9/09/2014

Sabırsız Yürek - Stefan Zweig

 
Stefan Zweig

    Stefan Zweig'in tek romanıdır Sabırsız Yürek. Yaptığı betimlemelerle, anlatım tarzı ile, psikolojik tahlilleri ile çok başarılı bulduğum ve okumaktan ayrı bir keyif aldığım yazarın bu kitabı da insanı hayran bırakıyor. İnsan doğasını, hislerini, olaylar karşısında verilebilecek tepkileri ve kapana kısılmışlık hissini kelimelere muhteşem bir ustalıkla dönüştürmüş yazar. Birinci tekil şahsın ağzından anlatılmış kitap, okuyucuyu adeta kitabın içerisine çekiyor ve okuyucu yalnızca kitabı okumuyor adeta yaşıyor. Kalemine , emeğine , yüreğine sağlık Stefan Zweig.

 
     Kapak görselinin siyah- beyaz olması kitap içerisindeki sıkıntıyı ve karamsarlığı yansıtması açısından iyi bir fikir olmuş. Kapaktaki hüzünlü bayan ise romanımızın anlatıcısı değil fakat onun hayatını tümü ile değiştiren genç bir bayan.

      Kitaptaki anlatıcı Teğmen Hofmiller. Avustuya'da küçük bir kasabada atlı süvariler birliğinde teğmendir Hofmiller. Kasabanın zengini Kekesfalvaların evinde bir davette , Kekesfelva'nın engelli kızının koltuk değneklerini farketmeyip onu dansa kalkmaya davet edince bu hayatının dönüm noktası olacaktır. Bu noktadan sonra hayatı değişecek belki geçmişe dönerse o davete hiç katılmamış olmayı bile dileyecektir. Yapığı bu hatayı bir türlü affedemeyen Hofmiller hergün Kekesfalvaların evine gidip bu kızı, Edith'i ziyarete başlar. Bu yaptıkları onun merhametten daha yoğun hissettiği acıma duygusundan kaynaklanmaktadır. İnsanlara verdiğimiz ödünler biz farketmeden gün gelir zorunluluklarımıza dönüşür. Hofmiller acıma duygusu ile yaptığı bu ziyeretlerin ve davranışların sonuçlarını farketmeye başladığında geç kalmış olacaktır. Bu davranışlarının sonuçları ile yüzleşmek onu zor durumda bırakacak ve çaresizliği hissedecektir. Hofmiller karakteri sayesinde yazar bir insanın acıma duygusu ile neler yapabileceğini , bu acıma veya merhamet duygusunun insana neler yaptırabileceğini okuyucuya ince ince işleyerek çok güzel anlatmış.

    Duygularımızın etkisi ile davranmaya başladığımızda , kendimizden çok başkalarını düşünmeye başladığımızda bir süre sonra çevremizdeki insanların da bizi önemsemediğini sadece daha fazla vermemizi beklediklerini görürüz. Biz ödün verdikçe karşı taraf hep daha fazlasını istemeye başlar. Bir tarafı ile bu kitap bu duygulara çok güzel bir tercüman olmuş.

   Tahlileri ile  bir insan psikolojisini bu kadar iyi dile getiren  yazarın bu kitabını okumanızı tavsiye ederim.

      Kitaptan birkaç alıntı:

      * Acımak iki yanı keskin bıçak gibidir, kullanmayı bilmeyen, elini özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır. Tıpkı morfin gibi acıma duygusu da hasta için başlangıçta bir nimet , bir ilaç , bir devadır ama dozunu ayarlamayı ve azaltmayı bilmediğimiz zaman öldürücü bir zehir olabilir.

      *Mutsuzluk insanı kırılgan, sürekli ızdırap ise dar kafalı yapar...

      * Açılmış bir yaranın kanaması gibi, cümleler doldurulamayacak bir halde akıyordu, paragrafsız, noktasız, virgülsüzdü; bir kelime diğerini solluyor, ezip geçiyor, deviriyordu...  
    
      *Merhamet yine iredemin önüne geçmişti. Kendimi başkalarına vermiştim. Artık kendime ait değildim.

     * Vicdan bildiği müddetçe hiçbir suç unutulmaz!

Sabırsız Yürek
Ungeduld des Herzens
Stefan Zweig
Sayfa6 Yayınları
Çeviren: Nevin Tali Ölçer
406 sf




Yazarın okuduğum diğer kitapları: 

KorkuSatranç Amok Koşucusu & Sahaf Mendel bir kadının yaşamından yirmi dört saat
Yer:Eskişehir Eskişehir, Türkiye

0 yorum:

Yorum Gönder

Scroll To Top