının tasarımı ile gerek de seçtikleri kitaplar ile tam koleksiyonluk. Bu seriden Kerime Nadir'in Dehşet gecesi romanını da okumuş ve sevmiştim. Ahmet Mithat Efendi - Esrar-ı Cinayet ve M. Akil - Karanlık Konakta Ne Var?  kitapları ben bu yazıyı hazırladığım sırada yayıma hazırlanıyor . Bu kitapları da okumak için sabırsızlanıyorum  .



Kesik  Baş  - Hüseyin Rahmi GürpınarKitabın Adı :Kesik  Baş
Yazar : Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :200


Polisler derhal çıkının düğümünü çözdüler. Feneri Yaklaştırdılar. İçinden Ermenice bir gazeteye sarılı, lahana gibi yuvarlak bir şey çıktı. Kâğıdın birkaç yerinde koyu lekeler görünüyordu, gazeteyi açtılar. Kenarı kroşe örmesi baklava dantelalı, kurumuş kanla lekelenmiş bir patiska parçasının içinde, yine aynı yuvarlak şekil beliriyordu. Yuvarlağa birkaç defa dolanmış olan bu patiskayı da açtılar. Kirpiklerinin arasından kesik koyun kelleleri gibi karaları kaymış, süzgün bakan bir insan kafası çıktı. Bu kesik baş, kulaklarına kadar bir ressam paleti gibi türlü renge boyanarak yüz tanınmaz bir hâle getirilmişti.

Türk polisiye edebiyatının ilklerinden biri sayılan, usta romancı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı ve kendi deyimiyle ‘Bir zabıta romanı olan Kesik Baş; iki yaman dedektifin korkunç bir cinayeti aydınlatmaya çalışırken, karşılaştıkları insan manzaralarının da mükemmel bir anlatımla gözler önüne serildiği trajikomik bir roman.






Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir ?

Hüseyin Rahmi Gürpınar 17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın Okuduğum Kitapları :

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç 


                                                     

12/25/2019

Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım

Aralık 25, 2019 2 Yorum

Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım

  Dedektif Sokratis'in maceraları "Sokratis Ölüler Şehrinde " kitabında son hız devam ediyor.

  Oğlak Yayınları , Maceraperest Kitaplar serisinden çıkan Sokratis Ölüler Şehrinde , serinin diğer kitapları gibi cep kitap boyunda. Bir yere giderken çantada rahatça taşınabiliyor kitaplar . Puntosu ise göz yormuyor , bazı cep kitaplardaki gibi minicik değil.

 Olay yine eski İzmir yani Smyrna 'da geçiyor . 1800 'lü yıllar . İzmir'e geldiğinde gemisinden dolaşmak için inen ve defterini düşüren sonra da almadan kaçarcasına kaçan birisi ile başlıyor kitap . Sonradan bu kişinin Anderson olduğunu öğreniyoruz.

  Parası azaldığı ve iş bulamadığı için sıkıntı çeken Sokratis'e gizemli bir mektup gelir . Bu mektupta verdiği işi kabul ederse ona yüklüce bir para vereceğini yazan birisinden gelmektedir . Paraya ihtiyacı olduğu için bu işi kabul eder Sokratis . Öldürülen genç bir hanımın katilini bulması istenmiştir Sokratis'ten . Araştırmalara başlayınca o gece bir değil iki cinayet işlendiğini öğrenir ve araştırmalara hemen başlar .

 Kumpanyalar , karakol , dernekler arasında dolaşırken Sokratis hem bilgi topluyor hem de Smyrna 'yı ortamı bize anlatıyor . Dönem insanlarını yaşayış biçimlerini görüyoruz  kitapta. Bu kitapta da Sokratis'in eşi Elena ile karşılaşıyoruz yalnız bu kitaptaki rolü daha fazla .

 Bu eski zaman dedektifini ve maceralarını okumayı seviyorum . Asla katilin nedenini ve katili tam olarak tahmin edemiyorum. Soktatis ile dolaşırken bir bir ortaya çıkıyor nedenler . Bazen de tam bir sürpriz oluyor . Benim sevdiğim bir seri Dedektif Sokratis serisi .







Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım
Kitabın Adı :Sokratis Ölüler Şehrinde
Yazar :Suphi Varım
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :232

"Gözlerini açtı. Karanlıkta karşılaşınca dehşetle yerinden fırladı. Zihninde art arda sorular oluştu. Neredeydi, başına ne gelmişti, fenalık mı geçirmişti?

Zifiri karanlıkta bir şeyler görmeye çalıştı, başaramadı… Panik içinde doğruldu. Bedeni kaskatı kesilmişti. Ensesinden vücudunun alt kısmına doğru şiddetli bir ağrı yayıldı… Karanlığa alışan gözleriyle, üzerinden yuvarlandığı sert yerin bir lahit olduğunu kavrayınca gözleri irileşti… Kocasının ve halasının adlarını seslendi… Niçin kimse ona cevap vermiyordu? İnleyerek ayağa kalktı, duvarları yoklayarak yürümeye başladı… Kapı olmadığını anlayınca içindeki ümit tekrar dehşete dönüştü. Gözyaşları içinde avazı çıktığınca bağırdı.her yanı umutsuzca yumrukladı… Dermansız kalınca yere çöktü. Üstüne toprak ve taş parçaları dökülmeye başladı. Aklına buraya düştüğü yarık geldi. Belki oradan çıkabilirdi. Başını yukarı çevirince tiz bir çığlık attı. Paramparça Bir iskeletle burun buruna gelmişti. Yere bir kafatası düştü… "

Dedektif Sokratis, bu kez Hans Christian Andersen’in 1841 yılında Smyrna’da notlarını tuttuğu defterin izinde, peş peşe işlenen cinayetlerin gizemini çözmeye çalışıyor.





Suphi Varım Kimdir ?

Suphi Varım1960 İzmir doğumlu olan Suphi Varım, İzmir Ticaret Odası ile Ege Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinde profesyonel yönetici olarak çalışmıştır. Muğla Üniversitesinde kısa süreli bir öğretim üyeliği olmuştur.

Kamu Yönetimi dalında lisans, Ekonomi alanında yüksek lisans ve doktora dereceleri bulunmaktadır. Uzun yıllar ekonomi ve siyaset alanında analizler yapıp makaleler yazmıştır.


Emekli olan Suphi Varım, tüm zamanını polisiye yazarı olmak için ayırmış yazmaya devam etmiştir. Yazar aynı zamanda evli ve bir kız çocuk babasıdır.


Suphi Varım'ın Okuduğum Diğer Kitapları

Sokratis ve Siyahlı Kadın 

Sokratis ve Cinler

Sokratis Ölülerin Peşinde 

                                                            Kozmokitap

12/06/2019

Dehşet Gecesi - Kerime Nadir

Aralık 06, 2019 3 Yorum
Kerime Nadir

Kerime Nadir , yazdığı aşk romanları ile gönlümde taht kuran bur yazardır. Özellikle " Samanyolu " bir başkadır benim için. Yeşilçam'da film haline gelmiştir ve çocukluğum defalarca bu filmi seyrederek geçmiştir.

Kerime Nadir'in fantastik -gerilim türü eseri olduğunu bilmiyordum ki bu benim ayıbım . İnsan sevdiği yazarı araştırmaz mı ? Her şeyi araştıran ben bu konuyu geçtim nedense. Maceraperest Kitaplar klasik eserlere de el attı ve bu güzel eseri tekrar biz okuyucular ile kavuşturdu.

Öncelikle kitabın kapağı klasik esere yakışır tarzda olmuş , çok sevdim .





 Altınışık gazetesinin sahibi Mümtaz Bey, Hakkari Cilo Dağında açılacak olan bir turistik otelin açılışına davet edilir. 1953 yılında geçen bu olayda Mümtaz Bey , İstanbul'dan tren ile yola çıkar.

 Çetin isimli birisinin kendisine verdiği kitabı yolda okumak için yanına almıştır. Bu uzun yolculukta fantastik , akıl almaz olayları anlatan bu kitabı okur. Çetin Bey bu kitap için gerçek olayları yazdığını belirtmiştir. Yazılanlar inanılacak gibi değildir. Mümtaz Bey ile birlikte biz de okuyoruz kitabı. Tüyleri diken diken eden bir kitaptır. Kitap bittikten sonra olanlar ise ayrı ilginçtir. Mümtaz Bey kitapta anlatılan olayların benzerinin içinde , hatta devamında bulur kendisini...

Yazarın anlatım gücünü zaten biliyordum. Farklı bir türde de başarısını ortaya koymuş Kerime Nadir. Kitabın bazı yerlerinde heyecandan nefes almayı bile unuttuğumu fark ettim. Konunun sürpriz bozulmasın diye çok derine girmek istemiyorum . Zaten arka kapak yazısında yeterince ipucu var :D

  Muhteşem bir kitap olduğunu söyleyebilirim gönül rahatlığı ile .






Dehşet Gecesi - Kerime Nadir

Kitabın Adı :Dehşet Gecesi
Yazar : Kerime Nadir
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :448


(…) Ruzihayâl olduğuna yüz bin şahit isteyen en çirkin ve en iğrenç bir cadı ayağa kalkmış, ortadaki taş basamağa kadar gelmişti. Boyu ve gölgesi bir dev heybeti taşıyordu. Orada dikili durdu. Ağzı taze kana bulanmıştı. Saçları darmadağındı. Dişleriyse, bir kurdunki gibi sivri ve keskin bir biçimde parlıyordu. Nihayet gözleri… Tanrım! Bu gözler, beni aşk ve arzuyla kendimden geçiren o şahane gözler miydi? Evet, bu cadının, yahut Ruzihayâl hortlağının gözleri şimdi birer melanet kuyusu, tüyler ürperten birer hareketli yuvarlaktan ibaretti.

Türk korku edebiyatının ilklerinden biri olan, usta romancı Kerime Nadir’in Dehşet Gecesi; Karanlığa hapsolmuş, tüyler ürperten lanetli bir gerçekliğin pençesindeki kahramanlarının hikayesini anlatıyor. Bu karanlık romantizm ruhunuzu derinden sarsacak.

Kerime Nadir Kimdir ?

Kerime Nadir
5 Şubat 1917'de İstanbul'da doğdu. 20 Mart 1984'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kerime Nadir Azrak. 1935'te İstanbul Bebek Saint Joseph Sörler Okulu'nu bitirdi. Ayrıca özel eğitim gördü.

İlk şiir ve öyküleri 1937'de Servet-i Fünun, Uyanış ve Yarımay dergisinde yayınlandı.

İlk romanı "Yeşil Işıklar" 1937'de yayınlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla 1940-1970 arasında çok okunan ve sevilen bir yazar oldu.

Birçok baskısı yapılan bu romanlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.

                                                            Kozmokitap

6/21/2019

Sokratis ve Siyahlı Kadın - Suphi Varım

Haziran 21, 2019 6 Yorum
Sokratis ve Siyahlı Kadın


  Suphi Varım'ın kaleminden Sokratis serisi Sokratis ve Siyahlı Kadın ile devam ediyor. Sokratis serisini merakla beklediğim serilerden oldu. O tarihi atmosferi , hayalimde canlanan siyah beyaz film misali görüntüler beni serinin en büyük takipçisi yaptı .

  Bu kitapta meşhur dedektifimiz birkaç olayı birden çözüyor yine. Konstantinopolis'e gittiği zaman görüştüğü komisyoncu öldürülür. Onun yeğenini karşılayıp onu Smyrna'dan bir gemiye bindirecektir Sokratis. Yeğen bir şairdir ve şiir yazarken dikkati çok dağınık olduğu için bunu Sokratis'ten rica etmiştir. Hem görevini yerine getirmek hem de katili bulabilmek için yeğeni aramaya başlar Sokratis . Onu ararken gizemli siyah peçeli kadın  ile tanışır ve onun için bir iş yapar. Bu olay onun bu siyahlı kadın ile tek karşılaşması olmayacaktır  , Kitapta bu kadının gizemini de çözüyor ve kim olduğunu öğreniyoruz. Bu yeğeni araştırması sırasında tanıştığı bir pansiyon sahibi de Sokratis'ten kocasını bulmasını ister. Kitap boyunca tanıştığı ve denk geldiği insanlar bir şekilde birbirleri ile bağlantılı olurlar.

 Olayın içinde olay olduğu kitapta , Soktaris ile araştırma yapmak , eşi Elenka ile tekrar karşılaşmak çok keyifliydi. Dedektif romanları sevenler bu seriye de baksınlar.



Dedektif Sokratis Serisi :

 1 - Sokratis'in Oyunları
 2- Sokratis Ölülerin Peşinde
 3- Sokratis ve Cinler
 4- Sokratis ve Siyahlı Kadın



Sokratis ve Siyahlı Kadın - Suphi Varım

Kitabın Adı :Sokratis ve Siyahlı Kadın
Yazar :Suphi Varım
Yayınevi :Maceraperest Kitaplar
Sayfa Sayısı :200


Arabadan iner inmez etrafa bakındı. Sarhoş denizcilerle doluydu sokak. Kimisi kusuyor, kimisi yoldan geçenlere sataşıyordu. Dekolte giysili şuh kadınlar, evlerin aralık panjurlarından onlara vücutlarını sergiliyor, cilveyle ve işveyle içeri davet ediyorlardı. Rum kabadayılar ceketlerini omuzlarına atmış, dudaklarında sigara, tespihlerini sallayarak tur atıyorlardı. Çoğunun yüzünde bıçak yarası izi vardı. Muhabbet tellalları, onları saygılı bir tavırla selamlıyorlardı. (...) Şeytan ona akıl vermişken ve hazır fırsat yakalamışken daha beterini yapabilirdi. Ayaklı abajurun yanından geçti, kadının üstüne eğildi. Makası onun sağ yanağına hınçla sapladı ve dişlerini sıkarak geri çekti. Sarsılarak canhıraş bir çığlık attı kadın. Gözleri yuvalarından fırlamış gibiydi. Bir çığlık daha savururken vücudu titredi, tepinmeye başladı. Şuurunu kaybetmişti sanki. (...) Kanlı makası yere atıp odadan çıktı, koşarak merdiveni indi. Sokağı yine boş görünce rahatladı. Karanlık saçak altlarına sığınarak yola devam etti...

Detektif Sokratis, yeni bir maceranın izinde bu kez Smyrna ile Konstantinopolis arasında mekik dokuyor. Acar detektif Sokratis, siyahlı kadının gizemini çözebilecek mi?

Oğlak Yayınları, polisiye edebiyatın usta yazarı Suphi Varım’ın, “Detektif Sokratis Polisiyeleri”nin dördüncü kitabı, Sokratis ve Siyahlı Kadın’ı yayımlamaktan gurur duyar...


Suphi Varım Kimdir ?

Suphi Varım1960 İzmir doğumlu olan Suphi Varım, İzmir Ticaret Odası ile Ege Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinde profesyonel yönetici olarak çalışmıştır. Muğla Üniversitesinde kısa süreli bir öğretim üyeliği olmuştur.

Kamu Yönetimi dalında lisans, Ekonomi alanında yüksek lisans ve doktora dereceleri bulunmaktadır. Uzun yıllar ekonomi ve siyaset alanında analizler yapıp makaleler yazmıştır.


Emekli olan Suphi Varım, tüm zamanını polisiye yazarı olmak için ayırmış yazmaya devam etmiştir. Yazar aynı zamanda evli ve bir kız çocuk babasıdır.


Suphi Varım'ın Okuduğum Diğer Kitapları

Sokratis ve Cinler

Sokratis Ölülerin Peşinde 

Sokratis Ölüler Şehrinde

                                                            Kozmokitap

2/21/2019

Bukalemun - Nuray Atacık

Şubat 21, 2019 4 Yorum
Bukalemun


  Son zamanlarda Türk polisiye yazarlarımızın kitaplarını okumaya öncelik veriyorum. Birkaç sene önce sorsanız en çok yabancı yazarların polisiyelerini çok sevdiğimi söylerdim hiç düşünmeden. Şu an ise bu fikrim değişti. hala kitaplarını bayıla bayıla okuduğum yabancı yazarlar var ve onlardan vazgeçmeyi düşünmem . Fakat bizim yazarlarımızın da onlarla baş başa yarıştığını hatta bazı yazarları geçtiklerini bile söyleyebilirim. İşte ilk kez kalemi ile tanışmama rağmen kalemini çok başarılı bulduğum bir yazar Nuray Atacık. Kitabı Bukalemun2u okuduktan sonra diyebilirim ki artık ne yazsa okurum. Şimdi yazarın ilk kitabı Fener Balığı'nı da alıp okumayı çok istiyorum. Fakat bir süre kitaplığımda bekleyen kitapları okuyup bitirmeden yeni kitap almayı düşünmüyorum. Tabii kendime hakim olabilirsem :))

  Oğlak Kitap tarafından yayımlanan Bukalemun 13,5 *19,5 cm boyutlarında. Diğer Maceraperest Kitaplar gibi bu kitabın da boyutu küçük. Okumak isteyenler için belirteyim. Puntosu normal kitaplardaki kadar olduğu için rahat okunabiliyor. Ben ki cep kitaplardan artık uzak duran birisi olarak çok rahat okudum ve bir sıkıntı olmadı.

Bukalemun çok fazla karakteri içerisinde barındıran bir kitap. Nuray Atacık detaylı bir kitap yazmış ve bu kitapta karakter karmaşası yaratmadan  ,okuyucunun kafasını karıştırmadan konuyu ilerletmeyi başarıyor. Okurken karakterlerin yerleştirilmesi çok başarılı olduğu için kafa karışmadan ve konuyu daha detaylı olarak anlayarak ilerliyoruz. Ben bu konuda yazarın tarzını sevdim. Çünkü her yazar fazla karakter ile baş etmeyi beceremiyor. Bazen kim kimdir diye anlamaya çalışırken kitabın yarısı bitiyor ve kafam kazan gibi oluyor. Bukalemun'da ise kitap su gibi aktı. Herkesin kim olduğu ve bu polisiye romandaki rolü anlaşılıyor.

  Kitap Yeşim'in kaçırılması ile başlıyor. Küçüklükten beri görmediği bir akrabasından mesaj alır . Onunla buluşmak için gittiği evde onu akrabası değil onu kaçıracak olanlar beklemektedirler ...

  Emniyet Amiri Murat tatil için Antalya'dadır. Burada hem kızını görecek hem de dinlenecektir. Gelen garip bir telefon onun tatilini kısa kesmesine sebep olacak ve bir kovalamacanın içine sokacaktır.

 Mustafa ... Telefonun ucundaki ses. Murat'ı arayan Mustafa Yeşim'in kaçırıldığını ve hazır Antalya'dayken onu bulmasını ister. Aradığı telefon numarası görünmemektedir ve emniyet de arayan numarayı tespit edemez. Murat resmi görevli değildir , fakat arayan kişi ondan yardım istemektedir . Kimdir bu Mustafa? Bir yakın mı yoksa kızı kaçıran mı ? Murat bu olayın üstüne gitmek istemese de kızını da Mujstafa'nın araması ile işi bir anda kişisel hale gelir. Böyle bir kaçırma olayı var mı araştırırken bu Mustafa da kim  , onu da araştıracaktır. Antalya emniyetinden İstanbul emniyetine kadar uzanan  , dolu dolu bir macerayı okuyoruz kitapta.

  Kaçırma basit bir olay gibi görünse de kökleri geçmişteki cinayete , istihbarata kadar uzanmaktadır. Ayrıca emniyet içindeki, yetkilerini kendi çıkarları için kullanan bit polisi de ortaya çıkaracaktır. Şahsen ben gıcık oldum o polise ...


  Baştan sona kadar hız kesmeyen , her detayı düşünülmüş harika bir kurgu okudum Bukalemun'da . Tüm polisiye severlere tavsiyemdir.

" Bak sana baba nasihati, hayat hep bir nehir gibi akar derler ama yalan , denizdir aslında. Bazıları kıyıdan ayrılamaz , ayağı yerden kesilmeden dolanır durur ; bu hayatta bir bok göremez. Az kişi cesur olur , kıyıdan bir kez açılınca dalgaların hükmüne gireceğini bilse de ilerler . Biz derin suların adamıyız . Asıl meziyetimiz cesaret değil , akıldır . Mesele bu alemin yaratıklarını tanımak , huyunu suyunu bilmektir . Her gördüğün parıltıya kapılmayacaksın , eşkiya peşinden koşarken fener balığının dişlerine kolu kaptırmayacaksın. yoksa yaptığına aptal cesareti denir. Kolsuz ne kıyıda ne deryada tutunamazsın . Heder olur gidersin ." 





Bukalemun - Nuray Atacık
Kitabın Adı : Bukalemun
Yazar : Nuray Atacık
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :416


“Adım Yeşim Yıldız... Ben suçsuzum. Sadece kaderimin sonucunu yaşıyorum. Asıl suçlu kendini biliyor. Senin...can aldığın yerdeyim. Gelip beni kurtarmanı bekliyorum. Kırk sekiz saat içinde gelmezsen...günahının bedelini ben ödeyeceğim! Kurtar beni!”
 Büyükannesinin her biri hayata dokunan masallarıyla büyümüş kız çocuğu…
Akrabalarının sevgisi ve nefreti arasında kalmış genç kadın…
Dokunulmaktan hoşlanmayan bilgisayar kurdu genç adam…
Evinde beslediği tuhaf yaratıkla bağ kuran hacker…
Aile bireylerinden yalnızca birini sevmek için seçen baba…
İdeolojileri uğruna insanları gözlerini kırpmadan öldürebilen teşkilat mensupları…
Ve tüm bunların ekseninde görevine tutkuyla bağlı emniyet amiri…

İlk romanı Fener Balığı’yla gönlümüze taht kuran Nuray Atacık’tan hız kesmeyen, sürükleyici bir polisiye roman daha okurlarıyla buluşuyor.




Nuray Atacık : 

Nuray Atacık   1967 İstanbul doğumlu, İTÜ Elektrik Mühendisliği mezunu. Yirmi beş yıl yurtiçi ve yurtdışında projelerde görev aldı; edebiyat hep yanındaydı. Sadece yokluğunda fark edilen bir ürün olan elektrikle uğraşırken, insandaki gerilimin kaynağına, direncin dayanıklılığına ve akımın duygusal şiddetine merak sardı, aradığı formüllerin izini kurmacanın sihirli dünyasında takip etmeye karar verdi. İlk romanı Fener Balığı 2017 yılında yayınlandı. Bukalemun yazarın yayımlanmış ikinci romanıdır.



                                                            Kozmokitap

1/31/2019

Sokratis ve Cinler -Suphi Varım

Ocak 31, 2019 2 Yorum
Sokratis ve Cinler

  Sokratis Ölülerin Peşinde kitabı ile tanıştım Suphi Varım'ım kalemi ve Dedektif Soktaris ile. ( Sokratis Ölülerin Peşinde yorumumu okumak için → burayı ← tıklayınız. )  Osmanlının son zamanlarında İzmir'de (Smyrna ) geçiyordu olaylar. Bu kitap yani Sokratis ve Cinler de yine aynı zaman ve mekanda geçiyor.

 Eski zamanlarda yaşamak gerçekten çok zormuş, bir kez daha anladım bunu kitabı okurken . Yine çamaşır , bulaşık makinesi muhabbetine girmeyeceğim korkmayın :D Bir dedektif olarak da o dönemler çok zor. Güvenlik kameraları yok , gelişmiş bir bilgisayar ağı sistemi yok. Hoş şimdi olsa da bir şey değişiyor sanki . Vatandaş hapisten kaçmış ailesinin yanında göz önünde yaşıyor kimsenin haberi yok!!! Tv de benzeri olayları görünce şok oluyorum . Nasıl olur , onca teknoloji gelişmiş ve gelinen sonuç bu :(( Neyse bir şey söylemiyorum :D Sokratis'in döneminden bahsediyordum. Elinde hiçbir kanıt olmadan sadece insanlar ile konuşup , onları gözlemleyerek sonuçlara ulaşıyor ki bu çok büyük başarı . Ellerinde teknoloji olmayınca insan sarrafı oluyorlar demek ki !! Hata yapmıyor mu , tabii ki yapıyor . Hatasını kabul edip , düzeltiyor ve özür dilemesini de biliyor . Hatayı kabul etmek büyük bir meziyet .

Sokratis ve Cinler


Bu kitapta Dedektif Sokratis ve eşi Elenka'nın hayatlarına bir kez daha misafir oluyoruz . Önce bir hırsızlık olayını aydınlatıyor Sokratis. Sonra bir kadın nişanlısının ölüm olayını araştırması için geliyor. Olay henüz çok yenidir . Polisin araştırmasını bekleyin dediyse de kadın ısrar eder ve Sokratis de kollarını sıvayarak işe koyulur. Bu olayı araştırırken meşrutiyet taraftarları , karşı taraftakiler ve sokakta olan olayları okuduğumuz gibi bir arada yaşayan Rum , Türk ve Arnavutlar arasındaki ilişkileri de okuyoruz. Cinayet araştırması ve siyasi muhabbetlerin yanı sıra hurafeler de yer tutuyor. Öldürülen Sedat'ın kardeşi Pervin hanım kafayı cinler ile bozmuş durumdadır . Yanına aldığı ve hasta olan bir kadını iyileştirmek için cinler padişahından yardım istemeyi düşünmektedir ve ona ulaşmak için elinden geleni yapmaktadır . Bir de yardımcısı vardır bu konuda. Onların bu araştırmaları be muhabbetleri oldukça komikti doğrusu . Okudukça aklıma son günlerde gündemi yeterince meşgul eden Palu ailesi geldi ...

Ana olay üzerinden ilerlemek yerine birçok yan olayla kitabı ilerleten yazar yine harika bir iş başarmış . Bu kitap da benden tam puan aldı . Serinin ilk kitabını da kitaplığıma eklemeyi düşünüyorum. Umarım o kitabı eklemeden yazar seriye yeni bir kitap eklemez :))

Dedektif Sokratis Serisi : 



1 - Sokratis'in Oyunları
2- Sokratis Ölülerin Peşinde
3- Sokratis ve Cinler


Sokratis ve Cinler -Suphi Varım
Kitabın Adı :Sokratis ve Cinler
Yazar :Suphi Varım
Yayınevi : Mecaraperest Kitaplar
Serisi :Detektif Sokratis Polisiyeleri #3
Sayfa Sayısı :264


Pervin, üstüne eğilen üç gölgeden uzaklaşmak istercesine geriye çekildi. Vücudu iyice kasılmıştı. Gölgelerden birinin ne dediğini anlayamadı, çünkü kulaklarında davul vuruşlarını andıran tuhaf sesler vardı. (...) Gözlerini açtı, karşısındakileri hayal meyal seçebildi. Başının çevresinde küçük bir ışık bulutu oluştu o anda. Gölgeler, bulutun içinde kayboldu. Zil ve tef sesleri işitince terli başını pencereye çevirdi. İri başlı, sivri kulaklı, patlak gözlü ve şiş karınları kıllı iki yaratık, yavaş yavaş ona yaklaşıyorlardı. Elleri ve ayakları pençe şeklindeydi. Kuyrukları vardı. Biri karyolanın ayak ucuna, diğeri başucuna sıçradı. Pervin, yaratıkların ağzından fırlayan yılan dilinden korunmak için titreyen elleriyle yüzünü kapattı, gözlerini yumdu. (...) Yaratıkların ağızlarından ve burunlarından çıkan çıyanlar, kızın bacaklarını, kollarını sardılar. Korku ögeleriyle süslenmiş, okurken tüylerinizi ürpertecek, soluğunuzu kesecek yeni bir Detektif Sokratis macerasına hazır mısınız?



Suphi Varım Kimdir ?

Suphi Varım1960 İzmir doğumlu olan Suphi Varım, İzmir Ticaret Odası ile Ege Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinde profesyonel yönetici olarak çalışmıştır. Muğla Üniversitesinde kısa süreli bir öğretim üyeliği olmuştur.

Kamu Yönetimi dalında lisans, Ekonomi alanında yüksek lisans ve doktora dereceleri bulunmaktadır. Uzun yıllar ekonomi ve siyaset alanında analizler yapıp makaleler yazmıştır.


Emekli olan Suphi Varım, tüm zamanını polisiye yazarı olmak için ayırmış yazmaya devam etmiştir. Yazar aynı zamanda evli ve bir kız çocuk babasıdır.


Suphi Varım'ın Okuduğum Diğer Kitapları

Sokratis ve Siyahlı Kadın 

Sokratis Ölülerin Peşinde 

Sokratis Ölüler Şehrinde 
                                                            Kozmokitap

1/30/2019

Moda Cinayetleri - Çağatay Yaşmut

Ocak 30, 2019 3 Yorum
Moda Cinayetleri

  Polisiye kitapları çok sevdiğimi her fırsatta dile getirmekten çekinmiyorum. Her tarz kitabı okumayı seviyorum fakat deşarj olmak için de mutlaka polisiyeye ihtiyaç duyuyorum. Monoton hayat akışında aradığım adrenalini onlardan sağlıyorum sanırım  :D

  O kadar polisiye okuduktan sonra genellikle katili ya da suçun hangi amaçla işlendiğini  gücüm iyice arttı. Yüzde doksan olasılıkla tam isabet yapıyorum bu konuda. Kalan yüzde onluk dilimde de tek tahminden öte birkaç tahminim oluyor ve sonuç yine onların arasından çıkıyor. Arada yüzde bir olasılık içinde beni şaşırtan ve tahmin edemediğim şekilde ilerleyen kitaplar oluyor ki bu beni çok mutlu ediyor ve beni şaşırtan yazar en sevdiğim yazar oluveriyor birden. Evde çocuklara da diyorum ben oldum artık. Bir dedektiflik şirketinden teklif bekliyorum diye :)))

Çağatan Yaşmut'un kalemi ile Moda Cinayetleri ile tanıştım . Yazarın hiçbir kitabına denk gelmemiştim daha önce. Bir Başkomiser Galip Polisiyesi serisinin son kitabı Moda cinayetleri. Seri olsa da kitaplar bağımsız olarak okunabiliyor. Ben çok rahat okudum ve herhangi bir eksiklik hissetmedim. Her kitapta farklı bir konu ele alınıyor. Ortak nokta ise olayı araştıran polis ekibi.

 Kitabın adı Moda Cinayetleri olunca siz de benim gibi moda ile alakalı zannetmeyin. İstanbul'un Kadıköy İlçesine bağlı Moda semtinde olduğu için olay isim Moda cinayetleri .

  Jeolog Profesör Aziz eve genç karısına yemek hazırlayıp sürpriz yapmak için eve gelir . Evde onu kötü bir sürpriz karşılar. Bir katilin evine girmiş ve onu beklemektedir. Aziz'i öldüren katil ona istediği pozu verdikten sonra gitmek üzereyken eve karısı Pelin gelir. Bu şansına çok sevinen katil Pelin'e önce tecavüz eder sonra da öldürür.

  Bu olayı araştırma ve katili bulma görevi Başkomiser Galip ve ekibine verilir. Standart prosedür olarak önce oturdukları yer sonra da iş yerlerinde araştırmaya başlayan ekip ekmek kırıntıları toplayarak işlerine devam ederler. İşler öfkeli dini yönden radikal öğrencileri işaret edince onların izlerini bir dergaha kadar isler Galip. Bu noktadan sonra farklı ipuçları da ortaya çıkmaya başlar.

Kitap sadece emniyet ve ipucu peşinden koşan polisleri ve suçu işleyenleri değil polislerin iç dünyalarını ,
özel ilişkilerini , toplumdaki insan manzaralarını , güncel olayları da kitaba dahil ederek anlatmayı tercih ediyor. Farklı açılardan ve farklı konuları ele alarak geniş kapsamlı bir roman oluşturmuş yazar. Hal böyle olunca da merak son sayfaya kadar devam ediyor ve elinizden bırakmadan kitabı okuyorsunuz.

Kitaptaki karakterlere gelirsem Başkomiser Galip ortalama bir insandır. Kitap okumayı ve sosyal aktiviteleri sevmez. Kız arkadaşları vardır fakat bağlanmak istemez. Seks önemlidir onun için. Biraz da ağzı bozuktur ki bu kısımları ben hiç sevmedim. Her fırsatta belirttiğim gibi argoya karşıyım. Dilimizde binlerce güzel kelime varken neden bu kulak tırmalayan kelimeler tercih edilir anlamıyorum. Bu havalı bir olay değil belirteyim  , argoyu havalı olarak görenler için. Komiser Serdar  , iyi bir polis olmasının yanı sıra onun da ikili ilişkilerinde problem vardır. Nişanlısını aldatmış ve bu ortaya çıkınca nişanlısı onu terk etmiştir. Başka kadınla birlikte olduğu halde hala nişanlısını düşünmektedir. Komiser Mustafa ise ekipte yeni sayılıyor. Yaptığı bir hatadan dolayı biraz geride bırakılmaktadır . Tek taraflı olarak bir kızı sevmektedir. İçinde olduğu durum onu yavaş yavaş depresyona sürüklemektedir.

Severek ve bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu Moda Cinayetleri . Kitap cep kitap boyutlarında olsa da puntosu normal boyutlarda ve rahat okunuyor. Karakterlerin sevmediğim yönleri olsa da sevdiğim yönleri daha fazla. Çağatay Yaşmut'un kalemini de çok sevdim. Serinin diğer kitaplarını da toplayıp okumayı düşünüyorum.


Başkomiser Galip Polisiyesi Serisi Kitapları :



1- Beyoğlu Çıkmazı
2- Kadıköy Cinayetleri
3- Beni Yavaş Öldür
4- Doktor Ceyda'yı Kim Öldürdü
5- Şarkılar Susunca
6- Moda Cinayetleri
7-Benim Canım Ailem


Moda CinayetleriKitabın Adı :Moda Cinayetleri
Yazar :Çağatay Yaşmut
Yayınevi :Maceraperest Kitaplar
Serisi  : Bir Başkomiser Galip Polisiyesi
Sayfa Sayısı : 368


Kadıköy, Moda’da işlenen kanlı cinayetler ve cinayetlerin peşinde bir başkomiser... Galip bu kez bir profesörün ölümünün ardındaki gizemi çözmeye çalışıyor.

Oğlak Yayınları, polisiye edebiyatın usta yazarlarından Çağatay Yaşmut’un, “Başkomiser Galip Polisiyeleri”nin beşinci kitabı, Moda Cinayetleri’ni yayımlamaktan gurur duyar...
(...) cesedin bırakılış pozisyonu çok garipti. Bunca yıllık meslek hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim. Adamcağız, Kâbe resmi ve dinsel motiflerle bezeli yeşil bir seccadenin üzerinde namaz kılıyormuş gibi, başı secdeye varmış pozisyondaydı. Devrilmeden öylece bırakıldığı gibi duruyordu. Yeşil seccade kanı emdiği için ortaya garip bir renk cümbüşü çıkmıştı. Seccadenin yanına açık bir Kur’an ve siyah bir tespih bırakılmıştı.

Necati, maktulün namaz kılışına son vererek, koca gövdeyi yana doğru devirdi. Göğsüne üç kurşun isabet etmişti...







Çağatay Yaşmut Kimdir ?

Çağatay Yaşmut 1968 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Ekonometri okudu. Başta bankacılık ve finans olmak üzere, birçok sektörde uzun süre çalıştı. Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümünde yüksek lisans yaptı.

2008 yılında Beyoğlu’nun arka sokaklarını anlattığı Beyoğlu Çıkmazı, romanıyla yarattığı Başkomiser Galip tiplemesini, Şarkılar Susunca, Beni Yavaş Öldür, Kadıköy Cinayetleri ve Moda Cinayetleri romanları ile yine Başkomiser Galip maceralarının anlatıldığı Doktor Ceyda’yı Kim Öldürdü? adlı hikâye kitabıyla sürdürdü.

Kadıköy Cinayetleri romanı 2012 yılında “Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”ne layık görüldü. Halen çeşitli dergilerde hikâyeleri yayımlanmakta.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesi olan yazar, evli ve İstanbul’da yaşıyor.

                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.