İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/24/2017

Yanlış Zaman Doğru İnsan - Linda Howard || Kİtap Yorumu

Ağustos 24, 2017 2 Yorum

Yanlış  Zaman Doğru İnsan - Linda Howard


  Linda Howard çok sevdiğim yazarlardan bir tanesi. Kara Melek ile tanıştım yazarın kalemi ile ve o gün bu gündür de kitaplarını buldukça okumaya devam ediyorum .

  Linda Howard aşk ile gerilimi  başarılı bir şekilde beraber işleyen nadir yazarlardan bir tanesi. Herkes beraber işleyebilir fakat herkes bu kadar başarılı olamaz.

  Yanlış Zaman Doğru İnsan 'da benim okuduğum diğer kitaplarından farklı olarak zamanda yolculuk var. Bu kitabı daha da ilginç hale getirmiş.

   Grace bu hayatta kocası ve kardeşinden başka kimsesi olmayan bir genç kadın. Kendisi antik el yazmaları uzmanı. Bir akşam modemi bozulduğu için bilgisayar dehası bir arkadaşına modemi yaptırmaya gittiğinde hayatı sonsuza kadar değişir. Çok klasik bir laf sonsuza kadar değişmek fakat tam sözlük anlamı ile değişir Grace'in hayatı .

  Grace evine geldiği zaman içeride yabancı adamlar görür , silahlıdırlar. Yanlarında da patronu. Neler olduğunu anlamak için dışarıdan bir müddet izler . Karanlığın içerisinde kocası ve kardeşinin öldürülüşüne tanık olur. Sırada kendisi vardır. Polise gitse de kocası ve kardeşini o öldürmüş gibi gösterdikleri için tek kurtuluşu kaçmak ve neyin peşinde olduklarını bulmaktır.

  O güne kadar kendi halinde yaşamış olan Grace artık bir kaçaktır. Kendisini korumak, Ailesini katledenlerden hesap sormak zorundadır.

  Elinde yeni işi olan çevirilerin peşindedir patronu. Ne için bu belgeleri istediğini öğrenmek için bir an önce bu belgeleri çevirmek zorundadır.

  Grace'ten yaklaşık 700 yıl önce yaşamış Niall . Tapınak Şövalyelerinin gardiyanı. Kutsal eşyaları korumaktır onun görevi. Grace'in elindeki belgelerde de tam olarak Tapınak Şövalyelerinden bahsedilmektedir. Grace'in yardım çığlıkları Niall tarafından duyulacak mı dersiniz????

  Sürükleyici, nefes kesen bir romandı yine . Linda Howard her kitapta beni şaşırtmayı ve romanlarını hızla okutmayı başarıyor.

  Kitabın ilk 15 sayfasında sıkıldığımı itiraf ediyorum. Tapınak Şövalyelerinin anlatıldığı bölümde sıkıldım. Zaten bu şövalyeleri sevmiyorum. Bu sayfaları geçtikten sonra kitap su gibi aktı , nasıl bitti anlamadım.



Yazarın bloğumda yer alan diğer kitapları :

Gölge Kadın 

Aşk Tuzağı

Kara Melek

Gözyaşlarımı Sildiğim Gün 

Zamansız Fırtına 





Yanlış Zaman Doğru İnsan - Linda Howard
Kitabın Adı :Yanlış Zaman Doğru İnsan
Yazar :Linda Howard
Yayınevi :Epsilon Yayınları
Orjinal adı :Son of the Morning
Çevirmen : Güncem Topçu Güzel
Sayfa Sayısı :488


Linda Howard, modern zamanlarda dünyaya gelmiş bir kadının, geçmişe ait bir sırrı bizzat yaşayarak açığa kavuşturmasını ve son derece romantik hikâyesini anlatarak okuyucularını bir kez daha büyülüyor.
Antik el yazmaları üzerine uzmanlaşmış bir akademisyen olan Grace St. John, eline geçen birtakım eski belgelerin asırlar önce kaybolmuş bir Kelt hazinesinin aranan anahtarı olduğunu asla tahmin edemez. Ancak sınırsız gücün anahtarını elinde tuttuklarına inanılarak efsaneleştirilen Tapınak Şövalyeleri'nin ilgi çekici hikâyesini çözdüğü anda, söz konusu gücün peşine düşmüş acımasız bir katilin tek hedefi haline gelir.

Onu durdurmaya karar veren Grace'in, Şövalyeler'in sırrını sonsuza dek tutmakla görevlendirilen şöhretli bir savaşçının yardımına ihtiyacı vardır: karanlık bir öfkeye ve dizginlenemeyen tutkulara sahip vahşi İskoçyalı Niall. Onu bulmak ve kendi hayatını kurtarmak için Grace'in zamanda yolculuk yapması, on dördüncü yüzyıl İskoçya'sına geri gitmesi gerekmektedir.


                                                            Kozmokitap

8/21/2017

Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby || Kitap Yorumu

Ağustos 21, 2017 7 Yorum
Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby

    Merhaba :)) Bu ay matbaadan yeni çıkan , henüz kağıt kokusunu üzerinden atamamış çok yeni bir kitap ile karşınızdayım. Arkadya yayınlarından yeni çıkan Sherlock'un Kadınları....

   Kitabın ismini ilk duyduğum zaman aklıma bir harem görüntüsü geldi :)) İsim öyle ki Sherlock'un Kadınları deyince ona aşık olan kadınlar ya da Sherlock'un sevgilileri geldi aklıma... Orjinal ismi ile kaldaydı kitap " Baker Sokağındaki Ev " olarak böyle yanlış anlaşılmalara olanak vermezdi , diğer yönden de bu isim kadar çarpıcı olmazdı...

   Kitabın kapağına gelirsem ise Arkadya yine harika bir iş başarmış. Kapağı çok sevdim ,içerik ile ilgili her şeyi tek bir karede toplamış.

Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby

   Yazar Michelle Birkby bir Sherlock Holmes hayranıdır ve tüm kitapları defalarca okumuştur. Kitabı tekrar okurken sürekli arka planda kalan Bayan Hudson'ı fark eder ve onun da kendi hikayesini anlatması gerektiğini hisseder. Böylece Sherloc'un Kadınları doğmuş olur.

   Sherlock'un Kadınlarındaki baş kahramanlar Bayan Hudson ve Bayan Watson yani Mary .

  Kitabı okurken Bayan Hudson'un geçmişini , 221B ye geliş öyküsünü ve Sherlock ile tanışmasını da okuyoruz. Yazar konu içerisinde ilerlerken geriye dönüş yaparak bize Watson'un gelişini, Mary ile evlenişini ve evde yaşanan olayları da anlatıyor. Bu şekilde anlatması benim çok hoşuna gitti .

    Konu Sherlock'tan yardım istemeye gelen bir kadın ile başlıyor. İstediği bilgileri tam olarak anlatmadığı için kadın ile ilgilenmez Sherlock. Kadın üzgün bir şekilde ayrılırken konuşulanları mutfak havalandırmasından dinleyen Bayan Hudson ve Mary kadına yardın etmeye karar verirler. İki kadının dedektiflik serüvenleri de böylece başlamış olur.

   Bu olayı kendi başlarına çözmeye kararlıdırlar . Ne Sherlock'tan ne de Dr Watson'dan yardım alacaklardır. Hatta kalkıştıkları bu işten onların haberi dahi olmayacaktır.

   İki kadın dedektifimiz araştırmaya başlayınca olayın çok karışık olduğu ve onları zorlayacakları ortaya çıkar...

  Yazarın anlatım tarzı ve konuyu çok sevdim. Bugüne kadar Sherlock kitabı okumadım fakat tüm dizilerini seyrettim. Çok da severim. Farklı bir bakış açısı ile Sherlock'un geri planda kaldığı bir kitabı okumak çok keyifliydi. Eğlenceli bir anlatım dili var yazarın. Kitabın sonunda yer alan röportaj kısmında kitabın devamının da olduğunu öğreniyoruz.

   Eğlenceli, sürükleyici ve çok güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim:)))





Sherlock'un Kadınları - Michelle Birkby
Kitabın Adı :Sherlock'un Kadınları
Yazar :Michelle Birkby
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı : The House at Baker Street
Çevirmen :Dilek Parsadan
Sayfa Sayısı :352
Etiket Fiyatı :22 TL
Türü :Roman


Her dâhi dedektifin arkasında dâhi bir kadın vardır…

Baker Sokağı sakini Bayan Hudson’ın, sığınağı olarak gördüğü mutfağında yapmayı en çok sevdiği şey, çay demlemek ve kek pişirmektir. Ta ki dâhi dedektif Sherlock Holmes, bir gün ondan yardım istemek için gelen Laura Shirley adında bir kadını geri çevirene dek…

Laura Shirley’nin merdivenin başında ağladığını gören Bayan Hudson, kadını mutfağına davet eder ve ne sıkıntısı olduğunu öğrenir. O an karar verir. Bu zamana kadar güvenli liman olarak gördüğü 221B numaralı evinin mutfağından çıkma vakti gelmiştir. Davanın izini kendisi sürecektir… Doktor John Watson’ın sevgili eşi Mary Watson da ona yardım edecektir. Daha fazla gölgede durmayacak aydınlığa çıkacaklardır. Ancak işler sandıkları gibi kolay gitmez, tamamlamaları gereken yapbozun parçalarını bulmak tehlikeli sulardan geçmeyi gerektirecektir…

Bu bir Bayan Hudson ve Mary Watson macerasıdır… Çayınızı elinize alın ve koltuğunuza kıvrılın. Oyun başlıyor!

Michelle Birkby’nin kaleme aldığı Sherlock’un Kadınları, her işin üstesinden gelebilecek kadınların dayanışmasını, içlerindeki gücü ve merhameti müthiş bir dille anlatıyor. Orijinal hikâyelerin lezzetini aratmayacak olan bu kitaba bayılacaksınız.


                                                            Kozmokitap

8/20/2017

Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig || Kitap Yorumu

Ağustos 20, 2017 5 Yorum
Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig


     Bir Zweig hayranı olarak  Ay Işığı Sokağı , İş Bankası Kültür Yayınlarından basılınca hemen almak istedim. Bu isteğimin bir kısmı da 3 al 2 öde kampanyasıydı. Her zaman böyle güzel kampanyalar ile karşılaşmıyoruz.

 
  Ay Işığı Sokağı beş kısa öyküden oluşuyor. Her bir öykü ne kadar kısa olsa da içerdiği duygu yükü ve karamsarlık bakımından kalın bir kitaptan daha yorucu oldu benim için.

   Ay Işığı Sokağı kitapta ilk yer alan öykü. Fırtına yüzünden geciken gemisi yüzünden gece trenini kaçıran birisinin gece için kendisine bir sohbet arkadaşı ararken gördükleri ve yaşadıklarını anlatıyor.

   Leporella da ise kimsesiz Crescentia'nın yaşadığı kasabayı terk edip gittiği yerde hizmetçi olarak yaşaması ve yaşadığı evin sahibine olan aşkını anlatıyor. Sizin hissettiğiniz sevgi karşıdaki insan için korkutucu olabiliyor. Ve hele bu sevginin de sınırı yoksa diğer insanlar da bu sevgiden zarar görüyor. Crescentia 'nın sevgisinin korkutucu yönünü okuyoruz öyküde.

   Nişan ,1810 yılında yapılan savaşta konvoyu saldırıya uğrayan bir albayın gördükleri ve yaşadıkları konu edilmiş.

  Leman Gölü Kıyısında Olay 'da Gölde bir balıkçının bulduğu çıplak bir adamı ve sonrasında yaşananları konu edilmiş.

Avare'de ise Bir öğretmen ve onun rencide etmekten hoşlandığı bir öğrencisinin yaşadıkları anlatılıyor.

  Zweig'in eserlerinde her zaman bir miktar karamsarlık ve onun duygu  çalkantılarını belli eden cümleler bulunur. Fakat şu ana kadar okuduğum Zweigler arasında en karamsar eserin Ay Işığı Sokağı Olduğunu düşünüyorum.

  Bütün öyküler kötü bir sonla bitiyor. Bu öykülerin arasında benim en sevdiğim Leporella oldu.

  Kitabı ince olduğu için şehirler arası otobüs seyahatinde okumak için yanıma almıştım. Yolda bitti kitap ve beni geride bir ağrısı ile bıraktı.

   Benim gibi Zweig severler bu kitabı de sevebilirler diye düşünüyorum.Benim için tüm Zweig kitaplarının gerisinde kaldı kitap.  Fakat yazarı yeni tanıyacaksanız ilk okuyacağınız kitap kesinlikle Ay Işığı Sokağı olmasın.




Ay Işığı Sokağı - Stefan Zweig

Kitabın Adı :Ay Işığı Sokağı
Yazar :Stefan Zweig
Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı : Die Mondscheingasse
Çevirmen :Regaip Minareci
Sayfa Sayısı :74


    Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel. Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…


                                                            Kozmokitap

8/13/2017

Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş || Kitap Yorumu

Ağustos 13, 2017 1 Yorum

Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş


  Haziran ayında Yitik Ülke Yayınlarından çıktı Seçim Seziş'in Anılardan Da Uzak isimli kitabı. Yayınevinin kendisine has kapak tasarımlarını seviyorum. Faklılık yaratıyorlar ve kitap hakkında bize en ufak bir ipucu vermiyorlar. 


  Daha önce iki şiir kitabı yayımlanın Seçim Seziş'in ilk romanı Anılardan Da Uzak . İlk romana göre çok çok başarılı buldum ben romanı.

  İki kadının hayatını ve değişimlerini anlatıyor kitap. 

 İlk önce Candan İle başlıyor. Candan liseden hemen sonra üniversite okumak istemesine rağmen anne ve babası tarafında zengin sayılan bir genç ile evlendirilir. Evlendikten sonra eşine alışan ve onu sevmeye başlayan Candan çok iyi bir ev hanımı olmuştur. Fakat hamile kalması ile birlikte eşindeki değişimler de başlar. Kızları büyümüş okula başlamış fakat Candan'ın hayatında hiçbir değişiklik olmamıştır. Eve geç gelen kocası arada ona şiddet de uygulamaktadır. 

  Arkadaşı Nilsu'dan gelen bir telefon ile hayatı değişecektir Candan'ın. Nilsu ile buluştuklarında iki arkadaş da hayatlarının yollarında gitmediğini birbirlerine itiraf ederler ve tekrar üniversiteye gitmeye karar verirler. 

Nilsu da evli ve iki çocuk annesidir. Koyu solcu olan kocası ve Nilsu üniversitede tanışmış ve aşık olmuşlardır. Hamile kalınca okulu bırakır Nilsu . Kemal ile evlenerek çocuklarını büyütürler. 
  


Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş

  Üniversiteye başlamaları ile iki kadının da hayatı değişir. Şiddet uygulayan ve onu aldatan kocasından boşanır Candan. 

  İki kadının hayatın zorlukları karşısında dimdik durmalarını ve hayatlarını nasıl düzene soktukları anlatılıyor kitapta. Hayatları yoluna giresiye kadar birçok zorluk ve birçok olay onları beklemektedir. 

  Hızla okunan ve anlatımı sade bir kitap Anılardan Da Uzak. Yazarın oluşturduğu karakterleri, onları dimdik ayakta tutmasını ve onlara verdiği rolleri çok sevdim. Kaleminize sağlık Seçim Seziş. 

Alıntılar: 

   * Herkes kendi mutluluğunu belirler. Huzur da mutlulukta bir yerlerde bekler bizi. Onu yaşatmak ise cesaret ister, biraz da kabiliyet.

   * Hayat o kadar kısa ki onu bekle , buna sabret diyerek yıllar geçiyor. Zaten aşk için vakit ayırmaya gerek yok , o kendine zaman ayırır , kendini sağlama alır. Yaşayamadıklarımızsa keşkelerle bizimle dilimizde yaşıyor.

   * Şunu anladım ki hayatta hiçbir şey tesadüf değilmiş. Tesadüf sandıklarımız , hayatta yaşanması önceden kararlaştırılmış şey. Kaderini yazanın kuluna yaşaması için kurduğu planın bir parçasıymış.

   * Haklısın, eskiden bir doğru olduğuna inanırdım. Meğer herkesin kendi kendi doğrusu varmış.

   *Unutmak yıllar alıyordu , hatırlamak ise bir anlıktı




  Anılardan Da Uzak - Seçim Seziş
Kitabın Adı :Anılardan Da Uzak
Yazar :Seçim Seziş
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :243


  İki kadının kesişen hayatı, karşılaşmalar, hayaller ve acılar… Seçim Seziş; Candan ve Nilsu’nun bir kadın olarak toplumda yaşadığı zorlukları, bunları aşmak için verdikleri çabayı, değişik nedenlerle eşlerinden boşanıp kızlarıyla yeni bir hayat kurmalarını, bu süreçte geçmişten gelen sorunları çözüp geleceği yeniden inşa etmeleri üzerine duygu yüklü bir romanla okurun karşısında.
  "Candan hayatında bir şeylerinin doğru gitmediğini ilk kez itiraf ediyordu. Nilsu yıllardır tanıdığı arkadaşını hiç böyle görmemişti. Israrlı bir sesle, “Hadi anlat, neyin var senin?” dedi. Candan’ın zorlukla, “Hiç,” dediğini duydu. Oysa hiçin içinde koca bir varlık vardı, konuşulmamış, bir çuvala konmuş, ağzı sıkıca kapatılmış sorular, cevaplar, korkular, gözyaşları, sitemler, yalanlar, ihanetler, susturulmuş duygular vardı."


                                                            Kozmokitap

8/12/2017

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius || Kitap Yorumu

Ağustos 12, 2017 2 Yorum
Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius


 Gerçek yaşam öykülerini okumayı çok seviyorum. Yaşananlar ve yaşanmışlıklar beni çok etkiliyor. Hayalet çocuk da gerçek bir yaşam öyküsünü anlatıyor, Martin Pistorius'un öyküsünü...

  12 yaşına kadar normal bir çocuk Martin. Koşup oynayan , okula giden, arkadaşları olan ve elektronik eşyalere merakı olan. 12 yaşında bir gün hastalanıyor. Önce boğazı ağrımaya başlayan Martin , sonra halsizleşmeye başlıyor. Doktorlara götürüyor annesi. İlaçlar veriyorlar işe yaramıyor. Sonra psikolojik olduğu söyleniyor ... Derken bir dün Martin'in dünyası kararıyor.

   Tamamen bilinçsiz hale gelen Martin için doktorlar fazla yaşamaz diyorlar. Ailesi ne yapacaklarını şaşırsalar da çocuklarını bırakmıyorlar. Tam olarak hastalığının ne olduğu da bilinmiyor.

  Tıbbın anladığı alanın çok dışına yolculuk etmiştim. Ejderhaların uyuduğu diyarda kaybolmuştum ve beni kimse kurtaramadı. 

  Dört yıl evet tam dört yıl bilinçsiz olarak karanlıkların i,çerisinde kalıyor Martin.  Bir gün yüzeyden gelen ışığı fark edesiye kadar. 16 yaşında yavaş yavaş bilinci yerine gelmeye başlıyor. Çevresinde olan biteni duyuyor, onları görüyor . Fakat tepki veremiyor. Vücudu adeta onun için bir hapishane olmuştur.

Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius

Çevresinde kimse onun kendisine geldiğini, bilincine kavuştuğunu anlamıyor. Ailesi bile...

         Yedirildim, yatırıldım, silindim ve temizlendim ama hiç fark edilmedim. 

                        Baba! Buradayım! Göremiyor musun? 

   Kaldığı rehabilitasyon merkezinde işkence görüyor. Çimdikleniyor, hakarete uğruyor. Fakat hiç birisine tepki veremiyor. Zorla yemek yediriliyor. Bazen çok sıcak ağzını yakıyor bazen de buz gibi. Zorla ağzına tıkıştırılan yiyecekleri kusacak olsa da kusmuğu yediriliyor ve onun yapabildiği hiçbir şey yok. Hatta taciz ve tecavüze de uğruyor...

   Herkes kötü davranmıyor tabii. Aralarında iyi olanlar da var Virna gibi. İlk olarak Virna fark ediyor Martin'in onları anladığını ve çevresini fark ettiğini.

   İşte o zaman anladım, ailelerin bizi kaldıran kişiler olduğunu ama yabancıların da - hiç farkında olmasalar da - bizi kurtarabileğini. 

  İlk hastalandığından on üç buçuk yıl sonra Martin , Virna'nın gayretleri ile Geliştirici Alternatif  İletişim Merkezi'ne değerlendirmeye giriyor ve orada Martin'in her şey anladığı ortaya çıkıyor. Onun için en uygun iletişim şeklini buluyorlar ve Martin sonunda kendisini ifade etmeye başlıyor....

 Zaman alacak ama en azından çevremdekilere , daha önce düşünmedikleri şeyleri anladığımı gösterebilecektim. Bebekler her gün şikayet etmeden mama , püre yiyebilirdi ama ben yakında birisinden tuzu uzatmasını rica edebilecektim. Hayatımda ilk kez yemeğime tuz ekebilecektim. 

Kitap bu kadar mı ?... Tabii ki değil . Martin 'in hayatı daha yeni başlıyor. Kitapta tam zorluklara rağmen onun ne kadar ilerleme kaydettiğini ve başarılarını okuyoruz. Ona embesil ,  öküz diyenlere inat aslında ne kadar zeki birisi olduğu ortaya çıkıyor.

  Bedenin engelli olması beynin de engelli olduğu anlamına gelmiyor. Bizim hiç düşünmeden çok basit olarak yaptığımız hareketleri Martin'in vücudu yapmıyor. Beynine itaat etmiyor. İtaat eden tek bir el bile olsa bu el ile Martin kendisini anlatmayı başarıyor.

  Çok etkileyici bir kitap Hayalet Çocuk. Okurken çok duygulandım ve Martin'in ilerlemesine ve azmine hayran oldum. Gerçek yaşam öykülerinden hoşlanıyorsanız bu kitabı kaçırmayın.




Hayalet Çocuk - Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius Kitabın Adı :Hayalet Çocuk
Yazar :Megan Lloyd Davies, Martin Pistorius
Yayınevi :Pena Yayınları
Orjinal adı : Ghost Boy
Çevirmen : Bige Turan Zourbaki
Sayfa Sayısı :312


Bedenine hapsolan bir çocuğun mucizevi kaçışı. 12 yaşında tekerlekli sandalyeye mahkum olan, hiç hareket edemeyen, konuşamayan ama etrafındaki dünyayı tüm gerçekliğiyle algılayan Martin Pistorius'un mucizevi gerçek hikayesi

12 yaşındaki sıradan bir çocukken, 1988 kışında, basit bir boğaz ağrısıyla başlayan ve anlaşılmaz bir şekilde ilerleyen hastalığı, hareket etme yeteneğini ve konuşma yetisini elinden aldı. Kısa süre içinde bütün yaşamsal fonksiyonlarını kaybetti ve 3 yıl süren bir komaya girdi. Birçok hastalık için tedavi gördü ama doktorlar asıl nedeni hiçbir zaman bulamadı. 16 yaşında mucizevi bir şekilde bilinci tekrar açıldı, vücudunu hareket ettiremese de etrafında neler olduğunu anlayabiliyordu. Kendi bedenine hapsolmuş bir şekilde, orada olduğunu göstermeye çalışarak yıllarca bekledi. Sonunda bir terapist Martin'in onu gerçekten anladığını görebildi. Martin, hâlâ hayatta olduğunu kanıtladığında 25 yaşındaydı.

Bedenim, içinden kaçamadığım bir hapishane: Konuşmaya çalışsam, sessizim; kolumu kaldırmak istesem, yerinden oynamıyor. Zihnim sıçrıyor, atlıyor, parende ve taklalar atarak zincirlerini kırmaya çalışıyor, gri bir dünyada aniden çakan bir şimşek gibi pasparlak renkler çıkarıyor. Ancak kimsenin haberi yok çünkü onlara söyleyemiyorum. Beni boş bir kabuk sanıyorlar.

Yirmi beş yaşındayım fakat geçmişe dair anılarım, kaybolduğum deliğin içinde canlanıp hayata geri döndüğüm dönemden itibaren başlıyor. İnsanların on altıncı yaş günümden bahsedişlerini ve çenemde çıkan sakalları tıraş etsek mi etmesek mi diye konuştuklarını duymak, karanlığın içinde ışıklar yanıp söndüğünü görmek gibiydi. Söylenenleri işitmek beni korkutmuştu çünkü her ne kadar dolu bir geçmişim ya da hatıralarım olmasa da çocuk olduğumdan emindim ve konuşan sesler yakında erişkin olacak bir insandan bahsediyordu. Sonra üstünde tartıştıkları kişinin ben olduğumu anladım, hatta her günün sonunda gördüğüm bir annem ve babam, kız ve erkek kardeşim olduğunu fark ettim. Hani bazı filmler vardır, insanlar hayalet olarak dünyaya geri döner ama öldüklerinden haberleri yoktur. İşte halim aynen öyleydi, insanlar beni görmeden bakıyordu ve nedenini anlayamıyordum.


                                                            Kozmokitap

6/30/2017

Gri Mavi - Zeynep Saraç || Kitap Yorumu

Haziran 30, 2017 1 Yorum
kozmokitap

    Merhaba , geçmiş bayramınız kutlu olsun. Bayramda buralara fazla uğrayamadım. Nete fazla girmedim demek kitap okumadım demek değil tabii ki!! Ramazanın yorgunluğunu üzerimden atarken fazla ağır kitaplar okuyamadım. Kitaplığımı inceleyince en uygun kitabın pembiş bir kitap olan Gri Mavi olduğuna karar verdim.

    Öncelikle kitabı çok sevdiğimi , hatta bayıldığımı söylemeliyim. Ramazan sonrası yeni yeni kendime gelmeye çalışırken bu kitap bana çok iyi geldi. Yazarı daha önce okuduğum Nar Çiçeği kitabından tanıyordum zaten . Bu nedenle kitaba hiç bir tereddütüm olmadan başladım ve beni hayal kırıklığına uğratmadı. Bayramda onca yoğunluk arasında kitap aktı gitti ve benim için de bir mola, nefes alma, dinlenme oldu.

kozmokitap


    Kitap romantik ve sürükleyici... Kitabın baş karakteri Eyşan'ı çok sevdim. Asi ve başına buyruk. Fakat kimseye belli etmediği kocaman bir kalbi ve derine işlemiş bir aşk taşıyor içinde. Onunla çok yakın olduğunu düşünen ablasının bile haberi yoktur bu aşktan. Aşık olduğu kişi komşusu olan v e uzun bir süredir yurt dışında yaşayan Emir'dir. Emir çevresi tarafından sert ve soğuk olarak bilinir. Fakat Eyşan onun aslında sımsıcak bir kalbi olduğunu düşünmektedir fakat kalbinde ona bir yer açacağından emin olmadığı için bu aşkı sessizce içinde yaşamaktadır. Emir onun "İmkansız " ıdır.

kozmokitap


    Ablası ve onun arkadaşı ile girdiği bir iddia sonucu Eyşan Emir'in arabasının önüne atlar ve olaylar da böylece başlar. Emir'in arada misafir ettiği Defne isimli bir çocuğun bakımı  ve onunla iletişim kurulması için Eyşan ona yardım etmeye başladığında ise aralarındaki yakınlık daha özel hale gelir...

kozmokitap


    Eyşan'ı çok sevdim demiştim. Eyşan'ın Emir'i neden sevdiğini anlayabiliyorum. Sert ve soğuk bir tip . Herkesten farklı ve bu farklılık ona ayrı bir çekicilik katıyor. Kitapta olan bazı olaylar ve sonuçlar az çok tahmin edilse de okumak ayrı bir keyifti. Zaten yazarın anlatım tarzını da çok seviyorum. Pembik kitap severler bu kitabı kaçırmayın....


kozmokitap

Kitabın Adı :Gri Mavi
Yazar : Zeynep Saraç
Yayınevi : Arunas Yayınları
Sayfa Sayısı :432


İmkânsız…
Eyşan’ın onu yıllardır “İmkânsızım” diye çağırmasına sebep olan bir sır var Emir’in kalbinde. Bir sır ki Eyşan’ın onu hem sevmesine sebep hem de ondan geçmesine…
Ve gece mavisi gözleri var imkânsızın. Gecesi kalbindeki karanlığa tutsaklığın, mavisi ise umudun simgesi...

Şimdi ise Emir’in, Eyşan’a hiç umulmadık bir teklifi var. Eyşan’ınsa artık bir umudu...

Ama bazen imkânsıza dair sadece bir umut olur. O umudun vaadi ise ateş olur, ateşte yanmak olur.

Görünenin ötesini koşulsuzca seven güçlü bir kalbe sahip Eyşan ve aslında hiç de göründüğü gibi olmayan Emir. Her şeye ragmen ayakta kalmaktan başka çaresi olmayan iki kalp ve de büyük bir cesaretle verilmiş bir cevap.

“Yak!”


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.