Mayıs ayının son kitabı yine Borgesin Babil Kitaplığı serisinden Midasın Müritleri oldu .
Jack Jondon muhteşem kaleminden beş öykü yer alıyor kitapta. Muhteşem diyorum çünkü okuduğum tüm kitaplarını çok sevdim yazarın. Kırk yıllık yaşamına harika yapıtlar sığdırmış muhteşem bir yazar bana göre. Bu dünyadan erken ayrılmasına çok üzüldüm çünkü yaşasaydı daha nice yapıtlar verirdi.
Tüm öykülerini sevdim kitabın. Öykü sevmeyenler bile bu kitabı çok seveceklerdir.
Deniz kokan ve her cümlede yazarı bilmesem de "kesin London'ın kalemi bu " diyebileceğim ilk öykü Mapuhi'nin Evi 'ni okumadım sanki yaşadım. Her detay gözünde tüm canlılığıyla yer aldı ve denizin o tuzlu tadını hissettim.
İkinci öykü Hayatın Kanunu ise bir film ya da belgeselde izlediğim bir konuyu hatırlattı bana. Bu konuda aklıma gelen ilk söz de "ne ektiysen onu biçersin" oldu.
Üçüncü öykü Yüz Karası ise zekası ile şiddeti olabileceği kadar alt eden bir adamı anlatıyor.
Kitaba ismini veren dördüncü öykü Midas'ın Müritleri ise kapitalist sistem ile iş gücünün mücadelesi olarak farklı kaynaklarda lanse edilse de olan yine masumlara oluyor.
Son öykü Gölge ve Pırıltı ise iki muhteşem zekanın çarpışmasını konu alıyor. İnsanlar zeki de olsalar bir noktaya ya da kişiye kafayı taktıkları zaman mantık ortadan kayboluyor. Bu öyküde de bunu çok güzel anlatmış yazar.
Bence siz de bu kitabı okuyarak London'un harika öykülerinin tadını çıkarmalısınız.
Kitabın Adı :Midas'ın MüritleriYazar :Jack London
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınları
Çevirmen : Fahri Öz
Sayfa Sayısı :114
"Bu kitap için yazarın yeteneğini ve yapıtlarındaki çeşitliliği kanıtlayan beş öykü seçtik. Okuyucu, 'Mapuhi'nin Evi'nin ancak sonlarına doğru gerçek kahramanın kim olduğunu fark eder. 'Hayatın Kanunu' herkes tarafından doğallıkla ve saflıkla kabul edilen acımasız bir kaderi ortaya koyar. 'Yüz Karası' işkence tehdidine maruz kalmış bir adamın korkunç bir oyun sonucunda kurtuluşunu anlatır. 'Midas'ın Müritleri' anarşistlerden oluşan bir örgütün acımasız işleyişinin ayrıntılarını verir. 'Gölge ve Parıltı', görünmez olabilme gibi yazın sanatının eski motiflerinden birine yenilik ve zenginlik kazandırır. Jack London tensel ve tinsel yaşamı son damlasına kadar tüketerek 40 yaşında öldü. Bu yaşamlardan hiçbiri ona tam anlamıyla doygunluk sağlamadı ve ölümde hiç'in karanlık görkemini aradı." -Jorge Luis Borges-
Jack London Kimdir?
1876 yılında San Francisco’da doğmuştur. Yazarın çocukluğu yoksulluk içinde geçti. 14 yaşında okulu bırakmış ve hayata atılmıştır.
Çeşitli işlerde çalışmıştır. Amerika’da ve farklı ülkelerde maceralı yolculuklar yaptı. Bir dönem cezaevinde yattı.
Jack London Kurt Dölü isimli eserini 1900 yılında yayınladı. 17 yılda elli ciltlik dev bir eser sundu.
Kitaplarında yaşam kavgasını duygusal bir bakış ile anlatmıştır. Bazı eserlerinde ise sert bir kapitalizm eleştirisi vardır.
Kitapları çok fazla yabancı dile çevrilmiş ABD’li yazarlardandır. Vahşetin Çağrısı ve diğer birçok eserini altın avcılığına çıktığı zamanlardaki tecrübesinden yola çıkarak yazdı. Beyaz Diş, Martin Eden, Demir Ökçe gibi kitapları ile Türkiye’de tanınan bir yazar haline geldi.
Jack London 22 Kasım 1916 yılında böbrek yetmezliğinden öldü.
Jack London'un Okuduğum Diğer Kitapları :
* Martin Eden
* Beyaz Diş
* Vahşetin Çağrısı
* Ademden Önce


Kitabın Adı :Dilek Evi
( d. 30 Aralık 1865 Bombay, Hindistan – ö.17 Ocak 1936 Londra). İngiliz şair, roman ve hikâye yazarı.
Altı yaşına geldiği zaman, Hindistan'ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere'de yaşayan bir ailenin yanına gönderdi.
1819 yılında New York'ta dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine 13 yaşındayken iş hayatına başladı. Farklı işlerde çalıştıktan sonra Liverpool'a giden bir gemide iş buldu. Güney denizlerinde balina avlamaya başladı.

9 Ocak 1881 yılında Floransa, İtalya'da dünyaya gelmiştir. Kendi kendini yetiştiren yazar, ateşli, kırıcı ve aykırı düşünceli bir polemikçiydi.
16 Ekim 1854 yılında doğdu, Ünlü cerrah William Wilde'ın oğludur. Dublin'de Trinity College'ta okudu, 1874'te Oxford'a girdi. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti orada estetik üzerine bir dizi konferans verdi. İlk tiyatro oyunu Vera New York'ta sergilendi. Bir süre Paris'te yaşadı, orada Verlaine ve öbür sembolist şairlerle tanıştı. İngiltere'ye dönünce Mutlu Prens'i (1888) yazdı. Oscar Wilde, 1884 yılında Constance Lloyd'la evlendi. Wilde, İngiltere'de estetizmin ve 'sanat sanat içindir' hareketinin başlıca temsilcisi olmuştur. Wilde, eşcinsellikle suçlanarak iki yıl cezaevinde yatmıştır. Daha sonra Fransa'ya sürgün olarak gitmiş, 30 Kasım 1900 yılında yoksulluk içinde ölmüştür. Yapıtları; Mutlu Prens (1888), Sosyalizmde İnsan Ruhu (1890), Yönelimler (1891), Dorian Gray'in Portresi (1891), Narlı Ev (1892), Lady Windermere'in Yelpazesi (1892), Ehemniyetsiz Bir Kadın (1893), Salomé (1893), İdeal Bir Koca (1895), Ciddi Olmanın Önemi Üzerine (1895).

