Kabalcı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kabalcı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/20/2020

Bella'nın Ölümü - Kanaldaki Ev || Georges Simenon

Nisan 20, 2020 0 Yorum
Bella'nın Ölümü - Kanaldaki Ev

  Georges Simenon'un elimdeki son kitapları Bella'nın Ölümü ve Kanaldaki Ev'i birlikte yorumlamaya karar verdim. İkiside zaten ince kitaplar.


Daha önce yazarın Dedektif Maigret serisine ait iki kitap okumuştum. Farklı bir tarzı var yazarın. Şimdi okuduğum iki kitabı da Bella'nın Ölümü ve Kanaldaki Ev , Maigret serisi harici olan kitaplardan.

 İki kitabı da son sayfalara kadar merakla okudum. Yazar diğer kitaplarda sonunda hep şaşırttığı için bu kitaplarda da şaşırtma bekliyordum ancak bu kadar değil. Bu kitaplardaki şaşırtma bana iyi yönde gelmedi. Sinir oldum , bu mu şimdi dedim bitince. Heyecanla bir kitabı okuyorsunuz ve zank diye bitiyor ve öylece kalıyorsunuz. Kitap bitti ancak ben yarım kalmışlık hissettim. Aklımda deli sorularla öylece yarı yolda bıraktı beni yazar. Kitapları okuyup çok sevenler de var belki siz de okursanız seversiniz ancak kusura bakmayın ben bu iki kitabı sevemedim.  Hüsran duygusunu hissettim bittiği zaman.

 Konularına biraz girersem  Bella'nın Evi'nde , bir karı koca yanlarına arkadaşlarının kızlarını alırlar , bir süre onlarla kalacaktır. Eş akşam briç partisine gider , kız sinemaya . Erkek ise evde kalıp öğrencilerinin ders notlarını okur ve torna tezgahında uğraşır biraz. Sabah işe gittiğinde eşi acil eve çağırır . Eve geldiğinde Bella'nın yani kızın gece öldürülmüş olduğunu öğrenir . Gece boyu evdedir ve hiçbir ses duymamıştır. Soruşturma başlar ve başlarda suçlu gözü ile bakılır. Kitap boyunca suçlu arasa da kasabalı gözünde suçlu bulunmadığı için suçlu o olur .

Kanaldaki Ev de ise anne ve babası öldükten sonra teyzesinin yanına kalmaya giden bir kız ve yaşadıkları anlatılıyor. Kız Fransızca konuşuyor ve teyzesi Flamanca. İki teyze oğlu ve bir kızı Fransızca bilmektedir.  Bu evdeki yaşam ve kızın hissettikleri ve yaşadıkları üzerine yoğunlaşan kitap yine bana göre hızlandırılmış bir son ve belirsizlikler içinde bitti.





Kitabın Adı : Bella'nın Evi
Bellanın_ölümüYazar : Georges Simenon
Yayınevi : Kabalcı Yayınları
Orjinal adı :La mort de Bella
Çevirmen :Bilge Karasu
Sayfa Sayısı :200

Kişinin, evinde gidip geldiği, alışıldık hareketleri, her günkü hareketleri yaptığı, yüz çizgilerinin yalnızca kendisi için gerildiği, sonra ansızın, başını kaldırınca, perdelerin açık kaldığının, sokaktan gelip geçenlerin kendisini seyrettiğinin farkına vardığı zamanlar olur. Spencer Ashby de biraz bunu yaşadı işte. Gerçi, tıpkı öyle değil; çünkü, doğrusu ya, o gece kimsecikler ona dikkat etmemiş, ilgilenmemişti. İstediği gibi bir yalnızlığa kavuşmuştu; yorgan gibi kalın, dışarıdan tek bir gürültüyü olsun içeri sızdırmayan bir yalnızlığa... Üstelik lapa lapa yağmaya başlayan kar, sessizliğin daha bir gözle görülür, elle tutulur hale gelmesini sağlıyordu. O gecenin daha sonra bir büyütce tutularak inceleneceğini, kendisine yeniden yaşatılacağını, büyütecin altında duran kendisi değil de bir böcekmiş gibi davranılacağını, Spencer değil, kim olursa olsun, aklının köşesinden geçirebilir miyiz?



Kanaldaki_ev
Kitabın Adı : Kanaldaki Ev
Yazar : Georges Simenon
Yayınevi : Kabalcı Yayınları
Orjinal adı :La maison du canal
Çevirmen :Oktay Rıfat
Sayfa Sayısı :166

Çıkış kapısına doğru itiş kakış ilerleyen yolcu selinin içinde telaş etmeyen bir o vardı. Elinde yol çantası, biletini görevliye vermek için sırasını bekledi. Yas tülünün altında başı dimdikti. Brüksel'den trene saat altıda binmişti. Hava karanlıktı. Buz gibi bir yağmur yağıyordu. Üçüncü mevki sırımsıklamdı. Çamur içindeki yerler ıslak, içinden dışından sular sızan camlar ıslaktı. Islak giysili insanlar uyukluyordu. Saat sekizde Hasselt'e gelince trenin de, garın da elektrikleri sönmüştü. Bekleme salonunda şemsiyelerden yol yol ıslak ipek kokan sular akıyor, sobaların başında yolcular kestiriyorlardı. Çoğu, Edmèe gibi, karalar giymişti: Bu bir raslantı mıydı? Yoksa, kendisi tepeden tırnağa karalar içindeydi, yastaydı ondan mı tuhafına gidiyordu herkesin koyu renk giymiş olması?







Georges Simenon Kimdir? 


Georges Simenon1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).

Georges Simenon'un Okuduğum Diğer Kitapları :

* Flamanların Evinde 

* Hollanda'da Bir Cinayet 

                                                     

3/12/2020

Flamanların Evinde - Georges Simenon

Mart 12, 2020 1 Yorum
Flamanların Evinde - Georges Simenon

Georges Simenon'un okuduğum ikinci kitabı Flamanların Evinde . Okuduğum ilk kitap Dedektif Maigret serisinin 8. kitabı olan Hollanda'da Bir Ev'di . Flamanların Evinde ise serinin 13. kitabı ve elimde olan Maigret serisinin son kitabı .

  Kitap küçük boy olsa da puntolar normal olduğu için çok rahat okunuyor ve çantaya atıp rahatlıkla yanınızda gezdirebileceğiniz bir boyutta. Kapağı ise şeffaf bir plastik koruyucu ile kaplı olduğu için gönülde taht kurdu . Bu dizaynda basılmış şekilde serinin diğer kitaplarını da bulursam alabilirim.

 Dedektif Maigret bu sefer Belçika- Fransa sınırında bulunan bir kasabaya davetli olarak gidiyor . Resmi görevli olmadığı için sadece kendi çapında araştırma yapıyor . Zaten bulunduğu dönemde de şimdiki şartlar ve teknolojik aletler yok. İpucu takip ederek ve insan davranışlarını okuyarak işini çok da iyi yapıyor .

Küçük bir çocuğu olan genç bir kadın kaybolmuştur . En son çocuğunun babasının ailesinin işlettiği dükkanda görülmüş bir daha da haber alınamamıştır. Polis bu kayıptan genç kadının çocuğunun babasını suçlamaktadırlar . Onu temize çıkarmak ve suçsuzluğu ispatlansın diye genç adamın kız kardeşi Anna yardım istemiştir Maigret. Geldikten sonra hemen araştırmaya işine girişir Maigret.

 Sakin tempoda ,acele etmeden etrafta dolaşan ve kendi çıkarımlarını yapan Maigret'i seviyorum. Gözden kaçanları yakalamakta usta. Ayrıca kitabın sonunda suçluya karşı tavırları da çoğu dedektiften farklı . Ben Maigret yerinde olsan onun gibi davranır mıydım diye düşündüm ....... ve öyle davranamayacağıma karar verdim ;)







Flamanların Evinde
Kitabın Adı :Flamanların Evinde
Yazar :Georges Simenon
Yayınevi :Kabalcı Yayınları
Orjinal adı :Chez Les Flamands
Serisi :Inspector Maigret #13
Çevirmen : Sosi Dolanoğlu
Sayfa Sayısı :154


Maigret Givet garında trenden indiğinde gördüğü ilk kişi, kompartımanının tam karşısında duran Anna Peeters oldu. Genç kız sanki onun tam da peronun o noktasında duracağını tahmin etmişti! Buna şaşırmış görünmüyordu, bundan gurur duyar gibi bir hali de yoktu. Tıpkı Paris'te gördüğü gibiydi, her zaman olması gerektiği gibi; gri bir tayyör giymişti, ayakkabıları siyahtı, başına öyle bir şapka takmıştı ki, insanın sonradan bunun biçimini, hatta rengini hatırlaması imkânsızdı. Burada, birkaç yolcunun gezindiği perondaki her şeyi önüne katıp sürükleyen rüzgârda, daha uzun boylu, biraz daha iri yapılı görünüyordu.






Georges Simenon Kimdir? 


Georges Simenon1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).

Georges Simenon 'un Okuduğum Diğer Kitapları 

* Hollanda'da Bir Cinayet 

* Kanaldaki Ev

* Bella'nın Ölümü 

                                                     

1/04/2020

Hollanda'da Bir Cinayet - Georges Simenon

Ocak 04, 2020 2 Yorum
Hollanda'da Bir Cinayet

Georges Simenon adını duyduğum ve merak ettiğim bir yazardı . Kitap Yurdunda beş kitap on beş lira kampanyasında kitapları görünce almıştım. İlk olarak Dedektif Maigret serisinin sekizinci kitabından yana kullandım . Bağımsız okunabilen bir seri , okurken bir rahatsızlık hissetmedim şahsen .

  Hollanda'da kendi halinde bir sahil kasabasında cinayet işlenmiştir. Kasabaya konferans için gelen Duclos elinde silah ile yakalanmıştır . Katilin bulunması ve adının temizlenmesi için ülkesi Fransa'dan bir dedektif ister .

  Fransa'dan bu işi çözmesi için Maigret gönderilir.  Maigret Hollanda'ya gider gitmesine fakat flemenkçe bilmemektedir. Bir polis deliller haricinde soru sorarak , verilen cevapları analiz ederek ilerler. Bu nedenle dil sorunu önemlidir. Az da olsa Fransızca bilenlerle konuşur , bilmeyenlerle ise bilenlerden tercüme etmesini ister.

  Bu dil sorumu deneyimli dedektif Maigret'i engellemez. Kasabada olay sırasında orada olanlar ile birer birer konuşur Maigret.  Flemenkçe konuşan polislerin bulamadığı detaylerı dili bilmeyen birisi olarak fark eder. İnsanların vücut dilini okumasını da iyi bilir kendisi . Kitabı okumak isteyenler için olaydan çok fazla bahsetmiyorum.

   Farklı , sakin tempoda ilerleyen bir kitaptı. Zaten ince bir kitap olduğu için bir günde bitirdim. Serinin ortasında başlamak biraz canımı sıksa da seri ile hiç tanışmamaktansa ortadan da olsa başlamak iyidir diye düşünüyorum. Serinin elimde bir iki kitabı daha var . Onları da en kısa zamanda okumayı planlıyorum.

Maigret serisinin iki filmi de varmış. Sonradan öğrendim bunu da . Filmlerde başrolde Mr Bean filmlerinden tanıdığımız Rowan Atkinson  'ı Dedektif Maigret rolünde görüyoruz. Açıkçası ben merak ettim . Boş bir vaktimde filmleri izlemeyi düşünüyorum.



Hollanda'da Bir Cinayet - Georges Simenon
Kitabın Adı :Hollanda'da Bir Cinayet
Yazar :Georges Simenon
Yayınevi :Kabalcı Yayınevi
Orjinal adı :Un crime en Hollande
Serisi :Inspector Maigret #8
Çevirmen : Aysel Bora
Sayfa Sayısı :159


Maigret bir mayıs öğleden sonrası Delfzijl’e geldiğinde, kendisini Hollanda’nın kuzey ucundaki bu küçük kasabaya çağıran olay hakkında kaba taslak bilgilerden başka bir şey yoktu kafasında.Nancy Üniversitesi’nde profesör olan Jean Duclos adında biri kuzey ülkelerinde bir konferans turunda bulunuyordu. Delfzijl Denizcilik Okulu’nda öğretmenlik yapan Mösyö Popinga’nın konuğuydu. Oysa Mösyö Popinga öldürülmüştü ve Fransız profesör resmen suçlanmamakla birlikte, yine de kendisinden kasabadan ayrılmaması ve Hollanda makamları tarafından arandığında hazır bulunması istenmişti.İşte hepsi bu kadardı ya da neredeyse bu kadardı. Jean Duclos’nun haber vermesi üzerine, Nancy Üniversitesi Adli Polisten birinin görevle Delfzijl’e gönderilmesini sağlamıştı.İş Maigret’ye düşmüştü. Resmi olmaktan çok yarı resmi, üstelik Hollandalı meslektaşlarına geleceğini önceden bildirmeyerek daha da az resmileştirdiği bir iş.







Georges Simenon Kimdir? 


Georges Simenon1903 yılında Liège'de doğmuştur. Genç yaşlarda okulu bırakıp gazete muhabirliğine atılmış ve 19 yaşında Paris'e yerleşmiştir. İlk polisiye romanlarını bu dönemde Sim takma adıyla yayımlamıştır. 1945'te Amerika'ya yerleşmiş ve 20 yıl bu ülkede yaşadıktan sonra, önce Fransa'ya sonra da İsviçre'ye geçmiştir. 1989 Eylülünde Lozan'da ölmüştür. Polisiyeler dışında psikolojik romanlar ve denemeler de yazmıştır. Polisiyelerindeki psikolojik derinlik, gerilimi sürekli ayakta tutmakta ve okurun ilgisini sürekli sonuca yönelik olmaktan çıkarmaktadır. Birçok romanı sinema ve televizyona uyarlanmıştır. Bazı yapıtları: Pietr-le-Leton (1931, Letonyal Pietr), La Maison du Canal (1933, Kanaldaki Ev), L'homme Qui Regardait Passer les Trains (1938, Trenlerin Geçişini İzleyen Adam), La Chambre Bleue (1964, Mavi Oda).

Georges Simenon'un Okuduğum Diğer Kitapları :

* Flamanların Evinde 

* Kanaldaki Ev

* Bella'nın Ölümü 
                                                     

4/15/2017

Özgürlük Hapishanesi - Michael Ende

Nisan 15, 2017 3 Yorum
kozmokitap


" Belki de kötülüğün tüm sırrı, hiçbir sırrı olmamasından ibarettir. "

   Yazarın bir diğer kitabı olan Momo'yu okumaya başlamadan önce nadir bulunan kitabı Özgürlük Hapishanesi'ni de alıp hazırlamıştım okumak için. İkisini birbiri ardına okumak istedim. Kitabın nadir bulunmasının nedeni artık basımının olmaması. Her yaşa hitap ettiğini yorumumda da belirttiğim Momo'yu çok sevince bir meraktır aldı  beni " acaba Özgürlük Hapishanesi nasıl " diye... Beklentimi yüksek tutmamamı söyledi kitabı okuyan arkadaşlarım ve ben de daha önceki tecrübelerimden bildiğim için beklentisiz başladım kitaba. Kitap ne kadar güzel olursa olsun beklenti tavan yapınca kitap yetersiz geliyor...

   Kitabı instagramda fidan olarak okuduk. @bookandcoffee__ (Kore Fenomeni ) , @kalemfilikitaplik  (Minervadan Notlar ) , @daginikanne (Dağınık Anne  ) ve ben . Kitaba başladığımız gün sanki peşinden kovalayan varmış gibi Fenom bitirdi kitabı:(( Neyse sabah o daha yataktan kalkamadan ben de bitirdim kitabı:))) Erken kalkar bitirir kitabı ....

  Kölelik dışında hiçbir şey bilmeyen köleler uysal kölelerdir. Sadece tutuklu hayatını bilen tutuklular özgür olmamalarının acısını çekmezler. 

   Özgürlük Hapishanesi yorumuna geçmeden önce isminin beni çok etkilediğini söylemek istiyorum. Özgürlük denilen şeyin sınırları var mıdır?  Peki sınırları olan şeye özgürlük denilebilir mi? Aslında bu konu ironiktir. Bu konu hakkında münazara yapılsa bir sonuca varılabileceğini zannetmiyorum .

  "Tanrı cenneti ve insanı yarattı. Sonra cenneti ondan aldı, o zaman insan yaşamak için kendine dünyayı yarattı. Hala da yaratmaya devam ediyor."

   Momo küçük büyük her kesime hitap ederken Özgürlük Hapishanesi daha çok büyüklere hitap ediyor. Çocuklar da bu kitabı okuyabilir fakat hikayelerin arkasındaki manaları tam olarak anlayabileceklerini düşünmüyorum. Hikayeler dedim doğru duydunuz. Özgürlük Hapishanesi sekiz hikayeden oluşuyor. Her hikaye kısa ve görünenin arkasında felsefik anlamlar taşıyor.

kozmokitap


   En uzun hikaye ilk hikaye olan Uzun Bir Yolculuğun Sonu  . Hikaye güzeldi fakat başlarda uzun uzun yazılırken sanki sona doğru yazar artık bitsin diyerek konuyu hızlandırıp kısa kesmiş gibi hissettirdi bana. Hikayelerin hepsi birbirinden ilginçti ve zevkle okudum. Varoştaki Ev de nazi dönemini ve bir arsadaki bombalama sonucu kaybolan ev ile birlikte arsanın da metrekare olarak küçülmüş olmasını ve nedeninin bir türlü anlaşılamaması anlatılırken bir diğer hikayede dışarıdan bakılınca çok küçük olan bir arabanın içine girince nasıl bir devasa boyutta olduğu anlatılıyor. Kitaba ismini veren Özgürlük Hapishanesi öyküsünün ise baş kahramanın adı İnşallah. Bu isim bile size bazı ip uçları veriyordur.

kozmokitap

Bana göre Momo'nun bir tık gerisinde kalan kitap birçok öykü kitabına kıyasla çok çok başarılı idi. Kitapta gerçeklik algımızı sorgulatıyor bize. Gerçeklik kime göre neye göre belirlenir. Okuduktan sonra etrafımızı sorguladığımız ve bambaşka bir gözle bakmamızı sağlayan bir kitap Özgürlük Hapishanesi. Şimdi yazarın bir diğer kitabı olan Bitmeyecek Öykü kitabını bulabilirsem alacağım.





kozmokitap
Kitabın Adı :Özgürlük Hapishanesi
Yazar :Michael Ende
Yayınevi :Kabalcı Yayınları
Orjinal adı :Das GeFangnis der Freiheit
Çevirmen : Saadet Özkal
Sayfa Sayısı :256


Bitmeyecek Öykü ile Momo'nun yazarı Michael Ende sekiz öyküden oluşan bu kitabında bizi bir yolculuğa çıkarıyor: Victoria dönemi İngiltere'sinden günümüz Roma'sına, Venedik'ten Hindukuş dağlarına, Hıristiyan dünyasından İslam dünyasına uzanan bir yolculuk bu, ama en önemlisi de düşler dünyasında bir yolculuk.

Uzunluğu belli, ama sonuna asla varılamayan bir ko-ridor; içi olmayan bir ev; bir yeraltı dünyasına hapse-dilmiş gölgeler; birini açmadığımız zaman tek tek kaybolan kapılar... Bizim "sayısız katıyla yukarıya ve belki aşağıya da uzanan muazzam bir yapının kapıcı dairesi demesek de yalnızca zemin katı" olan sınırlı dünyamızın ötesindeki sınırsız dünya.

Michael Ende'nin Okuduğum Diğer Kitapları :

* Momo 

                                                                  

4/12/2017

Momo - Michael Ende

Nisan 12, 2017 6 Yorum
kozmokitap

Karanlıkta ışığın parlıyor.
Nereden geliyor, bilmiyorum:
Çok yakındaymış gibi görünüyor,
Oysa o kadar uzak ki.
Ne olursan ol;
Parla, parla küçük yıldız!

  Çocuklar için aldığım Momo'yu ben de okumayı çok istiyordum ve nihayet sıra ona geldi. Her yaş grubuna hitap eden oldukça naif bir kitap Momo. Kitabı bitirdikten sonra kitap hakkında düşünürken aklıma gelen tek kelime naif oldu.

"Ne zaman doğdun?"
Momo biraz düşündü ve sonra dedi ki: "Hatırladığım kadarıyla ben hep vardım."

  Momo küçük bir kız çocuğu. Tam olarak kaç yaşında ya da nereden gelmiş kimse bilmiyor. Antik tiyatro kalıntıları arasında yaşayan çocuk bölge halkı tarafından çok seviliyor. Bu çocuk çok iyi bir dinleyici. Dinlerken sanki sizin ruhunuzun derinliklerini görebiliyor. Onunla konuşanlar ise konuşurken kendilerini sanki bir aynada görüyorlar ve sorunlarının cevabını bir anda buluyorlar. Üstelik Momo'nun hayal gücü de çok zengin . Bu nedenle çocuklar da gelip onunla oynamayı çok seviyorlar.

Momo karşısındakileri , aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi. 

   Her şey yolunda giderken Zaman tasarruf şirketinden geldiğini söyleyen insanların etrafta dolaşması ile bazı garip durumlar ortaya çıkmaya başlar. İnsanların artık hiç vakti yoktur. Sürekli meşgul olan ve mutsuz insanlar dolmuştur kente. Bu durumu açıklaya çıkaracak bir tek kişi vardır Momo....

Oysa zaman yaşamın kendisiydi . Ve yaşamın yeri yürekti.
İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe , zaman azalıyordu. 

   Kitabı okurken kendimi düşündüm. Bazen öyle günler oluyor ki zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Hiçbir işim yetişmediği gibi gün göz açıp kapayana kadar bitmiş oluyor. Aynı kitaptaki insanlar gibi. Fakat onlar zamanları tasarruf edip ölümü geciktirmeye çalışıyorlar. Duman adamlar onları bu şekilde kandırıyor. Ölümden bu kadar korkmasalar ya da yaşadığı zamanın değerini bilmiş olsalar kandırılabilirler miydi dersiniz?  Önceliklerini fark etselerdi... Sırf zaman tasarrufu yapmak için gülümsememek , kitap okumamak , yaşlı ebeveynleri ile ilgilenmemek hatta çocuklarını geri plana itmek!!!!! Şimdi okuyunca belki gülümsüyorsunuz olur mu diye... Fakat çevremize baktığımızda işleri için ailelerini ikinci plana iten insanlar yok mu??? Bu insanların da kitaptaki insanlardan ne farkları var? ....

   Momo hızla okunan, fantastik bir kitap olmasının dışında düşündüren ve aynayı kendimize çevirmemize neden olan bir kitap. Sonuç itibari ile kitabı çok çok sevdim. Tavsiyemdir....





Kozmokitap
Kitabın Adı :Momo
Yazar : Michael Ende
Yayınevi : Kabalcı Yayınları
Orjinal adı :Momo
Çevirmen :Leman Çalışkan
Sayfa Sayısı :305


Momo karşısındakileri, aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi... Momo'nun yanında oynanan oyunlar başka hiçbir yerde oynanamazdı. Yaşanılan gün içinde çok büyük bir sır vardır. Bu büyük sır zamandır. Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır, ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki, bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir. Bu gerçeği hiç kimse duman adamlardan daha iyi bilemezdi. Bir saatlik, bir dakikalık, hatta bir saniyelik yaşamın değerini hiç kimse onlar kadar iyi ölçemezdi. İnsanların zamanı üzerine planlar kuruyorlar, ince hesaplarla hazırlanmış planlar. Yaptıklarından kimsenin haberdar olmaması onlar için çok önemliydi. Büyük kente yerleşip halkın arasına karışırken hiç dikkat çekmemişlerdi. Hiç kimse farkına bile varmadan adım adım ilerliyor ve insanlara egemen oluyorlardı. Zamanınızı çalıyorlar sevgili dostlar, kendi istekleri uğruna sizi kandırıyor ve zamanınızı çalıyorlar... ama Momo ve çocuklar sizi uyarıyor... Ey İnsanlık, dinle ve anla!... Onikiye beş kaldı... Aç gözünü, tetikte ol... Hırsız çaldı zamanı. Okuyun ve anlayın... zamanınızı çalıyorlar Bitmeyecek Öykü ile çok sevilen Michael Ende'den efsaneleşmiş bir eser daha... Üstelik yine hem çocuklara hem de çocuk kalmaya uğraşan büyüklere...


Michael Ende'nin Okudupum Diğer Kitapları:

* Özgürlük Hapishanesi 

                                                                  
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.