Lev Tolstoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lev Tolstoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/28/2019

Savaş ve Barış 1-2 || Tolstoy

Ekim 28, 2019 3 Yorum
Savaş ve Barış

Her ay yaptığımız 1 nobel 1 klasik etkinliğinde bu ay  Savaş ve Barış okuduk .  En büyük on kitap arasında gösterilen Savaş ve Barış , Tolstoy 'un üç dev eserinden ilkidir. Diğerleri de  Anna Karenina ve  Diriliş ...  İki cilt ve göz korkutan bir kitap olarak bilinse de şahsi tecrübelerime dayanarak kitabın rahat okunduğunu söyleyebilirim. Bu benim ikinci okumam oldu Savaş ve Barış 'ı. İlki kitapları ilk aldığımda , 15 sene önceydi. İkinci okuma bana ayrı bir tat verdi . Zaten Tolstoy defalarca okumaktan sıkılmadığım bir yazar .



 Savaş ve Barış,  ilk kez 1869 yılında yayınlanmıştır. “O bir roman değil. Bir destandan daha azı. Tarihsel bir günlükten de daha azı. Savaş ve Barış, ifade edildiği biçimle, tam da yazarın ifade etmek istediği ve edebildiği şeydir.” diye tanımlıyor  Tolstoy Savaş ve Barış’ı . Kitabin filmi ve mini dizisi çekilse  de kitabin verdiği  tadı hiçbirisi vermiyor  . 

Savaş ve Barış 1-2 || Tolstoy


  Tolstoy, Savaş ve Barış 'ta kendi doğumundan önceki yıllara gidiyor ve bize o zamanı anlatıyor . Kitabı yazmadan önce bolca araştırma yapıyor yazar . Bu araştırmalarının yanında kendi savaş tecrübesi - Tolstoy Kırım' da savaşa katılmıştır. - ve yine kendi çevresinden bildiği sosyete hayatına ait detayları da kitaba başarı ile uyarlıyor .


Oldukça kalın olan bu kitabı okumak okuma hızınıza bağlı olarak iki hafta ya da bir ay sürer.  Yazarın kitabı tamamlaması ise yıllarını almıştır , tam beş yıl . Okuyucunun aklında eksiklik bırakmamak için itina ile yazan Tolstoy 'u bir kere daha takdir ettim .

  Savaş ve Barış 'ta bir tek ana karakter yok . Çok  karakterli kitabı okurken kafam karışır mı ya da sıkılır mıyım diye düşünenler için belirteyim sayfalar ilerledikçe karakterler oturuyor ve karıştırma olmuyor.  Sade bir anlatım ve başarılı karakter yaratımı sayesinde kitap bir film sahnesi gibi gözünüzde canlanıyor . Savaşın anlatıldığı bölümlerde biraz sıkılabilirsiniz sadece çünkü ben sıkıldım.  Okuyan arkadaşlarımın da aynı bölümlerde sıkıldığını gördüm.  Onun dışında karakterlere ne olacak , yazar kitabı nasıl bağlayacak merakı kitabı okutuyor .







Kitapta çok fazla karakter olduğunu belirtmiştim.  Aynı yaşamın kendisi gibi ... Yazar yaşamdan bir kesit sunuyor aslında bize . Bir tarafta savaş ve onun getirdiği vahşet, üzücü olaylar , diğer tarafta ise normal yaşama devam eden seven , aşık olan insanlar ... Kitapta yazar öyle bir anlatıyor ki her karakteri olduğu gibi kabul ediyorsunuz . Sınır bozucu davranışlarını bile onun karakteri bu diyerek yadırgamıyorsunuz . Sürekli ilgiyi üzerinde hissetmek isteyen ve şıpsevdi olan Nataşa , yanlış bir evlilik yapan ve karısından nefret eden Piyer , hayatında mutluluğu yakaladığı an elinden kaçıran Andrey , sosyeteyi ve insanları yönetmeyi bilen Ellen  ... gibi . Tabii savaş sahnelerindeki Napolyon ve komutanları da unutmayalım.  Tek tek bütün karakterler hakkında yazmak istediğim o kadar şey var ki aslında.  Okumayanlar için kendimi tutuyorum .

Aşk , entrika , savaş , üzüntü , hasret , acı , siyaset ... kısaca hayata dair her şey ve dönem Rusya'sının durumu uzun uzun anlatmış kitapta . Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta da aristokrat sınıfının arada Fransızca konuşması ya da konuşmaların arasına Fransızca kelimeler katmaları . Aynı Osmanlının son dönemlerinde olduğu gibi.  Fransızlarla savaşıyorlar , onların işgali altında birçok şehirleri ama aristokrat geçinenlerin arasında mon cher 'ler  ma cher 'ler havalarda uçuşuyor ... Yorumu size bırakıyorum . Kitap için ise herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.  Bu nedenle tavsiyemdir ...

Savaş ve Barış 1-2 || Tolstoy




Savaş ve Barış Kitabından Alıntılar :

"... kendini bir kadına bağlarsan , tıpkı zincirlenmiş bir mahkum gibi tüm özgürlüğünü yitirirsin."

"Burada Moskova'da politikadan çok akşam yemekleri ve skandallarla ilgileniyoruz ,"

" Ahlaksızlıkların iki kaynağı olduğunu iddia ederdi - aylaklık ve boş inanç ve yalnızca iki erdeme inanırdı - güç ve akıl."

" Evet ! Bu sonsuz gökyüzünden başka her şey boş , hepsi yalan dolan . Ondan başka hiçbir şey, hiçbir şey, hiçbir şey yok. Hatta o bile bir hiç .Barıştan ve sessizlikten başka hiçbir şey yok. "

" Konuşanın Napolyon - kahramanı - olduğunu biliyordu ; ama gözlerini alamadığı, üstünde bulutlar uçuşan sınırsız gökle kendi ruhu arasında kurduğu bağla karşılaştığında Napolyon ona çok küçük , gereksiz bir yaratık gibi görünüyordu. "

" Ama ya "aptallık" başarı ile kotarılan böyle soirèèler için birincil ihtiyaç olduğundan, ya da tüm bu kandırılan insanlar aldanmaktan büyük bir haz aldığından ,kimse bu hilenin farkına varmıyordu."

"Savaş kibarlık taslanacak bir eğlence değildir;  hayattaki en acımasız şeydir;  bunu anlamalı ve savaşla oyun oynamamalıyız."

" Aşk ölümü engeller . Aşk yaşamdır. "

" Evet , o ölümdü . Öldüm ve uyandım .Evet ,  ölüm bir uyanış ... "

" ... ruh yarası - bedende açılmış bir yara gibidir - bazen ölümcüldür , bazen kendiliğinden kapanır . Ama sızısı hep duyulur  ... "

" Artık yaşamak için bir amacı yoktu  çünkü şimdi inancı vardı. "





Kitabın Adı : Savaşve Barış
Yazar : Lev Tolstoy
Yayınevi :Bordo Siyah
Orjinal adı :войнаимир
Çevirmen :Birgül Oğuz
Sayfa Sayısı :
Cilt 1 : 340
Cilt 2 : 440


Yedi yıllık bir çalışmanın ürünü olan Savaş ve Barış, Lev Tolstoy’un üç dev eserinin ilkidir. Yazar romanında tarih, savaş ve savaşın aktörleri konusunda kendine özgü kavrayışını sergiler. Tolstoy, kendisinin de mensubu olduğu Çarlık Rusyası aristokrasisinin zaaf ve çelişkilerini, Rus halkının bakış açısından ele alır. O, bu sınıfın hem içinde hem dışındadır. Savaşın yıkımlarını, soylu sınıfın geçirdiği sarsıntıyla bağlantılı olarak sunarken, tarih birey ilişkisinde, bireye hep acıların düştüğünü söyler. Ona göre, "İnsan Tanrı’ya inanmıyorsa, bu acılara katlanması olanaksızdır." Tarih ve savaşlarla inancın evrenini karşı karşıya getiren bu anlayış, bu romanı bitirdikten sonra ilk ve en derin bunalımını yaşayacak olan Tolstoy’un kendi bölünmüş dünyasının da bir yansımasıdır.


Savaş ve Barış: Lev Tolstoy’un tarih ve savaşın aktörleri konusunda çok tartışılan görüşlerini yansıtıyor.


                                                       



   Kozmokitap

8/27/2018

İtiraflarım - Tolstoy || Kitap Yorumu

Ağustos 27, 2018 8 Yorum
İtiraflarım


  Doğu edebiyatında en sevdiğim yazarlardandır Tolstoy. Kendimce bulduğum bütün kitaplarını okuyup , kitaplığımda yer vermeye çalışıyorum. İyi - kötü Tolstoy külliyatına sahip oldum. Kitaplardan bazılarını çok eski tarihlerde aldığımdan dolayı farklı yayınevlerine aitler. Bazılarının çevirilerinden çok memnun olmasam da yaşanmışlıkları ve hatıralarından dolayı kitaplığımda bulunuyor. Belki ileri tarihlerde farklı yayınevlerinden düzgün çeviri ve basımlı olanlarını eklerim kitaplığıma.

Lev Tolstoy'un bütün kitaplarını çok sevmeme rağmen Anna Karenina benim için çok özeldir. Tolstoy kelimeleri ile ruha dokunmayı bilen ve sıkmadan konuyu aktarabilen yazarlardandır.


  Kelimelerini , anlatım tarzını çok sevdiğim Tolstoy'u bir de kendi ağzından dinlemek için İtiraflarım'ı okudum. Kitabı bitireli neredeyse bir hafta olmasına rağmen kelimelerimi yeni toparlayıp kitap yorumunu yeni girebiliyorum.

  96 sayfalık ince bir kitap İtiraflarım . İnce olmasına rağmen Tolstoy'u daha yakından tanımak için ara vere vere ve yavaş yavaş okunmalı bana göre kitap. Ben şahsen bu şekilde okudum.

İtiraflarım

  Çocukluk döneminden kendisini anlatmaya başlıyor Tolstoy. Hissettikleri , yaşadıkları, çevresindekiler ve özellikle de hayatı sorgulayışı yer alıyor kitapta. Geçen yıllarda birlikte kendisi büyüse ve fikirleri az çok değişse de hayatı sorgulayışı , mutluluğu arayışı değişmiyor. Kitaptan edindiğim izlenime göre dönem dönem depresif bir ruh haline bürünüyor yazar. Bu halleri de oldukça uzun sürüyor. Yazar ve edebi kişiliği sebebi ile daha hassa bir karaktere sahip olduğu için yaşamdan ve olaylardan daha çok etkilenmiş olabilir diye düşünüyorum. Sonuçta hayata bakış açısı ve beklentileri çok farklı.

  Hepimiz dönem dönem depresif ruh hali içerisinde bulunuruz. Fakat umut bizi ayakta tutar. Bir şeylerle uğraşmak ve bazen düşüncelerden uzaklaşabilmek kendimizi iyi hissettirir.

  Tolstoy'u kelimelerin arasında rahatça bulabileceğimiz kitap yazarın felsefi ve dini düşüncelerini ve bu fikirleri yer yer eleştirmesini de içeriyor.

 Kendi kaleminden Tolstoy'u anlamak eşsiz bir deneyimdi benim için . Siz de Tolstoy'u merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun. Kitabın çeviri ve basım açısından da kaliteli olduğunu belirtmeliyim.


İtiraflarım

Kitaptan Alıntılar : 

Şimdi geçmişe dönüp baktığımda hayvan içgüdülerinin dışında yaşamını etkileyen , sahip olduğum tek gerçek inancın mükemmeliyete duyduğum inanç olduğunu açıkça görüyorum. 

Yazılarımda hayatıma anlam katan iyi şeylere dair o özlemleri , ilgisizlik ve hatta latife kisvesi altında saklamak üzere defalarca plan yapardım. Bunda başarılı oldum ve takdirle karşılandım. 

Yazdıkça kendimce tek gerçek olan şeyi öğrettim: Kendimiz ve ailemiz için en iyisini yaşamamız gerekiyor. 

İnsanın ulaşabildiği tek mutlak bilgi , hayatın anlamsız olmasıdır.

" Bilge insan hayatı boyunca ölüme arar , bu yüzden ölüm onun için korkutucu değildir." 

Kıyı Tanrı'ydı , akıntı gelenekti ve kürekler , Tanrı ile buluşacağım yer olan kıyıya ulaşmam için bana verilen özgür iradeydi . Böylece içimdeki hayat enerjisi yenilendi ve bir kez daha yaşamaya başladım. 

Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.

O zaman şimdi olduğu gibi Ortodoks inancının açıkça iddiası ve itirafı, ağırlıklı olarak kendi kibirine kapılan dar görüşlü, acımasız ve ahlaksız insanlar arasında görülürdü. Öte yandan anlayış, onur, doğruluk, iyi huyluluk ve ahlaklılık daha çok inançsız olduğunu iddia eden insanlar arasında görülüyordu.

Tüm mezheplerin din adamları ,akidelerinin en iyi temsilcileri hep bana aynı şeyi söyledi: şöyle ki onlarınki hakiki inançtır ve tüm diğerleri hatalıdır; diğerleri için yapabilecekleri tek şey, onlar için dua etmektir.

Cinayetin kötü olduğu ve tüm inançların en temel ilkesine ters düştüğü yadsınamazdı. Buna rağmen, kiliselerde silahlarımızın başarısı için dua ediyorlar ve inanç öğretmenleri cinayeti inancın bir neticesi olarak görüyorlardı.

Yalnızca Tanrı’ya inandığım zaman yaşamış olduğumu hatırladım. Kendime şöyle dedim: Öyleyse bundan sonra’ Tanrı’yı bildiğim sürece yaşıyorum; unuttuğum zaman, ona inanmadığım zaman ise ölüyorum.

Artık kendimiz ile tımarhanede yaşayanlar arasında hiçbir fark olmadığını görüyorum; o dönem bu hususta yalnızca belli belirsiz şüphelerim vardı ve her deli gibi, benim dışımdaki herkes delidir diye düşünüyordum.

Kitabın Adı : İtiraflarım
Yazar :Lev Tolstoy
Yayınevi :Zeplin Kitap
Orjinal adı : Исповедь
Çevirmen :Burçin Karabolat
Sayfa Sayısı :96


Lev Tolstoy, Savaş ve Barış’ı ve Anna Karenina’yı dünya edebiyatına kazandırdıktan sonra, 51 yaşında hayatına dönüp bakar ve yaşamının anlamdan yoksun olduğunu fark eder. İtiraflarım, büyük Rus yazarın estetik ideallerin peşinden gitmeyi bırakıp dinî ve felsefi meselelere yönelişine dair öngörülerle dolu, kısa ama çok güçlü bir kitaptır. Bir anlamda Tolstoy’un manevî orta yaş krizini anlatan İtiraflarım son derece özgün ve etkileyici bir metin olmasının yanında, hayatın anlam ve değeri üzerine yazılmış en önemli eserlerden biridir.


Tolstoy'un blogumda yer alan diğer kitapları  :

* Şeytan 


                                                            Kozmokitap

1/31/2017

Şeytan - Lev Tolstoy || Kitap Yorumu

Ocak 31, 2017 5 Yorum
kozmokitap


  En sevdiğim yabancı klasik eserler Tolstoy'un kaleminden çıkmıştır. Genellikle ağır ilerleyen ve çoğu kişi tarafından okurken sıkıldıklarını itiraf ettikleri klasikler Tolstoy'un kaleminden çıkınca daha sürükleyici oluyor. Yazarın yaşam öyküsü de beni etkilediği için belki kitaplarını bu kadar çok seviyorum.

  Şeytan yazarın ölümünden sonra bulunan bulunmuştur. İncecik olan bu kitap hızla bitiyor. Bu kitabın önemli bir özelliği de yazarın bu kitap için iki farklı son yaratmış olması. Belli bir noktaya gelince yazar seçimi bize bırakıyor. Hangi sonu okumak istersek ona yönlendiriyor ya da sırası ile ikisini de okuyabileceğimizi belirtiyor.

  İsmi Şeytan olsa da kitabın bu bir gerilim kitabı değil öncelikle onu belirteyim. Aslında bir dram kitap. Biraz psikolojiye de girersem id ile süper egonun tartışması da diyebiliriz.

   Yergeni babasından miras kalan çiftliği borçlarından kurtarıp büyük babasının zamandaki bolluğuna ve refahına kavuşturmak istemektedir. Bunun için şehirden ayrılıp çiftliğe annesinin yanına yerleşir ve çiftlik için elinden geleni yapmaya başlar. Bu arada da bekar ve genç bir erkek olduğu için hanım arkadaşlarla görüşmek ister. Bu küçük çevrede bunu nasıl yapacağını düşünürken bir aracı vasıtası ile köylü ve evli bir genç hanım ile görüşmeye başlar.....

kozmokitap


     Yevgeni bu ilişkiyi bitirip evlenir. Fakat bir süre sonra bu hanımı aklından çıkaramamaya başlar ve bu nokta da sorunlar başlar...

   İdin sürekli hatırlattığı tutku ve süper egonun direttiği toplumsal baskı ya da adına vicdan diyelim. Yevgeni bu iki etken arasında kimseye belli edemediği bir cehennem yaşamaktadır.

  Bu kitapta Tolstoy da bu ikilemi ve Yevgeni'nin tercih edebileceği iki farklı sonu da kendi üslubu ile bize aktarıyor. Ben de kalemine sağlık büyük üstat diyorum!.....







Kitabın Adı :Şeytan
Yazar :Lev Tolstoy
Yayınevi :Paris Yayınları
Çevirmen :Osman Çakmakçı
Sayfa Sayısı :80


"Tolstoy'un ölümünden sonra bulunan kitap!"
 Lev Tolstoy daha çok Rus toplumunu analiz eden epik romanlarıyla tanınır, ama elinizde tuttuğunuz Şeytan adlı bu novella onun en kişisel, kendisini, açığa vuran kitabıdır. Kitabın yaratacağı skandaldan korkarak sağlığında yayımlamamış ve kitaplığındaki çekmecelerden birinde saklamıştır. Kitap ancak ölümünden sonra bulunup yayımlanabilmiştir. Kitapta anlatılan hikâye kendi mülkünden köylü bir kadınla yasak ilişkiye giren toprak sahibi Tolstoy'un kendi yaşadığı bir ilişkiyle benzerlik gösteriyor. Her ne olursa olsun, kitapta cinsel çekim ve insan arzuları derinlemesine bir bakışla ele alınıyor. "Her şeyden önce Yevgeni fethedilmiş olduğunu, kendi iradesinin efendisi olmadığını ama içinde başka bir gücün ona hükmettiğini, sadece iyi talihin kendisini içinde bulunduğu durumdan kurtarabileceğini, bugün değilse bile yarın ya da ertesi gün her halükarda mahvolacağını hissediyordu. 'Evet, mahvolacağım,' başka türlü olması mümkün değildi: sevgili genç karısını köylü bir kadınla aldatmak, hem de herkesin önünde - bu mahvolmaktan başka neydi ki, bütünüyle mahvolmak, öyle ki yaşamak imkânsız olacaktı. Hayır, bir şeyler yapılmalıydı."



                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.