Babil Kitaplığı Serisinin üçüncü kitabı Sesler Adacığı . Robert Louis Stevenson'ın kaleminden çıkan kitap dört öyküden oluşuyor ve kitaba da ismini ilk öykü olan Sesler Adacığı veriyor .
Robert Louis Stevenson'ın adını ünlü eseri Dr. Jekyll ve Mr. Hyde 'dan hatırlarız . Çoğumuz bu eseri ya okuduğumuz için ya da kitaptan uyarlanan filmleri seyrettiğimiz için hatırlarız. Yazarı sadece eseri ile de değil yaşamı ile de tanımak isterdim . Bu güne kadar yazar hakkında biyografisi dışınca çok da bilgim yoktu . Eserleri daha iyi anlayabilmek adına yazarları da tanımamız gerektiğine inanmaya başladım . Eskiden pek önemsemezdim bu konuyu . Zaten edebiyat derslerinde de birkaç tarih dışında yazarlar hakkında çok önemli bilgiler öğrenmedik. Yeni nesil biyografi yazarları sayesinde yazarların hayatı , yaşadıklarının onları nasıl etkilediği ve onu tanıyanların anlatıklarını kitaplarına eklemeleri sayesinde yazarları daha iyi tanımaya başladık . İşte Stevenson'ı da Sesler Adacığı'nın ön sözünde Jorge Luis Borges'in kaleminden okuyoruz. Kitapta yer alan bu kısmın kesinlikle atlanmadan okunması gerektiğine inanıyorum. Yazarı bu yazı sayesinden daha iyi anladığımı söyleyebilirim.
Benim Robert Louis Stevenson ile tanışmam Define Adası kitabı ile oldu . Çocukken defalarca okudum bu kitabı . Dr. Jekyll ve Mr. Hyde ve sonra da geçtiğimiz yıl İntihar Kulubü ile devam etti yazarın kitaplarını okuma sürecim . Son olarak da tabii Sesler Adacığı'nı okudum ve acık ara farkla ben bu öykü kitabını daha çok sevdim.
Dört öyküden oluşuyor kitap . Öykülerde mistik , fantastik bir ortam oluşturarak bizi kendi büyülü dünyasına götürüyor Stevenson . Uzun sayılabilecek öyküleri okurken sıkılmıyor aksine hiç bitmesin istiyorsunuz . Öykülerdeki büyülü atmosferin bozulmaması için öykü bitmeden elinizden bırakmamanızı öneririm .
İlk öykü Sesler Adacığı 'nda çalışmak istemeyen bir adamın büyücü olan kayınpederini köşeye sıkıştırmak isterken kendisini kaçarken bulması ve yaşadıklarını fantastik bir atmosferde okuyoruz.
İkinci öykü Şişenin Cini . Bu öyküye başlarken aklıma Alaaddin'in Sihirli Lambası geldi . Bu öyküde de bir şişe ve cin var , dilekleri yerine getiriyor ancak bu çok da iyi niyetli bir yardım değil. Bu öyküde insanların ikilemde kalmasını okuyoruz .
Üçüncü öykü Markheim 'de ise işlediği bir cinayetten sonra yapılan bir iç hesaplaşmayı okuyoruz .
Dördüncü ve son öykü ise Çarpık Janet . Bu öyküde kasaba halkının karşı çıkmasına rağmen papazın bir kadına yardım etmesini okuyoruz . Bu öyle sıradan bir kadın değil .
Bütün öykülerinde fantastik bir yön var yazarın . Keyifli vakit geçirmek için okunacak hızlı öykülerden değil öyküler . Derin ve felsefi yönleri var . Dikkatli bir okuyucu bu öykülerde verilen dersleri kaçırmayacaktır .
Kitabın Adı :Sesler Adacığı
Yazar :Robert Louis Stevenson
Yayınevi :Kırmızı Kedi Yayınevi
Orjinal adı :The Isle of Voices
Çevirmen :Handan Balkara
Sayfa Sayısı :136
"Benim için Stevenson hakkında yazmak yakın bir dost hakkında yazmak kadar güç. Aslında söz konusu yakın dost 1894 yılında Pasifik'te kaybolmuş bir adada öldü, bense beş yıl sonra güneyde kaybolmuş bir şehir olan Buenos Aires'te doğdum. Bazı yazarların imgeleri yapıtlarından çok daha canlıdır; Byron ve Goethe bunların en seçkin örnekleridir. Diğerleri için ise bunun tam tersi söz konusudur; Shakespeare'i çok sayıdaki oyun kişileri arasında neredeyse göremeyiz. Sherlock Holmes ve Doktor Watson, Sir Arthur Conan Doyle'un görülmez bir adam olmasını sağlamışlardır. Stevenson'a gelince, yazar ve yapıtları, düşleyen ve düş aynı yoğunlukla varlıklarını sürdürürler. Bu seçkide yer alan öykülerden ikisinde mekân güney denizleridir. 'Markheim' bilinmeyen bir şehirde geçer; 'Çarpık Janet' ise İskoçya'da. Bu öyküleri seçmemin nedeni yaşlı belleğimde yaşamaya devam etmeleridir. Çocukluğumdan beri Robert Louis Stevenson benim için mutluluk biçimlerinden birini oluşturdu."
-Jorge Luis Borges-
Robert Louis Stevenson Kimdir?
13 Kasım 1850'de Edinburg'da doğdu. On yedi yaşında mühendislik eğitimi almak için Edinburg Üniversitesi'ne kaydoldu. Eğitimini yarıda bırakıp hukuk okumayı seçti, ancak avukatlık da yapmadı. Gerçekte kalbinin derinliklerinde hep yazarlık özlemi vardı. Üniversitede okurken yaz tatillerini Fransa'da, yazar ve ressamlardan kurulu bir sanatçı topluluğunun arasında geçirdi. İlk basılı çalışması Roads adını taşıyan denemesi oldu. Yazarlık hayatına aralarında öykülerin, romanların, denemelerin yer aldığı pek çok eser sığdırdı. Çocuk edebiyatına da Treasure Island (Define Adası) gibi klasikleşen eserler kazandırdı. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde en bilinen ve Stevenson'ın yüz yıl öncesinden geleceğe bakabildiği eseri oldu. Aralık 1894'te hayata veda etti.
Robert Louis Stevenson 'ın okuduğum Kitapları :
* Define Adası
* Dr. Jekyll ve Mr. Hyde
* İntihar Kulubü






1970 yılında Edinburgh, İskoçya’da doğdu. Isle College of Art-Moda Tasarım bölümünden mezun oldu. İlk fantastik kurgu öyküsü “Galgalin-Venianis’in Kehaneti” Derinden Gelen Sesler adlı seçkide yayımlandı. Aynı yıl Jules Verne Öykü Ödülleri-Hayalgücünün Merkezine Seyahat’te fantastik kurgu dalında birincilik ödülü alan “Tanrı Sorpien’in İnkarı” adlı öyküsüyle birlikte “Kara Kalp” ve “Buyruk Zinciri” adlı fantastik kurgu öyküleriyle yer aldı.
Gizemli.com için yaptığı araştırmalar ve Kangüncesi/Gölge çevrimiçi dergisinde yazdığı öykülerle çalışmalarını yoğunluklu olarak çocukluktan beri merak duyduğu korku türüne odakladı.
Anadolu Korku Öyküleri 1’de “Gelin Otu”, Anadolu Korku Öyküleri 2’de “Zifir Karanın Mavisi”, Anadolu Korku Öyküleri 3 YILGAYAK’ta “Taş Uyur” adlı öyküleriyle yer aldı. Aşkın Karanlık Yüzü adlı seçkiye “Gumiho”, Karanlık Yılbaşı Öyküleri adlı seçkiye “Yolculuk” ve Karanlıktaki Kadınlar adlı seçkiye “Yılanın Rüyası” adlı öyküleriyle katıldı. Kendi öykülerinden derlediği Kara Kara Kapkara adlı öykü kitabıysa 2017 yılında yayımlandı.
Ayrıca Yabani Çizgi Roman Dergisi’nin yanı sıra Lemur Dergi gibi web dergilerinde öyküleri yayımlandığı gibi, Rabarba Şenlik adlı sinema dergisinde de inceleme yazıları bulunmakta.
Yazmak haricinde özellikle korku türü için araştırmalar yapmayı seven yazar, 2014 yılından bu yana “Gerisi Hikâye-Korku Konuşmaları” adlı çevrimiçi radyo programında iki ortağıyla beraber türe ait her detay üzerine konuşmaya devam ediyor.


1966 , Amerika doğumludur . 27 yaşında ilk romanını yazmak üzere yüksek ücretli kurumsal işinden ayrılmış ve barmen olarak çalışmaya başlamıştır . Kitabını yazması üç yıl sürmüş ve bu kitabı için yayıncılardan altmış ret mektubu almıştır .

Kitabın Adı :Sevimsiz Öyküler
1846’da Perigueux’de doğdu. Genç yaşta Paris’e gitti, görüşlerini paylaştığı Barbey d’Aurevilly ile arkadaşlık kurdu, Figaro ve Gil Blas adlı gazetelerde çalıştı. Propos d’un Entrepreneur de Démolitions (Bir Yıkma Müteahhidinin Sözleri, 1884) ve haftalık bir yergi broşürü olan Le Pal ile (1885) kendini tanıttı. İlk eserleri Le Révélateur du Globe, (Yeryuvarlağının Kâşifi) ve 1884’ten sonra otobiyografik bir roman olan La Désespérée’yi (Umutsuz) yayınladı. Kendi çağına karşı bir çeşit savaş ilanı olan bu kitapta aforoz edilmiş şairleri övdü (Hello, Barbey d’Aurevilly, Verlaine) ve günün şöhretlerine çattı (Brunetière, Bourget). La Femme Pauvre (Yoksul Kadın, 1897), Les Dernières Colonnes de l’Église (Kilisenin Son Destekleri, 1903), Belluaires et Porchers (Vahşi Hayvan Eğiticisi ve Domuz Çobanları, 1905), Le Sang du Pauvre (Fakirin Kanı, 1909) adlı eserlerinde, büyük bir felaket sonunda yok olmaya mahkûm törelere körü körüne bağlı bir dünyanın soysuzluklarını açıkladı. Bu burjuva dünyasını, L’Exégèse des Lieux Communs’de (Beylik Düşüncelerin Açıklanması, 1902), acı bir dille alaya alarak ortaya koydu, öfkeler ve tedirginlikler içinde geçirdiği hayatını, sekiz ciltlik günlüğünde ateşli bir üslupla kaleme aldı: Mendiant Ingrat (Nankör Dilenci, 1892-1895), Le Pèlerin de l’Absolu (Mutlağın Yolcusu, 1910-1912), La Porte des Humbles (Yoksullar Kapısı, 1915-1917). 1917’de Bourg-la-Reine’de öldü.

