Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alfa Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/27/2021

Keşke - Bir Köy Enstitüsü Romanı || Sema Soykan

Nisan 27, 2021 1 Yorum
  
Keşke

  Kitap hakkında bilgi vermeye başlamadan önce ilk olarak söylemeliyim ki bu kitabı çok çook sevdim ve mutlaka herkes okusun isterim . Tereddütsüz tavsiyemdir diyerek başlıyorum yazıma. 

  Sema Soykan'ın kaleminin ve kitaplarının çok iyi olduğunu duymuştum fakat şimdiye kadar okumamıştım . Yazarın kalemi ile tanışmak bu kitaba " Keşke " ye nasipmiş.

  Kitabı büyük bir araştırma ve emek ürünü. Bu araştırma ve emek okurken her satırda anlaşıldığı gibi kitabın sonunda yer alan kaynakça kısmı gözden geçirilerek de anlaşılabilir. 

  Köy Enstitülerini çoğunuz duymuş ya da hakkında bir şeyler okumuşsunuzdur. Hakkında bilgi sahibi değilseniz tarihimizdeki bu gurur duyulacak okullar hakkında bilgi sahibi olmak için tam zamanı . Şimdi bu kitap ile başlayabilirsiniz.... 

Keşke ile tarihimize 1940 lı yıllara uzanıyoruz. Bu yıllarda kurulan köy enstitüleri , kurulma amaçları ve eğitim sistemine yer veriliyor . O yıllara göre verilen eğitim ile kendi zamanımda aldığım eğitim ve çocuklarımıma okullarda verilen eğitimi ister istemez kıyasladım okurken . O kadar dolu dolu ve hayatı bütün bir şekilde okul sıralarına alan bir eğitim sistemi oluşturmuşlar ki gurur duydum. Dünya Klasiklerinin çevrilip okullardaki çocukların rahat ulaşabilmeleri için getirtilmesi , ceplerinde sürekli kitap taşımaları ... O kadar hoşuma gitti ki anlatamam . Ben 1990 lı yıllarda ortaokuldaydım. O yıllarda internet yok ve kitap sayısı da yetersizdi. İlk halk kütüphanesine giderdik ve bizi boyumuz küçük diye üst kata çıkarmazlar alt kattaki kitaplardan faydalanmamızı isterlerdi. Alt kattaki kitaplık ilkokullara yönelikdi ve bize yetmiyordu artık . Derdimizi anlatmaya çalışsak da anlayan - dinleyen bulamıyorduk!! Yine o yıllarda performans ödevi verilmişti. Bir eseri okuyup inceleyecektik.  Ben Balzac - Kırmızı Zambak'ı okumayı o kadar çok istiyordum ki anlatamam.  Eskişehir'de her kitapçıya gidip Balzac'ı sordum satın almak için , sonuç ise hüsran oldu . Balzac'ın hiçbir kitabını bulamamak bir kenara bazı kitapçılar da Balzac kim onu sordu... Sonuçta ne mi oldu ?? Komşumuzdan Yakup Kadri'nin Yaban romanını alıp onu okuyup inceledim ve Kırmızı Zambak içimde uhde olarak kaldı . Niçin illa Balzac diye direttiğimi hatırlamıyorum ancak okumayı ne kadar çok istediğimi hatırlıyorum. İşte Köy Enstitüsünde okuyan çocukları ne kadar şanslı bulduğumu artık daha iyi anlayabilirsiniz. 

   Yine Köy Enstitüsündeki eğitimi okuyunca geçen evde çocuklarla yaptığımız konuşmayı hatırladım. Bilim adamı  , felsefeci gibi tarihe adını yazdırmış insanların hayatlarını ve yapıtlarını incelerken bir değil birçok dalda aktif olduklarını görüyoruz. Astronomi , fizik , kimya , edebiyat ... Bir değil birkaç dilde eğitim alıp kendilerini geliştirirken birden fazla da yabancı dil öğreniyorlar. Peki günümüzde neden böyle değil. İstisnalar her zaman vardır ancak çoğunlukta işten eve evden işe . Avukat sadece avukat doktor sadece doktor . İkinci bir dalla , farklı uğraşlarla ilgilenip kendilerini geliştirenler çok az. Okullarda da benzer durum var. Farklı uğraşlar ile okulda ilgilenmek isteyenleri dalga geçerek karşılıyorlar çoğu zaman . Hemen öyle değil diye inkar etmeyin , şahit olduğum olaylar var. Bizim geçmişteki bu insanlardan ne eksiğimiz var da kendimizi geliştirmek istemiyor ve var olanı alıyoruz. Sadece tüketim toplumu olduk sayılır... Köy Enstitülerinde dikiş nakıştan tamirata , tarla sürülüp ekilmesine , araç sürülmesine , inşaat yapımından marangozluğa kadar öğretmen adayı çocuklara her şey öğretiliyordu. Kendi kendine yetebilen bu çocuklar mezun olup köylere öğretmen olarak gittikleri zaman sadece okulda değil hayatın her alanında halka eğitim veriyor , onlarla çalışıyordu .

  Köy ensititülerini çok sevdiğim ve kapatılmalarına çok üzüldüğüm için şimdiye kadar onlardan bahsettim ancak kitapta sadece bu anlatılmıyor tabii ki...  

  Ülkemizin  geçmişini okuyoruz kitapta. 1940- 1980 yılları arasında yaşananlar , ülkemiz için dönen dolaplar , ülke yönetimi , teknolojik ilerleme ve bunun engellenmeye çalışanlar anlatılırken bir döneme ayna tutuyor yazar . Bazıları bildiğiniz bazıları ise detaylarına hakim olmadığım olaylardı . Öyle ki tarihimizi okurken söylenerek , arada boğazıma takılan yumru nedeniyle mola vererek ve birçok bölümü işaretleyerek okudum. Ülkemizin iyiliğini istemeyen dış güçlerin oyunları ve bunlara maşa olan ülkemizden insanlar . İnsan kendi ülkesi gelişsin , büyüsün ister. Ancak görüyoruz ki kendi menfaatlerini ülkenin önünde gören insanlar var. Bağımsız yaşamak varken manda sitemini tercih edenler!!! Bu insanlara ne desem boş . Çünkü söylediklerimiz karşıdakinin anladığı kadardır , anlayacak kimseyi göremiyorum karşımda . Kulaklarını tüm gerçeklere tıkamışlar. 

   Bütün bu olanlar Fikret'in hayatının ekseninde okuyoruz . Zorlu hayatlar ve bu hayatın ortasında yeşermiş ve hiçbir gücün yıkmayacağı bir sevgi. Öyle bir sevgi ki uzaklık , mesafe , kırgınlık ve zorluk hiçbir güç onlara engel olamıyor . Ancak hayatın her zaman bilmediğimiz farklı planları vardır bizim için ve farklı insanları bir araya getiren kaderi okurken hem üzülecek , hem sevinecek , hem sinir olacak hem de gülümseyeceksiniz.... 

Keşke 'den Alıntılar:

 "Zaman, kaygısı ve telaşı olanın aleyhine işler ..." 

"... gerçekleri öğrenmeden yola çıkanlar yollarını şaşırırlar." 

" Suçluluk içinde kıvrananlar, vicdanın sesini duymamak için yalan söyler." 

"İmkansız ile mümkünün arasındaki fark insanın kararlılığında ve çabasında yatar. "

"Biz başarıya imrenen, okuyamadığımız kitaplara dertlenen gençlerdik." 

"En kusursuz plan bile aşk karşısında bozulmaya mahkumdur. "


Keşke
Kitabın Adı :Keşke
Yazar : Sema Soykan 
Yayınevi : Alfa Yayınları 
Sayfa Sayısı : 500

Bozkırı yeşertmek ne kadar sürer... Bir mevsim mi?

Gençlik, Eğitim, Aydınlanma, Özgürlük ne kadar sürer... On yıl mı?

Pişmanlık ne kadar sürer... Çeyrek asır mı?

Aşk ne kadar sürer...... Bir ömür mü?

Keşke... Hatalarımız, fedakârlıklarımız, kayıplarımız, sevgimizin ağırlığıyla, geçmişi, bugünü ve geleceği kuşatan bir "keşke" ne kadar sürer?

Sema Soykan'ın öğretici kalemi ve akıcı üslubuyla KEŞKE-Bir Köy Enstitüsü Romanı, sırlar ile özlemler, mağlubiyetler ile galibiyetler, imkânsız ile mümkün arasında savrulan altı hayatın perdesini aralıyor.

Yaşanmış olaylardan esinlenerek titiz bir araştırmayla yazılan KEŞKE, Türkiye’nin aydınlanma sürecinde yetişmiş iki öğretmenin –Sabia (Nedret) ve Fikret’in– yaşamöyküleri, vatan sevgileri, ölümsüz aşkları ve fedakârlıklarını anlatırken, Köy Enstitülerinin açılışından kapanışına, işleyişinden benzersiz eğitimine ve Türkiye’nin 1940-1980 yılları arasında yaşadığı siyasi süreçler ile emperyalizmin eğitimimiz ve de toplumumuz üzerindeki etkilerine de mercek tutuyor.

Sadece kişilerin değil, toplumların da keşkeleri ne kadar çoksa, hataları, mutsuzlukları ve pişmanlıklarının o kadar derin ve de yakıcı olduğunun hatırlanması umuduyla...









                                                     

11/04/2018

Felsefenin Kısa Tarihi - Nigel Warburton || Kitap Yorumu

Kasım 04, 2018 4 Yorum
Felsefenin Kısa Tarihi

  Felsefenin Kısa Tarihi'ni yaklaşık bir yıl önce satın almış araya çok fazla olayın girmesi ile bir kenarda bırakmak zorunda olduğum bir kitaptı. Her ay bir felsefe kitabı okumaya karar verinde hemen aklıma bir kenara bıraktığım kitabım geldi ve bol bol işaretleyerek , durup düşünerek okudum.

Sokrates'ten başlayarak günümüze kadar uzaman batı felsefecilerini tarihi sıralama ile yazıyor yazar kitapta. Kırk bölümden oluşuyor kitap. Her bölüm kısa ve eğlenceli bir anlatım ile yazılmış. Felsefecileri okuyucuyu sıkmadan örnekler ve farklı felsefecilerle karşılaştırarak , anlatıyor Nigel Warburton . Bildiğim felsefeciler ile ilgili bilgileri pekiştirirken yenilerini öğrenmiş , araştırıp okuyacağım kitapların listesini almış oldum okurken.

 Kitabın kapağında " varoluş hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!" yazıyor ve bu cümle bana göre sonuna kadar doğru. Çünkü ben okurken çok eğlendim.

 Felsefe'yi merak eden fakat sıkıcı kitapları okumak istemeyen , felsefeye giriş yapmak isteyenler için uygun bir kitap olduğunu düşünüyorum. Şahsen ben sırada bekleyen felsefe kitaplarımı okumadan önce ön bilgi olarak okudum kitabı.

Mutluluk , adalet , düzen , Tanrı gibi farklı konularda düşünen felsefecileri ve onların düşünce yapılarını okuyoruz kitapta. Fikirlerine katılalım ya da katılmayalım fakat farklı düşünce yapılarını öğrenmek insanın kendisini geliştirmesini sağlar. Eğlenceli bir biçimde felsefeye giriş yapmak isteyenler için tavsiyemdir.

Kitaptan Birkaç Alıntı : 

Sokrates için bilgelik , çok şey bilmek ya da bir şeyi nasıl yapacağını bilmek değildir. Bilgelikle neyi bileceğimizin sınırlarını da içererek, varoluşumuzun gerçek doğasını anlamayı kastediyordu. 

Sokrates ve Platon gördüğümüz dünyayı , yalnızca soyut felsefi düşünceyle ulaşılabilecek olan hakiki gerçekliğin soluk bir yansıması olarak düşünüyordu; Aristoteles ise tam aksine , çevresindeki her şeyin ayrıntısıyla büyülenmişti. 

Platon oturduğu yerden felsefe yapmaktan hoşnut olabilirdi ama Aristoteles duyularımızla deneyimlediğimiz gerçekliği keşfetmek istiyordu. 

Pyrrhon (İÖ 365 - 270) , tüm zamanların en ünlü ve belki de en uç şüphecisidir . Hayatı da oldukça gariptir. 

Ben varsam , ölüm yok ; ölüm varsa ben yokum. 

" Filozofça tavır ," değiştiremeyeceğiniz şeyleri kabullenmek anlamına gelir. 

Seneca , okurlarına her zaman kalabalıktan uzak durmalarını ve gereksiz işlerle meşgul olarak kendilerinden saklanmamalarını öğütledi. 

Rousseau ... Toplum Sözleşmesi başlıklı kitabının başında, " insan özür doğar , oysa her yerde zincire vurulmuştur" der. 



Kitap Hakkında Yazılanlar :

Batının düşünce tarihiyle ilgilenmek isteyenler için en uygun başlangıç noktası.
 -Publishers Weekly- 

 Felsefe öğrenmek isteyenler için paha biçilmez bir klasik. Felsefenin sanıldığı kadar karışık ve zor olmadığını, tam tersine güzel bir zihin alıştırması olduğunu kanıtlıyor.
-Oxford Times-

 Batı felsefesi tarihinde bir gezinti, öğretici ve eğlenceli.
 -Sacramento News and Review-



Felsefenin Kısa Tarihi - Nigel Warburton
Kitabın Adı :Felsefenin Kısa Tarihi
Yazar :Nigel Warburton
Yayınevi :Alfa Yayıncılık
Orjinal adı :A Little History of Philosophy
Çevirmen :Güçlü Ateşoğlu
Sayfa Sayısı :360


Felsefe gerçekliğin doğası ve nasıl yaşamalıyız sorularıyla başlar. Felsefenin Kısa Tarihi, görünüş ve gerçek, benliğin doğası, tanrının varlığı ve hem birey hem de toplumun bir üyesi olarak nasıl yaşamamız gerektiği gibi felsefenin ana temalarına odaklanıyor. 2000 yıllık Batı felsefesini Sokrates'ten hayvan hakları hareketine kadar ana hatlarıyla sunuyor. Warburton çoğumuzun gözünü korkutan ve anlaşılmaz bulduğu felsefeyi herkesin anlayabileceği ve günlük hayatında kullanabileceği bir konu haline getiriyor. Batı felsefesinin büyük düşünürlerini kronolojik sırayla tanıyacağınız, zevkle okunacak mükemmel bir giriş kitabı.


                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.