12/09/2015

Kozmokitap 2 yaşında... || Çekiliş sonucu

Aralık 09, 2015 9 Yorum
kozmokitap


    Merhaba arkadaşlar:)) Blogumu açalı tam iki yıl oluyor. Bu iki yıl boyunce sizlerle olmaktan , okuduklarımı paylaşmaktan çok mutlu oldum. Bu süre boyunca 299 yayın ve 244 takipçim oldu. Geriye dönüp baktığımda çok yol katettiğimi görüyorum. Başlarda yazı yazarken çekiniyordum. Nasıl yazmalıyın, beni okurlar mı, çok eleştiri alır mıyım... gibi aklımda birçok soru vardı. Fakat sizlerin destekleri ve olumlu yorumları ile ilerlemeye devam ettim. Çevremde bazı olumsuz tepkiler alsam da - işi gücü olmayanların işi bu, seni kim okur ki, aaa okuyorlar mı, - yolumda ilerlemeye devam ettim. Ve iki yilımızı doldurduk, emeklerken artık yürümeye başladım. Bu süre boyunca yanımda olduğunuz , yorumların ve geri dönüşleriniz için teşekkür ederim....

   Çekilişime gelir isek toplam 56 katılım hakkı oldu.

Kozmokitap


Çekilişimin kazananı ise Özlem Tuna . Tebrik ederim Özlem. En kısa zamanda seninle irtibat kuracağım.
Bir sonraki çekilişte görüşmek üzere:))))





                                                     

12/07/2015

Pepuk - Serhat Güven

Aralık 07, 2015 0 Yorum

Kozmokitap

    Pepuk kuşunun efsanesini daha önce duymuş muydunuz? Erzincan-Tunceli yöresine ait bu efsane oldukça acıklı. İki kardeşi anlatıyor. Annelerini küçük yaşta kaybetmiş , üvey ananın eziyetlerine maruz kalan iki kardeş. Sonları ise oldukça acıklı. Hepsini burada anlatmayayım. Merak edenler internetten araştırabilirler.
Kozmokitap

   Pepuk ile ilk kitabına imza atmış olan Serhat Güven , Pepuk Kuşu efsanesinden yola çıkmış . Kitabın çıktığını duymadan yorumlarını okudum sosyal medyadan. Anlatanlar bir efsaneden ,  duygulandıklarından, gözyaşlarını tutamadıklarından  bahsediyorlardı.  Efsaneleri, tarihin derinliklerinden gelen öyküleri çok seven biraz fazlaca sulu gözlü olan ben de bu kitabı mutlaka okumalıyım dedim. Uzun aramalarım sonucunda kitabı bulunca da bitirmem bir gün bile sürmedi.

Kozmokitap

   Yazar bir röportajında kitabı okurken limon kokularını duyacak, Egenin meltemini hissedeceksiniz diyordu. Ben kitabı okurken ne meltem ne de limon kokuları duydum. Kitapta kasvet , iletişim kopukluğu , güvensizlik buldum. Normalde dediğim gibi çok sulu göz olmama rağmen bir damla yaş süzülmedi gözümden. Kitabı okurken ipuçlarını yakaladım ve sonu tahmin ettiğim gibi çıktı.

Ege'nin şirin bir kasabasında üniversitede okuyan gençler. Ülkemizin farklı yörelerinden gelmişler , güzel dostluklar edinmişler. Yelda da sonradan ek yerleştirme ile gelen bir öğrenci. Hacer, Dilan, Damla ile Yelda aynı evi paylaşırlar. Emre deli dolu , cana yakın bir çocuktur. Eren  yakışıklı şiir ve şarkıları ile öğrencilerin gönlünde taht kurmuş bir çocuktur. Bu gençler arasında okulların açılması üzerinden fazla zaman geçmemesine rağmen çok güzel bir dostluk vardır. Yelda'nın ailesi Dİyarbakır'da bir bombalı saldırıda şehit olmuştur. Bir şehit çocuğudur Yelda. Dİlan ve Eren ise Tunceli'dendir. Dilan'ın babası siyası suçludur. Okulda bu durum öğrenciler arasında kutuplaşmaya sebep olmaktadır. Her şey bir kıvılcım ile bir anda alev alır ve ortalık karışır.

  Kitapta önyargıyı, kendini ifade edememeyi görüyoruz. İletişim eksikliği de var. Eren bildiklerini başta açık etse olaylar farklı olabilirdi. Yazarın ilk romanı olduğu için ufak tefek aksamalar olmuş. Bir de kitapta çok fazla yazım yanlışları vardı. Bu durum da okurken kopmalara sebep oldu. Kitaptaki olaylar 2007 yılında geçiyordu. O yıllar öğrencilerin bol olarak internet kullandığı ve araştırma yaptığı yıllardı. Hele ki üniversiteye sıkı çalışıp yüksek puan alan Yelda gibi bir karakterin internete girip araştırma yapmaması düşünülemez. Babasının yüzünü unuttuğunu söylüyor. Bir tek resmi bile yok. Oysa ki şehit olayında , olayın nasıl gerçekleştiği iki tık ötede. Kitap 90 lı yıllarda geçse bu konuya takılmazdım. Ancak 2007 de böyle olunca mantık hataları var diyorum kitapta.

   Sonuç olarak kitap bana uymadı. Vermek istediği duyguları hissedemedim.



Kozmokitap


Kitabın Adı : Pepuk
Yazar : Serhat Güven
Yayınevi : Gece Kitaplığı
Sayfa Sayısı :462
Türü:  Roman
Hangi kente sığınsam
Çarcıradır bütün meydanlar
Ferman verilir, mahkemeler kurulur
Sorgulanır tenim, kırılır kalem,
Hangi mevsime sığınsam,
Dökülür yaprakları akasyaların,
Neşter vurulur bahara
Kan kaybeder gelincik...
-Dündar Sansur-
(Tanıtım Bülteninden)



                                                           

                                                          Kozmokitap

12/05/2015

Av Mevsimi - Mason Cross || Carter Blake Serisi #1

Aralık 05, 2015 6 Yorum

Kozmokitap


    Av Mevsimi kitabı  ile yeni bir yazar ile tanıştım. Mason Cross. Polisiye ve gerilim kitaplarını çok severim. Bu kitap da konusu ve kapak dizaynı ile beni görür görmez cezbetti. Kitabı alırken bu kitabın bir seri olduğunu bilmiyordum. Hatta kitapta bile seri olduğu yazmıyor. ;İnternette yurt dışı sitelerde yazarı araştırırken bu kitabın bir seri olduğunu öğrendim. Serinin ikinci kitabı " The Samaritan " yurtdışında satışa sunulmuş. Serinin üçüncü kitabı Winterlong ise 2016 ilkbaharında satışa sunuluyor. Umarım serinin diğer kitapları da fazla beklemeden bizim ülkemizde de satışa sunulur.

kozmokitap


    Av Mevsimi, Carter Blake serisinin ilk kitabı olmasının yanında yazarın da ilk kitabı. Yazarın kısa suç öyküleri de dergilerde yayınlanmıştır.

    Benim hakkımda bilmeniz gereken ilk şey adımın Carter Blake olmadığıdır. 

Carter Blake , kendisinin de dediği gibi gerçek adı değil sadece kullandığı birçok isimden birisidir. Kendi tabiri ile bulunmak istemeyenleri bulan birisidir. Kendisi ile irtibata geçenlerin kimliklerini açıklamaz. Bu sefer ondan yardım isteyen ise federallerdir.

   O gözlere bakmış ve tetiği çekip çekemememin sahibinin umurunda bile olmadığını fark etmiştim. Gözlerinde, büyük beyaz köpekbalığının azmi dışında ne bir korku, ne de duygu görmüştüm .    
Kozmokitap

Calep Wardell, idama mahkum bir suçlu. Eski asker Calep öldürmüş olmak için öldüren birisi. Sebebi olmadan sıradan insanları tesadüfi olarak seçen ve onları vuran bir keskin nişancı. Onu farklı bir hapishaneye götüren nakil aracı saldırıya uğrar ve Calep kaçar. Kaçışının hemen ardından öldürme olayları geri başlar.

   Calep Wardell'i bulmak için görevlendirilen FBI ekibinden Ajan Castle ve  Ajan Banner , Blake ile birlikte çalışmak zorundadırlar. Kİm olduğunu bilmedikleri Blake'den pek hoşlanmazlar.

    Kaçan bir mahkumun ardından bir sürek avı... Onlardan bir adım önde olan ve masum vatandaşları rastgele öldüren bir katil... Hızla geçen zaman....

   Bu tarz kitapları sevdiğimi daha önce de belirtmiştim ve bu kitap da beni hayal kırıklığına uğratmadı. Altı günlük bir zaman dilimini günü gününe anlatıyor kitap. Zamanlar da bölümün başında belirtilmiş. Bu yönü ile bana TV de yayınlanan 24 dizisini hatırlattı. Bu dizide de 24 saatlik olaylar anlatılıyor,  her bölümde de bir saat. Kitap bu şekli ile daha sürükleyici olmuş.

  Kitapta bazı bölümlerde yazım yanlışları vardı. Bir sonraki kitaplar ve diğer basımlar daha dikkatli yapılır umarım.

kozmokitap



Kitabın Adı : Av Mevsimi
Yazar : Mason Cross
Yayınevi : Panama Yayıncılık
Orjinal adı : The Killing Season
Çevirmen : Merve Gözlü Otlu
Sayfa Sayısı : 446
Türü: Polisiye- gerilim

     İntikam peşinde, acımasız bir seri katil. 
    Ailesi ile kariyeri arasında kalmış bir FBI ajanı. 
    Ve asla bulaşmak istemeyeceğiniz bir adam. 
    Av başlıyor.
   "Chicago Keskin Nişancısı" adıyla ünlenmiş Wardell, ölüm cezası infaz edilmeden iki hafta önce firar ettiğinde, FBI, yakalanması imkânsız gibi görünen kişilerin psikolojisi konusunda uzmanlaşmış Carter Blake'ten yardım ister. Üstelik Wardell, Blake'e hiç de yabancı değildir. Blake, kariyeri hızla yükselen, meraklı ajan Banner ile birlikte Wardell'in izini sürmek zorundadır. Bu sırada Wardell ise tüm Amerika'ya korku salmakta, önüne geleni öldürmektedir. Ne var ki Blake ile Banner çok geçmeden davadan bertaraf edilirler. Sırf heyecan için cinayet işleyen bir adamın bir sonraki eylemini ümitsizce tahmin etmeye her çalıştıklarında, kendilerini yalanlarla ve yolsuzluklarla örülmüş bir olaylar ağının içinde bulurlar. Blake eğer Wardell'i durdurmak istiyorsa öncelikle kuralları göz ardı etmeli ve tüm ülkeyi yerinden sarsacak bir cinayet komplosunu açığa çıkarmalıdır.




                                                            kozmokitap

12/01/2015

Kasım ayında okuduklarım....

Aralık 01, 2015 2 Yorum
kozmokitap

   İyisiyle kötüsüyle bir ay daha eksildi ömrümüzden. Zaman aslında düşündüğümüzden de daha hızlı geçiyor ve biz çoğunlukla bu hıza ayak uyduramıyoruz. Geçmiş , gelecek düşüncelerimizi işgal edinde şu anı yaşamak ve hissetmek çok çok zor oluyor. Aslında hepimiz sadece şu anda yaşamıyor muyuz!... O halde yaşadığımızın farkına varıp şu anı değerlendirelim.

    Çoktandır okuduklarım başlığı ile bir yazı yazmıyordum. Bu ay bir değişiklik yapıp yazmaya karar verdim.  Kasım ayında toplam 12 kitap okudum ve bana göre verimli bir ay oldu. Yeni yazarlarla ve kitapları ile tanıştım. Aslında kitap sayısı değildir önemli olan , okuduğumuzun içeriği ve bize kattıklarıdır.
kozmokitapkozmokitap

Bu ay iki tane Linda Howard kitabı okudum. Bu yazar da bu ay yeni tanıştıklarım arasında. Yazarın anlatım tarzını ve konuyu işleyişini çok sevdim. İki kitap da tür olarak farklı olmasına rağmen ikisi de gönlümde taht kurdu. 
Kara Melek yorumum için tık tık...
Gözyaşlarımı  Sildiğim Gün yorumum için tık tık...

kozmokitap

Osman Aysu çok severek okuduğum ve kalemine hayran olduğum bir yazardır. Kitaplarını elime geçtikçe alırım ve bu kitabı da oldukça sürükleyiciydi.
Devlet Sırrı yorumum için tık tık...

kozmokitap

Ted Dekker & Tosca Lee'nin kaleme aldığı Faniler Üçlemesisinin son kitabı Hükümdar. Gerilim kitapları ile tanıdığım Ted Dekker fantastik türünde de oldukça başarılı olduğunı bu seri ile gördüm. Serileri kitapların basım süreleri arasında fazla zaman geçince kitaplara tekrardan adapte olmak zor oluyor. Aynen güzel bir filmin arasına koyulmuş uzun süreli reklam gibi. Konuyu unutuyoruz.
Hükümdar yorumum için tık tık...

kozmokitap


Selma Fındıklı da bu ay keşfettiğim bir yazar. Osmanlının son günlerinde geçen bu kitabı çok sevdim. Yazarın diğer kitaplarını da buldukça almayı düşünüyorum.
Saray Meydanı'nda Son Gece yorumum için tık tık...

kozmokitap


Lisa Gardner ile ilgili fazla konuşmaya gerek yok . Kadın bir harika , her kitabını son sürat okuyorum ve her seferinde çok beğeniyorum.
Korkuya Yer Yok yorumum için tık tık...

kozmokitap

Yüzyılın en iyi romanı arasına giren Eşekarısı Fabrikası bu ünün sonuna kadar hak ediyor. Kitabı merakla okudum ve yazarın sonu ile ilgili beni şaşırttığı nadir kitaplardan birisi oldu kendisi.
Eşekarısı Fabrikası yorumum için tık tık...

kozmokitap

Bu ay tanıştığım yazarlardan bir diğeri de Andrew Miller. 2011 Costa ödülü sahibi bu kitabı pek bana uymadı.
Saf yorumum için tık tık...

kozmokitap

Historical ve romantik kitapları okumayı sevenler kaçırmasınlar derim. Harika bir kitap.
Siyah Kadife yorumum için tık tık...


kozmokitap

Kafka ve Gezgin Bebek , gerçek bir olaydan esinlenilmiş bir kurgu. Okumanızı öneririm.
Kafka ve Gezgin Bebek yorumum için tık tık...


kozmokitap



Mason Cross'da bu ay tanıştığım yazarlardan . Carter Blake serisinin ilk kitabı olan Av Mevsimi aynı zamanda yazarın da ilk kitabı. Sürükleyici bir kitap olan Av Mevsimi yorumum yakında blogda olacak. 

kozmokitap


Bu ay yeni yazarları keşfetme ayı oldu. Bunlardan bir tanesi de Serhat Güven. Yazarın kitabı ile ilgili güzel yorumlar okuyup merek edip aldım. Bir günde bitirdim kitabı. Kitap hakkındaki düşüncelerimi yakında blogda yazıya dökeceğim. 




                                                            kozmokitap

11/30/2015

Saf - Andrew Miller

Kasım 30, 2015 2 Yorum
 
Saf - Andrew Miller

   Gördüğüm en güzel kitap kapaklarından bir tanesi Saf'ın kapağı. Kitabın arka kapağını okumadan sırf kapağı yüzünden aldığımı söylersem yalan olmaz:)) Kitabın şanssızlığı okumaya başladığım zaman hastalanmam oldu. Sinüzit + gribal enfeksiyon bir araya gelince beni yatak yorgan yatırdı. Ağrıyan ve dolmuş hissettiğim bir baş , her nefesle sızlayan bir ciğer ve ayakta duramayacak kadar halsizlik ve sızılar... Hal böyle olunca kitaptan da pek bir tat alamadım.
    Sağlıklı olsam da kitaptan yine de çok fazla keyif alabileceğimi zannetmiyorum. Tarzı bana pek uymadı. Televizyonda film seyrederken de Avrupa filmleri hemen fark edilir çünkü belli bir durgunluk vardır. Bazen bu durgunluk hoşa gider bazen de sıkıcı olabilir. İngiliz yazar Andrew Miller'ın bu kitabı da bir çok ödül almasına rağmen bana göre ortalama bir kitap olmaktan ileri gidemedi.

   İnternette okuduğum yorumlarda kitap çok beğenilmiş ve çok sürükleyici olduğu ilk sayfadan sardığı söylenmiş. Ben ise ilk sayfadan aldığıma pişman oldum:((

    Bu kadar olumsuzluk yeter. Dediğim gibi olumsuzluğum biraz da rahatsızlığımdan kaynaklanıyor olabilir. İyileşince okusaydın ya , niye zorladın kendini dediğinizi duyar gibiyim. Kitabı kütüphaneden aldığım için iade etmem gerekiyordu, acelem bu yüzden... Okunmayı bekleyen birçok kitabım varken bu sıralar kütüphaneye sardım... Oraya gidip kitap kokularını içime çekmeyi , yeni gelen kitapları karıştırmayı seviyorum. Gitmişken de kitap almadan olmuyor!..
Les Innocents Mezarlığı                                                                    Les Innocents Mezarlığı 1550 

Genç bir mühendis olan Jean-Baptiste "Beche" Baratte , bakan tarafından kendisine Paris'te bulunan ve halkı zehirlediğine inanılan Les Innocents Mezarlığı'nı temizlene görevi verilir. Temizleme görevi derken orada bulunan ölüleri oradan çıkartıp başka yere nakletmek ve kiliseyi de yıkmaktır asıl görevi. Les Innocents Mezarlığı'nın bulunduğu yere geldiğinde etrafa yayılan pis kokuyu duymamak imkansızdır. Öyle ki bu koku yemeklere hatta orada yaşayan insanların nefeslerine bile işlemiştir. Getirdiği 30 madenci ile birlikte Jean-Baptiste hemen mezarlıktaki kazı işlerine başlar. Bu ihtilalden önceki zamanlardır. Mezarlığı kazdığı için arkadaşı tarafından kürek anlamına gelen " Beche "lakabı verilmiştir kendisine. Sadece  bir kaç kişi bilmektedir bu ismi. Mezarlığın duvarlarında Beche isminin de geçtiği sloganlar yazılmaya başlanmış, halk da Beche'nin kim olduğunu bilmedikleri için korkmaya başlamışlardır. Halkın bir kısmı mezarlıktan korkmakta ve oranın kazılmasını istememektedir.
  Jean-Baptiste'nin işini yapmaya çalışırken başına gelenler, edindiği arkadaşlar, yöre halkı ve yaşayışları, inançları anlatılıyor kitapta.

   Kitapta en sevdiğim şey ise betimlemelerdi.


Saf - Andrew Miller

Kitabın Adı : Saf
Yazar : Andrew Miller
Yayınevi : Kırmızı Kedi Yayınevi
Orjinal adı : Pure
Çevirmen : Volkan Atmaca
Sayfa Sayısı : 360

"Şişko kral, paçoz kraliçe dikkat edin! Beche bütün versailles'ı yutacak kadar büyük bir çukur kazıyor!"                                                                                               Yıl 1785. Fransa Kralı, Aydınlanma düşünürlerinden aldığı ilhamla Paris'i arındırmaya niyetlenmiştir. Kral'ın halkı zehirlediğine inandığı Les Innocents Mezarlığı'nın duvarlarında görülmeye başlayan sloganlar ise bir devrim öncesinin gizemli atmosferini yansıtmaktadır.
   Kutsal mezarlığı ortadan kaldırma projesini üstlenen genç ve saf mühendis Jean-Baptiste "Beche" Baratte, karşısındaki manevi ve maddi sorunları çözmek için hesaplar yapmaktadır: Yaşamın cıvıl cıvıl sürdüğü Les Halles mahallesine komşu olan ve geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan mezarlığı, duygularından ve korkularından arınarak nasıl ortadan kaldırabilecektir? Kent sakinlerini rahatsız etmeden, kendisine inananları hayal kırıklığına uğratmadan, Paris'in şatafatına kapılmadan ve aşk, dostluk, vazife, inanç sorgulamalarıyla yılgınlığa düşmeden bu işin altından kalkabilecek midir? Ve duvarlarda müjdelenen devrimin temellerini de atacak mıdır?
  "Andrew Miller, devrim öncesi Paris'ini o kadar renkli ve yaratıcı canlandırıyor ki, öyküsü o kadar etkileyici ki bir an önce bitirmek için hayatınıza ara veriyorsunuz."
 -The Times-

Andrew Miller Kimdir?

Andrew Miller

   1960 Bristol doğumlu İngiliz yazar. İspanya, Japonya, İrlanda ve Fransa’da yaşadı. 1997 yılında yayımladığı ilk kitabı  Özel Bir Acı ile James Tait Black anısına verilen ödülü, Uluslararası IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü'nü ve İtalya'da Grinzane Cavour Ödülünü kazandı. Son romanı Saf ile de 2011 yılında Costa Ödülü'nü aldı.





Eserleri:


  • Ingenious Pain (Özel Bir Acı) (1997) 
  • Kazanova (1998) 
  • Oxygen (2001) 
  • The Optimists (2005) 
  • One Morning Like a Bird (2008)
  • Pure (Saf) (2011)




  •                                                                   

    11/27/2015

    Siyah Kadife - Rita Hunter

    Kasım 27, 2015 0 Yorum
    kozmokitap

    Bu kızdaki bastırılmış ihtiras, uyanmayı bekleyen volkanlarda olabilirdi ancak.
       Uzun bir zaman sonra romantik bir kitap okumak iyi geldi bana. Bu sıralar o kadar farklı türlerde kitap okudum ki biraz dinlenmeye ihtiyacım vardı. Zihnin ve ruhun dinlenmesi için romantik bir kitaptan daha iyisi yoktur.

    "Günah kadar karşı konulmazsın," dediğinde kim günaha girmeden durabilirdi ki?

        Bu kitabı bilerek mi seçtiğimi sorarsanız " Hayır!.." . Rita Hunter daha önce okumadığım bir yazar. Bu zamana kadar niye okumadığımı da bilmiyorum. Belki de sebep kitapların kapaklarıdır. Ben roman karakterleri hakkında hayal kurmayı, onları kafamda şekillendirmeyi severim. Kapak resminde karakter resimleri varsa bana diretme gibi geliyor ve hoşlanmıyorum. Bu tarz kitapların kapağına da bakmamaya çalışıyorum.

    "Kıskanıyor musun Emily?"
    Hem de deli gibi. " Hayır, sadece aptal yerine konmak istemiyorum."

       Rita Hunter ile bu kadar geç tanıştığıma üzüldüm çünkü kitap bir harikaydı... Kitapta olan olaylardan çok hissettirdikleri ve verdiği duygular çok güzeldi. Yazar duyguları okuyucuya hissettirmeyi, onu etkisi altına almayı başarmış. Bundan sonra mı ? Rita hunter kitapları okumaya devam....

       Emily'nin düğün günü ile başlıyor kitabımız. Emily çok güzel bir kız olmasa da kendine has bir çekiciliği vardır. Ailesi onuı kendisinin neredeyse iki katı yaşında bir vikont ile evlendirirler. Annesin gerdek gecesi ile ilgili anlattıkları yüzünden endişeli olan Emily odasına çıkarken yanından geçen yabancıdan bazı titreşimler alır. Bu yabancı daha sonra öğrendiği üzere eşinin ortağı, Marcus'tur. Onu karanlık olarak niteler Emily. Gerdek gecesi ve sonrası da Emiliy için acılı bir süreçtir. Eşi iktidarsız ve acımasız birisidir.

       Ortaçağda İngiltere'de geçen kitabımızda da bu dönemi anlatan birçok kitabın ortak özelliği olarak kadınlar geri plandadır. Önce babasının baskı ve dayaklarına maruz kalan Emily sonra da kocasının dayak ve aşağılamasına maruz kalmaktadır. Evde başına gelen bazı olaylar sonucu Marcus'a karşı bir çekim hisseden Emily bir hanımefendi olarak yetiştiği için eşine asla ihanet etmez. Onun ,ktidarsız olduğunu da kimseye söylemez.

       İçkici aynı zamanda da uyuşturucu kullanan Emily'nin eşi  bu alışkanlıkları yüzünden bir gün aniden ölür. Emily artık bir duldur. Kocasının yerine geçen Vikont da Emily ile evlenmek istemektedir. Emily'nin babası ise para için kızını bu adama vermek ister. Pek çok zaman herşeye boyun eğen Emily   bu durum karşısında sessiz kalamaz ve evden kaçar....

    Daha alçak sesle özür dilemeni ve bunu yüreğinden gelerek söylemeni istiyorum. Ama her şeyden çok aşkını istiyorum. Seni sevdiğimin yarısı kadar bile olsun beni sevdiğini bilmek istiyorum. Tutkunu istiyorum ama şefkatini de istiyorum. Bir bebeğimiz olacağını söyleyebilmem için beni cesaretlendirmeni istiyorum. Bana dokunmanı istiyorum ama baştan çıkartman için değil... Bana dokunmadan duramadığın için parmaklarını yüzümde hissetmek istiyorum. Beni öpmeni ve bir daha asla üzülmeyeceğimi söymeni istiyorum. 

        Son derece sürükleyici ve başladığım zaman elimden bırakamadığım bir kitap Siyah Kadife. Sabah başladım kitaba ve öğleden sonra bitmişti. Bittikten sonra da kitabın etkisinden kurtulamadım. Neden sürekli okurken bir sonraki olayı merak ederken sayfalar hızlıca çevrilir de bitince hiç bitmeseydi denir? Her güzel kitapta bu olay tekrarlanır?

    " Seni bana bağlayan şey soyadımdan çok daha fazlası, Emily... Kan kadar kuvvetli..." Elini Emily'nin hızla çarpan kalbinin üzerine koyup bir fısıltıyla sürdürdü sözlerini. " Ve bunun kadar gerçek..." 

    Marcus her ne kadar bazen gıcık bir tip olup duygularını saklasa da ben onu sevdim. Emily bilgili ve akıllı bir kız. Fakat ona sürekli aptal muamelesi yapılmış ve karşı gelmesi fikirlerini söylenmesi engellenmiş. Onun zaman zaman bu kendini kapatması ve tepkisiz kalması beni sinir etti. En çok da Emily'nin kocası William ve babasına sinir oldum kitapta...

    Historical sevenler mutlaka okuyun....


    kozmokitapKitabın Adı : Siyah Kadife
    Yazar : Rita Hunter
    Yayınevi : Epsilon Yayınları
    Sayfa Sayısı : 479

    Asla Sahip Olamayacaklarını Hatırlatan Bir Hüzün… Ve Simsiyah Kadifemsi Bir His
     Kusursuz bir leydi olmaya adanmış bir hayat, çoğu zaman dışına çıkılması güç sınırlarla çevrilirdir. Fakat bazı anlar gelir ki, bastırılmış bir tutku ve cesaret, kalıpların tutamayacağı bir okyanusa döner. Emily, kurallar ve baskı içindeki gösterişsiz hayatının en önemli gününde, yeni yaşantısını sürdüreceği odaya korkakça ilerlediği sırada gördü o adamı. Karanlık varlığını gölge gibi arkasından sürükleyen yabancı, Emily'yi hem korku hem de fırtınalı duygularla baş başa bırakarak yanından geçip gittiğinde kaderleri çoktan mühürlenmişti...
    Hayatına aniden giren bu esrarengiz adam dünyasını sarsarken Emily ne ondan kaçabiliyor ne de ona dokunabiliyordu. Biliyordu ki Marcus onun için günahtı… O ise Marcus için ihanet…
     Ve zaman geldi, şartlar değişti…
    Marcus artık umuttu… Emily ise aşk…




                                                               

    11/25/2015

    Kafka ve Gezgin Bebek - Jordi Sierra i Fabra

    Kasım 25, 2015 2 Yorum

    Kozmokitap

       Bir süre önce bu kitabın adını duydum ve okunacaklar listeme aldım. Kütüphane gezim sırasında yeni gelen kitapların arasında bu kitabı görünce tahmin edersiniz ki hemen aldım. Satın almayı düşünüdüğüm bir kitabı kütüphanede karşımda görünce, hem de ilk önce ben okuyacağımı düşününce oldukça mutlu oldum.

      Kitap gerçek bir olaydan esinlenmiş bir kurgu. Olayın gerçekten yaşanmış olması , kahramanının Kafka olması ve  olayın ilginçliği beni kitaba çekti.

    Kozmokitap

       Tüberküloz hastalığından muzdarip olam Kafka zorunlu olarak emekli edilmiştir. Kitaplarını yazmaya çalışmaktadır. Fakat  kitaplarının basılmaması onu daha da mutsuz etmektedir. Sağlığı için her gün Berlin'deki Steglitz Parkında yürüyüşe çıkmaktadır. Yine bir yürüyüşü sırasında ağlayan bir çocuğa denk gelir. Çocuğun kaybolduğunu düşünür ve çocukla konuşmaya başlayınca oyuncak bebeğinin kaybolduğunu öğrenir. Bu küçük çocuğu üzmeden onu nasıl teselli edeceğini düşünürken aklına bir fikir gelir. Çocuğa bebeğinin seyahate çıktığını ve kendisinin de oyuncak bebek postacısı olduğunu söyler . Ertesi gün çocuğa bebeğinde bir mektup getirir. Çocuğun bir mektupla yetineceğini düşünürken,  çocuk bebeğin maceralarını merak etmesi ile bu mektuplaşma olayı da devam eder.

     Şunu hep bilmelisin ki gelecek çözülmesi gereken bir problem değil , keşfedilmesi gereken bir gizemdir. 

    Kozmokitap

       Kafka bu mektuplar sayesinde çocuğu mutlu ederken kendisi de mutlu olur ve büyük bir zevkle bebeğin ağzından yazar mektupları... Kafka bu olaydan bir yıl sonra 41 yaşında hayata gözlerini kapar. Bu olayların geçek olduğunu Kafka'nın o tarihlerde beraber yaşadığı Dora Dymant'ın anlatımlarından biliyoruz.  Klaus Wagenbach o dönemde parkın çeversindeki evlerde yaşayanları araştırarak bebeğe yazılmış mektupları aramış ancak mektupların izine ulaşamamıştır. Kafka arkadaşı Max Brod' ölümünden sonra basılmayan kitaplarını yakmasını vasiyet etmiştir. Ancak arkadaşı bu kitapları yakmayıp basılmasını sağlamış ve Dava, Şato ve Amerika  isimli eserleri basılmış ve bizler bu güzel eserlerden mahrum kalmamış olduk.

    Jordi Sierra i Fabra 

    1947 , Barcelona doğumlu İspanyol yazar. İspanyol cocuk ve gençlik edebiyatında en çok okunan ve en başarılı yazar olmuştur. Yazar 2004 yılında İspanya kütüphaneleri istatistiklerinde gençler tarafından en çok okunan yazar olmuştur. Kafka ve Gezgin Bebek 2007 İspanya Kültür Bakanlığı Ullusal Ödülü'nü  almıştır. 2008'de Brezilya Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Kurumu, Kafka ve Gezgin Bebek'i en iyi çeviri dalında ödüllendirmiştir. Yazara tüm eserleri için 2013 yılında İber Amerikan Çocuk ve Gençlik Edebiyat Ödülünü kazanmıştır. 2005 yılından bu yana gençlerin katıldığı ve onları yazarlığı teşvik amacı ile Jordi Sierra i Fabra Edebiyat Ödülü verilmektedir.

    Kozmokitap
    Kitabın Adı : Kafka ve Gezgin Bebek
    Yazar : Jordi Sierra i Fabra
    Yayınevi : Libros Kitap
    Orjinal adı : Kafka y la Muñeca Viajera
    Çevirmen : Serdar Çelik
    Sayfa Sayısı : 124

      Franz Kafka'nın, ölümünden bir yıl önce yaşadığı sıra dışı olay neydi?
      Kafka, 1923 yılında bir gün Berlin'deki Steglitz Parkı'nda gezinirken, yürek yakıcı şekilde ağlayan küçük bir kız çocuğuna rastlar. Küçük kız, oyuncak bebeğini kaybetmiştir. Onu sakinleştirmek isteyen Kafka, hayal gücüyle bir hikâye uydurur: Bebek kaybolmamış, seyahate çıkmıştır. Kafka da bir oyuncak bebek postacısıdır ve oyuncak bebek, gittiği her yerden küçük kıza mektup yollayacaktır…...
       O günün gecesi Kafka, oyuncak bebeğin dilinden, küçük kıza mektup yazmaya koyulur.
       Ertesi gün yine aynı parkta buluştuklarında, küçük kız, sevgili bebeğinden ilk mektubu alır...
       Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Kafka'nın bir oyuncak bebek postacısı olarak karşımıza çıktığı bu hikâye nasıl gelişecektir?
       Kafka'nın gerçekten yazdığı, ama küçük kızda kaldığı için hiçbir zaman bulunamayan mektuplar, Jordi Sierra i Fabra'nın kaleminde hayat buluyor…...




                                                               
    Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.