Anatolia Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anatolia Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5/07/2020

Acı Bir Tebessüm-Başlangıç || Barış Demirbaş

Mayıs 07, 2020 1 Yorum
Acı Bir Tebessüm

   Yine harika bir kitap okudum diyerek başlamak istiyorum yazıma . Polisiye türünde olan kitapta birçok ana karakter , bir çok da yan konu vardı . Bu kadar kapsamlı bir kitap hiç sıkmadan ilerledi ve ben kitabı çok çoook sevdim.

  Barış Demirbaş'in okuduğum ilk kitabı . Yazarı ve kitaplarını instagram üzerinden görmüştüm ancak kitaba satın alırken denk gelmediğim için aklımdan uçmuştu.  Eltim okumak için ödünç kitap gönderirken bu kitabı da seversin diyerek eklemiş . Beni iyi tanıyor kitabı gerçekten çok sevdim. Ona bir kez daha buradan teşekkür ediyorum.

Kitabın konusuna geçeceğim de ana konu ekseni etrafında o kadar çok konu ve olay var ki ... Birini anlatırsam diğeri eksik kalacak gibi hissediyorum. Yine biraz bahsedip okumak isteyenleri kızdırmadan tadında bırakayım yorumu :))

Baş karakterimiz Ahmet . Babasının ölümünden sonra kendi işinden ayrılıp baba işini devralır ve babasının tüm borçlarını üstlenir. Öyle az değildir babasının borçları . Ancak Ahmet gecesini gündüzüne katar ve işleri yoluna koymaya başlar . Tam da rahatladım derken tekrar işler bozulmaya başlar ve nakit sıkıntısı çeker. İşte bu dönemde ona anlayış göstermeyen bir müşterisi ile görüşürken hayatını karartan bir telefon alır ....

Bu noktadan sonra büyük bir yas dönemi , işleri toparlama çabası , ailesini bir araya getirme çabası içerisinde çırpınan bir Ahmet göreceğiz.

Çalışanı Melek Hanım ve kızı Safiye en büyük destekçisi olacaktır . Hele Safiye işleri yürütmesinde yardım ettiği gibi dert ortağı ve sırdaşı da olacaktır . Safiye kitapta ortaya çıkınca bu da nereden çıktı diye düşündüm. Aklımda binlerce teoriler ürettim , komplolar kurdum hatta bir ara acaba suçlularla işbirliği yapıyor mu diye de düşündüm. Neyse düşündüklerimden hiçbirisi çıkmadı ve gerçekten iyi niyetli olduğunu anladım. Yazar kitabın sonlarına doğru onun hikayesini de bizlere aktararak davranışlarını daha iyi anlamamızı sağlıyor .

 Safiye'nin hikayesi demişken kitaptaki çoğu karakterin hikayesini de aktarıyor yazar. Bu kimmiş , geçmişi ne diye bir soru işareti bırakmıyor. Bu çoğu yerde hoşuma giderken bazı yerde de uzatılmışlık hissi yarattı bende. Aksiyon son sürat devam ederken bir an önce sonuca gelinsin istiyorsunuz çünkü ortada kayıp çok kıymetli bir şey var. Ne oldu , iyi mi derken bu bölümler bir an önce bitsin istedim.

  Hastane içinde uzun bekleyişler , karakolda komiserden bilgi alma çabaları , kendi çabası ile çırpınan bir adam , evladı için her türlü tehlikeyi göze alan bir baba ... Bunların arasında da karşısındakine acımayan kötü adamlar ...

Okurken Ahmet adına çok üzüldüm. Onun yerinde kimsenin olmasını istemem . Kitap bir de öyle bitiyor ki serinin devam kitabını bir an önce okumak istiyorsunuz . Ancak henüz ikinci kitap yok piyasada . Umarım yazar uzun süre merakta bırakmaz.





Kitabın Adı :Acı Bir Tebessüm-Başlangıç
Yazar :Barış Demirbaş
Yayınevi : Anatolia Kitap
Sayfa Sayısı :542


İş toplantısından hastane koridorlarına, mafyatik ortamlardan emniyet masalarına… Her ortamı, kendine mahsus kişileri ve olayları, kendi jargonuyla gözler önüne seren bu romanda bir taraftan dünyanın en saf ve düzgün insanı, diğer tarafta içlerinde karanlığın bin bir tonunu barındıran kişilerin çaresiz ilişkileri…Genç bir iş adamının kızına kavuşabilmek için bulaştığı olmadık işleri… Gündelik hayat sadeliğinde, içten dışa doğru, merkezden çevreye doğru açılan bir kurgu eşliğinde ele alınıyor.

En sevdiği üç kişiden ikisini kaybetmenin acısını yaşayamadan üçüncüsünü bulmanın çabasına düşmüştü her ne pahasına olursa olsun. İntikam değildi amacı. Şimdilik.

Sevdiklerini toprağa verirken ruhunu da gömüyordu onlarla beraber. Geriye kalan içi boşalmış bedeni sadece kızını bulmak için mücadele edecekti artık. Ya şeytana satacaktı ruhunu ya da pabucu ters giydirecekti ona.

Amacı yardım etmekti sadece. Nereden bilebilirdi ki yüreğindeki acısı kapkara gözlerine vurmuş bu adamın kalbine hançer gibi saplanacağını. Ailesinden uzak kalmasına neden olan hayata bu adam için balıklama atlamaktan bir an tereddüt etmeyecekti

Dünyanın en acılı adamı sanıyordu kendini ve de en güçlüsü. Antidepresanları şekerleme niyetine alıyordu. Yaşadığı acıların yarısını yaşayan biri nefes alamazdı. Gerçi o da aldığını düşünmüyordu ta ki onu görünceye kadar. ‘Bu ya sahtekâr ya da dünyanın en güçlü adamı’ diye mırıldandı.









                                                     

2/07/2018

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş || Kitap Yorumu

Şubat 07, 2018 1 Yorum
Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


   Üç kitaptan oluşan Abbasiler Serisi'nden tanıdığım İlknur Altıntaş'ın İsmaililer Serisi'nin ilk kitabı Hasan Sabbah & Ölümsüz . Bu kitap da yazarın diğer kitapları gibi tarihi gerçeklerden esinlenerek kurgulanmış . Bulunduğumuz coğrafyanın tarihini anlatması ; bildiğimiz , duyduğumuz şahsiyetlere yer verilmesi ve yazarın şairane anlatımı kitabı daha da etkileyici hale getiriyor.

  Tarihin tozlu sayfalarından çıkan karakterler İlknur Altıntaş'ın kalemi ile tarih derslerinde sıkılanların bile zevkle okuyacağı bir kurguda bir araya geliyor kitapta. Kitabın adı " Hasan Sabbah " olsa da sırf onun hayatı üzerine yoğunlaşmıyor yazarımız . Hasan Sabbah'ın geçmişini ve tarihte iz bırakan bir şahsiyet olarak  nasıl " Hasan Sabbah" olduğunu anlatıyor. Bunu anlatırken de Alamut Kalesi , Melikşah, Kılıçarslan , Nizamülmülk, Ömer Hayyam da kitapta anlatılan tarihi şahsiyetlerden bir kaçı.  Hepimizin şiirleri ile tanıdığımız Ömer Hayyam , matematikçi kimliğinin ağır bastığı bir rolle karşımızda. Kitap okurken bu şahsiyetleri tekrar araştırdım , bu sayede bilgimi tazelediğim gibi bilmediklerimi de öğrendim.

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


  Hasan Sabbah & Ölümsüz sadece bir kurgu değil , büyük bir araştırmanın ürünü. Yazar her karakteri büyük bir titizlikle araştırarak yer ver vermiş kitapta. Kitabı okurken bu durumu hemen fark ediyorsunuz.

 Kitabı okurken yaşayan bir tarihe tanıklık ettim. Kanlı-canlı karşımda duran karakterler, yaptıkları,  davranışları ve nedenleri ... Bazı noktalarda "ben bile bu kadarını tahmin edemezdim " dediğim noktalar da oldu , kahkaha attığım yerler de ...

   Büyük bir zevkle ve merakla okudum kitabı. Diyebilirim ki tarihi sevin ya da sevmeyin bu kitabı seveceksiniz ...

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


 Kitaptan Alıntılar:

* " Amaç bu değil ki ? Övgü mü istiyorsun? Hakikat mi ? Övgü seni dibe çeker , hakikat ise yukarıya , kanatlanırsın! "    - sf 150 -

* " Ordumuzu yetersiz mi görüyorsunuz ? Binlerce asker ... "

" Sayının bir önemi yok , karıncaların da sayısı çok fazla ama en güçlüsü kartal ! Ayrıca önemli olan sadakattir... "  - sf 292 -

" Beden , ruh ve zihin arasında bir bağ vardır . Çoğu insan bunu bilmez , oysaki sessizlik en büyük öğretmendir , tüm sırları fısıldar kulağına ... "   - sf 293 -

* " İsyanlar her zaman olur... "

  " İsyanlar sadece adaletin olmadığı yerde olur..."   - sf 294 -

*  "O bir kapı gibi , nereye açılacağını bilemezsin , sırlarla doludur. Asla kışkırtmak istemeyeceğin bir düşman , hayal bile edemeyeceğin bir dost . Sanki !"

" Sanki efendim..."

"İçindeki karanlıkla savaşmış , onu yenmiş gibi ... Korku yok, endişe yok! Aklın sınırı yok, yapabileceklerinin de ... "   - sf 361-






Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş
Kitabın Adı : Hasan Sabbah & Ölümsüz
Yazar : İlknur Altıntaş
Yayınevi : Anatolia Kitap
Sayfa Sayısı :592


İftiranın Kor Demirleriyle Dövülüp...
Nefretin Soğuk Suyunda Yıkanmış…
Ve...
Adı Kirletilmiş Bir Adam!
Rüzgârın Savurduğu Kum Tanelerinde Acımasız Dillere Düşen...
Öfkenin Ruhu Arsız Sarmaşık Gibi Sardığı, Sahte Sözlerin Büyüttüğü, Korkunun Ete Sindiği...
Ve...
Yalanın Gerçeği Yendiği Zamanlar!
Oysa...
Yağ Gibidir Hakikat!
Suyun İçindedir De Dağılmaz.
Bir Gün Her Şey Bilinir Olur!
“Onlar Yürüdükçe Yer Sallanıyor; Bak, Gök Yere Düşse Askerlerim Mızraklarıyla Tutarlar; Bu Güçle Beni Yenecek Kimse Var Mı, Ha? “
Sultan Alparslan
“Hele Bir Denesin, Bu Devleti Onun Başına Yıkarım. Devlet Benim!”
Nizamülmülk
“Zamanın Rüzgârları Serttir. “
Kiya Buzurg Umid
“Benim Sultanım Karahan Hükümdarı Nasr!”
Yusuf Harzemi
“Sonrası Yaşayacağındır, Senin Kaderindir…”
Ebral
“Gözlerime Bak İhtiyar, Tanrı’nın Benimle İlgili Çok Büyük Planları Var…”
Kılıçarslan
“Günahkâr, Hepiniz Günahkârsınız!”
Gazzali
“Akıl Tanrı’dan Fışkırmıştır”
Abdulmelik Bin Attaş
“İnsanın Kökleri Topraktadır, Ama Gözü Hep Yüksektedir.”
Ebu Mansur Nizar
“Ben Tanrı Değilim! O Affeder, Ben Değil!”
Sholeh
“İnsanlara Önyargıyla Yaklaşmayız, Diğerleri Gibi.”
Halife Mustensir
“Devlet İçinde Devlet Ha?”
Sultan Melikşah
“Ben Bir Şair Değilim, Bir İlim Adamıyım, Bir Matematikçi!”
Ömer Hayyam
“Bu Devlet Yok Vezir! Türk Devleti! Selçuklu Bir Türk Devleti’dir, Türk!”
Terken Hatun
“Eğer Bir Davan Yoksa Hayatının Da Bir Anlamı Yoktur...”
Hasan Sabbah


                                                            Kozmokitap

9/12/2017

Babek & Cennetin Kapısı ve Samarra Kuruluş - İlknur Altıntaş || Kitap Yorumu

Eylül 12, 2017 1 Yorum
Babek & Cennetin Kapısı ve Samarra Kuruluş

               " Geçmiş geleceğe açılan kapıdır efendim ; geçmişi bilen geleceği öngörebilir..."

  İlknur Altıntaş'ın Anatolia Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı Babek Cennetin Kapısı ve Samarra Kuruluş . Yazara ait iki kitabını okudum daha önce Hallac-ı Mansur Dai , Peçeli ve Köle Türkler.  Kitapları sıra ile okumak isteyenler için Abbasiler serisini  listeliyorum:

 * Babek Cennetin Kapısı ve Samarra Kuruluş
* Peçeli ve Köle Türkler
* HAllac-ı Mansur Dai

  Serinin diğer iki kitabını daha önce okuduğum için yazarın anlatım tarzına aşinaydım ve karakterlerin bir çocuğunun çocuğunu , torununu tanıyordum. Seriyi sondan başa okumanın avantajı olarak:))

    "Tereddüt öldürür oğlum! Tereddüt öldürür. Kararsızlık da öyle!"

808 yılında başlayan kitabımız 864 yılında bitiyor. Bugünkü Irak, Suriye, Türkiye, İran, Libya , Mısır , Tacikistan 'da geçiyor. Abbasiler ,Türkler, Tahiriler, Romalılar, Ermeniler, Mazdekler..  Kitap çok büyük bir coğrafyayı, bir çok milleti ilgilendiren tarihi gerçekleri kurgulayarak anlatıyor bize.

Babek & Cennetin Kapısı ve Samarra Kuruluş



    Çocuk Babek ile tanışıyoruz önce. Bilge ve cesur. Tam da kenahetlerde bahsedildiği gibi birisi oluyor Babek büyüdüğü zaman; cesur, gözükara ve daima doğrunun yanında. Ona kafir diyorlar. O insanların eşit olduğunu ve kimsenin köle olamayacağını söylüyor. Kadın ve erkeğin eşit olduğunu vurguluyor. Adalet istiyor, barış istiyor. Şimdi bu adamı kafir diyerek aşağılayanlara gelelim. Onlar inançlı olduklarını söylüyorlar. Yalan ,iftira, dolandırıcılık, insanları aşağılama, mal , mülk sevdası bunlarda... Ortadaki ironik durum yeterince gözler önünde.



   Abbasiler ve abbasi halifeleri... Doğruyu söylemek gerekirse onları hiç sevmedim. Adil olmaya çalıştıklarını söylediler fakat halk perişan haldeyken onlar zevküsefa içindeydiler. Halife Me'mun çok okumuş ve bilgili bir adam. Aynı zamanda da bilgiye aç .Böyle bir insanın topraklarını daha adil yönetmesini beklerdim. Ondan sonra gelen Ebu İshak ise ayrı bir konu ; ondan nefret ettim. Annesi Türk olduğu için daha iyi olur demiştim fakat tam bir hayal kırıklığı idi.

    Bölgelerini korumak isteyen beyler, açlıktan kırılan bir halk, vergi diye zorlayan bir devlet, köle olarak kaçırılan çocuklar, kaçırılıp cariye olarak satılan genç kızlar, gelecek nesil için savaşıp dünyayı düzeltmeye uğraşanlar...

   Bütün bu karışık olayların arasında filizlenen aşklar, umut olan bebekler... Onların üstlerine karanlık gibi çöken kıskanç ,öfkesini ve hırsını frenleyemeyen bir aşık...

Babek & Cennetin Kapısı ve Samarra Kuruluş


    Kitap hakında yazmak istediğim o kadar çok şey var ki! Sanırım yazmaya başlasam bu konudan da bir kitap çıkar... En iyisi mi siz kitabı okuyun. Ben çok sevdim. İlknur Altıntaş kaleminize yüreğinize sağlık....

 Kitaptan alıntılar:

" İnsanlar ilginçtir efendim. Sürekli erdemlerden bahsederler. Bu onların en süslü sözcükleridir. Gerçek çoğu kez başkadır! Ve en çok gerçek gizlenir. Sözcüklerse genellikle bu sırrın saklanması için kullanılır. Çünkü gerçeğin söze ihtiyacı yoktur. O fışkırır; gözlerden , ellerden , dudaklardan. Her yerden. Ama sözler onu durdurur ; zihni karıştırır; sözler anlaşılmak için değildir; gizlenmek içindir."

" Unutma ki herkesi mutlu etmen mümkün değil! Sen Tanrı değilsin. Adil ol yeter ; bazen acımasız olman gerekecek . Ve asla unutma! Merhamet aklın zehridir..."

"Dikkat yanıltır ; tek bir noktaya odaklanırsan diğerlerini göremezsin! Hepsini görmelisin ! Yani dikkatli değil , farkında olmalısın! "

" Ama büyü diye bir şey yok; büyüleyici olansa zeka ve hayattır. Sürprizlerle doludur; her şey içinde muazzam bir sır gizler ve sırrın ifşası ise hayatın anlamı çocuk!"

"Korku iyidir ; korkusuzluk kötüdür. Cesaretse korkuya rağmen direnmektir."

"Zor kararlar yoktur, kararlar kolay alınır ; zor olan onlarla yaşamaktır Komutan!"

"Mutluluk dediğin şey bir anlıktır Vezir; Gün doğumunda bir çiçeğin yaprağındaki çiğ tanesi gibi!"


 


                    




Kitabın Adı :Babek - Cennetin Kapısı ve Samarra Kuruluş
Yazar :İlknur Altıntaş
Yayınevi : Anatolia Kitap
Sayfa Sayısı :598


    BİR ADAMIN CESARETİYDİ

   MEYDAN OKUMASIYDI

   İSYANIYDI

   DİRENİŞİYDİ

   AYDINLIK VE KARANLIĞIN SAVAŞIYDI!

  TAŞ DUVARLARA KAZINAN, TOPRAĞA KARIŞAN, TARİHİN SARKACINDA İNSANLIK ONURUYDU, UMUDUN BAŞLANGICIYDI.

   GELECEK YAZILIRKEN, GÜN VE GECE BİRBİRİNE KARIŞTIĞINDA, ZAMANIN HAKEMLİĞİNDE, BİR KAHRAMANIN DOĞUMUYDU!


                                                            Kozmokitap

7/05/2017

Peçeli Ve Köle Türkler - İlknur Altıntaş || Kitap Yorumu

Temmuz 05, 2017 1 Yorum
Peçeli Ve Köle Türkler - İlknur Altıntaş




   " Etrafında çok fazla acı varsa, etrafında adaletsizlik varsa nasıl mutlu olabilirsin ki ? " 


   Mayıs  ayında harika bir tarihi kurgu okudum ve yorumunu blogumda yazmıştım. Hallac-ı Mansur Dai .Kitap beni çok etkilemişti ve yazarın olayları ele alış tarzı ve kaleminin gücü beni kendisine hayran bıraktı. Kitabı bitirip yorumunu girdikten sonra yazardan kitabın bir serinin ikinci kitabı olduğunu öğrendim. Normalde kitapları okumadan önce araştırma yaparım. Fakat kitabın anlattığı  tarihi şahsiyet beni o kadar etkilemişti ki  araştırma yapmak aklıma dahi gelmedi.... Bu yüzden utanıyor ve biraz da kendime kızıyorum. Yazar sevgili İlknur Altıntaş kitabın yorumunu girdikten sonra beni bu konuda bilgilendirdi sağolsun ve bana serinin ilk kitabını hediye etti. Peçeli ve Köle Türkler... Ne kadar mutlu oldum anlatamam:)))

   Haziran ayınının ramazana denk gelmesi sebebi ile kitabı okumayı erteledim. Daha sakin bir kafa ile okumak istiyordum. Kitap da 704 sayfa ... Elimde süründürmek istemedim. Fakat kitabı okumaya başlayınca fark ettim ki kitap aynı Hallac-ı Mansur Dai gibi hızla okunuyor. İnanır mısınız 704 sayfayı bir günde bitirdim.

    869 yılını anlatıyor kitap. Ortadoğuda Türkler , Abbasiler , Karmatiler ... Halife , adamları, saray kadınları ve oynanan  oyunlar... Bu oyunlar ki öyle masum değil, insanların hayatlarıma mal oluyor!...

     Ali Bin Muhammed .... Kölelerin ve mazlumların dostu , zalimlerin acımasız düşmanı... Siyah bir peçe ile dolaşıyor , yüzünü görenler sadece güvendikleri. Fakat gözleri! ... Yemyeşil ve ışıl ışıl parlıyor. Onları unutmak mümkün değil...

   Komutan Boğa oğlu Musa... Heybetli , adil ve çok iyi bir komutan . Türk ordularının başında. Abbasi halifesinin hizmetindeler. Kendileri özgür olduklarını düşünüyorlar fakat herkes onlara köle Türkler diyor. Zamanında köylerinden , ailelerinden koparılıp gelmişler ve köle olarak satılmışlar... Fakat şimdi bir orduları var.  Korkulan ve çekinilen adil askerler. ...

    Shahla ... Bir ubbak. Güzel ve tehlikeli bir kız. Kendisini korumayı ve düşmanlarını yok etmeyi çok iyi biliyor. Rüyasında gördüğü yeşil gözlerin sahibini görebilmek için yola düşüyor : Ali Bin Muhammed 'i .

    Taht için birbirine düşman olan öldürülen halifeler ve saman altından su yürüten anneleri... Güvendikleri ve sırtlarından bıçaklayanlar. Aynı kadını seven iki güçlü adam...

      "Bana bak ! Sen binlerce insanı zincirlerinden kurtardın ... Binlerce!  Ne yapsaydık yani, dizlerimizin üzerinde merhamet mi dilenseydik!  O aşağılık heriflerin, evlerimizi, ekmeğimi, toprağımızı çalmalarına izin mi verseydik!  Günün birinde hepimiz öleceğiz Ali. Sorun ölmekte değil!  Nasıl öleceğimizde. .. Özgür adamlar olarak mı?  Yoksa horlanmış, aşağılanmış , sahip olduğumuz ne varsa elimizden alınmış korkak adamlar olarak mı ? " 


   Kitap bir yılda olanları o kadar güzel anlatıyor ki ben bu konu üzerine saatlerce konuşabilirim. Hallac-ı Mansur Dai'de tanıdığım Laila'nın ailesini bu kitap ile öğrenmiş  ve onun nasıl  öksüz kaldığını okumuş oldum. Bütün karakterlere aşinaydım ve kitabı okurken tanıdık bir ortamda hissettim kendimi. Çok rahattım sanki hepsini tanıyordum ve bana hikayelerini anlatmalarını , kendilerini açmalarını bekliyordum. Yazarın tarzını anlamam da bu konuda çok etkiliydi. Tanıdık bir ortamda olunca yabancılık çekmedim , böyle olunca da sayfalar su gibi akıp gitti.

   Tadı damağımda kalan harika bir kurgu idi. Gerçek ve kurgunun bir araya girdiği kitapları çok seviyorum.. Hele bu kitap kendi tarihimizi anlatıyorsa daha çok seviyorum .

  Kaleminize sağlık İlknur Altıntaş . Yazarın diğer kitaplarının da yanımlanmasını dört gözle bekliyorum. Yazarın yeni kitapları hakkında bilgi sahibi olmak isterseniz sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.ilknuraltintas.com











Peçeli Ve Köle Türkler - İlknur Altıntaş
Kitabın Adı :Peçeli Ve Köle Türkler
Yazar : İlknur Altıntaş
Yayınevi : Anatolia Kitap
Sayfa Sayısı :704


Yıl, 869
O yıl neler olduğunu hiç bilmiyorsunuz!

Onları hiç tanımıyorsunuz!

İsimleri unutuldu! Unutturuldu!
Onlar...
İsyan topraklarında ,henüz petrole

“Karakan” denildiği zamanlarda yaşadılar!

Arap çölünde…

Basra bataklıklarında...
Bağdat’ta,

Samarra’da,

Daylam’da…
El Katai’de,

Dmaşk’ta…

Aşklarına, hayallerine ve

öfkelerine tanıklık edeceksiniz!

Onların cesaretlerine hayran olacaksınız!

Ve…

Onları bir daha asla unutmayacaksınız.



                                                            Kozmokitap

6/13/2017

Hallac-ı Mansur Dai - İlknur Altıntaş || Kitap Yorumu

Haziran 13, 2017 0 Yorum
kozmokitap




   Ortaçağda, Orta Asya'daki geçen bir kitap Hallac-ı Mansur Dai. Kitap sadece Hallac-ı Mansur Dai'yi değil dönemdeki işleyişi, yönetimi, isyanları ve en önemlisi dönem insanlarını anlatıyor . Kısacası kalabalık bir kadrosu var kitabın. Başlarda karakterlerin yoğunluğundan gözüm korktuysa da sayfalar ilerledikçe bütün karakterler , özellikleri ve kim oldukları daha belirgin hale geldi ve korkmama gerek kalmadı . . İftiralarla insanların hayatlarının nasıl altüst olduğunu , entrikaları, sabır ve cesareti , başına ne gelirse gelsin doğrudan şaşmayan bir adamı okuyoruz kitapta. Aynı zamanda haremdeki kadınların zekasını ve kurnazlığını da okuyoruz. Kitap bir serinin parçasıymış ve ben ilk kitabı okumadan direk Hallac-ı Mansur Dai' yi okumuş olduğumu sevgili yazar İlknur Altıntaş sayesinde fark ettim. Şimdi ilk kitap olan Peçeli ve Köle Türkler ı de haziran ayında okuyacağım. . Tarihi kurgu sevenlere tavsiye ederim .

kozmokitap

Kitaptan alıntılar: 

 " Çok şeye sahip olursan mutsuz olursun; çok şey istersen mutsuz olursun; çok ararsan bulamazsın !"

 " Verin , sizde olduğu için verin. Çiçekler gibi saçın kokunuzu. .. Yapraklarınızı dökün, yenileri yeşersin. Kuşlar gibi konun yabancı pencerelere; şarkınız umut olsun onlara. Verin , sizde olduğu için verin; geri almak için değil; bir şey beklediğinizden değil. Sadece olduğu için verin Sevginizi verin, gülüşünüzü , kahkahanızı. .. Verin , sizden dolup taştığı için verin. Göreceksiniz ki hiçbir şey azalmayacak; çoğalacak. O zaman korkular, güvensizlikler terk edip gidecek uzaklara. "





KozmokitapKitabın Adı :Hallac-ı Mansur Dai
Yazar :İlknur Altıntaş
Yayınevi : Anatolia Kitap
Sayfa Sayısı :536


Ortaçağ'da , Ortadoğu’da Türkler, Araplar, Farsiler, Karmatiler! Ve… Bir büyük oyun!
« O aydınlandı; artık onun gözlerindeki perde tamamen kalktı. » Ebu Yakub el Akta
 « Sahip olunan her şey çekiciliğini kaybeder! » Kusva bin Hadid
“Sarayda yakın akrabalık birinci derece düşmanlık sebebidir evlat!” Komutan Hüseyin bin Hamdan.
« Ölüm zaferimizi gölgeleyemez! » Hamdan Karmati
« Ateşi orada yakacağız; tohumu orada atacağız; Rakkade’de. » Ubeydullah el Mehdi
 « Çeliğin kılıca dönmeden, son imtihanıdır ateş! »Ebu Said al Cannabi
 « Yüce halkımın önünde yemin ederim ki akıl süzgecinden geçmeyen her türlü bilginin düşmanı olacağım!» Laila
« Hakkım olan tahtı almaya gidiyoruz… » Halife Muktefi
 « Yalan söylemek günahtır Vedud. Yoksa cehenneme gidersin! Tabi öldükten sonra! Şimdi cehennemin benim! » Şağab Hatun
 « Bedenin Kâbe'sini yıkın! » Hallac-ı Mansur


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.