Kırmızı Kedi Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kırmızı Kedi Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/01/2020

Midas'ın Müritleri - Jack London

Haziran 01, 2020 0 Yorum
Midas'ın Müritleri


Mayıs ayının  son kitabı yine Borgesin Babil Kitaplığı serisinden Midasın Müritleri oldu .

Jack Jondon muhteşem kaleminden beş öykü yer alıyor kitapta. Muhteşem diyorum çünkü okuduğum tüm kitaplarını çok sevdim yazarın. Kırk yıllık yaşamına harika yapıtlar sığdırmış muhteşem bir yazar bana göre. Bu dünyadan erken ayrılmasına çok üzüldüm çünkü yaşasaydı daha nice yapıtlar verirdi.

Tüm öykülerini sevdim kitabın. Öykü sevmeyenler bile bu kitabı çok seveceklerdir.

Deniz kokan ve her cümlede yazarı bilmesem de "kesin London'ın kalemi bu " diyebileceğim ilk öykü Mapuhi'nin Evi 'ni  okumadım sanki yaşadım. Her detay gözünde tüm canlılığıyla yer aldı ve denizin o tuzlu tadını hissettim.

İkinci öykü Hayatın Kanunu ise bir film ya da belgeselde izlediğim bir konuyu hatırlattı bana. Bu konuda aklıma gelen ilk söz de "ne ektiysen onu biçersin" oldu.

Üçüncü öykü Yüz Karası ise zekası ile şiddeti olabileceği kadar alt eden bir adamı anlatıyor.

Kitaba ismini veren dördüncü öykü Midas'ın Müritleri ise kapitalist sistem ile iş gücünün mücadelesi olarak farklı kaynaklarda lanse edilse de olan yine masumlara oluyor.

Son öykü Gölge ve Pırıltı ise iki muhteşem zekanın çarpışmasını konu alıyor. İnsanlar zeki de olsalar bir noktaya ya da kişiye kafayı taktıkları zaman mantık ortadan kayboluyor. Bu öyküde de bunu çok güzel anlatmış yazar.

    Bence siz de bu kitabı okuyarak London'un harika öykülerinin tadını çıkarmalısınız.





Midas'ın MüritleriKitabın Adı :Midas'ın Müritleri
Yazar :Jack London
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınları
Çevirmen : Fahri Öz
Sayfa Sayısı :114

"Bu kitap için yazarın yeteneğini ve yapıtlarındaki çeşitliliği kanıtlayan beş öykü seçtik. Okuyucu, 'Mapuhi'nin Evi'nin ancak sonlarına doğru gerçek kahramanın kim olduğunu fark eder. 'Hayatın Kanunu' herkes tarafından doğallıkla ve saflıkla kabul edilen acımasız bir kaderi ortaya koyar. 'Yüz Karası' işkence tehdidine maruz kalmış bir adamın korkunç bir oyun sonucunda kurtuluşunu anlatır. 'Midas'ın Müritleri' anarşistlerden oluşan bir örgütün acımasız işleyişinin ayrıntılarını verir. 'Gölge ve Parıltı', görünmez olabilme gibi yazın sanatının eski motiflerinden birine yenilik ve zenginlik kazandırır. Jack London tensel ve tinsel yaşamı son damlasına kadar tüketerek 40 yaşında öldü. Bu yaşamlardan hiçbiri ona tam anlamıyla doygunluk sağlamadı ve ölümde hiç'in karanlık görkemini aradı."    -Jorge Luis Borges-








Jack London Kimdir?

Jack London 1876 yılında San Francisco’da doğmuştur. Yazarın çocukluğu yoksulluk içinde geçti. 14 yaşında okulu bırakmış ve hayata atılmıştır. Çeşitli işlerde çalışmıştır. Amerika’da ve farklı ülkelerde maceralı yolculuklar yaptı. Bir dönem cezaevinde yattı. Jack London Kurt Dölü isimli eserini 1900 yılında yayınladı. 17 yılda elli ciltlik dev bir eser sundu. Kitaplarında yaşam kavgasını duygusal bir bakış ile anlatmıştır. Bazı eserlerinde ise sert bir kapitalizm eleştirisi vardır. Kitapları çok fazla yabancı dile çevrilmiş ABD’li yazarlardandır. Vahşetin Çağrısı ve diğer birçok eserini altın avcılığına çıktığı zamanlardaki tecrübesinden yola çıkarak yazdı. Beyaz Diş, Martin Eden, Demir Ökçe gibi kitapları ile Türkiye’de tanınan bir yazar haline geldi. Jack London 22 Kasım 1916 yılında böbrek yetmezliğinden öldü.

Jack London'un Okuduğum Diğer Kitapları :

* Martin Eden

* Beyaz Diş

* Vahşetin Çağrısı

* Ademden Önce 




                                                     

5/29/2020

Dilek Evi - Rudyard Kipling

Mayıs 29, 2020 1 Yorum

Dilek Evi

   
   Orman Kitabı ile tanınan Kipling'in okuduğum ilk kitabı Dilek Evi . Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayımlanana Borges'in Babil Kitaplığı serisinin 9. kitabı .

Kitabın ön sözünde Borges , Kipling hakkında bilgi veriyor. Yazarı o kadar güzel anlatmış ki ön söz sonrası kitabı aşırı merak etmiştim. Ön sözden bir kısmı olduğu gibi bırakıyorum merak edenler için.


"Eleştirmenler, Joyce ve Henry James'ten söz ederken kullandıkları saygı dolu vurguyu Kipling'den esirgerler. Onlara hep kabul gösterirken Kipling'e olan kayıtsızlıklarının nedeni nedir? Beni her zaman şaşırtmış olan bu durum şu şekilde açıklanabilir: Kipling ara sıra çocuklar için de yazmıştır ve çocuklar için yazan her yazarın kendi imgesini kötü yönde etkileme tehlikesi vardır. Kipling'in ustalarından Stevenson'u anımsayalım . Bunun politik bir açıklaması daha bulunur. Yazarlar, genellikle yapıtlarından çok düşüncelerinden , hem de en yüzeyel olanlardan yola çıkarak yargılanırlar. Kipling, Britanya İmparatorlugu'nun savunucusu olarak görüldü. Bu onursuz bir şey olmasa da şöhretini zedelemek için yeterli oldu, özellikle ingiltere'de. Kendi vatandaşları sürekli imparatorluğu anımsatmasını asla affetmediler. Bernard Shaw, Wells gibi büyük çağdaşları sosyalisttiler ve ona önem vermemeyi tercih ettiler. Kipling, britanya imparatorluğunu roma imparatorluğunun bir devamı olarak gördü ve sonunda ikisi arasında farkı gözetmez oldu. İmparatorluğun yengilerinden değil de sertliğinden ve imparatorluk yazgısının gerektirdiği iş ve sorumluluklardan söz etti. Hemingway'in yaptığı gibi salt şiddeti yüceltmedi. Ölüme yaklaştığında, hüzün içinde, bugün bağımlı yazar olarak adlandırdığımız sınıfa girmenin boşluğunu kavradı. İnsanoğluyla bir hesaplaşmaya girmeyi amaçlayan ama tartışması bugün bir çocuk kitabı haline dönüşen Swift'i anımsadı. Tanrıların, insanların öyküler kurgulamasına izin verdiğini ama bundan bir ders çıkarmasına izin vermediğini yazdı." 


    Rudyard Kipling, 1907 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanan  en genç yaşta  yazar olmuştur. Bombay doğumlu Rudyard Kipling, Hint kültürünü de yakından tanımıştır ve kitapta yer alan Sahibler Savaşı'nı okurken onun bu yakınlığı seziliyor.


Yazar hakkında bu kadar ön bilgi verdikten sonra kitaba geçebilirim . Kipling 'in kitabında beş uzun öykü yer alıyor . Bunlar:

Dilek Evi
Sahibler Savaşı
Siperlerin Madonnası
Allah'ın Gözü
Bahçıvan


Çocuk kitapları yazan bir yazarın kitaplarının kolay okunacağını zannediyorsanız ancak değil. Borges'in Babil Serisi'nde şimdiye kadar okuduğum kitaplar içerisinde okurken en zorlandığım kitap ve sevmediğim tek kitap oldu .

Doğaüstü ve mistik öğelerle süslemeye çalıştığı öyküler içerisinden sevmeme biraz yakın olanlar Dilek Evi ve Bahçıvan oldu . Allah'ın Gözü öyküsü için ise ise "eh işte!" derim. Sahipler Savaşı ve Siperlerin Madonnası ise çok karışık geldi anlamak için çok uğraştırdı beni. Kısacası bu kitabı hiç sevmedim....




Dilek Evi Kitabın Adı :Dilek Evi
Yazar :Rudyard Kipling
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınevi
Çevirmen : İrem Kutluk
Sayfa Sayısı :148

"Kipling her zaman yalnız bir adamdı. Başşairlik payesine erişmek istemedi, çünkü böyle bir onur kazanmanın hükümeti eleştirme özgürlüğüne engel olacağından korktu. Şöhret Kipling'i pek az ilgilendiriyor, belki de hiç ilgilendirmiyordu. Ölüme yaklaştığında, hüzün içinde, bugün bağımlı yazar diye adlandırdığımız sınıfa dahil olmanın boşluğunu kavradı. İnsanoğluyla bir hesaplaşmaya girmeyi amaçlayan ama tartışılmasıyla bugün bir çocuk kitabı yazarı haline dönüşen Swift'i anımsadı. Tanrıların, insanların öyküler kurgulamasına izin verdiğini ama bundan bir ders çıkarmasına izin vermediğini yazdı. İmgelem gücü, ince ustalığı, seslerin inceliklerini sezebilme yeteneği, sözcükleri ekonomik bir biçimde kullanışı ve dürüstlüğü aynı derecede takdire değer özellikleridir." -Jorge Luis Borges-





Joseph Rudyard Kipling Kimdir?

Rudyard Kipling( d. 30 Aralık 1865 Bombay, Hindistan – ö.17 Ocak 1936 Londra). İngiliz şair, roman ve hikâye yazarı. Altı yaşına geldiği zaman, Hindistan'ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere'de yaşayan bir ailenin yanına gönderdi.

Küçük Kipling'in bu ailenin yanında geçirdiği altı yıl, bedensel ve zihinsel baskılarla doluydu. Sonunda gerçek anne ve babası onu bu eziyetli yaşamdan kurtarıp, Devon'daki bir yatılı okula gönderdi.

İlk tahsilini İngiltere'de yaptıktan sonra Hindistan'a döndü. Lahor'da gazeteciliğe başlayıp, genç yaşta yazıları ile kendini kabul ettirdi. 1889'da İngiltere'ye dönüp Londra'ya yerleşti. İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan'daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülünü kazandırdı. İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.

Kipling çocuklar için birçok kitap yazdı. Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bildi. Yarattığı tiplemeler ve öyküler sayesinde, insan yaşamının en derin öğelerini bir portre gibi betimlemeyi başardı.

Cengel Kitabı ilk kez 1894 yılında yayımlandı. Bir yıl sonra da öykünün devamı geldi. Bu kitaplar Maugli'nin tiplemesini ve maceralarını günümüze değin en güzel şekilde taşıyan örnekler olarak kabul edilir.

Fil Tomai, Ayı Balo, Kara Panter Bagera, Kaplan Sirhan ve Hint Faresi Riki-Tiki-Tavi unutulmaz tiplemelerinden birkaçıdır.

Şiir ve romanlarının yanında zamanın en usta hikâyecisi olarak tanınan Kipling, küçük hikâye sanatını çok iyi biliyordu. Hayatını yazı yazmakla geçiren İngiliz hikâyecisi 1936 yılında Londra'da öldü.

                                                     

4/26/2020

Katip Bartleby - Herman Melville

Nisan 26, 2020 5 Yorum
 
Katip Bartleby

   Herman Melville 'in kaleminden Katip
Bartleby ismini duyduğum ve okumak istediğim kitaplardandı . Borges'in Babil Kitaplığı'nın  8. kitabı olarak karşıma çıkınca okumak için iyi bir fırsat dedim.


İnce olan kitap hızla da okunuyor . Kitap yine , her zamanki gibi Borges tarafından kaleme alınan ön söz ile başlıyor , sonra da öykümüze geçiyor.

Öyküyü bize işveren anlatıyor. İşi gereği katipler çalıştırarak notlarını temize geçirtiyor ya da hukuki belgeler hazırlatıyor . Üç çalışanı varken işlerin yoğunluğu sebebiyle yanına bir kişi daha alıyor . Katip Bartleby'yi.

Sessiz , işini iyi yapan , dakik bir adam olduğu için ondan başlarda memnundur işvereni. Ancak sonraları kendisinden bir iş istendiği zaman " yapmamayı tercih ederim " demeye başlıyor ve zamanla bütün işleri aynı şekilde geri çeviriyor ...

Bartleby'nin yaptığı bir çeşit pasif boykottur aslında . Sessizce köşesinde oturur , kimseyle konuşmaz ancak iş de yapmaz . Çünkü yapmamayı tercih eder. Peki bu bir tercih meselesi midir? İşveren de ne yapacağını , nasıl davranacağını bilemez.  Bartleby'yi anlatırken yazar ona karşı insanların davranışlarını ve tepkilerini de anlatıyor .  Ben okurken işveren yerine koydum kendini. Bu sessiz direniş beni çileden çıkarırdı . Okuyucu olarak bile çileden çıkardı ki işvereni düşünemiyorum.   Kitabın sonralında Bartleby ve geçmişini öğrensek de okurken böyle bir karakterle karşılaşmak istemem diye düşündüm hep.           






Katip Bartleby
Kitabın Adı :Katip Bartleby
Yazar : Herman Melville
Yayınevi : Kırmızı Kedi Yayınevi
Orjinal adı :Bartleby The Scrivener
Çevirmen :İlknur Özdemir
Sayfa Sayısı :76

"Melville'in engin imgeleminin ürünü, şöhretini borçlu olduğu kahramanı, Nantucket'in kaptanı Ahab, Beyaz Balina tarafından sakat bırakılmış ve intikam almaya karar vermiştir; olayların geçtiği yer dünyanın tüm denizleridir. Wall Street'te, bir avukatın yazıhanesinde kâtip olan Bartleby ise bir tür alçakgönüllü inatçılıkla çalışmayı reddetmektedir.

Melville, yarım yüzyılı aşkın bir süre önce, yalnızca tüm mantık kurallarına aykırı hareket etmekle kalmayıp aynı zamanda çevresindekileri şaşkın suç ortakları olmak zorunda bırakan Bartleby'nin tuhaf davasını işlemiştir.

Bartleby, ustalığın ya da düşsel imgelemenin uçarılığının ötesindedir; her şeyden önce evrenin gündelik ironilerinden biri olan gerçek faydasızlığı gösteren üzücü ve gerçek bir kitaptır."
-Jorge Luis Borges-






Herman Melville  Kimdir? 


Herman Melville 1819 yılında New York'ta dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine 13 yaşındayken iş hayatına başladı. Farklı işlerde çalıştıktan sonra Liverpool'a giden bir gemide iş buldu. Güney denizlerinde balina avlamaya başladı.

Çalışma şartları zorlaştı ve bazı arkadaşları ile gemiyi terk ederek Typee yerlileri arasında yaşamaya başladılar.Tekrar bir gemi ile denizciliğe döndü. Gemide isyana katılmak suçundan hüküm giydi. Cezadan sonra Tahiti'de yerlilerle yine yaşadı. 30'lu yaşlarına girdikten sonra Boston'a geri döndü.

Herman Melville edebi yönü; Boston'a döndükten sonra bir işte çalışmadı ve yazmaya başladı. 1846 yılında yayınlanan ilk romanlarından olan yerlilerin arasında geçen zamanlarını anlattı. Yazara ün kazandıran Moby Dick ise 1851 yılında tamamladı.

Romanları beklediği ilgiyi görmedi ve gümrükte müfettiş olarak çalışmaya başladı. Yazarın değeri bir çok önemli isim gibi öldükten sonra anlaşıldı.

                                                     

4/25/2020

Kaçan Ayna - Giovanni Papini

Nisan 25, 2020 4 Yorum

Kaçan Ayna

   Kırmızı Kedi Yayınevi'nden yayımlanan Borges'in Babil Kitaplığı serisinin yedinci kitabı Kaçan Ayna .

Kaçan Ayna ile ilk kez tanıştım Papini'nin kalemi ile . Yazarın kitaplarından Gog okuma listemde yer alsa da henüz okuyup yorumunu giremedim kitabın.

  Kitaptaki ön söz kısmında Borges yine yazardan ve onunla ilgili düşüncelerinden bahsetmiş. Çoğu kitapta açıkça belirtmek isterim ki ön söz kısımlarını sevmiyorum. Okuyorum okumasına fakat bazısı zaman kaybı olduğu gibi bazısı da kitabın özetini geçtiği için sinir ediyor. Bu seride ise severek okuyorum ön söz kısımlarını . Yazarlar hakkında bilgi alırken Borges'in düşüncelerini de duymayı seviyorum.

On kısa öykü yer alıyor kitapta . Burada hepsini ayrı ayrı ele almak yerine sadece isimlerini vermeyi uygun buluyorum.

* Havuzda İki Yansı
* Saçma Sapan Bir Öykü
* Zihinsel Bir Ölüm
*Hasta Beyefendinin Son Ziyareti
*Neysem O Olmak İstemiyorum Artık
* Sen Kimsin?
* Ruh Dilencisi
* Başkasının Yerine Canına Kıymak
* Kaçan Ayna
* Ödenmeyen Gün

Öykülerin isimlerini okuduğunuz zaman zaten az çok içeriği hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz . Her bir öyküyü sevdiğimi belirtmeliyim. Fantastik ve felsefi yanları da olan öyküler kitapta yer alanlar.

   Bir gün geçmişteki kendiniz ile karşılaşsaydınız onunla ne konuşurdunuz? Ona yol gösterir , yapmaması gerekenleri söyler miydiniz ? Ya da tam tersi olsaydı da gelecekteki daha yaşlı halinizle karşılaşsaydınız. Onunla sohbet mi ederdiniz yoksa onu yok etmek mi isterdiniz?

Yine bir gün karşınıza çıkan birisi sizden ömrünüzden bir yılı  ödünç isteseydi verir miydiniz ? Bu bir yılı siz istedikçe size azar azar geri ödemeyi vaat etseydi? Bu teklifi düşünür müydünüz yoksa hemen geri çevirir miydiniz?

 bir sabah uyandığınızda çevrenizdeki dostlarınızın , arkadaşlarınızın sizi unuttuğunu ve hatırlamadığını fark etseydiniz üzülür müydünüz? Yoksa sıfırdan başlama şansını yakaladığınız için mutlu olur muydunuz????

 İşte bu be buna benzer sorular sorduran ve farklı yanıtları olan öyküler kitapta yer alanlar. Öykü okumayı seven okuyucular külliyatlarına bu kitabı da ekleyebilirler.





Kaçan Ayna
Kitabın Adı :Kaçan Ayna
Yazar :Giovanni Papini
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınevi
Orjinal adı :Lo Specchio Che Fugge
Çevirmen : Şadan Karadeniz
Sayfa Sayısı :104

"Buenos Aires varoşlarında bir mahallede, Trajik Gazete ile Kör Pilot'u, kötü bir İspanyolca çevirisinden okuduğumda on bir-on iki yaşlarında olmalıyım.
Ne olursa olsun, kişisel bir yaşantıya gönderme yapmak istiyorum. Şimdi, öylesine uzak olan o sayfaları hayranlıkla, gönül borcuyla yeniden okurken, kendi bulduğuma inandığım, kendi biçemimce uzamla zamanın başka noktalarında yeniden işlediğim masallar buluyorum onlarda.
Papini'nin hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşku duyuyorum. Bu kitaptaki öyküler, insanın melankoliye ve alacakaranlığa eğilimli olduğu bir çağın ürünleridir, ama günümüzde sanat onları değişik kılıklara bürüse de, melankoli ile alacakaranlık yitip gitmiş değildir."
-Jorge Luis Borges-






Giovanni Papini Kimdir?

Giovanni Papini 9 Ocak 1881 yılında Floransa, İtalya'da dünyaya gelmiştir. Kendi kendini yetiştiren yazar, ateşli, kırıcı ve aykırı düşünceli bir polemikçiydi.

Birçok önemli topluluk ve dergi kuran Giovanni Papini, çelişik teoriyi benimseyip bıraktıktan sonra gösterişli bir şekilde Katolikliğe geçmiştir.

Fakat kendi düşünce tarzına ters düşen nazariye ya da insanlara karşı kavgacı tutumunu değiştirmemiştir. Giovanni Papini, 8 Temmuz 1956 yılında Floransa, İtalya'da hayatını kaybetmiştir.


                                                     

3/31/2020

Lord Arthur Savile'in Suçu - Oscar Wilde

Mart 31, 2020 3 Yorum
Lord Arthur Savile'in Suçu - Oscar Wilde


  Oscar Wilde sevdiğim yazarlardandır .  Çocuklarımla birlikte keyifle okuduğum Mutlu Prens Ve unutulmaz eseri Dorian Gray'in Portresi en sevdiklerimdendir. Babil Kitaplığı Serisinde tekrar Oscar Wilde ile yolumuz kesiştiği için çok mutluyum.

Beş öykü yer alıyor kitapta . İlk öykü kitaba adını veren ve kitaptaki en uzun öykü olan Lord Saville'in Suçu . Sosyetenin akşam toplantılarından birisine al okuyucu ( bizim tabirimizle el falcısı ) gelir. Birçok kimsenin elini okur ancak en çok etkilenen Arthur Saville olur . Elinde görülenlerden o kadar etkilenir ki kaderinde görülenlerden an az etkilenmek için hemen harekete geçer.  Bu tür insanların etkisi altında kalanlar ve olmayacak işler yapmaya çalışanların başlarına gelenleri kara mizah ile anlatıyor bu öyküde Oscar Wilde . Çok fazla ipucu da vermek istemiyorum zaten kısa olan kitabı yorumlayayım derken özetini çıkarmış olurum yoksa. Kitap okumayı seven değerli okuyucularım da bana çok kızarlar eminim .  İster sevgi , ister hastalık ya da farklı bir şey için olsun bu tarz dolandırıcıların oyununa gelmeyin diyerek kamu spotu da yaptıktan sonra diğer öyküye geçiyorum.

İkinci öykü Canterville Hortlağı . Bu öykü adı ile her ne kadar korku ya da gerilim gibi görünse de bu öykü de kara mizah türünde . Amerikan Orta Elçisi Mr  Otis  Canterville Chase'i almak ister. Sahibi Lord Canterville  konakta bir hortlak olduğunu ve konağı alırsa onunla birlikte hortlağı da almış olacağını söyler. Mr Otis bu tarz şeylerden korkmamaktadır . Konağı alır ve ailece taşınırlar. Konakta gerçekten bir hortlak vardır ve geceleri korkutmak için konakta gezinmektedir. Ancak bu Amerikalı ile bugüne kadar gördüğü ailelerden farklı olarak ondan korkmamaktadır . Eğlenceli anlatımı ile Oscar Wilde bu öykü ile bit trajediyi komedi olarak bize aktarıyor. Keyifle okudum bu öyküyü de . Üstelik okurken Amerikalı aileyi reklamlardaki meşhur Ayşe Teyzeye de benzettim.

Kalan üç öykü çok kısa . Onlara masal da diyebiliriz.  Mutlu Prens daha önceden okuduğum bir öyküydü .  Onun hüzünlü öyküsü beni yine etkiledi.

Bülbül ve Gül öyküsünde ise bülbüle gerçekten çok üzüldüm. İnsanların heveslerinin ne kadar geçici olduğunu anlatıyor yazar bu öyküde.

Son öykü ise Bencil Dev. Bu öykü de ders verir nitelikte idi. Sonunda bahsettiği çocuk için verilen işaretleri yorumlayarak acaba çocuk İsa olabilir mi diye aklıma geldi.

Borges'in Babil Kitaplığı Serisinin  6 .  kitabı olan Lord Arthur Savile'in Suçu sevdiğim kitapların arasına girdi. Öykü sever dostlarıma tavsiyemdir.





Lord Arthur Savile'in Suçu - Oscar Wilde
Kitabın Adı :Lord Arthur Savile'in Suçu
Yazar :Oscar Wilde
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınları
Orjinal adı :Lord Arthur Savile's Crime and Other Stories
Çevirmen :Fatih Özgüven
Hazırlayan: Jorge Luis Borges
Sayfa Sayısı :132

"Alfonso Reyes'in İspanyolcaya çevirdiği Ciddi Olmanın Önemi Üzerine adlı eseri gibi 'Lord Arthur Savile'in Suçu' da İyi ve Kötü'nün ötesinde bir yapıt. Bir cinayetin öyküsünü anlatır; ama cinayet, uçarılığından dolayı Binbir Gece Masalları'nda kasten yaratılan fantastik ortamdan daha az gerçek olmayan bir dünyada işlenir. Bu benzerliği vurgulamak için Stevenson ve Chesterton'ınkilerle kıyaslanabilecek düşsel bir Londra'da geçen öyküye, İslam dinine özgü kader anlayışının hâkim olduğunu eklemek gerek. Dünyevi komedyalarında olduğu gibi bu öyküde de Wilde karşımıza aptal kahramanlar çıkarır, ancak bu kahramanların aptallığı iğneleyicidir, çünkü bunlar aslında yazarın gülümseyen maskeleridir. Hüzünlü bir yazgısı ve neşeli bir ruhu olan bu büyük İrlandalı bizim çağdaşımız ve gelecek kuşakların da çağdaşı olacak. Derin ve yenilmez mutluluğu, onu belleklerimizde Danimarka prensi gibi trajik bir züppe olarak yaşamaktan kurtarıyor."
                                       -Jorge Luis Borges-







Oscar Wilde Kimdir? 

Oscar Wilde 16 Ekim 1854 yılında doğdu, Ünlü cerrah William Wilde'ın oğludur. Dublin'de Trinity College'ta okudu, 1874'te Oxford'a girdi. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti orada estetik üzerine bir dizi konferans verdi. İlk tiyatro oyunu Vera New York'ta sergilendi. Bir süre Paris'te yaşadı, orada Verlaine ve öbür sembolist şairlerle tanıştı. İngiltere'ye dönünce Mutlu Prens'i (1888) yazdı. Oscar Wilde, 1884 yılında Constance Lloyd'la evlendi. Wilde, İngiltere'de estetizmin ve 'sanat sanat içindir' hareketinin başlıca temsilcisi olmuştur. Wilde, eşcinsellikle suçlanarak iki yıl cezaevinde yatmıştır. Daha sonra Fransa'ya sürgün olarak gitmiş, 30 Kasım 1900 yılında yoksulluk içinde ölmüştür. Yapıtları; Mutlu Prens (1888), Sosyalizmde İnsan Ruhu (1890), Yönelimler (1891), Dorian Gray'in Portresi (1891), Narlı Ev (1892), Lady Windermere'in Yelpazesi (1892), Ehemniyetsiz Bir Kadın (1893), Salomé (1893), İdeal Bir Koca (1895), Ciddi Olmanın Önemi Üzerine (1895).


Oscar Wilde'nin Okuduğum Kitapları :

* Mutlu Prens

* Dorian Gray'in Portresi 


                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.