Oğlak Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oğlak Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/28/2020

Babamın Masalı- Bir Osmanlı Kadınının İlk Yolculuğu || Tülay Uluser

Nisan 28, 2020 1 Yorum
Babamın Masalı- Bir Osmanlı Kadınının İlk Yolculuğu || Tülay Uluser

    Babamın Masalı- Bir Osmanlı Kadınının İlk Yolculuğu  ilk kadın romancımız Zafer Hanım ile tanıştırıyor bizi.

  Aşk- Vatan kitabının yazarı Zafer Hanım . Üstelik kitabını kendi ismi ile yayınlatmayı da başarıyor . Dönemin şartlarında oldukça büyük bir başarı . Yazar Tülay Uluser de büyük bir araştırma sonucu bu kitabı bizlere sunuyor . Kitabı okurken de yapılan titiz araştırmayı fark ediyorsunuz.

  Zafer hanım doğmadan önceki dönemden başlıyor kitap . Babası Osmanlı Valide Sultanı Nakşidil Sultan'nın katibidir. Nakşidil Sultan Öldükten sonra onların da tayini çıkar ve gittikleri yerde tekne kazıntısı dedikleri Zafer doğar.   Küçük yaşta babasını kaybeder ve annesi ile İstanbul'a dönerler. Burada eniştesini baba yerine koyar. Öğrenmeye aç ve soru sormakta çekinmeyen bir çocuktur . Dönemdeki çoğu ailenin aksine ailesi onun iyi bir eğitim almasını sağlar ve düşündüklerini paylaşması , sorgulaması için onu teşvik ederler . Bu en büyük kazancıdır onun . Evlendikten sonra da kocası onun okuması ve öğrenmesi için teşvik eder.

 Zafer Hanım Çok okuyan ve sorgulayan bir kadındır döneminin aksine. O mücevher , dedikodu ya da giyim peşinde değildir. Sadeliği sever. Sosyal hayata ne kadar katılsa da arkadaş sayısı bir - ikiyi geçmez.

Zafer Hanım'ın kitabını çıkarmaya ve yazmaya iten şartları okuyoruz kitapta. Belgelerle dönemi sunuyor yazar bize. Bölüm başlarında da Aşk-ı Vatan  kitabından alıntılar verilmiş. Anlatılanlar ve belgeleri kaynak alarak kurguyu oluşturmuş Tülay Uluser. İlk kadın roman yazarımızı tanıdığım için çok mutlu oldum . Tülay Uluser'in de ilk romanı bu kitap . İlk kitap olduğu okurken anlaşılıyor . Yazarın diğer kitaplarında kendisini daha da geliştireceğini düşünüyorum.







Babamın Masalı
Kitabın Adı :Babamın Masalı- Bir Osmanlı Kadınının İlk Yolculuğu
Yazar :Tülay Uluser
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :224


Bu kitap ilkleri buluşturan bir çalışma. İlk Türk kadın romancısı olduğu Ahmet Mithat Efendi’nin mektuplarıyla açıklığa kavuşan Zafer Hanım’ınöyküsünü ilk romanını yazan Tülay Uluser’in kaleminden okuyacaksınız:Babamın Masalı- Bir Osmanlı Kadınının İlk Yolculuğu

Çoktandır başlamış olan çöküşün önüne batılılaşma yolundaki adımlarını hızlandırarak geçmeye çalışan Osmanlı’nın, vatanı artık yeni bir gözle ele alan aydınlarının, devlet adamlarının kesişme noktasındaki bir kadın, Zafer Hanım. Bir şeyler yapmak isteyen, kafesin ardından dünyaya ses vermeye çalışan, toplumun kendisine biçtiği role sığmayan Zafer Hanım. Dönemin Çalkantılarını, çökmekte olan vatanı anlamaya, anlatmaya çalışan bir Osmanlı kadını. On yıllar sonra meydanlara Çıkacak Halide Edip’in öncülü, Aşkı-ı Vatan’ın yazarı.

Tülay Uluser, döneme ilişkin geniş bir alanda taradığı kaynaklardan titizlikle derlediği gerçekleri bir araya getirerek kaleme aldığı bu ilk romanında okuru, 19.Yüzyılın sonlarındaki Osmanlı yaşamına götürüyor.







Tülay Uluser Kimdir?

Tülay Uluser 1965 yılında İstanbul’da doğdu. Hatırladığı kadarıyla, en erken yıllarından bu yana okumayı sevdi, yazmaktan zevk aldı. Öyle ki, çocukken doğum günlerinde hediye gelen kitapları bir an önce okuma hevesiyle, davetlilerin gidişini dört gözle bekledi. İlkokul yıllarında Gölcük yerel gazetesinde yazı ve şiirleri yayımlandı. Sınavlara hazırlanırken, gizlice test kitabının arasına sakladığı romanları okudu. İstanbul Teknik Üniversitesi Petrol Mühendisliği Bölümü'nü 1985 yılında bitirdi. Kadir Has Üniversitesi’nde İşletme MBA, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. Profesyonel iş hayatına son verdikten sonra, çocukluğunun en büyük hevesine geri dönüp okumaya ve yazmaya odaklandı. İlk adımlarını Mario Levi’yle attı. Dört yıl tam zamanlı araştırma ve yazma sürecinden sonra Zafer Hanım’ı ele aldığı Babamın Masalı-Bir Osmanlı Kadınının İlk Yolculuğu adlı çalışmasını ortaya çıkardı. Hayatı boyunca araştırmaya, okumaya ve yazmaya devam edecek

                                                     

4/22/2020

Çulluk - Mahmut Yesari

Nisan 22, 2020 0 Yorum

Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi yazarlarımızdan olan Mahmut Yesari yazdığı roman , tiyatro oyunu ve öyküleri ile bilinen bir yazarmış ki ben bu yazar ile yeni tanıştım. Ben edebiyatçı ya da edebiyat fakültesi mezunu değilim. Fakat kitap okumayı seven ve tarihimize meraklı birisi olarak bu yazarı yani Mahmut Yesari bu kadar geç tanımaktan dolayı üzülüyorum. Eserlerini tekrar ve kısaltılmamış olarak basan Oğlak Yayınlarına teşekkür ederim ki yazar ile tanışmama vesile oldular.

Yazarın en bilinen eseri Çulluk 'muş ve bu kitabından sonra romancı olarak ün kazanmaya başlamıştır . Bu kitabın özelliği tarihimizdeki ilk işçi romanı olmasıymış . Yazar bu romanı yazmadan önce bir hafta tütün fabrikasında çalışarak ortamı ve işçileri gözlemlemiş ve bu durum kitabın daha gerçekçi olması bakımından oldukça da önemli bana göre.

Köyünden İstanbul'a geldikten sonra tütün fabrikasında çalışmaya başlayan Murat ve çevresinde gelişen olayları okuyoruz kitapta. Asıl karakter Murat olsa da birçok yan karakter ile konuyu iyice işleyip kitabı renklendirmiş yazar . Bir pansiyonda kalan Murat fabrikada çalışan bir işçidir. Kalan zamanında içki içmeyi ve kadınlarla gezmeyi sevmektedir. Aldığı üç kuruş para harcamalarına yetmese de idare etmektedir.

  Fabrika ve fabrikada çalışan işçilerin çalışma koşullarını ve onları açlık sınırında tutan para ile ailelerini geçindirme çabalarını da görüyoruz kitapta. Fabrikada sırf erkekler değil bu zorlu koşullarda kadınlar da onlarla omuz omuza çalışmaktadırlar. Sabah güneş yüzü görmeden girdikleri fabrikadan akşam güneş batarken çıkmaktadırlar. Öğle arasında da evden getirdikleri yemekler yenmektedir.  Şimdiki gibi ne işçi servisi vardır ne de fabrikanın verdiği öğle yemeği.

  Murat'ı seven ve onunla evlenme hayali kuran , yaşadıkları yüzünden kendine ona zorunlu hisseden Münevver hastalandığı zaman doktor Bol bol güneş ışığı , temiz hava ve et, süt tavsiye eder iyileşmesi için. Bunu arkadaşına anlatırken güler Münevver. Ne güneş yüzü görmektedirler fabrikada  ne de o yiyecekleri alacak parayı kazanmaktadırlar.  Bir de soludukları tütün tozu da cabası .

Çocuk işçilere ve onların nasıl sömürüldüğüne de dikkat çeker yazar Münevver'in kardeşini anlatırken . Osmanlının son zamanı ve Cumhuriyetin ilk yıllarının anlatıldığı bohem ve sosyete kitaplarından çok farklı bir dünya resmeder Çulluk romanı ile Mahmut Yesari. İnsanların zor karınlarını doyurduğu ancak buna rağmen son lokmasını da paylaşmasını bilen insanlar.

  Bir aşk öyküsü de barındırıyor kitap . Okumaya başlayınca Münevver ve Murat aşkı zannedilse de Murat'ın Esma'ya olan aşkı söz konusu .

Okurken çok keyif aldığım , kalemine hayran olduğum bir yazar oldu Mahmut Yesari . Çulluk kitabının da neden bu kadar çok sevildiğini de okuduktan sonra daha iyi anladım.

  Sadeleştirilmemiş , yazarın kaleminden çıktığı gibi basılmış kitap .  Böyle denilince gözünüz korkmasın . Çok rahat okunuluyor.  Bilinmeyen bir kaç kelime oluyor arada onlar da sayfa sonunda dip not olarak verilmiş. Bir sayfadan resim atıyorum nasıl olduğunu görmeniz için.





Çulluk
Kitabın Adı : Çulluk
Yazar : Mahmut Yesari
Yayınevi : Oğlak Yayınları :
Sayfa Sayısı :416


Çulluk, öncelikle Münevver ile Murat Çavuş arasında yaşanan bir aşk öyküsüdür, ancak edebiyatımızın değerli aşk öykülerinden ve romanlarından çok daha farklı bir yerde durmasının nedeni ilk işçi romanı olmasıdır. Üstelik sadece erkeklerin üstüne kurulu bir öykü de değildir.

1928 yılında, kadınların öğretmenlik, hemşirelik ya da ev işçiliği gibi ‘‘kadına yaraşır’’ dünyalarda anlatıldığı bir zamanda Münevver, ‘‘erkek’’ ortamında çalışan bir fabrika işçisidir. Geçim sıkıntısı, fabrikanın acımasız dünyası, hak mücadelesi ilk kez edebiyatımızda kendine yer açarken, bir kadın da yaşamının yükünü ve sorumluluğunu modern anlamda sırtlamış emekçidir artık. Bu nedenle edebiyat tarihimizin dönüm noktalarından biridir Çulluk.

  Okudukça, yeni kurulmuş Cumhuriyet’in ivme kazandırdığı kentleşme, sanayileşmenin yarattığı işçi sınıfının erken günleri hakkında da çok şeyler söyler bize. Ama en çok da kadının bu yeni Cumhuriyet’te değişmekte olan rolünü anlatır bize.






Mahmut Yesari Kimdir? 

Mahmut Yesari

1895 yılında İstanbul’da doğan Mahmut Yesari, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğrenim gördükten sonra Çanakkale Savaşı’na katıldı. Savaş sonrasında yaşamını gazete ve dergilerde yazılar yazarak, karikatür çizerek sürdürdü. Reşat Nuri Güntekin, İbnürrefik Ahmet Nuri ve Münif Fehim ile birlikte Kelebek adlı mizah dergisini yayınladı. 1945 yılında, Yakacık Senatoryumu’nda veremden öldü.

  Çoban Yıldızı (roman, 1925), Çulluk (roman, 1927), Pervin Abla (roman, 1927), Ak Saçlı Genç Kız (roman, 1928), Geceleyin Sokaklar (roman, 1929), Bağrıyanık Ömer (roman, 1930), Kırlangıçlar (roman, 1930), Su Sinekleri (roman, 1932), Bahçemde Bir Gül Açtı (roman, 1932), Kalbimin Suçu (roman, 1932), Ölünün Gözleri (roman, 1933), Sevda İhtikârı (roman, 1934), Aşk Yarışı (roman, 1934), Bir Kadın Geçti (roman, 1934), Kanlı Sır (roman, 1935) Yakut Yüzük (roman, 1937), Yakacık Mektupları (hikâye, 1938), Dağ Rüzgârları (roman, 1939), Tipi Dindi (roman, 1939), Sağanak Altında (roman, 1943), Bir Aşk Uçurumu (roman, 1943), ve Gece Yürüyüşü (roman, 1944) gibi eserlerinin yanı sıra Şehir Tiyatroları’nda oynanıp basılan oyunları da vardır: Ayrı Oda, Çürük Merdiven, Asrî Hülyalar, Soyulan Hırsız, Karga ile Tilki, Sütten Ağzım Yandı, Kahya Kadın, Sürtük, Antika Tablo, Fener Nöbeti, Hanife Hanım Hizmetçi Arıyor, Kaplıca Oteli, Müthiş Bir Hastalık, Pencereden Pencereye, Bir Hayal Kırıklığı, Hasbahçe, Kazma Kuyyuyu, Tavsiye Mektupları, Serseri. Gazete ve dergilerde kalmış ve yaşamında kitaplaşmamış çok sayıda tiyatro eleştirisi ve mizah yazısı bulunmaktadır.

                                                     

4/10/2020

İkinci İntikam - Deniz Gürsoy

Nisan 10, 2020 3 Yorum
İkinci İntikam

  Gurme kitapların yazarı olan Deniz Gürsoy bu alanda da çokça kitaba imza atmıştır. Komiser Nazlı Polisiyeleri ile de roman yazmaya başlamıştır. Serinin ilk kitabı Birinci İntikam polisiye türünde ve yazarın da ilk romanıdır. İkinci İntikam , Komiser Nazlı Polisiyeleri serisinin ikinci kitabı .

  Seriyi direk ikinci kitabından okumaya başlayan birisi olarak bir eksiklik hissetmedim. Yazar çoğu bilgiyi veriyor kitapta. Yine de ileride ilk kitabı da alıp okumak isterim.

  Komiser Nazlı şehit edilmiş bir babanın kızı . Çocukluğu yetiştirme yurtlarında geçmiş. Şimdi de çok iyi bir polis , iyi bir keskin nişancı . Kendisi ayrına KR ( Kare ) adında bir teşkilatın da içerisinde bulunuyor . Emniyet içerisine yerleşmiş cemaatçilerden , kanunsuz yapılan tutuklamalar ve atamalardan rahatsız olan emniyet mensupları bir lider altında toplanıp bu teşkilatı kurmuşlar. Nazlı da bu teşkilatta henüz alt kademelerden birisinde bulunuyor.

  Bu teşkilat için bazı işleri yaparken aynı zamanda da bir cinayet soruşturmasını yürütüyor. Bunların yanında da geçmişin intikamı için iz sürüyor Nazlı. Kitaptaki olayları takip ederken onun acılı geçmişini de öğreniyor ve intikamında ne kadar da haklı olduğunu okuyoruz.

Hızla biten bir kitaptı . Yazarın farklı bir tarzı var ve en bu tarzı sevdim. Farklı kitap ve anlatımlar hayal gücümüzü besler.







İkinci-İntikam
Kitabın Adı :İkinci İntikam
Yazar :Deniz Gürsoy
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :248


‘‘…Silahı bıraktı ve kollarını açarak dairesel üç hareket yapıp tekrar silahı kaptı. İşe yaramıştı. Nefes verdi, biraz aldı ve tuttu, hazırdı. Zamanı gelmişti. Gözünü dürbüne yaslayıp parmağını tetiğin üzerine yerleştirdi. An meselesiydi. …Acı tazeyken, kenarları keskin bir bıçak gibi etrafındaki sinirleri, yani gerçekle bağlantını kesiyor olmalı ki, pek bir şey hissetmiyorsun. Ama zamanla o acı kalıcı hâle geldiğinde, gerçekçi düşünebiliyorsun ve bedel ödetmek istiyorsun. İşte o anda içinde bir yerlerde intikam ateşi yanıyor ve yemin ediyorsun intikam almaya, bu da ikinci intikamım oldu.’’ Komiser Nazlı ikinci kez intikam alma peşinde, kaldığı yerden devam ediyor. Bir yandan teşkilatın içinde ilerleme kaydederken, diğer yandan gizemli bir cinayeti aydınlatmaya çalışıyor…







Deniz Gürsoy Kimdir?

Deniz-Gürsoy 1949 yılında İstanbul’da doğdu. 1968’de Robert Academy’yi, 1972’de Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli şirketlerde üst düzey yöneticilik ve Genel Müdürlük görevlerinde bulundu.

1987’de STFA grubunda, Hizmet ve İşletmecilik AŞ’de Genel Müdürlük görevine getirildi. 1992’den, emekliye ayrıldığı 2007 yılına kadar Sofra Yemek ve Üretim ve Hizmet AŞ’de Genel Müdür olarak çalıştı.

Deniz Gürsoy, Oğlak/Yemek dizisindeki yeme içme kültürüyle ilgili “Tiridine, Tiridine, Suyuna da Bandım...”, Baharat ve Güç, Çilingir Sofrasında Rakı, Çilingir Sofrasında Rakı Mezeleri, Demlikten Süzülen Kültür Çay, Aşkın İlacı Çikolata, Midenin Cilası Çorba, Yöresel Mutfağımız, gibi çoksatan kitapları ile Tespih, Parmak Uçlarındaki Huzur, Bir Nefes Keyif, Nargile ve Puro, Mavi Dumandaki Lezzet adlı kitaplarının yanı sıra yemek sanayiine yönelik Yemek ve Yemekçiliğin Evrimi ve Toplu Yemek Üretimi gibi kitapları ve Maceraperest Kitaplar’dan çıkan İlk Kan / Komiser Nazlı Polisiyeleri adlı kitabıyla da tanınıyor.

                                                     

4/09/2020

Benim Canım Ailem - Çağatay Yaşmut

Nisan 09, 2020 3 Yorum
Benim Canım Ailem


  Başkomiser Galip Polisiyelerinden ilk okuduğum kitap Moda Cinayetleri oldu . Kitabı ve Çağatay Yaşmut'un kalemini çok sevdim.  Serini yeni kitabı çıkınca kitaplığıma hemen ekledim fakat okumak şimdiye nasip oldu .

Benim Canım Ailem diğer kitap gibi tek bir olayın anlatıldığı bir roman değil , üç uzun öyküyü barındıran bir kitap. Üç farklı olay çözüme ulaştığı için daha farklı ve eğlenceli olmuş. Polisiye kitaplara eğlenceli dediğim için kızanlar olabilir fakat sevdiğim bir tür olduğu için bu tabiri kullanmayı tercih ettim.

 İlk hikaye kitaba da adını veren Benim Canım Ailem . İstanbul'da bir taksici öldürülmüş bulununca bu olayı hemen araştırmaya başlarlar . Olay geçmişin karanlık sayfalarını araladıkları zaman çözülecektir. Okumaya başladığımda farklı teorilerim vardı fail hakkında . Sayfalar ilerledikçe öyle bir yere geldi ki ben bunu bir yerlerden hatırlıyorum dedim. Bir film ya da bir kitap olabilir . O olayın benzerini hafızama kaydetmiştim. Yaşadığım deja-vu hissi ile beraber tamam olayı çözdüm , katil bu dedim. Yanılmadım tabii ki !!!

İkinci hikaye ise Yabancılar . Bu da keyifle okuduğum bir öykü oldu . Buradaki olayda da hafızam hemen benzerini gözümün önüne getirdi ve bu olabilir dedi. Zaten ilerleyen sayfalarda da benim gözümün önüne geleni Galip'e söylediler ve olayı çözdüler. Bu olay da bana bir puan daha kazandırdı :D

Son öykü ise Can Sıkıntım . Bana farklı gelen tek öykü bu oldu . Gidişat ve olanlar beni şaşırtmasa ve baştan yapanı tanısak da kitabın sonu sürpriz oldu benim için . Dünya küçük derler ya kitabın sonunda ne kadar küçük olduğunu okuyoruz.

Bütün öyküleri hızla okudum ben . Üç ayrı öykü olduğu için zamana yayarak da okuyabilirsiniz. Keyifli bir okuma süreci oldu benim için.




Benim Canım Ailem
Kitabın Adı :Benim Canım Ailem
Yazar :Çağatay Yaşmut
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :248


Ökkeş ile Hüseyin taşıdıkları kişiyi raya yatırdılar. Ökkeş saatine baktı. Ardından raylardan aşağıya inerek gözden kayboldular. Mümtaz bir süre daha bekleyip gittiklerinden emin olunca, gizlendiği ağacın arkasından çıkarak rayda yatanın yanına koştu.

Ökkeş’in kızı Zeliha’yı kanlar içinde buldu. Başında koca bir yara vardı.

Demek ki, Ökkeş ile Hüseyin, aile meclisi kararıyla Abdullah’tan sonra zavallı Zeliha’yı da öldürmüşlerdi. Kızı raylara yatırarak suçu trene atacaklardı. Sözüm ona, intihar süsü vererek ceza almaktan yırtacaklardı.

Vay kurnazlar vay! Vay katiller vay!







Çağatay Yaşmut Kimdir ?

Çağatay Yaşmut 1968 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Ekonometri okudu. Başta bankacılık ve finans olmak üzere, birçok sektörde uzun süre çalıştı. Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümünde yüksek lisans yaptı.

2008 yılında Beyoğlu’nun arka sokaklarını anlattığı Beyoğlu Çıkmazı, romanıyla yarattığı Başkomiser Galip tiplemesini, Şarkılar Susunca, Beni Yavaş Öldür, Kadıköy Cinayetleri ve Moda Cinayetleri romanları ile yine Başkomiser Galip maceralarının anlatıldığı Doktor Ceyda’yı Kim Öldürdü? adlı hikâye kitabıyla sürdürdü.

Kadıköy Cinayetleri romanı 2012 yılında “Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”ne layık görüldü. Halen çeşitli dergilerde hikâyeleri yayımlanmakta.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesi olan yazar, evli ve İstanbul’da yaşıyor.

Başkomiser Galip Polisiyesi Serisi :

 1- Beyoğlu Çıkmazı
 2- Kadıköy Cinayetleri
 3- Beni Yavaş Öldür
 4- Doktor Ceyda'yı Kim Öldürdü
 5- Şarkılar Susunca
 6- Moda Cinayetleri
7- Benim Canım Ailem



                                                     

3/24/2020

Villa Şakayık - Yaprak Öz

Mart 24, 2020 3 Yorum
Villa Şakayık

Yaprak Öz'ün kaleminden Yıldız Alatan'ın maceraları Villa Şakayık ile devam ediyor .

Bir Yıldız Alatan Serisinin ikinci kitabı Villa Şakayık . Serinin ilk kitabı Fahranaz'ın Çiçeği ile Yıldız Alatan İle tanışmıştım . Kimdir bu Yıldız Alatan ? Yıldız Alatan ellili yaşlarda kendi halinde bir ev hanımı . Dikiş dikmeyi sevdiği için terzilik yapmaya başlıyor sitedekilere ve torununa . Bu işte oldukça da başarılı . Polisiye roman okumaya da bayılıyor . Okuduklarından öğrendikleri , meraklı ve dikkatli kişiliği sayesinden de ilk kitapta bir olayı çözmüştü.

 Bu kitap da ilk kitaptan 5 yıl sonra olanları anlatıyor . 1984 yılı sonları ...

Yıldız Alatan ve eşi Ziya o yaz değişiklik olarak Karasu'nun tenha bir köşesinde bir villa kiralarlar . Villa Şakayık . Dört evden oluşan bu siteyi gördükleri zaman bayılırlar . Yazı onlarla geçirecek torunları için de güzel bir yer olduğunu düşünürler. Her zamanki dikkatli  kişiliği sayesinde Yıldız Alatan bazı gariplikler fark eder. Bu gariplikler konusunda haklı mıdır yoksa şüpheci kişiliği ona oyunlar mı oynuyordur okuyup görüyoruz.

Villa Şakayık


Yazar Yıldız Alatan ile sempatik bir karakter yaratmış . Karakter yaratmada o kadar başarılı ki yazar villada komşu olan iki kardeşi tanıyınca sinir oluyorsunuz . O cümlede ne kadar sinir bozucu kişiliklere sahip olduklarını anlıyorsunuz.  Aslında o kadar yazacağım sinir olduğum durum var ki yazamıyorum - spoiler - olur diye!!! Okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Yaprak Öz'ün bu kitabını da zevkle okudum . Hem gülüp eğlendim hem de Yıldız Alatan ile birlikte dedektifliğe soyundum. Bu kitapta Yıldız Alatan'ın eşine bayıldığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Şiir ezberleyip eşinin kulağına bu şiirleri fısıldamasına bayıldım. Eşinin yaptıklarına ve okuduklarına dikkat edip sonra da kendisini düzenlemeye çalışan bir adam Ziya. Benden kocaman bir alkış aldı :)))




Villa Şakayık - Bir Yıldız Alatan Macerası
Kitabın Adı :Villa Şakayık
Yazar :Yaprak Öz
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Serisi : Bir Yıldız Alatan Macerası
Sayfa Sayısı :344

Kocası Ziya’nın tüm endişelerine rağmen detektiflik macerasına kaldığı yerden devam ediyor Yıldız Alatan.
Bu kez gizemli olaylar, seksenli yıllarda, Villa Şakayık adlı bir yazlık sitede yaşanıyor.
 Polisiye romanlara düşkün Alatan, usta bir terzi, dört dörtlük bir ev kadını, tatlı bir komşu, iyi bir dost ve eğlenceli bir anneannedir.
En büyük hayali, çözüme kavuşturduğu gizemli olaylarla ilgili yazdıklarının bir gün yayımlanmasıdır.
Türk polisiyesinin usta kalemlerinden Yaprak Öz’ün, bu yeni macerasında Yıldız Alatan’la birlikte sırların peşinden gitmeye hazır mısınız?






Yaprak Öz Kimdir?

Yaprak Öz  1973 yılında dünyaya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde öğrenimini tamamlamış, şiirleri çeşitli şiir dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar ikinci şiir kitabı olan Şiirli Müzik Kutusu 2009 yılında yayımlanmış ve bu kitabıyla Cemal Süreya Başarı Ödülüne layık görülmüştür. Yurt içi ve dışında çeşitli edebiyat festivallerine konuk olan Yaprak Öz, çağdaş Avrupalı yazar ve şairlerin pek çok eserini Türkçeye çevirmiş ve bu çevirilerin bir kısmı çeşitli yayınlarda yer almıştır.





Yaprak Öz'ün Okuduğum Diğer Kitapları :

Şeytan Disko

* Berlinli Apartmanı

* Tilki, Baykuş, Bakire

* Sobe Siyah Orkide

* Fahranaz'ın Çiçeği


                                                     

3/23/2020

Fahranaz'ın Çiçeği - Yaprak Öz

Mart 23, 2020 1 Yorum
Fahranaz'ın Çiçeği

Yıldız Alatan serisinin ikinci kitabı olan Villa Şakayık'ı okurken serinin ilk kitabı Fahranaz'ın Çiçeği'ni sadece instagramda yayımladığımı burada da sadece 2019 yılında  " Mayıs Ayında Okuduğum Kitaplar " yazısında bahsettiğimi fark ettim . Bu harika kitap için ayrı bir post yazmadığımı fark edince hemen yazıyı kaleme almaya karar verdim.


  Ne yazsa tereddüt etmeden alıp okuduğum ve okuduğuma asla pişman olmadığım yazarlardan Yaprak Öz.  Her kitabı ile farklı bir olay örgüsü ve yaşamlara bizi götüren Yaprak Hanım bu kitabı ile de bizi Zonguldak 'a Kılıç Sitesine götürüyor.

 1970 'li yılların sonu ve hala sıcacık komşuluk ilişkilerinin olduğu bir yer. Sizin oralar nasıldır bilemiyorum ancak buralarda artık o sıcak ve çıkarsız ilişkiler kalmadı. Kitabın baş karakteri Yıldız Alatan. 50 li yaşlarda , ev hanımı, bir eş, anne, anneanne, iyi bir komşu , terzi, sıkı bir kitap okuyucu ve acemi dedektif. Gerçi kitapta polislerin bile çözemediği olayları çözdü. Artık acemi olmaktan çıkarır bu onu. Mühendis ve doktorların yaşadığı ,  Amerikan tarzı evlerin yer aldığı bir sitede yaşanıyor olaylar . Herşey çok güzel gibi görünürken siteye nazar değiyor sanki ve sitede korkunç olaylar yaşanmaya başlıyor. Bu olayların sonuncusu ise herkesi çok etkiler...

   Kitap sıcacık ilişkileri, doğal yaşamı, dönem olaylarını da içinde barındırıyor. Keyifle, yüzümde gülümseme ile okudum kitabı.






Fahranaz'ın Çiçeği
Kitabın Adı : Fahranaz'ın Çiçeği
Yazar :Yaprak Öz
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Serisi:  Bir Yıldız Alatan Macerası
Sayfa Sayısı :264


Yetmişli yılların sonunda, Zonguldak'ta korkunç cinayetler işlenir. Cinayet mahalline yakın oturan Yıldız Alatan, kurban ile katili bir araya getiren rastlantının ardındaki gizemi araştırmaya karar verir. Polisiye romanlara düşkün Yıldız Alatan, usta bir terzi, dört dörtlük bir ev kadını, tatlı bir komşu, iyi bir dosttur ve en büyük hayali, günün birinde gizemli bir olayı çözüme kavuşturmaktır.
Kolları sıvayan Yıldız'ın detektiflik macerası giderek karmaşıklaşacak, ancak dostlarının da yardımıyla en içinden çıkılamaz durumlarda bile pes etmeyecektir.

Yıldız Alatan ve tamamı ev kadınlarından oluşan arkadaşlarının sırlarla dolu macerasına hazır mısınız? Türk kadın polisiye yazarları arasında her yeni kitabıyla yerini daha da sağlamlaştıran Yaprak Öz'den, okuru başından sonuna kadar karanlık bir gizemin içinde heyecanla sürükleyecek yeni bir dizi...








Yaprak Öz Kimdir?

Yaprak Öz  1973 yılında dünyaya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde öğrenimini tamamlamış, şiirleri çeşitli şiir dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar ikinci şiir kitabı olan Şiirli Müzik Kutusu 2009 yılında yayımlanmış ve bu kitabıyla Cemal Süreya Başarı Ödülüne layık görülmüştür. Yurt içi ve dışında çeşitli edebiyat festivallerine konuk olan Yaprak Öz, çağdaş Avrupalı yazar ve şairlerin pek çok eserini Türkçeye çevirmiş ve bu çevirilerin bir kısmı çeşitli yayınlarda yer almıştır.





Yaprak Öz'ün Okuduğum Diğer Kitapları :

Şeytan Disko

* Berlinli Apartmanı

* Tilki, Baykuş, Bakire

* Sobe Siyah Orkide



                                                     

2/05/2020

Ayaz - Işıl Beril Tetik

Şubat 05, 2020 3 Yorum
Ayaz

Baştan tavsiyem olduğunu belirtmek istiyorum Ayaz için . 5 üzerinden 6 verdiğim , tek kelime ile muhteşem bir kitap. Polisiye -gerilim , üstelik de bizden .

 Işıl Beril Tetik, Ayaz ile harika bir polisiye seriye başlıyor. Seri olarak muhteşem olacağına eminim ancak tek başına da çok çoook güzel !!!!  benim gönlüme taht kurdu şimdiden .

Seri cinayetler , adeta bir sanat eseri gibi süslenip sergilenen cesetler, gizli ve sırlı bir geçmiş... Bol karakterli, bol olaylı bir kitap Ayaz. Karakterin ve olayın çok olmasına rağmen kurguda boşluk yok ve her karakter tam oturmuş . Okumak çok keyifliydi. Bazı ipuçlarını yakaladığımı gururla söyleyebilirim . Yine de olayların %90 nı benim için sürpriz oldu. Bir kitaptan beni bu kadar şaşırtması dışında ne isteyebilirim ki !!! Polisiye sever dostlarım bu kitabı kaçırmayın.

Not: Yorumu kısa yazdım diye sakın yanlış anlamayın . Yazamaya başlarsam bütün kitabı anlatırım diye kendimi zor tutuyorum . Kendiniz okuyup kitabı tecrübe etmeniz için konuya girmedim.







Ayaz - Işıl Beril Tetik
Kitabın Adı : Ayaz
Yazar :Işıl Beril Tetik
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :560


Kadın, ağacın yaşlı ve geniş gövdesinin tam ortasına yerleştirilmişti. Bedenini saran incecik, şeffaf simli kumaş dışında çırılçıplaktı. Yüzü de dahil olmak üzere, bütün vücudu gümüş beyaz bir boyayla boyanmış, cılız gün ışığında ara ara metalik bir ışıltıyla parıldıyordu.

Gözkapağının üstü de çeşitli tonlarda maviyle boyanmıştı. Gümüş rengi kaşların altında koyu maviyle başlıyor, aşağı doğru rengi açılarak kirpik diplerinde beyazla bitiyordu. Aynı biçimde beyaza boyanmış kirpikler, takma kirpik kadar uzun ve gürdü. Uçlarına kar yağmış gibi beyaz bir madde toplanmıştı.

Kirpiklerinin gölgelediği gözleriyse sanki özlem dolu bir ifadeyle donakalmış, üstünü kaplayan sütümsü tabakanın altında, mavi mavi hiçliğe dalmıştı. Karla ıslanmış çürük yaprakların kapladığı toprak zeminde, ıslak ıslak parlayan, koyulu açıklı bir yığın vardı; genç kadının bedeninin tam ortası oyulmuş, o boşlukta her ne varsa çıkarılmış, yere, tam önüne yem gibi atılmıştı.

Soluk güneşin altında gümüşten bir tanrıçayı andıran genç kadının ölümü, manzarayla bütünleşmiş ama bir o kadar da akıllara durgunlukverecek bir vahşetle sergilenmişti.





Işıl Beril Tetik Kimdir?

Işıl Beril Tetik 1970 yılında Edinburgh, İskoçya’da doğdu. Isle College of Art-Moda Tasarım bölümünden mezun oldu. İlk fantastik kurgu öyküsü “Galgalin-Venianis’in Kehaneti” Derinden Gelen Sesler adlı seçkide yayımlandı. Aynı yıl Jules Verne Öykü Ödülleri-Hayalgücünün Merkezine Seyahat’te fantastik kurgu dalında birincilik ödülü alan “Tanrı Sorpien’in İnkarı” adlı öyküsüyle birlikte “Kara Kalp” ve “Buyruk Zinciri” adlı fantastik kurgu öyküleriyle yer aldı. Gizemli.com için yaptığı araştırmalar ve Kangüncesi/Gölge çevrimiçi dergisinde yazdığı öykülerle çalışmalarını yoğunluklu olarak çocukluktan beri merak duyduğu korku türüne odakladı. Anadolu Korku Öyküleri 1’de “Gelin Otu”, Anadolu Korku Öyküleri 2’de “Zifir Karanın Mavisi”, Anadolu Korku Öyküleri 3 YILGAYAK’ta “Taş Uyur” adlı öyküleriyle yer aldı. Aşkın Karanlık Yüzü adlı seçkiye “Gumiho”, Karanlık Yılbaşı Öyküleri adlı seçkiye “Yolculuk” ve Karanlıktaki Kadınlar adlı seçkiye “Yılanın Rüyası” adlı öyküleriyle katıldı. Kendi öykülerinden derlediği Kara Kara Kapkara adlı öykü kitabıysa 2017 yılında yayımlandı. Ayrıca Yabani Çizgi Roman Dergisi’nin yanı sıra Lemur Dergi gibi web dergilerinde öyküleri yayımlandığı gibi, Rabarba Şenlik adlı sinema dergisinde de inceleme yazıları bulunmakta. Yazmak haricinde özellikle korku türü için araştırmalar yapmayı seven yazar, 2014 yılından bu yana “Gerisi Hikâye-Korku Konuşmaları” adlı çevrimiçi radyo programında iki ortağıyla beraber türe ait her detay üzerine konuşmaya devam ediyor.

                                                     

1/06/2020

Kesik Baş - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Ocak 06, 2020 3 Yorum
Kesik  Baş  - Hüseyin Rahmi Gürpınar

   Maceraperest Kitaplar'ın Klasik Maceraperestler dizisinden Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Kesik Baş romanı . Polisiye türünde olan Kesik Baş  1921 yılında İkdam Gazetesi'nde tefrika , ardından yirmi bir yıl sonra , 1942 yılında Hilmi Kitabevi tarafından roman olarak yayımlanır.

Yazıldığı dönemde polisiye ,korku ,gerilim vb türler gerçekçi edebiyatçılar tarafından ciddiye alınmaz . Ancak bu Hüseyin Rahmi'nin polisiye türünde yazmasına engel olmadığı gibi kitap olarak basılacağı zaman yayımcısından ısrarla kitabın kapağına," Bu bir zabıta romanıdır " yazılmasını talep eder. Talebi gerçekleşir ve roman, kapağında bu yazıyla basılır . Böylece Hüseyin Rahmi polisiye romanları kendi adıyla yayımlanan nadir yazarların arasına girer.

  Kesik Baş romanı adından da anlaşılacağı gibi sarhoş halde evine dönmeye uğraşan Nafiz Efendinin düştüğü kuyuda kesik bir baş bulması ile başlıyor . Bu kısımlar oldukça eğlenceli bir dil ile anlatılmış .

Kesik  Baş  - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Kesik Baş bulunduktan sonra iki polis Remzi Efendi ve Seyit Efendi cinayeti araştırmaya başlarlar. İlk önce başın kime ait olduğunu araştırırlarken sonra da katilin kim olduğunu araştırmaya başlarlar . Biri aceleci yapıya sahipken diğeri daha sakin ve analitik bir düşünce yapısına sahiptir .

  1920 lerin İstanbul'u olduğu için araştırmalar da sadece sorgulama , yorumlama üzerinedir. Hal böyle olunca bulunan kanıtların çoğu da tesadüf eseridir.

  Biraz mizah biraz da düşündürücü olaylarla devam eder kitap . O yılların İstanbul'undan  , insanların yaşam ve düşünce tarzlarından da izler görüyoruz kitapta.

 Hüseyin Rahmi'nin kalemini seviyorum. Polisiye kitapta da oldukça başarılı bir yazar. Bu konudaki tecrübesinin bir kısmını da çevirdiği polisiye romanlardan aldığı söyleniyor.

 Maceraperest Kitap serisinin klasik kitaplara da el atması çok hoşuma gitti .Gerek kitap kapaklarının tasarımı ile gerek de seçtikleri kitaplar ile tam koleksiyonluk. Bu seriden Kerime Nadir'in Dehşet gecesi romanını da okumuş ve sevmiştim. Ahmet Mithat Efendi - Esrar-ı Cinayet ve M. Akil - Karanlık Konakta Ne Var?  kitapları ben bu yazıyı hazırladığım sırada yayıma hazırlanıyor . Bu kitapları da okumak için sabırsızlanıyorum  .



Kesik  Baş  - Hüseyin Rahmi GürpınarKitabın Adı :Kesik  Baş
Yazar : Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :200


Polisler derhal çıkının düğümünü çözdüler. Feneri Yaklaştırdılar. İçinden Ermenice bir gazeteye sarılı, lahana gibi yuvarlak bir şey çıktı. Kâğıdın birkaç yerinde koyu lekeler görünüyordu, gazeteyi açtılar. Kenarı kroşe örmesi baklava dantelalı, kurumuş kanla lekelenmiş bir patiska parçasının içinde, yine aynı yuvarlak şekil beliriyordu. Yuvarlağa birkaç defa dolanmış olan bu patiskayı da açtılar. Kirpiklerinin arasından kesik koyun kelleleri gibi karaları kaymış, süzgün bakan bir insan kafası çıktı. Bu kesik baş, kulaklarına kadar bir ressam paleti gibi türlü renge boyanarak yüz tanınmaz bir hâle getirilmişti.

Türk polisiye edebiyatının ilklerinden biri sayılan, usta romancı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı ve kendi deyimiyle ‘Bir zabıta romanı olan Kesik Baş; iki yaman dedektifin korkunç bir cinayeti aydınlatmaya çalışırken, karşılaştıkları insan manzaralarının da mükemmel bir anlatımla gözler önüne serildiği trajikomik bir roman.






Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir ?

Hüseyin Rahmi Gürpınar 17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

Hüseyin Rahmi Gürpınar 'ın Okuduğum Kitapları :

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç 


                                                     

12/25/2019

Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım

Aralık 25, 2019 2 Yorum

Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım

  Dedektif Sokratis'in maceraları "Sokratis Ölüler Şehrinde " kitabında son hız devam ediyor.

  Oğlak Yayınları , Maceraperest Kitaplar serisinden çıkan Sokratis Ölüler Şehrinde , serinin diğer kitapları gibi cep kitap boyunda. Bir yere giderken çantada rahatça taşınabiliyor kitaplar . Puntosu ise göz yormuyor , bazı cep kitaplardaki gibi minicik değil.

 Olay yine eski İzmir yani Smyrna 'da geçiyor . 1800 'lü yıllar . İzmir'e geldiğinde gemisinden dolaşmak için inen ve defterini düşüren sonra da almadan kaçarcasına kaçan birisi ile başlıyor kitap . Sonradan bu kişinin Anderson olduğunu öğreniyoruz.

  Parası azaldığı ve iş bulamadığı için sıkıntı çeken Sokratis'e gizemli bir mektup gelir . Bu mektupta verdiği işi kabul ederse ona yüklüce bir para vereceğini yazan birisinden gelmektedir . Paraya ihtiyacı olduğu için bu işi kabul eder Sokratis . Öldürülen genç bir hanımın katilini bulması istenmiştir Sokratis'ten . Araştırmalara başlayınca o gece bir değil iki cinayet işlendiğini öğrenir ve araştırmalara hemen başlar .

 Kumpanyalar , karakol , dernekler arasında dolaşırken Sokratis hem bilgi topluyor hem de Smyrna 'yı ortamı bize anlatıyor . Dönem insanlarını yaşayış biçimlerini görüyoruz  kitapta. Bu kitapta da Sokratis'in eşi Elena ile karşılaşıyoruz yalnız bu kitaptaki rolü daha fazla .

 Bu eski zaman dedektifini ve maceralarını okumayı seviyorum . Asla katilin nedenini ve katili tam olarak tahmin edemiyorum. Soktatis ile dolaşırken bir bir ortaya çıkıyor nedenler . Bazen de tam bir sürpriz oluyor . Benim sevdiğim bir seri Dedektif Sokratis serisi .







Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım
Kitabın Adı :Sokratis Ölüler Şehrinde
Yazar :Suphi Varım
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :232

"Gözlerini açtı. Karanlıkta karşılaşınca dehşetle yerinden fırladı. Zihninde art arda sorular oluştu. Neredeydi, başına ne gelmişti, fenalık mı geçirmişti?

Zifiri karanlıkta bir şeyler görmeye çalıştı, başaramadı… Panik içinde doğruldu. Bedeni kaskatı kesilmişti. Ensesinden vücudunun alt kısmına doğru şiddetli bir ağrı yayıldı… Karanlığa alışan gözleriyle, üzerinden yuvarlandığı sert yerin bir lahit olduğunu kavrayınca gözleri irileşti… Kocasının ve halasının adlarını seslendi… Niçin kimse ona cevap vermiyordu? İnleyerek ayağa kalktı, duvarları yoklayarak yürümeye başladı… Kapı olmadığını anlayınca içindeki ümit tekrar dehşete dönüştü. Gözyaşları içinde avazı çıktığınca bağırdı.her yanı umutsuzca yumrukladı… Dermansız kalınca yere çöktü. Üstüne toprak ve taş parçaları dökülmeye başladı. Aklına buraya düştüğü yarık geldi. Belki oradan çıkabilirdi. Başını yukarı çevirince tiz bir çığlık attı. Paramparça Bir iskeletle burun buruna gelmişti. Yere bir kafatası düştü… "

Dedektif Sokratis, bu kez Hans Christian Andersen’in 1841 yılında Smyrna’da notlarını tuttuğu defterin izinde, peş peşe işlenen cinayetlerin gizemini çözmeye çalışıyor.





Suphi Varım Kimdir ?

Suphi Varım1960 İzmir doğumlu olan Suphi Varım, İzmir Ticaret Odası ile Ege Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinde profesyonel yönetici olarak çalışmıştır. Muğla Üniversitesinde kısa süreli bir öğretim üyeliği olmuştur.

Kamu Yönetimi dalında lisans, Ekonomi alanında yüksek lisans ve doktora dereceleri bulunmaktadır. Uzun yıllar ekonomi ve siyaset alanında analizler yapıp makaleler yazmıştır.


Emekli olan Suphi Varım, tüm zamanını polisiye yazarı olmak için ayırmış yazmaya devam etmiştir. Yazar aynı zamanda evli ve bir kız çocuk babasıdır.


Suphi Varım'ın Okuduğum Diğer Kitapları

Sokratis ve Siyahlı Kadın 

Sokratis ve Cinler

Sokratis Ölülerin Peşinde 

                                                            Kozmokitap

12/06/2019

Dehşet Gecesi - Kerime Nadir

Aralık 06, 2019 3 Yorum
Kerime Nadir

Kerime Nadir , yazdığı aşk romanları ile gönlümde taht kuran bur yazardır. Özellikle " Samanyolu " bir başkadır benim için. Yeşilçam'da film haline gelmiştir ve çocukluğum defalarca bu filmi seyrederek geçmiştir.

Kerime Nadir'in fantastik -gerilim türü eseri olduğunu bilmiyordum ki bu benim ayıbım . İnsan sevdiği yazarı araştırmaz mı ? Her şeyi araştıran ben bu konuyu geçtim nedense. Maceraperest Kitaplar klasik eserlere de el attı ve bu güzel eseri tekrar biz okuyucular ile kavuşturdu.

Öncelikle kitabın kapağı klasik esere yakışır tarzda olmuş , çok sevdim .





 Altınışık gazetesinin sahibi Mümtaz Bey, Hakkari Cilo Dağında açılacak olan bir turistik otelin açılışına davet edilir. 1953 yılında geçen bu olayda Mümtaz Bey , İstanbul'dan tren ile yola çıkar.

 Çetin isimli birisinin kendisine verdiği kitabı yolda okumak için yanına almıştır. Bu uzun yolculukta fantastik , akıl almaz olayları anlatan bu kitabı okur. Çetin Bey bu kitap için gerçek olayları yazdığını belirtmiştir. Yazılanlar inanılacak gibi değildir. Mümtaz Bey ile birlikte biz de okuyoruz kitabı. Tüyleri diken diken eden bir kitaptır. Kitap bittikten sonra olanlar ise ayrı ilginçtir. Mümtaz Bey kitapta anlatılan olayların benzerinin içinde , hatta devamında bulur kendisini...

Yazarın anlatım gücünü zaten biliyordum. Farklı bir türde de başarısını ortaya koymuş Kerime Nadir. Kitabın bazı yerlerinde heyecandan nefes almayı bile unuttuğumu fark ettim. Konunun sürpriz bozulmasın diye çok derine girmek istemiyorum . Zaten arka kapak yazısında yeterince ipucu var :D

  Muhteşem bir kitap olduğunu söyleyebilirim gönül rahatlığı ile .






Dehşet Gecesi - Kerime Nadir

Kitabın Adı :Dehşet Gecesi
Yazar : Kerime Nadir
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :448


(…) Ruzihayâl olduğuna yüz bin şahit isteyen en çirkin ve en iğrenç bir cadı ayağa kalkmış, ortadaki taş basamağa kadar gelmişti. Boyu ve gölgesi bir dev heybeti taşıyordu. Orada dikili durdu. Ağzı taze kana bulanmıştı. Saçları darmadağındı. Dişleriyse, bir kurdunki gibi sivri ve keskin bir biçimde parlıyordu. Nihayet gözleri… Tanrım! Bu gözler, beni aşk ve arzuyla kendimden geçiren o şahane gözler miydi? Evet, bu cadının, yahut Ruzihayâl hortlağının gözleri şimdi birer melanet kuyusu, tüyler ürperten birer hareketli yuvarlaktan ibaretti.

Türk korku edebiyatının ilklerinden biri olan, usta romancı Kerime Nadir’in Dehşet Gecesi; Karanlığa hapsolmuş, tüyler ürperten lanetli bir gerçekliğin pençesindeki kahramanlarının hikayesini anlatıyor. Bu karanlık romantizm ruhunuzu derinden sarsacak.

Kerime Nadir Kimdir ?

Kerime Nadir
5 Şubat 1917'de İstanbul'da doğdu. 20 Mart 1984'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kerime Nadir Azrak. 1935'te İstanbul Bebek Saint Joseph Sörler Okulu'nu bitirdi. Ayrıca özel eğitim gördü.

İlk şiir ve öyküleri 1937'de Servet-i Fünun, Uyanış ve Yarımay dergisinde yayınlandı.

İlk romanı "Yeşil Işıklar" 1937'de yayınlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla 1940-1970 arasında çok okunan ve sevilen bir yazar oldu.

Birçok baskısı yapılan bu romanlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.

                                                            Kozmokitap

8/09/2019

Park Cinayetleri - Armağan Tunaboylu

Ağustos 09, 2019 0 Yorum
Park Cinayetleri -  Armağan Tunaboylu


Bir Metin Çakır Polisiyesi - Park Cinayetleri okudum bitti. Kitabın isminde "Bir Metin Çakır Polisiyesi " ibaresini  görünce yazarın daha önceki kitaplarını okumadığım için Metin Çakır'ın polis ya da dedektif benzeri mesleğe sahip olduğunu düşündüm . Gerçi arka kapakta hakkında yazılanlar çok ilginçti fakat yine de kitabı okuduğum zaman karşıma çıkanlara beni hazırlamaya yetmedi.

Armağan Tunaboylu 'nun kalemi ile ilk defa tanıştım , oldukça eğlenceli olduğunu söylemeliyim. Yıldız Cinayetleri, Resim Cinayetleri, Konsey Cinayetleri ve Karakol Cinayetleri'nden sonra Metin Çakır 'ın maceralarının yeni kitabı Park Cinayetleri. Bazen böyle muhteşem kitaplarla geç tanıştığım için kendime kızıyorum.


Kitaba geçmeden önce "Armağan Tunaboylu kimdir ?" merak edenler için yazmak istiyorum . 1960 yılında Eskişehir'de doğdu.(Bu noktada hemşehrim olduğunu belirtmek isterim . Ben de yeni öğrendim ) Ortaokul ve lise öğrenimini İstanbul'da, Galatasaray Lisesi'nde okuduktan sonra, İzmir'de sinema-tv öğrenimi gördü. Okulun ardından İstanbul'a dönerek kısa bir süre gazetecilik yaptı. Daha sonra çeşitli televizyon şirketlerinde ve dizilerde görev aldı. Polisiye kitapları okumayı çok seven yazar ben daha iyisini yazarım diyerek yazmaya başlamış ve yazmış da ...




  Kitabı okuma serüvenime gelirsem , kitaba başlayınca ilk şok dalgasını yaşadım ve ardından ilk dalgayı aratmayacak artçılar geldi. Şöyle ki ben argo sevmeyen birisiyim . Bu nedenle yeraltı ve dizüstü edebiyatının çoğu kitabına olumlu bakmıyorum ve okumuyorum. Argo yerine çok daha dikkat çekici kelime ve söz dizilimi ile konular çok daha rahat anlatılabilir . Ben böyle düşünürken ilk sayfalardan argo ile karşılaşınca nasıl şok olduğumu ve kızdığımı tahmin edebilirsiniz. Kitabı anlatıcının değil Metin Çakır'ın bizzat ağzından okuyoruz. Başta bunu belirtip sonda da devam edeyim. Neden derseniz anlatıcı argo kullansaydı tavrım başka olurdu baş karakter söyleyince başka. Bu söylediklerimi daha iyi anlayabilmek için Metin Çakır 'dan bahsetmekte fayda var. Yaşadığı mahalle, çevresi ve mesleği ...






Metin Çakır'ın muhiti öyle herkesin yaşayacağı bir yer değil, karışık bir semt. Çevresindeki insanlar da doğru yoldan para kazanan tipler değiller çoğunlukla . Kendisi ise yine kendi tanımı ile "pezevenk " . Evet  doğru duydunuz, iş yerinde hanımlar çalışıyor , o   da onlardan para kazanıyor. Şimdi böyle bir tipin bol argolu konuşması yadsınamıyor. Başta argo beni rahatsız etse de" böyle bir karakterden ne beklenir ki " diyerek okumaya devam ettim ve kahkahalarla güldüğüm sayfalar oldu. İlerleyen sayfalarda konu karmaşık bir hale gelmeye başlayınca argo oranı çok azaldı , konuya iyice adapte olduğum için açıkça belirteyim hiç rahatsızlık hissetmeden okudum. Bu konuda yazarı tebrik etmek isterim , normalde sevilmeyecek bir karakteri bana sevdirdi :D

Mahallede bir cinayet işlenince  Komiser Asım bir suçlu aramaz ve suçu bizimkine yıkarmış . Yine aynı şey oluyor ve bir genç öldürülüyor. Onunla en son Metin görülünce de yakalayın emri çıkıyor. Metin de tabana kuvvet kaçıp katili aramaya başlıyor. Aramak dediysek de Metin Çakır tarzı bir aramadan bahsediyorum. Bir yandan kaçıyor , bir yandan yaşıyor , bir yandan da kapasitesine göre soruşturma yapıyor. Biraz şaşkın bir karakter olduğunu da belirtmeliyim.

Kitap tam da gezi olayları sırasında geçiyor. Metin tam bir şaşkın dedektif. Çok zeki ya da araştırmacı değil fakat şanslı. Bu şansı ona yardım ediyor. Komedi filmlerini aratmayacak bir kitap. Ben çok sevdim. Yazarın Yıldız Cinayetleri isimli  kitabı senaryoya uyarlanarak filmi çekilmiş . Başrolünü Mustafa Üstündağ'ın   oynadığı film Şeytan Tüyü   adı ile 2016 'da vizyona girmiş. Ben henüz izlemedim filmi , bayramda izlemeyi düşünüyorum ;)



Park Cinayetleri -  Armağan Tunaboylu
Kitabın Adı :Park Cinayetleri
Yazar : Armağan Tunaboylu
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :230


Metin Çakır da Kim?

Hercule Poirot kadar zeki, Sherlock Holmes kadar dikkatli, Mike Hammer kadar çapkın, James Bond kadar yakışıklı, Philip Marlowe kadar pervasız...

Yok canım, nerdee! O, Tarihin en ahlaksız, sahtekâr, korkak, yalancı, maço, vb karaktersiz karakteri. Ama insan gene de onu sevmeden edemiyor.

Yıldız Cinayetleri, Resim Cinayetleri, Konsey Cinayetleri ve Karakol Cinayetleri'nin olağanüstü detektifi Metin Çakır, tuhaf Ötesi maceralarına Park Cinayetleri'nde de devam ediyor...


                                                            Kozmokitap

8/01/2019

Yağmurdan Önce - Ercan Akbay

Ağustos 01, 2019 0 Yorum
Yağmurdan Önce

   Oğlak Yayınlarından çıkan Maceraperest Kitaplar artık vazgeçilmezlerim arasında yerini aldı. Her ay en az bir kitabını okuyorum. Bu ay da Yağmurdan Önce - Sami Tuzcu Dosyası'nı okudum.

Yağmurdan Önce , Ercan Akbay'ın sekizinci kitabı olmasına rağmen benin  okuduğum  ilk kitabı. Nasıl bu zamana kadar yazarın kitapları ile yolumuz kesişmedi bilemiyorum. Böyle detaylı ve incelikli yazan bir yazarı kaçırmış olmak beni üzdü açıkçası. Bundan sonra yazarın bulduğum kitaplarını okumaya gayret edeceğim.

Benim gibi cep boy kitap sevmeyenlerdenseniz Maceraperest Kitapların ebatına bakıp da incelemeden bir kenara bırakmayın. Yirmili yaşlarda cep kitaplardan bolca almış birisi olarak artık kitaplığımdaki çoğu cep kitabı bağışladım ve normal boy kitap alıyorum. Artık o küçük puntolar gözlerimi çok yoruyor. Maceraperest kitapların da ebatları küçük olmasına rağmen yazı puntoları küçük olmadığı için gözü yormadan rahat okunuyor. Her Maceraperest kitap yorumumu yazarken genelde bu durumu belirtiyorum. Blogumu ilk ziyaret eden ve diğer yazılarımı okumamış olanlar için bilgilendirici olmasını istediğim için belirtme gereği duyuyorum .



 Yağmurdan Önce - Sami Tuzcu Dosyası polisiye ve aksiyon biraz da gerilim içeren bir kitap. İlk sayfadan son sayfaya kadar uykumdan feragat ederek okudum kitabı , çünkü elimden bırakmak ne kelime yerimden kıpırdamadan bitirdim desem yeridir. Tek kelime ile ba-yıl-dımmmmm. Konunun gidişatı , karakterler , çok karakterden oluşmasına rağmen yormaması , yazarın mantık hatalarına yer vermeden kurguyu devam ettirmesi , her an ne olacak beklentisi , ... Tüm bu etkenler bir araya gelince tam sevdiğim tarz bir kitap ortaya çıkmış .

  Bu kadar yazdıktan sonra konusunu iyice merak etmişsinizdir sanıyorum. Sizi daha fazla meraklandırmadan konusuna geçmek istiyorum .

Önemli bir şahsiyet evinde öldürülür. Yazarın tabiri ile " fevkalade müstesna bir zat , memleketin takdire şayan ilk dönem sanayicilerinden " Sami Tuzcu 'dur öldürülen. Hal böyle olunca cinayet basına sızmadan katil yakalanmak istenmektedir. Polis şefi hemen işe koyulur . Ters giden bir soygun olduğu düşünülmektedir ile bakışta. Ancak araştırma derinleştikçe bambaşka bir yüz ortaya çıkar ...

  Olayı araştıran polisler , insanlara yardım eden zengin bir zat , bir vakıf , dergah ve şeyhler , kaçırılan ve kullanılan kadınlar , beyni yıkanan insanlar ,  satın alınan insanlar , .... Kısacası yok yok kitapta. Birçok farklı konu ve suç , bir cinayet soruşturması ile ağır ağır aydınlatılırken ülkenin herkesin nefret ettiği yönü , insan kayırma ve mevki kullanma da gözler önüne seriliyor.

 Kısacası ben çok sevdim kitabı. Uzun uzun konuyu açıp okumak isteyen arkadaşları kızdırmadan yazımı sonlandırayım :))








Yağmurdan Önce - Ercan Akbay
Kitabın Adı : Yağmurdan Önce
Yazar :Ercan Akbay
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı : 344


Cumartesi gecesi bir bistro-barda tanıflan erkek ve kadının aşk öyküsüne karışmış korkunç bir cinayetle başlayan Yağmurdan Önce, popüler olduğu kadar karanlık bir tarikatın erişilmez liderini alt etmek ve cariyelerini özgür kılmak için yapılan çok yönlü operasyonun perde arkasını anlatıyor.

Dergâha dönüp gözdelerime sihirli ortamlar sunan kış bahçesinden girdiğimde, ağız armonikası virtüözü Lee Oskar’ın fırtına öncesi gerilimi betimleyen albümü “Yağmurdan Önce” çalıyordu içeride. Çok güzel, çok etkileyiciydi. Yaklaşan tufanın kokusunu alıyor, kaotik gerilimi ruhumda hissediyordum, ama bunların hepsi vız gelir tırıs giderdi. Yağmur, fırtına, kasırga ya da tufan… Hiçbir afet yıkamazdı beni.

Oğlak Yayınları, Ercan Akbay’ın soluksuz okuyacağınız yeni polisiyesi Yağmurdan Önce-Sami Tuzcu Dosyası’nı Maceraperest Kitaplar arasında yayımlamaktan gurur duyar.


                                                            Kozmokitap

7/05/2019

Beria - Cenk Çalışır

Temmuz 05, 2019 2 Yorum
Beria - Cenk Çalışır

Oğlak Yayınları , Maceraperest  Kitaplardan çıkan Beria , Çenk Çalışır'ın altıncı romanı. Yazarın adını ve kaleminin başarısını çok duysam da kalemi ile tanışmak nasip olmamıştı. Beria , okuduğum ilk Çenk Çalışır romanı ve söylemeliyim ki son olmayacak.

1967 Balıkesir doğumlu olan Cenk Çalışır  , Gazi Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. Basın ve otomotiv sektöründe farklı departmanlarda görev alan yazar sonra reklam sektörüne yöneldi. Sinema ile de ilgilenen yazarın senaryo grupları ile çalışmaları devam etmektedir.

  Son zamanlarda gündemde sıkça yer alan Suriyeli Mültecilere yer veriyor kitapta yazar. Suriye'de eşi öldürüldükten sonra kızı ile Türkiye'ye gelmek isteyen bir anne ve kızı insan kaçakçılarının ellerine düşerler ...

 Harun polis memurudur. Oğlu trafik kazasında öldükten sonra eşi devam edecek gücü bulamaz ve o da ölür. Acısını yemek yiyerek azaltmaya çalışan Harun hızla kilo alır. İki yüz otuz dört kiloyu gösterdiği zaman tartı malulen emekli olur. O da yaşam isteğini kaybetmiştir. Artık işi de yoktur. Tam yaşamdan ayrılmayı düşündüğü anda sahile vurmuş bir kadın görür. Bu kadın Aişe'dir. Suriye'den kızı ile birlikte kaçmaya çalışan anne . Kendi oğlu için yapacak bir şeyi kalmadığını bilen Harun başka çocuklar için  , Beria için hayata tutunur ve onu arayıp annesine kavuşturmaya karar verir.

Polisiye kurgu türünde harika bir eser olmuş Beria . Yazarın kalemi çok kuvvetli . Konu gelişimi ve karakterlerin yerleştirilmesi muhteşemdi. Ayrıntılı olarak konuya bakarsam içinizi acıtacak cinsten. İnsan kaçakçılarının yeni hedefi çocuklar. Özellikle mültecilerin çocuklarını yurt dışına kaçırmaktır hedefleri. Yaşları çok küçük olan bu çocukları fuhuş sektöründe çalıştıracaklardır. Mide bulandıcı bu olayı yazar ayrıntılara girip daha da mide bulandırıcı yapmadan okuyucuya aktarıyor. Bazı konularda ayrıntıya  girmeden nasıl anlatılır okuyucuya gösteriyor yazar. Ayrıntıya girmeyi edebiyat zanneden yazarlar bu konuda ders almalılar bana göre .

  Kitabı okudukça trafik ışıklarında bekleyen çocuklar gözümün önüne geldi. Hala orada bekleyen , mendil satmaya çalışan çocuklara para verenler var. Bir kez de buradan söyleyeyim o çocuklardan bir şey almayın ki aileleri ya da kim oralarda bekletiyorsa o çocukları göndermekten vazgeçsinler. Bir de artık park yerlerinde ergenler eğitim için deyip para istemeye başladılar. Bu da dilenmenin yeni yolu . Çok üzülüyorum ancak onlara para vermek çözüm değil . İhtiyacı olana el uzatan sosyal kurumlarımız var zaten.

 Polisiye bir kitap olarak çok sevdim kitabı ve yazarın tarzını . Ancak dediğim gibi konu içimi acıttı okurken .











Beria
Kitabın Adı :Beria
Yazar :Cenk Çalışır
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :408


... bir insanın canlı bir insanı ısırarak lokmalar hâlinde koparmasıyla daha önce hiç karşılaşmamıştı. Kadın delinin tekiydi. Kopardığı et parçasını kanlı dişlerinin arasında tutarak doğruldu. Ağzının kenarlarından akan kanlar göğsünü kırmızıya boyamıştı. Bozo, onu daha önce izlediği vampir ya da zombi filmlerindeki yaratıklara benzetti. Aişe gülümseyerek, ağzındaki et parçasını eline tükürdü. ... sol eliyle adamın çenesini sıkarak ağzını açmasını sağladı. Diğer elinde tuttuğu eti adamın ağzından içeri tıktı. İki eliyle çenesini birleştirip yutuncaya kadar bekledi. Bozo işte o anda yanılmadığını anladı. Kadın deli, hatta zırdeliydi.
İnsan ruhunun karanlık kuytularında kaybolmaya hazır mısınız?
Beria, trajik bir mülteci hikâyesinin ekseninde, okudukça dehşete düşürecek insan hallerini yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Bu sarsıcı romanın sayfalarında insanlığımızı tekrar tekrar sorgulayacağız.

Oğlak Yayınları, Cenk Çalışır’ın soluksuz okuyacağınız yeni polisiyesi Beria’yı Maceraperest Kitaplar arasında yayımlamaktan gurur duyar.


                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.