1/14/2017

Koku- Patrick Süskind || Kitap Yorumu

Ocak 14, 2017 7 Yorum

kozmokitap

     Efsaneleşmiş bir kitap Koku. Adını hep duyduğum , okumak ,ç,n uygun zamanı beklediğim bir kitap. Kitap ile ilgili koku ile ilgili saplantısı olan bir seri katili anlattığını biliyordum. Bu nedenle sürükleyici ve aksiyon dolu bir kitap bekliyordum.

     Kitap , Jean- Babdiste Grenouille'nin doğumu ile başlıyor anlatmaya. Jean- Babdiste Grenouille kitaba konu olan katilimiz. Balıkları temizleme işinde çalışan annesi onu balık pislikleri içine doğurur. Böyle pis kokulu bir ortamda doğan bir çocuk , doğduğu ortamın tam tersine hiç kokusuzdur.  Ne bebeklere has olan o kokuya sahiptir ne de başka bir kokuya.... Hal böyle olunca da annesinden alınmış olan çocuğa kimse bakmak istemez. Onda bir tuhaflık olduğunun farkındadırlar....

    Grenouille'nin tek özelliği kokusuz olması değildir. Burnu da kokulara karşı çok hassastır. Normal bir insanın duyamadığı kokuları bile fark edebilmektedir.   Cam kokusu gibi... Gece zifiri karanlıkta bile yönünü bulabilmektedir bu özelliği sayesinde. Zamanla bu kokular onda bir saplantıya dönüşür.

       Kitap bize o modern geçinen Avrupanın geçmişteki halini de sunmaktadır. Parfümleri ile ünlü şehir Paris pislikten geçilmemektedir o dönemde. Bu sadece kurgu derseniz topuklu ayakkabıların da yine bu pislikler yüzünden icat edildiğinin hatırlatırım. Geceleri evlerinde tasların içerisine yaptıkları tuvaletlerini sabahları pencerelerden sokağa atıyorlarmış. Sokak ve caddeler pislik içerisinde olduğundan insanlar parmak ucunda yürüyorlarmış buralardan. Topuklu ayakkabılar da bu sebeple üretilmiş. Ortamdaki kokudan bahsetmiyorum bile!....

   İnsanlar tarafından sevilmeyen Grenouille kendisini herkes tarafından beğenilmesine sebep olacak olan bir koku yapmaya karar verir. Bu koku onun felaketi de olacaktır aynı zamanda.

 "Başından beri mendeburun tekiydi. yaşamaya sırf inat, sırf kötülük olsun diye karar vermişti."

     İlginç bir konusu olan kitap çok ağır ilerledi. Beklediğim o aksiyon hiçbir zaman gerçekleşmedi. Klasikleşen bir eser olmasına rağmen bana hitap etmedi....



Kitabın Adı :Koku
Yazar :Patrick Süskind
Yayınevi : Can Yayınları
Orjinal adı :Das Parfum: Die Geschichte eines Mörders
Çevirmen :Tevfik Turan
Sayfa Sayısı :263


    Patrick Süskind'in, Almanya'da ilk yayımlanışında tam anlamıyla olay yaratan, aylarca liste başlarında kalan 'Koku' adlı bu romanı, gerçekte alışılagelmiş çok satarların oldukça dışında kalan, tarihsel boyutlarda kapsamlı bir toplum eleştirisini sergileyen bir kitap. Olay, 18. yüzyıl Fransası'nda geçer; kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille ise tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş toplum tekini, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dahiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka'da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesidir.



                                                            Kozmokitap

1/09/2017

Suzan Defter- Ayfer Tunç || Kitap Yorumu

Ocak 09, 2017 3 Yorum
kozmokitap

1964 Adapazarı doğumlu olan yazarın yayımlanmış birçok eseri vardır ve bu eserler ses getirmiş , okuyucu tarafından çok sevilmiştir. Ben utanarak itiraf ediyorum ki yazarın ilk okuduğum kitabı Suzan Defter'dir.

Günlük tarzında yazılmış ilginç bir kitap Suzan Defter. Bu kitabı ilgin kılan konusu ya da anlatım tarzı değil. Anlatımda çok başarılı olan yazarın kitabını ilginç kılan şey bu kitabın iki kişinin günlüğünden oluşması. Eş zamanlı olarak ilerliyor günlükler . Sol taraftaki sayfalar bir erkeğe aitken sağ taraftaki sayfalar ise bir bayana ait günlükler . Fakat bu iki kişi de Suzan değil. Günlüklerdeki ortak nokta Suzan.... Kitaptaki bu farklı detayı bilerek okursanız okurken kafanız karışmaz. Ben ikisini bir arada okumaktansa önce erkeğin günlüğünü sonra bayanınkini okudum.

16 Kasın ve 10 Aralık tarihleri arasında geçiyor kitap. Bay E. kendisine bir defter alıyor. Yaprak sayısını bilmediği ve bilmek istemediği bir defter.

Bu deftere günü gününe yazmaya başlayarak aslında ölümle pazarlık yapıyor. Bu defter bittiği zaman ölümün de kendisine gelmesini istiyor.

İkinci günlük de Derya Hanıma ait. Derya geçmişi, bugünü, unutamadıklarını, yaşanmışlıklarını yazıyor günlüğüne. Bu iki karakterin günlük tutma sürecinde yolları da kesişiyor.

Yazarın kalemi ile yeni tanıştığım için diğer eserleri hakkında bilgim yok. Anlatım tarzı ve duyguları işleyişi bakımından sevdim yazarı.

Alıntılar:

* Bir iz kalsın arkamda , ama okunduğu anda unutulacak bir iz.

* 'Aşk lanet gibidir,' dedi, ' kuşaklar boyu devam eder'

* Yıllar boyu yanmaktansa için için, boş odalarla dolu bir evde boşluk büyütmektense; ipin üstünde yürümekten başka NEDİR BİR HAYAT?

* Ayrılmak , gidenin kalanın kucağında bir kucak kor bırakmasıdır, yanar durursunuz kor olana kadar.

* "İnsan hayatı bir rahim arayışından ibarettir," dedi Ekmal Bey, " ev rahimdir. Bundandır kendimize bir ev aramamız."


kozmokitap
Kitabın Adı :Suzan Defter
Yazar :Ayfer Tunç
Yayınevi :Can Yayınları
Sayfa Sayısı :146


"İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar?"
"Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz."
"Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?"
"Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz."
"İyi ya boş değildi kucağım."
"Ama yandınız, kül oldunuz."
"Ama vardım, kül bunun kanıtı."
12 Eylül'ün gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesi... Yaşamın kıyısında seyirci olmaktan öteye gidememiş bir erkek... Birbirinin ışığıyla kamaşan iki ayna arasında parçalanan bir kadın... Başkasının gözünde nasıl göründüğünü, iki günlük üzerinden anlatan deneysel bir çalışma. Modern zamanların karmaşık insanlık halleri Ayfer Tunç'un usta kaleminden unutulmaz bir edebiyat şölenine dönüşüyor.

Suzan Defter, daha önce öykülerinden biri olduğu Taş-Kâğıt-Makas'tan azat olmuş, tek başınalığı hak etmiş bir eser.


                                                            Kozmokitap

1/07/2017

Buradayım - Clelie Avit || Kitap Yorumu

Ocak 07, 2017 1 Yorum
kozmokitap

Go Kitap' ın yeni kitapları çok hoşuma gidiyor. Farklı konulara sahip , hızla okunan yormayan ve etkileyici kitaplar.

Buradayım ilk çıktığı andan itibaren ilgimi çekti. Gerek kapağı gerek ismi gerekse konusu beni cezbetti.

Kitapta komadaki bir kız olan Elsa anlatılmakta. Bir dağcı olan Elsa çığ altında kalarak yaralanmış ve komaya girmiştir. Doktorlar çok çok az şansı olduğunu söylemektedirler kurtulmak için. Bir insanın en son kaybettiği duyu işitmedir . İşte bu bilgiden yola çıkılarak yazılmış kitap. Elsa komadadır fakat etrafındaki konuşmaları , sesleri duyabilmektedir. Kendi vücudunun içine hapsolmuştur adeta. Duyabilmekte , düşünebilmekte fakat hiçbir kasını hareket ettirememektedir. Tepkisi olmadığı için de onun duyabildiğini anlamamaktadır etrafındakiler. Gerçekten çok korkunç bir olay Elsa'nın başına gelenler....

Thiboult kardeşi araba kazası geçirdiği için annesini hastaneye getirmektedir. Sorumsuz kardeşine çok kızdığı için onu ziyaret etmez. Hastanede sessiz bir yer ararken yanlışlıkla Elsa'nın odasına girer ve aralarındaki garip ilişki böylece başlar...

Etkileyici ve sürükleyici bir kitap Buradayım. Yazarın ilk kitabı olan Buradayım bende merak uyandırdığı için sayfaları birbiri ardına hızla çevirdim ve nasıl bittiğini anlamadım. Bir günde bitti kitap.




Kitabın Adı :Buradayım
Yazar :Clelie Avit
Yayınevi :Go! Kitap
Orjinal adı :Je Suis La
Çevirmen :Dila Balça Öğün
Sayfa Sayısı :260


Başımı çevirmek ve gözlerimi açmak istiyorum .
Elsa bir tırmanış esnasında geçirdiği kaza yüzünden beş aydır komadadır. Uyanacağına dair tüm ümitlerini yitiren ailesi ve doktorları yaşam destek ünitesinin fişini çekmenin zamanının geldiğini düşünür. Ama bilmedikleri bir şey vardır: Bilincini kısmen geri kazanan Elsa etrafındaki sesleri duyabilmektedir. Ne var ki onlara hâlâ orada olduğunu söylemesinin bir yolu yoktur. Thibault da aynı hastaneye kardeşi için gelir. Alkollü araç kullanıp iki küçük kızın ölümüne sebep olan kardeşiyle konuşmayı reddeden Thibault bir gün Elsa’nın odasına sığınır. O günden sonra da Elsa’yı düzenli olarak ziyaret etmeye başlar. Onunla birlikte uyur. Onunla konuşur. Ve Elsa’nın, söylediği her şeyi duyduğunu hisseder. Thibault’nun bu ziyaretleri Elsa için yeniden nefes almak gibidir. Nihayet biri onunla konuşur, onu güldürür, ona uğruna mücadele edeceği bir şey verir. Thibault artık Elsa’nın gökkuşağıdır. Elsa hiçbir şey için olmasa da onun için uyanmak ister. Ama zamanı gittikçe daralmaktadır. Acaba Thibault çok geç olmadan ona ulaşmayı başarabilecek midir?


                                                            Kozmokitap

1/06/2017

On İki Gezici Öykü - Gabriel Garcia Marquez || Kitap Yorumu

Ocak 06, 2017 2 Yorum
Kozmokitap

   Marquez ile ilk olarak Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okurken tanıştım. Kitap bin yılın en önemli kitaplarından sayılıyor. İnternette çeşitli platformlarda bu kitabın bol bol paylaşımını ve çok sevildiğini görebilirsiniz. Siz bu kitabı okudunuz mu , sevdiniz mi bilemiyorum. Fakat ben bu kitabı inatla , zorlanarak bitirdim. Ben ki klasikleri çok seven Dostoyevski'nin kalın kitaplarını sıkılmadan okuyan birisi olarak.... Kitaptaki karakterlerin isimleri birbirlerine çok benziyordu ve kitabı bitirdiğim zaman tek hissettiğim kafamın kazan gibi olmasıydı. İnatla zorlanarak kitabı bitirdiğim zaman yüzümde bir gülümseme oluştu. İster yadırgayın, ister eleştirin fakat ben blogumda kendi objektif fikirlerimi yazıyorum ve bu kitap beni çok zorladı. Tekrar okur muyum diye sorarsanız cevabım "hayır".Bir kere bana yetti. Ne kadar önemli bir yapıt olsa da bana hitap etmedi:(((

   Yazarın okuduğum farklı kitapları da oldu . Okuduğum bu kitaplar arasında en çok sevdiğim " On İki Gezici Öykü  " oldu. Tekrar okumak isteyeceğim ve kitaplığımın klasikler bölümünde kendisine yer eden bir kitap benim için. Ben Marquez'in öykücü yönünü daha çok sevdim.

  Kitabın başında yazarın öyküleri yazma süreci ve nasıl yazdığı anlatılmış. Kitapta yer alan on iki öykü  on sekiz yıl içerisinde yazılmış. Her öykünün bitiminde yazıldığı yıl belirtilmiş. Yazıldığı tarihi görmek ve o tarihte yazarın yazım sürecini hayal etmek çok güzeldi...

   Marquez öykü yazma düşüncesinin gördüğü ilginç bir rüya yüzünden aklına geldiğini belirtiyor. Bazen ben de gece uyandığımda aklıma ilginç fikirler geliyor. Kendime ilginç öyküler , güzel sözler söylüyorum ve çok hoşuma gidiyor. Bu fikirleri yazıya dökmeye üşeniyorum ve sabah bütün fikirler uçup gidiyor. O geceki etkisi kayboluyor. Sanırım ben öykülerimi kendime saklamayı seviyorum. Yazıya dökülünce sihri kayboluyormuş gibi geliyor. Belki Marquez'de buna benzer bir düşünceye sahiptir. Çünkü yazdığı kitapların hiçbirini pişman olma korkusu ile bir daha hiç okumamıştır.

   Kitapta yer alan öykülerde ülkesinden sürülen devrik bir başkanı ; kızının cesedini aziz ilan ettirmek için yıllarca vatikan yollarında bir valizde taşıyan babayı ; arabası bozulduğu için telefon etmek için girdiği binanın akıl hastanesi olduğunu fark etmeyen ve orada hasta kabul edilen bir kadını okuyoruz. Sert bakıcıları ile baş etme yolu arayan iki kardeşi okurken bir başka öyküde tek işi rüya görmek olan bir kadını okuyoruz. Her öykü ile farklı bir karakteri tanırken farklı yerlere seyahat ediyoruz.

        Her öykü farklı , ilginç ve muhteşemdi bana göre.  Bu kitaba göz atabilirsiniz, kim bilir belki benim kadar seversiniz:)))


On İki Gezici Öykü - Gabriel Garcia Marquez


Kitabın Adı :On İki Gezici Öykü
Yazar :Gabriel Garcia Marquez
Yayınevi :Can Yayınları
Orjinal adı :Doce cuentos peregrinos
Çevirmen :İnci Kut
Sayfa Sayısı :192


İki yıl boyunca, aklıma gelen konuları, onlarla ne yapacağıma henüz karar vermeden not ettim. Bu işe başlamaya karar verdiğim gece evde bir not defteri bulamadığımdan, çocuklarım, okul defterlerinden birini ödünç vermişlerdi bana. Sık sık yaptığımız yolculuklarda kaybolmasın diye, okul çantalarında kendileri taşıyorlardı defteri. Sonunda altmış dört konuyu öyle ayrıntılı biçimde not etmişim ki, geriye yalnızca onları yazıya dökmek kalıyordu....


                                                            Kozmokitap

1/05/2017

Gölge Kadın - Linda Howard || Kitap Yorumu

Ocak 05, 2017 0 Yorum
Kozmokitap

  Romantizm ve aksiyonu harmanlayan harika bir yazar Linda Howard.  Son okuduğum kitabı " Aşk Tuzağı " ile beklentimi tam karşılayamadı.  İsminden etkilendiğim ve okumayı çok istediğim "Gölge Kadın " ı indirimde görünce hemen kaptım :))) Söylemeliyim ki kitap harikaydı ve beklentimin çok üzerine çıktı.

  Lizzy belirli bir rutine yaşayan bir kadındır ve bir gün bile bu rutini bozmamıştır.  Adeta programlanmış bir robot gibidir.  Her şeyin bir sonu vardır.... Bir sabah uyanan Lizzy aynaya baktığında kendi yüzünü tanıyamaz. Aynadaki bir yabancının yüzüdür . Birden başlayan başağrısı ve bulantı -kusma ile işe de gidemez. Hastalığından dolayı böyle düşündüğüne inanmak ister. Fakat içinden bir ses gözetlendiğini, dinlediğini,  takip edildiğini fısıldamaktadır.  Bu durumu adlandıramaz Lizzy.  Aynada kendini incelerken estetik ameliyat izlerini bulana kadar....

 Lizzy'nin içinden fısıldayan ses çok haklıdır. İki farklı grup tarafından dinlenmekte ve izlenmektedir ki bu gruplardan birisi ona denek c demektedir....

Gerçekten ilginç,  temposu yüksek, heyecanı hiç azalmayan ve araya yine romantik sahnelerin serpiştirildiği bir kitap olmuş Gölge Kadın.   En çok sevdim , tavsiye ederim...



kozmokitap
Kitabın Adı : Gölge Kadın
Yazar : Linda Howard
Yayınevi :Martı Yayınları
Orjinal adı :Shadow Woman
Çevirmen :Özlem Gültekin
Sayfa Sayısı :432


Bazen yapılacak en zekice şey, mantıksız yolu seçmektir.

Bir sabah uyanıp aynadaki yüzün size ait olmadığını fark etseniz ne yapardınız? Ya da hayatınızın son üç yılından öncesini hiçbir şekilde hatırlamadığınızı anlasanız? Birdenbire peşinizde sizi öldürmek için takip eden silahlı adamlar belirse? Peki, hafızanın dehlizlerinde kaybolmuşken kendinizi amansız bir kaçışın ortasında bulsanız? Bu travmaların hepsini atlatmaya yetecek kadar tutkulu bir aşk, tehlikenin ve sırlarla dolu geçmişinizin tam ortasından çıkıp ruhunuzu kuşatsa?

Bütün bunları bir haftada yaşayan Lizzy, artık son üç yıldır tanıdığı o sakin kadın değildir. Zihnindeki gölgelerle amansız bir savaşa girmiş, eski hayatıyla hesaplaşmaya başlamıştır. Üstelik bu savaşın sonunda ortaya çıkacak gerçekler sadece kendi hayatında değil, ülke çapında da taşları yerinden oynatacak niteliktedir. Gölge Kadın sayfa sayfa tutku, heyecan ve bitmeyen bir merak duygusuyla, sırların karanlığından bugüne uzanan muhteşem bir aşk ve soluksuz macera vaat ediyor.



Yazarın bloğumda yer alan diğer kitapları :

Zamansız Fırtına 

Aşk Tuzağı

Kara Melek

Gözyaşlarımı Sildiğim Gün 

Yanlış Zaman Doğru İnsan 



                                                            Kozmokitap

1/04/2017

Kelebek Adası - Sarah Jio || Kitap Yorumu

Ocak 04, 2017 2 Yorum
Kozmokitap

  Sarah Jio ile Böğürtlen Kışı kitabı ile tanıştım. Yazarın anlatım tarzı ve kitabın konusuna bayılınca yazarın üç kitabını daha aldım ve okudum. Arada zaman bıraksaydı daha iyi olurdu. Üst üste aynı yazarın kitaplarını okuyunca , konular farklı olsa da tarz aynı olunca bir molaya ihtiyaç duyuluyor. Çünkü bir nokta da yazar kendisini tekrar ediyormuş gibi hissettim.

   Bu durumdan sonra neredeyse bir yıldır hiç Jio kitabı okumadım. Kelebek Adası yayımlandığı zaman yazarı özlediğimi fark ettim ve hemen kitabı aldım.

   Yazarın belirgin bir tarzı var kitaplarında. Geçmiş ve bugünde geçen iki farklı olay ve farklı karakterler anlatılıyor ve bir noktada bu olaylar birbirleri ile bağlanıyor. Kelebek Adası'nda ise yine geçmiş ve gelecek var fakat bu kitaptaki farklılık hep aynı karakterden bahsedilmesi. Bu farklılık benim hoşuma gitti. Üstelik kitabın başında yazarın Türk okuyuculara sevgilerini göndermesine bayıldımmmm..... Üstelik yazarın kitabı ilk önce Türkiye'de yayımlanmıştır....

  Charlotte yeni evlenmiş ve balayı için gemi seyahatine çıkmıştır. Eşini deniz tuttuğu için balayı çok da istedikleri gibi gitmemiştir. Bermuda da mola verir gemileri. Burada bir tekne ile korsan gemisi gezisine katılacaklardır. Son anda eşi gemide unuttuğu bir eşyayı almak için gemiye dönünce Charlotte   geziye yalnız katılır. Bu noktada benim antenler çalışmaya başladı ve aklıma eşini bu gezide öldürteceğini düşündüm. Genelde balayı katilleri görülmemiş olay değildir. O kadar polisiye okuyunca bunu düşünmem çok olası değil mi? Fakat bu bir polisiye değil romantik bir kitap:)))) Bunu unutmamak gerekiyor.... :DDD  Geziye çıktıkları tekne kaybolur ve bu teknede sadece Chorlotte  ve Grey sağ olarak kurtulurlar ve kendilerini gizemli bir adada bulurlar.....

   Romantik , hızla okunan, okurken sıkılmadığım ve çok sevdiğim bir kitap oldu Kelebek Adası . Kalemine sağlık Sarah Jio .....


Kelebek Adası - Sarah Jio 

Kitabın Adı :Kelebek Adası
Yazar :Sarah Jio
Yayınevi :Pena Yayınları
Orjinal adı : Back To You
Çevirmen :F. Zeynep Öztürk
Sayfa Sayısı :288


Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, "Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum," diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gündoğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.


                                                           
Kozmokitap

1/02/2017

Suya Kavuşuncaya Dek - Linda Sue Park || Kitap Yorumu

Ocak 02, 2017 0 Yorum
kozmokitap

    Kırık Çömlek Parçası ile tanıştığım yazarın okuduğum ikinci kitabı Suya Kavuşuncaya Dek.  Yaşanmış bir olaya dayanan kitap duygusal ve etkileyici...

   Sayfa sayısı az ve puntosu büyük olan kitap yazarın anlatım tarzı da eklenince çok çabuk - bir iki saate - bitiyor.

   2008-2009 ve 1985 yıllarında geçen kitap birbirlerini tamamlayan olayları anlatıyor. 1985 yılında Güney Sudan'da Müslüman ve müslüman olamayanlar arasında bir savaş vardır. Her savaşta olduğu gibi su savaşta da masum halk zarar görmektedir. Salva'nın okuluna ateş açılması ile bütün çocuklar oradan ayrılırlar. Kalabalıkla birlikte uzaklaşan Salva evine geri dönemeden savaştan uzağa zorlu bir yolculuğa çıkar.

  2008 yılında Güney Sudan'da küçük bir çocuk olan Nya evlerinde ya da yakınlarında su olmadığı için en yakın su kaynağına her gün bazen de günde birkaç defa su almaya gitmek zorundadır. Burada yaşayan insanlar için en büyük zorluk su bulabilmektir. Buldukları su da sağlıklı olmadığı için çoğu zaman hasta olmaktadırlar.

   Kitapta aynı bölgelerde farklı zamanlarda yaşayan insanların yaşadıkları zorluklar ve yıllar sonra bölgeye getirilen suyun hikayesini anlatıyor Linda Sue Park.

 Çocuklar üzerinden anlatılan hikaye trajik. Bu insanların yaşadıkları zorlukları okudukça elimizin altında bulunanların kıymetini daha iyi anlıyoruz....


kozmokitap
Kitabın Adı :Suya Kavuşuncaya Dek
Yazar :Linda Sue Park
Yayınevi :Beyaz Balina Yayınları
Orjinal adı : A Long Water to Walk
Çevirmen :Tahire Firuze Başar Özkan
Sayfa Sayısı :136


    Güney Sudan'da ailesiyle mutlu bir hayatı varken 1985 yılında iç savaş nedeniyle yerinden yurdundan olan Salva Dut'un gerçek yaşam öyküsü…
    Ailesinden kopan Salva, Sudan'dan Etiyopya'ya, Etiyopya'dan Kenya'ya sürüklenerek yıllarca mülteci kamplarında yaşamak zorunda kalır. Ancak günün birinde tanışacağı İrlandalı yardım görevlisi Michael, Salva'nın hayatını tümüyle değiştirecektir.
   Kitapta Güney Sudan'daki başka bir kabileye mensup küçük bir kız olan Nya'nın 2008'de başlayan öyküsü, Salva'nınkine paralel bir şekilde anlatılıyor. Aslında iki düşman kabileden olan bu iki kişinin yolları, sürprizli bir sonla kesişiyor.


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.