Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/04/2020

Kornelyus'un Ezgisi - Nedret Kılıç

Kasım 04, 2020 4 Yorum
Kornelyus'un Ezgisi


  " ... çünkü yazmak unutulanları hatırlatacaktır ... "

   Kapağına bakıp mitolojik esinti hissettiğim ,  adından farklı çıkarımlar yaptığım ,  okurken ise bambaşka bir dünyaya adım attığım bir kitap oldu Kornelyus'un  Ezgisi .

 1840 - 2040 yılları arasındaki  farklı zaman dilimleri arasında gelgit yapan , farklı coğrafyalarda geçen ve bolca karakter içeren kitap gözünüzü korkutmasın. Şiirsel bir anlatıma sahip olan Nedret Kılıç olayları anlatıp bilgi verirken de birden karakterin ağzından söylediği bir cümle ile dikkatin dağılmasını ve sıkılmayı önleyerek kitaba daha sıkı sarılmamızı sağlıyor. 

Şiirler ve şarkı sözleri ile desteklenen kitabı çok sevdim.  Kitabın şiirsel bir anlatıma sahip olması bana büyük keyif verdi.

Zamanlar arasında gezinti ve otuza yakın karakter olması okurken kafanızın karışacağını  düşündürebilir , hatta ilk sayfalarda kafa karışıklığı hissedebilirsiniz de. Sayfalar ilerledikçe karışık olmadığı anlaşılıyor. Farklı karakter ve zaman geçişleri kitabın sonuna doğru anlam kazanıyor ve aslında olan her şeyin ve karakterlerin  birbirleri ile nasıl bağlantılı olduğu ortaya çıkıyor.

Kornelyus ...  Onun gerçek adı bu değildir . İsmini söylemek / anmak istememiş , zamanla da unutmuştur . Kornelyus' un zihnine ve onun geçmişini uzanıyoruz kitapta .

 Sonuna kadar düşmeyen bir temposu olan kitapta Zerdüştlük , İran'da yaşayan Türkler, inanç , sevgi , güven ,  uyuşturucu ticareti , derin devlet ,  mafya ,  doğum , şiddet , aşk ,  hiçlik ,  saykodelikler gibi birçok konu ele alınmış . 

Kitap hakkında çok fazla içeriğe girmek istemiyorum ki okumak isteyenler için sürpriz bozulmasın. Yoksa  her karakter hakkında söylemek istediğim çok şey var.  Örneğin Nima . Doğuş şekli ve çocukluğunu okuyunca ona acımış , üzülmüştüm. Sonra en sevmediğim ve kızdığım karakter oldu.  Olanları anlatsam eminim benimle aynı hisleri paylaşırsanız . 

Uzun bir serinin ilk kitabı imiş Kornelyus'un Ezgisi . Kitabı çok çok başarılı  bulduğumu söylemeliyim . Serinin diğer kitaplarını da büyük bir merakla bekliyorum ....

Kornelyus'un Ezgisi

Kornelyus'un Ezgisi Kitabından Alıntılar: 

* " ... dikkat et , alışkanlıklar katran gibi yapışkandır .  "

* " ... gerçek diye bir şey yoktur , kabul edişler vardır . " 

* " Batılılar gerçek anlamı bilmeden kullandıkları ' Nirvana ' kavramını , bir kişinin erişeceği mertebe olarak algılıyordu. Oysa Nirvana ' yok oluş ' demekti. Bedenin içinde 'var olduğu' düşünülen kişi , beden yaşarken yok oluyordu . "

* "Kişi diye bir şey yoktur , kısıtlamalar , sınırlamalar vardır. Bunların tümü kişiyi tarif eder. "

* " İnsan olduğunuzu düşündüren şey insan değil, boyutsuz bilinçten bir noktadır. "

* " Bak Kornelyus , 'ben' dediğin şey yok ve hiç olmadı . Sen sadece bir düşüncesin. "

* "Bir rüyanın içinde; hiç olmamış varlıklar , olmayan zincirlerini kırıp, hiç hapsolmadıkları 'hayali' kafeslerinden kurtulabilmek için bir hayaletten medet umuyorlar. "

*" Düşüncenin müşterisi olmazsa düşünce yok olur , ..."

*"Yaşam şakaların en büyüğüdür. "

* " Bir rüyanın mutlu ya da korkunç olması neyi değiştirir ki sen rüya diye bakmadıkça ?"

*" Yaşam boyunca rüya görür her insan ama kaç rüya hatırlayabilir ki ömrün sonunda. Böyle işte işleyiş , unutacaksın ve unutulacaksın her adımda. "



Kornelyus'un Ezgisi
Kitabın Adı :Kornelyus'un Ezgisi
Yazar :Nedret Kılıç
Yayınevi : Nemesis Yayınları 
Sayfa Sayısı : 456

Kâsemden şarap kadar yaşam dökülür akıl edip dinleyene. Ait değil uçuşanlar kafasını gömene. İşte bahar: Kargalar, serçeler, ışıldayan yıldızlar. Siyah atlar, nal sesleri, çığlıklar! Toz, toprak, ter içinde afyon çizen kadınlar. Bir çay! İçinde ufak taşlar, üstünden aşan çocuklar. Çıkılacak ağaçlar, söylenecek türküler, dinlenecek masallar. Bir dost yârenliğinde, bir veli huzurunda,bir kâtip kaleminde geçip giden on yıllar. Kâbuslar, tatlı rüyalar, umutlar. Ses ve sessizlik içinde beyaz duvarlar. Kırık bir kalem, bozuk mısralar, uydurulmuş yaşamlar... Sonra bir gün her şey durdu. Çıt çıkmıyordu. Sorularım vardı ama yanıtsızdım sessizlikte.

Gözlerim miydi gören, parmaklarım mıydı yazan?

Peki kimdi konuşan, neydi söyleten? "Ben neyim, ben?"

Yağmıştı gökyüzü yüzüme; "Bir ‘Şey' sonsuzsa o ‘Şey' dışında bir ‘Şey' olma ihtimalin yok. Ben senim, ben!"

En ilkel inançlarla en basit arzular, insan zihninin varabileceği en aşkın, en ileri sezgileri ve en yüce kavramları içinde barındırır. Kornelyus'un Ezgisi'nin yüz yetmiş yıla yayılan, yedi ayrı ülkede geçen ve on iki ana hikâyeden oluşan örgüsünde bu zıtlık fazlasıyla kullanılıyor.

Kornelyus bilinmezi korkusuzca sorgularken, varlığın ve hiçliğin, zihnin ve inancın sınırlarında dolaşıyor. Zerdüştîlikten İran'daki Türk varlığına ve Türkiye'deki azınlıklar meselesine, derin devletten uyuşturucu kaçakçılığına, saykodeliklerle hakikatin eşiğindeki gezinişlerden aşkın saf hâline ve en sert BDSM, fetişizm tecrübelerine kadar uzanan bu ezgi, şair filozof Vyasa'nın binlerce yıl önce söylediği "Tanrı'nın Ezgisi" isimli eserine nazire yaparcasına insanlığın evrensel diye addettiği tüm kabul edişlere cesur bir meydan okuyuş niteliğinde.










                                                     

3/21/2019

5. Cinayet - J. D. Barker

Mart 21, 2019 7 Yorum
5. Cinayet - J. D. Barker

Şeytan'ı bilmeden Tanrı'yı oynayamazsın . 

  Sürükleyici , başladığınız zaman elinizden bırakamayacağınızı garanti ettiğim , tüyleri diken diken eden bir kitap Beşinci Cinayet. 4 MY  serisinin ikinci kitabında yazar J.D. Barker yine beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yazıyı sonuna kadar okumak istemeyenler için baştan belirteyim gerilim sevenlere kesinlikle tavsiyemdir kitap. Fakat önce serinin ilk kitabı 4. Maymun'u okumalısınız .

  Kitap hakkında söylemek istediğim birçok şey bulunmasına rağmen kitabı okumak isteyenler için hepsini yazmamaya gayret edeceğim. Kimsenin bana kızmasını istemiyorum.

 Dedektif Porter ve ekibi ile yine beraberiz kitapta. Bir cinayeti araştırıyorlar. Dedektif Porter ise 4 MY katilini saplantı haline getirmiş durumda. Gizli olarak bu konuda bir araştırma yapmaktadır. Birçok meslektaşı katilin ellerinden kurtulması konusunda onu suçlamaktadırlar. Hatta onunla haberleştiğini bile söyleyenler vardır. Bütün bu baskı ve suçluluk duygusu Barker'ı etkilemektedir.

"Bazen en iyi saklanma şekli açıkta durmaktır."

  Evinde FBI ın yaptığı aramada yaptığı araştırma ve belgeler ortaya çıkar. Davadan uzaklaştırılan Porter serbest olarak elindeki ipuçları ile tekrar 4 MY katilinin peşine düşer.

  İlk kitaptaki günlük de ona ipucu olmaktadır. Bu günlükte yazılanların hepsi doğru mudur yoksa sahte ipuçları ile mi doludur???

  Bu olayı ve katili takıntı haline getiren Porter önündeki gerçekleri fark edebilecek mi yoksa katilin oyununa mı gelecektir?

  Her an ne olacak merakı ile kitabın sayfalarını çevirirken dış gözlemci olarak olayları bazen daha erken fark edebiliyorsunuz . Olayın içinde olan Porter ise çoğu zaman  geç tepki veriyor ya da geç fark ediyor. Saplantısı o kadar gözünü kör etmiş ki olacakları sezemiyor.

  Kitapta hem Porter hem de katil hakkında daha fazla bilgi ediniyoruz. Araştırma ekibi genişliyor ve onları da daha yakından tanıma fırsatımız oluyor bu kitapta.

Ruh olmadan beden sadece bir kabuk gibidir ve beyin bir şekilde bunu bilir.

 Kitabın sonu ise tam bir bomba!!!!! Yazar okuyucuyu şoka sokarak serinin diğer kitabını merakla beklemesi için elinden geleni yapmış. Şimdi nasıl bekleyeceğim bilemiyorum.

Serinin ilk kitabını merak ediyorsanız  → 4 Maymun ← incelememi okuyabilirsiniz . Bu kitapla ilgili tek eleştirim ciltli olmaması olacak . İlk kitap ciltli iken ikinci kitabın ciltsiz olması olmamış . Seri nasıl başladıysa aynı şekilde devam etmeliydi :D






Kitap Hakkında Övgüler :

“J. D. Barker, o az bulunur, gizli yeteneğe sahip şahsına özgü yazarlardan. İnsanın aklına Stephen King geliyor ya da Lee Child veya John Sanford. Tamamıyla özgün biri. J. D.’nin kaleminden çıkan hiçbir şeyi kaçırmayın.”
                     - James Patterson - 
 “Bu kitaptaki yetenek en üst düzeyde. Hikâye okuru sıkmadan girift olmayı başarıyor, karakterler son derece belirgin, diyaloglar akıcı ve sonuna gelince… Olanca hızıyla dağa çarpan bir trendeymiş gibi hissettiriyor: beklenmedik, ani, acı dolu. Macera, daha da iyi olacağı şimdiden belli olan sonraki kitaplarda devam edeceğe benziyor.”
                           - Booklist -






5. Cinayet - J. D. Barker

Kitabın Adı :5. Cinayet
Yazar :J. D. Barker
Yayınevi : Nemesis Kitap
Orjinal adı : The Fifth to Die
Çevirmen : Tolga Toprak
Sayfa Sayısı : 664
Serisi : 4 MK #2


Annecik. Biliyorum hep sana anne dememi istedin ama gerçekten
sana annecik demek istiyorum. Bu yanlış mı?
Annecik... Annecik... Annecik... Annecik...
Üzgünüm, anne.
Çok üzgünüm. Beni arkada bırakıp gitmene sebep olacak
her ne yaptıysam çok üzgünüm.
O adamlar eve geldiğinde başka bir şansın olmadığı için mi
beni bırakıp gittin? Öyle, değil mi? Yoksa beni bırakıp gitmezdin.
NOT: Bayan Carter'a selam söyle, uzun sarı saçlı adama da. Eminim bir gün hepinizi yeniden göreceğim. O güne kadar bıçağım yanımda ve keskin olacak. Onu bana geri verdiğin için teşekkür ederim.


Yazarın Okuduğum Kitapları:

 4 Maymun






J.D. Barker : 

5. Cinayet - J. D. Barker   1971 doğumlu olan yazarın tam adı Jonathan Dylan Barker 'dır. Genel olarak korku , suç , gizem , bilim kurgu ve doğaüstü konuları içeren kitaplar yazan uluslararası çok satan Amerikalı bir yazardır.

 Tam bir kitapkurdu olan J.D. Barker altı yaşına kadar Hardy Boys ve Nancy Drew serilerini okuyup bitirmişti. Küçük yaşta yazdığı ilk hikayeleri evlerinin yakınındaki ormanda yaşayan cadılar ve hayaletler hakkında idi.
Yazarın şu anda yayımlanmış dört kitabı bulunuyor ve yeni kitap projeleri de var. Yazar hakkında daha fazla bilgi almak için kendi sitesi J.D. Barker  ' a bakabilirsiniz.




                                                     

1/16/2019

Beni Bul - J.S Monroe || Kitap Yorumu

Ocak 16, 2019 4 Yorum
Beni Bul

  Bir yakınınızın , sevdiğinizin ölümünü kabullenmek ve arkada kalan olmak her zaman çok zordur. Peki öldü kabul edilen sevdiğinizin cesedinin hiç bulunamamış olduğunu bir düşünün !! Ölümü kabullenmek daha zor olur. Öldüğüne bir türlü inanamaz ve onu her yerde görmeye ve aramaya başlarsınız , tabii ki yaşamınızın sonuna kadar !

...kelimeleri sayfaya doğru sırayla yerleştirmenin yavaş ve acılı bir süreç olduğunu unutmuşum.

Jar da çok sevdiği Rose 'un ölümünü kabullenememiştir. Çünkü Rose intihar etti denmiş fakat cesedi bir türlü bulunamamıştır. Böyle olunca da Jar onun öldüğünü bir türlü kabul edememiştir. Onu tanıyor ve seviyordur. Rose intihar edecek bir kız değildir ona göre. En olmadık yerlerde Rose 'u gördüğünü sanır hep . Bazen başkası çıkar , bazen de arkasından yetişemez. Aradan beş koca yıl geçmesine rağmen hala onu aramaktan vazgeçmemiştir Jar. Herkes ona bir terapiste gitmesini söyler. Sonunda da Jar bir terapiste gitmeye karar verir...

İki bölüm halinde ilerliyor kitap. Birisinde JAr'ı ve neler yaptığını , düşündüklerini anlatırken diğer bölümde bir günlükten parçalar okuyoruz. Rose'un ağzından yazılmış bir günlük ...

Jar'a destek olan bir arkadaşı vardır bir de Rose'un teyzesi Amy. Amy birgün bozulan bilgisayarının sabit diskinde bir günlük bulur . Şifrelidir bu ve Rose 'a aittir. Bu günlüğü Jar'a verir.

Jar bu günlüğü okumaya başladıkça bambaşka bir Rose ve başka bir dünya bulur..

Rose'un peşinde bir genç adam , sabit diskin peşinde olan polisler , günlükte bahsedilen casusluk eğitimi , bir de kim olduğu anlaşılmayan terapist ...

Yazar farklı bir konu üzerinden güzel bir kurgu planlamış . Psikolojik gerilim tarzında bir roman yazmaya çalışmış. Bir çok okuyucuya göre oldukça başarılı  olan kitap bana göre biraz yavan kaldı. Kitabın başlarında oldukça yavaş ilerliyor ve duygudan da yoksun buldum bu bölümlerde kitabı . Kitabın yarısından sonra konu hızlanmaya , heyecan dozu artmaya başlasa da bu noktada ben sonucu ve olacakları ve olanları tahmin etmiştim ki tam da düşündüğüm gibi oldu. Bu nedenle kitabı okurken gerilmedim , heyecanlanmadım ve şaşırmadım. Keşke bir nebze olsun beni şaşırtabilseydi !! Çok severek aldığım bir kitap daha benim için hayal kırıklığı oldu :(





Beni Bul - J.S Monroe
Kitabın Adı :Beni Bul
Yazar :J.S Monroe
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı : Find Me
Çevirmen : Nihal Akcan
Sayfa Sayısı :448


Dünya yörüngesinden çıkarsa gideceğimi söylediğim yerde benimle buluş.

O yeri hatırlıyor musun Jar?
Adını buraya yazma riskini göze alamam.Rosa, tam beş yıl önce karanlık bir gecede iskelenin en uç noktasına doğru yürüdü.
Bir süre, girdap yapan derin suları izledi. Sonra da kendini o derinliğe bıraktı. Umut vadeden bir Cambridge öğrencisiydi. Babasını kısa süre önce kaybetmişti. Ölümü trajikti ama beklenmedik değildi.
Yetkililer Rosa’nın intihar ettiğine karar verdiler. Ancak Rosa’nın erkek arkadaşı Jar, buna inanmıyordu. Yıllar boyunca her yerde onu gördü –istasyonda beklerken önünden geçen trenin cam kenarı koltuklarından birinde, yürüyüş yaptığı parktaki bir bankın üzerinde… Gittiği her yerde yanındaydı Rosa. Aradan geçen yıllar Jar’ı, Rosa’nın ölmediğini kanıtlamak konusunda neredeyse takıntılı birine dönüştürdü. Herkes onun paranoyak olduğunu düşünüyordu. Ta ki bir gün Jar, Rosa’nın adresinden gönderilen o e-postayı alana dek:

Beni bul, Jar. Beni bul, onlar bulmadan önce…


                                                            Kozmokitap

8/31/2018

4. Maymun - J.D. Barker

Ağustos 31, 2018 5 Yorum
4. Maymun


3 Maymun’un isimleri; Mizaru ‘görmedim’ demek, Kikazaru ‘duymadım’ demek, Iwazaru ise ‘bilmiyorum’ demek. “İlk üç maymun genel yaşantı kurallarını anlatır ancak dördüncüsü çok önemlidir.” “Sihazura,” dedim. “Adı Sihazura.”
“Kötülük yapmamak demektir,” dedi babam.

Selam herkese. Son zamanlarda okuduğum en güzel polisiye-gerilim kitabı yorumu ile geldim bugün : 4. Maymun. Kitap piyasa çıkar çıkmaz almama rağmen okumayıp beklettiğim kitaplardan oldu. Bazen bir kitap hakkında çok fazla paylaşım görünce o kitapran soğuyorum ve okumayı erteliyorum. Bu kitap için de öyle oldu. Kitabı bitirdikten sonra erteleme için kendime kızsam da sonunda okumuş olmaktan dolayı mutluyum :)

 Öncelikle kitabın kapağını ve dizaynını çok sevdiğimi belirteyim. Ne kadar kapağa göre kara vermeyeceğim desem de beni çekiyorlar , ne yapayım :D

Chicago'da geçiyor kitabımız . 4MYMN adıyla bilinen bir katil vardır ve bu katil kurbanlarını kaçırdıktan sonra ailelerine önce bir kulak kesip göndermektedir. Sonra kaçırdığı kişinin gözlerini çıkarıp gönderir. Sonra sırada dili vardır. En son ise öldürüp bir kenara bulunsun diye atmaktadır. Polis ne kadar araştırma yaparsa yapsın bu caniyi yakalayamaz , hiç ipucu yoktur.

  Bir gün bir trafik kazası olur. Belediye otobüsü bir yayaya çarkar . Bu yaya da elinde bir kutu taşımaktadır ve kutuda da bir kulak vardır...

  4MYMN katilinin öldüğünü düşünen polis şimdi bu kulak kimin onu bulmak zorundadır. Bir yerlerde kapalı bir kurban vardır ve süre daralmaktadır...

  Heyecanlı sürükleyici bir kitap 4. Maymun. Ölen kişinin üzerinde bulunan günlüğü dedektif okurken biz de bir katil nasıl büyür , nasıl eğitilir onu okuyor ve ailenin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

  Kitabı okurken hiç bir kusur , eksik nokta bulamadım. Bayıla bayıla okudum. Polisiye-gerilimin hakkını sonuna kadar veren bir yazarı okumaktan çok mutlu oldum. Kitap serinin ilk kitabı  . Serinin ikinci kitabı sanırım şu an çeviri aşamasında. Çünkü Nemesis Kitap instagram sayfasında "yazarın ikinci kitabı için hazır mıyız " diye paylaşım yapmıştı. Bizi fazla bekletmezler umarım. Polisiye ve gerilim kitabı okumayı benim gibi çok sevenler bu kitabı kaçırmayın derim :))

4. Maymun


Kitap Hakkında Yazılanlar : 


“Ürkütücü, korkunç… Ve elinizden bırakmanız imkânsız! 4. Maymun bir gerilim romanında olması gereken her şeye sahip.Mutlaka okunmalı!”   -Heather Graham-

“Se7en ve Olağan Şüpheliler geleneğini hatırlatacak şekilde yazılan 4. Maymun, baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Bir solukta okuyacaksınız!”   -David Morrell-

 “Seri katil kurgularından bugünlerde çok fazla var, eşsiz olanı ortaya çıkarmak için güçlü bir görüş ve kurnaz bir planlama gerekiyor. 4. Maymun tam olarak bunu yapıyor ve bize birden fazlasını veriyor. Yapboz hayranları için eşi bulunmaz, hikâye içinde hikâye barındıran, garip ve şaşırtıcı bir roman bu. Baştan sona gerçek ve sağlam bir gelirim.”    -Jack Ketchum-

 “Cesur ve ustaca yazılmış bir gerilim romanı. Dâhi bir katilin zihnine yapılan karanlık bir yolculuk ve iyilik için onu durdurmakla görevli insanlar… Barker bir katilin hikâyesini, kendine özgü bir tutku ve zekâyla yazmış. Lee Child, dengini buldun.”   -Tosca Lee-

 “Ürpertici ve leziz, sürükleyici bir kitap.”   -Kelley Armstrong-

 “Sürükleyici, bağımlılık yapan ve şeytanî bir zekâyla ilerleyen olaylar… Açılıştan itibaren okuru yaylım ateşine tutan 4. Maymun, sizi yakalayacak ve gitmenize asla izin vermeyecek. J.D. Barker müthiş bir yeni yetenek.”   -Barry Lancet-


4. Maymun - J.D. Barker
Kitabın Adı :4. Maymun
Yazar :J.D. Barker
Yayınevi : Nemesis Kitap
Orjinal adı :The Fourth Monkey
Serisi : 4MK Thriller, #1
Çevirmen : Tolga Toprak
Sayfa Sayısı :488


Annem ve babam elleri birbirine kenetli, gözlerinde aşkla, yaşlı bir ağacın gölgesinden beni seyrederlerken, ben diğer çocuklarla oynardım. Bir top ya da frizbinin peşinden koştururken annemle babamın şakalaşıp gülüştüklerini duyardım. “Bana bakın!

Bana bakın!” diye seslenirdim. Bakarlardı. Ailelerin çocuklarını seyrettikleri gibi beni seyrederlerdi. Beni gururla izlerlerdi. Oğulları, neşeleri... Geriye dönüp o yaşlarıma bakıyorum da...

O ağacın altında ikisi de gülümserken onlara bakardım. Boğazlarının bir kulaktan diğerine kadar kesik olduğunu hayal ederdim, açık yaradan kan fışkırıyor ve o fışkıran kan önlerindeki çimenlerin arasında birikiyordu. Gülerdim, kalbim güm güm atardı, çok gülerdim.

Tabii ki bu yıllar önceydi, ancak elbette bunun başladığı yıllar o yıllardı.




                                                     

7/19/2018

Nehir Kuşlarının Şarkısı - Lisa Wingate || Kitap Yorumu

Temmuz 19, 2018 2 Yorum

Nehir Kuşlarının Şarkısı

   İnstagramda #nemesisgünaydını etkinliğinde kazandım  Nehir Kuşlarının Şarkısı'nı . Kitap yaklaşık bir ay gecikmeli de olsa sonunda geldi ve ben de bekletmeden okudum :)

  Bu aralar çok fazla gerçek hayattan esinlenmiş kurgu okudum . Nehir Kuşlarının Şarkısı da öyle, gerçek bir yaşam öyküsü. Bu nedenle kitap daha bir özel benim için. Okurken de salt kurgu kitaplara göre daha fazla etkiledi beni.

  1930'lu yıllar... Bir yetimhane... Yalnız bu yetimhanenin bir farkı var . İçindeki çocukların hepsi yetim değil. Ailelerini kandırarak , onlara yanlış beyanla kağıt imzalatarak ya da kaçırılarak getirilmiş çocuklar. Özellikle de güzel, renkli gözlü , sarışın çocuklar... Bu çocuklar  ne mi yapıyorlar?? Yetimhanede , işkence görüyorlar, çok az yemek ile hayatta kalmaya çalışıyorlar , azarlanıyorlar , tazyikli su ile yıkanıyorlar, tecavüze uğruyorlar ... Bu da yetmezmiş gibi susmayan çocukları pusete koyup güneşin altında bırakıyorlar. Bazı çocuklar ise bir gece ortadan kayboluveriyorlar , kimsenin de haberi olmuyor (?)  . Peki neden bu yetimhane çocukları istiyor dersiniz? En yüksek parayı verene satmak için . Hatta bazen aldıkları para da yetmiyor arada ailelerden şantaj ile tekrar para kopartıyorlar. Bu işlerin arkasında da bir kadın var... Modern evlatlık edinmenin anası kabul edilen Georgia Tann... Gerçekten ihtiyacı olan çocuklara kol kanat germeleri diğer çocuklara ya da onların ailelerine yaptıklarını affettirebilir mi? Zarar gören çocukların , acı çeken ailelerin hesabını kim verecek?  Yüksek mevkide tanıdıkları olan bu kadın dünyada istediğini yapmış olabilir fakat ilahi adalette nasıl hesap verecek bakalım...

Çok üzücü bir hikaye anlatıyor bize Nehir Kuşlarının Şarkısı. Çift zamanlı olarak ilerliyor kitap . Günümüzde Avery bir senatörün kızıdır . Babası kanser olduğu için ailesinin yanına gelmiş , kampanya çalışmalarında babasına yardım etmektedir. Bir gün huzur evinde yaşlı bir kadın onun yanına gelir ve ona farklı bir isimle seslenir . Bu kadında bir şeyler Avery'nin dikkatini çeker. Onu ve yaşamını merak eder. Onu araştırmaya başladığında bir şekilde kendi büyük annesi Judy'yi de içine alır araştırmaları . Bu araştırmalar bizi de geçmişe götürür ve olanları öğreniriz.

   Rill ailesi ile nehirse yaşamaktadır. İki kız ve bir de erkek kardeşi vardır. Hamile olan annesinin doğum sancıları tutar fakat bebekler ikiz olunca ebe hastaneye gitmesini yoksa hem anne hem de bebeklerin kaybedileceğini söyler. Ailesi hastaneye gidince yalnız kalan Rill ve kardeşlerini iki polis alıp yetimhaneye götürür. Rill ve kardeşlerinin yaşadıkların da bizzat Rill'in anlatımından öğreniyoruz.

  Hızla okunan duygu yüklü bir kitap Nehir Kuşlarının Şarkısı. . Okurken üzüldüm, sinir oldum , bazı karakterleri boğmak istedim. Beni duygudan duyguya sürükleyen bir kitap oldu. İnsanların para için neler yaptıklarını , insanlıktan nasıl çıktıklarını okurken , kan bağının ve sevginin de na kadar kuvvetli olduğunu olduğunu gördüm. Kitabı bitirdikten sonra düşündüm , bu olay olmasaydı çocukların hayatı nasıl olurdu. Çok karmaşık konular. Keşke bütün çocukların hayatı yoluna girse de kimse üzüntü çekmese.

  Gerçekten esinlenilmiş kurgu sevenler mutlaka listeye alsınlar kitabı...




Nehir Kuşlarının Şarkısı - Lisa Wingate
Kitabın Adı :Nehir Kuşlarının Şarkısı
Yazar :Lisa Wingate
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı :Before We Were Yours
Çevirmen : Özgün Çelik
Sayfa Sayısı :431


Büyük Buhran Amerikası’nda, Mississippi Nehri üzerindeki yüzer kulübelerinde yaşayan Foss ailesinin mutlu hayatı, bir anda darmadağın edilir. Yozlaşmış kamu görevlileri tarafından anne babalarından koparılan beş kardeş, kendilerini bir anda yürek dağlayan bir insanlık ayıbının ortasında bulurlar. Kardeşlerin en büyüğü olan Rill, bir yandan küçük kardeşlerini bir arada tutmaya çabalarken bir yandan da nehre ve ailesine, nehir kuşlarının şarkılarına, morsalkımların ve okaliptusların o büyülü dünyasına geri dönmenin yollarını aramakta, yeniden ailesine kavuşmanın hayalini kurmaktadır.
“Hayat filmlerden farksızdır. Her sahnenin kendine ait bir müziği vardır ve müzik o sahne için yaratılır, bizim anlayamayacağımız şekillerde ona dokunur. Biten bir günün ezgisini ne kadar seversek sevelim ya da gelecek günün melodisini ne kadar hayal edersek edelim, bugünün müziği ile dans etmeliyiz; yoksa adımlarımızı şaşırır, o âna uymayan bir şekilde etrafta sendeleyip dururuz.”

1930’ların Amerika’sında yaşanan gerçek bir skandaldan yola çıkılarak yazılmış Nehir Kuşlarının Şarkısı, tüm dünyada 1 milyondan fazla okurla buluşmuştur. O dönemlerde Eleanor Roosevelt’in evlat edinme yasası konusunda danışmanlık alacağı derecede ün yapmış Georgia Tann, gerçek bir hayırsever olarak lanse edilmektedir ve modern evlat edinme sürecinin âdeta kurucusu olarak gösterilir. Ancak bu işin görünen kısmıdır. Kapalı kapılar ardında yapılan yüksek ücretli anlaşmalar, yoksul ailelerin çocuklarının kaçırılıp alıkonularak biyolojik ailelerinden koparılması gibi olaylar yıllarca gizli kalmıştır. Georgia Tann ve şebekesinin yaptıklarının bir kısmı kayıt dışıdır. Bu evlerde yaşayıp başka ailelere verilmiş çocuklar olduğu kadar, kötü şartlara dayanamayıp yaşamını kaybeden çocuklar da vardır. Bu roman, herkesin bilip kimsenin önüne geçemediği bir dramın hem kurbanlarını hem de kahramanlarını satırlara dökerek ölümsüzleştiriyor. Nehir Kuşlarının Şarkısı, son yılların en ‘gerçek’ romanlarından biri olmaya aday.


                                                            Kozmokitap

6/08/2018

Şeytanın İzi - Joy Fielding || Kitap Yorumu

Haziran 08, 2018 2 Yorum
Şeytanın İzi


Şeytanın İzi Joy Fielding' in okuduğum ikinci. Daha önce Orada Olmayan Kız kitabını okumuştum ve yazarın anlatım tarzına bayılmışım. Bu kitabına da bu yüzden tereddütsüz başladım. İsminden dolayı kitap ürkütücü olabileceğini düşündürüyor. Aslında ürkütücü değil gerilim , polisiye, çaresizlik var kitapta.

Bailey Carpenter bir avukatlık şirketinde dedektif olarak çalışmaktadır. Bir dava için gözetleme yaparken kimliği bilinmeyen birisi tarafından tecavüze uğrar . Saldırganı görmemiştir ve tek bir ipucu da yoktur . Olaydan sonra kendisini toparlayamaz ,evine kapanır ve dış dünya ile alakasını keser Bailey. Tecavüzcüsü yakalanmadığı için dışarıda gördüğü erkeklerin çoğundan kuşkulanır, ona bakan temas eden ya da belli kriterlere uyan herkes potansiyel tecavüzcüsü olabilir ona göre. Psikolojisi mahvolmuş durumdadır, ona destek olan üvey ablası ve onun kızıdır .

Suç ve araştırma olayından çok kitap  Bailey 'nın psikolojisi, yaşadıkları ve düşündükleri üzerine odaklanmış. Bu yaşadıkları dram olarak değil gerilim tarzında aktarılıyor. Sonucu az çok tahmin etsem de kesin budur diyemedim. Üstelik Bailey için şok edici farklı bir olay daha gizlidir yaşadıklarında.

Yine hızla okuduğum ve sevdiğim bir kitap oldu Şeytanın İzi . Ne yazsa okurum dediğim yazarların arasına giren Joy Fielding 'ın diğer kitaplarını da merakla bekliyorum şimdi....




Şeytanın İzi
Kitabın Adı :Şeytanım İzi
Yazar :Joy Fielding
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı :
Çevirmen :Nihal Akcan
Sayfa Sayısı :488


Pe-şin-de-yim!
Bailey Carpenter, işinde oldukça başarılı bir özel dedektiftir. Bağlı bulunduğu şirketin onu görevlendirdiği araştırma için, birinin evini gözetlemeye başlar. Evin etrafında olanları görmesine yetecek kadar yakın bir arazide, çalıların arasına gizlenir. Ancak onu büyük bir şok beklemektedir. Bir saldırgan!
Tam arkanda!
Gözlerini yeniden açtığında, hafızası, hiç hatırlamak istemeyeceği şeylerle doludur. Korkunç bir saldırıya uğramıştır. Yüzünü göremediği saldırganın ona yaptıkları Bailey'i bir daha asla geri dönemeyeceği karanlık bir yola sürükler.
Yeniden geleceğim!
Saldırganın onu yeniden bulacağından korkan Bailey, kime güveneceğini bilemez. Kendini evine kapatmıştır. Şüphelendiği herkesi teker teker yerel polise şikâyet eder. Bu şikâyetler öyle bir hal alır ki, polis Bailey'i, gördüğü herkesi ona saldıran adam zanneden bir paranoyak olarak görmeye başlar ve ciddiye almaz. İşte tam da bu noktada Bailey yapayalnız kalır. Artık kendinden başka kimsesi yoktur. Ya av olacaktır ya da avcı!


                                                            Kozmokitap

1/26/2018

Orada Olmayan Kız - Joy Fielding || Kitap Yorumu

Ocak 26, 2018 3 Yorum
Orada Olmayan Kız - Joy Fielding

   Birkaç ay önce bir film seyretmiştim . Bir iş için Meksika'ya giden bir aile anlatılıyordu filmde. Akşam iş yemeğine gitmek zorundadırlar. Son anda bebek bakıcısının gelemeyeceğini öğrenirler. Birisi arayıp iptal etmiştir. Bir yanlışlık olduğu düşünülür fakat başka bir bakıcı da ayarlanamaz . Babanın aklına bir fikir gelir. Yemek zaten otelin bahçesindedir. Yarım saatte bir sıra ile odaya çıkıp çocuğu kontrol edeceklerdir. Zaten çocuk da gece uyanmamaktadır. Anne tereddütlü olsa da sonunda kocası onu ikna eder ve yemeğe giderler. Sonra ne mi olur? Çocuk kaçırılır.... 

   Şimdi bana ne için bir filmi anlatmaya başladığımı sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Çünkü okuduğum kitaptaki çocuğun kaçırılma sahnesi de bu filmdeki ile neredeyse bire bir aynıydı. Neredeyse dedim çünkü aradaki farklar kitaptaki ailenin iki çocuğu olması ve bir iş yemeği değil onuncu yıl evlilik yıl dönümlerini arkadaşları ile kutlayacakları bir yemek olmasıydı. Filmin adını ya da çekildiği tarihi hatırlamıyorum fakat ya yazar filmden etkilendi ya da filmin senaryosunu yazanlar kitaptan etkilendi. Bu kadar benzerlik olmaz !...

  Kitabın kalanı ve konunun ilerleyişi tamamen farklıydı . Bir an filmin kitabını mi aldım diye endişe etsem de benzerlik sadece bu kadardı.

   Joy Fielding'in okuduğum ilk kitabı Orada Olmayan Kız . Adını sıkça duyduğum yazarın iki kitabını almıştım . Diğer kitabını ilerleyen tarihlerde okumayı düşünüyorum.

  Yazar zamanda ileri geri giderek bize okunu ve olanları anlatıyor. Zaten dikkat ediyorum son zamanlardaki kitapların çoğu çift zamanlı ya da zamanda ileri geri yaparak ilerliyor. Bu tarz maalesef her kitapta ilginç olmuyor , bazı kitaplarda sıkıcı bile olduğunu söyleyebilirim. Fakat bu kitapta beni rahatsız etmedi bu durum.

   Caroline'nin iki yaşındaki kızının kaybolmasının üzerinden on beş yıl geçmiştir. Kaybın yıl dönümü en zorlu geçen dönemdir. Her sene gazeteler tekrar tekrar aynı haberi yapmakta ve insanlar anneyi suçlamaktadırlar. Bu zorlu dönemi atlatmaya çalışan Caroline'nin hayatı bir telefon ile çalkalanır. Telefondaki kişi onun kayıp kızı olabileceğini söylemektedir. İŞte bu noktadan itibaren bu kızın kim olduğu araştırılırken biz de zamanda bir ileri bir geri giderek olanları , yaşananları öğreniyoruz.

  Bebeğin kaybı ve bu süreçte yaşananlar oldukça zor ve acıklıdır. Kaybın bir aileyi ne hale getirdiğini okuyoruz kitapta. Aynı zamanda olayın gerçekleştiriliş şekli ve gerçekleştirenler ortaya çıkınca şok olacaksınız...

   Farklı ve güzel bir kitaptı. yazarın kalemi ile tanıştığıma sevindim. Beklediğim kadar müthiş bir kalam olmasa da yine de güzel bir kitaptı...








Orada Olmayan Kız - Joy Fielding
Kitabın Adı :Orada Olmayan Kız
Yazar :Joy Fielding
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı :She's Not There
Çevirmen :Begümnaz Yürekli
Sayfa Sayısı :430


Caroline ve Hunter, mutlu evliliklerinin onuncu yılını kutlamak için yakın dostlarıyla birlikte kısa bir tatil yapmaya, Meksika’ya giderler. Kızları Michelle ve Samantha da yanlarındadır. Tatilin son akşamında arkadaşlarıyla birlikte keyifli bir akşam yemeği yemek isterler ancak Caroline, uyuyan çocukları odada yalnız bırakma konusunda tedirgindir. Hunter, yarım saatte bir sırayla onları kontrole çıkabileceklerini söyleyerek karısını ikna eder. İlk birkaç saat sorun yoktur ama gecenin sonunda odalarına çıkan Caroline ve Hunter’ı hayatlarının en büyük şoku beklemektedir. İki yaşındaki kızları Samantha orada değildir.
Basına yansıyan olaya bütün ülke ilgili gösterir. Bu ilgi o kadar yoğundur ki, insanlar bir müddet sonra günah keçisi aramaya başlarlar. Suçlamak için seçtikleri kişi Caroline’dan başkası değildir. Aradan geçen yıllar boyunca Samantha’dan bir iz bulunamadığı gibi Caroline’ın hayatı da bir daha asla düzelmez.
Ta ki, Samantha’nın kayboluşundan on beş yıl sonra bir gün, o telefon gelinceye kadar…

Telefonun diğer ucundaki ses Caroline’a, “Sanırım benim adım Samantha. Sanırım ben sizin kızınızım,” diyene kadar…


                                                            Kozmokitap

2/15/2016

Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski || Kitap Yorumu

Şubat 15, 2016 3 Yorum
Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski


  Artık çoğunlukla kitapçılara gezmek ve kitapları incelemek için gidiyorum. Satın almak için ise interneti tercih ediyorum. Hem eve kadar getiriyorlar hem de fiyatları çok çok uygun oluyor. Freud'un Kız Kardeşi de kitapçıdan aldığım son kitaplardan bir tanesi. Ciltli kitap olmasına rağmen 9.90 tl ye aldım. Madem bu kadar uygun fiyata satabiliyordunuz neden ilk fiyatları daha pahalı oluyor. Bu nedenle kitapları genellikle ne kadar almak istesem de ilk çıktıları zaman almıyorum. İndirime girince bir fiyatına iki kitap alıyorum.

  Freud'un Kız Kardeşi kitabının kapağına gelirsek ba-yıl-dım. Ağır bir izlenim yaratıyor ilk bakışta. Sanki antika bir kitapmış gibi.

    İçeriğine gelirsek yazarın anlatım tarzı ve konuyu işleyişini çok sevdim. Biliyorsunuz çeviri kitaplarda yazarın olduğu kadar bu başarı aynı zamanda çevirmenin de . Bir çok yazımda belirtmeyi unutuyorum , fakat çevirmenlerin de başarıdaki katkılarını unutmamak gerekiyor.

   Kitap iki bölümde ele alınmış. İlk bölümde Freud ve kızkardeşlerinin yaşlılık zamanları. İkinci Dünya Savaşı zamanı. Ülkedeki yahudilerin hayatları tehlikede. Farklı ülkelere gitmek ve kurtulmak istemektedirler. Çocukken birbirlerine çok yakındırlar Freud kardeşler . Şimdi ise ülkeden gitmek için abileri Sigmund'dan yardım istemek için giden kızkardeşler,  onun gideceğini öğrenirler. Yanında götürecekleri ailesi, eşinin kızkardeşi, doktoru ve ailesi hatta küçük köpeği . Bu listede kız kardeşleri yoktur. Hayal kırıklığına uğrasalar da bunu abilerine belli etmezler. Bu olaydan sonrası ise toplama kampı....

İkinci bölümde ise kitabımızın anlatıcısı olan Adolfina bizi geçmişe çocukluk ve gençlik yıllarına götürüyor. Bu bölümde aile ilişkilerinin nasıl olduğunu, dönemin tıbbını, deliliği, akıl hastanelerini ve o dönem yaşayışını anlatıyor. Birbirlerine bağlı olması gereken kardeşler arasındaki bağların bile zamanla nasıl eridiğini görüyoruz kitapta.

   Gerçek yaşam hikayesinden öyküleştirilen kitap okunması gereken kitap arasında bana göre.



Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski


Kitabın Adı :Freud'un Kız Kardeşi
Yazar : Goce Smilevski
Yayınevi : Nemesis Kitap
Orjinal adı : Sestrata na Zigmund Frojd
Çevirmen : Levent Ademov
Sayfa Sayısı : 240


Bağlayıcı olması beklenir kardeşliğin. Öyle umulur. Kardeşler birbirlerine borçludur ya; bir soluk, bir omuz, bir teselli...
 Yine de düşünceler karmaşıklaşınca zihinde, unutulabilir borçlu addedildiğimiz görevler.
 Bu kitap, dünyaca ünlü psikanalist Sigmund Freud'un ve onun dört kız kardeşinin gerçekte de yaşanmış sarsıcı öykülerini anlatmaktadır. Freud, İkinci Dünya Savaşı döneminde Viyana'ya girmek üzere olan Hitler'in yaratacağı yıkımdan kurtarılmak için Londra'ya götürülür. Ona Londra'ya geçmesi için yardım eden kimseler, yanına almak istediği insanların isimlerini bir liste haline getirmesini isterler. Freud o listeyi hazırlar. Eşi ve çocukları dışında eşinin ailesi, doktoru, doktorunun ailesi, hizmetçileri, hatta küçük köpeği bile vardır listede. Ancak dört kız kardeşi yoktur.    Freud'un seçimi kardeşlerinin kaderini nasıl şekillendirecektir?
 O karanlık günlerde verilen bir sınavdır belki de yaşananlar; kardeşlikle ilgili bir sınav. Belki de bir iç savaş; galibi de mağlubu da belli olmayan...
 "Nefis bir roman... Beni böylesine etkileyen başka bir kitap hatırlamıyorum."
Vesna Mojsova-Cepiısevska (Makedonya)
"Ustaca ve çarpıcı." Knack (Belçika)
 "Smilevski değişik ve ayırt edici tarzıyla, iç yaşamımıza ve fikir dünyamıza güzel bir bakış açısı getiriyor."
Boek (Hollanda)
"José Saramago gibi kuvvetli, çok yönlü ve detaycı bir yazar."
La Repubblica Gazetesi (İtalya)




                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.