4/23/2018

Yaprak Öz'den yeni kitap " Sobe Siyah Orkide "

Nisan 23, 2018 3 Yorum

Sobe Siyah Orkide



     Korku edebiyatımızın kraliçesi Yaprak Öz’den nefes kesen yeni bir roman: “Sobe Siyah Orkide

   “Berlinli Apartmanı”, “Şeytan Disko” ve “Tilki, Baykuş, Bakire” adlı romanlarıyla büyük ilgi gören, geniş bir okur kesimine ulaşan yazar Yaprak Öz’ün yeni eseri “Sobe Siyah Orkide”, geçtiğimiz günlerde Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Psikolojik gerilim-korku edebiyatı dalında başarılı ürünler veren Yaprak Öz, aynı zamanda iyi bir şair. Yazarın yeni romanı “Sobe Siyah Orkide”, türün meraklıları için biçilmiş kaftan. Kitabın tanıtımında şöyle sesleniliyor okura: Size çok acı vermiş birinin ölmesini ister misiniz? Aşk kurbanı iki kadın bir araya gelirse ne olur? Bazen korkmamız gereken tek şey, kendi acımız ve bunu dindirmek için yapabileceklerimizdir... Jülide'nin büyük umutlarla taşındığı Işıl Apartmanı'nda ise, asla tahmin edemeyeceği acılar saklıdır. Yaşlı bir hanımefendi ile iki iş kadınının ikamet ettiği, tüm sırları bilen bir vitrin mankeni ile kalbi kırık bir apartman görevlisinin görünüp kaybolduğu Işıl Apartmanı'ndaki saklambaç oyununa hoş geldiniz. İnsan doğasının keskin uçlarına dair ürpertici bir günlükle yapılan hesaplaşmayı anlatan bu sürükleyici korku romanı, Yaprak Öz'ü okurlarıyla bir kez daha buluşturuyor.




                                                     

4/20/2018

Her Gün İçin Canım Ailem Etkinlikleri

Nisan 20, 2018 5 Yorum
Canım Ailem Etkinlikleri



  " Bir varmış bir yokmuş. Büyük saraylardan birinde bir kral ve üç oğlu yaşarmış. Kralın iki oğlu kendini beğenmiş ve kötüymüş. En küçük oğlu ise çok iyi yürekli bir gençmiş ... "


   Merhaba , harika bir kitap okudum.  Canım Ailem  etkinlikleri her ay için ayrı ayrı planlanmış. Hem mevsime hem de o aydaki özel günlere göre özenle seçilmiş etkinlikler. Tüm aile bir arada olup hem eğlenecek hem öğrenecek ve kaliteli vakit geçirecekler .

   Önce etkinliğe hazırlık ve malzemeler bölümünden sonra etkinliğin yapılışı yazılmış kitapta. Her etkinlikten sonra da etkinlik ile alakalı bir öykü yer alıyor. Ben okurken çok keyif aldım eminim siz ve çocuklarınız da çok keyif alacaklar. Bazı etkinliklerde ben de çocuklarımın küçüklüğüne seyahat edip o günleri gülümseyerek hatırladım. Bazı etkinliklerin ise yaşı yok. Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun beraber yapabilirsiniz.

    Bir anne, sağlıkçı ve çocuklarımın eğitimleri ile birebir ilgilenen birisi olarak #canımailem kitabını herkese tavsiye ederim. Dolu dolu diye tabir edebileceğim bir kitap. Sırf anneler değil anne adayları, babalar ya da büyükanne ve babalar için de harika bir kaynak. Çocuğunuz ile yapabilecek etkinlikler mi arıyorsunuz , bu kitap tam size göre . . .





Her Gün İçin Canım Ailem Etkinlikleri
Kitabın Adı :Canım Ailem Etkinlikleri
Yazar :Aylin Çiftlikli
Yayınevi :Yediveren Yayınları
Sayfa Sayısı :280


    Aile kelimesini duyduğumuzda sıcak bir yuva gelirdi eskiden aklımıza. Bacasından dumanların tüttüğü, bahçesinde rengarenk çiçeklerin açtığı, çocuk gülücüklerinin kuş cıvıltılarına karıştığı masal gibi bir yer...

     Kentleşme ile önce bahçelerimizi feda ettik apartman canavarlarına; popüler kültürle sıcaklığını kaybetmeye başladı yuvalarımız. Herkesin özel televizyonu, bilgisayarı ve telefonu olan teknoloji çöplüğü ve otellere dönüşmeye başladı evlerimiz. Ortak zaman geçirme anlayışımız, alışveriş merkezlerinde mağaza mağaza dolaşmaktan öteye gitmiyor artık.
      Canım Ailem Etkinlikleri ile, yaşam alanı daralan ailelerimize nefes olabilmek için çıktık yola. Ebeveynler ile çocuklar arasındaki etkileşimi ve iletişimi artırarak mutlu bir ailenin temellerini atalım istedik hep birlikte. Mevsimlere, aylara ve günlere özel olarak hazırlanan oyun ve etkinlikler sonrasında yuvanızın nasıl da sıcacık olduğuna siz bile şaşıracaksınız.


                                                            Kozmokitap#kitapyo

4/19/2018

Burcu Seçmeer’den yeni öyküler: “Önemli Bir Gün”

Nisan 19, 2018 1 Yorum

Önemli Bir Gün


   Burcu Seçmeer’in yeni öykü kitabı “Önemli Bir Gün”, Yitik Ülke Yayınları etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Yazarın daha önce yayımlanan “Doku” adlı bir öykü kitabı daha bulunmakta. Detayları seven Seçmeer’in şaşırtıcı öyküleri yaratıcı altyapısı ve başarılı diliyle dikkat çekiyor. Yazar Akgün Akova, Burcu Seçmeer’in “Önemli Bir Gün” adlı yeni eseri için şunları kaleme almış kitabın arka kapak yazısında: Bu kitabın yaratıcısı Parlak Yazarlar Kafesi’nde kahvesini DNA’lı içer. Aynı anda yan masada sevgilisine mektup yazan kadının elinin hamurundan bir parça alıp Paulo Coelho böreği de yapabilir. Düş gücüyle bir çulluk sürüsünün kaderini değiştirebilir. Bir incir ağacı ile bir gökkuzgununu Datça’daki eski bir değirmende buluşturduğu gibi, isterse Ege ile Akdeniz’i yanak yanağa getirebilir. Bir sihirbazdan söz ettiğimi sanabilirsiniz. Eh, Burcu Seçmeer biraz öyledir. Ahtapotları pusula olarak kullanan bir yazardır o. Öykülerinde tren düdükleri bile yüksek topukludur. Onları tamamlarken yazdığı harfler marangoz olarak işe aldığı bir siyah karınca sürüsü tarafından zımparalanmış gibidir. Burcu Seçmeer biraz ateş, biraz çağlayan, biraz sis ve epey Alice’tir. Sınır tanımayan düşleri bu dünyaya sığmaz, gökadalar arasında gidip gelir. Bu kitabı okuyanlar da bu yüzden, “Biz bir kitaba binip uçtuk!” diyebilirler. “Çılgınca güzel bir gökyüzü tanığımızdır!”

“Önemli Bir Gün”, edebiyatı seven herkes için keyifli bir okuma önerisi.

                                                            Kozmokitap

4/18/2018

Demokan Atasoy'dan doğaüstü bir aşk romanı " Konuşulmayan "

Nisan 18, 2018 2 Yorum
Konuşulmayan - Demokan Atasoy


   Daha önce farklı kitaplarda öykülerini okuduğum ve kalemini çok sevdiğim Demokan Atasay'ın ilk romanı Konuşulmayan. Gerilim türünde olan kitap Maceraperest Kitaplar tarafından yayımlandı.


  Kitap cep kitap boyutlarında ve kapak görseli ile de dikkat çekiyor. Kitabı okumaya başladığınız zaman görselin aslında kitabı ne kadar iyi anlattığını fark ediyorsunuz. Kitap iki farklı karakter tarafından anlatılıyor , Hande ve Dalınç . Dalınç'ın anlattığı bölümler daha fazla , okuyunca nedenini anlarsınız :))

  1980 lerde geçiyor kitabımız.

  Hande manken , uyuşturucu batağında bir genç kız. Evinin hanımı olmasını isteyen annesinden ve geleneksel ailesinden uzaklaşarak kendi yolunu çizmiş birisi.

 Dalınç iyi eğitim almış , iyi bir işi olan genç bir adam. Baskıcı bir anne ile büyümüş ve her ne kadar yetişkin olsa da hala annesinin hükmü altında.

 Morgda kötü bir olay sonucu yolları kesişen iki insan, masallardaki gibi tek bir öpücük ve değişen hayatlar...

İki farklı karakter ve yaşam koşullarına sahip  iki insanın doğaüstü aşkını anlatıyor kitap. Her ne kadar gerilim kategorisine koyulsa da fantastik de diyebiliriz bana göre. Toplumun doğruları ile insanın doğruları çatışırsa sonuç ne olur ? Baskıcı bir ortamda büyüyen Dalınç özgürlüğünü elde etmeye çalıştıkça iç sesi ona emirler vermekte ve onu  sorgulamaktadır.  Bunun dışında konuşmayan ve her şeyi bir noktaya kadar kabul eden bir kadın , her ne kadar bu kadın normal olmasa da. Peki bir erkek , kendisini koca olarak gören bir erkek, karısına ya da sevdiğine onun rızası olmadan her şeyi yapmakta özgür müdür? Ya da istediğini yapabileceğini düşünmesine sebep olan nedir ? Sadece erkek olması mı yoksa koca olma sıfatı mı?

 Yaşanan bu doğaüstü olayı okurken satır aralarında toplumda hala yaşanan , konuşulmayan , konuşulmak istenmeyen ya da sadece fısıldanan konulara da yer veriliyor.

  Farklı ve ilginç bir kitaptı Konuşulmayan , hem karakterleri hem de konusu ile. Kaleminize sağlık diyorum Demokan Atasoy. Daha nice farklı kitaplara....

 








Demokan Atasoy - Konuşulmayan

Kitabın Adı :Konuşulmayan
Yazar :Demokan Atasoy
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı : 256

... mavimtırak dudakları normal bir insanda gülümseme gibi duracağından emin olduğum bir şekle girdi. Aslında, o dudaklar Hande’nin yüzünde, ağzı olmayan bir surete, kör bir bıçakla özensizce kesilerek açılmış bir yara gibi duruyordu. Ama ben gözleriyle ne demek istediğini anlamıştım, belki sadece hissetmiştim...
  ...Öpüşmeye nasıl başladık ya da ben bu şefkat dolu vücutla bir olmak zorunda olduğumu ne zaman anladım onu da bilemiyorum. Ama biliyorum ki sevdiğim kadınla o ilk sevişmem, içimde bir şeyleri değiştirdi...

    “Sıradışı bir aşk, sıradışı karakterler... Demokan Atasoy tekinsiz bir uyuyan güzel masalına davet ediyor okuru. Alacakaranlıkta yapacağınız bu yolculukta aklınızda hep şu soru olacak: Aşk ölümü yener mi?”
  Orkun Uçar
 “Yetenekli yazar Demokan Atasoy, Konuşulmayan romanında bizi var olduğumuz dünyada başka dünyalarla tanıştırıyor, kusursuza yakın betimlemelerle zihnimizi açıyor, Emine Baysal gibi karakterlerle bizi çarpıyor, okuyucuyu iç benliğinin diliyle tanıştırıyor, iyi de yapıyor, iyi ki de yapıyor!”   Uğur Batı
 Oğlak Yayınları, korku öyküleriyle ruhumuza dehşet saçan Demokan Atasoy’un kanınızı donduracak ilk romanı Konuşulmayan’ı yayımlamaktan gurur duyar...


                                                            Kozmokitap

4/16/2018

Yüzleşme Serisi - Gonca Çiftçioğulları || Kitap Yorumu

Nisan 16, 2018 2 Yorum
Yüzleşme Serisi - Gonca Çiftçioğulları

  Merhaba , bir süredir blogumda istediğim kadar aktif olamadım ve bazı kitapların yorumunu da doğal olarak zamanında bloga giremedim. Hayatın dikenleri arasında yolumu bulmaya çalışırken bazen bilgisayarı açıp yazı yazmak bile imkansız oluyor. İnstagram bazen daha kolay geliyor ve hiç yorum girmemektense orada bir resim ve biraz yazı ile yorumlarımı girdim. Oradan beni takip edenler okuduğum tüm kitaplara ulaşabilirler.

  Yüzleşme Serisini de şubat ayından itibaren her ay bir kitabını olmak üzere bütün seriyi bitirdim. Kİtap bittikçe instagramda paylaşsan de blogumda hiç bahsetmediğimi fark ettim ve seriyi toplu olarak burada paylaşmayı uygun gördüm.

   Yüzleşme Serisi Dorlion Yayınları tarafından yayımlandı . Eskişehir'de olanlar İnsancıl sahaf ve İnsancı Kitap'ı bilirler. İşte Dorlion Yayınları da İnsancıl Sahafa ait yeni bir yayınevi.


Güneşin Kızı


  Serinin ilk kitabı Güneşin Kızı . Baş karakter olan Leyla başarılı bir polis , cinayet masası şube şefidir. Tam bir işkolik olan Leyla birçok başarılı operasyona imza atmıştır. Babası o yedi yaşındayken cinayete kurban gitmiştir. Babası da bir polistir ve Leyla da babasının izinden gitmektedir. Yıllar sonra babasının şehit olduğu Adıyaman 'a tayinini çıkartır Leyla. Babasının katilini bulmak için çalışma zamanı gelmiştir...

   İzmir ve Adıyaman şehirlerinde geçiyor kitabımız. Bir taraftan babasının cinayetini araştırırken Leyla , diğer taraftan elindeki davalara da bakmaktadır . İsmet onu Adıyaman'da gezdirirken biz de geziyor, yöre ve tarihi yerleri hakkında bilgi alıyor, yöresel lezzetleri tadıyor ve halkı hakkında bilgi sahibi oluyoruz. . Dolu dolu bir kitap okudum. İçerisinde her bir detaya değinilmiş ve konu olarak havada kalan bir nokta olmamış. Kitap polisiye olarak da beni tatmin etti. Merakı ön planda tutan bir kitap ve okuyucunun ilgisini kaybetmemesi için yazar kalemini çok başarılı olarak kullanmış .

 Acaba varlığımız zıtlıkların birlikteliğiyle mi anlam kazanıyordu? İyiliğe ulaşmak için mutlaka kötülük mü olmalıydı? Yoksa güzelliği keşfetmek için mutlaka çirkinliği mi tatmak gerekiyordu? Neden sadece güzellik veya neden sadece iyilik yoktu bu dünyada? 

   Güneş, insanların içine sanki bir umut ışığı gibi doğar, içlerindeki üzüntüleri alır, kendi karanlığına çekerdi. 

Ateşle Dans


  Serinin ikinci kitabı Ateşle Dans . İlk kitabın sonunda seri katil Ateş'in hapisten kaçtığını öğrenmiştik.
Bu kitapta ise  Ateş'in geçmişte nasıl yakalandığını ve hapisten kaçış öyküsünü okuyoruz . İlk kitapta ana karakter Leyla iken bu kitapta Komiser Çetin ön planda yer alıyor. Ateş'in gerçek kimliğini kitabın başında bize verse de yazar polis ile nasıl oynadığını ve yakalanma sürecini okumak keyifliydi.


  Herkes huzur ister. Huzuru kimisi zihinde bulur, kimisi ise davranışlarında, söylemlerinde, çevresinde. Huzur değişken bir kavramdır komiser. Neye ve kime göre farklılık gösterir.



Yüzleşme Serisi

Dostluk da güzellik gibi göreceli bir kavramdır komiser. Kimin ya da neyin dostu olduğunuza göre değişkenlik gösterir . Sizin dost hanenizden çıkardığınız kişi belki de gerçek dostunuzdur ve siz farkında değilsinizdir. 
Serinin son kitabı Ateş de Yanar. Kitabı okumak isteyenler için fazla ipucu vermeden , okumalarının şevkini kırmadan kitaptan bahsetmeye çalışacağım. Bu kitap artık her şeyin belli olduğu , nihayete erdiği bir kitap . Son kitap sonuçta ,olsun o kadar değil mi? Bütün karakterler bu kitapta bir araya geliyorlar. Tuzak içinde tuzak , oyun içinde oyun olduğu ortaya çıkıyor ve gerçekler bir bir ortaya dökülüyor. Bazı olaylara ve karakterlere diğer kitaplardan aşina olduğumuz , söylenenler ve yaşananlardan bazılarını bildiğimiz için tekrar okumuş oluyoruz. Farklı karakterlerin bakış açılarından da aynı olayları tekrarlıyoruz. Bu nedenle bu kitabın bazı bölümleri olmasa ya da son iki kitap beraber olsa da olurmuş hissi uyandırıyor. Yine de kitaptan ve tüm seriden zevk aldım , sevdim. Farklı bir yazarla tanışmış oldum ve Adıyaman'dan İzmir'e seyahat ettim , kültürel gezilere katıldım.  İyi ki okudum dediğim serilerden oldu.



                                                            Kozmokitap

4/13/2018

Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz || Kitap Yorumu

Nisan 13, 2018 1 Yorum
Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz


    Bu, uyuyanlar arasında birçok bölüme , parçalara, rapsodilere ayrılan uzun bir hikayedir . Biri susarken öteki hemen onun kaldığı yerden devam eder ve böylece evin odalarında uyuyanlar kurutulmuş bir gelinciğin yaprakları arasındaki tohumlar gibi hareketsiz yatıp solup alıp verdiklerinde gün doğumuna doğru büyürlerken bu hikaye geniş ve epik zigzaglar çizerek devam eder. 

   1892- 1942 yılları arasında yaşamış Polonyalı sanatçı ve yazardır Bruno Schulz . Lvov'da mimari okuyup Viyana'da Güzel Sanatlar Akademisi'ne gitmiştir. Yaşadığı gettoda bir Nazi subay tarafından vurularak öldürülen yazar arkasında iki eser bırakmıştır. İsrailli yazar David Grossman yazarın nazi subay tarafından eğlencesine vurulduğunu yazmıştır. Sonrasında ise vurulmasının gerçek sebebinin asla öğrenilemediğini de belirtir.



Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz
Bruno Schulz - Otoportre


  Yazarı merak edenler için Adam Sikora'nın yönettiği bir belgesel mevcuttur. Sanatçıyı tanıyanlara ulaşılmış ve yapıtları bu belgesel ile hayat bulmuştur.


Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz
Bruno Schulz || Organ-Grinder in the courtyard


   Hayatın koşturmacasına , hızlı yaşam koşullarına ve hızla okunan aksiyon dolu kitaplara alışmış olan ben kitabı alıp okumaya başladığım zaman bir kayaya toslamış gibi hissettim. Bazen düşünmeden o kadar hızlı hareket ediyoruz ki hayatı kaçırıyor ve aslında gözlerimizin önünde olan güzellikleri kaçırıyoruz. Kitabı okumaya başlayınca bana olan da buydu. Aksiyon , gerilim , romantizm kitaplarının arasına o kadar boğulmuştum ki daha yavaş bir tempoda akan ve betimlemelerin dibine vuran bir kitaba başlayınca önce şaşırdım. Sonra ben anlamıyor muyum diye okuduğum sayfayı tekrardan okudum . Sonra derin bir nefes aldım ve sakinle , rahatla , hayatı yavaş tempoya al ve tadını çıkar diyerek kitabı tekrar okumaya başladım....


  Yukarıda yazdıklarımdan anlaşıldığı gibi hızla okunan , olayların bir çırpıda çözüldüğü bir kitap değil Tarçın Dükkanları. Kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Ve her bölüm de öyle inanılmaz birbirinden ilginç , sürükleyici olaylar değil. Sıradan olağan , yaşamın , bir ailenin içinden kesitler anlatılıyor. Bir çocuğun gözünden , onun anlatımı ile... Zaten kitapta ilgi çekici olan , kitaba bağlayan da olaylar ya da tam olarak ne olduğu değil. Yazarın bir sanatçı gözü ile bir çocuğun hayal gücünü birleştirerek bize çevremizin aslında ne kadar olağanüstü olduğunu göstermesi. Gözlerimizin kanıksadığı , beynimizin artık olağan kabul ettiği olaylar ve eşyalar aslında dikkatli bakılınca ne kadar da büyüleyicidirler. Hele de bunlara bir çocuğun gözünden onun hayal gücünü kullanarak bakmayı deneyin. İşte yazar kitapta bize bunu yapıyor. Hayatın bir iki kelimeye sığamayacak kadar zengin ve muhteşem olduğunu , her olayda büyüleyici bir yanı olduğunu zor yoldan da olsa gösteriyor.

  Bu kitap ile muhteşem bir edebiyat ziyafeti çekeceğinizi söyleyebilirim. Herkese hitap eden bir kitap diyemem. Çünkü klasiklerden olduğu kadar bolca tasvir ve edebiyat öğesinden de zevk almayan hoşlanmayanlar vardır. Siz de benim gibi klasik kitapları seviyor , Dostoyevski'nin o zor okunduğu söylenen kitaplarını zevkle okuyorsanız Proust ile karşılaştırılan ve Kafka'nın lehçedeki ruh ikizi olarak görünün Bruno Schulz'un Tarçın Dükkanları kitabını seveceksiniz diyorum.

Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz


Kitap hakkında yazılanlar : 

"Hayal gücü açısından zengin, dünyevi tutkular açısından duygusal, üslupta zarif, nükteli, gizemli bir estetik bakışla desteklenmiş öyküler."
                                  - J.M. Coetzee 


"Schulz kolayca sınıflandırılamaz. Kimi zaman bir gerçeküstücü, bir simgeci, kimi zaman ise bir dışavurumcu, bir modernist olarak adlandırılabilir... Bazen Kafka gibi, bazen Proust gibi yazan Schulz, onların ulaşamadığı derinliklere ulaşmayı başardı."
                               - Isaac Bashevis Singer 

  "Kitaplarımı her açtığımda, evini nadiren terk eden bu yazarın, kendine özgü bir dünyayı ve gerçekliğin alternatif bir boyutunu nasıl yarattığını yeniden keşfetmek beni hayrete düşürüyor."
                         - David Grossman




Tarçın Dükkanları - Bruno Schulz


Kitabın Adı :Tarçın Dükkanları
Yazar :Bruno Schulz
Yayınevi :Aylak Adam Yayınları
Orjinal adı : Sklepy Cynamonowe & Sanatorium Pod Klepsydra
Çevirmen : Neşe Taluy Yüce
Sayfa Sayısı :304

Bruno Schulz 1942 yılında bir Nazi subayı tarafından katledildiğinde dünya edebiyatı bu erken kaybın henüz farkında değildi. Hayatı boyunca, eserleri hakkında çok az konuşuldu, ancak olağanüstü yetenekleri zamanla kendisine uluslararası bir okur kitlesi kazandırdı. Proust ile karşılaştırılıp Kafka'nın Lehçedeki ruh ikizi olarak da anılan Schulz'un öyküleri, yirminci yüzyılın en yetenekli ve etkili yazarlarından birinin gerçeküstücü üslubunu da gözler önüne seriyor. Tarçın Dükkânları, Neşe Taluy Yüce'nin Lehçe aslından yetkin çevirisiyle Türkçede.



Yazarın hayatını araştırırken kullandığım kaynaklar:

* http://www.vogue.it/en/uomo-vogue/news/2012/01/bruno-schulz

* http://logtv.com/storefront/product/bruno-schulz/

* http://www.artnet.fr/artistes/bruno-schulz/



Kozmokitap




                                                           

4/12/2018

Melike İnci’nin ilk öykü kitabı “Örümcek Ağında Çırpınma” yayımlandı

Nisan 12, 2018 1 Yorum
Örümcek Ağında Çırpınma

   Melike İnci’nin öyküleri “Örümcek Ağında Çırpınma”da kitaplaştı  . 

   “O Anda”, “Aşk Sıraya Girmez” ve “Herkes Kırılır” adlı romanların yazarı Melike İnci’nin ilk öykü kitabı “Örümcek Ağında Çırpınma” Yitik Ülke Yayınları etiketiyle yayımlandı. Edebiyat dergilerinde de adına sık sık rastladığımız başarılı yazar Melike İnci, yaşamın içinden süzdüğü güçlü öyküleriyle edebiyat okurlarına iyi bir okuma önerisi sunuyor.

   “Gönül. Kırk iki yaşında. Haftanın altı günü, hayat saat altıya çeyrek kala çalar saatin zırıltısıyla başlar. Yatağından kalktığı gibi banyoya koşar. Hızlıca yüzünü yıkayıp dişlerini fırçalar. Akşamdan kâğıda sardığı saçlarını açar. Buklelerini dikkatlice şekillendirir. Sonra iddialı bulduğu dalgalı saçlarını fırçalayıp sımsıkı bir topuz yapar. Yine yatmadan havalandırmak için balkona astığı giysilerini bir yerinde lekesi var mı, diye kontrol ettikten sonra hızlıca giyinir. Yatağını da hızlıca kapatıp altıyı beş geçe evinin kapısını kilitler.” 

   Gönül, Elif, Nezihe, Aygül, Aslı ve daha birçok kadının hayatla ilişkileriyle/ilişkilenmeleriyle örülmüş ağdaki çırpınmaları birbirine bağlı öykülerde anlatılıyor. Melike İnci’nin yeni kitabı “Örümcek Ağında Çırpınma”, edebiyatımıza adeta can suyu veriyor. Öykü okurları bu güçlü kitabı okuma listelerine eklemeli.









                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.