11/30/2016

Ahmak Wilson'un Trajedisi - Mark Twain || Kitap Yorumu

Kasım 30, 2016 5 Yorum
Kozmokitap

  Maya Kitap instagram çekilişinde kazandığım Ahmak Wilson'un Trajedisi okumayı çok istediğim bir kitaptı. Hatta kitabı sipariş ettiğim gün çekilişi kazandım. Hemen kitap satış sitesini arayarak kitabı farklı bir kitap ile değiştirmelerini istedim:)))

   Kitabın isminden çok yazarı ilgimi çekti ilk etapta. Mark Twain okumayı çok sevdiğim bir yazardır ve bu kitabı da Türkçede ilk defa olunca okumadan olur mu???

    Wilson yeni taşındığı kasabada düşünmeden yaptığı bir yorum sonucu adı Ahmak olarak kalır. Aslında kendisi bir hukukçu ve oldukça zeki birisidir. Bu lakaptan sonra işleri de pek yolunda gitmez tabii. Olaylar Amerika'da kölelik günlerinde geçiyor. Melezler ve renkleri beyaz olsa bile köle anneden doğan çocuklar da köle kabul edilen yıllar. Bir melez olan anne-  ki kitapta kanının 1/14 ü siyah olarak bahsediliyor- beyaz bir adamdan çocuğu olur. Çocukta beyazdır. Bu da kitapta kanının 1/31 i siyah olarak geçer. Çocuğun ten rengi ne olursa olsun köle ve zenci kabul edilir çünkü sonuçta az da olsa zenci kanı taşımaktadır. Çocuğunun geleceğinden endişe eden anne çalıştığı evin bebeği ile kendi bebeğini değiştirir ve bunu kimse anlamaz. Olaylar da böylece başlamış olur.

   Eğlenceli bir yazım tarzı olan kitabı büyük bir merakla okudum. Kölelik günleri ve o dönemde yapılanlara eleştirel bir bakış açıcı ile yaklaşan yazar baş kahramanını da parmak izi konusunda araştırmacı ve meraklı birisine dönüştürür.
 
    Maya kitaptan okuduğum ilk kitaptı Ahmak Wilson'un Trajedisi. Kitabın basım kalitesini sevdim ve yazım hataları olmaması benim için artı puan oldu. Farklı bir kitap okumak isteyenlere tavsiyemdir....








kozmokitap
Kitabın Adı :Ahmak Wilson'un Trajedisi
Yazar :Mark Twain
Yayınevi :Maya Kitap
Orjinal adı :
Çevirmen :Macidegül Batmaz
Sayfa Sayısı :200


Ahmak Wilson'ın Trajedisi, genç bir köle kadının 1/32 oranında siyahi olan çocuğunu köle olmaktan kurtarmak için efendisinin çocuğuyla değiştirmesi ile başlıyor. Kitap, 19. yüzyılın gizem romanlarındaki tüm detaylara yer veriyor: Değişen kimlikler, işlenen korkunç bir suç, tuhaf bir dedektif, şüphe dolu bir mahkeme sahnesi, alışılmamış ve şaşırtıcı bir son.
Ancak bu kitap yalnızca bir gizem romanı değil. Bu esprili ve satirik roman, ırklar arası eşitsizliğe ve köleliğe sert bir eleştiri getiriyor. Eleştirmenlere göre bu kitap, Twain'in en ironik, en komik ve aynı zamanda eleştirel yönü en güçlü romanlarından.

                                                            Kozmokitap

11/29/2016

Dönüm Noktası - Kasie West || Kitap Yorumu

Kasım 29, 2016 6 Yorum
Kozmokitap


 
   Okumayı çok istediğim kitabı bir hevesle aldım , aldığım gibi de okuyamadım. Araya o kadar çok kitap soktum ki neden böyle yaptım bilemiyorum. Şimdi kitabı bitirdikten sonra bu şekilde davrandığım için pişmanım. Kitap o kadar akıcı ve etkileyiciydi ki bu durum itiraf etmeliyim ki beklentimin çok çok üzerinde idi.

  Yazarın anlatım dili o kadar akıcı ki kitabı bırakmak istemiyorsunuz; konu da bir o kadar ilginç olunca !... Ohhh değmeyin keyfime)))

   Kİtabımızın ana karakteri Adiison. Henüz liseye giden bir genç kız. Bu genç kızı diğerlerinden ayıran bir özelliği var. Daha doğrusu Addison' un yaşadığı yerdeki insanlar biraz farklı. Yerleşke denilen bir yerde yaşıyorlar ve hepsinin özel yetenekleri var. Addison bir ayrıştırıcı. Bu da ne demek derseniz, Addison bir karar vermesi gerektiğinde geleceğe bakıp hangi kararın kendisi için en iyi olacağına karar veriyor. Gördüğünüz gibi bu yetenek bir ikilemde kaldığı zaman ve kendi geleceği için işe yarıyor. Bizim de böyle güçlerimiz olsa hiç de fena olmazdı....

Addison'un anne ve babası boşanmaya karar verirler ve ondan bir karar vermesini beklerler. Annesi ile mi kalmalı yoksa babası ile normal insanların arasına yerleşip orada mı kalmalıdır? Bu ikilemde karar vermek için kızımız özel yeteneğine başvurur.

  Biz de kitapta sırası ile bu iki olası geleceği okuyoruz. İki gelecek de kitapta sırası ile birbirine paralel ilerliyor ve itiraf etmeliyim ki ikisi de çok heyecan verici.....

   Eğlenceli ve sürükleyici anlatımı olan kitabı çok sevdim. Kitabın devamı olduğunu duydum. Umarım yayınevi biz okuyucuları çok bekletmeden devam kitabı da çevirip yayımlar......



Kozmokitap
Kitabın Adı :Dönüm Noktası
Yazar :Kasie West
Yayınevi :Hyperion Kitap
Orjinal adı :Pivot Point #1
Çevirmen :Güneş Becerik Demirel
Sayfa Sayısı :300


Trevor, dudaklarıma yapışıyor ve yalnızca cümlemi değil nefesimi de kesiyor. Yüzümü ellerinin arasına alıyor ve dudaklarını yavaşça benimkilerin üzerinde gezdiriyor. Vücudumdaki bütün sinir uçları elektriğe kapılmış gibi.
Sonra geri çekilip gözlerimdeki ifadeyi inceliyor. Beni tekrar kendine çekmeden önce, "Beni kaybetmedin," diyor. Tam onu bütün gün boyunca öpebileceğime karar verdiğim anda, "Addison?" diyor.
"Evet?" "Ya bu, bir Araştırmaysa?" diye soruyor.
Kaskatı kesiliyorum. "Ne?"
"Bunu daha önce hiç düşündün mü? Ya şimdi içinde bulunduğumuz bu an, gerçek değilse? Ya sadece olasılık dâhilindeki bir hayali görüyorsan?"




                                                            Kozmokitap

11/28/2016

Tutku Oyunları Hesaplaşma - Aleatha Romig || Kitap Yorumu

Kasım 28, 2016 0 Yorum

kozmokitap

Asla sessiz kalmayın . Sizi kurban yapmalarına asla izin vermeyin. Hayatınızla ilgili kimsenin şartlarını kabul etmeyin. Kendinizi tanımlayın.
                       Harvey Fierstein

  Severek okuduğum bir seri olan Tutku Oyunlarının üçüncü kitabı olan Hesaplaşma'yı nihayet okudum. Kitaba başlayınca bitirmeden bırakamıyor insan :)) Bir tür bağımlılık yaratıyor kitap!...

   Serinin ilk kitabı Tutku Oyunları'nda Tony'e sinir olmuş ve biraz da Claire'e kızmıştım. Tamam kurban oydu fakat biraz daha mücadele etse daha iyi olurdu. İkinci kitap Yüzleşme'de kendine güveni yerine gelen Claire'e bayılmış , yeni Tony'i de sevmeye başlamıştım. Bu kitapta bazı olaylara dair ipuçları da vardı. Hesaplaşma'da ise ikinci kitapta aklımı kurcalayan deli sorular bir nebze olsun yanıt buldular.


Anıları değiştiremeyiz ama anlamlarını ve üzerimizdeki güçlerini değiştirebiliriz.
                                                                                            David Seamands

   Beni sinir eden kontrol delisi Tony'i bu kadar uysal görmek beni şaşırttı kitapta. Eh , bu konuda önceki kitapta ipuçları olsa da bu durum biraz gerçek dışı geldi bana. Yine de bu Tony'i çooook sevdim. Kendine güvenen, Tony'i yola getiren ve bağımsız bu Claire'de hayran olmamak elde değil. Artık Tony'den korkmayan ve onunla eşit eviyede mücadele eden bir Claire var bu kitapta. Yüzleşme'yi okurken kafamda dönüp duran teorilerimden bir kısmı bu ktapta gerçekleşti. Bir kısmı ise çok fazla polisiye kitap okuduğum için hayal gücümün fazla çalışması olarak kaldı sadece:)))

    Tony'nin geçmişine dair daha fazla bilgi ediniyoruz bu kitapta ve Claire yaptıklarının nedenlerini öğreniyoruz. Geçmiş aydınlanırken geleceğe de ışık tutabilecek mi dersiniz?

Mutluluk dış koşullara bağlı değildir. Kendi ruh halinize göre şekillenir.
                                                                                              Dale Carnegie

   Yine tahnim edilemez bir biçinde ilerleyen kitap bir çok soru işareti ile bitti. Kitapların böyle bitmesine sinir oluyorum çünkü serinin devam kitabı çıkasıya kadar merakten ölüyorum..... Yine farklı teorilerim var kitap hakkında ve goodreadsten devam kitabı ile ilgili bilgileri okumamak için de kendimi zor tutuyorum.

    Bu sürükleyici seriyi çok sevdim. Okumak isteyenler için bir uyarıda bulunayım kitapta cinsel içerikli öğeler bulunmaktadır. Bir de genç kızları uyarayım: Kitapların etkisinde kalıp Tony gibi adamların hepsinin değişeceğini düşünmeyin. Unutmayın her öptüğünüz kurbağa prense dönüşmez , kurbağa olarak kalmaya devam eder. Dikkat edin sizi de kurbağaya dönüştürmesinler......







Kozmokitap
Kitabın Adı :Tutku Oyunları  Hesaplaşma
Yazar : Aleatha Romig
Yayınevi :Arkadya Bitter Yayınevi
Orjinal adı :Convicted (Consequences #3)
Çevirmen :Esra Çetin
Sayfa Sayısı :380


Eski alışkanlıklara karşı yeni başlangıçlar…
Oyunun gidişatını etkileyecek, kimsenin aklına gelmeyen bir taş…
Ve sonucu değiştirecek beklenmedik bir hamle!
Claire, korkuları ve güçsüzlüğü ile yüzleşti. Şimdiyse gerçek hisleri ile hesaplaşmak zorunda. Yeni keşfettiği bu güç, Tony'yi dizleri üzerine çöktürmeye yetecek mi? Yoksa bir kez daha o karanlık esarete boyun eğen kendisi mi olacak?
Geçmişin günahları bir bir ortaya dökülürken, yıllardır gömülü kalmış sırlar da açığa çıkıyor.

Claire ile Tony'nin hayali satranç oyununda bu kez atılacak her adım çok daha tehlikeli ve her hamle, bir öncekinden daha riskli. Özgürlük, huzur, aşk… Artık bunların hiçbir önemi yok, çünkü Claire'in kaybedecek çok daha önemli bir taşı var. Ve onu korumak için her şeyini feda edebilir.
Tutku Oyunları'nda üçüncü round başlıyor.


                                                            Kozmokitap

11/25/2016

Heidi - Johanna Spyri & Heidi Büyüyor - Charles Tritten || Kitap Yorumu

Kasım 25, 2016 1 Yorum
Kozmokitap

   Çocukluğumuzun neşeli küçük kızıdır Heidi. Kısa siyah saçlı ve kırmızı yanaklı olarak hatırlarız onu. Büyükbabayı, Peter'i , Clara'yı, keçileri ve Alpleri unutmamızın imkanı var mı???

Kozmokitap


   Arkadya biz yetişkinleri de unutmayıp bizler için de Büyüklere Masallar serisi hazırlamış. Bu serinin ilk kitaplarından Heidi ve Heidi Büyüyor bizlerle buluştu. Bez ciltli kitaplara bayıldım. Hem cildinin kalitesi, hem kapak görseli hem de çevirisi harika.

    Kitabı okurken çok keyif aldım. Gözümün önüne çizgi filmdeki Heidi geldi. Okurken kah çocuk oldum, kah güldüm,  kah hüzünlendim. Yıllar sonra tekrar Heidi ile buluşmak çok hoş oldu. Annesi öldükten sonra onma bakan teyzesi yeni  iş sebebi ile artık Heidi'ye bakamayacağını düşündüğü için onu Alp'lerde yaşayan büyük babasının yanına bırakır. Herkesin aksi, suratsız olarak gördüğü ve çekindiği bu adam Heidi'ye çok iyi bakacaktır. Heidi de bu ortamda güzel dostluklar kuracak ve çevresindeki insanlara da umut ışığı yansıtacaktır.

    Çocukken kitabı okurken çok dikkat etmemiştim. Küçük bir kızın hemen ayakkabılarını çıkartıp çimlerde çıplak ayak dolaşmasına. Çünkü tüm çocuklar gibi ben de çorap giymeyi hiç sevmez ve çıplak ayak dolaşmaktan hoşlanırdım. Fakat yıllar sonra kitabı bir yetişkin olarak okuduğumda kışın karda bile bu çocuğun çıplak ayak dolaşması dikkatimi çekti. Bu konuyu araştırınca yazarın yıllar önce yapılmış bir ayıba dikkat çekmek için böyle yazdığını öğrendim ve içim acıdı.

kozmokitap


   Ailesi fakir olanlar, boşanmış çiftlerin çocukları, devlete borcu olanlar ve ailesi cezaevinde bulunan çocuklar kilise ve devlet tarafından çiftliklere  çalıştırılmak üzere verilmiş veya köle olarak satılmıştır. Yaşları  dörde kadar düşen bu çocuklar rahipler tarafından çiftliklere kiralanmış, pazarlarda satılmışlardır. Bu çocukları çıplak ayakla dolaşırlarmış. Her türlü zor şartlarda çalışan bu çocuklar taciz ve tecavüze de uğramışlardır. Toplum da bu olaya karşı gelmemiştir . Çünkü onların bakış açısı ile bunlar kurtarılmış çocuklardı. Verdingkinder denilen bu çocuklar ve onlara yapılanlar İsviçre toplumunun farklı bir yüzünü görmemi sağladı ve bu yüzü sevdiğimi söyleyemeyeceğim. 2013 yılında devlet resmi olarak bu çocuklardan özür dilemiştir. Fakat bu özür yaşananları ve bu çocukların çektiklerini yok edebilir mi? .....

   İşte bu öğrendiklerim ile Heidi benim için daha bir etkileyici oldu......



   İkinci kitap Heidi Büyüyor'un yazarı farklı olsa da okurken bir fark sezilmiyor. Yazar Heidi'nin o havasını , doğallığını çok güzel yakalamış. Bu kitapta çocuk olarak bıraktığımız Heidi'nin büyümesini, okul hayatını ve büyüdüğü kasabaya genç bir kız olarak kattıklarını anlatıyor.

    Bazı kitaplar ömürlüktür. Tekrar tekrar okunur ve bir sonraki nesle miras bırakılır. İşte ben bu kitaplar için öyle düşünüyorum ve benden sonra kızımın kitaplığını da süsleyeceğini ve benim kadar onların da seveceğini düşünüyorum:)))

       Bol kitaplı , bol okumalı günler.......

 



                                                            Kozmokitap

11/21/2016

Ay Yağmurları - Kadir Aydemir || Kitap Yorumu

Kasım 21, 2016 3 Yorum
kozmokitap


   Uzun süredir roman okuduğum için öyküye hasret kalmıştım. Kapağına hayran kaldığım Ay Yağmurları 'nı okumaya başladığımda öyküye ne kadar uzak daldığımı daha iyi hissettim. Bir türden farklı bir türe geçiş yapınca bir yabancılık hissedilir mi?  Hissediliyormuş!....

 
    İki insanın birbirine en uzak olduğu an, karşı karşıya oturmuş birbirlerinin gözlerine bakarken söyleyecek tek bir söz bile bulamadıkları andır. 

  Julio Cortazar 'ın bu güzel sözü ile başlayan kitap üç bölümden oluşuyor. Anısız , Rüzgarın Götürdükleri , Kısa Ölümler .

Günler, aylar , yıllar geçti...
Ayakta duracak gücü kalmamıştı artık.
Ellerini bırakıp karanlığı gömülse...
Yukarı doğru tırmansa...
Ah, ama o indikçe yükselen ,yukarı çıktıkça gerisin geri alçalan bu uğursuz merdiven izin vermiyordu hiçbir şeye.

Ne yapacağını bilemiyordu. 

Anısız kısmındaki öykülerde bir depresiflik , bir melankolik hal seziliyor. Bazen bir sayıklamaya dönüşüyor öyküler ve başta size yabancı gelseler de okumaya devam ettikçe bir parçanız haline geliyor , bir noktadan sonra da şiirsel olarak hissediyorsunuz.

  Rüzgarın Götürdükleri bölümünü okurken nedense bu satırlarda yazarın kendisine ait daha fazla duygu ve yaşanmışlık olduğunu hissettim. Bunu hangi öykü ya da hangi cümle derseniz cevap veremem. Fakat bu his okudukça bana kendini daha fazla hissettirdi.

   Kısa Ölümler ise adından da anlaşıldığı gibi kısa, şiirimsi bölümlerden oluşuyor. En kısası bir cümle bu bölümün.

    "Bana korkunç bir öykü anlat ," dedi.
    " Zaman acımasız birisi," dedim.
      Sustuk.
    Bu kitapta ayrı bir tat ve lezzet buldum ben . Farklı tarz sevenler göz atsın derim:))



Ay Yağmurları - Kadir Aydemir
Kitabın Adı :Ay Yağmurları
Yazar :Kadir Aydemir
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :100


Birbirine karışan izler, iki insanın tanışmasıyla ayrıldıkları an arasına sıkışan zaman, ölümle yaşamın buluştuğu rüyalar, insanın acısıyla doğanın hissettiği acı… Zamanla hiçbir şeyi "unutmayan"ların ve zehirli düşlerin anlık öyküleri var Ay Yağmurları'nda. Kadir Aydemir, şiirsel ve güçlü bir dille ustaca kaleme aldığı yeni öykülerinde az sözcükle çok şeyin anlatılabildiğini kanıtlıyor okura. Edebiyatı seven herkes için büyülü metinlerle dolu özel bir kitap.

Bir ağaç köklerini unutabilir mi? Hayır, kazanan sen değilsin asla. Yalnızlık elinde bir bıçakla gelir ve kendini hissettirir. Metali anlarsın. Perdeye sürtünen hafif bir rüzgâr gibidir zaman. Her şey bir anda olur. Sokağın ortasında tek başına kalırsın. Biçimsiz evlerin kör gözleri, çöp kutusu, kediler, yalnızlık ve sen. Kanlar içindesin!




                                                            Kozmokitap

11/18/2016

Kitab-ül Hiyel - İhsan Oktay Anar || Kitap Yorumu

Kasım 18, 2016 2 Yorum
Kitab-ul Hiyel - İhsan Oktay Anar


     Puslu Kıtalar Atlası ile sevdiğim yazar İhsan Oktay Anar'ın bir diğer kitabı Kitab-ül Hiyel Su gibi aktı gitti....

   Su gibi aktı derken kitaba başlama hikayemi anlatmak istiyorum. Kitabı çok merak ettiğim için elime geçer geçmez hemen kapağını açtım ve okumaya başladım. İlk paragrafı okudum ve kitabı kapattım , bir kenara bıraktım. Bir şey anlamadım diye sinirlendim. Birkaç gün sonra kitabı aldım yine kapağını açtım ve yine ilk paragraf ve yine aynı son. Okuduğum romanların diline alıştığım için mi , sade tarz anlatımlara alıştığım için mi yoksa hep dediğim gibi zamanı gelmediği için mi okuyamadım yoksa bana bir haller mi oldu derken üçüncü kez kitabı ellerime alım. Alış o alış bitesiye kadar da bırakamadım:))) O ilk iki sefer kitabı niye okuyamadım anlamadım. Muhtemelen kafam çok dolu olduğu için o dönem dikkatimi veremedim. Size önce o ilk paragrafı yazarak başlamak istiyorum yazıma:

   Kuledibi'ndeki Tamburlu kıraathanenin, çoğunlukla ariflerden , güngörmişlerden, sohbet ve kelam ehillerinden olan ahalisi, asırların tüketemediği bu yorgun dünyanın binbir halini yadedip onda baki kalan hoş ve nahoş sedalardan dem vururken , laf dönüp dolaşıp çoğu kez bir zamanların Yefes Çelebi'sine gelirdi. Raviyan-ı ahbar ve nakilan-ı asar kah hayreti minnet , kah nefretü ibretle şunları rivayet ve hikayet ederdi: 
Hiyel mekanik ilimi anlamına gelirken aynı zamanda hile kelimesinin de çoğuludur. Kitap da Osmanlı zamanında geçer ve kapakta da bahsedildiği gibi eski zaman mucitlerinin hayat öyküleri yer alır. Yafes Çelebi ile başlar kitap. Sonra Yafes'in köle olarak alıp sonra azat ettiği Kara Calud ile devam eder. En son da Calud'un bir okuldan yanına yardımcı olarak aldığı Üzeyir ile son bulur.

    Bu üç farklı hiyel ustaları gerek karakterleri gerek davranışları olarak birbirlerinden ne kadar farklı olsalar da hepsinin ortak noktaları hiyel ilmidir.

   Bu ilimde özellikle silahlar üzerinde uğraşmışlar , bu uğraşları çevrelerindeki insanların bir kısmına zarar vermiştir.

    Dönemin insanlarına verilmiş farklı isimler okurken gülümsememe sebep oldu. Bazı bölümlerde buluşların en ince ayrıntısına kadar yer verilmiş kitapta. bu kısımlar bazı okuyuculara sıkıcı gelebilir diye düşünüyorum. Fakat yazarın anlatım tarzı ve bazı olaylar olukça eğlendirici idi. Bu nedenle kitap nasıl bitti anlamadım. Zaten 144 sayfa ince bir kitap. Altını çizdiğim bir çok bölüm oldu.

    Kitaptaki buluşların ayrıntıları ve çizimlerin yazar tamamen kendi hayal gücünün eseri imiş. Bunu duyunca çok şaşırdım. Öyle ayrıntılı bir anlatım var ki sanki gerçek gibi....

   Kitaplığımın baş kösesini onurlandıracak olan kitap çok sevilmiştir , tavsiye edilir:)))




Kitabın Adı :Kitab-ul Hiyel
Yazar :İhsan Oktay Anar
Yayınevi :İletişim Yayınları
Sayfa Sayısı :144

Puslu Kıtalar Atlası'yla birçok okuru şaşırtan ve sevindiren İhsan Oktay Anar'ın ikinci romanı Kitab-ül Hiyel, "eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri"ni anlatıyor. Yafes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey'den Angilidis Efendi'ye, Samur ve Yağmur Çelebiler'den Uzun İhsan Efendi'ye bir sürü mucit, hiyelkar, aktarıcı, "rivayet edici", mağdur, sarhoş, meyhaneci, kahveci... Okuyanın okumayanlara kolay anlatamayacağı ama insanın birileriyle paylaşmak isteyeceği romanlardan, Kitab-ül Hiyel.



                                                            Kozmokitap

11/16/2016

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig || Kitap Yorumu

Kasım 16, 2016 3 Yorum
 
kozmokitap

    Yine bir Zweig kitabı ile karşınızdayım. İncecik kitapların içine çok fazla duygu yükü sığdıran bir başka yazar tanımıyorum. Zweig kitapları konu olarak çok karışık değillerdir ve karakter karmaşası da yoktur onun anlatımında. Kitaplarında karakterlerin isimleri de yoktur bazen. Bu kitap ta da yazar R. ve ona mektubu yazan kadın vardır ön planda. Kitap boyunca mektubunu okuduğumuz kadının ismini bile bilmeyiz. İsmi haricinde duygularının en ince detaylarını bile adeta bir işleme işler gibi kitabına işler yazar. Bu ince işleme ile hayranlıkla kitabı okur okuyucu.

   Bekar ve uşağı ile birlikte yaşayan yazar R . seyahat dönüşü isimsiz bir mektup bulur. Bu mektup " Sana , beni asla tanımamış olan sana." diye başlar. Bu ilk cümle bile mektubu merak etmek için başlı başına yeterlidir. Mektubun devamında çocuğunu kaybeden bir annenin geçmişten bugüne hayatına göz atarken yazara olan tek taraflı ve sonsuz aşkına tanıklık ediyoruz. Karşısındaki insanı olduğu gibi kabul eden ve ona olan aşkını içine gömüp arada karşılaşmalar ile bu aşkı yaşamaya çalışan bir kadının duygu yüklü bir mektubu okuduğumuz.

Kozmokitap


Kadının hayatını , davranışları ve sonuçlarını sorgulamadan okuduğum duygu yüklü bir kitap. Sorgulamadan diyorum çünkü aslında kadının hareketleri çok da normal bir insana göre olan davranışlar değil. Gerçi 1920 li yılların Viyana'sından , onların yaşam tarzlarına göre belki de kabul edilebilir bir tarzdır. Ben  bu konulara girmeden yine yazarın kalemine hayran olduğumu belirtir ve yazıma son noktayı koyarım....


kozmokitap
Kitabın Adı :Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Yazar :Stefan Zweig
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı : Brief Einer Unbekannten
Çevirmen :Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı :68


Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi?

Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!


                                                            Kozmokitap

11/15/2016

Aşk Tuzağı - Linda Howard || Kitap Yorumu

Kasım 15, 2016 2 Yorum
kozmokitap


  Blogumu açtıktan sonra fark ettim ki ne kadar çok sevdiğim yazar var. Aklına yeni mi geldi diye sorabilirsiniz? Daha önce bu konu üzerine hiç düşünmemiştim diyebilirim. Kendimi bildim bileli kitapları çok sevmişimdir. İlkokulda kitap okurken benim için önemli olan kitabın kendisi idi. Yazarlarına pek dikkat etmezdim. Yazarlara ortaokulda dikkat etmeye başladım ki bu biraz da dönem ödevlerinin etkisi ileydi.

   Yiyecekler nasıl farklı tat ve aromalara sahipse kitaplar da o şekilde bana göre. Tek bir tür ya da tek bir yazar değil farklı türler ve farklı yazarlar seviyorum. Çünkü hepsinin verdiği tat ayrı. Linda Howard da geç keşfettiğim fakat müdavimi olduğum yazarlardan . Sevdiğim polisiye romantizm ile harmanlanıyor. Bu harmana yazarın hayal gücü da karışınca ortaya çok güzel eserler çıkıyor.

   Yazarın Gözyaşlarımı Sildiğim Gün ve Kara Melek kitaplarını okudum ve ikisi de harikaydı bana göre.  Aşk Tuzağı bu iki kitabın  bir iki adım gerisinden gelse de yine de çok sevdim kitabı.

kozmokitap


    Düğün organizasyonu işinde annesi ile birlikte çalışan Jaclyn tesadüf sonucu Polis dedektifi Eric ile tanışır . İlk andan itibaren ikili arasında bir elektrik oluşur. İkinci karşılaşmalarından sonra samimilik düzeyleri artar ikilinin. Kendilerini tek gecelik diye kandırmaya çalışsalar da bizi kandıramazlar :))) İkilinin düşüncelerinde gelgitler devam ederken Jaclyn'nin müşterisi öldürülünce işler biraz karışır. Jaclyn şüpheli , Eric de olayı araştıran dedektif olunca ikilinin arasındaki gerilim de artar.

Romantizm ile harmanlanmış polisiyeyi sevdim. Eric ve Jaclyn'nin karşılaşmaları ve diyalogları komikti. Fakat düğün organizasyon bölümleri biraz fazla uzatılmış geldi bana. Müşterileri ile ilgili bölümler biraz kısaltılsa kitap daha eğlenceli olabilirdi.))


kozmokitap
Kitabın Adı :Aşk Tuzağı
Yazar :Linda Howard
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :Veil of Night
Çevirmen : Nilgün Birgül
Sayfa Sayısı :392


Bütün aşklar imkânsız mıdır? Denemeden bilemezsiniz.

New York Times Bestseller yazarı Linda Howard, aşkın ve gerilimin köşe kapmaca oynadığı bu çok satan romanında sizi, en ince ayrıntısına kadar düşünülüp planlanmış kusursuz bir düğün törenine davet ediyor. Ancak bu törende damat ve gelin karşılıklı sözler veremeyecek, birbirlerine yüzüklerini takamayacak, masum bir öpücüğün tadına varamayacak ve gelin bu özel günün ışıltısını yüreğinde hissedemeyecek; çünkü acımasız bir katil, gelini öldürmek için sinsice vaktinin gelmesini beklemektedir.

Gelinle yaşadığı sorunlar yüzünden bir numaralı şüpheli durumuna düşen düğün organizatörü Jaclyn ile olayı soruşturmakla görevlendirilen Dedektif Eric Wilder'ın yolları cinayetin hemen öncesinde kesişmiş, birlikte tutkulu saatler geçirmişlerdir. Ama oyun değişmiştir artık. Geçmişteki kötü deneyimleri yüzünden kalbini yeni maceralara kapatan Jaclyn'le Dedektif Wilder arasındaki ilişki yavaş yavaş aşka dönüşürken soğukkanlı katil de adım adım yeni hedefine doğru yaklaşmaktadır.



Yazarın bloğumda yer alan diğer kitapları :

Gölge Kadın 

Zamansız Fırtına 

Kara Melek

Gözyaşlarımı Sildiğim Gün 

Yanlış Zaman Doğru İnsan 


                                                            Kozmokitap

11/11/2016

Sürgün Çocuklar - Margaret Peterson Haddix || Kitap Yorumu

Kasım 11, 2016 2 Yorum
kozmokitap


   Son zamanlarda GO Kitap! tan çıkan kitaplara bayılıyorum. Hangi kitaplarını okuduysam pişman olmadım, kolay okunan , yormayan ve eğlenceli kitaplar. GO Kitap! 'ın son çıkan kitaplarından bir tanesi de Sürgün Çocuklar.

   Kitabın kapağı hakkında birşey süylememe gerek yok çünkü ba-yıl-dım!... Kitabı bitirdikten sonra da kitabın içeriği ile kapağının ne kadar alakalı olduğunu bir kez daha anladım.

   Kitap o kadar akıcı ki başladığım gün o kadar işim olmasına rağmen bitirdim. Ne olacak diye meark ettiriyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.

   En büyükleri oniki yaşında olan çocuklar ailelerinin yanından alınmış ve Fredkent adı verilen yerde Fredler ile birlikte yaşamaktadırlar. Çocuklar yetim olduklarını düşünmektedirler. İyi eğitim almış, terbiyeli ve günümüz dünyasının kötülüklerinden habersiz yetiştirilmektedir çocuklar. Fakat bir gün gerçek ailelerinin olduğunu öğrenirler ve bir uçağa bindirilerek ne kadar istemeseler de gerçek ailelerinin yanlarına gönderilirler.

   İşte gerçek hikaye bu bölümde başlamaktadır. Neredeyse masal gibi bir hayattan çokan çocuklar gerçek aileleri ile karşılaşınca korkarlar ve çok şaşırırlar. Şaşırmakta da haklıdırlar. Asla kötü muamele görmemiş , kötü söz duymamış çocuklar burada hayatlarının şokunu yaşarlar. Çocuklardan en büyükleri olan Rosi ve Edwy burada bir şeylerin ters olduğunu hissederler. Fakar kimse bu konuda konuşmamakta ve çocukların da konuşmasına izin vermemektedir. Garip davranışlı ve çoğunun fakir olduğu insanlar.... Bu garip yerde çocuklar hayata nasıl devam edeceklerdir.....

   Dram olarak başlayıp bilim kurgu olarak devam eden bir kitap. Sağ gösterip sol vurmak diye bir tabir vardır ya işte tam bu kitaba göre. Kitap beni şaşırtmayı başardı. Kitabı çok sevdim , tavsiye edilir....

  Kkitabın tanıtım yazısını  → buradan ← okuyabilirsiniz.



                                                            Kozmokitap

11/10/2016

Kırık Çömlek Parçası - Linda Sue Park || Kitap Yorumu

Kasım 10, 2016 1 Yorum
kozmokitap


     İnstagram kitap hakkındaki yorumları ve tanıtımları görünce merak ettiğim bir yazar oldu Linda Sue Park . Kırık Çömlek Parçası da şiddetle tavsiye edilince ben de hemen aldım.

   Kırık Çömlek Parçası ince bir kitap ve yazarın anlatımı da su gibi akınca bir günde bitirdim kitabı.

   Bazı kitapların aksine kitapta çok az karakter ve bir sakinlik var. Sanırın bu sakinlik Asya kültürüne ait. Asya filmleri de çoğu avrupa ve özellikle Amerika filmlerine göre daha sakin ve vahşetten uzaktır.

    Kitap 12.yy ın sonlarında Kore'nin batı kıyılarında küçük bir köyde geçiyor. Ana karakterimiz ise küçük bir çocuk: Ağaçkulak. Anne ve babası hummadan ölünce keşişler bebeği tapınağa götürürlerken yolda Turnaadam'ın yanına bırakmak zorunda kalırlar. Turnaadam köprü altında yaşamaktadır ve çöplerden bulduğu yiyeceklerle , bazen de balık tutarak hayatını geçirmektedir. Tek ayağından engellidir Turnaadam. Kendi kısıtlı şartları altında Ağaçkulak'ı çok iyi, terbiyeli yetiştirmiştir. Bulundukları kasaba çömlek yapımı ile geçimlerini sağlamaktadır. Ağaçkulak da özellikle Min'i izlemekte işin özelliklerini çok merak etmektedir. Birgün Min'in eserlerinden birini yanlışlıkla kırınca borcunu ödemek için onun yanında çalışmaya başlar....

 Dönemin özelliklerini çok güzel yansıtmış kitap. Özellikle öksüzler ile bir arada bulunmayı ve konuşmayı uğursuzluk saymaları beni sinir etti. Bu çocuklar için çok üzüldüm.  Duygusal bir kitaptı. Min'e başlarda sinir olsam da sonradan aslında nasıl birisi olduğunu fark edip ona da sempati duymaya başladım.

    Linda Sue Park'ı okumadıysanız bu kitap iyi bir başlangıç olur derim. Kitabı sevdim ve tavsiye ederim:))

 


kozmokitap
Kitabın Adı :Kırık Çömlek Parçası
Yazar :Linda Sue Park
Yayınevi :Beyaz Balina Yayınları
Orjinal adı :A Single Shard
Çevirmen :Aslı Anar
Sayfa Sayısı :164
Kore'nin küçük bir köyü... 12. yüzyıl...


Ağaçkulak'ın bir hayali vardır. Her gün gizli gizli çömlek ustası Min'in bir avuç kilden bir şaheser yaratmasını izler. Bu, ona göre bir mucizedir. Kendisi de bir gün böyle bir mucize gerçekleştirmek için can atar. Fakat bu küçük köyde, gidip bir çömlek ustasından size sanatını öğretmesini istemek olanaksızdır.



Hele de Ağaçkulak gibi bir yetimseniz. Ağaçkulak, öncelikle kendisini ustasına kanıtlamak zorundadır. Bunun için Min ustanın yanında çalışmaya başlayan Ağaçkulak, böylece hayaline bir adım daha yaklaşır. Ama bazen bir hayal öylesine uzak gelir ki adeta görünmez olur. Ama belki Ağaçkulak her seferinde bir tepeyi, bir vadiyi aşarak hayaline kavuşacaktır.


                                                            Kozmokitap

11/08/2016

Sosyopat - Anna Snoekstra || Kitap Tanıtımı

Kasım 08, 2016 2 Yorum
Kozmokitap



Kitabın Adı :Sosyopat
Yazar :Anna Snoekstra
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı : Only Daughter
Çevirmen :Çağla Önsal
Sayfa Sayısı :288
Etiket Fiyatı : 20.00 TL
Türü : Polisiye-Gerilim
Baskı Tarihi : Kasım 2016
Çıkış Tarihi : 1 Kasım


   Söyleyeceklerim çok güçlü bir etki yaratacaktı. Boğazımdaki düğüm çözülmüş, parmak uçlarım karıncalanmaya başlamıştı. Artık çaresiz hissetmiyordum, kurtulacağımı biliyordum. Önce kadına, sonra adama baktım, bir süre bu anın tadını çıkardım. Yüzlerindeki ifadenin değişeceği zamanın zevkine varabilmek için onları dikkatle izledim.

“Adım Rebecca Winter. On bir yıl önce kaçırıldım.”

On bir yıl önce öldüğü düşünülen Rebecca Winter’ın kimliğini çalan genç kadının tek amacı peşindeki polisleri atlatmaktır. Ancak bir anda kendisini gerçek Rebecca Winter’ın hayatını yaşarken bulur. Oysa hesaba hiç katmadığı bir şey vardır… Yoksa sıradaki kurban kendisi mi olacaktır?

“Anna Snoekstra’nın bu heyecan verici romanı, genç bir kadının on bir yıldır kayıp olan bir kızın yok oluşunun ardındaki tüyler ürpertici gerçeği keşfetmesini anlatıyor. Acaba gerçeği keşfeden bu genç kadın, bir sonraki kurban mı olacak? Gerçekten farklı ve insanı geren bir şekilde anlatılmış… Suç romanlarında yeni bir yetenek doğuyor.”    
                                                          Mary Kubica


                                                         

     Arkadya Yayınlarının instagram sayfasındsa kitabın çıkış haberini okuyunca ilk aklıma gelen bu kitabı okumalıyım oldu. Arkadya'nın pembe kitapları kadar polisiyelerini de seviyorum . Üstelik kitabın beyaz perdeye aktarılacağını  öğrenince daha çok merak ettim kitabı.....  Kitap gelir gelmez okumaya başlayacağım:)))



                                                         Kozmokitap

11/07/2016

Ela - Sadık Yemni || Kitap Yorumu

Kasım 07, 2016 3 Yorum
kozmokitap

    Sadık Yemni'ye okuduğum ilk kitap Ela. Bir Türk bilim kurgu kitabı. Daha önce Hep yabancı yazarların kaleminden çıkan bilim kurgu kitapları okudum fakat Türk bir yazarın kaleminden hiç okumadım. Sadık Yemni'nin kalemini anlatım tarzını çok sevdiğimi söylemeliyim. 19 kitabı olan yazara şimdiye kadar neden hiç denk gelmedim bilemiyorum fakat bundan sonra diğer kitaplarını da mutlaka arayıp bulacağımdan emin olabilirsiniz.

    Bilim kurgu, yapay zeka , zamanda seyahat tam bana göre konular:))  Zaman Yolcusunun Karısı filmini defalarca seyreymiş birisi olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.... Bazen depresif olursunuz ve canınız bırakın kitap okumayı hiçbir şey yapmak istemez. İşte öyle zamanlarda bu filmi koyar seyrederim ve bu beni mutlu eder:))

   Arka Kapak ekim sayısını okurken orada Ela kitabını ve Erdem Yayınlarını gördüm. Bu yayınevini ben takip etmiyorum diye instagramda arayıp bulunca şans bu ya bir çekiliş yaptıklarını gördüm ve hemen katıldım ve ta ta..... Ela'yı kazandım:)) Şanslı mıyım yoksa çok  istediğim için mi bana çıktı bilemiyorum artık ;)

     Öncelikle kapağı ile dikkatimi çekti kitap ki öyle unutulacak bir kapak değil. Baskı kalitesi de iyi olan kitapta herhangi bir basım hatası da yoktu. Çoğu büyük olarak kabul edilen yayınevinde maalesef basım hatalarından bazen okumak çok zorlaşıyor.

    Efe facebook üzerinden Ela isimli bir genç kızla tanışır ve belli bir süre bu sosyal medyada haberleştikten sonra ona ilgi duymaya başlar. İkili bir süre sonra Bursa'da yüzyüze buluşma kararı alırlar . Otobüs bileti ve yoldaki bazı sürprizleri ayarlar Ela. Bu biraz garip gelse de Efe'ye Ela ile tanışmak  için sabırsızlanmaktadır. Verilen adrese giden Efe orada Ela'yı bulamaz ve bambaşka bir olayın içine düştüğünü fark eder....

   Ela bir kız, hacker ya da şebeke üyesi değil bir yapay zekadır. Efe çok özel bir görev için seçilmiş ve test aşamasına tabi tutulmuştur. Efe kendisi de bu görevi bilmemektedir ve biraz da tedirginlik duymaktadır.

“Hacker mısın? Yok olamaz. Hiçbir hacker bunu yapamaz. Henüz yapamaz. Yani tahminim öyle. Ajan mısın yoksa. Gizli şebeke falan? Tapınak şövalyeleri. ”
 “O saydıklarının gücü yetmez bu işlere.”
 Efe gerçeğin ruhunun esintisini hissediyordu. Birileri niye onu bu kadar masrafla ve zaman kaybıyla sanal bir kıza âşık eder ve buralara sürüklerdi? Neye yarardı? Şaka değeri sıfırdı artık.
 “Ela açık konuş. Nesin sen? Yoksa… Yoksa sen dünya dışı bir zekâ mısın? Uzaylı falan mısın?”
 “Hayır, yüzde yüz yerli yapımım.”
 “Ama şu anda öyle bir teknoloji yok. Bize söylenen böyle yani.”
 “Doğru.”
 “O halde nesin? Ancak yapay zekâ olabilirsin.”
 “Zekâmın yapay denebilecek tek bir unsuru bile mevcut değildir.”
 “Nesin peki?”
 “Yapı Zekâ denebilir kelimeleri çok zorlamadan. Sırf zekâdan ibaretim.”

   Efe ile birlikte günü gününe verilen görevleri yerine getirirken arkadaşlarını tanıyoruz ve bir yapay zekanın insan hayatlarını nasıl değiştirdiğini ve müdahil olduğunu görüyoruz.

   Sonuç olarak kitabı büyük bir zevkle okuyup bitirdim . Bilim kurgu meraklılarına şiddetle tavsiye ederim....


Ela - Sadık Yemni
Kitabın Adı : Ela
Yazar :Sadık Yemni
Yayınevi :Erdem Yayınları
Sayfa Sayısı :328

"Alengirli düşler" kurup "Yemni Sözlüğü" kelimeleriyle gizemli hikâyeler yazan Sadık Yemni "Bir Yapı Zekâ Romanı" ile karşımızda. Ela, bugüne kadar bildiğiniz "zekâ"dan başkasını, bugün ve gelecek arasında verilen büyük bir mücadeleyi anlatıyor. İnanan kalplerin iyiliği ile teknoloji ve "yapı zekâ"lar bir bütün oluşturabilir mi? Peki, geleceğin savaşları bugünden yapılabilir mi? Geleceğin savaşlarını kazandığımızda tüm sorun çözülecek mi? Yapı Zekâ'lar dünyasında kim neden seçiliyor? Bağımlılık yapan bir Sadık Yemni üslubu daha okurların gündeminde. Bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız...

"IS öfkeyle iki kolunu yanlara açınca sol kolu omuz hizasından koparak yere düştü. "Yok öyle bir şey. Yokkk..."

Bunu derken önce sol kolu koptu, ardından gövdesinin üstü bel hizasından parçalanarak yere düştü. Çatırtı bir melodi gibiydi. Bunu diğer parçalanma ve dökülmeler takip etti. Yapısöküm hızlanarak devam etti. Önce iyice ufalandı. Sonra yapıbozum başladı. IS'in kendini inşa ettiği nesne nano ölçekte değişime uğramaya başladı. Kısa zamanda iyice ufalandı, çürüdü, süblimleşti ve ortadan silindi. Geriye sadece hamam böceği büyüklüğünde simsiyah bir parça kalmıştı."


                                                            Kozmokitap

11/04/2016

Sürgün Çocuklar - Margaret Peterson Haddix || Kitap Tanıtımı

Kasım 04, 2016 3 Yorum
Kozmokitap


Kitabın Adı :Sürgün Çocuklar
Yazar :Margaret Peterson Haddix
Yayınevi : GO! Kitap
Çevirmen :Selen Ak
Sayfa Sayısı :307
Etiket Fiyatı : 19.00 TL
Türü : Bilim Kurgu Roman
Baskı Tarihi : Kasım, 2016

                                       YETİM DEĞİLMİŞİZ MEĞER…

      Daha küçücük birer bebekken Fred adındaki yetişkinler tarafından güvenlikleri için anne ve babalarının yanından alınıp Fredkent’e getirilen çocuklardan biri olan Rosi, geçen on iki yılın ardından küçük kardeşi Bobo ve diğer çocuklarla birlikte ailelerinin yanına geri gönderileceklerini haber alır. Bir yandan yıllar sonra gerçek evlerine, gerçek anne ve babalarına kavuşacakları için heyecanlanırken bir yandan da alıştıkları hayatı ve Fred anne-babalarını bırakacakları için üzülüp endişelenen Rosi, yeni evlerine vardıklarında endişelerinde pek de haksız olmadığını görür. Yıllardır ayrı kaldıkları yuvaları hiç de beklediği gibi değildir, gerçek anne ve babaları da öyle. Fredler tarafından, diğer tüm çocuklar gibi, sonsuz bir anlayış ve şefkatle büyütülen Rosi, gerçek anne ve babasının ona düşman gibi davranıp şiddete başvurmaktan hiç çekinmediği bu ürkütücü yerde küçük kardeşi Bobo’yu korumaya ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmaya kararlıdır. Ne var ki gerçekler on iki yaşındaki bir çocuğun anlayamayacağı kadar korkunçtur.

                                                            Kozmokitap

11/03/2016

Tess & Q Dönüşüm - Pepper Winters || Kitap Yorumu

Kasım 03, 2016 8 Yorum
kozmokitap

   İlk kitap Tess'in Gözyaşlarını okuduktan sonra devamı nasıl gelecek çok merak ediyordum. İlk kitapta kızdığım , şaşırdığım çok yönler olsa da Tess , Q ya geri dönünce şimdi ne olacak diye çok merak etmiştim. Biraz da Tess'e kızmıştım.  Bir insan nasıl kendi isteği ile canın yakılmasını kabul eder? Farklı farklı karakterler olunca dünyada acı çektirmeyi seven olduğu gibi çekmeyi seven tipler de var Tess ve Q gibi. Q 'nun karanlık yönü olduğu gibi iyiliksever, yumuşak bir yönünün de olduğunu okumuştum ilk kitapta. Hal böyle olunca ikinci kitap ile ilgili beklentilerim de bu yönde oldu. Tess 'e aşık olan Q karanlık yönünü törpüler diye düşünmüşütüm.

     Kitabı okumaya başlayınca Uzun bir bölümde haç, kırbaç ve kelepçe ile yaptıkları anlatılıyordı ve kitap sonuna kadar böyle gidecek diye üzüldüm. Çünkü yazılanları sevmedim. Tess'in tavrından nefret ettim. Kendi düşüncelerinde işkenceden hoşlanmadığını ve sırf Q yu mutlu etmek adına katlandığını okuyoruz. Biraz sonra da acıdan zevk aldığını.... Kafam karıştı, kızım karar ver zevk mi alıyorsun nefret mi ediyorsun.....

    Bu bölüm bittikten sonra konu hızlanmaya ve duygusallaşmaya başladı ve  "oh be! " diyerek okumaya devam ettim. Çünkü gerçekten kitap yatak odası sahnesi bitmeden son bulacak zannettim bir ara:)))  Tess'in çöküşüne tanık olurken Q 'nun onu kurtarabilmek adına yaptıklarına şahit oluyoruz. Her ne kadar karanlık bir canavarı içinde barındırıyor olsa da bu kitapta Q'nun Tess'i gerçekten sevdiğine ikna oldum.

   Tess'e de kızmayı bıraktım ve tencere- kapak olarak düşündüm karakterleri . Birbirlerini tamamlıyorlar:)))

Dikkat bu pragraf spoiler içerir!....
    Kaçırılıp köle olarak satılan bir kız, onu kurtaran yakışıklı bir adam, birbirlerine aşık olmaları, kızın tekrar kaçırılması tekrar kurtarılması hikayesi bana çok klasik geldi. Daha farklı gelişebilirdi olaylar....

Kitabın sonunda yazar üçüncü kitabın müjdesini veriyor. Kitapta kızdığım yerler olsa da yine de üçüncü  kitabı merak ediyorum:)))))

  Kitap tanıtım  yazımı okumak için → burayı ← tıklayınız...


                                                            Kozmokitap

11/02/2016

Çirkin Kurbağalar Ülkesinden Senfoniler - Nalan Tekin || Kitap Yorumu

Kasım 02, 2016 4 Yorum
 
Kozmokitap

 Şair'e sorarlar:
"Dünyanın en güzel şiirini yazabilir misiniz?"
Şair " Yazarım " der.
"Buyur yaz " derler.
Şair " Kadın" der ve noktayı koyar. 
Nalan Tekin'nin ilk kitabı Çirkin Kurbağalar Ülkesinden Senfoniler. Kitapta şiirlerini bizler ile buluşturuyor Nalan Tekin.

    Şiirlerine geçmeden önce söylemeliyim ki ilk  olarak  kitabın ismi ve kapak dizaynı beni etkiledi. Kapak dizaynını çok beğendiğimi söylemeliyim. İsim ise  kolay kolay unutulacak bir isim değil:))

  Nalan Tekin yaşadıkları , hissettikleri ve gördüklerini şiirler yolu ile bizlerle paylaşmış. Benim en sevdiğim şiir yukarıda yazdığım ve kitabın 66. sayfasında olan "En Güzel Şiir" .

   En kısası tek mısradan oluşuyor  şiirlerin. " Alışmak Zaman Alıyor Bayım "  isimli şiiri okurken de Didem Madak'ı hatırlamadım değil.

    Bazı yerlerde ilk kitap olduğu belli olsa da kalemine sağlık diyorum Nalan Tekin. Kitabın içerisinde tekrar tekrar okuyacağım şiirler mevcut.  Yazımı kitaptan bir şiir ile bitirmek istiyorum:

                                           Kayıp Sesler 
                                  Önce gökyüzünü kaybettiler,
                                  ardından özgürlüklerini
                                  sonra kanatlarını...
                                 Ve en son kendilerini kaybettiler.
                                 Şimdi sarı sayfalarda faili mechuller... 







Kitabın Adı :Çirkin Kurbağalar Ülkesinden Senfoniler
Yazar :Nalan Tekin
Yayınevi : Sokak Kitapları
Sayfa Sayısı :128


Bütün her şey iğreti duruyordu gözümde.
Şarkılarda çiçekler solmuş,
Hüzün bir veba gibi bedenime yerleşmişti.
Gönlümün ferahlamaması, selametime engel oluyor
Ve beni büyük girdaba çekiyordu.
Bazı geceler aklımdan şüphe ederdim.
Delirmekten endişe edip
Radyonun tiz sesini sonuna kadar açardım.
Bu gönül matemi ne zamana kadar sürecek bilmiyorum.
Umut desen, onu da artık edemiyorum.


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.