3/17/2016

Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson

Mart 17, 2016 3 Yorum
Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson

 Rüyaların gizemi uzun yıllardır bilim adamları tarafından çözülmeye çalışılmakta. Sırf bilim adamları değil sabah uyanıp da gördüğü rüyayı düşünmeyen , acaba bir anlamı var mı diye düşünmeyen yoktur sanırım. Bazen yaşadığımız bir olayın izlerini rüyalarımızda görürken bazen de hiç tanımadığımız bir ortamda , hiç tanımadığımız insanlarla görürüz kendimizi. Bu, çok ilgi çeken konuda bir kitap yazılınca da hem keyifle okunuyor hem de çok ilgi çekiyor.

   Yazarın ilk kitabı olan Tozlu Rüyalar Kitapçısı'nı keyifle okudum. İlk kitap olmasından dolayı bazı eksiklikleri olsa da ilginç konusu beni kitaba bağladı.

   Kitabı okumaya başladığımda aklıma ilk önce yıllar önce seyrettiğim, Demi Moore'un başrollerinde oynadığı Tutku Yolculuğu (Passion of Mind) filmi geldi. Filmde birbirlerini rüyalarında gören iki kadını ve her birinin diğerini hayal zannetmesi anlatılıyor. Bu filmden mi ilham alındı diye düşünmedim desem yalan olur. Kitabı okumaya başladıkça sadece rüya kısmı dışında çok benzerlik olmadığını fark ettim.

  Kitty otuz sekiz yaşında bekar bir bayandır. Arkadaşı ile birlikte bir kitapçı dükkanı işletmektedirler. Bir gece rüyasında kendisini yakışıklı bir adamla evli ve çocukları olan bir kadın olarak görür. Bu bir seferlik bir rüya değildir. Rüyalarında bu aileyi görmeye devam eder ve kafası karışmaya başlar. Bu noktada Wang ve kelebek geldi aklıma. "Wang, rüyasında bir kelebek olduğunu görmüştü. Çimenlerde, çiçeklerin üzerinde oturuyordu. Bir yerden başka bir yere uçup duruyordu. Sonra uyandı. Kendisinin, rüyasında kelebek olduğunu gören Wang mı; yoksa rüyasında Wang olduğunu gören bir kelebek mi olduğunu artık bilemiyordu.” Kitty mi Katharyn mi? Hangisi gerçek!...

   Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak bir kitap Tozlu Rüyalar Kitapçısı. Zevkle okudum ve sevdim kitabı. Yazara yazım hayatında bol şans diliyorum.

Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson
Kitabın Adı :Tozlu Rüyalar Kitapçısı
Yazar : Cynthia Swanson
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı : The Bookseller
Çevirmen : Esra Yüksel
Sayfa Sayısı : 432

                          Beni rüyalar âleminde bırakma. Keşkelerin                           yanılsamasından beni çekip al. Buna hemen bir                                                         son ver. Beni hemen gerçeğe kavuştur ki sevmeyi                           tekrar öğrenebileyim… 
    Otuz sekiz yaşındaki Kitty Miller küçük bir dairede kedisiyle yaşamaktadır. Liseden beri en yakın arkadaşı olan Frieda'yla birlikte küçük bir kitabevi işleten Kitty'nin ailesi, arkadaşı ve kitabevi arasında geçen sıradan yaşamı bir gün başka bir yerde uyandığını fark etmesiyle allak bullak olur.
    Daha önce hiç görmediği bu ev, onun evidir yine de. Başka bir dünyada, başka bir aileyle ve arkadaşlarla farklı bir yaşam… Hangi dünyanın gerçek, hangisinin rüya olduğunu bir türlü anlayamaz. Genç kadının gerçek hayatıyla hayali yaşamını sorgulaması arasında geçen bir süreç başlar. Bu iki dünya arasında bocalarken de travmalarıyla, acılarıyla ve geçmişiyle yüzleşmesi gerekir. Peki ya gerçeklerle yüzleşecek cesareti yoksa? 



                                                            Kozmokitap

2/29/2016

Aşk ve Gurur - Jane Austen

Şubat 29, 2016 8 Yorum
 

Aşk ve Gurur  -  Jane Austen

   Çoktandır okumak istediğimi bildiği için bu kitabı kızım bana hediye olarak almış. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Üstelik içerisine de yazdığı küçük not da benim için çok anlamlı ve bu kitabı benim için daha da özel bir hale getiriyor.

1813 'te yazılmış bir kitap olan Aşk ve Gurur  günümüzde hala çok sevinen ve okunan kitaplar arasındadır. Üstelik kitabı okuduğunuz zaman siz de fark edeceksiniz ki içerisinde günümüz kitaplarının çoğunda olduğu gibi cinsel içerikli sahneler de yok. Demek ki bu tarz bölümler eklenmeden de kitaplar ilgi çekici olabiliyor.

  Kitabın benim için bu kadar özel olmasının nedeni biraz da gerçek bir aşk masalı olması.

 "Onun gururunu mazur görebilirdim, benimkini kırmasaydı..." 

Jane Austen
  Kırk iki yıllık kısa yaşamına  altı roman sığdırmıştır Jane Austen. Bir taşra papazının kızı olan Austen yaşamı boyunca kırsal kesimde ve orta sınıf insanların arasında yaşamıştır. Çok iyi bir gözlem gücü olan yazarın bu gücünü eserlerinde görmekteyiz.

   Bir kitabı okumaya başladığımda , yazarın anlatım tarzına ve karakterlere bir alışma süreci olur. Bu kitaba ise başlar başlamaz sanki tanıdığım bir ortamda bulunuyormuş gibi hissettim. Sanki ben daha önce bu ortamda bulunmuştum. Karakterler ise çok tanıdıktı.

    Yazarımız yirmi bir yaşlarındayken yazmış romanı. Kendi çalkantılı aşk yaşamından izler taşıdığı öne sürülüyor kitabın. Kendi mutsuz aşkına inat yazarın yazdığı her kitabı mutlu sonla bitirdiği söylenir.

   Bennet ailesi beş kız sahiptir. Jane, Elizabeth, Kitty, Lydia, Mary. Bayan Bennet sığ fikirli bir kadındır. Bay Bennet ise mutsuz evliliğinin sonucu kendisini genellikle odasına kapatıp kitap okumaya vermiştir. Bennet ailesinin yakınındaki çiftliği Mr Bingley isminde bekar bir bey kiralayınca kasabaya hareket gelir. Bir baloya katılan ailenin bayanları Bay Bingley ve onun burnu havada , kibirli arkadaşı Bay Darcy ile tanışır. Bay Darcy bu baloda Elizabeth'i dans etmeye layık görmese de bu ikili arasında zamanla bir yakınlaşma başlayacaktır. Fakat Elizabeth , Darcy'nin ilk tepkisini unutmayacaktır.

    Dönemin aile yaşantısını, kadınların sosyal ve ekonomik durumunu tün gerçekliği ile gözeler önüne seriyor kitap. Babaları kızlarına çeyiz parası bırakırsa bayanlar rahat oluyorlar yoksa babaları ölünce yaşadıkları ev bile en yakın erkek akrabaya kalıyor , kızlar ve eşi bundan yararlanamıyorlar. Çok korkunç bir düzen bu!... Daha 15-16 yaşına gelmiş genç kızlar bile koca peşindeler.... Hayattaki tek amaçları iyi bir evlilik yapmak. Günümüzde de bazı hanımların durumu da pek farklı sayılmaz hani:))

    Kitabı ve yazarı çok sevdim. Sıkılmayacağınız bir kitap istiyorsanız tavsiye ederim....




Aşk ve Gurur  -  Jane Austen
Kitabın Adı :Aşk ve Gurur
Yazar :  Jane Austen
Yayınevi : Artemis Yayınları
Orjinal adı : Pride and Prejudice
Çevirmen : Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Sayfa Sayısı : 450


"Hiçbir zaman, aşkının karşılık bulmayacağını bildiği şu an kadar hissetmemişti, onu sevebileceğini."
  Bay Bingley ve onun gizemli arkadaşı Bay Darcy'nin kasabaya taşınmasıyla hayat, Bay ve Bayan Bennet'ın beş bekâr kızı için daha heyecan verici hâle gelmişti. Elizabeth Bennet, gözde bekâr Fitzwilliam Darcy ile tanıştığında onu çok kibirli ve sevimsiz buldu. Eliza'nın ne güzelliği ne de neşeli tabiatı adamın ilgisini çekebilmişti. Darcy'nin yakın dostu Bingley ile Elizabeth'in ablası Jane arasındaki ilişkinin bitişinde de Darcy'nin parmağı olduğu ortaya çıkınca, Elizabeth ondan ölesiye nefret etmeye karar verdi. Ancak aşk yeterince güçlüyse, ön yargılar ve yanlış anlaşılmalarla dolu olaylar bile kadere engel olamazdı.
 
   19. yüzyıl İngiltere'sinde orta sınıf hayatının gölgesinde, aşk, imkânsızlık, kadın erkek ilişkileri, kahkaha, dedikodu ve ince bir mizahla dolu, klasikleşmiş bir masal olan, edebiyat tarihinin en tanınan çiftlerinden birini yaratan ve şimdiye dek milyonlarca kopyası basılan Aşk ve Gurur, dünyanın neredeyse her dilinde okundu.




                                                            Kozmokitap

2/25/2016

Kızgın Kum Bahçesi - Corban Addison

Şubat 25, 2016 2 Yorum
Kızgın Kum Bahçesi  - Corban Addison


   Güneşin doğmasını ve her yanı ele geçirmiş bu yabancı görüntünün sona ermesini istiyordu. Karanlık çöktüğünde insanlar sevecenliklerini kaybediyorlardı.


  Feniks Kitap tarafından basılan Kızgın Kum Bahçesi'ne resmen ba-yıl-dım. Sevgili "Bir Otaku'nun Dünyası" facebook sayfasından kazandım kitabı. Kitap elime ulaşınca kapak görselini çok sevdim. Kitabı okumayanları için bir ipucu vermeyen  , kitabı okuyanlar için ise çok şey anlatan bir kapak .


      Yazarın okuduğum ilk kitabı Kızgın Kum Bahçesi. Yazarın anlatım tarzı, konuyu işleyişi ve duygu aktarımı çok başarılı. Yazarın diğer kitabı Güneşin Kızları'nı  da okunacakları listeme ekledim hemen yazara bayılınca.


   Kuyeya down sendromlu bir çocuktur. Lusaka'nın kenar mahallelerinden birinde tecavüze uğramış olarak bulunur. Cinsel istismara uğramış çocukları savunmak ve suçluları yakalamak için çalışan Zoe ve arkadaşları Kuyeya'ya sahip çıkarlar ve suçluyu yakalamak için büyük bir savaşa başlarlar çünkü şüpheli zengin ve kuvvetli bir adamın oğludur.

'' Politika her yerde aynı,'' diye düşündü. '' Tek fark batı çirkinliği saklamakta daha deneyimli.'' 

    Kızgın Kum Bahçesi etkileyici ve yürek parçalayıcı bir roman. Zorlu cağrafyası ile tanınan bir ortamda geçim sıkıntısı ve parasızlık yüzünden olmadık işlerde çalışmak zorunda kalan insanlar, kadınlara karşı kötü davranan ve çocuklara karşı istismardan çekinmeyen bir grup ve neredeyse çökmüş bir adalet sistemi.... Kitabı okudukça , sayfalar çevrilip konu ilerlemeye başladıkça ben de çok etkilendim. Hem bu doğa harikası yerleri görmeyi arzu ederken hem de böyle bir yere gitmeye ve oralarda yaşamaya çekindim. Sürekli tedirginlik içerisinde, etrafını kontrol ederek geçen bir yaşam düşünemiyorum.

   

  Bu kadar etkileyici bir kitabın filmi çekilirse eminim daha çok ilgi çeker. Buradan yönetmenlere sesleniyorum bu kitaptan harika bir film olur.....


Yaşam paramparça bir şeydir. Kim olduğumuzu belirleyen o parçaları nasıl değerlendirdiğimizdir. 


Kızgın Kum Bahçesi  - Corban Addison

Kitabın Adı :Kızgın Kum Bahçesi
Yazar : Corban Addison
Yayınevi : Feniks Kitap
Orjinal adı : The Garden of Burning Sand
Çevirmen :Arzu Altınanıt
Sayfa Sayısı :479

Lusaka, Zambiya.Zoe Fleming, Lusaka'da çocuk istismarı ve cinsel suçlara karşı savaş açmış bir sivil toplum kuruluşu olan CILA'da görev yapmaktadır. Adalet sistemi neredeyse işin içinden çıkılmaz hale gelen Zambiya'da artık bir şeylerin değişme zamanı gelmiştir. Adaletin güçlüden yana çalıştığı sistemde özellikle çocuklara ve kadınlara karşı işlenen suçların sağlıklı ve doğru olarak sonuçlanması için yeni bir umut ışığı belirmiştir.
 Down sendromlu bir çocuk olan Kuyeya'nın Lusaka'nın kenar mahallelerinin birinde darp ve tecavüz edilmiş olarak bulunmasıyla birlikte Zoe Fleming ve çalıştığı STK için, Polis memuru Joseph Kabuta'nın yardımıyla amansız bir mücadele başlar. Bu mücadele sadece hukuk düzenine karşı değil aynı zamanda Zambiya'nın çürümüş toplumsal yapısına karşı da bir başkaldırıdır. Soruşturma Zambiya toplumunu deprem gibi sarsarken, Zoe'nin zihninde de aşka, sadakate, aileye ve özellikle adaletin anlamına ilişkin kökten değişikliklere neden olacaktır.
 Zoe Fleming'in Polis memuru Joseph Kabuta'yla kurduğu iş ilişkisi aşka dönüşürken, Dava Zoe'yi Lusaka'nın hoyrat mahallelerinden Victoria Şelaleleri'ne, sokaklarını AIDS bürümüş Johannesburg'dan büyüleyici Cape Town'a sürükler.
 "Cinsel şiddet suçları, Zambiya'nın toplumsal yaşam dokusuna zarar vermektedir ve hiçbir savcı ya da yargıç, bu tür suçların faillerini belirleyecek, anayasal geçerliliği olan araçlardan mahrum edilemez. DNA, ülkemizdeki ceza adaletinin çehresini değiştirecekse izin verelim değiştirsin. Eşlerimizin, kızlarımızın, annelerimizin ve büyükannelerimizin sokakta tek başlarına yürümekten korkmasına neden olan korkunç tecavüz ve taciz eylemlerine bir son verilmesinin zamanı gelmiştir."



                                                            Kozmokitap

2/22/2016

Kefaret & P.C Cast + Kristin Cast #Gece Evi Serisi 12

Şubat 22, 2016 2 Yorum



   Gece Evi serisi bu 12. kitap ile son buluyor. Bu seriyi daha önce okumamış olanlar için konusundan biraz bahsetmek istiyorum. Gece Evi Tulsa'da bulunan bir vampir yatılı okuludur. Bu okulda çaylak olarak nitelendirilen ve vampire dünüşme sürecinde olan ergenler okumaktadır. Bu okula işaretlenerek başlayan Zoey ve arkadaşlarının maceraları anlatılmaktadır.

   Çok severek okumaya başladığım seri maalesef çok uzun sürdü. Yeter artık bitsin dediğim zamanlar oldu. Bazı şeyleri tadında bırakmak gerekir. Gece evi serisini ise yazar lastik gibi uzattı. Hal böyle olunca da çok sevdiğim seriyi okumak istemöedim ve konunun uzatılmasına tamamen ticari kaygı olarak görmeye başladım. Yazar  kusura bakmasın para tatlı geldiği için konuyu uzattığını düşündüm.

   Son kitapta hapse düşen Zoey bu kitabın başında hapiste olarak başlıyor. Fakat o adamları Neferet'in öldürdüğü anlaşılınca Zoey serbest kalıyor va arkadaşları ile birlikte Neferet'i alt etmek için bir yol arıyorlar.

   Neferet ise iyice kafayı yemiş bir halde. Bir oteli karanlık güçler ile ele geçiriyor ve kendisini Tanrıça ilan ediyor. İnsanları kurban etmenin yanı sıra karanlık sürgünler ile onları kontrol edip hizmetkar yapıyor.

  Serinin son bölümünde ışığın tarafına geçen Kalona sonunda muradına eriyor. Araya sokuşturulan saçma karakterle ve gereksiz olaylarla uzatılan kitap sonunda tün sğrular cevap buluyor. Neferet ile Zoey ve çemberi arasında savaşı ise öyle gözünüzde büyütmeyin. Görkemli bir savaş beklentisine girmeyin.  Kitabı çok mükemmel bulmasam da sonunda savaşın bitip mutlu sona kavuşulması ve tüm soruların yanıt bulması beni mutlu etti.

   Farklı bir vampir romanı olan Gece evi serisi , sevdiğim serilerden birisi olsa da hala gereksiz uzatıldığını düşünüyorum. Bu seriyi aranızda okuyanlar varsa siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?



Kefaret & P.C Cast + Kristin Cast  #Gece Evi Serisi 12

Kitabın Adı :Kefaret
Yazar : P.C Cast + Kristin Cast
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Orjinal adı : Redeemed
Çevirmen : Sevinç Seyla Tezcan
Sayfa Sayısı :368

Şimdiye Kadarki En Güçlü Karanlığı Yok Edebilmek İçin Ödenmesi Gereken Bedel Çok Büyük Olacak… 
   Neferet sonunda ölümlülere gerçek yüzünü gösterir. Kendisini Karanlık Tanrıça ilan ederek kötülüğü tüm Tulsa'nın üstüne salar. Gece Evi vampirleri polisle birlik kurarak ellerindeki tüm kaynakları birleştirirler fakat hiçbir vampirin Neferet'i ortadan kaldıracak kadar güçlü olmadığını da bilmektedirler… Tabii o vampirin hem elementleri çağırma hem de eski sihre hükmetme becerisi olmadığı sürece. Böyle bir güçse sadece Zoey'nin elindedir. Fakat eski sihri kullandığında felaketlere yol açan Zoey bu sefer güce hükmetmeyi ve üstüne düşen görevi yerine getirmeyi başarabilecek midir?
  Serinin heyecan dolu son romanında, Işık ile Karanlık'ın arasındaki efsanevi savaşta kimin kefaret ödeyeceği… ve kimin sonsuza dek yok olacağı ortaya çıkacak.





                                                     

2/15/2016

Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski || Kitap Yorumu

Şubat 15, 2016 3 Yorum
Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski


  Artık çoğunlukla kitapçılara gezmek ve kitapları incelemek için gidiyorum. Satın almak için ise interneti tercih ediyorum. Hem eve kadar getiriyorlar hem de fiyatları çok çok uygun oluyor. Freud'un Kız Kardeşi de kitapçıdan aldığım son kitaplardan bir tanesi. Ciltli kitap olmasına rağmen 9.90 tl ye aldım. Madem bu kadar uygun fiyata satabiliyordunuz neden ilk fiyatları daha pahalı oluyor. Bu nedenle kitapları genellikle ne kadar almak istesem de ilk çıktıları zaman almıyorum. İndirime girince bir fiyatına iki kitap alıyorum.

  Freud'un Kız Kardeşi kitabının kapağına gelirsek ba-yıl-dım. Ağır bir izlenim yaratıyor ilk bakışta. Sanki antika bir kitapmış gibi.

    İçeriğine gelirsek yazarın anlatım tarzı ve konuyu işleyişini çok sevdim. Biliyorsunuz çeviri kitaplarda yazarın olduğu kadar bu başarı aynı zamanda çevirmenin de . Bir çok yazımda belirtmeyi unutuyorum , fakat çevirmenlerin de başarıdaki katkılarını unutmamak gerekiyor.

   Kitap iki bölümde ele alınmış. İlk bölümde Freud ve kızkardeşlerinin yaşlılık zamanları. İkinci Dünya Savaşı zamanı. Ülkedeki yahudilerin hayatları tehlikede. Farklı ülkelere gitmek ve kurtulmak istemektedirler. Çocukken birbirlerine çok yakındırlar Freud kardeşler . Şimdi ise ülkeden gitmek için abileri Sigmund'dan yardım istemek için giden kızkardeşler,  onun gideceğini öğrenirler. Yanında götürecekleri ailesi, eşinin kızkardeşi, doktoru ve ailesi hatta küçük köpeği . Bu listede kız kardeşleri yoktur. Hayal kırıklığına uğrasalar da bunu abilerine belli etmezler. Bu olaydan sonrası ise toplama kampı....

İkinci bölümde ise kitabımızın anlatıcısı olan Adolfina bizi geçmişe çocukluk ve gençlik yıllarına götürüyor. Bu bölümde aile ilişkilerinin nasıl olduğunu, dönemin tıbbını, deliliği, akıl hastanelerini ve o dönem yaşayışını anlatıyor. Birbirlerine bağlı olması gereken kardeşler arasındaki bağların bile zamanla nasıl eridiğini görüyoruz kitapta.

   Gerçek yaşam hikayesinden öyküleştirilen kitap okunması gereken kitap arasında bana göre.



Freud'un Kız Kardeşi - Goce Smilevski


Kitabın Adı :Freud'un Kız Kardeşi
Yazar : Goce Smilevski
Yayınevi : Nemesis Kitap
Orjinal adı : Sestrata na Zigmund Frojd
Çevirmen : Levent Ademov
Sayfa Sayısı : 240


Bağlayıcı olması beklenir kardeşliğin. Öyle umulur. Kardeşler birbirlerine borçludur ya; bir soluk, bir omuz, bir teselli...
 Yine de düşünceler karmaşıklaşınca zihinde, unutulabilir borçlu addedildiğimiz görevler.
 Bu kitap, dünyaca ünlü psikanalist Sigmund Freud'un ve onun dört kız kardeşinin gerçekte de yaşanmış sarsıcı öykülerini anlatmaktadır. Freud, İkinci Dünya Savaşı döneminde Viyana'ya girmek üzere olan Hitler'in yaratacağı yıkımdan kurtarılmak için Londra'ya götürülür. Ona Londra'ya geçmesi için yardım eden kimseler, yanına almak istediği insanların isimlerini bir liste haline getirmesini isterler. Freud o listeyi hazırlar. Eşi ve çocukları dışında eşinin ailesi, doktoru, doktorunun ailesi, hizmetçileri, hatta küçük köpeği bile vardır listede. Ancak dört kız kardeşi yoktur.    Freud'un seçimi kardeşlerinin kaderini nasıl şekillendirecektir?
 O karanlık günlerde verilen bir sınavdır belki de yaşananlar; kardeşlikle ilgili bir sınav. Belki de bir iç savaş; galibi de mağlubu da belli olmayan...
 "Nefis bir roman... Beni böylesine etkileyen başka bir kitap hatırlamıyorum."
Vesna Mojsova-Cepiısevska (Makedonya)
"Ustaca ve çarpıcı." Knack (Belçika)
 "Smilevski değişik ve ayırt edici tarzıyla, iç yaşamımıza ve fikir dünyamıza güzel bir bakış açısı getiriyor."
Boek (Hollanda)
"José Saramago gibi kuvvetli, çok yönlü ve detaycı bir yazar."
La Repubblica Gazetesi (İtalya)




                                                            Kozmokitap

2/12/2016

Havva - Ted Dekker

Şubat 12, 2016 0 Yorum

Havva - Ted Dekker

  Ted Dekker yıllardır en sevdiğim yazarlardan bir tanesi. Oyun isimli kitabı ile tanıştım yazar ile . O günden bu güne bulduğum tüm kitaplarını okumaya çalıştım. Yazarın en son fantastik türünde yazdığı Faniler üçlemesi kitabını okudum. Her ne kadar bu tür bir kitabı da alnının akı ile yazdı ve başarılı sayılsa da gerilim türü kitaplarını daha çok seviyorum. İçerisine kattığı gizem ve adrenalin gerçekten müthiş!... Yazarın okuduğum son gerilim kitapları Kemik Adamın Kızları ve Gelin Koleksiyoncusu kitapları beni tatmin etmemişti. Yazarın kapasitesine göre fazla basit buldum ben bu kitapları. Uzun soluklu etkisinden kurtulamayacak bir kitap değil de çerezlik kategorisinde kitaplar olarak görüyorum ben bu kitapları. Havva'yı okuduktan sonra ise " vay be" dedim " İşte benim tanıdığım Ted Dekker bu" . Tam kendisine yakışır ve ondan beklentimi karşılayan bir kitap olmuş....

  Kitabı okumayı düşünenler varsa baştan uyarayım: Gece vakti , yalnızken kitabı okumayın . Tüyleriniz diken diken olabilir ve korkabilirsiniz. Hele de yalnız yaşıyorsanız gece kuytu köşelerde sizi neler beklediğinden emin olamazsınız!....

  Kitabın kapağı karanlık , belli belirsiz bir erkek yüzü görüyoruz . Bir gerilim kitabı için fena değil , fakat yazıların belli bir süre sonra silinmesini sevmiyorum. Daha kalıcı bir basım olabilirdi. Aynı şekilde kitabın içerisinde de yazım hataları var. Lütfen daha dikkatli olun bir kitabı hazırlarken . Okuyucunun konsantrasyonunu mahvediyor bu tür hatalar.

Kitapta iki farklı bölüm paralel  olarak ilerliyor. Birinci bölümde bir gazetecinin Havva adı ile anılan Alex Pricfe'nın öyküsünü gazetede yayınlanan bölümlerinden oluşuyor. Diğer kısımda ise bir seri katili yakalama çabalarını anlatıyor. Biz ise hem yakalama çabalarını hem de yakalanmak istenen seri katilin trajedik öyküsünü okuyoruz. Aynı anda iki farklı pencere. Çocukken kaçırılan iki kardeş ve hayatın onlardan aldıkları ve ruhlarına işleyen acılar... Diğer tarafta seri katili yakalamak onun için bir saplantıya dönüşmüş, bu saplantısı yüzünden evliliği bile sonlanmış bir profil uzmanı.... Aslında hiçbir olayın göründüğü gibi olmadığını okudukça fark ediyoruz. Olaya yoksa doğa üstü güçler de mi karışıyor.... Kaçırılma, bağlılık, acı, cinayet, kovalamaca, şeytan çıkarma ayini... Okumaya başlayınca bitirmeden elinizden bırakamayacağınız gerilim dolu bir kitap Havva. Gerilim tutkunları kaçırmayın bu kitabı!...


Havva - Ted Dekker


Kitabın Adı :Havva
Yazar :Ted Dekker
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : Adam
Çevirmen : Aysun Babacan
Sayfa Sayısı : 418

  New York Times'ın en iyi satan yazarlar listesindeki Ted Dekker bu sürükleyici romanında, kurbanlarını bilinmeyen nedenlerle öldüren bir seri katili ve onu yakalamayı takıntı haline getirmiş bir psikoloğu anlatıyor.
   FBI davranış uzmanı Daniel Clark dinin toplumun en büyük düşmanı olduğu konusunda yaptığı açıklamalarla ünlü olmuştur. Daniel'ın bilmediği şey, Havva olarak tanınan seri katilin peşinden gitme konusundaki takıntısının onun elinden ölüme gideceği gerçeğidir. Daniel öldükten yirmi dakika sonra tekrar hayata döndüğünde, yaşamındaki bu eksik yirmi dakika yakasını bırakmayacaktır artık.   Kısa süre sonra Havva'yı durdurmanın tek yolunun bu yirmi dakikayı geri almak olduğunu öğrenecektir. Bunun için tekrar ölmesi gerekmektedir ama hem kendi hem de Havva hakkındaki gerçekleri öğrenmek için kaç kez ölecektir?
  Daniel, Havva'yı durdurmak için din konusundaki önyargıları ve modern dünyadaki şeytan takıntılarıyla yüzleşmek zorundadır.





                                                            Kozmokitap

2/10/2016

Dokuz Peruklu Kız - Sophie Van Der Stap

Şubat 10, 2016 10 Yorum
Dokuz Peruklu Kız - Sophie Van Der Stap

    Pegasus Yayınlarından çıkan Dokuz Peruklu Kız Yazarın yanı Sophie Van Der Stap'ın kanseri yenme öyküsünü anlatıyor bize. Baştan uyarayım, duygusal kat sayınızın fazla olduğu bir zamanda okumayın bu kitabı göz yaşlarınızı tutamayabilirsiniz. Ya da hastane randevunuz varsa , kanser hastası iseniz ya da tarama öncesi ise kitaba başlamak için uygun bir zaman değil. Neden diye sorarsanız kitap aslında çok duygusal ya da kötü sonla biten bir kitap değil. Fakat kitabı okurken kendi mücadelenizi , kendi rahatsızlığınızı hatırlayıp daha da duygusallaşabilirsiniz ve kötü etkilenmenizi istemem. Duygusal olarak rahat, kontrollerinizi tamamlamış bir zamanda okurken kitabı gülümseyerek okuyacağınızı ve Sophie 'yi çok seveceğinizi düşünüyorum.

   Sophie yirmi bir yaşınca genç, hareketli, üniversite öğrencisi bir genç kızdır. Heyecan ile okulu beklerken rahatsızlanır ve bir takım tahlil , tetkikten sonra tanısı konur. Kanser'dir. Kanser ismi bile insanı ürküten bir hastalık. insanı asıl ürperten ise bana göre ölüm değil bu hastalığın insanı süründürmesidir. Tanı koyulduktan sonra iş bitmiyor. Kontroller, gerek görülürse kemoterapi, radyoterapi, bazen de ameliyat.... Tanı koyulduktan sonra bir daha asla eskisi gibi olamıyorsunuz çünkü psikolojik olarak da değişiyorsunuz. Sophie ise az rastlanan ve çabuk ilerleyen bir kanser türüne yakalanmıştır. " Robdomyosarkom" Çocukluk çağında en sık rastlanan yumuşak doku tümörüdür rabdomyosarkom. Sophie tedaviye kemoterapi ile başlayacaktır. Ailesi ve arkadaşları hep yanındadır. Annesi de daha önceden meme kanseri geçirdiği için tedavi protokollerini ve kızının psikolojisini anlayabilmektedir. Sophie ise bu durumla başa çıkabilmek ve hayata tutunmak için farklı peruklar alır kendisine . O anda nasıl hissediyorsa ve kendini için aslında bir savunma duvarı oluşturmak için farklı peruklar kullanır. Hayatın ucundan yakalar ve ona sımsıkı sarılır. Onu asla bırakmaz ve kanseri yener.

  Duygusal bir hayat öyküsü Dokuz Peruklu Kız. 2013 yılında kitap film olarak da çekilmiştir.
Fragman:

 
Dokuz Peruklu Kız - Sophie Van Der Stap




Kitabın Adı :Dokuz Peruklu Kız
Yazar : Sophie Van Der Stap
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Orjinal adı : The Girl With Nine Wigs
Çevirmen : Fazilet Mıstıkoğlu
Sayfa Sayısı :272

Yüzünden gülümseme eksik olmayan bir kızın sıra dışı hikâyesi
Peruklarım, bir tutam saçtan çok daha fazlasını ifade ediyor. Her birinin benim üzerimde bir etkisi oluyor. Görünüşümün değişmesinden daha derin bir şey bu, benlik algımı etkiliyorlar. Farklı görünmek farklı davranmama ve karşılığında farklı tepkiler almama neden oluyor.
Sophie az rastlanan ve çabuk ilerleyen bir kansere yakalandığında yirmi bir yaşındadır. İyileşmek için tek şansı ise bir yıl boyunca kemoterapi ve radyoterapi görmektir. Olanlarla başa çıkabilmek için tüm korkuları, ızdırapları ve yaşadığı tüm keyifli anlar ile ailesi ve arkadaşları hakkında yazabileceği bir günlük tutmaya karar verir. Kanseri yenmesinde kendisine yardımcı olan bir diğer şey ise ilk başta onu ürküten ve tiksindiren ama kısa süre içinde hayatının vazgeçilmezi haline gelen peruklarıdır.
Saçları döküldüğünde hayat elinden dişiliğini ve yaşam sevincini alır ama perukları ona her ikisini de fazlasıyla geri verir. Her bir peruğun ayrı bir kişiliği ve ayrı bir adı vardır. Sophie o gün nasıl hissettiğine ya da nasıl hissetmek istediğine göre takacağı peruğu seçer ve o kişiye dönüşür: Güvensiz Sophie: Stella. Zevkine düşkün Sophie: Oema. Dikkafalı Sophie: Sue. Düşünceli Sophie: Blondie. Eğlenceyi seven Sophie: Platina. Romantik Sophie: Daisy.
"Dokuz Peruklu Kız sıradan bir kanser hikâyesi değil. O kadar iyi yazılmış ki daha çok kanserli bir kadının yazı yeteneğini ortaya çıkarması diyebiliriz."
-Gazet van Antwerpen-"Bu kitabın gücü yalnızca Sophie'nin çektiği acılardan değil, onun bu acıları çekerken gösterdiği cesaretten geliyor."
-Der Spiegel-"Sophie'nin günlüğü tüylerinizi diken diken edecek."
-Elle Girl-"Dokuz Peruklu Kız sizi gözyaşlarına boğacak bir kitap olabilirdi. Ama onun yerine sizi güldürecek ve büyüleyecek bir kanserle mücadele hikâyesi."
-Goed Gevoel-"Dokuz Peruklu Kız, Kanser hayatı tehdit ettiğinde ve ölmekten en çok korktuğu anda hayata tutunmayı başaran' bir kadının hikâyesi."
-De Telegraaf-





                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.