Kozmokitap - Kitap Yorumları

Her Şey Ben Yaşarken Oldu - Mustafa Becit - Kozmokitap

Her Şey Ben Yaşarken Oldu - Mustafa Becit

Herşey Ben Yaşarken Oldu - Mustafa Becit


Kitabın Adı :Her Şey Ben Yaşarken Oldu
Yazar : Mustafa Becit
Yayınevi : Sayfa 6 Yayınları
Sayfa Sayısı : 296


"Geçmişim, geleceğim içerisinde kazılmış derin bir kuyuydu. Bu kuyudan çıkmam için ancak Yusuf olmam gerekiyordu. Bunu başarabilirsem sonsuzluğu da geçebilirdim. Bu andan sonra da imkânsız olarak addedilen ne varsa hepsini mümkün kılabilirdim. Ancak biraz daha ölmemem gerekiyordu. İşte onun ne sınırı, ne de mümkünâtı vardı."
 Hangi deney gerçek aşkı yüreğin hafızasından silebilir ki?
 Bir kadın, üç adam… dört ayrı yürek.
Serap, Celal, Pars ve Doktor.
 Kimi aşk, kimi aşk kisvesi altında intikam, kimiyse akıldışı deneylerin objesi olarak yüreğine yerleştirir Serap'ı. Herkesin bir planı vardır.
 Bu romanda iyilerin yüzü kötülüğe, kötülerin yüzü beyaza boyalıdır. Bazıları portakal, bazılarıysa kurumuş kan kokar. Tüm bu intikam planları sadece Serap'ı elde etmek için mi, yoksa Serap sadece bir maşa mı?
Peki, Serap bu hikâyenin neresinde?
 Celal, aşkı için hayatını tamamen değiştirmiştir; ama bugünü değiştirse de geçmişi ve geçmişin şekillendireceği geleceği değiştirebilir mi? Ayın karanlık ve aydınlık yüzü gibi tek bedende iki ayrı hayat yaşayan Pars, kişisel hesaplaşmalarında Serap'a hangi yüzünü dönecektir? Sevdiği kadını bir türlü elde edemeyen Doktor, sinsi bir yılan gibi kaç hayatın içine akıtacaktır zehrini?
Freud mu haklıydı yoksa Jung mu? Peki Gazali bu romanın neresinde?
 Mustafa Becit'ten hayatın içinden karakterlerle kurulmuş bir olay örgüsünün aksiyon, intikam, aşk, felsefe ve hatta biraz delilik dolu, bir solukta okuyacağınız çarpıcı anlatımı…
Artık, köpüren hayatın sağanaklarında sancıyan bir namluya şakağınızı uzatma vaktidir…


Herşey Ben Yaşarken Oldu - Mustafa Becit



    İlk bakışta kapağı ile okuyucunun dikkatini çeken bir kitaptan bahsetmek istiyorum size bugün. İlk bakışta tek gözü dışında yüzü silik olan bir adam, elinde portakalı, odanın duvarında ise Freud ve Jung'un resimleri.... Gerek bu görsel tasarım gerekse renklerin çarpıcı olması beni kitaba çekti. Bu kitabı okumak ve almak istiyordum. Kitabı bana okumam için gönderen ve kitaplığıma kazandıran Sayfa 6 Yayınlarına ve İnkılap Yayıncılık'a teşekkür ederim.

  Genç bir yazarın ilk kitabı Her Şey Ben Yaşarken Oldu. 1990 doğumlu Mustafa Becit , İstanbul Üniversitesi psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunu. Eğitimini kitabının içerisinde başarılı bir şekilde harmanlamış yazar.  Kendisi ayrıca bazı dizilerin senarist ekibi içerisinde de yer almış. Bir ilk kitap için çok çok başarılı buldum ben yazarı ve bundan sonra yazacağı kitapları tereddütsüz alıp okurum.

    Kitap Celal'in hikayesi ile başlıyor ve yine Celal ile son buluyor. Arada ise Yusuf, doktor ve Serap'ın da kendi ağzından öykülerini okuyoruz.  Bir gökdelenin tepesinde başlayan kitabın ilk sayfasını açıp okumaya başladığımda yazarın tarzı farklı gelince " Eyvah, çok istediğim kitap bana uymayacak mı yoksa! " diye düşünmeden edemedim. İlk sayfayı bitirip ikinciye geçince kitap beni öyle bir içine çekmeye başladı ki daha ne olduğunu anlayamadan 70 sayfa okumuştum bile... Üstelik de işaretlediğim bir çok cümle olmuştu. Her sayfanın ardında acaba şimdi ne olacak , gerçekten Serap var mı yoksa hayal ürünü mü gibi birçok soru geldi aklıma. Her soru ve belirsizlik ile daha fazla sarıldım kitaba. Yazar merakı ve gizemi uygun dozlarda tutunca okumak da ayrı bir keyif oluyor.

   İlk cinayetini bilmeden doğumda annesini öldürerek işlediğini söylüyor Celal. Babası bu konuda onu suçladığı için belli bir süre sonra o da kendisini suçlu olarak görmeye başlıyor ve insanlardan özellikle de kendisinden hoşlanmamasına sebep oluyor bu düşünceleri. Bu da bir çocuğun hayatını şekillendiriyor. Dış görünüşü ile insanları korkutan birisi Celal. Hayatı Serap ile değişiyor, düzeliyor ve yine Serap'ın kızını da alıp onu terk etmesi ile altüst oluyor. Artık Celal Serap'ı ve kızını bulabilmek için her yola başvuruyor , adam öldürüyor , Yusuf , karısını arama sürecinde Celal ile yolları kesişen bir genç. Doktor, gizemli adam. Yardım mı ediyor yoksa başka planları mı var? Peki Serap , bu tablodaki yeri ve konumu ne?

    Birbirleri ile çalışan ve fikir alışverişi yapan iki psikiyatristin çatışmaya başlaması ile birçok insanın hayatları altüst olur. İnsanlar maşa ya da oyuncak olarak kullanıldıklarını ya da bu oyunun amacını anlayabilecekler mi dersiniz? İlginç bir konusu olan kitabı okurken Freud, Jung ve Gazali'nin fikirleri hakkında da serpiştirilmiş bilgileri alıyoruz. İnsan psikolojisini ve verdiği tepkileri çok iyi bilen birisi tarafından yazılan kitap, beni kendisine hayran bıraktı.

    Tüm kitapseverlere tavsiye ederim.....

Yayınevinin linkleri:
                                                   Sayfa6 Yayınları
                                       https://www.instagram.com/sayfa6/
                                                 twitter.com/sayfa_6
                                         facebook.com/Sayfa6Yayinevi

Altını çizdiğim cümleler: 
"Boyunlarında ilmek , ellerinde hap, bileklerinde jilet, şakaklarında tabanca olan insanlar yaşamayı beceremeyenlerdi. Oysa ben becerdim. "
"Zayıfları ezmek soytarıların, güçlüleri ezmek ise asillerin işidir."
"İradesini tekmeleyen , bir önceki gününden nefret edip bir sonraki gününe övgüler dizen insanın kafa karışıklığı nankörlüğünden gelir."
"Biz Serap'la kesişim noktasının iki kaybedeni, iki sonu, iki başlangıcıydık. Benim sonum , Serap'ın başlangıcı; Serap'ın sonu benim sonumdu. Ben bitersem Serap bitmiyordu; ama Serap biterse ben ondan önce bitiyordum. "
" Ya varsındır ya yoksundur. Yani sıfırın sağına bir virgül atıp binlerce sayı yazabilirsin ama asla bire ulaşamazsın. Çünkü sıfır ile bir arasında sonsuzluk vardır. Sıfır yokluktur, bir ise varlık. "
"Ölümü sorma bana bir daha Celal... Yalnız adamlar için ölüm teferruattır. Tuvalete gitmek gibi bir detaydır sadece. Ama şunu iyi bil ki Celal, aşklar da ölür, yıkılmaz denen devletler de... Ama acılar ölmez. "
"Hayatın anahtarını bulmak için kendini zorlama, bunun yerine eline tutuşturulan anahtarın hikmetini öğren. Eğer öğrenirsen, hayat dahil sonsuz alemin bile kapısını açabilirsin."
" Erkeğin sıkıntılar karşısında hastalanan ruhunu, kadınların bir cümlesi iyi edebilirdi. Şifa niyetine gelecek bir cümle, kalpten kopan ve samimiyetle yıkanan bir cümle her şeyi çözebilirdi. "
"Hepimiz deliyiz! Hepimiz egolarımızın elinde birer hamuruz."
"Bizi acılarımız öldürecekti. Sahip çıkmadığımız duygularımız ve düşüncelerimiz hançerleyecekti. Yanıp kül edeceklerdi. Neye sırt döndüysek, o sırtımızdan vuracaktı. İşte bu yüzden insan sevdiklerinin arkasından değil , yanından yürümeliydi."
"İnsan kaybedince ölmüyor, yaşama heyecanı bitince ölüyor."


                                                          Kozmokitap

0 yorum:

Yorum Gönder

Scroll To Top