5/11/2017

Tanrı'nın Gözü - Barry Eisler || Kitap Yorumu

Mayıs 11, 2017 1 Yorum

kozmokitap

    Arkadya'nın yeni polisiye - gerilim kitabı Tanrı'nın Gözü. Yine etkileyici bir kitap ile bizlerle buluştu Arkadya yayınları. Üstelik bu sefer kitabın yazarı eski CIA çalışanı olunca daha ilginç hale geliyor ve kitabı daha çok merak ediyorsunuz . Üstelik bir de kitabın arkasında Türkiye ve Suriye 'den de bahsettiğini görünce benim şahsen merak katsayım tavan yaptı....

  Snowden vakasından sonra ağır yara alan NSA kendini toparlamaya uğraşmaktadır. Tekrar bir skandalı kaldıramayacaklarını düşünmektedirler. Onlar öyle düşüne dursun yeniden tehlike çanları çalmaya başlamıştır...

kozmokitap

   NSA 'in yeni projesine Tanrı'nın Gözü adı verilmiştir. Çünkü kimse hiçbir şeyini saklayamaz ve çünkü Tanrı'nın Gözü her şeyi ve herkesi görür. İçte NSA 'in içerisinden birisi bir muhabire bu proje ile ilgili bilgileri sızdıracaktır. Bunu fark eden NSA direktörü Anders hemen önlem almaya başlar. Bu önlemler pek de legal değildir. Anders görev tanımının dışına çıkarak olayları biraz kişiselleştirmiştir....

  Bu noktadan sonra olaya Türkiye ayağı da dahil oluyor. Bu illegal durumda Ergenokoncular da işe karışıyor ve yaptıkları çok iğrenç !.... Türkiye'den bu şekilde bahsedilmesi hele kısa da olsa kitapta rolü olan Türklere yakıştırdıkları davranışları hiç sevmedim.  Bu kitabı okuyan farklı ülkelerdeki bireylerin Türkler hakkında ne düşüneceğini tahmin edebiliyor musunuz? Bu kurgu deyip geçebilirsiniz. Fakat yazarının CIA çalışanı olduğu düşünülürse okuyanlar bu durumda gerçeklik  payı  olduğunu düşüneceklerdir. İşte bu durum ve insanlar üzerinde oluşan algı benim hiç hoşuma gitmedi ....

kozmokitap


   Bu durumun dışında kitap oldukça  sürükleyiciydi. Kitaptaki kadın karakteri çok sevdim. Marvin'e ne kadar kızsam da başına gelenlerden sonra onu da az çok anladım.

  Kitap kısaca Tüm Dünyayı gözetleyen paranoyak Amerika ve onu durdurmak isteyen insanların çatışması. Peki sonuçta bir şey değişiyor mu? Onu da okuyup da görmek lazım:))))






kozmokitap
Kitabın Adı :Tanrı'nın Gözü
Yazar :Barry Eisler
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı :The God's Eye View
Çevirmen : Fer Özgüler
Sayfa Sayısı :440



      Bilgi güçtü ve onunsa bilgiye ulaşmak için göze alamayacağı hiçbir şey yoktu. 


Edward Snowden’i bir şekilde bertaraf etmeyi başaran NSA, yeniden bir “muhbir” tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Fakat bu sefer söz konusu olan tüm dünyayı harekete geçirecek kadar büyük bir tehdittir: Tanrı’nın Gözü.


   NSA direktörü Anders, muhbiri etkisiz hale getirmeye çalışır. Fakat olay bir muhbirin bilgileri deşifre etmesinden öte, artık Suriye ile Türkiye’nin de dahil olduğu bir dünya meselesi haline gelir.


  Acaba NSA direktörü Anders muhbirlere karşı oynadığı bu kedi fare oyununda ne kadar ileri gidecektir?


                                                            Kozmokitap

5/10/2017

Hüzün Yağmurları - Burçin Çelik || Kitap Yorumu

Mayıs 10, 2017 5 Yorum
kozmokitap


    Kadının bakışları kelimeleri okşadı , kelimeler kadının ruhunu ... Bazen , en kesin silahlardan daha etkiliydi sözcükler.

   Burçin Çelik'in okuduğum ilk kitabı Hüzün Yağmurları. Yazarın kalemini bilmediğim için beklenti oluşturmadan başladım kitaba. Böylesi daha güzel oluyor çünkü bazen beklenti yüzünden kitaplar geri planda kalabiliyor. Fakat şunu söylemeliyim kitaptan bu kadar etkilenip bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim.

 
                 Kavuşmanın kaderini ayrılık belirler ... 


Öncelikle kitap harika bir paket ile geldi. Pakette mis kokulu lavanta kesesi ve kartlar vardı kitabın haricinde. Her zaman böyle özenle hazırlanmış bir paket almıyorum. O yüzden ne kadar mutlu olduğunu tahmin etmişsinizdir:))  Bir zaman ağzım kulaklarımda dolaştım...


  Ciltli olan kitabın kapağını ve basımı çok sevdim. Kitabı okurken o kadar çok beğendiğim cümle oldu ki kitabın her yeri post-it doldu:)))

kozmokitap


Öncelikle kitabın konusundan biraz bahsetmek istiyorum:

  Berrin ve Serdar ... Bir aşk öyküsünün iki kahramanı .. Aslında ikisinin de o kadar çok ortak yönü var ki!.. Berrin bu durumun farkında . Fakat Serdar!! O kadar kendisine acımakla meşgul ki etrafındakileri özellikle en sevdiği insanın ihtiyaçları ve yaralarını göremiyor. Ben merkezli hareket ediyor. Benzer acılardan ve yollardan Berrin de geçmesine rağmen o bu durum ile barışmış vaziyette. Serdar'ı o kadar çok seviyor ki onun yaralarını sarıp sarmalarken kendi yaralarını unutuyor....

  Zaman merhametsiz bir hırsızdır. Siz geçip gittiğini   ; ama o, siz farkına bile varmadan en değerlinizi çalar. O eksikliği , farkındalığın aydınlığına kavuşana kadar anlamazsınız bile. Yarım kalışınız aymazlığınızın sisli perdesinin ardına gizlenir. Fark ettiğinizdeyse , artık çok geçtir. 


    Yağmurlu günde bir şemsiye ile başlayan tanışmaları çok hızla ilerleyerek evlilik masasında son buluyor. Yine başladığı hızla tepetaklak oluyor... Her zamanki gibi durum aslında iletişim kopukluğu... Serdar korkularını paylaşamıyor, Berrin de bu durumun farkında olduğu halde Serdar açılsın diye sessizce bekliyor. Bu bekleme işkenceye , ızdıraba dönüşüyor ve onlar farkında olmasalar da büyük bir hızla sonlarını hazırlıyor....


   Kitabın başlarında Serdar'a sinir olsam da sayfalar ilerledikçe ona sinir olmak yerine üzülmeye başladım. Hayat neler yapıyor insana ve nelere dönüştürüyor. Bazen o kadar gözümüz kör oluyor ki neye dönüştüğümüzü bile çok geç olmadan fark edemiyoruz.

kozmokitap

  Berrin ve Serdar'ın hikayesi beni derinden sarstı. Duyguları ilmek ilmek işleyen yazar kitabın sayfa sayısından daha fazla hüzün sığdırmış kitaba. Yazım tarzı ve kelimelerin dizişi o kadar şairane ki okurken sıkılmıyor elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Ben kitabı okurken hasta olduğum ve kafamı yastıktan kaldıramadığım halde kitabı elimden bırakamadım. Bir de sağlam olsaydım muhtemelen bir günde biterdi kitap.

  Kitap bittiği zaman hüngür hüngür ağladım. Bu nedenle kitabı okumak istiyorsanız düzgün bir ruh hali ile okuyun. Kitap sizi hüznün derin kıyılarında sürüklüyor. Hele duygusal bir hamile iseniz bu kitabı daha sonra okumak için saklayın...

   Kitap daha kısa olabilir miydi? Evet olabilirdi . Duygular daha kısa anlatılabilir miydi ? Ona da evet. Fakat bu durumda bu kadar etkileyici ve şairane olabilir miydi? Buna cevabım ise hayır. Burçin Çelik eğer yazımı okuyorsanız kitabınızı ve anlatım tarzınızı çok sevdim. Siz yazmaya devam edin ben okumaya devam edeceğim çünkü kitaplarınızı.. Hüzün yüklü bir kitap olduğunu tekrar belirtir kesinlikle de tavsiye ederim. Yazarın kalemi ile mutlaka tanışın:))





kozmokitap
Kitabın Adı :Hüzün Yağmurları
Yazar :Burçin Çelik
Yayınevi :Gitane Kitap
Sayfa Sayısı :432


Babam…

Büyüdükçe bir tarafım anladı onu aslında, biliyor musun? Anladı; ama asla hak veremedi. Babam içimde doldurulması imkânsız kara delikler açtı.

Böyle olurmuş, sonradan anladım. O sevilmemişlik öyle oymuş ki içimi, hepsi birer kara deliğe dönüşmüş. Öyle büyük kara delikler ki hem de…

Sonradan bildim Berrin. Ben farkında olmadan, tüm o kara delikleri sen kapat istemişim. Oysa ne büyük haksızlık… Oysa ne de büyük bir yanılgı… Tam da bu yüzden, beni ne kadar seversen sev, yetmedi. Yetiremedim… O delikler, senin verdiğin her şeyi emdi, yok etti.

Sonradan bildim Berrin… Onların çaresi sende değildi. Geçmişin çaresi sende değildi. Sen, geleceğimin çaresiydin… Çok geç anladım. Bunu anlamak için seni de kaybetmem gerekti üstelik.

Bazen insan, devasını aşkta arar.

Tüm eksiğini kapatsın ister, karşısındaki; tüm yaralarını sarsın. Onu, en olmamış yerinden tamamlasın.

Bazen aşk, anlamını acıda arar.

İflah olmaz bir yarayla sınar âşıkları. En olmadık yerlerinden vurup, ıssız bir sızıda bırakır.

Geçmişlerinden yaralı iki yürekti onlar. Öyle bir an geldi ki, birbirlerine sınav oldular.




                                                            Kozmokitap

5/07/2017

Pedina - Mehtap Soyuduru Çiçek || Kitap Yorumu

Mayıs 07, 2017 2 Yorum
kozmokitap


  Mehtap Soyuduru Çiçek'in üçüncü kitabı Pedina. Diğer kitapları Yolcu ve Gitmesen Olmaz Mı?  kitaplarını okumuş ve çok sevmiştim. Okuduğum üç kitabının arasında favorim kesinlikle Gitmesen Olamaz Mı? :))

  Pedina'nın diğer kitaplarından farklı olacağını , polisiye üzerinde yazdığını duymuştum daha önce yazarın . O yüzden bu kitabı çok merak ediyordum. Polisiye hastası olunca insan ne yapsın.))) Gerçi polisiye konusunda beni şaşırtan çok az polisiye var artık. Genellikle baştan suçluyu tahmin ediyorum ve bu beni hiç şaşırtmıyor.

kozmokitap

   Pedina da tam anlamıyla bir polisiye kitabı değil. Biraz polisiye, biraz aşk ve biraz da dram var kitapta.

   18 yaşında  olan Dudu cinayete kurban gitmiştir. Zengin bir aileden gelmektedir genç kız ve babası cinayet soruşturulmasının gizli yapılmasını istemiştir. Bu göreve de acemi olan Zehra verilir. Bu olayı ve soruşturmayı anlatması ve yardım alması yasaktır. Sadece müdürü ve savcı ile gelişmeleri paylaşmaktadır.

  Acemi olan Zehra komik bir karakterdir . Ona kızsam mı, sevsem mi bilemedim. Bu davayı araştırırken Dudu'nun şoförü olan Güven'den yardım alır. Olayın içerisinden birisinden yardım alıp onunla her şeyi paylaşması ve bu da bir tarafa bu kişi ile bir ilişki yaşaması hiç etik değildi....

   Güven karakterini ise ben hiç sevmedin. Yontulmamış odun olarak gördüm açıkçası!...

   Soruşturmanın gün ve gün minik adımlarla ilerlemesini okurken bir taraftan da ikili arasındaki aşkı okuyoruz. Kültür farkları, gelenek çıkmazı ve gizli gerçekler her şeyi değiştirecektir..

kozmokitap

   Yine itiraf etmeliyim ki kitabın başında suçluyu ve cinayet sebebini tahmin ettim. Bu sebebi tahmin ederken aklımda soru işaretleri olsa da sayfalar ilerledikçe bu sorular cevaplandı.

   Kitabın sonunda yazar bize kitabın devamı olacağı müjdesini de veriyor.

   Zehra komiser karakteri biraz daha gelişirse harika bir polisiye seri ortaya çıkabilir diye düşünüyorum. Yazar konuyu ne yönde ilerletir bilemiyorum fakat polisiye yönü daha fazla olursa çok sevinirim:)))









kozmokitapKitabın Adı :Pedina
Yazar :Mehtap Soyuduru Çiçek
Yayınevi :Eftalya Yayınları
Sayfa Sayısı :424


    Bir cinayet… Sabaha karşı bir gölün kenarında alnından vurularak öldürülmüş bir genç kızın ölümü ardındaki sır perdesi… Bu sır perdesini aralama görevini gizli bir soruşturma ile acemi bir polise veren, cinayeti örtbas etmek ister gibi görünen bir güruh… Ve bu ölümün sınırlarına girmiş, başka bir gizemli ölüm… Cinayetleri takip eden rakipsiz bir duygu; aşk. Aşkın adı Güven. İnanmak, sığınmak ve dokunmak isteyen bir kadın; Zehra. Bir daha güvenmek denen o şeyden korkarken, karanlık bakışların ardından gizemiyle rağbet görmüş, bambaşka bir dünyanın dev adamına tutkun bir Erkek Fatma’nın hayatı, bu soruşturma ile allak bullak olacak. Mizahın, gözyaşının, aksiyonun ve son ana kadar sizi diri tutacak merakın doludizgin yaşanacağı Pedina’yı bir solukta tüketmeye hazır mısınız?








Mehtap Soyuduru Çiçek Kimdir?

23 Ağustos 1987 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Erciyes Üniversitesi mezunu, evli, iki erkek çocuk annesi ve bir kamu kuruluşunda memur olan yazar aslen Yozgatlıdır.
Mehtap Soyuduru Çiçek ilk önce wattpad platformunda yazmaya başladı. Daha sonra lacivert renkli bir ajandaya karalamaya başlamıştır. Yazarın ilk kurgu kahramanları kadınlardı. Yazarın basılan kitaplarının bir çoğunda kahramanları hep kadınlardan oluşmaktadır.







 Mehtap Soyuduru Çiçek'in okuduğum diğer kitapları :

*Yolcu 

*Gitmesen Olmaz Mı? 

*Çiçek Gelin

*Güven Bana 

* Yalancının Mumu 

* Veda Ederken 


                                                     

5/06/2017

Kızılcık Dalları - Reşat Nuri Güntekin

Mayıs 06, 2017 4 Yorum
Kızılcık Dalları - Reşat Nuri Güntekin

   Her ay bir Reşat Nuri kapsamında nisan ayında Kızılcık Dalları'nı okuduk. Çalıkuşu çok sevdiğim bir kitap idi. O kitabı çok sevince bu kitapta da o tarz bir şeyler bekleyerek okumaya başladım. Fakat yazar bu kitabı ile beni ters köşe yaptı. Kitap tamamen dram yüklü idi...

   Tren garında karşılaştığı bir aileye acıyarak onları evinde yemeğe alan Nadide Hanım , amcası ile seyahat eden sekiz yaşındaki Gülsüm'ü yanına evlatlık olarak almak ister. Amcası da yanında telef olmasındansa Gülsüm'ün konakta rahat edeceğini düşünerek orada bırakır Gülsüm'ü. Çok bağlı olduğu üç yaşındaki kardeşinden de ayırmışlardır Gülsüm'ü. Konakta küçük bebek vardır ona baksın Gülsüm, koca kafalı kendi kardeşini n'apsın değil mi??? Çocuk bu ağlar ağlar susar... Emanetullah olarak konağa giren Gülsüm bir evlatlıktan çok besleme muamelesi görür. Gelen vurur, giden vurur. En pis işler ona bırakılır. Kendi de pistir zaten Gülsüm'ün....

   Kitabı okurken konaktakilere özellikle de Nadide Hanıma sinir oldum.  Yanıma gelse bir kaşık suda boğabilirdim. Büyük üstat Reşat Nuri kalemi ile bizi öyle bir dünyaya götürüyor ki hiçbir çocuğun o dünyaya düşmesini istemem. Anlatım gücü o kadar başarılı ki bütün duyguları tüm hücrelerinizde hissediyorsunuz.

 Mayıs 25 de Akşam Güneşi kitabını okuyoruz yazarın. Sizleri de beklerim , beraber okuyalım.....





Kızılcık Dalları - Reşat Nuri Güntekin Kitabın Adı :Kızılcık Dalları
Yazar :Reşat Nuri Güntekin
Yayınevi :İnkılap Kitabevi
Sayfa Sayısı :216
Kızılcık Dalları'nda, bir evlatlığını başına gelen olayları, kendi diliyle eşleşen bir masal diliyle anlatışı göze çarpar. Mutlu bir aile yaşantısına özlem, büyük bir anlam zenginliğiyle dile getirilmiştir. Kızı erken yaşta ölen bir ninenin, yüreği yanarak ve kızının yadigârına bakarak hatırladıkça çoğalan o mazlum yakarışları başarıyla verilmiştir. Yazar, besleme kızcağızın anılarının dibindeki kimsesizlik ve çaresizliği, hayatındaki o büyük drama bağlayarak, bu romanın eksenine yerleştiriyor.




Reşat Nuri Güntekin Kimdir?

Reşat Nuri Güntekin
Çalıkuşu kitabıyla tanınan Reşat Nuri Güntekin, 25 Kasım 1889 yılında İstanbul’da doğdu. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli isimlerinden biri olan yazar, roman dışında tiyatro ve alanlarında da eser ortaya koydu. Yazarlığının yanında müfettişlik de yapan yazar, Anadolu’yu gezmiş ve Anadolu insanını, ve Anadolu’daki insanların birbirleriyle ilişkisini yakından inceleyebildi ve bunları eserlerinde kullandı.

Edebî hayatına I. Dünya Savaşı yıllarında başlayan Reşat Nuri Güntekin, 1922 yılında yayımlanan Çalıkuşu eseriyle adından söz ettirmiştir. “Çalıkuşu”, “İstanbul Kızı” adında bir tiyatro oyunu olarak planlandı fakat o zamanlarda oyunun sahnelenmesi olanaksız olunca eser bir roman olarak piyasaya sürüldü. “Çalıkuşu”nun önemi, gerçekçiliğinde yatıyordu ve yazıldığı dönemde ilk gerçekçi roman örneklerinden biriydi. Romanın gerçekçiliği Anadolu’daki sosyal hayatı yansıtmasında yatıyordu.

Reşat Nuri Güntekin “Çalıkuşu”nun başarısının ardından Anadolu’daki müfettişlik görevi ile birlikte Anadolu insanını yakından tanıdı ve buradaki gözlerimlerini “Anadolu Notları” adlı kitabıyla anlattı. “Anadolu Notları”, güçlü gözlemleriyle yazarın edebiyat alanındaki ustalığını ortaya koyuyordu.

Reşat Nuri Güntekin kitapları, yalın diliyle ve Türk konuşma dilinin zenginliğini yansıtan eserler olmasıyla ön plana çıkmaktaydı.

“Yaprak Dökümü” adlı kitabında dönemin aile yaşantısına değinen yazar, eserde Ali Rıza adındaki bir aile reisinin çocuklarının hataları nedeniyle çektiği sıkıntıları anlattı ve dönemin gençlerinin eğlence hayatına düşkünlüğünden ve başka bir takım toplumsal sebepler nedeniyle parçalanan ailelerden bahsetti.

“Acımak” adlı eseriyle dönemin Türk eğitim yaşantısına ışık tuttu.

Kitapları filmlere ve dizilere uyarlanan Reşat Nuri Güntekin, akciğer kanseri teşhisi nedeniyle Londra’ya tedavi olmaya gitti; fakat 7 Aralık 1956 tarihinde vefat etti. Yazarın mezarı İstanbul, Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.


Reşat Nuri Güntekin'in Okuduğum Diğer Kitapları :

* Çalıkuşu

* Dudaktan Kalbe 



                                                                  

5/05/2017

Üst Kattaki Deli Kadın - Catherine Lowell || Kitap Yorumu

Mayıs 05, 2017 2 Yorum
kozmokitap


Zekâ, insanı olduğundan daha güzel gösterebiliyordu.

     İsmini duyduğum andan beri okumak istediğim bir kitaptı Üst Kattaki Deli Kadın.  Özellikle de edebiyatın büyük üstatları Brontë'ler de kitapta yer alınca merak etmeyip de ne yapsaydım. En sevdiğim kitapların yazarları... Uğultulu Tepeler -Emily Brontë . Heathcliff'i nasıl unutabilirim ki!! Kitabı bir solukta okumuş yetmemiş bir de filmini seyretmiştim. Kitabı sevmeyenler de var fakat klasik aşığı birisi olarak ben bayılmıştım. Jane Eyre - Chorlette Brontë . Jane'in benim için yeri ayrıdır . Kitabını yıllar önce okudum. Tekrar okumak istiyordum ki bu kitabı okuyunca isteğim bir kat daha arttı. 15 Haziran'da instagramda fidan yapıyoruz Jane Eyre'ye . Kitaplarınızı kapıp gelin,  bekleriz:)))  Jane Eyre'nin de filmini seyrettim daha bir kaç ay önce. Ne güzel bir tesadüf oldu bu ..... Agnes Grey - Anne Brontë . Kardeşlerin arasında kitabını okumadığım bir tek Anne varmış , onu da Üst Kattaki Deli Kadın sayesinde fark ettim. Okunacaklar listeme ekledim kitabı . Biraz sıkıcı denilse de hakkında merak bu ya!!!! Alacağım ve inceleyeceğim.))))

kozmokitap



    Samantha ,  Brontë 'lerin son akrabalarıdır. Babası akrabalarının kitaplarına kafayı takmış bir yazardır. Kızına evde eğitim vermiş ve verdiği eğitim de kendi tarzında olmuştur.

  Babamın felsefesine göre kitaplar, okuyucunun hayal gücünün sürekli biçim değiştiren birer ürünü değildi. Romanların kendi içlerinde belirli ipuçları ve haritalar sakladığını söylerdi. İpuçları derken, benzetmelerden ya da sembolizmden bahsetmiyordu. Gerçek ipuçlarından bahsediyordu. Onun için her kitap kendi kendinin define haritasıydı. İyi bir kitap onu okuyan kişide asla silemeyeceği bir iz bırakır, derdi. Yapman gereken tek şey gözünün önünde duran şeyi görebilmeyi öğrenmek.

Samantha  16 yaşındayken babası ölünce kendisini çok yalnız hissetmiştir. Çevresindeki insanların çoğu Brontë'lerin gizli bir servetleri olduğunu ve onun Samantha'ya miras kaldığını düşünmektedir. Oysa Samantha'da  onlara ait herhangi bir eşya yoktur. O sadece etrafında babasına dair bir iz aramaktadır : Çok özlediği babasının ona gönderdiği bir mesaj...

kozmokitap



Samantha üniversite eğitimini Oxford'da almaktadır. Öğretmeni Orville hem çok gençtir hem de çok zeki . En genç profesördür. Okulda dersler öğretmen ile baş başa olmaktadır ve Samantha öğretmenini Brontë eserlerini onunla incelemesi için ikna eder.

Orville de cenaze levazımatçısı kılıklı Maggie gibi soyadım hakkında konuşmak isteyecekti. Yangını, mirası, efsaneyi konuşmak isteyecekti. Emily Bronte'nin 5 Aralık sabahında kahvaltıda yediklerini, Anne'in boş zamanlarında yazdığı erotik şiirleri, Charlotte'ın poposundaki gizli dövmeyi öğrenmek isteyecekti. Bu da benim üstümdeki lanetti, İngiltere'nin en ünlü üç kadınıyla akrabaydım.

   Samantha ile birlikte ipucu peşinde koşarken heyecanlanıyor , nefis bir edebiyat ziyafeti çekiyor ve onun duygularının uyanışını okuyoruz. Kitabı çok sevdim. Bir kitaptan daha fazlası oldu benim için . Samantha ile birlikte Brontë 'lerin dünyasına bodoslama daldım.....

Yapayalnız bir ben ve Brontëler , sonsuz bir boşluğun iki ucundan birbirimizi görmeye çalışıyorduk. 




kozmokitap

Kitabın Adı :Üst Kattaki Deli Kadın
Yazar :Catherine Lowell
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :The Madwoman Upstairs
Çevirmen :Çağla Önsal
Sayfa Sayısı :408


Tarihteki tüm hikâyeler, içinde bizim için değerli olan bir hazine saklar ve onu okuyan kişide asla silemeyeceği derin bir iz bırakırlar.

Babasını trajik bir şekilde kaybeden, ünlü Brontë Kardeşlerin yaşayan son akrabası Samantha Whipple da işte böyle bir hikâyenin peşindeydi. Edebiyat tarihindeki en ünlü kadınlardan üçüyle akraba olduğundan herkes, Samantha’ya gizli ve muazzam bir miras kaldığına inanıyordu. Fakat Samantha, tüm hayatını kitaplara ve edebiyata adayan tatlı kaçık babasının, büyük bir hazine falan saklamadığından emindi. Onun tek istediği, babasının hatıralarını sonsuza dek yaşatacak olan bir hikâye yazabilmekti.

Babasının son isteğini yerine getirmek üzere Oxford Üniversitesi’ne gittiğindeyse her şey bir anda değişti. Babasına ait kayıp kitaplar ve el yazısıyla yazılmış notlar, gizemli bir şekilde kapısında belirmeye başlamıştı. Samantha artık, yakışıklı olduğu kadar kibirli profesörü Orville’in de yardımıyla aile sırlarıyla dolu bu edebi bulmacayı çözmek zorundaydı.

Uğultulu Tepeler, Jane Eyre ve daha birçok edebi başyapıtın izinde soluk soluğa okuyacağınız bir macera… Catherine Lowell’ın usta kaleminde hayat bulan Üst Kattaki Deli Kadın, sizi gizem, aşk ve edebiyat kokan satırlarda, unutulmaz bir gezintiye çıkmaya davet ediyor.


                                                            Kozmokitap

5/04/2017

Yolculuk - Damla Selin Batu || Kitap Yorumu

Mayıs 04, 2017 2 Yorum
kozmokitap

  Kalbinle attığın adımlar sevgiyle döner sana,
   zihninle attıklarınsa yeni engebelerle. 


   Damla Selin Batu'nun ikinci kitabı Yolculuk. İlk kitabı olan İçinizdeki Kelebek 2013 yılında basıldı ve kişisel gelişim tarzında idi. Mart 2017 de basılan Yolculuk da kişisel gelişim tarzı bir kitap.

   Kişisel gelişim tarzı kitaplara karşı antipatiniz varsa bile bu kitabı seveceğinizi düşünüyorum. Kitap standart kişisel gelişim kitapları gibi değil. Öncelikle Damla Selin Batu'nun kalemi çok iyi. Hayal gücüne de hayran kalmadım dersem yalan olur.

   Kitap bana göre iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm kısa hikayelerden oluşuyor. İkinci bölüm de kişisel gelişim adımlarından.

kozmokitap

   Kısa hikayeler içeren bölümde kendi içerisinde bölümlere ayrılsa da kendi içerisinde bir bütünlüğe sahip. Trenin yemekli vagonunda oturan ilginç adan insanları kendisine çeken bir mıknastıs gibidir. Farklı sorunları olan insanlar onun masasına oturur ve sorunlarını anlatırlarken bir taraftan da sorunlarının çözümünü bulurlar. İlginç adan bir ayna görevi görür onlara karşı. Kendi gerçeklerinin aynadan yansımasını görünce daha net düşünürler ve sonunda doğru yolu bulurlar. Bu hikayeleri keyifle okurken aynı zamanda düşünmeye de sevk ediyor yazar. Bazen öyle basit sorunları büyütüyoruz ki!! Ya da sorunumuzun kaynağı gözümüzün önündeyken fark edemiyoruz....


   Kitabın ikinci bölümünde ise kişisel gelişim ile ilgili ipuçları veriliyor ve bu ipuçlarının arkasından yazar kendimizi daha iyi tanımamın için bir tür çalışma yapıyor. Burada sorular soruyor ve sopruların altında bırakılan  boş bölümleri doldurmamızı istiyor. Bu bölümdeki egzersizler ile kendimizi ve çevremizi daha iyi anlayabileceğimiz içsel bir yolculuğa çıkıyoruz.

 "Biraz gergin görünüyorsun sanki," dedi İlginç Adam.
"Olabilir , biraz düşünceliyim , " dedi Genç Garson.
" Dikkat et genç adam, düşüncelerin hayatının önüne geçmesin. Anın , düşüncelerinin hapishanesine kilitlenmesin. " 

   Damla Selin Batu'ya  beni kitabı ile tanıştırdığı için teşekkür ederim. Çok keyifli bir yolculuk oldu benim için. Kitabın içindeki hikayeleri tüketmemeye gayret ederek yavaş yavaş okudum. İçindeki mesajları okuyabilmek için dinlene dinlene okudum desem yeridir. Bu benim için biraz zor oldu çünkü kitabı elime aldığım zaman hunharca bitesiye kadar elimden bırakmam :))) Fakat hikayeleri ve ilginç adamı çok sevdiğim için tane tane okudum hikayeleri. Kişisel gelişim kitaplarını okuyamıyorum , sıkılıyorum diyenlerdenseniz bu kitap tam size göre.... 




Kozmokitap

Kitabın Adı :Yolculuk
Yazar :Damla Selin Batu
Yayınevi :Altın Bilek Yayınları
Sayfa Sayısı :184


  Hayat, uzun bir yolculuktur. Uzun, arka arkaya sıralanmış vagonlardan oluşan bir tren gibi. Yaşadıklarımız da, trenin vagonları gibi, yaşamımızı evrelere, dönemeçlere, farklı tanıklıklara ayırır. Zaman geçtikçe, yolculuğumuz ilerledikçe, yaşamdaki duruşumuz, hayata bakışımız da değişir. Bazen buğulu bir pencereden bakıyormuş gibi oluruz; bazen berrak bir gece göğünde yıldızları izliyormuşuz gibi…
  Zaman geçer, vagonlar değişirken, biz de içimizde büyüklü küçüklü ukdeler, sevinçler ve keşkeler biriktiririz. Her an kendimizi başka biri gibi hissetmeye adayızdır; her an kendimizden başka birine dönüşmeye de öyle…
  Yolculuk, verdiğimiz kararları, yaşama karşı tutumumuzu sorgulayan, bizi olumlamaya, yaşama karşı güçlü kılmaya yönelik feyz alınacak yaşanmışlıklardan örülü bir ağ; bizler de her vagonda yeni bir farkındalık yaşayacak yolcularıyız trenin…
   Unutmayın, herkesin yolculuğu kendisi için özeldir ama yaşam karşısında neler yapabileceğimiz, sınırlarımızı ve gücümüzü nasıl değerlendirebileceğimiz, kararlarımızı nasıl aldığımızla ilgilidir…
   Yolculuk, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman keyif verici ama çokça öğretici, olumlayıcı öyküleriyle sizi yolcusu olmaya davet ediyor…


                                                            Kozmokitap

5/03/2017

3 .Yaşama Açılan Penceredir Kitap Buluşması ve İzlenimlerim

Mayıs 03, 2017 9 Yorum
kozmokitap


   Merhaba, bugün sizlere kitap yorumu dışında bir yazı ile geliyorum. Bu bir kitap yorumu yazısı olmaya bilir fakat kitap aşkı ile bir araya gelmiş insanları içermektedir. 3. Yaşama Açılan Penceredir Kitap Ankara buluşması için ben de davet edildim. Bu daveti aldığım günden toplantı yapılıncaya kadar heyecanı en üst notalarda hissettim. İlk defa böyle bir toplantıya katılacaktım . Kitap sevgisi ile bir araya gelecek kimseler ile buluşmak ayrı bir heyecan yaratırken bir de yazar Tolga Aydoğan'ın katılacağını duyunca ne hale geldiğimi siz düşünün artık!...

   Ben Ankara'da değil Eskişehir'de oturuyorum. Ankara'ya daha önce gitmiştim fakat bu gitmelerimde eşim araba kullanmış , ben etrafı seyredip gezinin tadını çıkarmıştım. İlk defa hızlı tren ile Ankara'ya gidecektim ve toplu taşıması hakkında bilgim yoktu. Neyse ki navigasyon var... Etkinliğe kızım ile beraber katıldım ben , kızım da tam bir kitap kurdu:))) Trenden indikten sonra Ulus ile Kızılay arası yakın görününce toplu taşıma yerine hava güzel olunca yürüyerek gitmeye karar verdik ve eğlenceli bir yolculuk oldu. PAnik yapmama gerek yokmuş.)))

kozmokitap



   Etkinlik için önce etkinlik sahibi olan Şafak ve Elmas Hanımlar ile tanıştım. İnstagramda konuşup yorum yapıyoruz birbirimize fakat yakından birebir tanışmak apayrı bir mutluluk. Etkinlik için gelen blogger arkadaşlar Bir Tutan Çilek  Yasemin ,  Uğur Böceğinin Kitaplığı Seda , Little Butterfly Sena , Kızıl Gezegen'in Kitapları Gizem  ile tanışmak ve sohbet etmek çok büyük bir keyifti. İlk başta kimseyi fazla tanımadığım için sohbet nasıl ilerleyecek, herkes suspus oturur mu diye endişelenirken sohbet başlayınca ve konu da kitaplar olunca çok zevkli dakikalar geçirdim. Bürün arkadaşlara teşekkür ederim. Hepsi ile tanışmak büyük mutluluktu benim için.

Kozmokitap

  Sohbetimiz yazar Tolga Aydoğan'ın katılımı ile daha da güzelleşti. Yazarın kalemi ile ilk defa tanışacağım ve ilk izlenimim dolayısı ile çok seveceğimi düşünüyorum. Kendisi ile kitaplar hakkında , kitapları hakkında ve okuyucular hakkında güzel bir sohbet gerçekleştirdik ve kitaplarımızı imzalattık. Tolga Bey'in gelmesi ile sevgili Dilek'in Güncesi Dilek de bize katıldı ve kendisi ile de tanışmış olduk.

kozmokitap


Yayınevleri de toplantımıza gönderdikleri kitaplar ile katıldılar. Sıra ile bütün resimleri paylaşıyorum:

Kalbimde Bir Yara Bozcaada ve Son İstasyon kitabını etkinlik kapsamında gönderen Minval Yayınlarına teşekkür ederim.

kozmokitap

                             Kitaplardan birisini kendi adıma diğerini kızımın adına imzalattık.

                                kozmokitapkozmokitap

Bize katıldığı ve keyifli sohbeti için Tolga Aydoğan'a teşekkür ederim. Fotoğraftaki kızımdır:))

kozmokitap


Seksi Numara ile bizi buluşturan Bir Tutan Çilek  Yasemin veDenizaltı Yayınlarına teşekkür ederim.

                                                  kozmokitap

Yüreğinle Yaşa kitabı için Yediveren Yayınlarına çok teşekkür ederim. 


kozmokitap

Heves kitabı için Mortena Yayınlarına çok teşekkür ederim. 


kozmokitap

Hangimiz Sevmedik kitabı için AZ Yayınlarına çok teşekkür ederim. 

kozmokitap

Kadın Bedeni ve İstismarı kitabı için Opsiyon Yayınlarına çok teşekkür ederim. 

kozmokitap

Zirvede , Göz Seğirmesi kitapları ve Çevrimdışı İstanbul dergisi için Yitik Ülke Yayınları ve Sayın Kadir Aydemir'e çok teşekkür ederim. 

kozmokitap

İş Hayatında Zihin Oyunları kitabı için Sola Yayınlarına çok teşekkür ederim. 


kozmokitap

O 'sen' sin...  kitabı için Özdemir Gürcan'a çok teşekkür ederim. 


kozmokitap

Erkekler Başka Sever kitabı için Mola Yayınlarına teşekkür ederim. Bu kitabı ben okumuştum ve harikaydı. Kitap çok sevdiğim birisine hediye olacak:)) - Kitap yorumumu okumak için tık tık..

kozmokitap

Bir Ölünün Düşleri ve İmkansız Aşk Serüveni ise sevgili Elmas'ın bana ve kızıma hediyesi. Çooook teşekkür ederim:)))
kozmokitap


Harika ve hatırlamaktan çok keyif aldığım bir gün oldu. Tek üzüntün tren saatim dolayısı ile erken ayrılmak zorunda kalmaktı. Kitap dostları ile bir arada olmak ve sohbetin dibine vurmak çok keyifliydi. Umarım buluşma tekrarlanır ve tüm arkadaşları tekrar görürüm. Bizi etkinlik dolayısı ile bir araya getiren Yaşama Açılan Penceredir Kitap'a Elmas ve Şafak Hanıma tekrar teşekkür ederim. Yeni etkinliklerde görüşmek üzere......



                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.