İthaki Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İthaki Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/25/2022

Wilkie Collins - Lanetli Otel

Ekim 25, 2022 5 Yorum
Lanetli Otel

 Beyazlı Kadın ile tanıştım Wilkie Collins'in kalemi ile . Kitabın ilgi çekici konusu yazarın esşiz anlatımı ile birleşince tadına doyulamaz bir kitap ortaya çıkmış. 

 - Beyazlı Kadın ile ilgili fikirlerimi okumak isterseniz "Ekim Ayında Okuduğum Kitaplar " isimli yazıma bakabilirsiniz. - 

 İngiliz gizem öykülerinin ilk ustası ve dedektif kurgularının öncüsü kabul edile Wilkie Collins'in sağlığını kaybetmeye başlamadan önce yazdığı son büyük eser kabul edilir Lanetli Otel . 

Yazarın tarzını sevdiğim ve arka kapakta yazılanların büyüsüne kapıldığım için kitabı bir an önce alıp okumak istedim. Siz de benim gibi arka kapakta yazılanlara inanıp beklentinizi arttırmayım . Kitap bir korku kitabı değil . Gotik tarza dahil olabilir , merak ve gizem okuyucuyu etkileyebilir ancak kesinlikle korkmazsınız okurken bunu garanti edebilirim :D

Lanetli Otel



 Kitap iki kısımda oluşuyor diyebilirim  . 
 İlk kısımda karakterleri ve birbirleri ile ilişkilerini öğreniyoruz. 

Lord Montbarry, Kontes Narona ile evlenmek için Agnes Lockwood ile olan nişanını bozar.  Biz kitapta ilk olarak Kontes Narona ile ilgili karşılaşıyoruz ve onları hikayesini kısa olarak doktora anlattıklarından öğreniyoruz. bu çiftin evlenmesine karşı çevrelerindeki insanların tepkileri , Agnes Lockwood'un yaşadıkları ve düşündükleri anlatılıyor. 
  Balayına çıkan Lord Montbarry, Kontes Narona Venedik'e giderler . Burada Lord esrarangiz bir şekilde rahatsızlanır ve ölür . Uşakları ise arkalarında bir iz bırakmadan kaybolur . Bu olayların yaşandığı otele kontun akrabaları misafir olur ve burada esrarengiz olaylar yaşanmaya başlar... 

 İşte bu esrarengiz olayların daha fazla ve kitabın çoğuna yayılmış olarak yer almasını isterdim. Ancak bu umduğumu bulamadın bu yüzden hayal kırıklığı yaşadım . Bunun dışında yazarın anlatım tarzını zaten çok sevdiğimi belirtmiştim. bu nedenle beklentinizi yüksek tutmadan okursanız kitabı seveceğinizi düşünüyorum . 
  Klasik kitaplarda bolca okuduğumuz ilişkiler , toplumsal bakış açısı , sigorta dolandırıcılığı , batıl inançlar ve gizem , gotik bir otel ve biraz da olsa paranormal olaylar yer alıyor bu kısa kitapta. 


Lanetli Otel
Kitabın Adı :Lanetli Otel 
Yazar :Wilkie Collins
Yayınevi : İthaki Yayınları 
Orjinal adı :The Haunted Hotel: A Mystery of Modern Venice
Çevirmen : Serim As Özdemir 
Sayfa Sayısı :216

“Lanetli Otel, dramatik bir dehşet gösterisi.” –Peter Ackroyd

Lord Montbarry’nin İtalya’da gizemli ve ürkütücü eşi Kontes Narona’yla balayındayken ani ölümünden bir süre sonra lordun ailesi tatil için Venedik’e gider. Orada kalacakları otel ise lordun balayında hayatını kaybettiği ve uşağının ortadan kaybolduğu eski konaktır.

Otelde kalmaya başladıklarında birçoğu paranormal olaylar yaşamaya başlar. Tuhaf bir koku, uyutmayan kâbuslar ve hatta tavanda süzülen bir kafa... Lordun huzursuz ruhunun musallat olduğundan şüphelenen yakınları onun ölümünün ardındaki sır perdesini aralamak istediklerinde korkunç bir vakayla karşılaşacaklardır.

Geceyi sakın 14 numaralı odada geçirme...










                                                     

3/13/2020

Yol - Cormac McCarthy

Mart 13, 2020 1 Yorum
Yol - Cormac McCarthy

Cormac McCarthy'nin Pulitzer Ödüllü kitabı Yol. Post-apokaliptik deniliyor kitap için. Kıyamet sonrası dünyayı anlatıyor kitap.

 Kıyamet sonrası dünya denilince akla farklı farklı düşünceler geliyor . Kitapta tüm dünyada bir felaket meydana gelmiş ve tüm medeniyet yıkılmıştır. Felaketin tam olarak ne olduğu belirtilmemiş kitapta. Okudukça anladığım kadarıyla bütün evler yıkılmış , insanların çoğu ölmüş durumdadır. Ölüler ara ara karşınıza kurumuş olarak çıkmakta. Yiyecek sıkıntısı vardır. Bütün evler ve marketler yağmalanmıştır. Etrafta hayvanlar da görünmez. Belki  onlar da yok olmuştur . Be kuş , ne kedi köpek ne de börtü böcek ... Bir ara gerçi bir köpek sesinden bahsedilir . O da gerçek mi yoksa öyle mi algıladılar bilemiyorum. Toprağın bile kendi rengi seçilemez . Etraf kül doludur . Bu da büyük bir yangın mı yoksa bomba sonucu mu oldu sorularını getiriyor. Ağaçlar da kurumuş durumdadır . yenecek bir iki kurumuş ve çürümüş elma dışında taze meyve de yoktur etrafta . Onlar da mı ölmüştür yoksa kış mevsiminden dolayı mı bulunmaz verilmez kitapta .

Bir baba ve oğul var kitapta. İsimler yok ... Sadece baba ve oğul . Oğul küçük bir çocuk aslında . Her şeyin yok olduğu bir dünyada nasıl ayakta kalınır? Yaşamaya devam etmek için gücü nasıl bulur kendisinde insan? Anne kendisinde bu gücü bulamaz . Çok önce ayrılır yanlarından . Babayı ayakta tutan da çocuktur . Evlat her şeyden değerlidir ve baba bunu bir kere daha kanıtlıyor kitapta. Peki diğer insanlar ne durumdadır . Herkes tedirgindir . Kimse kimseye güvenmez , güvenmemekte de haklıdır . Yiyecek bulunamadığı için yamyamlık artmıştır. Hatta bir bölümde Şişe geçirilmiş ateşte pişirilen başsız bir bebekten bahsediliyordu.

Amerikalıların kıyamet sonrası senaryolarında çoğunlukla yağma , birbirini öldürme ve yamyamlık sık görülür. Bu senaryo bu kitapta da geçerli . Fakat baba ve oğul onlardan değiller . İyi olanlardan onlar çocuğun sık sık babasına sorduğu gibi . Baba ve oğul yolu takip ederek güneye sahile gitmeye çalışmaktadırlar. Onları orada ne bekliyor bilmezler sadece bir umuttur yolculukları. Gece olunca ateşin görülmeyeceği yerlerde konaklarlar. Zaten tüm sahip oldukları bir market arabası , battaniye , parçalanmış ayakkabılar ,iki mermisi olan bir silah.

Baba mücadeleyi temsil eder. Her şeye rağmen oğlunu korumak için , onun umudunu yitirmemesi için mücadele eder. Oğul ise umudu temsil eder kitapta. Hatta babaya göre bir peygamber bile olabilir çocuk. Gelecektir , umuttur zaten çocuklarımız .

Söyleşilerinden birinde, McCarthy bu kitabın fikrinin, oğluyla yerleştiği otelin penceresinden dışarı bakarken, izlediği kentin birden alevler içinde kaldığı görüsüyle aklında beliren soruların sonucunda çıktığını söylemiş. Kitabı yazarken nereye doğru ilerlediği hakkında en ufak bir fikri olmadığı, fakat kitabın tam olarak nereden geldiğini gayet iyi bildiğini vurgulamış yazar . Kitap belirsizlik , umutsuzluk içinde ilerliyor gibi görünse de iyi insanlar olduğu sürece umudun bitmeyeceğini anlatıyor aslında . Korku ve kabusla  geçen bir gecenin ardında uyanıp oğlunu görünce umudu hatırlayan baba ve oğlu , onların yaşadıklarını başarı ile kaleme almış yazar . Kitaptan uyarlanan bir film de var. Filmi de izleyeceğim ve filmi izleyince "Ne  izledim?" yazımda yer vermeyi düşünüyorum .

The Road





Yol
Kitabın Adı :Yol
Yazar :Cormac McCarthy
Yayınevi :İthaki Yayınları
Orjinal adı :The Road
Çevirmen : Sevin Okyay
Sayfa Sayısı :192

Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan, sıklıkla Herman Melville ve William Faulkner gibi ustalarla kıyaslanan Cormac McCarthy kariyeri boyunca Güney gotiği, Western ve postapokaliptik türlerde verdiği birbirinden başarılı eserlerle Pulitzer, National Book, National Book Critics Circle ve MacArthur Fellowship gibi ödüllerin sahibi oldu. 2009 yılında sinemaya da uyarlanan Pulitzer ödüllü Yol, kıyamet sonrası edebiyatının en önemli örneklerinden.
Bir baba ve oğlu yanıp kül olmuş Amerika topraklarında sonu asla gelmeyecekmiş gibi görünen bir yolculuğa çıkar. Niyetleri orada onları bir şeylerin bekleyip beklemediğini dahi bilmedikleri sahile ulaşmaktır. Rüzgârda uçuşan kurşuni küller her yeri ele geçirmiştir. Bu yıkım sonrası yolculukta kendilerini savunabilecekleri bir tabanca, yağmaladıkları yemekler ve birbirleri dışında hiçbir şeyleri yoktur.

Hiçbir umudun kalmadığı bir gelecekte bir baba ile oğulun hayatta kalmak için verdiği mücadeleyi anlatan Yol nihai yıkım, umutsuz azim ve bunlara rağmen kaybolmayan şefkatin anlatıldığı bir şaheser.





Cormac McCarthy Kimdir?

Cormac McCarthy 1933'te doğdu. 1953'te üniversite eğitimini yarıda keserek ABD hava kuvvetlerine katıldı. Hava kuvvetlerinde geçirdiği dört yılın ikisinde Alaska'da bir radyo programı yaptı. Sonra üniversiteye döndü, ilk öyküleri o sırada yayımlandı. Evlendi ve okulu yarıda bıraktı. Sık sık Herman Melville ve William Faulkner ile karşılaştırılan McCarthy'nin ilk romanı Orchard Keeper 1965'te Faulkner'ın editörü tarafından fark edilerek yayımlandı ve ilk romanlara verilen Faulkner Ödülüne layık görüldü. Son romanı The Road (Yol) ile 2007 yılında Pulitzer Ödülünü kazandı. Halen New Mexico'da son eşi ve dokuz yaşındaki oğluyla yaşıyor. Başlıca eserleri: Outer Dark (1968), Child of God (1974), Suttree (1979), Blood Meridian (1985), Sınır Üçlemesi: All the Pretty Horses (1992, O Güzel Atlar), The Crossing (1994), Cities of Plain (1998). O Güzel Atlar ile başlayan Sınır Üçlemesi ve Pulitzer Ödüllü Yol Kanat Kitap tarafından yayımlanacak.



                                                     

11/29/2019

KatilBot Günlükleri - Martha Wells

Kasım 29, 2019 5 Yorum
Katilbot Günlükleri

  Son zamanlarda okuduğum en iyi bilim kurgu serisi olan Katilbot Günlükleri üç kitaptan oluşmakta . Tüm Sistemler Çöktü , Yapay Koşullanma ve Kaçak Protokol .

 Kitapları çok sevdiğim ve birbiri ardına mola vermeden okuduğum için kitapları ayrı ayrı değil seriyi bir seferde paylaşmaya karar verdim.

Yazar Martha Wells , Katilbot Günlükleri ile Hugo ve Nebulas ödülleri almıştır. Kİtaplar bittikten sonra rahatça söylüyorum ki bu ödülleri sonuna kadar hak etmiştir.

  Seri üç kitaptan oluşuyor. Kitaplar kısa roman oldukları için sıkmadan çok rahat okunuyor. Bu seri tek kitap olarak basılamaz mıydı diye sorarsanız bence olabilirdi  . Fakat böyle okuması daha kolay olmuş bana göre.

İlk kitap Tüm Sisitemler Çöktü'de Katilbot ile tanışıyoruz. O aslında bir GüvBirim . Organik dokular , mekanik aksam ve yapay zekadan oluşuyor. Üstelik oldukça etkileyivi silah donanımına da sahip .  Tüm GüvBirimler idare modülü tarafından kontrol ediliyor. Onlara verilen emirleri yapmak zorundalar , yazılımları böyle. Fakat bizim Katilbotumuz kendi idari modülünü hacklemiş. Fakat hacklediğini kimseye belli etmiyor .Bir görev için insanlarla birlikte bir gezegene gönderiliyor. Bu gezegende insanları tehlikede olunca o da tüm gücünü kullanarak onları korumaya çalışıyor ....

İkinci kitap Yapay Koşullanmada Katilbot'umuz yanında bulunduğu insanların yanından kaçar ve taşıyıcı bot'u kullanarak seyahat ederken farklı bir maceraya yelken açar.

Üçüncü kitap Kaçak Protokol'de ise geçmişinde aklına takılan noktaları aydınlatmak üzere bir maden bölgesine gider ve burada da ölümcül olaylar onu beklemektedir.

Yapay zekanın kendi yolunu bulmasını okurken heyecanlı bir maceranın içerisinde buldum kendimi. İlk iki kitabı fuardan almıştım . Ben seriye başlayınca üçüncü kitap da çıkınca internetten sipariş ver ve kargo bekle kısmı için sabrım kalmadığı için kitapçıya yollandım ve kitabı alıp hızla okudum. Dediğim gibi son zamanlarda okuduğum en iyi bilimkurgu idi . Fazla söze gerek yok bence ...





Tüm Sistemler Çöktü

Kitabın Adı : Tüm Sistemler Çöktü
Yazar : Martha Wells
Yayınevi :İthaki Yayınları
Orjinal adı :All Systems Red
Serisi : Katilbot Günlükleri #1
Çevirmen :Cihan Karamancı
Sayfa Sayısı :128


Kalpsiz bir ölüm makinesi olarak tam bir başarısızlık abidesiydim. Uzay araştırmalarının kurumsallaştığı bir gelecekte, araştırmalarda kullanılacak tüm malzemelerin Şirket’ten kiralanması gerekmektedir. Buna, araştırma yapacağınız gezegene gitmek için kullandığınız uzay gemisinden, sizi koruması için gönderilen GüvBirim androidi de dahil.

Uzak bir gezegende, yüzey testi yapan bir grup biliminsanına da kendine “Katilbot” diyen ve kendi idari modülünü hacklediği için bilinç kazanmış bir GüvBirim androidi kiralanmıştır. İnsanlardan çekinen ve dikkatleri üzerine çekmek istemeyen Katilbot’un tek yapmak istediği görevini başarıyla yerine getirip insanların onu rahat bırakmasıdır.

Ancak komşu bir araştırma ekibinden haber alınamadığında gerçeği ortaya çıkarmak Katilbot’a kalacaktır.
Katilbot Günlükleri, Tüm Sistemler Çöktü ile başlıyor…



Yapay Koşullanma
Kitabın Adı : Yapay Koşullanma
Yazar : Martha Wells
Yayınevi :İthaki Yayınları
Orjinal adı :Artificial Contition
Serisi : Katilbot Günlükleri #2
Çevirmen :Cihan Karamancı
Sayfa Sayısı :125



İnsanların birbirlerine ne yaptıklarına aldırış etmezdim: Tabii a) yapılanları durdurmam veya b) arkalarını temizlemem gerekmediği sürece.”
Karanlık bir geçmişi vardı. Bu geçmişin bir bölümünde de insanları öldürmüştü. Bu olay kendisini o kadar etkilemişti ki kendine “Katilbot” demeye başlamıştı. Ancak bu katliamla ilgili belleğindeki anılar belli belirsizdi ve artık daha fazlasını öğrenmek istiyordu.

Kısaltma adı GAT olan bir Araştırma Taşıyıcısıyla (“G”nin ne anlama geldiğini inanın ki bilmek istemezsiniz) bir olup her şeyin çığırından çıktığı o madencilik tesisine doğru yola çıkmak niyetindeydi.

Keşfedecekleri ise Katilbot’un bakış açısını tamamen değiştirecekti…

“Daha önce hiçbir kitabın ana karakterine böylesine bağlanmamıştım.”

-Patrick Rothfuss -

“Katilbot’a bayılıyorum.”

- Ann Leckie -

Kaçak Protokol

Kitabın Adı : Kaçak Protokol
Yazar : Martha Wells
Yayınevi :İthaki Yayınları
Orjinal adı :Rogue Protocol
Serisi : Katilbot Günlükleri #3
Çevirmen :Cihan Karamancı
Sayfa Sayısı :128

“Kalpsiz bir ölüm makinesi olmanın bu kadar çok ahlaki ikilem çıkaracağını kim bilebilirdi.”

Bilimkurgunun en sevilen yapay zekâsı yine iş başında. Alaşağı edilmesi mümkün olmayan GrayCris şirketine açılan dava zora girmişti ama daha da önemlisi yetkililer Dr. Mensah’ın GüvBirim’inin nerede olduğuna dair daha fazla soru sormaya başlamıştı.

İnsansı androidimiz maceradan maceraya koşmak zorunda kalıyor olsa da sadece yalnız kalmak istiyordu… insanlardan, gündelik konuşmalardan ve sorulardan uzakta.

Katilbot bu soruların ortadan kalkmasını istiyordu. Temelli…    


Martha Wells Kimdir ? 

Martha Wells


Martha Wells 1 Eylül 1964 tarihinde Fort Worth, Teksas, Amerika Birleşik Devletleri’nde Dünya’ya gelmiştir.

Spekülatif kurgu yazarı olan Martha Wells, fantezi ve bilim kurgu konularında fantezi romanı, genç yetişkin romanı kısa öykü, medya bağlantısı ve kurgusal olmayan yazılar yayımladı. Yazarın romanları sekiz dile çevrildi.



                                                     

6/18/2019

Kırmızı Piyano - Josh Malerman

Haziran 18, 2019 5 Yorum
Kırmızı Piyano


Zaman içinde nesneler değişirdi . Elbiseler , konuşmalar , diller ve silahlar da öyle. Fakat savaşın gerekçeleri, anlamı ve müziği asla değişmezdi.

  Josh Malerman'ın  okuduğum üçüncü kitabı Kırmızı Piyano . Kitap hakkındaki olumsuz yorumları ve kitabı yarım bıraktıklarını söyleyenleri duyup , okuduğum zaman ben sever miyim diye aklıma geldi.  Daha önceki tecrübelerime dayanarak kimsenin yorumunun beni etkilemesine izin vermiyorum artık  .  Zevklerin ne kadar farklı olduğunu yaşadıkça daha iyi öğreniyor insan .   Yakın zevklere sahip olduğum birisi bile benim çok sevdiğim kitap için vasat terimini kullandı. Tamam sana uymamış olabilir , sevmemiş olabilirsin ama karşındakine , o kitabi sevdim diyen birisine de o vasattı diyemezsin. Demek ki senin görmediğin şeyleri görmüş senin yakalayamadıklarını yakalamıştır o kitaptan. Herkes hayata aynı gözle bakmadığı gibi okuduğundan da aynı şeyi anlamaz . Benim çok sevdiğim ve fuardan para ile satın aldığım bir kitaba bile buram burak reklam kokuyor diyen oldu. Ne yazar ne da yayınevi satın alıp okuyup beğendiğim için bana para ödüyorlar. Yok öyle bir dünya , keşke yazdığım bu yazılar ya da beğendiğim kitaplar için bana para ödeseler de ihtiyaçlarımı satın alsam !!!!

Yazarın kitaplarının ortak noktası bilinmezlik ve kitabın sonunu tam olarak bağlamayıp açık kapı bırakması . Özellikle çok beğenilip , filmi de yapılan Kafes'i okuduktan sonra aklımda deli sorularla ortada kalakalmıştım. Kırmızı Piyano 'da ise o kadar çok soru kalmadı aklımda. Yazılan ve yapılan açıklamalar yeterli geldi benim için .

 Çölde kaynağı belli olmayan bir müzik işitilmektedir. Bu öyle bir müziktir ki nükleer silahları bile etkisiz hale getirmektedir. Böyle bir durum olunca tabi hemen Amerika ordusu harekete geçerek oraya asker gönderiyor. Fakat bir sonuç elde edilemiyor. Son çare olarak bir müzik grubuna bu teklif ile geliyorlar. Çöle gidecek ve o müzik kaynağını bulacaklardır. Bu bildiğiniz bir müzik gibi de değildir.

   Kitap iki zamanlı olarak ilerliyor. Bir bölümde müzik grubuna teklifin gelmesi  çöle gitmesi ve yaşadıkları anlatılırken , diğer bölümde müzik grubundan Philip'i okuyoruz. Philip hastanede ve tüm kemikleri kırılmış halde yatmaktadır. Çok hızlı bir şekilde iyileşen Philip'e sesin kaynağını bulup bulmadığı sorularak gördükleri öğrenilmeye çalışılmaktadır.

  Kitabın ilk bölümlerinde özellikle müzik grubu ile alakalı bölümleri okurken sıkıldığımı ve bazı bölümlerin uzatılmış olduğunu belirtmeliyim. Bu bölümleri atlatıp okumaya devam ederseniz kitabı seveceğinizi düşünüyorum çünkü ben sevdim. Yazarın gizem öğelerini ustaca kullanması sayesinde merak duygum kitabı hızla bitirmemi sağladı . Araya serpiştirilen gerilim öğeleri de kitaba heyecan katmıştı.

  Benim sevdiğim kitaplardan oldu Kırmızı Piyano. 5 üzerinden 5 alamasa da 4 aldı benden . Okuyup okumamak size kalmış .)









Kitap Hakkındaki Övgüler :

"Sınır bilmeyen bir türde sınır tanımadan yazan Malerman, yirminci yüzyılın büyük korku ustaları Shirley Jackson ve Robert Aickman'ın yaptığı gibi dehşeti ve tüyler ürperten tuhaflığı anlatmayı çok iyi başarıyor. Bu son romanını da okurlar çok sevecek." –Library Journal (starred review)
"Josh Malerman'ın Kafes'i beklenmedik ve dehşet vericiydi. Korku okurları Kırmızı Piyano'da da benzer hisleri yaşayacak."

-Booklist-
"Malerman'ın yaratıcılığına söylenecek tek söz yok. Yazarın rahatsız edici, korku veren, karanlık ve sürükleyici ikinci romanı ise bu yıl içerisinde okuyacağınız en sıradışı kitaplardan biri olacak."
-Kirkus-
"Malerman'ın üslubu heyecan verici bir deneyim sunuyor. Konu ne kadar gerginse, yazarın üslubu da o kadar kusursuz."

- NPR-





Kırmızı Piyano
Kitabın Adı :Kırmızı Piyano
Yazar :Josh Malerman
Yayınevi :İthaki Yayınları
Orjinal adı : Blacl Mad Wheel
Çevirmen :Aslı Dağlı
Sayfa Sayısı :360


Sese Kulak Verme

Kafes Kitabının Çoksatan Yazarı Josh Malerman'dan Benzersiz Bir Gizem Romanı

Çölde keşfedilen, kaynağı belirlenemeyen bir ses...

Philip Tonka ve grubu The Danes'in bir sonraki hit şarkıları için umutsuzca ilham arama çabaları, Amerikan ordusundan bir generalin ziyaretiyle bölünmüştü. Bir Afrika çölünde nükleer silahları bile etkisiz hale getirebilen bir ses keşfeden Amerikan ordusu, bu sesin kaynağını bulmak için Philip ve arkadaşlarını bir göreve göndermek istiyordu. Bu keşif yolculuğu, kızgın çöl kumları arasında gömülü kalmış bir gizemin kalbine yapılan bir yolculuğa dönüşecekti.

Amerika'da, gözlerden saklı bir hastanede Ellen isimli bir hemşire, vücudundaki tüm kemikleri kırılmış bir hastaya bakıcılık yapıyordu. Hasta bu şekilde nasıl yaralandığı bilmiyordu fakat vücudu mucizevi bir hızda iyileşiyordu. Başına gelenler hakkında her geçen daha çok şeyi hatırlayan bu gizemli hasta, Ellen'ı hiç beklemediği bir yola sokacaktı. Peki bu gizemli hastanın Afrika'daki olaylarla ne gibi bir ilgisi vardır?



Josh Malerman :

Josh Malerman

24 Temmuz 1975’te doğdu. Çıkış kitabı olan Kafes, 2014’te yayımlandı. Michigan’da yaşamakta olan Malerman, “The High Strung” grubunun solistidir.


                                                         






Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

Gölün Dibindeki Ev 

Kafes 





                                                     

5/03/2019

Kara Kara Kapkara - Işın Beril Tetik

Mayıs 03, 2019 3 Yorum
Kara Kara Kapkara

" Yola günahlarınla birlikte çıkarsın. Çünkü günahlar, sadık bir köle gibi , sahibinin peşinden gider. " 

Aşkın Karanlık Yüzü kitabında yazdığı öykü ile tanıdım Işın Beril Tetik'in kalemini. Yazarın kendisiyle de tanışmak nasip oldu aşkın Karanlık Yüzü kitabı için eskişehir'e gelen yazarlarımız arasındaydı kendisi çok severek Takip ettiğim ve kitaplarını severek okuduğum Orkide Ünsür için gittiğim söyleşide yazarla tanıştım ve orada satılan kitabı Kara Kara Kapkara' yı satın aldım kitabın adıma imzalı olması da benim için ayrı önem taşıyor ve daha değerli yapıyor kitabı.

Kara Kara Kapkara' nın kısa öykülerden oluştuğunu bilmeden satın aldım , açıkçası roman zannetmiştim. Sekiz kısa öyküden oluşuyor kitap ve her öykü de ayrı bir karanlık barındırıyor.

İlk öykü " Yolcu Yolunda Gerek " bir otobüs yolculuğunu anlatıyor. Öyküye başlayınca az çok tahmin ettim çünkü benzer konuyu farklı yerlerde görmüştüm. Yazarın kendi tarzından okumak güzeldi yine de .

" Kızıl Rüya " isimli öyküde bir kadından bahsediyor yazar. Onun başına gelenlerden ve rüyasından. Bazen en korkunç gerçeklerle rüyalarımıza yüzleşiriz.

"Yatırım" isimli öyküde de Anadolu'da kültüründe yeri olan ve sıkça adını duyduğumuz ' Yatır ' dan ve insanın ne kadar aç gözlü olduğundan bahsediyor , hem de en karanlık olanından .

"Şeffaf " isimli öykü de bana göre karanlık değil "X Files " dizisine konu alacak türden bir öyküydü.

"Hasat " ise tüyler ürperten cinsten bir öykü. Küçükken köye gidince toplanıp yetişkinler birbirlerine "gerçek " olduğunu söyledikleri bazı öyküler anlatırlardı, tabii biz çocukların orada olmalarını umursamadan. Tüylerimiz bu öykülerle diken diken olur, gece uyanınca gözümüzü açmaya korkardık. Bu öykü beni işte o zamanlara götürdü.

"Kara Kara Kapkara " kitaba da adını veren öykü. Bu öyküyü okurken bir annenin çocuğunu nasıl yüzüstü bıraktığını görmek beni sinir etti. Başından beri ben çocuğa söylemiştim kaç o köyden diye de beni dinlemedi . Bu arada çocuk dediysem de aslında yirmili yaşlarda birisi .

" Boşluk " ta ise ailesinin yanından kaçan bir genç kızı ve yaşadıklarını ürpererek okuyacaksınız.

"Genç Dünya " ise bilim-kurgu, korku türüne giren ilginç bir öykü.

Hızla ve zevkle okudum kitabı. Yazarın kalemini ve bu tür kitapları zaten çok seviyordum . Bu kitabı da o sevdiklerimin arasına ekledim. Okurken ürperebilirsiniz fakat aşırı korku olmadığı için herkes rahatça okuyabilir kitabı diye düşünüyorum.




Kara Kara Kapkara - Işın Beril Tetik
Kitabın Adı :Kara Kara Kapkara
Yazar :Işın Beril Tetik
Yayınevi : İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı :200


Günahlarla birlikte çıkılan yolculuklar, kılıfına uydurulmuş korkunç arzular, insan kılığındaki iblisler, Anadolu’nun kalbindeki kâbuslar, modern şehrin dar sokaklarında gezen habis ruhlar, arafta kalmış insanlar…

Işın Beril Tetik’ten, karanlığın gerçek sesine kulak vereceğimiz, dehşetin melodisini duyacağımız korku öyküleri.

“Geceleri sadece kapkaradır göze en iyi görünen…” Siz de geceye katılın!

Işın Beril Tetik Kimdir ? 

Işın Beril Tetik
1970’te Edinburgh, İskoçya’da doğdu. 1993’te Isle College of Art - Moda bölümünden Moda Tasarımcısı olarak mezun oldu. İlk fantastik kurgu öyküsü “Galgalin - Venianis’in Kehaneti” Derinden Gelen Sesler adlı seçkide yayımlandı. Aynı yıl Jules Verne Öykü Ödülleri Seçkisi - Hayalgücünün Merkezine Seyahat’te fantastik kurgu dalında 1.lik ödülü alan Tanrı Sorpien’in İnkarı adlı öyküsü yanında Kara Kalp ve Buyruk Zinciri adlı fantastik kurgu öyküleriyle yer aldı. Gizemli.com için yaptığı araştırmalar ve Kangüncesi/Gölge çevrimiçi dergisinde yazdığı öykülerle çalışmalarını yoğunluklu olarak çocukluktan beri merak duyduğu korku türüne odakladı.

Yazmak haricinde özellikle korku türü için araştırmalar yapmayı seven yazar , 2014'ten bu yana " Gerisi Hikaye Korku Konuşmaları " adlı çevrimiçi radyo programında türe ait her türlü datay üzerine konuşmaya devam ediyor .


Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

Aşkın Karanlık Yüzü 





                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.