1/29/2018

Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat

Ocak 29, 2018 16 Yorum
Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat


"Evrenin en parlak yıldızı sadece Kutup Yıldızı değil Nisa. Onu gerçekten görebilmek için hissederek bakmalısın. Ancak o zaman gerçek Kutup Yıldızı 'nı keşfeder ve sana kestirme bir yol göstermesini sağlarsın. "



1994 doğumlu genç yazarlarımızdan birisi Mehtap Fırat. Wattpad sitesinde yazılarını yayımlayan yazarın ilk kitabı Kutup Yıldızı.

Kitabı okumaya başlarken bir ergen kitabı belki basit bir kitap yani yaş grubu olarak küçük yaşlara hitap edebilir diye düşündüm. Kapak ve ciltli olması hoşuma gitse de tereddütlerim vardı. Bu tereddütlerimin yok olması için çok beklememe gerek kalmadı . Birinci bölümü bitirmeden kitabı sevdim ve öyle basit bir kitap olmadığını anladım. Yazarın dili ve duyguyu aktarımı , karakter yerleştirmesi ve onların davranışlarını şekillendirmesini çok başarılı buldum. Konu olarak da ilgi çekici ve duygusal bir kitap Kutup Yıldızı.


" Neden Kutup Yıldızı peki?"
" Çünkü her ne kadar yolumu şaşırıp kaybolmak istesem de ben sadece o inatçı, huysuz keçinin gözlerindeki ışıltıya bakmak istiyorum. "
" Romeo şu halini görse, Shakespeare 'e beni yeniden yaz derdi. "


Yetimhanede büyüyen iki kız Nisa ve Senem. Birbirlerine kardeş kadar yakınlardır. Acıların , sevinçlerini , hayallerini paylaşırlar birbirleri ile. On yedi yaşındadır genç kızlar. Bir gün Senem 'i evlat edinmek isteyen bir aile çıkar. Senem , Nisa olmadan gitmek istemez. İki kızı da evlat edinir aile. Bu iki çok yakın kız artık resmen iki kardeş olmuşlardır ...





Yeni aile, yeni ortam ve yeni okul kızların yaşamlarını nasıl etkileyecektir? Arkadaşlıklarını devam ettirebilmek mi yoksa daha da yakınlaşacaklar mıdır?

Kutup Yıldızı


Evlat edinen aileyi çok sevdiğimi söylemeliyim. Kızların hayatlarında olanları okumak çok keyifliydi. 570 sayfalık kitapta sıkıldığım bir bölüm olmadı. Kitabın başlarında yazar biraz uzatmış diye düşünsem de sayfalar ilerledikçe tarzına alıştım ve her duyguyu , olayı ve detayları anlatmasını sevdim. Bu sayede kitabı gözümde canlandırmak daha kolay oldu.

" İyi geceler Kutup Yıldızı. "
Son cümleyi söylediğimde ondan bir karşılık geleceğini beklemiyordum ama beni yine şaşırttı.
" İyi geceler Kedi Yavrusu. "

Serinin ilk kitabı Kutup Yıldızı. İkinci kitap wattpad de yayımlanıyor şu an . Yakın zamanda kitap olarak ellerime alıp okumak isterim. Kitap öyle bir yerde bitiyor ki az çok devamını tahmin etsem de okumak bambaşka olacak .





Kutup Yıldızı 1 - Mehtap Fırat
Kitabın Adı : Kutup Yıldızı
Yazar : Mehtap Fırat
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı : 576


Fedakârlık...
Dört hecelik basit bir kelime gibi görünse de, aslında onun hayatında bir dönüm noktasıydı.
Geçmişe dair kırgınlıklarını yetimhanede unutmaya çalışan Nisa, bir gün aynı kaderi paylaştığı arkadaşıyla farklı bir dünyanın kapısını aralar. İki dost, bu kapı aralığından uzatılan sıcacık ellere, kimsesizliğin soğuk rüzgârından korunmak ümidiyle sarılır. Nisa ve Senem sonunda o yetimhane odasının duvarlarına fısıldadıkları hayalleri gerçekleştirme şansı elde ederler.

İki dost, daha önce hiç karşılaşmadıkları sıcaklığın ve zenginliğin onları değiştirmesine izin verecekler mi? Hiç tatmadıkları aşkı yeni hayatlarında bulabilecekler mi?


                                                            Kozmokitap

1/28/2018

Su'yun Gölgesi - Özgür Turan || Kitap Yorumu

Ocak 28, 2018 4 Yorum
Su'yun Gölgesi - Özgür Turan


  Daha önce iki kitabı çıkmış olan Özgür Turan'ın ilk romanı Su'yun Gölgesi. Kitap akıcı bir dille yazılmış . Elime alınca kitabı çevrilen sayfalarla birlikte Su'yu , nasıl biri olduğunu doğru ya da yanlış kararlarını ve duygularını anlamaya  çalıştım. Ve fark ettim ki aslında Su da kendisini tam olarak tanımıyordu. Bir şeylerin farkındaydı fakat tam olarak ne hissettiğini , hissettiklerinin nedenlerini ve neden öyle davrandığını aslında kendisi de anlamıyordu. Büyük bir kafa karışıklığı vardı...

Kitaptaki baş kahramanın adı Su ... Su gibi akıp gitmek , kabına sığmamak ,özgür olmak istiyor . Birine bağlı ya da bağımlı olmak istemiyor. Aslında evlenmek de istemiyordu fakat nasıl olduğunu anlamadan evlendi Su. Anne de olmak istemiyor. Bu isteksizliğinin nedeni biraz da annesi. Annesi ile ilişkileri sorunlu . Birbirine yakın ve destek olan anne kız değiller...

   İş için Londra'ya giden Su , orada tanıştığı birisi ile kocasını aldatır. Bu olay sonrasında da adamı unutamaz. Kocasından gittikçe uzaklaşır. Hayatı bir karmaşaya bir çıkamaza doğru yol alırken Su nasıl davranacak dersiniz?...

  Olay örgüsü ve konunu haricinde kitap anne kız ilişkisi, evlilik bağları ve sorunlarına değiniyor . Tarafsız bir gözle kitabı okurken Su'yu anlamaya çalışıyor , nerelerde hata yaptığını ve yapması gerekeni görüyoruz. Farklı bir kitaptı ve yeni bir yazar ile tanıştım. Özgür Turan'ın kaleminin çok kuvvetli olduğunu söyleyebilirim.







Kitabın Adı :Su'yun Gölgesi
Yazar :Özgür Turan
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı :116


Bir evlilik nerede biter?
Londra'da ateşten duvarlarla kaplı bir otel odasında mı?
Gece gündüz yanıp sönen telefon ekranında mı?
Gölgene yenik düştüğünde kim tutar seni?
Annen mi, dostların mı, erkeğin ya da kadının mı?
Sen kendini tutabilir misin?
Gölgenle dans edebilir misin?
Mutlu olduğunu sandığı evliliği içinde arzularına engel olamayıp başka sulara yelken açan Su, gölgesinin karanlığında kaybolarak gerçek benliğiyle yüzleşiyor. Su'yun kendisini tanıma yolculuğu, annesiyle olan ilişkisini sorgulaması ve etrafındaki kadın dostlarının dertlerinin de iç içe geçmesiyle derinleşiyor.

Su'yun Gölgesi, Londra'dan İstanbul'a uzanan, zaman zaman Marmaris'in bir köyünde sarpa saran bir hikâye. Şehir hayatının boşluklarında kaybolmuş kadınların hikâyesi. Yaraları kabuk bağlamış anneler ve kızlarının hikâyesi. Birbirinde gölgesini bulmuş bir adam ve kadının hikâyesi. Su gibi akabilecekken yolları tıkanan bir evliliğin hikâyesi...

                                                            Kozmokitap

1/26/2018

Orada Olmayan Kız - Joy Fielding || Kitap Yorumu

Ocak 26, 2018 3 Yorum
Orada Olmayan Kız - Joy Fielding

   Birkaç ay önce bir film seyretmiştim . Bir iş için Meksika'ya giden bir aile anlatılıyordu filmde. Akşam iş yemeğine gitmek zorundadırlar. Son anda bebek bakıcısının gelemeyeceğini öğrenirler. Birisi arayıp iptal etmiştir. Bir yanlışlık olduğu düşünülür fakat başka bir bakıcı da ayarlanamaz . Babanın aklına bir fikir gelir. Yemek zaten otelin bahçesindedir. Yarım saatte bir sıra ile odaya çıkıp çocuğu kontrol edeceklerdir. Zaten çocuk da gece uyanmamaktadır. Anne tereddütlü olsa da sonunda kocası onu ikna eder ve yemeğe giderler. Sonra ne mi olur? Çocuk kaçırılır.... 

   Şimdi bana ne için bir filmi anlatmaya başladığımı sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Çünkü okuduğum kitaptaki çocuğun kaçırılma sahnesi de bu filmdeki ile neredeyse bire bir aynıydı. Neredeyse dedim çünkü aradaki farklar kitaptaki ailenin iki çocuğu olması ve bir iş yemeği değil onuncu yıl evlilik yıl dönümlerini arkadaşları ile kutlayacakları bir yemek olmasıydı. Filmin adını ya da çekildiği tarihi hatırlamıyorum fakat ya yazar filmden etkilendi ya da filmin senaryosunu yazanlar kitaptan etkilendi. Bu kadar benzerlik olmaz !...

  Kitabın kalanı ve konunun ilerleyişi tamamen farklıydı . Bir an filmin kitabını mi aldım diye endişe etsem de benzerlik sadece bu kadardı.

   Joy Fielding'in okuduğum ilk kitabı Orada Olmayan Kız . Adını sıkça duyduğum yazarın iki kitabını almıştım . Diğer kitabını ilerleyen tarihlerde okumayı düşünüyorum.

  Yazar zamanda ileri geri giderek bize okunu ve olanları anlatıyor. Zaten dikkat ediyorum son zamanlardaki kitapların çoğu çift zamanlı ya da zamanda ileri geri yaparak ilerliyor. Bu tarz maalesef her kitapta ilginç olmuyor , bazı kitaplarda sıkıcı bile olduğunu söyleyebilirim. Fakat bu kitapta beni rahatsız etmedi bu durum.

   Caroline'nin iki yaşındaki kızının kaybolmasının üzerinden on beş yıl geçmiştir. Kaybın yıl dönümü en zorlu geçen dönemdir. Her sene gazeteler tekrar tekrar aynı haberi yapmakta ve insanlar anneyi suçlamaktadırlar. Bu zorlu dönemi atlatmaya çalışan Caroline'nin hayatı bir telefon ile çalkalanır. Telefondaki kişi onun kayıp kızı olabileceğini söylemektedir. İŞte bu noktadan itibaren bu kızın kim olduğu araştırılırken biz de zamanda bir ileri bir geri giderek olanları , yaşananları öğreniyoruz.

  Bebeğin kaybı ve bu süreçte yaşananlar oldukça zor ve acıklıdır. Kaybın bir aileyi ne hale getirdiğini okuyoruz kitapta. Aynı zamanda olayın gerçekleştiriliş şekli ve gerçekleştirenler ortaya çıkınca şok olacaksınız...

   Farklı ve güzel bir kitaptı. yazarın kalemi ile tanıştığıma sevindim. Beklediğim kadar müthiş bir kalam olmasa da yine de güzel bir kitaptı...








Orada Olmayan Kız - Joy Fielding
Kitabın Adı :Orada Olmayan Kız
Yazar :Joy Fielding
Yayınevi :Nemesis Kitap
Orjinal adı :She's Not There
Çevirmen :Begümnaz Yürekli
Sayfa Sayısı :430


Caroline ve Hunter, mutlu evliliklerinin onuncu yılını kutlamak için yakın dostlarıyla birlikte kısa bir tatil yapmaya, Meksika’ya giderler. Kızları Michelle ve Samantha da yanlarındadır. Tatilin son akşamında arkadaşlarıyla birlikte keyifli bir akşam yemeği yemek isterler ancak Caroline, uyuyan çocukları odada yalnız bırakma konusunda tedirgindir. Hunter, yarım saatte bir sırayla onları kontrole çıkabileceklerini söyleyerek karısını ikna eder. İlk birkaç saat sorun yoktur ama gecenin sonunda odalarına çıkan Caroline ve Hunter’ı hayatlarının en büyük şoku beklemektedir. İki yaşındaki kızları Samantha orada değildir.
Basına yansıyan olaya bütün ülke ilgili gösterir. Bu ilgi o kadar yoğundur ki, insanlar bir müddet sonra günah keçisi aramaya başlarlar. Suçlamak için seçtikleri kişi Caroline’dan başkası değildir. Aradan geçen yıllar boyunca Samantha’dan bir iz bulunamadığı gibi Caroline’ın hayatı da bir daha asla düzelmez.
Ta ki, Samantha’nın kayboluşundan on beş yıl sonra bir gün, o telefon gelinceye kadar…

Telefonun diğer ucundaki ses Caroline’a, “Sanırım benim adım Samantha. Sanırım ben sizin kızınızım,” diyene kadar…


                                                            Kozmokitap

Sisli Hatıralar Rıhtımı - Hazel Gaynor || Kitap Yorumu

Ocak 26, 2018 1 Yorum
Sisli Hatıralar Rıhtımı - Hazel Gaynor

 
   Titanik'ı bilmeyen yoktur sanırım. Bu görkemli gemi ve başına gelen felaket hakkında birçok film , belgesel yapıldı , kitaplar yazıldı . Her birinde tekrar tekrar o anları yaşadık , insanların trajedilerine tanık olduk. O insanlar ve kaybolan umutları için üzüldük , fark etmeden gözyaşlarımız inci misali döküldü yanaklarımıza. Empati yeteneğimizi sonuna kadar kullanıp acıları tüm hücrelerimizde hissettik. Hazel Gaynor 'da Sisli Hatıralar Rıhtımı'nda bizi yine o muhteşem gemiye ve unutulmaz trajediye götürüyor.

Sisli Hatıralar Rıhtımı - Hazel Gaynor

    Gerçek olay ve karakterleri kurgu ile birleştirerek harika bir kitap ortaya çıkmış. Hazel Gaynor gerçek olaydan yola çıkılmış ve kardeşlerin de gerçek olması kitabı daha çok sevmeme ve buğulu bir gözle okumama yol açtı.

    İrlanda'nın Mayo şehrinden Amerika'ya gitmek için Titanic ile yola çıkan on dört İrlanda göçmeninden ilham almış yazar. "Addergode On Dörtlüsü" olarak bilinen bu grup hakkında yazar kitabın sonunda okuyucuyu bilgilendiriyor. Ayrıca bir internet sitesi de belirtmiş "www.mayo-titanic.com" sitesinde Mayo şehrindeki Lahardene Köyüne gidip, oradaki yollarda yürüyebilirsiniz.

Sisli Hatıralar Rıhtımı - Hazel Gaynor
 
  Kitaptaki baş karakterimiz Maggie. Maggie annesi öldükten sonra Amerika'dan gelen teyzesi onu alacaktır. Amerikaya gitmek için de Titanic ile yola çıkacaklardır onlar ve köylerinden on iki kişi daha. Umut ile hayaller ile yola çıkarak geride sevdiklerini bırakarak Titanic'i Maggie'nin gözünden görmek ve insanların heyecanına tanık olmak da güzeldi.

   Kitap iki zamanda geçiyor, 1912, Titanic'in ilk yolculuk zamanı; 1982, Maggie'nin torununun sözleriyle o zamana kadar gizli kalan bütün hikayeyi anlattığı zaman.

   Ruha dokunan, sevgi, özlem, acı dolu bir kitap Sisli Hatıralar Rıhtımı .

   Hazel Gaynor kalemi ile okuyucunun duygu teline dokunmayı başarıyor. Üstelik kitabın sonunda yazarın eksik kalan noktaları tamamlaması benden tam puan aldı hele sonu beni hem şok etti hem de çok mutlu etti.

   Bu duygu yüklü kitabı okuyun ve okutun diyorum...







Kitabın Adı :Sisli Hatıralar Rıhtımı
Yazar :Hazel Gaynor
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :The Girl Who Came Home
Çevirmen : Filiz Çakır
Sayfa Sayısı :400


En büyük hikâyeleri zaman anlatır, kaybolan hayallerinizi ise kalbiniz...

İrlanda 1912... Küçük bir köyün on dört sakini, Amerika'da daha iyi bir hayat kurma umuduyla rüyalar gemisi Titanic ile denize açılır. Ancak bu yolculuk, on yedi yaşındaki Maggie Murphy için acıdan ibarettir. Geleceği, bilinmeyenlerin ülkesine bağlıyken kalbi İrlanda'da, ardında bıraktığı sevdiğindedir. Batmaz denilen gemi okyanusun serin sularına gömüldüğünde, Maggie çok az sayıda kurtulan yolculardan sadece biridir.
Amerika'da bir hastanede tek başına gözlerini açtığında hatırladığı şey, gemi batarken ortalığı kaplayan o korkunç gıcırtı sesi ve buz gibi suda donarak hayatını kaybeden masum insanların çığlıklarıdır... Hayatta artık tek başına yaşam mücadelesi verecek olan Maggie, bir daha o korkunç olaydan bahsetmemeye kararlıdır.

Chicago 1982... Babasının acı kaybıyla yasa boğulan GraceButler, artık hayatına yön vermek zorunda olduğunun farkındadır. Çok sevdiği büyük büyükannesi Maggie, tüm hayatı boyunca kalbinde taşıdığı Titanic hakkındaki içini sızlatan acıyı onunla paylaştığında, Grace artık nasıl bir yol izlemesi gerektiğini biliyordur. Belki de artık hayaletlerden kaçmak yerine onlarla yüzleşmesi gerekiyordur...


                                                            Kozmokitap

Kara Kış Beyaz Düş - Fatma Erdek || Kitap Yorumu

Ocak 26, 2018 0 Yorum
Kara Kış Beyaz Düş

 

   Erzurum'un Narman ilçesine atanan bir hakim Zeynep. İnsanlara adalet dağıtmak için uğraşır fakat yıllardır en büyük adaletsizliğe uğrayan , yıpranan , çıkmazda kalan kendisidir. Yanına yardımcı olarak aldığı Akgül... Henüz on altı yaşında ... Oysa Zeynep'le o kadar ortak noktaları var ki henüz farkında olmasalar bile. Onlar masum, onlar suçsuz... İkisi de benzer kabusları yaşadılar yaşıyorlar...

  Güven ... adı gibi güven dolu. İlk olarak adı geçince gerçekten güven verecek mi diye endişelensem de endişem yersiz çıktı.

   Hele Selim... Üvey baba Selim... Onun için söylemek istediğim o kadar çok şey var ki terbiyem müsaade etmiyor maalesef....



Kara Kış Beyaz Düş

      Yazar geçmiş ile bugünü , yaşananı ve hissedileni kelimelere öyle bir dökmüş ki okumuyor adete yaşıyorsunuz. Karakterler, tahliller çok yerindeydi. Verilmek istenen bütün duyguları hissediyor , Zeynep ile birlikte kapana sıkışmış hissini siz de yaşıyorsunuz. Benzer olay karşınızda aynı tepki verilir mi o tartışılır tabii.... Bazı konularda kitabın sonuna kadar hep bir soru işareti bırakmış yazar. Okuyor ,meraklanıyor, acaba mı diyorsunuz. Soruların tüm yanıtı ise kitabın sonunda cevaplanıyor. . Zeynep'i kara kışına tanıklık ederken bu kışın bir sonu gelecek mi diye merak ediyoruz okurken.

  Harika bir kurgu, harika bir anlatım ve muhteşem bir eser Kara Kış Beyaz Düş. Okuyun derim ...

Kitaptan alıntılar : 

"Bana uzak değildi korku; bana memleket, benim içimde, benim evimdi."

"Ne kadar süreyle olursa olsun, bazen bir yudum nefes, bir avuç mavi ve bir tutam özgürlük, bir ömre bedeldi."

" O an en çok istediğim şey, az önce geri gelen bilincimin beni sonsuza kadar terk edip gitmesiydi. " 

"Oysa ne kadar savaştım kendimle , bilsen nasıl unutmak istedim bu ayıbı" 

"Aşk unutulacak bir şey değil. Aşk insanın kararlarıyla gelen ya da giden bir şey değil Zeynep. Aşk, gerçek anlamda bir zehir. Bir kez içtikten sonra, geriye dönüş yok."








Kitabın Adı :Kara Kış Beyaz Düş
Yazar :Fatma Erdek
Yayınevi :Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı :400


Annesinin mutluluğu için kendininkini feda eden Zeynep, hiç ummadığı bir ateş çemberi içinde kalmıştır ve susmak zorundadır. Tek kurtuluşunun evinden ve Selim'den uzaklaşmak olduğunu düşünür. Bu karar onu hiç bilmediği yabancı ve soğuk bir memlekete sürükler. Fakat mesleğinin ilk tayin yeri olan Narman'da hayat, kaçtığı dünyadan çok daha çetin ve acımasızdır. Evinden yüzlerce kilometre ötedeki bu yerde karşılaştığı Karkız ve Güven, onun hasarlı ruhunun farklı yönlerine ayna tutacaktır.

Evinden ayrılırken, her şeyi geride bıraktığını sanan Zeynep için kara kış yeni başlamıştır aslında. Ve bu, onu beyaz bir düşe götürecek olan zorlu yoldaki ilk adımdır.


                                                            Kozmokitap

1/23/2018

Oğuz Atay’a saygı duruşu: “Yumuşakçalar” yayımlandı

Ocak 23, 2018 2 Yorum
Yumuşakçalar - Elmas Şahin


  Virginia Woolf ve Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine hazırladığı karşılaştırmalı edebiyat eseri “Zamana Vuran Dalgalar” ve Türk edebiyatının en önemli ve aykırı yazarlarından Leylâ Erbil üzerine kaleme aldığı “Leylâ Erbil Kitabı”nın yazarı Elmas Şahin'den oyunlarla dolu şaşırtıcı bir yeni roman daha. “Yumuşakçalar”, geçtiğimiz günlerde Yitik Ülke Yayınları’nca okura sunuldu. Romanın girift ve oylumlu yapısı, metnin içindeki labirentleri ve kaybolmayı seven tüm edebiyatseverler için biçilmiş kaftan. Ahmet Hamdi Tanpınar, Virginia Woolf ve Leylâ Erbil üzerine başarılı çalışmalara imza atan Elmas Şahin, yeni romanı “Yumuşakçalar”la farklı bir dil ve kurgu denemesi yapıyor. Oğuz Atay’a adanan romanın arka kapak yazısında okura şöyle sesleniliyor:

TANRI mı yazmış bu oyunu efendimiz?
Hangi oyunu?
Oyun dediniz.
Oyun mu dedim?
Evet efendimiz
Oyun
Oyun efendimiz
Ne oyunu?
TANRI'nın oyunu
Herkes oyun oynar molric
Siz oynuyor musunuz?
Bilmiyorum molric.
Oynamalı mıyım?
Olabilir efendimiz
Cevap vermediniz
Neye molric?
Bu oyunu kim yazmış?
Bilmiyorum molric
Kimin yazdığının önemi yok
Kimin oynadığının da
Onların önemi yok
Önemli olan ne efendimiz?
Oyun
Oyun mu?
Evet oyun
………

“Yumuşakçalar”, Elmas Şahin, Yitik Ülke Yayınları, Roman, 258, Ocak 2018, 23 TL




                                                            Kozmokitap

Sahaflardan toplanan fotoğrafların hikâyesi: “Sepya”

Ocak 23, 2018 4 Yorum
Sepya - İlkay Yıldız


Sepya”, İlkay Yıldız’ın ilk öykü kitabı. Yitik Ülke Yayınları’nca okura ulaştırılan bu öykü kitabının ilginç bir özelliği var. Tamamı sahaflardan alınan on altı fotoğrafın benzersiz yolculuğunu okuyacaksınız “Sepya”nın narin sayfalarında. Zamanın tozunu taşıyan siyah beyaz fotoğraflar sizi bambaşka bir geçmişe, bambaşka bir yaşanmışlığa götürecek. Öykü okurları için lezzetli bir okuma önerisi bu kitap. Kitabın tanıtım yazısında okura şöyle sesleniliyor:

Her ailenin mutlaka bir zengini, bir delisi, bir dindarı, bir tövbe etmişi, bir para batıranı, bir akıl vereni, bir alkoliği, bir anarşisti, bir çok bilmişi, bir dert babası, bir sonradan görmüşü, bir okuyanı, bir sır tutanı ve bir baş belası vardır. Genellikle üniversite okuyanı anarşist, liseyi bitiremeyeni baş belası, erken evlenmişi alkolik, alkole tövbe edeni hacı, akraba evliliği yapanı zengin olur.

Kalabalık bir aile, ada sahillerinde bekleyen bir vapur kaptanı, kalbi kırık bir mektup, yaşı geçkin bir çapkın, zorla emekli edilen bir emektar, taşranın tükettiği hayaller...

Sahaflardan toplanan 16 fotoğrafın kurmaca hikâyelerinden oluşan Sepya, sahipsiz fotoğrafların hikâyelerini geri verme denemesi. Öykü okurlarına güzel bir okuma önerisi.

Sepya, İlkay Yıldız, Yitik Ülke Yayınları, Öykü, Ocak 2018, 102 sf, 14 TL







                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.