8/22/2016

Buz Prenses - Elizabeth Hoyt || Kitap Yorumu

Ağustos 22, 2016 1 Yorum



     Çirkinin Aşığı kitabı ile kalemiyle tanıştığım Elizabeth Hoyt bir anda ne yazsa okurum dediğim yazarlar arasına katıldı. Yetişkin romantik kitaplar arasında çok okunan ve sevilen bir yere sahip yazar. Üç kitaptan oluşan Prenses serisine ara kitap olarak eklenen Buz Prenses çok ince bir kitap . Ben kitabı bir saat içerisinde bitirdim ve keşke biraz daha devam etse diye düşündüm. Yazarın kalemime hayran olmamak elde değil. Okumaya baişladığım anda konunun içerisine sürükleniyorum ve kitabı elimden bırakmak istemiyorum.

   Prenses serilerinde erkeklerin gitmekten hoşlandığı ve kadınların maskeler ile dolaştığı bir genelev olan Afrodit'in Mağarasında geçiyor öykümüz.

   1762 yılı Londra'sı. Afodit'in mağarasına askerlerini toplamak için gider Kaptan Wargate . Bir kenarda sessiz sakin askerlerini bekler ve başlarının belaya girmesini önler. Kaptan orada iken bir oyun duyurusu yapılır. Bu oyunu kazananın ödülü Afrodit'in Mağarası'nın sahibi Carol ile yedi gece geçirmektir. Bu tür yerlerden ve oyunlardan hoşlanmayan kaptan nasıl olduysa kendisini oyunun içerinde bulur. Amacı Carol'a yardım etmek midir yoksa ödülün cazibesine dayanamamış mıdır?

Yetişkin romantik kitapları ve kabarık etekli ve foytonlu eski İngiltere romanları sevenlere tavsiye ederim.




Kitabın Adı :Buz Prenses
Yazar :Elizabeth Hoyt
Yayınevi :Pegasus Yayınları
Orjinal adı : The Ice Princes
Çevirmen :Ceyda Aldemir Down
Sayfa Sayısı :112


YEDİ GÜNAH DOLU GECE 

 Londra'nın en kötü şöhretli evi Afrodit'in Mağarası'nı işleten Coral Smythe, erkeklerin ihtiyaç ve tutkularına dair her şeyi bilmektedir. Fakat tek bir erkeğin bile sevgisini hissetmemiştir… Özellikle de kartal gibi gözleriyle onu kınayan fakat gizliden gizliye arzulayan Kaptan Isaac Wargate'in sevgisini.

 YEDİ ZEVK DOLU GECE 

 Kaptan Wargate, gemi tayfasını baştan çıkaran bu altın maskeli kadını ayıplamaktadır. Ancak Coral bir kart oyununda ödül olarak ortaya konunca, Wargate kendine engel olamayıp oyuna katılır… ve kazanır.

 YEDİ AŞK DOLU GECE 

 Artık tutucu donanma kaptanının bu gizemli kadın hakkında bir şeyler öğrenebilmesi için sadece yedi gecesi vardır. Peki Coral, Afrodit'in Mağarası'nın yeni sahibi tarafından tehdit edilince Wargate maskenin ardındaki kadına… ve aşka bir şans tanıyacak mıdır?


Prenses Serisi Sıralaması:

1- Çirkinin Aşığı  ( The Raven Prince )
2- Kalbimi Sana Verdim  (The Leopard Prince)
3- Bir Aşk Masalı  (The Serpent Prince)
3,5-  Buz Prenses  (The Ice Princess)



                                                     

8/17/2016

Anomona || Kitap Yorumu

Ağustos 17, 2016 0 Yorum

    Şubat ayında yazarın Twittter üzerinden iletişime geçerek okumam ve yorumlamam için gönderdiği Anomona bitti. Kitabı kabul ettikten sonra biraz endişelenmedim dersem yalan olur. İngilizce hikayeler okuyordum fakat hiç roman okumamıştım. Türkçe çevirileri varken ihtiyaç duymamıştım. Kitap gelince çok mutlu olmamın yanında endişeler de taşıdığımı itirak etmeliyim. İlk bir-iki sayfa alışma dönemi olsa da geriye kalan sayfalar hızla çevrildi. Aslında kitap daha kısa sürede biterdi fakat araya kendi işlerim girince umduğumdan daha uzun sürdü çünkü fazla okuyamadım.

    Kitap bir bilim- kurgu kitabı. Yazar kendisini de Anomona olarak tanıtıyor ve ismini gizli tutuyor. Ben de bu gizem de ayrı ilgi uyandırıyor.

      Kitapta birinci bölümü okurken bu nasıl bilim kurgu dedim. Bir barda içki muhabbeti , insanların sosyalleşmesi ile geçiyordu. Tipik bir Amerikan filmi seyrediyorum gibi geldi okurken  . İçki ve bar muhabbetleri beni açmıyor. Birinci bölümün sonunda birden olaylar yön değiştirti ve aksiyon sahneleri başladı.

      Zebedee ve Stephen ikiz kardeşlerdir. İkiz kardeş olmalarına rağmen nüfuslarına farklı yazıldığı için aynı gün kutlamazlar doğum günlerini. Zeb 21 yaşına girecektir ve Stephan onu doğum gününü kutlamak için bara götürmüştür. Orada arkadaşları , Zeb'in kız arkadaşı Amy , ve yeni tanıştığı bir kız ile sohbet ederler, içki içerler ve eğlenirler. Fakat gecenin sonuna doğru Stephen öldürülür.

     Zeb ertesi sabah bir yabancının yanında gözlerini açar. Bu yabancı  - kendisine John demesini istemiştir- ona yardım etmek istediğini söyler. Zeb'i de öldürmek istemektedirler ve polis de dahil kimse ile irtibat kurmamaları gerekmektedir. Daha sonra çıktıkları yolda onlara ateş edilmesi ve peşlerinde profesyonel insanların olduğunu fark ettiğinde Zeb'in John'a güvenmekten başka çaresi kalmaz.

    Zeb ve Stephen'ın hayatta birbirlerinden başka kimseleri yoktur. çocuk yuvalarında ve koruyucu aile yanlarında büyümüşlerdir. Şimdi ise Zeb yapayalnızdır. Bu olaylar ve onlara yardım etmeye çalışan insanlar sayesinde Zeb geçmişinin karanlık kalmış yönlerini öğrenecek ve onu kimin , neden öldürmek istediğini öğrenince şok olacaktır.

      Son derece heyecanlı ve sürükleyici bir kitap oldu benim için Anomona. Ara ara geçmiş olayları anlatması da konuyu kavramayı kolaylaştırıyor. Tek kötü yanı seri bir kitap olması. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum fakat ülkemizde olmasığı için devanımı okuyabilecek miyim bilemiyorum.




Kitabın Adı :Anomona
Yayınevi :Anomona Books Publishing
Dili: İngilizce
Sayfa Sayısı :336

Zebedee Jones is an average university dropout. He drinks and socialises with his twin brother and their friends. Just like anyone else.

 But on the night of Zeb’s twenty-first birthday he experiences life-altering and FATAL EVENTS. Like no one else.

 Zeb is propelled straight into the midst of CONFUSION AND INTRIGUE when he wakes up in a strange apartment, having been rescued by a mysterious man that goes by the name of ‘John’. The questions start. Who is this man? What the hell happened to his brother? And who was that girl?

 As Zeb reels from pillar to post, crisis to conundrum, his past seems to unravel, leading him deeper and deeper into unknown territory.

 In a culture where technology and bio-ware rule, can ancient scrolls hold the key? Can the City of London be at the centre of it all? Zeb needs time to figure out what is happening around him. But SEVEN DAYS is all there is. The resistance is in his hands, the fight is there to be fought, and at stake... at stake are the lives of millions.

 Understand the beginnings of ANOMONA...


Kitabı satın almak için: Amazon 

Ücretsiz indirip epub olarak okumak için : Smashwords





                                                            Kozmokitap

8/15/2016

Blogger Life

Ağustos 15, 2016 8 Yorum
Blogger Life

  Sevgili Kore Fenomeni beni etiketlemiş, teşekkür ederim. Aslında etiketleyeli bir hafta kadar oldu. Ben ancak yapabiliyorum. Bu sefer tembellik değil çok yoğundum ve hafta sonunu da korkunç baş ağrıları  içerisinde geçirince bu yazıyı da ancak yazabildim. Kore Fenomeni'nin cevaplarını da merak ediyorsanız burayı tıklayabilirsiniz.

** Blogger denilince akılınıza gelen üç şey nedir?

 İçtenlik , güven, araştırmacı kişilik.
Blogda yazmak için içten olmak önemlidir. Samimi olarak duyguları ifade etmek, hem daha iyi anlaşılmamıza sebep oluyor hem de güven duygusunu oluşturuyor. İnternette araştırma yaparken firma sayfaları yerine bloglarda arama yaparım , çünkü yaptıkları yorumlara ve incelemelere güvenirim.  Blogger demek araştırma demektir. Bir konu ya da kitap üzerine yazı yazarken o konuyu, yazarı araştırıp okuyucusuna daha doğru bilgiler verendir....

**Her temadan (Kişisel, gezi, kozmetik, kitap vs.) yazılarını en çok beğendiğiniz, okumaktan bıkmadığınız bloglardan örnek verin desem? 

Bu konularda takip ettiğim o kadar çok güzel blog var ki hangisini yazsam bilemedim.  Eksik yazarsam üzülürüm o yüzden isim yazmıyorum.


 **Yeni blog yazmaya başlayan arkadaşlara verebileceğin öneriler neler?

Sabır , azim ve vazgeçmemek. Blogumu yazmaya ilk başladığım zaman okunup-okunmadığından emin değildim. Bir yazımda bunu dile getirince Sevgili Neslihan (Neslihan Öncel Murat) bana yazmaktan vazgeçmememi söylemişti yorum olarak ve bu yorum bana okunduğumu ve kendimi daha da geliştirmek için vazgeçmemeyi aşıladı. Diğer blogları okumak ve yorum yapmak da çok önemli. Bu yorumlar sayesinde hem aradaki iletişimi sağlıyorsunuz hem de güzel dostluklara adım atmış oluyorsunuz. En önemlisi de yazdığınız yazılarda samimi olmak ve abartma yapmaktan kaçınmak. Benim söyleyeceklerim bu kadar.


 **Hangi ülkede yaşamak isterdin? Ya da en çok gitmek istediğin mekanları yazabilir misin?

Ülkemi seviyorum ve farklı bir ülkede yaşamak istemezdim. Dünya turuna çıkmak ve farklı yerleri gezmek , doğal ve tarihi mekanları incelemek isterdim.

Şimdi sıra benden sonra kimler mimi yapacak paslamaya geldi. Aşağıda yazdıklarım mime davetlidir:

                      Derya'nın Spor Günlüğü
                      Pembe Dünyam
                      Resim Defterimm
                     Audrey'nin Şekerleri
                     Beyaz Begonvil
                     Bi'Poşet Kitap
                    Bir Benin Halleri
                                                                       Bir Otakunun Dünyası                                                   



                                                     

8/12/2016

Şizofren - John Katzenbach || Kitap Yorumu

Ağustos 12, 2016 12 Yorum
Şizofren - John Katzenbach

John Katzenbach 'i daha önce okuduğum Psikoanalist kitabından tanıyorum. Yazarın anlatımındaki incelik beni kendisine hayran bırakmıştır. Yazarın yazdığı diğer kitapları da okumak istediğimden bu kitabını da temin eder etmez okudum.

  Ne yalan söyleyeyim okumaya başladığımda bu kitabı Psikoanalist kadar sevmeyeceğimi, düşünüyordum. Belki ilk bir kaç sayfanın da bunda etkisi vardır. Bu heralde ağır tempoda ilerleyen bir kitap olacak demiştim ki o anda kitapta birşeyler oldu. Yok canım kitapta değil bence birşeyler oldu. Kİtap temposunu arttırdıkça ben kitaba daha fazla yapıştı. İşler beni beklesin ben öyle bir gömüldüm ki kitaba kaldırabilene aşk olsun :)))

    İnsan, duvarlarla çevrili , pencereleri parmaklıklı, kapısı kilitli, delilerle dolu bir odada bulanabilir , hatta tek başına bir tecrit hücresine tıkılabilirdi , ama içinde bulunduğu oda orası değildi aslında. İnsanın asıl bulunduğu oda hatıralarından , ilişkilerinden, olaylardan, bin bir çeşit görünmez güçten oluşuyordu. Bazen delüzyonlardan . Bazen halüsinasyonlardan. Bazen arzulardan. Bazen hayallerden , umutlardan ya da hırstan. Bazen öfkeden. Önemli olan gerçek duvarların nerede olduğunun ayrımına varabilmekti. 

    Kitabımızın anlatıcısı Francis. Francis yirmi bir yaşında iken ailesi tarafında zorla akıl hastanesine yatırılır şizofren tanısı ile. Francis sesler duymaktadır ve bu seslerin verdiği emirler onun ve çevresindekler için tehlikeli olmaya başlamışıtr. Akıl hastanesine alışır ve kendisine arkadaşlar edinir Francis. Bir gün stajer hemşier öldürülene kadar herşey sakindir. Hemşirenin ölümünden hastalardan birisi sorumlu tutulup tutuklanır. Hemşireyi bulan da Francis ve İtfaiyeci Peter'dır. Peter bir hasta değil akıl sağlığı değerlendirilmek için mahkeme tarafından gönderilmiştir. Kitaptaki ilginç ve sürükleyici olaylar da böylece başlamış olur. Bir kadın savcının gelip olayı araştırmaya başlaması ve Francis ile Peter'dan yardım almasıyla da Francis kendisini olayların içerisinde bulur. Yıllar sonra bu olayları duvarına yazmaya başlayan Francis anlattıkçe biz de olayları ve neler olduğunu öğreniyoruz.


   Son derece sürükleyici, öngörülemez ve şaşırtıcı bir kitap Şizofren. Kesinlikle tavsiye ederim!....




Şizofren - John Katzenbach
Kitabın Adı :Şizofren
Yazar :John Katzenbach
Yayınevi :Koridor Yayıncılık
Orjinal adı : The Madman's Tale
Çevirmen :Elif Özkaya
Sayfa Sayısı :544


   Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir.
    Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine "Melek" dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.

    "Okumayı bitirdiğinizde bile onun hikayesi zihninizi kurcalamaya 
devam edecek… Katzenbach'ın bu muhteşem, gerilim dolu romanı 
müthiş bir sürükleyicilikle sizi hayal bile edemeyeceğiniz 
derinliklere çekiyor." 

The Miami Herald


                                                            Kozmokitap

8/11/2016

Rehine - April Henry || Kitap Yorumu

Ağustos 11, 2016 3 Yorum
Rehine - April Henry

  Merhaba, kitaplarımı yorumladıkça fark ediyorum da takas ile normalde almayacağım farklı çeşitli kitaplar almışım. Pişman mıyım hayır:)) Bu yolla farklı yazarlar tanımış ve farklı kitaplar okumuş oldum. Bu kadar yazdıktan sonra tabii Rehine'yi de takas ile aldığımı anladınız....

    Kitapların arka kapak yazılarına her seferinde aldanmayacağımı söylüyorum fakat her seferinde aldanıyorum. Kitaplar ilgi çeksin ve daha fazla satılsın diye bazen biraz abartarak yazıyorlar bu tarz yazıları. Rehine de suç ve gerilim romanı fakat hiç de tırnaklarımı yedirecek cinsten değildi :)))

     Yazarın anlatım tarzı basit ve sade. Böyle olunca da kitap kendisini okutuyor. Konu olarak da biraz farklı olunca bendenizin ilgisini çekti ve bir de baktım ki bitmiş bile!...

    Kitap on altı yaşındaki Cheyenne'nin başına gelen olayı anlatıyor. Zatürre olan Cheyenne arabada üvey annesinin ilaçlarını eczaneden alıp gelmesini beklerken arabayı çalan bir yabancı tarafından kaçırılır. Arabanın arkasında battaniyeye sarılmış olan Cheyenne'i arabayı kaçıran adam görmez.  Arabaya birisi binince bir terslik olduğunu anlayan Cheyenne de tam olarak ne olduğunu anlamaz . Çünkü Cheyenne üç yıl önce bir kazada annesi ile birlikte görme yetisini de kaybetmiştir. Arabayı kaçıran adam arkadaki kızı fark edince panikler. Issız bir yerde kızı bırakmak niyetindedir fakat evine gidince planlar değişir . Artık Cheyenne bir rehinedir. Fidye karşılığı olarak göremediği insanlar tarafından rehin alınmıştır. Artık her adımını dikkatli atmalı ve tüm duyularını kurtulmak için kullanmalıdır.....

    Standart bir kaçırma vakasına benzese de kitap Cheyenne'in özel durumundan dolayı daha ilgi çekici halar gelmiş. Yazar benzer bir olayı gazetede okuyunca öyküyü biraz değiştirerek romanlaştırmış ve bence çok da iyi olmuş. Kitabın sonunda bulunan yazar ile soru cevap bölümünü de sevdim.

     Farklı, değişik , okunabilir bir kitap Rehine.








Kitabın Adı : Rehine
Yazar : April Henry
Yayınevi : Sonsuz Kitap
Orjinal adı : Girl Stoken
Çevirmen :Ali Orhan
Sayfa Sayısı :272

   Cheyenne birden KAÇIRILDIĞINI fark eder. Ama ne onu kaçıran adamı ne de NEREYE gittiklerini GÖREMİYORDUR. Çünkü son ÜÇ yıldır , Cheyenne hayatını gözleri GÖRMEDEN sürdürmektedir. 

    On altı yaşındaki Cheyenne Wilder, annesi onun reçetedeki antibiyotiklerini alırken arabanın arkasında uyuyordur. Cheyenne daha ne olduğunu bile anlamadan, arabaları kaçırılır. Griffin, Cheyenne'i kaçırmak istememiştir aslında ama babası, Cheyenne'in babasının güçlü bir şirketin genel müdürü olduğunu öğrenince, işler değişir; artık Cheyenne'i alıkoymaları için sebepleri vardır. Cheyenne bu kâbustan nasıl kurtulacak acaba? Çünkü o sadece zatürre değil aynı zaman da kördür de.

     "Hızla sayfaları çevirmenize sebep olan bir merak duygusunun yanı sıra kötü şans, kötü adamlar, kötü bir köpek, kötü bir hava ve hastalıkla baş başa kalan zeki bir kadın kahraman; üstelik o bütün bunlara görmeden göğüs germek zorunda. Tırnaklarınızı yiyeceksiniz."

                                           -Gail Giles, What Happened to Cass McBride'ın çok satan yazarı-

    "Eşsiz ve zeki bir kurgu... Cheyenne son zamanların en becerikli kadın kahramanlarından birisi."

                                               -Todd Strasser , Wish You Were Dead'in çok satan yazarı-




                                                            Kozmokitap

8/10/2016

Kocan Kadar Konuş- Diriliş || Şebnem Burcuoğlu || Kitap Yorumu

Ağustos 10, 2016 10 Yorum
Kocan Kadar Konuş- Diriliş || Şebnem Burcuoğlu


   Bu tarz kitaplar benim tarzım olmasa da meraktan kitabı okumaya karar verdim. Şunu belirtmeliyim ki ilk kitap kocan kadar konuş'u okumadım. Madem bu kitabı okuyacağım konunun başından haberim olsun diye öve öve bitirilemeyen , kahkaha tufanı olduğu söylenen filmi bir izleyelim dedim.

    Filmi seyretmeye başlayınca daha yarı bile olmadan oğlum sıkılıp odasına çekildi. Kızım ile birlikte seyrettik. Orta ayar bir filmdi bana göre. 5 üzerinden  ancak 3 alır. Söylendiği kadar kahkaha atmadım doğrusu. En komik bulduklarım Üresin ile Türesin'di. Bunda sebep biraz da isimleri.... toplumdaki aile yapısına ve özellikle otuzlu yaşlarda olan kızlara yapılan baskıyı doğru biçimde göstermesini sevdim. Onun dışında seyretmesem de olurdu. Çok keyif almadım.

    Filmi de seyrettikten sonra sıra ikinci kitabı okumaya geldi. Zaten çerez kıvanımda bir kitap olunca yarım günde bitti. Efsun ve Sinan'ın ilişkisi evliliğe doğru giderken yaşadıkları anlatılıyor. Kitabın sadece bir yerinde güldüğümü hatırlıyorum o da yine Üresin ve Türesin'e!....

  Kitap hakkında çok da birşey yazmaya gerek yok bence. Canınız sıkılıyor ve vaktinizi geçirecek daha iyi bir şey bulamıyorsanız bu kitabı  okuyabilirsiniz. Sanırım sosyal medya yüzünden beklentim biraz artınca hayal kırıklığımda o oranda artıyor.....





Kitabın Adı :Kocan Kadar Konuş : Diriliş
Yazar : Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi : DEX
Sayfa Sayısı : 252


"Dişi olan karadul örümceği, erkeğiyle çiftleştikten sonra
 onu bir güzel yermiş. Yediği erkek sayısı günde yirmiyi bulabilirmiş. 
Denilen odur ki erkek, sadece yavruları olsun diye 
kendini kurban edermiş. 

Bir günde yirmi erkek!Ben bir tanesini bulmaya çalışırken 
maymun oldum, Allah'ın örümceği günde yirmi erkeği 
bulduğu gibi bir de mideye indiriyor!" 

 Çok sevgili Türk kızı,

Bir önceki kitapta mevcudiyetimizin ve istikbalimizin yegâne temelinin bir koca bulmak OLMADIĞINI anlatmaya çalışmıştım hatırlarsan. O kitapta bana verilen tavsiyeleri hiç uyguladın mı bilmiyorum ama sonunda başıma neler geldiğini gördün.

   Şunu hiç unutma: sen belli bir yaşa gelene kadar kimileri evlen diye baskı yaparken kimileri de evlenmeni engellemek için elinden geleni ardına koymayacak!Nikâh masasına oturana kadar atlatman gereken çok badire, dahili ve harici çok bedhahların olacak.

    Tüm bunlara rağmen akıl sağlığını koruyabildiysen seni gönülden tebrik ediyorum; yüce bir insan, eşsiz bir varlıksın sen Türk kızı!



                                                            Kozmokitap

8/03/2016

Ölüme 5 Kala - Mark Billingham || Kitap Yorumu

Ağustos 03, 2016 2 Yorum
Ölüme 5 Kala - Mark Billingham

    Polisiye kitapları çocukluğumdan beri sevmişimdir. Polisiye kitapları okumaya başlayınca zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum ve olay örgüsü, ipuçları , suçluyu ya da olayın nasıl çözüleceğini düşünürken de beyin jimnastiği yapmış oluyorum. Bir taşla iki kuş.))

    Ölüme 5 Kala takas ile gelen kitaplarımdan bir tanesi. Kitap merak ettiklerim ve okumak istediklerim arasında idi. Takasla denk gelince de oooo değmeyin keyfime!...

  Kitap bir serinin " Tom Thorne " serisinin 11. kitabıymış ki ben bir serinin parçası olduğunu bilmiyordum. Seri dediysem her kitapta konu farklı fakat karakter aynı. Serinin bazı kitapları da BBC de film haline getirilmiş. Şimdi düşünüyorum da birkaç yıl önce ben bu dizi filmden birkaç bölüm Fox Crime'da izlemiştim:)))  Serinin bir parçası olduğunu bilseydim kitabı alacağımı düşünmüyorum. Çünkü kitabı okurken bazı boşluklar hissetmiştim ve bazı yerler havada kaldığı için kitaptan puanımı kırmıştım. Sebep seri olmasıymış. Muhtemelen önceki kitapları okumuş olsaydım takıldığım yerleri daha iyi anlamış olurdum.



  Thorne başına gelen bir olaydan dolayı dedektiflikten rütbesi düşürülmüştür. (neden düşürüldü ya da olay neydi bilmiyorum. Havada kalan bu durum biraz canımı sıktı.) Bir intihar vakasına gitmiştir. Yaşlı bir karı-koca artık yaşamayacaklarına karar verip intihar etmişlerdir. Adli tabibin ve cinayet masası dedektiflerinin ortak kararı budur. Fakat Thorne bu işte bir gariplik olduğunu fark eder. Tam olarak ne olduğunu bulamasa da araştırmaya başlar. Artık cinayet masası dedektifi değildir ve üstleri ona bu konuda kızarlar. Thorne inatçı bir adam olduğu için bu işin peşini bırakamaz ve el altından bu davayı araştırmaya başlar. Derinlere indikçe bunun bir cinayet olduğuna dair inancı kuvvetlenir ve benzer dava dosyaları olduğunu fark eder.....

    Thorne araştırmasında her ne kadar gönülsüz olsa da arkadaşlarından da yardım alır.

    Güzel akıcı bir kitap oldu benim için Ölüme 5 Kala . Fakat dediğim gibi bazı konular havada kalınca istediğim tadı alamadım kitaptan.

Ölüme 5 Kala - Mark Billingham

Kitabın Adı :Ölüme 5 Kala
Yazar : Mark Billingham
Yayınevi : Orkinos Yayınları
Orjinal adı :The Dying Hours
Çevirmen :Burak Şenel
Sayfa Sayısı :464


"Aslında bir ritmi var, şey gibi, adını siz getirin, ağaç kakan ya da ona benzer bir şey gibi. Tak tak tak..."

   Belki de "tik tik tik" tıpkı saat gibi... Ölüme götüren, usul usul yaklaşan bir ses. Terry Mercel'ın otuz yıllık öfkesine bedel olan seri cinayetler ve insanın kanını donduran soğukkanlılık... Her şey büyük planın bir parçası gibi ilerliyor.

    Ölüme 5 Kala romanıyla İngiltere'nin sisli caddeleri, suç dolu mahalleleri ve cinayet sahneleri ile çözülmesi gereken bir bilmecenin tam içindesiniz...


                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.