Göz Ucuyla - Dean Koontz || Kitap Yorumu


Göz Ucuyla - Dean Koontz

 
    Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri olan Dean Koontz'un kuantum fiziği , paralel evrenler, fantastik olaylar ve gerilim öğelerini birleştirmiş romanı Göz Ucuyla 'da. Biraz fantastik, biraz gerilim , biraz da bilim kurgu içeriyor diyebiliriz kitap için. Oldukça kalın olan bu kitap başlarda göz korkutsa da okumaya başlayınca kalınlığını fark etmiyorsunuz bile.

   Kitapta birbirleri ile alakasız gibi görünen olaylar ve kişiler kitabın sonlarında birbirleri ile ilişkilendiriliyor ve garip olayların hepsi bir sonuca bağlanıyor. Bu birbirlerinden bağımsız görünen karakterler bir çok yan karakter ile desteklenmiş durumda. Karmaşık bir yapı olmasına rağmen okurken yazar bu karmaşayı hissettirmiyor. Bu da Dean Koontz sihri....

    Kitap Barty ile başlıyor . Üç yaşında yakalandığı kanser yüzünden iki gözü de çıkarılan Barty bize yıllar sonra görmeye başladığını söylüyor ve bizi merakta bırakıyor. Agnes doğuma giderken trafik kazasında kocasını kaybeder ve çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalır. Junior ... Bana göre kitaptaki en garip karakter. Karısına deliler gibi aşık. O olmazsa ne yapacağını bilemiyor. Bize öyle bir aşık portresi çiziyor ki hayran bırakıyor derken bir iki sayfa sonra,  kitabın daha başında eşini 15 metre yüksekten ittirerek öldürüyor. Bu ne perhiz bu ne lahana:))) Anladığınız gibi kitaptaki kötü karakter Junior. Bunu kendisi de bir anda fark ediyor. Eşini neden öldürdüğünü kendisi bile bilemiyor.... Tecavüze uğrayan ve korkusundan kimseye suçluyu söyleyemeyen Phimie. Bu tecavüz sonrası hamile kalır ve korkusundan farklı bir şehirde çocuğunu doğurmaya gider... Bir de her yerden çıkan ve sürekli çeyrekliği kaybetme numarası yapan dedektif...

   Alakasız olaylar gibi görünse de bu insanları birbirleri ile bağlayan olaylar örgüsü var kitapta. İlginç bir konu bulmuş yine yazar. Normalde her kitabını sevdiğim yazarın bu kitabında ben biraz sıkıldım. Özellikle Junior ile ilgili anlatılan bölümler bana biraz fazla uzatılmış geldi. Kitap konu olarak farklı ve  sevdiğim bir yazarın kaleminden olsa da bana hitap etmedi.




Göz Ucuyla - Dean Koontz
Kitabın Adı :Göz Ucuyla
Yazar :Dean Koontz
Yayınevi :İnkılap Kitabevi
Orjinal adı :From The Corner Of His Eye
Çevirmen : İçim Kutlu
Sayfa Sayısı :825


     Gerilim romanlarının en büyük ustası olarak nitelendirilen ve bütün dünyada milyonlarca hayranı olan Dean Koontz, yeteneği eleştirmenler tarafından da tartışmasız kabul edilen bir yazar.
      "Göz Ucuyla"da Koontz, bilinçaltı korkularımızın herkesin kolay kolay cesaret edemeyeceği kadar derinlerine iniyor bu kez. Yaşamın anlamını, şimdiye dek yaratmış olduğu en unutulmaz karakterlerle gözler önüne seriyor.
     Olağanüstü yeteneklere sahip Barty Lampion... Hiç tanımamasına karşın Lampion'u yok etmeye ant içmiş acımasız bir adam. Vahşi bir tecavüz sonucu dünyaya gelen bir kız... Ve bu üç kişinin yazgılarındaki gizemli bağlantının neden olduğu akla hayale sığmayacak olaylar zinciri...
     Bu kitabı okuduktan sonra, dünyaya bakışınız değişecek!...


Yazarın blogumda yer alan diğer kitabı: 

Şiddet 

Yılın En Karanlık Gecesi  

Şeytan Tohumu 




                                                            Kozmokitap



İhtiyaç - Carrie Jones || Kitap Yorumu

İhtiyaç - Carrie Jones


   Stephenie Meyer'ın kaleminden Alacakaranlık Efsanesi çıktığı dönemde bir fantastik kitaplar bir anda patlamış ve etrafımız bu tarz kitaplar ve onların fanları tarafından sarılmış hale gelmiştik. Onun öncesinde de fantastik kitaplar Vampirler ve bu fantastik yaratıkların aşk öyküleri yok muydu? Vardı tabii ki ... Fakat yazarın anlatım tarzı öyle etkileyiciydi ki büyük bir kesim uzun süre etkisinden kurtulamadı. -Alacakaranlık filmi  için aynısını söyleyemeyeceğim. Hiç beğenmedim....  bu tarz kitapları sevenler, fazla uzun sürmesin , sıkılmadan okuyayım  , beni de çok yormasın derseniz işte İhtiyaç tam da bu tarz bir kitap...

   Carrie Jones'un kaleminden dört kitaplık bir serinin ilk kitabı İhtiyaç .  Bu sefer vampirler yok baştan hatırlatayım. Şekil değiştiriciler ve periler var. Bu periler Tinkerbell tarzı minik , şirin , kanatlı yaratıklar değiller. Bildiğiniz kitabın kötü karakterleri... Yani şimdilik öyle ilerleyen bölümlerde neler olur bilemiyorum.

   Zara onaltı yaşında babasını - üvey babası- kaybettikten sonra hayata küsmüştür ve annesi de onu büyükannesinin yanına, Maine'e gönderir. Maine 'i de Stephen King kitaplarından iyice tanıyoruz artık:))))  Hayattan zevk alamaz adeta yaşayan ölü haline gelmiş olan Zara 'nın burada düzelmesini ummaktadır annesi. Bu soğuk yere alışamayacağını düşünen Zara okuldaki arkadaşları özellikle yakışıklı Nick sayesinde biraz düzelmeye başlar derken kasabada tuhaf olayların olduğunu fark eder, arkadaşları ile araştırmaya başlayan Zara olayların ve etrafındakilerin hiç de göründükleri gibi olmadığını fark eder.

   Ailesinden ayrı farklı bir yere giden genç kız, okul hayatı , yeni arkadaşlar, garip olaylar bana hiç de yabancı gelmedi okurken. Bir çok kitap neredeyse aynı olay örgüsünde ilerliyor. Fakat buradaki kız çekingen ve sakar değil. Kitabı okurken aynı zamanda birçok fobi türünü de öğreniyoruz Zara sayesinde.

   Kitapta bazı konular klişe olsa da ben kitabı sevdim. İki saatte bitti kitap. Yazar kurguyu , karakterleri ve karakterlere özgü davranışları tam oturtmuş ve bu yönden okurken bir karmaşa ya da mantıksızlık oluşturmuyor. Böyle olunca da kitap zevkle okunuyor ve devam kitabı da merakla bekleniyor.....


Kitap tanıtımı yazımı okumak için buraya tıklayınız.







                                                            Kozmokitap



Ölüm Adası - John Dixon || Kitap Tanıtımı



Kitabın Adı :ÖLÜM ADASI
Yazar :John Dixon
Yayınevi :GO!
Çevirmen :Ebru Sürmeli
Sayfa Sayısı :462
Etiket Fiyatı : 19.00 TL
Türü : Roman
Baskı Tarihi : Ağustos 2016


     TELEFON YOK. MESAJ YOK. E-POSTA YOK. TELEVİZYON YOK. İNTERNET YOK. KAÇIŞ YOK.

      On altı yaşındaki boks şampiyonu Carl Freeman, güçsüzleri yumruklarıyla savunmayı alışkanlık haline getirdiği için bir türlü beladan uzak duramaz. Kimsesi olmadığı için hayatı koruyucu aileler ile ıslahevleri arasında mekik dokuyarak geçen Carl, girdiği son kavgada rakiplerinin hepsini hastanelik edince çıkarıldığı mahkeme tarafından cezasını çekmek üzere dış dünyayla bağlantısı olmayan bir adaya gönderilir.
      Burası bir evi, bir ailesi ve bir geleceği olmayan çocuk suçluların son durağıdır. Ülkenin uzak bir köşesine kurulmuş olan bu kamp kimsesiz çocuklara merhamet göstermeyen sadist eğitim çavuşları tarafından yönetilmektedir. On sekiz yaşına kadar burada kalmaya mahkûm edilen Carl kurallara uyup cezasını çektikten sonra hayatında yeni bir sayfa açmayı planlar, hatta burada yeni arkadaşlar edinip Octavia adındaki gizemli bir kıza âşık olur. Ama acımasız çavuşlar, yorucu eğitimler, ağır cezalar buz dağının yalnızca görünen kısmıdır. Burası aslında gidenin bir daha geri dönmediği, çocukların avlanarak ya da idam edilerek öldürüldüğü, kesimhane denilen gizli bir devlet laboratuvarında denek olarak kullanıldığı bir ölüm kampıdır. Carl diğer çocuklar tarafından avlanmadan ya da kesimhaneye gönderilmeden önce buradan kaçıp dış dünyayı bu adanın varlığından haberdar etmek ve sevdiklerini kurtarmak zorundadır.


                                                            Kozmokitap



İhtiyaç - Carrie Jones || Kitap Tanıtımı


İhtiyaç - Carrie Jones  || Kitap Tanıtımı

Kitabın Adı : İHTİYAÇ

Yazar : Carrie Jones

Yayınevi : GO!

Etiket Fiyatı : 19.00 TL

Türü : Roman

Çeviren : Bige Turan

Sayfa Sayısı : 388

Baskı Tarihi : Ağustos 2016


                                                                  HERKESİN KORKULARI VARDIR…


On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.


                                                            Kozmokitap



Zümrüt Şelaleleri - Kimberley Freeman || Tanıtım

 


Zümrüt Şelaleleri - Kimberley Freeman

Kitabın Adı : Zümrüt Şelaleleri
Yazar :Kimberley Freeman
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı : Evergreen Falls
Türü  :Roman
Çevirmen : Duygu Parsadan
Sayfa Sayısı :472
Etiket Fiyatı : 20.00 TL
Baskı Tarihi : Temmuz 2016
Çıkış Tarihi : 1 Temmuz


   Gözyaşlarınıza eşlik edecek biri varsa yanınızda, kalbinizdeki boşluk sizi ne kadar ıssızlaştırabilir?

   Violet Armstrong 1926 yılında Zümrüt Kaplıca Oteli’nde çalışmaya başladığında aklındaki tek şey, artık çalışacak durumda olmayan annesine bakmaktır. Ancak ötekileştirilenlerin dünyasında yer alsa da kalbine yenik düşerek ünlü Honeychurch-Black Ailesi’nin vârisine âşık olur. Bir gece kuvvetli bir kar fırtınasının gelmesiyle o tutku dolu aşkı da kara gömülür. Ta ki karlar eriyip o gecenin sırrı ortaya çıkana kadar…

   Seksen sene sonra Lauren Beck, erkek kardeşinin vefatından sonra annesinin baskıcı tavırlarından sıyrılarak, kendi ayakları üstünde durmaya karar verir. Görkemli Zümrüt Kaplıca Oteli’nin karşısındaki kafede çalışan Lauren, eski otelin restorasyonuyla ilgilenen bir mimarla tanışır. Arkadaşlıkları devam ederken, Lauren 1926 yılında yaşanmış doludizgin bir aşkın mektuplarını keşfeder. Ancak keşfi bununla da sınırlı değildir… Unutulmuş bir trajedinin peşine düşen Lauren, yüzleşeceği gerçekle kendi hayatını da değiştirecek riski göze alabilecek midir?

   Büyükannesinin hayatındaki unsurlardan esinlenen Kimberley Freeman, Zümrüt Şelaleleri’nde gizemi, kalp kırıklığını ve farklı hayatlardaki aşkı anlatıyor. Ötekileştirilenlerin dünyasında siz de kendinizden bir parça bulacaksınız…


   “Kitapta her dönemin kendi değer yargıları en iyi şekilde işlenirken, kış mevsimindeki Blue Mountains tasviri olağanüstü… Karakterler sizi alıp götürürken romanın nasıl bittiğini anlayamayacaksınız.”                                        Historical Novels Review



                                                            Kozmokitap



Tess'in Gözyaşları - Pepper Winters || Tanıtım


Arkaya Bitter


Kitabın Adı: Tess'in Gözyaşları
Yazar: Peppers Winters
Yayınevi: Arkadya Bitter Yayınları 
Orjinal adı: Tears of Tess
Çevirmen: Arzu Sarı
Sayfa Sayısı: 496
Türü :Roman
Satış  Fiyatı :20 TL
Baskı Tarihi : Ekim 2015

  Muhteşem bir hayatım vardı. Âşıktım, mutluydum ve istediğim her şeye sahiptim. Sonra bir gün, her şey değişti. Bir adama satıldım!
  Sevgilisi Brax Cliffingstone, yıldönümlerini kutlamak için Tess Snow’u Meksika’ya götürene kadar ikisinin de geleceğe dair umutları vardı. Altın rengi kumsalların, denizin ve güneşin tadını çıkaracak, birbirlerine yeniden âşık olacaklardı. Ancak gördükleri güzel rüyanın kâbusa dönmesi uzun sürmedi. Dünyanın gölgelerinden habersiz Tess, kaçırılmış, hırpalanmış ve satılmıştı. Yeniden aydınlığa kavuşmanın bedeli ise Şeytan’la yapacağı anlaşmada, yalnızca bedenini değil ruhunu da ortaya koyması demekti.
Zindanımın derinliklerinde yankılanan bir fısıltı, “Gözlerindeki karanlığı görüyorum,” diyordu. “O karanlık beni besliyor, o karanlık beni çağırıyor.” Ve karanlığın tadı kanıma karıştı. Acı, artık kalbimin en tanıdık yolcusuydu.
 “Şimdiye kadar yaptığınız tüm ‘en iyi kitap’ listelerini unutun ve bu kitabı en başa altın harflerle kazıyın. Yılın değil, yüzyılın en iyi kitabı.”
                                  Lip Smackin Good Booksy



                                                         



Şifacı - Marina Fiorato || Tanıtım

Şifacı - Marina Fiorato


Kitabın Adı :Şifacı
Yazar : Marina Fiorato
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :The Venetian Contract
Çevirmen :Ayhan Ece Şirin
Sayfa Sayısı :448
Baskı Tarihi: Nisan 2016
Çıkış Tarihi : 1 Nisan
Türü: Roman
Etiket Fiyatı: 25.00 TL
Cilt: Ciltli Kapak


Dünyaya hükmeden iki güç: 
 Venedik Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu. 
 İmparatorlukta saltanatı elinde tutan bir kadın: Nur Banu Sultan. 
 Ve ölüm döşeğindeyken ortaya çıkan müthiş bir sır. 

 1580’ler, Osmanlı İmparatorluğu… Haremdeki kadınları iyileştiren bir şifacı olan Feyra, bir sabah yine her zamanki gibi Topkapı Sarayı’nın yollarını arşınlayıp hareme gittiğinde, sultanı Nur Banu’nun hasta olduğunu görür. Başlangıçta bu durumu pek önemsemeyen Feyra, bir süre sonra Nur Banu’nun zehirlendiğini anlar ve Nur Banu’nun son saatlerini rahat geçirmesi için kendisine ilaç verir. Bu esnada Nur Banu Sultan, Feyra’yla yıllardır sakladığı sırrını paylaşır: Feyra, Nur Banu Sultan’ın kızıdır. Son anlarında gerçekleri dile getiren Nur Banu Sultan, ayrıca oğlu Murat’ın Venediklilere ve kendisine olan düşmanlığından bahsedip hazırladığı tuzağı anlatır. Feyra’yı uyaran Nur Banu Sultan, kendisine iki büyük devletin kaderini belirleyecek önemli bir görev verir. Hem imparatorluğun hem de Feyra’nın babasının kaderi Feyra’nın ellerindedir artık. 

    “Eğer tarihi romanları seviyorsanız, bu kitabı okumayı denemelisiniz. Fiorato ustaca kaleme aldığı hikâyesinde heyecan verici bir biçimde güzel ve bilinmeyen bir dünya yaratmış.” bcfreviews.wordpress





                                                            Kozmokitap



Savaşçı - Melissa Landers || Tanıtım


       GO! Kitap tarafından yayımlanan ve özellikle gençlerin sevdiği bir seri olan Yabancı (Alienated) serisinin üçüncü kitabı Savaşçı'ya nihayet kavuşuyoruz:))


Savaşçı - Melissa Landers  || Tanıtım
      Kitabın  Adı : SAVAŞÇI

      Yazar : Melissa Landers

      Yayınevi : GO! 4

      Etiket Fiyatı : 19.00 TL

      Türü : Roman

      Çeviren : Demet Orhan

      Sayfa Sayısı : 375

      Baskı Tarihi : Temmuz 2016




                       SAVAŞ KAPIDA. Gezegenlerinin geleceği Cara ile Aelyx’in elinde

   Ölümcül bir darbeyi savuşturup iki dünya arasındaki ittifakı güvence altına alan Cara ile Aelyx nihayet bir tatil yapabilecektir. Tam da hayal ettikleri gibi bir yer olan minik kolonilerinde günlerini sahilde midye toplayarak ve birbirlerinin kollarında uyuyarak geçirirler. 
   Ama tatil kısa sürer. 
 Dünya ve Leihr gezegenleri arasındaki anlaşma, her iki gezegeni de ortadan kaldıracak kadim bir gücü uyandırmıştır. Yıldızlararası barışın gizemli koruyucuları olan Ariboller bu ittifakı galaksiye karşı bir tehdit olarak görmektedir. Dünyalıların ve Leihrlilerin ittifakı bozup kendi gezegenlerine dönmeleri için bir ay süreleri vardır, yoksa her iki ırk da 
 Ariboller tarafından ortadan kaldırılacaktır. 

       Zaman daralırken Cara ile Aelyx kolonicilerden oluşan bir ekiple Dünya’ya gider, burada eski dostlarıyla bir araya gelip Aribollerin kim olduğunu, ne istediklerini ve ittifakı neden bir tehdit olarak gördüklerini çözmeye çalışacaklardır. Gittikçe artan gerilim iki gezegeni de topyekûn bir savaşa doğru sürüklerken Cara ile Aelyx hem kendi gelecekleri hem de dünyalarının kurtuluşu için canla başla savaşmaya hazır olmalıdır.

                                                                - Yayın Bülteni -

                                                            Kozmokitap



Bana Aşkını Söyle - Elizabeth Hoyt || Kitap Yorumu

Bana Aşkını Söyle - Elizabeth Hoyt

   Prenses serisinin ikinci kitabı olan Bana Aşkını Söyle , Hoyt'un yazdığı diğer kitaplar gibi hızlıca bitti. Hoyt'un kitaplarında olaylar eski İngiltere'de geçer. Kabarık etekli, soğuk (!) İngiliz kadınları, süslü faytonlar ve unvan sahibi , zengin , yakışıklı erkekler. Gerçi çoğu kitapta erkekler yakışıklı değildir. Ne demişler insan güzel sevmez  , sevdiğini güzel sanır:)))

   Bu kitapta Hoyt tasvirleri ve benzetmeleri ile benim yüzümü bolca gülümsetmiştir.
"Ah , keşke onun o sevecen , kahverengi gözlerini , yağ sarısı saçlarını ve heykelini duruşunu görebilseydin. "

     Bu tanımlamada geçen  " yağ sarısı saçlar " daha sonra tereyağı rengi saçlar olarak anılıyor ki hiç böyle bir benzetme duymamıştım:)))

   Ayrıca dönem İngiltere'sini yazan Hoyt o döneme ait bazı ayrıntılara da değinir. O dönemde erkekler saygın kadınlar ile sadece nesli devam etsin, çocuk doğursun diye evlenirler. Evlendikten sonra da fantezileri için metres tutarlar ki eşleri yatak odalarında soğuk davranmayı asalet sayar. Hoyt'un kadın karakterleri ise böyle değildir. Eşlerini her anlamda severler...

    Kitabın konusuna gelirsem; Lord Vale " Jasper " kilisede müstakbel gelini tarafından terk edilir. Bir papaz yardımcısına aşık olan gelin adayı onu istemediğine karar verir. Bu durum Jasper için yeni değildir. İkinci kez evlenmenin eşiğinden dönmüş ve terk edilmiştir. Tek başına akşamdan kalmanın ağrıları ve yeni durum ile boğuşurken odaya giren bir hanım Jasper'a evlenme teklif eder. Jasper da eşinden sadece çocuklarını doğurmasını beklediği için bu teklifi kabul eder. Teklifi yapan Melisande ise tam altı yıl boyunca gizli gizli Jasper'ı izlemiş ve ona aşık bir kadındır. Fakat bu onun sırrıdır ve asla söylemek niyetinde değildir. Jasper böyle bir duruma düşmemiş olsa ona bu teklifi yapmak niyetinde değildir .....

  Birbirlerini tanıma süresi içinde gelişen aşk ve tutku ile Jasper'ın geçmişe ait sırları araştırması içerisinde yine romantik bir kitap okuyoruz. Kitapta bölümler arasında yazar farklı bir öyküden kısa bölümler serpiştiriyor ve bu da kitabı daha ilginç bir hale getiriyor. Bu kitabında da Gülen Jack'in hikayesini okuyoruz.

  Elizabeth Hoyt'un kitabını hiç okumadıysanız çok şey kaçırdığınızı söyleyebilirim. Bu kitabı sevmekle beraber benim favorim hala Çirkinin Aşığı.....



Kitabın Adı : Bana Aşkını Söyle
Yazar :Elizabeth Hoyt
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Orjinal adı : To Seduce A Sinner
Çevirmen : Seden Gürel
Sayfa Sayısı :376


        Baştan çıkaran bir arzu onları esir almıştı... 

   Melisande Fleming uzun zamandır gizliden gizliye Lord Vale'i sevmektedir. Lord'un başka kadınları ustalıkla baştan çıkarmasını ve onlarla flört etmesini uzaktan izler. Uslanmaz bir sosyete çapkını olan Lord, bu sevginin farkında bile değildir.

   Evlilik gününde terk edilen Lord Vale umutsuz bir keder içindeyken karşısına çıkan Melisande, sürpriz biçimde Lord'a evlilik teklifinde bulunur.

    Gizemli bir kadın olan Melisande mutluluğa kavuşabilecek midir? Beklenmeyen bir evlilik, bu iki insanı kendi geçmişleriyle ve en gizli tutkularıyla baş başa bırakır. Lord Vale ya kendi geçmişine ait sırları karısıyla paylaşacak ya da onu kaybetmeyi göze alacaktır.




                                                            Kozmokitap



Buz Prenses - Elizabeth Hoyt || Kitap Yorumu




     Çirkinin Aşığı kitabı ile kalemiyle tanıştığım Elizabeth Hoyt bir anda ne yazsa okurum dediğim yazarlar arasına katıldı. Yetişkin romantik kitaplar arasında çok okunan ve sevilen bir yere sahip yazar. Üç kitaptan oluşan Prenses serisine ara kitap olarak eklenen Buz Prenses çok ince bir kitap . Ben kitabı bir saat içerisinde bitirdim ve keşke biraz daha devam etse diye düşündüm. Yazarın kalemime hayran olmamak elde değil. Okumaya baişladığım anda konunun içerisine sürükleniyorum ve kitabı elimden bırakmak istemiyorum.

   Prenses serilerinde erkeklerin gitmekten hoşlandığı ve kadınların maskeler ile dolaştığı bir genelev olan Afrodit'in Mağarasında geçiyor öykümüz.

   1762 yılı Londra'sı. Afodit'in mağarasına askerlerini toplamak için gider Kaptan Wargate . Bir kenarda sessiz sakin askerlerini bekler ve başlarının belaya girmesini önler. Kaptan orada iken bir oyun duyurusu yapılır. Bu oyunu kazananın ödülü Afrodit'in Mağarası'nın sahibi Carol ile yedi gece geçirmektir. Bu tür yerlerden ve oyunlardan hoşlanmayan kaptan nasıl olduysa kendisini oyunun içerinde bulur. Amacı Carol'a yardım etmek midir yoksa ödülün cazibesine dayanamamış mıdır?

Yetişkin romantik kitapları ve kabarık etekli ve foytonlu eski İngiltere romanları sevenlere tavsiye ederim.




Kitabın Adı :Buz Prenses
Yazar :Elizabeth Hoyt
Yayınevi :Pegasus Yayınları
Orjinal adı : The Ice Princes
Çevirmen :Ceyda Aldemir Down
Sayfa Sayısı :112


YEDİ GÜNAH DOLU GECE 

 Londra'nın en kötü şöhretli evi Afrodit'in Mağarası'nı işleten Coral Smythe, erkeklerin ihtiyaç ve tutkularına dair her şeyi bilmektedir. Fakat tek bir erkeğin bile sevgisini hissetmemiştir… Özellikle de kartal gibi gözleriyle onu kınayan fakat gizliden gizliye arzulayan Kaptan Isaac Wargate'in sevgisini.

 YEDİ ZEVK DOLU GECE 

 Kaptan Wargate, gemi tayfasını baştan çıkaran bu altın maskeli kadını ayıplamaktadır. Ancak Coral bir kart oyununda ödül olarak ortaya konunca, Wargate kendine engel olamayıp oyuna katılır… ve kazanır.

 YEDİ AŞK DOLU GECE 

 Artık tutucu donanma kaptanının bu gizemli kadın hakkında bir şeyler öğrenebilmesi için sadece yedi gecesi vardır. Peki Coral, Afrodit'in Mağarası'nın yeni sahibi tarafından tehdit edilince Wargate maskenin ardındaki kadına… ve aşka bir şans tanıyacak mıdır?


Prenses Serisi Sıralaması:

1- Çirkinin Aşığı  ( The Raven Prince )
2- Kalbimi Sana Verdim  (The Leopard Prince)
3- Bir Aşk Masalı  (The Serpent Prince)
3,5-  Buz Prenses  (The Ice Princess)

Kozmokitap







Anomona || Kitap Yorumu


    Şubat ayında yazarın Twittter üzerinden iletişime geçerek okumam ve yorumlamam için gönderdiği Anomona bitti. Kitabı kabul ettikten sonra biraz endişelenmedim dersem yalan olur. İngilizce hikayeler okuyordum fakat hiç roman okumamıştım. Türkçe çevirileri varken ihtiyaç duymamıştım. Kitap gelince çok mutlu olmamın yanında endişeler de taşıdığımı itirak etmeliyim. İlk bir-iki sayfa alışma dönemi olsa da geriye kalan sayfalar hızla çevrildi. Aslında kitap daha kısa sürede biterdi fakat araya kendi işlerim girince umduğumdan daha uzun sürdü çünkü fazla okuyamadım.

    Kitap bir bilim- kurgu kitabı. Yazar kendisini de Anomona olarak tanıtıyor ve ismini gizli tutuyor. Ben de bu gizem de ayrı ilgi uyandırıyor.

      Kitapta birinci bölümü okurken bu nasıl bilim kurgu dedim. Bir barda içki muhabbeti , insanların sosyalleşmesi ile geçiyordu. Tipik bir Amerikan filmi seyrediyorum gibi geldi okurken  . İçki ve bar muhabbetleri beni açmıyor. Birinci bölümün sonunda birden olaylar yön değiştirti ve aksiyon sahneleri başladı.

      Zebedee ve Stephen ikiz kardeşlerdir. İkiz kardeş olmalarına rağmen nüfuslarına farklı yazıldığı için aynı gün kutlamazlar doğum günlerini. Zeb 21 yaşına girecektir ve Stephan onu doğum gününü kutlamak için bara götürmüştür. Orada arkadaşları , Zeb'in kız arkadaşı Amy , ve yeni tanıştığı bir kız ile sohbet ederler, içki içerler ve eğlenirler. Fakat gecenin sonuna doğru Stephen öldürülür.

     Zeb ertesi sabah bir yabancının yanında gözlerini açar. Bu yabancı  - kendisine John demesini istemiştir- ona yardım etmek istediğini söyler. Zeb'i de öldürmek istemektedirler ve polis de dahil kimse ile irtibat kurmamaları gerekmektedir. Daha sonra çıktıkları yolda onlara ateş edilmesi ve peşlerinde profesyonel insanların olduğunu fark ettiğinde Zeb'in John'a güvenmekten başka çaresi kalmaz.

    Zeb ve Stephen'ın hayatta birbirlerinden başka kimseleri yoktur. çocuk yuvalarında ve koruyucu aile yanlarında büyümüşlerdir. Şimdi ise Zeb yapayalnızdır. Bu olaylar ve onlara yardım etmeye çalışan insanlar sayesinde Zeb geçmişinin karanlık kalmış yönlerini öğrenecek ve onu kimin , neden öldürmek istediğini öğrenince şok olacaktır.

      Son derece heyecanlı ve sürükleyici bir kitap oldu benim için Anomona. Ara ara geçmiş olayları anlatması da konuyu kavramayı kolaylaştırıyor. Tek kötü yanı seri bir kitap olması. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum fakat ülkemizde olmasığı için devanımı okuyabilecek miyim bilemiyorum.




Kitabın Adı :Anomona
Yayınevi :Anomona Books Publishing
Dili: İngilizce
Sayfa Sayısı :336

Zebedee Jones is an average university dropout. He drinks and socialises with his twin brother and their friends. Just like anyone else.

 But on the night of Zeb’s twenty-first birthday he experiences life-altering and FATAL EVENTS. Like no one else.

 Zeb is propelled straight into the midst of CONFUSION AND INTRIGUE when he wakes up in a strange apartment, having been rescued by a mysterious man that goes by the name of ‘John’. The questions start. Who is this man? What the hell happened to his brother? And who was that girl?

 As Zeb reels from pillar to post, crisis to conundrum, his past seems to unravel, leading him deeper and deeper into unknown territory.

 In a culture where technology and bio-ware rule, can ancient scrolls hold the key? Can the City of London be at the centre of it all? Zeb needs time to figure out what is happening around him. But SEVEN DAYS is all there is. The resistance is in his hands, the fight is there to be fought, and at stake... at stake are the lives of millions.

 Understand the beginnings of ANOMONA...


Kitabı satın almak için: Amazon 

Ücretsiz indirip epub olarak okumak için : Smashwords





                                                            Kozmokitap



Blogger Life - Mim #18

Blogger Life

  Sevgili Kore Fenomeni beni etiketlemiş, teşekkür ederim. Aslında etiketleyeli bir hafta kadar oldu. Ben ancak yapabiliyorum. Bu sefer tembellik değil çok yoğundum ve hafta sonunu da korkunç baş ağrıları  içerisinde geçirince bu yazıyı da ancak yazabildim. Kore Fenomeni'nin cevaplarını da merak ediyorsanız burayı tıklayabilirsiniz.

** Blogger denilince akılınıza gelen üç şey nedir?

 İçtenlik , güven, araştırmacı kişilik.
Blogda yazmak için içten olmak önemlidir. Samimi olarak duyguları ifade etmek, hem daha iyi anlaşılmamıza sebep oluyor hem de güven duygusunu oluşturuyor. İnternette araştırma yaparken firma sayfaları yerine bloglarda arama yaparım , çünkü yaptıkları yorumlara ve incelemelere güvenirim.  Blogger demek araştırma demektir. Bir konu ya da kitap üzerine yazı yazarken o konuyu, yazarı araştırıp okuyucusuna daha doğru bilgiler verendir....

**Her temadan (Kişisel, gezi, kozmetik, kitap vs.) yazılarını en çok beğendiğiniz, okumaktan bıkmadığınız bloglardan örnek verin desem? 

Bu konularda takip ettiğim o kadar çok güzel blog var ki hangisini yazsam bilemedim.  Eksik yazarsam üzülürüm o yüzden isim yazmıyorum.


 **Yeni blog yazmaya başlayan arkadaşlara verebileceğin öneriler neler?

Sabır , azim ve vazgeçmemek. Blogumu yazmaya ilk başladığım zaman okunup-okunmadığından emin değildim. Bir yazımda bunu dile getirince Sevgili Neslihan (Neslihan Öncel Murat) bana yazmaktan vazgeçmememi söylemişti yorum olarak ve bu yorum bana okunduğumu ve kendimi daha da geliştirmek için vazgeçmemeyi aşıladı. Diğer blogları okumak ve yorum yapmak da çok önemli. Bu yorumlar sayesinde hem aradaki iletişimi sağlıyorsunuz hem de güzel dostluklara adım atmış oluyorsunuz. En önemlisi de yazdığınız yazılarda samimi olmak ve abartma yapmaktan kaçınmak. Benim söyleyeceklerim bu kadar.


 **Hangi ülkede yaşamak isterdin? Ya da en çok gitmek istediğin mekanları yazabilir misin?

Ülkemi seviyorum ve farklı bir ülkede yaşamak istemezdim. Dünya turuna çıkmak ve farklı yerleri gezmek , doğal ve tarihi mekanları incelemek isterdim.

Şimdi sıra benden sonra kimler mimi yapacak paslamaya geldi. Aşağıda yazdıklarım mime davetlidir:

                      Derya'nın Spor Günlüğü
                      Pembe Dünyam
                      Resim Defterimm
                     Audrey'nin Şekerleri
                     Beyaz Begonvil
                     Bi'Poşet Kitap
                    Bir Benin Halleri
                                                                       Bir Otakunun Dünyası                                                   



   
Kozmokitap




Şizofren - John Katzenbach || Kitap Yorumu

Şizofren - John Katzenbach

John Katzenbach 'i daha önce okuduğum Psikoanalist kitabından tanıyorum. Yazarın anlatımındaki incelik beni kendisine hayran bırakmıştır. Yazarın yazdığı diğer kitapları da okumak istediğimden bu kitabını da temin eder etmez okudum.

  Ne yalan söyleyeyim okumaya başladığımda bu kitabı Psikoanalist kadar sevmeyeceğimi, düşünüyordum. Belki ilk bir kaç sayfanın da bunda etkisi vardır. Bu heralde ağır tempoda ilerleyen bir kitap olacak demiştim ki o anda kitapta birşeyler oldu. Yok canım kitapta değil bence birşeyler oldu. Kİtap temposunu arttırdıkça ben kitaba daha fazla yapıştı. İşler beni beklesin ben öyle bir gömüldüm ki kitaba kaldırabilene aşk olsun :)))

    İnsan, duvarlarla çevrili , pencereleri parmaklıklı, kapısı kilitli, delilerle dolu bir odada bulanabilir , hatta tek başına bir tecrit hücresine tıkılabilirdi , ama içinde bulunduğu oda orası değildi aslında. İnsanın asıl bulunduğu oda hatıralarından , ilişkilerinden, olaylardan, bin bir çeşit görünmez güçten oluşuyordu. Bazen delüzyonlardan . Bazen halüsinasyonlardan. Bazen arzulardan. Bazen hayallerden , umutlardan ya da hırstan. Bazen öfkeden. Önemli olan gerçek duvarların nerede olduğunun ayrımına varabilmekti. 

    Kitabımızın anlatıcısı Francis. Francis yirmi bir yaşında iken ailesi tarafında zorla akıl hastanesine yatırılır şizofren tanısı ile. Francis sesler duymaktadır ve bu seslerin verdiği emirler onun ve çevresindekler için tehlikeli olmaya başlamışıtr. Akıl hastanesine alışır ve kendisine arkadaşlar edinir Francis. Bir gün stajer hemşier öldürülene kadar herşey sakindir. Hemşirenin ölümünden hastalardan birisi sorumlu tutulup tutuklanır. Hemşireyi bulan da Francis ve İtfaiyeci Peter'dır. Peter bir hasta değil akıl sağlığı değerlendirilmek için mahkeme tarafından gönderilmiştir. Kitaptaki ilginç ve sürükleyici olaylar da böylece başlamış olur. Bir kadın savcının gelip olayı araştırmaya başlaması ve Francis ile Peter'dan yardım almasıyla da Francis kendisini olayların içerisinde bulur. Yıllar sonra bu olayları duvarına yazmaya başlayan Francis anlattıkçe biz de olayları ve neler olduğunu öğreniyoruz.


   Son derece sürükleyici, öngörülemez ve şaşırtıcı bir kitap Şizofren. Kesinlikle tavsiye ederim!....




Şizofren - John Katzenbach
Kitabın Adı :Şizofren
Yazar :John Katzenbach
Yayınevi :Koridor Yayıncılık
Orjinal adı : The Madman's Tale
Çevirmen :Elif Özkaya
Sayfa Sayısı :544


   Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir.
    Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine "Melek" dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.

    "Okumayı bitirdiğinizde bile onun hikayesi zihninizi kurcalamaya 
devam edecek… Katzenbach'ın bu muhteşem, gerilim dolu romanı 
müthiş bir sürükleyicilikle sizi hayal bile edemeyeceğiniz 
derinliklere çekiyor." 

The Miami Herald


                                                            Kozmokitap



Rehine - April Henry || Kitap Yorumu

Rehine - April Henry

  Merhaba, kitaplarımı yorumladıkça fark ediyorum da takas ile normalde almayacağım farklı çeşitli kitaplar almışım. Pişman mıyım hayır:)) Bu yolla farklı yazarlar tanımış ve farklı kitaplar okumuş oldum. Bu kadar yazdıktan sonra tabii Rehine'yi de takas ile aldığımı anladınız....

    Kitapların arka kapak yazılarına her seferinde aldanmayacağımı söylüyorum fakat her seferinde aldanıyorum. Kitaplar ilgi çeksin ve daha fazla satılsın diye bazen biraz abartarak yazıyorlar bu tarz yazıları. Rehine de suç ve gerilim romanı fakat hiç de tırnaklarımı yedirecek cinsten değildi :)))

     Yazarın anlatım tarzı basit ve sade. Böyle olunca da kitap kendisini okutuyor. Konu olarak da biraz farklı olunca bendenizin ilgisini çekti ve bir de baktım ki bitmiş bile!...

    Kitap on altı yaşındaki Cheyenne'nin başına gelen olayı anlatıyor. Zatürre olan Cheyenne arabada üvey annesinin ilaçlarını eczaneden alıp gelmesini beklerken arabayı çalan bir yabancı tarafından kaçırılır. Arabanın arkasında battaniyeye sarılmış olan Cheyenne'i arabayı kaçıran adam görmez.  Arabaya birisi binince bir terslik olduğunu anlayan Cheyenne de tam olarak ne olduğunu anlamaz . Çünkü Cheyenne üç yıl önce bir kazada annesi ile birlikte görme yetisini de kaybetmiştir. Arabayı kaçıran adam arkadaki kızı fark edince panikler. Issız bir yerde kızı bırakmak niyetindedir fakat evine gidince planlar değişir . Artık Cheyenne bir rehinedir. Fidye karşılığı olarak göremediği insanlar tarafından rehin alınmıştır. Artık her adımını dikkatli atmalı ve tüm duyularını kurtulmak için kullanmalıdır.....

    Standart bir kaçırma vakasına benzese de kitap Cheyenne'in özel durumundan dolayı daha ilgi çekici halar gelmiş. Yazar benzer bir olayı gazetede okuyunca öyküyü biraz değiştirerek romanlaştırmış ve bence çok da iyi olmuş. Kitabın sonunda bulunan yazar ile soru cevap bölümünü de sevdim.

     Farklı, değişik , okunabilir bir kitap Rehine.








Kitabın Adı : Rehine
Yazar : April Henry
Yayınevi : Sonsuz Kitap
Orjinal adı : Girl Stoken
Çevirmen :Ali Orhan
Sayfa Sayısı :272

   Cheyenne birden KAÇIRILDIĞINI fark eder. Ama ne onu kaçıran adamı ne de NEREYE gittiklerini GÖREMİYORDUR. Çünkü son ÜÇ yıldır , Cheyenne hayatını gözleri GÖRMEDEN sürdürmektedir. 

    On altı yaşındaki Cheyenne Wilder, annesi onun reçetedeki antibiyotiklerini alırken arabanın arkasında uyuyordur. Cheyenne daha ne olduğunu bile anlamadan, arabaları kaçırılır. Griffin, Cheyenne'i kaçırmak istememiştir aslında ama babası, Cheyenne'in babasının güçlü bir şirketin genel müdürü olduğunu öğrenince, işler değişir; artık Cheyenne'i alıkoymaları için sebepleri vardır. Cheyenne bu kâbustan nasıl kurtulacak acaba? Çünkü o sadece zatürre değil aynı zaman da kördür de.

     "Hızla sayfaları çevirmenize sebep olan bir merak duygusunun yanı sıra kötü şans, kötü adamlar, kötü bir köpek, kötü bir hava ve hastalıkla baş başa kalan zeki bir kadın kahraman; üstelik o bütün bunlara görmeden göğüs germek zorunda. Tırnaklarınızı yiyeceksiniz."

                                           -Gail Giles, What Happened to Cass McBride'ın çok satan yazarı-

    "Eşsiz ve zeki bir kurgu... Cheyenne son zamanların en becerikli kadın kahramanlarından birisi."

                                               -Todd Strasser , Wish You Were Dead'in çok satan yazarı-




                                                            Kozmokitap



Kocan Kadar Konuş- Diriliş || Şebnem Burcuoğlu || Kitap Yorumu

Kocan Kadar Konuş- Diriliş || Şebnem Burcuoğlu


   Bu tarz kitaplar benim tarzım olmasa da meraktan kitabı okumaya karar verdim. Şunu belirtmeliyim ki ilk kitap kocan kadar konuş'u okumadım. Madem bu kitabı okuyacağım konunun başından haberim olsun diye öve öve bitirilemeyen , kahkaha tufanı olduğu söylenen filmi bir izleyelim dedim.

    Filmi seyretmeye başlayınca daha yarı bile olmadan oğlum sıkılıp odasına çekildi. Kızım ile birlikte seyrettik. Orta ayar bir filmdi bana göre. 5 üzerinden  ancak 3 alır. Söylendiği kadar kahkaha atmadım doğrusu. En komik bulduklarım Üresin ile Türesin'di. Bunda sebep biraz da isimleri.... toplumdaki aile yapısına ve özellikle otuzlu yaşlarda olan kızlara yapılan baskıyı doğru biçimde göstermesini sevdim. Onun dışında seyretmesem de olurdu. Çok keyif almadım.

    Filmi de seyrettikten sonra sıra ikinci kitabı okumaya geldi. Zaten çerez kıvanımda bir kitap olunca yarım günde bitti. Efsun ve Sinan'ın ilişkisi evliliğe doğru giderken yaşadıkları anlatılıyor. Kitabın sadece bir yerinde güldüğümü hatırlıyorum o da yine Üresin ve Türesin'e!....

  Kitap hakkında çok da birşey yazmaya gerek yok bence. Canınız sıkılıyor ve vaktinizi geçirecek daha iyi bir şey bulamıyorsanız bu kitabı  okuyabilirsiniz. Sanırım sosyal medya yüzünden beklentim biraz artınca hayal kırıklığımda o oranda artıyor.....





Kitabın Adı :Kocan Kadar Konuş : Diriliş
Yazar : Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi : DEX
Sayfa Sayısı : 252


"Dişi olan karadul örümceği, erkeğiyle çiftleştikten sonra
 onu bir güzel yermiş. Yediği erkek sayısı günde yirmiyi bulabilirmiş. 
Denilen odur ki erkek, sadece yavruları olsun diye 
kendini kurban edermiş. 

Bir günde yirmi erkek!Ben bir tanesini bulmaya çalışırken 
maymun oldum, Allah'ın örümceği günde yirmi erkeği 
bulduğu gibi bir de mideye indiriyor!" 

 Çok sevgili Türk kızı,

Bir önceki kitapta mevcudiyetimizin ve istikbalimizin yegâne temelinin bir koca bulmak OLMADIĞINI anlatmaya çalışmıştım hatırlarsan. O kitapta bana verilen tavsiyeleri hiç uyguladın mı bilmiyorum ama sonunda başıma neler geldiğini gördün.

   Şunu hiç unutma: sen belli bir yaşa gelene kadar kimileri evlen diye baskı yaparken kimileri de evlenmeni engellemek için elinden geleni ardına koymayacak!Nikâh masasına oturana kadar atlatman gereken çok badire, dahili ve harici çok bedhahların olacak.

    Tüm bunlara rağmen akıl sağlığını koruyabildiysen seni gönülden tebrik ediyorum; yüce bir insan, eşsiz bir varlıksın sen Türk kızı!



                                                            Kozmokitap



Ölüme 5 Kala - Mark Billingham || Kitap Yorumu

Ölüme 5 Kala - Mark Billingham

    Polisiye kitapları çocukluğumdan beri sevmişimdir. Polisiye kitapları okumaya başlayınca zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum ve olay örgüsü, ipuçları , suçluyu ya da olayın nasıl çözüleceğini düşünürken de beyin jimnastiği yapmış oluyorum. Bir taşla iki kuş.))

    Ölüme 5 Kala takas ile gelen kitaplarımdan bir tanesi. Kitap merak ettiklerim ve okumak istediklerim arasında idi. Takasla denk gelince de oooo değmeyin keyfime!...

  Kitap bir serinin " Tom Thorne " serisinin 11. kitabıymış ki ben bir serinin parçası olduğunu bilmiyordum. Seri dediysem her kitapta konu farklı fakat karakter aynı. Serinin bazı kitapları da BBC de film haline getirilmiş. Şimdi düşünüyorum da birkaç yıl önce ben bu dizi filmden birkaç bölüm Fox Crime'da izlemiştim:)))  Serinin bir parçası olduğunu bilseydim kitabı alacağımı düşünmüyorum. Çünkü kitabı okurken bazı boşluklar hissetmiştim ve bazı yerler havada kaldığı için kitaptan puanımı kırmıştım. Sebep seri olmasıymış. Muhtemelen önceki kitapları okumuş olsaydım takıldığım yerleri daha iyi anlamış olurdum.



  Thorne başına gelen bir olaydan dolayı dedektiflikten rütbesi düşürülmüştür. (neden düşürüldü ya da olay neydi bilmiyorum. Havada kalan bu durum biraz canımı sıktı.) Bir intihar vakasına gitmiştir. Yaşlı bir karı-koca artık yaşamayacaklarına karar verip intihar etmişlerdir. Adli tabibin ve cinayet masası dedektiflerinin ortak kararı budur. Fakat Thorne bu işte bir gariplik olduğunu fark eder. Tam olarak ne olduğunu bulamasa da araştırmaya başlar. Artık cinayet masası dedektifi değildir ve üstleri ona bu konuda kızarlar. Thorne inatçı bir adam olduğu için bu işin peşini bırakamaz ve el altından bu davayı araştırmaya başlar. Derinlere indikçe bunun bir cinayet olduğuna dair inancı kuvvetlenir ve benzer dava dosyaları olduğunu fark eder.....

    Thorne araştırmasında her ne kadar gönülsüz olsa da arkadaşlarından da yardım alır.

    Güzel akıcı bir kitap oldu benim için Ölüme 5 Kala . Fakat dediğim gibi bazı konular havada kalınca istediğim tadı alamadım kitaptan.

Ölüme 5 Kala - Mark Billingham

Kitabın Adı :Ölüme 5 Kala
Yazar : Mark Billingham
Yayınevi : Orkinos Yayınları
Orjinal adı :The Dying Hours
Çevirmen :Burak Şenel
Sayfa Sayısı :464


"Aslında bir ritmi var, şey gibi, adını siz getirin, ağaç kakan ya da ona benzer bir şey gibi. Tak tak tak..."

   Belki de "tik tik tik" tıpkı saat gibi... Ölüme götüren, usul usul yaklaşan bir ses. Terry Mercel'ın otuz yıllık öfkesine bedel olan seri cinayetler ve insanın kanını donduran soğukkanlılık... Her şey büyük planın bir parçası gibi ilerliyor.

    Ölüme 5 Kala romanıyla İngiltere'nin sisli caddeleri, suç dolu mahalleleri ve cinayet sahneleri ile çözülmesi gereken bir bilmecenin tam içindesiniz...


                                                            Kozmokitap



Scroll To Top