Sola Unitas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sola Unitas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3/04/2020

Şerbet - Dursaliye Şahan

Mart 04, 2020 2 Yorum
                     Şerbet


  Dursaliye Şahan'ın kalemi ile Şerbet kitabı ile tanıştım. Yazarı tanımadığım için kitabı okumadan araştırma gereği duydum. Bu konularda fazla meraklı sayılırım . Okuduğum kitabı kim yazmış , nasıl birisi , farklı kitapları var mı öğrenmek isterim.

  Dursaliye Şahan'ı araştırınca karşıma Sıla ve Küçük Gelin dizileri çıktı. Bu iki dizi de yazarın Hikaye Hırsızı kitabındaki " Güvercin " adlı öyküsünden yola çıkarak hazırlanmış. İki dizi de öyle hazırlanmış fakat bu dizileri yayımlarken yazara haber verilmemi hatta onun adı bile geçmemiş. Diziler yayınlandığı sırada yazarın haberi olmuş ve mahkeme aracılığı ile haklılığını ortaya koyarak maddi ve manevi tazminata hak kazanmış.  Yazarken iki satırda ne kadar kolay yazılıyor değil mi? Yazarın öğrendiği zaman yaşadığı sıkıntı ve sinir bozukluğunu az çok tahmin edebiliyorum . Mahkemeler ise iki dizi için de ayrı ayrı yaklaşık üç yıl sürüyor. Bir insanın ömründen geçen koskoca üç yıl ...

 Bu kısa bilgilendirmenin ardından kitaba yani Şerbet'e geçmek istiyorum. Şerbet on yedi yaşında bir genç kız. İlk sayfalardan sizi kitaba bağlayan deli dolu ancak kanınızın hemen kaynadığı birisi. Onun düşündüklerini ve yaptıklarını okuyunca onu sevmemenin imkanı yok .

Şerbet


 İlk sayfalarda dersane için fotoğraf çektirmeye gidiyor ve maruz kaldığı taciz karşısında susmayarak hak ettikleri tepkiyi göstererek dükkanı yerle bir ediyor , tabiri caizi ise değil tam anlamıyla yerle bir ediyor . Geçen gün bir fotoğraf stüdyosunun önünden geçerken aklıma Şerbet geldi . Şimdi buradan çıksa ne olur dedim :)) Kendi kendine gülümseyerek giden birisini görünce çevredekiler bana deli gözüyle bakmış olabilirler ...

Bir kapıcının kızı Şerbet . Annesi kapıcılık yapıyor , babası ise yok . Kadından kapıcı olmaz diyen apartmandakiler onları işten çıkarmaya çalışmaktadırlar. Maddi sıkıntılar bir yana bir de bu insanlar var halden anlamayıp anne kızı sokağa atmaya çalışan. Böyle bir ortamda yetişen bir çocuk ya içine kapalı olur ya da saldırgan bir hale gelir .  Şerbet de kendini savunmayı öğrenen , ağzı biraz bozuk bir  kız .  Şerbeti , yaşamını ve arkadaş çevresini öğrenirken tarihimizdeki o korkunç gece gelip çatar . 15 Temmuz gecesi. Şerbet ve arkadaşları darbeye karşı sokağa dökülürken genç kalplerde aşkın heyecanı da ortaya çıkmaktadır .

 Kitabın çoğu Şerbet'in anlatımı ve onun çevresinde gelişmektedir.  15 Temmuz gecesine gelindiğinde de farklı karakterlere ve yaşadıklarına değinilerek onların da sokağa dökülüp Şerbet ve yanındakilere katılma öyküsüne yer verilmiştir.

Sade ve eğlenceli bir kalemi var yazarın . Kitaba başladığınız zaman elinizden bırakamadan bitiriyorsunuz. Ben yazarı ve kitabı çok sevdim . Diğer kitaplarını da okumak istiyorum şimdi. Bulabilirsem bakacağım yazarın kitaplarına.




Şerbet
Kitabın Adı :Şerbet
Yazar :Dursaliye Şahan
Yayınevi : Sola Unitas
Sayfa Sayısı :215


Okulun baş belası,
 kapıcı Suna’nın tek varlığı,
 basketbol maçlarının aranılan
oyuncusu, küfürbaz Şerbet; platonik
aşkı Arda’nın peşinde koşarken 15
Temmuz 2016’da daha önce hiç duymadığı
bir sözcükle tanışır: Darbe!

17 yaşındaki Şerbet
 o gece birden bire büyür.








Dursaliye Şahan Kimdir?

    Yazar , Sivas'ın Geyikpınar Köyünde doğmuştur. Dört        yaşında ailesi ile birlikte İstanbul'a göç etmiş, orada 13        yıllık banka memurluğunu, Londra'da temizlik işçiliği,           öğretmenlik ve gazetecilik takip etmiştir. Aynı yıllarda        kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı              öyküler ve tiyatro oyunları yazmıştır. Yazarın birçok            öyküsü İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde ve anonim    kitaplarda yayımlanmıştır.

     Yurt içi ve yurt dışından çeşitli öykü ve edebiyat ödülleri  alan Dursaliye Şahan, Anadolu Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümünden mezun olmuştur. Yazar halen çocuklara, engellilere ve yetişkinlere yaratıcı yazı ve kısa film öykü atölyeleri düzenlemektedir.




                                                     

6/21/2019

Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak - Hakan Urgancı

Haziran 21, 2019 8 Yorum
Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak

  Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak , Hakan Urgancı 'nın kalemi ile tanışma kitabım oldu. Kitabın ismi zaten ilk önce oku beni diyor.

  "Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak" , bu başlığı okuyunca aklıma gelen ilk şey neden elimden bırakayım oldu. Hep bir muhalefet tarafı oluyor insanın , söyleneni hep sorguluyor . İşte Yazar kitabın ismi ile bile olsa bana "Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak" dediği zaman ben de olmaz önce bir okuyayım dedim. Kitabın kapağında bir de anlatılmaması gereken öyküler yazmışlar. İnsan bu kadar de meraklandırılmaz değil mi????

   Kitabın kapağından içine geçemedin diyeceksiniz ama yine kapaktan bahsedeceğim. Kapakta Hakan Urgancı hakkında " Korkulası şeylere güldüren yazar " yazaıyor. Kısacası kapakta bizi merak duygusuna yenik düşürmek için ellerinden geleni yapmışlar. Kimdir bu Hakan Urgancı ? Siz tanıyor olabilirsiniz fakat ben yazarın kalemi ile ilk defa tanıştığım için bir bakayım nete dedim.

  1970 İzmir doğumlu olan yazar . 1994 yılında Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirmiş. Diksiyon ve spikerlik kurslarına da giden yazar bir çok programda spikerlik , belgesellerde ise seslendirme yapmış. Halen TRT de spikerlik yapan Hakan Urgancı kişisel gelişim alanında üniversitelerde seminer vermektedir. Halen Yeni Asır gazetesinde de köşe yazıları yazmaktadır.

Yazarı nette araştırırken Yeni Asır gazetesinden kitabından bahsettiği bir yazısına denk geldim. Kitabı için " Bu kitabımda da sizi korkmanız gereken şeylere güldüren yetişkin masalları sunuyorum. " diyordu. Bu cümle tam da yazarın yazdığı kitabı tarif ediyor.

Yazardan ve kapaktan bu kadar bahsettikten sonra kitabın konusundan bahsedebilirim. Kitap bir öykü kitabı. Birbirinden bağımsız gibi görünen altı öykü görünse de bir nokrada karakterler arasında bağlantıyı fark ediyorsunuz. Onun da ötesinden öyküler bizim toprağımızda geçiyor ve kahramanları bizden birileri...

Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak


  İlk öykü " Geldiler " . Hollywood filmlerinde görürüz , uzaylılar hep Amerka'ya gelir ve kahraman Amerikalılar ise dünyayı kurtarır. Bir kimse de neden hep size geliyorlar demez. İnsanların lideri sorulunca da kendi başkanlarını gösterirler. Fakat bu öyküye Amerikalılar çok bozulacak çünkü ufo bu sefer Türkiye'ye geliyor. Bizim neyimiz eksik değil mi? Biz daha misafirperver bir millet olarak onları daha iyi ağırlarız :D İşte bu öykü de ufonun ülkemizde konuşlanması ve olanları trajıkomik bir biçimde anlatıyor. Tepkiler ve olanlar tam da bizim milletten beklendiği gibi...

İkinci öykü " Can Yoldaşı " nda uzun yol şoförü anlatılıyor. Türkiye'den avrupaya yola çıkan şoför , hayatı , yaşadıkları yer almış bu öyküde. Bize yol durumunu , kendi hayatını anlatırken aldığı otostopçu ve bir radyo programı ile bu yol bambaşka bir yol haline gelecektir.

Üçüncü öykü ise " Bir Halk Kahramanı" . Hiç film veya öykülerdeki süper kahramanlardan Türk olanını gördünüz mü? Bir zamanlar Gazman vardı , başka  da hatırlamıyorum. İşte bizim topraklarımızdan çıkmış ve kendini çoğunlukla gizlemiş bir süper kahramana değiniyor yazar. Artık yetmiş yaşlarına gelmiş kahramanımız bir açılış törenine davet edilir ve orada olanları ise okuyup görebilirsiniz.

Dördüncü öykü " Yeme Beni " . Her yaz yeni çıkan şarkılar eşliğinde dans edilir eğlenilir. Şarkıcıların çoğu hit şarkı peşindedir. İşte beste fabrikası da denilen şarkıcı yaz için yeni yazdığı sözleri için yeni bir yazılımı deneyerek beste yapacak ve onu ilk kez lansmanda çalacaktır. Çalınacağı güne kadar kendisi de tamamını dinlememiştir. İşte o lansmanda olanlara yer veriyor bu öykü. Gerilim - korku filmlerini aratmayan sahneler bizim kahkaha atmamızı sağlıyor. Üstelik bu öyküde yer alan bir çok isim size TV dünyasından tanıdık gelecektir. Ben bir çoğu kim çıkarttım bazılarından ise emin değilim .

Beşinci öykü ise " İstenmeyen Tüyler " . Doğrusu bu öykünün ismi konuya o yapılan işe o kadar uymuş ki çok hoşuma gitti. Bir kuaförün arka odasında yapılan ve bilmek istemeyeceğiniz gizli işleri anlatıyor öykü ...

Son öykü ise " Kaçış Edebiyatı "  Diğer öykülere göre içine girmekte zorlandım bu öykünün. Birkaç sayfa sonra ise kendimi kaptırdım ve nasıl bittiğini anlamadım. Bu öykü birçok film ve gerilim kitapta karşılaştığımız durumun birleştirilerek yeni bir yön verilmiş ve öyküleştirilmiş hali.

  Ben her öyküyü , yazarın anlatım tarzını , öykülerinde gerilim - gizem ve komediyi birleştirmesini çok sevdim.  Bu kitabı öykü sevmeyenlerin bile seveceğini düşünüyorum.





Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak
Kitabın Adı :Şimdi Elindeki Kitabı Yavaşça Yere Bırak
Yazar :Hakan Urgancı
Yayınevi :Sola Unitas
Sayfa Sayısı :264


"Geldiler, yakından da baktılar. Yine ikna olmadılar. Bu garip topluluk, uzaylıların varlığından rahatsız olmak bir yana, onlardan kâr bile sağlamıştı. Şimdi tanışma, ödeşme zamanıydı. Beyinlerimize girdiler ve öykülerimize sızdılar. İnsan olmanın, Türk olmanın ne demek olduğunu, anlattıklarımızdan süzüp aldılar. Gündelik hayatla bilinçaltının kesiştiği bir yerde, kocaman gözleri ve olmayan kulaklarıyla kimi zaman komik, kimi zaman korkunç ama çoğu zaman delice olan öykülerimizi sabır ve ilgiyle dinlediler. Bu kitap, o öykülerin geçtiği zaman dilimlerine, o yaşamlara sizi de misafir ediyor. Dinlemek isterseniz, anlatacak tuhaf öykülerimiz var. Belki de anlatılmaması gereken öyküler..."

Dev bir uçan daire, Ankara'yı dünyanın yeni çekim merkezi yapıyor.

Bir tır şoförü, fantastik bir radyo istasyonu ile bağlantıya geçiyor.

Türkiye'nin ilk süper kahramanı, emeklilik töreninde milletvekili danışmanı ile kapışıyor.

Bir pop yıldızının albüm tanıtım gecesi, faciaya dönüşüyor.
Sıradan bir mahalle kuaförü, kadınları istenmeyen tüylerinden kurtarıyor. Hepsinin gitmesi gerektiğinden emin misiniz?
Popüler gazeteci, teknolojik bir otelde hayatının sınavını veriyor.
Bizi korkulası şeylere güldüren Hakan Urgancı, tanıdık kahramanlarını fantastik gerçeklerle çarpıştırarak fena şekilde eğleniyor. Bir yandan da ‘Günümüz Türkiyesi'nin bir portresini çiziyor. Tüyleriniz diken diken olurken kahkaha atmak istiyorsanız başlayın. Yoksa elinizdeki kitabı yavaşça yere bırakın!


                                                            Kozmokitap

6/18/2019

Kayıp: Ruhlar Savaşı - Dilara Kaymak

Haziran 18, 2019 3 Yorum
Kayıp: Ruhlar Savaşı


   Fantastik tarzda kitaplar okumayı sever misiniz? Ben çok severim . Farklı dünyalar, farklı ırklar, süper güçlü insanlar... Bu hayatta yapamadıklarımızı ve göremediklerimizi fantastik kitaplarda okuyor , yaşıyoruz. Kayıp : Ruhlar Savaşı fantastik türde bir kitap. Yazar Dilara Kaymak'ın kalemini ilk defa okudum . Wattpadde yazmış yazar ve kitabı Sola Unitas Yayınları tarafından kitap haline getirilmiş. İyi ki getirmişler çünkü ben wattpad okumuyorum. Kitabı gerçekten çok başarılı buldum. Konu , karakterler muhteşemdi. Yazarımızın kalemine yüreğine sağlık. İkinci kitap yoldaymış umarım fazla bekletmez bizi

.Kısaca kitabın konusundan bahsedeyim: Altı krallık uyum içinde yaşarken Güneş Krallığı , Ay Krallığına saldırır ve onu hakimiyeti altına alır. Ay krallığının küçük prensesi annesinin yardımı ile kaçar ve kendisini gizlemek zorunda kalır .

Bu noktada dünyanın farklı krallıklara bölünmüş olduğunu okuyunca aklıma Avatar : Son Hava Bükücü  çizgi filmi geldi. Orada da ateş ulusu diğer krallıkları tehdit ediyor , ele geçirmeye çalışıyordu. Çocuklar küçükken pazar sabahları çok severek seyrederdik . Ahh eski günler, tadı bambaşkaydı. Şimdi aynı tadı veren bir çizgi film bulamıyorum maalesef. Hatta bu çizgi filmi sinema filmi halinde yayımladılar onu da sevmedim. Avatar karakterini canlandıran oyuncu bana göre çizgi filmdeki kadar sevimli ve sempatik değildi .

 Kitapta dünya Avatardakinden farklı olarak dört değil altı krallığa ayrılmıştı. Dört elemente ek olarak Ay ve Güneş Krallığı.  Ay krallığı denilince de aklıma tahmin edebilirsiniz ki Sailoormoon geldi. Usagi'yi az seyretmemiştim zamanında .)) Bizim kanallarda bütün bölümler yayınlanmayınca devam bölümlerini Alman kanallarında almanca olarak izlemiştim. Şimdi almanca biliyor musun diye sorsanız hayır derim. Çoğu kelime zaten ingilizceye benziyor ve konunun gidişatından anlıyorsunuz :D

Avatar


Konuyu dağıtıp çorba yapmadan kitaba döneyim ben yine ...

Yıllar önce söylenen kehanet iki çocuğu karşı karşıya getirecektir. İki varis ... Bu karşılaşmadan sadece birisi canlı çıkacaktır...

Bu noktada da kehaneti söyleyenlerin işi gücü yok mu diye düşünüyorum. Bir çok insanın hayatını mahvediyorlar. Sonlarda da görüyoruz ki çoğunlukla bu kehaneti söyleyenlerin de kendi çıkarları söz konusu ya da bir intikam meselesi var. Neyse onlara nazaran biz sessiz sakin yaşamaya devam ediyoruz işte..


Kehanetler, özel güçler, büyücüler, gizlenen prenses, ailesinin yaptıklarını onaylamayan ancak karşı da gelmeyen bir prens ...

 Bir prens bir de prenses , arada da kehanet olunca insanın aklına ister istemez aşk da var mı diye geliyor . Okuyup göreceğiz var mı yok mu ;)

Gizem, heyecan , sevgi duygularını bir arada yaşadım, büyük bir merak ile sayfaları çevirdim kitapta. Bazı bölümlerde kızdığım karakterler de oldu, farklı davranmalarını istediklerim de. Bir de öyle bir yerde bitti ki merakta ölüyorum ... Serinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Fantastik kitap severler bu kitabı kaçırmayın  . .



Kayıp Ruhlar Savaşı Kitabın Adı :Kayıp: Ruhlar Savaşı
Yazar :Dilara Kaymak
Yayınevi :Sola Unitas
Sayfa Sayısı :552


Altı krallığın uyum içinde yaşadığı Terra’da patlak veren isyan, yüzyıllar boyunca süregelmiş barış ve huzurun son bulmasına neden olmuştu. Başkent Lotus’ta can veren her bir beden, topraklarını kana bulamış düşmanın öfkesini daha da alevlendirmişti. Düzen altüst olmuştu, üstelik düşmanın pes etme gibi bir arzusu da yoktu. Hiçbir şeyden haberi olmayan iki küçük çocuk, sonu gelmez gibi görünen bu büyük savaşın tam ortasında kalmıştı. Bir kehanet vardı ve bu iki çocuğun da kaderlerinin tekrar kesişmesini sağlayacaktı. Birbirinden habersiz, ait olmadıkları, evlerinden uzak yerlerde büyüyerek daha onlar doğmadan önce belirlenmiş gelecek için savaşacaklardı. Ancak sadece biri hayatta kalabilecekti.


                                                            Kozmokitap

Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.