GO! Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GO! Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12/20/2018

Kurtuluş - Scott Sigler || Kitap Yorumu

Aralık 20, 2018 1 Yorum
Kurtuluş - Scott Sigler


Go! Kitap 'ın en yenilerinden olan Kurtuluş çoktandır çıkmasını beklediğim bir kitaptı. The Generations Üçlemesinin son kitabı olan Kurtuluş hızlıca okuyup bitirdiğim kitapların arasında yerini aldı.

 ''Kimse adını bilmiyordu. Neden burada olduklarını bilmiyorlardı. Bizim kim olduğumuzu bilmiyorlardı. Kesinkes bildikleri tek şey vardı: Bugün onların doğum günüydü.''
İlk kitap Uyanış'tan aklıma kazınan sözler bunlardı. Bilmedikleri bir yerde uyanan çocuklar.. İkinci kitap Kaçış ile de gerçekleri yavaş yavaş öğrenirken çocukları ve diğerlerini de daha iyi tanımaya başlamıştık. Son kitap Kurtuluş ile de artık her şey açığa kavuşuyor ve doğum günü çocuklarının gerçeğinin tamamını öğreniyoruz.

 Kitabın konusuna geçmeden önce yazarın hayal gücüne ve bunu yazıya dökme şekline hayran oldum. Son kitapta bazı bölümlerde biraz fazla tekrar kullanmış olsa da seriyi nasıl bir sona bağlayacağını merak ettiğim için beni çok fazla rahatsız etmedi bu durum. Bazı anlarda Avatar filmi aklıma geldi. Farklı bir gezegen ve gezegen halkı... Konu olarak fazla benzemese de bu seri de animasyon olarak üstelik de üç boyutlu olarak ekranlara yansısa harika olurdu. Ön sıralardan izleyen ilk kişi ben olurdum. Yine benim fikrime göre izlenme rekorları da kırardı film. Buradan da film yapımcılarıma duyurmuş olalım ....

Kurtuluş - Scott Sigler


 Kitabın konusundan da biraz bahsetmek istiyorum. Bundan sonraki bölümü seriyi okumamış olanlar ve okumak isteyenler okumasınlar ki kitabın tadı kaçmasın ve bana kızmayın:))

→ En son Em ve ekibini Omeyecon gezegeninde ,onlara doğru gelen uzay gemileri ile bırakmıştık. Bu kitapta gemiler onlara yaklaşırken onlar da gezegen halkından onlara karşı birleşenler ile uğraşırken diğer taraftan de hem gezegende yaşamak için uygun ortamı oluşturmaya hem de teleskobu tamir etmeye çalışmaktadırlar. Hala gökyüzünde olan yetişkinler onlar için tehlike arz ederken bilinmeyen uzay gemileri onları rahatsız etmeye devam etmektedir. Dosta benzemeyen bu gemiler ile doğum günü çocukları baş edebilecekler midir ?? Yetişkinler hala onları ele geçirme planları yapmakta mıdır? Gezegende isyancılar ile devam eden savaşta zarar görecekler midir? Omeyecon gerçekten de onların yuvası olacak mıdır? Yoksa bilinmeyen çok daha kötü bir şey mi vardır tüm bu olup bitenlerin ardında ???? ←

Kurtuluş - Scott Sigler


Seri olarak çok sevdim ben kitapları. Bilim kurgu ve fantastik türde olan kitap hem kafayı boşaltıyor hem de düşünmeye sevk ediyor. Doğum günü çocuklarının lideri olan Em aslında bir boş daire. Yani onların sisteminde bir çeşit köle . Fakat toplumun ona biçtiği sınıfa ve kadere karşı gelerek isyan ediyor ve inatçılığı azmi ile lider konumuna yükseliyor. Bu noktada aslında bir ders de veriyor yazar. İnsan ne olacağına ve yerine kendisi karar verir toplum değil. Bu biraz da kendine güven ve hırsla da ilgilidir. Em ve Mathilda da aynı vücut ve aynı beyin yapısına sahip olduğu halde iki farklı karakter olmuştur. Kitabın sonunda onları bu hale getirenin aslında yaşanmışlıklar olduğunu da anlıyoruz. Aynı bardağa bakan iki kişi misali ... Biri bardağın boş tarafını görürken diğeri de dolu tarafını görür.. Biz hep dolu olan tarafını gören kişiler olalım diyorum ve seriyi herkese de tavsiye ediyorum .




Kurtuluş - Scott Sigler
Kitabın Adı :Kurtuluş
Yazar :Scott Sigler
Yayınevi : GO! Kitap
Orjinal adı : Alone
Çevirmen : Selen Ak
Sayfa Sayısı :632


Doğum Günü Çocukları, Omeyocan gezegeninde hayatta kalmak için yaratılmışlardı. Ama o gezegende yaşayacak olanlar onlar değil, onları yaratan canavarlardı. Onlar bin yıllık bir mücadelede sadece birer piyondu. Ta ki Em Savage kaderlerini baştan yazana dek.

Em, Doğum Günü Çocuklarını birleştirip “yetişkinlere” başkaldırdı ve halkını zafere taşıdı. Ama savaş henüz bitmedi. Gezegenleri bir uzaylı istilası ile karşı karşıya. Bu istilacıları gezegenlerine çağıran “şey” ise günden güne güçleniyor. Hayatlarının ve gezegenlerinin kurtuluşu onu yenmelerine bağlı. Em Savage liderlik ettiği bu son savaştan galip çıkmak için kendi varlığı ile ilgili tehlikeli sırlarla ilk ve son kez yüzleşmek zorunda.


                                                            Kozmokitap

2/19/2018

Uyanış - Scott Sigler || Kitap Yorumu

Şubat 19, 2018 6 Yorum
Uyanış - Scott Sigler


''Kimse adını bilmiyordu. Neden burada olduklarını bilmiyorlardı. Bizim kim olduğumuzu bilmiyorlardı. Kesinkes bildikleri tek şey vardı: Bugün onların doğum günüydü.''


   Scott Sigler'in üçlemesinin ilk kitabı  Uyanış. Serinin ikinci kitabı çıkmışken önce adından çok söz edilen ilk kitabı alıp okudum hemen ardından da ikinci kitap Kaçış'a başlayacağım.

  Yazarın kitabın sonunda bloglarda ve diğer sosyal medya hesaplarında kitabı okuyanlardan olay örgüsüne dair anahtar nokta ve ifşaların yer almamasını istiyor. Diğer okuyucuların da kitabı özel kılacak keyif anlarını yaşama şanslarını yitirmelerini istemiyor ki bence haklı. Bazı kitaı yorumlarına girince yorumdan çok özet olduğunu ve kitabın sonunu yazdıklarını görüyorum.  Ben böyle yapmamaya çalııyorum. Yaparsam beni uyarın :))

Öncelikle yine kapak tasarımını ve özellikle Go Kitap'nın mıknatıslı kapaklarını çok sevdiğimi belirtmeliyim.

  Kitabın güzel olduğunu duymuştum fakat bu kadarını beklemiyordum . Kitap konu olarak , yazarın anlatım tarzı olarak o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakamadım. Ne olacak, bir sonraki sayfada olaylar açıklığa çıkacak mı, acaba mı , hmmm yoksa böyle mi derken kitap bitti....Son zamanlarda okuduğum kitaplardan o kadar farklıydı ki. İyi ki okudum dedim bitince. Arada böyle şaşırtan ve farklı kitaplar okumak bende doping etkisi yaratıyor. Beyni zorlamak her zaman iyidir , değil mi??? Hayal gücü ve düşünme sınırları zorlanıyor.



  12 yaşında doğum gününü kutlayacaklarını hatırlıyor Em . Sonrasında ise bir tabutta acı ile uyanıyor. Burada bağlı ve kapalı kalmışıtr. Zorluklara ve acılara aldırmadan tabuttan çıkan Em farklı tabutlar olduğunu da görüyor ve onları açarak oradaki çocukların çıkmasına yardım ediyor. Çok fazla tabut var fakat canlı olarak çıkanlar çok fazla değil....

  12 yaşında olduklarını düşünen bir grup çocuk. Son hatırladıkları yaş 12 olabilir ancak fiziksel olarak 12 yaşında değil daha büyüklerdir. PArça parça hatıraları vardır fakat hepsi değil. Üstelik de nerede olduklarını ve orada neden bulunduklarını ya da onları bu tabutlara kimlerin koyduklarını bilmemekterler. İsimlerini bie tabutlarının önünde yazan isimlerden bilirler yoksa isimlerini bile hatırlamazlar...


  Em lider olur ve diğerleri ile birlikte sağ kalmaya ve bulundukları yerden bir çıkış aramak üzere yola çıkarlar...

  Lider olmak kolay değildir . Hem doğru kararları vermek hem de liderliği almak isteyenlerle baş etmek zorundadır ki bu sorunlarının en azıdır.

   Kitabı okurken bir ara Sineklerin Tanrısı aklıma geldi . Fakat sayfalar  ilerledikçe bambaşka bir konu ile karşılaştım. Çocukların nerede olabileceğini merak ederken bir taraftan da heyecanla nasıl kurtulacaklarını hayal ettim. Kitabın sonunda yazar öyle bitiriyor ki şok oldum. Böyle bir konu ve son beklemiyordum .

 Kitabı bitirdikten sonra ikinci kitap Kaçış'ta neler olabileceğini tahmin etmekte zorlanıyorum. Yazar okuyucuyu ters köşe yapmaktan hoşlanıyor.....




Uyanış - Scott Sigler

Kitabın Adı :Uyanış
Yazar :Scott Sigler
Yayınevi :GO! Kitap
Orjinal adı :Alive
Serisi :  The Generations Trilogy  #1
Çevirmen :Selen Ak
Sayfa Sayısı : 475


Genç bir kız kapağı kapalı bir tabutun içinde uyanır. Kim olduğu, nerede olduğu, oraya nasıl girdiği hakkında hiçbir fikri yoktur. Kendi çabalarıyla dışarı çıkmayı başardığında tabutlarla dolu bir odada olduğunu görür. Tabutların içinde onun gibi başka gençler de vardır. Kendisi hakkında bildiği tek şey tabutuna kazınmış ismidir: M. Savage. Bir de o gün doğum günü olduğu. Bulundukları oda kemiklerle ve tozlarla kaplı bir koridora açılır. Ama görünürde kimsecikler yoktur. M. diğerlerinden daha büyük ya da daha cesur olmasa da birden kendini onlara liderlik ederken bulur. Ama insan kemikleriyle ve tabutlarla çevrili bir halde, nerede olduklarını bile bilmezken liderlik etmek hiç de kolay olmayacak ve çok geçmeden ilk kan dökülecektir.


                                                            Kozmokitap

9/28/2017

Ölüm Yarışı - John Dixon || Kitap Yorumu

Eylül 28, 2017 4 Yorum
Ölüm Yarışı - John Dixon


  " Sadık bir asker , sırf önderi öyle istediği için kendi sonunu hazırlar. Sadakatsiz bir asker ise sırf kendi istediği için önderinin sonunu hazırlar. "

   John Dixon 'ın ikinci romanı Ölüm Yarışı. 2015 yılında Devil's Pocket adıyla yayımlanan roman ülkemizde GO! Kitap tarafından yayımlandı.

Feniks Adası serisinin ilk kitabı olan Ölüm Adası ile yazarın kalemi ile tanıştım. Sürükleyici ve yalın bir anlatımı alan yazar , kitabın konusu ile de ilgimi çekmişti.

Ölüm Adası yorumumu okumak için 👉burayı 👈 tıklayınız.

Feniks Adası serisinin ikinci kitabını sabırsızlıkla bekliyordum ve GO! Kitap beni fazla beklemediği için çok mutluyum.

İlk kitaptan tanıdığımız karakterlerin yanına yeni karakterler de eklenmiş Ölüm Yarışı'nda. Feniks Adası 'ndan kaçmaya çalışan Carl'ı Stark'ın yardımcısı , boyu daha da uzun ve daha kaslı olarak bulunca biraz şaşırdım. Takılan çip sayesinde daha ölümcül bir görünüme sahipolmuş Carl. Kitabı okumaya devam ettikçe aslında tanıdığımız Carl olduğunu ve amaçlarını belli etmemek için rol yaptığını öğreniyoruz.

Ölüm Yarışı - John Dixon


Start tarafından Feniks Adasını temsilen üç dövüşçü ve bir sıhhıyeciyi Cenaze Oyunlarına gönderilir. Bu ekibin başında Carl vardır.

    "Siz eğlenirken zaman aslında uçup gitmez. Genişler. Ve bazen, bir uçurundan atladığınızda , akıntıların arasında yüzdüğünüzde  ya da güzel bir kızla gülüştüğünüzde hepten durur. Yalnızca sonraları geriye dönüp baktığınızda , o anı asla unutmak istemediğinizde , zaman uçup gitmiş gibi görünür. "

Bu oyunlar bana biraz açlık oyunlarını hatırlattı. Format tamamen farklı olsa da çoğu dövüşçünün sonu ölüm olunca ve format görünenden farklı olunca çağrışım yaptım.

   Bu oyunlar bir kafes içerisinde kendi sikletindeki dövüşçülerin karşılaşması şeklinde yapılıyor. Sadece üç kural var : Isırmak , göz çıkarmak ve kasıklara vurmak yok !!! Bunların dışında ise herşey serbest. Round sayısı belli değil ya da puanlama yok. Dövüşçülerden birisi pes edinceye kadar ya da dövüşemeyecek duruma gelesiye kadar dövüş devam edecektir , sonunda ölüm olsa bile... Bu dövüşler orta çağ arenalarını hatırlayor okurken. Carl kendi ve arkadaşlarının nasıl bir işe bulaştığını anlıyor fakat geri dönmek imkansızdır. Çünkü amacına giden yol bu kafeslerden egçmektedir.

Bu yarışlarda Octavia ile de karşılaşır Carl. Fakat Octavia artık farklı bir görünüşe sahiptir. .. Bütün bu eziyetleri Octavia'nın kurtulması için çekmiş olan Carl onu karşısında ve değişmiş bulunca çok şaşırır ve arka planda çok karışık işler döndüğünü anlar....




   Heyecanlı, hızla okunan, adrenalin yüklü ve elinizden bırakmayacağınız bir kitap Ölüm Yarışı. Feniks Adası serisini çok sevdim. İki kitap da , Ölüm Adası ve Ölüm Yarışı tavsiyemdir. Yazar seriyi iki kitapta bırakmış gibi görünüyor. Serinin devamı üçüncü kitap da çıkarsa tereddür etmeden alırım. Carl ve Octavia'nın daha yapacak çok işleri var......


Ölüm Yarışı - John Dixon



Kitabın Adı : Ölüm Yarışı
Yazar : John Dixon
Yayınevi : Go! Kitap
Orjinal adı : Devil's Pocket
Çevirmen :Zehra Uzun
Sayfa Sayısı :447


          ACI YOK. MERHAMET YOK. UMUT YOK.                                                                                              KURTULUŞ YOK. 


                          ÖLÜM YARIŞI'NA 
                                    HOŞ GELDİNİZ


     Bir zamanlar kendisi gibi çocuk suçlularla birlikte Ölüm Adası'nın bir tutsağı olan on altı yaşındaki Carl Freeman vücuduna yerleştirilen mikroçiplerle birlikte artık bir Feniks Gücü askeri olmuştur. O artık Ölüm Adası'nın tutsağı değil bir parçasıdır. Ya da o öyle zannetmelerini istiyordur. Kısa sürede herkesin korkup saygı duyduğu bir asker olan Carl, Komutan Stark tarafından iki takım arkadaşı ile birlikte Feniks Gücü’nü temsil etmek üzere Cenaze Oyunları adı verilen gizli bir dövüş turnuvasına gönderilir. Şeytan Çukuru adındaki bir adada düzenlenen bu kanlı turnuvayı Ölüm Adası'ndan kurtulmak için bir fırsat olarak gören Carl'ı burada bir sürpriz beklemektedir. Zira Stark'tan intikam almak için fırsat kollayan sürpriz bir isim daha turnuvadaki yerini almıştır: Carl'ın adadan kendi elleriyle uğurladığı Octavia. İkisi de artık bambaşka insanlar olsa da bir kez daha birlikte hareket etmeleri gerekecektir çünkü kana susamış bir avuç seçkin tarafından organize edilen bu Ölüm Yarışı bir spor müsabakasından çok daha fazlasıdır.


                                                            Kozmokitap

1/07/2017

Buradayım - Clelie Avit || Kitap Yorumu

Ocak 07, 2017 1 Yorum
kozmokitap

Go Kitap' ın yeni kitapları çok hoşuma gidiyor. Farklı konulara sahip , hızla okunan yormayan ve etkileyici kitaplar.

Buradayım ilk çıktığı andan itibaren ilgimi çekti. Gerek kapağı gerek ismi gerekse konusu beni cezbetti.

Kitapta komadaki bir kız olan Elsa anlatılmakta. Bir dağcı olan Elsa çığ altında kalarak yaralanmış ve komaya girmiştir. Doktorlar çok çok az şansı olduğunu söylemektedirler kurtulmak için. Bir insanın en son kaybettiği duyu işitmedir . İşte bu bilgiden yola çıkılarak yazılmış kitap. Elsa komadadır fakat etrafındaki konuşmaları , sesleri duyabilmektedir. Kendi vücudunun içine hapsolmuştur adeta. Duyabilmekte , düşünebilmekte fakat hiçbir kasını hareket ettirememektedir. Tepkisi olmadığı için de onun duyabildiğini anlamamaktadır etrafındakiler. Gerçekten çok korkunç bir olay Elsa'nın başına gelenler....

Thiboult kardeşi araba kazası geçirdiği için annesini hastaneye getirmektedir. Sorumsuz kardeşine çok kızdığı için onu ziyaret etmez. Hastanede sessiz bir yer ararken yanlışlıkla Elsa'nın odasına girer ve aralarındaki garip ilişki böylece başlar...

Etkileyici ve sürükleyici bir kitap Buradayım. Yazarın ilk kitabı olan Buradayım bende merak uyandırdığı için sayfaları birbiri ardına hızla çevirdim ve nasıl bittiğini anlamadım. Bir günde bitti kitap.




Kitabın Adı :Buradayım
Yazar :Clelie Avit
Yayınevi :Go! Kitap
Orjinal adı :Je Suis La
Çevirmen :Dila Balça Öğün
Sayfa Sayısı :260


Başımı çevirmek ve gözlerimi açmak istiyorum .
Elsa bir tırmanış esnasında geçirdiği kaza yüzünden beş aydır komadadır. Uyanacağına dair tüm ümitlerini yitiren ailesi ve doktorları yaşam destek ünitesinin fişini çekmenin zamanının geldiğini düşünür. Ama bilmedikleri bir şey vardır: Bilincini kısmen geri kazanan Elsa etrafındaki sesleri duyabilmektedir. Ne var ki onlara hâlâ orada olduğunu söylemesinin bir yolu yoktur. Thibault da aynı hastaneye kardeşi için gelir. Alkollü araç kullanıp iki küçük kızın ölümüne sebep olan kardeşiyle konuşmayı reddeden Thibault bir gün Elsa’nın odasına sığınır. O günden sonra da Elsa’yı düzenli olarak ziyaret etmeye başlar. Onunla birlikte uyur. Onunla konuşur. Ve Elsa’nın, söylediği her şeyi duyduğunu hisseder. Thibault’nun bu ziyaretleri Elsa için yeniden nefes almak gibidir. Nihayet biri onunla konuşur, onu güldürür, ona uğruna mücadele edeceği bir şey verir. Thibault artık Elsa’nın gökkuşağıdır. Elsa hiçbir şey için olmasa da onun için uyanmak ister. Ama zamanı gittikçe daralmaktadır. Acaba Thibault çok geç olmadan ona ulaşmayı başarabilecek midir?


                                                            Kozmokitap

11/11/2016

Sürgün Çocuklar - Margaret Peterson Haddix || Kitap Yorumu

Kasım 11, 2016 2 Yorum
kozmokitap


   Son zamanlarda GO Kitap! tan çıkan kitaplara bayılıyorum. Hangi kitaplarını okuduysam pişman olmadım, kolay okunan , yormayan ve eğlenceli kitaplar. GO Kitap! 'ın son çıkan kitaplarından bir tanesi de Sürgün Çocuklar.

   Kitabın kapağı hakkında birşey süylememe gerek yok çünkü ba-yıl-dım!... Kitabı bitirdikten sonra da kitabın içeriği ile kapağının ne kadar alakalı olduğunu bir kez daha anladım.

   Kitap o kadar akıcı ki başladığım gün o kadar işim olmasına rağmen bitirdim. Ne olacak diye meark ettiriyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.

   En büyükleri oniki yaşında olan çocuklar ailelerinin yanından alınmış ve Fredkent adı verilen yerde Fredler ile birlikte yaşamaktadırlar. Çocuklar yetim olduklarını düşünmektedirler. İyi eğitim almış, terbiyeli ve günümüz dünyasının kötülüklerinden habersiz yetiştirilmektedir çocuklar. Fakat bir gün gerçek ailelerinin olduğunu öğrenirler ve bir uçağa bindirilerek ne kadar istemeseler de gerçek ailelerinin yanlarına gönderilirler.

   İşte gerçek hikaye bu bölümde başlamaktadır. Neredeyse masal gibi bir hayattan çokan çocuklar gerçek aileleri ile karşılaşınca korkarlar ve çok şaşırırlar. Şaşırmakta da haklıdırlar. Asla kötü muamele görmemiş , kötü söz duymamış çocuklar burada hayatlarının şokunu yaşarlar. Çocuklardan en büyükleri olan Rosi ve Edwy burada bir şeylerin ters olduğunu hissederler. Fakar kimse bu konuda konuşmamakta ve çocukların da konuşmasına izin vermemektedir. Garip davranışlı ve çoğunun fakir olduğu insanlar.... Bu garip yerde çocuklar hayata nasıl devam edeceklerdir.....

   Dram olarak başlayıp bilim kurgu olarak devam eden bir kitap. Sağ gösterip sol vurmak diye bir tabir vardır ya işte tam bu kitaba göre. Kitap beni şaşırtmayı başardı. Kitabı çok sevdim , tavsiye edilir....

  Kkitabın tanıtım yazısını  → buradan ← okuyabilirsiniz.



                                                            Kozmokitap

11/04/2016

Sürgün Çocuklar - Margaret Peterson Haddix || Kitap Tanıtımı

Kasım 04, 2016 2 Yorum
Kozmokitap


Kitabın Adı :Sürgün Çocuklar
Yazar :Margaret Peterson Haddix
Yayınevi : GO! Kitap
Çevirmen :Selen Ak
Sayfa Sayısı :307
Etiket Fiyatı : 19.00 TL
Türü : Bilim Kurgu Roman
Baskı Tarihi : Kasım, 2016

                                       YETİM DEĞİLMİŞİZ MEĞER…

      Daha küçücük birer bebekken Fred adındaki yetişkinler tarafından güvenlikleri için anne ve babalarının yanından alınıp Fredkent’e getirilen çocuklardan biri olan Rosi, geçen on iki yılın ardından küçük kardeşi Bobo ve diğer çocuklarla birlikte ailelerinin yanına geri gönderileceklerini haber alır. Bir yandan yıllar sonra gerçek evlerine, gerçek anne ve babalarına kavuşacakları için heyecanlanırken bir yandan da alıştıkları hayatı ve Fred anne-babalarını bırakacakları için üzülüp endişelenen Rosi, yeni evlerine vardıklarında endişelerinde pek de haksız olmadığını görür. Yıllardır ayrı kaldıkları yuvaları hiç de beklediği gibi değildir, gerçek anne ve babaları da öyle. Fredler tarafından, diğer tüm çocuklar gibi, sonsuz bir anlayış ve şefkatle büyütülen Rosi, gerçek anne ve babasının ona düşman gibi davranıp şiddete başvurmaktan hiç çekinmediği bu ürkütücü yerde küçük kardeşi Bobo’yu korumaya ve gerçekte neler olup bittiğini ortaya çıkarmaya kararlıdır. Ne var ki gerçekler on iki yaşındaki bir çocuğun anlayamayacağı kadar korkunçtur.

                                                            Kozmokitap

9/10/2016

Ölüm Adası - John Dixon || Kitap Yorumu

Eylül 10, 2016 10 Yorum

Ölüm Adası - John Dixon


    Bir gün gelecek ,evlat , demişti yargıç ona , dünyaya neden geldiğine karar vermek zorunda kalacaksın. 

    Amerikalı yazar John Dixon'ın ilk kitabı olan Ölüm Adası bir solukta hızlıca okunacak bir kitap değil, yavaş yaval sindirerek okunacak bir kitap. Okurken beni gerçekten çok etkiledi , özellikle yarıdan sonrasında kitabı okurken elimden bırakamadım ve bazen nefesimi bile tuttuğumu fark ettim.

   John Dixon'ın 2014 yılında yazdığı kitap Bram Stoker en iyi genç yetişkin romanı ödülünü aldı. CBS televizyonunda gösterilen İntelligance dizisine de ilham kaynağı olmuştur. Bir diziye ilham kaynağı olduğunu öğrenmeden önce Ölüm Adası film olsa izlenme rekorları kırar diye düşünmüştüm. Demek ki birileri de benim gibi düşünmüş:))

    16 Yaşındaki Carl yetimdir. Annesini kanser elinden almıştır . Bir polis olan babası ise görev sırasında vurulup yatalak olmuş bir süre sonra da ölmüştür. Haksızlığa ve zorbalığa dayanamayan Carl, zorbalara hep karşı koymuş bu nedenle de kanun ile başı derde girmiştir. Öfke sorunu ile baş etmesini sağlamak için bir yargıç onu boksa yönlendirmiş , bu  sayede de Carl hayatını kurtaracak bir şans elde etmiştir.

    Başına gelen en son olayda zorbalık yapan futbol takımından çocukları döverek hastanelik eden Carl yine hakim karşısına çıkmış , bu sefer Bir hapishane ya da ıslahevi değil daha zor şartları olan Feniks Adasına gönderilmiştir. 18 yaşına kadar da orada kalacaktır.

" Dış dünya ile temas kurmanız yasak" dedi Oteka. " Telefon yok. Mesaj yok. E-posta yok. Mektup yok. Haber izlemek , müzik dinlemek yasak. Televizyon ve internet de." 
Fenik Adasında dikenli teller ve askerlerin dışında ilk farkettikleri şey gelen herkesin bir yetim olduğudur. Bu bir tesadüf mü yoksa bunun arkasında başka dolaplar mı dönmektedir?

"Dünya siz olmadan dönmeye devam edecek. Burada olduğunuzu kimse bilmiyor , kimsenin de umurunda da değilsiniz zaten. "
Adada yapılanlar ve yaşadıkları çok zordur çocuklar için. Bu çocuklar sistemde oradan oraya gezen yetim çocuklar olduğu için zaten zor şartlara ve insanlar tarafından itilip kakılmaya alışmışlar ve kendilerini korumak için çeşitli yollar bulmuşlardır. Feniks adasında olanlar ise onların bile hayaline gelmemiştir. Yarı aç yarı tok gezmeleri, askeri eğitim, saçlarının kazınması, türli işkenceye varan olaylar.... Hele ter odası denilen yer... İnsan düşmanını bile öyle bir yere koymaz. Tüm bu hengamenin ortasında güzel dostluklar ve minik sevgi parçacıkları da yok değil. Fakat şartlar o kadar zorlu ki bu dostlukları devam ettirmek çok zor. Sevgi pırıltıları ise kendilerini bile zor aydınlatıyor.

"Bana arkadan vurabilirler . Yere düştüğümde dövüp bu kafese kapatabilirler ama kim olduğuma onlar karar veremez. Beni aç susuz bırakabilirler ama beni değiştiremezler. Ter kutusunun parmaklıklarından ateş edip beni vurabilirler, bayrak direğine asabilirler ya da köpek balıklarına yem yapabilirler ama beni ağlamaya ya da yalvarmaya zorlayamazlar. "

     Bu adada çocuklar için eski hayatları geride kalmıştır ve artık yaptıkları bir ölüm-kalım mücadelesidir. Kitapta en çok çavuş Parker karakterine sinir oldum. Yetimlere yaptığı eziyet ve davranış tarzı psikopatçaydı.  Böceklerden ve de ter odasından nefret ettim diyebilirim. Kitabı okurken Nazi kampları ; toplanıp beyni yıkanan ve zoraki asker yapılan yetim çocuklar geldi aklıma . Biraz da evrenin askerlerine benzettim  Feniks Gücü askerlerini....

    Kitabı ve yazarın anlatım tarzını çok sevdim. Bunda çevirinin de büyük bir payı var. Ayrıca GO! Kitabın mıknatıslı kapaklarını çok seviyorum. Bu tasarım bence harika. Bu kitabın devamını da yazmış John Dixon 2015 yılında . Biran önce o kitabın da çevrilmesini istiyorum. Devam kitabında yine Carl başrolde. Yazar ve kitapları ile ilgili bilgi almak için yazarın sitesini buradan ziyaret edebilirsiniz.

                             Ölüm Adası - John DixonÖlüm Adası - John Dixon

           Kitabın tanıtım yazısını okumak için burayı tıklayınız.





                                                            Kozmokitap

8/26/2016

İhtiyaç - Carrie Jones || Kitap Tanıtımı

Ağustos 26, 2016 0 Yorum

İhtiyaç - Carrie Jones  || Kitap Tanıtımı

Kitabın Adı : İHTİYAÇ

Yazar : Carrie Jones

Yayınevi : GO!

Etiket Fiyatı : 19.00 TL

Türü : Roman

Çeviren : Bige Turan

Sayfa Sayısı : 388

Baskı Tarihi : Ağustos 2016


                                                                  HERKESİN KORKULARI VARDIR…


On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.


                                                            Kozmokitap

Savaşçı - Melissa Landers || Tanıtım

Ağustos 26, 2016 0 Yorum

       GO! Kitap tarafından yayımlanan ve özellikle gençlerin sevdiği bir seri olan Yabancı (Alienated) serisinin üçüncü kitabı Savaşçı'ya nihayet kavuşuyoruz:))


Savaşçı - Melissa Landers  || Tanıtım
      Kitabın  Adı : SAVAŞÇI

      Yazar : Melissa Landers

      Yayınevi : GO! 4

      Etiket Fiyatı : 19.00 TL

      Türü : Roman

      Çeviren : Demet Orhan

      Sayfa Sayısı : 375

      Baskı Tarihi : Temmuz 2016




                       SAVAŞ KAPIDA. Gezegenlerinin geleceği Cara ile Aelyx’in elinde

   Ölümcül bir darbeyi savuşturup iki dünya arasındaki ittifakı güvence altına alan Cara ile Aelyx nihayet bir tatil yapabilecektir. Tam da hayal ettikleri gibi bir yer olan minik kolonilerinde günlerini sahilde midye toplayarak ve birbirlerinin kollarında uyuyarak geçirirler. 
   Ama tatil kısa sürer. 
 Dünya ve Leihr gezegenleri arasındaki anlaşma, her iki gezegeni de ortadan kaldıracak kadim bir gücü uyandırmıştır. Yıldızlararası barışın gizemli koruyucuları olan Ariboller bu ittifakı galaksiye karşı bir tehdit olarak görmektedir. Dünyalıların ve Leihrlilerin ittifakı bozup kendi gezegenlerine dönmeleri için bir ay süreleri vardır, yoksa her iki ırk da 
 Ariboller tarafından ortadan kaldırılacaktır. 

       Zaman daralırken Cara ile Aelyx kolonicilerden oluşan bir ekiple Dünya’ya gider, burada eski dostlarıyla bir araya gelip Aribollerin kim olduğunu, ne istediklerini ve ittifakı neden bir tehdit olarak gördüklerini çözmeye çalışacaklardır. Gittikçe artan gerilim iki gezegeni de topyekûn bir savaşa doğru sürüklerken Cara ile Aelyx hem kendi gelecekleri hem de dünyalarının kurtuluşu için canla başla savaşmaya hazır olmalıdır.

                                                                - Yayın Bülteni -

                                                            Kozmokitap

12/15/2015

Konuş Benimle - Laurie Halse Anderson

Aralık 15, 2015 2 Yorum
Konuş Benimle


Bu sabah liseye başlıyorum. Yedi tane yeni defterim , nefret ettiğim bir eteğim, bir de karın ağrım var.

  Liseye yeni başlayan gencecik bir kızın öyküsü Konuş Benimle. Amerika filmlerinden hepimiz biliriz, oralarda lise hayatı acılı bir süreçtir. Birçok insan bu dönemde girdiği depresyondan hayatı boyunca kurtulamıyor. Allah'tan bizim ülkemizde lise hayatını gülümseyerek hatırlıyoruz.

     Nefes al , nefes al! Hiçbir şey söyleme! Nefes al! 
   Melinda'nın bir sorunu vardır ve o bu sorununu dile getirmek yerine susmayı tercih etmiştir. Onun suskunluğu en büyük tepkidir. Sessiz çığlıklar atmaktadır fakat onun çığlıklarını duyabilen kimse yoktur. Annesine bile derdini söyleyememiştir  çünkü gerçekten dinleyeceğinden endişeleri vardır.

Konuş Benimle

Tek istediğim uyumaktı. O konuda konuşmamanın,  anıları susturmanın asıl amacı onlardan kurtulmaktı. Kurtulamayacaktım. 
   8. sınıfta sosyal , mutlu ve birçok arkadaşı olan Melinda ; sene sonunda olan bir olay yüzünden dışlanmış , içine kapanmış , kimse ile duygularını paylaşamamış ve onun tercihi de susmaktan yana olmuştur. Ailede zorunlu olmadıkça kimse ile konuşmamaktadır. Depresiftir , yalnızdır, güvensizdir. Kendisi bile kendi başına gelenleri tam olarak kabullenememişken bunu başkalarına nasıl anlatacaktır.

İletişim kurmakla ya da duygularını ifade etmekle ilgili televizyondan duyduğunuz bütün o saçmalıklar yalandan ibaret. Aslında kimse ne söyleyeceğinizi duymak istemiyor. 
   Melinda'nın durumu bir anne olarak beni gerçekten üzdü. Hele o yardım çığlıklarını kimsenin tam olarak anlamamış olması da ayrı bir konu. Bu kadar mı birbirlerinden uzaklar. Hele çok yakın arkadaşları ... Sebebini tam olarak anlamadan , arkadaşlarını dinlemeden onu dışlamaları...

Konuş Benimle

Duygusuz sanat, şekersiz çikolatalı pasta gibidir.Mideni bulandırır.
  Yazar kitabı on iki yıl önce yazmış. Bu on iki yıl boyunca konu ile ilgili aldığı mektup ve e-postalardan kitabın başında yer alan şiir oluşmuş.
    Derim yanmıştı sanki. Bir dikenli çalıdan diğerine sekip duruyordum... Birbirinden nefret eden annemle babam, benden nefret eden Rachel, beni tüy yumağı gibi kusan bir okul. Bir de Header.
Kitabın son otuz sayfası yazarın kitabın nasıl ortaya çıktığını anlattığı , soruları cevaplandırdığı ve Amerika gerçeğini yazdığı bir bölüm olmuş. Bu bölümü okuyunca kitaba daha farklı bir gözle bakmaya başladım ve Amerika'nın aslında gösterildiği gibi bir cennet olmadığını da daha iyi anlıyoruz.
O ŞEY olmuştu. Kaçamazdım. Unutamazdım. Kaçamazdım, uçamazdım, gömemezdim, saklanamazdım...
...Benim suçum değildi bu. Canımı yakmıştı. Ve ben bu anın beni öldürmesine izin vermeyecektim. Büyüyebilirdim. 


  Speak filmini seyrettikten sonra kitabı okuyunca aklıma hep filmdeki karakterler geldi. Aslında kitabı okurken karakterlerin kafamda kitaptaki haliyle canlanmasını severim. Buradaki şansızlığım iki yıl önce filmi seyredip kitabını yeni okumuş olmamdı. Melinda'yı okurken Kristen Stewart canlandı zihnimde. Söz oradan açılmışken bana göre rolünün hakkını vermiş. Normalde Kristen Stewart'ın oyunculuğunu pek sevmem, fanları bana kızmasın lütfen:)) Bakışlarını donuk ve hareketlerini tutuk buluyorum. Onun bu doğal hali içine kapanık, konuşmayan Melinda ile çok iyi özdeşleşmiş. Tabi bunlar benim şahsi fikirlerim... Her filmde olduğu gibi kitabın birebir yansıması değildi. Kitap daha etkili ve ayrıntılı... Ayrıca filmdeki patates pürelerini tabaklara koyan kadının yazarımız olduğunu öğrendim. Şimdi filmi bu yüzden tekrar seyredeceğim:))

  Yazar gördüğü bir kabus üzerine bu kitabı yazmaya başladığını söylüyor kitapta. Farklı yazarlara baktığımızda da aslında yazma öykülerinin çok ilginç olduğunu fark ettim. Mesela Dostoyevski en yaratıcı metinlerini epilepsi nöbeti sonrası yazarmış .

Etkileyici, sürükleyici ve hüzünlendirici bir kitap Konuş Benimle. Yazar sade dili  , gençlerin duygu ve davranışlarını kaleme alış şekli ile çok iyi bir iş başarmış. Kitap tavsiye edilir.


Kitabın tanıtım yazısı ve ön okuması için tık tık...

Speak film fragmanı:




                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.