2/28/2017

Paranoya - John Rector

Şubat 28, 2017 4 Yorum
Kozmokitap


    Bir süredir Kitap Dostum android uygulaması ile kitap takası yapıyorumç Takas kitap için seçim yaparken Paranoya dikkatimi çekti. Gerilim kitaplarında beyaz kapak olunca bana albenisi daha fazla geliyor. 2016 basımı görünce kitabı da tamam bu kitap daha yeni , temizdir diye düşünerek takas yapmıştım. Bana gelen kitap 2011 basımı ve kapak kenarları bantlanmıştı. Açıkçası böyle gelince kızdım. Kitabı bitirdiğime göre  geri gönderip farklı kitap isteyeceğim. Ben kitabı kitaplığımda bulundurmaya niyetlenmiştim, bu nedenle biraz hüsran yaşadım....

  Kitap kapağının kenarları zarar görmesin diye bantlanmıştı muhtemelen ve kitapta da problem yoktu. Fakat benim istekte bulunduğum kitap ile bunun basım yılı da farklı gelince isteksizlik oldu bende....

 Kitabın konusu ve yazarın anlatım tarzına gelirsem yazarın tarzını basit buldum. Okuyucuyu yormayan çerez
türü kitaplardandı. Okurken beyninizi yormanız gerekmiyor. Size bir şey katmadığı gibi bir şey de kaybetmiyorsunuz...

Kitabın kahramanı tarafından birinci tekil şahıs ile yazıldığı için kitap daha samimi geliyor. Konu ise biraz yavaş ilerliyor. Çok fazla aksiyon beklemeyin kitaptan. Ayrıca gerilim de yok kitapta. Şahsen ben gerilmedim.)))

   Kızının ölümünden sonra ilaçlarını bırakan bir adam olan Dexter, dengesiz hareketleri yüzünden karısı tarafından da terk edilir. İlaçlarını almadığı zaman kendinden geçen ve hiçbir şey hatırlamayan Dexter bahçesinde ceset bulunca ne yapacağını bilemez ve katili kendisi aramaya karar verir. ...

  Görsel ve işitsel sanrıları olan bir adam ne kadar doğru karar verecektir ve katil kimdir? Gördüğü sanrı da öldürülen kız olunca ceset Dexter için daha da önemli hale gelecektir.

   Hızla okunan , ilginç bir kitap oldu benim için . Kitabın ismi konuya uygun değil bana göre. Paranoya ismini okuyunca daha farklı bir gidişat beklemiştim. O yönden hayal kırıklığı oldu.... Orijinal ismi kitaba daha uygun




Kozmokitap



Kitabın Adı :Paranoya
Yazar :John Rector
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Orjinal adı :The Grove
Çevirmen :Barış Satılmış
Sayfa Sayısı :287


İyileşmiş eski bir hükümlü cinayet işlediğinden kuşkulanırsa ne olur?
   John Rector'un karanlık ve büyüleyici psikolojik gerilim romanı Paranoya'da, Çiftçi Dexter McCray hem şüpheli hem dedektif oluyor. Sorunlu geçmişinden kaçmaya çalışan bu adam, evi terkeden karısını ölümle tehdit ettiğinin ertesi günü mısır tarlasının yanındaki kavak korusunda genç bir kızın cesedini bulur. Masumiyetini kanıtlama umuduyla gerçeği tek başına aramaya çıkar. Şimdi, ailesinden ve arkadaşlarından ayrı ve cinayet sırasında nerede olduğunu kanıtlayacak bir mazeretten yoksunken dağılmış bir hayatın parçalarını toplamasında ona yardım edebilecek tek bir kişi vardır: Ölü kızın kendisi…
  Rector, hikâyenin ve 'Katil kim?' tarzının karmaşıklığını anlamış, okuyucularını hem akılda kalıcı hem de huzursuz edici bir yolculuğa çıkarıyor...

                                                            Kozmokitap

Murakami'nin Kedisi - Aylin Oflaz || Kitap Yorumu

Şubat 28, 2017 1 Yorum
Kozmokitap


   Kitap yurdunun  her hafta yaptığı ilk 100 kitap 5 tl kampanyalarına bayılıyorum. Bu harika kitabı da bu kampanya ile 5 tl ye aldım. Bu hafta farklı bir kitabı daha sipariş verdim bakalım. Onu da çok merak ediyorum.

  Murakami sevdiğim bir yazardır ,şimdiye kadar üç kitabını okudum. En sevdiğim kitabı da Murakami'nin Kedisi'nde de adı geçen Sahildeki Kafka İdi. Kendine has bir tarzı olan yazar bir çok kişi tarafından da çok sevilmektedir.

Kozmokitap

   Murakamin Kedisi iki saatte bitti. Ben da hayret ettim. Kitaba başladım ve bitirmeden bırakamadım. Kitaba başladığınız zaman kelimeler uçuşmaya, etrafınızda dans etmeye başlıyor ve siz de bu büyüye kapılarak kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Aylin Oflaz harika bir iş başarmış ; eğlenceli , komik ve hızla okunan bir kitap yazmış .

  Lal karakteri ilginç ve biraz da bana göre çatlak bir karakter. Böyle olunca da daha sevimli olmuş .En sevdiği yazar 'Murakami ' yüzünden eşi ile tartışan Lal , eşini terk ederek arkadaşının evine gider. Arkadaşı yurt dışındadır , ev ile Lal ilgilenmektedir. Murakami 'nın İstanbul'da olduğunu öğrenen Lal , kaldığı otele gider . Bu macerası Murakami 'nın kedisini çalması ile sonuçlanır ve sonrasında ise.... İşte eğlence de bundan sonra başlar. ...

kozmokitap


 Birbirinden tuhaf ve komik karakteri bir araya getiren kitapta yok yok... Bu kadar ince bir kitaba bu kadar olay nasıl sığdı diyorsanız kitabı okumanız gerekir.Keyifli ve yormayan bir kitap arıyorsanız Murakami'nin Kedisi tam size göre ;)  Tavsiyemdir ...





KozmokitapKitabın Adı :Murakami'nin Kedisi
Yazar :Aylin Oflaz
Yayınevi :Doğan Kitap
Sayfa Sayısı :144


Murakami’nin Kedisi, Beyoğlu’ndan Prag’a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.

O an kendime geldim, resmen ve fiilen Murakami’nin pek mühim kedisini çalmış bulunuyordum. Oh olsun! İçimi bir huşu kapladı, bir kedi çaldığım için kendimi böylesine iyi hissedeceğim hayatta aklıma gelmezdi.

Senaryo yazarı Lal, eşi Umut’a öfkelenip ardına bakmadan evi terk etti. Kendini

Beyoğlu’nda, St. Antoine Kilisesi apartmanlarında buldu. Çok sevdiği yazar Haruki Murakami’nin Pera Palas’ta yapılacak bir panel için İstanbul’da olduğunu öğrenince kulaklarına inanamadı. Otele geldiğinde kapıda bir kargaşa vardı, biricik Murakami ise suratını asmış, lobide öylece oturuyordu. Edebiyat devinin kedisi yer yarılmış, içine girmişti!

Murakami’nin Kedisi, Beyoğlu’ndan Prag’a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.


                                                            Kozmokitap

2/25/2017

Ölüm Çiçekleri - Julia Heaberlin || Kitap Yorumu

Şubat 25, 2017 4 Yorum
kozmokitap

"Sürükleyici bir karakter incelemesi ve psikolojik gerilimin derinliklerine dalmak isteyen okurlar için iyi bir tercih ."  - Booklist- 
    Ne kadar tüm kitapları okumayı  sevsem de  gerilim kitapları bambaşka oluyor. Okurken her an ne olabilir diye pür dikkat kesilirken beynim farklı çalışmaya başlıyor. Bir tür beyin jimnastiği de diyebilirsiniz. Her ne kadar bu kitaplar kurgu olsa da bu tarzı okumaya başladıktan sonra normal hayatta da etrafıma daha dikkatli bakmaya başladım. Dikkatim ve duyularım daha keskinleşti diyebiliriz. Bir yönden bu daha iyi çünkü daha dikkatli hale geliyoruz. Kötü olan  tarafı da hayatı toz pembe görmekten vazgeçmiş oluyoruz.

   Koridor yayınlarının yeni gözdesi Ölüm Çiçekleri de daha çıkar çıkmaz dikkatimi çekti. Zaten Koridor'un gerilim kitaplarını seviyorum. Kapak fon rengini de beyaz yapmalarına bayılıyorum ki bu da kitaplarına müptela olmamda rolü büyük sanırım.

kozmokitap


  Kitabın özgün adı Black-Eyed Susans. Bu bir çiçek ismi. Bizdeki karşılığı da Güneş Şapkası Çiçekleri. Kİtap boyunca çiçeklerin ismi bu şekilde geçiyor. Çiçeklerin orta kısınları koyu ve yuvarlak olunca ismine Black-eyed susans demişler. Bu çiçeğe aynı zamanda Rudbekya da deniliyor.

  Her bölüm bir bulmacanın parçası gibi ilerleyen , okuyucunun çözüme adım adım yaklaştığı bir gerilim romanı. 
   Çoğu gerilim ya da polisiye kitaplarda sonucu hemen tahmin etmeye başladım . Bunun sebepi sanırım bu tarz kitapları çok okumam ve artık yazarların ne düşündüğünü anlayabiliyorum. Bazen bu tahminden sonra okumak sıkıcı olsa da bazı kitaplarda kurgu o kadar güzel oluyor ki " önemli olan sonuç değil yolun kendisidir " deyip zevkle okumaya devam ediyorum .Ölüm Çiçekleri'nde ise hiçbir tahmin yapamadım. Aynı kapakta belirtildiği gibi bir bulmaca gibi ilerliyor kitap. Yazar neredeyse hiç ipucu vermiyor son ana kadar. Böyle olunca tahmin de edilmiyor ve sonuç ne olacak merakı kitabı okutturuyor.

     Polisiye kitaplardaki gibi bir hareketlilik ve tavan yapmış bir heyecan yok kitapta. Psikolojik gerilim olduğu için daha sakin ilerliyor.

"Resimlerim aradığınız sihirli mermi değil ," dedim aniden. " Umutlarınızı elinde bir resim fırçası olan öfkeli bir kıza bağlamayın."
kozmokitap

   İki farklı zamanda anlatılıyor kitap. Tessa onaltı yaşındayken kaçırılmış ve bir tarlaya ölü bir kız ve yine cinayete kurban giden diğer iki kızın kemikleri ile birlikte atılmıştır. Bulunduğunda kalbi o kadar yavaş atıyordur ki onu da ölü zannederler. Tessa'nın bulunduktan sonraki toparlanma süreci ve psikolojik desteği anlatılıyor bölümlerden birisinde. Diğerinde ise Tessa bir çocuk annesi bir kadındır. Aradan uzun yıllar geçmiştir ve Tessa hala geçmişinin o karanlık bölümünü hatırlayamamaktadır. Cinayetlerden yakalanıp hapse atılan kişi yakında idam edilecektir. Bu idamı önlemeye çalışan ve bu kişinin suçsuz olduğunu savunan avukatlar ile birlikte çalışmaktadır Tessa. Çünkü kendisinin de şüpheleri vardır ve yanlış kişinin tutaklandığını düşünmektedir.

"..... Ölüm cezasıyla ilgili daha sert bir duruş da ne demek ? Adamı öldürüyoruz zaten. Ölüm cezasına karşı nasıl daha sert bir duruş sergileyebilirsin ki? Adamı önce gıdıklayacak mısın? Üstüne kaşıntı tozu mu serpeceksin? Elektrikli sandalyeye bir raptiye mi koyacaksın ?" 

   Gerçek suçlunun arama çalışmalarının yanında Tessa'nın en büyük isteği Güneş Çiçeği Kızları olarak anılan diğer kurbanların kimliklerinin tespit edilmesidir.

"Anılar gübre gibi değildir," demişti doktor beni masasına götürürken. Çürümezler. 

Ağır ağır olayları çözmeye çalışan Tessa ile birlikte - neredeyse sıfır ipucuyla - sırları ve karanlık noktaları aydınlatmaya çalışıyoruz kitapta.

                 Sadece özgür olmayı istemiştim. Kelebekler de özgürdü. 

  Farklı bir tarzı olan yazarın anlatım tarzını, sadeliğini sevdim. İpucu vermemiş olması da güzeldi çünkü farklılık yarattı benim için. Çeviri de güzeldi. Psikolojik gerilim sevenler bu kitabı kaçırmayın derim.....




kozmokitap

Kitabın Adı : Ölüm Çiçekleri
Yazar :Julia Heaberlin
Yayınevi : Koridor Yayınları
Orjinal adı :Black-Eyed Susans
Çevirmen :Belgin Selen Haktanır
Sayfa Sayısı :424
Kitabın Türü : Psikolojik gerilim
Etiket Fiyatı:  22 TL
Çıkış Tarihi: 13.02.2017


Her bölüm bir bulmacanın parçası gibi ilerleyen, okuyucunun çözüme adım adım yaklaştığı bir gerilim romanı. 

On yedi yaşındaki Tessa, medyanın ona yakıştırdığı isimle “Güneş Şapkası Çiçeği”, azılı bir seri katilin elinden kurtulan tek kişidir. Polise verdiği ifadeyle katilin parmaklıklar ardına gönderilmesine yardımcı olmuştur – en azından o öyle düşünüyordur. Cesetlerle geçirdiği ve hafızasının silindiği travmatik otuz iki saatin ardından terapiye başlar.
   Şimdi, yirmi yıl sonra, yatak odası penceresinin önündeki toprağa ekilmiş olan güneş şapkası çiçekleri, hapishanede olması gereken katilden gelen bir mesaj gibi durmaktadır.
   Tessa, hapisteki kişinin gerçek katil olmayabileceği gerçeğini itiraf etmeye artık hazırdır. Hafızasındaki boşluklardan gerçek katilin izini süren Tessa’nın bu cinayet bilmecesini çözmekten başka şansı yoktur.
 “Psikolojik gerilimin derinliklerine dalmak isteyen okurlar için başarılı bir tercih ve sürükleyici bir karakter incelemesi.”     – Booklist


                                                            Kozmokitap

2/22/2017

Albino Yayın Balığının Gözleri - Necmi Gürsakal || Kitap Yorumu

Şubat 22, 2017 1 Yorum
 
Kozmokitap

  1950 doğumlu, Ekonomi Profesörü, akademisyen ve roman yazarı olan Necmi Gürsakal'ın okuduğum ilk kitabı Albino Yayın Balığının Gözler. Kitabı bana hediye geldi ve yazarı hakkında hiç bilgim yoktu . İtiraf etmeliyim ki yazarın ilk kitabı olarak düşünmüştüm.  Araştırdığım zaman yazarın farklı kitapları da olduğunu gördüm ve daha önce hiç denk gelmemiş olmama şaşırdım.

   1260 ve 2014 yılları arasında geçen Bizans'tan Osmanlı'ya , oradan da Türkiye Cumhuriye'tine uzanan bir macera anlatılıyor kitapta. Bu dönemler arasında gezinen kitap dört bölümden oluşuyor. Kitapta bütün bölümler arasındaki bağlantı noktası İznik. İznik'i çok sevdiğim için kitap bana çok keyifli geldi. uzun süredir İznik'i ziyaret edemedim bu nedenle özlemimi biraz olsun kitapla giderdim.

Kozmokitap


 İlk bölüm 1260 yılında başlıyor ve Yorgo'nun cephesinde olanları , Bizans zamanını okuyoruz. İkinci bölüm Osmanlı zamanında Eyyamzade Hasan Çelebi 'nin ağzından olaylar anlatılıyor. Üçüncü bölümde Madam Brotte'nin oteline gelen bir gazetecinin mektuplarından olaylara göz atıyoruz.  Sonuncu bölümde ise 2014 yılında tarih doktorası yapan Rüzgar ile kitaba son nokta koyuluyor.

 Bu farklı zamanlara yayılan kitabın konusu nedir ki bu kadar uzun bir zaman dilimine yayılmış diye sorarsanız hemen söylüyorum: Bizans döneminde İznik'te görev yapan Yorgo , osmanlı tehdidinden dolayı oradaki değerli eşyaları sandıklara koyup Konstaninopolis'e gönderir. Fakat sandıklar gitmesi gereken yere gitmez ve bu sandıklar bir mağaraya saklanır. İşte bütün bu zaman dilimi boyunca karşımız çıkan ve aranan bu sandıklar ve içindeki değerli eşyalardır. Ortak bir nokta daha var ki bu kitaba ismini de vermiştir: Albino Yayın Balığı Bu balık İznik gölünde yaşamaktadır.

    Kitabın birinci bölümünü okurken sıkıldığımı itiraf ediyorum. Çok fazla isim ve tarih vardı. Sanki tarih kitabı okuyorum da aralara kısa hikayeler serpiştirilmiş gibi hissettim. Birinci bölümü bitirdikten sonra diğer bölümler daha akıcı geldi bana. Dediğim gibi İznik'in adı geçmemiş olsa belki birinci bölümde daha sonra okumak üzere kitabı yarım bırakabilirdim.....





KozmokitapKitabın Adı :Albino Yayın Balığının Gözleri
Yazar :Necmi Gürsakal
Yayınevi : Dora Yayınları
Sayfa Sayısı :148


Neden insanlar mağaralara ilgi duyarlar? Neden mağaraya girmek isterler? İçimizdeki vahşi, derin, uçurumlu yanın bir çağrısı mıdır yoksa bu? Klastrofobiden korkmadığımızı haykırmak için mi, adrenalin tutkusundan mı? Karanlığın içinden, aniden önümüze fırlayacak hayvanlardan korkmadığımızı anlatmak için mi? Yoksa ilk insandan bu yana aktarıla aktarıla gelen ve hâlâ beyinlerimizin en derininde saklanan korku dolu anılar olduğu için mi? "Girmekten korktuğun mağara, peşinde olduğun hazineyi saklıyor" diyor Joseph Campbell. Bunu da Internet'te buldum.




                                                            Kozmokitap

2/21/2017

Paravan - Tim Weaver

Şubat 21, 2017 4 Yorum
kozmokitap

 
                                              ya ölüm bir son değilse? 

   İsmini çok duyduğum bir yazardı Tim Weawer. Polisiye kitapları çok sevdiğim için kitaplarını   merak etmiştim. Farklı bir kitap aramak için kitapçıya gidince şans eseri elime Paravan denk geldi ve kitabı hemen aldım. Yazarın ilk kitabının Paravan olduğunu bilmiyordum. Aynı zamanda kitap David Raker serisinin de ilk kitabı. Bilmeden doğru kitabı alıp okumaya başladım:))) Merak edenler için belirteyim David Raker serisinin yedi kitabı var şu anda....

  David Raker bir gazeteci. Eşini kanser yüzünden yakın zamanda kaybetmiş ve henüz kendisini toparlayamamıştır. Çok sevdiği karısının arkasından normal hayata uyum sağlamak çok zordur. O günden bu yana yatak odasında bile yatamamaktadır. Psikolojisi kötü durumdadır.

   Eşi ölmeden önce kayıp çocukların bulunmasına yardım eden David tekrar çalışmaya başlamakta zorlanmaktadır. Gazetecilik bağlantıları kullanarak bir tür gayri resmi dedektiflik yapmıştır ve bu işte de başarılıdır.

   Bir gün kapısını komşusu Mary çalar. Bir yıl önce araba kazasında yanarak ölen oğlu Alex'in aslında ölmediğini düşünmektedir. Çünkü oğlunu görmüştür. Oğlunu bulması için David'ten yardım ister. David bu işe şüphe ile yaklaşsa da araştırmaya başladıktan sonra işler umduğundan daha karışık bir hale gelir. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve bu işlerinin arkasında ummadığı insanlar vardır.....

kozmokitap

   Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılıydı. Bu sıraları bir çok yazarın ilk kitabını okudum ve gerçekten başarılıydılar. Bir iki ufak aksaklığı saymıyorum. Sonuçta profesyonel okuyucu olunca bazı hataları daha rahat fark ediliyor:))))

   Anlatım tarzı ve dili sade yazarın. Konuyu işleyişi de merak yandırıcı. Bazı bölümlerde çok fazla aksiyon olmasa da ne olacak  merakı kitabı okutuyor ve kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz.

David Raker'ı ve Tim Weawer'ın ona verdiği karakteri sevdim. Devam kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Kİtapta tek sevmediğim olay kötü karakterlerin ikide bir David'in ölmüş olan karısından bahsetmeleriydi. Kayıb kişiyi  araştırmasını hep karısının geri dönme umuduna bağlayıp sürekli bunu tekrar etmelerini sevmedim. Çünkü bu kadarı fazla oldu. Bunu dışında belirttiğim gibi kitabı çok sevdim. Polisiye severlere tavsiyemdir....





Kozmokitap
Kitabın Adı :Paravan
Yazar :Tim Weaver
Yayınevi :Ephesus Yayınları
Orjinal adı : Chasing The Dead
Çevirmen : Dilek Kodal
Sayfa Sayısı :379


Bir yıl önce, Alex Towne'nın cesedi bulundu.
Bir ay önce, annesi Alex'i sokakta gördü.
Bir hafta önce, David Raker onu aramaya karar verdi.
Şimdi ise, bu kararı almamış olmayı diliyor.

   Mary Towne'nın oğlu Alex, altı yıl önce ortadan kaybolmuştur. Beş yıl sonra nihayet ortaya çıkar, ancak bir arabanın enkazı içindeki yanmış bir ceset olarak. Kayıp insanları araştıran dedektif David Raker işi almak istemez çünkü bunun, oğlunun anılarına takılıp kalmış mutsuz bir annenin yaşadığı göz yanılsaması olduğunu düşünür. Fakat kendi kaybının kapanına kısılmış olan Raker, istemeyerek de olsa işi kabul eder. Büyük bir hata yapmıştır.

   Raker derinlere indikçe Alex'in hayatının, annesinin sandığı gibi masum bir hayat olmadığını keşfeder. Alex'in geçmişinde, hiçbir zaman ortaya çıkmaması gereken bazı sırlar gömülüdür. Ve bu sırları korumak için cinayet işlemeye kararlı, karanlık ve tehlikeli bir adam peşindedir artık.

     Kısa zamanda Raker, ölümden daha beter şeyler olabileceğini öğrenir.


                                                            Kozmokitap

2/20/2017

Cennette Uzun Bir Kış - Barış Tuna || Kitap Yorumu

Şubat 20, 2017 1 Yorum

Kozmokitap

   Size öncelikle bu kitapla ilginç buluşma öyküsünden bahsetmek istiyorum. İlk önce mail kutumun spam klasörünü boşaltırken bir mail dikkatimi çekti.  Mailde kitaplarını gönderdikleri söylenerek keyifli okumalar deniyordu ki spam klasörüne düşünce endişe ettim, uzantıyı açmadım. Bir süre mail kutuma bu sefer "Aile içi cinsel istismar üzerine sarsıcı ve sert bir roman (PDF) olarak bizden size hediye " yazan bir mail geldi.  Gönderen bölümünde Uzun Kış yazıyordu ve yazar göndermişti. Doğrusu bir yazarın bana kitabını göndermesinden çok mutlu  oldum. Fakat konu olarak  "Aile içi cinsel istismar üzerine sarsıcı ve sert bir roman " yazması yüzünden endişe ettim. Bu tarz bir kitap psikolojimi nasıl etkiler, okumak istiyor muyum.... gibi bir çok endişe belirdi. Derken kitap hala mail kutumda beklerken bu sefer üçüncü mail geldi ... Belki de bir şans vermeliyim dedim ve kitabı indirdim....

   Kitabı  samsung için kindle praogramına yükledim ve evden dışarıda iken ya da arada kitabı okumaya başladım.....

   Öncelikle kitaplrta öyle korkacağım ya da endişe duyacağım bölümler olmadığı için sevindim. Öyle bölümler olsa okumaya devam edeceğimi düüşnmüyorum. Kitap dram ağırlıklı. İstismara uğramış ve psikolojisi bozulmuş bireylerin hayata eğri-doğru tutunma çabalarını anlatıyor yazar. Ankaralı olan yazarın kitabı da Ankara'da geçiyor.  13 yılda yazılan kitaba derin duygular ve acılar yerleştirmiş yazar tarafından .

  Kitapta ana olarak üç karakter var. Aslı, Umut, Meral. Bu karakterlerin yaşadıkları zorluklar, aileleri ile olan iletişim kopuklukları, toplum baskısı, görmezden gelinen olaylar gibi derinlermesine acılarla dolu kolar işlenmiş kitapta. 500 küsür sayfalık kitap kendisini okuttu , bitince kitaptan geriye derin bir acı kaldı. Çok sık karşılaşılan karakterler olmasa da kitaptaki karakterler yine sanıyorum toplumda sayıları azımsanacak kadar da  az değil.

  Topluma aykırı gelen kişiliklerin arkasında derin acılar barındırdığını anlatıyor kitap. Hiçbir şey aslında göründüğü kadar basit değildir....




Kitabın Adı :Cennette Uzun Bir Kış
Yazar :Barış Tuna
Yayınevi :Okuyan Us Yayınları
Sayfa Sayısı :524

   Zengin ve tahsilli bir ailenin, yurtdışında okumuş, iki dil bilen, parlak, "başarılı" ve hiçbir işte tutunamayan kızı... Delice planlarını hayata geçirmeden önce geçmişinden getirdiği o karanlık lekeyle yüzleşmeyi başarabilecek mi? Babasının bitmek bilmeyen dayakları ve annesinin "Her şeyi sizin için yaptım ve bakın şimdi ne haldeyim"leri arasında büyümüş, fakir semtin silik, çekingen, uslu delikanlısı... Önüne gelen kurtuluş fırsatını kullanabilecek mi, yoksa kimi zaman neredeyse bilgeliğe varan sünepeliğinin girdabında boğulup gidecek mi?

Mahallelinin gözdesi, delikanlıların "namusu", ailesine ve köklerine karşı duyduğu korkunç tiksintiyle "çıktığı kabuğu beğenmeyen" genç bir hemşire... Olduğu her şeyden sıyrılmak için kendini bıraktığı suç dolu ve fırtınalı hayatta kaç kişinin başını yakacak? ... ve varlığı, aşkı, tutkusu ve bunların tamamından büyük sırrıyla tüm denklemleri altüst eden gizemli bir adam...

Barış Tuna'nın kuvvetli dili, heyecan verici tasvirleri ve her etapta şaşırtmayı başaran kurgusuyla Cennette Uzun Bir Kış son dönemin en başarılı romanlarından biri olmaya aday. Aşk, geleneksel aile yapısı, din-mezhep ayrışmaları, sosyal sınıf problemleri, kapalı kapılar ardında yaşanan cinsel tacizin sonuçlarının hayata yansıması bu sürükleyici hikayede bir araya geliyor.


                                                            Kozmokitap

2/18/2017

Medcezir - Emily Snow || Kitap Yorumu

Şubat 18, 2017 2 Yorum
kozmokitap

   Beyin yakan felsefe kitaplarından sonra kafamı boşaltmak ve ruhsal durumumu normale döndürmek için beni yormayacak ve keyifle okuyacağım bir kitap ararken okunacak kitaplarımın arasında Medcezir gözüme ilişti. Bir süredir bekleyen kitabımın zamanı gelmişti artık.... Evet , ben bazı kitapların zamanı olduğuna inanırım ve zamanı gelen bir kitabı okumak ise muhteşem oluyor:)))


   Öncelikle belirtmem gerekir ki kitabın kapağına aldanıp kitabı okumamazlık yapmayın , artık çoğu kitapta bulunan +18 bölümler yok kitapta. Bu nedenle okumak ayrı bir güzeldi benim için. Çünkü ne hikmetse çoğu kitap artık cinsellik barındırıyor.

kozmokitap

    Genç yaşta ünlü bir Hollywood yıldızı olan Willow çöküş yaşamış ve bağımlılığından kurtulmak için rehabilitasyona yatmıştır. Bu ilk de değildir. Onu bu bağımlılıktan kurtaracak ve yeterli desteği verecek aile ilişkileri de yoktur. Son rehabilitasyon çıkışında onu almaya gelen menajeri ona bir iş teklifi getirmiştir ve bu Willow'un son şansıdır. Beş parası kalmamıştır ve ona kimse iş vermek de istemez. Bu son işi için Havaii'ye gidecek ve sörfçü kızı canlandıracaktır. Ona sörfü öğretecek hocası Cooper ise son derece yakışıklı birisidir. Bu film çekimleri bahanesi ile yakınlaşan  Willow ve Cooper yaralarını birbirleri ile tedavi edeceklerdir...

   Bu soğuk ve kasvetli şubat ayında böyle güzel bir kitabı okumak bana kendimi çok iyi hissettirdi. Şimdi Havaii'de olmak vardı.... Sıcak, dalgalar, güneş..... Kışa kısa bir mola verdim kitap ile.... Bunalan beynim rahatladı. Yazarın anlatım tarzını sevdim . Okuduğum ilk kitabıydı yazarın bu yüzden başlarken biraz endişeli olsam da sonraları bu endişenin yersiz olduğunu fark ettim . Artık okuyacağım yazarların arasında kendisi...







Kitabın Adı :Medcezir
Yazar :Emily Snow
Yayınevi :Novella Yayınları
Orjinal adı :
Çevirmen :Gülfem Çırak
Sayfa Sayısı :304


'Seni Seviyorum Ama Sen Olmadan Da Yaşayabilirim Sadece Sensizliği Reddediyorum'

Willow Avery, çocukluğundan beri oyunculuk yapan ve imrenilecek bir hayat süren, çok yetenekli bir Hollywood yıldızıdır. Ta ki kötü alışkanlıklar edinip her köşe başında küçük suçlar işlemeye başlayana ve dibi boylayana kadar Yatırıldığı rehabilitasyon merkezinden çıktığında Willow'un etrafında kimse kalmamış, ümitleri yıkılmıştır. Kendini yepyeni bir film projesinin içinde bulduğundaysa karşısına sarışın, yakışıklı ve seksi sörf hocası Cooper'ın çıkacağını ve tüm hayatını değiştireceğini henüz bilmiyordur. Tüm dünyanın gözü yine onun üzerine çevrilmişken ve gelecek ona yeni başlangıçlar vaat ederken Willow, kendini dalgaların akışına bırakır ama geçmişindeki sırlar derisindeki yara izi kadar yakınındadır.


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.