5/25/2016

Ev Hanımı- Jill Alexander Essbaum || Kitap Yorumu

kozmokitap

  Bu kitabı okumak , hem tahrik hem de rahatsız hissettiren bir tabloya bakmak gibi. Dönüp gitmek isteseniz bile , ayaklarınızın yere çakılı olduğunu fark edeceksiniz.
                                                                                               Sloane Crosley

    Bir zamanlar televizyonda yayınlanan Desperate Housewife dizisini çok severdim. Ev Hanımı kitabı da yayımlandığı zaman aklıma o dizi geldi ve ben bu kitabı okumalıyım dedim tanıtım bültenini ya d arka kapak yazısını okumadan önce . Kitabı satın alasıya kadar da okumadım. Hayalimdeki canlandırdığım bir konu ile ilgili bir kitap aldım:))) Tabi kapaktaki " Yalnız bir kadın , tehlikeli bir kadındır " yazısının da etkisi olmadı değil!...

    Kitabın kapağını çok sevdiğimi söylemeliyim. Sade ve aynı zamanda çok şey ifade ediyor.

    Kitabın içeriğine gelir isek yazarın farklı bir anlatım tarzı var. İlk başta konudan konuya atlıyor gibi geldi bana. Fakat okudukça ve sayfalar ilerledikçe alışıyorsunuz bu tarza. Nasıl bir tarz derseniz bir paragrafta karakter evde iken diğerinde psikiyatristinde bir diğerinde ise  farklı bir olay anlatılıyor. Sonrakinde ise ilk paragrafta kaldığı yerden devam ediyor. Farklı tarzları severim. Bu da fena değildi.

O, Anna'ya asla onu sevmediğini söylememişti.
Ama sevdiğini de söylememişti. 

dietlikon
Dietlikon- İsviçre

   Anna Amerkalı'dır ve İsviçreli olan Bruno ile evlenmiştir. Hamile iken İsviçre'ye taşınırlar ve Buruno'nun memleketinde yaşamaya başlarlar. Çiftin üç çocukları olur. İki oğlan bir kız. İsviçre'ye taşınalı dokuz yıl olmuştur ve Anna hala bu ülkeye ve insanlarına alışamamıştır. Hala tam olarak Almanca konuşamayan Anna 'yı eşi bir dil kursuna yazdırır. Anna çok yalnız hissetmektedir kendisini. Kocasından istediği daha doğrusu beklediği ilgiyi göremez. Bulunduğu çevreyi ve ülkeyi de çok sevdiği söylenemez. Anna bir çıkmazdadır, depresifdir. Bu durumla alakalı olarak da düzenli psikiyatrist ile görüşmektedir. Bazı insanlar yalnızlıklarını gidermek için çeşitli faaliyetler yaparlar, ev işleri ile ilgilenirler ya da bir hobi bulurlar. Anna'nın bu durum karşısında davranışı ise sıradışıdır. Anna aradığı ilgiyi bulabilmek için kocasını aldatır.


Bazı kadınlar kaşık koleksiyonu yapardı. Anna'ysa aşık koleksiyonu. 

    Anna depresif ve narsist bir yapıya sahiptir. Sadece kendisine ve ihtiyaçlarına odaklanmış durumdadır. Bu durum kocasının ilgisizliğini affettirir mi ? Hayır.... Konu olarak çok da okumak isteyebileceğim bir kitap değildi Ev Hanımı. Fakat yazarın öyle bir sihri var ki kitabı elimden bırakamadım. Anna'nın bir sonraki hareketi ne olacak? Yaptığı yanlışları düzeltecek mi derken bambaşka bir son ile karşılaştım. Konuyu ya da karakterleri değil fakat yazarın anlatım tarzını çok sevdim.





Ev Hanımı- Jill Alexander Essbaum

Kitabın Adı :Ev Hanımı
Yazar :Jill Alexander Essbaum
Yayınevi :Koridor Yayıncılık
Orjinal adı : Hausfrau
Çevirmen :Belgin Selen Haktanır
Sayfa Sayısı :319

"Aşk ve şehvet arasındaki fark nedir?"
"Sen söyle," dedi Psikiyatrist Messerli ona.
"Şehvet tedavi edilemez. Aşk edilir."
"Arzu bir hastalık değildir, Anna."
"Değil midir?"

    Anna iyi bir eşti, çoğunlukla.
      Anna Benz, bankacı olan kocası ve üç çocuğuyla beraber Zürih'in kartpostalvari bir bölgesinde yaşayan, otuzlu yaşlarının sonunda bir ev hanımıdır. Yaşadığı rahat ve mükemmel hayata rağmen, Anna içten içe parçalanmaktadır. Duygusallıktan uzak kocası, yakınlık kuramadığı arkadaşları ve hatta kendi düşüncelerinden bile kopuk olduğu için Anna yeni deneyimlerin peşine düşer: Almanca dersleri, bir psikiyatristle terapiler, kendisini bile şaşırtan bir dizi gönül macerası.
 
  Ancak Anna kendisini bu gönül maceralarından umduğu kadar kolay kurtaramaz. Bitirmek istediğinde, ne kadar zor olduğunu fark eder. Gerilim yükselir ve yalanları kontrolden çıkar. Ahlaki bir sınıra geldiğinde, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini fark eder. 

   Samimi, yoğun ve keskin bir kalemden çıkmış olan bu roman evlilik, cinsellik, sadakat, ahlak ve benlik hakkında unutulmaz bir öykü sunuyor. Şehvet ve aşk, suçluluk ve utanç, bahaneler ve nedenler arasında dolaşırken, Anna Benz okuyucuyu derinden sarsacak bir ikileme sürüklüyor. Kendimizi bulmak için verdiğimiz bu savaşta, onun öyküsü dürüstlük ve güzellikle parlıyor.



                                                            Kozmokitap

0 yorum:

Yorum Gönder

Scroll To Top