2/07/2018

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş || Kitap Yorumu

Şubat 07, 2018 1 Yorum
Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


   Üç kitaptan oluşan Abbasiler Serisi'nden tanıdığım İlknur Altıntaş'ın İsmaililer Serisi'nin ilk kitabı Hasan Sabbah & Ölümsüz . Bu kitap da yazarın diğer kitapları gibi tarihi gerçeklerden esinlenerek kurgulanmış . Bulunduğumuz coğrafyanın tarihini anlatması ; bildiğimiz , duyduğumuz şahsiyetlere yer verilmesi ve yazarın şairane anlatımı kitabı daha da etkileyici hale getiriyor.

  Tarihin tozlu sayfalarından çıkan karakterler İlknur Altıntaş'ın kalemi ile tarih derslerinde sıkılanların bile zevkle okuyacağı bir kurguda bir araya geliyor kitapta. Kitabın adı " Hasan Sabbah " olsa da sırf onun hayatı üzerine yoğunlaşmıyor yazarımız . Hasan Sabbah'ın geçmişini ve tarihte iz bırakan bir şahsiyet olarak  nasıl " Hasan Sabbah" olduğunu anlatıyor. Bunu anlatırken de Alamut Kalesi , Melikşah, Kılıçarslan , Nizamülmülk, Ömer Hayyam da kitapta anlatılan tarihi şahsiyetlerden bir kaçı.  Hepimizin şiirleri ile tanıdığımız Ömer Hayyam , matematikçi kimliğinin ağır bastığı bir rolle karşımızda. Kitap okurken bu şahsiyetleri tekrar araştırdım , bu sayede bilgimi tazelediğim gibi bilmediklerimi de öğrendim.

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


  Hasan Sabbah & Ölümsüz sadece bir kurgu değil , büyük bir araştırmanın ürünü. Yazar her karakteri büyük bir titizlikle araştırarak yer ver vermiş kitapta. Kitabı okurken bu durumu hemen fark ediyorsunuz.

 Kitabı okurken yaşayan bir tarihe tanıklık ettim. Kanlı-canlı karşımda duran karakterler, yaptıkları,  davranışları ve nedenleri ... Bazı noktalarda "ben bile bu kadarını tahmin edemezdim " dediğim noktalar da oldu , kahkaha attığım yerler de ...

   Büyük bir zevkle ve merakla okudum kitabı. Diyebilirim ki tarihi sevin ya da sevmeyin bu kitabı seveceksiniz ...

Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş


 Kitaptan Alıntılar:

* " Amaç bu değil ki ? Övgü mü istiyorsun? Hakikat mi ? Övgü seni dibe çeker , hakikat ise yukarıya , kanatlanırsın! "    - sf 150 -

* " Ordumuzu yetersiz mi görüyorsunuz ? Binlerce asker ... "

" Sayının bir önemi yok , karıncaların da sayısı çok fazla ama en güçlüsü kartal ! Ayrıca önemli olan sadakattir... "  - sf 292 -

" Beden , ruh ve zihin arasında bir bağ vardır . Çoğu insan bunu bilmez , oysaki sessizlik en büyük öğretmendir , tüm sırları fısıldar kulağına ... "   - sf 293 -

* " İsyanlar her zaman olur... "

  " İsyanlar sadece adaletin olmadığı yerde olur..."   - sf 294 -

*  "O bir kapı gibi , nereye açılacağını bilemezsin , sırlarla doludur. Asla kışkırtmak istemeyeceğin bir düşman , hayal bile edemeyeceğin bir dost . Sanki !"

" Sanki efendim..."

"İçindeki karanlıkla savaşmış , onu yenmiş gibi ... Korku yok, endişe yok! Aklın sınırı yok, yapabileceklerinin de ... "   - sf 361-






Hasan Sabbah & Ölümsüz - İlknur Altıntaş
Kitabın Adı : Hasan Sabbah & Ölümsüz
Yazar : İlknur Altıntaş
Yayınevi : Anatolia Kitap
Sayfa Sayısı :592


İftiranın Kor Demirleriyle Dövülüp...
Nefretin Soğuk Suyunda Yıkanmış…
Ve...
Adı Kirletilmiş Bir Adam!
Rüzgârın Savurduğu Kum Tanelerinde Acımasız Dillere Düşen...
Öfkenin Ruhu Arsız Sarmaşık Gibi Sardığı, Sahte Sözlerin Büyüttüğü, Korkunun Ete Sindiği...
Ve...
Yalanın Gerçeği Yendiği Zamanlar!
Oysa...
Yağ Gibidir Hakikat!
Suyun İçindedir De Dağılmaz.
Bir Gün Her Şey Bilinir Olur!
“Onlar Yürüdükçe Yer Sallanıyor; Bak, Gök Yere Düşse Askerlerim Mızraklarıyla Tutarlar; Bu Güçle Beni Yenecek Kimse Var Mı, Ha? “
Sultan Alparslan
“Hele Bir Denesin, Bu Devleti Onun Başına Yıkarım. Devlet Benim!”
Nizamülmülk
“Zamanın Rüzgârları Serttir. “
Kiya Buzurg Umid
“Benim Sultanım Karahan Hükümdarı Nasr!”
Yusuf Harzemi
“Sonrası Yaşayacağındır, Senin Kaderindir…”
Ebral
“Gözlerime Bak İhtiyar, Tanrı’nın Benimle İlgili Çok Büyük Planları Var…”
Kılıçarslan
“Günahkâr, Hepiniz Günahkârsınız!”
Gazzali
“Akıl Tanrı’dan Fışkırmıştır”
Abdulmelik Bin Attaş
“İnsanın Kökleri Topraktadır, Ama Gözü Hep Yüksektedir.”
Ebu Mansur Nizar
“Ben Tanrı Değilim! O Affeder, Ben Değil!”
Sholeh
“İnsanlara Önyargıyla Yaklaşmayız, Diğerleri Gibi.”
Halife Mustensir
“Devlet İçinde Devlet Ha?”
Sultan Melikşah
“Ben Bir Şair Değilim, Bir İlim Adamıyım, Bir Matematikçi!”
Ömer Hayyam
“Bu Devlet Yok Vezir! Türk Devleti! Selçuklu Bir Türk Devleti’dir, Türk!”
Terken Hatun
“Eğer Bir Davan Yoksa Hayatının Da Bir Anlamı Yoktur...”
Hasan Sabbah


                                                            Kozmokitap

2/05/2018

Seni Severken - Güneş Demirel || Kitap Yorumu

Şubat 05, 2018 2 Yorum
Seni Severken - Güneş Demirel


   " Aşkın ne demek olduğunu bilmediğimi düşünmeyin. Tam tersine, deli gibi aşık gezip, kalp çarpıntımın tavan yaptığı bir çok an yaşadım. Karşılığı olmayan birçok an.. Onun gözlerime asla aşkla bakmayacağını bilirken, ölür gibi aşık baktığım birçok an."

   Güneş Demirel , Seni Severken ile bir dünya yaratıyor ve bu kitap ile bizi bu dünyaya davet ediyor. Yaşadığımız dünyada nasıl tek bir duygu yoksa romantik bir kitap olarak geçen Seni Severken'de de tek bir duygu yok. Romantizm , aşk , sevgi , üzüntü , hasret , kıskançlık , kızgınlık , , öfke , neşe....  Yer yer okuyucunun yüzünü gülümseten mizah öğeleri de yer alıyor kitapta.

  Kitapta önce Deniz'i tanıyoruz . Eczacı olan Deniz genç bir hanımdır. Güzel ve zeki bir hanım olsa da hayatına kimsenin girmesine izin vermez. Çünkü onun içi yıllardır bir başkası için alev alev yanmaktadır. Böyle delicesine aşıkken bir başkasına nasıl evet desin... Bu aşk yıllardır Deniz'in içindedir. Bu muhteşem duyguyu kimseye belli etmeden içinde yaşamalıdır Deniz . Neden mi? Çünkü sevgisi karşılıksızdır , sevdiği adam bir başkası ile evlidir.

Seni Severken - Güneş Demirel


   Deniz'in yayında çalışan Kenan sayesinde tanıyoruz Gülsu'yu da ... Tek başına oğlunu büyütmüş yalnız bir annedir Gülsu. Ne kadar büyük acılar ve üzüntüler yaşamış  olursa olsun dimdik ayaktadır ve oğlu için her şeyi yapmaktadır. Hala geçmişinde kalan birisini sevmektedir o da. Ne kadar zordur gitmiş , geçmişte kalmış birisini sevmek...


   Mutlu olmayı hak eden bu iki kadın mutluluğu bulabilecek mi dersiniz??

“En kötüsü de ne, biliyor musun, Gülsu Abla? Özlemenin bile suç olduğu sevdalar…” “Deniz… Özlemek, insanın hissedeceği en özgür duygudur aslında. Kimse karışamaz.” "Haklısın… Ama en çok can yakanı da o galiba.” “Hayır, Deniz… En çok can yakanı, sana ait olmadığını bilmektir."

  Farklı karakterlerin bir araya geldiği kitabı zevkle okudum. Yeri geldi kızdım yeri geldi eğlendim. Biraz çatlak karaktere sahip olan Deniz ve özellikle Gaye'yi çok sevdim. Deniz'e kızdığım bazı o-noktalar olsa da güçlü bir karakterdi. Kendi yaptığı zayıflıkları fark edip toparlaması çok hoşuma gitti. Erkek karakterler beni birçok noktada kızdırdılar. Feminist duygularım kabardı okurken :))))

  Güneş Demirel'in ilk okuduğum kitabıydı Seni Severken . Yazarın anlatımını ve kaleminin gücünü çok sevdim. Sıkmadan eğlenceli bir biçimde anlatıyor ve tüm duyguları hissettiriyor yazar. Kitabın devamı niteliğinde olan Sensiz Asla kitabını da yakın zamanda temin edip okumayı düşünüyorum.










Seni Severken - Güneş Demirel
Kitabın Adı :Seni Severken
Yazar :Güneş Demirel
Yayınevi :Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı :448



  Karşılıksız Bir Aşka Ömrünüzü Adayabilir Misiniz?
   Deniz, kendini bildiğinden beri âşıktı Ateş’e. Tüm geçmişini dolduran ve geleceğin bile silemeyeceği bir aşka emanet etmişti kalbini. Onun için nefes almak demek, Ateş demekti. Ne yıllar vazgeçirebilmişti onu sevdasından, ne de sevdiği adamın başkasına ait olduğunu bilmek… Her geçen gün umudunu yitirse de, kalbinin pusulası hep Ateş’i gösteriyordu. Peki, vazgeçmemek, çok istemek yeter miydi hayallerin gerçek olmasına?
    Ateş, mükemmel bir yaşama sahip olduğunu düşünürken yanılmıştı. Hiç beklemediği bir anda hayatının yönü değişmiş, bir yaprak gibi savrulmuştu. Kendine yeni bir düzen kurmaya çalışırken, içinde yanan ve yandıkça daha da büyüyen nefret duygusuyla baş edebilecek miydi?
    Kalbinize dokunacak bir aşk hikâyesi okumaya hazır mısınız?

                                                            Kozmokitap

2/03/2018

Op Oloop - Juan Filloy || Kitap Yorumu

Şubat 03, 2018 2 Yorum
Op Oloop - Juan Filloy

    2000 Yılında 106 yaşında aramızdan ayrılan Arjantinli yazar Juan Filloy'un romanı olan Op Oloop ilk olarak 1934 yılında yayımlanmıştır. Türkçede ise ilk defa yayımlanan kitap Aylak Adam Yayınları'ndan çıkmıştır. Dip not olarak belirteyim ;  yazarın bir çok kitabının ismi  yedi harften oluşmaktadır . Bu da yazarın farklı bir tarafıdır.

   Op Oloop oldukça farklı , okuyucuyu zorlayan , bittikten sonra düşünmeye sebep olan tabiri caiz ise beyin yakan bir kitap. Okurken bazı cümleleri daha iyi anlayabilmek için iki bazen de üç kez okuduğum oldu. Cümleleri daha iyi algılayabilmek için tekrar tekrar okudum bazı cümleleri . Freud da kitabı okuduktan sonra el yazısı ile bir mektup yazarak kitabı çok beğendiğini söylemiştir yazara.

    Kitapta Optimus Oloop adında bir istatistikçinin farklı geçen bir günü anlatılıyor.  Optimus Oloop'ı kitap boyunca Op Oloop olarak okuyoruz. Op Oloop takıntı düzeyinde titiz ve düzenli bir insandır. Matematikçi olduğu için de çevresindeki her şeyi matematik ve sayılar olarak görmektedir. Her gününü planlamakta ve çizgisinin dışına çıkmamaktadır. Çıktığı zamanda büyük bir rahatsızlık duyar. Kitapta bahsi geçen gün de her gün gibi başlasa da çizgisinden şaşmasına sebep olan bir kaza Op Oloop'ın düzenini altüst edecektir ve onu nerelere sürükleyeceğini de okuyarak göreceğiz.

    Op Oloop'un düzenin dışına çıkması yetmezmiş gibi bir de hissettiği aşk onu daha da dengesiz bir hale getirecektir.

   Kitapta farklı bir güne tanıklık ederken aynı zamanda matematiksel bir zekaya sahip Op Oloop'un duygusal ve psikolojik durumuna da tanıklık ediyoruz.

  Aslında Op Oloop'ın başına gelenler trajikomik . Kendisi de sıkça karşılaşacağımız bir insan tipi değil. Kitabı okurken en çok güldüğüm yer bolca yer kaplayan yemek davetinin sebebini öğrenmem. Kitabı okumak isteyenler için nedenini burada yazmayacağım.

   Kitabı okurken yer alan psikolojik tahliller ve bilgileri görünce Freud'un neden Op Oloop'ı bu kadar sevdiğini anladım.

   Son bölüme kadar oldukça ayrıntılı yazan yazar son bölümde sanki hızlanarak kitabı bir anda bitirdi gibi hissettim. Sanırım biraz daha uzayıp farklı şeyler olacağını tahmin ediyordum .

Op Oloop - Juan Filloy


   Kitapta işaretlediğim bir çok yer oldu . Onlardan birkaç cümleyi buraya not düşüyorum :


" .... huzursuzluğun gizemi, her şeyi anlatma çabasında gizlidir... "

" Siyasette cömertlik , düşmanın gözünde kusur , dostun gözünde hem erdem hem kusurdur. "

" İnsan kazalar dünyasında bir kazadan ibarettir," demiş Nietzsche.

"Sofokles'in , Vergilius'un , Cicero'nun edebi zaferleri aşırı aylaklığın kelimelere dökülmüş halinden başka nedir ki?"

"Geçmişteki güzellikleri sahiplenip bugünün üstünlüklerini küçümseyen bilginleri kınıyorum. "


  Bu farklı kişilikle tanışmalı , bu kitabı okuyarak ona şans vermelisiniz diyorum. Bu derken şunu hatırlatmayı da kendime borç biliyorum " Bu kitap çerezlik bir kitap değil, okurken zorlanabilirsiniz. Fakat bittiğinde farklı bir tat duyumsayacaksınız. "


Kitap Hakkında Yazılanlar: 

   Julio Cortázar Filloy, kendisini Jorge Luis Borges ve hatta Balzac ile kıyaslayan genç yazarlar ve eleştirmenler tarafından tekrar keşfedildi... Freud Op Oloop'u o kadar beğenmişti ki Filloy'a el yazısıyla yazılmış bir tebrik mektubu gönderdi.

                                                   - The Telegraph -


 “Biz Arjantinliler gerçek mizahçılarımızın sonuncusu olan Juan Filloy’u da kaybettik. Filloy, ruhun filozofuydu; 3 asra da tanıklık etmiş bir adamdı o, çünkü zamanın akıntısına kapılmadan nasıl yaşayacağını hep bilmişti.”

                                                 - Luisa Valenzuela -

    “Henry Miller ve Céline'in gösterdikleri üzere, özgürlüğü kullanmak önemli bir meseledir ve bir başka önemli mesele de Filloy'un bunu onlardan önce gerçekleştirmiş olmasıdır.”

                                                 - Bernardo Verbitsky -








Kitabın Adı :Op Oloop
Yazar :Juan Filloy
Yayınevi :Aylak Adam Yayınları
Orjinal adı :Op Oloop
Çevirmen : Zeynep Çelikel
Sayfa Sayısı : 240



1934 yılında yayımlanan romanı Op Oloop, Buenos Aires'te yaşayan Fin istatistikçi Optimus Oloop'un sıradışı bir gününe odaklanıyor. Yaşamını da mesleğinde olduğu gibi ölçerek yaşamaya alışmış kahramanın sıradan bir günü başına gelen bir trafik kazasıyla altüst olur. Filloy'un düzmece dili, Optimus Oloop'un ruhsal çöküşüne giden yolu an be an döşer. Ruhun felsefecisi bir yazardan, çağına olağanüstü bir bakış.




                                                            Kozmokitap

2/02/2018

Serdar Çekinmez’in beklenen romanı “Tavuk” yayımlandı

Şubat 02, 2018 0 Yorum
Tavuk


Serdar Çekinmez’in beklenen romanı “Tavuk” yayımlandı

Fransa’da yaşayan, “Hatice” ve “Tayyare” adlı sevilen romanların yazarı Serdar Çekinmez’den muhteşem bir kara mizah örneği daha. Tarih ve kara mizah meraklıları için sürükleyici dili ve çarpıcı konusuyla dikkat çeken “Tavuk”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı.

İkinci Dünya Savaşı, 1942. Stalingrad'da Ruslar Almanlara karşı direniyor. Cephedekiler için en büyük sorun anakaradan bu kadar uzaktaki milyonlarca askerin, nasıl karnını doyuracağıdır. Bu büyük problemin çözümü, on beş günde kesime hazır hale gelen bir tavuk ırkının keşfedilmesiyle sağlanmıştır.

Tanzanya'dan yola çıkan üç tavuk örneği, çoğaltılmak üzere Berlin'e ulaştırılmalıdır. Üçüncü ve son örneği ulaştırma görevi Fransız direnişçilerine verilmişir. Ne var ki, Marsilya limanında direnişçilerin yerine, talihin bir cilvesi olarak Türk denizci Fikret, kendini bu misyonu üstlenmiş bulur. Bütün gizli servisler bu son tavuğun peşindeyken, Fikret gibi bir antimilitarist, bu görevi başarıyla tamamlayabilecek midir?

Fikret'in ve tavuğun başından geçenleri okurken, kendinizi, 1942 Fransası'nda, Fransız direnişçileriyle, mücadele dolu bir yolculuğa çıkmış bulacaksınız.

Tavuk, Serdar Çekinmez'den unutulmaz bir kara mizah örneği.

“Tavuk”, Serdar Çekinmez, Yitik Ülke Yayınları, Roman, 248 sf., Şubat 2018, 23 TL






                                                            Kozmokitap

1/29/2018

Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat

Ocak 29, 2018 16 Yorum
Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat


"Evrenin en parlak yıldızı sadece Kutup Yıldızı değil Nisa. Onu gerçekten görebilmek için hissederek bakmalısın. Ancak o zaman gerçek Kutup Yıldızı 'nı keşfeder ve sana kestirme bir yol göstermesini sağlarsın. "



1994 doğumlu genç yazarlarımızdan birisi Mehtap Fırat. Wattpad sitesinde yazılarını yayımlayan yazarın ilk kitabı Kutup Yıldızı.

Kitabı okumaya başlarken bir ergen kitabı belki basit bir kitap yani yaş grubu olarak küçük yaşlara hitap edebilir diye düşündüm. Kapak ve ciltli olması hoşuma gitse de tereddütlerim vardı. Bu tereddütlerimin yok olması için çok beklememe gerek kalmadı . Birinci bölümü bitirmeden kitabı sevdim ve öyle basit bir kitap olmadığını anladım. Yazarın dili ve duyguyu aktarımı , karakter yerleştirmesi ve onların davranışlarını şekillendirmesini çok başarılı buldum. Konu olarak da ilgi çekici ve duygusal bir kitap Kutup Yıldızı.


" Neden Kutup Yıldızı peki?"
" Çünkü her ne kadar yolumu şaşırıp kaybolmak istesem de ben sadece o inatçı, huysuz keçinin gözlerindeki ışıltıya bakmak istiyorum. "
" Romeo şu halini görse, Shakespeare 'e beni yeniden yaz derdi. "


Yetimhanede büyüyen iki kız Nisa ve Senem. Birbirlerine kardeş kadar yakınlardır. Acıların , sevinçlerini , hayallerini paylaşırlar birbirleri ile. On yedi yaşındadır genç kızlar. Bir gün Senem 'i evlat edinmek isteyen bir aile çıkar. Senem , Nisa olmadan gitmek istemez. İki kızı da evlat edinir aile. Bu iki çok yakın kız artık resmen iki kardeş olmuşlardır ...





Yeni aile, yeni ortam ve yeni okul kızların yaşamlarını nasıl etkileyecektir? Arkadaşlıklarını devam ettirebilmek mi yoksa daha da yakınlaşacaklar mıdır?

Kutup Yıldızı


Evlat edinen aileyi çok sevdiğimi söylemeliyim. Kızların hayatlarında olanları okumak çok keyifliydi. 570 sayfalık kitapta sıkıldığım bir bölüm olmadı. Kitabın başlarında yazar biraz uzatmış diye düşünsem de sayfalar ilerledikçe tarzına alıştım ve her duyguyu , olayı ve detayları anlatmasını sevdim. Bu sayede kitabı gözümde canlandırmak daha kolay oldu.

" İyi geceler Kutup Yıldızı. "
Son cümleyi söylediğimde ondan bir karşılık geleceğini beklemiyordum ama beni yine şaşırttı.
" İyi geceler Kedi Yavrusu. "

Serinin ilk kitabı Kutup Yıldızı. İkinci kitap wattpad de yayımlanıyor şu an . Yakın zamanda kitap olarak ellerime alıp okumak isterim. Kitap öyle bir yerde bitiyor ki az çok devamını tahmin etsem de okumak bambaşka olacak .





Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat
Kitabın Adı : Kutup Yıldızı
Yazar : Mehtap Fırat
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı : 576


Fedakârlık...
Dört hecelik basit bir kelime gibi görünse de, aslında onun hayatında bir dönüm noktasıydı.
Geçmişe dair kırgınlıklarını yetimhanede unutmaya çalışan Nisa, bir gün aynı kaderi paylaştığı arkadaşıyla farklı bir dünyanın kapısını aralar. İki dost, bu kapı aralığından uzatılan sıcacık ellere, kimsesizliğin soğuk rüzgârından korunmak ümidiyle sarılır. Nisa ve Senem sonunda o yetimhane odasının duvarlarına fısıldadıkları hayalleri gerçekleştirme şansı elde ederler.

İki dost, daha önce hiç karşılaşmadıkları sıcaklığın ve zenginliğin onları değiştirmesine izin verecekler mi? Hiç tatmadıkları aşkı yeni hayatlarında bulabilecekler mi?


                                                            Kozmokitap

1/28/2018

Su'yun Gölgesi - Özgür Turan || Kitap Yorumu

Ocak 28, 2018 4 Yorum
Su'yun Gölgesi - Özgür Turan


  Daha önce iki kitabı çıkmış olan Özgür Turan'ın ilk romanı Su'yun Gölgesi. Kitap akıcı bir dille yazılmış . Elime alınca kitabı çevrilen sayfalarla birlikte Su'yu , nasıl biri olduğunu doğru ya da yanlış kararlarını ve duygularını anlamaya  çalıştım. Ve fark ettim ki aslında Su da kendisini tam olarak tanımıyordu. Bir şeylerin farkındaydı fakat tam olarak ne hissettiğini , hissettiklerinin nedenlerini ve neden öyle davrandığını aslında kendisi de anlamıyordu. Büyük bir kafa karışıklığı vardı...

Kitaptaki baş kahramanın adı Su ... Su gibi akıp gitmek , kabına sığmamak ,özgür olmak istiyor . Birine bağlı ya da bağımlı olmak istemiyor. Aslında evlenmek de istemiyordu fakat nasıl olduğunu anlamadan evlendi Su. Anne de olmak istemiyor. Bu isteksizliğinin nedeni biraz da annesi. Annesi ile ilişkileri sorunlu . Birbirine yakın ve destek olan anne kız değiller...

   İş için Londra'ya giden Su , orada tanıştığı birisi ile kocasını aldatır. Bu olay sonrasında da adamı unutamaz. Kocasından gittikçe uzaklaşır. Hayatı bir karmaşaya bir çıkamaza doğru yol alırken Su nasıl davranacak dersiniz?...

  Olay örgüsü ve konunu haricinde kitap anne kız ilişkisi, evlilik bağları ve sorunlarına değiniyor . Tarafsız bir gözle kitabı okurken Su'yu anlamaya çalışıyor , nerelerde hata yaptığını ve yapması gerekeni görüyoruz. Farklı bir kitaptı ve yeni bir yazar ile tanıştım. Özgür Turan'ın kaleminin çok kuvvetli olduğunu söyleyebilirim.







Kitabın Adı :Su'yun Gölgesi
Yazar :Özgür Turan
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :116


Bir evlilik nerede biter?
Londra'da ateşten duvarlarla kaplı bir otel odasında mı?
Gece gündüz yanıp sönen telefon ekranında mı?
Gölgene yenik düştüğünde kim tutar seni?
Annen mi, dostların mı, erkeğin ya da kadının mı?
Sen kendini tutabilir misin?
Gölgenle dans edebilir misin?
Mutlu olduğunu sandığı evliliği içinde arzularına engel olamayıp başka sulara yelken açan Su, gölgesinin karanlığında kaybolarak gerçek benliğiyle yüzleşiyor. Su'yun kendisini tanıma yolculuğu, annesiyle olan ilişkisini sorgulaması ve etrafındaki kadın dostlarının dertlerinin de iç içe geçmesiyle derinleşiyor.

Su'yun Gölgesi, Londra'dan İstanbul'a uzanan, zaman zaman Marmaris'in bir köyünde sarpa saran bir hikâye. Şehir hayatının boşluklarında kaybolmuş kadınların hikâyesi. Yaraları kabuk bağlamış anneler ve kızlarının hikâyesi. Birbirinde gölgesini bulmuş bir adam ve kadının hikâyesi. Su gibi akabilecekken yolları tıkanan bir evliliğin hikâyesi...

                                                            Kozmokitap

1/26/2018

Orada Olmayan Kız - Joy Fielding || Kitap Yorumu

Ocak 26, 2018 3 Yorum
Orada Olmayan Kız - Joy Fielding

   Birkaç ay önce bir film seyretmiştim . Bir iş için Meksika'ya giden bir aile anlatılıyordu filmde. Akşam iş yemeğine gitmek zorundadırlar. Son anda bebek bakıcısının gelemeyeceğini öğrenirler. Birisi arayıp iptal etmiştir. Bir yanlışlık olduğu düşünülür fakat başka bir bakıcı da ayarlanamaz . Babanın aklına bir fikir gelir. Yemek zaten otelin bahçesindedir. Yarım saatte bir sıra ile odaya çıkıp çocuğu kontrol edeceklerdir. Zaten çocuk da gece uyanmamaktadır. Anne tereddütlü olsa da sonunda kocası onu ikna eder ve yemeğe giderler. Sonra ne mi olur? Çocuk kaçırılır.... 

   Şimdi bana ne için bir filmi anlatmaya başladığımı sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Çünkü okuduğum kitaptaki çocuğun kaçırılma sahnesi de bu filmdeki ile neredeyse bire bir aynıydı. Neredeyse dedim çünkü aradaki farklar kitaptaki ailenin iki çocuğu olması ve bir iş yemeği değil onuncu yıl evlilik yıl dönümlerini arkadaşları ile kutlayacakları bir yemek olmasıydı. Filmin adını ya da çekildiği tarihi hatırlamıyorum fakat ya yazar filmden etkilendi ya da filmin senaryosunu yazanlar kitaptan etkilendi. Bu kadar benzerlik olmaz !...

  Kitabın kalanı ve konunun ilerleyişi tamamen farklıydı . Bir an filmin kitabını mi aldım diye endişe etsem de benzerlik sadece bu kadardı.

   Joy Fielding'in okuduğum ilk kitabı Orada Olmayan Kız . Adını sıkça duyduğum yazarın iki kitabını almıştım . Diğer kitabını ilerleyen tarihlerde okumayı düşünüyorum.

  Yazar zamanda ileri geri giderek bize okunu ve olanları anlatıyor. Zaten dikkat ediyorum son zamanlardaki kitapların çoğu çift zamanlı ya da zamanda ileri geri yaparak ilerliyor. Bu tarz maalesef her kitapta ilginç olmuyor , bazı kitaplarda sıkıcı bile olduğunu söyleyebilirim. Fakat bu kitapta beni rahatsız etmedi bu durum.

   Caroline'nin iki yaşındaki kızının kaybolmasının üzerinden on beş yıl geçmiştir. Kaybın yıl dönümü en zorlu geçen dönemdir. Her sene gazeteler tekrar tekrar aynı haberi yapmakta ve insanlar anneyi suçlamaktadırlar. Bu zorlu dönemi atlatmaya çalışan Caroline'nin hayatı bir telefon ile çalkalanır. Telefondaki kişi onun kayıp kızı olabileceğini söylemektedir. İŞte bu noktadan itibaren bu kızın kim olduğu araştırılırken biz de zamanda bir ileri bir geri giderek olanları , yaşananları öğreniyoruz.

  Bebeğin kaybı ve bu süreçte yaşananlar oldukça zor ve acıklıdır. Kaybın bir aileyi ne hale getirdiğini okuyoruz kitapta. Aynı zamanda olayın gerçekleştiriliş şekli ve gerçekleştirenler ortaya çıkınca şok olacaksınız...

   Farklı ve güzel bir kitaptı. yazarın kalemi ile tanıştığıma sevindim. Beklediğim kadar müthiş bir kalam olmasa da yine de güzel bir kitaptı...








Orada Olmayan Kız - Joy Fielding
Kitabın Adı :Orada Olmayan Kız
Yazar :Joy Fielding
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı :She's Not There
Çevirmen :Begümnaz Yürekli
Sayfa Sayısı :430


Caroline ve Hunter, mutlu evliliklerinin onuncu yılını kutlamak için yakın dostlarıyla birlikte kısa bir tatil yapmaya, Meksika’ya giderler. Kızları Michelle ve Samantha da yanlarındadır. Tatilin son akşamında arkadaşlarıyla birlikte keyifli bir akşam yemeği yemek isterler ancak Caroline, uyuyan çocukları odada yalnız bırakma konusunda tedirgindir. Hunter, yarım saatte bir sırayla onları kontrole çıkabileceklerini söyleyerek karısını ikna eder. İlk birkaç saat sorun yoktur ama gecenin sonunda odalarına çıkan Caroline ve Hunter’ı hayatlarının en büyük şoku beklemektedir. İki yaşındaki kızları Samantha orada değildir.
Basına yansıyan olaya bütün ülke ilgili gösterir. Bu ilgi o kadar yoğundur ki, insanlar bir müddet sonra günah keçisi aramaya başlarlar. Suçlamak için seçtikleri kişi Caroline’dan başkası değildir. Aradan geçen yıllar boyunca Samantha’dan bir iz bulunamadığı gibi Caroline’ın hayatı da bir daha asla düzelmez.
Ta ki, Samantha’nın kayboluşundan on beş yıl sonra bir gün, o telefon gelinceye kadar…

Telefonun diğer ucundaki ses Caroline’a, “Sanırım benim adım Samantha. Sanırım ben sizin kızınızım,” diyene kadar…


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.