12/05/2017

Ağlayan Söğüt - Heather Burch || Kitap Yorumu

Aralık 05, 2017 0 Yorum

Ağlayan Söğüt - Heather Burch


     "Kökleri güçlü bir ağaç, dallarındaki yıldız tozuyla bir fırtınaya sadece gülüp geçer ... "

  Hayatta büyük üzüntüler yaşamış, yalnız kalmış, acıların açtığı yaraları birbirleri sayesinde saran insanların anlatıldığı güzel bir kitap Ağlayan Söğüt.

Çocukluğunun en güzel yıllarını dedesinin yanında adada geçirmiştir Charity. Adadaki  malikane dedesinden miras kalınca adaya taşınır Charity .  Geçmişin kırgınlıkları, üzüntüleri bir yana çok güzel anıları da vardır bu malikanede.

Charity 'nın yan evinde kalan Dalton karısı ve kızını kaybetmiş acılı bir adamdır. Hayata kendisini kapamış, acısını ilk günkü kadar yoğun hissetmektedir.

Daisy evinden kaçmış bir genç kızdır. İnsanlardan saklanmakta ve yaşamaya çalışmaktadır.

 Bu insanların ortak noktaları acılı olmaları ve adadır. Bu insanları hayat bir şekilde birbirleri ile karşılaştırır. Kader mi tesadüf mü ne derseniz bilmem ancak bu karşılaşma hepsinin hayatına iyi yönde dokunacaktır.

   Ve kitaba adını veren " Ağlayan Söğüt " . Bahçenin bir köşesinde bütün endamı ile yer almaktadır. Bu ağacın Charity için anlamı büyüktür , bu anlam iyi yönde değildir ... Ona kötü anıları hatırlatmaktadır.

  Ağlayan Söğüt'ün sırrını ilk sayfadan itibaren merakla bekledim. Kitabın ortalarına doğru ancak giderebildim merakımı. Keşke gerçekte de böyle bir ağaç olsa... Herkesin böyle bir ağaca ihtiyacı olabilir hayatı boyunca...

    Adaya gelen insanlar , adalılar, sihir dolu dokunuşlar ... Kitabı ve dostlukları büyük bir sevgi ile okudum. Adayı ve adalılar çok sevdim. Hatta bir ara eşime biz de ıssız bir adaya yerleşelim dedim. Belki bahçemize bir söğüt ağacı dikeriz. Neden olmasın ;)

   Yazarın işlediği konuyu ve karakterleri çok sevdim. Kitap ilerledikçe kalabalıklaşan karakterlerlerin her biri birbirinden ilginçti. Yazar hepsini kitaba başarı ile yansıtmış. Bir şekilde sonu tahmin edilse de ilerleyen süreçte neler olacak ve aile sırları, gizli malzeme gibi merakımı canlı tutan bir çok unsur vardı. Bu nedenle kitabı büyük bir istek ve zevkle okudum.

 Kitabın eksiklerine gelirsem  okurken içindeki duyguları yazarın okuyucuya daha fazla hissettirmesi isterdim. Kitapta bir tık eksik kalmış bana göre duygular. Sihirli dokunuşları da daha fazla hissetmek, gözümde canlandırmak isterdim.

Kitap Hakkında Yazılanlar :

  “Ağlayan Söğüt, aile ve yaşam sevincine tutunma mücadelesini öyle güçlü anlatıyor ki kalplerde iz bırakmaması imkânsız.”
                 
                    - Booklist -

" Kalbe işlenen karakterleri , biraz aşk biraz da gerçeklikle tatlandırılmış hikayeleri seven okuyucular için ideal . "
                  - Library Journal -

" Kaybın acısı ve iyileşmenin gücüyle yoğrulan bu roman , okuyucuları yoğun duygu , sırlar ve çocukluğumuzdan bize kalan unutulmuş sihirlerden oluşan bir yolculuğa çıkaracak. Bu hikaye tam anlamıyla muhteşem. "

                 - RT Book Reviews -
                 







Ağlayan Söğüt - Heather Burch

Kitabın Adı :Ağlayan Söğüt
Yazar : Heather Burch
Yayınevi :Arkadya Yayınları
Orjinal adı :In the Light of the Garden
Çevirmen : İlayda Dinç
Sayfa Sayısı : 400


Kökleri güçlü bir ağaç, dallarındaki yıldız tozuyla bir fırtınaya sadece gülüp geçer…

Çocukluğunun geçtiği malikânenin büyükbabasından miras kalması, otuz bir yaşındaki Charity Baxter için âdeta bir dönüm noktasıdır. Annesi tarafından dışlanan bir çocuk olan Charity, yuva sevgisini küçükken yazları yanlarında geçirdiği büyükanne ve büyükbabasına borçludur. Büyükannesiyle birlikte pişirdiği yemekler, büyükbabasıyla birlikte yaptığı çömlek işleri… Bu tatlı anıların hepsi büyükannesinin sancılı gidişiyle yok olmuştur. Ağlayan söğüt ağacının şefkatli gölgesi bile o anları geri getirmeye yetmiyordur.

Charity, artık acının ve özlemin hâkim olduğu bu malikâneye geri döndüğünde geçmişin ağırlığını yüklenenin sadece kendisi olmadığını görecektir. Kendi kalp ağrısını hafifletmek isteyen Dalton Reynolds da ona eşlik edecektir. Ve sonra diğer sürgünler de ağlayan söğüdün gölgesine sığınacaktır. Sırlarıyla birlikte çıkagelen büyük amcası ve hayatından kaçan genç bir kız… Charity aile olmanın ne demek olduğunu yeniden sorgulayacaktır. Çünkü aile demek kusurlarıyla onu kabul etmek demektir ve her şeyden öte kendini bağışlamak, hiç umulmadık yerde karşılaşılan küçük bir sihirdir…

Eflatun Kurdele’nin yazarı Heather Burch, bu kez Ağlayan Söğüt ile okuyucularıyla buluşuyor. Bağışlamanın yüceliğini, bizi biz yapan özelliklerimizi kabullenmeyi ve koşulsuz sevgiyi barındıran bu hikâyeyi okurken, sayfalar arasında bir peri gizlenmiş mi diye bakmaktan kendinizi alıkoyamayacaksınız…




                                                            Kozmokitap

12/02/2017

Fil - Elio Vittorini || Kitap Yorumu

Aralık 02, 2017 1 Yorum
Fil - Elio Vittorini

İtalyan yazar Elio Vittirini'nin kaleminden çıkan Fil hızla okunan , incecik bir kitap . Aylak Adam yayınlarından çıkan kitabın kapağını çok sevdiğimi söylemeliyim. Kitabın içi gibi sade bir kapak.

  " Bir ev dolusu insandık , ama içimizde çalışıp aldığı haftalığı eve getiren tek kişi kardeşim Euclide'di. "

Yazar kitabına bu cümle ile başlıyor. Kitabında yazdığı aile de aynı kendi ailesi gibi fakir bir aile. Demiryolu işçi bir babasının oğlu olan Elio Vittorini zor şartları çok iyi bildiği için kalemine de ustalıkla yansıtmıştır. Ünü İtalya sınırlarını aşan yazar en sevdiği kitabının da " Fil " olduğunu söylemektedir.

  Orjinal adı  " Il Sempione strizza l'occhio al Frejus " olan kitabın tecümesi " Semplon , Frejus'e Göz Kırpıyor "olan kitap " Fil " adıyla basılmıştır ki bence bu isim orjinal isminden daha uygundur kitaba.


 Kitapta yoksul , kendi yağı ile kavrulmaya çalışan bir aileyi anlatmıştır yazar. Anlatıcımız da bu ailenin bir parçasıdır. Aileye para getiren çocuk - ben çocuk diyorum fakat evli barklı adam aslında - getirdiği bütün parayı annesine vermektedir. O da ev için gerekli şeyleri almak istemekte fakat bütün para ekmeğe gitmektedir. Evde anne , onun yeni kocası , çocukları, gelinleri , torunları ve büyükbaba yaşamaktadır.

  Büyükbaba o kadar iri birisidir ki anne ona "Fil " demektedir. Zamanında çok çalışmış olan büyükbaba iri ve bir o kadar da kuvvetlidir. Onun için anne bazen onu övmek bazen de yermek için " Fil " demektedir. Eve para geldiği zaman da tüm ev halkının tek şikayet ettiği konu büyükbabanın çok ekmek yemesidir. Eğer o ekmek yemese ona verecekleri para ile katık farklı yiyecek alma hayali kurmaktadırlar.

  Evdekilerin tek yemekleri ekmek ve topladıkları hindibalardır. Hindibaları haşlayınca bunu ekmekle beraber büyükbabaya veriyorlar, suyunu da aile çorba olarak içmektedirler. Bazen de ekmekleri ıslatarak yerler....

    Bir aile örneği üzerinden dönemindeki yoksulluğu, çaresizliği , sefaleti anlatır yazar. Anlatımında çok fazla duygu bulamazsınız. Fakat anlatımın sadeliği ve tasvirlerin muhteşemliği  karşısında hayran olmamak elde değildir.

Kitaptan alıntılar : 

"Çaresizliğini anlatmak için annemin yaptığı tek şey büyükbabaya fil demekti. " Adam adam değil, fil mübarek"

" Güçlülük , eğer bir filde olduğu gibi , yumuşaklık , sessizlik ve eli açıklıkla birleşirse , soylu olur. Yoksa hiç de soylu bir şey değildir."

"Bu dünyada gerçekten konuşabileceğin insan o kadar az ki," dedi. " Kimse kimseyle doğru dürüst konuşmuyor aslında. ..."

 " Fillerin yaşarken kendilerinin de bilmedikleri gizli mezarlıkları vardır. Yaşlı filler ölme zamanları gelince , işte bu mezarlıklara giderler. "

"Onların bilgelikleri de burada ya ," diye devam etti konuğumuz. " Vakti gelince , ancak gidecekleri yere varacak güçleri kaldığını anlamalarında. "

“Demek istiyorum ki, öldüğümüzü önce kendimiz biliriz, o zaman gelince de hazırlıklı olmamız gerekir.”

“Siz de bilirsiniz ya, insan bazen sağır olmaz, sadece duymaktan bıkmış olabilir.”




Fil - Elio Vittorini
Kitabın Adı : Fil
Yazar :Elio Vittorini
Yayınevi : Aylak Adam
Orjinal adı :Il Sempione strizza l'occhio al Frejus
Çevirmen : Gönül Çapan
Sayfa Sayısı : 120


İtalyan yeni gerçekçiliğinin usta yazarı Elio Vittorini'nin akıldan çıkmayacak, mitsel anlatısı Fil, orta yaşlı bir kadın ve onun yarı kötürüm babası arasındaki ilişki üzerinden kırsal yaşamın açmazlarına mercek tutuyor. Gençliğinde ağaçları kökünden sökebilecek güçte bir adam olan ve çevresi tarafından çok sevilen "fil"in ormanın derinliklerindeki kayboluşuna doğru giden yolculuğa odaklanan anlatının arka planında ise, sonsuz bir biçimde ve amaçsızca hareket eden trenleri, sefaleti, buruk bir çaresizliği vaaz eden savaş deneyimi kendini belli ediyor. Calvino ve Borges'in son dönem yapıtlarını, aynı zamanda 2. Dünya Savaşı sonrasının insancıl ve kasvetli İtalyan sinemasını çağrıştıran olağanüstü bir anlatı.


                                                            Kozmokitap

12/01/2017

Cennetin Bir'inci Günü - Süreyya Ülkü Güler || Kitap Yorumu

Aralık 01, 2017 2 Yorum

Cennetin Bir'inci Günü

Cennetin Bir'inci Günü gerçek yaşamdan bir kestin yazıya dökülmüş hali. Son derece akıcı, duygusal ve içten.


Kitabın yazarı Süreyya Hanım matematik öğretmeni. Kelimelerle arasının iyi olmasının sebebi belki de öğretmen olması. Kitapta yazdıklarını bize hissettirmiyor adeta yaşatıyor.


Süreyya Hanım henüz lisedeyken konuk alıyor bizi hayatına. Öğrencilik yılları, ailesi , ilk aşkı, yaşadığı sıkıntılar, üzüntülerini bizimle paylaşıyor. Bu sayede onu daha iyi daha derinden tanıyoruz. Evlenmesi , hamileliği, o ilk tekme atışları... Her devrede yanındayız yazarın.

Süreyya Hanımın çok özel bir çocuğu oluyor "İnci " . İnci down sendromlu olarak dünyaya geliyor. Yazar kızına olan sevgisini, çevresinin bakış açısını ve kızının adım adım gelişim evrelerini anlatıyor kitabında. İnci 'nin her ilerlemesi ile okurken ben de mutlu oldum, onun gülümsemesi içimi ısıttı.

Kızınız ile her daim mutlu olun ve gülümsemeniz hiç silinmesin yüzünüzden Süreyya ÜlküGüler ....





Cennetin Bir'inci Günü
Kitabın Adı :Cennetin Bir'inci Günü
Yazar : Süreyya Ülkü Güler
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Sayfa Sayısı : 470

İnciler nasıl oluşur bilir misiniz?
   İçlerine küçük bir kum tanesi kaçtığında istiridyeler bundan büyük rahatsızlık duyar ve kendilerine özgü bir salgı oluşturmaya başlarlar. Bu salgı, küçük kum tanesinin etrafında ipeğimsi bir koza örer. Aradan zaman geçtikçe bu koza sertleşir ve ortaya muhteşem parlaklıkta bir inci çıkar. İşte, Süreyya ile güzeller güzeli kızı İnci’nin hikâyesi de tam olarak böyle başlamıştı.
    Tekirdağ’dan Hakkâri’ye uzanan zorlu hayat mücadelesini, günün birinde İnci gibi değerli bir mücevhere sahip olmak uğruna verdiğinden habersiz olan Süreyya, kızını kucağına aldığı o büyük günde doktorun ağzından dökülen sözcüklerle hayatının bir kez daha altüst olduğunu sanmıştı. “Down sendromlu olduğunu biliyor muydunuz?”

    Hayır, bilmiyordu… Ama öğrenecek ve herkese istiridyenin içindeki İnci’nin masalını anlatacaktı. +1 kromozom fazla ya da eksik olmanın bir fark yaratmadığını, büyük bir farkındalık yaratarak tüm dünyaya öğretecekti. En önemlisi de İnci’lerin ne kadar güzel güldüğünü ve koskoca evrende evlat kokusuyla yarışabilecek başka hiçbir koku olmadığını gösterecekti yüz binlere…
   Cennetin Bir’İnci Günü, bir annenin istiridyenin içindeki inci misali küllerinden yeniden doğuşunun masalını anlatırken, evlat sevgisinin ötesinde hiçbir gücün olmadığını bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Ve İnci’nin ışığı, her sayfada yürekleri biraz daha aydınlatıyor.



                                                            Kozmokitap

11/30/2017

Bir Kadının Anıları - John Cleland || Kitap Yorumu

Kasım 30, 2017 3 Yorum
Bir Kadının Anıları

    Dünya klasiklerini okumayı , farklı dönemleri yaşamayı ve farklı yazarlarla tanışmayı ne kadar çok sevdiğimi defalarca söyledim ve söylemeye de devam ediyorum. Klasikler bana bambaşka bir tat veriyor. " Bir Kadının Anıları " da Arunas Yayıncılık tarafından yeni yayımlanan Dünya Klasikleri serisinden.


   Kitap yazıldığı 1748 yılında da olay olmuştur. Londra'da Borçlular Hapishanesi 'nde yattığı şurada yazar John Cleland kitabı. Kitabın erotik içeriğinden dolayı yayımlanması yasaklanır ve yazar bu seferde kitap için hapse girer. Dönemin en çok tartışılan kitaplarından birisidir. Yazılmasından yaklaşık yüzyıl sonra tekrar yayımlanır kitap.

Bir Kadının Anıları


  Yazarın anlatım tarzı oldukça başarılı. Kelimeleri seçimi , konuyu aktarışı yönünden sevdim yazarın tarzını. Bir erkek olarak bir kadının duygularını hissederek aktarmış kelimelere.


  Fanny Hill , anne ve babasını kaybettikten sonra Londra'ya göç eder. Yapayalnız bir taşra kızıdır büyük şehirde. Üstelik de bilgisiz , insanlara güvenmeye hazır. Bu şehirde Fanny'nın yaşadıkları , hissettikleri ; fahişeliğe ve kapatmalığa doğru uzanan yaşamı ve gerçek sevgiyi bulmasını okuyoruz kitapta.


  Kızın on beş yaşında olması ve başına gelenler ve hissettikleri beni bir anne olarak başta rahatsız etti. Fakat dönem özelliğini ve olayın kaç yüzyıl önce geçtiğini düşününce tarafsız okuyabildim. Ortaca İngiliz kitaplarının çoğunda genç kızlar bu yaşlarda evleniyor, 19-20 yaşına gelmiş bir genç kız evde kalmış kabul ediliyordu. Bu demek değil ki doğru. Fakat o dönemin doğru kabul edileni de buydu...


  Kitabı okumak isteyenler için erotizm barındırdığını ve yaş sınırlaması olması gerektiğini hatırlatayım.












                                                            Kozmokitap

11/28/2017

Her Şeyin Bedeli - Maggie Lehrman

Kasım 28, 2017 1 Yorum
Her Şeyin Bedeli - Maggie Lehrman


    Arka kapaktaki " Kırık bir kalbi onarmak için ne feda edersiniz? " sözleri ile ilgiyi hemen üzerine çekiyor kitap. Kapak dizaynı ve ciltli olması da ayrı bir albeni yaratıyor kitap için.

  Bir adada geçiyor kitap ve ana karakterlerin çoğunu lise çağı çocukları oluşturuyor. Kitabın başlarında zamanda bir ileri bir geri yapınca adapte olmakta zorluk çektim. Karakterlere ve yazarın anlatım biçimine adapte olunca kitap daha akıcı hale geldi. Kitabın bölüm bölüm ana karakterlerin ağzından yazılması ve onların düşüncelerini öğrenmek çok güzeldi.

   Adada büyü ve büyücüler hayatın içine karışmış ve vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Bu büyücü veya efsuncuları okuyunca aklıma üfürükçüler geldi :))) Bu adada büyü o kadar hayatın içerisine girmiştir ki güzel olmak isteyen büyü yaptırıyor , arkadaş edinmek isteyen yine büyücüye gidiyor. Fakat bu büyüler filmlerde gördüğümüz gibi bir hokus pokus ile olmuyor. Yediğiniz bir yiyeceğinizin içinde oluyor ve onu yiyince etkisi başlıyor. Bu noktada yabancıda bir şey alma, yeme  diyen büyüklerimize hak vermek lazım....

Her Şeyin Bedeli - Maggie Lehrman


   Bu noktaya kadar her şey yolunda gibi görünebilir fakat değil!.. Büyü eşit takas prensibi ile işliyor. Büyü yaptırıldığında bir de yan etkisi oluyor . Yan etkinin ne olacağı belli olmuyor. Denge sağlanması için zihinsel bir büyünün bedeli fiziksel oluyor. Erkek arkadaşının zamansız ölümü ile sarsılan Arı onu unutmak için hafızasından erkek arkadaşını büyü ile sildirir bu bunun bedeli çok sevdiği baleyi yapamaması olur . Artık vücudunu istediği hareketleri yapamaz .

   Arı bu büyüyü yaptırdıktan sonra kendini, hayatını, çevresini sorgular. Arkadaşlarının bilmediği yönlerini keşfeder. Büyünün sonuçlarının nelere yol açtığını okuyoruz kitapta.

  Farklı bir konuya sahip olan kitabı çok sevdim. Hızla okunan   , vakit t geçirmek için  okunabilecek bir kitap.


 Kitap Hakkında Yazılanlar :


 “‘Ne dilediğine dikkat et’ deyişine farklı, duygusal ve sürükleyici bir bakış.”

           -Kirkus Reviews-

“Lehrman’ın kaleminin nabzı karanlık duygularla atıyor. Karakterlerinin sürekli çaresizliği aynı anda hem sinir bozucu hem de merak uyandırıyor.”

            –Publishers Weekly-

 “Akıllarda kalacak bir ilk roman. Okurlarına neyi dilediklerine dikkat etmelerini hatırlatıyor çünkü bir bakmışsınız gerçek olmuşlar.”

             –Booklist-

“Dünya’nın en tuhaf ve muhteşem eğitici öyküsü. Büyü veya efsun, gerçekten var ve dilekleri yerine getirilebiliyor… fakat her zaman bir bedeli var. Zekice, kışkırtıcı ve tamamen büyüleyici.”

             –Lauren Myracle, Bizim Sonsuz Anımız’ın New York Times çoksatan yazarı-

“Okuru esir alan konusu, zarif üslubu ve akıllarda kalıcı karakterleriyle Her Şeyin Bedeli insan olma deneyiminin bağlantılarını güçlü bir şekilde inceliyor.”

             –Franny Billingsley, National Book Award Finalisti Chime’ın yazarı-











Kitabın Adı :Her Şeyin Bedeli
Yazar :Maggie Lehrman
Yayınevi :Yabancı Yayınları
Orjinal adı :The Cost of All Things
Çevirmen :Bilge Turan Zourbakis
Sayfa Sayısı :366


Sil Baştan filmini anımsatan bu zekice yazılmış ve düşündürücü çıkış romanı, bir parça bir aşk hikâyesi, bir parça çözülmeyi bekleyen bir gizem ve bir parça da duygusal bir hikâye…
     Kırık bir kalbi onarmak için ne feda edersiniz? ,
Peki ya üzüntünüzden kurtulmak için?
 Veya dış görünüşünüzü değiştirmek için?
 Doğru büyü ile her şeyi düzeltebilirsiniz…
 Ari’nin erkek arkadaşı Win öldüğünde, Ari onunla ilgili tüm anılarını sildirtir. Fakat büyülerin de bir bedeli vardır ve bu büyünün bedeli Ari, arkadaşları ve artık hatırlayamadığı erkek arkadaşı arasındaki gizli, bazen de tehlikeli bağlantıları ortaya çıkaracaktır. 



                                                            Kozmokitap

11/25/2017

Orhan Çetinbilek’in Yeni Romanı “Jena” Yayımlandı

Kasım 25, 2017 3 Yorum
Jena


  “Rosa ile Ejder”, “Belkıs” ve “Poyraz” adlı romanların yazarı Orhan Çetinbilek'in yeni eseri “Jena”, Yitik Ülke Yayınları etiketiyle yayımlandı. Edebiyatın o eşsiz lezzetini özleyenler için farklı bir okuma önerisi “Jena”. Çetinbilek, Türkçenin anlatım olanaklarını zorlayan, okuru düşünmeye ve sorgulamaya sevk eden, arı dille romanlar yazan bir sanatçı. Jena, yazarla tanışmak için tam bir biçilmiş kaftan. Jena’nın tanıtımında okura şöyle sesleniliyor:

1. Yazmak için istemek yetmez. “Yazmadan olmayacak bu iş,” der gibi bir duygu, karşı konulamaz bir güç de lazım. Müzisyen neden beste yaparsa, ressam ne diye tuvale akıtırsa içini, aynı dürtüyle yazılır. Yazınca, çizince, besteleyince iyi hissedersin, o kadar. Hayata katacak bir güzelliği olup da katmayan eşek, katamayan talihsizdir.

2. Yeryüzündeki 10 milyon yıllık serüvenimizin “sol” yanı yaşamı temsil eder. Asıl misyonumuz, ona tutunmayı becermek.

3. Bu roman her çağda sol’a tutunanlar ve hayata katılmak istenen güzellikler adına yazılmıştır.

   Orhan Çetinbilek İzmir’de yaşayan ve çeşitli dergilerde adına rastlanan bir kalem. Jena, popüler kültür eserlerinden uzakta, yalın, edebiyatın sonsuz okyanusuna eklenen başarılı bir roman. Edebiyatı, Türkçenin lezzetini özleyen herkese, iyi bir okuma önerisi.


Jena, Orhan Çetinbilek, Roman, Yitik Ülke Yayınları, Kasım 2017, 184 sf., 20 TL



                                                            Kozmokitap

11/24/2017

Tilki, Baykuş, Bakire - Yaprak Öz

Kasım 24, 2017 2 Yorum
Tilki, Baykuş, Bakire


  Yaprak Öz'ün üçüncü romanı " Tilki, Baykuş, Bakire " . Benim de okuduğum üçüncü romanı. Yazarın romanlarının hepsini okudum. Şiir kitapları da var yazarın , ben henüz onları okumadım. Berlinli Apartmanı ve Şeytan Disko kitapları da aynı Tilki, Baykuş, Bakire gibi gerilim türünde. Her yazdığı kitap ile kendini geliştiren yazar Tilki, Baykuş, Bakire ile harika bir eser ortaya çıkarmış.

     Eşinden boşanmış Begüm , kızı Ada ile birlikte yaşamaktadır. Kızının okuduğu okulda kütüphanede gönüllü olarak çalışmaktadır. Okula bağışlanan dergilerden birinin içinde gizlenmiş mektuplar bulur. Bu mektuplar ile 1950 li yıllara yolculuğa çıkar. Bu mektupları sahibine ulaştırmak için araştırmaya girişir ve bu artırma büyük bir sırrı ortaya çıkaracak ve bu sır sonucunda yürek burkan bir trajedi ortaya çıkacaktır. Bu konuyu araştıranlar ise tehlike altındadır...

     Yazar çok üzücü , yürek burkan , aynı zamanda da mide bulandırıcı , sinir edecek ve tiksindirecek bir konuya değiniyor kitapta. Ne olduğunu söyleyerek spoiler vermek istemiyorum çünkü kitabın ana konusunu söyleyerek gerilimin dozunu azaltmak ve okumak isteyenleri sinirlendirmek istemiyorum .

    Yaprak Öz , Tilki, Baykuş, Bakire de konuyu tam kıvamında , gerilimi tam dozunda ayarlamış. Bazı konularda derinlere girseydi okurken çok rahatsız oldum diye düşünüyorum. Bu hali ile kitabı çok sevdim.

    Kitabı okurken bazı şeyler tahmin ediliyor. Tahmin etmek ve olayları fark etmek bile gerilimin dozunu azaltmadı ben okurken. Bazı yerlerde Begüm'e kızdığım , fark et artık her şey ortada dediğim oldu. İtiraf edeyim bu noktada kendimi dizi seyreden yaşlı ninelere benzettim :))) Onlar da karakterle ile konuşup atarlanıyorlar.

   Gerek konuyu işleyiş gerek karakter oluşturma gerek olay örgüsü bakımından çok başarılı bulduğum bir kitap " Tilki, Baykuş, Bakire " . Kapak dizaynını da çok sevdiğimi söylemeliyim. Gerilim severler bu kitabı kaçırmayın, şans verin derim.






Tilki, Baykuş, Bakire
Kitabın Adı : Tilki, Baykuş, Bakire
Yazar : Yaprak Öz
Yayınevi : Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı : 202


“Berlinli Apartmanı” ve “Şeytan Disko” adlı psikolojik gerilim romanlarının yazarı Yaprak Öz’den sarsıcı bir yeni eser: “Tilki, Baykuş, Bakire” Eşinden boşanan Begüm, kızı Ada'yla yeni bir hayata başlamıştır. Anne-kızın huzurlu günleri, Begüm'ün tesadüfen bulduğu bir deste eski mektubun sahibini aramaya başlamasıyla karanlığa bürünür. Kökü 1950'lere dayanan bir aile sırrı, yıllardır saklı kaldığı yerden çıkıp, domino taşı etkisiyle kızının ve okul arkadaşlarının hayatını tehlikeye atınca, Begüm içine çekildiği korkunç gizemi çözmek için canını dişine takacaktır. Tutkunu olduğu İtalyan Giallo sinemasındaki filmlerden birinin başrolündedir adeta: Ölü çocuklar, gök gürültülü geceler, gizli günlükler, eski anahtarlar, güzel ve suskun kadınların ürpertici dünyasındadır artık. 








Yaprak Öz Kimdir?

Yaprak Öz  1973 yılında dünyaya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde öğrenimini tamamlamış, şiirleri çeşitli şiir dergilerinde yayımlanmıştır. Yazar ikinci şiir kitabı olan Şiirli Müzik Kutusu 2009 yılında yayımlanmış ve bu kitabıyla Cemal Süreya Başarı Ödülüne layık görülmüştür. Yurt içi ve dışında çeşitli edebiyat festivallerine konuk olan Yaprak Öz, çağdaş Avrupalı yazar ve şairlerin pek çok eserini Türkçeye çevirmiş ve bu çevirilerin bir kısmı çeşitli yayınlarda yer almıştır.





Yaprak Öz'ün Okuduğum Diğer Kitapları :

Şeytan Disko

* Berlinli Apartmanı

* Tilki, Baykuş, Bakire

* Sobe Siyah Orkide



                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.