Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/16/2020

Gözlerinin Ardında - Sarah Pinborough

Haziran 16, 2020 1 Yorum
  Gözlerinin Ardında - Sarah Pinborough

   Gözlerinin Ardında kitabı çıktığı zaman herkes çok beğendiğini mutlaka okunması gerektiğini söylemişlerdi . Böyle söylenmesine rağmen almakta tereddüt etmiştim. İlk olarak herkesin zevki farklı bana uymayabilirdi .İkinci olarak ise bir reklam stratejisi olabilirdi ve böyleyse alınca hüsrana uğrardım. Neyse kitabı indirimde görünce neden olmasın deyip aldım. İndirimde olmasa uzun bir süre daha beklerdim.

  Louise bekar bir annedir . Bir akşam barda bir adamla tanışır ve onu çok beğenir. Bu adamla sadece öpüşmelerine rağmen onda iz bırakmıştır . Ertesi gün işte yeni patronunu ve eşini görür. Bardaki adam yeni patronudur...

  Hoşlandığı adam yeni patronu ve bir de evli olunca duygularını bastırmaya çalışır Louise . Ancak bir süre sonra bu çiftin evliliklerinde bir tuhaflık hissetmeye başlar . Adamın karısı onun arkadaşı olmuştur ve adamdan da hala hoşlanmaktadır.

Buraya kadar her şey faklı romanlarda da karşımıza çıkan kurgulara benzemektedir. Ben de zira bu şekilde düşündüm. Benzerlerini çok okudum . Övülen kitap bu mu , benzerlerini daha yeni okudum diye de düşündüm. Ancak her şeye rağmen okumaya devam ettim. Kitabın bazı yerleri yavaş aksa da yazar okutuyor kitabı . Sıkılmıyorsunuz ancak farklı ne olabilir diye de düşünüyorsunuz kitabı okurken .

Eşin intikamı , baskıcı ve sosyopat koca , psikopat kadın ,... gibi birçok teori ürettim. Bu teoriler ne derece doğru çıkacak diye de ilgiyle okudum kitabı . Bir noktada iste ben de bunu kastetmiştim diyordum ki sonunda beni şoke etti. Hakikaten kitap o sonu ile övgüyü hak ediyor.... Böyle bir şeyi kesinlikle beklemiyordum. Hayal gücü harika olduğu gibi okuduğuma da kesinlikle değdi. Ben çok beğendim kitabı .

   Gözlerinin Ardında ,  Netflix'te mini dizi haline geliyormuş. Yayın tarihi kesin ne zaman bilmiyorum ancak yayına girdiğinde izlemek isterim.




" Gözlerinin Ardında " Hakkında Övgüler:

“Dâhice bir kurgu.”

                                                                                                                     –STEPHEN KING-

“Hitchcock’u andıran ustaca yazılmış bir gerilim... Hayatınızı ele geçirecek türden bir roman.”

                                                                        –JOE HILL, İtfaiyeci romanının çoksatan yazarı-

“Aklınızı karıştıracak o kadar ters köşe var ki… Madalyonun iki yüzü olduğunu gösteren ve okurun duygularıyla oynayan bir şaheser. Hele o son… Pinborough her şeyi sorgulamama sebep oluyor. Cevaplar ise beni bilinmezlikten daha çok korkutuyor.”

                                                            –JOSH MALERMAN, Kafes romanının çoksatan yazarı-

“Pinborough kimin kimi manipüle ettiğini anlamayacağımız bir kurgu ile karşımıza çıkıyor ve ürkütücü, tahmin edilemez bir sonla bizi sarsıyor.”

                                                                                           –The New York Times Book Review-





Gözlerinin Ardında Kitabın Adı :Gözlerinin Ardında
Yazar : Sarah Pinborough
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :Behind Her Eyes
Çevirmen :Aslıhan Kuzucan
Sayfa Sayısı :386

Üç kişi sır tutabilir... eğer ikisi ölüyse.

Louise modern dünyanın tekdüzeliğine sıkışmış bekâr bir anne ve sekreterdi. Bir akşam tesadüf eseri dışarı çıktığında barda bir adamla tanışmıştı. Öpüştükten sonra adam gitse de Louise nihayet biriyle anlaşabildiği için mutlu olmuştu.

Ancak pazartesi günü Louise işe gittiğinde yeni patronu David’le tanıştı. Bardaki adamdı. Bardaki evli adamdı. Öpüşmüş olmalarının büyük bir hata olduğunu söylüyor ama gözlerini Louise’den alamıyordu.

Bu sırada Louise şehre yeni gelmiş ve bir arkadaşa ihtiyacı olan Adele ile de tanışmıştı. Tesadüf oydu ki Adele, David’in karısıydı. Fakat hikâyenin gidişatını şimdiden tahmin ettiğinizi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.

David ile Adele mükemmel bir çift gibiydiler. O halde David neden bu kadar kontrolcüydü? Adele neden eşinden korkuyordu? Louise bu çiftin yörüngesine kapıldıkça cevaplaması imkânsızlaşan sorularla karşılaşıyordu. Tek bildiği, bir şeylerin korkunç derecede yanlış gittiğiydi ama Louise durumun ne kadar kötü olduğunu ve bir insanın evliliğinin sırlarını korumak için neleri göze alacağını asla tahmin edemeyecekti.







Sarah Pinborough Kimdir?

Yazar Sarah Pinborough, 1972 yılında Milton Keynes, Birleşik Krallıkta dünyaya gelmiştir. Kariyeri boyunca yirmiden fazla roman yayımlamış ve BBC için yazmıştır.

Yazarın son romanları arasında, distopik aşk hikayesi The Death House ve Netflix tarafından Josh Schwartz'ın uyarladığı 13 dakikalık bir genç gerilim filmi yer almaktadır.

British Fantasy Award for Best Short Fiction ödüllü Sarah Pinborough, genç ve yetişkin gerilim filmi, fantazi ve türler arası roman yazarı ve senaristtir.

                                                     

5/21/2020

Kapkaranlık Ormanda - Ruth Ware

Mayıs 21, 2020 2 Yorum
Kapkaranlık Ormanda

  Kapkaranlık Ormanda ilk yayımlandığı ve tanıtımları dönmeye başladığı zaman dikkatimi çeken bir kitap olmuştu . Sade fakat belirsizlik izleri taşıyan kapak görseli beni cezbederken , yayılan gerilim titreşimleri oku beni diyordu.

Bir kitap beni cezbetse de nadiren ilk fiyatı ile satın alırım . Ne kadar kitapları sevsem de bütçemi de düşünmek zorundayım. İndirimli fiyat ile satıp yine da kar elde ediyorlarsa neden fazla para verip kitabı alayım değil mi? Geç de olsa okuyacağım sonuçta ve kitapta bir eksilme olmayacak .

Yabancı Yayınevi kitaplarını alırken genellikle Oku Oku sitesinden alıyorum. Onlarda indirim güzel oluyor. Yine de Kidega , İdefix , Kitap Yurdu indirimlerini takip ettiğim siteler . Aralarında mutlaka fiyat karşılaştırması yaparım. Kapkaranlık Ormanda'yı sanırım 9.90 gibi bir fiyata almıştım. Zaten daha fazla da vermezdim :D

Kapkaranlık Ormanda , Ruth Ware'in ilk kitabı imiş . Kitap gerilim türünde. Sıkı gerilim ve polisiye okuyucuları kitabı okuduğu zaman benimle aynı fikirde olurlar sanırım,  çünkü bana göre kitaptaki gerilimin dozu çok hafif. Yapılan reklamlar ve tanıtımların çoğu sizi yanlış yönlerdirmesin. Kitap rahat okunuyor , belirsizlik öğesi ile merak sürekli canlı tutulmuş ancak gerilim geri planda geldi bana .

Kapkaranlık Ormanda - Ruth Ware


Nora bir yazardır . Bir gün eski arkadaşının bekarlığa veda partisine davet edildiğini yazan bir mail alır. Bu mail geçmişi düşünmesine neden olur. Geçmişte yaşadığı yerden kimseye haber vermeden ayrılmış ve bir daha onlarla iletişim kurmamıştır. Geçmişi kendi düşünse de okuyucuya tam olarak olanları anlatmaz. Geçmişte ne olduğu belirsiz ve soru işaretleri dolu olarak okuruz. Gidip gitmemek arasında gidip gelirken bir arkadaşı ile birlikte gitmeye karar verirler. Düğünü olacak kişi geçmişteki en iyi arkadaşıdır...

Bekarlığa veda partisi alışılmışın dışında bir ormanın içinde ,neredeyse tüm duvarları camdan bir evde olacaktır. Nora için tedirgin edici olarak başlayan bu parti daha da kötüleşerek devam edecektir....

Nora hastanede gözlerini açtığınca yaralıdır ve bir cinayet işlendiğini öğrenir . Orada neler olmuştur ve kendisine ne olmuştur . Hastane odasındaki iyileşme sürecinde geçmişi de hatırlamaya çalışmaktadır . Nora geçmişi hatırlarken biz okuyucular da yavaş yavaş olanları öğreniyoruz.

Karantina döneminde hızla okuduğum tür polisiye ve gerilim oldu . Diğer türler nedense akmadı bu dönemde . Belki ramazanın da etkisi olmuş olabilir . Kan şekerim düştüğü için dikkat ve algı kapasitem de etkilendi bu dönemde. Dikkatimi vermekte zorlandım. Kapkaranlık Ormanda gibi dikkatimi vermemi fazla gerektirmeyen ve beynimi boşaltan kitaplar okumaya çalıştım genelde. Kitap çerezlik olarak okunabilir . Ancak çok fazla bir beklentiniz olmasın . Bazı şeyleri baştan tahmin etmek çok kolay çünkü ...


Kapkaranlık Orman Hakkındaki Övgüler :

"Final, başarıyla yaratılmış karakterlerin de etkisiyle insanda büyüleyici ve yavaş çekimde gerçekleşen bir araba kazası etkisi yaratıyor."   -The Guardian-

"Ware'in, kadınlara özgü güç oyunları ve bazı arkadaşlıkların yarattığı çalkantılar üzerine yaptığı analizler, Sophie Hannah'yı, Christobel Kent'i, hatta Gillian Flynn'i anımsatıyor."   -Independent-

"Ware gizem öğelerini yavaşça ortaya çıkarmış ve alttan alta kendini hissettiren tehlike hissiyle gerçekten tekinsiz bir ortam yaratmayı başarmış... Kitabı fırtınalı ve karanlık bir akşamda okuyun ama sonra ışıkları açık bırakın."   -Kirkus Reviews-

"Kapkaranlık Ormanda, Gillian Flynn'in Kayıp Kız'ını ve Paula Hawkins'in Trendeki Kız'ını sevenleri büyüleyecek."   -Publishers Weekly-

" Zehirli arkadaşlıklar , izole bir ev ve karanlık , kar altında kalmış bir orman ... Herkesin en büyük kabusu ve bu gerilim dolu kitabın mükemmel öğeleri ."   - Claire Mackintosh , Artık Özgürsün kitabının yazarı

" Ruth Ware , bir an olsun okuyucunun etrafında dönmeyi ve soğuk ellerini gözlerinin önünde çırpmayı kesmeyen heyecan verici ve mükemmel bir çıkış romanı yazmış ."   - Peter Straub , New York Times çoksatan yazarı





Kapkaranlık Ormanda
Kitabın Adı :Kapkaranlık Ormanda
Yazar :Ruth Ware
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :In A Dark , Dark Wood
Çevirmen : Aslı Dağlı
Sayfa Sayısı : 374

Karanlık ormanda
Karanlık, kapkaranlık bir ev vardı;


Ve o karanlık evde karanlık, kapkaranlık bir oda...


O karanlık odada...


 Bazen korkulacak tek şey... insanın kendisidir.


Nora on yıldır geçmişinden kaçıyordu. Evini, arkadaşlarını ve özlememesi gerektiğini düşündüğü bir hayatı geride bırakmıştı.


Hiç beklemediği bir anda gelen bir bekârlığa veda partisi daveti, onu geçmişiyle yüzleşmeye zorluyordu. Bu, Nora'nın geçmişini nihayet bir kenara bırakması için bir işaret miydi? Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Çok ama çok yanlış...







Ruth Ware Kimdir?

Ruth-Ware


Öğretmen, yazar Ruth Ware, 1977 yılında Doğu Sussex, Lewes'ta doğdu . Manchester Üniversitesinden mezun olduktan sonra Paris'e taşınarak Londra'ya yerleşmiştir. Garson, kitap satış görevlisi, İngilizce öğretmeni ve basın sözcüsü olarak çalışmıştır.

Kapkaranlık Ormanda , evli ve iki çocuk annesi olan yazarın çıkış romanıdır .




                                                     

4/21/2020

Mezarın Çağrısı - Simon Beckett

Nisan 21, 2020 1 Yorum
Mezarın Çağrısı

  Fevkalade yaratıklar , değil mi? Lumbricus terrestris. Basit bir organizma , beyin yok , bahsedilecek bir sinir sistemi neredeyse yok , ama ikiye kesersen tekrar büyüyorlar. Burada çıkaracağın bir ders var : Ne kadar karmaşıklaşırsan , başını o kadar belaya sokarsın.


 Simon Beckett'ın en sevdiğim serisi olan David Hunter serisinin dördüncü kitabı Mezarın Çağrısı .

David Hunter serisini o kadar çok sevdim ki bitmesin diye mümkün olduğunca erteledim kitabı fakat sonunda merakıma yenik düşüp okumaya başladım ve her zamanki gibi kitabı elimden bırakamadan bitti.

Seri bizde dört kitap olarak yayımlandı . Ben de seriyi dört kitap zannediyordum . Goodreads'e bakayım dedim kitap bitince orada serinin iki kitabı daha var görünüyor. Umarım yakın zamanda o kitapları da basarlar ve biz okuyucuları sevindirirler.

Simon Beckett Simon Beckett


 Mezarın Çağrısı'nı okumaya başladığım zaman seri sıralamasını mı yanlış yaptılar diye düşündüm ilk olarak . Arka kapağı okusam böyle düşünmezdim fakat artık arka kapakları okumadan kitapları okumaya başladığımı belirtmiştim daha önceki yazılarımda . Bazı arka kapak yazılarını okuyunca kitabı okumaya gerek kalmıyor çok güzel özet geçiyorlar ya da fazla abartarak beklentiyi arttırıyorlar ve sonuç hayal kırıklığı oluyor.

  Kitabın başında şaşırmamın sebebi David Hunter'ın ilk kitapta daha öldüğünü öğrendiğimiz eşi ve kızını canlı olarak bulmamdı . N'oldu , seri sırası mı şaşırdı derken sebebini anladım. Eşi ve kızı sağken aldığı son işlerden birisini okurken eşi ve kızının ölümüne ve nasıl olduğuna da şahitlik ediyoruz okurken . Bir baba ve eş olarak çok acıklı bir olay. Kendini toparlaması zor olsa da bir şekilde yaşama geri dönmüştü Hunter .  Aldığı son işlerden birisi olan ve bir seri katilin cesetleri gömdüğü yerdeki araştırmaları yarım kalmış ve bir sonuca ulaşamamışlardır . Yıllar sonra bu katil hapishaneden kaçar ve o gün orada olanların peşine düştüğü zannedilir.

 Bu olaydan sonra Hunter geçmişin acılarını hatırlarken o günlerde olanları tekrar yaşar ve günümüz olaylarını da bir şekilde çözmeye çalışır .


 Yine şahane bir kurgu idi. Yazarın kalemine ve tarzına bayılıyorum zaten. Bu kitap bir araştırma , polisiye ve gerilim haricinde insanlara ne kadar güvenmemiz gerektiğini de sorgulatıyor bize. Tanıdığımız ya da tanıdığımızı zannettiğimiz herkese güvenebilir miyiz? İnsanlara güvenmeden yaşayabilir miyiz? Araya belli bir sınırı nasıl koymalıyız gibi bir çok soru belirdi aklımda kitabı okurken . Bir de çok basit görünen , anlık verdiğimiz kararların nasıl bir ömür boyu pişmanlığa dönüştüğünü düşündüm kitabı okurken .

  Sonuç olarak hem güzel ve sürükleyici bir kurgu okudum hem de derin felsefi düşüncelere daldım kitabı okurken . Tavsiyemdir :))






Mezarın Çağrısı
Kitabın Adı :Mezarın Çağrısı
Yazar : Simon Beckett
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :The Calling of the Grave
Çevirmen :Nur Küçük
Sayfa Sayısı :342

Dedektif Terry Connor, David Hunter'ın kapısında belirince kötü anıları da beraberinde getirmişti. Yıllar önce bir tartışma sonucu araları bozulmadan önce çok yakın arkadaşlardı. Ancak tatsız bir geçmişle beraber, kötü haberleri de vardı. Tecavüzcü ve katil olan Jerome Monk, tutulduğu yüksek güvenlikli hapishaneden kaçmıştı.
Hunter sekiz yıl önce Monk'un ergen yaşlardaki kurbanlarının cesetlerini arayan bir ekiple beraber çalışmıştı. Fakat öldürülen kızlardan sadece birinin cesedini bulabilmişlerdi. Monk'un da bu arayışa dahil olması, olayları daha da karıştırmıştı. Şimdi ise katil hapisten kaçmış ve bu aramada görev alanları yeni kurbanları olarak belirlemişti. Hunter çok geçmeden geride bırakmaya çalıştığı şeylerin, istediği gibi geçmişte kalamayacağını anlayacaktı.
“Kitabın konusu her ne kadar rahatsız edici olsa da okuru kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor.”
- Financial Times -
“İnanılmaz ürkütücü ve gergin bir kurgu. Nabzımızı yükseltmekten ve kanımızı dondurmaktan keyif alan bir yazar.”
- Barry Forshaw -








Simon Beckett Kimdir ? 

Simon Beckett 1960 yılında Sheffield’da doğdu. İngiliz filolojisi üzerine yüksek lisansını tamamlamasının ardından, eğitmen olarak İspanya’ya gitti. Oradan döndükten sonra serbest gazetecilik yapmaya başladı ve şimdiye kadar The Times, The Daily Telegraph, The Observer gibi gazeteler için yazı yazdı. Uluslararası çok-satanlardan olan dört kitaplık David Hunter serisinin diğer kitapları Ölümün Kimyası, Kemiklerin Şifresi, Ölülerin Fısıltısı ve Mezarların Çağrısı .





Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

 * Kapan  

David Hunter Serisi:

* Ölümün Kimyası 

* Kemiklerin Şifresi

* Ölülerin Fısıltısı 
                                                     

3/02/2020

Ölülerin Fısıltısı - Simon Beckett

Mart 02, 2020 1 Yorum
Ölülerin Fısıltısı - Simon Beckett

   Simon Beckket'ın David Hunter serisinin üçüncü kitabı Ölülerin Fısıltısı . Yazarın kitaplarını ve tarzını seviyorum .

 David Hunter  ikinci kitap olan Kemiklerin Şifresi'nde başına gelen olaylardan sonra biraz uzaklaşmaya ihtiyacı olmuş ve İngiltere'den Amerika'ya gitmiştir. Orada Tenessee'de ceset çiftliğinde eski hocalarının yanında konuk olarak bulunmakta ve inceleme yapmaktadır .

  Bu ceset çiftliğini ilk olarak bir belgeselde görmüştüm . O yüzden şaşırmadım . Bilmeyenler için kısaca bilgi vereyim burası hakkında . Tenessee Üniversitesine bağlı bulunuyor ceset çiftliği .Knoxville’deki arazide bulunan küçük arsa, insan kalıntıları inceleyen üniversitenin adli antropoloji bölümüne aittir . Buraya bağışlanan cesetler çiftlikte kimisi açıkta bırakılıyor , kimisi yarı gömülüyor , kimisi ağacın kimisi suyun yanına bırakılıyor . Burada cesetlerin çürüme evreleri  , ortamın çürümeye etkisi , böceklerin ve larvaların evreleri kayıt altına alınıyor . Antropologlar da burada çalışmalarını yürütüyorlar .

  İşte adli antropolog olan David Hunter 'da kitabın başında bu çiftlikte çıkıyor karşımıza . İlk kitapta Pratisyen Hekim olarak karşımıza çıkan Hunter sonra eski işi olan adli antropologluğa geri dönmüş polise de yardım etmeye başlamıştır . Amerika'ya eğitim ve uzaklaşmak amacıyla gelmiş olsa da burada da olaylar onun peşini bırakmaz . Ama bu sefer bedeni dışında ruhu da hasar olmuş bir David vardır .

Bir kulübede ceset bulunur . Hocası ve meslektaşı Tom vakaya giderken David'i de yanına alır . Bu egoları tavan yapmış Amerikalı dedektiflerin hoşuna gitmese de Tom onu yanında istemekte kararlıdır. Bir şekilde gayri resmi de olsa olaylara dahil olur David .

Ölülerin Fısıltısı'nı okurken kendimi Bones dizisinde hissettim. Bones'u seyrettiniz mi bilmiyorum. Başrollerini Emily Deschanel, David Boreanaz paylaştığı dizide  Washington DC Jeffersonian Enstitüsü’nde çalışan antropolog Dr. Temprance Brennan ve FBI ajanıolan Seeley Booth'un  cinayetleri çözmeye çalışmalarını izliyoruz. Bones'un kemikleri inceleme aşamaları , kemiklerin üzerindeki kısımlardan ayrılmaları için yapılan işlemler ve kaynatma aşamasını morgda cesetler üzerinde çalışılırken de okuyoruz. Bu nedenle okudukların tek tek gözümde canlandı . Cesetlerin o çürümüş ve pelteleşmiş görüntüleri bile hayal gücüme sızdılar ki Allah'tan kokuları gelmedi....

Yine bir seri katilin peşindeler bu kitapta da . Bu seferki katil bir narsist . Araştırmacılarımızın da hayatı tehlikeye giriyor bir noktada...

 Kitabı elimden bırakamadan okudum yine . Serinin bir kitabı kaldı okumadığım ama bitecek diye üzülüyorum açıkçası . Çok sevdim ben David Hunter'ı . Kitabın son üçte ikisinde ağzımdan birdenbire kesin .....  diye bir isim telaffuz ettim ki yine katili bildim ....  Son olarak yine tahminimde yanılmadığımı söyleyerek havamı atar kaçarım ....




Ölülerin Fısıltısı
Kitabın Adı :Ölülerin Fısıltısı
Yazar :Simon Beckett
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :Whispers of the Dead
Serisi : David Hunter  #3
Çevirmen :Nur Küçük
Sayfa Sayısı :334


Tennessee'nin yaz sıcağında David Hunter, ıssız Puslu Dağ'daki bir kulübede işlenmiş cinayeti incelemesi için çağrılmıştı. Karşısındaki sahne hem dehşet verici hem de tuhaftı.

Ceset masaya bantla yapıştırılmıştı. Yaralardan, en ufak delillere kadar her şey adli tıp uzmanlarının yöntemlerini boşa çıkaracak şekildeydi. Çok geçmeden Hunter bir seri katille karşı karşıya olduğunu ve bu kişinin adli tıp hakkında birçok şey bildiğini anlamıştı. Ancak katil, Hunter'ı kandırmaya devam ediyordu. Cesetleri tuzak kurmak için kullanıyor, bir ceset bulunduktan sonra yerine yenisini yerleştiriyordu. Fakat çok geçmeden katil gözlerini David Hunter'a dikecekti...

“Beckett gerilimi iyice artırıyor. Sonuna kadar da kopacak kadar gerilmişken sizi hiç beklemeyeceğiniz bir yerden yakalıyor. Ölülerin Fısıltısı, Beckett’ın polisiye türünde ön sıralarda olması gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.”

- Publishers Weekly -






Simon Beckett Kimdir ? 

Simon Beckett 1960 yılında Sheffield’da doğdu. İngiliz filolojisi üzerine yüksek lisansını tamamlamasının ardından, eğitmen olarak İspanya’ya gitti. Oradan döndükten sonra serbest gazetecilik yapmaya başladı ve şimdiye kadar The Times, The Daily Telegraph, The Observer gibi gazeteler için yazı yazdı. Uluslararası çok-satanlardan olan dört kitaplık David Hunter serisinin diğer kitapları Ölümün Kimyası, Kemiklerin Şifresi, Ölülerin Fısıltısı ve Mezarların Çağrısı .



Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

 * Kapan  

David Hunter Serisi:

* Ölümün Kimyası 

* Kemiklerin Şifresi


                                                     

10/18/2019

Kemiklerin Şifresi - Simon Beckett

Ekim 18, 2019 7 Yorum
Kemiklerin Şifresi


David Hunter serisinin ikinci kitabı Kemiklerin Şifresi . İlk kitap Ölümün Kimyası'nı okuduktan sonra yazarın kalemini , tarzını çok sevmiştim . Sakin bir tonda ilerleyen kitapta son sayfaya kadar merakı körükleyen yazar olayın akışı ile de takdirimi kazanmıştı . Hal böyle olunca da serinin tüm kitaplarını - hele de indirimi bulmuşken - topladım.

       Bu yazımı da  okumak isteyebilirsiniz : Son Zamanlarda Kitaplığıma Eklenenler 

Serinin ilk kitabı Ölümün Kimyası'nı okumayanlar için kısaca David Hunter kimdir bahsedeyim. David Hunter bir adli antropologdur. Kendi deyimi ile yaptığı iş " Ölüleri , hikayelerini anlatmak için tatlılıkla ikna etmek " . Başına gelen acı bir olaydan sonra pratisyen hekim olarak bir kasabada yaşamaya başlar . Orada da başına serinin ilk kitabındaki olaylar gelince asıl mesleği olan adli antropologluğa geri döner .

     ➜ Bu yazımı da  okumak isteyebilirsiniz : Ölümün Kimyası - Simon Beckett 

Bazı olaylarda polisle birlikte çalışan Hunter yine böyle bir işten dönerken gelen telefonla yeni bir olayla karşı karşıya kalır. İskoçya'nın kuzeybatı kıyılarının millerce açığında Runa adında küçük bir adada yanmış bir ceset bulunmuştur. Polis gücünün çoğunun bir tren kazası ile ilgilendiği için bu olaya fazla adam gönderemeyeceklerdir. Bu nedenle Hunter'ın bu olaya bakmasını ve kaza mı cinayet mi karar vermesini isterler . Başta tereddüt etse de Hunter işi kabul eder .

Kemiklerin Şifresi


Ceset kendi kendine yanma olayı gibi görünmekteyse de bulunan ip uçları olayın bir cinayet olduğunu gösterir . Gelen fırtına , telefon hatlarının kesilmesi ile birlikte Hunter ve iki polis memuru adada mahsur kalır. Olayı aydınlatmak için yardım alamazlar ve olay yeri inceleme ekibi gelemez. Onlara  emekli bir polis dışında  yardım edecek kimse yoktur .

Her karakterin itina ile yerleştiren Simon Beckett biz okuyucular için çok az ipucu bırakır. Kİtapta karşıma çıkan olayların çoğunu tahmin edemedim. Sakin tempolu bir kitap desem de gelişen olaylar sakinlikten uzaktı aslında . Fırtınalı bir havada , küçük bir adada bir katil ile mahsur kalmışlardır . Katil o an adada olan herkes olabilir . Hele de yeni cinayetler işlenince  ortalık iyice ısınır ...

Kemiklerin Şifresi


  Benim tahminim belli bir kişide toplansa da yazar yine yapacağını yaparak beni şaşırtmayı başardı . Şok üstüne şok yaşatırken kitabın sonunda yaşayacağım büyük şoku tahmin dahi edemedim .

 Polisiye severler için tam bir ziyafet olan kitabı tavsiye ederim. Serinin diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Umarım onlar da bu kitap - Kemiklerin Şifresi - kadar iyidir .




Kemiklerin Şifresi - Simon Beckett Kitabın Adı :Kemiklerin Şifresi
Yazar :Simon Beckett
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Orjinal adı :Written in Bone
Serisi : David Hunter #2
Çevirmen : Nur Küçük
Sayfa Sayısı :360


David Hunter'ın sevdiği kadınla ve peşini bırakmayan geçmişiyle birlikte Londra'da olması gerekiyordu. Onun yerine ıssız bir ada olan Hebrides'e insanı şaşkına çeviren kalıntıları incelemek üzere yola çıkmıştı. Bir adli tıp uzmanı olarak bugüne kadar birçok farklı vahşi yöntemle parçalanmış beden görmüş, ancak bu sefer karşısındaki onu bile yerine mıhlamıştı: Hiçbir şekilde hasar görmemiş bir kulübenin içinde duran, kimliği belirlenemeyecek derecede yanmış bir ceset. Yerel polis bunu bir kazaya atfetmek istese de Hunter bunun bir cinayet olduğunu biliyordu.

“Eşsiz... Beckett anlatıcı ve ilahi bakış açısından yazmakta ve gerilim yaratmak için ikisini karıştırmakta tam bir usta.”

- Publishers Weekly, starred review - “Dikkatle kurgulanmış karakterler ve inanılmaz bir atmosfer... Bu tam tamına bir dedektiflik romanı.”

- Denver Post -




Simon Beckett Kimdir ? 

Simon Beckett 1960 yılında Sheffield’da doğdu. İngiliz filolojisi üzerine yüksek lisansını tamamlamasının ardından, eğitmen olarak İspanya’ya gitti. Oradan döndükten sonra serbest gazetecilik yapmaya başladı ve şimdiye kadar The Times, The Daily Telegraph, The Observer gibi gazeteler için yazı yazdı. Uluslararası çok-satanlardan olan dört kitaplık David Hunter serisinin diğer kitapları Ölümün Kimyası, Kemiklerin Şifresi, Ölülerin Fısıltısı ve Mezarların Çağrısı .







Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

 * Kapan  

David Hunter Serisi :

* Ölümün Kimyası 

* Ölülerin Fısıltısı 


                       
                                                      

4/29/2019

Ölümün Kimyası - Simon Beckett

Nisan 29, 2019 4 Yorum
Ölümün Kimyası

  Daha önce hiç Simon Beckett'ın kitaplarını okudunuz mu? Ben okudum yazarı "Kapan" isimli kitap ile tanıdım. ( Kapan yazıma➡ buradan ⬅ulaşabilirsiniz .) Kapan ile beraber Simon Beckett'ı kalemine ba-yıl-dımmm. Yazarın David Hunter serisini okumuş olanlar Kapan'ı vasat bulduklarını söyleyip, David Hunter serisini tavsiye etmişlerdi. Meraktan araştırınca serinin satışta olmadığını gördüm ve şehrimdeki sahaflarda da bulamadım . İnternette bulunan sahafları araştırdım bir çoğunda her zamanki gibi fiyatlar fazla idi. Bir kitabın basımı bitince fiyatlar uçmaya başlıyor. Bir kaç tane uygun buldum fakat güvenmediğim için almak istemedim .

    David Hunter serisi Yabancı Yayınları tarafından tekrar basılınca internetten çok güzel bir indirim ile serinin ilk kitabını aldım. Ölümün Kimyası için söyleyebilirim ki okuyanların bayıldığı kadar da varmış.

    Kitapta Hunter karakteri siz olup olayları bizzat araştırmıyorsunuz. Fakat her adımda onun yanında olduğunuzu hissettiriyor Simon Beckett. Tüm heyecan ve aksiyona ortak oluyorsunuz. Bu da Simon Beckett 'ı çok başarılı bir yazar yapıyor kişisel fikrime göre. 


     David Hunter cinayetlerde polise yardım eden bir adli antropologdur .➡ Adli antropolog olduğunu okuyunca aklıma Bones dizisi geldi, seyretmeyen varsa seyretmesini tavsiye ederim. Çok güzeldi . ⬅ Karısı ve kızı bir kazada ölünce Hunter işini ve yaşadığı yeri bırakıp sessiz bir kasabada pratisyen olarak çalışmaya başlar. Geçmişinden ve gerçek mesleğinden kimseye söz etmez .

   Bir gün bir ceset bulununcaya kadar hayat sakin bir biçimde devam eder . Bu cinayet olayı ile birlikte polis Hunter'ın kim olduğunu öğrenir ve ondan yardım ister. aşta isteksiz olsa da mesleki içgüdülere karşı koyamayarak yardım eder . Fakat bir süre sonra iş kişisel hal alır ...

    Son sayfalara kadar adrenalini düşmeyen ve kendini okutturan bir kitaptı Ölümün Kimyası. Serinin ilk kitabı olarak da oldukça başarılı buldum. Şimdiden serinin devam kitaplarını merak ediyorum. Yine çok güzel bir indirim denk getirirsem kitapları almayı düşünüyorum.


Ölümün Kimyası Hakkında Övgüler : 

“Bir solukta okunan' nitelemesini sonuna kadar hak eden bir roman.”
                                - Robert Goddard, Into the Blue'nun yazarı -
“Beckett harika bir yetenek sergileyerek tüyler ürperten bir dehşet atmosferi yaratıyor.”
                                        - Guardian -
“Üstün nitelikli bir eser... Seri cinayetleri konu alan bir dizinin ilk romanı... Elinizden bırakamıyorsunuz.”
                                             - Publishers Weekly -
“Bütün ayrıntılarıyla insanın kanını donduran cinayetler. CSI dizisinin müdavimleriyle, Patricia Cornwell ve Kathy Reichs hayranlarını tatmin edecek. Ancak romanın başarısının asıl nedeni yer verdiği psikolojik ayrıntılar.”
                                                 - Library Journal -





Ölümün Kimyası - Simon Beckett
Kitabın Adı :Ölümün Kimyası
Yazar :Simon Beckett
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı : The Chemistry of Death
Serisi : David Hunter #1
Çevirmen :Nur Küçük
Sayfa Sayısı :344


Üç sene önce David Hunter Londra'daki hayatından, adli tıbbın yorucu temposundan ve onu neredeyse yerle bir eden bir olaydan kaçmıştı. Her gece rüyalarında ölen eşi ve kızını gören Hunter, Norfolk'un ücra bir köyünde doktorluk yapıyordu. Ancak yaşadığı yere yakın bulunan ormanda bir kadın cesedi ve katilin ardında bıraktığı bir işaret ortaya çıkınca kendini bu olaylardan uzak tutmakta zorlanmaya başlayacaktı. Bir anda Hunter'ın sığınak bellediği sakin hayatı, gerçeklerden saklanamayacağı bir yere dönüşecekti.


Simon Beckett Kimdir ? 

Simon Beckett 1960 yılında Sheffield’da doğdu. İngiliz filolojisi üzerine yüksek lisansını tamamlamasının ardından, eğitmen olarak İspanya’ya gitti. Oradan döndükten sonra serbest gazetecilik yapmaya başladı ve şimdiye kadar The Times, The Daily Telegraph, The Observer gibi gazeteler için yazı yazdı. Uluslararası çok-satanlardan olan dört kitaplık David Hunter serisinin diğer kitapları Ölümün Kimyası, Kemiklerin Şifresi, Ölülerin Fısıltısı ve Mezarların Çağrısı .


 



Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

 * Kapan 

David Hunter Serisi:

* Kemiklerin Şifresi 

* Ölülerin Fısıltısı 



                                                     

11/13/2018

İhanet - Camilla Grebe

Kasım 13, 2018 6 Yorum
İhanet

Farklı kültür kitapları arasında bu sefer sıra İskandinav psikolojik gerilimine geldi. Daha önce Yitik Ülke tarafından basılan İskandinav Şiirleri Antolojisi kitabını okumuştum fakat polisiyesi okumamıştım. Kitaba geçmeden önce yazar hakkında da bilgi vermek istiyorum.


Camilla Grebe
Camille Grebe : 1958 İsveç doğumlu yazar. 2009 ve 2015 yılları arasında kız kardeşi ile birlikte yazdıkları beş kitaptan oluşan psikolojik gerilim serisi yazmıştır. ( The Siri Bergman Series ) 2015 yılında kendi başına yazdığı ilk romanı İhanet'tir. Kitap eleştirmenler tarafından çok beğenilmiştir ve 22 dile çevrilmiştir. 2016 yılında kitabın film hakkı New Line Cinema tarafından alınmıştır . Yapımcılığını ise Andrew Lazar üstlenecektir. ( Filmin çekilip çekilmediğini ise araştırmamda bulamadım. Herhangi bir gelişme olursa yazımı güncelleyeceğim.  )

Eylül 2017'de yazar ikinci bağımsız romanı olan After She’s Gone yayımlanmıştır. Kitap İsveç Suç Yazarları Akademisi tarafından Yılın En İyi Suç Romanı seçildi. 2018 Yılında Cam Anahtar Ödülüne layık görüldü.

Yazarın üçüncü bağımsız romanı İnertia Ekim 2018'de İsveç'te yayımlanmıştır.


Kitap Yorumu :

Yaşamını herkese emanet edersen, ihanet edenin çok olur.

Etkileyici kapak görseli ve hakkında yazılanlar sonrası merak edip kitaplığıma eklediğim bir kitap İhanet. Tabii yeni bir yazarı tanımak istemem de etkili oldu. YEni bir yazar ve farklı bir kültür okumaya başlayınca tarza alışma süresi oluyor benim için. Öyle hemen kitaba adapte olamıyorum. Bu kitap için de aynı durum oldu. İlk elli sayfa tarza alışma ve kitaba uyum sağlama süreci oldu. Üç farklı karakter tarafından kitabın devam etmesi de kitaba uyum süresini uzattı diyebilirim.

  Bir cinayet ile başlıyor kitap . Genç bir bayan öldürülmüş, kafası da kesilip kapıdan geleni karşılar biçimde kafa yere yerleştirilmiştir. Kadın korkunç görünmektedir. Ev sahibi ise bir şirketin CEO sudur. Onun ortada olmaması bütün şüphelerin ona yönelmesine sebep olur. Olayı araştıran dedektifler on yıl önce işlenen bir cinayete çok benzediğini keşfederler . Eski cinayette danışmanlık yapan Hanne'ye bu olayda da danışmaya karar verirler.

Peter ... Anlatıcılarımızdan bir tanesi ve olayı araştıran polisimiz. Hanne ... O da anlatıcılarımızdan bir tanesi. Eskiden polise danışmanlık yapıyormuş fakat bırakmış. Sevmediği bir adam ile evli ve hasta. Son görev olarak ve kendisini iyi hissetmek için bu işte polise yardım etmeye karar verir. Son olarak da Emma ... Ceo muzun şirketlerinde birinde tezgahtarlık yapmaktadır. Kedisi ile beraber yaşamaktadır.

  Kitap polisiye , psikolojik gerilim türlerinde . Merakla okuduğumu söyleyebilirim fakat gerilmedim. Yavaş tempoda ilerliyor kitap. Konu olarak ilginç , yazarın tarzı farklı ve ilgi çekici , okuyucuyu şaşırtmayı biliyor. Fakat bazı betimlemeler bana fazla geldi. Bu tarz kitaplarda konuya odaklanmayı daha çok seviyorum. Kişisel temizlik sırasında yapılanların her ayrıntısının anlatılmasını değil. Bu bölümler olmasa da olurdu. Kitabı uzatmaktan başka bir işe yaramamış bana göre.

  Yazar olay ve soruşturma dışında karakterlerin geçmişlerine , düşüncelerine , hatalarına ve pişmanlıklarına da yön veriyor. Bu da kitabın çok yönlü olmasını sağlamış.

Etkileyici bir kitap belirttiğim gibi . Fazla heyecan ve aksiyon bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Psikolojik gerilim sevenler ise bu kitabı seveceklerdir.




Kitaptan Alıntılar : 

"Hayat kaybetmek üzerine kuruludur," derdi. Doğduğumuzda hepimizde olan masumiyetin kaybı, sevdiğimiz insanların kaybı; sağlığımızın, fiziksel becerilerimizin ve en sonunda, elbette hayatlarımızın kaybı...

Gerçekte ortak noktamız neydi ki, hayatın umduğumuz gibi olmamasından duyduğumuz acı hissinin dışında?

Eğer birisi sana farklı olduğunu söylerse o kelebeği düşünmeni istiyorum. Farklı 'daha kötü' demek değil. Farklı aynı şekilde 'daha iyi' anlamına da gelebilir. Bunu asla unutmayacağına söz ver.

Henüz hayatının ortasındayken elindeki fırsatı kullan. Sonra ne olduğunu anlamadan hayat bitiveriyor.

      Umut , hasta insanların cesur ve minnetkar bir gülümsemeyle tutnmalarının beklendiği abartılmış bir cankurtaran salıydı . Kendini bırakmaksa yalnızca çılgınlık değil , aynı zamanda vefasızlıktı . 


Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“Etkileyici... Camilla Grebe bu ilk romanıyla zoru başararak İskandinav polisiyesinin başarılı yazarları arasında üst sıradaki yerini alıyor.”

-Kirkus Reviews-

“İskandinav polisiyesi ya da genel olarak cinayet romanı sevenler, Grebe’nin yarattığı bu gergin hikâyeden zevk alacaklardır. Trendeki Kız gibi bir psikolojik gerilim okumak isteyenler için bire bir.”

-Booklist-

“Kesinlikle ününü hak ediyor. Hikâyeyi durmadan hızlanan bir tempoyla, her karakterin gözünden anlatıyor. İskandinav Noir’ının kasvetini köküne kadar yansıtıyor.”
-Daily Mail-

“Okuru içine alan bir hikâye. Bu güvenilmez üç karakter, okurlara gerçeklerin çok ince bir çizgide yürüdüğünü gösteriyor.”
-Sunday Mirror-

“Karmaşık, korkunç ve inanılmaz büyüleyici bir gerilim. Grebe’nin kendi başına yazdığı ilk romanı büyük bir başarı.”
-Crime Scene-



İhanet
Kitabın Adı :İhanet
Yazar :Camilla Grebe
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı : The Ice Beneath Her
Çevirmen : Nazan Arıbaş Erbil
Sayfa Sayısı : 400


Herkes seni tanır ama sen kimseyi tanımazsın.

Herkes arkadaşın olmak ister ama sen kimseye güvenemezsin.

Kimseye...

Kış soğuğunun çöktüğü Stockholm’de polisler korkunç bir cinayetle karşı karşıya gelirler. Kimliği belirsiz bir kadının başı, ünlü bir giyim mağazası zincirinin CEO’su Jesper Orre’nin lüks evinde bulunur. On yıl önce işlenmiş bir cinayetin izlerini taşıyan olayın şüphelisi Orre kayıplara karışmıştır. Kayıp işadamını arayan yalnızca polisler değildir. Zincire bağlı mağazalardan birinde çalışan Emma Bohman, Orre’yle iki ay önce tanışmış ve aralarında bir ilişki başlamıştır. Fakat ilişkileri ne kadar hızlı başladıysa, Orre’nin yok olmasıyla bir o kadar da hızlı bitmiştir. Aynı adamı farklı sebeplerle arayan polis ve Emma’nın yolları saplantıyla, intikamla ve delilikle örülü bir yolda kesişecek; olaylar çözülmeye başladıkça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkacaktır.


                                                            Kozmokitap

11/28/2017

Her Şeyin Bedeli - Maggie Lehrman

Kasım 28, 2017 1 Yorum
Her Şeyin Bedeli - Maggie Lehrman


    Arka kapaktaki " Kırık bir kalbi onarmak için ne feda edersiniz? " sözleri ile ilgiyi hemen üzerine çekiyor kitap. Kapak dizaynı ve ciltli olması da ayrı bir albeni yaratıyor kitap için.

  Bir adada geçiyor kitap ve ana karakterlerin çoğunu lise çağı çocukları oluşturuyor. Kitabın başlarında zamanda bir ileri bir geri yapınca adapte olmakta zorluk çektim. Karakterlere ve yazarın anlatım biçimine adapte olunca kitap daha akıcı hale geldi. Kitabın bölüm bölüm ana karakterlerin ağzından yazılması ve onların düşüncelerini öğrenmek çok güzeldi.

   Adada büyü ve büyücüler hayatın içine karışmış ve vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Bu büyücü veya efsuncuları okuyunca aklıma üfürükçüler geldi :))) Bu adada büyü o kadar hayatın içerisine girmiştir ki güzel olmak isteyen büyü yaptırıyor , arkadaş edinmek isteyen yine büyücüye gidiyor. Fakat bu büyüler filmlerde gördüğümüz gibi bir hokus pokus ile olmuyor. Yediğiniz bir yiyeceğinizin içinde oluyor ve onu yiyince etkisi başlıyor. Bu noktada yabancıda bir şey alma, yeme  diyen büyüklerimize hak vermek lazım....

Her Şeyin Bedeli - Maggie Lehrman


   Bu noktaya kadar her şey yolunda gibi görünebilir fakat değil!.. Büyü eşit takas prensibi ile işliyor. Büyü yaptırıldığında bir de yan etkisi oluyor . Yan etkinin ne olacağı belli olmuyor. Denge sağlanması için zihinsel bir büyünün bedeli fiziksel oluyor. Erkek arkadaşının zamansız ölümü ile sarsılan Arı onu unutmak için hafızasından erkek arkadaşını büyü ile sildirir bu bunun bedeli çok sevdiği baleyi yapamaması olur . Artık vücudunu istediği hareketleri yapamaz .

   Arı bu büyüyü yaptırdıktan sonra kendini, hayatını, çevresini sorgular. Arkadaşlarının bilmediği yönlerini keşfeder. Büyünün sonuçlarının nelere yol açtığını okuyoruz kitapta.

  Farklı bir konuya sahip olan kitabı çok sevdim. Hızla okunan   , vakit t geçirmek için  okunabilecek bir kitap.


 Kitap Hakkında Yazılanlar :


 “‘Ne dilediğine dikkat et’ deyişine farklı, duygusal ve sürükleyici bir bakış.”

           -Kirkus Reviews-

“Lehrman’ın kaleminin nabzı karanlık duygularla atıyor. Karakterlerinin sürekli çaresizliği aynı anda hem sinir bozucu hem de merak uyandırıyor.”

            –Publishers Weekly-

 “Akıllarda kalacak bir ilk roman. Okurlarına neyi dilediklerine dikkat etmelerini hatırlatıyor çünkü bir bakmışsınız gerçek olmuşlar.”

             –Booklist-

“Dünya’nın en tuhaf ve muhteşem eğitici öyküsü. Büyü veya efsun, gerçekten var ve dilekleri yerine getirilebiliyor… fakat her zaman bir bedeli var. Zekice, kışkırtıcı ve tamamen büyüleyici.”

             –Lauren Myracle, Bizim Sonsuz Anımız’ın New York Times çoksatan yazarı-

“Okuru esir alan konusu, zarif üslubu ve akıllarda kalıcı karakterleriyle Her Şeyin Bedeli insan olma deneyiminin bağlantılarını güçlü bir şekilde inceliyor.”

             –Franny Billingsley, National Book Award Finalisti Chime’ın yazarı-











Kitabın Adı :Her Şeyin Bedeli
Yazar :Maggie Lehrman
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :The Cost of All Things
Çevirmen :Bilge Turan Zourbakis
Sayfa Sayısı :366


Sil Baştan filmini anımsatan bu zekice yazılmış ve düşündürücü çıkış romanı, bir parça bir aşk hikâyesi, bir parça çözülmeyi bekleyen bir gizem ve bir parça da duygusal bir hikâye…
     Kırık bir kalbi onarmak için ne feda edersiniz? ,
Peki ya üzüntünüzden kurtulmak için?
 Veya dış görünüşünüzü değiştirmek için?
 Doğru büyü ile her şeyi düzeltebilirsiniz…
 Ari’nin erkek arkadaşı Win öldüğünde, Ari onunla ilgili tüm anılarını sildirtir. Fakat büyülerin de bir bedeli vardır ve bu büyünün bedeli Ari, arkadaşları ve artık hatırlayamadığı erkek arkadaşı arasındaki gizli, bazen de tehlikeli bağlantıları ortaya çıkaracaktır. 



                                                            Kozmokitap

10/21/2017

Gün Işığı Kızın Hayaleti - Paige McKenzie

Ekim 21, 2017 3 Yorum
Gün Işığı Kızın Hayaleti - Paige  Mckenzie


  Çıktığı günden beri ismi ve kapak tasarımı ile ilgimi çeken bir kitap Gün Işığı Kızın Hayaleti. Kitabın bir YouTube kanalından uyarlama olduğunu öğrenince şaşırsam da beni en çok şaşırtan yazarının 16 yaşındayken kitabı yazması.

Kitaptaki baş karakterin adı Sunshine. Kitabın isminde Gün Işığı diye bahsedilen aslında baş karakter oluyor.

16 yaşındaki Sunshine annesi ile birlikte yeni bir kasabaya taşınırlar. Taşındıkları evi görür görmez ürkütücü bulur Sunshine. Evdeki ilk gecesinde ayak sesleri, küçük bir kızın ağlamasını duyar. Bir de sürekli peşini bırakmayan üşüme hissi.... Bu evde başlarına gelenler basur bir hayaletten daha fazlasıdır!!!






Kitaptan korku - gerilim , ürkütücü olarak bahsedilse de ben bunların hiçbirisini hissetmedim. Paranormal ve fantastik bir kitap . Hızla okunuyor ve merak uyandırıyor. Bu yönden sevdim kitabı. Yurtdışında serinin iki kitabı daha var. Umarım yakın zamanda bizde de çevrilir. Devamını merak ediyorum kitabın.

Yazarın çok genç olmasından dolayı bazı eksiklikler var kitapta. Konu bana çok ilginç geldiği için bu eksiklikler rahatsız etmedi. Sevdiğim kitaplardan birisi oldu.


Kitap Hakkında Söylenenler: 

“Gergin, heyecan verici ve inanılmaz sürükleyici.” -Kirkus Reviews-

“Sadece bu serinin halihazırda hayranı olanlar değil, herkes bu güçlü ama kırılgan kahramanın potansiyelini keşfetme hikâyesini öğrenmek için can atacak.” -Booklist-

“Hikâye hızlı ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Yazı dili zarif ve inci gibi… Gün Işığı Kızın Hayaleti’ni bitirmemek elde değil.” -Lev Grossman, Büyücüler’in yazarı-

“İlk bölümün sonuna geldiğimde evdeki bütün ışıkları açmak zorunda kaldım.” -Wes Craven, Çığlık filminin yapımcısı ve yaratıcısı-



Gün Işığı Kızın Hayaleti - Paige  Mckenzie
Kitabın Adı :Gün Işığı Kızın Hayaleti
Yazar :Paige  Mckenzie
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Orjinal adı :The Haunting of Sunshine Girl
Serisi : The Haunting of Sunshine Girl #1
Çevirmen :Boran Evren
Sayfa Sayısı : 304

500 binden fazla takipçiye sahip The Sunshine Network isimli fenomen YouTube kanalından uyarlanan korku hikâyesi.Sunshine Griffith on altıncı yaş gününden kısa bir süre sonra annesi Kat ile güneşli Austin, Texas’tan yağmurlu Ridgemont, Washington’a taşınır. Fakat yeni evlerine geldikleri andan itibaren dünyasının, anlam veremediği bir karanlık tarafından yutulmaya başladığını hisseder. Annesi farkında olmasa bile, Sunshine yeni evlerinde ürkütücü bir şeyin olduğunu bilmektedir. Taşınmalarını takip eden günlerde her şey gittikçe tuhaflaşır. Buz gibi bir esinti durmadan Sunshine’ı takip etmektedir. İlk gecesinde duyduğu küçük bir kızın gülüşü, sonraki günlerde ağlama seslerine dönüşür. Evine musallat olan ruhlar gittikçe korkutucu bir hal alırken Sunshine, annesinin de tehlikede olduğunu anlar. Onu ölümden de beter bir kaderden kurtarmak için önündeki sınavı geçmek zorundadır.




                                                            Kozmokitap

8/23/2017

Bir Sonraki Hayatımız - Lauren James

Ağustos 23, 2017 4 Yorum
Bir Sonraki Hayatımız - Lauren James


   İsmi , kapak dizaynı, konusu ile çok ilgimi çeken Bir Sonraki Hayatımız , müthiş bir indirimde denk gelince hemen kaptım.

  Hakkında olumlu olduğu kadar olumsuz da yorum okumuştum kitabın. Bu nedenle beklentimi yükseltmedim .

Katherine ve Matthew baş karakterlerimiz. Dört farklı zaman diliminde karşımıza çıkıyorlar.

1745 - Carlisle bir hanım ve şoförü
1854 - bir gazeteci ve onun erkek kılığına girmiş asistanı - Kırım Savaşı
2019 - bir laboratuvarda çalışan bilim insanları
2039 - üniversite öğrencileri

 Kitapta bir tarihte olanlardan  kısaca bahsedilip sonra diğer tarihe geçiyor. Böylece zaman süreçleri arasında sürekli seyahat ediyoruz.

 Bölümler arasında dip not olarak  " >Müdahale önerildi . >Müdahale reddedildi " gibi yazılar okuyoruz . Bunlar da aklımda soru işaretleri oluşturdu. Acaba bunlar bir laboratuvar ortamındaki denekler mi , yoksa sanal bir ortam mı diye????

  Eğlenceli karakterler. Tarihin farklı bölümlerinde zamanlarına özgü davransalar da iki karakteri de çok sevdim.

 2039 yılında Katherine yeni laboratuvar partneri Matthew'i merak eder . İnternette onu araştırırken 2019 yılında yaşamış olan aynı isimlerde ve aynı görünüşte iki bilim insanı görür. Bu bilim insanlarını ve başlarına ne geldiğini araştırdıkça kendi geçmiş yaşamlarını da hatırlarlar. Ve bu yaşamdaki amaçlarını bulup gerçekleştirmek isterler.

   Her dönemde amaçlarının dünyayı kurtarmak olduğunu düşünürler. Fakat kitabın sonunda maçlarını öğrenince ben şok oldum  : D))

  Kitap bitince hadi ya böyle bitemez , nasıl bitti derken kitabın devamı olduğu müjdesini gördüm. Bir an önce çevrilip yayınlanmasını bekliyorum. Kitap farklı bir tarzda yazılmıştı ve benim ilgi alanımı cezbetti. Kitabı çok sevdim.





Kitabın Adı :Bir Sonraki Hayatımız
Yazar :Lauren James
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :The Next Together
Çevirmen : Merve Solmaz
Sayfa Sayısı :351


Sevdiğiniz insanı kaç kere kaybedebilirsiniz? Katherine ve Matthew'nun kaderinde asırlar boyunca tekrar tekrar doğmak vardı. Her seferinde birbirlerine umutsuzca âşık oluyor ve trajik bir şekilde ayrılığı tadıyorlardı. Belki de bir sonraki hayatlarında her şey farklı olacaktı…

"Eğlenceli, romantik ve okumadan duramayacağınız bir roman." -The Bookseller-

"Komik, benzersiz, tutkuyla ve tehlikeyle bezenmiş, kesinlikle bağımlılık yaratacak olan Bir Sonraki Hayatımız, yılın en iyi gençlik romanlarından biri. James okurlarını tanıyor ve deneyimli bir yazarın güveniyle ve eksiksiz hayal gücüyle yazıyor. Kendine saygısı olan hiçbir genç bunu kaçırmak istemez!" -Lancashire Evening Post-

"Bu kitabın bitmemesini istedim ama aynı zamanda çiftin, Katherine'in de 'dehşet verici, güzel dans' olarak tarif ettiği üzere, tarihin farklı dönemlerinde neden tekrar tekrar ortaya çıktığını öğrenmek istedim. Kitabın, soruların cevaplandığı ve okuru büyük bir sürprizin beklediği sonu da mükemmeldi. Bu yetenekli genç yazarın yazacağı kitapları okumak için sabırsızlanıyorum." -The Scholl Librarian- "Gerçek aşk ve reenkarnasyon üzerine eğlenceli, sürükleyici ve inanılmaz yaratıcı bir hikâye." -Louise O'Neill, Kusursuzlar'ın yazarı-


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.