Paris Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paris Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/18/2019

Bakirelerin Alacakaranlığı - Pierre Louys

Ocak 18, 2019 3 Yorum
Bakirelerin Alacakaranlığı

  1870 Hollana'da doğan yazar 1925'te Fransa'da ölmüştür. Romancı ve şairdir. Yapıtlarında tenselliği kusursuz bir uslüpta yansıttığı söylenir.Eski İskenderiye'deki saray gözdelerinin yaşamını betimleyen Aphrodite  adlı romanıyla da büyük ün kazandı. Psyché (1927; Uyuyan Güzel, 1954) adlı romanı, ölümünden sonra yayımlandı. En iyi romanı, İspanya'da geçen La Femme et le pantin'dir (1898; Kadın ve Oyuncağı, 1940 / Kadın ve Kukla, 1959).

Pierre Louys


  Bakirelerin Alacakaranlığı benim yazar ile tanışma kitabım oldu. Kitabı instagramda Paris Yayınlarının çekilişinden kazanmıştım ve kitaplığımda okuyacağım anı bekliyordu kitap. Her zaman dediğim gibi her kitabın belli bir zamanı vardır okumak için . Kitabı daha önce birkaç kez elime alsam da okuyamadan bırakmıştım. Bu sefer ise kitabı aldım ve bir gün bile sürmeden bitti kitap.

İlk olarak kitabın ismi ve kapak görseli ilgi çekiyor. Farklı ve kendisine has bir öykü kitabı. İçerisinde beş adet öykü bulunuyor .

* LEDA ya da Kutsanmış Karanlığın İhtişamı

* ARİADNE ya da Sonsuz Huzurun Yolu

* NİL ÜZERİNDEKİ EV ya da Erdemin Sureti

* BYBLİS  ya da Gözyaşlarının Büyüsü

* DANAE ya da Kader

Her öykünün ortak noktası mitolojik yaratıkları ya da tanrıları içermesi ve bir anlatıcının bu öyküleri bize anlatması .  Mitoloji dediğim de Yunan Mitolojisi.

Öykülere örnek verecek olursam ilk öyküden örnek vereyim : İlk öykü kuğu ve bir su perisi arasında geçiyor ve bakire su perisi kuğu tarafından hamile bırakılıyor diyerek özetleyebilirim

Mitoloji ve bu tarz konular benim pek ilgi alanıma girmediği için kitap bana hitap etmedi.





Bakirelerin Alacakaranlığı - Pierre Louys
Kitabın Adı :Bakirelerin Alacakaranlığı
Yazar :Pierre Louys
Yayınevi :Paris Yayınları
Orjinal adı :Le crépuscule des nymphes
Çevirmen :Halil Sarıyar
Sayfa Sayısı :80


"Aşk en çok ama en çok acı çekmektir."

Bakirelerin Alacakaranlığı, Fransız şaif ve yazar Pierre Louys'un Yunan mitolojik superilerinin "klasik" hikâyelerinden yola çıkarak yazdığı altı parçayı içeriyor. Yazar her bir parçada bir su perisinin hikâyesini ele alıp onu dönüştürüyor, stilize ediyor. Bu yorumların her biri mitolojik kahramanlar aracılığıyla insanın temel duygularını ele alıyor, görünmeyen yönlerini açığa çıkarıyor, yeni bir bakış açısıyla yeniden yaratıyor.

 "Berrak gecelerde, suda kendine bakardı. Bir keresinde, şefkatli ellerinin altında ne kadar zarif olduğunu kavradığı boynunu çıplak bırakmak için saçlarını topuz yapmanın iyi olacağını düşündü. Mavi saç topuzunu esnek bir hasırotuyla tutturdu, su bitkilerinden beş büyük yaprakla ve solmaya yüz tutmuş bir nilüfer çiçeğinden kendine sarkık bir taç yaptı.

Başlangıçta bu şekilde dolaşmaktan büyük haz aldı. Fakat yalnız olduğu için onu kimse görmüyordu. Sonra mutsuz oldu ve kendiyle oynamayı bıraktı.

Ruhu henüz bilmiyordu fakat bedeni, Kuğu'nun kanat darbelerini beklemeye başlamıştı bile."


                                                            Kozmokitap

1/31/2017

Şeytan - Lev Tolstoy || Kitap Yorumu

Ocak 31, 2017 5 Yorum
kozmokitap


  En sevdiğim yabancı klasik eserler Tolstoy'un kaleminden çıkmıştır. Genellikle ağır ilerleyen ve çoğu kişi tarafından okurken sıkıldıklarını itiraf ettikleri klasikler Tolstoy'un kaleminden çıkınca daha sürükleyici oluyor. Yazarın yaşam öyküsü de beni etkilediği için belki kitaplarını bu kadar çok seviyorum.

  Şeytan yazarın ölümünden sonra bulunan bulunmuştur. İncecik olan bu kitap hızla bitiyor. Bu kitabın önemli bir özelliği de yazarın bu kitap için iki farklı son yaratmış olması. Belli bir noktaya gelince yazar seçimi bize bırakıyor. Hangi sonu okumak istersek ona yönlendiriyor ya da sırası ile ikisini de okuyabileceğimizi belirtiyor.

  İsmi Şeytan olsa da kitabın bu bir gerilim kitabı değil öncelikle onu belirteyim. Aslında bir dram kitap. Biraz psikolojiye de girersem id ile süper egonun tartışması da diyebiliriz.

   Yergeni babasından miras kalan çiftliği borçlarından kurtarıp büyük babasının zamandaki bolluğuna ve refahına kavuşturmak istemektedir. Bunun için şehirden ayrılıp çiftliğe annesinin yanına yerleşir ve çiftlik için elinden geleni yapmaya başlar. Bu arada da bekar ve genç bir erkek olduğu için hanım arkadaşlarla görüşmek ister. Bu küçük çevrede bunu nasıl yapacağını düşünürken bir aracı vasıtası ile köylü ve evli bir genç hanım ile görüşmeye başlar.....

kozmokitap


     Yevgeni bu ilişkiyi bitirip evlenir. Fakat bir süre sonra bu hanımı aklından çıkaramamaya başlar ve bu nokta da sorunlar başlar...

   İdin sürekli hatırlattığı tutku ve süper egonun direttiği toplumsal baskı ya da adına vicdan diyelim. Yevgeni bu iki etken arasında kimseye belli edemediği bir cehennem yaşamaktadır.

  Bu kitapta Tolstoy da bu ikilemi ve Yevgeni'nin tercih edebileceği iki farklı sonu da kendi üslubu ile bize aktarıyor. Ben de kalemine sağlık büyük üstat diyorum!.....







Kitabın Adı :Şeytan
Yazar :Lev Tolstoy
Yayınevi :Paris Yayınları
Çevirmen :Osman Çakmakçı
Sayfa Sayısı :80


"Tolstoy'un ölümünden sonra bulunan kitap!"
 Lev Tolstoy daha çok Rus toplumunu analiz eden epik romanlarıyla tanınır, ama elinizde tuttuğunuz Şeytan adlı bu novella onun en kişisel, kendisini, açığa vuran kitabıdır. Kitabın yaratacağı skandaldan korkarak sağlığında yayımlamamış ve kitaplığındaki çekmecelerden birinde saklamıştır. Kitap ancak ölümünden sonra bulunup yayımlanabilmiştir. Kitapta anlatılan hikâye kendi mülkünden köylü bir kadınla yasak ilişkiye giren toprak sahibi Tolstoy'un kendi yaşadığı bir ilişkiyle benzerlik gösteriyor. Her ne olursa olsun, kitapta cinsel çekim ve insan arzuları derinlemesine bir bakışla ele alınıyor. "Her şeyden önce Yevgeni fethedilmiş olduğunu, kendi iradesinin efendisi olmadığını ama içinde başka bir gücün ona hükmettiğini, sadece iyi talihin kendisini içinde bulunduğu durumdan kurtarabileceğini, bugün değilse bile yarın ya da ertesi gün her halükarda mahvolacağını hissediyordu. 'Evet, mahvolacağım,' başka türlü olması mümkün değildi: sevgili genç karısını köylü bir kadınla aldatmak, hem de herkesin önünde - bu mahvolmaktan başka neydi ki, bütünüyle mahvolmak, öyle ki yaşamak imkânsız olacaktı. Hayır, bir şeyler yapılmalıydı."



                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.