Sel Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sel Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12/09/2019

Cennet Çayırı - John Steinbeck

Aralık 09, 2019 7 Yorum

Cennet Çayırı - John Steinbeck

Kalemini sevdiğim ve okuduğum zaman ayrı bir tat aldığım yazarlardan John Steinbeck . Henüz ilk okulda Fareler ve İnsanlar kitabı ile tanıştım kendisi ile . Yıllar sonra aynı kitabı tekrar okumak nasip oldu . Sonra İnci kitabı ile devam ettim okumaya . Bir üçleme olan Yukarı Mahalle  , Sardalye Sokağı Ve Tatlı Perşembe ise instagramda fidan yaparak okuduğum kitapları oldu . Yukarı Perşembe'yi okuyacağımız zaman baskısı tükenmiş ve yeni baskısı da yoktu , sahaflarda fırsattan istifade fiyatları uçurmuşlardı . Ben de pdf olarak okudum kitabı . Şimdi okumak isteyenler için  kitabın tekrar basıldığını biliyorum , benim gibi zorluk çekmezsiniz .


  Elimdeki son Steinbeck kitabı Cennet Çayırı idi. Kitabı elime aldıktan sonra bitirmeden elimden bırakamadın . Yazarın kaleminde öyle bir sihir var ki en basit konu ve diyalogları bile eğlenceli hale getiriyor.

 Cennet Çayırı , Steinbeck'in ilk zamanlar yazdığı kitaplarından birisiymiş. Kitap on iki bölümden oluşuyor ve her bölüm birbiriyle bağlantılı olan öykülerden oluşuyor. İlk bölümde   kaçak  kölelerinin peşinde koşarken bir İspanyol şirketi tarafından keşfedilen bir vadi olan Cennet  Çayırı'na nasıl  yerleşildiği , son bölümde ise bir grup otobüs yolcusunun Yüksekten Cennet Çayırı'na bakarak onun hakkında düşündüklerine yer veriliyor. Bu iki bölüm arasındaki on bölümde ise kasabada yaşayan farklı karakterlerin yaşadıkları , iniş -çıkışları ve bahtsızlıklarına yer veriliyor.

  Cennet Çayırı'nın enfes doğasının tasvirleri bile benim okumam için yeterliydi aslında. Yazarın anlatımı o kadar başarılı ki o bölgeye gidip yerleşmek geldi içimden . Doğanın tüm renklerinin iç içe  olduğu vadide dışarıdan bakanlar için sadece huzur vardır.

  Karakterlerin içlerine girmeye başlayınca huzur aramaya gelenler olduğu kadar orada köklenip ailesini genişletmek isteyenler de olduğunu görüyoruz. Ya da peşini bir türlü bırakmayan lanetten kurtulmak isteyenleri. Ortam cennet gibi olsa da içine girildikçe insanların farklı farklı dertleri olduğunu ve aslında dışarıdan bakanlar ile içeride yaşayanların ne kadar farklı hissettiğini gösteriyor bize Steinbeck .

   Her bölüm kısa kısa olduğu için sıkılmadan okunuyor kitap. Zaten Steinbeck 'in kalemi için bile okunmaya değer ...




Cennet Çayırı - John Steinbeck
Kitabın Adı : Cennet Çayırı
Yazar : John Steinbeck
Yayınevi : Sel Yayınları
Orjinal adı :The Pastures of Heaven
Çevirmen :Nihal Yeğinobalı
Sayfa Sayısı : 216


California'nın bir vadisinde geçen, birbiriyle bağlantılı bu on iki öyküsünde John Steinbeck, yine çarpıcı anlatım gücünü gözler önüne seriyor. Bir doğa harikası olan Cennet Çayırı keşfedildikten sonra kimileri kafalarında ütopyacı fikirlerle, kimileri başka hayatlardan kaçmak amacıyla buraya gelmişlerdir. Steinbeck, tekinsiz Battle Çiftliği'ne yerleşen Munroe ailesinin çevresinde gelişen öykülerde insan ruhunun en saf yönlerinden en karanlık köşelerine kadar destansı bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Cennet Çayırı'nın görünüşte sıradan yaşamlar süren sakinleri, her bir öyküde adım adım kişisel felaketlerine ve hüsranlarına doğru yol alırken, insanlığın en derin yanılgıları, duygusal zaafları, düşünsel sınırlılıkları satırlara dökülüyor. Steinbeck'in ilk dönem eserlerinden olan Cennet Çayırı, gerek doğa gerek insan tasvirleriyle ölümsüzleşmiş bir klasik.





John Steinbeck Kimdir ?


Nobel Ödüllü Amerikan yazar John Steinbeck, 27 Şubat 1902’de California’nın Salinas şehrinde dünyaya geldi. Yazarın babası John Ernst Steinbeck kitap dükkanı sahibiydi. Steinbeck, edebiyata olan sevgisini sanat aşığı annesi Olive Hamilton’dan aldı. Steinbeck’in en sevdiği ve yazın alanında ilham aldığı kitap Thomas Malory’nin “Kral Arthur’un Ölümü (Le Morte d’Arthur)” adlı eseriydi. Steinbeck, lise yıllarında yazar olmaya karar verdi. Yazar, yaz tatillerini spor oyunlarında yer alarak ve birkaç çiftlikte çalışarak geçiriyordu.

Steinbeck, üniversitede kendisine maddi destek sağlamak için laboratuvar asistanı ve tarım işçisi olarak çalıştı fakat üniversiteden mezun olamadı. Yazar, daha sonra ticari bir gemide muhabir olarak görev aldı ve ilk romanı için çeşitli izlenimler edindi. Yazarın ilk roman girişimi başarılı olamadı.

Steinbeck, 1935 yılında Türkçede Yukarı Mahalle adıyla basılan Tortilla Flat’i yazdı ve iyi bir satış başarısı ve eleştirel başarı yakaladı. Yazar, edebi alandaki en büyük başarısını Amerika’nın sosyo-ekonomik durumunu derinden sarsan Büyük Buhran’la ilgili realist romanlar yazarak elde etti. John Steinbeck kitapları arasında en çok bilinen ve edebi alanda en iyi eserleri Fareler ve İnsanlar, İnci, Gazap Üzümleri ve Cennetin Doğusu adlı eserlerdi.

1939 yılında yazılan Fareler ve İnsanlar özet olarak Büyük Buhran döneminde iş bulma amacıyla çiftlik çiftlik gezen iki tarım işçisi George Milton ve Lennie Small’un Californiya’da yaşadıkları trajik olayları anlatır. Dönemin tarım işçilerini gerçekçi bir dille anlatan kısa roman, son derece duygusal diliyle yazarın en etkileyici eserlerinden biridir.

Birkaç kez sinemaya da uyarlanan kitabın son beyazperde uyarlaması 1992 yılında gerçekleşmiştir. Filmde ünlü oyuncu John Malkovich, etkileyici performansıyla dikkat çekmeyi başarmıştır.

John Steinbeck Gazap Üzümleri adlı eseriyle edebi sanatının altın çağına erişti. 1940 yılında yayımlanan Gazap Üzümleri, Büyük Buhran’da küçük toprak sahiplerinin bankalar ve tüccarlar tarafından manipüle edilişini anlatır ve dönemin emekçi çiftçilerinin içler acısı durumunu göz önüne koyar. Steinbeck, bu eseriyle Pullitzer Ödülü kazanmıştır. Eserin 1940 yılındaki sinema uyarlaması Henry Fonda’nın ve Jane Darwell’in usta oyunculuklarıyla ön plana çıkarken film 1941 yılında En İyi Film de dahil olmak üzere iki dalda Oscar Ödülü’ne de sahiptir.

John Steinbeck – İnci özet olarak Meksikalı bir inci avcısının ilk büyük inci avının ardından yaşadığı trajik olayları konu edinir ve ülkemizde de severek okunan bir kısa öyküdür.

John Steinbeck hayatı Büyük Buhran’daki sorunları topluma anlatarak yaşadı. Bu çalışmalarıyla Nobel Ödülü de kazanan yazar 20 Aralık 1968 yılında New York’ta hayatını kaybetti. John Steinbeck eserleri dönemin yaşantısını ve sıkıntılarını anlayabilmek için eşsiz kaynaklardır.
                                                            Kozmokitap

5/23/2019

Körleşme - Elias Canneti

Mayıs 23, 2019 8 Yorum
Körleşme - Elias Canetti

  Uzun zamandır okumayı istediğim fakat gerek kalınlığından dolayı gerek zor okunduğu düşüncesiyle ön yargıya sahip olduğum için okumayı hep ertelediğim bir kitaptı Körleşme . Zaten bu ön yargılar bizi hep engelleyen . Kalın bir kitap Körleşme kalın olmasına da okunması ise bir o kadar kolay . Yalın ve sade anlatım ile yazılan kitap çok rahat okunuyor . Okurken bizi zorlayan esas unsur karakterler...

  Kitaba geçmeden önce yazar Elias Canneti'den bahsetmek istiyorum. 1905'te Bulgaristan'da doğmuş olan yazar Osmanlı Yahudisi imiş. Zorunu göç sebebi ile birçok ülkeyi gezip oralarda yaşayan yazan kitaplarını Almanca yazmıştır. Körleşme 'yi yazdığında henüz yirmi altı yaşındadır yazar. Kafka'nın Dönüşüm isimli eserinden etkilenerek basit ve yalın bir anlatım ile yazar kitabını . Her ne kadar yalın ve basit bir anlatımı hedeflemiş olsa da kitabının 500 küsur sayfa olmasını engelleyemez. 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü aldığında yazar 76 yaşındadır . Edebiyatçılar tarafından James Joyce ve Dostoyevski ile kıyaslanır Elias Canneti .

Elias Canneti , Körleşme'yi üç bölüme ayırmış. Her bölümü nakış işler gibi işleyerek oluşturmuş yazar. Her bir karakter , karakterlerden beklenen davranışlar ve olan olayları oldukça güzel tasarlamış yazar.




 İlk bölümün ismi “Dünyasız Bir Kafa”  . Bu bölümde kitabın ana karakteri olan Kien'i tanıyoruz. Kien kendi tabiri ile bir kitaplık sahibi , aynı zamanda da dünyanın en iyi sinologu. Tüm zamanını kitap okuyarak , çeviriler yaparak ve makaleler yazarak geçiriyor. Üniversitelerde kendisine bir kürsü vermek isteseler de o kabul etmiyor. Çünkü bir yere bağımlı olmak istemiyor. 25 000 kitabı ile evinde tüm zamanını kendi işlerine vermek istiyor. Para derdi de yok çünkü kendisine kalan miras ile yaşıyor. Belki bu yüzdendir paranın hesabını tutmaması belki de aşırı kitap düşkünlüğünden...   Kien'in hayatta tek önem verdiği şey kitaplardır. Onun dışındakilerin önemi yoktur. Bu anlamda bencildir , insanları cahil olarak görür. Bu nedenle arkadaşı da yoktur. Evinin temizliği ve özellikle de kitaplarının da temizliği için evine bir hizmetçi tutar. 8 yıl yanında çalışan Therese onun huylarını ve zaaflarını öğrenip onun eşi olacaktır. Ah o Therese beni bitirdi kitap boyunca . O davranışları hele de o kolalı mavi eteği ... Olmaz olsun böyle bir karakter. Kİtap boyunca öyle karakterler görüyoruz ki gerçek hayatta bir araya gelmesi neredeyse imkansız karakterler . Yine de çevremizde yok mu böyle insanlar !!!

  Sadece kendisi ve kitapları ile ilgilenen bir adam ve ondan evliliğin gereğini bekleyen bir kadın . Bu kadın ki kitaplarla aslında hiç alakası yok. Bu tuhaf çiftin evliliği ve yaşamını okurken sinir olacaksınız. Kien öyle kendi içine kapanmıştır ki tüm dünyaya karşı körleşmiştir. Yalnızlığı çoğumuz severiz ve ben de kitapları çok severim ama Kien gibi saplantı seviyesinde ya da çevreme karşı körleşecek kadar değil ...

“Körlük, zamanı ve mekânı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları gerek kapsamları bakımından pek yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden bir körlükte bulur. Evrende egemen olan kuram, körlüktür. Körlük, birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yan yana bulunmalarına olanak tanır. Zamanın artık çekilmez olduğu, taşınması olanaksız bir yüke dönüştüğü noktada koparılabilmesi ancak körlüğün yardımıyla düşünülebilir”

İkinci bölüm ise " Kafasız Bir Dünya " . Bu bölümde dışarıya , dış dünyaya açılıyor Kien. Burada Fischerle ile tanışıyor. Bu bölümün öne çıkan karakteri .Kambur bir cüce olarak tarif ediliyor ve en büyük hayali Amerika'ya gidip satranç şampiyonu olmak. Kien'e yardım eder görünüyor bu karakterde fakat aslında yine onun zaaflarını öğrenip onu kandırma derdinde. Aslında kitaptaki çoğu karakter kitapları kullanarak Kien'e yaklaşıp onun parasını alma derdinde.

  Üçüncü ve son bölümde " Kafadaki Dünya " .  Bu bölümde emekli polis memuru ve aynı zamanda da Kien'in kapıcısı  olan Benedikt'i yakından tanıyoruz. Bu karakter de ne sevgi ne de sempati duyabileceğimiz bir karakter. Bu da yardım etmek için Kien'i evine alır . Ancak yaptıkları amacını aşar. Bu arada bu karakterin de geçmişine göz atıyoruz ve aslında ne kadar sevilmeyecek bir karakter olduğunu anlıyoruz. Aslında en başlarda yazar bunun ip uçlarını vermişti bize.

  Kitap boyunca saçma sapan davranışlarda bulunan Kien en mantıklı konuşmalarını kendisine yardım etmek için gelmiş olan kardeşi ile yapar ...

 Basit bir roman gibi karakterler sinir olarak okuyacağımız bir kitap olduğu gibi Körleşme , anlamının dışında metaforik olarak da değerlendirilebilir. Başta Kien olmak üzere her bir karakter bu dünya üzerindeki bir kesimi temsil eder . Ayrıca kitapta dikkatimi çeken bir husus da kadınlara bakış ve davranış tarzları . Kadınları  küçümsemek bir tarafa kadına şiddeti normal hatta gerekli gören karakterler var.   Zaten bu karakterlerin diğer davranışları doğru mu ki bu doğru olsun ... Yine de bu husus beni rahatsız etti.

 Oğuz Atay'ın tavsiyesi ile dilimize çevrilen kitap kitaplığımın en özel köşelerinden birisine sahip oldu. Olayların farkına varmak ve çevremize özellikle de kendimize körleşmemek dileğiyle ...









Körleşme - Elias Canneti
Kitabın Adı :Körleşme
Yazar :Elias Canneti
Yayınevi : Sel Yayınları
Orjinal adı :Die Blendung
Çevirmen : Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı : 565


Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olduğu tartışmasız kabul edilen Körleşme, Almanya'da edebiyatın, politikanın kirli gölgeleri altında yitip gitmeye yüz tuttuğu bir dönemde yazılmıştır. Ancak, Elias Canetti kurguladığı zaman ve mekân, kullandığı dil ve üslup, karakterlerindeki soyutlamanın isabetliliği ve bunları aktarmadaki başarısı sayesinde sınırları aşmış, evrenselliğin en üst boyutlarına ulaşmıştır.

Çoktandır kendi fildişi kulesine çekilmiş bir aydının trajedisinde cisimleşen Körleşme, insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, son derece özgün bir biçimde ve en uçta sayılabilecek araçlarla tasvir etmeyi başarıyor.

İnsanın gerçeklik karşısında ne ölçüde körleşebileceğini, her dönemde ve her toplumda rastlanabilen "aymaz" aydın karakterinde ustalıkla yansıtan Canetti, düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikâyesini anlatırken yarattığı dehşet atmosferiyle okuru derinden sarsıyor.


                                                            Kozmokitap

11/15/2018

Tanrı Çocuğu Korusun - Toni Morrison || Kitap Yorumu

Kasım 15, 2018 6 Yorum
Tanrı Çocuğu Korusun


    "Bir çocuğa ne yaptığınız önemlidir. Üstelik çocuklar yaptıklarınızı asla unutmayabilir." 

    Afro-Amerikan edebiyatının başarılı ve ödüllü yazarıdır Toni Morrison . Siyah ırkın yaşadıkları, çektikleri ve hissettikleri üzerinedir romanları. Sevilen kitabı ile tanıştım yazarın kalemiyle.  Tanrı Çocuğu Korusun da yazarın okuduğum ikinci kitabı. Kitaba başlamamla birlikte bitirmem uzun sürmedi. Taşkın sular misali engel tanımazcasına aktı gitti kitap .

   Sweetness genlerinin küçük bir bölümünde zenci geni taşıyan beyaz bir kadın. Tüm ailesi de beyaz. Fakat yeni doğan bebeği gecenin en karanlık hali gibi simsiyah... İşte bu gece karası bebeğin doğumu ile başlıyor kitap. Babası bebeği görünce evi terk ediyor. Annenin sevgi ve şefkatini görmeden büyüyor Bride. Başarılı, ışıldayan bir genç bayan oluyor büyüyünce fakat o sevgi eksikliği hiç gitmiyor...

 Kendi bakış açısıyla doğruyu yaptığını düşünen bir anne, anneden biraz olsun ilgi görmek için yapmayacağı şey olmayan bir çocuk, çocuk istismarı, geçmişin yaralarının geleceği nasıl etkilediğini anlatan bir kitap Tanrı Çocuğu Korusun. Son olarak da diyorum ki evet, Tanrı Çocuğu iki ayaklı , kuzu postuna bürünmüş kurtlardan, insan kılığına girmiş canavarlardan korusun.

 " Bir çocuk. Yeni bir hayat. Kötülüklerden, hastalıklardan uzak, kaçırılmayan, dayak yemeyen, tecavüze uğramayan, ırkçılıktan aşağılanmaktan korunan, incitilmeyen, kendinden nefret etmeye itilmeyen, terk edilmeyen bir çocuk. İyilikle. Öfkesiz. "




Tanrı Çocuğu Korusun
Kitabın Adı :Tanrı Çocuğu Korusun
Yazar :Toni Morrison
Yayınevi :Sel Yayınları
Orjinal adı :God Help The Child
Çevirmen : Elif  Ersavcı
Sayfa Sayısı :176


Afro-Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle defalarca ödüllendirilmiş Toni Morrison, son kitabı Tanrı Çocuğu Korusun'da eritme potası ve çok kültürlülük gibi asimilasyon politikalarıyla Amerikanlaştırılmış yeni siyahi kuşağın psikolojisini irdeliyor. İnsanın hikâyesine çocukluğun ne şekilde yön verdiğini ve travmaların bazen onulmaz yaralara dönüşürken, bazen de kişi için nasıl sıçrama tahtası olabildiğini mercek altına alıyor. Başarılı, özgüvenli ve yalnızca beyaz giyinerek teninin rengini özellikle öne çıkaran siyahi genç bir kadının yaşadığı ayrılık, geçmişindeki sevgiden yoksunluk ve kalp kırıklığıyla yüzleşmesine neden olurken, bir varoluş buhranına kapılarak aşkın peşinde gerçek benliğinin izini sürmesine yol açıyor.

Sevilen, En Mavi Göz ve Merhamet gibi etkileyici romanların yazarı Toni Morrison'dan, çocukluktan yetişkinliğe giden yolda sevgi, aile, başarı, arkadaşlık ve güven gibi hatırı sayılır konuları ele alan incelikli bir anlatı... "Bir çocuğa ne yaptığınız önemlidir."


                                                            Kozmokitap

11/05/2018

Bülbülü Öldürmek ABD'nın en sevilen romanı seçildi!

Kasım 05, 2018 4 Yorum
Bülbülü Öldürmek


    1961 Pulitzer ödülü , 1962 Altın Küre ve 3 oscar ödülü alan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee'nin ilk romanı. Bülbülü Öldürmek için 20 yüzyılın romanı olarak bahsediliyordu ve bu roman dilimize Sel Yayıncılık tarafından kazandırıldı . Bülbülü Öldürmek ve yazarın elli beş yıl  aradan sonra çıkardığı ikinci romanı Tespih Ağacının Gölgesinde 'yi severek okumuştum. .   (Bülbülü Öldürmek yorumum için →  burayı ←  , Tespih Ağacının Gölgesinde yorumum için ise →  burayı ←  tıklayabilirsiniz. )


   Kamusal Yayın Hizmeti televizyon ağının (PBS) düzenlediği ve milyonlarca okurun katıldığı oylamanın sonuçlarına göre, Bülbülü Öldürmek ABD’nin en sevilen romanı seçildi.


Ülke çapında 4.2 milyon okurun katıldığı ve altı ay süren anket sonucunda, Harper Lee’nin klasik romanı Bülbülü Öldürmek, final oylamasına aday gösterilen 100 kitap arasından ABD okurlarının en sevdiği kurgu eser olarak seçildi. 100 kitaplık oylama listesinde George Orwell, Mark Twain, John Steinbeck, Jane Austen ve Charlotte Brontë gibi isimlerin eserleri de yer alıyordu.


Harper Collins yayın grubundan Amy Baker, haberi heyecanla karşıladıklarını belirtti: “Bülbülü Öldürmek’in Amerika’nın en sevilen romanı olarak seçilmesi, bu kitabın Amerikan edebiyatının en değerli klasiklerinden biri olma vasfını daha da güçlendirdiğine inanıyoruz.” 1961’de Pulitzer Ödülü’ne de layık görülen Bülbülü Öldürmek kırktan fazla dile çevrildi ve dünya çapında 40 milyon kopyadan fazla satıldı. Çağdaş dünya klasiklerinin en önemlilerinden biri olan bu roman, korkunç önyargılarla ve ırkçılıkla zehirlenmiş Güney’de büyüyen bir çocuğun olağanüstü, dramatik ve sürükleyici hikâyesine odaklanıyor; vahşi adaletsizleri ve büyüleyici bir dünyayı, genç bir kızın gözünden inceliyor.




                                                            Kozmokitap

11/18/2017

Sardalye Sokağı - John Steinbeck || Kitap Yorumu

Kasım 18, 2017 2 Yorum
Sardalye Sokağı


Okuduğum üçüncü Steinbeck kitabı Sardalye Sokağı . Birçok renkli kişiliği içinde barındırıyor bu sokak. Bilim adamından fahişesine, yoksulundan gıda satıcısı kadar herkes var bu sokakta. Her bir karakter aslında başlı başına bir öykü. Yeni bir mahalleye taşındığınız zaman insanları tanıyasıya ve uyum sağlayasıya kadar bir zaman geçer ya, işte ben de kitaba başlayınca böyle bir zamana ihtiyacım oldu. Sokak sakinlerini tanımak ve kitaba alışmak için. Öyle ilk sayfadan içine çekmedi beni kitap. Bir 40 sayfa okudum  sonra hooop kitabın içindeyim! !!!






        Konu olarak öyle çok farklı ya da ilginç bir konu değil aslında. Yazar bir sokakta olanları, yaşam tarzlarını, ceplerinde parası olmasa bile son içkisini paylaşanları anlatıyor kitapta. Yaşayan bir sokak Sardalye Sokağı. Yazarın anlatım tarzı ve mizahı kitabı okutuyor, sizi içine alıyor. Bu da yazarın başarısı.

#1nobel1klasik etkinliğinin ilk kitabını bitirmiş oldum. Kalabalık bir grup ile okumak çok keyifliydi. İlk defa#johnsteinbeck okumak isteyenler #inci kitabı ile yazarla tanışabilirler. #sardalyesokağı nın ilk tanışma için uygun olduğunu düşünmüyorum. . . .



Sardalye Sokağı


Kitabın Adı : Sardalye Sokağı
Yazar : John Steinbeck
Yayınevi : Sel Yayınları
Orjinal adı :Cannery Row
Çevirmen : Püren Özgören
Sayfa Sayısı :191


    Konserveciliğin zirveye ulaştığı 1930’lar Amerikası’nda fabrika işçilerinin yanı sıra sanatçılar, bilim insanları, fahişeler ve serserilerin bir arada yaşadığı bir dünyadır Sardalye Sokağı. Memleketi California’daki bu küçük sokağın tüm renkliliğini, canlılığını, yaşanılan çelişkileri ve kavgaları okurla buluşturan John Steinbeck, gerçek hayattan esinlenerek unutulmaz karakterler yaratır. Renkli tiplemelerin ve olayların süslediği hikâyede, çalışmayı, düzenli bir hayat sürmeyi, sıradanlaşmayı inatla reddeden Mack’in başını çektiği aylak takımı sistemin dışında yaşamanın, sömürü çarklarına başkaldırmanın, dayanışmanın, ihtiyaç duyulan kadarıyla yetinmenin ete kemiğe bürünmüş halidir.

    Her insan gibi hata yapan, kimi zaman coşan, kimi zaman hayata küsen, planlarını her zaman istediği gibi hayata geçiremeyen tüm tanıdık karakterlerin sıradan yaşamlarından sarsıcı kesitlerle gerçek dünyayı usta yazar Steinbeck’in gözlerinden görmek isteyenler için...


                                                 
                                                               Kozmokitap

3/01/2017

Tespih Ağacının Gölgesinde - Harper Lee || Kitap Yorumu

Mart 01, 2017 5 Yorum
kozmokitap

     Bülbülü Öldürmek kitabının yazarı Harper Lee'den 55 yıl sonra ikinci kitap gelmesi herkes gibi beni de şaşırttı. Üstelik bu kitap ilk kitap olan Bülbülü Öldürmek'in devamı niteliğindeydi. ( Bülbülü Öldürmek kitap yorumumu okumak için tıklayınız. )

   Yazar Bülbülü Öldürmek kitabından önce  Tespih Ağacının Gölgesinde'yi yazmış. Ancak editörün yönlendirmesi ile olayları bir çocuğun gözünden anlatıldığı bir başka hikayeye dönüştürülerek Bülbülü Öldürmek ortaya çıkmış ve tüm dünya tarafından çok sevilmiştir. 55 yıl sonra yazar kitabı Tespih Ağacının Gölgesinde'yi yayımlatmıştır. Ben de kitabı okumaya başladığımda ilk yazdığı kitabın bu olduğunu bilmiyordum.

İlk kitabını çok sevmiştim yazarın . Özellikle o iki çocuk Jem ve Scout'u. Tespih Ağacının Gölgesinde artık aradan yirmi yıl geçmiş ve Scout .genç bir hanım olarak çıkıyor karşımıza. Atticus iyice yaşlanmış ve romatizmadan muzdariptir. Jem ise maalesef ölmüştür. Annelerini de kaybettikleri kalp yetmezliği onda da varmış. Bu duruma üzüldüm doğrusu. Fakat Harper Lee,  Tespih Ağacının Gölgesinde ana karakter olarak Scout yani Jean Louise'yi almış. Bu nedenle onu yalnız bırakmak istemiş olabilir.

kozmokitap

  Artık genç bir hanım olan Jean Louise New York'ta yaşamaktadır. Tatil için ailesinin yanına Maycomb'a döner. Kendisine has bir kişiliğe sahip olan Jean Louise bu gelişinde artık bir şeyler değişecek ve hayata daha objektif bakmayı öğrenecektir. Tüm çocukların gözünde ebeveynleri yanlış yapmaz ve doğruyu bilirler. Bazen ise gözlerinde çok büyütürler. Jean Loise ise babasını gözünde devleştirmiştir. Sonunda üzülmesine de sebep olsa babasının da bir insan olduğunu idrak edecektir bu tatilde....

   Karakterler tanıdık olunca acaba bu kitapta konu ne olacak diye merakla okudum kitabı. Bazı bölümlerde gereksiz uzatmalar olduğunu düşündüm ve konu dışında kaldım. Bu bölümdeki aksaklıklar yazarın yazımından mı yoksa çeviriden mi bilemiyorum. Onun dışında genel olarak kitabı sevdim. Fakat hala favorim Bülbülü Öldürmek....




kozmokitap
Kitabın Adı :Tespih Ağacının Gölgesinde
Yazar :Harper Lee
Yayınevi :Sel Yayınları
Orjinal adı :Go Set a Watchman
Çevirmen : Püren Özgören
Sayfa Sayısı :240


Harper Lee 'den 55 yıl sonra unutulmaz bir roman daha...

Amerikan edebiyatının başyapıtlarından biri olan, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek'in unutulmaz karakteri Jean-Louise "Scout" Finch, 20 yıl sonra New York'tan çocukluğunun geçtiği kasabaya, babası Atticus Finch'in yanına, eve dönüyor. Çocukluğunda eşitlik, doğruluk ve adalet kavramlarıyla kişiliğinin yapı taşlarını oluşturan babası Atticus'un hayal kırıklığı yaratan değişimi, artık 26 yaşında genç bir kadın olan Scout'u derinden etkiliyor.

Harper Lee'nin bilge kaleminden çıkan ve daha yayınlanmadan son yılların en büyük edebiyat olayı haline gelen Tespih Ağacının Gölgesinde, bir tarihsel dönemi güçlü ve gerçekçi çağrışımlarla aktarmakla birlikte, güncelliğiyle de bir eserin kendi devrini aşabileceğinin en nadide kanıtlarından biri...


                                                            Kozmokitap

1/18/2017

Aşk Dersleri - Alain de Botton || Kitap Yorumu

Ocak 18, 2017 3 Yorum
kozmokitap

   Evlilik teklifle , hatta ilk buluşmayla başlamaz. Bunun çok daha evveline , yani aşk fikrinin , daha doğrusu , ruh eşi rüyasının doğuşuna dayanır. 

     Kitabın isminden daha çok kapağı ilgi çemiyor mu sizce de? Ben görür gürmez kapağına aşık oldum. İçi ya da konusu bir tarafa kapağı neşe veriyor. Renkler ve çicekler etkili sanırım bunda. Kapak tasarımcı geçekten çok iyi bir iş başarmış . Çünkü bence kitabın satışında en büyük pay kendisine ait.....

   Aşk , sevginin bizim zayıflıklarımızı ve dengesizliklerimizi düzeltmeyi vadeden özelliklerine duyulan hayranlık demektir. Bir tamamlanma arayışıdır. 
1969 , Zürih doğumlu olan yazarın okuduğum ilk kitabı Aşk Dersleri . Felsefe doktorasını yazarlık kariyeri için yarım bırakan yazar kitaplarında gündelik yaşam ile felsefeyi birleştirmiştir. Bu nedenle bu kitabı da okurken normal bir roman beklemeyin. Hüsrana uğrarsınız , benden söylemesi ;))

  Romantizm bir sezgisel anlaşma felsefesidir. Gerçek aşkta , herşeyi bıkkınlık verecek kadar ayrıntılı bir biçimde açıklamaya gerek yoktur. iki insan birbirine aitse eğer, ikisi de en nihayetinde müthiş bir şey hisseder: " Dünyayı tıpatıp aynı şekilde görüyoruz. " 
  Kitap Rabih'in ilk aşkı ile başlıyor. Aşkların karşılıklı olmasına gerek yoktur. Bazen bir bakış, haraket ya da hiç sebep olmaksızın aşk olabilir ya da aşk diye tabir edilebilir. Burada da insanda evlilik fikrinin ilk olarak nasıl ortaya çıktığı açıklanmaya çalışılmış Rabih üzerinden.

  Rabih'in büyümesi , evlenmesi ve evliik sonrasında olanlar onu ve eşini nasıl etkiliyor anlatılmış kitapta. Bu çift ve yaşamları anlatılırken de kısa bilgiler yanı sıra evlilikte olması gerekenler ya da bu olanlar bireyleri ve hayatları nasıl etkiliyor anlatılmış .

   Bir film düşünün ara ara filmde kareler donuyor ve anlatıcı ya da yazı şeklinde bilgiler veriliyor, olaylar yorumlanıyor. İşte kitap tam da böyle.

  Kitabın bildiğimiz anlamda bir roman değil roman ve felsefenin harmanlanmış hali ya da  felsefenin daha ağır bastığı hali olduğunu bilerek kitabı okuyup okumamaya karar vermeniz gerekiyor. Yoksa kitap beklentinizi karşılamaz.





Kitabın Adı :Aşk Dersleri
Yazar :Alain de Botton
Yayınevi :Sel Yayınları
Orjinal adı :The Courseof Love
Çevirmen :Özge Çelik
Sayfa Sayısı :240


Günümüzde "normal" ilişkiler şu şekilde tanımlanır: İki kişi tanışır, birbirine âşık olur, bu aşkı evlilikle taçlandırır, çok geçmeden çocuk yapmaya karar verir ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. Bu son, aslında hikâyenin başlangıcıdır.

Alain de Botton uzun zamandır beklenen yeni romanı Aşk Dersleri'nde bu yanılsamanın peşine düşerek, edebi kamerasını yolları aşka açılan bir kadın ve bir erkeğe çeviriyor. Uzun soluklu bir ilişkinin karmaşık ve çetrefil yollarının izlerini sürdüğü bu yolculukta, sevgililerin o romantik ve büyülü başlangıçlarının ardından didişmelerden surat asmalara, ilgisizliklerden ihanetlere kadar uzanan küçüklü büyüklü sarsıntılarına odaklanıyor. Hayal kırıklıklarının yaşandığı, ideallerin ve duyguların eğilip büküldüğü, ortalama bir varoluşun yarattığı baskılarla değişimlerden geçtiği gerçekliği mizahı elden bırakmayarak ele alıyor.

Aşkın yalnızca bir heves ya da deneyim değil öğrenmemiz gereken bir beceri olduğunun altını çizen Botton, günümüz ilişkilerinin arka planını bilgelikle sorgulayarak insanlığın en büyük bulmacalarından birine dair oldukça kışkırtıcı bir okuma vaat ediyor. Aşk Dersleri, içinde yaşadığımız bu yanılsamalar çağında gerçeklikle başa çıkmak isteyen okurlar için tam anlamıyla davetkâr bir kitap.


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.