Ayşegül Çiçekoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayşegül Çiçekoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12/10/2019

Senden Vazgeçmem - Ayşegül Çiçekoğlu

Aralık 10, 2019 4 Yorum
Senden Vazgeçmem - Ayşegül Çiçekoğlu


   İlk olarak Bırakma Ellerimi ile tanıştım Ayşegül Çiçekoğlu 'nun kalemi ile . Yazım tarzı ve duyguları okuyucuya yansıtıcı o kadar hoşuma gitti ki sonrasında kitaplarını buldukça alıp okudum . Ailemizin yazarı oldu taciri caiz ise .

  Her kitabı ile farklı duygusal ortamlara yolculuk Ayşegül Çiçekoğlu 'nun yeni kitabı Senden Vazgeçmem, çiçeği burnunda yayınevi Pika Yayınlarından çıktı.  Kitap yeni çıktı , ben de yeni okudum fakat kitap aslında yazar Ayşegül Çiçekoğlu 'nun ilk yazdığı kitapmış.  Yazmış fakat yayımlamamış.  Yayımlanması yönünde bir istek gelince tekrar gözden geçirmiş ve yayımlanmış.  İyi ki yayımlanmış çünkü ben çok sevdim .

  Nisan ve Devrim' i okuyoruz kitapta . Henüz yirmi günlükten çocuk yurduna bırakılan Nisan , aynı zamanda ailesini trafik kazasında kaybeden Devrim ...
 Devrim 'i dayısı yanına alır.  Yengesi ve yeğenleri onu aralarına alıp çok sevmiş olsalar da onun içindeki fırtınalar dinmemiştir bir türlü .

 Nisan yalnız bir çocuktur , diğer çocuklardan farklı.  Yurt müdiresi ona kendi çocuğu gibi davranır . Sonra da koruyucu ailenin yanına gider.  Koruyucu aile Devrim'in de ailesi olan Asuman ve Kenan 'dır .

 İki yaralı çocuk bu ailede sevgiyi ve ihtiyaçları olan ilgiyi bulurlar . İyi eğitim alırlar.  Peki aşk. .. Evet , aşk da aslında fazla uzak değildir ...

 Çekingen Nisan'ın kendinden emin güçlü bir kadın olması çok güzeldi . Devrim ise tavırları ve gelgitleri ile beni çok kızdırdı . Evin kütüphane odası ise en sevdiğim yer oldu . O ortamı , sıcaklığı kelimelerin ötesinde hissettim .

 Hızla okudum ve çok sevdim kitabı . Hisli ve duygulu bir kitaptı . Kitabın sonunda bazı yerlerde olan olayları sanki daha önce okumuş ya da duymuş gibi hissettim. Çok tanıdık geldi bana ancak nereden hatırlıyorum çıkarmadım.  Birçok duygusal - dramatik kitaplar ya da filmler belli bir düzende ilerlediği için sanırım bu his oluştu.  Fakat dediğim gibi sevdim kitabı ...




Senden Vazgeçmem - Ayşegül Çiçekoğlu
Kitabın Adı :Senden Vazgeçmem
Yazar :Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi :Pika Yayınları
Sayfa Sayısı :296

Annesinin soğuk bir İstanbul akşamında kimsesiz çocuklar yurdunun kapısına bıraktığı küçük bir bebek: Nisan.

Ailesiyle çıktıkları bir yolculukta trafik kazası nedeniyle tüm ailesini yitiren küçük bir çocuk: Devrim.

Hayat onları yıllar sonra aynı evde buluşturuyor. Nisan kendine kurduğu yeni hayatta terk edilmişliğini unutmaya çalışırken Devrim geçmişin bıraktığı vicdan azabının izlerini silmeye uğraşıyor. Küçükken başlayan atışmaları, kavgaları, zamanla derin bir bağa evriliyor. Çok farklı ülkelerde yaşamaya başlasalar da aralarındaki kilometrelere aldırmaksızın birbirlerinde buluyorlar mutluluğu. Ta ki…







Ayşegül Çiçekoğlu Kimdir ?

Senden Vazgeçmem - Ayşegül Çiçekoğlu

İstanbul doğumlu olan Ayşegül Çiçekoğlu evli ve bir kızı var . Son birkaç yıldır İstanbul , Ayvalık ve Rize Fındıklı üçgeninde yaşıyor.  Uzun yıllar profesyonel iş yaşamının içinde olan yazar eşinin teşviki ile yazmaya başladı . 








Ayşegül Çiçekoğlu'nun Okuduğum Kitapları : 

Sensiz Geçen Yıllarım Yankı - Ada 

Gözyaşlarımız 

Benim Hayatım 

Bırakma Ellerimi 

Sevginin Esareti

İntikam






        Kozmokitap

2/17/2019

Sensiz Geçen Yıllarım Yankı - Ada || Ayşegül Çiçekoğlu

Şubat 17, 2019 5 Yorum

Sensiz Geçen Yıllarım

“Yaşamda seyirci olma Ada, oyuncu ol. Mutlu olanlar oyunculardır. Seyirciler sadece başkalarının mutluluğuna bakarlar. Bunu sakın unutma.”


Ayşegül Çiçekoğlu'nun son çıkan kitapları Sensiz Geçen Yıllarım  Yankı ve Ada . İki kitaptan oluşan seri bana göre birbirinin ardından fazla bekletilmeden okunmalı. Birbirini tamamlayan kitaplar. Bu nedenle de ben ikisine ayrı ayrı yorum girmek yerine beraber yorum girmeyi tercih ettim.

Yazarın daha önce okuduğum kitaplarının her birini çok sevmiştim. Romantizm ve dram içerikli kitaplardı. Bu kitaplarında da yazar yine tarzını bozmamış. Tek fark kitabı iki farklı karakterin dilinden anlatması. Yankı'da kitabı Yankı'nın bakış açısından ve onun yaşadıklarını anlatırken Ada'nın çoğu bölümünü de Ada'nın yaşadıkları ve onun bakış açısı ile yazmış.

Yankı


Yankı ve geçirdiği trafik kazası ile başlıyor kitap. Kaza sonrası hastane odasında yaşadıklarını ve hissettiklerini anneannesi Helga'ya anlatıyor Yankı. Bu sayede büyükanne ve torun arasındaki ilişki daha da yakınlaşırken Yankı da kendini tahlil etmiş oluyor. Bazen yaşanılanlara ve hislerimize dışarıdan üçüncü şahıs olarak bakmak ya da olayların dışından bir göze anlatırken hatalarımızı daha kolay fark ederiz.


" Bu kadar küçük yaşta başlayan sevgi bitmeye mahkumdur. "
 "Neden?"
 "Hiç kimse aynı kalmaz Yankı. Büyüdükçe değişirsin ve duygular da değişir. "
 "Hala o kıza karşı aynı şeyleri hissettiğimi söyleyebilirim Helga. Aşk hiç değişmez. "
 " Yanılıyorsun. En hızlı değişen şey aşktır Yankı . Bunu sakın unutma. "


  Yankı ile birlikte biz de o güne kadar yaşadıklarını öğrenmeye başlıyoruz ve aslında asıl kurgu da bu noktadan sonra başlıyor.

 Yankı ve Duru çocukluk aşkıdır. Dokuz yaşında birbirlerini tanırlar ve o günden sonra ayrılmaz ikili olurlar. Büyüdükleri zaman evleneceklerine kesin gözü ile bakarlar. Daha doğrusu Yankı'nın ağzından okuduğumuz için olanları Yankı bu konuda emindir. Hem bu konuya kesin gözüyle bakıp o şekilde büyümüştür. Duru'ya sırılsıklam aşıktır ve aksini hiç düşünmemiştir. Duru ile ilgili tartışmalarda hep alttan almış , onun kaprisine boyun eğmiştir. Aradaki farklılıkları görmezden gelmiş ya da önemsememiştir.

Ada , Duru'nun kuzenidir. Anne ve babası bir yangında öldükten sonra dayısı onu yanına almıştır . Yengesi onunla hiç ilgilenmemiş , onu sevmemiş ve kuzeni Duru da ona hep kötü davranmıştır. Beş yaşında dayısının yanına gelen Ada'nın çocukluğu ve gençliği mutlu geçmemiş hep yalnız kalmıştır. Bu dönemlerde tek arkadaşı Yankı'dır. Arada beş yaş olmasına rağmen onu koruyup kollamaya çalışmıştır Yankı , Duru'ya rağmen. Ada'nın Yankı ile konuştuğunu gören Duru her seferinde Ada'ya kızmış ve ona dünyayı zehir etmiştir.

Karakterler hakkında kısaca bilgi verdikten sonra içerikten çok bahsetmek istemiyorum çünkü okuyarak öğrenmeniz gerekiyor. Ben kısaca hissettiklerimden bahsetmek istiyorum .

Sensiz Geçen Günlerim


Sevgi , bağlılık, kıskançlık, bir konuda saplanıp kalırken gerçeklerin gözden kaçırılması , yapılan haksızlıklar, özlem anlatılıyor kitapta.

Karakterlerin kızdığım o kadar çok yönü oldu ki!! Kendi intikamı uğruna harcanan bir hayat , verilen söze sadık kalmama, bencilce hislerle karşısındakini istemeden de olsa kırma... İstemeden diyorum çünkü hiç düşünmeden hareket etti Yankı . Birçok hayatı mahvedecek bir kararı tek başına aldı. Sadece kendisini ve kendi hislerini düşünürken zor duruma düşüreceği insanları ve yıkılan gururu , bunun nelere mal olacağını hiç umursamadı. Çok kızdım Yankı'ya çoook !!!! Yanımda olsa ne bağırmakla ne de saçını başını yolmakla rahatlayamazdım sanırım. O kadar kızdım!!!!  Duru bencil bir kız . Aptal aşık pozisyonunda olan Yankı bunu fark edemiyor maalesef. Zaman insanları ne kadar değiştirecek okuyup da göreceğiz. Ada ise en masumları . Kimsesizliği sonuna kadar hissettiriliyor. Tüm dışlamalara rağmen içindeki iyiliği güzelliği korumayı başarıyor. Onun gibi affedici olabilir miydim bilemiyorum.

"Bu hikayenin en başından beri dikkatimi çeken ne oldu biliyor musun Yankı?”
“Ne?”
“Duru’yu anlattığın tüm o anılarda sürekli olarak ona aşığım dedin ama Ada’yı anlattıklarında sevgiden bahsettin.”
“Bunun nesi garip? Duru aşık olduğum kızdı.”
“Evet, aşık olduğun oydu, ama sen kabul etmesen de o aşk siz büyürken bitmişti. Aşk ve sevgi arasındaki farkı biliyor musun Yankı?”
  Sessiz kaldığımda bana bakarak gülümsedi. Sonra yavaşça konuşmaya başladı.
“Aşk hoşlanmadır ve geçicidir. Birden gelir ve insanı kör eder. Gözün aşık olduğundan başkasını görmez. Hep yanında olmak istersin. Sevgi ise bağlılıktır Yankı. Onun yanında kendin olabilmektir. Rol yapmana gerek kalmaz çünkü sevginin buna ihtiyacı yoktur. Sevgi huzurdur, güvendir. En önemlisi, sevgi sonsuzdur.”

Yine hızla , merakla okuduğum kitaplar oldu Yankı ve Ada. İkinci kitabın bir bölümü ilk kitapta yazılanların Ada'nın ağzından okuduğumuz bölümler . Bu nedenle aynı yerleri tekrar okumuş gibi oldum. Ben farklı karakterlerin ağzından aynı olayları okumayı çok sevmiyorum. Fakat böyle okumayı seven kitapseverler olduğunu bildiğim için bir şey de söyleyemiyorum. Bana göre bu bölümler kısa geçilip tek kitap halinde yayımlanabilirdi. Tabii ki renkler ve zevkler farklı olduğu için kimseyi eleştiremem bu konuda.

 Sadece filmlerde görülen kusursuz karakterler beklemeyin kitapta. Hayattan uç da olsa bir kesit olmuş kitapta. Karakterler aslında kötü niyetli olmayan fakat yaşları ile doğru orantıda daha çok kendi iç seslerini dinleyen ve bir adım ilerisini fazla düşünmeyen tipler . Başlarına gelenlerin çoğu da bu yüzden sanırım. Uzun lafın kısası karakterlere söylene söylene okuduğum güzel bir kitap oldu benim için Sensiz Geçen Yıllarım Yankı ve Ada.

Yankı - Sensiz Geçen Yıllarım
Kitabın Adı : Yankı - Sensiz Geçen Yıllarım
Yazar : Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı :312


“Buradan giderken yirmi beş yaşında, hayalleri olan bir delikanlıyken artık otuz iki yaşında, hayattan zevk almasını beceremeyen, sevdiklerimden uzakta yaşadığım her yıl yüreğimde var olan sevgiyi yitiren bir adamdım. Ne hayallerim vardı artık ne de yaşama isteğim. Yıllarca peşimi bırakmayan pişmanlıklarım, ne yaparsam yapayım susturamadığım vicdanım ve unutamadığım anılarım da benimleydi. Buradan giden adamla, şimdi dönen adam arasında dağlar kadar fark vardı.”
Hayalleri yıkılan ve gelecekten bir beklentisi kalmayan bir adam ne yapar?
Yankı gitmeyi seçti.
Bir sabah ardında ailesini, doğduğu şehri ve ülkesini bırakarak kimselere haber vermeden çekip gitti. Aradan geçen yıllar geçmiş hayal kırıklıklarını, pişmanlıklarını ve özlemini ortaya çıkardı. Gitmek kolaydı, peki ya dönmek?
Yıllar sonra sevdiği şehre geri döndüğünde onu bir sürpriz bekliyordu. Üstelik giderken ardında bıraktığı hiç kimse eskisi gibi değildi. Yıllar herkesi değiştirmiş, pişmanlıklar ve acılar bir kez daha gün yüzüne çıkmıştı.


Ada- Sensiz Geçen YıllarımKitabın Adı : Ada - Sensiz Geçen Yıllarım
Yazar : Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı :312


“Yarım kalan sevinçlerim vardı benim. Yarım kalan mutluluklarım. Daha tohum halindeyken, filiz bile verememişken solmuş umutlarım vardı. Hep bir yanım eksikti. Hiç tamamlanmamıştım şimdiye kadar. Hep yarım kalmıştım. İlk defa dün akşam kendimi tamamlanmış hissetmiştim, oysaki bu bir yanılsamaydı. Yankı gitmişti. O pırıl pırıl parlayan güneş sanki önünde koyu bir bulut varmış gibi tüm güzelliğini ve ışığını kaybetmişti.”
Henüz beş yaşındayken kaybettiği anne ve babasının ardından büyük bir yalnızlığa gömülen Ada, içinde biriktirdiği binlerce kelimeyi defterlere yazarak ve tek bir kişiye karşı duyduğu imkânsız aşkını anlatarak geçirdi çocukluk yıllarını. Ta ki bir gün o imkânsız aşkına kavuşuncaya kadar. Ancak gözlerini açtığında, yıllar sonra kavuştuğu çocukluk aşkını kaybedeceğini bilemezdi.
Aradan geçen yıllar kimsesiz Ada’nın küllerinden yeniden doğmasını sağlayıp onu güçlü bir kadın mı yapacaktı yoksa çocukluğundan beri içinde debelendiği yıkıntıların altında mı kalacaktı?
Günün birinde her giden geri gelirdi ve o gün geldiğinde Ada’yı önemli bir karar bekliyordu.


Yazarın Okuduğum Kitapları : 

Benim Hayatım 

Gözyaşlarımız

Bırakma Ellerimi 

İntikam 

Sevginin Esareti


Ayşegül Çiçekoğlu : 
Ayşegül Çiçekoğlu






                                                            Kozmokitap

10/20/2018

Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu || Kitap Yorumu

Ekim 20, 2018 1 Yorum
Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu

" Geçmişi bilmek bazen geleceği şekillendirir. " 

   Ne yazsa severek okuduğum , en sevdiğim yerli yazarlardan olan Ayşegül Çiçekoğlu 'nun yeni kitabı Gözyaşlarımız hızla okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. Ne kadar hızlı okursam okuyayım  etkisinden aynı hızla kurtulamadım. Cok etkileyici bir kitaptı ve yazarın kitapları arasında en çok bu kitabı sevdiğimi de belirtmeliyim. 

  Genç yaşına rağmen başarılı bir yazar olan Öykü ondört yaşında anne ve babasını kazada kaybetmiştir. Bu hayatta yapayalnızdır. Depresyonun diplerindde sürünürken babannesinin öldüğünü söyleyen bir telefon alır. Sevmediği birisi olan babannesinin ölümü onu etkilememiştir. Cenazeye de gitmek istemez fakat avukatın ısrarları sonucunda gitmeye karar verir ve bu hayatını değiştirecek , geçmişini aydınlatacak ve geleceğine de aslında yön verecek bir karardır. 


"... Beraberce kaybettiğimiz şeyleri düşündük. Hangimizin kayıpları daha büyüktü bilmiyorum .  Annem ailesinin geçmişini kaybetmişti.  Bense geleceğimi... "  

Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu

  Öykü'nün babannesi İznik'te yaşamıştır. Ah İznik ah!!! Bu sene ziyaretine gelemedim , çok özledim seni... Kitap aracılığı ile bir nebze olsun hasretim dindi. Keşke o çiftlikte ben de yaşasaydım. Kimbilir belki bir gün benim de öyle bir çiftliğim olur ... Babannesi Piraye Hanım eşyalarını sadece Öykü'nün elden geçirmesini istemiş , o gelmezse de eşyalarına kimse bakmadan yakılmasını vasiyet etmiştir. Öykü başlarda gönüllü olmasa da , aslında tanımadığı babannesinin eşyalarını merakına yenilip elden geçirmeye başlar ve karşısında çok büyük bir dram ve bu dram karşısında yıkılmayan , güçlü bir kadın bulur. 


Dünya çok büyüktü , hayatından çıkan insanı bir daha görmen mümkün olmayabiliyordu ama kader denilen şey, dünyayı küçücük yapabiliyordu.

  Piraye Hanım'ın gücüne hayran kaldım . Kitabı büyük bir merak ve duygu karmaşası içerisinde okudum. Sonlarda ise gözyaşlarıma hakim olamadım . Beni çok etkileyen kitaplar arasında yerini aldı Gözyaşlarımız. Saraj Jio ve Kimberley Freeman kitaplarını sevenler bu kitaba da bayılacaklardır. Yazarın bu kitaptaki tarzı bana bu iki yazarı hatırlattı. Tavsiyemdir .... 







Gözyaşlarımız - Ayşegül Çiçekoğlu
Kitabın Adı :Gözyaşlarımız
Yazar :Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi :Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı :456


“Zaman herkese göre farklı geçer. Kimilerine günler hiç geçmez hele ki kavuşmak istediğin biri varsa ya da olmasını beklediğin bir olay… O zaman sanki yerinde çakılı kalır. Benim için de öyleydi. Kavuşmak istediğim iki kişi vardı hayatımda: Biri benim yüzümden toprağın altında yatıyordu. Ona kavuşmam için ölmem gerekiyordu. Diğeri de her gece hasretiyle küçücük giysilerine sarıldığım oğlum Haluk’tu. Onun için hayatta kalmam gerekiyordu. Bense Araf’ta kalmıştım. Ne ölebiliyordum ne de yaşayabiliyordum. Sonsuz bir döngünün ortasında ve zamanın durağanlığında asılı kalmış gibiydim. Gündüzleri güçlü kadını oynarken geceleri bir zavallıydım. Geçmek bilmeyen günleri bir pranga gibi peşimde sürüklüyordum.”

Yakasını bir türlü bırakmayan geçmişiyle baş etmeye ve kendini bulmaya çalışan ünlü bir yazar; Öykü.

Geçmişin derinliklerinden çıkıp gelerek, yaşananların aslında öyle olmadığını anlatan bir büyükanne; Piraye.

Piraye Hanım’ın son nefesinde kendine verdirdiği sözü tutmaya çalışan genç ve başarılı bir avukat; Doruk.

Acılarla geçmiş bir ömrün ve hiç kimselere anlatılmayan sırların günün birinde ortaya çıkmasıyla birleşen hayatlar... Nefret edilen yerde gerçek aşkı bulmanın, küllerinden yeniden doğmanın hikâyesi…

Belki de kalbimizdeki ağlamayı durdurabilecek tek şey gözyaşlarımızdır.

Yazarın okuduğum  diğer kitapları : 

Benim Hayatım 

Bırakma Ellerimi 

Sevgimin Esareti 

İntikam 

                                                            Kozmokitap

12/09/2017

Benim Hayatım - Ayşegül Çiçekoğlu || Kitap Yorumu

Aralık 09, 2017 3 Yorum
Benim Hayatım - Ayşegül Çiçekoğlu

  " Nikah kıyılır kıyılmaz adam sinirle kalkmış ve arkasına bile bakmadan onu öylece orada bırakıp gitmişti. Herkes ona bakarken o da arkasını dönüp giden adama bakmıştı.
  İstenmiyordu. "

  Ayşegül Çiçekoğlu'nun kaleminden çıkan Benim Hayatım 'ın türünü romantik - dram olarak nitelendirebilirim.

  Yazarın okuduğum ilk kitabı olmadığı için tarzını biliyordum ve seviyordum. Bu nedenle tereddütsüz kitabı okumaya başladım. Kitap ilk sayfalardan itibaren esir alıyor okuyucuyu ve anlayamadan kitabı yarıladığınızı fark ediyorsunuz.

   Kitapta yürek burkan , gerçek   hayatta da karşımıza çıkan gerçeklere yer verilmiş. Bu gerçekler kurgu olarak karşımıza çıkınca rahat okunuyor, sürükleyici oluyor fakat kitap bittiği zamanda sorgulama süreci başlıyor. İnsanların nasıl bu kadar açgözlü ve ikiyüzlü olduğunu düşünürken bir babanın evlatlarına nasıl bu kadar sevgisiz yaklaşabildiğini aklınız almıyor. Unutulmaması gereken bir gerçek var . İnsan biyolojik olarak anne-baba olması onun gerçek anlamda anne-baba olduğu anlamına gelmiyor. Bu terimleri hak etmeyen birçok insan yaşıyor yeryüzünde...

   "Balım " annesini kaybetmiş , babası tarafından okuldan alınarak bir konağa para karşılığında gelin olarak satılmıştır. "Ömer" yıllarca ailesi tarafından evinden uzaklarda tutulmuş bir genç adamdır. O da istemediği bir evliliğe zorlanmıştır . Bu iki insanın hayatı bir nikah masasında kesişse de nikahtan sonra yolları ayrılmıştır.

Benim Hayatım - Ayşegül Çiçekoğlu


   Geçmişi acı ile dolu iki insanın sonunda umudu ve aşkı birlikte bulmasını okuyoruz kitapta. Onlar doğru yolu bulasıya kadar aşmaları gereken engeller , dizginlemeleri gereken inatları vardır. Kitap sadece bu iki genç üzerine kurulu değildir. Onların aileleri ve içinde bulundukları entrikalar ağı  kitabı daha da heyecanlı yapıyor. Okurken önceliklerimizin aslında kimler olması gerektiğini bir kere daha düşündürüyor Ayşegül Çiçekoğlu. Olayın aslında göründüğü gibi olmayabileceğini ve çevremizde olanları sorgulamamızın önemini görüyoruz karakterlerin başına gelenlerden. İnsanın inanmaya , güvenmeye ihtiyacı vardır fakat bu güveni duymak için doğru insan ya da insanları bulmak önemlidir. Olayların her zaman iki yönü olduğunu ve hiçbir zaman tek tarafı dinleyerek karar vermememiz gerektiğini bir kere daha satırlar arasında gördüm.

   Ayşegül Çiçekoğlu , Benim Hayatım ile harika bir kurgu yaratırken aslında bir hayat dersi de veriyor okuyucuya. Annesine verdiği sözü tutmaya çalışan bir kızın azmini , okumak için olan çabalarını okurken duygulanıyor, konakta yaşananları okudukça sinir oluyor, filizlenen aşkı okudukça gülümsüyor ve sıcacık duygular tarafından sarmalanıyorsunuz. Kitapta çoğunlukla ezilen ,maşa olarak kullanılan, baskı altına alınan kadınlar olsa da Balım üzerinden azimli kadınların neler başarabileceğini de görüyoruz. Cesaret ve azim yoluna çıkan bütün engelleri aşmaya yardım edecektir.

  Sonuç olarak çok sevdiğim kitabı tereddütsüz herkese  tavsiye ederim...  Aynı zamanda bu kitaptan uzun soluklu bir film yapılırsa izlenme rekorları kıracağını da düşünüyorum.





Benim Hayatım - Ayşegül Çiçekoğlu
Kitabın Adı :Benim Hayatım
Yazar :Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı : 584


Geçmişi, nedenini hatırlayamadığı bir kimsesizlikle şekillenen Ömer, yıllarca uzaklaştırıldığı eve çağırıldığında kendini nikâh masasında bulur. Ama genç adamın ne burada kalmaya ne de çocuk yaştaki karısıyla evliliğe devam etmeye niyeti vardır.

Balım, annesinin ölümünden sonra kendini zorla, hiç tanımadığı bir adamla evlendirilirken bulur. Genç kız, bundan sonra onu kolay bir hayatın beklemediğini biliyordur. Tıpkı onu bu konakta, daha bir günlük evliyken bırakıp giden kocasını kolay kolay affetmeyeceğini bildiği gibi.

Hiç beklemedikleri anda yolları kesişen bu iki yabancı, birbirlerinin hayatına mucizeleri konuk edeceklerinden habersiz, hayatın onlar için planladıklarını yaşayacaklardır. Ömer ve ailesi, Balım’ın hayatlarına dâhil olmasıyla geçmişleriyle yüzleşip yeniden aile olmaya çalışırken, Balım da onlarla bir aile olmayı öğrenecek.

Benim Hayatım, yaşanmamış yılların sevgiyle telafisinin hikâyesi.

“Ömer kapıda dikilen kıza öylece bakakalmıştı, ilk başta onu tanımamıştı bile ama sonra onun Balım olduğunu anladı. Bunun için kızın gözlerine bakması yetmişti. O bal rengi gözler aklından hiç çıkmamıştı. Ama bu kız nasıl o olabilirdi? Yolda görse tanımazdı. Kendine güvenen o duruşu ne zaman kazanmıştı? Üstelik ne zaman bu kadar güzelleşmişti?”


                                                            Kozmokitap

11/16/2017

Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu || Kitap Yorumu

Kasım 16, 2017 1 Yorum

Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu

  Bırakma Ellerimi , Ayşegül Çiçekoğlu'nun yazdığı  ilk kitabı. Yazarın ilk kitabı şimdi tekrar basıma girdi ve ben bu yeni baskıyı okudum. Eski baskı nasıldı ya da içinde değişikliklere gidildi mi bilemiyorum. Fakat söyleyebilirim ki yazarın okuduğum ilk kitabı ve ben çok çok başarılı buldum.


   Birçok okuduğum romantik kitaplar gibi kitabı sadece hoşça vakit geçireceğim, gülümseyeceğim pembik bir kitap zannettim okumaya başlamadan önce. Fakat kitap beklentimin çok çok üzerinde çıktı. Yazarın birçok kitabı olsa da bu ilk kitabı idi ve birçok ilk kitapta olduğu gibi eksiklikler olabilir demiştim. Fakat tam aksine kitabı çok profesyonel buldum. Ayşegül Hanım'ın kalemine vuruldum ve bundan sonra sürekli okuyacağım bir kitap oldu.

   Kitapta aşk, acı , hayal kırıklığı, umut, aldatılma, körü körüne bağlanma, güven ve yaşama tekrar tutunma gibi duygular anlatılmış. Yazar her bir duyguyu başarı ile anlatmış. O kadar ki okurken karakterler gözünüzün önünde canlanıyor ve bazen yakalarından tutup sarsmak, kendine gel bu kadar da olmaz demek istiyorsunuz.

  Romantik temelli bir kitap olsa da içerisinde birçok  alt mesaj da barındırıyor kitap. Toplumsal bazı yanlış inanışlar ve sorunlar da diyebiliriz bunlara. Her ne kadar olur mu öyle şey modern bir toplum olduk , bu devirde de olur mu denilse de maalesef oluyor böyle şeyler. Neler derseniz biraz konudan bahsederken bu sorunlardan da bahsedeceğim.

    " Mantığında, duygularında 'Evet ' ise peşinden gitmelisin. Ama ' Hayır 'cevabını veriyorsan o zaman onu tamamen hayatından çıkarmalısın. Belkiler senin için zaman kaybından başka bir şey değildir. Ve zaman beklemez akıp gider. ''

  Elif.... 23 yaşında gencecik bir genç kız. Mesleği elinde , çalışıyor. İlk aşkı ilk göz ağrısı, çocukluk arkadaşı Toprak ile 2 yıldır evlidir. Birbirlerini on yıldır tanıyan ve birbirlerinin her şeyi olan iki gencin aşkı evlilik ile noktalanmıştır. Elif her şeyin yolunda gittiğini zannederken Toprak bu evlilikte boğulduğunu söyler ve Elif'i terk eder. Şok olan Elif , Toprak'ın kendisinden vazgeçemeyeceğini düşünüp onu beklese de eline geçen tek şey mahkeme celbi olur.


    Bu noktada Elif'e çok kızdım. Toprak'a kızmadın mı derseniz onu bir kaşık suda boğabilirim. Fakat Elif... Tamam ilk aşkın, tamam acı çekiyorsun anladım da bu kadar senin gururunla oynayan, hiç bir açıklama bile yapmadan terk eden birisi için bu kadar acı çekip onu beklemek , bir ısılığı ile tekrar peşine düşecek hale gelmek olur mu.... Bu şekilde davranan birisine tekrar güvenile bilir mi????

  Bulunduğu şehirde iyi olamayacağını ve kendini toparlayamayacağını anlayan Elif İstanbul'a taşınır ve orada kendisine yeni bir iş bulur. Bu şehirde yaraları sarılacak, umut , güven ve aşkı bulacaktır....


    Türk filmi tadında bazen kızıp bazen gülümsediğim , içimi sıcak duygularla dolduran bir kitap okudum. Elif ve toprağın yaptığı gibi bu kadar erken yaşta evlenmek yanlıştı belki de... Ya da birbirlerinden başka kimseleri tanımamış iki insan birbirinden bir süre sonra sıkılabilir mi? Bu sadece Toprak'ın karakterine mi özgü??  Dul olan gencecik bir kıza asılmak ve ona iftira atmak doğru bir davranış mı??? Günümüz toplumunda hala böyle insanlar var mı??? Seni bırakan birisinin arkasından ona saplanıp kalmak doğru mu? Seni bir defa terk eden tekrar terk etmez mi?? Kendi kendime bir çok soru sordum kitabı okurken. Hem eğlendim hem de düşündüm okuma sürecinde. Sonuç olarak ise kitaplığım harika bir kitap kazanmış ben de harika bir yazarla tanışmış oldum.

         Tavsiye ederim , okuyunuz, okutunuz  ...






Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu
Kitabın Adı :Bırakma Ellerimi
Yazar : Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi :Müptela Yayınevi
Sayfa Sayısı :521


“Koltukta oturmuş, biraz önce sevdiğim adamın söylediği kelimeleri doğru anlayıp anlamadığımı düşünüyordum. Karşımda gözünü kırpmadan bana bakıyordu. O gözlerde hiçbir duygu yakalayamadım. Biraz acıma vardı belki ama sevgi hiç yoktu. Bu bir rüya olmalıydı. Evet, biraz sonra uyanacak ve oh çok şükür rüyaymış diyecektim. Çünkü bu, rüyadan başka bir şey olamazdı. Böyle şeyler ancak rüyalarımızda başımıza gelebilirdi. Gerçek hayatta bunun olması mümkün değildi. Üstelik biz daha yeni evliydik. İki yıllık evlilik yeni sayılırdı, değil mi?” Romanlarda okudukları mutlu sonlara, kendi hikâyesinde yer olmadığını anladıklarında henüz iki yıllık evliydi Toprak ile Elif; Toprak şimdiyse, gitmek istiyordu. Elif’i ardında bırakıp giderken gerçekten mutlu olabilecek miydi, bilmiyordu. Bildiği tek şey, artık Elif ile de mutlu olamadığıydı. Elif, birlikte büyüdüğü ilk aşkı ile evlenip mutluluğu yakaladığına inanarak yanılmış mıydı? Toprak'ın gitmesiyle ailesini, işini, arkadaşlarını bırakarak hiç bilmediği başka bir şehirde onu unutmaya çalışacaktı. Bırakılan elleri bir başkası tarafından tutulduğunda gerçek aşkı bulacak, hayatına giren yeni Toprak ile ilkinin acılarını silebilecek miydi? Yoksa ilki gibi, o da bir yanılgı mı olacaktı? Bırakma Ellerimi; umudun, güvenin ve yeniden sevmenin hikâyesi…


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.