Soğuk Kalp - Tami Hoag || Kitap Yorumu

Soğuk Kalp - Tami Hoag


  Bir çok kitabını severek okuduğum Tami Hoag'ın ülkemizde koridor yayınlarından çıkan son kitabı Soğuk Kalp. Tami Hoag'ın 9. Kız kitabının kaldığı yerden devam ediyor kitap.  Fakat bu kitabı okumak için illa 9. Kız kitabını okumanıza gerek yok . Bağımsız olarak da okunabiliyor kitap.

  Yazar gerilim kitaplarında çok başarılı bana göre. Bu kitabında diğer kitaplarına göre farklı olarak bir kurbanın üzerinden anlatıyor olayları yazar.

  Bir seri katilin dokuzuncu kurbanı olan Dana Nolan sağ olarak kurtulmuştur. Fakat artık o eski sevecen ve mutlu kız değildir. Ağır bir beyin travması geçitmiş ve ciddi yaralar almıştır. Başına gelenleri hatırlamasa da zamanla ona anlatılmıştır. Yoğun bir fizik tedavi süreci sonunda ailesinin yanına dönen Dana orada da psikolojik tedavisine devam etmektedir.




   Psikoloğu kendisine bir hedef belirlemesini ve bu hedefi yavaş yavaş yerine getirmesini ister. Dana da geçmişte kaybolan bir arkadaşını hatırlar. Onun başına ne geldiği asla ortaya çıkmamıştır. Arkadaşını bulmak isteyen Dana , kendisi de bir kurban olmasından dolayı belki de onunla kendisini özdeşleştirmiştir. Bu noktadan sonra işler yavaş yavaş karışmaya başlar...

 
  Yazarın bugüne kadar okuduğum diğer kitaplarında gerilimi gerçekten hissetmiş ve kitapların nasıl bittiğini anlamamıştım. Bu kitabı yani Soğuk Kalp diğerlerine göre daha duygusal kalmış. Bir kurbanın psikolojisini ve beyin hasarının sonuçlarını derinlemesine işlemiş yazar. Böyle bir durum olunca bazı konuların sık sık tekrarlanmasına neden olmuş ve diğer kitapları ile kıyasladığımda tempo daha yavaş kaldı.

  Tami Hoag'ın kalemini sevdiğim için kitabı zevkle okudum fakat en sevdiğim kitabı olmadığı da kesin....


  Kitap hakkında yazılanlar: 

“Ürkütücü, cezbedici, trajik ve kışkırtıcı.”

                     -USA Today-

“Hoag’ın kalemi dövüş sanatları kadar hızlı ve keskin, mizahı oldukça gerilimli ve bir seri katilin psikolojisine dair sezgileri kurnazca ve düşündürücü.”

                    -Booklist-

“Birinci sınıf bir psikolojik gerilim.”

                -Kirkus Reviews-




Soğuk Kalp - Tami Hoag
Kitabın Adı :Soğuk Kalp
Yazar : Tami Hoag
Yayınevi :Koridor Yayınları
Orjinal adı : Cold Cold Heart
Çevirmen :Gizem Tezyürek
Sayfa Sayısı : 488


Nefes aldığımız sürece umut vardır.

Dehşet verici bir seri katilin elinden canlı kurtulmayı başarabilmişti ama çocukluğunun geçtiği eve geri döndüğünde bir yıl önce yaşadığı her şey bir kabus gibi geri sarmaya başladı. Ünlü bir haber spikeri olan ve travma sonrası hafıza kaybı ile boğuşan Dana Nolan en iyi arkadaşının ortadan kaybolmasıyla ilgili yıllardır çözülmemiş bir gizemi aydınlatmak için hafızasını geri kazanmalıydı.

Casey liseden mezun oldukları yaz ortadan kaybolmuş ve ondan bir daha haber alınamamıştı. Dana onunla ilgili son günlerini hatırlamaya çalıştıkça kendi geçmişiyle ilgili asla açılmaması gereken bir kapıyı da aralamış olacaktı.

Hiçbir şey hatırlayamayabilirsin ya da her şey bir yapbozun parçaları gibi yavaş yavaş geri gelebilir.


                                                            Kozmokitap



Sırlar Uçurumu - Alein Kentigerna || Kitap Yorumu


Sırlar Uçurumu - Alein Kentigerna




  Daha önce iki kitabını okuduğum bir yazar Alein Kentigerna . Kim olduğu bilinmeyen bir yazar. Sadece isimden ibaret. Gizli kalmak istiyor muhtemelen ve biz okuyucular olarak da buna saygı duyuyoruz...

   Tanrı'nın Psikopat Çocukları kitabını okumuş muhteşem bulmuş , Ölüm Peygamberi kitabında ise hem sevmiş hem de sıkılmıştım. Yazarın farklı üslubu hoşuma gittiği için diğer kitaplarını da denk geldikçe aldım . Sırlar Uçurumu da sevdiğim kitapların arasına girdi.




   Sırlar Uçurumu 'nun türünü söylemem gerekirse en uygun terim sanırım tarihi gizem olacaktır. Çünkü kitapta gerilim , polisiye unsurları yok her ne kadar cinayet olsa da...

   1800'lü yıllarda geçiyor kitap. Binbaşı'nın eşi 1816 yılında malikanelerinin sınırları içerisinde olan bir uçurumun dibinde ölmüş olarak bulunur. Bir yıl önce savaşta ölmüş olan oğlunun arkasından intihar ettiğini düşünenler olduğu kadar cinayet olduğunu düşünenler de vardır. Bu olaydan yirmi yıl sonra binbaşı da aynı uçurumda can verir. Bir kaza mıdır yoksa cinayet mi?

  Binbaşının genç oğlu bu olayı araştırmaya başlar. Fakat ilginç bazı olaylar, geçmişe gömülü sırlar ve aslında söylediği gibi olmayan insanlar vardır etraflarında... İyi gözükenler aslında bir canavar, kötü olarak bilinenler ise aslında yoldan çıkmış olanlardır. Kim masum  , kim suçlu hepsi birbirine karışmış , entrikalarla dolu bir hayat sürmüşlerdir. Hiç bir sır sonsuza kadar gizli kalmaz , hele de iki kişinin bildiği asla sır değildir.

  Okuduğum klasik , polisiye ve pembiş kitaplardan sonra farklı bir tarz kendimi iyi hissettirdi. Bu kitabı da çok sevdim.

Sırlar Uçurumu - Alein Kentigerna
Kitabın Adı :Sırlar Uçurumu
Yazar :Alein Kentigerna
Yayınevi :Panama Yayıncılık
Çevirmen :Alper Atılgan
Sayfa Sayısı :480

1835 yılı Fransa...
İçinde karanlık sırlar saklayan bir malikâne.
Blanc de Venue Malikânesi.
Lanetli bir uçurum...
Yirmi yıl önce uçurumun dibinde ölü bulunmuş bir kadın.
Belki de arkasında ölümcül sırlar saklayan gizemli bir cinayet...
İntikam almak için geçmişin karanlık anılarını ortaya çıkarmak zorunda olduğuna inanan, inatçı ve çatal yürekli bir evlat.
Geçmişini gizlemek zorunda kalan gizemli bir doktor.
Lanetli bir sır!
Şüphe yüklü bir aşk!
Ve geçmişin ürkütücü sisleri arasından çıkıp gelmiş kötü ruhlu bir adam...
Sırlarla örülü, heyecan dolu bir öykü!
Gerilimi ve gizemi iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Belki de şimdiden benzerlerinin arasında kendine çok üstün bir yer edinecek olan, türünün en gizemli romanlarından biri...
Okuyan herkesi kolayca etkisi altına alacak, finaliyle ters köşeye yatıracak, büyüleyici, tüyler ürpertici bir roman.
Soluğunuz kesilecek. Hayran kalacaksınız.


                                                            Kozmokitap



Bir Ömürdür Seni Bekliyorum - Fabio Volo || Kitap Yorumu

Bir Ömürdür Seni Bekliyorum - Fabio Volo


"Eğer mutlu olmak istiyorsan , eğer özgür olmak istiyorsan sevmeyi öğren . Kendini sevmeye ve sevilmeye bırakmayı."


   İtalyan yazar Fabio Volo'nun ikinci kitabı Bir Ömürdür Seni Bekliyorum . Anlatı tarzında bir roman kitap.

  Anlatıcımız ve romanın baş kahramanı Francesco. Henüz yirmi beş yaşında olmasına rağman çok mutsuz birisi. Daha doğru bir tabir ile mutluluk nedir bilmiyor. Günü birlik ilişkiler içerisinde ve sadece geçici olarak rahatlıyor , sonra geriye yine endişeleri kalıyor. Ölümden , ölmekten korkuyor ; sigarayı bırakmak istiyor bırakamıyor ; ailesini seviyor fakat onlarla iletişim kuramıyor. Kendisi de tam olarak ne yapmak istediğini bilemiyor bana kalırsa. Bütün sorunda bundan kaynaklanıyor. Bir hedefi yok, kendisini tam anlamıyla tanımıyor ve doğru insan ile karşılaşmamış bugüne kadar.



  Kitap boyunca Francesca'nın düşüncelerini , hislerini ve neler yaptığını okuyoruz. O kadar ki yazar bazı gereksiz detayları da vermeden duramamış . Örneğin biten tuvalet kağıdının yerine yenisini almak için donu ayak bileklerinde banyo zemininde ilerlemesi... Bu gibi detaylara çok da gerek yok bana kalırsa:)))

  Yazar Francesco örneği ile aslında günümüz toplumundaki insanı da ele alıyor olabilir. Teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanan, eski çağlara göre hayatı büyük kolaylıklar içerisinde geçen günümüz insanı ve özellikle de çocuk ve genç kesim büyük bir mutsuzluk ve memnuniyetsizlik içerisinde. İstedikleri çoğu şeye o kadar kolay sahip oluyorlar ki , onu elde etmenin verdiği hazzı hissedemiyorlar. Böyle olunca da hiçbir şeyden memnun olmayan bir nesil yetişiyor. Hep son teknoloji onlarda olsun istiyorlar ve ellerindekilerden çok çabuk sıkılıp değerini bilmiyorlar. Bu konuyu genellemiyorum fakat istisnalar kaideyi bozmuyor. Büyük bir çoğunlukta bu durum görülüyor. Bir evi ve işi olan. sağlığı yerinde olan Francesco'da mutsuzdur çink mutluluk nedir bilmiyordur. Geçici heveslerde mutluluk bulunmuyor. Bulduğumuz zaman ise ona sımsıkı sarılmamız gerekir çünkü kaybettikten sonra geri dönüşü olmaz...

   Kitapta Francesca ile birlikte onun mutlulupa giden yolu bulmasını okuyoruz adım adım... Sonunda mutluluğu bulabildi mi dersiniz? Onu da okuyup görmeniz lazım....





Bir Ömürdür Seni Bekliyorum - Fabio Volo

Kitabın Adı :Bir Ömürdür Seni Bekliyorum
Yazar :Fabio Volo
Yayınevi :Pupa Yayınları
Orjinal adı :Arama Sonuçları È una vita che ti aspetto
Çevirmen :Burçak Taşkın
Sayfa Sayısı :168


Bu kitap mutsuz bir yaşam sürdürürken mutluluğu keşfeden Francesco'yu anlatıyor.
Günümüz gençlerinden, otuzlu yaşlarda herhangi biri: stresli bir iş yaşamı, pek çok farklı kızla cinselliğe dayalı ilişkiler, sürünün dışında kalma korkusu, ebeveynlerle yaşanan iletişim güçlükleri, çocukluğa ait anılar ve duyulan özlem, esrar içme alışkanlığı ve gerçek arkadaşlık söylencesi. Günün birinde gerçekten yaşamaksızın sadece var olduğunu fark eden ve artık böyle devam edemeyeceğine karar veren genç bir adam. Yeterli cesareti göstererek ve kendisiyle epey dalga geçerek depresyon, hastalık hastalığı ve varoluşsal uyuşuklukla mücadele eder. Nasıl mı? Onu Francesco'ya sorun. Ve Ilaria'ya. Çünkü burada hepsini özetlemek istemiyoruz, ayrıca bu hikâyede sizi güzel bir son bekliyor. Fabio Volo, Bir Ömürdür Seni Bekliyorum'da her birimizin içindeki o karmaşık dünyayı yalın bir dille sorgulamayı ve normal bir gencin kendisini tüketen üzüntülerini, kafasında çakan şimşekleri ve gülünç hallerini anlatmak konusundaki becerisini bir kez daha gösteriyor.


                                                            Kozmokitap



Ölümsüz Aile - Natalie Babbitt || Kitap Yorumu

Ölümsüz Aile - Natalie Babbitt


  Elimdeki kitabım bitince kısa ve sıkmayan bir kitap okumak istedim. Kızımın kitaplığından çoktandır okumayı düşündüğüm Ölümsüz Aile bu isteğim için birebirdi.

    Ölümsüz Aile ismi başta bana seyrettiğim animasyon filmi hatırlattı. Okumaya başladığım zaman alakası olmasığını fark ettim tabii ki:))

   Küçük bir kız olan Winnie annesi ve büyükannesinin baskısından bıkmıştır. Onun bahçeden çıkmasına izin vermedikleri gibi gözleri de sürekli üzerindedir. Bir gün Winnie evden kaçmaya karar verir ve evlerinin yanındaki koruya gider ve burada bir aile ile tanışır. Onlar ölümsüz olduklarını söylemektedirler...

  Çok kısa , çocuklar için yazılmış bir kitap. Winnie'nin bu aile ile tanışmasını ve çok kısa sürede oluşan dostluğunu anlatıyor. Kitabı bitirdikten sonra açıkçası ne hissedeceğimi bilemedim. Kitap 100 temel eser arasında yer alıyor ve ödüllü bir yazarın kitabı. Anlatım dostluk, çaresizlik, açgözlülük , gibi kavramlara yer verilmiş.

   Her yaşta okunabilecek bir kitap fakat çocukların daha çok seveceğini düşünüyorum. Yetişkinler için kitap beklentiyi karşılamayabilir.


Ölümsüz Aile - Natalie Babbitt
Kitabın Adı :Ölümsüz Aile
Yazar :Natalie Babbitt
Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı :Tuck Everlasting
Çevirmen :Bülent O. Doğan
Sayfa Sayısı :139


   Issız bir ormanın ortasında, suyundan içene ölümsüzlük vaat eden bir pınar... Bu pınarın suyundan içerek ölümsüzlüğe kavuşan, ama nedense ölümsüz olmaktan pek hoşnut olmayan bir aile... Gün gelir pınarın başına bir genç kız gelir. Ölümsüz Aile, yani Tuck'lar, bu güzel kızın, pınarın suyundan içmesine engel olmak; akıp giden dünyanın, sürekli değişen bir doğanın parçası olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu kanıtlamak zorundadır. Ölümsüz Aile geçtiğimiz yirmi yıl içinde milyonlarca çocuğa ulaştı; birçok dile çevrildi, hem Amerika'da hem de Avrupa'da okullarda okutuldu. 



                                                            Kozmokitap



Yalnızlığa On Bir Balad - Richard Yates || Kitap Tanıtımı

Yalnızlığa On Bir Balad - Richard Yates


  Amerika’nın belki de en hüzünlü yazarı Yates’den Yalnızlığa On Bir Balad .

   Richard Yates’in en ünlü öykü kitabı nihayet Türkçede! Yates savaş sonrasında, Amerikan Rüyası’nın o altın yıllarında New Yorklu sıradan insanların hayal kırıklıklarını anlatıyor: Ofis çalışanları, ikinci sınıf dergilerde didinen yazar namzetleri, savaş gazileri, ölümsüzlük arayan taksi şoförleri, kronik tüberküloz hastaları ve hayatlarındaki tatminsiz kadınlar, öğretmenlerinden utanan öğrenciler. İletişimsizlik ve yanılsama içindeki ilişkilerinde kapana kısılmış bu insanlar hayatlarının asla istedikleri gibi olmayacağının idrakiyle mutsuzlar. Zaaflar ve korkaklık yüzünden küçülen yaşamlar her öyküde karşımıza çıkıyor. Savaş sonrası Amerika’sının ışıltılı vaatlerinin kazananı olmayı bekleyen bu insanlar, gerçekleşmeyen arzularıyla birlikte donakalmış bir hüznün içinde hapisler. Richard Yates o benzersiz gözlem gücüyle hüznün, mutsuzluğun ve yalnızlığın yalın gerçekliğinde yatan hakikati yakalayıp çıkarmayı başarıyor.







“Yates, Dublinliler’in New York versiyonunu yaratmış adeta.” – The New York Times

“Yates, Fitzgerald ve Hemingway’le birlikte 20. Yüzyılın tartışmasız en büyük üç Amerikan yazarından biridir.” – David Hare

“Bir Amerikalı tarafından yazılmış en iyi öykü kitabı.” – Kurt Vonnegut

Arka kapak : 

   Richard Yates, Amerikan Rüyası’nın altın yılları 1950’leri anlattığı öykülerinde, o rüyada kendine bir yer bulamayanların sarsıcı portrelerini çiziyor. Yalnızlığın On Bir Hali, savaş sonrası New York’unun taksi şoförlerini, yazar namzetlerini, banliyöde yaşayan erkeklerini ve onların tatminsiz, ihmal edilmiş eşlerini, savaş gazilerini, ofis çalışanlarını anlatıyor. İster orta sınıf, ister bohem olsunlar, ister kentte ister banliyöde yaşasınlar, bu insanların çoğu cesaretsizlikten kaynaklanan derin bir yalnızlıktan mustarip; bu öykülerin kahramanları denememenin utancını, deneyip de başarısız olmanın hayal kırıklığına tercih ediyorlar.
Richard Yates o benzersiz gözlem gücüyle hüznü ve yalnızlığı sade ve hakiki bir dille anlatmayı başarıyor.



                                                            Kozmokitap



Çirkin Güzel Aşka Uyanış - Aslıhan Akagöz || Kitap Yorumu


Çirkin Güzel Aşka Uyanış - Aslıhan Akagöz

Çirkin Güzel kitabını ilk çıktığı zaman okumuş ve çok sevmiştim. Devam kitabı da çıkınca merak edip aldım ve maalesef kitaplıkta unuttum. Birçok kitap alınca önüne dizip kitabı arkalara itmiş olduğumu fark edince üzüldüm. Hazır kitabı bulmuşken de okudum :))

Kitap Çirkin Güzel 'ın devamı olduğu ivin bu kitabı okumadan önce onu okumalısınız. Yoksa kitapta eksiklik hisseder ve konuya adapte olamazsınız.






Çağrı ve Melike yine baş karakterlerimiz. Fakat onların yanında bu kitapta yan karakterler de oldukça fazla yer kaplıyorlar . Çağrı ve Melike mutlu sona doğru ilerlerken arkadaşlarının da mutlu sona ulaştığını görüyoruz kitapta. Onlar ermiş muradına ....

Kitabı hızla okudum aynı ilk kitaptaki gibi. Karşılaştırma yapmam gerekirse ilk kitabı daha çok sevdim. Bu kitap barışma ve mutlu son üzerine kurulu ve bana fazlasıyla uzatılmış geldi. Kitabı okurken rahatsız olmamın bir diğer sebebi da yapılan imla hataları . Satır sonuna sığmayan sözcükler hecelerine göre ayrılırlar. Söz-cük , faz-la .... gibi. Kitap boyunca sözcükler yanlış ayrılmıştı. Sö-zcük , fa-zla gibi. Bu beni çok rahatsız etti. Okuyucu olarak bizi önemsemiyorlar hadi neyse da kendi işlerini de ciddiye almadıkları düşünüyorum. Bu tarz hatalar benim için affedilemez!!!!

Kitabı bitirdim fakat fazla bir tat alamadım maalesef :(( İlk kitabı biraz daha uzatıp orada mutlu son ile bitirilebilirdi diye düşünüyorum. ...


Çirkin Güzel  Aşka Uyanış - Aslıhan Akagöz
Kitabın Adı :Çirkin Güzel  Aşka Uyanış
Yazar :Aslıhan Akagöz
Yayınevi : Optimum Kitap
Sayfa Sayısı : 420


"Bir daha kimsenin seni benim üzdüğüm gibi üzmesine izin verme"diyerek Melike'nin hayatından çıkıp gitmiştir Çağrı. Gitmenin hiçbir derde çare olamayacağını bile bile kendine başka bir şehirde yeni bir hayat kurmuştur. O hayatta Melike'nin olmaması ise en büyük eksiğidir... Melike ise henüz ayrılığın acısını atlatamadan sevdiği adamın mektubuyla derinden sarsılmıştır. Yüreği Çağrı'nın peşinden gitmek için can atarken, o mantığını dinleyip aşkından vazgeçmeyi seçmiştir lakin günler ve geceler boyu duyduğu o yoğun özlemi dindirebilmeyi hiçbir şekilde başaramamıştır.Sonra bir gün genç çiftin ortak bir kararla ayırdıkları yolları, kaderin oyunuyla aynı noktada tekrar birleşir... Geçmişin acılarını unutup birlikte yeni bir başlangıç yapmaları mümkün olacak mıdır? Peki ya aşk bir yolunu bulup tekrar iki yürekte o en saf haliyle var olmayı başarabilecek midir?

"Seni ömrümün sonuna kadar beklerim. Bu zamana kadar nasıl beklediysem, bir o kadar daha beklerim. Yeter ki sen bana gelmekten hiç vazgeçme."


                                                            Kozmokitap



Gün Işığı Kızın Hayaleti - Paige McKenzie || Kitap Yorumu

Gün Işığı Kızın Hayaleti - Paige  Mckenzie


  Çıktığı günden beri ismi ve kapak tasarımı ile ilgimi çeken bir kitap Gün Işığı Kızın Hayaleti. Kitabın bir YouTube kanalından uyarlama olduğunu öğrenince şaşırsam da beni en çok şaşırtan yazarının 16 yaşındayken kitabı yazması.

Kitaptaki baş karakterin adı Sunshine. Kitabın isminde Gün Işığı diye bahsedilen aslında baş karakter oluyor.

16 yaşındaki Sunshine annesi ile birlikte yeni bir kasabaya taşınırlar. Taşındıkları evi görür görmez ürkütücü bulur Sunshine. Evdeki ilk gecesinde ayak sesleri, küçük bir kızın ağlamasını duyar. Bir de sürekli peşini bırakmayan üşüme hissi.... Bu evde başlarına gelenler basur bir hayaletten daha fazlasıdır!!!






Kitaptan korku - gerilim , ürkütücü olarak bahsedilse de ben bunların hiçbirisini hissetmedim. Paranormal ve fantastik bir kitap . Hızla okunuyor ve merak uyandırıyor. Bu yönden sevdim kitabı. Yurtdışında serinin iki kitabı daha var. Umarım yakın zamanda bizde de çevrilir. Devamını merak ediyorum kitabın.

Yazarın çok genç olmasından dolayı bazı eksiklikler var kitapta. Konu bana çok ilginç geldiği için bu eksiklikler rahatsız etmedi. Sevdiğim kitaplardan birisi oldu.


Kitap Hakkında Söylenenler: 

“Gergin, heyecan verici ve inanılmaz sürükleyici.” -Kirkus Reviews-

“Sadece bu serinin halihazırda hayranı olanlar değil, herkes bu güçlü ama kırılgan kahramanın potansiyelini keşfetme hikâyesini öğrenmek için can atacak.” -Booklist-

“Hikâye hızlı ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Yazı dili zarif ve inci gibi… Gün Işığı Kızın Hayaleti’ni bitirmemek elde değil.” -Lev Grossman, Büyücüler’in yazarı-

“İlk bölümün sonuna geldiğimde evdeki bütün ışıkları açmak zorunda kaldım.” -Wes Craven, Çığlık filminin yapımcısı ve yaratıcısı-



Gün Işığı Kızın Hayaleti - Paige  Mckenzie
Kitabın Adı :Gün Işığı Kızın Hayaleti
Yazar :Paige  Mckenzie
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Orjinal adı :The Haunting of Sunshine Girl
Serisi : The Haunting of Sunshine Girl #1
Çevirmen :Boran Evren
Sayfa Sayısı : 304

500 binden fazla takipçiye sahip The Sunshine Network isimli fenomen YouTube kanalından uyarlanan korku hikâyesi.Sunshine Griffith on altıncı yaş gününden kısa bir süre sonra annesi Kat ile güneşli Austin, Texas’tan yağmurlu Ridgemont, Washington’a taşınır. Fakat yeni evlerine geldikleri andan itibaren dünyasının, anlam veremediği bir karanlık tarafından yutulmaya başladığını hisseder. Annesi farkında olmasa bile, Sunshine yeni evlerinde ürkütücü bir şeyin olduğunu bilmektedir. Taşınmalarını takip eden günlerde her şey gittikçe tuhaflaşır. Buz gibi bir esinti durmadan Sunshine’ı takip etmektedir. İlk gecesinde duyduğu küçük bir kızın gülüşü, sonraki günlerde ağlama seslerine dönüşür. Evine musallat olan ruhlar gittikçe korkutucu bir hal alırken Sunshine, annesinin de tehlikede olduğunu anlar. Onu ölümden de beter bir kaderden kurtarmak için önündeki sınavı geçmek zorundadır.




                                                            Kozmokitap



Açelya - Elif Kaplan || Kitap Yorumu

Açelya - Elif Kaplan

Gitane Kitaptan çıkan Açelya , Elif Yılmaz'ın yeni kitabı. Yazarın çıkan üçüncü kitabı , benim ise okuduğum ilk kitabı :))

22 yaşında gencecik bir yazar Elif Yılmaz. Onun bu gençlik coşkusunu satır aralarında hissettim ve bu coşku çok hoşuma gitti.

İnstagramda ( @sonsayfasihayat ) sevgili Nurhayat 'ın çekilişinden kazandım kitabı. Kitap elime ulaştığı zaman kapak tasarımına, ciltli olmasına bayıldım. Kitabı okurken yazım hataları ile karşılaşmamak da beni çok mutlu etti. Olması gereken bu iken büyük yayınevlerinin bazılarından çıkan hata dolu kitaplar biz okuyucuyu bırakın , kendi işlerine dahi saygılarının olmadığını gösteriyor....






Romantik bir kitap Açelya. Hukuk öğrencisi Açelya ve büyük patron, otoriter , karizmatik Derya Haznedar'ı konu alıyor kitap.

Çalışanlarından memnun kalmayıp sürekli kovan Derya , eski okulundaki hocasından yardım ister , öğrencilerinden birisini işe almak için. Hocası bu iş için Açelya'yı önerir. Derya ilk görüşte etkilenir Açelya 'dan.

Açelya sadece dersleri ve gelecekteki kariyerine odaklanmıştır. Platonik olarak da birisine ilgi duymaktadır.

Açelya - Elif Kaplan

Açelya aynı zamanda çok inatçı bir karakterdir. Bu yönünü kendime benzettim :))) Derya'nın da ondan aşağı kalır yeri yoktur.

Bu iki farklı karakterin yeri geldiğinde komik , yeri geldiğinde sinir bozucu hallerine tanık oluyoruz . İki inatçı ve güçlü bir karakter birbiri ile zıtlaşsa da kalp ve duygular mantık,  inat dinlemiyor.

Bu karakterler dışında kitapta yer alan diğer karakterleri de çok sevdim . Her birini yazar oya gibi işlemiş. Birbirlerinden eğlenceli karakterler. Aralarındaki iletişimlerine , dostluklarına bayıldım. Giderek bencilleşen bir dünyada kitaplarda da olsa böyle bir dostluğu görmek hala umudun tükenmdiğini gösteriyor bana.

   400 küsür sayfa olmasına rağmen kitabı elimden bırakamadım. Hızla okudum. Karakterlerden  Derya'ya en kızdığım oldu. Bazı haraketleri ,Açelya'ya davranış tarzı ve ara sıra gördüğüm kasıntı hali beni sinir etti. En sevdiğim erkek karakter kitapta Deniz oldu. Favorim o : )))

   Kaleminize sağlık Elif Yılmaz . Hoş vakit geçirebilceğiniz,  okurken dinlenebileceğiniz bir kitap Açelya . Pembiş kitapları seviyorsanız bu kitabı da çok seveceksiniz.....


Açelya - Elif Kaplan Kitabın Adı :Açelya
Yazar : Elif Kaplan
Yayınevi : Gitane
Sayfa Sayısı : 424

Wattpad’in çok okunan yazarlarından Elif Kaplan’dan Hayatımı Değiştir Serisi’nin ardından yine çok okunacak bir roman

İşi başından aşkın olan, oteller zinciri patronu Derya Hazinedar, holding avukatının yanlışı ile yeni bir avukat aramaya başlar. Aklında parlak bir fikir vardır. Muzun olduğu üniversiteden başarılı bir öğrenci bulup onunla çalışacaktır.

Ona göre öğrenciler, meslek sahibi olmak ve işsiz kalmamak adına işlerinde daha tutkulu ve dikkatlidirler. Bu planı uygulamak üzere mezun olduğu üniversiteye gittiğinde, sarışın bir kadın tarafından kalbi çalınır. Ne var ki, bu kadın oldukça inatçı ve sert mizaçlıdır.

Aralarındaki en büyük engel ise Açelya’nın eski platonik aşkına olan takıntısıdır. Lakin ikisinin de unuttuğu bir şey vardır:

Aşk hiçbir zaman mantığı dinlemez ve kalp kimi istiyorsa onu seçer.




                                                            Kozmokitap



Mecburiyet - Stefan Zweig || Kitap Yorumu

Mecburiyet - Stefan Zweig


Zweig 'ın İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan en yenilerinden birisi Mecburiyet.

İlk Satranç kitabı ile tanıştım yazar ile. Sonra bende bağımlılık yaptı. Anlatımdaki detaylar ve tahliller, insan psikolojisini çok iyi yansıtması ve kendi depresifliğinin yansımasını görmek her kitabını okumaya itti beni.




Zweig savaş karşıtı bir insandı ve bu görüşlerini de her yerde belirtiyordu. Zweig'ın savaş karşıtı fikirlerinin yansımasını Mecburiyet kitabında da görüyoruz .

Mecburiyet 'te de Ferdinant ve eşi Paula savaş karşıtı görüşlere sahiplerdir ve bu nedenle ülkelerini terk edip Isviçre'ye yerleşirler. Burada mutludurlar. Bir gün konsolosluktan Ferdinant 'ı askere çağıran bir mektup gelince ona kendini , savaşı, çaresizliği ve kendine güvenini sorgulamaya itecektir.

Gelen mektup Ferdinant'ın en büyük sınavı olacaktır belki. Savaş karşıtı birisi olarak ülkesinden yapılan bu çağrıya " Hayır " deme cesaretini bulabilecek midir ? Peki eşi Paula ' nın tepkisi ne olacaktır?

Zweig burada Ferdinant karakteri ile belki de kendisini anlatmaya çalışmıştır. Savaş karşıtı bir karakter... Aynı Zweig gibi. Peki ruhundaki çalkantılar , kararsızlığı, ülkesi ve görüşleri arasında sıkışıp kalması, eşi ile fikirlerini tam olarak paylaşamaması.... Bunlar da Zweig'ın birer yansıması olabilir mi ?

İnce ve bir saatte biten bir kitabın yorumunu yazmak bazen ne kadar da zor oluyor. Son olarak diyebilirim ki nefis bir Zweig ziyafeti daha çekmiş oldum :))

Mecburiyet - Stefan Zweig


Kitabın Adı : Mecburiyet
Yazar : Stefan Zweig
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı : Der Zwang
Çevirmen : Gülperi Sert
Sayfa Sayısı :50
Savaş karşıtı görüşleriyle tanınan Zweig I. Dünya Savaşı boyunca bu görüşlerini yaymayı kendine misyon edinmişti. Avrupalı ve “dünya vatandaşı” kimliğine büyük değer veren yazar, yapıtlarında savaşın yıkıma uğrattığı “eski dünya”nın değerlerinin kayboluşunu büyük ölçüde dert edinmiştir.
Mecburiyet ’in ana karakteri ressam Ferdinand da savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre’ye kaçmıştır. Bir gün askerliğe elverişliliğinin tespiti için konsolosluğa davet edildiğinde, karısının şiddet karşıtı duruşuna ihanet etmemesi yolundaki telkinlerine karşın kendini gitmek zorunda hisseder. Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalmıştır. Ferdinand her ne kadar “insanlığın ötesinde bir vatanı” olmasa da, “yirmi milyon insanı boğan o zinciri” kıramayacağını düşünür..


                                                            Kozmokitap



Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley || Kitap Yorumu

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley

       "İstediğin kadar oku,bilgine yakışır şekilde hareket etmezsen 'cahilsin'... "

  Dünyaca ünlü Bioshock oyununun başilangıç hikayesi Bioshock : Rapture Şehri. Kitapta bize Rapture şehrinin kuruluşu ve yıkıma götüren olaylar anlatılıyor.

  Oyunun ismini duydum fakat hiç oynamadım. Kitabı oğlum için almıştım ve yine onun ısrarı ile okudum kitabı. Bir oyunun kitabı olduğu için basit bir kurgu zannetmeyin kitabı. Kitapta felsefi fikirler ve harika bir kurgu var , ben çok sevdim kitabı .

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley

   İkinci Dünya savaşı sırasında 1945 yılından 1959 yılına kadar geçen olaylar anlatılıyor kitapta. Andrew Ryan daha çocukken babası ile Rusya'dan Amerika'ya kaçarlar. Avrupa savaş ile sarsılmakta, Japonya'ya atom bombası atılmış , Rusya'da kızıllar kan dökmektedirler. Özgürlük ve savaştan kaçmak için Amerika'ya gitmişler ve orada fırsatları iyi değerlendiren Ryan zengin bir iş adamı olmuştur. Zengin olmasına olmuştur fakat Amerika'da da aradığı özgürlüğü bulamamıştır. Din , sendikalar, ekonomik sorunlar ,yöneticilerden memnun kalmama Ryan'ın yeni yollar bulmaya itmiş ve Rapture fikri ortaya çıkmıştır.






   Atlantik okyanusunun ortasında , denizin altında, dinden , sendikalardan arınmış, tamamen özgür bir ülke... Asgari ücret yok, istediğini yapmakta özgürsün (cinayet hariç) . İstediğin işi yap , istediğin sanatı icra et...

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


  Şehir inşa edildikten sonra sanatçılar , yatırımcılar, zeki insanlara davet gönderilir bu şehirde yaşamaları için . Daveti kabul edenler şehre gelir , kabul etmeyenlerin de sessizliği istenir. Bu şehirden kimsenin haberi olmamalıdır. Korkunç dış dünyadan soyutlanmış bir cennet, özgürlükler şehri ... Bu şehre herkes kabul edilmez fakat bir kez girdin mi çıkmak da yasaktır.

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


  Baştaki kurulma fikri ne kadar güzel olursa olsun Ryan'ın hesaplayamadığı şey insan faktörüdür. İnsanın vahşi , acımasız , aç gözlü doğası. Kendi özgürlüğünü diğer insanların zararına kullanma potansiyeli. Din ortadan kalkınca vicdan azabının da kalkması ve insanları frenleyen hiçbir yaptırımın olmaması...

   Ütopya olarak başlayan fikrin distopyaya dönüşmesi, insanlar arasındaki sınıf farkının gittikçe artması , bir gözlemci ve yöneticinin diktatöre dönüşmesi ve insanları kurtarmayı vaat eden bir adamın aslında farklı niyetlere sahip olması...

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


   Kitap bize güzel başlayan bir maceranın yavaş yavaş nasıl kabusa dönüştüğünü gösteriyor. İnsanların denetlenmez ve yaptıklarının sonucunda bir yaptırım olmaz ise nasıl raylarından çıktıklarını ve çevresindeki her şeyi - çocuklar da dahil - nasıl kötü niyetleri için kullandığını gözümüze sokarak anlatıyor yazar.

Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley


   Bir oyunun kitabı olduğu için hızla okuyup bitiririm diye düşünmüştüm başlarken. Fakat öyle olması. Kitabın içindeki alt mesajları kaçırmamak için sabırla , yavaş yavaş , sindire sindire okudum. Sonuç olarak ise çok sevdiğim kitaplar arasına girdi...






Bioshock: Rapture Şehri - John Shirley
Kitabın Adı : Bioshock  Rapture Şehri
Yazar : John Shirley
Yayınevi : İthaki Yayınları
Orjinal adı : Bioshock : Rapture
Çevirmen : Kerem Ergener
Sayfa Sayısı :424


Dünyanın en çok satan bilgisayar oyunlarından Bioshock'ın başlangıç hikâyesi… Su altı şehri Rapture'ın bilinmeyen gerçekleri… Bir ütopyanın adım adım distopyaya dönüşmesi… II. Dünya Savaşı'nın sonuydu. Franklin D. Roosevelt'in Yeni Düzen'i, Amerika siyasetinin gidişatını değiştirmişti. Vergiler hiç olmadığı kadar yüksekti. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları, tüm dünyaya toplu bir ölüm korkusu saldı. Hükümetlerin gizli ajanlıklarının ve birimlerinin yükselişi, dikkatleri üzerine çekiyordu. Amerika'nın özgürlük anlayışı yok oluyordu ve pek az insan özgürlüklerini kazanmak için savaşmaya hazırdı.

Ancak bu insanlar arasındaki bir hayalperest, zorlu yollardan gelen bir mülteciyken dünyanın en zengin ve en hayranlık uyandırıcı adamlarından birine dönüştü. İşte o adam: Andrew Ryan! Ve kendisi, insanların hep daha iyisini hak ettiğine inanıyor. Bu yüzden dünya üzerinde bir ütopya yaratıp imkânsızı gerçekleştirmeye kararlı. Öyle bir ütopya ki devletten, sansürden, bilim üzerindeki ahlaki sınırlamalardan uzak, emeklerinizin karşılığını aldığınız bir yer. İşte bu fikirle Rapture ortaya çıktı; denizin altındaki o parıltılı şehir… Ancak bu ütopya büyük bir trajediyle yüzleşti. İşte her şey böyle başladı… her şey böyle son buldu.

"Ben Andrew Ryan ve size bir soru sormak için buradayım: Bir insan kendi alınterinde hak sahibi olamaz mı? Hayır, der Washington'daki adam. O ter, fakirlere aittir. Hayır, der Vatikan'daki adam. O ter, Tanrı'ya aittir. Hayır, der Moskova'daki adam. O ter, herkese aittir. Bu cevapları reddettim. Bunlar yerine, başka bir şeyi seçtim. Ben imkânsızı seçtim. Ben… Rapture'ı seçtim. Sanatçıların sansürden korkmayacağı bir şehir. Biliminsanlarının gereksiz bir ahlakla sınırlandırılmadığı bir şehir. Mükemmelin, değersizler tarafından sınırlanmadığı bir şehir... ve alınterinizle, Rapture sizin de şehriniz olabilir."


                                                            Kozmokitap



Masumiyet Çağı - Edith Wharton || Kitap Yorumu

Masumiyet Çağı - Edith Wharton


   Merhaba :)) Her ayın onbeşinde okuduğumuz klasikler fidanının son kitabı Masumiyet Çağı idi. Klasik kitaplar her zaman belirttiğim gibi benim için özeldir ve onları okumayı çok seviyorum. Masumiyet Çağı da çoktandır okumak istediğim bir kitaptı. Fidan listesine dahil edildiği için yaklaşık bir yıldır bu ayı bekliyordum kitabı okumak için. Bu kadar hevese ve beklentiye değdi mi dersiniz??

  Yazarın farklı bir kitabını okumadım. Bu nedenle tarzı hakkında pek bir fikrim yoktu kitabı okumaya başlamadan önce . Kitabın ödüllü olması da ayrı bir cazibeye sahip olmasını sağlıyor. Gerçi bazen ödüllü bazı kitapların ödülü hak etmediğini ve fazla abartıldığını düşünmüyor da değilim:)))





     Masumiyet Çağı bir kapak  altında iki cilt birleştirilmiş bir kitap. Birinci ciltte Amerika sosyetesini , balolarını, akşam eğlencelerini ve kitaptaki karakterleri tanıyoruz. O kadar fazla detaya yer vermiş ki yazar detayların arasında ana konu kayboluyor. Konu ne anlayabilmek için çok fazla dikkat sarf etmem gerekti.

  İkinci ciltte ise detaylar daha az ve yazar ana konuya daha fazla yer vermiş. İlk bölüme göre daha sürükleyici  ve konudan kopmayı engelliyor yazar. Bu bölümü daha çok sevdim diyebilirim.

  Klasik aşığı olan ben kitabı okumaya başlayınca çok zorlandım konsantre olmada. O kadar fazla isim ve karakter anlatılıyordu ki itiraf etmek gerekirse sıkıldım bu bölümlerde. Bitirmek için hırs yapmasan bu bölümde kitabı yarım bırakmak çok kolaydı. Fakat ben inat ederek okumaya devam ettim. İkinci bölüme geçince de tamam artık sevmeye başladım dedim ve okumak daha kolay hale geldi.

Masumiyet Çağı - Edith Wharton


   Konudan da kısaca bahsedersem üç karakter arasında olanlar konu  ediliyor kitapta. Archer güzel May ile nişanlıdır ve evlilik tarihini öne alma çabalarındadır. Bu dönemde eşinden kaçıp ailesinin yanına gelir May'in kuzeni Ellen  . Ellen ve Archer çocukluk arkadaşıdır. Archer bir taraftan evlilik hazırlıkları yaparken diğer taraftan Ellen 'a ilgi duymaktadır. İlgisini çeken Ellen'ın görünüşü müdür yoksa onun çevresindekilerden farklı bir karaktere sahip olması mı? ...

   Masumiyet Çağı adından da anlaşıldığı gibi bir çağı , bir ömre sığan olayları konu alıyor. Beklediğimden farklı bir sonla biterek yazar beni bu noktada şaşırtmayı da başardı.

Klasik kitapları yeni okumaya başlayanlar için uygun bir kitap olmadığını düşünüyorum. Kitabı okumaya karar verdiğinizde  başlarda size de sıkıcı gelirse azmedip bitirmenizi tavsiye ederim. Farklı bir dönemi ve o dönemdeki insan yaşayışlarını görmüş oluyoruz bu tarz kitaplar sayesinde. Kitabı bitirdiğimde tek düşündüğüm iyi ki o devirlerde yaşamadım oldu. O tarz hareketler ve yapmacık konuşmalar asla bana göre değil.....

Masumiyet Çağı - Edith Wharton
Kitabın Adı :Masumiyet Çağı
Yazar :Edith Wharton
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : The Age of Innocence
Çevirmen : Sena Öksüz
Sayfa Sayısı : 426


Bir süre Avrupa'da yaşayan güzel Kontes Olenska'nın, muhafazakâr ve katı âdetlerin hüküm sürdüğü New York'a geri dönüşü sosyetede büyük yankı uyandırır. İyi bir konuma sahip genç avukat Newland Archer ile güzeller güzeli May Welland'ın nişanlandıkları gece ortaya çıkan Kontes Olenska, kocasını terk ediş öyküsü, entelektüel ruhu, özgürlüğe düşkünlüğü ve herkesten farklı olan duruşuyla sosyetenin hayatını renklendiren bir figür haline gelir.

Melankolik bakışları ve ulaşılmaz tavırlarıyla Archer'ın yüreğine hançer gibi saplanan bu genç kadın, özlemini duyduğu duyguların karşılığını da bu genç adamda bulur. Peki, hiçbir şeyin gizli kalmadığı bir toplumda aşkı özgürce yaşama arzusu, iki âşık için mümkün olabilecek midir? 19. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli kadın yazarlarından Edith Wharton'ın Pulitzer Ödülü alan romanı Masumiyet Çağı, gizli bir aşk hikâyesini, toplum yargıları ile insan psikolojisinin kesiştiği bir çerçeveden ele alıyor.


                                                            Kozmokitap



Çekiliş || İnstagram


Çekiliş

Merhaba :)) İnstagramda Uglaa Kitap sponsorluğunda bir çekiliş başlatıyorum. Her kitabını zevkle okuduğum ve anlatım tarzını çok sevdiğim Jose Saramago'nun Körlük kitabı için yapacağız çekilişi. Körlük kitabını ben de henüz okumadım fakat filmini seyrettim ve harikaydı. Fİlm harika ise kitap kesinlikle muhteşemdir. Kitaba aynı zamanda internette fidan da yapacağız. Kitap size çıkarsa fidana katılabilirsiniz:))

   Kİtabın konusunu merak ediyorsanız alta arka kapak bilgilerini bıraktım okuyabilirsiniz.

  Çekilişe katılmak için sizleri instagram hesabıma bekliyorum. @kozmokitap 

  Çekiliş bugün başlıyor ve haftaya çarşamba bitecek. Desteklerinizi bekliyorum....




Çekiliş
Kitabın Adı : Körlük
Yazar : Jose Saramago
Yayınevi : Kırmızı Kedi Yayınları
Orjinal adı : Blindness
Çevirmen : Işık Ergüden
Sayfa Sayısı :336


Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen; bütün körler karantinaya alınır. Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır. Roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiye odaklanır. Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır. Bu yedi kişi, cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verir. Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün simgesi.

Körlük, ürkütücü bir roman, beklenmedik bir felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin ve değer yargılarını yitirdiğinin hikâyesi. Konusunun ürkütücülüğüne rağmen olağanüstü bir şiirsellikle anlatılmış bu unutulmaz roman, usta yazarın belki de en etkileyici yapıtı.


                                                            Kozmokitap



İnci - John Steinbeck || Kitap Yorumu

İnci - John Steinbeck


  Merhaba :))  Yıllar sonra tekrar John Steinbeck  okumak çok iyi geldi . En son ortaokulda Fareler ve İnsanları okumuştum yazarın . Çok sevmiştim , bir ara  tekrar okumayı planlıyorum onu da .


İnce bir kitap İnci ve hemen bitiyor. Fakat anlatmak istedikleri, alttan alttan verdiği mesajlar o kadar güzel ve çok ki yazara hayran olmamak elde değil.

    Sazdan yapılmış bir evde oturan Kino'nun hayatı martı yumurtası büyüklüğünde bir inci bulması ile karmakarışık bir hale gelir. Bir tarafta Kino'nun hayalleri ve umutları diğer tarafta eşinin incinin lanetli olduğuna inanması ve Kino'dan çok çok zengin olan insanların açgözlülüğü, çevresinin beklentileri....

   Beklenmedik bir zamanda bulunan bu inci bize insanların iç yüzünü, medeni görünümlerinin altındaki vahşeti, çıkar söz konusu ise sınır tanımadıklarına gösteriyor.

 Çok keyif aldığım bolca sa üzerinde düşündüğüm bir kitap oldu İnci .  Kasım ayında yazarın Sardalya Sokağını okuyacağız fidan olarak . Katılmak isteseniz kasım 15 e kadar kitaplarınızı hazırlayın:))



İnci - John Steinbeck

Kitabın Adı : İnci
Yazar : John Steinback
Yayınevi :  Remzi Kitabevi
Orjinal adı :The Pearl of the World
Çevirmen :Leyla Özcengiz
Sayfa Sayısı : 93


Dünyanın en büyük mücevherine sahip olmak...


Bu durum, Meksikalı inci avcısı Kino'yu düşler dünyasına sürüklediği kadar kötülük ve felaketlerin de habercisi olacaktır.

Yoksulluk içinde geçen hayatının değişeceğini, karısı Juanna ile evlilik töreni yapabileceğini ve oğlu Coyotito'yu okula gönderebileceğini düşünen Kino, sahip olduğu incinin çevrede kıskançlık uyandırdığını görememektedir.
John Steinbeck, bu kısa romanda insan benliğinin olaylar içinde değişimini yansıtırken, çeşitli toplum katmanlarının davranışlarına da acımasız eleştiriler getirmektedir.


                                                            Kozmokitap



Karanlık Ada - Nick Cutter || Kitap Yorumu

Karanlık Ada - Nick Cutter


   İthaki Yayınları'nın en yenilerinden bir tanesi Karanlık Ada. Kitap çıktığından beri ilgimi çekmişti. Yapılan tanıtımlar , kitabın kapak dizaynı ve korku -gerilim olması kitabı hemen okuma isteği yarattı bendi. En kısa sürede kitabı alıp bekletmeden okudum:))

   Kitabı okumadan önce arka kapağı okumadım. Arka kapak yazıları yüzünden hüsrana uğradığım ve bazı yazılarda da çok fazla konudan bahsettikleri için sinir oldum. Bu nedenle bir süredir arka kapak okumuyorum...

 Öncelikle belirteyim ki kitaptan gerilim filmi olursa çok başarılı olur. Kitap olarak okurken ise ben gerilmedim, korkmadım. Ne hissettiğimi belirteyim mide bulantısı , tiksinme ,sinir olma...  Kitabı okumak istiyorsanız sağlam bir mideye sahip olsanız iyi olur;)






   Kitap bir adada geçiyor. İzci başı Tim ve yanında beş izci çocuk adada vakit geçireceklerdir. Adadan ayrılma zamanları gelince bir kayık gelip onları alacaktır. Bu adada telsiz dışınca dış dünya ile bağlantılarını sağlayacak bir cihaz da yoktur!...

   Gecenin karanlığında adaya bir yabancı gelir. Hastalıklı görünüme sahip bu yabancı bir deri bir kemiktir. Görüntüsünün aksine oldukça iştahlıdır. Çok açtır ve açlığın  bastırması çok zordur. Yiyecek bir şey bulamazsa toprağı bile yemektedir....

   İzci başı Tim bir doktordur aynı zamanda. Yardıma muhtaç bu yabancıyı düşünmeden kulübeye alır. Çocukları korumak için uzak tutsa da olacakları engellemek için çok geç kalmıştır.

   Diğer taraftan bir laboratuvar insanları zahmetsiz zayıflatmak üzere deneyler yapmaktadır. Bu deney için de bağırsak solucanları kullanılıyor ve bu yaratıkların genetikleri ile oynanıyor. Yapılan bu deneyler ve deney sonuçlarının anlatıldığı bölümler , en çok tiksindiğim bölümlerdi.

   Her izci çocuğun farklı bir karakteri olaylar karşısında farklı tepkileri vardı. Fakat içlerinde en garip olanı Shelley'di . Çocuk tam anlamıyla bir sosyopattı...

    Yazar kitapta geçekten farklı bir konu ve anlatış biçimi seçmiş. Ne kadar midem alt üst olsa da sonunda ne olacak diye okumayı bırakamadım. Aralarda dinlenmem ve biraz uzaklaşmam gerekti. Özellikle yemek esnasında kitap aklıma geldi bazen:)))

   Yazarın bazı bölümlerde özellikle çocuklar ile ilgili yerlerde geriye dönüp anılarını yazması biraz fazla geldi bana . Çok fazla geriye dönüş olmasa daha başarılı bulabilirdim.

   Kitabın sonunda ise yazar aklımda soru işaretleri bırakarak gitti. Sonunu isteğime göre tamamlayabilirim. İster güzel bir son ister felaket senaryosu...

   Sonuç olarak farklı bir kitaptı. Fakat tekrar okumak isteyeceğim bir kitap değil...

 Karanlık Ada hakkında neler söylenmiş ... 

Stephen King : “Karanlık Ada’yı okurken ödüm patladı ve elimden bırakamadım. Korku dediğin işte böyle yazılır.”

Jonathan Maberry : “Karanlık Ada, elinizden bırakamayacağınız, mükemmel ve hayli rahatsız edici bir roman. Şiddetle önerilir.”

Mira Grant : “Karanlık Ada’da Nick Cutter korku türüne yeni bir soluk getiriyor. Mükemmel bir roman.”


Satın almak ve incelemek için : The Troop: A Novel




Karanlık Ada - Nick Cutter
Kitabın Adı :Karanlık Ada
Yazar :Nick Cutter
Yayınevi : İthaki Yayınları
Orjinal adı : The Troop
Çevirmen : Burak Eren
Sayfa Sayısı :448


İşe yarar bir diyet hapının dünyayı ne ölçüde değiştireceğini hayal edin. Eğer kilo vermek bir şeker çözeltisinin yapabileceği kadar basit olsaydı ne olurdu? Bunun günlük hayatı nasıl da çarpıcı bir şekilde değiştireceğini bir düşünün. Bu, gerçekten devrim niteliğinde olurdu. Ve elbette bazı insanları da oldukça zengin ederdi...
Doktor Clive Edgerton’ın ilgilendiği ise para değil bilimdi. İnsan taşıyıcılarda kullanılacak bir hidatid üzerinde çalışıyordu. Bir hapla insan sistemine yerleşen ve kirli işini bitirdikten sonra diğerine geçen bir bağırsak solucanı çığır açıcıydı. Peki bu hap başka nelere yol açardı...

İzcibaşı Tim Riggs ve onun izci birliği, Kanada’nın ıssız bir adasında üç gün sürecek bir kamptaydı. Korkutucu zayıflıkta ve rahatsız edici solgunluktaki davetsiz bir misafir kulübelerine çıkageldiğinde işlerin dehşet verici bir hal alacağından habersizlerdi. Kamptakiler, hayatta kalmak ve evlerine dönmek için amansız bir mücadele vermek zorunda kalacaklardı.
Sineklerin Tanrısı ve 28 Gün Sonra’nın bir araya geldiği bu gerilim dolu romanda Nick Cutter, okurları ormanın derinliklerinde hiç unutamayacakları, dehşet dolu bir gezintiye çıkarıyor.


                                                            Kozmokitap



Parafili - Jane Casey || Kitap Yorumu


Parafili - Jane Casey

Her ayın beşinde bir Jane Casey etkinliğinde bu ay sıra Parafili 'deydi.

Her okuduğum kitabı ile yazarı daha çok sevmeye başlıyorum. İlk kitabı bana çok basit, çerezlik bir kitap olarak gelmişti. Okumaya devam ettikçe yazarın kitaptaki karakterler ile birlikte geliştiğini ve ilerlediğini gözlemledim. Kitapları daha çok sevmeye başladım ve bir sonraki ayı sabırsızlıkla bekledim.

Parafili psikolojik bir terimdir ve bir kişinin yoğun fantezi, anormal arzular içinde bulunması anlamına gelir. Kitaba adını veren bu kelime kitabın konusunu kısa ve öz olarak anlatıyor.

Bu sefer Londra'da yine bir seri katil kol gezmektedir. Yalnız yaşayan kadınları hedef alan katil onları boğarak öldürüyor , gözlerini çıkarıyor ve suç mahallini adeta bir tablo haline getiriyor.




Kerrigan bu olayı araştıran küçük gruba dahil edilir ve bu cinayetlerin geçmişte işlenmiş bir cinayet ile benzerlikler taşıdığı fark edilir. Ortada bir ipucu, kanıt yoktur. Fakat şüpheler bir kişi üzerinde yoğunlaşır. O kişi de Kerrigan'ın çok yakından tanıdığı biridir...

Bu kitapta Rob iş seyahatinde olduğu için fazla karşımıza çıkmıyor ve Kerrigan ise daha fazla odaklanmış durumda. Böyle olunca çok fazla kişisel detay olmuyor ve bu kitap için bana göre  artı puan kazandırıyor.

Eylül ayında okuduğumuz Sessiz Kurban 'da çok fazla yazım hatası vardı. Bu kitapta böyle bir sorunla karşılaşmadım.

Okuması keyifli bir kitaptı Parafili. Konu ilerlemeye başlayınca katili tahmin ettim ve doğru çıktı 😄😄 Tahmin hemen oluşmasına rağmen yazar yine de sayfalar ilerledikçe şüphe tohumları ekmeye devam ediyor. Böyle olunca da okumak daha bir keyifli hale geliyor ve sonuca ulaşma beklentisi ile sayfalar hızla çevriliyor. Kitabın sonunda da yazar bir bomba bırakıp kitabı bırakıyor.

Kasım ayında Jane Casey 'nin Sakın Hata Yapma kitabını okuyoruz. Bizimle okumak isterseniz instagrama bekleriz :))





Kitabın Adı :Parafili
Yazar : Jane Casey
Yayınevi : Olimpos Yayınları
Orjinal adı : The Stranger You Know
Çevirmen : Alp Ege
Sayfa Sayısı :448


Doktor, Avukat, Polis Memuru, Seri Katil...
   Kapıyı açmak için hangisine daha çok güvenirdiniz? Maeve Kerrigan üç kadını kendi evlerinde boğarak öldüren bir seri katilin izini sürüyor...İçeriye zorla girildiğine dair hiçbir iz yok, bütün işaretler onu kurbanların kendilerinin içeriye aldığını gösteriyor. Üçüncü cinayette katilin bıraktığı delil, Maeve'in eline onu şaşkına çeviren bir şüpheli verir: Maeve'in ortağı Komiser Josh Derwent. Maeve onun bu işle bir ilgisi olduğuna inanmayı önce reddeder, acaba onu ne kadar iyi tanımaktadır? Çünkü bu Derwent'ın cinayetle suçlandığı ilk olay değildir...
    Belki de katil çok yakınınızda ve siz onu tanıyorsunuz...


                                                            Kozmokitap



Scroll To Top