2/14/2020

Hediye Kitap ....

Şubat 14, 2020 10 Yorum
Hediye kitap

Selam .... Çoktandır blog okuyucularıma kitap hediye etmemiştim. Sizleri bu konuda çok ihmal ettim. Kabul ediyorum . Fakat son bir kaç yıl gerçekten berbat geçti. İnsan kendisi iyi hissetmezken etrafını çok düşünemiyor maalesef.

Kitaplığımı toparlarken bazı kitaplarımı ayırdım ve ara ara buradan ve instagram hesabımda  hediye etmeye karar verdim . Şu an instagram hesabımda da bir çekiliş var . Oradaki çekilişe katılmak isteseniz  * burayı *  tıklayabilirsiniz .

  Gelelim sizlere hediye etmek istediğim kitaba. Ephesus Yayınlarından çıkan  , N. G. Kabal 'ın kaleminden fantastik bir kitap olan Gecenin Hikayesi Aylema kitabını hediye etmek istiyorum. Ciltli olan kitap , kitaplığımdan ve sıfır ayarındadır. Kitaplarımı  temiz tutmayı ve hiçbir şekilde hasar almasına tahammül edemediğimi beni tanıyanlar bilir.

Kitabı okumak isteyen arkadaşlar blogumun takipçisi olmalıdır öncelikle. ( Yan tarafta misafirlerim yazan yerden takip et kısmına tıklatıp blogumu izlemeniz gerekmektedir .)

Yorum kısmına da kitabı okumak istediğinizi belirtip mail adresinizi yazın. Mail adresimi niye istiyorsun diyebilirsiniz. Kazanırsanız size ulaşabilmek ve iletişim adresinizi alabilmek adına mail adresinizi istiyorum. Bu kadar...  Eskisi gibi şartlar maddelerini uzatmayacağım. Aktif takipçilerime bir hediye vermek sadece gayem .

Son katılım : 29 Şubat

Kargo bana aittir .

 Şans sizden yana olsun :))







                                                     

Otların Uğultusu Altında - Şükrü Erbaş

Şubat 14, 2020 1 Yorum
Otların Uğultusu Altında - Şükrü Erbaş

   Şükrü Erbaş her zaman instagramda görsellerimin altında alıntılarını paylaştığım ve çok sevdiğim şairlerdendir . Bende hiç kitabı yoktu maalesef. Onun için alıntılardan beğendiklerimin Otların Uğultusu Altında kitabından olduğunu bildiğim için öncelikle onu alıp okumak istedim.

  Şiir kitaplarını nasıl yorumlayacağımı tam olarak bilemiyorum . Ne zaman bir şiir kitabı hakkında yazmaya çalışsam uzun bir süre düşünüyorum . Ben şiir severim ama her şiiri sevmem . Ne demek istediğimi anlatabildim mi bilemiyorum. Bazı şiirler yüreğime dokunuyor , çok seviyorum ancak sevdiğim tüm şiirleri tek bir kitapta bulamıyorum. Bir kitabın içerisinde sevdiğim şiirleri bazen kitabın yarısını bile bulmuyor. Bu nedenle şiir kitabı nadir alırım . İtiraf etmem gerekirse kitaptaki tüm şiirler hitap etmediği için ve bir sayfada az şiir çok boşluk olduğu için param boşa gidiyor gibi hissediyorum :( Sakın beni kınamayın . Burada biz bizeyiz ve ben sizlerle dertleşiyorum.

Otların Uğultusu Altında da aynı olay söz konusu oldu benim için . Şükrü Erbaş'ın kalemine sağlık fakat şiirlerin ancak üçte biri bana hitap ediyor . Sırf onları okumak için bile kitabı almaya değerdi diyorum. Bazı şiirleri tekrar tekrar okuyacağımı düşünüyorum.En sevdiğim şiir de kapakta yazılı olan oldu .
Buraya o şiiri sizler için bırakıyorum :

Ne olurdu kokunun da fotoğrafı olsaydı
Sesin Fotoğrafı. Boşluğun fotoğrafı.
Parmak uçlarındaki karıncanın
Ruhtaki üşümenin...
Ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı.





Otların Uğultusu Altında
Kitabın Adı :Otların Uğultusu Altında
Yazar :Şükrü Erbaş
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınevi
Sayfa Sayısı :79


Eskiden, çok eskiden
Tanrımız yoktu. Korkumuz yoktu.
Günahımız yoktu. Yapraklar gibiydik.
Öpüşler gibiydik. Köpükler gibiydik.
Yapamadık. Güzellik boğdu
İyilik zayıf düşürdü hepimizi.


İçimizden birisini göklerin ardına gönderdik.

Şimdi hepimiz huzurla birbirimize kötülük ediyoruz.
Şimdi hepimiz korkuyla acımızı seviyoruz
Şimdi hepimiz dünyayı bir tanrıya değiştik
Şimdi hepimiz cehenneme dua ediyoruz.





Şükrü Erbaş Kimdir?

Şükrü Erbaş
7 Eylül 1953 tarihinde Yozgat'ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Yozgat'ta yaptı. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'nden mezun oldu (1978). Toprak Mahsulleri Ofisi'nde memurluk, yöneticilik yaptı ve bu kurumdan emekli oldu.

 1984 yılında Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı. Edebiyatçılar Derneği'nde yöneticilik yaptı.

 Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla 1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı.

 Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.

                                                     

2/13/2020

Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü - Aimee Bender

Şubat 13, 2020 2 Yorum
Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü - Aimee Bender

"Göz kapaklarım bana ait mağaralardır, diye mırıldandı. Oraya istediğim zaman girerim."

  Hiç süper gücünüz olsun istediniz mi? Zaman zaman aklınıza gelmiş olabilir , hele de fantastik filmler seyrederken . Ben de ara ara düşünürüm , özel bir gücüm olsa ne olmasını isterdim diye... Bazen havayı kontrol etmek istiyorum bazen de görünmez olmak . Gerçi parmaklardan ateş çıkarmak da fena değil :DD  Şimdi bu anlattıkların ne alaka diyebilirsiniz. Kitaptaki küçük kız ile çok alakalı bu anlattıklarım.

  Dokuz yaşına girmesine birkaç gün vardır Rose'un . Annesi işinden ayrılmış ve kendini evine , yemeklerine vermiştir. Rose'un doğum günü için pastalar yapmaktadır. Bir gün limonlu pasta yapar ve dinlenmek için odasına çekilir. Annesi yokken Rose pastanın tadına bakar ve her şey o anda başlar ...

 Rose pastanın tadında farklılık olduğunu fark etmiştir. Bu farklılık düşündüğünüz gibi malzemelerden dolayı değildir. Bu pastayı yapan annesinin duygularını okumaktadır Rose. Evet bu küçük kız artık yediği tüm yemeklerde onu yapan kişinin duygularını hissetmektedir. Siz böyle bir güç ya da özellik ister miydiniz ? Şahsen ben istemezdim.

Rose'un dokuz yaşından yirmi dokuz yaşına kadar yaşamından bir kesiti aktarıyor yazar bize. Kitapta anlatıcımız Rose. Bize ailesini ( anne , baba ve erkek kardeşini ) , iletişimlerini ve yaşananları aktarıyor. Bunun yanı sıra arkadaşlık ilişkilerine de yer veriliyor kitapta.

Birimiz herhangi bir sebepten ağlarsa bir mendil çıkararak yanaklarımızı siler ve tuzun yüzümüz için değil, et için olduğu söylerdi.

 Ailede herkes birbirine yakın ve tanıyor görünüyor aslında . Yazar bize aslında herkesi , en yakınımız bile olsa tam olarak tanıyamayacağımızı anlatmak istiyor belki de . Herkesin kendine ait sırları olabilir ve bunu en yakınlarımızla bile paylaşamayabiliriz. Rose da başta kendi başına bir şeyler yapmaya çalışıyor . Bu yaşadıklarını annesine bile anlatamıyor. Zamanla ailesinin duygularını ve ondan gizlediklerini öğreniyor .

  Fantastik bir konusu olmasına ramen durağan ilerleyen bir kitap Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü.
Kitabı okuduktan sonra da ismi daha anlamlı geldi bana. Farklı bir yazar olsa bu konuyu uçurabilirdi. Yazar normal bir aile hayatına devam etmeye çalışan insanlar aracılığı ile bize konuyu aktarmaya çalışmış. Herkesin kendi korkuları , sorunları olduğunu anlatmaya çalışmış belki de . Belki de en başta aile birbiri ile doğru iletişim kursaydı daha yakın olabilirler ve sorunları en başından paylaşarak acılarını azaltabilirlerdi.

  Kitap hakkında birçok yorum okudum ve kitabın çok sevilmediğini gördüm . Ben kitabı sevmediğimi söyleyemem . Benim için kafamı boşaltan bir kitap oldu . Hüzünlü ve durgun ilerleyen bir kitap diyebilirim Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü için. Merak ettiğim bir kitaptı ve iyi ki okuyup merakımı giderdim diyorum. Canım da fena halde limonlu pasta istedi şimdi :))) Neyse , haftasonu yaparım artık ...

Ama beni tanımıyorsun bile, dedi. Nasıl seversin? Sevgiyi hak etmek gerekir.
“Beynim bir yel esip temizlenmiş gibi bomboş hissediyordu. Kaldırımlara hortumla tutulan suyun tozu toprağı atması gibi. İyi veya kötü anlamda değil, sadece boş.”






Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü
Kitabın Adı :Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü
Yazar : Aimee Bender
Yayınevi :Can Yayınları
Orjinal adı :The Particular Sadness os Lemon Cake
Çevirmen :Suat Ertüzün
Sayfa Sayısı :280


Bir gün, mutsuzluğu, acıları ve arzuları, en derindeki sırları görme yeteneğin olduğunu keşfetseydin...

Bir gün, sana gülümseyen yüzlerin ardını görüp sana en yakın kişinin yüreğinde kilitlediği kapıları aralasaydın, ne yapardın?..

Büyümenin eşiğindeki Rose için hayat, bir sabah geri dönülmezcesine değişir. Zira annesinin yaptığı limonlu pastadan aldığı bir lokmayla, sadece yemeği değil, onu pişiren kişinin duygularını da tatmakta olduğunu anlar...

Olağanüstü yeteneği, aynı zamanda derin bir kaygı ve hüznü de beraberinde getirir; çünkü her zaman neşeli, güler yüzlü ve sevecen biri olarak bildiği annesi, kalbinde sarsıcı bir gerçek saklamakta, ailesinden ayrı ikinci bir hayat yaşamaktadır... Çok geçmeden babası ve ağabeyinin de çok özel yetenekleri olduğunu anlar. Her üçü için de bu yetenek, kimi zaman bir mucizeye kimi zaman da yakalarını kurtaramadıkları bir illete dönüşecektir. Hemen her ailenin üstünü örttüğü gerçekleri, duyarlı ve yetenekli bir genç kızın büyüme öyküsü eşliğinde anlatan acı, tatlı ama her sayfası büyülü bir şehir masalı...
"Kitap o kadar güzel ki, tadını daha iyi alabilmek için bitirir bitirmez tekrar okumaya başladım."
Jodı Pıcoult







Aimee Bender Kimdir?

Aimee Bender 28 Haziran 1969’da Los Angeles’ta doğdu. San Die­go, California Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Irvine, California Üni­versitesi’nde Güzel Sanatlar yüksek lisans programında yaratıcı yazarlık okudu. Çağdaş Amerikan edebiyatında ses getiren bir roman ve öykü yazarı olan, gerçeküstü kurgu ve kişileriyle tanınan, yapıtları on altı dile çevrilen ve iki kere Pushcart Ödülü’nü alan Bender, 2005’te Tiptree Ödülü’ne aday gösterildi. Bugüne kadar dört kitabı yayımlanan Aimee Bender, Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü’yle en iyi kurmaca dalında SCIBA (Güney California Bağımsız Kitapçılar Birliği) Ödülü’ne ve Alex Ödü­lü’ne layık görüldü. Halen Los An­geles’ta yaşayan yazar, South California Üni­versitesi’nde yaratıcı yazarlık der­si veriyor.



                                                     

2/12/2020

Eskişehir Tüyap 2020 Yılı Fuar Takvimi

Şubat 12, 2020 0 Yorum
Eskişehir fuar


Merhaba , Eskişehir'de geçen sene yeni bir fuar merkezi açıldı . Şehrin Ankara çıkışına doğru açılan merkez fuar için hem daha büyük bir alan sağlarken hem de park yeri ile avantaj sağlıyor. Açıldığı zaman bir Eskişehirli olarak çok sevindiğimi söyleyebilirim. Böyle bir yer için çok geç kalındı bana göre .

 Bu yıl fuarları takip etmek isteyenler ve benim de gözümün önünde olması açısından fuar takvimini bloguma bırakmaya karar verdim. Birçok fuarı gezip takip ediyorum fakat gezerken foto çekmeyi sevmediğim için burada yayımlayamıyorum . Artık bu konuda daha aktif olmam lazım :DD

Gelelim fuar takvimine :

20- 23 Şubat : EV'leniyoruz

Evlilik hazırlıkları , mobilya , aksesuar , dekorasyon , züccaciye , gelinlik , abiye , damatlık, abiye kıyafet , çeyiz, halı , düğün organizasyonu, beyaz eşya , ev elektroniği fuarı


20- 23 Şubat : Eskişehir 2. Kozmetik ve Kişisel Bakım Fuarı

20- 23 Şubat :  Eskişehir Dekorasyon Fuarı

Ev ve ofis mobilyaları , dekorasyon , aydınlatma, ev tekstili , bahçe mobilyalartı , ev elektroniği ve aksesuarları fuarı
19 - 22 Mart : Eskişehir Endüstri Fuarı

AR-GE , sanayi ve teknojileri fuarı

31 Mart - 4 Nisan : Eskişehir Mobilya Fuarı

Mobilya, İç Mimari, Halı, Aydınlatma...

2- 6 Eylül  : Eskişehir Tarım Fuarı

Tarım , hayvancılık ve teknojileri fuarı

22 - 25 - Ekim : Eskişehir Hobi , Spor ve Hediyelik Eşya Fuarı

12- 15 Kasım : Eskişehir Yapı Fuarı

İnşaat Malzemeleri, Tesisat, Isıtma, Soğutma...

8 - 13 Aralık : Eskişehir Kitap Fuarı

  ULAŞIM :



                                                     





2/11/2020

Beni Kör Kuyularda - Hasan Ali Toptaş

Şubat 11, 2020 2 Yorum
Beni Kör Kuyularda

  Beni Kör Kuyularda , Gölgesizler 'den sonra yazarın okuduğum ikinci kitabı . Gölgesizler'i okurken yazarın tarzının ne kadar farklı olduğunu görmüştüm. Yazarın anlatımı,
 kelime seçimleri çok güzel . Seviyorum anlatım tarzını . Konu olarak ise farklı konuları tercih ediyor yazar. Biraz fantastik biraz da mistik ...

   Beni Kör Kuyularda kitabını okumaya başlayınca ilk sayfalardan yazar farkını hemen ortaya koydu . Betimlemeleri , kelime oyunları ile gözümün önünde farklı bir ortamın serilmesini sağladı . Kelimeleri dans ettirdi adeta .

  Gecekondu bölgesinde yaşayan bir aileyi anlatıyor kitapta yazar. Baba birgün işe giderken her zaman yanına aldığı sefertasını almayı unutuyor . Eşi seslenince de kızının öğlen getirmesini istiyor . Kızı Güldiyar babasını yanına gidiyor gitmesine de dönüşü ile birlikte kitaba konu olan olaylar başlıyor ...

Güldiyar geldiğinde bir tuhaf görünmektedir. Perişandır ,annesinin tüm ısrarına rağmen başına gelenleri anlatmaz . Ağlamaya başlar ve gözünden yaş yerine ıslak taşlar düşmeye başlar ...

  İki kişinin bildiği sır değildir ... Anne dertleşmek için komşusu Emine'ye söyler kızının durumunu ... Emine de eşi Dursun'a .... Kim söyledi bilinmez ama kısa sürede bahçe insan kaynamaya başlar . İnsanlar ağlarken gözünden taş çıkan kızı görmeye gelmektedirler .

  İnsanların ne kadar meraklı olduklarının bir göstergesi . Birinin ihtiyacı olduğunda kimse bulunmazken seyirlik bir şey söz konusu olduğunda hemen toplanırlar. Aklıma ucubeler sirki geldi. Oradaki insanları seyretmek , alay etmek için para veren insanlar .... Burada da durum farklı mı ??? Değil tabii ki!!!!

  Bu gariban aileye yardım etmek yerine olayı fırsata çeviren mafyavari adamlar var bir de ... Garibanın sırtında para kazanan , bir tokat da onlar vuran ...

  Yardım çığlıklarını , yapılan eziyet ve haksızlığı gördükleri halde sesini çıkartmayanlar , sesini çıkarak birkaç kişiyi de susturanlar ... Peki devleti simgeleyen polisin gelip bir şey yapmadan gitmesi n'oluyor !!!!

  Hasan Ali Toptaş farkını ortaya koymuş yine .  Anlatımı tam bir edebiyat ziyafeti idi. Konu ve olaylar ise beni sinir etti. Okurken söylene söylene okudum . Hangi bir karaktere kızsam bilemedim. Bir noktada gerilime bağlayıp karakterlere kendim uygun sonlar çizdim. Bazı noktalar ise kitapta belirsiz bırakılmış . Neden olduğunu ya da ne olduğunu bilemiyorsunuz . Kitabın sonuna kadar okuyup da bu noktalar belirsiz kalınca biraz hayal kırıklığı oldu doğrusu .






Beni Kör Kuyularda
Kitabın Adı :Beni Kör Kuyularda
Yazar :Hasan Ali Toptaş
Yayınevi : Everest Yayınları
Sayfa Sayısı :238


Beni Kör Kuyularda “bütün mümkünlerin kıyısında”n, tam da oradan konuşuyor. İnsanlardaki seyir merakı, bu merakın doğurduğu acımasızlık, habire dönen karanlık bir çark, çarkın öğüttüğü insanlar, yarım kalmış sevdalar ve parçalanmış hikâyeler…
 Beri yandan, roman boyunca iki soru peşimizi bırakmıyor: Hakikaten gittiler mi? Gittilerse nereye gittiler?
 Beni Kör Kuyularda, Kuşlar Yasına Gider’den sonra “HAT edebiyatı”na yeni, taptaze bir kan.
 “Dünyanın renkleri değişti onlar ilerledikçe, dünyanın sesleri, sessiz-likleri değişti, şekilleri sonra, kapıları, kapılarından girip çıkanları değişti, gülenleri, ağlayanları, yürüyenleri değişti, ağaçları, çimenleri, yaprakları değişti, güzellikleri, çirkin-likleri değişti, hatta bütün bunlarla ve daha başka şeylerle birlikte mesafeleri, boşlukları ve bu mesafelerle bu boşluklarda gezinen kokuları da değişti.” 
“Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer.” -Frankfurter Allgemeine Zeitung





Hasan Ali Toptaş Kimdir ?

Hasan Ali Toptaş 1958 yılında Denizli'nin Çal ilçesinde doğdu. İlk öykü kitabı 'Bir Gülüşün Kimliği' 1987'de, ikinci öykü kitabı 'Yoklar Fısıltısı' 1990'da yayımlandı. 'Ölü Zaman Gezginleri' adlı öykü dosyasıyla 1992 yılında Çankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ödülü aldı. Aynı yıl 'Sonsuzluğa Nokta' adlı yayımlanmamış romanıyla Kültür Bakanlığı'nın düzenlediği yarışmada mansiyon aldı ve Sonsuzluğa Nokta Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. 1994'te 'Gölgesizler' adlı yayımlanmamış romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü'nü aldı. 'Bin Hüzünlü Haz' adlı romanı ise 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü. Yazarın ayrıca 'Yalnızlıklar' adlı şiirsel metinlerden oluşan bir kitabı, 'Kayıp Hayaller Kitabı' adlı bir romanı, 'Ben Bir Gürgen Dalıyım' adlı bir çocuk romanı vardır.

Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları : 

* Gölgesizler

                                                     

2/10/2020

Umuda Uyanmak - Cordelia Strube

Şubat 10, 2020 2 Yorum
Umuda Uyanmak - Cordelia Strube

 "İnsanlar her zaman asla yapmayacakları söyledikleri şeyleri yapıyorlar."

  Geçen sene fuardan aldım kitabı . Okumaya ise ancak vakit bulabildim . Kitaplığımda okunmayı bekleyen kitaplar  arttığı için bu sene fuara kadar onları bitirmeyi ve bu arada kitap almamayı düşünüyorum .

  Fuarda ismi ve kapak görseli ile ilgimi çekmişti kitap . Kapak görseli içimi açmış içinin de çok güzel olacağını hatta romantik , neşeli bir kitap olacağını düşünmüştüm. İki düşüncemde de yanılmış olduğumu kitap ilerlemeye başlayınca fark ettim.

   Kitap iki bölümden oluşuyor . İlk bölümde Harriet ekseninden olayları okurken ikinci bölümde kardeşi İrwin gözünden okuyoruz .

 Harriet altı yaşında , akıllı bir kız çocuğu . Bir kardeşi var beş yaşında İrvin . Kardeşinde hidrosefali var. Doğduktan sonra uzun süre hastaneden çıkamıyor . Hala sık sık hastaneye gitmesi şantını değiştirmesi ye da kontrol ettirmesi gerekiyor. Bunu dışında geçirdiği nöbetler yüzünden çok dikkat etmeleri de gerekiyor. Bu nedenle de İrwin sık sık hastaneye gidiyor. Bu sıkıntılı süreçte babası ile annesi boşanıyorlar . Babası başkası ile evleniyor . Onunla bebek sahibi olmak için tedavi görüyorlar ve para buraya gittiği için ne Harriet'a ne de annesine para vermiyor babası . Annesi ise erkek arkadaşı ile beraber yaşıyor . Sosyal yardım aldığı için kesilecek korkusuna evlenmiyorlar. Bu erkek arkadaş ile Harriet'ın anlaştıkları söylenemez.

   Harriet anne ve baba sevgisine hasret bir çocuk . Baba yeni ailesi ile meşgul . Annesi ise iş ve İrwin'in bakımı arasında sıkışmış durumda. Kimse Harriet'ın da küçük bir çocuk olduğunun ve onun da ilgiye , sevgiye ihtiyacı olduğunun fakında değil. Kendi başına idare edebilir gözü ile bakıyorlar ona. O da farklı resimler çizerek iç dünyasını aktarmaya çalışıyor . Kitabı okurken bu çocuğa çok üzüldüm. Ne kadar akıllı , kendine yeter görünse de aslında daha anne kuzusu o da ... Erkek arkadaş ise ayrı bir vakaydı bana göre .

   İrwin ablasını çok seviyor ve ona çok düşkün. Harriet her ne kadar onun ölmesini istediğini söylese de davranışları ve yaptıkları ile onu ne kadar çok sevdiğini belli ediyor ara ara . O İrwin'e olan ilgiyi kıskanıyor . Ölürse onunla da ilgileneceklerini düşünüyor. Belki de bu yüzden fazla bağlanmaktan da kaçınıyor olabilir .

  Kitap duygusal ve çok dokunaklı idi. Okurken üzüldüm ve ebeveynlere çok kızdım . Hasta bir çocuk aileyi çok yorar , yıpratır ve zorlu bir süreçtir . Hele de bu ailenin yeterli parası yoksa .... Fakat  evdeki diğer çocuğu neredeyse unutmak , onu başıboş bırakmak affedilemez bence. Sadece ona kızmak , kısıtlamalar getirmek iyi aile olmak değildir . Bütün gün çocuğu sokağa salmak da ona iyi bakmak anlamına gelmez . Kitabı okurken neler hissettiğini az çok tahmin edebilirsiniz. Harriet zor bir çocuk , tamam , ama onu bu hale yaşadıkları ve ailesi getiriyor.

Kitabın yarısına gelince şok etkisi yaratacak bir olay gelişiyor. Bu beni çok üzdü . Diğer yarısında da farklı olaylar bizi bekliyor . Bu bölümde de yazar farklı bir toplumsal gerçekliğe dikkat çekiyor . Bu durumu yazmak ve kitaptaki etkiyi azaltmak istemiyorum.

  İki gün gibi kısa bir sürede kitabı okuyup bitirdim. Ben sevdim kitabı . Duygusal bir kitaptı .



Umuda Uyanmak
Kitabın Adı :Umuda Uyanmak
Yazar :Cordelia Strube
Yayınevi :Kanes Yayınları
Orjinal adı :On the Shores of Darkness, There Is Light
Çevirmen : Nil Bosna
Sayfa Sayısı :496


Irwin 5 yaşında. Puding yemesi yasak. Hayatta tek sevdiği şey ablası. Harriet 11 yaşında. Sarı bukleleri var. Hayatta tek istediği şey kardeşinin ölmesi. Akıl almaz hayal gücüyle yaptığı resimler ve hayata karşı sıradışı bakış açısıyla Harriet'in dünyasına adım attığınızda, kendinizi hayatın tüm zorluklarına rağmen umudun asla tükenmediği, yaşamak için her zaman bir sebebin olduğu bir yolculuğun içinde bulacaksınız. Bu iki kardeşin bazen nefret bazen de sevgi dolu öyküsü, yaşamın ta içinden okurun kalbine uzanıyor ve orada iz bırakıyor. Babası dönünceye kadar saatler geçmiş gibi geldi. Harriet ejderha resmini yapmaya isteksizdi. Babası menekşe rengi kapıya yaslandı ve resme dikkatle baktı. "Vay canına. Alevleri sevdim." "Alev püskürtüyor çünkü o mutlu bir ejderha." diye açıkladı Harriet. "Mutsuz ejderhalar alev püskürtemez."

"Kanada'nın yeni Alice Munro'su!"
-Toronto Star-

"Strube'nin her şeye rağmen yaşamak için bir sebep olduğunu gösteren mucizevi anlatımı bu kitabı okuyan herkesin kalbinde umut tohumları yeşertiyor."
-National Post-





Cordelia Strube Kimdir ?

Cordelia Strube
1960 Kanada doğumlu yazar.  CBC edebiyat yarışmasını kazanan ve Toronto Sanat Vakfı Ödülü'nü kazandı, Governor General’s Ödülü, Trillium Book Ödülü, WH Smith / Books Kanada'da İlk Roman Ödülü ve Prix Italia için aday gösterildi ve Scotiabank Giller Prize için  listeye alındı.  Strube,  ACTRA Nellie Ödülü için iki kez finalist ve ReLit Ödülü için üç kez aday gösterildi. Toronto'da yaşıyor.







                                                     

2/08/2020

Sesler Adacığı - Robert Louis Stevenson

Şubat 08, 2020 2 Yorum
Sesler Adacığı - Robert Louis Stevenson

Babil Kitaplığı Serisinin üçüncü kitabı Sesler Adacığı . Robert Louis Stevenson'ın kaleminden çıkan kitap dört öyküden oluşuyor ve kitaba da ismini ilk öykü olan Sesler Adacığı veriyor .

  Robert Louis Stevenson'ın adını ünlü eseri Dr. Jekyll ve Mr. Hyde 'dan hatırlarız . Çoğumuz bu eseri ya okuduğumuz için ya da kitaptan uyarlanan filmleri seyrettiğimiz için hatırlarız. Yazarı sadece eseri ile de değil yaşamı ile de tanımak isterdim . Bu güne kadar yazar hakkında biyografisi dışınca çok da bilgim yoktu . Eserleri daha iyi anlayabilmek adına yazarları da tanımamız gerektiğine inanmaya başladım . Eskiden pek önemsemezdim bu konuyu . Zaten edebiyat derslerinde de birkaç tarih dışında yazarlar hakkında çok önemli bilgiler öğrenmedik. Yeni nesil biyografi yazarları sayesinde yazarların hayatı , yaşadıklarının onları nasıl etkilediği ve onu tanıyanların anlatıklarını kitaplarına eklemeleri sayesinde yazarları daha iyi tanımaya başladık . İşte Stevenson'ı da Sesler Adacığı'nın ön sözünde Jorge Luis Borges'in kaleminden okuyoruz. Kitapta yer alan bu kısmın kesinlikle atlanmadan okunması gerektiğine inanıyorum. Yazarı bu yazı sayesinden daha iyi anladığımı söyleyebilirim.


Sesler Adacığı - Robert Louis Steve

Benim Robert Louis Stevenson ile tanışmam Define Adası kitabı ile oldu . Çocukken defalarca okudum bu kitabı . Dr. Jekyll ve Mr. Hyde ve sonra da geçtiğimiz yıl İntihar Kulubü ile devam etti yazarın kitaplarını okuma sürecim . Son olarak da tabii Sesler Adacığı'nı okudum ve acık ara farkla ben bu öykü kitabını daha çok sevdim.

  Dört öyküden oluşuyor kitap . Öykülerde mistik , fantastik bir ortam oluşturarak bizi kendi büyülü dünyasına götürüyor Stevenson . Uzun sayılabilecek öyküleri okurken sıkılmıyor aksine hiç bitmesin istiyorsunuz . Öykülerdeki büyülü atmosferin bozulmaması için öykü bitmeden elinizden bırakmamanızı öneririm .

İlk öykü Sesler Adacığı 'nda çalışmak istemeyen bir adamın büyücü olan kayınpederini köşeye sıkıştırmak isterken kendisini kaçarken bulması ve yaşadıklarını fantastik bir atmosferde okuyoruz.

İkinci öykü Şişenin Cini . Bu öyküye başlarken aklıma Alaaddin'in Sihirli Lambası geldi . Bu öyküde de bir şişe ve cin var , dilekleri yerine getiriyor ancak bu çok da iyi niyetli bir yardım değil. Bu öyküde insanların ikilemde kalmasını okuyoruz .

Üçüncü öykü Markheim 'de ise işlediği bir cinayetten sonra yapılan bir iç hesaplaşmayı okuyoruz .

Dördüncü ve son öykü ise Çarpık Janet . Bu öyküde kasaba halkının karşı çıkmasına rağmen papazın bir kadına yardım etmesini okuyoruz . Bu öyle sıradan bir kadın değil .

 Bütün öykülerinde fantastik bir yön var yazarın . Keyifli vakit geçirmek için okunacak hızlı öykülerden değil öyküler . Derin ve felsefi yönleri var . Dikkatli bir okuyucu bu öykülerde verilen dersleri kaçırmayacaktır .



Sesler Adacığı
Kitabın Adı :Sesler Adacığı
Yazar :Robert Louis Stevenson
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınevi
Orjinal adı :The Isle of Voices
Çevirmen :Handan Balkara
Sayfa Sayısı :136


"Benim için Stevenson hakkında yazmak yakın bir dost hakkında yazmak kadar güç. Aslında söz konusu yakın dost 1894 yılında Pasifik'te kaybolmuş bir adada öldü, bense beş yıl sonra güneyde kaybolmuş bir şehir olan Buenos Aires'te doğdum. Bazı yazarların imgeleri yapıtlarından çok daha canlıdır; Byron ve Goethe bunların en seçkin örnekleridir. Diğerleri için ise bunun tam tersi söz konusudur; Shakespeare'i çok sayıdaki oyun kişileri arasında neredeyse göremeyiz. Sherlock Holmes ve Doktor Watson, Sir Arthur Conan Doyle'un görülmez bir adam olmasını sağlamışlardır. Stevenson'a gelince, yazar ve yapıtları, düşleyen ve düş aynı yoğunlukla varlıklarını sürdürürler. Bu seçkide yer alan öykülerden ikisinde mekân güney denizleridir. 'Markheim' bilinmeyen bir şehirde geçer; 'Çarpık Janet' ise İskoçya'da. Bu öyküleri seçmemin nedeni yaşlı belleğimde yaşamaya devam etmeleridir. Çocukluğumdan beri Robert Louis Stevenson benim için mutluluk biçimlerinden birini oluşturdu."
                                                     -Jorge Luis Borges-






Robert Louis Stevenson Kimdir?

Robert Louis Stevenson
13 Kasım 1850'de Edinburg'da doğdu. On yedi yaşında mühendislik eğitimi almak için Edinburg Üniversitesi'ne kaydoldu. Eğitimini yarıda bırakıp hukuk okumayı seçti, ancak avukatlık da yapmadı. Gerçekte kalbinin derinliklerinde hep yazarlık özlemi vardı. Üniversitede okurken yaz tatillerini Fransa'da, yazar ve ressamlardan kurulu bir sanatçı topluluğunun arasında geçirdi. İlk basılı çalışması Roads adını taşıyan denemesi oldu. Yazarlık hayatına aralarında öykülerin, romanların, denemelerin yer aldığı pek  çok eser sığdırdı. Çocuk edebiyatına da Treasure Island (Define Adası) gibi klasikleşen eserler kazandırdı. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde en bilinen ve Stevenson'ın yüz yıl öncesinden geleceğe bakabildiği eseri oldu. Aralık 1894'te hayata veda etti.

Robert Louis Stevenson 'ın okuduğum Kitapları :

* Define Adası

* Dr. Jekyll ve Mr. Hyde

* İntihar Kulubü



                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.