Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9/05/2018

Zamansız Fırtına - Linda Howard || Kitap Yorumu

Eylül 05, 2018 3 Yorum

Zamansız Fırtına

'' Adil bir oyuna var mısın? ''
'' İşte burada yanılıyorsun. Ben kazanmak için oynarım güzelim. ''

  Kalemini çok sevdiğim , romantizm ile gerilim unsurlarını başarı ile birleştiren nadir yazarlardan Linda Howard. Bu nedenle bulduğum tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum .

  Zamansız Fırtına adıyla de ilgimi çeken bir kitap . Yazarın en son okuduğum kitabında çağlar arasında seyahat edince aklıma yine o tarz bir şeyler geldi. Fakat burada yazan fırtına tam anlamıyla bildiğimiz fırtına :)

Angie güçlü , tek başına yaşayan ve babasının işlerine sahip çıkmış onu devam ettiren bir kadındır. İşi de av rehberliğidir. Dağda ava çıkmak isteyenlere rehberlik yapar ve av sonuna kadar onlarla beraber kalır.

Zamansız Fırtına


 İşler yolunda giderken Dare isminde bir adam çıkagelir ve aynı işi yapmaya başlar. Güçlü kuvvetli bir erkek olmasından dolayı çoğu insan iş konusunda onu tercih eder ve Angie'nin işleri kötü gitmeye başlar.

   Zihninin '' o zaman '' ı silip '' şu an '' a odaklanması kendini daha iyi hissetmesini sağlıyordu.


Birbirleri arasında gerilim hat safhadadır bu ikilinin.

Angie iki kişiye av için yine rehberlik etmek için dağa çıkar. Fakat bu sefer işler bambaşkadır ve büyük bir tehlikenin içindedir. Ona yardım edecek kişi isi en son görmek istediği kişi Dare'dir....

Heyecanlı , sürükleyici, gerilim dolu ve romantizmin doruklarında bir kitap Zamansız Fırtına. Kitabı her ne kadar çok sevsem de Gözyaşlarımı Sildiğim Gün ve Kara Melek'ten bir tık geride kaldı benim için.



 Kitap Hakkında Yazılanlar :

 "Dikkat çekici bir hikâye... Romantik gerilim söz konusu olduğunda Linda Howard'ın romanlarından daha iyisini bulmak zor."    -Romance Reader-

 "Baştan çıkartıcı bir hayatta kalma hikâyesi. Dur durak bilmeyen bir roman."    -Book Reporter- 

"Romantik gerilime vurulan sağlam bir mühür. Kalp atışlarınızı hızlandıracak, güçlü bir mizaha sahip, ateşli bir roman."    -RT Book Reviews- 

"Zamansız Fırtına, macerayı ve keskin virajları seven okurlar için tadına doyulmaz bir roman." -Fresh Fiction-




Zamansız Fırtına
Kitabın Adı : Zamansız Fırtına
Yazar :Linda Howard
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :Prey
Çevirmen :Duygu Özen
Sayfa Sayısı :416


Otuzlu yaşlarında, kötü bir evliliği geride bırakmış bir kadın ile ordudaki görevinden ayrılmış, içine kapanık, sert ve çekici bir adamın yolları aynı kasabada av rehberliği yapan iki rakip olarak kesişir. Her şey Angie'nin, müşterilerini götürdüğü av sırasında görmemesi gereken bir cinayete tanık olmasıyla başlar. Genç kadın artık dolu bir silahın yanlış tarafındadır, onu bu beladan kurtaracak tek kişi ise rakibi Dare'dir. Kör edici fırtına patlak verdiğinde olaylar tahmin edilemez bir hızla gelişir. Tehlikenin doruklarına ulaşan bu kaçma kovalamaca, iki rakibi beklenmedik bir sona doğru sürükleyecektir. Gölge Kadın, Gözyaşlarını Sildiğim Gün ve Aşk Tuzağı'yla okurları kendine bağlayan Linda Howard, ateşli duygularıyla savaşmak zorunda kalan karakterleriyle tutkulu bir maceraya daha imza atıyor.


Yazarın bloğumda yer alan diğer kitapları :

Gölge Kadın 

Aşk Tuzağı

Kara Melek

Gözyaşlarımı Sildiğim Gün 

Yanlış Zaman Doğru İnsan 


                                                            Kozmokitap

11/21/2017

Gecenin Aynası - İrene Hannon || Kitap Yorumu

Kasım 21, 2017 6 Yorum
Gecenin Aynası


 

“Hayatını altüst edecek sırların varsa korku her an ensendedir.”
 

     Polisiye kitapları her daim sevmişimdir. İnternette Gecenin Aynası' nı görünce merak etmiştim. Bende gerilim kitabı hissi uyandırdı kitap. Bunu mutlaka okumalıyım dedim ve almadım tabii ki :))) İndirimi bekledim. İnternette kitap 12-13 TL ye düştü tam alayım derken markette 5 TL ye buldum kitabı. İnanamadım başta tabii. Marketler sağ olsun bütçemizi düşünüyorlar.

   Gazeteci Moira yağmurlu bir gecede , ıssız bir yolda araba kullanırken önüne bir kadın fırlar. Sertçe frene basana araba kaymaya başlar ve ormanda bir ağaca çarpıp durur. Bir adam yardıma gelir , sonrasında Moira bayılır. Kendine geldiğinde ne adam ne de kadın vardır ve adam yardımda çağırmamıştır. 911 ı arar Moira fakat gelen kimse ona inanmaz. Beyin sarsıntısı sonucu hayal gördüğü düşünülür.

   Hayatına geri dönen Moira, o kadını bir türlü unutamaz. Bu olayı araştırması için bir özel dedektif ile anlaşır. Olayı araştırmaya devam ettikçe bambaşka bir gerçek açığa çıkacaktır....

   Hızla okunan polisiye ve romantik bir kitaptı Gecenin Aynası. Tam kıvamında, yazar dozunu iyi ayarlamış. Kafa dinlemek için okunabilecek kitaplardan. Kitabı okuyup bitirdikten sonra tek takıldığım nokta ismi oldu. " Gecenin Aynası " ne alaka? ?? Konu ile hiçbir bağı yok ismin. Dikkat çekmek için bu ismi koymuş olabilirler fakat olmamış ....


Kitap hakkında yazılanlar :

   “Oldukça sürükleyici ve merak uyandıran bir hikâye… Bir kez okumaya başladınız mı son sayfasına kadar dünyadan kopacağınız, bağımlılık yaratacak türden bir roman.”

                  -  New York Journal of Books -

    “İki RITA ödülü kazanan Hannon’ın romanı, hızlı temposu ve ilgi uyandıran karakterleriyle, ilham verici kurguları sevenler için mükemmel bir seçim haline geliyor.”

                  -  Booklist  -

    “Bu kitapta romans, gizem, bilinmezlik ve gerilimi yoğun bir şekilde harmanlamış olan Hannon, okurlarını oldukça şaşırtıcı ve gizemli karakterlerle de buluşturmayı başarmış.”

                  -  Suspense Magazine  -







Gecenin Aynası
Kitabın Adı : Gecenin Aynası
Yazar : İrene Hannon
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : Vanished
Çevirmen : Gülfem Çırak
Sayfa Sayısı : 412

    Gazeteci Moira Harrison yağmurlu bir gecede, arabasıyla ıssız bir yolda kaybolur. Güçlükle ilerlemeye çalışırken kendisine dehşet dolu gözlerle bakan birini gördüğünde frene asılır fakat geç kalmıştır.


    O sırada bir adam ortaya çıkar ve yardım çağıracağını söyler. Ardından dünya kararır. Moira kendine geldiğinde yapayalnızdır. Etrafta kazazede de dahil hiç kimse yoktur. Genç kadın yolda gördüğü kişinin korku dolu gözlerini unutamasa da kimseyi hikâyesine inandıramaz. Ta ki yardım için kapısını çaldığı Dedektif Cal Burke’le tanışana dek.
    İpuçları ortaya çıktıkça, birilerinin insanın kanını donduracak türden bir gerçeği saklamaya çalıştığı anlaşılır. Moira ve Cal bu ölümcül sırrın yolunda iz sürerken, aşkın peşine düştüklerinden de habersizdirler.

                                                            Kozmokitap

10/17/2017

Masumiyet Çağı - Edith Wharton || Kitap Yorumu

Ekim 17, 2017 7 Yorum
Masumiyet Çağı - Edith Wharton


   Merhaba :)) Her ayın onbeşinde okuduğumuz klasikler fidanının son kitabı Masumiyet Çağı idi. Klasik kitaplar her zaman belirttiğim gibi benim için özeldir ve onları okumayı çok seviyorum. Masumiyet Çağı da çoktandır okumak istediğim bir kitaptı. Fidan listesine dahil edildiği için yaklaşık bir yıldır bu ayı bekliyordum kitabı okumak için. Bu kadar hevese ve beklentiye değdi mi dersiniz??

  Yazarın farklı bir kitabını okumadım. Bu nedenle tarzı hakkında pek bir fikrim yoktu kitabı okumaya başlamadan önce . Kitabın ödüllü olması da ayrı bir cazibeye sahip olmasını sağlıyor. Gerçi bazen ödüllü bazı kitapların ödülü hak etmediğini ve fazla abartıldığını düşünmüyor da değilim:)))





     Masumiyet Çağı bir kapak  altında iki cilt birleştirilmiş bir kitap. Birinci ciltte Amerika sosyetesini , balolarını, akşam eğlencelerini ve kitaptaki karakterleri tanıyoruz. O kadar fazla detaya yer vermiş ki yazar detayların arasında ana konu kayboluyor. Konu ne anlayabilmek için çok fazla dikkat sarf etmem gerekti.

  İkinci ciltte ise detaylar daha az ve yazar ana konuya daha fazla yer vermiş. İlk bölüme göre daha sürükleyici  ve konudan kopmayı engelliyor yazar. Bu bölümü daha çok sevdim diyebilirim.

  Klasik aşığı olan ben kitabı okumaya başlayınca çok zorlandım konsantre olmada. O kadar fazla isim ve karakter anlatılıyordu ki itiraf etmek gerekirse sıkıldım bu bölümlerde. Bitirmek için hırs yapmasan bu bölümde kitabı yarım bırakmak çok kolaydı. Fakat ben inat ederek okumaya devam ettim. İkinci bölüme geçince de tamam artık sevmeye başladım dedim ve okumak daha kolay hale geldi.

Masumiyet Çağı - Edith Wharton


   Konudan da kısaca bahsedersem üç karakter arasında olanlar konu  ediliyor kitapta. Archer güzel May ile nişanlıdır ve evlilik tarihini öne alma çabalarındadır. Bu dönemde eşinden kaçıp ailesinin yanına gelir May'in kuzeni Ellen  . Ellen ve Archer çocukluk arkadaşıdır. Archer bir taraftan evlilik hazırlıkları yaparken diğer taraftan Ellen 'a ilgi duymaktadır. İlgisini çeken Ellen'ın görünüşü müdür yoksa onun çevresindekilerden farklı bir karaktere sahip olması mı? ...

   Masumiyet Çağı adından da anlaşıldığı gibi bir çağı , bir ömre sığan olayları konu alıyor. Beklediğimden farklı bir sonla biterek yazar beni bu noktada şaşırtmayı da başardı.

Klasik kitapları yeni okumaya başlayanlar için uygun bir kitap olmadığını düşünüyorum. Kitabı okumaya karar verdiğinizde  başlarda size de sıkıcı gelirse azmedip bitirmenizi tavsiye ederim. Farklı bir dönemi ve o dönemdeki insan yaşayışlarını görmüş oluyoruz bu tarz kitaplar sayesinde. Kitabı bitirdiğimde tek düşündüğüm iyi ki o devirlerde yaşamadım oldu. O tarz hareketler ve yapmacık konuşmalar asla bana göre değil.....

Masumiyet Çağı - Edith Wharton
Kitabın Adı :Masumiyet Çağı
Yazar :Edith Wharton
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : The Age of Innocence
Çevirmen : Sena Öksüz
Sayfa Sayısı : 426


Bir süre Avrupa'da yaşayan güzel Kontes Olenska'nın, muhafazakâr ve katı âdetlerin hüküm sürdüğü New York'a geri dönüşü sosyetede büyük yankı uyandırır. İyi bir konuma sahip genç avukat Newland Archer ile güzeller güzeli May Welland'ın nişanlandıkları gece ortaya çıkan Kontes Olenska, kocasını terk ediş öyküsü, entelektüel ruhu, özgürlüğe düşkünlüğü ve herkesten farklı olan duruşuyla sosyetenin hayatını renklendiren bir figür haline gelir.

Melankolik bakışları ve ulaşılmaz tavırlarıyla Archer'ın yüreğine hançer gibi saplanan bu genç kadın, özlemini duyduğu duyguların karşılığını da bu genç adamda bulur. Peki, hiçbir şeyin gizli kalmadığı bir toplumda aşkı özgürce yaşama arzusu, iki âşık için mümkün olabilecek midir? 19. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli kadın yazarlarından Edith Wharton'ın Pulitzer Ödülü alan romanı Masumiyet Çağı, gizli bir aşk hikâyesini, toplum yargıları ile insan psikolojisinin kesiştiği bir çerçeveden ele alıyor.


                                                            Kozmokitap

8/29/2017

Anna Kan Giyinmiş Kız - Kendare Blake

Ağustos 29, 2017 2 Yorum
Anna Kan Giyinmis Kız - Kendare Blake


   Anna ilk çıktığı günden beri dikkatimi çeken ve okumak istediğim bir kitap oldu. Bazen inadım tutuyor ve kitap indirime girmeden almıyorum. Özellikle , ne kadar okumak istesem de bekliyorum. İşte Anna için de böyle oldu. Her gördüğümde kitabı elime alıp inceledim ve yerine koydum. Taa ki markete alışverişe gidesiye kadar. Tüm internet sitelerindeki indirimlerden daha ucuza marketten satın aldım. Marketlerin amacı kitapçıları öldürüp tekel olmak olabilir fakat bir okuyucu ve anne olarak bütçemi ve cebimi düşünmek zorundayım.

 Anna Kan Giyinmiş Kız'ın kapak görselini fena bulmamıştım. Fakat orjinal görseli görünce onu daha çok sevdim. Orjinal görsel kalsa daha güzel olurdu.

Anna  Kan Giyinmiş Kız


 

Cas babası gibi bir hayalet yok edicidir. Kendisine hayalet avcısı denilmesinden hoşlanmıyor. Babasının ölümünden sonra bu görevi o devralmış ve sürekli oradan oraya annesi ile dolaşarak hayaletleri öldürmektedir. Bir ölüyü öldürmek ne kadar ironik değil mi??? Hayaletleri bu dünyadan yolluyo fakat nereye gidiyorlar kendisi de bilmiyor.

  Bu arada Cas daha lise öğrencisi bir ergen. Anna isimli bir hayalet ile ilgili bir ihbar alır ve annesi ile birlikte o kasabaya taşınırlar. Bu arada annesi de bir cadı!!! Kötü bir cadı değil tabii....  Yeni okuluna başlayınca hayalet  hakkında araştırma yapmak için bazı çocuklarla yakınlaşır. Carmel çok güzeş bir kızdır . Onunla yakınlaşınca eski erkek arkadaşı kıskanır. Hayaletli eve Anna 'nın evine gittiklerinde ise olaylar ve hareket başlar...

  Anna daha önce yok ettiği hayaletler gibi değildir. Cas ona karşı farklı duygular beslemeye başlar..

   Hayaletler, hayalet avcısı, cadılar, telepati , voodoo .... Farklı öğeleri barındaıran hılz okunan bir kitap Anna  Kan Giyinmiş Kız . Öyle korkutucu , tüylerinizi diken diken eden edeğil okurken zevk aldığınız farklı bir kitap.

  Kitabı ben çok sevdim ve yakın zamanda devam kitabı olan Anna - Lanetli Kızın Hayaleti kitabını da alıp okumayı düşünüyorum.

Anna  Kan Giyinmiş Kız



Anna  Kan Giyinmiş Kız hakkında araştırma yaparken kitabın filminin de yapılacağını öğrendim. 2016 Mayıs haberlerine göre filmi yapılacaktı kitabın . Fakat internet taramasında yapıldı mı iptal mi edildi öğrenemedim. Umarım vazgeçmezler de harika bir film seyrederiz:)))






Anna  Kan Giyinmiş Kız - Kendare Blake
Kitabın Adı :Anna  Kan Giyinmiş Kız
Yazar :Kendare Blake
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : Anna Dressed in Blood
Çevirmen : Gülfem Çırak
Sayfa Sayısı :351


   Düşünceler zamanla bulanıklaşıp kaybolur ama gözler hiçbir şeyi unutmaz…
     Cas Lowood, ihbarlar üzerine hayaletlerin peşine düşerek onları yok eden bir hayalet avcısıdır. Yeni görevi ise, evine adım atan herkesi acımasızca öldüren hayalet Anna Korlov'u yakalamak ve ondan kurtulmaktır.
    Fakat Cas bu kez daha önce hiç rastlamadığı türden bir hayaletle karşı karşıyadır. Anna'nın içindeki, insanları öldürme isteğinin nedenini öğrendiğinde onun hayatına ve ölümüne dair sırlarla örülü gerçekleri de su yüzüne çıkarır.

 Yirmi beşten fazla dile çevrilen ve birçok ödül alan Kan Giyinmiş Kız sizleri doğaüstü fantastik kurgunun romantik öğelerle harmanlandığı sıra dışı bir hikâyeyle tanıştırıyor.


                                                            Kozmokitap

6/19/2017

Jane Eyre - Charlotte Bronte || Kitap Yorumu

Haziran 19, 2017 5 Yorum
kozmokitap


    Merhaba :) Her ayın 15 inde bir klasik eser okumaya karar verdik instagramda bir grup kitap sever olarak. Haziran ayı klasik romanı Charlotte Brontë'nin Jane Eyre'si idi.


   Klasik eserlere karşı genel anlamda bir ön yargı vardır. Uzun betimlemerle oluşan sıkıcı eserler olarak görünür ve çoğu okuyucu bu ön yargıyı kıramadığı için eline dahi almaz kitabı. Bu ön yargıda olanlar Jane Eyre'si okumadıkları için çok şey kaybederler.

kozmokitap

    Jane Eyre pembe romanlar kitabı akıcı , ilginç ve çok güzel bir kitap. Yazarın kalemine ve anlatımına bayıldım. Kitap kadınların özgürlüğüne ve haklarına sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul ediliyormuş. Kitabı okuduktan sonra hakkında araştırma yaparken öğrendim. O dönemlerde Avrupa'da kadınlara verilen değer az olduğu için yazarın kitabı ilk olarak bir erkek ismi ile bastırmıştır.
Jane Eyre küçük bir kızın genç bir kadın olasıya kadar başından geçenleri, yaşadıklarını aktarıyor bize.


     Kitabın en sevdiğim kısmı Jane'ın gözünden olayları görmemiz. Anne ve babasını çok küçükken kaybeden Jane dayısı ile yaşamaktadır. Dayısını da kaybeden Jane yengesi ile kalmaya devam eder. Dayısına , Jane' e kendi çocuğu gibi bakacağına söz veren yengesi bu sözünü hiçbir zaman tutmaz. İstenmeyen bir çocuk olduğunu Jane de fark eder ve herkesin sürekli yüzüne vurduğu gibi güzel bir çocukta değildir. Bu şartlar onu sağlam karakterli ve kendisine yeten bir insan yapacaktır. Sert ve zorlu bir yatılı okul sonrası mürebbiyesi olduğu zengin evde hem aşkı hem de ızdırabı tadacaktır Jane. ..

kozmokitap


     Kitabı okurken küçük Jane'ın yaşadıklarına çok üzüldüm . Lord ile olan bölümler ve bazı konuşmalardaki cilveli esaslar beni gülmekten öldürdü:))) Elimden bırakamadım pembe bir kitap oldu benim için Jane Eyre. Bazı bölümleri yazarın kendi hayatından ve çevresinden esinlenerek yazdığını bilmek kitabı sağa dikkatli okumamı sağladı.
Birkaç yıl önce filmini de seyretmiştim kitabın. Kitabı kadar olmasa da filmi de çok güzeldi. Hem kitap hem film tavsiyemdir ;))






Kitabın Adı :Jane Eyre
Yazar :Charlotte Bronte
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı : Jane Eyre
Çevirmen : Ceren Taştan
Sayfa Sayısı : 576


   Yayınlandığı ilk günden itibaren edebiyat dünyasına bir bomba gibi düşen Jane Eyre, çok geçmeden bütün okurların ve eleştirmenlerin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Kimsesiz bir çocuk olarak baskı altında geçen yılların ardından, kendi ayaklarının üzerinde durmayı başaran özgür ruhlu genç kadın, patronunun sakin ve gizemli doğası karşısında, yüreğine daha fazla söz geçiremeyerek yenik düşer. Ama her aşkın bir bedeli vardır ve herkes kendi payına düşeni ödemek zorundadır. Charlolte Bronte'nin tartışmasız herkes tarafından başyapıt olarak nitelenen bu ölümsüz eseri tutkulu romantizmi ve büyüleyici diliyle halen bütün zamanların en büyük aşk hikâyelerinden biri olma özelliğini koruyor.




                                                            Kozmokitap

1/05/2017

Gölge Kadın - Linda Howard || Kitap Yorumu

Ocak 05, 2017 0 Yorum
Kozmokitap

  Romantizm ve aksiyonu harmanlayan harika bir yazar Linda Howard.  Son okuduğum kitabı " Aşk Tuzağı " ile beklentimi tam karşılayamadı.  İsminden etkilendiğim ve okumayı çok istediğim "Gölge Kadın " ı indirimde görünce hemen kaptım :))) Söylemeliyim ki kitap harikaydı ve beklentimin çok üzerine çıktı.

  Lizzy belirli bir rutine yaşayan bir kadındır ve bir gün bile bu rutini bozmamıştır.  Adeta programlanmış bir robot gibidir.  Her şeyin bir sonu vardır.... Bir sabah uyanan Lizzy aynaya baktığında kendi yüzünü tanıyamaz. Aynadaki bir yabancının yüzüdür . Birden başlayan başağrısı ve bulantı -kusma ile işe de gidemez. Hastalığından dolayı böyle düşündüğüne inanmak ister. Fakat içinden bir ses gözetlendiğini, dinlediğini,  takip edildiğini fısıldamaktadır.  Bu durumu adlandıramaz Lizzy.  Aynada kendini incelerken estetik ameliyat izlerini bulana kadar....

 Lizzy'nin içinden fısıldayan ses çok haklıdır. İki farklı grup tarafından dinlenmekte ve izlenmektedir ki bu gruplardan birisi ona denek c demektedir....

Gerçekten ilginç,  temposu yüksek, heyecanı hiç azalmayan ve araya yine romantik sahnelerin serpiştirildiği bir kitap olmuş Gölge Kadın.   En çok sevdim , tavsiye ederim...



kozmokitap
Kitabın Adı : Gölge Kadın
Yazar : Linda Howard
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :Shadow Woman
Çevirmen :Özlem Gültekin
Sayfa Sayısı :432


Bazen yapılacak en zekice şey, mantıksız yolu seçmektir.

Bir sabah uyanıp aynadaki yüzün size ait olmadığını fark etseniz ne yapardınız? Ya da hayatınızın son üç yılından öncesini hiçbir şekilde hatırlamadığınızı anlasanız? Birdenbire peşinizde sizi öldürmek için takip eden silahlı adamlar belirse? Peki, hafızanın dehlizlerinde kaybolmuşken kendinizi amansız bir kaçışın ortasında bulsanız? Bu travmaların hepsini atlatmaya yetecek kadar tutkulu bir aşk, tehlikenin ve sırlarla dolu geçmişinizin tam ortasından çıkıp ruhunuzu kuşatsa?

Bütün bunları bir haftada yaşayan Lizzy, artık son üç yıldır tanıdığı o sakin kadın değildir. Zihnindeki gölgelerle amansız bir savaşa girmiş, eski hayatıyla hesaplaşmaya başlamıştır. Üstelik bu savaşın sonunda ortaya çıkacak gerçekler sadece kendi hayatında değil, ülke çapında da taşları yerinden oynatacak niteliktedir. Gölge Kadın sayfa sayfa tutku, heyecan ve bitmeyen bir merak duygusuyla, sırların karanlığından bugüne uzanan muhteşem bir aşk ve soluksuz macera vaat ediyor.



Yazarın bloğumda yer alan diğer kitapları :

Zamansız Fırtına 

Aşk Tuzağı

Kara Melek

Gözyaşlarımı Sildiğim Gün 

Yanlış Zaman Doğru İnsan 



                                                            Kozmokitap

12/17/2016

Affet Ama Unutma - Lisa Gardner || Kitap Yorumu

Aralık 17, 2016 6 Yorum
kozmokitap

 Bildiğim ise şu:
Acının bir tadı oluyor.
Umudun da öyle...
   Lisa Gardner çok sevdiğim ve dilimizde yayımlanmış tüm kitaplarını okudum. Her biri birbirinden ayrı heyecanlı ve sürükleyici olan kitaplar bağımlılık yarattı bende . Yazarın Tessa Leoni serisinin ikinci kitabı olan Affet ama Unutma'da yine dedektifimiz DD Waren'ın da ismi geçiyor fakat arka planda kalıyor kendisi.

    Libby ve Justin'in evlilik sorunları vardık ve bunları atlatabilmek için birlikte daha fazla vakit geçirmeye çalışırlar. Bir akşam yemekten evlerine döndüklerinde kötü bir sürpriz ile karşılaşırlar. Evlerinde yabancı adamlar vardır ve bu damalar Libby, Justin ve kızları Ashlyn'i kaçırırlar.....

    Justin'in sahip olduğu İnşaat şirketi patronları ve ailesinin kaçırılma olayını araştırması için Tessa Leoni'yi tutar. Güvenlik güçleri ile iş birliği içerisinde olan Tessa her bir ayrıntıyı dikkatlice incelemektedir. Fakat bu iş tahminlerinden daha karışıktır ve olayın her detayında geçmişi karşısına çıkmaktadır.

  Yazar yine sürükleyici ve farklı bir kitap yaratmayı başarmış. Bir taraftan yapılan araştırmaları okurken diğer taraftan kaçırılan aile ve kaçıranların davranışlarını okuyoruz. Son sayfalara kadar heyecan hiç hız kesmiyor ve yazar bizi ters köşe yaparak kandırmayı başarıyor.

   Bildiğimiz kaçırılma, fidye ya da cinayet , intikam olaylarından farklı olarak kitap bize en ince ayrıntısına kadar planlanmış şeytani planı okuyoruz sayfaların arasında. Mükemmel görüntüsü veren fakat aslında birbirinden kopuk bir aile. En yakınımızdaki insanları aslında ne kadar tanıyoruz? Sırlar ve güvensizlik aslında çöküş sürecini hızlandırır. Ve bir de dip not : Aşkın gözünüzü kör etmesine izin vermeyin:)))

Polisiye- gerilim kategorisinde çok sevdiğim yazarın yine başarılı bir kitabını okudum. Yazarı daha önce okumadıysanız şans verin derim:))





Affet Ama  Unutma - Lisa Gardner
Kitabın Adı :Affet Ama Unutma
Yazar :Lisa Gardner
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :Touch and Go
Çevirmen : Cumhur Mısırlıoğlu / Derya Engin
Sayfa Sayısı :512


               Acının bir tadı vardır. Önemli olan, tadının size nasıl geldiğidir.
Mutluluklarına herkesin gıpta ettiği varlıklı ve saygın bir aile…
Kusursuz ve sorunsuz devam eden görkemli bir hayat…
Ta ki, ailenin tamamı kimliği belirsiz kişilerce, arkalarında iz bırakmadan kaçırılıncaya dek.
                               Bildiğim tek şey ise, acının en kötüsünü henüz tatmadığımız.
Özel Dedektif Tessa Leoni en karanlık sırların, en güzel maskelerin arkasına saklandığını mesleği gereği kendine sık sık hatırlatmaktadır. Denbe ailesinin kaçırılma vakasında da bu gerçekten yola çıkar. Dışarıdan bakıldığında mükemmel ve zararsız gibi görünen bu insanları kimin kaçırdığını öğrenmeye çalışırken, basit bir fidye olayından çok daha fazlası olduğunu ve Denbe'lerin zannettiği kadar kusursuz olmadıklarını anladığında işin rengi değişir. Araştırmalarını derinleştirdikçe de olayın içyüzünün tahmin edemeyeceği kadar akıl almaz sırlara dayandığını fark eder.
    Diğer yandan, zaman aleyhine işlerken aile üyelerinin hayatta olup olmadıklarından emin olması ve onları bir an önce bulması gerekmektedir. Bunu çok geç olmadan başarabilirse tabii…


                                                            Kozmokitap

12/09/2016

Ateşin Şarkısı - Tess Gerritsen || Kitap Yorumu

Aralık 09, 2016 6 Yorum
kozmokitap

     Ah Tess Ah!.... Bayılıyorum bu kadının kalemine, hayal gücüne, anlatım tarzına!... Kitaba başladığım zaman elimden bırakamıyorum. Yarım günde bitiyor kitap... Bittikten sonra da bir pişmanlık... Neden daha yavaş , sindire sindire okumadım diye. Olmuyor işte , kitabı aldığım zaman elimden bırakamıyorum.

   Cerrah ile tanıştım Tess'in kalemi ile. En sevdiğim seri kitaplar arasına girdi Rizzoli - Isles serisi. Bu seri haricinde farklı kitaplar yazsa da yazar, benim favori kitapları hep seriye aitti.

    Ateşin Şarkısı da seriye ait bir kitap değil. Buna rağmen seri dışı diye kategorize ettiğim kitapların içerisinde en çok sevdiğim kitap oldu.

   Kitapta yine gerilim ve aksiyon var. Son ana kadar gerilimin dozu düşmüyor ve açıkça söylemeliyim ki tahminlerimden farklı çıktı sonuç.

kozmokitap


   Kitapta iki farklı olay anlatılıyor ve ikisi de birbirleri ile bağlantılı. Birisi günümüz de geçerken diğer olay da nazi yahudi katliamı zamanında geçiyor.

   Julia bir keman sanatçısıdır. Konser için gitti Roma'da bir antikacıdan çingene şarkılarını içeren bir kitap alır. Bu kitabın içinden bir kağıda yazılmış notalar düşer. Daha önce duymadığı bir valsin notaları vardır kağıtta.

   Evine döndüğü zaman bu notaları çalmaya başlayınca tuhaf olaylar gelir başına Julia'nın . Bu notaların kızını değiştirdiğine inanır. Ailesi ise onun bir psikiyatriste görünmesini istemektedir. Bu olayların notalar ile bağlantılı olduğunu düşünen Julia, besteciyi araştırmaya başlar.....

kozmokitap


    Kitapta anlatılan diğer olay da bu besteci Lorenzo'nun hayatıdır. İtalya'da yaşayan Lorenzo, yahudi kampları, onlara yardım etmek isteyen insanlar....

    Kitabı okurken aklıma bir sürü paranormal olay aklıma gelse de yazar yine beni şaşırtmayı başardı. Aslında kitaba kendimi kaptırmasam  tahmin edebilir miydim diye düşünüyorum da, hayır sanırım edemezdim.....

   Kalemine sağlık Tess:))) Kitabı çok sevdim. En kısa sürede yeni Rizzoli- Isles serisinden bir kitap yazmasını istiyorum artık, özledim seriyi....






Kozmokitap
Kitabın Adı :Ateşin Şarkısı
Yazar : Tess Gerritsen
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :
Çevirmen :Cumhur Mısırlıoğlu
Sayfa Sayısı :304


"Ona baktığınızda ne görüyorsunuz?" "Kızım o benim. Tabii ki her açıdan mükemmel olduğunu düşünüyorum. Fakat"... "Fakat?" Artık ondan korkuyorum.

Üç yaşındaki kızının saldırısına uğradığında Julia'nın hissettiği tam da budur. Genç kadın, dünyalar tatlısı kızı Lily'ye ne olduğunu anlayamaz, ama onu bu hale neyin getirdiğini biliyordur. Ya da bildiğini sanıyordur.

"Her şey o zaman değişti işte. Kâbus o zaman başladı. Incendio'yu ilk çaldığım zaman. Bu müzikle ilgili bir şey hayatımıza bulaştı ve kızımı, her gördüğümde kanımı donduran birine dönüştürdü."

Julia, bir antikacıda bulduğu Incendio adlı bestenin, kızı üzerindeki ürkütücü etkisinin sırrını çözmek zorundadır. Bu uğurda yalnızlığı göze alıp, yabancı bir şehrin karanlık geçmişine uzanan sokaklarında kaybolsa bile.


                                                            Kozmokitap

11/15/2016

Aşk Tuzağı - Linda Howard || Kitap Yorumu

Kasım 15, 2016 2 Yorum
kozmokitap


  Blogumu açtıktan sonra fark ettim ki ne kadar çok sevdiğim yazar var. Aklına yeni mi geldi diye sorabilirsiniz? Daha önce bu konu üzerine hiç düşünmemiştim diyebilirim. Kendimi bildim bileli kitapları çok sevmişimdir. İlkokulda kitap okurken benim için önemli olan kitabın kendisi idi. Yazarlarına pek dikkat etmezdim. Yazarlara ortaokulda dikkat etmeye başladım ki bu biraz da dönem ödevlerinin etkisi ileydi.

   Yiyecekler nasıl farklı tat ve aromalara sahipse kitaplar da o şekilde bana göre. Tek bir tür ya da tek bir yazar değil farklı türler ve farklı yazarlar seviyorum. Çünkü hepsinin verdiği tat ayrı. Linda Howard da geç keşfettiğim fakat müdavimi olduğum yazarlardan . Sevdiğim polisiye romantizm ile harmanlanıyor. Bu harmana yazarın hayal gücü da karışınca ortaya çok güzel eserler çıkıyor.

   Yazarın Gözyaşlarımı Sildiğim Gün ve Kara Melek kitaplarını okudum ve ikisi de harikaydı bana göre.  Aşk Tuzağı bu iki kitabın  bir iki adım gerisinden gelse de yine de çok sevdim kitabı.

kozmokitap


    Düğün organizasyonu işinde annesi ile birlikte çalışan Jaclyn tesadüf sonucu Polis dedektifi Eric ile tanışır . İlk andan itibaren ikili arasında bir elektrik oluşur. İkinci karşılaşmalarından sonra samimilik düzeyleri artar ikilinin. Kendilerini tek gecelik diye kandırmaya çalışsalar da bizi kandıramazlar :))) İkilinin düşüncelerinde gelgitler devam ederken Jaclyn'nin müşterisi öldürülünce işler biraz karışır. Jaclyn şüpheli , Eric de olayı araştıran dedektif olunca ikilinin arasındaki gerilim de artar.

Romantizm ile harmanlanmış polisiyeyi sevdim. Eric ve Jaclyn'nin karşılaşmaları ve diyalogları komikti. Fakat düğün organizasyon bölümleri biraz fazla uzatılmış geldi bana. Müşterileri ile ilgili bölümler biraz kısaltılsa kitap daha eğlenceli olabilirdi.))


kozmokitap
Kitabın Adı :Aşk Tuzağı
Yazar :Linda Howard
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :Veil of Night
Çevirmen : Nilgün Birgül
Sayfa Sayısı :392


Bütün aşklar imkânsız mıdır? Denemeden bilemezsiniz.

New York Times Bestseller yazarı Linda Howard, aşkın ve gerilimin köşe kapmaca oynadığı bu çok satan romanında sizi, en ince ayrıntısına kadar düşünülüp planlanmış kusursuz bir düğün törenine davet ediyor. Ancak bu törende damat ve gelin karşılıklı sözler veremeyecek, birbirlerine yüzüklerini takamayacak, masum bir öpücüğün tadına varamayacak ve gelin bu özel günün ışıltısını yüreğinde hissedemeyecek; çünkü acımasız bir katil, gelini öldürmek için sinsice vaktinin gelmesini beklemektedir.

Gelinle yaşadığı sorunlar yüzünden bir numaralı şüpheli durumuna düşen düğün organizatörü Jaclyn ile olayı soruşturmakla görevlendirilen Dedektif Eric Wilder'ın yolları cinayetin hemen öncesinde kesişmiş, birlikte tutkulu saatler geçirmişlerdir. Ama oyun değişmiştir artık. Geçmişteki kötü deneyimleri yüzünden kalbini yeni maceralara kapatan Jaclyn'le Dedektif Wilder arasındaki ilişki yavaş yavaş aşka dönüşürken soğukkanlı katil de adım adım yeni hedefine doğru yaklaşmaktadır.



Yazarın bloğumda yer alan diğer kitapları :

Gölge Kadın 

Zamansız Fırtına 

Kara Melek

Gözyaşlarımı Sildiğim Gün 

Yanlış Zaman Doğru İnsan 


                                                            Kozmokitap

9/05/2016

Hiç Kimse Sıradan Değildir - Markus Zusak || Kitap Yorumu

Eylül 05, 2016 7 Yorum

Hiç Kimse Sıradan Değildir - Markus Zusak


   "Sen sıradanlığın en mükemmel örneğiydin, Ed. Ve senin gibi biri bütün o insanlar için kalkıp o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir.''

    Birgün posta kutunuzda bir iskambil kağıdı bulsanız ve üzerinde sadece üç adres yazsa ne yapardınız? Yırtıp çöpe mi atardınız yoksa o adresleri merak eder,  araştırır mıydınız?

   Kitap Hırsızı ile gönlümde taht kuran Markus Zusak'ın bu kitabı uzun süredir kitaplığımda olmasına rağmen yeni okuyabildim. - Kitap Hırsızı yorumumu buradan okuyabilirsiniz. - Kitap Hırsızı ile tamamen farklı kategoride yer alan kitap yazarın yazmadaki ustalığını ve sihrini  bir kere daha gözler önüne seriyor. Kitaptan aldığım keyif yazarın kabiliyetlerinin yanında çevirinin de kalitesi ve başarısı sayesinde.

    Kitabı okumaya başladığımda posta kutusundan kart çıkıp kimden olduğu bilinmediğimde aklıma Sofi'nin Dünyası gelmişti. Onda felsefi sorular ve notlar varken burada iskambil asları var. Fakat bu durum bende yine de bir çağrışım yaptı.

   Hiç Kimse Sıradan Değildir farklı , merak uyandırıcı ve sürükleyici bir kitap. Aslar ile gelen mesajların kim tarafından gönderilmesinin yanı sıra , bu ismi yazılı kimseler kim ve hepsinden de önemlisi neden Ed gibi sorular aklımı kurcaladı.

Hiç Kimse Sıradan Değildir - Markus Zusak


   Konuya gelecek olursam Ed 19 yaşında bir taksi şoförü. Büyüdüğü kasabadan ayrılamamış, roman okumayı çok seven , annesine göre bir baltaya sap olamamış , yakın bir arkadaş grubuna sahip sıradan birisi. Arkadaşları ile bankaya gittikleri sırada banka soyulur, daha doğrusu soyma girişiminde bulunulur. Soyguncu ayrı bir tip bizimkiler ayrı. Bu kısımlar komikti gerçekten. Neyse bir şekilde soyguncunun yakalanmasını sağlayan Ed bir anda gazetelerde kendisini bulur. Bu olayın üzerinden bir süre geçtikten sonra da posta kutusundan bir iskambil kağıdı çıkar ve üzerinde üç adres ve zamanlar vardır. Başta şaka zanneden Ed göndereni bulamayınca merak eder ve bu adresleri araştırır. Bu araştırma ile de Ed'i ve bizi büyük bir merak ve heyecan sarar. İskambil kağıtlarında dört as ve her asta da üç görev vardır Ed için. Bu görevi kim veriyor ya da bu görevleri yapmaz ise ne olur onlar da kitabı okuyunca öğrenirsiniz:)) Ben hepsini yazmayayım.

    Kitap farklı karakterlerin bir araya gelmesi ile oluşmuş. Her karakterin kişilik özellikleri ve verdikleri tepkiler de incelikle oluşturulmuş. Burada bana eleştirecek bir konu çıkmıyor. Kitabın kapağını da çok beğendim. Yalnız ilk bakışta kitabın isminin Hiç olduğu zannediliyor ki ben de ilk başta öyle zannetmiştim :)))

   Kısa ve net olarak ifade edersem ben kitabı çok beğendim ve tavsiye ederim...





Kitabın Adı :Hiç Kimse Sıradan Değildir
Yazar :Markus Zusak
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı :I Am The Messenger
Çevirmen : Selim Yeniçeri
Sayfa Sayısı :463


"Neden ben?" diye sordum Tanrı'ya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...
Hiç Kimse Sıradan Değildir.
 -Markus Zusak-

 "19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? "Hiç" oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için. Peki o halde, oyuna hazırım!"

        Dilde sadeliği kullanma yeteneğini başarılı bir şekilde ortaya koyan Markus Zusak, Hiç Kimse Sıradan Değildir adlı eğlenceli olduğu kadar düşündüren romanıyla, herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini en sıradan insanlar üzerinden göstererek zekâsını gözler önüne seriyor.



                                                            Kozmokitap

6/14/2016

Kuğu - Gudbergur Bergsson || Kitap Yorum

Haziran 14, 2016 2 Yorum
Kuğu - Gudbergur Bergsson

   İnstagramda yaptığım takastan aldım Kuğu'yu . Kitabın resmini görür görmez ba-yıl-dımm. Kapak dizaynı bana göre harika olmuş. Kitabın bir  de İskandinav Edebiyat Ödülü aldığını öğrenince tamam , bu kitabı okumalıyım dedim.

  İsimsiz karakterler kitaptakiler. Kız , anne, baba, çiftçi, karısı, ırgat, çiftçinin kızı...  Dükkanlardan mal aşırdığı için ceza olarak köydeki bir çiftliğe gönderilir kız. Tamamen başka bir ortamda yabancılarla baş başa kalır kız... Bu yeni dünyadaki farklılıkları gözlemlerken hayal gücüne dizgin vuramaz. Gerçek ile hayali iç içe girer. Belki de gerçeklerden kaçışın en kolay yoludur hayal alemine dalmak. Zaten çocuklar için hayal kurmak ve bu hayallerin derinliğini arttırmak hiç de zor değildir. Çiftliği , oradaki yaşamı ve oradaki işlere yardımcı olmayı öğrenir kız.

"Yine de, televizyon kapalı olduğunda kitap okumayı düşünebilirdi, ama basılı ortamda öykünün gelişmesi o kadar uzun sürüyordu ki, zihnini hızla dolduran bereketli malzemeye boyun eğmek zorunda kalıyordu. Öyküyü aceleye ve sözcükleri geçiştirerek keyifli hale getirmeyi denediğinde olayın bütünlüğü bozuluyor ve anlaşılmaz oluyordu; yine de en eğlenceli kısmı buydu. Eğer zihni kurgunun ötesine doğru uçuşa geçmişse, sayısız sözcük ve sıkıcı cümleler arasından büyük çabalar sonucu ulaştığı final, hayal ettiğinden daha da basmakalıp oluyordu.”

   Çiftlikte çalışmaya gelen bir de ırgat vardır. Bu ırgat ki beni sinir etti. Dokuz yaşında , ailesinden  uzağa  gönderilmiş ve ilgiye muhtaç küçük bir kız çocuğunu taciz etmekten çekinmez. Bu nasıl bir akıldır öyle. Çocuk -adı üstünde çocuk- kendisine yapılan tacizi , içeriğini fark etmez. Irgatın söylediklerine inanır.


    Kitapta kısaca kızın köy hayatında yaşadıkları ve kurduğu hayaller anlatılıyor. Bana kitap hakkındaki fikrimi sorarsanız sevemedim!... Demek ki bir kitabın kapağına aşık olmak, kitabın ödüllü olması ve arka kapak yazısını sevmeniz kitabı sevmek için yeterli olmuyormuş.....







Kuğu - Gudbergur Bergsson

Kitabın Adı :Kuğu
Yazar :Gudbergur Bergsson
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : The Swan
Çevirmen : Nilgün Birgül
Sayfa Sayısı : 207


   "Evren ona doğru süzülüyordu. Hava, onu kendi isteği dışında toprağa doğru bastırıyordu. Bitkin halde otların üstünde uzanırken, zihninde toprağın onu nasıl kucakladığını canlandırdı ve insanın her şeyi kendi isteğiyle yaptığını hissetti. Kendinizden daha iyi ve gerçek bir dostunuz yoktur."

    Hırsızlık yaptığı için cezalandırılarak ailesi tarafından başkentten bir balıkçı kasabasına gönderilen dokuz yaşındaki bir kızın öyküsüdür Kuğu. Yaz boyunca kalacağı kasabanın mesafeli insanları arasında hayallerine sığınan küçük kız, hiç hissetmediği duyguları keşfetmeye başlar. Çirkin ile güzelin, komedi ile dramın, huzur ile gerilimin iç içe olduğu bu dünyada kendini doğanın büyüsüne teslim eden kızın yolculuğunu okurken, özgürlüğün heyecan verici sesiyle buluşacaksınız.




                                                            Kozmokitap

5/04/2016

Yörünge - Tess Gerritsen || Kitap Yorumu

Mayıs 04, 2016 4 Yorum
Kozmokitap

   Tess Gerritsen'in kitaplarını ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Yayınlanan kitapları arasında okumadığım iki kitabı kalmıştı yazarın. Birisi Yörünge diğeri de Mefisto Kulübü. Yörünge 'yi hiç bir yerde bulamadım. Çünkü farklı bir yayınevi tarafından yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılında basılmış ve yeni baskısı yoktu. Martı Yayınları da 2015  yılında  basınca bu kitabı edinmeliyim demiştim. Kitabı benim almama fırsat kalmadan bu yazarı ne kadar sevdiğimi bildiğimden kızım alıp bana hediye etti:)) Mefisto Kulübü'ne gelir isek kitabın yeni basımındaki kapak görselini hiç sevmedim ve kütüphanemde bu görselde bir kitap olmasını istemiyorum. Eski basım bulabilirsem o zaman kitabı alacağım.

   Yörünge'yi okumaya başladığımda büyük bir araştırma sonucu ortaya çıkan bir kitap olduğu anlaşılıyor. Yazar teknik konuları , uzay istasyonunu ve astronotların davranışlarını gayet başarılı bir şekilde betimlemiş.

    Kitap bir denizaltı çalışması ile başlıyor. Açıkçası ben   denizaltı araştırmasını okumaya başlayınca bu kitap uzay ile alakalı değil miydi? ben mi yanlış hatırlıyorum diye düşündüm. Bölümler ilerledikçe bu bölümün de niye yer aldığını anlıyoruz.

   Emma uzay çalışmalarına katılabilmek için eğitim alan bir doktordur. Uzay istasyonunda farklı deneyler yapılmaktadır. Burada görev alan bir astronotun karısı trafik kazasında ölünce onun yerine henüz çalışmaları tamamlanmamış olsa da Emma gönderilir. Uzayda deneyler yapılırken fareler ile ilgilenen Kenichi fare tarafından ısırılır. Bu olayın sonrasında da fareler hastalanıp ölmeye başlarlar. Kenichi de bir sabah hasta olarak uyanır. Emma tam olarak nesi olduğunu anlayamaz . Kalp problemi olabileceğini düşünür. Kenichi'nin durumu ağırlaşınca Dünya'dan bir kurtarma mekiği gönderilir Kenchi'yi almak için. Fakat Kenichi dayanamaz ve ölür. Bu olaylar sonra büyük bir karabasan uzay istasyonunu sarar. Henüz başlarına ne geleceğinden ya da düşmanlarından habersizdirler. Emma uzayda mücadele ederken Dünya'da eşi JAck onun için mücadele eder.

   Okumaya başladığınızda elinizden bırakamayacağınız bir gerilim yazmış Tess. Bu kadın hiç bir kitabında beni hayal kırıklığına uğratmadı. Kitapta sadece biyolojik gerilim değil aynı zamanda duygusallık  ve aşk da var. Bazen çok basit olaylar yüzünden bizim için aslında neyin önemli olduğunu kaçırdığımızı görüyoruz. Ve  bazen de bizim için değerli olanı ancak kaybetmeye yakın olduğumuz zaman daha iyi anlıyoruz. Kitapta da bu durum çok iyi anlatılmış. Kalemine sağlık Tess!...

    Kesinlikle tavsiye edilir....




Yörünge - Tess Gerritsen

Kitabın Adı : Yörünge
Yazar : Tess Gerritsen
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : Gravity
Çevirmen : Cumhur Mısırlıoğlu
Sayfa Sayısı : 512

       Bu öyküde kötü adamlar yok, sadece kahramanlar var.
    Kozmik tozlar, uzayın soğuk, karanlık yerlerinden gelen ele avuca sığmayan gezginler, yaklaşan biyolojik tehlikenin heyecanına karışan duygusal ilişkiler ve küçük, güzel mavi küreden çok uzakta başlayan bir gerilim… Tess Geritsen bu kez bambaşka bir yörüngede yazıyor.
    Dr. Emma Watson, mesleğinde hızla yükselmiş bir araştırmacıdır ve nihayet uzun zamandır düşlediği bir deney üzerinde çalışma fırsatını yakalamıştır. Bu deney için yapacağı uzay yolculuğu artık bitmek üzere olan evliliğinden daha önemlidir. Yerçekimsiz ortamın farklı canlı türleri üzerindeki etkilerini incelemek için Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderilir. Ne var ki birtakım aksaklıklar olur ve işlerin kontrolden çıkmasıyla deney son derece tehlikeli bir biyolojik savaşa dönüşür. Emma'yı hem büyülü uzay yolculuğunda hem de dünyada zorlu bir mücadele beklemektedir.

Blogumda yer alan diğer Tess Gerritsen Kitapları:

 Sessiz Kız 
Sona Kalan 
Gece Yarısından Sonra 
Hasat 
Karanlığın Ayak İzleri
Diriliş 



                                                            Kozmokitap

3/17/2016

Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson

Mart 17, 2016 3 Yorum
Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson

 Rüyaların gizemi uzun yıllardır bilim adamları tarafından çözülmeye çalışılmakta. Sırf bilim adamları değil sabah uyanıp da gördüğü rüyayı düşünmeyen , acaba bir anlamı var mı diye düşünmeyen yoktur sanırım. Bazen yaşadığımız bir olayın izlerini rüyalarımızda görürken bazen de hiç tanımadığımız bir ortamda , hiç tanımadığımız insanlarla görürüz kendimizi. Bu, çok ilgi çeken konuda bir kitap yazılınca da hem keyifle okunuyor hem de çok ilgi çekiyor.

   Yazarın ilk kitabı olan Tozlu Rüyalar Kitapçısı'nı keyifle okudum. İlk kitap olmasından dolayı bazı eksiklikleri olsa da ilginç konusu beni kitaba bağladı.

   Kitabı okumaya başladığımda aklıma ilk önce yıllar önce seyrettiğim, Demi Moore'un başrollerinde oynadığı Tutku Yolculuğu (Passion of Mind) filmi geldi. Filmde birbirlerini rüyalarında gören iki kadını ve her birinin diğerini hayal zannetmesi anlatılıyor. Bu filmden mi ilham alındı diye düşünmedim desem yalan olur. Kitabı okumaya başladıkça sadece rüya kısmı dışında çok benzerlik olmadığını fark ettim.

  Kitty otuz sekiz yaşında bekar bir bayandır. Arkadaşı ile birlikte bir kitapçı dükkanı işletmektedirler. Bir gece rüyasında kendisini yakışıklı bir adamla evli ve çocukları olan bir kadın olarak görür. Bu bir seferlik bir rüya değildir. Rüyalarında bu aileyi görmeye devam eder ve kafası karışmaya başlar. Bu noktada Wang ve kelebek geldi aklıma. "Wang, rüyasında bir kelebek olduğunu görmüştü. Çimenlerde, çiçeklerin üzerinde oturuyordu. Bir yerden başka bir yere uçup duruyordu. Sonra uyandı. Kendisinin, rüyasında kelebek olduğunu gören Wang mı; yoksa rüyasında Wang olduğunu gören bir kelebek mi olduğunu artık bilemiyordu.” Kitty mi Katharyn mi? Hangisi gerçek!...

   Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak bir kitap Tozlu Rüyalar Kitapçısı. Zevkle okudum ve sevdim kitabı. Yazara yazım hayatında bol şans diliyorum.

Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson
Kitabın Adı :Tozlu Rüyalar Kitapçısı
Yazar : Cynthia Swanson
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı : The Bookseller
Çevirmen : Esra Yüksel
Sayfa Sayısı : 432

                          Beni rüyalar âleminde bırakma. Keşkelerin                           yanılsamasından beni çekip al. Buna hemen bir                                                         son ver. Beni hemen gerçeğe kavuştur ki sevmeyi                           tekrar öğrenebileyim… 
    Otuz sekiz yaşındaki Kitty Miller küçük bir dairede kedisiyle yaşamaktadır. Liseden beri en yakın arkadaşı olan Frieda'yla birlikte küçük bir kitabevi işleten Kitty'nin ailesi, arkadaşı ve kitabevi arasında geçen sıradan yaşamı bir gün başka bir yerde uyandığını fark etmesiyle allak bullak olur.
    Daha önce hiç görmediği bu ev, onun evidir yine de. Başka bir dünyada, başka bir aileyle ve arkadaşlarla farklı bir yaşam… Hangi dünyanın gerçek, hangisinin rüya olduğunu bir türlü anlayamaz. Genç kadının gerçek hayatıyla hayali yaşamını sorgulaması arasında geçen bir süreç başlar. Bu iki dünya arasında bocalarken de travmalarıyla, acılarıyla ve geçmişiyle yüzleşmesi gerekir. Peki ya gerçeklerle yüzleşecek cesareti yoksa? 



                                                            Kozmokitap

2/12/2016

Havva - Ted Dekker

Şubat 12, 2016 0 Yorum

Havva - Ted Dekker

  Ted Dekker yıllardır en sevdiğim yazarlardan bir tanesi. Oyun isimli kitabı ile tanıştım yazar ile . O günden bu güne bulduğum tüm kitaplarını okumaya çalıştım. Yazarın en son fantastik türünde yazdığı Faniler üçlemesi kitabını okudum. Her ne kadar bu tür bir kitabı da alnının akı ile yazdı ve başarılı sayılsa da gerilim türü kitaplarını daha çok seviyorum. İçerisine kattığı gizem ve adrenalin gerçekten müthiş!... Yazarın okuduğum son gerilim kitapları Kemik Adamın Kızları ve Gelin Koleksiyoncusu kitapları beni tatmin etmemişti. Yazarın kapasitesine göre fazla basit buldum ben bu kitapları. Uzun soluklu etkisinden kurtulamayacak bir kitap değil de çerezlik kategorisinde kitaplar olarak görüyorum ben bu kitapları. Havva'yı okuduktan sonra ise " vay be" dedim " İşte benim tanıdığım Ted Dekker bu" . Tam kendisine yakışır ve ondan beklentimi karşılayan bir kitap olmuş....

  Kitabı okumayı düşünenler varsa baştan uyarayım: Gece vakti , yalnızken kitabı okumayın . Tüyleriniz diken diken olabilir ve korkabilirsiniz. Hele de yalnız yaşıyorsanız gece kuytu köşelerde sizi neler beklediğinden emin olamazsınız!....

  Kitabın kapağı karanlık , belli belirsiz bir erkek yüzü görüyoruz . Bir gerilim kitabı için fena değil , fakat yazıların belli bir süre sonra silinmesini sevmiyorum. Daha kalıcı bir basım olabilirdi. Aynı şekilde kitabın içerisinde de yazım hataları var. Lütfen daha dikkatli olun bir kitabı hazırlarken . Okuyucunun konsantrasyonunu mahvediyor bu tür hatalar.

Kitapta iki farklı bölüm paralel  olarak ilerliyor. Birinci bölümde bir gazetecinin Havva adı ile anılan Alex Pricfe'nın öyküsünü gazetede yayınlanan bölümlerinden oluşuyor. Diğer kısımda ise bir seri katili yakalama çabalarını anlatıyor. Biz ise hem yakalama çabalarını hem de yakalanmak istenen seri katilin trajedik öyküsünü okuyoruz. Aynı anda iki farklı pencere. Çocukken kaçırılan iki kardeş ve hayatın onlardan aldıkları ve ruhlarına işleyen acılar... Diğer tarafta seri katili yakalamak onun için bir saplantıya dönüşmüş, bu saplantısı yüzünden evliliği bile sonlanmış bir profil uzmanı.... Aslında hiçbir olayın göründüğü gibi olmadığını okudukça fark ediyoruz. Olaya yoksa doğa üstü güçler de mi karışıyor.... Kaçırılma, bağlılık, acı, cinayet, kovalamaca, şeytan çıkarma ayini... Okumaya başlayınca bitirmeden elinizden bırakamayacağınız gerilim dolu bir kitap Havva. Gerilim tutkunları kaçırmayın bu kitabı!...


Havva - Ted Dekker


Kitabın Adı :Havva
Yazar :Ted Dekker
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : Adam
Çevirmen : Aysun Babacan
Sayfa Sayısı : 418

  New York Times'ın en iyi satan yazarlar listesindeki Ted Dekker bu sürükleyici romanında, kurbanlarını bilinmeyen nedenlerle öldüren bir seri katili ve onu yakalamayı takıntı haline getirmiş bir psikoloğu anlatıyor.
   FBI davranış uzmanı Daniel Clark dinin toplumun en büyük düşmanı olduğu konusunda yaptığı açıklamalarla ünlü olmuştur. Daniel'ın bilmediği şey, Havva olarak tanınan seri katilin peşinden gitme konusundaki takıntısının onun elinden ölüme gideceği gerçeğidir. Daniel öldükten yirmi dakika sonra tekrar hayata döndüğünde, yaşamındaki bu eksik yirmi dakika yakasını bırakmayacaktır artık.   Kısa süre sonra Havva'yı durdurmanın tek yolunun bu yirmi dakikayı geri almak olduğunu öğrenecektir. Bunun için tekrar ölmesi gerekmektedir ama hem kendi hem de Havva hakkındaki gerçekleri öğrenmek için kaç kez ölecektir?
  Daniel, Havva'yı durdurmak için din konusundaki önyargıları ve modern dünyadaki şeytan takıntılarıyla yüzleşmek zorundadır.





                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.