7/31/2018

Tanrısal Güzelliğin Simgesi Dorian Dray'in Portresi

Temmuz 31, 2018 4 Yorum
Dorian Gray'in Portresi

   Hep aynı tür kitaplar okumaktansa farklı tür kitaplar okumayı tercih ediyorum. Farklı kitaplar okumak farklı düşünce yapılarını anlamamızı sağladığı kadar kendi düşünce yapımızla aradaki farkları ortaya çıkarıyor ve bazen de kendimizi geliştirmemize olanak sağlıyor. Dorian Gray'in Portresi de farklı kitaplardan bir tanesi.

   1854 yılında Dublin'de doğan Oscar Wilde roman, öykü ve oyun yazarı , şair ve eleştirmendir. Cerrah bir baba ve gazeteci bir annenin çocuğudur. Estesizm ve sosyalizm hayatı boyunca etkilendiği başlıca akımlardır.

   İlk kez Lippincott's Monthly Magazine editörü tarafından görevlendirilen Oscar Wilde bir peri masalı olan " The Fisherman and His Soul " - Balıkçı ve Ruhu - nu kaleme almış fakat bu yazı geri çevrilmiştir. Nisan 1890 da " Dorian Gray'in Portresi" ni tamamlayan yazar Lippincott'un editörüne teslim etmiştir. Editör şu anki haliyle masum bir kadının bir istisna yapacağı bir dizi şey olduğunu belirtir. Bu hafif bir eleştiri olmuştur daha sonra yapılacaklara göre.

   20 Nisan 1890 da 13 fasikül olarak basılan kitap bazı İngiliz eleştirmenler tarafından ahlaksızlık kitabı olarak nitelendirildi. Bu durum o kadar tartışmalı bir hal aldı ki kitap toplatıldı Lippincott tarafından. Bu eleştirilen kitap aslında Wilde'nin haberi olmadan içinden 500 kelimenin çıkarıldığı baskısıydı. Bu olaylardan sonra yazar bazı bazı pasajlar kesti , bazı bölümleri genişletti ve " sanat için sanat " savunmasını içeren bir ön söz ekledi . Kitabın bu yeni hali 1891 nisanda Ward Lock & Co tarafından basıldı. Günümüzde kitabın bu baskısını okuyoruz.  ( Kaynak : The Guardian )



  Oscar Wilde'nin ilk ve tek romanıdır Dorian Gray'in Portresi . Bu onu daha da özel bir hale getirmektedir. Eşcinsel olduğunu saklamayan yazar dönemin en önemli ahlak meselesi olarak dava edildi ve hapse mahkum edildi. Bu yıllardan sonra eskiden yaşadığı hayatın aksine yazar Paris'te sefalet içinde ölmüştür.

    Kitabın isminde Dorian Gray'den bahsedilse de kitapta tek başına ana karakter değildir. Kitapta üç ana karakterden bahsedilebilir. Dorian Gray , onun tablosunu yapan ressam Basil Hallward  ve Lord Henry.

   Dorian Gray ile tablosu yapılırken tanışıyoruz. Gençliğinin baharında olan genç çok yakışıklı ve tanrısal bir güzelliğe sahiptir. İlk başlarda güzelliğinden habersiz gibi bir imaj çizse de konuşmalardan onun her şeyin farkında olduğunu ve kibir dolu bir yapıya sahip olduğunu anlıyoruz.

   Basil Hallward 'a göre ise en güzel resmi Dorian Gray'in Portresi'dir. Bu tablodan sonra resim yeteneği de daha özel hale gelmiştir. Dorian onun ilham kaynağıdır. Ona karşı büyük bir hayranlık ve büyük bir aşk duymaktadır. Onu diğer bütün gözlerden saklamak istemektedir.

  Lord Henry ... Şahsına münhasır birisidir Lord Henry. Düşünmeden aklına geldiği gibi konuşan ve kendi fikrini doğru olmasa bile karşısındakine empoze edebilen birisi . Onun yönlerdirmeleri ile-  ki bence bu Dorian için bir bahane oldu - Dorian gece hayatı , ahlaksızlık gibi kötü huyları benimsemiştir.

"Hissedilerek resmedilmiş bir portre , ressamın kendi portresidir , modelin değil. Model yalnızca bir araç , bir vesiledir. Ressamın ortaya çıkardığı kişi o değildir ; aksine, tuvale renk verirken ortaya çıkardığı , ressamın kendisidir. "

  Kendinden bir şeyler katarak harika bir tablo yaratan Basil , bu tabloyu Dorian Gray'e hediye eder. Tabloya baktıkça kendisini daha çok beğenen Dorian , bir gün yaşlanıp tablonun hep genç kalacağı aklına gelince endişelenir ve bir dilek tutar. Hep genç kalmak ister ve kendisi yerine tablo yaşlanacaktır ... Bu dilek ise kabul olur!!!

   Güzelliğin ve ilgi çekmenin  bir insanı nasıl değiştirdiğini okuyoruz kitapta. Aslında tam olarak değişmek denemez. Çünkü bir insanın içinde zaten kötülük ve kibir tohumu yoksa her ne olursa olsun değişmez. Dorian'un içinde kibir zaten vardı. Etrafın özellikle de Lord Henry'nin fikirlerini kendisine örnek almasıyla birlikte bu tohum yeşermiş ve bir çeşit akıl hocası olan Lord Henry'yi bile geçmiş durumdadır. Ne kadar kötü olursa olsun bazen sevgi gözü kör eder ve çok yakınımızdaki insanların gerçek yüzlerini göremeyebiliriz. Aynı Dorian'ın gerçek yüzünü gösteren tabloyu odaya kilitlemesi ve kimseye göstermemesi gibi.





  Kibirli , yozlaşmış , kötülük dolu bir adam olan Dorian Gray'i yazar kaleminin ustalığı ile o kadar güzel yansıtmış ki hayran olmamak elde değil. Kitap yavaş yavaş , sindirerek okunmalı ki hiç bir detay gözden kaçmasın.

 Çoktandır okumayı istediğim ve okuma listemin üst sıralarında olan Dorian Gray'in Portresi' ni Zeplin Kitap kalitesi ile okudum. Son zamanlarda kitaplığımda çokça yer verdiğim  yayınevinin baskı kalitesini ve çevirisini seviyorum. Okurken basım hatası ya da anlatım bozukluklarına denk gelmedim. Farklı bir yayınevinden kitabı okumadığım için karşılaştırma yapamıyorum fakat ben sevdim.

  Kitabı okumadıysanız daha fazla bekletmeden okumanızı tavsiye ederim. Umarım yazım size fikir verebilmiş ve sizin için faydalı olmuştur.

Kitaptan alıntılar :

" Müzik dinlerken alsa konuşmam, en azından müzik iyiyse . Kötü müzik duyduğumuzda onu konuşarak bastırmak görevimizdir. "

"Erkek yorgun düştüğü için evlenir , kadınsa merak ettiği için. Sonunda ikisi de hayal kırıklığına uğrar. "

"Sevgili oğlum , asıl sığ olanlar ömürleri boyunca yalnızca bir tek aşk yaşayanlardır. Onların  vefa veya sadakat dedikleri şeyi ben ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım . Zihinsel yaşam için tutarlılık neyse , duygusal yaşam için de sadakat odur : basit bir yenilgi itirafı. "

"Ne hazin! Yaşlanıp çirkinleşecek , iğrenç biri olacağım . Ama bu resim hep genç kalacak . Şu haziran günündeki yaşından öteye hiç gitmeyecek ... Keşke bunun aksi olsaydı ! Hep genç kalan ben olsaydım da resim ihtiyarlasaydı !Bunu için  ... Bunun için neler vermezdim! Evet , dünyada bunun için vermeyeceğim şey yok! Bunun için ruhumu bile satardım!"


------------------

Kitaptan esinlenerek bir çok film çekilmiştir. En son 2009 yapımı Oliver Parker 'ın yönettiği , Ben Barnes, Colin Firth ve  Rebecca Hall'ın başrollerini paylaştığı Dorian Gray filminin fragmanını ekliyorum. Seyretmek isteyenler için bir fikir oluşturur.

 




Dorian Gray'in Portresi
Kitabın Adı :Dorian Gray'in Portresi
Yazar :Oscar Wilde
Yayınevi :Zeplin Kitap
Orjinal adı :The Picture of Dorian Gray
Çevirmen : Berna Kabacaoğlu
Sayfa Sayısı :248


Başarılı bir ressam ile İngiliz sosyetesinin gözde yakışıklılarından genç Dorian Gray’in bir araya gelişi, onun hayatındaki felaketlerin de başlangıcı olur. Güzellik, ahlak, soyluluk gibi kavramlara ilişkin yerleşik algılarımızın hayatımızı etkileyen inançlara dönüşmesinin ardında yatan tehlikelerin farkında mıyız?

İnsanın kötücül yanının sanat ve estetikle bir araya gelmesinin oluşturduğu lezzet: Oscar Wilde’ın ilk ve tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi’nin uzun yıllar okurlar ve eleştirmenler tarafından beğenilerek okunmasının asıl sebebi, kötülük probleminin kitaptaki ele alınış biçimidir.


                                                            Kozmokitap

7/28/2018

Temmuz ayında aldığım kitaplar

Temmuz 28, 2018 2 Yorum

  Selam , her ay az da olsa kitap alışverişi yapıyorum. Fakat bazen vakita darlığından uzun uzun blogda yazamıyorum. İnstagram daha kolay geliyor ve resim çekip oraya atıyorum. Çok çok yoğun olduğum dönemlerde ise instagrama atmak bile bana çok zor geliyor. Bu ay bitmeden aldığım kitapları sizlerle paylaşmak istedim. Bu ay fazla kitap da okuyamadım. Haziran ayını yirmibir kitap ile bitirmiştim. Sanırım nazar değdi bu ay okuyamadım. Ne zaman kitabı elime alsan bir göz ağrısıdır anlatamam. Telefen ve pc ye de tam olarak bakamadım.  Bu ay da dinlenme molası olsun. Umarım gözlerim çabuk toparlar...

Yeni kitap


İlk olarak ay başında Kitap Yurdu'ndan aldıklarım var . Her ay düzenli alışveriş yapınca ekstra %5 indirim yapıyorlar. Çocukların okul kitapları , test kitapları ve kendime kitap olunca her ay bir tane de olsun kitap alıyorum.

 Haziran ayında Another 1 -2 yi almıştım. Bu ay da Another 3-4 ü aldım. Bu kitaplar mangaları çok seven kızım için. Tabii ondan ödünç alıp ben de okuyacağım. Beyaz Balina Yayınları'ndan Petey çoktandır almayı düşündüğüm bir kitaptı. Gerçek olaylardan esinlenilmiş kurguları seviyorum. Stephen King - Oyun 9.90 tl ye düşmüştü. Onu hemen kaptım. Kujo da aynı fiyata görünüyordu fakat stokta olmadığı için onu alamadım:((  YKY den İnsan Dengesi konu itibari ile beni çekti. Yakın zamanda okumaya çalışacağım. Altın Kitaplar'dan Davetsiz Misafirler konu olarak tam bana göre gibiydi. Fiyatıda yanlış hatırlamıyorsam 4.90 Tl ydi . Onu da hemen kaptım tabii :DD Dex yayınlarından ise Kayıp ve Vahşi'yi aldım.  Serinin ilk kitabı Bela bende vardı. Taksas yolu ile almıştım. Seriyi tamamlamak için güzel bir indirim bekliyordum ve işte o indirim de olunca aldım onları da... Doğan Kitap'tan İçimdeki Hayal yine indirim reyonundaydı. Öyle her indirimdeki ürünü akmıyorum. Onu bir açıklayayım. Konu olarak ilgimi çekiyorsa kitap farklı platformlarda araştırıp bana hitap edeceğini kesin düşünüyorsam alıyorum. Yani indirimde diye kamyon tekerleği bulsam almıyorum :)) Doğan Kitaptan bir kitap alana Elizabeth Gilbert'in Büyük Sihir kitabını hediye ediyorlardı. O da öyle geldi. Muhayyel dergi de sepetime ücretsiz eklendi. Bu ayki Kitap Yurdu alışverişimde aldıklarım bunlardı.

  D&R internet sitesinde Stehhen King'in bazı kitaplarında 9.90 kampanyası vardı , üstelik mailime kargo bedava kuponu da gelince kaçırmadım bu kampanyayı . Son Nöbet , Tepki ve Kurt Adamın Döngüsü  kitaplığıma yeni eklenenler oldu böylece.

D&R Eskişehir mağazasında Altın Kitapların bazılarında 9 TL kampanyası vardı . Oradan da Carlos Ruiz Zafon'un Rüzgarın Gölgesi kitabını aldım. İnternette fiyat analizi yaptığımda kitabın çok çok indirimde olduğunu görünce kaçırmak istemedim açıkcası.

Yeni KitapYeni Kitap

Nehir Kuşlarının Şarkısı,  Nemesis Yayınlarının çekilişinden kazandığım kitaptı. Biraz geç olsa elime ulaşmış ve hızla okuyup yorumlamıştım. Yormuma bakmak isterseniz burayı tıklayabilirsiniz. Kitap bu ay elime geçtiği için Temmuz kitaplarımın arasına onu da dahil ettim :))


Yeni KitapYeni Kitap


Bu ay gelen bir başka kitap da Sana Aşk Getirdim. Sevgili yazarımız Meral Kır'ın yaptığı çekilişten kazandığım kitap imzalı olarak geldi. Nasıl mutlu oldum tahmin edebilirsiniz. Ağustos ayında okuyacağım kitaplardan :))

Yeni Kitap


 Aylak Adam Yayınlarını gerek çeviri gerekse baskı kalitesi olarak cok seviyorum. Üstelik kendi kitaplarını Aylakadam Dükkan 'da indirimli olarak satıyorlar. Bu üçlü de oradan. Einstein Aforizmaları okudum ve çok sevdim. Yorumuma buradan bakabilirsiniz . Dorian Gray'in Portresi de şu an okuduğum kitap. İşaretleyiciden belli oluyor değil mi ?? Tolstoy ise in sevdiğim doğu edebiyatı ustalarından . Bu kitabını da ağustos ayında okumayı planlıyorum.

Yeni KitapYeni Kitap

  Hediye gelen kitaplarımdan bir diğeri de yine yazarından imzalı. Ali Poyrazoğlu'nun Tamamla Bizi Ey Aşk kitabı. Ankara'dan eltim ziyarete gelirken getirmiş sağolsun.

Yeni Kitap


  Farklı ve güzel bir ajanda arayışı içinde idim. Hem işlevsel olsun hem de içindeki paylaşımlar ile görsellerime güzellik katsın. İnternette arama yaparken Her Şey Güzel Olacak süresiz ajandasına denk geldim. Hoşuma gitti ve İdefix 'te fiyatı da çok düşmüştü. Yine kargo bedava kodu bulup sipariş verdim ve hızlı bir şekilde elime ulaşıp görsellerimi süslemeye başladı .

Yeni Kitap



  Kafes ve Tabu da okuma listemde olan kitaplardı. Eskişehir İnsancıl Kitap'ta denk gelince hemen aldım. Fiyatları görselde belli olduğu gibi 14.95 ti .

Yeni Kitap


Arkadya Polisiye'nin en yenisi Kurban mı yoksa Cellat mı? . Kitabın elime ulaşmasını o kadar çok bekledim ki!!!! İstanbul'dan Eskişehir'e bir günde geldi. Eskişehir'de bana teslim etmeleri ise 6 gün sürdü. Son zamanlarda PTT kargo kendisini bozdu . Eskiden daha hızlı çalışıyor ve işlerine önem veriyorlardı. Artı maalesef hiç de öyle değil. Kitap eli,me ulaşır ulaşmaz okudum - bitti. İnstagramda yorum girdim fakat blogda geniş kapsamlı olarak inceleyemedim. Yakında yorum girmiş olurum. 




Yeni Kitap


Son kitap da kargo ile yeni elime geçen Arkadya Yayınlarının en yenisi  Masallar Gerçek Olsa. Yazarın diğer kitabını çok sevmiştim. Bu kitabın da kapağına ve ismine bayıldım . En kısa zamanda okuyacağım: ))


Bu ayki kitaplarım bu kadar. Hepsi çok içime sinen kitaplar oldu. Yeni ay yeni kitaplar diyorum. Siz bu ay kitap alışverişi yaptınız mı? Benim aldığım kitaplardan merek ettikleriniz , sevdiğiniz kitaplar var mı? Ağustos ayı için de önerilerinize açığım ;) Bol kitaplı günler diliyorum ....



                                                            Kozmokitap

7/27/2018

Karabasan - Wulf Dorn || Kitap Yorumu

Temmuz 27, 2018 1 Yorum
Karabasan - Wulf Dorn


  Her ay bir Wulf Dorn etkinliğimizin sonuna yaklaşıyoruz. Bu ayki kitabımız Karabasan 'dı.

   Her ay yazarın kaleminden bir kitap okuduğum için artık tarzını iyice alışmış bulunuyorum , ilk kitabını okuduğum zaman hissettiğim o duygular, o aşırı beğenmişlik, yazarı göklere çıkartmak yavaş yavaş kayboluyor. Bu sanırım alışkanlıktan kaynaklanıyor birkaç ay ara verip kitapları okusaydım eminim daha farklı düşünecektim. Fakat tarzına alıştığım için bir süre sonra çok da farklı gelmemeye başlıyor. Sürekli şaşırtmasın ve bir adım daha öne gitmesini bekliyorum okuyucu olarak. Bu noktada yazarında bir insan olduğunu unutmamak gerekiyor ,o da kendi tarzını devam tarzını devam ettiriyor ve her kitapta okuyucuyu çok da şaşırtması beklenemez.

   Karabasan psikolojik -gerilim türünde bir kitap. Kitapta yine adını sürekli duyduğumuz Orman Kliniğinin de bahsi geçirir. Bu sefer baş karakter 16 yaşında bir çocuk : Simon. Çıktıkları bir yolculukta kaza geçirirler ve bu kazadan tek kurtulan Simon'dur. Anne ve babası arabadan çıkamamış yanarak ölmüşlerdir. Normal bir insan için bile çok zor olan bu durum Simon için daha da zordur. Tek kurtulan olanın verdiği vicdan azabı, olayları hatırlayamamanın verdiği rahatsızlık ... Simon'da aynı zamanda otizmin bir çeşidi de vardır . Bu durum onun değişikliklere çabuk uyum sağlamasını da zorlaştırmaktadır. Bir de her gece gördüğü kabuslar var tabii. Son derece rahatsız eden.

    Hastaneden çıktıktan sonra halasının yanına gelen Simon yeni duruma uyumu zaten zor iken bir de yatılı okula gideceğini öğrenince daha da kötü olur. Hatırlayamadığı anılar ve rüyalar üzerine kafasını yorarken bir de tanıdığı birisi saldırıya uğrayınca hayatı daha da karmaşık hale gelir...

    Yazar yine karakterleri ve olay örgüsü bakımından harika bir iş çıkarmış. Yazarın kitaplarını başkaları ile değil yine yazarın kendi yazdığı kitaplar ile kıyaslıyorum. Çünkü bu türde yazan yazarların çoğundan daha başarılı bir yazar Wulf Dorn ve kitapları da kesinlikle çerezlik değil.

   Bu kitabında da olayların çoğunu ilk sayfalardan tahmin ettim ve düşündüğüm gibi ilerledi kitap. Bir yazarın tarzını anlayınca kitapları şaşırtmıyor çünkü hangi adımı atacağını tahmin edebiliyorum. Böyle de olsa kitabı okurken çok keyif aldım. Sevdiğim bir tarz ve sevdiğim bir yazar sonuçta :))

Kitaptan alıntılar:

  " Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez , güvenlik bir yanılsamadan ibarettir. "

  " Bazen insan dilekte bulunmaktan başka bir şey yapamıyordu."

  " Neden hatıralar bu kadar acı verici olmak zorundaydı? Tıpkı yıldızların ışığı gibiydiler : Görülüyorlardı ama çoktan yok olup gitmişlerdi. "

" Dünyayı değiştiremezsin ama gerçekleri değiştirebilirsin. Gerçekleri değiştirince de fikirler değişir. Fikirler değişince de dünya değişir. Veya öyle bir şeyler. "

" En büyük problemin ne biliyor musun? Kendi kendine engel oluyorsun. Böyle yaparsan hayattaki en güzel şeyleri kaçırırsın. Günün birinde de artık çok geç olur , o zaman da , ' Ah , keşke...' dersin . Sırf cesaret gösteremediğin için. Öyle olsun istemezsin , değil mi?"


Kitap hakkında yazılanlar :

“Dorn sizi kıskıvrak yakalıyor ve en derinlerde sakladığınız kâbuslarınızı gün yüzüne çıkarıyor.”

              Paul Cleave

“Dorn, okuru insan ruhunun derinliklerine sürüklemeyi çok iyi biliyor.”
 
              Sebastian Fitzek

“Karanlık, gerilim dolu ve her sayfasında ters köşe yapan bir gerilim.”

               CBT

“Muhteşem. Bir o kadar da korkutucu.”

              Westfalenpost

“Dorn yine harika bir gerilim yazmış. Soluksuz okuyacaksınız.”

              BÜCHER Magazin

 “Wulf Dorn’dan yeni bir başyapıt. Okuyan herkes bayılacak.”

                Frankfurter Stadtkurier

“Dehşet verici, şaşırtıcı ve bitirene kadar sizi diken üstünde tutacak bir kitap.”

                lizzynetde

“Wulf Dorn zekice bir psikolojik gerilim yazmış.”

                 hallo-buchde

Yazarın okuduğum diğer kitapları:

* Psikiyatrist
* Şizofren
* Oyunbaz
* Hain Yüreğim
* Fobi


Karabasan - Wulf Dorn
Kitabın Adı : Karabasan
Yazar : Wulf Dorn
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Orjinal adı : Die Nacht gehört den Wölfen
Çevirmen : M. Sami Türk
Sayfa Sayısı : 397


Gece kurtlarındır. Kurtlara yakalanırsan sonsuza dek kaybolmuşsun demektir.
Simon, annesi ile babasının ölümüyle sonuçlanan araba kazasından sağ çıkar ama hayatta kaldığı için kendisini bir türlü affedemez ve gördüğü kâbusların altında ezilmeye başlar. Bir süre psikolojik tedavi gördükten sonra hastaneden taburcu edilir ve halası ile ağabeyinin yanına yerleşir fakat bu yeni hayatına alışmakta bir hayli zorluk çeker. En kötüsü de ürkütücü kâbuslarının gerçeğe dönüşmesidir: Peşindeki hain yaratık uyanmıştır; gözleri, Simon’u çevreleyen karanlığın içinde parlıyordur. Genç bir kızın ortadan kaybolması ise sadece başlangıçtır.
Karanlık, rahatsız edici ve olağanüstü… Wulf Dorn’dan yeni bir psikolojik gerilim!




                                                            Kozmokitap

7/21/2018

Masallar Gerçek Olsa - Kristan Higgins || Kitap Tanıtımı

Temmuz 21, 2018 1 Yorum
Masallar Gercek Olsa


Er ya da geç mutlu bir hayat sürmenin anahtarını bulacağıma, güzel günler göreceğime ve her şeyin uyum içinde olacağına inanırdım hep. Ama hayat, böyle değil maalesef…

İnsanları en mutlu gününe hazırlayan gelinlik tasarımcısı Jenny Tate, her ne kadar eşinden boşanmış bir kadın olsa da eski kocası ve onun yeni, muhteşem ailesinin hâlâ etkisi altındadır. Bu samimiyetten dolayı artık kendi hayatına yön veremediğini düşünen Jenny, Manhattan’ı ardında bırakarak doğduğu yere Hudson’a gider. Orada hem kendi gelinlik dükkânını açacak hem de kız kardeşi Rachel ve mutlu ailesine yakın olacaktır. Böylece kalbini dinlendirme yollarını ararken gerçek ailenin ne demek olduğunu anlayacaktır.

Rachel Carver, üçüz bebekleri ve evliliğiyle gurur duyan mutlu bir annedir. Ta ki derinden sevdiği eşinin onu aldattığını öğrenene kadar… Kız kardeşine destek olacakken kendisinin bu duruma düşmesi, kadınlık gururunu incitmiştir. Rachel, kız kardeşi Jenny ile birlikte bu zorlu süreci atlatmaya çalışırken hayattan neler istediğine karar verecektir.

Kristan Higgins’in kaleminden dökülen Masallar Gerçek Olsa, günümüz ilişkilerini irdeleyen, kâh hüzün kâh neşe kâh gözyaşıyla yoğrulmuş bir kardeşlik hikâyesi.

“Higgins duygusal açıdan güçlü bu hikâyeyle kadın edebiyatına kusursuz ve etkili bir geçiş yapıyor. Aşk, evlilik, kardeşlik ve sadakat üzerine kapsamlı bir araştırmayı destekleyen bir karakter ekibiyle karşımıza çıkıyor. Güçlü, duygusal ve başarılı bir yapıt.” KIRKUS DERGİSİ

Kitabın Adı :Masallar Gerçek Olsa
Yazar :Kristan Higgins
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :If You Only Knew
Çevirmen :Bahar Yaldız Çelik
Sayfa Sayısı : 528
Etiket Fiyatı : 24.00 TL
Türü : Roman
Baskı Tarihi : Temmuz 2018
Çıkış Tarihi : 20 Temmuz



                                                            Kozmokitap

7/20/2018

Sobe Siyah Orkide - Yaprak Öz || Kitap Yorumu

Temmuz 20, 2018 4 Yorum
Sobe Siyah Orkide


    Şair ve yazar olan Yaprak Öz'ün yeni kitabı  " Sobe Siyah Orkide" .  Yazarın daha önce yayımlanan şiir kitapları hariç diğer kitaplarının hepsini okudum :  Berlinli ApartmanıŞeytan Disko; Tilki, Baykuş Bakire  . Korku - gerilim türünde olan kitapları tam benim tarzımdaydı.

   Yazarın okuduğum kitapları  kurgu olarak, özgünlük olarak benden tam puan aldı.. Böyle olunca da Sobe Siyah Orkide 'de beni neler bekliyor , yine yazar beni şaşırtacak mı diye heyecanla okudum kitabı. .

   Kitabın baş kahramanı Jülide. Erkek arkadaşından ayrılmış ve bu durum yüzünden girdiği depresyondan çıkmak için evin ve muhitini değiştirmiştir. Yeni taşındığı apartmanda çatı katında kalmaktadır. İlk iki katta bir gelinlikçi vardır . Onların üstünde de ev sahibi Bayan Paloma kalmaktadır. Yeni ev, yeni çevre yaralarını sarmak konusunda Julide'ye iyi gelmektedir. Biz de bu apartmandaki insanları ve yaşananları Julide'nin anlatımından dinliyoruz.

   Bir gerilim kitabı olmasına rağmen yazar hiç ipucu vermeden ve bize fazla gerilim hissettirmeden kitabı ilerletiyor. Taa ki kitabın sonuna kadar. Sonunda ise bombayı patlatıyor ki ne bomba !!! Tam bir şok etkisi yaratıyor. Yine çok sevdim ben kitabı. Yalın anlatımı ve sıkmayan karakterleri ike bambaşka bir tarzı var Yaprak Hanım 'ın. Ben bu tarzını seviyorum . Kitabı okurken kuşkulandım, teoriler ürettim. Teorilerime benzer olaylar olmuş ancak yapan kişi aklımın ucundan bile geçmemişti :))

   Yazarın yeni yazacağı kitabını ve konusunu şimdiden çok merak ediyorum...


Sobe Siyah Orkide - Yaprak Öz
Kitabın Adı :Sobe Siyah Orkide
Yazar :Yaprak Öz
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :166


Korku edebiyatımızın kraliçesi Yaprak Öz’den nefes kesen yeni bir roman: “Sobe Siyah Orkide”

Size çok acı vermiş birinin ölmesini ister misiniz?

Aşk kurbanı iki kadın bir araya gelirse ne olur?

Bazen korkmamız gereken tek şey, kendi acımız ve bunu dindirmek için yapabileceklerimizdir... Jülide'nin büyük umutlarla taşındığı Işıl Apartmanı'nda ise, asla tahmin edemeyeceği acılar saklıdır. Yaşlı bir hanımefendi ile iki iş kadınının ikamet ettiği, tüm sırları bilen bir vitrin mankeni ile kalbi kırık bir apartman görevlisinin görünüp kaybolduğu Işıl Apartmanı'ndaki saklambaç oyununa hoş geldiniz. İnsan doğasının keskin uçlarına dair ürpertici bir günlükle yapılan hesaplaşmayı anlatan bu sürükleyici korku romanı, Yaprak Öz'ü okurlarıyla bir kez daha buluşturuyor.


                                                            Kozmokitap

7/19/2018

Nehir Kuşlarının Şarkısı - Lisa Wingate || Kitap Yorumu

Temmuz 19, 2018 2 Yorum

Nehir Kuşlarının Şarkısı

   İnstagramda #nemesisgünaydını etkinliğinde kazandım  Nehir Kuşlarının Şarkısı'nı . Kitap yaklaşık bir ay gecikmeli de olsa sonunda geldi ve ben de bekletmeden okudum :)

  Bu aralar çok fazla gerçek hayattan esinlenmiş kurgu okudum . Nehir Kuşlarının Şarkısı da öyle, gerçek bir yaşam öyküsü. Bu nedenle kitap daha bir özel benim için. Okurken de salt kurgu kitaplara göre daha fazla etkiledi beni.

  1930'lu yıllar... Bir yetimhane... Yalnız bu yetimhanenin bir farkı var . İçindeki çocukların hepsi yetim değil. Ailelerini kandırarak , onlara yanlış beyanla kağıt imzalatarak ya da kaçırılarak getirilmiş çocuklar. Özellikle de güzel, renkli gözlü , sarışın çocuklar... Bu çocuklar  ne mi yapıyorlar?? Yetimhanede , işkence görüyorlar, çok az yemek ile hayatta kalmaya çalışıyorlar , azarlanıyorlar , tazyikli su ile yıkanıyorlar, tecavüze uğruyorlar ... Bu da yetmezmiş gibi susmayan çocukları pusete koyup güneşin altında bırakıyorlar. Bazı çocuklar ise bir gece ortadan kayboluveriyorlar , kimsenin de haberi olmuyor (?)  . Peki neden bu yetimhane çocukları istiyor dersiniz? En yüksek parayı verene satmak için . Hatta bazen aldıkları para da yetmiyor arada ailelerden şantaj ile tekrar para kopartıyorlar. Bu işlerin arkasında da bir kadın var... Modern evlatlık edinmenin anası kabul edilen Georgia Tann... Gerçekten ihtiyacı olan çocuklara kol kanat germeleri diğer çocuklara ya da onların ailelerine yaptıklarını affettirebilir mi? Zarar gören çocukların , acı çeken ailelerin hesabını kim verecek?  Yüksek mevkide tanıdıkları olan bu kadın dünyada istediğini yapmış olabilir fakat ilahi adalette nasıl hesap verecek bakalım...

Çok üzücü bir hikaye anlatıyor bize Nehir Kuşlarının Şarkısı. Çift zamanlı olarak ilerliyor kitap . Günümüzde Avery bir senatörün kızıdır . Babası kanser olduğu için ailesinin yanına gelmiş , kampanya çalışmalarında babasına yardım etmektedir. Bir gün huzur evinde yaşlı bir kadın onun yanına gelir ve ona farklı bir isimle seslenir . Bu kadında bir şeyler Avery'nin dikkatini çeker. Onu ve yaşamını merak eder. Onu araştırmaya başladığında bir şekilde kendi büyük annesi Judy'yi de içine alır araştırmaları . Bu araştırmalar bizi de geçmişe götürür ve olanları öğreniriz.

   Rill ailesi ile nehirse yaşamaktadır. İki kız ve bir de erkek kardeşi vardır. Hamile olan annesinin doğum sancıları tutar fakat bebekler ikiz olunca ebe hastaneye gitmesini yoksa hem anne hem de bebeklerin kaybedileceğini söyler. Ailesi hastaneye gidince yalnız kalan Rill ve kardeşlerini iki polis alıp yetimhaneye götürür. Rill ve kardeşlerinin yaşadıkların da bizzat Rill'in anlatımından öğreniyoruz.

  Hızla okunan duygu yüklü bir kitap Nehir Kuşlarının Şarkısı. . Okurken üzüldüm, sinir oldum , bazı karakterleri boğmak istedim. Beni duygudan duyguya sürükleyen bir kitap oldu. İnsanların para için neler yaptıklarını , insanlıktan nasıl çıktıklarını okurken , kan bağının ve sevginin de na kadar kuvvetli olduğunu olduğunu gördüm. Kitabı bitirdikten sonra düşündüm , bu olay olmasaydı çocukların hayatı nasıl olurdu. Çok karmaşık konular. Keşke bütün çocukların hayatı yoluna girse de kimse üzüntü çekmese.

  Gerçekten esinlenilmiş kurgu sevenler mutlaka listeye alsınlar kitabı...




Nehir Kuşlarının Şarkısı - Lisa Wingate
Kitabın Adı :Nehir Kuşlarının Şarkısı
Yazar :Lisa Wingate
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı :Before We Were Yours
Çevirmen : Özgün Çelik
Sayfa Sayısı :431


Büyük Buhran Amerikası’nda, Mississippi Nehri üzerindeki yüzer kulübelerinde yaşayan Foss ailesinin mutlu hayatı, bir anda darmadağın edilir. Yozlaşmış kamu görevlileri tarafından anne babalarından koparılan beş kardeş, kendilerini bir anda yürek dağlayan bir insanlık ayıbının ortasında bulurlar. Kardeşlerin en büyüğü olan Rill, bir yandan küçük kardeşlerini bir arada tutmaya çabalarken bir yandan da nehre ve ailesine, nehir kuşlarının şarkılarına, morsalkımların ve okaliptusların o büyülü dünyasına geri dönmenin yollarını aramakta, yeniden ailesine kavuşmanın hayalini kurmaktadır.
“Hayat filmlerden farksızdır. Her sahnenin kendine ait bir müziği vardır ve müzik o sahne için yaratılır, bizim anlayamayacağımız şekillerde ona dokunur. Biten bir günün ezgisini ne kadar seversek sevelim ya da gelecek günün melodisini ne kadar hayal edersek edelim, bugünün müziği ile dans etmeliyiz; yoksa adımlarımızı şaşırır, o âna uymayan bir şekilde etrafta sendeleyip dururuz.”

1930’ların Amerika’sında yaşanan gerçek bir skandaldan yola çıkılarak yazılmış Nehir Kuşlarının Şarkısı, tüm dünyada 1 milyondan fazla okurla buluşmuştur. O dönemlerde Eleanor Roosevelt’in evlat edinme yasası konusunda danışmanlık alacağı derecede ün yapmış Georgia Tann, gerçek bir hayırsever olarak lanse edilmektedir ve modern evlat edinme sürecinin âdeta kurucusu olarak gösterilir. Ancak bu işin görünen kısmıdır. Kapalı kapılar ardında yapılan yüksek ücretli anlaşmalar, yoksul ailelerin çocuklarının kaçırılıp alıkonularak biyolojik ailelerinden koparılması gibi olaylar yıllarca gizli kalmıştır. Georgia Tann ve şebekesinin yaptıklarının bir kısmı kayıt dışıdır. Bu evlerde yaşayıp başka ailelere verilmiş çocuklar olduğu kadar, kötü şartlara dayanamayıp yaşamını kaybeden çocuklar da vardır. Bu roman, herkesin bilip kimsenin önüne geçemediği bir dramın hem kurbanlarını hem de kahramanlarını satırlara dökerek ölümsüzleştiriyor. Nehir Kuşlarının Şarkısı, son yılların en ‘gerçek’ romanlarından biri olmaya aday.


                                                            Kozmokitap

7/18/2018

Einstein Aforizmalar || Kitap Yorumu

Temmuz 18, 2018 3 Yorum

Einstein Aforizmalar


   Einstein deyince hepimizin aklına deli-dolu bir biliminsanı geliyor. Saçbaş dağılmış haldeki fotoğraflarıdır belleğimize yer eden. Peki gerçekte kimdir bu adam , onu bir de kendi ağzından dinlemek , onun fikirlerini öğrenmek istemez misiniz? Sıkılmadan , eğlenceli bir şekilde okuyacağınız ve en kesin kaynaktan Einstein'in fikirlerini öğrenebileceğiniz bir kitap Einstein - Aforizmalar

  Nobel ödüllü bir bilin insanı Einstein . Ne yaptı ki bu adam diyenler için - ki denileceğini aslında pek düşünmüyorum - bir çok teorileri vardır. 

" Diğer insanların teorilerimi benden daha ciddiye alacakları hiç aklıma gelmemişti. " 

Einstein Aforizmalar


  Sadece teoriler değil aslında araştırınca farklı buluşları olduğunu da gördüm. Esneyen ceket , buzdolabı gibi. 
Her zaman Einstein deyince de tabi ilk aklımıza gelen E=mc² formülüdür. 
" Eğer A hayatta başarılı olmaksa o zaman A eşittir x artı y artı z'dir. x çalışmayı , y dinlenmeyi ve z çenenizi kapalı tutmayı temsil eder. "

Üstelik bize her zaman söylendiği gibi matematikten kalmadığını da kendi sözlerinden anlıyoruz.

" Ben matematikten hiç kalmadım. On beş yaşıma gelmeden diferansiyel ve integral hesaplarında uzman olmuştum bile. " 
Çalışmadan günlük hayata, Tanrıya, bilime ve hayata dair bir çok konuda Einstein'in düşünceleri merak ediyorsanız bu kitabı okuyun derim.

Einstein Aforizmalar


Kitaptan alıntılar: 

* Farklı sonuçlar istiyorsanız , aynı şeyleri tekrarlamayın.

* Her gün , yeni bir mutlu son yaratmak için bir fırsattır.

* Kağıt hatırlamamız gereken şeyler için vardır. Beynimiz ise düşünmek için.

* Hayatın trajedisi , insanlar daha yaşarken kalben ve ruhen ölenlerdir .

* Bilgi ne kadar fazlaysa ego o kadar azdır, bilgi ne kadar azsa ego o kadar fazladır.

* İnsanların söylediğimi iddia ettikleri saçmalıkların yarısını söylemedim.

* Bazen insan en çok parayı bedavaya aldığı şeyler için öder.

* Üniversite  eğitiminin değeri bir çok gerçeği öğrenmek değil zihni düşünmek için eğitmektir.

* Bu denli dünya çapında tanınmak ama bu denli yalnız olmak tuhaf bir şey.

* Deneyimlerine göre ,en yaratıcı işler asla insan üzgünken yapılmaz.






Kitabın Adı : Aforizmalar
Yazar : Albert Einstein
Yayınevi : Zeplin Kitap
Çevirmen :Doğukan Bal
Sayfa Sayısı :192


“Yaşamanın iki şekli vardır: Hiçbir şey mucize değilmiş gibi ya da her şey mucizeymiş gibi yaşamak.”
Tüm hayatın bir mucize olduğuna inanan ve buradan ilham alarak hayatı ve evreni açıklamaya koyulan bir fizikçi… Einstein’ın düşünceleri ve çalışmaları bugün bile bilim dünyasını etkilemeye devam ediyor. Zor bir çocukluk ve eğitim hayatının ardından hayallerinin peşinden giderek büyük şeyler başarmış bir biliminsanı olsa da, Einstein insani değerlerin önemini asla göz ardı etmemiştir. Einstein’a göre, dünyayı ve insanlığı kurtarmak için tek gereken şey yeni bir düşünce biçimidir; evren dediğimiz bütünün bir parçası olan insanın, her canlıyı ve evrenin tüm güzelliklerini kucaklaması gerekmektedir.
“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir,” diyor Einstein. Bu kitap hayal gücünü zekâdan daha üstün tutan bir dehânın dünyaya bakışını ve düşünce dünyasını apaçık gözler önüne seriyor. Şimdi bize düşen ise, hayal gücünün sonsuzluğuna dalıp gitmek.


                                                            Kozmokitap

7/16/2018

Tembellik Hakkı - Paul Lafargue || Kitap Yorumu

Temmuz 16, 2018 7 Yorum
Tembellik Hakkı - Paul Lafargue


   Karl Marx'ın damadı olan Paul Lafargue Fransız uyruklu düşünür ve eylem adamıdır. Tıp Fakültesini bitirmesine rağmen doktorluk yapmamıştır . Küba'da doğan Lafargue dokuz yaşındayken ailesi ile birlikte Fransa'ya göç etmiştir. Yetmiş yaşına geldiğinde ise yetmiş yaşından sonra hayatın tadı yoktur diyerek karısı ile birlikte intihar etmiştir.

  Tembellik Hakkı çoktandır okumayı düşündüğüm bir kitaptı. Ara ara felsefe ve düşünce ağırlıklı kitapları okumayı seviyorum. Bu tarz kitapların farklı düşünmeye sevk ederek ufkumuzu açtığını ve farklı bir bakış açısı kazandırdığına inanıyorum. Kocaeli kitap fuarında Aylak Adam Yayınlarının standında kitaba uygun bir kampanya ile denk gelince hiç düşünmeden aldım. Zaten çevirisi ve kitaplarını çok beğendiğim bir yayınevi olur kendileri :))

  Kitabın ismini okuduğumuzda her ne kadar  "TEMBELLİĞİ" övüyor gibi görünse de gözümüze kitap , aslında kapitalist düzene bir başkaldırı niteliğindedir. Louis Blanc'un 1848 yılında tanımladığı " Çalışma Hakkı" na ilişkin eserine bir cevaptır bu kitap.

    Çalışmaktan modern kölelik olarak bahsediyor yazar. - Bu fikrine sonuna kadar katıldığımı belirtmeliyim. -

  Günde üç saat çalışarak daha verimli olunacağını ve insanın kendisine, sevdiklerine daha fazla vakit ayırabileceğini söylüyor. Makineleşme arttıkça insana daha az iş düşeceğini ve insanın daha fazla vakti kalacağından bahsediyor. - İnsanın yerine makineler almaya başladıkça insana daha fazla vakit kalıyor , bu doğru. Çünkü daha fazla insan işsiz kalıyor. İnsanın yerine makine alınca insanı daha az çalıştırıp aynı ücreti alacağını varsaymış ya da öyle olmasının gerektiğini düşünmüş sanırım Lafargue. Bu güzel bir düşünce olsa da günümüz kapitalist toplumlarında parayı ve işi elinde tutanlar az çalışma ve az iş karşılığında insanlara yeterli ücret verebileceğini düşünüyor musunuz ??? -

  Kitapta yer alan fikirlerin bir kısmına katılsam da , bana mantıklı görünse de bir kısmı da maalesef bana çok uç düşünceler gibi geldi.

  İnce bir kitap olsa da iyi anlayabilmek adına yavaş ve üstünden tekrar tekrar geçerek okuduğum bir kitap oldu Tembellik Hakkı .

Kitaptan Alıntılar :

  *  Kapitalist uygarlığın hüküm sürdüğü ulusların işçi sınıflarını bir deliliktir almış gidiyor. Bu delilik de devamında yüz yıllardan beri acı içindeki insanlığa zulmeden toplumsal ve bireysel sefaleti yanında getiriyor. Bu delilik ise çalışma aşkıdır; bireyin kendisinin ve çoluk çocuğunun dahi yaşam enerjisini tüketen aşırı bir çalışma tutkusudur.

*  Her bireysel ve toplumsal sefalet , çalışma tutkusundan kaynaklanmaktadır.

*  Bizim yüzyılımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor ; aslında bu yüzyıl acıların , sefaletin ve yolsuzlukların yüzyılıdır.

*  Çalışın ! Toplumsal sefaleti arttırmak , bireysel sefaletinizi arttırmak adına çalışın proleterler ! Çalışın !

*  Acımasız , katil ve kör çalışma tutkusu insanları özgür kılacak makineyi özgür insanları köleleştiren bir araç haline getirir.

*  Öyleyse , kemerlerini sıkarak işçi sınıfı , aşırı-tüketime mahkum olmuş burjuvazinin midesini aşırı ölçüde büyütmüş oluyordu.

*  Eskiçağ filozofları fikirlerin kökeni konusunda tartışıp dururlardı ama çalışmadan tiksinme konusunda hem fikirlerdi.




Tembellik Hakkı
Kitabın Adı : Tembellik Hakkı
Yazar :Paul Lafargue
Yayınevi :Zeplin Kitap
Orjinal adı :
Çevirmen :Mehmet Köle
Sayfa Sayısı : 70


Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı'nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece "sermaye dinini" ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy'ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.

"Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!"


                                                            Kozmokitap

7/10/2018

Bir Kalbin Çöküşü - Stefan Zweig || Kitap Yorumu

Temmuz 10, 2018 2 Yorum
Bir Kalbin Çöküşü



   Kısacık bir öykü Bir Kalbin çöküşü. Daha önce Zweig okuyanlar bilir , yazar ın kısacık eserleri bile kapkalın romanlardan daha fazla, daha yoğun duygular içerir. Öyle ki o duyguları , o depresif çıkmazları tüm hücrelerinizde hissedersiniz. İki üç cümle ile basitçe ifade edilecek bir konuyu alır yazar, bize öyle derin psikolojik tahlillerle dolu bir novella haline getirir ki kitap biter etkisi bitmez...

  Bu kitabında Stefan Zweig bir aile babasını anlatıyor. Küçük yaşta çalışmaya başlayan bu adam yıllar boyunca gece-gündüz demeden çalışır. Sırf ailesi mutlu olsun, yüzleri gülsün, hiç eksikleri olmasın diye. Kendisi yorgunluktan zor ayakta dursa da ailesinin mutluluğu ve refahı herşeyden önce gelir onun için. Bu satırları okurken bu adam kah sizsinizdir kah babanız. Onun sizler için ne kadar yorulduğunu düşünür ona minnet duyarsınız. Gittikleri bir tatilde bu yaşlı adam eşi ve kızının kendisinden uzaklaştığını fark eder. Bir olay sonrasında da kendisini , onları ve hayatını sorgulamaya başlar. Biz de kitapta bu zorlu süreci okuyoruz.

  Yine nefis bir Zweig ziyafeti çektim. Her kitapta yazarın kalemini daha fazla sevmeye başlıyorum. Tereddütü olanlar için de ekleyeyim çeviri ve basım çok iyiydi .



Bir Kalbin Çöküşü
Kitabın Adı : Bir Kalbin Çöküşü
Yazar : Stefan Zweig
Yayınevi : Zeplin Kitap
Orjinal adı : Untergang Eines Herzens
Çevirmen : Duygu Bolut
Sayfa Sayısı : 54


STEFAN ZWEIG, BU UZUN ÖYKÜSÜNDE BİZLERİ TEKRAR BİR OTELE GÖTÜRÜYOR. ADI SALOMONSOHN OLAN YAŞLI ADAM ON İKİ YAŞINDAN BERİ ÇALIŞMAKTA, KENDİ MUTLULUĞUNDAN ÇOK AİLESİNİN MUTLULUĞUNU DÜŞÜNMEKTEDİR. KARISIYLA VE ÖZ KIZIYLA OLAN İLETİŞİMİ ÇOKTAN KOPMUŞTUR. ONLARIN GÖZÜNDE YALNIZCA BİR NESNEYE, BİR YÜKE DÖNÜŞTÜĞÜNÜ HİSSETMEKTEDİR. YAŞLI ADAMIN KAYGILARI PARANOYAYA DÖNÜŞECEK VE ARTIK KALBİ ÇÖKTÜĞÜNDE, HER ŞEYİN FARKINA VARACAKTIR. 




                                                            Kozmokitap

7/09/2018

Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro || Kitap Yorumu

Temmuz 09, 2018 4 Yorum
Beni Asla Bırakma


    Nobel edebiyat ödülü sahibi Kazuo Ishiguro' nun kaleminden Beni  asla Bırakma . Kitap yayımlandığı yıl İngiltere 'de en iyi ilk 100 kitap arasına girmiş.

   Katy H. yi tanıyarak başlıyoruz kitaba. Kendisi 31 yaşında ve bakıcı olduğunu söylüyor . Yaklaşık 12 yıldır bakıcılığı yapıyor ve kendisi kadar uzun süre yapan başkası da yoktur. Fakat ne bakıcılığı yapıyor en başta anlamıyoruz. Eski okulundan arkadaşına bakıcılık yapmaya başlayınca geçmişe dönüyor ve biz de öğreniyoruz...


  Okudukları yatılı okula kaç yaşında geldiklerini ya da ailelerini hatırlamazlar ve kitapta da bahsedilmez. Okulları iyi bir eğitime sahip ve sanata önem vermektedirler. Öğretmenler yoktur bu okulda gözetmenler vardır. Resime , şiire ağırlık verirler... Burada çocuklara özel oldukları söylenmektedir, aslında söylenmeyen de çok şey vardır .


   Distopik bir kitap Beni Asla Bırakma. Bütün okuduğum distopyalarda olduğu gibi kitap başlarda biraz yavaş ilerliyor. Konuyu anlamaya başladıkça ve acaba ne ? Ne olacak sorusu kitabı okutuyor. Durağan ilerleyen fakat bir sihri olan kitap. Yazarın sade anlatım tarzını çok sevdim. Kitap distopya olarak geçse de, distopya mı yoksa ütopya mı olduğu hangi pencereden baktığınıza göre değişiyor. Okursanız beni daha iyi anlayacaksınız .

   Kitabın bir de filmi olduğunu unutmadan ekleyeyim. Kitabı bitirince filmi de seyrettim . Kitapla neredeyse aynı,  birebir bir gilm yapmışlar.  Ben çok başarılı buldum.




Beni Asla Bırakma
Kitabın Adı : Beni Asla Bırakma
Yazar : Kazuo Ishiguro
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Orjinal adı : Nevar Let Me Go
Çevirmen : Mine Haydaroğlu
Sayfa Sayısı : 271


Yatılı okul Hailsham'ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez., Hailsham'dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar. Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma'da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.




                                                            Kozmokitap

7/05/2018

Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın - Tümay Özokur || Kitap Yorumu

Temmuz 05, 2018 3 Yorum
Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın


     "İyi bir oyuncu olmak için önce iyi bir insan olmak gerekir . "


   Hayatta hepimiz farklı rollerde yol alırız , doğduğumuz andan öldüğümüz ana kadar . Evlat , kardeş, arkadaş, dost, öğrenci, patron, işçi ... Hatta bazen o kadar ileri gideriz ki kendimize karşı bile rol yaparız. Kendimizi kandırmayı ne derece başardığımız ise şaibelidir. Bazen bu rollerde başarılı oluruz bazen de tökezleriz ... Hayat zaten bu değil midir? İnişli çıkışlı bir yol ... Her zaman her işte çok başarılı olduğunu söyleyen aslında kendisini kandırmış olur. Bazen de oynadığımız rollerde o kadar ileri gideriz ki maskeler takmaya başlarız ve belli bir süre sonra maske aslında bizim kişiliğimiz olmaya başlar ve gerçek " ben" i sonsuza kadar kaybedebiliriz.

    Tümay Özokur " Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın" yıllarca edindiği tecrübelerini kitaplaştırarak oyuncu adayları için iyi bir rehber oluyor.  On iki bölümden oluşan kitapta yazar oyuncu olmak ve meslekte iyi bir yer edinebilmek için gereken her aşamayı düşünerek kaleme almış kitabı. Kitap her ne kadar oyuncular için gibi görünse de aslında hayatın her bölümünde faydalanılacak bir bilgi birikimini barındırıyor. Yani kitabı okumak için illa meslek olarak oyunculuk yapmanıza gerek yok. Zaten hayatın her alanında çeşitli roller üstlendiğimiz için her birimize hitap ediyor kitap.

  "Dünyada diploma sorulmayan tek meslek oyunculuktur. - Biket İlhan - " 

   İyi bir kariyer sahibi olmaktan , iyi bir CV hazırlamaya ve iş görüşmesinde nasıl davranılması gerektiğine kadar en ince detayları , hiçbir şey atlamadan kaleme almış yazar.

  Akıcı bir anlatıma sahip olan Tümay Özokur aralarda yer alan çeşitli alıntılar ile de kitabı zenginleştirmiş.

Bu kitabı kendini geliştirmek isteyenlerin yanı sıra , üniversite tercihlerinde "Sinema ve Tiyatro " yazmayı düşünen gençlerimizin de okumasını tavsiye ediyorum. Şimdiden iş ortamları hakkında bilgi sahibi olup rakiplerinin önüne geçebilirler...





Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın

Kitabın Adı :Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın
Yazar : Tümay Özokur
Yayınevi : Destek Yayınları
Sayfa Sayısı : 255


Vazgeçmeyenlerin ve vazgeçmesi gerektiği yeri bilenlerin kitabı...

Hayat bir sahne...
Doğduğun an senin için aralanır perde. Sana yazılan senaryoda ve biçilen süre içerisinde bazen evlat, bazen dost, bazen sevgili, bazen patron, bazen doktor, bazen oyuncu, bazen baba, bazen kardeş ve daha birçok bazen diye başlayan kimlik ya da diğer adıyla rollerinle hayatının başrolünü oynarsın.

Oyunun sonunda takdir görmek ister insan, alkışlanmak, onaylanmak ister. O da olur elbet ama olmayabilir de bazı zaman... Aslında eylemin ne olduğu değil sizin nasıl bir ruhunuz olduğu önemlidir. İyi bir oyuncu olmak için önce iyi bir insan olmak gerekir.

Yirmi yıldır sinema ve dizi sektöründe oyuncu menajeri ve eğitmeni olarak hizmet veren Tümay Özokur’un, birikimlerinden derleyerek kaleme aldığı OYUNCU OLMAK İSTEYEN PARMAK KALDIRSIN, hem oyuncu adaylarına motivasyon ve bilgi kaynağı olarak rehberlik edecek hem de hayatının oyuncusu olarak kalmak isteyenlere mutlu ve başarılı olmanın kapılarını aralayacaktır.

Tümay Özokur şöyle diyor: “Oyunculuk insan gibidir, bazen diptedir bazen gökte, beslenmezse, toprağın altında...”
“Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil!”
-Samuel Beckett-


                                                            Kozmokitap

7/04/2018

Bir Sırrım Var - Tess Gerritsen || Kitap Yorumu

Temmuz 04, 2018 1 Yorum
Bir Sırrım Var


    Çok sevdiğim yazar Tess Gerritsen'in nihayet yeni kitabı çıktı. Kitabı indirime girmesini bekleyemeden aldım. Bazı konularda çok sabırlı olsam da konu Tess olunca maalesef sabırlı olamıyorum.

   Yazarın her kitabını çok severek okusam da Rizzoli - Isles serisi bambaşka benim için. Kitaplarını büyük bir keyifle okudum ve dizisini de seyrettim. Başlarda kitaptan çok farklı gelişen diziye biraz kızsam da sonradan sevmeye başladım ve yayınlanan bütün bölümlerini seyrettim. Kitabı okumaya başlayınca hayalimde farklı canlanan Rizolli ve Isles , diziyi seyrettikten sonra son kitapta dizideki oyuncular olarak gözümde canlanmaya başladı :)))

  Serinin 12. kitabı Bir Sırrım Var. Tess'in kitaplarının Martı Yayınlarından çıkan halini daha çok seviyordum açıkçası. Doğan Kitap pahalıya satıyor ve pek de indirim olmuyor kitaplarında...

Birbiriyle alakasız görünen cinayetleri soruşturuyor bu kitapta ikilimiz. Cinayetlerin alakasız görünmesinin yanı sıra delil de yok . Katil temiz çalışmış ve geriye de iz bırakmamış... Ne kadar katil zeki olursa olsun Maura ve Jane'in elinden kurtulamaz , değil mi??

  İşlenen cinayetler , geçmişte olmuş bir kayıp vakası ...Tüm bu işlerin ortasında bir de Maura'nın biyolojik annesinden haber alırlar. Yoksa o da mı davayla bağlantılıdır???

  Kitapta bazı şeyler tahmin edilebilir olsa da yine de okuması çok keyifliydi. Hatta ki,tabın sonunda " ben sana demiştim Jane , ama beni dinlemedin " bile dedim. Her zaman dediğim gibi sakalım yok ki dinlesinler
 : D)))  Tess hayranları okuyun . pişman olmazsınız...



Bir Sırrım Var
Kitabın Adı :Bir Sırrım Var
Yazar :Tess Gerritsen
Yayınevi : Doğan Kitap
Orjinal adı : I Know a Secret
Serisi : Rizzoli Isles #12
Çevirmen :Algan Sezgintüredi
Sayfa Sayısı :308


Polisiye meraklılarının kaçırmaması gereken bir roman. Tess Gerritsen’in en iyi kitaplarından biri.

- San Francisco Review of Books -

Korku filmi yapımcısı genç bir kadınla, bekâr bir muhasebecinin cesedi bulunduğunda bu iki farklı cinayeti birbirine bağlayan hiçbir kanıt yoktur ortada. Cesetlerde belirgin yaralar bulunsa da ölüm sebebi belli değildir. Adli tabip Maura Isles bu iki cinayetin birbirine bağlı olabileceğini düşününce, dedektif Jane Rizzoli hummalı bir araştırmaya girişir.

Soruşturma geçmişte büyük bir taciz vakasının kurbanı olan genç bir kadına, gerçek bir hikâyeye dayanması muhtemel bir korku filmine, gaddar ve sıra dışı ölümlere maruz kalmış azizlere doğru genişler. Rizzoli ile Isles tam katili köşeye sıkıştırdıklarını düşündüklerinde çok uzun süre saklı kalmış bir sır yüzeye çıkıp başka masumların da hayatını tehdit etmeye başlar...


                                                            Kozmokitap

7/03/2018

Ve Öyle de Oldu - Can Perimcek || Kitap Yorumu

Temmuz 03, 2018 2 Yorum

Ve Öyle de Oldu

Kitaptan Alıntılar :

"Hayatı çok fazla ertelemek için zamanımız yok, haydi başlıyoruz! "


"Bilinçaltımda sevgi eksikliği öylesine güçlü bir şekilde kök salmıştı ki sevildiğimi hissedebilmek için oyuncu olmam , insanlardan değer görebilmem için sahnede alkışlanmam gerektiğine inanmıştım. "


 " Bir insana yardımcı olmak istiyorsan eğer kalıplaşmış bilgilerin dışında önce kendi kalbini anlayabilmelisin ki karşındakini de hissedebilmelisin. "


 " Ben değerliyim, çünkü mucizenin kendisi benim. Bütünün bir parçası olarak eşsiz bir değere sahibim. "


 " Ben özelim çünkü bir eşim ve bir benzerim yok ."


" İlk adım sadece ve sadece ' inanmak ' ve kendimize bir şans vermek.  "



" Vazgeçmek mi ? Hayır, çünkü HAYAT YAŞAMAYA DEĞER! "


 Kişisel gelişim kitabı "Ve Öyle de Oldu ". Can Perimcek kendi hayatından örneklere ve  eğlenceli bir anlatımla sunuyor kitabı bize.  Bu aralar üstüste kişisel gelişim okuyunca açıkçası " sıkılır mıyım " , " fazla gelir mi " korkusu ile başladım kitaba.  Fakat korktuğum gibi olmadı.  Gayet eğlenerek hatta kahkah kih kih
 gülerek okudum kitabı.  Kendisinden örnek vererek yazarın kitabı kişiselleştirmesi açıkça merakı arttırıyor ve okuma süreci daha hızlı ilerliyor.  Kitabın dön bölümlerinde yer alan ritueller kısmı baba pek hitap etmedi . Bu konulara merakı olanları cezbedebilir fakat ben bu tarz şeylere inanmıyorum .... Kitapta en çok hoşuma giden cümleleri yukarıda alıntılar olarak paylaştım.  Hızla okuduğum kitaplardan birisi oldu diyebilirim kitap için de ;)




Ve Öyle de Oldu
Kitabın Adı : Ve Öyle de Oldu
Yazar :Can Perimcek
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı : 136


Gökten üç elma düştü!

Bana, bana ve yine bana...
Önce akıl sustu. Sonra kalp kabul etti.
Sonunda ruh teslim oldu.

Öz’e yolculuğum böylece başlamış oldu.

“Ve Öyle De Oldu!” akıl-kalp-ruh üçgeninin
her bir açısındaki BEN’e adım adım ilerleyişin haritasıdır.
Pusulanızın Öz’ünü bulmasına hazır mısınız?


                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.