12/30/2019

Shine : Mutlu Bir Hayatın 20 Sırrı - Lyndall Mitchell &Shannah Kennedy

Aralık 30, 2019 1 Yorum
Shine : Mutlu Bir Hayatın  20 Sırrı

Düşüncelerinize dikkat edin ,
kelimelere dönüşür.

Kelimelerinize dikkat edin ,
eylemlere dönüşür .

Eylemlerinize dikkat edin ,
alışkanlıklarınıza dönüşür .

Alışkanlıklarınıza dikkat edin ,
karakterinize dönüşür.

Karakterinize dikkat edin ,
kaderiniz olur .


  Bugün kişisel-gelişim kitabı önerisi ile geldim. Avustralya'nın esenlik ve hayat lideri olarak tanınan Lyndall Mitchell ve Shannah Kennedy tarafından yazılmış Shine: Mutlu Bir Hayatın 20 Sırrı .  (Kitabın ismi olan " Shine " yayınevi tarafından değiştirilmeden aynen korunmuş . ) Yazarlar birlikte çalıştıkları gibi ayrı ayrı olarak da çalışmaktadırlar ve halka eğitim verme , sunum , uygulamalı koçluk yapma konusunda otuz yılı aşkın bir deneyime sahiptirler . Dünya genelinde şirketlerle çalışmaktadırlar.

  Yeni yıla yaklaştığımız şu günlerde hayatınızdan memnun değil misiniz ? Kendinizi değiştirmek
 hayatınızı yola mı koymak istiyorsunuz ? Yaşam koçu tutmak istiyorsunuz ancak pahalı mı geliyor? Belki bildiğiniz ama sıkıntılı günlerde aklınıza gelmeyen bir çıkış yolu mu arıyorsunuz ? İşte size rehber olacak bir kitap : Shine : Mutlu Bir Hayatın  20 Sırrı . Üstelik yaşam koçundan daha ucuz bu rehber ;)

 Shine adından da anlaşılacağı gibi 20 bölümden oluşuyor . Açıklık , düzenlemek , değerler , hedefler , düşünce biçimi ve farkındalık gibi birbirinden farklı , aynı zamanda da birbirlerinin tamamlayıcısı olan yirmi bölüm.






  Her bölümde konu anlatılırken kendimize sormamız gereken sorular da verilmiş. Alıntılarla desteklenen bölümleri okumak oldukça keyifli ve kısa kısa oldukları için de sıkılmıyorsunuz.

Şu ana kadar okuduğum kişisel gelişim kitaplarında farklı mı ya da farklı konulara değiniyor mu ? derseniz hayır . Bu kitap boyut olarak ufak olması nedeni ile her daim yanınızda taşıyabileceğiniz için avantajlı konumda . Üstelik içinin renkleri , alıntılarla zenginleştirilmesi ile avantajlı durumda.

 Bu tarz kitap okumayı seviyor ya da benim de değişime ihtiyacım var diyorsanız bakabilirsiniz.





Kitaptan Alıntılar :

Varlığınızın merkezinde cevaba sahipsiniz ; kim olduğunuzu ve ne istediğinizi biliyorsunuz .
                                                                                                                                    Lao Tzu

Hayat , aslında basittir ama onu karmaşık hale getirmekte ısrar ederiz.
                                                                                                     Konfüçyus

Değerleriniz kim olduğunuzun özüdür.

Büyük hedefler , hayata öncelik tanıyarak sizi motive eder , size ilham verir ve yardım eder .

Hedefler , zaman sınırı olan hayallerdir .
                                                    Diana Scharf Hunt

Yaşamak istediğiniz hayalin düşünce biçimine adım atın.

Bugün ,boş bir tuval . Yeni bir başlangıç .




ShineKitabın Adı :Shine : Mutlu Bir Hayatın  20 Sırrı
Yazar :Lyndall  Mitchell & Shannah Kennedy
Yayınevi :Salon Yayınları
Orjinal adı : Shine: 20 Secrets to a Happy Life
Çevirmen : Şeyma Tahan
Sayfa Sayısı :168


Bu el kitabı, yaşınız ve cinsiyetiniz ne olursa olsun, ne kadar yaşlı ya da genç olursanız olun, hayatınız boyunca kullanabileceğiniz temel bir başvuru ve ilham kaynağıdır. Bu, kimsenin size okulda öğretmediği, ana, temel ve esas hayat ve esenlik becerilerinin yalın kitabıdır. Bu kitap, dünya üzerindeki herkes içindir ve rehberiniz olarak dopdolu ve zengin bir hayat yaşamanız için size yardım edecek ve ilham verecektir. Beceriler, hayata geçtiğinde, yaşamınızda ve sonuç olarak mutluluğunuzda büyük etki yaratacaktır.

Hayatımız sürekli değişiyor ve bazen zorlaşabiliyor. Sık sık farklı yönlere çekiliyoruz ve dış etkenlerin baskısıyla, en önemlisi de, kendimizle mücadele etmek zorunda kalabiliyoruz. Eğitimden ziyade, açlık, istif, eğlenceye bağımlılık çağında yaşıyoruz. Artık, temele ve bizim için asıl olanlara dönme, kirlilikten ve avuntulardan kurtulma vakti geldi. Şimdi, tekrar bilinçli yaşamaya başlama zamanı.


                                                     

12/28/2019

Kalbimi Geri Verir misin? - Melekber Deniz

Aralık 28, 2019 2 Yorum
Kalbimi Geri Verir misin?

   "Kalbimi Geri Verir misin ? " ile tanıştım Melekber Deniz'in kalemi ile . Artık yeni bir yazarın kalemi ile tanışırken kitapların arka kapak yazılarını okumadan ve beklentim olmadan başlıyorum kitaplara . Yoksa kitap okuma süreci hüsran ve hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor. Beklenti olmadan kitaba başlayınca daha çok keyif alıyorum ve arka kapağı okumadığım için de kitabın içindeki olaylar benim için tam bir sürpriz oluyor .

     Yeni bir yayınevi olan Pika Yayınlarından okuduğum üçüncü kitap "Kalbimi Geri Verir misin ? " . Yayınevinin basım kalitesini ve kitapların ciltli olmasını çok sevdiğimi daha önceki yazılarımda belirtmiştim . Bu yazımda da aynı durumu belirteceğim . Kitabın baskısını çok sevdim . Yazım hatalarının olmaması da artı bir durum benim için .

   Dostoyevski'nin unutulmaz eseri Karamazov Kardeşler 'i bitirdikten sonra yeni bir kitaba başlamam çok zor oldu . O kitaptan sonra elime aldığım kitaplar akmadı , ben içine giremedim derken bir an korktum . Acaba okuyamama durumumu mu olmuştu , hani instagramda reading slump diye bahsettikleri ... İşte bu durumda kitapları elden geçirirken elime okunmayı bekleyen "Kalbimi Geri Verir misin ? " geldi . Nasılmış , okuyabilir miyim bakayım derken kitap beni öyle içine aldı ki yirmi dört saatte bitirdim kitabı :)

  Kitaba başlayıp biraz ilerledikten sonra aklıma eski yeşilçam filmleri geldi. Hırsız genç kız , zengin ve yakışıklı genç adam , tonton dede ve bir de kötü adam ... O filmlerden birinin  günümüze uyarlanmış halimi yoksa kitap diye düşündüm başlarda . Kitap ilerlemeye başladıkça konu daha da ilginç hale gelmeye başladı , oyunun içinde oyun ortaya çıktı ve eski yeşilçam filminin kopyası olmaktan çıktı kitap. Bu hali bir yapımcının ilgisini çekerse harika bir film ya da yeni bir dizi olabilir TV ekranlarında .






 Kitabın konusundan bahsedeyim biraz da . Duygu ve Cihan artık hırsızlık yağmak istememektedirler . Son işlerine çıkacaklar  ve bu gerçekten son son olacaktır .  Soyacakları yer bir villadır ve çok zengin birisine aittir . Evde paha biçilemez antikalar mevcuttur . Soygun sırasında başlarına ummadıkları bir olay gelir . Bu olay sonucunda Duygu , ev sahibinin torunu Burak ile sahte bir evlilik yapmak için anlaşır .

Duygu ve Burak'ın atışmalarını okumak çok keyifliydi. Karakterlerin geçmişlerini de kitapta yavaş yavaş öğreniyor ve onları daha iyi tanıyoruz. Aslında güçsüz gibi görünse de Duygu'nun ne kadar güçlü bir kadın olduğu okudukça ortaya çıkıyor .

  Kafa boşaltmak için okunabilecek harika bir kitap "Kalbimi Geri Verir misin ? ".





 Kalbimi Geri Verir Misin? - Melekber Deniz
Kitabın Adı :Kalbimi Geri Verir Misin?
Yazar :Melekber Deniz
Yayınevi :Pika Yayın
Sayfa Sayısı :488


On altı yaşında ona uzanan eli tutan Duygu, her gece tövbe ettiği halde her sabah güne hırsız olarak uyanıyordu. Sevgilisiyle yaptıkları bir soygun planı sayesinde tekrar çalmak zorunda kalmayacaktı. Girecekleri bu villa son işleri olacaktı. Son son işleri.
Soymak için girdiği evde Duygu’yu bir sürpriz karşıladı. Ev sahibinin başparmağı, ekranında 155 yazılı telefonunun arama tuşunda, ateş eden gözleri kadındaydı.
Kendince sebepleri olan ev sahibi Duygu’dan bir seçim yapmasını istedi. Yapması gereken seçim basitti. Ya yıllar boyu sürecek hapishane hayatı ya da zenginlik içinde ev hapsi. Seçim basit, seçmek zordu.
Duygu için özgürlük tanımadığı bir adamın boyunduruğuna girmek olabilir miydi?
Peki, beklemedikleri anda kalplerinden yakalayan aşk; minnet duygusunu yendiği gibi önyargıları da yenebilecek miydi?

Melekber Deniz Kimdir?

Melekber Deniz

7 Ocak 1987'de Bulgaristan'da doğdu. İlk ve ortaokulu Eskişehir'de, liseyi Antalya'da bitirdikten sonra 2011 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü bitirdi. 6 yaşında bir oğlu olan yazar, İstanbul'da diyetisyen olarak kendi ofisinde çalışıyor. Yazmaya çocukluğundan beri merakı olan Melekber Deniz, 2018 yılının Nisan ayında Wattpad uygulaması üzerinden angelllber26 rumuzu ile ilk hikâyesini yazmaya başladı. Kısa sürede altı hikâye yazdı. Kalbimi Geri Verir misin? onun ilk kitabı!






                                                     

12/26/2019

Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Aralık 26, 2019 6 Yorum
Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

" ... Karamazovluk şöylece özetlenebilir: Şehvetli , kâr düşkünü ve akıldan sakat insanlar ... "

  Dünya ve Rus edebiyatının unutulmaz yazarlarından birisidir Dostoyevski. Yazarın hayatından önemli kesitleri taşıdığı söylenen roman yaklaşık 400 bin kelimeden oluşmaktadır . Dostoyevski'nin son yazdığı romandır Karamazov Kardeşler . İki yıl gibi bir sürede yazılmıştır kitap . Karamzov Kardeşler  yayımlandıktan dört ay sonra yazar hayata gözlerini kapamıştır .

  Dostoyevski uzun tahlilleri ile okuması zor bir yazardır . Okumak için biraz sabırlı olmak ve  aceleye getirmemek gerekiyor . Bunun için kafanızın rahat ve acelenizin olmadığı bir zamanı tercih etmelisiniz.

Karamazov Kardeşler adından da anlaşılacağı gibi kardeşleri ve onların babalarını anlatıyor . Anlatılanlar sadece bunlar da değil tabii ki . Karamazov ailesinin etrafındaki insanlar da kitapta uzun uzun anlatılıyor . Bazen yazar kitapta uzun uzun anlatmak istemiyorum diyor fakat bundan uzun nasıl yazılır bilemedim :))

İlk bölümde baba Karamazov anlatılıyor . Yaptığı iki evlilik sayesinde sermayesini oluşturan sonraları da faiz ile kurnazca parasını katlıyor . Şehvet , zevk , sefa düşkünü bir adan Fyador Karamazov . Tanrıya inancı olmadığı için sadece bu dünyayı düşünür . Belki de bunu için çocuklarına da bakmaz . Aslında baba olacak bir adam değildir Fyador Karamazov .

  Büyük çocuk Dimitri Karamazov da hayatı dolu dolu yaşayan zevk ve şehvet düşkünü bir insandır .

  İkinci çocuk İvan Karamazov isyankar birisidir. Hayatı , babasını , inancı sorgular .

  Üçüncü çocuk Alyoşa . Dini bütün  , mantıklı hareket eden birisidir . Romanda en fazla anlatılan ve en çok karşılaşılan karakterdir kendisi. Dostoyevski'nin genç yaşta ölen oğlu Alyoşa'yı romanda yaşattığı düşünülmektedir.

Bazı felsefeciler tarafından bu üç çocuk Dostoyevski'nin hayatının bir bölümünü temsil  etmektedir.

Benim okurken hissetliklerime gelirsem , kitabın ilk yarısı ağır ve sıkıcı bir okuma oldu benim için . Yazarın her bir karakteri uzun uzun anlatma çabası beni biraz yordu . Sırf ana karakterler değil yan karakterlerini  yorulmadan uzun uzun anlatıyor yazar.

Kitabın ikinci yarısında olaylar artmaya başlayınca biraz daha akar hale geldi kitap sonuna doğru ise elimden bırakamaz hale geldim.

Baba Fyodor Karamazov'u hiç sevmedim . Hem karakteri hem de çocuklarına karşı davranışları sebebi ile . Bir de oğlunun aşık olduğu kadına aşık olup onu tavlama çabaları ise beni kızdırdı . Belki sonunda olanları hak etmişti ancak bu durumda bile çocuklarının başına bela oldu .

Uzun tasvirler ve anlatımlar içinde boğulmadan konuya adapte olabilirseniz yazarın kelime aralarında verdiği mesajları kaçırmazsınız.

Dönemim Rusya'sı ,insanların yaşayış biçimleri , aile yapıları anlatılırken inanç sistemi de sorgulanıyor . Sadece bu da değil adalet sistemi de ele alınıyor kitapta.  Bir suçun cezası bu dünyada mı çekilmeli yoksa öbür dünyada mı? Yoksa ikisinde birden mi ? Belki de yazar ilahi adaletin farklı yollarla da olsa tecelli ettiğini anlatıyor bir noktada .

Aslında anlatmak istediğim çok nokta var fakat kitaptan ipucu vermek istemedim için nasıl anlatabilirim diye çok düşünüyorum. Ben kitabı okumadan önce kitabın son bölümlerinden bahsedenler oldu ki sonu bilinen bir yola çıktığımı hissettim ve sinir oldum . Yoldan alacağım keyfi azaltmış oldular. Bu nedenle bir kitaba başlamadan önce kitap hakkında konuşanlardan uzak durmak en iyisi.

  Uzun ve yorucu olduğu kadar da keyifli bir okuma süreci oldu benim için Karamazov Kardeşler. Kitabın içerisinde Bulgarlardan duydum diyerek Türkler hakkında olumsuz şeyler yazmış yazar. Bu yazdıklarını Türk düşmanlığı yüzünden olduğunu düşünüyorum. Yazarı ve kitabı ne kadar sevsem de bu bölümde yazılanları kınıyorum .

Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski



Karamazov Kardeşler Kitabından Alıntılar :

"Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz ;  böylesine ustalıklı , böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece . "

" Onun aşkının bir saati , bir dakikası , rezaletin vereceği azap içinde geçen bütün bir hayata bedel sayılamaz mıydı ?"

"İnsanların kör amaçlarına ne kadar ters düşerse düşsün , doğada gülünç hiçbir şey yoktur."

" Puşkin hakkında söylediğine hak veriyorum . Gerçekten yetenekli bir adamsa ne diye sadece bacaklar üzerine yazmış ?"

"Ya gerçekten yoksa Tanrı ? Ya bu düşünceyi insanların yarattığını söyleyen Rakitin haklıysa ? Tanrı yoksa , yeryüzünün de , evrenin de başı insan demektir . Mükemmel ! Yalnız Tanrısız erdemli olabilir mi insan? "

"... başkalarında Hamlet'ler , bizde henüz Karamazov'lar var, o kadar !


"Yakınlarımı nasıl seveceğimi hiçbir zaman bilemedim. Bence özellikle yakınlarını sevmek, yabancıları sevmekten daha zordur."

"Hayattan pek çok şey öğrenen insanlar, neşeli ve masum kalamazlar."

"Bence cehennem, sevememekten doğan bir acıdır."

"İnsanları ezmemeli, eziyet etmemeli, hem yalnız insana değil, hiçbir canlıya yapmamalı bunu, nihayet hepsi Tanrı yaratıkları değil mi?"

"İnanır mısın kimseye acımaz oldum, akıllandım mı dersin?"

 "Bazı insanların düşmanlığı dostluktan daha yararlı olur."

" Hayattan korkmayın çocuklar ! İyi , doğru bir şey yaptığınız zaman hayat öyle güzel ki !"




Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Kitabın Adı :Karamazov Kardeşler
Yazar :Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı :Братья Карамазовы
Çevirmen :Nihal Yalaza Taluy
Sayfa Sayısı :1016


Dostoyevski, yaşamının son yıllarında başyapıtı Karamazov Kardeşler'i tamamladığında, Rus yazınında 'felsefe düzeyinde roman-tragedya denen türün de temelini attığının bilincinde değildi. Dostoyevski'nin yaşam birikiminin tümünü ve sanat gücünün doruğunu içeren bu roman, gerçekte insanı insan yapan ne varsa, onlara adanmış bir destan niteliğini taşır. Yazar, hiçbir romanında "Karamazov Kardeşler"de olduğu denli insan ruhuna inmemiş, insanoğlunu bu denli kesitler biçiminde, içgüdülerinin ve istencinin tüm görünümüyle sergilenmiştir. Bir aileyi konu alan ve bir felaketler zinciri olarak gelişen olay örgüsü, bireysel öğelerin yanı sıra, ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısındaki Rus toplumunu da geçirdiği sarsıntıların tümüyle, dünya edebiyatında bir eşi daha bulunmayan bir sanat aynasından yansıtır.



Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Kimdir ?

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 11 Kasım 1821’de Rusya’nın başkenti Moskova’da doğdu.

Dostoyevski, Rus Edebiyatı’nın ve Dünya Edebiyatı’nın en önemli yazarlarından biridir. Eserleri yüzyıllar boyunca en çok okunan kitaplar arasındadır.

Özel bir okulda ve genellikle de evde eğitim gören yazar, annesinin 1837 yılındaki ölümünün ardından St. Petersburg’ta yer alan ve askerî mühendis yetiştiren bir okula başladı. Annesinin ölümünden iki sene sonra da babası beyin kanaması geçirdi ve hayatını kaybetti.

Askerî mühendis olarak mezun olan Dostoyevski, 1844’te bu görevinden istifa ederek kendini yazarlığa adadı. Yazarın ilk eseri, 1846 yılında yayımlanan “İnsancıklar” adlı novellaydı. Bu kısa roman, yazarın beklediği ilgiyi göremese de Dostoyevski’nin ilk kitabı olması nedeniyle bu eser, Dostoyevski kitapları arasında büyük bir öneme sahiptir.

Rusya’da o dönemde yaşanan Çarlık rejimi baskısına karşı yükselen direniş sesleri hakimdi ve Dostoyevski bir takım olaylara karıştığı düşünülerek tutuklandı ve hapse gönderildi; idamın kıyısından döndü ve Sibirya’ya sürgün edilen Rus yazarları arasına girdi. Bu dönem, yazarın edebî anlamda en önemli dönemiydi. Sürgün edilişi ve ölümün soğuk ve karanlık dokunuşundan son anda kurtulması, insanın kalbinin derinliklerine işleyen o değerli cümlelerin ve başyapıtların yazılmasına neden oldu.

Cezaevi ve sürgün yıllarının ardından er rütbesiyle yeniden askerî kimliğine bürünen Dostoyevski, zamanla Subay rütbesine erişti. 1857 yılında Mariya Dmitriyevna İsayeva ile evlendi.

Petersburg’a yerleşen yazar, burada Ezilenler’i ve Ölü Evinden Anılar’ı yazdı. Geçirdiği zor yıllar, sara nöbetleri, kumar bağımlılığı ve borç batağı yazarın son dönemlerinde yazdığı bir çok romanda ve novellada kendisini hissettirmekteydi ve yazar, Dünya klasikleri arasında da başyapıtlar olarak adlandırılan Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868) ve Ecinniler (1872)’i bu dönemde yazdı.

Dostoyevski’nin sözlerinden biri olan “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” özdeyişi, realist roman türünün kökenini Rus toplumsal gerçekçi ve güldürü yazarı Gogol’ün Palto adlı kısa öyküsüne dayandırmaktaydı.

Dostoyevski, 1879’da Karamazov Kardeşleri yazdıktan üç sene sonra hayatını kaybetti. Cenazesinde on binlerce insan onunla birlikteydi. Dostoyevski, realizmin, psikolojik romanın ve felsefî nihilizmin öncülerindendi ve birçok sanatçıyı ve düşünürü etkiledi.

Ardından gelen kuşakların ve günümüzün okurları, düşünürleri ve yazarları hâlen tabutu ardından yürüyenler gibi takip etmektedir onu.




Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 'nin Okuduğum Kitapları :

Kumarbaz 

Ölü Evinden Anılar

Budala

Suç ve Ceza

Beyaz Geceler

İnsancıklar

Yer Altından Notlar


                                                     

12/25/2019

Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım

Aralık 25, 2019 2 Yorum

Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım

  Dedektif Sokratis'in maceraları "Sokratis Ölüler Şehrinde " kitabında son hız devam ediyor.

  Oğlak Yayınları , Maceraperest Kitaplar serisinden çıkan Sokratis Ölüler Şehrinde , serinin diğer kitapları gibi cep kitap boyunda. Bir yere giderken çantada rahatça taşınabiliyor kitaplar . Puntosu ise göz yormuyor , bazı cep kitaplardaki gibi minicik değil.

 Olay yine eski İzmir yani Smyrna 'da geçiyor . 1800 'lü yıllar . İzmir'e geldiğinde gemisinden dolaşmak için inen ve defterini düşüren sonra da almadan kaçarcasına kaçan birisi ile başlıyor kitap . Sonradan bu kişinin Anderson olduğunu öğreniyoruz.

  Parası azaldığı ve iş bulamadığı için sıkıntı çeken Sokratis'e gizemli bir mektup gelir . Bu mektupta verdiği işi kabul ederse ona yüklüce bir para vereceğini yazan birisinden gelmektedir . Paraya ihtiyacı olduğu için bu işi kabul eder Sokratis . Öldürülen genç bir hanımın katilini bulması istenmiştir Sokratis'ten . Araştırmalara başlayınca o gece bir değil iki cinayet işlendiğini öğrenir ve araştırmalara hemen başlar .

 Kumpanyalar , karakol , dernekler arasında dolaşırken Sokratis hem bilgi topluyor hem de Smyrna 'yı ortamı bize anlatıyor . Dönem insanlarını yaşayış biçimlerini görüyoruz  kitapta. Bu kitapta da Sokratis'in eşi Elena ile karşılaşıyoruz yalnız bu kitaptaki rolü daha fazla .

 Bu eski zaman dedektifini ve maceralarını okumayı seviyorum . Asla katilin nedenini ve katili tam olarak tahmin edemiyorum. Soktatis ile dolaşırken bir bir ortaya çıkıyor nedenler . Bazen de tam bir sürpriz oluyor . Benim sevdiğim bir seri Dedektif Sokratis serisi .







Sokratis Ölüler Şehrinde - Suphi Varım
Kitabın Adı :Sokratis Ölüler Şehrinde
Yazar :Suphi Varım
Yayınevi : Oğlak Yayınları
Sayfa Sayısı :232

"Gözlerini açtı. Karanlıkta karşılaşınca dehşetle yerinden fırladı. Zihninde art arda sorular oluştu. Neredeydi, başına ne gelmişti, fenalık mı geçirmişti?

Zifiri karanlıkta bir şeyler görmeye çalıştı, başaramadı… Panik içinde doğruldu. Bedeni kaskatı kesilmişti. Ensesinden vücudunun alt kısmına doğru şiddetli bir ağrı yayıldı… Karanlığa alışan gözleriyle, üzerinden yuvarlandığı sert yerin bir lahit olduğunu kavrayınca gözleri irileşti… Kocasının ve halasının adlarını seslendi… Niçin kimse ona cevap vermiyordu? İnleyerek ayağa kalktı, duvarları yoklayarak yürümeye başladı… Kapı olmadığını anlayınca içindeki ümit tekrar dehşete dönüştü. Gözyaşları içinde avazı çıktığınca bağırdı.her yanı umutsuzca yumrukladı… Dermansız kalınca yere çöktü. Üstüne toprak ve taş parçaları dökülmeye başladı. Aklına buraya düştüğü yarık geldi. Belki oradan çıkabilirdi. Başını yukarı çevirince tiz bir çığlık attı. Paramparça Bir iskeletle burun buruna gelmişti. Yere bir kafatası düştü… "

Dedektif Sokratis, bu kez Hans Christian Andersen’in 1841 yılında Smyrna’da notlarını tuttuğu defterin izinde, peş peşe işlenen cinayetlerin gizemini çözmeye çalışıyor.





Suphi Varım Kimdir ?

Suphi Varım1960 İzmir doğumlu olan Suphi Varım, İzmir Ticaret Odası ile Ege Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinde profesyonel yönetici olarak çalışmıştır. Muğla Üniversitesinde kısa süreli bir öğretim üyeliği olmuştur.

Kamu Yönetimi dalında lisans, Ekonomi alanında yüksek lisans ve doktora dereceleri bulunmaktadır. Uzun yıllar ekonomi ve siyaset alanında analizler yapıp makaleler yazmıştır.


Emekli olan Suphi Varım, tüm zamanını polisiye yazarı olmak için ayırmış yazmaya devam etmiştir. Yazar aynı zamanda evli ve bir kız çocuk babasıdır.


Suphi Varım'ın Okuduğum Diğer Kitapları

Sokratis ve Siyahlı Kadın 

Sokratis ve Cinler

Sokratis Ölülerin Peşinde 

                                                            Kozmokitap

12/21/2019

Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Aralık 21, 2019 2 Yorum
Kumarbaz

   Dünya ve Rus Edebiyatının usta isimlerindendir Dostoyevski. Yaptığı uzun ve derinlemesine betimlemelerle ünlü olan yazarın kitaplarını okumak büyük bir sabır ister zira birçok okuyucu bu tasvirler yüzünden sıkıldığını söyleyip kitapları yarım bırakırlar ya da okumaya cesaret edemezler.

    Kendisi de kumar bağımlısı olan Dostoyevski bu kitabında kendisinden esinlenmiştir ve baş karakterde kendisinden izler bulabiliriz okurken . Kumar borçlarını ödemek için 20 günde yazmıştır Kumarbaz'ı yazar . Kumarbaz'ın telif ücreti ile de kumar borcunu ödemiştir.

 Kitap Rusya dışında , Avrupa'da geçer . Yazarın Avrupalılardan ve avrupa ülkelerinden bahsederken Rusya'yı ve Rusları ön plana çıkardığı okurken dikkati çekiyor. Dostoyevski'nin diğer milletlere olan bu tavrı beni pek de şaşırtmadı doğrusu . Yazarın bir Türk düşmanı olduğu da biliniyor zaten .

Fransız hepimize karşı son derece kibirli ve lakayt davranıyordu . Tıpkı atasözündeki gibi : " Domuzu yemeğe çağırırsan masaya ayaklarını koyar . "

  Kitapta kumar tutkusu ve bu tutku için göze alınanlar hatta aşktan bile önde tutulduğu anlatılıyor . İster bağımlılık deyin ister saplantı , kumara olan düşkünlük sadece bireye değil çevresindekilere da zarar veriyor.

 Bir generalin yanında öğretmenlik yapan Aleksey İvanoviç başkarakter kitapta. Olayları onun anlatımı ve onun tahlilleri ile okuyoruz. Bir de büyükanne var ki kitapta dillere destan . En komik bölümler  onun olduğu bölümlerdi.

  Kitap bitince bu bağımlılığın insanları ne hale getirdiğini bir kere daha düşündüm. İnsan nasıl bu kadar irade kontrolünü kaybeder ??? Belki bu sefer kazanırım diyerek bütün malını mülkünü kaybeden insanlar var. Ne demişler sonunda kazanan hep kasa olur !!!!!





Kumarbaz -Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Kitabın Adı : Kumarbaz (Genç Bir Adamın Notlarından )
Yazar :Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları
Orjinal adı :Игрок (из записoK  молодого человека )
Çevirmen : Koray Karasulu
Sayfa Sayısı :192

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846'da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Byelinski bu eser üzerine Dostoyevski'den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri çağımızda edebiyat klasikleri arasında yer alsa da o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849'da I. Nikolay'ın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Sibirya sürgününden sonra yazdığı romanlarla tekrar eski ününe kavuştu. Dostoyevski Kumarbaz'da tutkulu bir aşkla kumar tutkusunu bir arada anlatırken insan ruhunun derinliklerini büyük bir güçle sergilemiştir.



Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Kimdir ?

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 11 Kasım 1821’de Rusya’nın başkenti Moskova’da doğdu.

Dostoyevski, Rus Edebiyatı’nın ve Dünya Edebiyatı’nın en önemli yazarlarından biridir. Eserleri yüzyıllar boyunca en çok okunan kitaplar arasındadır.

Özel bir okulda ve genellikle de evde eğitim gören yazar, annesinin 1837 yılındaki ölümünün ardından St. Petersburg’ta yer alan ve askerî mühendis yetiştiren bir okula başladı. Annesinin ölümünden iki sene sonra da babası beyin kanaması geçirdi ve hayatını kaybetti.

Askerî mühendis olarak mezun olan Dostoyevski, 1844’te bu görevinden istifa ederek kendini yazarlığa adadı. Yazarın ilk eseri, 1846 yılında yayımlanan “İnsancıklar” adlı novellaydı. Bu kısa roman, yazarın beklediği ilgiyi göremese de Dostoyevski’nin ilk kitabı olması nedeniyle bu eser, Dostoyevski kitapları arasında büyük bir öneme sahiptir.

Rusya’da o dönemde yaşanan Çarlık rejimi baskısına karşı yükselen direniş sesleri hakimdi ve Dostoyevski bir takım olaylara karıştığı düşünülerek tutuklandı ve hapse gönderildi; idamın kıyısından döndü ve Sibirya’ya sürgün edilen Rus yazarları arasına girdi. Bu dönem, yazarın edebî anlamda en önemli dönemiydi. Sürgün edilişi ve ölümün soğuk ve karanlık dokunuşundan son anda kurtulması, insanın kalbinin derinliklerine işleyen o değerli cümlelerin ve başyapıtların yazılmasına neden oldu.

Cezaevi ve sürgün yıllarının ardından er rütbesiyle yeniden askerî kimliğine bürünen Dostoyevski, zamanla Subay rütbesine erişti. 1857 yılında Mariya Dmitriyevna İsayeva ile evlendi.

Petersburg’a yerleşen yazar, burada Ezilenler’i ve Ölü Evinden Anılar’ı yazdı. Geçirdiği zor yıllar, sara nöbetleri, kumar bağımlılığı ve borç batağı yazarın son dönemlerinde yazdığı bir çok romanda ve novellada kendisini hissettirmekteydi ve yazar, Dünya klasikleri arasında da başyapıtlar olarak adlandırılan Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868) ve Ecinniler (1872)’i bu dönemde yazdı.

Dostoyevski’nin sözlerinden biri olan “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” özdeyişi, realist roman türünün kökenini Rus toplumsal gerçekçi ve güldürü yazarı Gogol’ün Palto adlı kısa öyküsüne dayandırmaktaydı.

Dostoyevski, 1879’da Karamazov Kardeşleri yazdıktan üç sene sonra hayatını kaybetti. Cenazesinde on binlerce insan onunla birlikteydi. Dostoyevski, realizmin, psikolojik romanın ve felsefî nihilizmin öncülerindendi ve birçok sanatçıyı ve düşünürü etkiledi.

Ardından gelen kuşakların ve günümüzün okurları, düşünürleri ve yazarları hâlen tabutu ardından yürüyenler gibi takip etmektedir onu.


Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 'nin Okuduğum Kitapları :

Karamazov Kardeşler 

Ölü Evinden Anılar

Budala

Suç ve Ceza

Beyaz Geceler

İnsancıklar

Yer Altından Notlar



                                                     

12/20/2019

Şair X - Elizabeth Acevedo

Aralık 20, 2019 1 Yorum
Şair X

 Bugün size hem güzel hem de özel bir kitap ile geldim. Bu kitap özel çünkü bu romanı bir şair yazdı hem de şiir şeklinde . Güzel bir kitap , çünkü ben çok sevdim ...

Normalde şiir okurum ancak her şiiri ya da şiir kitabını sevmem . Çok seçici olduğumu söyleyebilirim bu konuda . Kitabın arka kapağını okumadan önce normal bir şiir kitabı zannetmiş ve merak etmiştim. Ancak şiirlerin birleşerek kurguyu oluşturması , yazarın tarzı çok hoşuma gitti.

  Kitabı elime aldığımda amacım sadece incelemekti. Bir sayfa - iki sayfa derken kitabı yarıladığımı fark ettim. Hadi alıntı için bir yer belirleyeyim derken de kitap bitti. Üstelik de okurken hiç sıkılmadım aksine Xiomara'nın hayatı nasıl bir rota çizecek çok merak ettim.

"Peki sahne adın ne, Xiomara?"
Konuyu değiştirdiğine çok memnun oluyorum .
Düşünmeden cevap veriyorum .
" Ben sadece yazarım ... Ama belki Şair X olabilirim."


  Xiomara onaltı yaşında bir genç kız . İkiz erkek kardeşi var. Xiomara yaşıtlarına göre daha iri ve daha gelişmiş bir genç kız . Bu durum bazen başına bela olabiliyor . O kendisini korumayı gayet iyi biliyor . Bazen çenesi bazen de yumrukları ile ... İkiz erkek kardeşini de o koruyor . O Xiomara'nın aksine kendisini de onu da koruyamıyor.

 Annesi manastırda rahibe olmak isterken evlendiriliyor. Hala dine ve kiliseye çok bağlı ve çocukları da öyle olsun istiyor . Babası ise ayrı bir konu . Kİmseyle paylaşamadığı duyguları ve düşünceleri hayatını şiirle ifade ediyor Xiomara . İkizinin hediye ettiği deftere yazıyor şiirlerini. Biz de kitabı Xiomara'nın şiirlerinden öğreniyoruz.

  Xiomara cinsiyetçilik ile uğraşıyor , aşırı  dindar annenin gölgesinde inancı sorguluyor , zor bir aile hayatı ile başa çıkmaya çalışıyor ve bu arada da kendini ortaya koyup kendi yolunu buluyor. Çok güçlü bir genç kız Xiomara . Onun öyküsü örnek olabilir aslında . Ailesine , çevresine rağmen yeteneğini geliştiren ve kendini ortaya koyan birisi Xiomara. Vazgeçmiyor , kendisi için uğraşıyor .

 Elizabeth Acevedo aldığı bütün ödülleri sonuna kadar hak ediyor . Kitabı sevmemim çeviri ile de ilgisi var. Çeviri de çok başarılı.


Şair X Hakkında Övgüler :


“Şiirin gücünü yüzünüze çarpacak ve kalbinize dokunacak bir hikaye.”
                                 – Laurie Halse Anderson -

 “Harikulade bir başarı.”
                               - Daniel Jose Older -

 “Şair X, enerjiyle parlıyor, sahicilik ve ses yayıyor. Bu inanılmaz derecede bağımlılık yapan ritmik kafiyeli romandaki her şiir, yüksek sesle okunmak için yalvarıyor. Xiomara, her dönemeçte okuyucular tarafından desteklenecek bir ana karakter. X’in de söyleyeceği gibi, Acevedo engelleri aşmış. Bunu sakın es geçmeyin.”       
                                - Justine Ireland -

 “Acevedo inanılmaz derecede güçlü bir takdim ortaya çıkarmış.”
                               - Jason Reynolds -

 “Şair X’de Acevedo, güçlü ve bağımsız şiirleri ustaca bir romanda birleştirmiş ve Latin mahallelerindeki tanrıça, azize, savaşçı ve kahraman özelliklerini taşıyan tüm kızların sesini duyurmuş.”
                             - Ibi Zoboi





Kitabın Adı : Şair X
Yazar :Elizabeth Acevedo
Yayınevi :Salon Yayınları
Orjinal adı :The Poet X
Çevirmen :Ebru Telkenaroğlu
Sayfa Sayısı :368


Golden Kite Award kazananı
 Honor Book Michael L. Printz Award kazananı
 National Book Award kazananı
 Pura Belpré Award kazananı
 Xiomara Batista, yaşadığı Harlem semtinde, duyulmadığını ve saklanamadığını hissetmektedir. Vücudundaki kıvrımlar ortaya çıktığından beri, yumruklarının ve yırtıcılığının onun yerine konuşmasına izin verir.
 Ama Xiomara’nın söylemek istediği çok şey vardır ve bütün hayal kırıklıklarını ve tutkusunu, deri kaplı bir defterin sayfalarına döker, kelimelerini bir dua gibi kendi kendine tekrar eder—özellikle de, biyoloji sınıfındaki Aman isimli bir çocuğa, ailesinin asla öğrenmemesi gereken hisler beslemeye başladıktan sonra. Annesinin, kızını kilisenin kurallarına uymaya zorlama konusundaki kararlılığı yüzünden, Xiomara düşüncelerini kendisine saklaması gerektiğinin farkındadır.
 Okulundaki doğaçlama şiir kulübüne davet edildiğinde, annesinin kuralları yüzünden değil sözcüklerini seslendirmek, toplantılara katılmasının bile mümkün olmadığını düşünür. Yine de şiirlerini sergileme fikrini aklından çıkaramamaktadır. Çünkü onu duymak istemeyen bir dünyaya inat, Xiomara sessiz kalmayacaktır. Jacqualine Woodson, Meg Medina ve Jason Reynolds hayranları ödüllü bir doğaçlama şairi tarafından yazılmış, hikâyesini parlayan sözcükler ve güçlü doğrularla anlatan Afro-Latina bir kahramanla ilgili bu büyüleyici New York Times çok satanı kafiyeli romana bayılacaklar!
Elizabeth Acevedo Kimdir? 


Dominik göçmeni bir ailenin en küçük ve tek kızıdır . George Washington Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü lisans derecesi , Maryland Üniversitesi Yaratıcı Yazarlık Yüksek Lisans derecesine sahiptir . İki şiir kitabı  vardır  . Şair X yazarın ilk romanıdır .Partneri ile  Washington DC de yaşamaktadır.








                                                     

12/19/2019

Hedef Sensin - Meral Kır

Aralık 19, 2019 1 Yorum
Hedef Sensin - Meral Kır

Aşkı büyük yapan küçük ayrıntılardı.
Gerçek aşksa aynı kişiye defalarca aşık olmaktı . 

  Sancaktar serisi ile gönlümü kazanan Meral Kır hem bir yazar , hem bir anne , hem de bir insan olarak takdir ettiğim birisi. Bir kitap çıkarıp kendisini kaf dağında gören ve eleştiriye açık olmayanlar Meral Hanımı görüp alçak gönüllülük ve eleştiriye açık olmak nasıl olurmuş ders almalılar. Hem kalemini hem de kendisini sevdiğim birisi Meral Kır . Bu sözlerimi yanlış anlayıp objektif yorum yapmayacağımı zannetmeyin. O iş başka bu iş başka .))

  Miras serisinin ilk kitabı Hedef Sensin. Yazar tarzından ödün vermeyerek bu kitabında da polisiye-aşk türünü harmanlamış. Bu işi başarı ile yapan yazarlardan Meral Kır .İki türden de ödün vermiyor ve iki türün de hakkını veriyor. Polisiye olarak sonuna kadar heyecan bitmezken aşk bölümlerinde ise o naif duyguları ve aşık atışmalarını sonuna kadar keyifle okuyoruz. +18 e girmeden da güzel bir aşk öyküsünün nasıl ortaya çıktığını da görüyoruz  kitabın sayfalarında .

Hedef Sensin kitabında Sancaktar Serisini hatırlayanlar için söyleyeyim Mehmet - Esmer Sancaktar çiftini görüyoruz.  Zaten başkarakter olarak  Esmer'in savcı olan ağabeyi Güçer Öztürk'ü görüyoruz.

Hedef Sensin - Meral Kır


Güçer'in yan dairesinde bir genç kadın öldürülür . Öldürülen bu kadını son gören kişi Güçer'dir . Son gören kişi olduğu için bu olaydan daha çok etkilenen Güçer aynı zamanda da zanlı mı olacaktır yoksa!...

 Gazeteci Zeynep , Güçer'in yan dairesinde kalmaktadır . Birbirlerini daha önce görmemişlerdir. Evine dönen Zeynep yatağında vahşi bir cinayete kurban gitmiş bir kadın bulur . Bu olay onu çok sarsar ...

   Güçer yan evde öldürülen kadını komşusu zannederken aslında bir yabancı olduğunu öğrenir . Üstelik bu kadının kim olduğunu bilmemektedirler  .Üstelik de katil kimliği tespit edilmesin diye elinden geleni yapmış , geriye ipucu bırakmamıştır.

  Bu karışık bir davadır . Katil bu kadını Zeynep',n evinde öldürerek bir şeyler mi anlatmaya çalışmaktadır? Yoksa hedef Zeynep miydi ? Güçer'in yan dairesinde bu olayın olması bir tesadüf müydü? ....

  Birçok soru ve çok az ipucu var kitapta. Meral Kır kurguyu öyle bir hazırlamış ki son anlara kadar heyecan bitmiyor . Bir yandan katili bulmaya çalışırken bir taraftan da yeni filizlenen aşkın heyecanı kitabı daha da bırakılmaz hale getiriyor. Sayfaları birbiri ardına çevirirken çok az da olsa verilen ipuçlarını buldum fakat bunları doğru kişiye yönlendiremedim. Olabilir ama çok az bir ihtimal dediğim birisi çıktı katil . Üstelik cinayet sebebini da tahmin edememiştim. Bolca şaşırdığım ve zevkle okuduğum bir kitap oldu Hedef Sensin.

Kitabı instagramda kalabalık bir grup ile birlikte okudum . Kitabı kalabalık olarak okumak , arada geri bildirim yapmak çok güzeldi. Üstelik kitapta geçen havuçlu keki yapıp kek ile birlikte kitabı okumak ayrı bir keyifti :)

Benim çok sevdiğim bir kitap oldu . New York Times çok satanlar arasına giren ve birçok dile çevrilen kitapların birçoğundan daha güzel bir kitaptı Hedef Sensin . Yazar olarak da bir çoğundan daha kuvvetli Meral Kır'ın kalemi . Umarım kitapları birçok dile çevrilerek hak ettiği yerlere gelir.




Hedef Sensin Kitabından Alıntılar:

🎯" ... onlarca insanın arasında yalnız olmak değil , biriyle tam olabilmekti asıl mesele."

🎯" Anılar zalimdi. Ne unutmaya ne de affetmeye izin veriyorlardı. "

🎯"Ama aşk bana yakışmadı."

🎯" Aşkı bende sevdim," dedi özür dilercesine." Ama böyle olmaz . Önce aşka bilmek gerek."

🎯"Hayata aynı pencereden bakmadıkları sürece , iki kişinin bir olabilmesi için değişmeleri değil, bir şeyleri feda etmesi gerekiyordu."

🎯" Oysa vazgeçmek insanın kendine yapacağı en büyük iyilikti."

🎯" Sevmek sadece sevdiğim yanındayken gerçekleşen bir eylem değildi . Yoksa bile var olduğunu bilmek yeterliydi."

🎯 "Çünkü biliyordu ki onlarca insanın arasında yalnız olmak değil , biriyle tam olabilmekti asıl mesele . "




Hedef Sensin - Meral Kır Kitabın Adı :Hedef Sensin
Yazar :Merak Kır
Yayınevi : Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı :432


Gazeteci Zeynep Erdem’in yatağında tanımadığı genç bir kadın acımasız bir katil tarafından öldürülür. Üstelik Zeynep’in, katilin kim olduğu hakkında en ufak bir fikri dahi yoktur. Bildiği bir şey varsa o da geçmişin aslında hiç geçmediği ve tüm karanlığıyla bugünü yerle bir etmeye geldiğidir. Şimdi, Zeynep’in tek isteği karanlık cinayeti aydınlatmaktır. Ona en çok yardımı dokunacak kişi yan komşusu Savcı Güçer’den başkası değildir…
Savcı Güçer, karanlık detaylarla dolu cinayetin kurbanını son gören kişidir. Hemen bir duvar ötesinde işlenen korkunç cinayet, savcıyı hem katili yakalamaya hem de hesapta olmayan bir aşka doğru sürükler. Zeynep yavaş yavaş hayatına sızarken Güçer’in ondan uzaklaşması ve asla gözlerine bakmaması gerekir. Ama aşk apansız gelir, insanı amansız bırakır. Aklınızın ve kalbinizin sınırlarını zorlayacak bu hikâyeyi okumadan önce derin bir nefes alın.

Çünkü soluksuz okurken buna ihtiyacınız olacak.

Meral Kır Kimdir ? 

Hedef Sensin - Meral Kır
Evli ve iki çocuk annesi olan yazar İstanbul'da yaşamaktadır .



                                                            Kozmokitap
Web sitemizdeki fotoğrafların, yazıların izin alınmadan kopyalanması, yayınlanması, alıntı olduğu ve kaynağı belirtilmeden bir takım amaçlar için kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırıdır. İzin alınmadan kopyalanan resim ve yazılarımızla ilgili dilekçe ve dava açma hakkımız saklıdır.