11/23/2017

Kabus - Jeff Gunhus || Kitap Yorumu

Kasım 23, 2017 5 Yorum
Kabus - Jeff Gunhus


     Ölüm hiçbir ayrım gözetmiyordu ve onun tek çıkış yoluysa ölüm karşısında durabilmekti. 

   45 yaşındaki Jeff Gunhus 'un Night Chill serisinin yine aynı ismi taşıyan ilk kitabı Kabus. 2013 yılında yazılan kitap yetişkinler için korku , gerilim türünde. Ülkemizde Arkadya Polisiye'den çıkan kitap tanıtımları ile dikkat çekti.


    Kitabın tanıtımını görür görmez ilgimi çekti ve okumak istedim. Ne mutlu ki ilk okuyanlardan birisi oldum.


    Korku, gerilim, kan, ceset, morg, tıbbi araştırma, Kızılderili inanışları, eski ayinler, kurbanlar, yeraltında bir mağara.... Adrenalin yüklü, okumaya başlayınca bırakmayacağınız, doğaüstü olaylar ile bezeli bir kitap Kabus. Çerezlik hızla akıp giden kitaplardan değil Kabus. Dolu dolu....

Kabus


  Okurken her noktaya dikkat etmek istiyor ve hiçbir detayı kaçırmak istemiyorsunuz. Tüm algılar açık olarak ne olacak beklentisi ile kitap akıp gidiyor. İşinizi gücünüzü bırakıp kitabı bir an önce bitirmek ve ne olduğunu öğrenmek isteyeceksiniz benim gibi . 24 saatliğine hayatımı durdurdum ve kitabı okudum. Gözüm hiçbir şey görmedi, heyecan ve gerilim beni öyle bir sardı ki inanamadım. On üzerinden on veriyorum kitaba !!!!


                             " Ölümden korkan kişi , ne vakit ölümü düşünse ölür. "
                                                                - Stanislas -


    Jack  eski hayatında olan bir olay yüzünden ailesi ile birlikte farklı bir yere taşınmıştır. Burada ailesine daha fazla vakit ayırmaktadır ve hepsi çok mutludur. Bir gün çocuklarını arkadaşlarından alıp eve dönerken bir kaza geçirir. Kaza sonucunda başına gelenlere kimse inanmaz. Biri ya da birileri kızı Sarah'ın peşindedir. Bunu bilen Jack kimseye tam olarak ne olduğunu anlayamaz ve anlattıklarını da kabul ettiremez. Gerçekten olmuş mudur yoksa Jack halüsinasyon mu görmektedir . Bazı doğaüstü olan şeyleri insan kendi bile kabul edemezken tıp doktoru, bir bilim insanı olan eşine nasıl kabul ettirebilir. Peki çevrelerindeki insanlar.... Onlar inanacaklar mıdır ya da Jack onlara güvenebilecek midir? ??? Siz olsaydınız kızınızın hayatı söz konusu olsaydı kime güvenirdiniz????


    Olay örgüsü ve karakterler son derece başarılıydı. Patronu kitabı okurken tahmin ettim ve sonuç doğru çıktı. O kadar polisiye okuduktan sonra bu kadar olsun değil mi :))))


    Bazı seri kitaplarda ilk kitap bitince bir yarım kalmışlık hissi olur. Yazar devam kitabı da okunsun diye bazen böyle yapar ki böyle durumlarda gıcık olurum. Fakat bu kitapta öyle olmadı . Kitabın işleyişi kadar sonunu da beğendim. Devamı gelmeseydi bazı şeyler hayal gücüne kaldığı için razı olurdum ki en önemli olay sonuçlandı bana göre .


   Gerilim severler bu kitap kaçmaz diyorum . Kitabın devamı Night Terror çeviri aşamasında , bu müjdeyi de buradan vermiş olayım.))

Kitap Hakkında Yazılanlar  :

   “Gerçekten korkuyu hissetmek isteyen okurlar bu romana bayılacaklar, öyle ki ışıkları yakmaya kendilerini mecbur hissetseler bile.”

            -  Publishers Weekly  -

   “King’e benzetilen ya da Koontz’a yakın bir üslubunun olduğu iddiasını taşıyan birçok özet görüyorum ve bunlara şüpheyle yaklaşıyorum. Fakat bu kitap için durum farklı, bu iddia gerçek.”

           -  A Goddess of Literature  -




Kabus - Jeff Gunhus
Kitabın Adı : Kabus
Yazar : Jeff Gunhus
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı : Night Chill
Serisi :Night Chill #1
Çevirmen : Kader Ay
Sayfa Sayısı : 568


Jack Tremont eşi ve iki kızıyla birlikte kendisine musallat olan geçmişini geride bırakıp yeni bir yaşam kurma düşüncesiyle sakin bir kasabaya yerleşir. Fakat çok geçmeden Jack kendisini geçmişinden çok daha karanlık, aldatıcı ve doğaüstü bir kâbusun içinde bulur. Fırtınalı bir gecede karşısına çıkan gizemli ve korkutucu bir yabancı olan Nate Huckley küçük kızı Sarah’nın peşindedir. Gerçeküstü bir dünyada olanları anlamlandırmaya çalışan Jack, kızının ortadan kayboluşuyla bir anda baş şüpheli olur. Kızını kaçırmakla suçlanan Jack’in artık tek bir şansı vardır: Olayların arkasındaki yüzlerce yıllık gerçeği açığa çıkarmak.


                                                            Kozmokitap

11/21/2017

Gecenin Aynası - İrene Hannon || Kitap Yorumu

Kasım 21, 2017 6 Yorum
Gecenin Aynası


 

“Hayatını altüst edecek sırların varsa korku her an ensendedir.”
 

     Polisiye kitapları her daim sevmişimdir. İnternette Gecenin Aynası' nı görünce merak etmiştim. Bende gerilim kitabı hissi uyandırdı kitap. Bunu mutlaka okumalıyım dedim ve almadım tabii ki :))) İndirimi bekledim. İnternette kitap 12-13 TL ye düştü tam alayım derken markette 5 TL ye buldum kitabı. İnanamadım başta tabii. Marketler sağ olsun bütçemizi düşünüyorlar.

   Gazeteci Moira yağmurlu bir gecede , ıssız bir yolda araba kullanırken önüne bir kadın fırlar. Sertçe frene basana araba kaymaya başlar ve ormanda bir ağaca çarpıp durur. Bir adam yardıma gelir , sonrasında Moira bayılır. Kendine geldiğinde ne adam ne de kadın vardır ve adam yardımda çağırmamıştır. 911 ı arar Moira fakat gelen kimse ona inanmaz. Beyin sarsıntısı sonucu hayal gördüğü düşünülür.

   Hayatına geri dönen Moira, o kadını bir türlü unutamaz. Bu olayı araştırması için bir özel dedektif ile anlaşır. Olayı araştırmaya devam ettikçe bambaşka bir gerçek açığa çıkacaktır....

   Hızla okunan polisiye ve romantik bir kitaptı Gecenin Aynası. Tam kıvamında, yazar dozunu iyi ayarlamış. Kafa dinlemek için okunabilecek kitaplardan. Kitabı okuyup bitirdikten sonra tek takıldığım nokta ismi oldu. " Gecenin Aynası " ne alaka? ?? Konu ile hiçbir bağı yok ismin. Dikkat çekmek için bu ismi koymuş olabilirler fakat olmamış ....


Kitap hakkında yazılanlar :

   “Oldukça sürükleyici ve merak uyandıran bir hikâye… Bir kez okumaya başladınız mı son sayfasına kadar dünyadan kopacağınız, bağımlılık yaratacak türden bir roman.”

                  -  New York Journal of Books -

    “İki RITA ödülü kazanan Hannon’ın romanı, hızlı temposu ve ilgi uyandıran karakterleriyle, ilham verici kurguları sevenler için mükemmel bir seçim haline geliyor.”

                  -  Booklist  -

    “Bu kitapta romans, gizem, bilinmezlik ve gerilimi yoğun bir şekilde harmanlamış olan Hannon, okurlarını oldukça şaşırtıcı ve gizemli karakterlerle de buluşturmayı başarmış.”

                  -  Suspense Magazine  -







Gecenin Aynası
Kitabın Adı : Gecenin Aynası
Yazar : İrene Hannon
Yayınevi : Martı Yayınları
Orjinal adı : Vanished
Çevirmen : Gülfem Çırak
Sayfa Sayısı : 412

    Gazeteci Moira Harrison yağmurlu bir gecede, arabasıyla ıssız bir yolda kaybolur. Güçlükle ilerlemeye çalışırken kendisine dehşet dolu gözlerle bakan birini gördüğünde frene asılır fakat geç kalmıştır.


    O sırada bir adam ortaya çıkar ve yardım çağıracağını söyler. Ardından dünya kararır. Moira kendine geldiğinde yapayalnızdır. Etrafta kazazede de dahil hiç kimse yoktur. Genç kadın yolda gördüğü kişinin korku dolu gözlerini unutamasa da kimseyi hikâyesine inandıramaz. Ta ki yardım için kapısını çaldığı Dedektif Cal Burke’le tanışana dek.
    İpuçları ortaya çıktıkça, birilerinin insanın kanını donduracak türden bir gerçeği saklamaya çalıştığı anlaşılır. Moira ve Cal bu ölümcül sırrın yolunda iz sürerken, aşkın peşine düştüklerinden de habersizdirler.

                                                            Kozmokitap

Yunus Bektaşoğlu’ndan Güçlü Bir Distopya: “Eradikasyon”

Kasım 21, 2017 1 Yorum

Eradikasyon


   Yunus Bektaşoğlu’nun labirentlerle dolu ilk romanı “Eradikasyon”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Şaşırtıcı bir dile ve kurguya sahip olan Eradikasyon, edebiyat okuruna yeni bir okuma önerisini müjdeliyor. Bu ilk romanında Bektaşoğlu, dilin ve anlatımın sınırlarını zorlayan bir esere imza atıyor. İç metinlerle bezeli eserin distopik yapısı, zorlu bir yolculuğa davet niteliğinde. Kitabın arka kapak yazısında okura şöyle sesleniliyor: “Bir gece kapına gelecekler ve ellerinde tuttuklarını sana uzatacaklar, ‘Bu senin suçun.’ Hakkın varmış gibi korkacaksın. Bir anlamın varmış gibi titreyeceksin ve kurabildiğin tek cümleyle olabildiğin tek şey olan reddedilmişliğinle itiraz edeceksin, ‘O bir suç değil, ceset.’ İşte o zaman sabırsızlıkla bekledikleri an gelmiş olacak ve seni kelepçeleyecekler. Sonra da haykıracaklar yüzüne ve bu hakaret senin özün olacak, ‘O zaman neden ölmedin şimdiye kadar?’ Orada duran şey elbette bir ceset değil, o senin geleceğin. Ve sana ne olduğunu unutturmamak için ellerinden geleni yapacaklar. Anlamadın mı hâlâ insan? Bu kadar mı aciz, bu kadar mı güçsüzsün? O zaman sana hepsinin özünü anlatayım: gün gelecek seni yaşadığın için suçlayacaklar.” Eradikasyon, hayatın ezici üstünlüğüne ve yok ediciliğine edebiyatla, sözcüklerle direnmek, cevap vermek isteyen herkes için aykırı bir metin. Meraklı okuru cezbedecek güçte başarılı bir eser.

Eradikasyon, Yunus Bektaşoğlu, Roman, Yitik Ülke Yayınları, Kasım 2017, 196 sf., 21 TL




                                                            Kozmokitap

11/20/2017

Efendi Uyanıyor - H.G. Wells || Kitap Yorumu

Kasım 20, 2017 3 Yorum
Efendi Uyanıyor - H.G. Wells



   H.G. Wells okumayı çok istediğim bir yazardı. Yazarın kitaplarını topladım fakat okumaya başlamak için Efendi Uyanıyor 'un da elimde olmasını istedim. Çünkü yazarı okumaya "Edebiyatın ilk distopyası " kabul edilen " Efendi Uyanıyor " ile başlamak istedim.

    Çok yorgun olduğunuz günlerde 'bıraksalar da şöyle birkaç gün uyusam 'dediğimiz olmuştur . Uzun süre uyumak isteriz fakat bu mümkün değil. Vücudumuz dinlendiği an gözler açılıyor. Biz ne kadar yataktan çıkmak istemesek de tekrar uyuyamıyoruz.

    Kitabımızın kahramanı Graham da uykusuzluktan muzdarip birisi. Karşılaştığı bir yabancı durumuna üzülüp onu evine götürür. Bu yabancının evinde Graham uyuyakalır. Ama ne uyumak ....

     Graham uyandığında bir -iki saat uyuduğunu düşünür. Etrafına baktığında ise şaşkınlık içindedir çünkü nerede olduğunu anlayamaz. Çevresindeki insanlar daha şaşkınlık çünkü kimse onun uyanacağına inanmamaktadır. Graham zor da olsa sonunda gerçeği öğrenir. Tam 203 yıl uyumuştur, gerçi doktorlar buna bir tür trans hali demektedirler.

Efendi Uyanıyor - H.G. Wells


   " O Dünyanın Efendisi'ydi ,dünyanın sahibiydi! Yeni çağ, kelimenin tam anlamıyla onun çağıydı. "


    Graham bıraktığından tamamen farklı dünyadadır artık. Teknoloji farklı, siyaset farklı ve ahlak anlayışı farklı.... Sıradan bir insan olarak uyuyan Graham zengin bir insan olarak uyanır. O uyurken mal varlığı bir konsey tarafından işletilmiştir ve Graham artık dünyanın en zengin kişisi olmasının yanında dünyanın da sahibidir, efendisidir.

   Bu farklı dünyaya, bir çatışmanın ortasında uyanıyor Graham. Konsey ve devrimciler çatışmaktadır. Halk fakir ve çoğu köle pozisyondadır. Daha iyi bir gelecek hayal edilirken kabus bir geleceğe uyanmıştır Graham. Şimdi hangi tarafı seçecektir : Konseyi mi devrimcileri mi ???

   Beklediğimden çok çok daha güzel bir kitap ile karşılaştım Efendi Uyanıyor 'u okurken. Yazarın kalemi, anlatım gücü ve okuyucuyu etkileme gücü muhteşem. Yazıldığı dönem göz önüne alındığında ise kitabın başarısı ve yazarın hayal günü beni hayran bıraktı. Görünen ve görünenin arkasını çok güzel betimliyor yazar. Kitabın sonu beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Kitap Hakkında Yazılanlar: 

"Wells'in en çarpıcı yönü, edebiyatın klişeleşmiş yanlarına yeni bir soluk getirip canlılık katması..."
   
                              -   The Spectator  -

"Politik bilim-kurgu ve distopya severler için kaçırılmaması gereken bir eser..."

                            -   Times Literary Supplement  -






Efendi Uyanıyor - H.G. Wells
Kitabın Adı :Efendi Uyanıyor
Yazar :H.G. Wells
Yayınevi :Maya Kitap
Orjinal adı : The Sleeper Awekes
Çevirmen :Egemen Yılgür
Sayfa Sayısı :288

   Nadir görülen bir uykusuzluk hastalığından mustarip olan Graham en sonunda uyumayı başarır. Ne var ki bu kez 200 yıllık trans halinde bir uykuya dalacaktır. Uyandığında ise, banka hesabına işleyen faizler sayesinde dünyanın en zengin ve en güçlü adamı olduğunu öğrenir. O artık bambaşka ve hiç tanımadığı bir dünyada yaşamaktadır. Dünyanın tek efendisi ve sahibi odur! Graham uyuduğu sırada servetini idare eden Konsey, tüm gezegene hüküm süren son derece karanlık ve acımasız bir sistem kurmuştur. Oysa insanların bir kurtarıcı olarak gördüğü Graham'dan beklenen, toplumu bu korkunç despotlardan kurtarmasıdır. Bir distopya klasiği ve politik bilimkurgu türünün en iyi örneklerinden biri olan Wells'in bu başyapıtı, okuru fantastik bir maceraya sürüklüyor.
  Günümüzden 114 yıl önce yazılmış olmasına rağmen geleceğe dair tahminlerin yanı sıra toplumsal adaletsizlikle boğuşan bir dünyayı tasvir eden Efendi Uyanıyor , Wells'in klasikleşmiş eserlerinden biri. 


                                                            Kozmokitap

11/18/2017

Sardalye Sokağı - John Steinbeck || Kitap Yorumu

Kasım 18, 2017 2 Yorum
Sardalye Sokağı


Okuduğum üçüncü Steinbeck kitabı Sardalye Sokağı . Birçok renkli kişiliği içinde barındırıyor bu sokak. Bilim adamından fahişesine, yoksulundan gıda satıcısı kadar herkes var bu sokakta. Her bir karakter aslında başlı başına bir öykü. Yeni bir mahalleye taşındığınız zaman insanları tanıyasıya ve uyum sağlayasıya kadar bir zaman geçer ya, işte ben de kitaba başlayınca böyle bir zamana ihtiyacım oldu. Sokak sakinlerini tanımak ve kitaba alışmak için. Öyle ilk sayfadan içine çekmedi beni kitap. Bir 40 sayfa okudum  sonra hooop kitabın içindeyim! !!!






        Konu olarak öyle çok farklı ya da ilginç bir konu değil aslında. Yazar bir sokakta olanları, yaşam tarzlarını, ceplerinde parası olmasa bile son içkisini paylaşanları anlatıyor kitapta. Yaşayan bir sokak Sardalye Sokağı. Yazarın anlatım tarzı ve mizahı kitabı okutuyor, sizi içine alıyor. Bu da yazarın başarısı.

#1nobel1klasik etkinliğinin ilk kitabını bitirmiş oldum. Kalabalık bir grup ile okumak çok keyifliydi. İlk defa#johnsteinbeck okumak isteyenler #inci kitabı ile yazarla tanışabilirler. #sardalyesokağı nın ilk tanışma için uygun olduğunu düşünmüyorum. . . .



Sardalye Sokağı


Kitabın Adı : Sardalye Sokağı
Yazar : John Steinbeck
Yayınevi : Sel Yayınları
Orjinal adı :Cannery Row
Çevirmen : Püren Özgören
Sayfa Sayısı :191


    Konserveciliğin zirveye ulaştığı 1930’lar Amerikası’nda fabrika işçilerinin yanı sıra sanatçılar, bilim insanları, fahişeler ve serserilerin bir arada yaşadığı bir dünyadır Sardalye Sokağı. Memleketi California’daki bu küçük sokağın tüm renkliliğini, canlılığını, yaşanılan çelişkileri ve kavgaları okurla buluşturan John Steinbeck, gerçek hayattan esinlenerek unutulmaz karakterler yaratır. Renkli tiplemelerin ve olayların süslediği hikâyede, çalışmayı, düzenli bir hayat sürmeyi, sıradanlaşmayı inatla reddeden Mack’in başını çektiği aylak takımı sistemin dışında yaşamanın, sömürü çarklarına başkaldırmanın, dayanışmanın, ihtiyaç duyulan kadarıyla yetinmenin ete kemiğe bürünmüş halidir.

    Her insan gibi hata yapan, kimi zaman coşan, kimi zaman hayata küsen, planlarını her zaman istediği gibi hayata geçiremeyen tüm tanıdık karakterlerin sıradan yaşamlarından sarsıcı kesitlerle gerçek dünyayı usta yazar Steinbeck’in gözlerinden görmek isteyenler için...


                                                 
                                                               Kozmokitap

11/17/2017

“Kore Öyküleri” Türkçede !

Kasım 17, 2017 0 Yorum

Kore Öyküleri


“Kore Öyküleri” adlı kitapta 11 önemli yazarın ilk kez Türkçeye çevrilen öyküleri yer almakta. Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlanan “Kore Öyküleri”ni Hatice Köroğlu Türközü dilimize kazandırdı.

Kitapta yer alan eserler Kore’nin Japon sömürgesi altında bulunduğu dönemlerde, sömürge altındayken bile kalemlerini bırakmayan Koreli yazarların öyküleri. Modern Kore Edebiyatı’nın yükselişi ve toplumun modernleşmesi, geleneksel sosyo-politik düzenin yıkılışı ve Japon emperyalizminin acı tecrübesinin başlangıç aşamasında olduğu bir dönem olarak düşünülebilir. 1910 yılından 1945 yılına değin Kore; bağımsız bir devlet olarak değil, kültürel bir varlık olarak tam 35 yıl mevcudiyetini sürdürmüştür. Bu dönemin yazarları, sömürge gerçeği ile çatışmaya başlayıp sosyalizm düşüncesini edebiyat yoluyla topluma aşılamak için çaba göstermiştir. Yom Sang Seob, Kim Dong In, Na To Hyang, Jeon Yeong Taek, Kye Yong Muk, Hyon Jin Gon, Ju Yo Seop, Lee Tae Jun ve Yi Sang gibi yazarlara yer veren “Kore Öyküleri”, bu dönemin 11 önemli öykücüsünden 11 güçlü öyküyü bir araya getiriyor. Farklı bir okuma yapmak isteyenler için özel bir okuma önerisi.

Kore Öyküleri, derleme, Yitik Ülke Yayınları, Çeviren: Hatice Köroğlu Türközü, 256 sf., Kasım 2017, 27 TL





                                                            Kozmokitap

11/16/2017

Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu || Kitap Yorumu

Kasım 16, 2017 1 Yorum

Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu

  Bırakma Ellerimi , Ayşegül Çiçekoğlu'nun yazdığı  ilk kitabı. Yazarın ilk kitabı şimdi tekrar basıma girdi ve ben bu yeni baskıyı okudum. Eski baskı nasıldı ya da içinde değişikliklere gidildi mi bilemiyorum. Fakat söyleyebilirim ki yazarın okuduğum ilk kitabı ve ben çok çok başarılı buldum.


   Birçok okuduğum romantik kitaplar gibi kitabı sadece hoşça vakit geçireceğim, gülümseyeceğim pembik bir kitap zannettim okumaya başlamadan önce. Fakat kitap beklentimin çok çok üzerinde çıktı. Yazarın birçok kitabı olsa da bu ilk kitabı idi ve birçok ilk kitapta olduğu gibi eksiklikler olabilir demiştim. Fakat tam aksine kitabı çok profesyonel buldum. Ayşegül Hanım'ın kalemine vuruldum ve bundan sonra sürekli okuyacağım bir kitap oldu.

   Kitapta aşk, acı , hayal kırıklığı, umut, aldatılma, körü körüne bağlanma, güven ve yaşama tekrar tutunma gibi duygular anlatılmış. Yazar her bir duyguyu başarı ile anlatmış. O kadar ki okurken karakterler gözünüzün önünde canlanıyor ve bazen yakalarından tutup sarsmak, kendine gel bu kadar da olmaz demek istiyorsunuz.

  Romantik temelli bir kitap olsa da içerisinde birçok  alt mesaj da barındırıyor kitap. Toplumsal bazı yanlış inanışlar ve sorunlar da diyebiliriz bunlara. Her ne kadar olur mu öyle şey modern bir toplum olduk , bu devirde de olur mu denilse de maalesef oluyor böyle şeyler. Neler derseniz biraz konudan bahsederken bu sorunlardan da bahsedeceğim.

    " Mantığında, duygularında 'Evet ' ise peşinden gitmelisin. Ama ' Hayır 'cevabını veriyorsan o zaman onu tamamen hayatından çıkarmalısın. Belkiler senin için zaman kaybından başka bir şey değildir. Ve zaman beklemez akıp gider. ''

  Elif.... 23 yaşında gencecik bir genç kız. Mesleği elinde , çalışıyor. İlk aşkı ilk göz ağrısı, çocukluk arkadaşı Toprak ile 2 yıldır evlidir. Birbirlerini on yıldır tanıyan ve birbirlerinin her şeyi olan iki gencin aşkı evlilik ile noktalanmıştır. Elif her şeyin yolunda gittiğini zannederken Toprak bu evlilikte boğulduğunu söyler ve Elif'i terk eder. Şok olan Elif , Toprak'ın kendisinden vazgeçemeyeceğini düşünüp onu beklese de eline geçen tek şey mahkeme celbi olur.


    Bu noktada Elif'e çok kızdım. Toprak'a kızmadın mı derseniz onu bir kaşık suda boğabilirim. Fakat Elif... Tamam ilk aşkın, tamam acı çekiyorsun anladım da bu kadar senin gururunla oynayan, hiç bir açıklama bile yapmadan terk eden birisi için bu kadar acı çekip onu beklemek , bir ısılığı ile tekrar peşine düşecek hale gelmek olur mu.... Bu şekilde davranan birisine tekrar güvenile bilir mi????

  Bulunduğu şehirde iyi olamayacağını ve kendini toparlayamayacağını anlayan Elif İstanbul'a taşınır ve orada kendisine yeni bir iş bulur. Bu şehirde yaraları sarılacak, umut , güven ve aşkı bulacaktır....


    Türk filmi tadında bazen kızıp bazen gülümsediğim , içimi sıcak duygularla dolduran bir kitap okudum. Elif ve toprağın yaptığı gibi bu kadar erken yaşta evlenmek yanlıştı belki de... Ya da birbirlerinden başka kimseleri tanımamış iki insan birbirinden bir süre sonra sıkılabilir mi? Bu sadece Toprak'ın karakterine mi özgü??  Dul olan gencecik bir kıza asılmak ve ona iftira atmak doğru bir davranış mı??? Günümüz toplumunda hala böyle insanlar var mı??? Seni bırakan birisinin arkasından ona saplanıp kalmak doğru mu? Seni bir defa terk eden tekrar terk etmez mi?? Kendi kendime bir çok soru sordum kitabı okurken. Hem eğlendim hem de düşündüm okuma sürecinde. Sonuç olarak ise kitaplığım harika bir kitap kazanmış ben de harika bir yazarla tanışmış oldum.

         Tavsiye ederim , okuyunuz, okutunuz  ...






Bırakma Ellerimi - Ayşegül Çiçekoğlu
Kitabın Adı :Bırakma Ellerimi
Yazar : Ayşegül Çiçekoğlu
Yayınevi :Müptela Yayınevi
Sayfa Sayısı :521


“Koltukta oturmuş, biraz önce sevdiğim adamın söylediği kelimeleri doğru anlayıp anlamadığımı düşünüyordum. Karşımda gözünü kırpmadan bana bakıyordu. O gözlerde hiçbir duygu yakalayamadım. Biraz acıma vardı belki ama sevgi hiç yoktu. Bu bir rüya olmalıydı. Evet, biraz sonra uyanacak ve oh çok şükür rüyaymış diyecektim. Çünkü bu, rüyadan başka bir şey olamazdı. Böyle şeyler ancak rüyalarımızda başımıza gelebilirdi. Gerçek hayatta bunun olması mümkün değildi. Üstelik biz daha yeni evliydik. İki yıllık evlilik yeni sayılırdı, değil mi?” Romanlarda okudukları mutlu sonlara, kendi hikâyesinde yer olmadığını anladıklarında henüz iki yıllık evliydi Toprak ile Elif; Toprak şimdiyse, gitmek istiyordu. Elif’i ardında bırakıp giderken gerçekten mutlu olabilecek miydi, bilmiyordu. Bildiği tek şey, artık Elif ile de mutlu olamadığıydı. Elif, birlikte büyüdüğü ilk aşkı ile evlenip mutluluğu yakaladığına inanarak yanılmış mıydı? Toprak'ın gitmesiyle ailesini, işini, arkadaşlarını bırakarak hiç bilmediği başka bir şehirde onu unutmaya çalışacaktı. Bırakılan elleri bir başkası tarafından tutulduğunda gerçek aşkı bulacak, hayatına giren yeni Toprak ile ilkinin acılarını silebilecek miydi? Yoksa ilki gibi, o da bir yanılgı mı olacaktı? Bırakma Ellerimi; umudun, güvenin ve yeniden sevmenin hikâyesi…


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.