10/06/2017

Kırmızı Şemsiyeli Kız - Susan Meissner || Kitap Yorumu

Ekim 06, 2017 5 Yorum

Kırmızı Şemsiyeli Kız - Susan Meissner


   Arkadya Yayınları'ndan yeni çıkan Kırmızı Şemsiyeli Kız son derece duygusal ve ruhunun en derin yerlerine kadar işleyen bir kitap.

  Kitabın konusundan çok fazla bahsetmeyeceğim çünkü arka kapakta gereğinden fazla anlatıyor zaten.

    " Ağlamayı hiç sevmiyorum, " dedi Emmy. " Kendimi zayıf hissetmeme sebep oluyor. "
Mac kolunu Emmy'nin beline dolayıp şakağına bir öpücük kondurdu. " Ah, ama bizi insan kılan gözyaşlarımızın ta kendisi , Isabel. "

  İkinci Dünya Savaşını   Nazi Almanya 'sında , hem Yahudilerin gözünden hem de Almanların gözünden okudum bugüne kadar. Çekilen sıkıntıları , yaşanan acıları ve vahşeti göz önüne serdiler gerek yazarlar gerekse yönetmenler. Susan Meissner ise bizi Kırmızı Şemsiyeli Kız ile İngiltere'ye götürüyor. Büyük Baskın zamanına....





Alman uçakları ve savaş korkusu tüm dünyada hissedilirken çocukları korumak için şehirlerden tahliye etmişler. Kırsal bölgelere , oradaki ailelerin yanlarına gönderilmiş çocuklar. İki türlü de bakınca yani çocuk gözü ile de ebeveyn olarak da bir yıkım bu durum. Çocukları bombalardan belki koruyacaklar, peki psikolojik yıkım ne olacak ya da yanlarına verilen aileler ne kadar güvenilir ???? Herkes kitaptaki çocuklar Emmy ve Julia kadar şanslı olup iyi bir aileye düşmeyebilir .

Ama hayat içinde yaşadığın anlardan ibaret, diye düşündü Emmy. Geleceğin getireceği kazançları şimdiden görebilen tek varlık Tanrı'dır.

Kitapta savaşın zorluklarının yanında pişmanlıklar ve düşünülmeden alınan kararların nasıl sonuçlandığı ve sırların asla gizli kalmadığı da vurgulanıyor.

Tarafsız olarak kitaba baktığımda yazarın karakterleri ve onlara verdiği kişiliği oturtmada çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Konuların geçişi, olay örgüsü ve okuyucuya hissettirdiği duygular bakımından tam puan aldı benden :))

     Kitabın sonunda yine yazar ile yapılmış bir röportaj var. Okumanızı tavsiye ederim.

Kitap Hakkında Yazılanlar :

“Muhteşem bir şekilde kaleme alınmış karakterler, yerler ve olaylar… Yeniden ayağa kalkmanın ve kurtarılmanın konusu okuyucuların soluğunu kesecek.”
                           
                                                                             Booklist

" İyi araştırılmış bir hikaye , Büyük Baskın'ın oluşturdukları , kırsalın güzelliği ve acı kayıplar aklınızdan uzun süre silinmeyecek. "

                                                                            RT Book Reviews 

"Seçimlerin ve sonuçların hikayesi , okuyucuları savaş yorgunu Londra yolculuğuna çıkaracak . Etkileyici ve duygusal bir eser . "

                                                                           Historical Novel Society


Kitabın ingilizce versiyonunu Amazondan incelemek ve satın almak için burayı tıklayınız  . Secrets of a Charmed Life

Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayınız : Kirmizi Semsiyeli Kiz



Kırmızı Şemsiyeli Kız - Susan Meissner
Kitabın Adı :Kırmızı Şemsiyeli Kız
Yazar :Susan Meissner
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :Secrets of A Charmed Life
Çevirmen :Bahar Yaldız Çelik
Sayfa Sayısı :488


Geçmişindeki mutsuzlukların gelecekteki mutluluğunu elinden almasına izin verme…

Günümüz İngiltere’sinde, Oxford’da tarih öğrencesi olan Kendra Van Zant, hayatının fırsatını yakalamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda Londra’yı yerle bir eden, tarihlere Büyük Baskın olarak geçen ağır bombardımandan kurtulan bir hanımefendiyle röportaj yapacaktır. Isabel MacFarland hikâyesini anlatmaya karar verir. Yıllarca kalbinde sakladığı sır dolu hikâyesini…

1940, Londra, İngiltere… Savaşın Londra’nın kapısına dayandığı günlerde binlerce çocuk ailelerinden alınarak kırsal bölgede yaşayan gönüllü ailelerin yanlarına yerleştirilir. On beş yaşındaki Emmy Downtree ve küçük kız kardeşi Julia da Cotswolds’da bir kır evinin kanatlarının altına sığınırlar. Emmy kardeşinin sorumluluğunu alsa da onun tek bir hayali vardır. Şehre dönmek ve çizimlerini severek yaptığı gelinliklerini gerçeğe dökerek bir moda tasarımcısı olmak. Ancak bu tutkusu, durmadan çalan siren sesleri ve kopartılan hayatlarla maalesef kâbusu olacaktır…

Kadife Çiçekleri Düşerken kitabının yazarı Susan Meissner, yine tarihin önemli olaylarından biriyle karşımızda…
Kırmızı Şemsiyeli Kız, hayallerimiz uğruna neleri feda ettiğimizi, olayların bazen biz ne kadar çabalarsak çabalayalım olması gerektiği gibi gerçekleştiğini gösteren bir eser.


                                                            Kozmokitap

10/03/2017

Bir Başka Gökyüzü - Cath Weeks || Kitap Yorumu

Ekim 03, 2017 3 Yorum
Bir Başka Gökyüzü -  Cath Weeks


                   Aşk gözlerle değil ruhla görülür. Bu yüzden kanatlı aşk tanrısı kördür.
                                                                 William Shakespeare

  Bir Başka Gökyüzü , Cath Weeks'in yedinci romanı olmasına rağmen ülkemizde yayımlanan ilk romanı.

       "Evlat sevgisinin sınırı nedir? Bir anne evladı için neleri göze alabilir? "

  Arka kapakta yazan bu sözler başka bir şeye gerek olmadan kitabı alıp okumama sebep olurdu. Ben de bir anneyim ve annelik duygusunu ve evlet sö konusu olduğunda sınırların nasıl da bulanıklaştığını iyi bilirim.


    Kitabın orjinal adı " Blind "  yani körlük. Kitabın konusunu bir kelime ile açıklamış olsa da ben bizdeki ismini " Bir Başka Gökyüzü" nü daha çok sevdim.

  Kitapta evli bir çift olan Twyla ve Dylan ve onların oğulları Charlie Ross anlatılıyor. Charlie doğduktan kısa bir süre sonra Twyla onun gözlerinde bir tuhaflık olduğunu fark eder. Fakat çeversindeki herkes doktor ve hemşireler dahil onun harika bir bebek olduğunu söylerler. Yine de içinin rahat etmesi için bir uzmana yönlendirirler ve orada Charlie'nin kör olduğunu öğrenirler.



    Genç ve yeni anne , sağlıklı ve normal bir bebek beklerken çocuğunun gökyüzünü göremeyeceğini , bir çok işi kendi başına rahat yapamayacağını öğrenince yıkılır. Bir annenin duygularını kolay kolay kimse anlayamaz. "Tanrı  böyle yaratmış , kaderine razı ol.." demek o anneyi rahatlatmaz. Çünkü hayatın onun için hazırladığı zorlukları bir anda gözünde canlandırabilir bir anne. Ve bu hayatta kaçıracaklarını da fark eder.

    Yeni durum ile baş etmeye çalışan Twyla bir taraftan da oğlu ile bol bol vakit geçirmekte ve onun dünyaya açılan penceresi olmaktadır. Bir gün Keratoprotez ameliyatını duyana kadar.

Bir Başka Gökyüzü -  Cath Weeks

   Keratoprotez deneysel bir ameliyattır. Riskleri vardır fakat işe yararsa da tekrar görmeyi sağlamaktadır.

   Birçok araştırma yapan Twyla sonunda oğluna dünyayı görmesi için bir fırsat vermek ister. Tüm dünya ona karşı olsa ve kocası kararsız olsa da....

   Bir annenin herkese karşı , oğlu için iyi olacağını düşündüğü bir operasyon için , dimdik ayakta durmasını okuyoruz kitapta. Çok zorlu ve yıpratıcı bir süreç olsa da sonuna kadar dayanmaya kararlıdır Twyla.

   Bu zor dönemde kocasından beklediği desteği ve yakınlığı bulamadığını okuyoruz kitapta. Kocası yani Dylan karakterini hiç sevmedim. Böyle zor bir karar aşamasında hiç tanımadıkları insanların bile karşı gelmesini ve bu davranışlarını haklı göstermek için Tanrı'yı alet etmelerini hiç anlayamıyorum. Tanrı onu kör gönderdi o halde tedavi ettirme!!! Bu nasıl bir mantıktır...

   Birbirlerinden sır saklayan çiftler sonunda bir noktada birbirlerinden koparlar. Evlilik ve beraberlik güven üzerine kurulmalıdır. Çünkü hiçbir sır sonsuza kadar gizli kalmaz..

  Güzel ve etkileyici bir kitaptı. Bazı yerlerde Twyla yerine ben olsam ne yapardım diye düşünmeden okuyamadım. Yine de kitapta beklediğimden daha az duygu yoğunluğu vardı. Ben daha duygusal bir kitap bekliyordum ve o duygusallığı bulamadım. Yazar duygu hissettirme konusunda biraz cimri davranmış. Bu nedenle çok fazla hissedemiyor daha çok bir seyirci gibi olaylara bakıyorsunuz kitapta.



Bir Başka Gökyüzü -  Cath Weeks



Kitabın Adı :Bir Başka Gökyüzü
Yazar : Cath Weeks
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı : Blind
Çevirmen :Bahar Yaldız Çelik
Sayfa Sayısı :440


Evlat sevgisinin sınırı nedir? Bir anne evladı için neleri göze alabilir?
Yıllarca beklediği o gün gelip çatana dek Twyla da bu soruya cevap veremezdi. Hatta biricik bebeği Charlie’yi kucağına aldığı o ilk anda bile evlat sevgisinin, onu şimdi olduğu yere getireceğini asla tahmin edemezdi.
Dylan ve Twyla çifti, oğullarını dokuz ay boyunca heyecanla, umutla hayallerle beklemişti. Fakat kader bazen hayallerimizle aynı fikirde olmazdı. Twyla da hayatının bir daha asla eskisi gibi olmayacağını, Charlie doğduktan çok kısa bir süre sonra anlamıştı. Çünkü Charlie kördü.

Twyla ne olursa olsun evladını olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini bilse de, onu böyle bir geleceğin beklediği fikrine bir türlü katlanamıyordu. Evladının gökyüzü kapkaranlıktı. Artık hayattan, onun için bambaşka, masmavi bir gökyüzü istemek dışında hiçbir beklentisi yoktu. Bu da ancak ciddi bir ameliyatla mümkündü. Peki, kendi istekleri minicik bir bebeğin, hem de kendi bebeğinin hayatını riske atmaya değer miydi?

Bazen kader bizi en sevdiklerimizle sınar ve sevgimizin sınırlarını bizi âdeta uçurumun kenarına kadar getirerek ölçer. Bir Başka Gökyüzü, evladı için uçurumun kenarına tutunmaya çalışan bir annenin öyküsü. Hayatında sevgiye yer olan herkesi derinden etkileyecek olan bu kitap, size sevginin gerçek anlamını bir kez daha sorgulatacak.

                                                            Kozmokitap

10/02/2017

Gizemli Sular - Andrew Gross || Kitap Yorumu

Ekim 02, 2017 1 Yorum
Gizemli Sular - Andrew Gross

    Andrew Gross New York Times ve uluslararası en çok okunan yazarlardan bir tanesidir. 1952 doğumlu olan yazarın kitapları 25 dile çevrilmiştir. Son romanı " The Sabotuer " 2017 yılında basılmış , ikinci Dünya Savaşında geçen bir korku romanıdır. 

   Yazar ile 15. Saniye romanı ile tanıştım. Yormayan , hızla okunan polisiye bir kitaptı. 15. Saniye yorumumu okumak için burayı tıklayınız.

  Gizemli Sular yazarın Arkadya Yayınlarından çıkan dördüncü romanı. Kitabın kapağına bayıldığımı söylemeliyim. Öyle ki kapağın üzerindeki sular çok gerçekçi duruyor.

   " Hayatta hiçbir zaman bir başkasının tm benliğine güvenme! Çünkü hiç kimse sana tüm benliği ile görünmez."
                                                                                                           Pablo Neruda 

   Kitap çoktandır okumaya hasret kaldığım karışık bir komplo ve harika , adrenalin yüklü bir komplodan oluşuyor. Bu tarz kitaplar okurken beynimin fazla mesai yaptığını hissediyorum ve evimin sıcak ortamından çıkmadan dedektifçilik oynayabiliyorum. Belki de bu tarz kitaplar bu nedenle beni kendilerine çekiyor. R,sk almadan, tehlikeye girmeden kitap kahramanları ile aynı duyguları yaşıyor ve adrenalini son damlasına kadar hissediyorum kitabı okurken. Biraz fazla empati yapıyor olabilirim fakat bunun nedeni biraz da yazarın anlatım gücünün iyi olması. Okumaya başlayınca beni öyle bir kurgunun içerisine çekiyor ki zaman ve mekan kavramı kayboluyor , ben de kitabın bir parçası haline geliyorum . Her hareketi, duyguyu yaşıyorum. Tek farkım dizi izleyen yaşlı ninelerin diziye müdahale etmesi gibi karakterlere müdahale etmiyorum:))





  Friedman'lar standart bir ailedir. Anne , baba ve iki çocuktan oluşan. O sabah da her şey normal başlamıştır. Charles bu sabah farklı olarak arabayı servise bırakacak ve işe tren ile geçecektir. Karen çocuklar okula gittikten sonra rutin olarak yoga kursuna gitmiştir. Bir televizyon haberi hayatlarını değiştiresiye kadar her şey o kadar normaldir ki!!! Trende bombalı bir saldırı olmuştur. Yangın vardır ve çok az kurtulan vardır. Bu haber Karen'ı üzer , her normal insan gibi. Taa ki kocasının da trene bineceğini hatırlayasıya kadar....

Gizemli Sular - Andrew Gross


    Teğmen Hauck bir vur kaç olayında görevlendirilir. Bu vur kaç bir kazadan çok cinayete benzemektedir. Tek ipucu gencin cebinden çıkan isimdir.  " Charles Friedman"

  Birbirlerinden farklı ve bağımsız görünen olayların arkasında korkunç bir bağlantı vardır. Teğmen Hauck ve Karen Friedman birlikte bu komployu ortaya çıkarabilecekler midir? Charles Friedman bu komplonun neresindedir. Çevremizdeki insanları gerçekten tanıyor muyuz yoksa bize gösterdikleri kadarını mı biliyoruz? Gerçekten onların kim olduğunu bilmek ister miyiz? Normal hayatımızda olan küçük ip uçlarını fark ediyor muyuz yoksa işimize gelmediği içi,n görmemezlikten mi geliyoruz? En yakınımızdaki insanları  - eşimizi , sevdiğimizi , .. - gerçekten tanıyor muyuz? ...

    Gerilim kitaplarını okumayı seviyorum fakat her kitap beni daha fazla paranoyak hale getiriyor. Siz ister paranoyaklık deyin ister çevresinin daha fazla farkında olmak ya da gözlerinin açılması. Her kurgunun altında bir gerçeklik yattığına inanırım. Seyrettiğim belgesellerde insanların nasıl birbirlerini tanımadığını ve kandırılmaya ne kadar yatkın olduğunu izliyorum. Bu kitapta da Charles'a sinir oldum. Saul'den nefret ettim. Karen'a da nasıl bu kadar kör olduğu için sinir oldum. Teğmen hakkında ise aklımda hala soru işaretleri var...

     Harika bir kurgu, adrenalin dolu bir macera , sürükleyici bir kitap arıyordanız Gizemli Sular'ı kaçırmayın derim.

https://scontent-frt3-2.cdninstagram.com/t51.2885-15/e35/22070758_157703311485205_2969257981469786112_n.jpg


Kitap Hakkında Yazılanlar : 

“Merak uyandıran karakterlerin olduğu sürükleyici bir roman. Gross, heyecan yaratmakta hiç hız kesmiyor. “

                              Pittsburgh Tribune Review

“Kendinizi çılgın bir gezintiye hazırlayın... birçok cinayet ve suçun hiç son bulmadığı bir roman.”

                             Library Wetschester Magazine

 “Gross, merak uyandıran karakterlerle nasıl sürükleyici bir olay örgüsü yaratacağını iyi biliyor. Tadını çıkarın. “
                            Journal


Gizemli Sular - Andrew Gross
Kitabın Adı :Gizemli Sular
Yazar :Andrew Gross
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Orjinal adı :The Dark Tide
Çevirmen :Murat Kızılkaya
Sayfa Sayısı :488

   En yakınınızdaki insana güvenirken bir kez daha düşüneceksiniz!
   Grand Central İstasyonu’nda yüzlerce insanın öldüğü büyük bir patlama. 
  Patlamada yaşamını kaybeden bir adam. 
Kocasını kaybettikten sonra iki çocuğuyla yaşama tutunmaya çalışan bir kadın
Şehrin patlamanın olduğu istasyonundan çok da uzak olmayan diğer tarafında yaşanan bir vurkaç olayı. 
Ve akıl almaz bir komplo. 
Bu komplonun ortasında kalan Dedektif Ty Hauck, acaba olayların arkasındaki bağlantıları kurup bu inanılmaz komployu açığa çıkarabilecek mi?


                                                            Kozmokitap

9/28/2017

Ölüm Yarışı - John Dixon || Kitap Yorumu

Eylül 28, 2017 4 Yorum
Ölüm Yarışı - John Dixon


  " Sadık bir asker , sırf önderi öyle istediği için kendi sonunu hazırlar. Sadakatsiz bir asker ise sırf kendi istediği için önderinin sonunu hazırlar. "

   John Dixon 'ın ikinci romanı Ölüm Yarışı. 2015 yılında Devil's Pocket adıyla yayımlanan roman ülkemizde GO! Kitap tarafından yayımlandı.

Feniks Adası serisinin ilk kitabı olan Ölüm Adası ile yazarın kalemi ile tanıştım. Sürükleyici ve yalın bir anlatımı alan yazar , kitabın konusu ile de ilgimi çekmişti.

Ölüm Adası yorumumu okumak için 👉burayı 👈 tıklayınız.

Feniks Adası serisinin ikinci kitabını sabırsızlıkla bekliyordum ve GO! Kitap beni fazla beklemediği için çok mutluyum.

İlk kitaptan tanıdığımız karakterlerin yanına yeni karakterler de eklenmiş Ölüm Yarışı'nda. Feniks Adası 'ndan kaçmaya çalışan Carl'ı Stark'ın yardımcısı , boyu daha da uzun ve daha kaslı olarak bulunca biraz şaşırdım. Takılan çip sayesinde daha ölümcül bir görünüme sahipolmuş Carl. Kitabı okumaya devam ettikçe aslında tanıdığımız Carl olduğunu ve amaçlarını belli etmemek için rol yaptığını öğreniyoruz.

Ölüm Yarışı - John Dixon


Start tarafından Feniks Adasını temsilen üç dövüşçü ve bir sıhhıyeciyi Cenaze Oyunlarına gönderilir. Bu ekibin başında Carl vardır.

    "Siz eğlenirken zaman aslında uçup gitmez. Genişler. Ve bazen, bir uçurundan atladığınızda , akıntıların arasında yüzdüğünüzde  ya da güzel bir kızla gülüştüğünüzde hepten durur. Yalnızca sonraları geriye dönüp baktığınızda , o anı asla unutmak istemediğinizde , zaman uçup gitmiş gibi görünür. "

Bu oyunlar bana biraz açlık oyunlarını hatırlattı. Format tamamen farklı olsa da çoğu dövüşçünün sonu ölüm olunca ve format görünenden farklı olunca çağrışım yaptım.

   Bu oyunlar bir kafes içerisinde kendi sikletindeki dövüşçülerin karşılaşması şeklinde yapılıyor. Sadece üç kural var : Isırmak , göz çıkarmak ve kasıklara vurmak yok !!! Bunların dışında ise herşey serbest. Round sayısı belli değil ya da puanlama yok. Dövüşçülerden birisi pes edinceye kadar ya da dövüşemeyecek duruma gelesiye kadar dövüş devam edecektir , sonunda ölüm olsa bile... Bu dövüşler orta çağ arenalarını hatırlayor okurken. Carl kendi ve arkadaşlarının nasıl bir işe bulaştığını anlıyor fakat geri dönmek imkansızdır. Çünkü amacına giden yol bu kafeslerden egçmektedir.

Bu yarışlarda Octavia ile de karşılaşır Carl. Fakat Octavia artık farklı bir görünüşe sahiptir. .. Bütün bu eziyetleri Octavia'nın kurtulması için çekmiş olan Carl onu karşısında ve değişmiş bulunca çok şaşırır ve arka planda çok karışık işler döndüğünü anlar....




   Heyecanlı, hızla okunan, adrenalin yüklü ve elinizden bırakmayacağınız bir kitap Ölüm Yarışı. Feniks Adası serisini çok sevdim. İki kitap da , Ölüm Adası ve Ölüm Yarışı tavsiyemdir. Yazar seriyi iki kitapta bırakmış gibi görünüyor. Serinin devamı üçüncü kitap da çıkarsa tereddür etmeden alırım. Carl ve Octavia'nın daha yapacak çok işleri var......


Ölüm Yarışı - John Dixon



Kitabın Adı : Ölüm Yarışı
Yazar : John Dixon
Yayınevi : Go! Kitap
Orjinal adı : Devil's Pocket
Çevirmen :Zehra Uzun
Sayfa Sayısı :447


          ACI YOK. MERHAMET YOK. UMUT YOK.                                                                                              KURTULUŞ YOK. 


                          ÖLÜM YARIŞI'NA 
                                    HOŞ GELDİNİZ


     Bir zamanlar kendisi gibi çocuk suçlularla birlikte Ölüm Adası'nın bir tutsağı olan on altı yaşındaki Carl Freeman vücuduna yerleştirilen mikroçiplerle birlikte artık bir Feniks Gücü askeri olmuştur. O artık Ölüm Adası'nın tutsağı değil bir parçasıdır. Ya da o öyle zannetmelerini istiyordur. Kısa sürede herkesin korkup saygı duyduğu bir asker olan Carl, Komutan Stark tarafından iki takım arkadaşı ile birlikte Feniks Gücü’nü temsil etmek üzere Cenaze Oyunları adı verilen gizli bir dövüş turnuvasına gönderilir. Şeytan Çukuru adındaki bir adada düzenlenen bu kanlı turnuvayı Ölüm Adası'ndan kurtulmak için bir fırsat olarak gören Carl'ı burada bir sürpriz beklemektedir. Zira Stark'tan intikam almak için fırsat kollayan sürpriz bir isim daha turnuvadaki yerini almıştır: Carl'ın adadan kendi elleriyle uğurladığı Octavia. İkisi de artık bambaşka insanlar olsa da bir kez daha birlikte hareket etmeleri gerekecektir çünkü kana susamış bir avuç seçkin tarafından organize edilen bu Ölüm Yarışı bir spor müsabakasından çok daha fazlasıdır.


                                                            Kozmokitap

9/27/2017

Profesör - Charlotte Bronte || Kitap Yorumu

Eylül 27, 2017 1 Yorum
Profesör - Charlotte Brontë


  Charlotte Brontë'nin yayımlanan ilk romanı Jane Eyre olmasına rağmen yazdığı ilk roman Profesör 'dür.

   Bir ara mürebbiyelik yapmış olan Charlotte Brontë , kitabında kendi deneyimlerinden faydalanmıştır.

  Kitapta kullanılan "Profesör " ün anlamı bizim ülkemizde kullanılandan farklıdır, Brüksel 'de o yıllarda öğretmenlere profesör denilmektedir.

  Kitapta anne ve babası küçükken ölmüş ve akrabaları tarafından büyütülmüş. William Crimsworth anlatılmaktadır.

  Anne ve babasına olan kötü tutumlarını öğrendiği zaman akrabalarının himayesinde kalmak istemeyen William  abisinin yanına tüccarlığı öğrenmeye gider. Abisi zengindir ve kardeşini pek hoş karşılamaz. Abisinin yanında ise başlar, köleden farkı yoktur abisinin gözünde. Sonunda işe bırakan William, Brüksel 'e giderek öğretmenlik yapmaya başlar.

Profesör - Charlotte Bronte

  William'ın hayatının yoluna girmesini, okuldaki hayatını, aşkı bulmasını anlatıyor yazar kitapta.

  Başlarda ilginç ve sürükleyici, merak uyandırıcı olarak başlayan kitap sayfalar ilerledikçe durağanlaşıyor. Sonlarına doğru tekrar ilgi çekmeye başlasa da bu durağanlık ve bazı bölümlerin uzatılmasını yazarın ilk romanı olmasına bağlayabiliriz.





  Kitapta bolca fransızca sözcük ve cümle bulunmakta. Sayfaların altında anlamları yazsa da kitabı okurken dikkat dağılmasına ve ilgiyi kaybetmeye yol açıyor bu durum.

  Okumak istediğim bir kitaptı Profesör. Bu kitabı okuduktan sonra yazarın en sevdiğim kitabının hala Jane Eyre olduğunu söyleyebilirim.

Profesör - Charlotte Bronte

Kitabın Adı : Profesör
Yazar :Charlotte Bronte
Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı :Professor
Çevirmen :Gamze Varım
Sayfa Sayısı :329


Charlotte Brontë (1816-1855): Gençlik yıllarında Brüksel'de mürebbiyelik ve İngilizce öğretmenliği yaptı. Romanlarında, özellikle Profesör'de bu yıllardan kalan derin izlere rastlanır. Eserlerinde kadın erkek ilişkileri, evlilik ve dostluk hakkında düşüncelerini derin bir duyarlık ve dokunaklı bir dille aktardı. Charlotte Brontë 1847'de yayımlanan ilk romanı Jane Eyre ile tanındı. Bu eseri 1849'da Shirley ve 1853'de Villette izledi. Yazdığı ilk roman olan Profesör ise yazarın ölümünden iki yıl sonra 1857 yılında eşinin onayı ile basıldı.


                                                            Kozmokitap

9/22/2017

Kilitli Oda - Paul Auster

Eylül 22, 2017 6 Yorum
Kilitli Oda


Paul Auster’ın kaleminden çıkan New York Üçlemesini sonunda bitirdim.

İlk iki kitabı olan Cam Kent yorumunu 👉 buradan 👈, Hayaletler yorumunu ise 👉 buradan 👈 okuyabilirsiniz.

Cam Kent benden 5 üzerinden 3 puan alırken Hayaletler ise 2 puan almıştı. Böyle olunca da son kitap nasıl olacak, beklentimi karşılayacak mı yoksa bu da hayal kırıklığı mı olacak endişeleri taşıyordum . Kitabı bitirince derin bir nefes aldığımı fark ettim. Bu kitap yani Kilitli Oda benden 5 üzerinden 5 aldı. Serinin en sevdiğim kitabı oldu :)))

Bütün kitapların ortak özelliği New York 'da geçmesiydi. İlk iki kitapta ayrıca dedektiflik konusu işleniyordu. Kilitli Oda ise bir dedektiflik kitabı değildi. Yine kendine özgü bir konusu vardı.

Kilitli Oda 'da baş karakter Fanshawe diyebiliriz. Adı var cismi yok ... Kitap boyunca ondan bahsediliyor, onu çok iyi tanıyoruz fakat kendisi ile tam anlamıyla tanışamıyoruz . Bu nasıl mı oluyor, anlatayım.





Kitaptaki anlatıcımız çeşitli yerlere kısa yazılar , makaleler yazarak hayatını geçirmektedir. Bir gün bir mektup alır. On yıldır görmediği çocukluk arkadaşı Fanshawe 'ın eşinden gelmektedir. Arkadaşının ortadan kaybolduğunu ve onunla görüşmek istediğini bildirmektedir. Bu mektup ile bizde bu iki arkadaşın geçmişini ve yakınlık derecelerini öğreniyoruz anlatıcımızdan.

Eşi Sarah , Fanshawe 'un öldüğünü düşünmektedir. Uzun bir süredir ortada yoktur , kendisi ve küçük oğullarını aramamıştır. Fanshawe, kendisine bir şey olursa bunca yıldır yazdığı yazıları arkadaşına vermesini ve onun inceleyip basılmaya değer ise yayımlanmasını istemiştir.

İnceleme sonunda bu müsvettelerden çok okunan roman , şiir ve oyunlar çıkmıştır. Üstelik anlatıcımız ve Sarah arasında da bir yakınlık olmuştur. Günlerden bir gün ise anlatıcımıza bir mektup gelir, yazan ise Fanshawe 'dır...

Psikolojik gerilim, drama, kara kurgu , bilinmezlik arasında seyreden farklı bir kitaptı Kilitli Oda. Bu kitap bir sona bağlanıyor, bu mutluluk vericiydi benim için. Ayrıca ilk kitaptan tanıdığımız Quinn, Henry Dark ve Stillman 'ın isimleri de geçiyor kitapta.

Her ne kadar ilk iki kitap beni tatmin etmemiş olsa da seri ile birlikte Paul Auster 'ın kalemi ile tanıştım, farklı bir anlatım tarzı gördüm. Geriye dönüp baktığımda seriyi okuduğuma pişman değilim. Okumasaydım yazarı merak edip duracak belki de gözümde fazla büyüyecektim. Bir de ilk kitap Cam Kent nisan ayında Amerkika'da tiyatro oyunu halinde sergilemiş. Eminim ilginç bir oyun olmuştur.

                                     Keyifle kalın , kitapsız kalmayın.

Kilitli OdaKitabın Adı :Kilitli Oda
Yazar :Paul Auster
Yayınevi :Can Yayınları
Orjinal adı :The Locked Room
Serisi : New York Üçlemesi
Çevirmen : İlknur Özdemir
Sayfa Sayısı :143


Paul Auster Kilitli Oda’da kahramanlarını soyut ya da somut kilitli odalara sokarak, özgürlüklerini ancak oradan kaçmakla elde edebilecekleri bir dünya kuruyor. Romanın kahramanı, romancı olmayı isteyen ama o yaratıcı yeteneğe sahip olmayan biri. Umutsuzluğunun son noktasına geldiği sırada çocukluk arkadaşı olan ama uzun zamandır görmediği bir yazar, geride karısını, çocuğunu ve kilit altında sakladığı roman, oyun ve şiir dosyalarını bırakarak ortadan kayboluyor. Romancı olmaya heveslenen kahramanımız kaybolan kişinin kimliğiyle özlediği şan ve şöhrete kavuşabilir mi? yoksa kendi kurduğu bir tuzağın tutsağı mı olur? Paul Auster polisiye tadındaki bu romanında benliğin kilitli kapılarını zorluyor.






Paul Auster Kimdir?

Paul Auster 3 Şubat 1947 doğumlu Paul Auster, çağdaş Amerikan edebiyatının en parlak temsilcilerinden. Yazı yazmaya 12 yaşında başladı. Columbia Üniversitesi'nde Fransız, İngiliz ve İtalyan edebiyatı okudu. Fransızca'dan çeviriler yaptı. 1971-75 yılları arasında Fransa'da oturdu, 1977'de oğlu doğdu, 1979'da babasının ölümünden sonra, onu konu aldığı yaşamöyküsel romanı Yalnızlığın Keşfi'ni yazdı. Denemelerini ve şiirlerini çeşitli yayın organlarında yayınladı. 1981 yılında şimdiki eşi yazar Siri Hustvedt'le evlendi. Yirminci yüzyıl Fransız şiiri üzerine önemli bir antoloji yayınladı. 1986-1990 yılları arasında Princeton Üniversitesi'nde çeviri dersleri verdi. Romancılık, şairlik, çevirmenlik, deneme ve senaryo yazarlığı gibi çeşitli yönlere sahip bir yazar olan Paul Auster, eşi ve iki çocuğuyla New York'ta, Brooklyn'de oturmaktadır.


Paul Auster'in Okuduğum Diğer Kitapları :

* New York Üçlemesi
  1- Cam Kent
  2 - Hayaletler
  3- Kilitli Oda

* Yanılsamalar Kitabı 


                                                     

9/21/2017

Hayaletler - Paul Auster

Eylül 21, 2017 7 Yorum

Hayaletler - Paul Auster


   New York Üçlemesinin ikinci kitabı Hayaletler. Hayaletler deyince korku ya da gerçek hayalet zannetmeyin sakın , alakası yok.))  Bu da ilk kitap Cam Kent gibi dedektiflik öyküsü.

   - Cam Kent yorumumu okumak için burayı tıklayınız. -

   Üçlemenin ilk kitabını okuduktan sonra yazarın tarzına alıştım. Bu nedenle ikinci kitap olan Hayaletleri okurken tarzı yabancılamadım. Artık tanıdık sularda yüzdüğüm için bu tarz bana farklı gelmedi.

   Kitapta karakterlerin soy isimleri renklerden oluşuyor. Kahverengi ,Mavi, Siyah , Beyaz, Pembe ,... gibi . Bu nedenle kitaba başlayınca biraz şaşırdım doğrusu.  İlk birkaç satırı tekrar tekrar okudum. Kaçırdığım nokta var mı diye?






   Kahverengi bir dedektif. Emekliye ayrılınca yardımcısı Mavi patron oluyor. Mavi'nin yanına Beyaz ismindeki birisi geliyor ve ondan Siyah'ı takip etmesini istiyor. Takibin bir süresi yok. Beyaz tamam diyesiye kadar devam edilecek.

   Başta takip fikri heyecanlı gelse de Maviye sonraları sıkılmaya başlıyor. Çünkü Siyah'ın hayatı rutin bir şekilde devam ediyor ve kayda değer bir şey olmuyor. Mavi rapor yazıp postalamaya devam eder ve karşılığında da ücretini almaya devam etmektedir.

  Bu takip bir işinde Mavi'nin bir sürü teorileri olsa da hiçbiri gerçekleşmeyince kendisini dinlemeye ve kendi özelliklerini fark etmeye başlar ....

   Dedektiflik işi , takip , farklı karakter isimleri bana başta cazip gelse de sayfalar çevrildikçe ben de Mavi gibi sıkılmaya  ve kitap biran önce bitse diye bakamaya başladım. Kitabın ince olması büyük bir avantaj olsa da bu bile bitmek bilmedi...  Evet açıkça söylüyorum kitabı okurken sı-kıl-dımmm ....

   Bu kitap da ilk kitapta olduğu gibi baş karaktere ne olduğunu öğrenemeden bitiyor. Hayal gücünüzü kullanın. Bu kitapta olduğu gibi çoğu zaman belirsizlikle biten kitapları sevmiyorum. Son kesin olmalı bana göre...

    Şimdi serinin son kitap Kilitli Oda'da sıra. Umarım onu okurken sıkılmam.))))



Hayaletler - Paul Auster
Kitabın Adı :Hayaletler
Yazar :Paul Auster
Yayınevi :Can Yayınları
Orjinal adı : Ghosts
Serisi : New York Üçlemesi
Çevirmen : İlknur Özdemir
Sayfa Sayısı : 80


Mavi, bir özel dedektif. Müşterisi Beyaz için Turuncu Cadde’de oturan Siyah’ı izleyip hakkında ayrıntılı rapor yazmaya çalışıyor. İnsanların sadece renklerle var olduğu, kimin gerçek, kimin hayal ürünü ya da hayalet olduğu anlaşılmayan bir ortamda gerilim yaratan olaylar sonunda Mavi, neredeyse Siyah’ın yaşamı içinde kaybolma noktasına geliyor. Bir başkasını izleme teması üzerine kurulu polisiye roman şablonu bu kitapta kişinin kendi kendini izlemesi sonucuna vararak genel geçer klişenin dışında bir özgünlük taşıyor. Kişilerin benlik arayışları ve gerçek arasındaki ilişkiler, Paul Auster’ın akıcı diliyle hayata geçiyor.






Paul Auster Kimdir?

Paul Auster 3 Şubat 1947 doğumlu Paul Auster, çağdaş Amerikan edebiyatının en parlak temsilcilerinden. Yazı yazmaya 12 yaşında başladı. Columbia Üniversitesi'nde Fransız, İngiliz ve İtalyan edebiyatı okudu. Fransızca'dan çeviriler yaptı. 1971-75 yılları arasında Fransa'da oturdu, 1977'de oğlu doğdu, 1979'da babasının ölümünden sonra, onu konu aldığı yaşamöyküsel romanı Yalnızlığın Keşfi'ni yazdı. Denemelerini ve şiirlerini çeşitli yayın organlarında yayınladı. 1981 yılında şimdiki eşi yazar Siri Hustvedt'le evlendi. Yirminci yüzyıl Fransız şiiri üzerine önemli bir antoloji yayınladı. 1986-1990 yılları arasında Princeton Üniversitesi'nde çeviri dersleri verdi. Romancılık, şairlik, çevirmenlik, deneme ve senaryo yazarlığı gibi çeşitli yönlere sahip bir yazar olan Paul Auster, eşi ve iki çocuğuyla New York'ta, Brooklyn'de oturmaktadır.


Paul Auster'in Okuduğum Diğer Kitapları :

* New York Üçlemesi
  1- Cam Kent
  2 - Hayaletler
  3- Kilitli Oda

* Yanılsamalar Kitabı 


                                                     
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.