Aylık Okunanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aylık Okunanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/04/2020

Ekim Ayında Okuduğum Kitaplar

Kasım 04, 2020 3 Yorum
Ekim Ayında Okuduklarım


Selam , bir süredir buralardan uzak kaldım . Dinlendim , enerji topladım. Uzun bir süre sonra ilk yazımın okuduğum kitapların toplu paylaşımı olmasını istedim. 

Ekim ayında toplam 20 kitap okudum. Bir süredir eski tempomda kitap okuyamıyor , kitaplar elimde sürünüyordu tabiri caiz ise. Bu ay eski tempoma geri döndüm....

Okuduğum kitaplar: 

Dostlarımızın Dostları - Henry James :

Dostlarımızın Dostları


Borges'in Babil Kitaplığı serisinin 18. kitabı  Dostlarımızın Dostları . Henry James kalemini çok merak ettiğim yazarlardandı. Bu nedenle büyük bir hevesle başladım kitaba . Ancak kaya misali kafayı tosladım. Ben ilerlemek istedikçe o kapıyı yüzüme kapattı. Gözlerim okudu kitabı beynim içine giremedi. Derken kitap bitti ben de bittim. 4 kısa öykü olan kitabı ileride tekrar okumak üzere kenara ayırıyorum çünkü bu okuma olmadı...






Kum Adam - E. T. A. Hoffmann :

Kum Adam

Alman yazar, besteci, müzik eleştirmeni ve çizer olan E.T.A. Hoffmann daha çok fantezi ve korku ve gotik türündeki kitapları ile tanınıyor. Yazarın en ünlü eserlerinden birisi de Kum Adam . 

Çocukların gözlerine kum atıp sonra gözlerini çaldığı söylenen karanlık bir figür Kum Adam. Nathanael ve kardeşlerini annesi "kum adam geliyor " diye korkutuyor yatma vakti, odalarına gitmeleri için. Annesi böyle seslendikten sonra da merdivenlerde ayak sesi duyar ve korkuları pekişir kardeşlerin. Bu kum adamı merak eden Nathanael , bir gün babasının odasına saklanarak görür gelenin kim olduğunu. Babasının avukat arkadaşı Coppelius'tur gelen. Kum adama da bir isim ve şekil bulmuştur kafasında Nathanael ... Babası ölmüştür ve ölümünden de Kum adamı sorumlu tutar Nathanael. Yıllar geçmiş büyümüş ve nişanmıştır. Herşey yolunda gider Coppelius'u tekrar gördüğünü söyleyinceye kadar ... Bu noktadan sonra aklı dengesi de hayatı da karmaşık bir hale gelecektir !!! Ana olayın yanında şaşırtıcı ve karanlık yan olaylarla desteklenen bu kısa gotik hikayeyi sevdim. Yazarın kalemi , kurgu yeteneği müthiş. 

 Kitaptaki ikinci hikaye ise Fındıkkıran. Fındıkkıran deyince benim aklıma fındıkkıran balesi ve Barbie 'nin çizgi filmi geliyor 🙈 Buradaki fındıkkıran ise farklı , masal tadında bir gotik öykü. Bu nasıl oluyor derseniz okuyun öğrenin derim. Biraz acıklı bir öykü olsa da sevdim ben ✌ Cem Yayınevi' nin  Gotik-korku serisinde yer alıyor kitap . Türü sevene ya da tür ile tanışmak isteyenlere Kum Adam kitabını tavsiye ederim

Micromegas - Voltaire

Micromegas

Borges'in Babil Kitaplığı serisinin 16 . kitabı  Micromegas . 

 "Söylediklerinize katılmıyorum, fakat onu söyleyebilme hakkınızı ölümüne savunurum " sözü ile tanınan #voltaire nin kaleminden 6 öykü yer alıyor kitapta. 
*Memnon veya Beşeri Bilgelik 
* İki Müteselli 
* Scarmentado'nun Kendi Kaleminden Seyahatlarinin Tarihçesi 
*Micromegas , Felsefi Bir Öykü 
*Siyah ile Beyaz 
* Babil Prensi 

 İlk üç öykü ile ilgili pek fazla bir şey söylemek istemiyorum çünkü bana hitap etmedi. Micromegas, dünyaya gelmiş iki uzaylı ve dünyalılar arasındaki diyalog yer alıyor. Zıtlıklar ve bakış açısı farklılıkları vurgulanmış öyküde. Siyah ile Beyaz öyküsünde bir rüya anlatılmış. Öykünün sonu ise pek olmamış bana göre . Kitapta en sevdiğim öykü , son öykü olan Babil Prensesi oldu. Kavuşmak için birbirinin peşinden giden iki aşık ve yolculuklarında olanlar kaleme alınmış. Voltaire öykülerinde birçok göndermede bulunmuş. 





Buket Uzuner'in Tabiat Serisi: 

Su :

Su

Araştırmacı gazeteci Defne Kaman kaybolmuştur ve ailesi kayıp başvurusunda bulunurlar. İzne girmesine saatler kala olayla ilgilenen kişi Komiser Ümit Kaman 'dır. Kayıp kişi ile aralarında soyadı benzerliği vardır. İzne ayrılmasına rağmen bu kayıp vakasını kafasından çıkaramayan Komiser Ümit , sahaf arkadaşı Semahat ile birlikte olayı araştırmaya başlar.

Bu farklı bir davadır. Kayıp kişi için bazı ipuçları gelir. İpucu olarak gelen şifreler #kutadgubilig kitabındandır ...

Kutadgu Bilig kitabından Dede Korkut 'a, Türklerin eski inanışları olan ve kökü Orta Asya'ya dayanan Kamanlık ( Şamanlık ) inanışına ve o zamandan bugüne inanış ve yaşayışımızın içine karışmış bir çok Kaman davranışlarına kadar farklı konuları harmanlayarak bir kurgu oluşturmuş Buket Uzuner.

Kitaba ismini veren Defne Kaman 'ı ise bu kitapta gıyaben tanıyoruz. Kendisi kayıp olduğu için "Su kitabında" kendisinden ve çocukluğundan bahsediyor.

Kurgu Defne'nin başına ne geldiğini araştırılırken verilen bilgilerden oluşuyor.

Serinin ilk kitabı olduğu için sanırım , yazarın sürekli bir şeyler verme , anlatma çabasında olduğunu hissettim. Bu çaba çoğu yerde kurguyu geri planda bıraktı bana göre. Bir de yazar diğer kitabı Kumral Ada Mavi Tuna ya atıfta bulunarak , bu kitabından bahsetmiş Su'da. Yazarlar böyle bir şey yapınca gülümserim ve "aaa ben bunu okumuştum "derim. Tabii bir kez bahsedince. Yazar bu kitabından yanlış hatırlamıyorsam dört kez bahsetti ve bana fazla geldi...

Kitapta bir de Umay anneanne var ki bahsetmeden geçmeyelim. Kendisi kaman ve eczacı olup bilgili ve aynı zamanda sözünü esirgemeyen ilginç bir karakter.

Aslında söylemek istediğim daha çok şey var fakat okumak isteyenler için #spoiler olmasın. Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları'nın ilk kitabı Su benim beklentimin altında kaldı maalesef

Toprak:

 
Toprak

İlk kitap Su biterken bir haber için Çorum'a gideceğini söylemişti Defne Kaman. Bu kitapta Çorum'a giden Defne'nin kaybolması ve onun bulunması için yapılanlar anlatılıyor.

Kitabı okurken yıllar önce gittiğim Çorum ve tarihi dokusunu hatırladım. Hitit kalıntıları, Hattuşaş, müze gözümde canlandı. Tekrar fırsat olsa da gitsem diye düşündüm.

Bu kitabı Su'dan daha çok sevdim. Tarihi eser kaçakçılığı için Çorum'a gelmiş olan Defne'nin kaybolması ve onun her yerde aranmasını anlatılıyor kitapta. Diğer kitaptan farklı olarak bu kitapta arada geçmişe dönerek Defne'nin yaptıklarını da okuyoruz . Tarihi atmosferin dışında yine Kutadgu Bilig 'e değinilirken, olması gereken ve gerekmeyen idareci örneklerine yer verilirken göndermeler yapılmış ve yazar yine bilgi verme misyonunu gerçekleştirmiş. Arkeolog , haker, baba olmayı beceremeyen bir baba gibi farklı karakterin karşımıza çıktığı kitapta Defne yıllar önce onları terk eden babası ile de buluşuyor ve bazı gerçekler açığa çıkıyor .

Umay anneanne, Sahaf Semahat ve Komiser Ümit yine kitapta okuduğumuz tanıdık karakterler.

Son zamanlarda kitabın adını bir dava sebebiyle de duyduk. Atiye dizisinde intihal yapıldığı iddiası vardı. Naçizane ben de kendi fikrimi belirteyim. Atiye 2. Sezonu hiç sevmedim. Anneanne karakteri hiç sevimli değildi ve Beren'in oyunculuğunu beğenmediğimi belirteyim öncelikle. Konu olarak da bakarsam benzetmedim ben. Mistik özellikler bakımından benzerlik bulunsa da ben iki eseri farklı buldum .

Hava :  

Hava

Serinin üçüncü kitabı Hava'da Defne ve ailesi , arkadaşları Kayseri'ye gidiyorlar. Defne aleyhine yazdığı bir yazı nedeni ile dava açılmıştır. Mahkeme gününden biraz erken giderler Kayseri 'ye gezmek için 😉

Bu kitap serinin diğer iki kitabından farklı idi. Diğer kitaplar kayıp Defne'yi arama çalışmaları ile başlıyordu . Bu kitapta Defne ile başlamak ve onun ile bir noktaya kadar ilerlemek sürpriz oldu 😅

Bu kitapta sahaf Semahat 'ın sakladığı sır ve geçmişi ortaya çıkıyor. Arkasında büyük bir dram ve acı varmış.

Kayseri tarihi ve tarihi kişileri hakkında bilgi de veriyor yazar bize. Ayrıntılı yazmıyorum okumak isteyenler için ...

Defne ve Umay anneanne bu bölümde biraz durgunlar. Arkasındaki sebepler tam açıklanmasa da benim bazı teorilerim var. Yine #kutadgubilig den alıntılar yer alıyor kitapta. Sonu için ise yarım kalmışlık hissi yarattı diyebilirim. Hava kitabı devam mı edecek yoksa Ateş ile mi devam edecek diye düşündüm. Bir şeyler eksik kaldı kitap biterken ...

Son olarak okuduğum üç kitap için bir şeyler söylemek istiyorum. Daha önce #kutadgubilig, #dedekorkut, #türkmitolojisi okuduğum ve #şamanlık üzerine araştırma yaptığım için verilen bilgiler benim için yeni değildi. Çorum, Kayseri , Kapadokya gezdiğim , bildiğim yerler. Kurgu kısımlar daha geri planda kalmıştı ve aksiyon azdı bana göre. Soluk soluğa bir macera değildi . İlk kitapta da dediğim gibi yazar bir şeyler anlatma , mesaj verme çabasındaymış gibi bir his uyandı bende. Bazı cümleler zorlama duruyor. Dördüncü kitap da çıkınca seriyi tamamlamak için okurum . Benim için ortalamanın biraz altında kaldı kitaplar ...


Bir Duygudan Fazlası - Ayşegül Çiçekoğlu :

Bir Duygudan Fazlası

Her duyguyu ilmek ilmek işlemiş yazar kitapta. Öyle ki okumuyor yaşıyorsunuz sanki olanları. Dram ağırlıklı olan bu duygusal kitapta hayattan çokça olayı bulabilirsiniz .

Birbirlerine çok bağlı üç kadın doğum günü için bir araya gelirler. Bu doğum gününde öyle bir sır açığa çıkar ki hepsinin hayatı ve ilişkileri etkilenecektir.

Bu olaydan sonra yazar 39 yıl geriye giderek bu üç kadının liseye başlamasını ve orada tanışıp arkadaş olmalarını anlatmaya başlıyor. Üç farklı coğrafyadan, üç farklı sosyal hayattan olan bu kızlar yatılı okulda aynı odada başlayan dostlukları okuldan sonra da devam eder. Kardeşten daha yakın hale gelirler. Onlar ne kadar yakın olurlarsa olsunlar kader aralarına sırlar sıkarak omuzlarına ağır yükler yükleyecektir.

Bir de Kerem var tabii !!! Başta sevdiğim , sonra acıdığım en sonunda da tiksindiğim Kerem ... Başına ne gelmiş olursa olsun onun yaptıklarını yapmaz karakter sahibi bir insan !!!

Aşk, sevgi, arkadaşlık, bağlılık, hüzün,... yok yok kitapta.

Yazarın kalemi bağımlılık yaratıyor. Kitabı elime alınca olaylara öyle bodoslama daldım ki bitmeden elimden bırakamadım .

Kıssalar Kitabı - Ambroce Bierce

Kıssalar Kitabı

" Kimseye zararı dokunmayan bir adam kamuya açık burçtur eli sopalı bir yabancı tarafından saldırıya uğrayıp, feci şekilde dövüldü.

Eli sopalı yabancı mahkemeye çağrılınca, davacı yargıca şöyle dedi:

"Neden saldırıya uğradığımı bilmiyorum ; benim dünyada hiç düşmanım yoktur ."

" İşte, " dedi davalı ," onu bu yüzden dövdüm."

" Mahkumu salıverin. " dedi yargıç, " düşmanı olmayan insanın dostu da yoktur. Mahkemeler böyle kişilere göre bir yer değildir. "

  Fabl türünde eserleri sever misiniz ?? Ben çok severim. Okul çağında da bolca okumuştum bu türden. Kıssalar Kitabı da bu türden gotik bir kitap.

Kitaba geçmeden yazarından bahsetmek istiyorum. #ambrocebierce 'in kalemi ile yeni tanıştım. Fabl türünde verdiği eserler ile tanınan yazar hayalet ve kısa hikayeler dışında şiir de yazmıştır. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Ambroce, ailesi ile anlaşamayınca 15 yaşında evinden ayrılmıştır. Orduya katılmış, bir şirkette çalışmış ve sin olarak da gazetecilik yapmıştır . Yazar ile ilgili olarak asıl ilgimi çeken nokta ise 1913 yılında bir arkadaşına gönderdiği mektuptan sonra ortadan kaybolmuştur. O tarihten sonra ne olduğu bilinmemektedir ...

Kitaba gelirsek üç bölümden oluşuyor :

* Kıssalar

* Gözden geçirilmiş Ezop masalları

* Çağımıza uyarlanmış bazı eski fabllar

Kısa kısa bölümlerden oluştuğu için rahat okunuyor ve çok çabuk bitiyor kitap. Özellikle ilk bölümü okurken tekrar okuduğum , üzerinde düşündüğüm ve kahkahayla okuduğum kıssalar oldu.

Yeni bir yazarla tanışmak çok güzeldi. Özellikle de gotik kıssalar ile buluşmak ...

Beyazlı Kadın - Wilkie Collins

Beyazlı Kadın

Psikolojik-gerilim türünde sayılan kitap yayımlandığı dönemde çok beğenilmiş. Hatta  Charles Dickens bile o kadar beğenmiş ki benzer bir kitap yazmaya başlamış ancak kitabı bitirmeye ömrü yetmemiş .

  Aşk, entrika, siyasi oyunlar, para hırsı, sadakat , bağlılık , ... kısaca yok yok kitapta. Yazarın kalemi öyle bir sihir yaratmış ki 700 küsür sayfalık kitap nasıl bitti anlamadım. Büyüleyici bir anlatım ile yaratılan karakterlerin her birinin başarısı kitabı yıllar sonra bile en beğenilen kitaplar arasına sokuyor .

  Resim öğretmeni olan Mr. Hartright bir akşam evine dönerken esrarengiz bir kadına rastlar. Tamamen beyazlar içindeki bu kadın biraz tuhaftır. Kitabın sonuna kadar olayların içinde adı geçen bu kadın sahnede çok az görünse de olayların merkezinde hep adı vardır ... 

   Mr. Hartright bir malikanede iki genç kıza ders vermek için gider . Oradaki genç kızlardan birisine aşık olur. Genç kız da başlası ile evlenmek üzeredir ve olaylar bu noktadan sonra birbiri ardına gelmeye başlar. Para her zaman mutluluk getirmediği gibi güzellik de şansın güzel olmasına etken değildir !!! Daha fazla ipucu vermek istemiyorum . 

Bazı olayları okurken  Yeşilçam filmlerini hatırladım. Kitabın üçte ikilik kısmı da düşündüğüm şekilde ilerledi. Bu demek değil ki kitaptan zevk almadım. Yazarın anlatırken verdiği detaylar o kadar ince ki ana konuyu tahmin etsem de ayrıntılar beni mest etti 💛💛💛 Son kısım ise beklenmedik kurgu ve komplolarla beynimi besledi 😅

Hayalet Öyküleri - M.R. James

Hayalet Öyküleri

Gotik Edebiyat 18.yy sonunda , aydınlanma hareketinin akılcılık ortamına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

M.R. James - Montague Rhodes James - tanınmış bir ortaçağ uzmandır. Çağının önemli bilim insanlarından birisi olsa da gotik hayalet öyküsünü yineleyen ve 20. yy a uyarlayan kişi olarak tanımaktadır.

Kitapta beş öykü yer almaktadır. Okumak isteyenler için baştan belirteyim gotik öyküler alışık olduğumuz korku öykü ya da romanlarına benzemiyor. Korkudan tüylerinizi diken diken eden gerilim değildir öykülerde yer alan. Farklı , açıklanamaz olayların normal hayat akışı içerisinde belirsizlik ve ürpertici olarak yer almasını açıklamaya çalışıyor öyküler. Bazı tuhaf olaylar olmuştur ve bu olayların nasıl olduğunu karanlık bir atmosferde anlatır yazar. Türün yabancısı iseniz adapte olmak için durarak okumak isteyebilirsiniz . Türe alışık olan okuyucular ise büyük bir merak ile okuyacaktır öyküleri ✌

Öyküler :

👻Whitminster'deki Kont : Günümüzden bir anlatıcı 1730 da iki erkek çocukluğunun ölümünü ve ardındaki musallat öyküsü ortaya koyuyor.

👻Bay Poynter'ın Günlüğü : Eski bir günlüğü satın alan beyefendi evinin dekorasyonu için günlüğüne içinden çıkan bir duvar kağıdındaki modeli kullanmaya karar verir. Biz de bu olaydan sonra olan tuhaf olayları okuyoruz.

👻Katedral Tarihinden Bir Bölüm : Tadilat yapılan bir katedralde ortaya çıkan gizemli bir mezar anlatılıyor.

👻Bir Ortadan Kaybolup Bulunma Öyküsü : Bu öykü mektuplardan oluşuyor. Kaybolan amcasının arayan birisinin kardeşine yazdığı mektuplar. ..

👻 İki Doktor : 1911 de satın alınan bir defterin içerisinde eski bir davaya ait bilgiler ve paraflar vardır. Bu davaya ait olaydaki baş karakter iki doktordur.

Stephen King, Lovecraft gibi ustaları derinden etkileyen M.R. James 'ın kalemi ile tanıştığıma çok memnun oldum.

Cem Yayınevi Gotik -korku serisinde yer alan kitabın çevirisi Altay İlhan Aktürk 'e ait.

Şeyh Ata - Talih Cesaret Edene Güler  | Onur Ataç :

Şeyh Ata - Talih Cesaret Edene Güler

"Eyleme dönüşmeyen söylemler hiçbir zaman kıymet taşımaz. " -Şeyh Sadi Şirazi - 

 Tarihimizde nice kahramanlar var ki yeni yeni öğreniyorum. Şeyh Ata da bunlardan birisi ... 

  İstanbul'da bulunan Özbekler Tekkesinin Şeyhi olan #şeyhata, Kurtuluş Savaşı zamanında İstanbul'dan Anadolu 'ya silah ve cephane sevkiyatında önemli rol oynamıştır. İstanbul'dan Anadolu'ya güvenli geçiş rotaları belirlemiş ve bu rotalarda silah ve cephane dışında tekkede misafir edip işgalci kuvvetlerden sakladığı komutan ve önemli kişilerin geçişini sağlamıştır. Halka moral vermiş ve kurtuluş savaşında destek için elinden ne geliyorsa sonuna kadar yardım etmiş , var gücüyle çalışmıştır Şeyh Ata'nın hayatını okurken o günlere gitmek , o günlerde bulunmak duygulandırdı beni. İlgi ve takdirle okudum kitabı. Tarih sayfaları arasında kalmış kahramanlarımız hakkında yazılan bu tarz kitaplar artmalı ve 7 den 70 e herkes okumalı diyorum .

 "Zaferin tadına ancak acı çekenler varır. "

Ben de Sevmeyi Öğrendim - Selmin Kutanis Doğan :

Ben de Sevmeyi Öğrendim

"İnsanoğlu daha kendini tanıyamamışken başka birini tanıdığını da sanır. Keşfetmeye çalışır, sever , güvenir, bağlanır. Sonra zamanla tanıdığını sandığı aslında o kişi değil de kendi kafasında yarattığıdır. Hemen her insanın düştüğü bir tuzaktır bu."

İnsanoğlu bütün sıkıntıları bir şekilde atlatıp yoluna devam eder gibi görünür fakat çocukluktaki yaralar dışarıdan görünmesi de bir ömür boyu kanamaya dvam eder. Selma için de öyle olmuştur . Şimdi mutlu bir evliliği , başarılı bir işi olsa da geçmiş yaraları onun hayatına tam anlamıyla konsantre olup devam etmesini engellemektedir.

Henüz küçük bir çocukken yara almaya başlar çünkü sevgi görmemektedir. Bunun nedenin yıllar sonra çok acı biçimde öğrenir. İçinde hep acı ile hatırlayacaktır o günleri ve 'O'nu...

Bir de Sinan var tabii ... Büyük aşkı ... Bir trafik kazasında ortadan kaybolan Sinan. .. Yanında olduğunu hiç ispatlayamadığı Sinan ...

Tüm yaralarını saran ve ona mutlu bir yuva veren eşi Aydın...

Selma bize hayatını , duygularını ve yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla anlatıyor. O kadar içten ki !! Onu dinlerken sıkılmıyor , onunla üzülüyor onunla gülüyorsunuz. Beklentimin çok üstünde bulduğum , içten anlatımı ile elimden bırakamadığım, son sayfalarda ise gözyaşlarımın istemsizce aktığı bir kitap oldu

Durgun Don Cilt 2 - Mihail Şolohov

Durgun Don Cilt 2

"Ya biz , ya onlar! Bunun ortası yok . Kana kan. Anlıyor musun !"

  İlk kitapta Don kıyılarında yaşayan Hristiyan Kazakların köyüne konuk olmuş, yaşayış biçimlerini görmüş ve savaşa giriş yapmıştık. Bu kitapta çoğunluk olarak savaş ve savaş ortamına tanıklık ediyoruz.

Birinci Dünya Savaşı 'ndan çekilen Rusya'da iç karışıklıklar başlamış ve Bolşevikler sahneye çıkmış , çar devrilmiştir . Kazakların bir kısmı eski sistemi benimserken bir kısmı kızıllardan yana olmuş kardeş kardeşi kırmıştır. Bir kısım ise bağımsızlıklarını isteyerek kendi sistemlerini kurmak istemişlerdir.

Savaş sahneleri, acı ve kan ön planda bu kitapta . Bu nedenle de ilk kitaba nazaran daha ağır ilerliyor. Fakat Şolohov 'un kalemi o kadar kuvvetli ve anlatımı o kadar gerçekçi ki kitabı bırakamıyorsunuz.

Yeni karakterler ve acı sonlar ile karşılaştığımız bu kitabın ardından 3. kitapta bizi neler bekliyor meraktayım .

Amatörler - Marcus Sakey

Amatörler

"Hepimiz kendi ışık çemberimizde yaşıyoruz. Görebildiğimiz kadar uzağı görüyor ve her şeyin bundan ibaret olduğunu sanıyoruz."

Kitaplığımı karıştırırken bir süredir bekleyen Amatörler gözüme ilişti. Kapakta yazan "Dahice "yorumu da merakımı üst seviyeye çıkardı. Kitabı okumaya başladıktan sonra çok da doğru olmadığını fark ettim.

Kitabın ilk yarısı oldukça yavaş ilerledi. Sonra bir tık heyecan arttı. Sonuna doğru da adrenalini hissettim.

Her perşembe buluşan dört arkadaş ekseninde gelişiyor olaylar. Kiminin paraya ihtiyacı olduğu için kimi de heyecan aradığı için soygun yapmaya karar verirler. Bu soygunda yanlış giden işler yüzünden olaylar karışık bir hale gelir.

Bu kitabı okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz .






İkinci Kıyamet - Güneşin Doğduğu Yer | Buğra Gülsoy :

İkinci Kıyamet

"Zaman kolumuza taktığımız , ya da evlerimizin duvarlarına astığımız bir aksesuar kadar basit değildi. Asıl zaman bizlerdik, kendimiz, kafamızın içi. Kaybetmememiz gereken tek şey varlığımızdı, unutmamamız gereken tek şey bizdik. Çünkü kendini unutursa insan zamanı da unutacaktı. "

Birinci Kıyamet ile başladığımız #sabrimahir in hayatını anlatan kurgu -roman serisi İkinci Kıyamet ile son buluyor.

İlk kitapta öyle bir yerde kalmıştık ki Sabri Mahir'e ne olacak , Pera'ya ne oldu, kavusabilecekler mi soruları kafamda döndü durdu.

Sabri Mahir canavarı ile yüzleşmemek için bokstan ne kadar uzak durmak istese de karnını doyurmak, hayatına devam etmek için ringlere çıkmak zorunda kalır. Bazen de öğretmenlik yapar bu konuda. Aklında ise tek bir şey vardır : Pera'sına kavuşmak. Sürekli mektuplar yazmaya , olanları ve kendini anlatmaya devam eder. Mesafeler ya da ondan haber almamak etkilemez duygularını. Onlarınki zaman ve mekandan büyük bir aşktır.

Farklı şehir ve ülkelerde bulunan Sabri Mahir artık Dersaadet'e dönmek istemektedir ki bu arada savaş çıkar. Savaş yıllarında yaşananlar, Hitler, insanların içinde oldukları çaresizlik , savaşın insanlar üzerinde etkileri de yer alıyor kitapta.

Kitapta hayatını yeni okuduğum Brecht ve Lolita'nın yazarı Nabokov ile karşılaşmak da süpriz oldu benim için.

Sabri Mahir'in dilinden hayatını ve duygularını okumak çok etkileyici oldu benim için . Buğra Gülsoy un oyunculuğu nasıl bilmiyorum, seyretmedim . Yazarlığının ise muhteşem olduğunu söyleyebilirim. Sabri Mahir 'in hayatını okurken bir edebiyat ziyafet çektim. 

Son Zeytinler - Berna Güzey Yırtıcı :

Son Zeytinler

Kısacık ebatlarına rağmen içine koskoca bir dünya sığdıran ve ruha dokunan öyküleri seviyorum. Bazen kalın bir kitaba sığacak konular usta kalemler tarafından kısacık bir öykünün içine yerleştiriliyor ve bu öyküyü okuduktan sonra diğerine geçmeden önce etkisinden çıkmak , durup soluklanmak , duygu ve düşünceler ile baş başa zaman geçirmek gerekiyor. Benim için böyle oluyor , sizi tam olarak bilemem tabii ki ... Bu yüzden öykü okumayı seviyorum.

 Berna Güzey Yırtıcı tarafından kaleme alınan Siyah Zeytinler dokuz öykü ve iki denemeden oluşuyor ve bunlardan üçü ödüllü . Sade ve kolay okunur bir dille yazılan kitapta öyküler ruha dokunuyor. Öykülerdeki kahramanlar kah siz oluyorsunuz, kah bir yakınınız kah da toplumdan birisi ...

Arada fantastik bir hava da verilmiş . Örneğin Yeşiltaş isimli öyküyü okurken aklıma bir anda Alis Harikalar Diyarinda geldi. Sanırım kraliçe yüzünden 😂😂

Kitaba ismini veren ve ilk öykü olan  Siyah Zeytinler ise beni en çok etkileyen öykü oldu. Öyküde yaşanılanlar o kadar tanıdık ve yaşanılabilir ki hüzün dalgası sardı dört bir yanımı ...

Kedilerin Kahkası ve Azime de beni en çok etkileyenlerdi. Azime bittikten sonra ilkokul arkadaşlarımı ve isimlerini düşündüm. Acaba şimdi neredeler, ne yapıyorlar ??

Kısaca kitabı sevdim ve bende büyük bir iz bıraktı. Öykü severlere tavsiyemdir.

Benim Kıymetli Yalnızlığım - Seçil Çömlekçi

Benim Kıymetli Yalnızlığım

"Her toprak eşelenmemeli , her tencerenin dibi kazınmamalı ... Çünkü topraktan yılan , tencere dibinden zehir ,cevaplardan hüzün çıkabilir."

 Benim Kıymetli Yalnızlığım eğlenceli , eğlenceli olduğu kadar da verdiği mesajlar yönünden çok hoşuma giden bir kitap oldu.

Erkek arkadaşından ayrılan Eda kendisini boğazda bulur. Orada başına gelenlerden sonra o ve ona yardım edenlerin hayatı birazcık değişir. Birazcık diyorum da aslında daha fazlası var. Anlaşılmadığını ve kimsenin kendisini yeteri kadar sevmediğini düşünen Eda baygınlık sonrasına kendisine verilmiş bir görev ,bir sorumluluk olduğunu düşünerek uyanır. O sırada etrafında olan ve ona yardım eden insanlar da bu olaya dahildir ona göre. Zorla birazcık da tehditle onları da olaya dahil eder ve farklı bir maceraya atılırlar...

Kendimizi anlamanın yolu başkalarına anlamaktan geçer demişler. Eda çevresine yardım ederken kendi duygularının ve hatalarının farkına varıyor, kendini anlıyor aslında . Kitapta sık sık tekrar ettiği gibi " insan insana iyi gelir. "

Ne olacak merakı ile hızla okuduğum, eğlendiğim ve düşündüren bir kitap oldu Benim Kıymetli Yalnızlığım. Eğlenceli bir macera olduğu kadar subliminal mesajları ile de harika bir kitaptı .

Dur Be Kadın Sen İki Canlısın - Ayşe Gizem Ünüvar

Dur Be Kadın Sen İki Canlısın

Ben yazarı ve tarzını bu kitap ile tanıdım. Kitap okumadım aslında  Ayşe Gizem Ünüvar konuştu ben dinledim . Maşallah ne çene varmış , konuştu da konuştu 😂😂😂 Ağlanacak ve sinir olunacak halleri öyle bir anlattı ki kahkahalara gözyaşları eşlik etti.

Malum #pandemi ve #korona tüm dünyanın gündeminde. Oğlu ve bakıcısı ile yaşayan yazarımız da koronaya yakalanıyor ve o günleri , hissettiklerini ve çevresindekilerin tavırlarını kaleme alıyor. Onun yaptığını herkes yapmaz . Evini bakıcılara bırakarak kendi farklı bir yerde karantinaya giriyor. Kendi diyorsam oğlu da yanında. Ayrıntı vermiyorum #spoiler olmasın. Zaten yazarı tanıyan ve takip edenler biliyordur 🙈🙈 Neyse bu olaydan sonra aklıma bir atasözü geldi. Ne güzel demiş atalarımız " iyilikten maraz doğar "diye ...

Bu dönemden sonra aklına hamilelik dönemi gelen Ayşe Gizem bana başladı bu dönemi anlatmaya ...

Bende hamileliği 7,5 ay bulantı ve kusma ile geçirdim. O yüzden onu çok iyi anlıyorum. Duygusal hallerini da anlasam da onun kadar ağlak değildim 😅😅 Tabii benim yanımda Romeo karakterde birisi yoktu , iyiki de yoktu !!! Sinir oldum resmen adama. Kişilik , karakter farklı olsa da insan eşine hele de hamile ise o şekilde davranmaz . Juli iyi dayandı , ben olsam dayanır mıydım 🤔 Yaşamadan bilinmez 😥

Neyse çok uzatmayayım ağlanacak , sinir olunacak hallere güle güle bitirdim kitabı. Benim suçum yok bu olayda 😏 Yazar eğlenceli yazmış ne yapayım 😌

Bu kitap mola oldu benim için . Elime aldım ve bitirmeden yatamadım . Bir sayfacık daha okuyayım, ne olacak bu kızın hali derken kitap bitti 🙃

Bakalım yeni kitap bakıcılar üzerine mi yoksa lohusa bir anne üzerine mi olacak 🤔 göreceğiz 😄😄

Eşekli Kütüphaneci - Fakir Bayburt :

Eşekli Kütüphaneci

" ... aydınlık dostların politikası yoktur ama düşmanlarının vardır."

 " Köylere kitap götürmek çöle su götürmek gibidir ." 

 1929 doğumlu olan Fakir Bayburt'un hasta yatağında yazdığı son romanıdır Eşekli Kütüphaneci. Kitap gerçek bir hayat hikayesine Mustafa Güzelgöz'ün öyküsüne dayanmaktadır. 

 Kitabı üç bölümde ele alabiliriz. İlki yemeğe Dimitros ve Aziz'in tanışması , ikincisi Mustafa Güzelgöz'ün öyküsü ve son olarak da yıllar önce ülkeden göçmüş olan Yunanlılar ve yöre halkının dostluğu . 

 Sade ve akıcı bir dili olan kitap aktı gitti ,kısa kısa bölümlerden oluşunca da nasıl bitti anlamadım. Kütüphanede memur olan Mustafa Güzelgöz oturup insanların gelmesini beklemektense eşeğe kitapları yükleyerek köylere gitmiş, insanların ayağına götürmüş kitapları . Sadece o da değil kadınların okuyup kendini geliştirmesi için uğraşmış, köylülerin kazancı artsın diye örgütlemiştir . 

Her devirde olduğu gibi o zaman da onun yaptıklarından rahatsız olanlar olmuş ve Mustafa Güzelgöz'ün kalbinin kırılmasına ve başka olaylara neden olmuşlardır. İyi ki okudum dediğim kitaplardan oldu bu kitapta. Ders alınacak çok şey var...

Beşiktaş Masalı - Muharrem Kaşitoğlu :

Beşiktaş Masalı

Çocuk kitabı olan Beşiktaş Masalı'nda papağan Boncuk ile #beşiktaş semalarında dolaşıp ilçeyi yakından tanımaya ne dersiniz ;)
 Bu keyifli geziden önce Afrika ya , papağanların anavatanına uzanıyoruz kitapta . Afrika 'da Omondi 'nin köyüne gidip zorlu yaşam şartlarına tanık oluyor ve onu hayvanları ulusal parktan kaçırıp satmaya iten nedenleri okuyoruz. Bu sefer kaçırdıkları hayvanlar papağanlardır ve Boncuk da onlardan bir tanesi. Onun Afrika 'dan İstanbul'a uzanan yolculuğu ve İstanbul'daki dostları ile tanışması , bundan sonra yaşayacağı yer olan Yıldız Korusu ve Beşiktaş 'ı tanımasını kaleme almış yazar .  

   Kitabın içerisinde renkli resimler de mevcut. Kitabı okurken PC veya tabletten anlatılan yerleri bularak ve görsellerini inceleyerek okunursa daha akılda kalıcı olur diye düşünüyorum. Ben İstanbullu değilim ve her yerini gezdiğimi söyleyemem. Kitap ile birlikte Beşiktaş turu yapmış ve tarihi hakkında bilgilenmiş oldum.




                                                     

6/02/2020

Mayıs Ayında Okuduğum Kitaplar

Haziran 02, 2020 2 Yorum

Mayıs Ayında Okuduklarım

  Herkese selam :)) Ne zaman aylık okuduğum kitapları paylaşmaya kalksam bir aksilik oldu ve kaldı . Bu ay yine kalacak korkusu ile aklıma gelmişken hemen açtım bilgisayarı başladım yazmaya...

Bu ay sokağa çıkma yasakları ile devam etti yine.  Ay başında okuyamama durumundaydım. Elime kitap alıp alıp bıraktım bir türlü konsantre olamadım . Bana en iyi hangi kitaplar gider onları okuyayım dedim ve  gerilim kitapları bu dönemden çıkmama yardım etti. Kafa dağıtmak için bire bir kendileri . Okuyamıyorum , çok az okudum derken kitapları ortaya çıkarınca baktım ki sonuç aslında hiç de fena değil. Toplam 13 kitap ile bitirdim ayı . İki kitabı görsele eklemeyi ve instagram hesabımda yazmayı unuttum 🤦‍♀️ Buraya ekliyorum ben de 😂

Mayıs Ayında Okuduğum Kitaplar : 

Dilek Evi 

Midas'ın Müritleri 

Konstantiniyye Oteli 

Kapkaranlık Ormanda

Uyurgezer 

Dalgalar 

Cinayet Oyunu 

Memleketimden İnsan Manzaraları 

Akşam Yıldızı 

Seven Unutmaz

1Q84 - 1. kitap 

Körebe 

Acı Bir Tebessüm

Kitapların yorumunu okumak için isimlerinin üzerine tıklayabilirsiniz.

Seven Unutmaz , Barbara Cartland 'ın romanı . Nostalji olması için elimdeki kitalarını tekrar okuyorum. Çerezlik bir kitap .  Özellikle depresif ruh halindeyken okuyorum iyi geliyor kitap.

1Q84 , üc kiabında bir ciltte toplandığı kitap bendeki. Bu nedenle kitap bitince yorumunu gireceğim. Bu ay sadece 1. kitaptan alıntılar yayımladım. Şimdiden söylemeliyim ki kitabı çok sevdim.

Uyurgezer , Akşam Yıldızı , Midas'ın Müritleri , Konstantiniyye Oteli ,Acı Bir Tebessüm en sevdiğim kitaplar oldular.

Memleketimden İnsan Manzaraları da bana hitap etmedi.

Dilek Evi ise sevmediğim tek kitap oldu .









                                                     

6/10/2019

Mayıs Ayında Okuduğum Kitaplar

Haziran 10, 2019 6 Yorum
Mayıs Ayında Okuduğum Kitaplar

  Uzun bir aradan sonra merhaba …  Bayram hazırlığı ve bayram derken bloga yazı girmem gecikti. Öncelikle hepinizin geçmiş bayramı kutlu olsun.  Önceden yazı hazırlasam iyi olacak sanırım , böyle zamanlarda kurtarıcı olur :))


  Bu senen ramazan hayatımdaki en kötü ramazandı . Bir hastalık peyda oldu , ramazanın sonuna kadar da geçmedi. Bu nedenle istediğim performansta kitap okuyamadım. Gerçi fotoğraf çekmek için kitapları toparlarken okuduğum kitap sayısının 10 olduğunu fark ettim ama o isteğine ulaşamama hissi hiç gitmedi üzerimden. Sanırım bu okumaya başladığım kitaplardan bir tanesinin bitmemiş olması ile alakalı da olabilir. Ramazanda bitirmeyi planladığım "Aşkname " yarım kalan kitabımdı . Bu ay da kitabı az az , sindire sindire okuyup bitireyim diyorum. Acelesi kalmadı nasıl olsa …


Gelelim okuduğum kitapların isimlerine ve kısa bilgilerine  :


Son Nöbet
1- Son Nöbet

Stephen King'in Bill Hodges üçlemesinin son kitabı Son Nöbet . Yazarın tarzının dışına çıktığını düşündüğüm seride en sevdiğim kitap ilk kitap Bay Mercedes idi. Polisiye ve paranormal olayları harmanladığı bu kitap ile ilgili yorumumu okumak → burayı  ← tıklayabilirsiniz.




Dert Etme Sabret
2- Dert Etme Sabret :
Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kitabın ana teması " Sabır " . Çoğu bölümde konu ile ilgili kısa hikayelere yer veriliyor ve arkasında sohbet ediyormuş gibi okuyucu kısa açıklamalarda bulunuyor ; sabrı , sabretme karşılığında daha da olgunlaşacağımızı ve sabrın sonunun güzel olacağından bahsediyor. Kitabın yorumunu okumak için → burayı  ← tıklayabilirsiniz.





Ya Nasip
3- Ya Nasip :

 Ramazan ruhuna uygun kitaplar okumaya gayret etmiştim mayıs ayında . Ya nasip de o kitaplardan bir tanesi idi. Ya Nasip bir roman . Aslında bir aşk romanı da diyebiliriz. Nasıl olur da bir aşk romanı Ramazan ruhuna uygun derseniz, tasavvufla, sahabelerimizin hayatı ile bezeli bir kitap.  Kitabın yorumu blogumda yok , instagramda paylaştığım kitaplardan . Oradaki yazımı okumak için → burayı  ← tıklayabilirsiniz.





Kya'nın Şarkı Söylediği Yer 4 - Kya'nın Şarkı Söylediği Yer :

Kya’nın Şarkı Söylediği Yer , Kya isimli bir kızın hayatını anlatmaktadır. Küçük yaşta annesi sonra sırası ile kardeşleri tarafından terk edilen bir kızdır Kya. Zor şartlarda Kya'nın hayata tutunmasını , kendini geliştirmesini ve başına gelenler etkileyici bir biçimde yazmış yazar. Çok sevdiğim ve tavsiye listemde olan bir kitap .Kitabın yorumunu okumak için → burayı  ← tıklayabilirsiniz.





Yargıç 5 - Yargıç :

Kalemini çok sevdiğim polisiye yazar Günay Gafur'un son kitabı Yargıç. Kitap başlarda beni sarmasa da yarıdan sonra elimden bırakamaz hale geldim. İyi ki okduğum dediğim kitaplardan .  Kitabın yorumunu okumak için → burayı  ← tıklayabilirsiniz.





Körleşme - Elias Canneti 6- Körleşme:


Basit bir roman gibi karakterler sinir olarak okuyacağımız bir kitap olduğu gibi Körleşme , anlamının dışında metaforik olarak da değerlendirilebilir. Başta Kien olmak üzere her bir karakter bu dünya üzerindeki bir kesimi temsil eder .Kalın bir kitap olması gözünüzü korkutmasın hızla okunuyor kitap. Kitabın yorumunu okumak için → burayı  ← tıklayabilirsiniz.




Hay Bin Yakzan 7- Hay bin Yakzan :

Hay bin Yakzan  bir kaç kelime ile özetlenemeyecek dev bir eser. Sakin bir kafa ile , araştırma yaparak ve düşünerek okunması gerekiyor.Kitabın yorumunu okumak için → burayı  ← tıklayabilirsiniz.







Hay bin Yakzan'ı Okumak
8- Hay bin Yakzan'ı Okumak :

Araştırmacı yazar Avner Ben Zaken  Hay bin Yazan'ın kısa özeti ile başladığı kitapta , İbn Tufeyl'in hayatını ve kitabın yazdığı çağdan günümüze kadar farklı tarih ve coğrafyalarda etkilediği felsefecileri ve yazarları , Hay bin Yakzan'dan etkilenerek yazılan kitaplar yer alıyor. Bu kitap da sakin bir kafa ile ve bol bol not alarak okunması gereken kitaplardan.






Mehmet Akif Ersoy ve Zekai
9- Mehmet Akif Ersoy ve Zekai :

Şiire meraklı ve ileride büyük bir şair olmak isteyen Zekai , okulda İstiklal Marşı konulu bir yarışma olduğunu öğrenince yarışmaya katılmak ve birinci olmak ister. Yarışma için yazacağı şiiri düşünürken okulda Profesör Keşşaf ile tanışır ve onunla geçmişe İstiklal Marşı'nın yazıldığı zamana bir yolculuk yapar …

Keyifli, bilgilendirici, çocukları öğrenmeye ve araştırmaya teşvik eden bir kitap Mehmet Akif Ersoy ve Zekai. Bölüm başlarında verdiği kelimeler ve anlamları ile çocukların kelime dağarcığı gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan kitap bazı bölüm sonlarında bıraktığı boş sayfalarla da onlara görevler vererek etkileşimi arttırıyor. Kitaptaki çizimleri de çok sevdim. Çocuklar boyayabilir aynı zamanda bu çizimleri. Bu kitabı gönül rahatlığı ile tüm çocuklara tavsiye ederim.



10- Farahnaz'ın Çiçeği :
,
Farahnaz'ın Çiçeği
Ne yazsa tereddüt etmeden alıp okuduğum ve okuduğuma asla pişman olmadığım yazarlardan Yaprak Öz 'ün son kitabı Farahnaz'ın Çiçeği . Her kitabı ile farklı bir olay örgüsü ve yaşamlara bizi götüren Yaprak Hanım bu kitabı ile de bizi  Zonguldak 'a Kılıç Sitesine götürüyor. 1970 li yılların sonu ve hala sıcacık komşuluk ilişkilerinin olduğu bir yer. Kitabın baş karakteri Yıldız Alatan. 50 li yaşlarda , ev hanımı, bir eş, anne, anneanne, iyi bir komşu , terzi, sıkı bir kitap okuyucu ve acemi dedektif. Gerçi kitapta polislerin bile çözemediği olayları çözdü.  Severek , gülümseyerek okuduğum kitaplardan oldu.





                                                     

5/04/2019

Nisan Ayında Okuduklarım

Mayıs 04, 2019 13 Yorum
Nisan Ayında Okuduklarım

  Merhaba ,  uzun süredir aylık okuduklarımı blogumda paylaşmıyorum.  Zaten kitapların tek tek yorumlarını girdiğim için sizleri sıkmamak adına ayrı bir yazı yayımlamaktan vazgeçmiştim . Bu sefer nisan ayında okuduğum kitapları yazayım ve sizlere fikrinizi sorayım dedim.  Aylık okuduğum kitapları bir yazıda toplamamı ister misiniz, yoksa gerek yok eskisi gibi devam et mi dersiniz . Bu yazıyı okuyorsanız fikrinizi yorum bölümünde belirtirseniz sevinirim.  Yok herkes yorumumu görmesin derseniz iletişim bölümünden formu doldurup bana iletebilirsiniz.

   Şimdi bu ay okuduklarıma gelebilirim . Bu ay diğer aylara nazaran daha az kitap okudum.  Her ay fidanlara katılıp dolu dolu bir ay geçiriyordum ki bazen bu yorucu oluyordu.  Artık daha az fidana katılarak keyfi okuma kararı aldım.  O an canım hangi kitabı isterse onu okuyorum.  Bu ay bir de benim en yoğun olduğum aydı.  Evin yolunu zor buldum dersem yeridir.  Yorgunluktan da akşamları uyuyakalınca istediğim kadar kitap okuyamadım.  Ona rağmen okuduğum kitaplardan çok memnunum .


  Metastaz kesinlikle bir kurgu roman gibi hızla okuyacağınız bir kitap değil bölüm bölüm ve düşünerek okumanız gereken bir kitaptı. Keza Varsa Yoksa İletişim de bölüm bölüm, işaretleyerek ve not alarak okunması gereken bir kitaptı. Diğer okuduğum kitaplar da ayrı dünyalara yolculuktu benim için. İyi ki okudum dediğim kitaplar. Bir tek Tess Gerritsen 'in İsimsiz Ceset 'i okumasanız da olur diyeceğim bir kitap. Benim için yarım saatlik bir dinlenceydi sadece .

Okuduğum kitaplardan Metastaz ve Zacharius  Usta 'nın yorumları blogumda yok . Diğer kitaplarının hepsinin yorumunu blogumda bulabilirsiniz.  Aşağıya isimlerini bırakacağım , tıklarsanız yorumlara ulaşabilirsiniz.  Metastaz siyasi bir kitap ve bu kitabı burada nasıl paylaşacağımı bilemedim.  Zacharius Usta ise yakında yorumunu gireceğim bir kitap . Kocaeli Kitap Fuarına giderken hızlı trende bir saatte okudum bitti.  İnstagramda hızla bir şeyler yazdım fakat burada daha detaylı yazmak istediğim için beklettim.  Çünkü fuarda dişin kırıldığı için fuar sonrası bir hafta boyunca diş için uğraştım ve blogumdaki kayıtlı yazıları yayımladım , bu kitap kaldı.

Şimdi gelelim okuduklarıma :

1-Metastaz

2- İsimsiz  Ceset

3- Varsa Yoksa İletişim

4- Kim Bulduysa Onundur

5- Ölümün Kimyası

6- İnsanın Esareti

7- Zacharius Usta

8- Marina

9- Kara Kara  Kapkara











                                                            Kozmokitap

10/03/2018

Eylül Ayında Okuduğum Kitaplar

Ekim 03, 2018 4 Yorum


Eylül Ayında Okuduğum Kitaplar

 Eylül ayında bloguma fazla vakit ayıramadığım için okuduğum kitapları düzenli olarak paylaşamadım. İnstagram hesabımı takip edenler orada yaptığım paylaşımları görmüşlerdir. Orada blog kadar detaylı yazamadığım için paylaşımlar daha kolay oluyor. Ayrı ayrı kitapları paylaşamadığım için tek bir yazı halinde de olsa paylaşıp okuduğum kitapların blogumda olmasını istedim.

   Eylül ayında koşturmacanın arasında toplam on kitap okudum. Aslında daha az okuduğumu düşünüyordum ,toplam sayıyı görüncce çok sevindim açıkçası :))) Bir günde bitirdiğim kitap olduğu gibi ince olmasına rağmen bir haftada bitirdiğim kitap da oldu. Her biri ayrı keyifti benim için .

Okuduğum kitaplardan blogumda yer alanları sadece isim olarak geçerken diğerleri hakkında instagramda yazdıklarımı buraya bırakacağım.

Okuduklarım :

1- Eva'nın Çığlığı 

2- Son Başlangıç

Son Başlangıç Serinin ilk  kitabı Bir Sonraki Hayatımız'ı  büyük bir heyecanla okumuştum. Kitap öyle bir yerde bitmişti ki aklımdaki soru işaretleri ??? ile kalakalmıştım. Böyle olunca da almayı en çok istediklerimden birisi olmuştu Son Başlangıç. İndirime girince internette hemen aldım 😉 İlk kitaptan onaltı yıl sonra başlıyor kitap. Konudan çok bahsetmek istemiyorum çünkü ilk kitabı okumamış ve okumak isteyenler olabilir. Bilim kurgu, fantastik, yapay zeka gibi birçok farklı öğeyi barındırıyor kitap. İlk kitapta merak ettiğim ve aklıma takılanlar bu kitapta cevap bulurken , yazar bana göre ilk kitaptaki başarıyı yakalayamıyor . Bu kitapta da ilginç gelişmeler olurken , aynı zamanda bana yazarin satış kaygısı olduğu izlenimi uyandırdı. Daha geniş bir kesime hitap edebilmek için baş karakter Clove ve onu aşk hayatını olay örgüsünün önüne geçirdiğini düşündüm okurken. Böyle olunca da hayal kırıklığı yaşadım. İlk kitap benden tam puan alırken bu kitap 3\5 aldı.

3- Kusursuzlar 

Kusursuzlar  Bir kitabı hem çok sevip hem de nefret edebilir mi insan ??? Olabiliyormuş 🤔Benim #kusursuzlar hakkında hissettiğim tam olarak da bu 😥 Nefret ettiğim kısım yaratılan #distopik dünyada kadınlara bakış açısı ve onların da bunu değiştirmek için birşey yapmaması... Gerçi #bilinçaltı telkin yöntemi ile farkında bile olmadan tüm fikirler beyinlerine işliyor. Bir firmanın geçen sene anneler günü afişlerinde "güzellik geçicidir, anneden kızına geçer " yazıyordu. Kitabı okurken aklıma bu afiş geldi. Çünkü kadınlar kız doğurmak istemiyorlar, doğanlar da öldürülüyor. Neden mi?? Annesinin güzelliğini çaldığına inanılıyor çünkü 😕 Bir süre sonra da bedenleri de kız doğurmayı bırakıyor. Yapay ortamda , istedikleri gibi genleri ile oynayarak ortaya çıkıyor kız bebekler. Dört yaşında okula alınıyorlar ve onaltı yol boyunca ders görüyorlar. Öyle matematik , fizik değil 😂😂 Nasıl güzel olunur, nasıl formda kalınır, erkeğe nasıl kendini beğendirir gibi ... Onaltı yol boyunca da varis adı altında gelen erkekler beğendikleri ile evlenip onları erkek çocuk doğurmak üzere eş yapıyorlar. Bir kısmı tamamen cinsellik ihtiyaç tatmini için cariye yapılıyor bir kısmı da Bakire denilen okuldaki öğretmenlere katılıyorlar. Başka bir tercih ya da seçim hakları yok. Zaten isteyen de yok 😝 Sevdiğim kısım ise yazarın anlatım başarıdır. Öyle bir dünya yaratmış ki , buradaki tüm olumsuzlukları hissettim . Duygu aktarımı muhteşemdi , bazı karakterlerden nefret ettim. Olay örgüsünün oluşturup bu berbat dünyayı öyle ince işlemiş ki kitabın sonuna kadar aynı başarıyı devam ettirmiş. Kitabın sonunda beklenmeyeni yaparak beni bir kere daha şaşırttı. Ne kadar yaratılan dünyayı sevmesem de kitap iyi ki okudum dediklerimden oldu. Farklı dünyaları okumak ufkumuzu açar. Tekdüze ve yapay güzellik merakınız sonuçlarını da okumuş oldum kitapta 😅😅
Alıntılar: 
" Şişmanlığın nedeni tembelliktir. Tembellik ve açgözlülük. "

 "cassie'nin Charles'ın kendisine vurduğunu söylediğine inanamıyorum. " liz, " Niye kapıya falan çarptığını söylemedi ki? Yüzsüz işte! "

 "İlaçlar boğazımdan aşağı kayıp içimdeki kara deliğe düşüyor. Biliyorum, bana iyi gelecekler. Ağzımda hiçliğin ve güçsüzlüğümün tadını bıraksalarda."

4- Cinayetin Şifresi

Cinayetin Şifresi Büyük bir merakla alıp okumaya başlayınca beni sarmayan kitabı sonra okumak üzere bırakmıştım. Eylül başında tekrar aldım kitabı ve okumaya başladım. Başlarda sıkıcı olarak ilerliyor kitap. Bu durum , tarza adapte olup konu ortaya çıkıncaya kadar sürdü. Yaklaşık kitabın 1/4 lük kesimi diyebilirim. Konu ortaya çıkmaya başlayınca , yazarın tarzı da daha akıcı olmaya başladı ve kitap nasıl bitti anlamadım. Cesedi bulunan sekiz yaşındaki küçük bir kız ve onun katili olarak tutuklanan bir adam. Olayların arkasındaki trajedi ve bu olayı kitaba aktaracak olan bir yazar ... Kitabın başında farklı bir tarz izleyerek ilk başta beni içine çekseydi kitap tam puan alırdı. Bu yüzden kitaptan puan kırsam da yazarın konuları birbirine bağlamasına hayran kaldım. Kitabı okumak istiyorsanız ilk sayfalarda sakın vazgeçmeyin inatla devam edin. Pişman olmazsınız. "

Alıntılar: 

   Dünya, sandığımdan daha iyi bir yer olduğunu bana her zaman kanıtlayabilir. Ancak bu esnada düşüncemi sürdürecek ve dünyanın en kötüsünü beklemeye devam edeceğim .

 Her çocuğa gülümseyin , diyorum insanlara , çünkü tüm hafta boyunca bir ebeveynden alacakları tek gülümseme bu olabilir.


5- Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
Kitabın daha önce dizisi yapıldığını ve tiyatroda sahnelendiğini de belirteyim. Eğlenceli bir kitaptı. Okurken özellikle de ilk sayfalarda sesli olarak güldüm😂😂😂 Mizahi dille yazılmış bir kitap olmasına rağmen düşündücüydü de 🤔 1910 yılında #halley #kuyrukluyıldız ı #dünya nın yanından geçeceği zaman insanlarda bir panik yaşanmıştır. Bu olay yazara ilham olmuş ve bu kitap ortaya çıkmıştır . Kitapta kuyruklu yıldızın dünyaya çarpacağı için hissedilen korku ve panik etrafında bir mahallede olanlar anlatılmıştır . İrfan Galip mahallede yaşayan , okumuş, batı hayranı, Türk kadınını küçük gören birisidir. Mahallede bulunan kadınları bilgilendirmek ve onlarla alay etmek için toplantılar düzenler. Bir toplantı sonrası gelen mektup ise onu şaşırtacak aynı zamanda da aşk ateşi ile yakacaktır. .. . Kitabı çok sevdim. Bir iki yerde basım hatası vardı , onun dışında rahat okunuyordu.

6- Travma

Travma
Diğer kitapları psikolojik -gerilim türündeydi yazarın. Bu kitap bana göre fantastik -gizem türündeydi . Farklı coğrafi bölgelerde çocuklara uygulanan şiddet ve istismara dikkat çekmek için yazılmış bir kitap diye düşündürdü bana. Yazar tarzından çok da fazla ödün vermeyerek yine bir psikiyatristi konuk etmiş kitaba. Aslında bir konuktan daha fazla rolü var 😅😅 Kaza yapmış ve yaralı bir halde bulunan bir kadın, arabasının bagajında bulunan çocuk cesedi , bomboş bir kasaba ... Neler olduğunu anlatabilecek bir tek kişi vardır ki o da yaralı kadındır. Anlattıkları gerçek mi yoksa onun psikozunun bir ürünü mü 🤔 Herkese hitap etmeyebilir fakat farklı tarz hastası birisi olarak ben bayıldım kitaba 😂😂 Hatta filmi yapılsa onu da mutlaka seyrederim 😉 .

7-  Kumral Ada Mavi Tuna

Kumral Ada Mavi Tuna Buket Uzuner'in kalemi ile geç de olsa tanışma kitabım oldu Kumral Ada Mavi Tuna. Kitabın büyük bir bölümünü Tuna'nın ağzından okuyor, onun gözünden görüyoruz. Birbirini takip eden iki zamanki bir #kitap . Bir bölümü o anda olanları anlatırken diğer bölüm o güne kadar olan olayları Tuna'nın çocukluğundan başlayarak anlatıyor. . . Beş yaşında bir çocuğun ilk görüşte #aşık olacağına ve bu #aşk ın yıllarla birlikte daha da büyüyeceğine inanır mısınız? ? İmkansız gibi geliyor değil mi 🤔 Tuna'nın Ada'ya karşı hisleri böyle... Hatta sevgiden de öte bir his bu. Yazar bu duyguları öyle güzel hissettiriyor ki kitabı yaşıyorsunuz. İlk başta kızdığım bir karakter olsa da Tuna, zamanla onu olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Gerçek hayatta da böyle olmaz mı bazen 😅 Onun o kafa karışıklığı yüzünden bazen yaşadıkların hayal ürünü zannettim, aynı Tuna gibi. Farklı bir sevda öyküsü kitap fakat bununla da kalmıyor insan doğasını, iç savaşta olacakları da kaleme alıyor #buketuzuner. Dört karakter üzerinden farklı dünya görüşlerini dile getirirken , hayaller ve hayat gerçeğini de bir kere daha vurguluyor. . Biraz olsun kitabı anlatabildiysem ne mutlu bana. Bazen anlatılmıyor hisler, birebir okumak yaşamak gerekiyor. Tavsiyemdir 👌

8- Ay Işığında

Ay Işığında
#deankoontz un kalemi ile tanıştığımdan beri tereddütsüz alıyorum kitaplarını. Kimisi gerilimden tüylerimi diken diken ederken kimisi de diğer kitaplarına göre basit buldum. Yine de her kitabını zevkle okudum. #ayışığında da merakla okuduğum bir #kitap oldu benim için. Kitaptan hat safhada #gerilim bekleyenler için kötü haberim var 😅gerilim minimum seviyede. #bilimkurgu ve #fantastik öğeler daha baskın kitapta. İlk sayfalarda kitabın içine girmem ve konuya akmam zor olsa da sayfalar ilerledikçe ilginç olmaya başladı . Benim sevdiğim bir konu üzerinden ilerleyince sıkılmadım. Yazarın gerilim tarzına alışık #kitapkurdu arkadaşlar biraz sıkılabilirler 😪😪 . Konusuna gelirsem resim yapıp satarak geçinen Dylan, yirmi yaşındaki otistik kardeşi ile iş yolculuğunda başına kötü bir olay gelir. Bir adam onu bayılıp bağladıktan sonra ne olduğu bilinmeyen bir sıvıyı damarlarına zerk eder. Dylan'a bu olayı öğrenen olursa onun peşinde olanların Dylan ve kardeşini de öldüreceğini , bir an önce oradan ayrılmasını söyler ve gider. Dylan , kardeşi ve bahçede karşılaştıkları Jillian -ki onun da başına aynı olay gelmiştir - beraber yola çıkarlar. Başlarında nasıl bir bela olduğunu bulmak zorundadırlar...

9- Elimde Hamur Kafamda Dünyalar Var

Elimde Hamur Kafamda Dünyalar Var
Her birimizin hayatı ayrı bir yolculuk ayrı bir serüvendir. Bu yolculuğun bazı bölümlerinde dramı yaşarken bazen komedi bazen de gerilimi tadarız. Benim bazen "off ya bu olanlara inanamıyorum, yazsam roman olur" dediğim çok olmuştur. Eminim bir çoğunuz da benim gibi düşünmüş ya da zaman zaman dile getirmişsinizdir. İşte #özlemacar da bekarlıktan evliliğe ve oradan da anneliği uzanan serüvenini kitaba dönüştürmüş. O bu yolculuğunu mizahi bir dille kaleme almış ve ortaya #elimdehamurkafamdadünyalarvar çıkmış. Bu tarza ilgi duyanlar kitaba bakabilirler 😉

10- Zaman Makinesi

Zaman Makinesi Zaman yolculuğu her devirde ilgi konusu olmuştur. Geçmişe gidip bazı olayları değiştirmek isteyen olduğu gibi gelecek merakı ile de yolculuğu yapmak isteyen vardır. Şöyle bir düşününce -ki aslında çok düşünmeme gerek yok - benim de ilgimi çeken bir konu zaman yolculuğu. Yapılabilir ya da yapılamaz o her daim tartışılan bir konudur. 1890'lı yıllarda #hgwells in de bu konu ilgisini çekmiş olmalı ki bu konuda bir kitap yazmış. #Distopik bir #bilimkurgu olarak nitelendiriyorum ben kitabı. Okuduğum her kitabından asla pişman olmadığım Wells bu kitabı ile de beni şaşırtmadı. 1890 lı yıllarda yazılan kitap o dönemin çok ilerisinde fikirlere sahip. Bu tarzda öncü olan bir kitap yazarak Wells farklı yazarlara da ilham kaynağı olmuştur. Bir #zamanmakinesi yapan profesör verdiği yemekte bunu konuklarına duyurur. Kimse gerçek olduğuna tam olarak inanmaz. Bir hafta sonra verdiği yemeğe üstü başı perişan halde gelen profesör #zamanyolculuğu yaptığını söyler ve gördüklerini , başından geçenleri anlatır. 802701 yılına gitmiştir önce sonra da dünyanın yok oluşuna doğru bir yolculuğa... Herşey değişmiş ve çok güzel gibi görünse de görünmeyen korkunç yüzünü de yavaş yavaş fark eder profesör. #evrim ne kadar fark yaratsa da iyi ve kötü , güçlü ve zayıf her zaman var oluyor. Doğa kanunları da işlemeye devam ediyor.... Okuduğum diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da Wells'in hayal gücüne hayran oldum. Zaman Makinesi yazarın ilk kitabı üstelik. Edebiyat dünyasına muhteşem bir eserle bodoslama dalan yazar diğer kitapları ile yerini sağlamlaştırarak yazım dünyasında #ölümsüz olmayı başarıyor.
Alıntı : "Değişimin ve değişim ihtiyacının olmadığı yerde zeka yoktur "





                                                     

3/02/2017

Şubat Ayında Okuduğum Kitaplar

Mart 02, 2017 14 Yorum
kozmokitap

Uzun bir aradan sonra tekrar aylık okuduklarımı paylaşmaya karar verdim. Beni instagramdan takip ediyor  ya da blog yazılarımı okuyorsanız okuduklarımı biliyorsunuzdur. Ben yine de hepsini bir post altında birleştirmek ve verdiğim puanları belirtmek istedim.

   Resimde gördüğümüz kitaplar benim şubat ayında okuduklarım. Bu kitaplara ek olarak Cennette Uzun Bir Kış kitabını da pdf olarak okudum. Bana göre kitap ya da sayfa sayısının fazla olması önemli değildir. Önemli olan okuduklarımızdan kazandıklarımızdır. Bir şey kazanmadıktan sonra vaktimizi boşa geçirmiş olmaz mıyız??

   Romanlardan ne kazanıyorsun diyorsanız öncelikle okurken dinleniyorum. Bir nebze olsun kafamı boşaltıyorum , bir çeşit deşarj oluyor. Kitap karakterlerinin çoğu gerçek yaşamdan esinlenmiş olduğu için çıkarılabilecek dersler, içimize işleyecek sözler bulabiliriz.

Kitaplar ve puanlarıma gelirsem:


Tespih Ağacının Gölgesinde ★★★

Paranoya ★★★

Ölüm Çiçekleri ★★★★★

Albino Yayın Balığının Gözleri  ★★

Murakami'nin Kedisi  ★★★★★

Paravan ★★★★★

Cennette Uzun Bir Kış ★★★

Medcezir  ★★★★★

Öyküler - Anton Cehov  ★★★

Kalbimin Peşinde  ★★★★★

Sokrates ★★★★★

Kahin ★★★★★

Berlinli Apartmanı ★★★★★

Polyanna ★★★★★

İpeği İşleyen Kız ★★★★★


Resme İpeği İşleyen Kız'ı koymayı unutmuş olduğumu fark ettim. Affınıza sığınıyorum bu konuda. Bu ay okuduğun kitaplardan çok keyif aldım . Hepsi ayrı bir yolculuktu benim için. Bakalım bu ay nerelere yolculuk edeceğim kitaplar sayesinde....


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.