4/05/2019

Beyaz Yalan - Andrea Gillies

Nisan 05, 2019 5 Yorum
Beyaz Yalan - Andrea Gillies

  Eskişehir Tüyap Kitap Fuarından almıştım Beyaz Yalan'ı. Kİtaplığımda Domingo Yayınlarına ait bir kitap olmayınca yayınevinin standını ziyaret ettim ve kampanyada olan kitaplardan merak ettiklerimi aldım. Bu kitap yanı Beyaz Yalan arka kapak yazısı ve kapak görseli ile dikkatimi çekmişti. Hal böyle olunca da büyük merakla okumaya başladım kitabı.


İlk sayfada karakterlerin soy ağacını vererek kitaba başlamış yazar. Kitabı okumaya başlayınca neden böyle bir başlangıç yaptığını anladım. Bir aileyi anlatıyor aslında kitap. Kalabalık bir aile ve ara ara ben de ilk sayfaya dönüp soy ağacını inceleme gereği duydum. Kim kimdir anlayana kadar kitapta epey ilerlemiş oldum :D

" Benim adım Michael Salter ve ölüyüm ; bildiğim bir şey varsa o da ölü olduğum ." cümlesi ile başlıyor kitap . Kitabı satın almamda en büyük neden de bu cümleydi. Polisiye ve gerilim kitaplarını ayıla bayıla okuyan birisi olarak bu cümleden etkilenmemem mümkün değil. Yazar belki de tam bu nedenle başlangıç olarak bu cümleyi seçmiş.  Yıllar önce bir film seyretmiştim. O film de Bir genç kız " tam on dört yaşındayım ve hiç büyümedim. " diyerek başlıyordu. Kız öldürülmüştü ve film onun anlatımından veriliyordu . İşte kitapta bu cümleyi okuyunca aklıma o film geldi. Şu an filmin ismini hatırlamıyorum  maalesef ...



Beyaz Yalan - Andrea Gillies


   Bu kitapta da Michael öldürülmüştür. Michael da ölü olduğunun farkındadır ve bize ailesini o ölmeden önce olanları ve öldükten sonra olanları bize aktarmaktadır . Ailenin tüm fertlerini Michael'in anlatımından tanıyoruz. Michael'in tam olarak nasıl öldüğü veya öldürüldüğünü birden bize vermez yazar. Bu büyük bir gizem olarak kitapta devam eder. Okuyucuya bıraktığı ekmek kırıkları ile tahmin etmesini ister yazar. Kitabın yarısına gelesiye kadar öğrenemedim nasıl öldüğünü . Kitabın yarısında olay aydınlandı derken bunun doğru olmadığı belirtilerek farklı bir olay anlatıldı . Tam ona alışırken kitabın sonuna doğru farklı bir şey ortaya çıktı.  Ne olacak beklentisi kitapta okumamı sağladı.

 Geçmişte saklanan olaylar , beyaz yalan diye tabir edilen söylemler geleceği nasıl etkiler okuyoruz kitapta. Birbirlerine çok bağlı görünen ve dışarıya kapalı yaşayan bir ailenin içerisinde olup bitenleri okuyoruz aslında. Aileden birini korumak için torunlarının öldürülmesini saklayan bir aile. En çok da bu olayı saklayan anneye çok kızdım. Kim olursa olsun insanın evladından daha değerli bir varlık yoktur. Bu nedenle anneyi anlayamadım ve çok kızdım...

  Hızla okuduğum bir kitap diyemem bu kitap için . Her ne kadar gizemli bir konuya değinse de yazar konu çok ağır akıyor. Sakin bir tempoda ilerliyor ve bazı bölümleri fazla uzatılmış geldi bana . Klasik bir kitap tadı aldım okurken ve uzatılmamış olsa daha çok severdim.




Kitap Hakkındaki Övgüler : 

"Gillies dokunduğu her şeye büyü katıyor."
                                         Sunday Times
"Kesinlikle sarsıcı...Saflara büyük bir yazar katılıyor."
                                         Daily Express
"Fazlasıyla tesirli."
                                         Guardian





Beyaz Yalan - Andrea Gillies
Kitabın Adı :Beyaz Yalan
Yazar :Andrea Gillies
Yayınevi :Domingo Yayınevi
Orjinal adı : The White Lie
Çevirmen : Berrak Göçer
Sayfa Sayısı :432


Benim adım Michael Salter ve ölüyüm; bildiğim bir şey varsa o da ölü olduğum. Bunun haricinde... Bunun haricinde kalanlarla ilgili yalnızca tahmin yürütebilirim.

Michael'ın öldüğü gün biri masum bir yalan söyledi. Ağızdan ağıza dolaşırken büyüdü o yalan ve sonunda gerçeğin yerini aldı. Büyük Salter ailesi gerçekle yüzleşmek yerine onu yeniden yazdı, inanmayı seçtikleri şeyin zamanla onları nasıl dönüştüreceğini bilmeden.

Yıllar sonra, bu kez istemsizce hatırlanmış "masum bir gerçek" akışı tersine çeviriyor. Ağızdan ağıza dolaşırken büyüyor o gerçek ve geriye devasa bir suçluluk duygusu kalıyor, tüm ailenin yüzleşmesi gereken.

2010 Orwell Kitap Ödülü sahibi Andrea Gillies, sıradışı bir kurgu, derinlikli karakterler ve zarafet içeren sürükleyici romanıyla bize ihtişamlı bir ailenin usul usul çürüyen kalbini açıyor.







Andrea Gillies Kimdir?

Andrea GilliesNew York'ta doğan yazar St. Andrews Üniversitesine gitmiştir. Gazeteci , editör ve tiyatro reklam işlerinde çalışmıştır. Evli ve üç çocuk annesidir . Somerset , Orkney ve Fransa'da yaşamıştır. Şu anda Edinburgh'da yaşamaktadır . Alzheimer olan kayınvalidesine iki yıl bakmıştır. Bu dönemde tuttuğu günlükleri " Keeper " isimli kitabında yayımlamıştır. Bu kitap ile Wellcome ve Orwell ödüllerini kazanmıştır.  Beyaz Yalan yazarın ilk romanıdır ve 2012 yılında yayımlanmıştır. Yazar şu anda ikinci romanı üzerinde çalışmaktadır ve bu kitabında aşk üçgenini konu aldığını belirtmiştir .


                                                            Kozmokitap

4/04/2019

Tekel'in Nesi Kaldı Damakta Tadı Kaldı - Kerim Yanık

Nisan 04, 2019 5 Yorum
Tekel'in Nesi Kaldı Damakta Tadı Kaldı - Kerim Yanık


  Bugün farklı bir kitap ile geldim : Tekel'in Nesi Kaldı Damakta Tadı Kaldı . İçki- Kültür kategorisine giren kitap bana hediye olarak geldi. Gelince başta şaşırdım sonra da kendi kendime güldüm. Çünkü ben içki sevmeyen ve içmeyen birisiyim. Böyle bir kitap da hediye gelince "tam da adamına geldi , ben ne anlarım içkiden " diye düşündüm , hatta çocuklarımla bu düşüncelerimi paylaştım.

  Kitap bana gelmişti gelmesine de hiç içimden okumak gelmiyordu. Bir kenara koydum kitabı ve öylece bıraktım açıkçası. Mart ayının sonunda son bir kaç yıldır olduğum griplerin en ağırını geçirdim. Yatak yorgan yatıp yattığım yerden kalkamadım. Nekahat döneminde biraz biraz kafam yerine gelmeye başlamışken tekrar yolum kitap ile kesişti. Hiç bir kitabı okuyamadığım bu dönemde bir şans vereyim kitaba , belki zamanı şimdi gelmiştir diyerek aldım elime ve bitirmem bir oldu. Bir defa daha anladım ki ön yargılı olmak gerçekten kötü bir şey . Kitabın içini dahi incelemeden kararımı verdiğim için çok üzüldüm :((

Kitabın yazarı olan Kerim Yanık 1967 yılında Ankara Tekel Bira Fabrikasında çalışma hayatına başlamış ve emekli oluncaya kadar da Tekel'in çeşitli fabrikalarında çalışmaya devam etmiştir . Çalışma hayatını anlatırken Kerim Yanık kendi anılarının yanında Tekel'in yıllar içindeki gelişimine de tanık oluyoruz.

  Kerim Yanık'ın anıları yer yer komik ve yüzümü güldüren anılardı. Tekel'in ülkemizdeki gelişimi ve ekonomiye olan katkısını okurken her zamanki gibi perde arkasında çıkar çatışması ya da " bizim adamımız " kayırması ile görevinde başarılı olan bir insanın nasıl farklı bir göreve sürüldüğünü okuyoruz. Her zamanki gibi yapılan işe bakılmadan iyi çalışan ve görevine bağlı bir insan sürülürken yan gelip yatan ve tek meziyeti onların adamı olmak olan insanlar kariyer basamaklarını tırmanıyor!!! Her ne kadar kötü görünen olaylar olsa da hak sonunda yerini buluyor ya da bulacağına inanıyoruz !!

  Kerim Yanık'ın eğlenceli anlatımı ve kitabın içine serpiştirdiği fotoğraflar ile oldukça güzel bir kaynak olmuş kitap. Tekel'in tarihini ve gelişimini okurken içerisindeki anılar ile de renkleniyor kitap. Son bölümlerdeki özelleşme süreci ve ülkede adı üstünde " Tekel " olan bir kurumun satılmasından duyduğu üzüntüye de yer veriyor  ki ben de bu özelleştirme süreçlerinden rahatsız oluyorum açıkçası.

  Kerim Yanık Tekel Müzesi açılması için verdiği mücadeleyi de anlatıyor. Böyle bir müze açılması ve içindeki tarihe tanıklık etmeyi çok isterdim fakat maalesef açılamıyor müze. Aynı zamanda kitapta belirtilen Tekel'de yer alan tabloların ve o muhteşem avizenin akıbetini ben de merak ettim. Umarım yakın zamanda gelen açıklamalarla bu avizenin ve tabloların nerede olduğu belli olur ve bir müzede bu eserleri de görürüz.






Tekel'in Nesi Kaldı Damakta Tadı Kaldı - Kerim Yanık
Kitabın Adı :Tekel'in Nesi Kaldı Damakta Tadı Kaldı
Yazar :Kerim Yanık
Yayınevi :Oğlak Yayıncılık
Sayfa Sayısı :144


“Yılın hemen her günü, türlü meyve kokularının hâkim olduğu bir fabrika... Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında Osmanlı çileği, ahududu ve Tokaloğlu kayısısı; Yine Temmuz ve Ağustos aylarında Kütahya ve Afyonkarahisar vişnesi; Eylül ayında Isparta güllerinden üretilmiş gül suyu, Ekim, Kasım, Aralık ve Ocak aylarında Dörtyol portakalı, Mersin turunç ve limonu, Bodrum mandalinası, ayrıca Brezilya ve Yemen kahveleri, Gana kakaosu... Bütün yıl boyunca bu muhteşem aroma bombardımanından sadece fabrika değil, çevresi de doğal olarak etkilenmekte.”

Belleklerimizde içki ve sigarayla bütünleşen Tekel, yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli yatırımlarından biriydi. Sadece içki ve sigara değil, tuzdan çaya kadar uzanan geniş bir yelpazede üretim yapıyor, ürünlerine hammadde sağlarken de çiftçiliğe yurt çapında büyük bir destek sağlıyordu. Demokrat Parti döneminden beri sıklıkla gündeme getirilen özelleştirilme sonunda küreselleşmenin de dayatmasıyla 2004 yılında gerçekleştirildi. Tekel satıldı. Otuz yıldan uzun bir zaman Tekel’in içki bölümünde çeşitli görevlerde bulunan, son olarak da Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası Müdürü olarak görev alan Kerim Yanık, bize her dönem siyasetin elinin değdiği Tekel’i, likörlerin kokusunun eşliğinde anlatıyor.






Kerim Yanık Kimdir ? 

Kerim Yanık    1948 yılında Malatya’da sigara fabrikasında çalışan bir işçinin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Malatya’da; babasının görevi gereği Ankara’ya göç etmesiyle lise ve üniversite öğrenimini Ankara’da tamamladı. Çalışma yaşamına 1967 yılında Ankara Atatürk Orman Çiftliği’nde bulunan Tekel Bira Fabrikası’nda işçi statüsünde başlayan Yanık, üniversiteyi bitirdikten sonra, 1978 yılında statü değiştirerek memuriyete geçti.

   1980 yılına dek, sırasıyla rakı kısım amirliği, fabrika işletme şefliği ve fabrika müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1980 yılında Karaman Şarap Fabrikası Müdürlüğü, 1981-1985 yılları arasında Şarköy Şarap Fabrikası Müdürlüğü, 1985-1988 yılları arasında Ürgüp Şarap Fabrikası Müdürlüğü, 1988-1996 yılları arasında Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası Müdürlüğü görevlerinde bulunduktan sonra, 1996-2000 yılları arasında Tekel Alkollü İçkiler Müessese Müdür Yardımcılığı görevlerini üstlendi. Müessese müdür yardımcılığı göreviyle birlikte, Bilecik Tekel İçki Fabrikası projesinin proses sorumluluğunu üstlenen Kerim Yanık, projenin tamamlanmasıyla 2000-2004 yılları arasında da Bilecik İçki Fabrikası Müdürlüğü görevine getirildi.

   Tekel’in Alkollü İçkiler bölümünün özelleştirilmesini takiben 2004 yılında Tekel A.P.K. Daire Başkanlığı görevine getirilen Kerim Yanık, bu görevini 2005 Temmuz’unda tamamlamak suretiyle emekliliğini isteyerek, kamudaki görevini sonlandırdı. Kamudaki görevini tamamlamış olmasına karşın, özel alkollü içki kuruluşlarında da çalışmalarını günümüze kadar devam ettirmiştir. Afyonkarahisar Dinar’daki İnfotex firmasında genel koordinatör, Manisa Salihli’de kurulu bulunan Sezer Holding’de üretim danışmanlığı, en son olarak da Tekirdağ Şarköy’de bulunan Uçmakdere Şarap Fabrikası’nda genel müdür olarak görev yapmıştır.



                                                            Kozmokitap

3/31/2019

Melek Tokadı - Daryo D. Beskinazi

Mart 31, 2019 3 Yorum
Melek Tokadı  - Daryo D. Beskinazi


   Kapağı ile ilgimi çeken ve okuyunca içindeki öykülerin de en az kapak kadar güzel bulduğum bir kitabı okudum : Melek Tokadı .

  Birbirinden güzel on sekiz öykünün yer aldığı kitap adıma imzalı olduğundan benim için daha değerli. 27 Martta yapılan kitabın lansmanına davetli olmama rağmen gidemedim. Bu durum beni gerçekten çok üzdü. O tarihte yatak yorgan hasta olarak evde yatıyordum. İyi olsam bile gitmem çok zordu ne kadar istesem de . Bütün lansmanlar İstanbul'da yapılıyor ve ben de Eskişehir'de oturuyorum. Gündüz saatlerinde olsa bir ihtimal YHT ile gider dönerim fakat akşam ve gece saatlerinde olunca çok zor oluyor. O saatlerde tren yok ve tren bileti bulabilmek için çoğu zaman bir ay önceden almam gerekiyor çünkü hemen satılıyor tüm biletler.


Melek Tokadı  - Daryo D. Beskinazi


   Ben kitap sever birisi olarak türler arasında çok ayrım yapmam . Mesela ben romancıyım öykü sevmem , şiir okumam demem. İllaki bu türler arasında hitap eden bir kitap vardır. O andaki ruh halimize hitap eden bir tanesi. Öykü okumayı severim ben ancak yarım kalam öyküleri değil. Öyküde bir konu olmalı ve sonuçta o konu bir yere bağlanmalıdır benim için. İşte Melek Tokadı'nda yer alan öyküler tam da benim sevdiğim türden. Öykü sevenlere kesinlikle söyleyebilirim ki bun kitaba ba-yı-la-cak-sı nız!!!

  Bazen düşündüm ,  bazen sesli kahkaha attım bazen da yanlış mı anladım diye tekrar tekrar okudum öyküleri. Her biri farklı bir aleme yolculuktu. Yazarın anlatım tarzı şahane ... Net ifadelerle anlatmak istediğini veriyor okuyucuya . Böylece sıkılmadan ve zevkle okuyorsunuz kitabı. Her öyküde farklı bir konuya değinmesi de konu çeşitliliği getirmiş .

  İlk öykü "Arsa" yı tam da günümüzün en çok tartışılan konularından birisi imar barışına atıfta bulunuyor. Okuduktan sonra diğer öyküye geçmeden önce düşündüm , ailede anlattım. Hatta hukuk fakültesinde okuyan kızımla konuyu tartıştım. Böyle giderse olabilir mi? Kanundaki iyi niyet karinesinin sınırı nedir ? konuştuk. Gördüğünüz gibi sadece bir öykü deyip geçilmiyor bazı konular . Hayattan , kara mizah da hayattan örnekler ...

Psikiyatrisinin ona söylediklerine kitabında yer veren bir adam ;  sessiz bir çınar ile birlikte bir devrin , aşkın , umudun sessizce çekip gitmesi ; ihanetin acısından canından vazgeçip geride kalanları düşünmek aklına gelmeyen bir adam  ; bir kasapta olanlar ve akıl almaz müşterileri gibi ilginç öyküler yer alıyor kitapta. Bir de instagramdan bahseden öykü var ki okurken sesli bir şekilde kahkaha attım.

   Arada tekrar tekrar okuyabileceğim öykülerin yer aldığı kitap kitaplığımın en iyilerinin arasında yerini aldı.






Melek Tokadı  - Daryo D. Beskinazi
Kitabın Adı :Melek Tokadı
Yazar :Daryo D. Beskinazi
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :192


Önce Elena'ya baktı, sonra da o güzeller güzeli çocuğa. Birlikte o kadar mutlu görünüyorlardı ki, ona böyle bir hikâyeyi yazdırdıkları için neredeyse içinden ikisine de küfredesi geldi, dilini ısırdı.

Resme baktı. Tekrar baktı. Telefonun metal aksamı ısınıp da elini yakana kadar, birkaç dakika daha boş gözlerle baktı ekrana.

Sonra sil tuşuna bastı.

Elena da oğluyla beraber melek oldu, gitti.

Melek Tokadı, gerçekliği sertçe kıran öykülerden oluşuyor. Şaşırtmacalar tekinsizliğin kapısını aralıyor ve bu tekinsizlik size tüm öykülerde eşlik ediyor. Beskinazi sizi günlük hayatın içindeki kişi ve olayları başka bir gerçeklik düzleminde görmeye çağırıyor ve bu çağrıyı dayatıyor.

Yaşamın içine ustalıkla, incelikle yerleşmiş kötücüllüğü ancak buradan bu kadar iyi görebileceğiniz bir açı var bu öykülerde. Titizlikle yazılmış bu öyküler, birbirinden en uzak noktalara yol aldığında bile temel izleğini kaybetmeden sizi hep benzeri bir yere taşıyor: İnsan ruhunun o karanlık coğrafyasına...







Daryo D. Beskinazi Kimdir ? 

1970 'te İstanbul'da doğdu .
İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesinden 1992'de mezun oldu.
Leman mizah dergisinde ve IAN ( İstanbul Art News ) adlı sanat gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.
Halen 2004 yılında kurduğu x-ist çağdaş sanat galerisinin yöneticisidir.
                                                            Kozmokitap

3/30/2019

Yağlıboya Babaanne - Lale Tara

Mart 30, 2019 2 Yorum
Yağlıboya Babaanne - Lale Tara


 Fotoğraf sanatçısı Lale Tara'nın ilk kitap deneyimi ve ilk romanı Yağlıboya Babaanne .

   95 sayfalık incecik bir kitap olan Yağlıboya Babanne  yedi bölümden oluşuyor. Her bölümün kahramanı ve anlatıcısı aynı.

  Kitapta baş karakterimizin içsel yolculuğunda olduğu kadar yaşadıklarında da onunla beraber yola çıkıyoruz. Onun o sanatçı ,belki de normalin bir tık üzerindeki karakterine yavaş yavaş alışıyor onun o farklı tavırlarını normalleştiriyoruz.

  Yağmurluğunun adını İngiliz sihirli dadı Mary Poppins'e atfen Poppins , İkinci el dükkanından aldığı siyah yün paltoya Anna Karenina'ya atfen Anna K. adını veren ilginç bir karakter anlatıcımız. Şahsen Anna Karenina'yı çok sevdiğim için bu fikir çok hoşuma gitti. Ben giysilerime isim koymuyorum fakat arabamın bir ismi var :)))

  Sanatçı kişiliğinin etkilerine kitabın sayfalarında rastlıyoruz Lale Tara'nın . Avrupa ve Türkiye'de karakterimizin yaptığı geziler onun anılarının dışında biz okuyucu için de çok renkli ve bilgilendirici oluyor.

 Alıştığım tarzın dışında bir kitaptı Yağlıboya Babaanne. İyi ki okudum çünkü bana kattığı harika bilgiler oldu. Kitapta adı geçen tabloların bazılarını bilmiyordum ki kitabı okurken hem ressamı hem da tabloları araştırdım ve bilgi hazineme yeni veriler eklendi.







Yağlıboya Babaanne - Lale Tara
Kitabın Adı :Yağlıboya Babaanne
Yazar :Lale Tara
Yayınevi :Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :96


Öykülerin birbirini tamamlayarak yol aldığı bu kitap, aşkı ve yaşamı tutkuyla deneyen bir avuç gencin, ama öncelikle İstanbullu bir genç kızın anlatısı... Genç olmanın belki de son kez bu denli düşsel, tutkulu ve masum olduğu yetmişli yıllarda, Bern’de konservatuvar sınavlarına hazırlanan genç kız, İstanbul’dan kalma koruyucu anıları ve şimdinin akışkanlığı içinde dünyada kendi adına bir öykü kurmanın yollarını ararken, bizi de sahne kostümleri gibi tamamlayıcı karakterlere dönüşen kıyafetlerinin eteğinde sürüklüyor.

Fotoğraflarıyla tanıdığımız Lale Tara ilk kitabı ile Oğlak Yayınları’nda...

Rönesans sanatının baş tacı Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’sıyla Louvre Müzesi’ne gelerek tanışma şansını yakalamıştım. Rahmetli babaannemin Rönesans’da gezinen ressam kişiliği ve ondan geriye kalan iki resimden biri olan kopya yağlıboya Mona Lisa, Narmanlı Apartımanı’ndaki kiralık dairede büyükbabamdan yadigâr kalan Amerikan yazı masasının yanındaki duvarda asılıydı. Haliç’i gösteren diğer yağlıboya resimse koridorun duvarındaydı. Dört yaş civarı tesadüfen babaannemin bir fotoğrafını görene kadar yazı masasının yanındaki duvarda asılı duran kopya Mona Lisa’nın babaannemin portresi olduğunu düşünüp durmuştum hep.



Lale Tara Kimdir ? 

Fotoğraf sanatçısı Lale Tara 1957 yılında İstanbul'da doğdu. Genç yaşta hayallerini de yanına alarak İstanbul'dan ayrılsa bir süre sonra doğduğu ve büyüdüğü şehre geri döndü.

  Tara , Yağlıboya Babanne adlı ilk deneysel romanıyla hayallerinin kapısını farklı bir boyutta araladı. Lale Tara halen tutkuyla bağlı olduğu İstanbul'da yaşamakta ve üretmeye devam etmektedir.

  (Kaynak : Yağlıboya Babanne kitap iç kapağı . )


                                                            Kozmokitap

3/29/2019

Çarpışma - Tuğba Sarıünal

Mart 29, 2019 6 Yorum
Çarpışma - Tuğba Sarıünal


"Hayatın sadece yüzde onu başımıza gelenlerken, yüzde doksanı onlara verdiğimiz tepkilerden oluşur."

Sosyal medyada adını sıkça duyduğum yazar Tuğba Sarıünal'ın Çarpışma kitabını sonunda alıp okudum. Sonunda diyorum çünkü alıp almamak arasında tereddütte idim. Sosyal medyada adı sıkça duyulan ve abartılan kitapların bir kısmını o anda akıma kapılıp aldım sonuç tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu. Objektif yorum yerine kusura bakmayın ama beş para etmez kitaplar göklere çıkarılıyor. İlk zamanlar bu tarz hesapları fark edemesem de artık hangi hesabın reklam koktuğunu fark edebiliyorum. Kitabı araştırmadan ya da bana çekici gelmeden almıyorum artık. Bizde de yurtdışındaki gibi olsa çok güzel olurdu. Oradaki sosyal medya hesaplarında görüyorum "objektif yorum karşılığında gönderildi " diyor. Okuyan kendisine ters durumlar varsa açık açık yazıyor. Bizde ise bu tarz yorumlar nadir oluyor !!

Yine kitap ile başlayıp dertleşmeye geçtim. Affınıza sığınıyorum bu konuda . Aldığıma pişman olmadığım , sevdiğim kitaplardan oldu  Çarpışma . Çok dizi seyretmiyorum fakat duyduğum kadarıyla kitabı tv de oynayan bir dizinin kitabı zannedenler varmış . Ona da bir açıklama getireyim aralarındaki tek ilişki isimmiş :))

Sade ve yalın bir anlatımı var Tuğba Sarıünal'ın . Kitabı okurken sıkılmadım ve merak unsurunu dozunda kullanmış yazar . Fazla ipucu vermeden , konuyu dağıtmadan ,tam kararında yazmış kitabı.

Çocukken annesi intihar eden Mert asla normal bir çocuk olamamıştır o günden sonra. Babası yıllar sonra evlendiğinde ise evlendiği kadına alışamamıştır. Kimseyle yakınlaşamayan Mert sonunda internet üzerinden bir kız ile tanışmış ve ilk defa birisine karşı ilgi duymuştur. Her şeyin yolunda gittiğini düşünürken kız ondan ayrılmıştır. Bunu kabul edemeyen Mert her yerde kızı aramaya başlamış onu bulduğu zaman ise tüm olayları başlatan olay yaşanmıştır. Mert yabancı bir apartman dairesinde bayılmış olarak bulunmuş ve kız arkadaşının camdan atlayarak intihar ettiğini söylemiştir. İşin garibi polisler Mert'i bulduklarında apartmanın bahçesinde ya da önünde bir ceset yoktur.

 Mert'in babası polistir. Oğlunun başına tam olarak ne geldiğini araştırmaya başlayınca işler tuhaf hale gelir ve oğlunun hastanedeki durumu da kötüleşir.

 Oyunun içinde oyun olduğu işin ucunun insanın midesinin kaldırmayacağı pislikler yapan insanlara dayandığı bir maceranın içinde buldum kendimi okurken .

  Sonuç olarak sevdiğim kitaplardan bir tanesi oldu Çarpışma. Yazarın diğer kitapları da bu kitabı kadar güzelse okumak isterim. Yazarın tavsiye ettiğiniz kitapları varsa bana yorumda yazarsanız sevinirim :))






Kitabın Adı :Çarpışma
Yazar :Tuğba Sarıünal
Yayınevi :Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı :232


  Henüz kendi hikâyemin bile kahramanı olamamışken, benden kendi hikâyelerinde kahramanlık göstermemi bekliyorlar. Oysa ben sadece dünyanın yaşanabilir bir yer olduğuna inanmak istiyorum. 

       “Çocuğum daha.” diyorum. 
 Susuyorlar. 

Anılarla dolu geçmişlerini değil de kayıp giden masumiyeti 
özlediklerini bile anlamıyorlar. 
 İçlerindeki boşluk büyürken ben de büyüyorum. 
 Etrafım kalabalık ama iliklerime kadar yalnızlık çekiyorum. 
 Ben boğulurken diğerlerinin nefes alışlarını seyrediyorum. 
 Karşılarında duruyorum ama görünmüyorum. 
 "Kimim ben?" diye soruyorum kendi kendime. 
 Kimim ben? 
 Onu bile bilmiyorum. 

 İyiliğin sınır tanımaz gücü ve insanlık kavramı üzerine 

yazılmış muhteşem bir roman.







Tuğba Sarıünal Kimdir?

Tuğba Sarıünal18 Mart 1988 yılında dünyaya gelmiştir. Ankara Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Bir süre yüksek lisans düzeyinde eğitimine devam etti.

 Ardından Drama İstanbul Senarist Geliştirme Okulu’nda yaratıcı senaristlik eğitimi gördü. Reklam ve TV programı metin yazarlığı yaptı. İlk romanı Nakil 2011 yılında yayımlanmıştır.

 2012 yılında katıldığı Best Model yarışmasında en iyi fizik ödülünü aldı. Dinle Sevgili, Türk’ün Uzayla İmtihanı dizilerinde ve İncir Reçeli 2 filminde rol aldı. Günümüzde senaristlik ve yazarlık yapmaya devam eden Sarıünal’ın yayımlanmış 6 romanı ve 2 senaryo projesi mevcuttur.

Tuğba Sarıünal'ın Okuduğum Diğer Kitapları :

* Fil Saati

                                       
                                                       

3/28/2019

Deniz Feneri - Virginia Woolf

Mart 28, 2019 5 Yorum
Deniz Feneri - Virginia Woolf

   Her ay bir Virginia Woolf okumasında bu ay Deniz Feneri'ni okudum.  Kendine Ait Bir Oda kitabını okuduktan sonra bir çok kişiye hitap etmeyen bu kitabı çok sevmiş ve yazarın diğer kitaplarını da okumak istemiştim. Kitapları indirimde bulunda beş kitabını daha satın aldım. Bazen kitap alma hastalığım mı var diye düşünmeden edemiyorum :D Toptan almak yerine teker teker alsam daha doğru olur çünkü kitapları sevmeyince vicdan azabı çekiyorum ...

  Deniz Feneri'nde normal kitaplarda olduğu gibi giriş - gelişme ve sonuç kısımları yok. Aslında bakılırsa ilginç bir konusu da yok kitabın . Fakat yazarın en çok sevilen kitabıymış Deniz Feneri . Bilinç akışı tekniği ile yazılan kitap bu alanın öncülerinden sayılıyor. Daha önce okuduğum Mrs. Dalloway kitabını yazarken bu konudan da bahsetmiştim. 




 Tatile giden bir aileyi anlatıyor kitapta Virginia Woolf. Arkadaşları ile birlikte tatile giden bu ailenin küçük çocuğu deniz fenerine gitmek ve görmek istemektedir. Ailenin annesi ertesi günü gideceklerini söylerken babası havanın yağmurlu olacağı için gidemeyeceklerini söyler. Akşam bu konuşmalar ve akşam yemeği , herkesin düşünceleri arasında gidip gelmeler ile devam eder. Kitabın ikinci ölümünde ise aradan yıllar geçmiştir. Ailenin babası yaşlanmış annesi ise ölmüştür. Yıllar önce gidemediği deniz fenerine yıllar sonra giden evin oğlunun hislerini de öğreniyoruz bu bölümde. Hiçbir şey tabii ki çocukken hissedilenler gibi olmuyor.

Deniz Feneri - Virginia Woolf


  Virginia Woolf’un biyografisini yazan  Mina Urgan’ın, “annesine, babasına, çocukluğuna yakılan bir ağıt” şeklinde tanımladığı Deniz Feneri adlı romanında Woolf, özellikle Mrs ve Mr Ramsay karakterinde anne ve babasını yazdığı söylenir . Bu yüzden okurken özellikle bu karakterlere çok dikkat ettim.

   Kitap hakkında biraz bilgi verdikten sonra şahsi okuma tecrübemden de bahsetmek istiyorum . Kitabın başlarında kitabın içine girmek çok zor oldu. Bende mi problem var yoksa çeviriden mi diye çok düşündüm. Hatta ilk on sayfa içerisinde bazı yerleri sanki google çeviri ile çevrilip yazılmış zannettim. Belki çeviride bir problem olabilir fakat yazarın tarzından da kaynaklanıyor bu durum. Yazın bırakılmış cümleler . Benzer ifadelerin birbiri ardına kullanılması .. Açıkçası benim için zor bir okuma süreci oldu. Beni hiç bir klasik yıldıramaz derden Virginia Woolf kitapları bezdirdi ... Bu kitap ile şunu anladım ki yazarın tarzı bana göre değil. Şİmdi neden yazının başında toptan aldığım için pişmanlık duyduğumu anladınız mı!!! Kendime bazen kızsam da oluyor böyle şeyler :D Okumadığım sıfır kitapları satmayı planlarken kızım engel oldu. Sakın yapma sonra bundan da pişman olursun diye .... Neyse elimdeki kitapları okumaya devam...

Yazarla ilgili öğrendiğim ilginç bir anıyı da burada paylaşmak istiyorum. İnstagramda yazmıştım fakat kalıcılık açısından burada da bulunmasını istiyorum.

   Son yıllarda ( tarihi tam hatırlamıyorum ) ortaya çıkan bir mektuptan öğrenilmiş bu olay. " Yıl 1910. İngiliz donanmasının en yeni ve en büyük gemisi Dreadnaught’u görmek için Habeşistan kralının İngiltere’ye geleceği bilgisi telgrafla İngiliz donanmasına ulaşır. Kral ve heyetine, bahsi geçen gemide donanma tarafından bir karşılama töreni hazırlanır. Hatta Habeşistan bayrağı bulunamayınca Zanzibar bayrağım göndere çekilir. Habeşistan’ın milli marşı bile çalınır. Ancak sonraki günlerde gazetelerde flaş bir haber patlar; hem de fotoğraflarla kanıtlı! Yüzlerine kömür sürüp Habeşli gibi giyinerek orduyu selamlayan bu beş kişilik grup, uyduruk bir dil ve sahte bir çevirmenle koskoca İngiliz donanmasını trollemiştir. Daha da garibi, bu beş kişilik gruptan biri takma bıyık takmış bir kadındır; ve o muzip şakayı yapan kadın Virginia Woolf’tan başkası değildir! " Diğerleri de yazar ve oyuncudur. Hatta karşılamaya giden askerlerden birisi Woolf'un yeğenidir ve o da tanımamıştır yazarı








Deniz Feneri - Virginia Woolf
Kitabın Adı :Deniz Feneri
Yazar :Virginia Woolf
Yayınevi :Aylak Adam Yayınları
Orjinal adı : To the Lighthouse
Çevirmen : Sevda Duman
Sayfa Sayısı :240


Modernist edebiyatın öncü yapıtlarından olan ve karakterlerinin iç dünyalarını keşfe çıkan eşsiz bir bilinç akışı tekniğine sahip Deniz Feneri yirminci yüzyılın en büyük edebî başarılarından biri olarak kabul edilir. Bir aile tatilinin canlı, izlenimci bir betimlemesi olarak ele alınabilecek roman, evlilik, ebeveynlik, çocukluk, keder, zulüm ve acı hakkında okuru bir iç hesaplaşmaya sevk eder. Bu psikolojik içe bakışla ele alınan bellek, anılar ve sürekli değişen bakış açıları romana samimi ve şiirsel bir öz verir. Virginia Woolf, 1927'de yayımlanan yapıtıyla Victoria ve Edward dönemi edebî geleneğini reddederken, yitik zamanlara ve aile yaşamına döneminin çok ötesinde bir ağıt yakar.


Yazarın Okuduğum  Kitapları :

* Kendine Ait Bir Oda

* Mrs. Dalloway 


Virginia Woolf kimdir ?

Virginia Woolf
 1882 yılında Londra'da doğan Virginia Woolf , Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıdır .  Virginia Woolf, çocukluk yıllarında  kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilmedi. Victoria Devri'nden ve bu devirde olanlardan nefret eden Virginia Woolf  bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayımlatır.

   Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştur ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştur. Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordur. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941’de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.


                                                     

3/23/2019

Bay Mercedes - Stephen King

Mart 23, 2019 5 Yorum
Bay Mercedes

  Stephen King okumayı her zaman sevdim. Yazarın o müthiş hayal gücüne hayranım. Zaman zaman da nasıl bir beyin bu tarz şeyler hayal eder diye de düşünmeden edemiyorum.

  Stephen King'in bu kitabı diğer alışıldık korku ve doğaüstü kitaplarının aksine polisiye- gerilim türünde. Kitap üçlemenin ilk kitabı. Serinin diğer kitaplarını da her ay bir tane olmak üzere okuyacağım.

 Kitap belediyede işe girebilmek için gece yarısı kuyruğa giren insanları anlatarak başlıyor. Bir umut ile soğuk havaya rağmen sırada bekleyen insanların üzerine bir mercedes hızla dalıyor ve sekiz insanı öldürüyor , çoğunu da yaralıyor. Ölenlerden bir tanesi de bebek... Polis bu olayı araştırmasına rağmen katil bir türlü yakalanamıyor. Geride hiçbir ipucu , dna örneği yok. Araba da çalınmış. Fakat araba sahibinin çalındığından haberi yok , hatta arabanın kapısını da kilitlediğini söylüyor.

Olayı araştıran dedektif emekli olmuş ve evinde depresyon ve intiharın eşiğinde gezinmektedir. Taa ki bir gün gelen bir mektuba kadar . Mektup mercedesli katilden gelmektedir. Yine hiç bir parmak izi içermeyen mektupta dedektif ile konuşmak için bir internet sitesi adresi vermekte ve onun depresyonunu daha da ilerletmeyi planlamaktadır. Fakat işler istediği gibi gitmez. Dedektif  intiharı bir tarafa bırakıp katilin peşine düşer.

  Katili ilk sayfalardan itibaren bize veriyor King. Bir tarafta dedektif ve araştırmalarını okurken diğer taraftan katilin yaşamını , düşüncelerini ve yaptıklarını okuyoruz. Biz katili bilsek de bilmeyen dedektifin gözünün önündeki katili yakalama çabasını okumak güzeldi. Bir çok okuyucu tarafından vasat bulunan kitabı ben sevdim. Diğer kitaplarını da merakla okuyacağım.

  Tam ben kitabı okumaya başladığım dönemde televizyonda MR Mercedes'in dizisine denk geldim. Kitabı bitirmediğim için izlemedim tabii. Seriyi bitirince ilk işim diziyi izlemek olacak :)

Bill Hodges Üçlemesi :

1- Bay Mercedes
2- Kim Bulduysa Onundur
3- Son Nöbet






Kitabın Adı :Bay Mercedes
Yazar :Stephen King
Yayınevi : Altın Kitaplar
Orjinal adı : Mr. Mercedes
Çevirmen : Zeynep Heyzen Ateş
Sayfa Sayısı :432
Serisi : Bill Hodges Üçlemesi #1


Bakalım bu oyunda kim av, kim avcı olacak? 

 BILL HODGES:
emekli polis

BRADY HARTSFIELD:
Bill Hodges'un asla çözemediği cinayetlerin faili.

Şimdi bir kez daha büyük bir oyunda karşı karşıyalar.


Dünyanın en çok satan yazarı Stephen King'den zamana karşı yarışan

yüksek gerilimli bir roman.


Stephen King Kimdir?

Stephen King Stephen Edwin King, 21 Eylül 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Maine eyaletindeki Portland şehrinde dünyaya geldi.1970 yılında Maine Üniversitesi’nde Edebiyat Fakültesi’ne girdi. Kendisi gibi bir yazar olan Tabitha Spruce ile evlendi ve üç çocukları oldu.

Psişik güçlere sahip bir kızı anlattığı ilk romanı Göz (Carrie), 1974 yılında yayımlandı ve büyük başarı elde etti. King, bu başarıyla birlikte kendini tamamen yazmaya adadı. Göz’ün getirdiği başarı, Stephen King’i korku öyküleri dalında zirveye taşıdı. Ardından okuyucular tarafından çok beğenilen diğer kitaplarını yazdı .

Edebiyatta olduğu kadar vizyonda da büyük başarı yakalayan ve övgüyle bahsedilen Stephen King filmleri arasında Yeşil Yol da bulunmaktadır. 1996 yılında yayımlanan eserin Hollywood uyarlamasında Tom Hanks’in etkileyici oyunculuğunu görürürüz. Ayrıca Johnny Depp’in başrolünde oynadığı Gizli Pencere filmi, bir Stephen King uyarlamasıdır. John F. Kennedy süikastini konu aldığı 11/22/63 adlı romanı sinemaya uyarlanan eserleri arasına çoktan girdi bile.
Stephen King kitapları gibi filmlerinde de sayısız ödül kazanmıştır. Hikayelerindeki korku temalarını ve fantastik ögeleri mevcut toplumsal sorunlara ve insan psikolojisine dayandırarak anlatır ve yazarın başarısı bu temaları harmanlama konusundaki üstün yeteneğinden kaynaklanır.






Yazarın Okuduğum Kitapları :

* Kurt adamın Döngüsü 

* Tom Gordon'a Aşık Olan Kız

* Yüzyılın Fırtınası

* Rüyalar ve Karabasanlar 1-2-3

* Ruhlar Dükkanı

* Çılgınlığın Ötesi

* Christine

* Falcı

* Rüya Avcısı

* Doktor Uyku

* Tılsım

* Bay Mercedes 

* Kim Bulduysa Senindir 

* Son Nöbet 

* Gwendy'nin Düğme Kutusu 





                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.