2/24/2020

Aşık Şeytan - Jacques Cazotte

Şubat 24, 2020 3 Yorum
Aşık Şeytan

 Jose Luis Borges'in hazırladığı Babil Kitaplığı serisinin dördüncü kitabı Aşık Şeytan . Bu seri sayesinden bir kez daha yeni bir yazarla tanışmış oldum : Jacques Cazotte,  Kitap da sadece ismi sayesinde bile meraktan okutturacak cinsten .

1700' lü yıllarda yazılan kitabı yazar  Lesage'ın Le Diable boiteux'nün ( Topal Şeytan ) antitezi olarak yazmıştır . Aşık Şeytanı yazdıktan sonra "kahin " olarak kazandığı şöhret, ona kendi ölümünün ve terörün haberini aldığı yakıştırmasında bulunulmasına sebep olmuştur. Yetmiş yaşını dolduran Cazotte'nin hayatı idam cezasıyla  son bulur .

Yirmi beş yaşındaki yüzbaşı Alvaro arkadaşları ile inatlaşma sonucunda ruh çağırır . Arkadaşları özellikle Beelzebub'u çağırmasını söylerler o da çağırır .

 Gelen yaratıktan  başta korksa da hemen kendisini toparlayıp korkusunu yener ve onu kontrolü altına alır . Gelen yaratık güzel bir kadın kılığına bürünmüştür  .

 Alvaro bu yaratığı en kısa zamanda göndermek istese de yapamaz . Güzel bir kadının cilvesi ve gözyaşları onu engeller .  Alvora bu yaratıktan korkup çekinmekte aynı zamanda da çok etkilenmektedir. Gelen kişi ise Alvaro'ya aşık olduğunu  , ona ve korumasına muhtaç olduğunu söylemektedir .



 Alvaro nasıl bir karara varır ? O mu şeytanı kontrol eder yoksa şeytan onu kandırır mı ?? Kitapta okuyarak öğreniyoruz . İnce bir kitap olduğu için çok çabuk bitiyor zaten . Kitabı yazıldığı yüzyıl çerçevesinde değerlendirdiğinde oldukça başarılı ve eğlenceli buldum .





Aşık Şeytan Kitabından  Alıntılar :

" Siz sahtekarların en maharetlisi , en kurnazısınız. Aşktan bahsediyorsunuz , aşkın imgesine bürünüyorsunuz , aşkı zehirliyorsunuz ."

" Dünyada tesadüf diye bir şey yoktur . Dünyada her şey daima ancak rakam bilimiyle anlaşılabilecek zorunlu kombinasyon dizilerinden oluşmuştur ve oluşacaktır ."

" Fakat insan hayatı rüya değil de nedir ? Ben başkalarından daha olağanüstü bir rüya görüyorum , hepsi bu ."

" ... insanlardaki kibir başka hazların peşinde koşmadan edemiyor."

"Düşman , sadık bir şekilde ve doğru tercihlerle doğayı taklit ediyor , hoşa giden yeteneklere başvuruyor , zekice eğlenceler düzenliyor , tutkuları son derece çekici bir dille konuşturuyor. Hatta belli bir noktaya kadar erdemi bile taklit ediyor."


Aşık Şeytan - Jacques Cazotte Kitabın Adı :Aşık Şeytan
Yazar :Jacques Cazotte
Hazırlayan : Jorge Luis Borges
Yayınevi : Kırmızı Kedi Yayınevi
Orjinal adı :Le Diable amoureux
Çevirmen :Berna Günen
Sayfa Sayısı :124


"Atalarımızın ruhları arasında yaşıyoruz; gözle görülmez dünya etrafımızı sarmakta... Düşüncelerimizde yaşayan dostlarımız durmaksızın ve teklifsizce bizlere yaklaşmakta... İyiyi ve kötüyü, iyileri ve kötüleri görebiliyorum, ancak insanlarla ilgili öyle bir kargaşa var ki, onlara baktığımda, ilk andan itibaren kimin gerçekten iyi ya da kötü olduğunun ayırdına varmayı her zaman başaramıyorum... Bu sabah bizleri Kutsal Ruh'un bakışları altında toplayan dua sırasında salon tüm zaman ve tüm ülkelere ait canlı ve ölü bedenlerle o denli doluydu ki, yaşamla ölümü ayırt edemedim; garip bir kargaşa ama aynı zamanda harika bir gösteriydi."
-Jorge Luis Borges-






Jacques Cazotte Kimdir ?

Jacques Cazotte
1719 yılında Bourgogne’lu burjuva bir ailenin çocuğu olarak Dijon’da doğdu. Burada Cizvit eğitimini tamamladıktan sonra Paris’e yerleşti ve ilk eserlerini yazmaya başladı. Bir süre Karayipler’deki bir Fransız sömürgesinde kralın hizmetinde bulunsa da 1763’ten itibaren kendisini edebiyata adadı. 1772’de Fransız fantastik yazınının öncülerinden biri olarak tanınmasını sağlayan Âşık Şeytan’ı kaleme aldı. Yaşamının sonlarında Hıristiyanlığın ezoterik bir yorumunu yapan mistik Martinizm akımına yakınlaştı. Fransız Devrimi karşıtı görüşleri nedeniyle 1792’de tutuklandı ve giyotinle idam edildi.





                                                     

2/23/2020

Ne İzledim? #1

Şubat 23, 2020 2 Yorum

  Merhaba , bu oldukça uzun bir yazı olacak baştan belirteyim. Ne zamandır izlediğim filmleri yamak istiyordum fakat hayat koşturmacası hep bana engel oldu . Ben de ayrı ayrı yazmaktansa bir yazıda hepsini yazmaya karar verdim . Umarım sıkılmadan okursunuz .

I'll  Follow You Down ( Peşini Bırakmayacağım ) 

 
I'll  Follow You Down Zaman yolculuğu gibi bilim kurgu ve fantastik filmler ve kitaplar her zaman ilgimi çekmiştir. Bu filmi de eşim ve kızım seyretmiş bana anlatmışlardı tam senlik diye . Zaman yolculuğu konusunu sevmeyen eşim bile filmden etkilenmiş. Ben de ergenlerin okulu açılıp evde yalnız kalınca aklıma geldi ve filmi seyrettim. Filmin başrol oyuncularından birisi X-Files serisinde Dana Scully'i canlandıran Gillian Anderson . 2014 Amerika yapımı olan film drama , gizem ve bilim kurgu türünde. 1 saat 33 dakika sürüyor film. Seyrederken hiç sıkılmayıp ilgiyle seyrettiğimi söyleyebilirim. Hatta sonunda gözümden birkaç damla yaş da kaçmış olabilir .

Filmin konusundan kısaca bahsedersem ; bir iş gezisine giden bilim insanı birden ortadan kaybolur . Geride kalan eşi ve oğlu ona ne olduğunu öğrenemezler ve bu belirsizlik hayatlarında onarılamaz izler bırakır . 12 yıl sonra ne olduğunu öğrenmek için belki de bir yol olduğunu öğrenir oğlu.

  Sürükleyici ve güzel bir filmdi .

1917 

1917 Adını çokça duyduğum bol ödüllü bir film 1917 . BAFTA ( Britanya Film ve Televizyon Sanatları Akademisi )  Ödüllerinden en iyi film ve en iyi Britanya filmi ödülü , 77. Altın Küre Ödüllerinden en iyi film ödülü 1917 filmine verilmiştir .  Yönetmen Sam Mendes de en iyi yönetmen ödülü almıştır  . Ödüllü filmlerin çoğunu sevmem açıkçası . Fakat bu film aldığı ödülleri sonuna kadar hak etmiş diyorum. Tarihi ve dram türünde olan film 1 saat 59 dakika sürüyor.

Birinci Dünya Savaşı sırasında iki Britanya askeri çok önemli bir mesajı iletmekle görevlendirilirler. Bu mesaj zamanında iletilirse 1600 askerin hayatı kurtulacak yoksa bir tuzağa düşeceklerdir. Bu iki askerin yapacağı yolculukta izleyici olarak bizde eşlik ediyoruz.

Çok fazla savaş , ateş ve vahşi sahneler olmadan duygusal ve savaşın kötü taraflarını yansıtan ailece izlenebilecek bir film yapmışlar. Benden tam puan aldı .


Joker

Joker Joker' i ve Batman'ı pek sevmem aslında . Fakat bol ödüllü bir film olduğunu öğrenince ailece film gecesi yapıp seyredelim dedik . Todd Phillips 'in yönettiği film drama türünde ve 2 saat 2 dakika sürüyor . Başrollerde ise Joaquin Phoenix, Robert De Niro var.

 Filmde Batman'den hatırladığımız Joker'in nasıl joker haline geldiğini anlatıyor film. Annesi ile birlikte yaşayan başarısız ve psikolojik sorunları olan Arthur'un hayatı anlatılıyor . Nasıl çaresiz olduğu , çevresindekiler ve özellikle annesi ve geçmişinin ortaya çıkması Arthur'da patlama yaratıyor ....

  Oyunculuk olarak muhteşem bir film olduğunu söylemeliyim . Arthur karakterini oynayan oyuncu rolünün tam hakkını vermiş . Fiziksel görüntü ve mimikler , hareketler gerçekten muhteşemdi.





Karlar Ülkesi 2 ( Frozen 2 )

Karlar Ülkesi 2 ( Frozen 2 ) Animasyon türünde olan film 1 saat 44 dakika sürüyor . Karlar Ülkesi 1 i de seyretmiş ve çok sevmiştim . Animasyon filmleri ailece çok seviyoruz. Bu filmi de yine çok sevdim.

İlk filmin üzerinden zaman geçmiş ve herkes mutludur . Sadece Elsa'nın kafasında bazı sorular vardır . Neden onun güçleri vardır ? Bu sorunun cevabını bulmak için bir yolculuk yapmaya karar verir ve bu yolculuk tek başına olmalıdır .

Yine bol hareketli ve dostluk ve yardımlaşmanın önemi vurgulayan güzel bir filmdi.









Malefiz : Kötülüğün Gücü 

Malefiz : Kötülüğün Gücü
Başrolünü Angelina Jolie'nin oynadığı Malefiz : Kötülüğün Gücü fantastik macera türünde ve 1 saat 59 dakika sürüyor .

 Malefiz filminin devamıdır film . Malefiz ve Aurora mutlu bir şekilde yaşamlarına devam etmektedirler . İnsanlar ve periler  görünüşte birbirlerine alışmışlardır . Aurora aşık olmuş ve evlenmeye karar vermiştir . Ulstead krallığı ve Moors , iki komşu düğün için hazırlıklara başlar. Ancak işler düşünüldüğü gibi gitmez. Malefiz ve Aurora 'yı zorlu günler beklemektedir .

 Görüntüler ve oyunculuk bakımından harika bir filmdi. Filmin ortalarında Aurora'nın Malefiz'e olan tavrı beni sinir etti. En çok eleştirdiğin konu o oldu . Ne olduğunu söylemiyorum izleyip görün :D





Togo

Togo
Aile- macera türünde olan filmin başrolünde Yeşil Cinden hatırlayacağımız Williem Dafoe var.Togo, kasabayı etkisi altına alan salgının tedavi edilmesi için zorlu bir yolculuğa çıkan bir adam ve köpeğin hikayesini konu ediyor. Ölümcül bir salgın Alaska’nın Nome kasabasını etkisi altına almıştır. Tek tedavi imkanı 600 mil ötedeki kasabadadır. Kasabada bulunan antitoksin serumun getirilmesi gerekir ancak bu pek de kolay bir iş değildir. Kasaba halkı, serumun getirilebilmesi için köpek eğitmeni olan Leonhard Seppala’dan yardım ister. Yardım etmeyi kabul eden Leonhard Seppala, cılız görünümlü, yaşlı bir Sibirya kurdu olan Togo ile birlikte yola koyulur. Togo'yu yavru olduğu dönemden beri tanıyan Seppala'nın eşi Constance, Togo’nun her koşulda cesaret ve sadakat göstereceğinden emindir. Serumun bulunduğu kasabaya adım adım yaklaşan Seppala ve Togo, yolculuk sırasına korkunç bir fırtınayla karşı karşıya kalır. -70 dereceye varan soğukta Togo ve Seppala büyük bir yaşam mücadelesi verecektir.

  Film gerçeklere dayandığı için beni çok etkiledi. Özellikle Togo ... Bayıldım bu köpeğe . Filmden sonra hemen eşime bahçeye bir köpek alalım ama Togo gibi olsun dedim... Olumsuz hava koşulları ve orada yaşayan insanlar . Bazen düşünüyorum da öyle bir ortamda yaşamak istemezdim . Ben kesinlikle sıcak hava insanıyım . Ama zorunluluklar gerektirirse ne yaparım bilemiyorum .

Seni Hala Görüyorum ( I Still See You )

Seni Hala Görüyorum ( I Still See You ) Mistik , gerilim türünde olan film 59 dakika sürüyor. Daniel Waters'ın " Break My Heart 1000 Times " adlı romandan uyarlanan filmin başrollerinde Bella Thorne ve Richard Harmon var. Bir patlama olmuş ve bu patlamadan sonra ölenler kısa süreli döngüler halinde görünür olmuşlardır . İnsanlar bu döngülerle yaşamaya alışmışlardır . Onlar yokmuş gibi davranırlar. Olaydan 10 yıl sonra olanları izliyoruz filmde . Roni arkadaşı ile birlikte bu döngüleri araştırırken bambaşka bir olayın merkezinde kalırlar .

 Gerilim dolu farklı bir filmdi. Filmin başından beri söylediklerim hep gerçekleşti . Yine kötü adamı ilk dakikadan buldum . Kötü adamı bulsam da olay örgüsünü seyretmekten keyif aldım .

                           







                                                     

2/22/2020

Hayalperestler ve Günahkarlar - Matthias Göritz

Şubat 22, 2020 2 Yorum
Hayalperestler ve Günahkarlar

  Matthias Göritz'in Robert-Gernhardt Ödülü’nü alan romanı Hayalperestler ve Günahkarlar farklı bir kitap.  Nasıl farklı derseniz roman röportaj ekseninde ilerleyerek sinema dünyasını gözler önüne seriyor. 

Ünlü prodüktör Erlenberg' in Tarantino’ya tokat attığı konuşulmaktadır. Bu olayın perde arkası bilinmemektedir . Bu olayı öğrenmek için bir gazeteci Erlenberg ile röportaj yapacaktır.  

  Röportajda gidişatı belirleyen gazeteci değil Erlenberg olur.  Sinema sektörü , yaşadıklarını , hissettikleri ve özellikle de yeni filminden söz eder.  Başrolde Nicole Kidman vardır... 

  Kitap boyunca gazeteci ve Erlenberg ara ara röportaj yaparlar   . Bu diyaloglarda daha doğrusu Erlenberg'in anlatımları ile film vizyona girmeden neler yapıldığı, izleyicinin dikkatini çekmek için yapılanlar , sinemanın tarihi , siyaset , soykırım gibi farklı konuları okuyoruz.  Gazeteci de bir türlü istediğini tam olarak alamıyor . Peki kitap sonuna kadar alamıyor mu derseniz okuyup görün derim; ) 

  Yavaş olarak okunan kitap farklı konu ve anlatım tarzı ile dikkatimi çekti . İlgiyle okudum kitabı. 





Hayalperestler ve Günahkarlar -  Matthias Göritz
Kitabın Adı :Hayalperestler ve Günahkarlar
Yazar :Matthias Göritz
Yayınevi :Yitik Ülke Yayınları
Orjinal adı :Träumer und Sünder
Çevirmen :Yasemin Yelbay Yılmaz
Sayfa Sayısı :224


Matthias Göritz’in Robert-Gernhardt Ödülü’ne layık görülen romanı Hayalperestler ve Günahkârlar

Türkçede… Sürükleyici sinema romanı Hayalperestler ve Günahkârlar bir film için perde arkasında yaşananları heyecanla önümüze seriyor.

Genç bir gazeteci, Alman sinemasının önemli figürlerinden biriyle bir röportaj yapma şansı yakalar, bu kişi, artık yaşlanmakta olan ve sektörün renkli simalarından biri olan bir yapımcıdır. Yapımcı, büyük bir hastalık ile mücadele etmektedir, bütün fikirlerini ve mal varlığını İkinci Dünya Savaşı’nın nasıl asılsız bir hikâyeye dayandırılarak çıkarıldığını anlatan “Gleiwitz“ adlı filme yatırmıştır. Ridley Scott’un rejisör koltuğunda olduğu bu filmde başrolü Nicole Kidman oynayacaktır. Proje çeşitli engelleri aşmaya çalışır ve basın film hakkında ön bilgi elde edebilmek için baskıyı gittikçe artırırken yaşlı adam genç röportajcı ile bir kedi-fare oyunu oynamakta, genç adam ise bu işten kendi çıkarlarına uygun bir sonuç elde etmeyi ummaktadır. Gerçekten Tarantino’ya tokat atmış mıdır? Ancak yapımcının hayatındaki sırlar zamanla bir bir ortaya çıkarken yaşlı adamla röportajcı arasında daha sonra bambaşka bir yöne evrilecek bir yakınlık da doğmaya başlar. Bu sürükleyici ve canlı diyalog romanında Matthias Göritz alışılmadık bir baba-oğul hikâyesi etrafında sinema endüstrisinde sanatın, izleyici kitlelerinin ve gerçeğin yerini heyecanlı bir üslupla sorguluyor.




Matthias Göritz Kimdir?

1969 yılında Hamburg’da doğdu. Felsefe ve edebiyat bilimleri eğitimini tamamladıktan sonra uzun süre Moskova, Paris, Şikago ve New York’ta yaşadı. 2001 yılında ilk şiir kitabı Loops yayımlandı. İlk romanı Der kurze Traum des Jakob Voss‘la (2005) Hamburg Edebiyat Ödülü, Bayern Radyosu Jüri Ödülü ve Mara Cassens Ödülü’ne layık görüldü. 2006 yılında ikinci şiir kitabı Pools yayımlandı. Göritz bu şiirlerle Aşağı Saksonya İkinci Kitap Ödülü’ne layık görüldü. Yazar 2008’de Varşova Haiku Yarışması’nı kazandı. 2011 yılında Robert Gernhardt Ödülü’ne layık görüldü. 2013 yılında Hayalperestler ve Günahkarlar adlı romanı yayımlandı. 2014’te ise William Gass Ödülü’ne sahip olan ilk kişi oldu. Matthias Göritz ABD St. Louis Washington Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir. Shangai Blues adlı romanı Vanja Vukovic’in 20 fotoğrafı eşliğinde 2015 yılında yayımlandı. Son romanı Parker ise 2018’de C.H. Beck tarafından yayımlandı. 2016 yılında Tarabya Kültür Akademisi’nin konuk yazarı olan Matthias Göritz 2017 yılında iki ay süreyle yeniden rezidans yazarı olarak İstanbul’da bulundu. Bu süre zarfında Aşk benim dilsizliğim adlı şiir seçkisi, ayrıca 2016 yılında Hayalperestler ve Günahkahlar adlı romanı (Mayıs 2018) Yitik Ülke Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı.




                                                     

2/21/2020

Kavimlerin Kayıp Tarihi - Tamer Sağcan

Şubat 21, 2020 4 Yorum
Kavimlerin Kayıp Tarihi


Tüyap kitap fuarında denk geldiğim kitabı kızıma imzalı olarak aldım . Her ne kadar kızıma alsam da kitabı ilk okuyan ben oldum. Yaz tatilinde onun da severek okuyacağını tahmin ediyorum.

Tamer Sağcan arka kapakta da belirtildiği gibi  Kara Kütüphane internet blogunda yazdığı yazıları tekrar ele alarak kitaba dönüştürmüş. Yazar Türk ilk tarihini araştırmış , bu konuda kapsamlı kitaplar , makaleler okumuş. Bu bilgilerini de kitapta bizlerle paylaşıyor.

Okuduğu kitapları yayınevi , basım yılı , yazar bilgileri ile paylaşırken içeriğine kısaca değiniyor yazar . Bu kitaplarda beğendiği yerleri belirttiği gibi yazarın fikrine katılmadığı yerleri de nedenleri ve kaynakları ile birlikte belirtiyor.

 Her kesimin anlayacağı bir dille yazılan kitap bu konulara ilgi duyanlar dışında tarihi merak edenler ve nereden başlayacağını bilemeyenler için de harika bir kaynak niteliğinde . Ben kitabı yaklaşık iki aylık bir dönemde not ala ala okudum . Yazarın tavsiye ettiği bazı kaynak kitapların da ismini not aldım ve onları da bir ara bulup okumayı düşünüyorum.






Kavimlerin Kayıp Tarihi
Kitabın Adı :Kavimlerin Kayıp Tarihi
Yazar :Tamer Sağcan
Yayınevi :Tün
Sayfa Sayısı :396


“Kavimlerin Kayıp Tarihi”, yazarının “Kara Kütüphane” adını verdiği bir internet bloğunda yayınlanmış, üç senelik geçmişi olan bir yazı dizisinin akademik makalelerle birlikte incelenmiş, eklemeler yapılmış, yenilenmiş ve düzeltilerek makale niteliği kazanmış son hâlidir. Okuyucuya kitap içeriğinde vaat edilen şey, “tarihi irdeleyen kitapları irdelemek” ve bu doğrultuda kuvvetli tezlere dayanan bir varsayımlar tarihi oluşturmaktır.

Kavimlerin Kayıp Tarihi, bir tarih kitabı olmadığı gibi, akademik referanslar içerse de, akademik bir metin de değildir. Kitabın temel amacı İlk Çağ uygarlıklarına verilerden yola çıkarak yapılmış beyin fırtınalarının sonucunu aktarmaktan ibarettir.

İlk Çağ tarihi konusunda sâdece akademinin sunduğu delillere itibar ederek muğlak birkaç cümle aktarmak veya bilimsellik yelpazesinin arkasına sığınarak Türk tarihi ve kültürünün muhtemel köklerini yok saymak yerine kuvvetli delillere dayanan bir varsayımlar tarihi oluşturan yazar, peşine düştüğü aşağıdaki sorunun cevabını okuruyla birlikte aramaktadır:

“Dravidler, Sümerliler-Kengerliler, Hattiler, Hurriler, Subarlar, Traklar, Turlar, Pelasglar, Troyalılar, Aslar, Etrüskler, Urartular, Frigler, Kimmerler, İskit/Oğuzlar, Hunlar” ve adını sayabileceğimiz daha pek çok kayıp tarihe sahip kavim ve kabileler Türk müdür?





Tamer Sağcan Kimdir?

1983 Nevşehir doğumlu olan Tamer Sağcan , Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Avukat olarak başladığı kariyerine uluslararası alanda pek çok farklı sektörde hizmet üreten bir holdingin Hukuk Müşaviri olarak devam eden Sağcan, evli ve iki çocuk babasıdır.   Yurt çapında yayınlanan dergi ve internet sitelerinde tarih , hukuk , sinema ve fikri konularda yazılar yayımlayan Sağcan , uzun süredir Ayarsız dergisinde , Kara Kütüphane köşesini kaleme almakta ayrıca Bilimdili.com adlı internet sitesinde , İlk Çağ uygarlıkları ve dönemin hukuk sistemleri hakkında makaleler yayımlamaktadır.



                                                     

2/20/2020

Ne İzledim : Kirpi Sonic (Sonic The Hedgehog )

Şubat 20, 2020 4 Yorum
Kirpi Sonic

14 Şubat 2020 'de gösterime giren film 1 saat 39 dakika sürüyor . Başrolde Sonic ve Jim Carrey var .

 Bu filmi uzun süredir bekliyorduk . Kızım yurttan eve gelince ayın 15'inde hemen sinemaya koştuk seyretmek için.

Kirpi Sonic  (Sonic The Hedgehog )


 Öncelikle bizim Sonic sevgimizden bahsetmek istiyorum . Eşimle yeni evlendiğimiz zaman Sega 'nın oyun konsolundan almıştık . O zamanlar teknolojik aletler bu kadar gelişmiş ya da çok değildi. Ben oyunların arasından Sonic'i seçmiştim. Bana çok sempatik gelmişti. Hala da çok severim. Eşim kendisine başka bir oyun aldı tabii ki!! Bendeki Sonic sevgisi kızıma geçti . Konsolda Sonic oynarken bilgisayardaki Sonic oyunlarına geçti . Sonra da Playstation'a. Sonicli giysiler , figürler hatta kozmetik mağazasından  resmi olan cilt maskeleri ... Ben Sonic'i severdim ama kızım fanatik oldu . Bu arada Sonic çizgi filmlerini de unutmayalım ...

Kirpi Sonic  (Sonic The Hedgehog )


 İlk film haberini duyunca çok sevinmişti kızım . Fakat internette Sonic animasyon resmini görünce hayal kırıklığına uğradık . O kadar kötü yapmışlardı ki sevimliliğinden eser yoktu. Tün dünyadan Sonic hayranlarından gelen tepkiler ile karakteri değiştirdiler. Şimdi filmde gördüğümüz Sonic haline geldi ki bu çok daha sevimli oldu . (Yukarıdaki resimde ilk ve son halini görebilirsiniz. )

Kirpi Sonic  (Sonic The Hedgehog )


 Konusuna gelirsem gezegeninde sahip olduğu güçler nedeniyle hayatı tehlikede olan Sonic özel güçleri olan yüzük sayesinde dünyaya gelir. Burada bir kasabanın dışına yerleşen Sonic insanlara görünmeden yaşamaya başlar . Yalnızlık onu çok üzmektedir. Bir akşam üzüntüsünden koşarken bir patlamaya neden olur ve bu patlama da hükümetin dikkatini çeker . Nedenini araştırmak için ordu işe el koyar . Fakat ordunun bir şey yapamayınca Robotnik göreve gelir. Bu çatlak adam Jim Carrey'dir.


  Güzel ve eğlenceli bir filmdi . Sonic'i beyazperdede görmek çok güzeldi. Jim Carrey de zaten muhteşem bir oyunculuk sergiliyor . Fakat Robotnik " Eggman " tombik birisiydi. Jim Carrey çok zayıf kaldı bu yönden :D Yine de bayıldım filme ....



Filmden birkaç kare : 

Kirpi Sonic  (Sonic The Hedgehog )

Kirpi Sonic  (Sonic The Hedgehog )

Kirpi Sonic  (Sonic The Hedgehog )

Kirpi Sonic  (Sonic The Hedgehog )








                                                     

Acı Kahve - Agatha Christie

Şubat 20, 2020 2 Yorum
Acı Kahve - Agatha Christie


"Gerçekler korkunç değildir; sadece ilginç yanları vardır."   

Agatha Christie'nin okuduğum ikinci kitabı Acı Kahve . Yazarın elimdeki kitapları bitesiye kadar her ay bir kitabı okumayı düşünüyorum .

  İlk okuduğum kitapta yazarı pek sevmemiştim açıkçası . Yazdığı kitapları okudukça sevmeye başladım . Bu kitapla da daha çok sevdim yazar.

  Son zamanlarda kahve içmem yasak olduğu için içemediğimi her fırsatta dile getiriyorum. Her kahve gördüğümde o kokusu beni kendisine çekiyor sanki . Hal böyle olunca adı Acı Kahve olan bir kitabı neden okumak istediğimi anlayabilirsiniz. İçemezsem ben de okurum dedim :D

 Gri beyin hücreli , yumurta kafalı ünlü dedektifimiz  Poirot yine iş başında .  Bir bilim adamından bir mektup gelir Poirot'a ve onun yardımını ister. Her zamanki gibi dedektifimiz gidesiye kadar bir cinayet işlenir ve Poirot katili bulmaya çalışır .

 Bu kitapta  tabiri caiz ise katil kabak gibi belliydi . Buna rağmen ben kitabı çok sevdim . Bazen oluyor böyle ... Sevmem dediğim kitapları bile seviyorum ... Mart ayında okumamı önerdiğiniz Agatha Christie kitabı var ise yazarsanız sevinirim .





Kitabın Adı :Acı Kahve
Yazar :Agatha Christie
Yayınevi :Altın Kitaplar
Orjinal adı : Black Coffee
Çevirmen :Dilek Akari
Sayfa Sayısı :155


Ünlü bir fizikçi olan Sir Claude Avory savunma sanayi alanında çok önemli bir formül üretir. Ancak aile fertlerinin bu formülü çalacağından şüphe etmektedir. Duruma açıklık getirmesi için ünlü dedektif Hercule Poirot'yu malikânesine davet eder. Bu arada Sir Avory tüm aile fertlerini de çağırmıştır. Yemek sonrası kütüphanede bir yandan kahvesini yudumlarken bir yandan da onlarla sohbet edecektir. Çünkü formülün akrabaları tarafından çalındığını anlamıştır. Uşağına gizlice kapıyı kilitlemesini emreder, misafirlerine de ışıkların kısa bir süreliğine kapatılacağını ve formülü çalan kişinin kâğıdı sehpanın üzerine koymasını söyler. Ancak ışıklar yandığında misafirler kendilerini hiç de beklemedikleri bir manzaranın içinde bulurlar; ortada boş bir zarf ve bir ceset vardır. Poirot malikâneye ulaştığında Sir Avory'nin cansız bedeniyle karşılaşır. Şimdi her şey ünlü dedektifin keskin zekâsına, müthiş dikkatine ve eşsiz gözlemine kalmıştır... "Poirot... tıpkı sade bir kahve gibi canlandırıp ilham veriyor. Acı Kahve, Christie hikâyelerine yapılmış hoş bir katkı."

-Publishers Weekly





Agatha Cristie Kimdir ?


1890 İngiltere doğumlu olan polisiye roman, kısa öykü yazarı şair Agatha Christie küçük yaşlarında babasını kaybettiği için annesiyle beraber yalnız bir çocukluk geçirmiştir. 16 yaşlarında Paris’e şan dersleri almak için gitmiş fakat bir müddet sonra vaz geçmiştir. 1914 senesinde Kraliyet Hava Kuvvetlerinden “Archibald Christie” ile evlenip Fransa’ya yerleşmiştir. Burada disleksi bozukluğu olmasına rağmen okuma alışkanlığını bırakmamıştır ve polisiye türünde kitaplar okuyup daha iyilerini yazma arzusuyla polisiye türünde kitaplar yazmaya başlamıştır. Kariyerine 80’e yakın roman ve kısa hikaye de katan Agatha Christie, eşiyle beraber geçirdiği 14 yılın ardından 1928 senesinde boşanan Christie “Max Mallowan” ile evlenmiştir.

1920 yılında ilk polisiye romanı olan “The Mysterious Affair Style” kitabını yayımlamıştır. Meşhur Kahramanı olan Hercule Poirot bu romanında hayat bulmuştur. Bir çok eserinde bu kahramanı kullanmıştır. Günümüzde Türkçe olarak “Altın Kitaplar” yayınevi tarafından “Ölüm Sessiz Geldi” ismiyle yayımlanmaktadır.

1930 yılında bir diğer meşhur karakteri “Miss Jane Marple” olan kadın karakteri “The Murder at The Vicarage” isimli romanında hayat bulmuştur.

Romanlarında hayat bulan bu 2 karakter, televizyon dizileri ve filmlerde de canlandırılmıştır.

Agatha Christie, takma ad olarak kullandığı “Mary Westmacott” ismiyle de Aşk romanları yayımlamıştır. 1971 senesinde “Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı” nişanıyla onurlandırılan Christie, 1976 yılında hayata gözlerini yummuştur.



                                                     

2/19/2020

Necip Fazıl Kısakürek

Şubat 19, 2020 1 Yorum
Necip Fazıl Kısakürek

   Tüyap kitap fuarında Kültür ve Turizm Bakanlığının standınada uğramıştım . Kitapların neredeyse hepsinde çok güzel indirimler vardı. Bu stant her halde en fazla kitap aldığım stant olmuştur . Dört poşet kitapla ayrıldık stanttan .

  Aldığım kitaplardan birisi de Necip Fazıl Kısakürek'in anlatıldığı kitaptı . Kitap büyük boy ve kuşe kağıda basılı . Çantada her yere taşıyacağınız kitaplardan değil fakat kitaplığınızın en değerli üyelerinden olmaya aday .

  Bu yazım bir kitap yorumundan çok bir kitap tanıtımı olacaktır. Çünkü bu değerli kitabı ancak tanıtabilirim sizlere .

Necip Fazıl Kısakürek


Kitabın bölümleri: 

Hayatı ve Şahsiyeti
Şiirleri
Hikaye ve Romanları
Hatıratı
Üslubu
Yayımladığı Dergi ve Gazeteler
Tiyatro Eserleri
Sinema ve Senaryolar
Müzik ve Bestelenen Eserleri
Tanıklar - Tanıklıklar
Necip Fazıl İçin Şiirler
Belgeler - Eserler - Kaynakça

Necip Fazıl'ın hayatını onun kaleminden olduğu kadar onu tanıyanların da kaleminden aktarmış editörler  . Belge ve resimler ile bu bölüm gayet renkli ve etkileyici hale getirilmiş.

Necip Fazıl Kısakürek

    Necip Fazıl'ı Necip Fazıl yapan yaşadıklarıdır . Onun o büyük üstad haline getiren olayları ve anılarını okurken çok etkilendiğimi belirtmeliyim. Ailenin ele avuca sığmaz çok sevilen çocuğu ve torunu iken anne baba ayrılınca anne dışında kimsesi kalmayan biri olmuştur neredeyse. Bu dönemde ne kadar yalnızlık çektiğini hissedebiliyorsunuz satırlarda. Hele de kız kardeşi ile ilgili olan anısı ve pişmanlığı çok dokunaklı geldi bana .

Necip Fazıl Kısakürek


  Necip Fazıl'ın hayatını okuduktan sonra onun dizelerini daha iyi anlayabildiğimi ve duyguları daha net hissedebildiğimi düşünüyorum.

Şiirleri bölümünde ise onu ve şiirlerini farklı kalemlerin yazılarından okuyoruz. Şiirlerini  , hangi ruh halinde yazmış olabileceği ve neler anlatmaya çalıştığı , onun hangi dönemde hangi şiirlerini yazdığını öğreniyoruz bu bölümde .

Necip Fazıl Kısakürek


Her bölümde değerli kalemlerin yazılarından Necip Fazıl'ın farklı bir yönünü görüyor ve onu tanımaya uğraşıyoruz aslında . Kitap içerisinde şiirlerinin zaman içerisinde nasıl değiştiğini görürken bu değişimin sırf şiirlerinde değil onun hayatında ve düşüncelerinde de olduğunu gözlemliyoruz.

Necip Fazıl Kısakürek


Kitabın içeriğinden birkaç fotoğraf bıraktım size. Okuduğum en bilgilendirici kitaplardan bir tanesiydi. Edebiyata ilgi duyan ve Necip Fazıl'ı daha iyi tanımak isteyenler için harika bir kaynak olduğunu belirtmeliyim.

  İlk olarak 1925 yılında yayımlanmış olan Allah isimli şiiri bırakıyorum sizlere:

Böyle haykırmamı çok görme bana ,
İçime işleyen aşkındır Allah!
Çektiğim dertleri atma yabana
Dertlerim başımdan aşkındır Allah!

Boynuna asılıp kaldı bir deli ,
Adımı dolaşık gözü perdeli;
Yetmeyen gücüdür ermeyen eli,
O doğdu doğalı şaşkındır Allah!

Beni kim anlasın , kimler dinlesin,
İçimde bir çığlık gibidir sesin,
İçimde bir çırpınan sen misin nesin?
Bu gönlüm o kadar taşkındır Allah!...




Kitabın Adı :Necip Fazıl Kısakürek
Editör:Mehmet Nuri Şahin , Mehmet Çetin
Yayınevi :Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
Sayfa Sayısı :408


Yaşamıyoruz. Resimlerimiz , fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz . Mendilimiz , gömleğimiz kadar yaşamıyoruz . Bir sigara kağıdını şu masaya koy , üstüne bir taş bırak ,kapıları kapa ve git! üçyüz sene sonra gel , yerinde bulursun . Belki sararmış , belki buruşmuş , fakat yine o . Bir sigara kağıdı kadar yaşamıyoruz . Kefenimizden evvel çürüyoruz . Duyuyorum ! Kulak ver sen de duyarsın . Toprak altında milyarlarca kurdun , çıtır çıtır dut yapraklarını yiyen milyarlarca ipek böceği gibi , Milyarlarca ölüyü yediğini duyuyorum .






                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.