Feniks Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Feniks Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/02/2020

Derin Yol - Solmaz Şahin

Temmuz 02, 2020 1 Yorum
Derin Yol

  "İnsan sonsuz bir varlık olduğunun farkına varsa , yani gerçekten ne kadar büyük bir kapasitesi olduğunu anlasa zamanın oyuncağı olmaya devam eder miydi?" 

  Son zamanlarda çok şanslı olduğumu hissediyorum kitaplar yönünden . Başladığım tüm kitaplar beni şaşırtıyor bu sıralar ve bu da beni mutlu hissettiriyor.

   Derin Yol adı ve kapağı ile benim dikkatimi çeken bir kitap oldu . Yazarın araştırınca  son zamanlarda hızla çoğalan kimisi güzel kimisi ise kendisinden önce gelenlerin tekrarı gibi olan kişisel gelişim kitaplardan birisi diye düşündüm. Ancak ilk sayfaları okuyunca çok daha farklı bir kitap olduğunu anladım.

Kitabı üç bölümde ele alabiliriz.

 İlk bölümde Sevgi'yi tanıyoruz . 40 yaşına girmesine birkaç gün kalan Sevgi yalnız bir kadındır , aynı zamanda da iflasın eşiğindedir . Evinde doğum gününe adım adım ilerlerken geçmişi ile hesaplaşır bir bakıma . Ufak bir kıvılcım onda geçmişe doğru açılan bir kapı olur ve o bu kapıdan geri dönünceye kadar onunla birlikte geçmişine biz de süzülüyoruz ve onun neden bu kadar yalnız hissettiğini onun bakış açısından izleme fırsatına sahip oluyoruz. Sevgi yalnız hissetmektedir. Yaşadıklarını / anılarını okuyunca hislerinde haklı olduğunu da düşündüm. Onun geçmişine yolculuğu okuyucu olarak beni de kendi geçmişime yolculuğa çıkardı . Sevgi'nin katıksız ve doğal , içten anlatımı ister istemez insanın kendi geçmişini düşünmeye sevk ediyor. Onun çocukluğunu okurken anne ve babasına ne kadar kızdım anlatamam . Aslında iki gün gibi kısa bir süreyi anlatıyor ilk bölüm ancak bu iki gün içerisine Sevgi'nin 40 yılı sığıyor.

Derin Yol


"Karanlıkta aradığın hiçbir şeyi bulamazsın."
"Ben bir şey aramıyorum..."
"Artık arıyorsun."
"Ne arıyorum?"
" Kendini... Bir yolculuğun içindesin artık ve yolculuk arayışla başlar..."

 İkinci bölümde Sevgi , Derin ile tanışıyor ve onunla kendi içine doğru bir yolculuğa çıkıyor . Bu bölüm kişisel gelişim tarzında diyebiliriz. Bu bölümde Sevgi'nin kendini daha iyi tanıması ve geçmişi ile barışması için Derin farklı taktikler uyguluyor . Bu bölümü de büyük bir dikkatle okudum. Bazı taktikler bizde de işe yarayabilir...

 Üçüncü bölüm olarak nitelendirdiğim son bölümde ise yazar beni gerçekten çok şaşırttı. Bazı tuhaflıkları fark etsem de böyle bir sonu beklemiyordum. Her şeyin açığa çıktığı bu bölümle yazar harika bir son yaratmış  .

  Kişisel gelişim ve kurgunun harmanlanmış hali olan Derin Yol'u ben çok sevdim. Yazar Solmaz Şahin'in kalemine sağlık:)

Derin Yol Kitabından Alıntılar:

"Varoluş denge yasasıyla işler . Alma verme dengesinin ihlali olduğunda duruma el koymak zorunda kalır bazen ."

"Fazla fedakarlık kişinin kendi kul hakkına girmesidir..."

" Bilinçaltı düşüncelerinle olduğa kadar , senin ağzından çıkan sözcüklerle de senin realiteni yaratır. Önemli olduğu için tekrarlıyorum; ağzından çıkan  her negatif ve her pozitif sözcüğün içeriğini mutlaka senin önüne çıkarır . Aslında o senin emir erin gibidir , düşüncelerini ve kelimelerini komut olarak kabul eder. "






Derin Yol
Kitabın Adı : Derin Yol
Yazar : Solmaz Şahin
Yayınevi : Feniks Yayınları
Sayfa Sayısı :336

Ya bu kitap kendini bulma yolculuğun için bir davetse?..

Derin Yol'da sizi peşinden sürükleyecek güçlü karakterlerle tanışacaksınız ama o salt bir roman değil. Derin Yol'da sizin gerçek potansiyelinizi ve mutluluğunuzu sınırlayan blokajlardan özgürleşmenizi sağlayacak ve daha güzel bir realitede daha huzurlu, daha keyifli, daha tatminkâr ve ‘an'da yaşamanızı hedefleyen bilgiler hatta içine serpişt"irilmiş teknikler bulacaksınız ama o bir kişisel gelişim kitabı da değil. Bu kitabı okurken kendinizden sakladığınız parçalarla yüzleşebilecek, yüzleştikçe de içsel hesaplaşmalarınızın dosyalarını tek tek kapatma imkânı bulabileceksiniz ama bu bir psikolojik kitap da değil. Derin Yol için, ‘hayatın tüm pencerelerinden dünyayı pozitif bir persfektiften görmenizi sağlayacak, bilinç kapasitelerinizi kodlayıcı, hazırlayıcı, açıcı ve uyandırıcı bir fonksiyonu vardır' demek daha net bir tanım...

Ya bu kitap hapsettiğin, kafese soktuğun hayatın ve kendin için bir özgürleşme rehberi olacaksa?..

"Romanımın baş kahramanı Derin, kitabımdaki başköşedeki yerini almadan hayli zaman önce, yine kendimi yapayalnız, yaşam içinde sıkışıp kalmış ve mutsuz hissettiğim bir anımda usulca yanıma gelmiş ve ben acılarımla boğuşurken kulağıma o kadifemsi ses tonuyla şöyle demişti:
‘Öyle bir an gelir ki, tüm çıkışların kapandığını, tüm renklerin siyaha boyandığını, tüm hayallerinin dipsiz bir kuyunun içinde kaybolduğunu zannedersin. Öyle değil işte... O nokta; senin, derinliğinde seni bekleyen o yolda o yolculuğa çıkman için start verdiğin zamandır. O nokta, kaybettiğin seni bulacağın yolun başlangıç noktasıdır.'

O olmasaydı ben bu kitabı yazamazdım. Meğer ben onunla Derin Yol'da yürümeye mecburmuşum. Derin kim mi? Aslında okuyunca anlayacaksınız ki o soruyu zaman zaman ben de çok sordum. ‘Sonunda cevabı buldum mu?' ‘Evet, buldum.'

Bu kitap şu anda elinde ise seni ışığa çıkaracak kendi derinliklerindeki bir Derin ile sen de buluşacaksın demektir...





Solmaz Şahin Kimdir?

Bandırma’da asker bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Liseyi Bandırma Şehit Mehmet Gönenç Lisesi’nde okudu. MSGSÜ özel yetenek sınavıyla 1990’da Tekstil bölümünü kazandı. Profesyonel iş hayatına 1993’de Hasteks Şirketler Grubu’na girerek başladı. Daha sonra Günteks ve Moya Tekstil’de tasarımcı (stylist) olarak çalıştı. 1994’de The Marmara Oteli’nde kendi tasarımlarıyla yaptığı defilesiyle, bu sektördeki ilk hayalini gerçekleştirdi. Avrupa’da Otto gibi moda dergileri tasarımlarına yer verdi. 1995’de ilk atölyesini kurdu kendi etiketiyle ihracat yaptı. A.Ü. ‘’Halkla İlişkiler’’ bölümünden 2004’de mezun oldu. 2004-2007 yılları arasında Ziebart’da yönetici olarak çalıştı. 2009’da Türvak’ın Drama Bölümü’nden mezun oldu. Sinema ve dizi sektöründe Sanat Yönetmenliği, Yapım Koordinatörlüğü ve sektörel kanallara iş dünyasının farklı alanlarıyla ilgili çeşitli program format çalışmaları ve yapımcılık yaptı. 2016’da Business Channel Türk TV’de ‘Solmaz Şahin’le Değişim Atölyesi’ adlı programın yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptı. Halen televizyoncu kimliğini de kişisel gelişimle ilgili konuları programlarında konu alarak çalışmalarını devam ettirmekte. Çalışma hayatındaki yelpaze genişliğinin ona kattığı farklı deneyimler, dünyadaki birçok ülkeye yaptığı seyahatlerde tanıdığı farklı kültür ve yaşam tarzlarına sahip insanlar, hayatı ve insanı keşif yolculuğunda ona rehber oldu. Kişisel Gelişim alanına giren birçok dalda yurt dışında ve yurt içinde eğitim ve seminerlere katıldı. Profesyonel Yaşam Koçu, Bilinçaltı Dönüşüm Terapisti, NLP Master, Reiki Master, Access Bars Eğitmen ve Uygulayıcı, ThetaHealing® Uygulayıcı, EFT terapisti olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Eğitmenliğinin yanı sıra bireysel seanslar da vermektedir. (http://www.solmazsahin.com.tr/ sitesinden alınmıştır )


                                                     

11/15/2019

Kardan Kız - Eowyn Ivey

Kasım 15, 2019 6 Yorum
Kardan Kız


Kardan Kız kitabını ilk olarak üç -dört yıl önce kış temalı kitapları karıştırırken görmüştüm. Gerek kapak görseli gerekse arka kapak yazısı beni mest etmişti. O dönem kitabı alıp bir arkadaşıma hediye ettim , aklımın bir köşesinde de kendime kitabı almak hep kaldı. Yaklaşık bir yıl önce de internette kitabı indirimde görünce tekrar aklıma geldi. Artık zamanıdır bu kitabı al ve oku dedim. Kitabı aldım da zor bir yıl olunca bir türlü sıra bu kitaba gelemedi. Kitaplığımı toparlarken elime tekrar geçince bekletmeden okumak istedim. Aslında kar yağdığı zaman okusam görseller daha güzel olurdu fakat tekrar kitabı bekletmek istemedim.

 Arka kapak yazısını okuduğum zaman daha çok fantastik ağırlıklı bir kitap olacağını düşünmüştüm. Fakat kitap fantastik değil ilk olarak onu belirteyim.Gizem öğeleri barındırsa da dram ağırlıklı kitap. Bu söylediklerimden kitabı sevmediğim anlaşılmasın. Kitabı bu hali ile daha çok sevdim. Belki sonu daha farklı olsun isterdim o kadar...

  Yaklaşık elli yaşlarında bir çiftin hayatı anlatılıyor kitapta. Çocukları olmayan bu çift ailelerinden ve diğer insanlardan uzakta , Alaska'da yeni bir başlangıç yapmak isterler. Jack ve Mabel . Dondurucu soğuk ve adam etmek gereken toprak parçası . Doğa yeterince zorken  birbirleri ile yeterince iletişime geçmeyen , sessizliği tercih eden çiftimizin işi çok zor. Aslında birbirlerini çok seviyorlar. Fakat yaşadıkları ve içinde oldukları ruh hali onları sessizleştirip yalnızlaştırıyor. İlk kar yağdığı zaman beraber kardan adam yaparlar. Sabah uyandıkları zaman kardan adam bozulmuştur ve yanında küçük bir kız çocuğunun ayak izleri vardır. Bu küçük kız nereden gelmiştir ? Bu havada kaybolmuş bir çocuk mudur yoksa kardan adam canlanmış mıdır ?

Dediğim gibi gizem öğesi canlı tutsa da yazar kitabın esas konusu Jack ve Mabel üzerine kurulu. Bu ciftin ayakta kalmak için verdikleri mücadele , komşuluk ilişkileri , yaşananların anlatılış tarzı ve doğanın betimlenme şeklini çok sevdim ben. Ailece seyredilen pazar sineması tadında keyifli bir kitap. Bir şans verebilirsiniz...





Kardan Kız Hakkında Övgüler :

“Fevkalade bir başarı... Çok heyecanlanacaksınız ve uzun, çok uzun bir zaman aklınızdan çıkmayacak.”
                -Robert Goolrick, A Reliable Wife''ın yazarı -

“Willa Cather ve Gabriel García Márquez birlikte bir kitap yazsa, Kardan Kız çıkardı ortaya. Fevkalade bir başarı... Çok heyecanlanacaksınız ve uzun, çok uzun bir zaman aklınızdan çıkmayacak.”
              - Robert Goolrick, A Reliable Wife''ın yazarı -

“Coşkulu bir hikâye... inanılmaz bir başarı.”
              - Sena Jeter Naslund, Ahab''s Wife''ın yazarı -

“Eowyn Ivey''nin bu ilk eseri okuru, hem keyifli hem de ürpertici bir peri masalına götürüyor.”
              - Melanie Benjamin, Alice I Have Been''in yazarı -

“Kardan Kız baştan sona etkileyici bir kitap... Çok güzel.”
              - Keith Donohue, The Stolen Child''ın yazarı -

“Bu kitap büyüleyici... Eowyn Ivey karın cezbedici inceliklerini inanılmaz bir güzellikle ifade etmiş.”
               - Ali Shaw, The Girl with the Glass Feet''in yazarı -

“Büyüleyici evet, ama Kardan Kız aynı zamanda 1920''lerdeki Alaska''yı da tüm gerçekçiliğiyle gözler önüne seriyor. Orada yaşayan insanlar ve güçlü bir sevgiyle birbirine tutunan çift de dahil. Eowyn Ivey''nin dokunaklı romanı beni ilk sayfadan itiraben etkilemeyi başardı.”
                 - Andromeda Romano Lax, The Spanish Bow''un yazarı -





Kardan Kız - Eowyn Ivey
Kitabın Adı :Kardan Kız
Yazar :Eowyn Ivey
Yayınevi :Feniks Kitap
Orjinal adı : The Snow Child
Çevirmen : Solina Silahlı
Sayfa Sayısı :448


Çiftlikte yaşayan Jack ve Mabel çok çalıştıkları günlerin ardından 1920'lerin Alaska'sında kendilerine sakin bir yaşam kurarlar. İkisi de artık sahip olmaları imkânsız bir çocuk özlemi çekmektedirler. Yine de birbirlerine olan aşkları çok güçlüdür ve mevsimin ilk karı yağdığında birlikte oynayıp kardan bir çocuk yaparlar. Ertesi sabah kardan çocuk gitmiştir ama minik ayak izleri oradadır.

Eowyn Ivey'nin büyüleyici ve şaşırtıcı bu ilk romanı, çocuk özlemleri, onun yaşadığını düşündürecek kadar yoğun olan bir çiftin hikâyesi. Hikâyenin geçtiği karlı Alaska kadar büyüleyici olan Kardan Kız imgesel bir güçle okuru hem uzak hem de tanıdık bir yere, hem evrensel hem de inanılmaz derecede eşsiz bir hikâyeye taşıyor.


Eowyn Ivey Kimdir ? 

Eowyn Ivey Eowyn LeMay Ivey , Alaska'da doğmuş , kocası ve iki kızı ile birlikte hala orada yaşamaktadır . Batı Washington Üniversitesi'nde gazetecilik okumuş ve on yıla yakın bir süre Frontiersman gazetesinde ödüllü muhabir olarak çalışmıştır . Palmer , Alaska'da Fireside Books'ta kitapçıdır. Kardan Kız yazarın ilk romanıdır. Kardan Kız New York Times en çok okunanlar arasına girdi ve 25 dile çevrildi kitap. Kardan Kız 2013 yılında Pulitzer ödülü finalisti , 2012 yılında İngiltere Ulusal Kitap Ödülü , ilk yetişkin kitabı dalında 2013 İndies Choice ödülü , PNBA kitap ödülü kazananı olmuştur .






                                                            Kozmokitap

11/04/2019

Benim Adım Hiç - Gülbahar Kurtoğlu

Kasım 04, 2019 5 Yorum

Benim Adım Hiç

Merhaba ; size incecik ama dolu dolu bir kitapla geldim . Kitabı iki türlü okuyabilirsiniz. İnce olduğu için çok kısa bir sürede hızla okuduğunuz ve zevk aldığınız bir kitap olur ya da benim yaptığım gibi yavaş yavaş, durup düşünerek , işaretleyerek ve araştırarak okursunuz . Kitap o kadar güzel ki en üst seviyede faydalanabilmek için benim yaptığım gibi okumanızı tavsiye ederim.

Her yazdığı kitabı çok sevdiğim Gülbahar Kurtoğlu Benim Adım Hiç ile beni bir yönden çok şaşırttı, diğer yönden de hiç şaşırtmadı. Şaşırtmadığı konu kitabın çok güzel olması ve bu kadar az sayfayı bu kadar dolu dolu yapabilmesi !!! Şaşırtıcı ola ise her kitapta kendini daha ileriye götürmesi. Her yazar bun başaramıyor. Bu konuda yazarımız Gülbahar Kurtoğlu'nu gönülden takdir ediyorum.

" Geçmişi çok fazla düşünmem ben . Geleceği ise hiç! Sonsuzluk şimdidedir . Bunu bilirim, bunu derim."

Kitabın içerisinde Hallac-ı Mansur ,zihin okuma ,telekinezi ,rüyalarda seyahat ,rüyalara müdahale etme, yardımı olan insanları hissetme ,geçmişi ve geleceği görme gibi ilginç konular bir araya getirilmiş. Kuantum fiziğini de unutmamak lazım...

Benim Adım Hiç


Kitap kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Bölümler geçmiş ve şimdiki zaman arasında değişiyor. Bazı bölümleri farklı karakterlerin anlatımıyla okusak da kitabın genelinde Hiç'in anlatımlı ön planda.

Hiç ,küçük bir çocukken rüyalarında Hallac-ı Mansur'un ölüm zamanını görmektedir. Hatta bazı rüyalarında etrafında kimse onu görmese de Hallac-ı Mansur onu görmekte ve onunla konuşmaktadır. Annesi ve babası onun yaşadıklarını tam olarak anlayamamak ta ve ona destek olamamaktadır komşuları olan fizik hocası ve eşi bu konuda hiç a destek olurlar fizik hocası adeta Onun babası ve yol göstericidir. Bir konferans sırasında hiç Buket isimli bir kıza yardım etmesi gerektiğini anlar ve onu bulmak için dışarı çıkar Buket olduğu sırada bir patlama olur o olaydan sonra roket ve için yaşadıkları anlatılırken Bu olaydan yıllar sonra olanlarda daha tecrübeli ve daha olgun olan Hiç tarafından bizlere anlatılmaktadır.

Benim Adım Hiç


Kitapta olanları ya da bana tam olarak hissettirdiklerini kelimeler ile ifade edemiyorum. Farklı bir boyuta seyahat ettim sanki. İsmini bile bilmediğim bir insana kendimi çok yakın hissettim ve onun yaşamından düşüncelerinden etkilendim. Kendini geliştirirken insanlara sürekli yardım etmek istemesi , çevresinde kurduğu dostluklar, bakış açısı nedeni ile Hiç gerçek hayatta var olmayan bir karakter gibi göründü gözüme. Çevremde yaptığım gözlemler sonucunda insanların ben merkezli bir hale geldiğini görünce Hiç gibi insanlara ihtiyaç olduğunu daha fazla hissettim. Hiç kadar olamasak da elimizden gelenin en iyisi yapmalıyız diye düşünüyorum.

Kitabın sonunda yazar ve Hiç'in bir de sürprizi var ki ben bunu çok sevdim. Merak edenler kitabı okusun mutlaka! ! Kitabın sonundaki kaynakça kısmı ise yazarın nasıl titiz bir araştırma sonucu kitabı yazdığının kanıtı . Konuya merakı olanlar bu kitapları da inceleyebilirler.





Benim  Adım Hiç Kitabından Alıntılar :
* "Tesadüf olamayan tesadüfler vardır ve insana planlar, kesişmeler, entrikalar hazırlar. Her vazife için seçilmiş bir beşer vardır. Hangisi o çetin savaşı verir de galip çıkarsa, belirtilen süreyi tamamlarsa vazifeyi o alır. Çünkü hiçbir vazife kimseye verilmez, vazife alınır. Bu insanın olgunluğudur."

*"Her insan bir kanatsa ve tek kanatla uçamayacaksak; beraber iki kanat olup uçacağız, değil mi Hiç? "

*"Kendini hiçlikle bilen Rabb'ini varlıkla bilir. "

*"Rabb'den gelen bela, Rabb'den gelen nimet, imtihan ve terbiyeydi."

*"Var gücünle işit ve hatırla! Ne gidilecek ne de varılacak bir yer yok, yer yoktur, mekan ancak gördüğündür, aldatıcıdır. Tüm gücünle gör ve HATIRLA! " .

*" Düşünmeye başladığımız anda dalga hareketi çöküşe uğrar. " .

*"Gerçek, sadece bir hayal aleminde yaşadığımızdır. Aslolan; canlı cansız her şeyden yükselen senfoniyi duyabilmektir. Aslolan; evreni okuyabilmektir. "

* "Geçmiş, bugün ve var olmadığını sandığımız gelecek zaman bir aradadır. "

*"Hakikatler ancak ışık altında görülebilir. "




Benim Adım Hiç - Gülbahar Kurtoğlu
Kitabın Adı :Benim Adım Hiç
Yazar :Gülbahar Kurtoğlu
Yayınevi :Feniks Kitap
Sayfa Sayısı :176


Geçmişimi çok fazla düşünmem ben. Geleceği ise hiç! Sonsuzluk şimdidedir. Bunu bilirim, bunu derim.

Ne zaman bıraktım geçmişimi düşünmeyi, ne zaman bıraktım geleceğim için endişelenmeyi, bilir misin?
Sonumun olduğunu düşündüğüm zaman. Çünkü sonum, başlangıcım olmuştu. ‘Mim’dir benim hayatım!
Kim miyim ben?
Var mı isimlerin önemi? Yolumuz ilim, irfan ve özgür düşünce taşlarıyla; yüreğimiz sevgiyle doluysa?
Sonsuz boşluğu biraz olsun anlamlı kılan “Biz” değil miyiz? Bir o kadar önemsiz, bir o kadar değerli...
Hâlâ merak mı ediyorsun adımı?
Peki o zaman;
BENİM ADIM HİÇ!..


Gülbahar Kurtoğlu Kimdir ? 

Gülbahar Kurtoğlu

Yazar, Öğretmen .1 Mayıs 1975 yılında İskenderun’da doğdu. Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunu. 1997’den beri İngilizce öğretmenliği yapmaktadır. Evli, iki çocuk annesidir.


Gülbahar Kurtoğlu'nun Okuduğum Kitapları:

* Fısılda

* Reh-güzar




                                                            Kozmokitap

2/26/2019

Sonra Gitti... - Deniz Mavi

Şubat 26, 2019 14 Yorum
Sonra Gitti...

Adam" Aşkın seni çok daha güzelleştireceği kesin." dedi.
"Bir gün olursam fotoğraf gönderirim. " dedi kız.
"Belki de aynı karede oluruz. " dedi adam.
Sonra gitti.     

Yeni bir yazar, yeni bir kitap , yeni okuma heyecanı ... Feniks Yayınlarının 2019 yılının ilk kitaplarından Sonra Gitti...  Arka kapak yazısı ile beni etkileyen kitabı büyük bir heyecan , merak ve aynı zamanda endişe ile okumaya başladım .

    Şimdi her şey güzel giderken bu endişe de nereden çıktı diyebilirsiniz . Yeni bir yazarı ilk okumaya başladığımda kim ne derse desin bu endişeyi hep duyuyorum. Eskiden sadece merakla okumaya başlardım. Şimdi ise bir endişe oluyor. Nedenine gelirsem birkaç sene önce bir kitap okumuştum .Yine ilk kitaplardan bir tanesiydi. Kitabın başlangıç kısmı çok güzeldi. Yazan kişi güzel bir konu yakalamış ve konuya güzel bir yerden giriş yapmıştı. İki ya da üç bölüm devam etti bu . Şu anda tam hatırlamıyorum. Daha sonra ise bu ambiyans tepetaklak oldu. Kitabı yazan kişi bu güzel konuyu çöpe atıp kendi iç sesine yoğunlaştı ve onları yazmaya başladı. Felsefe yapmaya , edebiyat parçalamaya çalışmış fakat olmamıştı . Bunu ona da söyledim. Kitap baştaki gibi devam etseydi şahane bir kitap olabilirdi diye. Bana verdiği cevap da o böyle olmasını istemiş , tarzı oymuş  yani ben anlamamış oldum... Neyse işte bu olaydan sonra tereddütlü yaklaşıyorum ilk kitaplara. Sonuçta benim ömrümden zaman gidiyor bu kitapları okurken ve hayatımı güzel geçirmek ve boşa harcamak istemiyorum.





  Bu kadar olumsuz duyguyu sizlerle paylaştıktan sonra "Sonra Gitti..." hakkında da kötü düşündüğümü zannetmeyin. Yazarın anlatım tarzını , duygu aktarımını  çok sevdim. Birebir karakterlerin duygularını aldım. Anlatım da şiirsel olunca kitap aktı gitti.

  Bir kitabı okutan konu olduğu kadar yazarın tarzıdır aynı zamanda. Bazı kitaplar okudum ki karakterlerden nefret etsem de kitabı çok sevdim çünkü karakterlerden nefret etmemi sağlamasını ve duyguyu bana yansıtmasını da yazarın bir başarısı olarak görüyorum ben ,her ne kadar bazı yazarlar bu konuyu yanlış anlasalar da. Empati yapabilecek kadar duyguları bize vermişlerdir aslında , bu başarıdır bana göre .

 "Sonra Gitti..." de baş karakter bir kadın ... Deniz ... Yirmi beş yaşında ... Sevgiye hasret aslında , çünkü onun ruhunu doyuracak bir sevgi ile karşılaşmamış. Hayatını hep başkalarını mutlu etmeye adamış. "Onlar mutlu olsun yeter " mottosu olmuş Deniz'in. Kendisini hep ikinci sırada bırakmış , böyle olunca da mutluluğu yakalayamamış. Bir gün internette bir sohbet programında "Merhaba " yazısı gelesiye kadar...

Sonra Gitti


Hiç görmediğiniz birisini sadece yazışma ile sevebilir , onlara bağlanabilir misiniz? Deniz bağlanıyor , seviyor . Onunla kendisi oluyor , her düşüncesini paylaşıyor ve ruh ikizini bulduğunu sonunda mutlu olacağını düşünüyor. Hayat bu kadar basit olabilir mi?

 Deniz mutludur , hayatında belki de ilk defa tam olarak sevdiğini sevildiğini hissetmektedir. Her güzel rüyanın bir sonu vardır değil mi? Bir gün bu sevdiği adam ona evli olduğunu söyler . Üstelik ismi de farklıdır !... Böyle bir adama güvenilir mi? İyi niyetinizi kullanmış , size yalan söylemiş , hem sizi hem eşini aldatmış , sizi kendine aşık etmiş ... Siz olsanız ne yapardınız?? Ben tamamen hayatımdan çıkarırdım. Fakat Deniz bunu yapamıyor. Onunla bu sefer yüz yüze görüşmeye başlıyor , ondan vazgeçemiyor. Eşi ile sevmeden evlendiğini , ayrılacağını söylese de başta yalan söyleyen bir adama güven olur mu? Ahhh Deniz!!! Boşanıp öyle internette gezmeye başlasaydı , baştan dürüst olsaydı , belki sonuçlar bambaşka olurdu.

Deniz'in yaşamına , onun hislerine , hasretine ,sevgisine, üzüntüsüne, hatalarına konuk oluyoruz kitapta. Deniz'i karakter olarak , yaptığı davranış ve karar yetisi olarak hiç sevmedim. Ailesi mutlu olsun diye mutsuz bir evliliğe devam etmek istemesi, evli bir adamla arada da olsa görüşmeye devam edip ondan vazgeçememesi , bazı konularda kızıp aldığı yanlış kararlar Deniz'i hayatını mutsuz geçirmeye mahkum ediyor. Kendini toparlayıp hayatını yoluna koyabilecek mi dersiniz?? Peki kitaptaki erkek karakterler !!!! İki karakteri de hiç sevmedim. İkisi de birbirinden beter bana göre. Kitabın devamı gelebilir diye düşünüyorum. Yeni kitapta hayata daha sağlam tutunan ve daha doğru kararlar veren bir Deniz görmeyi umut ediyorum.






Sonra Gitti...
Kitabın Adı :Sonra Gitti...
Yazar :Deniz Mavi
Yayınevi : Feniks Kitap
Sayfa Sayısı : 232


İnsanların adına aşk dedikleri ve tıpkı bir pirinç pilavı gibi pek azımızın tutturabildiği o muamma duyguyu benimsediniz ve sevdiniz mi? O zaman bu kitabı da sevmelisiniz.

Sonsuz bir aşkı anlattığı için değil, yoklukla beslenen ve sonsuz kalabilen bir aşkı anlattığı için.

Uzun lafın kısası: seni sevmeye devam edebilmem için sana değil, olmayışına; varlığına değil, yokluğuna ihtiyacım var.

Hâlâ aşka inananlar için yazdım.
Hiç çok satanlarda olamayacağımı bile bile...
Ben sadece çok sevenlerde olmak istedim.
Çok satanlarda değil, yazarak çok mutlu olanlarda...


                                                            Kozmokitap

9/08/2017

Kimsesiz Çocuk - Simon Lelic || Kitap Yorumu

Eylül 08, 2017 1 Yorum
Kimsesiz Çocuk - Simon Lelic


    İşiniz ve aileniz arasında bir seçim yapmanız gerekseydi hangisini seçerdiniz? Peki işinizde kendinizi ispat etmek için en doğru zaman olduğunu düşünüyorsanız ve bu sizin için bir saplantı olduysa o zaman ailenizin başına gelenleri , onları ne kadar üzdüğünüzü fark eder miydiniz? Ya da fark etseniz bile ailenizi korumak için fedakarlık yapabilir miydiniz çok geç olmadan?....


    Beklediğimden çok daha başarılı ve etkileyici buldum Kimsesiz Çocuk'u. Kitabı ilk çıktığı zaman almış ve okumak için kitaplığıma koymuştum. Sonra yeni aldıklarımla birlikte kitaplığı tekrar düzenleyince kitap arkalarda kalmış ve gözümden kaçmış. Bayramda  kitaplığımı toparlarken kitabı fark ettim ve hemen öne çektim. Kitap zaten ilginç olunca hemen okudum.

    Korkunç bir suç , onu savunmak zorunda olan bir adam ve dağılan hayatların hikayesi... 
Kitabın kapağında yer alan bu cümle zaten beni ilk başta kitaba çekti. Farklı türler ve yeni yazarlar keşfetmeyi seviyorum. Hele de kitaplar etkileyici olunca değmeyin keyfime:))

    Simon Lelic daha önce okumadığım bir yazar. Ülkemizde ilk yayımlanan kitabı Kimsesiz Çocuk.
1976 doğumlu olan yazarın Kimsesiz Çocuk dahil üç kitabı bulunmakta. Son kitabı The House 2018 yılında yayımlanacakmış.



   Leo bir avukattır. Küçük davalar ile uğraşır, sesini fazla duyuramaz. Babasını kaybettikten sonra kendisini bir şey başaramamış gibi hissetmeye başlar. Bir gün telefon çalıncaya kadar....

   Daniel 12 yaşında bir çocuktur ve cinayet suçu ile tutuklanmıştır. Kendisinden küçük bir kızı öldürmek ve tecavüz suçlaması ile. Ülke bu haber ile çalkalanmaktadır ve başta polis olmak üzere herkes bu çocuktan nefret etmektedir. Bu çocuğun hukuki danışmanı olarak da Leo seçilmiştir.




   Leo bu davayı sesini duyurmak ve mesleğinde yükselmek için bir fırsat olarak görmektedir. Danışmanı olduğu kişi ufak bir çocuk olunca da ister istemez duygusal davranmaya başlar.

  Ne yazık ki duygusal davranan tek kişi Leo'dur . Herkes çocuğun neden böyle bir suç işlediğini anlamak istemez , tek istedikleri bir an önce gerekli cezanın verilmesidir. Onu koruyan Leo olunca da hakaret ve tehditler ona gelmeye başlar. Sırf Leo değil bu nefretten kızı ve eşi de nasibini alırlar....

    Ne olursa olsun bu davayı bırakmak istemeyen Leo , suçlanan küçük bir çocuk, ailesini bir arada tutmaya çalışan bir eş, babasından dolayı çevresinden baskı ve saldırı gören genç bir kız,...

   Etkileyici ,duygusal , gerilim yüklü, sürükleyici bir kitap Kimsesiz Çocuk. Yazar zamanda bir ileri bir geri yaparak bize olayların öncesini ve sonrasını gösteriyor. Neler olduğunu , sonuçlarını daha iyi görüyoruz ve heyecan kat sayısı artıyor böyle olunca.

  Kitap toplumsal bir trajediyi ve bu trajedinin hayatları bireysel ve aile boyutunda nasıl etkilediğini ve sorunlar ile insanların nasıl baş etmeye çalıştıklarını gösteriyor bize , asıl olayların arasında. Bazen en büyük baş etme yolu görmezden gelme ya da kaçmadır!...

  Farklı bir kitaptı. Üzüldüm , kızdım ve etkilendim. Psikolojik gerilim okumayı sevenler bu kitaba da bakın derim ....


          --- Amazon'dan kitabı incelemek ve satın almak için  aşağıdaki resme tıklayabilirsiniz.:)) --

                                             

Kitap Hakkındaki Düşünceler : 

 “Dikkat çekici… Ödüllü İngiliz yazar Simon Lelic, psikolojik gerilim romanı Kimsesiz Çocuk ile hayran bırakmaya devam ediyor.”

                          -Houston Chronicle- 

“Simon Lelic’in etkileyici romanı Kimsesiz Çocuk, daha üçüncü sayfada sizi içine çekmeyi başarıyor.”
                     
                         -Megan Abbott, The End of Everything’in yazarı-


 “Yetenekli, zeki bir yazar. Bu roman, Lelic’in dönüm noktası kitabı olmayı hak ediyor.”

                        -The Guardian (UK)-


Kitabın Adı : Kimsesiz Çocuk
Yazar :Simon Lelic
Yayınevi : Feniks Kitap
Orjinal adı : The Child Who
Çevirmen :Filiz Tülek
Sayfa Sayısı :308


Güney İngiltere’nin en büyük cinayet davası, gelen bir telefon sonrası avukat Leonard Curtis’in eline geçer. On iki yaşındaki Daniel Blake, on bir yaşındaki bir kız çocuğunu öldürmekle suçlanmaktadır. Fakat bir çocuk, başka bir çocuğu öldürdüğünde asıl sorumlu kimdir? Leonard Curtis savunulması güç olanı savunmaya karar verdiğinde öfkeli bir toplumla karşı karşıya kalır. Gittikçe artan bu öfke kendisine yöneldiğinde, eşinin ve kızının güvenliğinden endişe etmeye başlar. Şimdi bir seçim yapmak zorundadır: sorunlu bir çocuk mu, ailesi mi?
Gerilimin her an hissedildiği bu romanda Lelic, adalet sistemine ve kabul edilmiş normlara eleştirel bir bakış açısı getirirken, “nasıl” sorusundan çok “neden”e odaklanıyor ve bir çocuğu suç işlemeye iten sebepleri sorguluyor.


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.